<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Medrese-i Yusufiye arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/medrese-i-yusufiye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/medrese-i-yusufiye/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:57:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Medrese-i Yusufiye arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/medrese-i-yusufiye/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Allahım, medrese-i Yusufiye misafirlerini salıver! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/allahim-medrese-i-yusufiye-misafirlerini-saliver-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2022 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[Medrese-i Yusufiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27706</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Allahım, medrese-i Yusufiye misafirlerini salıver ve onları en çabuk zamanda sevdiklerine kavuştur!..” *Bazılarınız çeker, bazılarınız da onların çektiğini paylaşır, onların ızdıraplarını ruhunda duyar; yapılması gerekli olan şeyler mevzuunda bir küheylan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allahim-medrese-i-yusufiye-misafirlerini-saliver-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Allahım, medrese-i Yusufiye misafirlerini salıver! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Allahım, medrese-i Yusufiye misafirlerini salıver ve onları en çabuk zamanda sevdiklerine kavuştur!..”</p>
<p>*Bazılarınız çeker, bazılarınız da onların çektiğini paylaşır, onların ızdıraplarını ruhunda duyar; yapılması gerekli olan şeyler mevzuunda bir küheylan gibi şahlanır, bir üveyk gibi kanatlanır Allah’ın izni inâyetiyle; işte o zaman paylaşıyor demektir.</p>
<p>*Evet, birileri içeride medrese-i Yusufiye yaşarlar; berikiler de dışarıda oturur kalkar onlara dua ederler: “Onları en çabuk zamanda, çok rahatlıkla salıver Allahım! Salıver ve onlarla beraber bir sürü aileyi, kırk bin tane aileyi, elli bin tane aileyi, yüz bin tane aileyi; belki on milyon aileyi sevindir Allahım!” Bu on milyon ailenin sevinmesi, mele-i âlânın sakinlerinin de sevinmesi demektir. Bu arada bir şirzime-i kalîl “Niye böyle oldu?” diye üzülecekler. İnşaallah, iman ediyorlarsa Allah’a, o üzülme de onların günahlarına kefaret olur. Biz onu da düşünürüz: Allah onların da günahlarına kefaret olabilecek şeylere onları hidayet eylesin. Genel ahlakımız bu!..</p>
<p>*Bazı densizler bir mülâaneyi, bir mübâheleyi, bir muhâveleyi beddua kabul edip böyle bir meseleden dolayı, incir çekirdeği nevinden meseleleri dava mevzuu yaparak, “Acaba bununla bunlara bir örgüt diyebilir miyiz?” düşüncesine daldılar. Bu yaptıkları mesâvîden dolayı bize düşen şey “Allahım bunlara da hidayet eyle!” demektir. Bir de sabredemediğimiz takdirde “Allah Allah, cinnetin bu seviyesi de varmış!.” demektir. Ama ben bu mülahazaya girmenizi de istemem. Mukaddes Çile Nöbeti Sizlerdeyse…</p>
<p>*Dünden bugüne sizin çizginizde hareket eden insanlar hep çekmişlerdir. Yüce mefkûrelerini, gaye-i hayallerini, dünyanın dört bir yanında bir bayrak gibi dalgalandırmaya odaklanmış insanlar hep musibetlere maruz kalmışlardır. Başka mülahazaları olmayan, dünya adına bir kazanım peşinde koşmayan, ölürken</p>
<p>“Varım ol Dost’a verdim hânümânım kalmadı / Cümlesinden el yudum pes dü cihanım kalmadı.” (Ahmedî) diyerek Allah’a yürümeyi planlayan, farklılığını fark etmeyen; el-âlem hizmetini alkışlarken “Allah Allah bunlar neyi alkışlıyor?” diyen, kendini tamamen bu işe adamış, başkalarının başka şeyleri sıfırlamalarına mukabil o kendini sıfırlamış; el-âlem göklere çıkarsa bile kendisini yeryüzünde debelenen bir “dâbbe” ve Cenâb-ı Hakk’ın küçük, hakîr, zavallı, kıtmir bir varlığı olarak gören insanlar… Cenâb-ı Hak kendimizi öyle görmeye muvaffak eylesin; bu Allah’ın büyük bir hidayetidir. Başka türlü görme, Allah’ın, insanın firavunlaşmasına fırsat vermesi demektir.</p>
<p>*Evet, insanın, kendini diğer insanlardan büyük görmesi ve “ben şuyum, buyum” demesi bir mekr-i ilahidir; Allah’ın o insanın firavunlaşmasına müsaade etmesi demektir. Verdiği imkânların onda istidraç şeklinde tesir göstermesi demektir. İstidraç, nimet şeklinde gelen, insanı Allah’tan uzaklaştıran nıkmettir.</p>
<p>*Madem Hak yolun en kıymetli yolcuları enbiya, mukarrebin, asfiya ve evliya hep musibetlere maruz kalmış ve çileler çekmişler, bizim de başımıza gelenleri tabii kabul etmemiz, öfkelenmememiz ve hale rıza göstermemiz lazım.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allahim-medrese-i-yusufiye-misafirlerini-saliver-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Allahım, medrese-i Yusufiye misafirlerini salıver! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gergerlioğlu&#8217;ndan mektup var</title>
		<link>https://hizmetten.com/gergerlioglundan-mektup-var-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 May 2021 12:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Medrese-i Yusufiye]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19812</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Gergerlioğlu, “Ben vekilliği gasp edilmiş bir insanım. Haramice gaspa boyun eğmem. Mahpusken de vekilliğin yürütülebileceğini göstermeye çalışıyorum.” dedi. Twitter hesabından paylaştığı bir haberden dolayı “örgüt propagandası”ndan dava açılan ve &#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gergerlioglundan-mektup-var-2/">Gergerlioğlu&#8217;ndan mektup var</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Gergerlioğlu, “Ben vekilliği gasp edilmiş bir insanım. Haramice gaspa boyun eğmem. Mahpusken de vekilliğin yürütülebileceğini göstermeye çalışıyorum.” dedi.</p>
<p>Twitter hesabından paylaştığı bir haberden dolayı “örgüt propagandası”ndan dava açılan ve  2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan, sonrasında da milletvekilliği düşürülen HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevinden mektup gönderdi.</p>
<p>Gergerlioğul, “Ben vekilliği gasp edilmiş bir insanım. Haramice gaspa boyun eğmem. Mahpusken de vekilliğin yürütülebileceğini göstermeye çalışıyorum. Boşuna buralara Medrese-i Yusufiye denmiyor. Yusuf’un azmi, iradesi, sabrı lazım, gevşemek yok” dedi.</p>
<p>Cezaevinden Kronos’tan Selahattin Sevi’nin sorunlarını cevapladığı mektubunda,  Gergerlioğlu, ‘içeriden’ iktidarın çürümüşlüğünün daha net göründüğünü ifade etti. Milletvekilliği görevini yaparken seslerini duyurduğu, yaşadıklarını gündeme getirdiği KHK’lıların gönderdiği mektupların kendisini duygulandırdığını anlatan Gergerlioğlu, cezaevinde okuyup yazarak vakit geçirdiğini ve kitap yazmak istediğini söylüyor. İşte Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Sincan Cezaevi’nden kendisi hakkındaki sorulara verdiği cevaplar;</p>
<p><strong>Siz tutuklandıktan sonra -birkaç isim dışında- Meclis sanki sustu. TBMM, dolayısıyla Türkiye’nin gündeminde insan hakları ihlalleri yok gibi. Amaç bu muydu sizce?</strong></p>
<p>Vekil olduğum süre içinde canla başla, gece gündüz bana ne yafta takarlarsa taksınlar doğru bildiğimi söylemeye çalıştım. Ben tutuklandıktan sonra TBMM’de insan hakları alanında arkadaşlarımızın bayrağı devralması lazım. İnsan hakları alanında bu kadar kötü bir dönem yaşanmadı. TBMM’yi kısıtlı koşullarda takip ediyorum. Umarım insan hakları alanından bir eksiklik olmaz.</p>
<h4><strong>“MUHALEFET MAHCUP BİR EDADA İDİ”</strong></h4>
<p><strong>Vekilliğiniz düşürüldükten sonra liderleri evinize çaya davet ettiniz, kırgın mısınız? Neden beklediğiniz destek gelmedi?</strong></p>
<p>Liderleri Adalet Nöbeti’ne davet etmiştim, gelmediler. Hangi kaygıları vardı bilemiyorum. Apaçık bir yargı ayak oyunu olduğunu herkes biliyor. Defalarca anlattım, bu karar siyasi bir karardır. Defalarca ben, anayasa hukukçuları, ceza hukukçuları hukuksuzluğu anlattık. Bir vekilliğin ayak oyunu ile düşürülmesi sadece o vekilin veya partisinin meselesi değildir, demokrasi meselesidir. Parti farkı gözetmeksizin gelmeliydiler. Bu hukuksuzluğu yüksek sesle söylemeyenler bir daha demokrasi ve hukuktan bahsetmesin. Demokrasi nöbeti, milli irade diyenler bu ayak oyununu tezgâhladı, direnişimize karşı çıktı. Muhalefet ise mahcup bir edada idi. Kısmi destekler geldi ama çok daha etkili, lider düzeyinde gelmeliydiler. Demokrasi, korkular ve kaygılarla gelmez.</p>
<p><strong>Partiniz HDP’den beklediğiniz desteği gördünüz mü?</strong></p>
<p>Partim HDP ilk baştan itibaren bana “Tercihin hangi yönde ise sonuna kadar yanındayız” dedi. TBMM ve Genel Merkez’deki nöbetlerimde sonuna kadar yanımdaydılar, sağ olsunlar.</p>
<h4><strong>“İKTİDAR ÇÜRÜMÜŞ, MUHALEFET DAHA AKTİF OLMALI”</strong></h4>
<p><strong>Bugüne kadar hep “dışarıdan” içeriyi anlattınız. Şimdi ise “içeridesiniz”. İçeriden bakınca “dışarısı” nasıl görünüyor?</strong></p>
<p>İçeriden görünen şu: Çürümüş iktidar, hâlâ kabul edilemez oranda desteklenmesi ve muhalefetin bir silkiniş yaşayarak muhalefet dozunu yükseltmesi. Ama bu yeterli değil. “128 milyar dolar” tepkisinin tuttuğunu görüyorum. Ruhsar Pekcan, Sedat Peker konuları gibi çok bariz konularda muhalefet daha yaratıcı fikirler bulmalı. İktidardan muhalefete yeterli oy gitmiyor. Bu çürümüşlük çok daha fazla oy kaybı gerektiriyor. Aşı beceriksizliği mesela, binlerce insanın ölümünden aşı teminini geciktiren iktidarın sorumlu olduğu belli, çok daha aktif muhalefet yapılmalı. Kabullenilmiş bir hal muhalefet için zaaftır. İnsan hakları ihlalleri bitmedi ama güçlü medyasıyla iktidar örtbas etmeyi başarıyor.</p>
<p><strong>Dışarıdayken anlatmaya çalıştığınız içerisini nasıl buldunuz? Fiziki şartlardan insanların durumuna kadar neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Ben zaten cezaevlerini yakından takip eden bir vekildim. Binlerce kişiden ileti alıyordum ve gündem ediyordum. TBMM Cezaevi Komisyonu pek çok cezaevi ziyareti yaparak yüzlerce koğuşta, yüzlerce mahpusla uzun uzun konuşmuştuk. Nasıl bir yere gireceğimi biliyordum. Karantina koğuşuna alındım ilk olarak. Yıllardır boyanmayan dolap, çerçeve, kap, kalorifer peteklerinden pas akıyordu. Bir kalorifer yeterli ısıyı vermiyordu, daha sonra bahar geldi diye erken kapatıldı. Ramazanda oruç tutan insanların direnci düştüğü için rutubetli ve serin bir ortamda tekrar kalorifer açılmadı. İki kez verdiğim dilekçelere olumsuz cevap verildi. Karantina sonrası başka koğuşa geçtim, boya badana yapılmıştı. 2 katlı bir koğuştayım. 10×15 avlusu var, alt kat 24 saat boyunca güneş görmüyor. Koğuşun alt katı yaşam alanı, mutfak, banyo, WC var, TV de ancak burada izleniyor, üst katta yatakhane.</p>
<p>Sabah akşam sayım yapılıyor ve mekanik bir muamele görüyorsunuz. Önceden Sincan Cezaevi’ne raporlama için gittiğimde bu tür eksiklikleri TBMM’de raporlamıştık. F tipi olduğu için tecrit yaşanıyor. Zaten F tipleri tecrit için yapılmış. Bir de Covid eklenince tam tecrit olmuş. Diğer mahpuslarla sohbet ve sahada spor hakkı iptal edilmiş. 17 günlük tam kapanma bahane edilerek aylık üç olan kapalı görüş hakkı bire indirildi. Bunlar hep fırsatçılık. Mahpuslarla temas imkânı olmuyor zaten. Avukatlar geliyor, kapalı bir görüşme odasında, havasız bir ortamda görüşüyorsunuz. Bu sağlığa aykırı, havalandırması yok. Maske, eldiven kullanılıyor ama virüs hava yoluyla geçtiği için sağlıksız ortamı engellemiyor.</p>
<p>Hapishane zaten insana aykırı bir yer. Özgürlüğünüz kısıtlanmış, bir de keyfi yasaklar olursa daha da ağırlaşıyor. Kitap kısıtlaması var. İki ayda bir 12 kitap alabiliyorsun dışarıdan. Bu, çok kitap okuyanlar için büyük sıkıntı. İlaç temini ve sevklerde sanırım sorun yok. Yemekler de orta halli ama kırmızı et miktarı belirgin, olursa tavuk etli yemekler. Sağlığınızı korumak için azami dikkat etmeniz gerekiyor. Covid ortamında, bilhassa kış ve ilkbaharda sıkıntı artıyor sanırım. Adı cezaevi olsa da devlet memurlarının mahpuslara hitabı daha nezaketli olmalı.</p>
<p><strong>Nasıl karşılandınız cezaevinde?</strong></p>
<p>Cezaevine getirildiğimde görevlilerin basına yansıyan haberler dolayısıyla benimle ilgili bilgi sahibi olduklarını anladım. Kötü bir karşılama olmadı. Çıplak arama dayatabilecekleri endişesindeydim. Bu benim için çok hassas onur konusu idi. Allah’tan böyle bir şey yapmadılar. Normal ve cihazla arama ile bu aramanın yapılabileceğini zaten hep söylüyordum. Karantina koğuşunda insani ihtiyaçlarım bir gecikme olmadan karşılandı.</p>
<h4><strong>“HER KESİMDEN MEKTUP ALIYORUM, DİRENMENİN GÜZELLİĞİNİ ANLATIYORLAR BANA”</strong></h4>
<p><strong>Size kimler mektup yazıyor, ne yazıyorlar, neler anlatıyorlar?</strong></p>
<p>Bana mektup yazan çok kişi var. Gerek cezaevlerinden gerek dışarıdan tanıdığım ve tanımadığım çok kişiden mektup alıyorum. Benim için büyük moral kaynağı oluyorlar. Şimdiye kadar yardımcı olduğum mahpus veya dışarıdaki mağdurlardan vefa duygusuyla, gözlerimi yaşartan mektuplar alıyorum. Bilhassa her farklı kesimden mektup gelmesi en çok hoşuma giden husus. Demek ki diyorum insan hakları alanında yapmak istediğimi başarmışım. Sadece bir kesimden değil, farklı çok kesimden sevgi ve destek almam insan hakları mücadelemin başarıya ulaştığını gösteriyor. Eski eş genel başkanlarımız, mahpus vekillerimiz bana “Hoş geldin” mektubu gönderdi. Hepsi de mücadelemi büyük takdirle izlediklerini söylediler. Yine KHK’lı arkadaşlarımız, sol çevre ve Kürt camiasından mahpuslar, beni çok seven gençler, yurtdışından dualarını gönderen insanlar…</p>
<p>Velhasıl büyük bir gruptan destek alıyorum. Direnmenin güzelliğini, mücadeleyi anlatıyorlar bana. Sağ olsunlar, yıllarca cezaevinde kalan insanların benim mahpusluğumu çok dert ettiklerini ve bunun siyasi bir karar olması ve özellikle cezaevlerini yakından takip eden bir vekile yapılmasından dolayı yaralandıklarını görüyorum. Mektuplarda göz yaşartan dualar var. Ben de her mektuba cevap yazıyorum. Her insan benim için çok değerlidir.</p>
<h4><strong>“ESKİ MAHALLEMİZİN VİCDAN KAVRAMIYLA SORUNLARI VAR”</strong></h4>
<p><strong>Bu süreçte ‘eski mahalleniz’den olumlu ya da olumsuz tepki aldınız mı?</strong></p>
<p>Eski mahallemizin vicdan kavramıyla sorunları var. Vicdan bitince her yaşanan zulme bir kılıf bulabiliyorlar. Zulme karşı çıkmadılar, sessiz kaldılar ve bu şekilde desteklediler. Dünyevi çıkarları için yanlış bulsalar bile eleştiremezler. Vicdanı değil gücü, hakkı değil taassubu seçiyorlar.</p>
<h4><strong>“BOŞUNA BURALARA MEDRESE-İ YUSUFİYE DENMİYOR”</strong></h4>
<p><strong>Cezaevinde sizi zorlayan konular oldu mu? Olduysa nedir ve neden? Bir gününüz nasıl geçiyor?</strong></p>
<p>Hiç şüphesiz cezaevi insani bir yer değil. Özgürlüğünüz elinizden alındığı gibi çeşitli kısıtlamalarla sizi değiştirmeye, biçimlendirmeye çalışıyorlar. Her TV kanalını izleyemiyorsunuz, izleyebildikleriniz çoğunlukla iktidar medyası. Her gazeteyi alamıyorsunuz, kısıtlı, kitap da hakeza böyle. İradeli insanımdır, iradesi zayıf olan için bir anda kapıların kapanması ve dört duvar arasında kalmanız karşısında depresyona girmemeniz mümkün değil. Bunun siyasi bir intikam operasyonu olduğu bildiğim için dimdik ayaktayım, vaktimi dopdolu geçirmeye çalışıyorum. İç ve dış dünyamı yeniden gözden geçiriyorum, kendimle ve çevremle hasbihal etmeye çalışıyorum. Kendimi Hz. Yusuf gibi hissediyorum. O da zulmen zindana atılmıştı ama milim geri adım atmamıştı. Boşuna buralara Medrese-i Yusufiye denmiyor. Yusuf’un azmini, iradesini, sabrını, ahlakını göstermek zorundasınız, gevşemek yok.</p>
<p>Ramazan’da TV’de Hz. Yusuf filmini izledim. Zindan hayatı tasvir ediliyordu. Benim için etkileyici oldu. Girdikten bir 10 gün sonra Ramazan başladı. İftar saati ve yemek dağıtımı uygun olmasa da hatim indirerek, kitap okuyarak, tefekkür ederek geçirdim Ramazan’ı. Bu arada siyasetten kopmamam gerekiyordu. TV haberlerini ve abone olduğu gazeteyi vekilliği hâlen süren bir insan gibi takip ettim. Makaleler, şiirler yazdım, sosyal medyaya mesajlar yolladım. Niye bu konuda gayretliyim? Çünkü ben vekilliği gasp edilmiş bir insanım. Vekilliği millet verir, millet alır. Haramice gaspa boyun eğmem. Buradan da vekilliğin yürütülebileceğini göstermeye çalışıyorum.</p>
<p>Tam kapanma cezaevinde sıkıntı oldu. Avukat ve kapalı görüş sıkıntısı oluştu. Bayram sonrası erken yatıp, erken kalkarak günümü en disiplinli şekilde geçirmeye çalışıyorum. Günlük yürüyüşü ihmal etmiyorum. Okumaya, yazmaya, yeni fikirler üzerinde düşünmeye yoğunlaşıyorum. Koğuşta yalnız kalıyorum, bu benim tercihim oldu. Kitap yazma düşüncem var, bu yüzden sakin bir kafa gerekiyor.</p>
<h4><strong>“YETER Kİ VİCDAN SAHİBİ OLALIM…”</strong></h4>
<p>Zaten lüks hayat peşinde koşan bir insan değildim. Öğrenciyken zorluk çektiğimde hep ilerideki hayata hazırlanmam için bunun gerekli olduğunu düşünürdüm. Hayatta başınıza her şey başınıza gelebilir. Ben bir gün doktor idim, bir gün ötekileştirilmiş bir KHK’lı, bir gün vekil ve bir gün de mahpus. Yeter ki vicdan sahibi olalım, gerisi Allah’ın dönüp duran günleridir.</p>
<p>Burada kettle’ın varsa sorun yok. Çay seven biri olarak, çay keyfim hiç eksik olmuyor. 17 kitap okuyup, Türkçe ve Arapça hatim yaptım. Bunlar da cezaevinin iyi yönleri oldu. Burada, önceden iyi ve adil işler yaptığım için çok mutluyum. Keşke daha da fazla yapsaydım diyorum.</p>
<p>Destek verdiğiniz toplum kesimleri vekilliğiniz düşürüldüğü ve tutuklandığınız süreçte size destek olmaya çalıştı mı?</p>
<p>Evet. Ben toplumun siyaset ve partilerin önünde olduğunu gördüm. Vicdanı olan her kesimden destek gördüm. Vekillik sadece TBMM’de yapılmaz bence, halkın kalbinin, gönlünün vekiliyseniz halk sizi bağrına basar.</p>
<p><strong>Sizin de tecrübe ettiğiniz gibi, sizce Türkiye’de adaletsizliğin bu kadar artması ne gibi sonuçlar doğurur?</strong></p>
<p>Toplum çok sıkışmış durumda. Zaten kokuşmuş bir yönetim altında, bir de COVID salgını bitmiyor, insanlar artık patlama noktasında. İnsan haklarını çözmek değil, ceberutluğunu arttırmaya çalışarak ve din istismarıyla kendini kurtarmaya çalışan bir Ak Parti- MHP ittifakı var. Bu da insanları daha da çaresizleştiriyor. Baskı yapan iktidar bunu daha da zorbalığı, hukuksuzluğu arttırarak sürdürebileceğini düşünüyor. Muhalefetin demokrasi ve hukuk paydasını gözeterek, toplumu bu uçurumdan kurtarması lazım. AK Parti-MHP toplumu sürükledikleri bu durum için hiç endişeli değiller. Allah korusun Suriye ve Irak gibi olma potansiyelimiz var. Aklı selimin galip gelmesini umuyorum. Bu zorbalık sınavını geçip demokrasiye kavuşmamız lazım.</p>
<h4><strong>“DEMİRTAŞ FOTOĞRAF VE ÇİÇEKLİ KART GÖNDERDİ”</strong></h4>
<p><strong>HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanlarıyla, özellikle Sn. Selahattin Demirtaş’la haberleştiniz mi?</strong></p>
<p>Evet, Sayın Demirtaş ben cezaevine girdiğim gibi bana Abdullah Zeydan vekille birlikte cezaevi koğuşundaki imzalı fotoğrafını ve çiçekli bir kart göndererek, “Tüm kalbimizle yanınızdayız. Geçer bugünler de onurlu duruş kalır. Milyonların yüreği seninle atıyor, bir an dahi bunu unutma. Sağlığına dikkat et, hep moralli ol lütfen” diye yazmış sağ olsun. Bana çok moral oldu. 4,5 senedir zulmen tutuklu, o bana moral veriyordu.</p>
<p><strong>Cezaevinde yaşadığınız, tanık olduğunuz, duyduğunuz ya da haberdar olduğunuz hak ihlalleri neler?</strong></p>
<p>Yaşadıklarımdan örnek vereyim: Isı yeterli olmadığı ve sağlığıma dikkat etmek için evden bere istemiştim. “Kar maskesi yapılır” diye vermediler, bir sevenim “dalgaların sesini dinlersin” diyerek deniz kabuğu göndermiş “mevzuata aykırı” denilerek verilmedi. Hakkımda çıkan haberleri istemiştim. HDP Genel Merkezi ve oğlumun gönderdiği haberler “telif hakkında giriyor” veya “yasaklı site çıktısı” denilerek bana verilmedi. Dışarında pul istemiştim, “kantinde satılıyor” diye engellendi. Kitap 2 ayda bir 12 ile sınırlı. Bana mektup yazan bir kişinin mektubundaki sıradan ifadeler “örgüt propagandası” diye engellenmiş. (2. mektuptan öğreniyorum, başkasına yazdığında bu engellemenin yaşanmadığını yazmış) Bir mahpusun öğrenci olduğu halde 3 kişilik odada bir masaya mahkum edildiğini öğrendim. 2. masa isteği “güvenlik” gerekçesiyle reddedilmiş. Üçü de öğrenci olan bu kişiler, tek masa ile ne yapar? “Güvenlik” nasıl bir engel oluşturabilir ki?</p>
<h4><strong>“BURASI TÜRKİYE, HUKUKUN KALMADIĞI BİR ORTAMDA KESİN KONUŞAMIYORUZ”</strong></h4>
<p><strong>AYM ve AİHM sürecinden umutlu musunuz?</strong></p>
<p>Benim cezam hukukçu olmayan birisi tarafından bile anlatılabilecek şekilde siyasi bir ceza. AYM’den kesin ihlal kararı çıkması lazım. Ama burası Türkiye, hukukun kalmadığı bir ortamda kesin konuşamıyoruz. AYM olmazsa AİHM’den kesin ihlal çıkar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gergerlioglundan-mektup-var-2/">Gergerlioğlu&#8217;ndan mektup var</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yusufiye&#8217;den bir şiir &#124; Mazlumun sahibi</title>
		<link>https://hizmetten.com/yusufiyeden-bir-siir-mazlumun-sahibi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 13:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Medrese-i Yusufiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16257</guid>

					<description><![CDATA[<p>Izdıraplar, zulmetler, mağduriyetler bitsin diye, Şımarıp azgınlar hadlerini bilsin diye, Mazlumun sahibi var, bu böyle bilinmeli diye, Gayrı gönderiver mucizeni, zalimler kahrolsun diye, Bela zamanı uzadıkca imanlar zayıflıyor diye, İnançlar&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yusufiyeden-bir-siir-mazlumun-sahibi/">Yusufiye&#8217;den bir şiir | Mazlumun sahibi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Izdıraplar, zulmetler, mağduriyetler bitsin diye,</p>
<p>Şımarıp azgınlar hadlerini bilsin diye,</p>
<p>Mazlumun sahibi var, bu böyle bilinmeli diye,</p>
<p>Gayrı gönderiver mucizeni, zalimler kahrolsun diye,</p>
<p>Bela zamanı uzadıkca imanlar zayıflıyor diye,</p>
<p>İnançlar sarsık, beşaret ve takviye gerek diye,</p>
<p>Tüm zamanlara zalimlere ibret-i alem olsun diye,</p>
<p>Gönderiver mucizeni ağlayanlar artık gülsün diye,</p>
<p>Yetsin gayrı verdiğin müddet diye ,</p>
<p>&#8220;Rabbienni mağlubin FANTASIR&#8221; diye(54/10),</p>
<p>Festecebnalehu ve neccaynahu diye (21/58),</p>
<p>Gönderiver mucizeni ibret-i alem diye,</p>
<p>Onca ikaza, ibrete aldırmadılar diye ,</p>
<p>Bunlar normal seyler, hep olur dediler diye,</p>
<p>Yapılan zulümlere sesiz kalıp taraf oldular diye,</p>
<p>Gönderiver &#8220;SAHİBİM&#8221; mucizeni masumlar gülsün diye,</p>
<p>Gönderiver mucizeni, gülenler ağlamasın diye.</p>
<p>Gabi olmasın Esarette 929.gün</p>
<p><strong>Hizmetten | Esaretteki bir Yusuf</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yusufiyeden-bir-siir-mazlumun-sahibi/">Yusufiye&#8217;den bir şiir | Mazlumun sahibi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlık Zindanların Asırlık Işığı &#8221;Risale-i Nur &#8221; &#124; Yusuf İbrahimoğlu</title>
		<link>https://hizmetten.com/karanlik-zindanlarin-asirlik-isigi-risale-i-nur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2020 07:00:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Ben anladım ki]]></category>
		<category><![CDATA[bunların hücumundan kurtulmak çaremiz yoktu. Ne yapsaydık onlar hücumu yapacaktılar]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Medrese-i Yusufiye]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11209</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emniyet Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde on gün soğuk beton zeminde yatırıldıktan, işkenceye, hakarete ve tehditlere maruz bırakıldıktan sonra soluğu, artık biraz olsun rahatlayacağımı, arkadaşlarla aynı havayı teneffüs edeceğimi düşündüğüm ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/karanlik-zindanlarin-asirlik-isigi-risale-i-nur/">Karanlık Zindanların Asırlık Işığı &#8221;Risale-i Nur &#8221; | Yusuf İbrahimoğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Emniyet Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde on gün soğuk beton zeminde yatırıldıktan, işkenceye, hakarete ve tehditlere maruz bırakıldıktan sonra soluğu, artık biraz olsun rahatlayacağımı, arkadaşlarla aynı havayı teneffüs edeceğimi düşündüğüm ve &#8221;İnşallah bizim için de Medrese-i Yusufiye olur&#8221; dediğim devrin zindanlarında aldım.</p>
<p>Koğuşa girdiğimde sanki herkes yıllardır tanıyormuş gibi &#8221;hoş geldin&#8221; diyerek bana sarıldı ve çay, bisküvi, zeytin, peynir gibi ellerinde olan ne varsa ikram ettiler fakat peş peşe gelen sorulara cevap verirken açlığımı bile unuttum. Aradan saatler geçip uyuma vakti geldiğinde aslında koğuşun ne kadar kalabalık olduğunu fark edebildim. Küçücük koğuşta kapasitenin neredeyse üç katı Yusuf yüzlünün yaşamaya çalıştığını gördüm.</p>
<p>Tuvaletin önüne yapılmış bir yer yatağında başımı yastığa koyduğumda, geride bıraktığım sevdiklerim teker teker aklıma gelmeye başladı. Sanki mezara yeni koyulmuş tabuttaki bir ölü gibi onlardan ayrılmanın tarif edilemez acısını tüm hücrelerimde hissettim.</p>
<p><span class="Apple-converted-space">Hukuksuz ve haksız yere atıldığımız zindanlara dair hatırladığım ilk  anılardı bunlar&#8230; </span></p>
<p>Sabahın aydınlığında gardiyanların ayak sesleri, bağırmaları ve demir kapıların o acımasız gürültüsüyle adeta yatağımdan fırlayarak sayım alınması için sıraya geçtim. Sırada, hayatını terörle mücadeleye vermiş, hatta 15 Temmuz günü yaşananları önlemeye çalışmış insanların birer terörist muamelesi gördüğüne ve askeri nizamda sağ baştan sayarak beklediğine şahit oldum.</p>
<p>Sayım bittikten, demir kapı tıpkı gardiyanların soğuk yüzü gibi üzerimize kapandıktan sonra nöbetçi arkadaşımızın hazırladığı kahvaltı masasına oturma telaşı başladı. Sohbet, muhabbet eşliğinde birkaç çeşitten oluşan kahvaltımızı tamamlayıp tüm arkadaşlar gibi ben de abdest alma sırasına katıldım.</p>
<p>Onlarca kişi tek bir banyo ve tuvaleti kullanmak zorundaydık, haliyle bu da uzun bekleme sürelerine sebep oluyordu lakin arkadaşlarımız burada bile fedakarlık yapıyor sırasını birbirine veriyordu. Abdestini alanlar hemen, daha önce paylaştığı cüzleri okumaya başladı. Abdestimi alıp geldiğimde elimizdeki Kur’an-ı Kerimler&#8217;in yetersiz olduğunu, koğuşta herhangi bir meal ya da tefsir de bulunmadığını fark ettim.</p>
<p>Kimsenin ibadetini bölmek istemediğimden o anları Duha ve kaza namazları kılarak geçirdim. Bulduğum ilk fırsatta, neden bir meal ya da tefsirimiz olmadığını sorduğumda ise &#8221;Zaten süreç kısa sürecek, burada çok kalmayız&#8221; cevabıyla karşılaştım. Biraz daha geç tutuklanmanın verdiği gözlem ve dışarıda şahit olduklarım nedeniyle yutkunsamda arkadaşların maneviyatını kırmamak, onları sükut-u hayale uğratmamak adına sessiz kalmayı tercih ettim. Yaşadığımız bu süreçte zindandaki hikayeler de mazlumlarda hep benzerdi aslında&#8230;</p>
<p>İnsanoğlunun, Yaradan&#8217;ın verdiği sabırla bulunduğu her zorluğa zamanla alışmayı denediğini de burada öğrendim. Aradan günler, haftalar ve hatta aylar geçtikçe üzerimize çöken hüzün atmosferini dağıtmaya, sinelerimizdeki umutsuzluk yangınını hafifletmeye çareler aramaya başladık. Böylece, asra meydan okuyan, küfre karşı en büyük mücadeleyi vermiş Risale-i Nur&#8217;ların koğuşa girme vaktinin geldiğine de kanaat getirmiş olduk.</p>
<p>Ailelerimizin dışarıda dişinden tırnağından arttırıp bize gönderdiği paralardan ayırarak, cezaevi yönetiminin de insafsızlığı neticesinde, piyasadaki en pahalı külliyattan daha pahalı bir külliyat koğuşumuza geldi ve aylar önce &#8221;tefsire, meale gerek yok&#8221; diyen kardeşlerim, kura ile hangi kitabı ne kadar sürede okuyacağını seçti.</p>
<p><strong>Aradığımız soruların cevaplarını Risalelerde bulduk</strong></p>
<p>O günden sonra herkes adeta gönlündeki yaraları Risalelere açmaya, sorularını yine Risalelere sormaya başladı. Sanki Bediüzzaman bizimle koğuşta yaşıyormuş gibi beynimizdeki her soruya eserleriyle cevap veriyordu. &#8221;Başımıza neden bunlar geldi?&#8221; düşüncesiyle sayfayı çevirdiğimizde, &#8221;Kardeşlerim,<br />
Gerçi yeriniz çok dardır fakat kalbinizin genişliği o sıkıntıya aldırmaz. Hem yerlerimize nisbeten daha serbesttir. Biliniz, en esaslı kuvvetimiz ve nokta-i istinadımız tesanüddür. <b>Sakın, sakın bu musibetlerin verdiği asabilik cihetiyle birbirinizin kusuruna bakmayınız</b>. <b>Kısmet ve kadere itiraz hükmünde olan şekvalar ve &#8216;Böyle olmasaydı şöyle olmazdı&#8217; diye birbirinizden gücenmeyiniz. Ben anladım ki, bunların hücumundan kurtulmak çaremiz yoktu. Ne yapsaydık onlar hücumu yapacaktılar.</b> Biz sabır, şükür ve kazaya rıza ve kadere teslimle mukabele ederek tâ inayet-i İlâhiye imdadımıza gelinceye kadar, az zamanda ve az amelde pek çok sevap ve hayrat kazanmaya çalışmalıyız.&#8221; bölümünü okuyorduk.</p>
<p>&#8221;Çoluğumuz çocuğumuz bizsiz ne yapacak dışarıda&#8221; dediğimizde, &#8221;Amma fakir arkadaşların çoluk ve çocuk ve idare ciheti ise, musibette, kendinden ziyade musibetliye ve nimette, daha noksaniyetliye bakmak kaide-i Kur&#8217;âniye ve imaniye ve Nuriyeye binaen, yüzde seksen adamdan daha ziyade rahattırlar. Şekvâya hiç hakları olmadığı gibi, seksen derece bir şükür, üstüne haktır. Hem burada kısmetimizi almak, yemek, kader-i İlâhî tayin etmişti. Adalet-i rahmet bizi toplattırdı, çoluk çocuk Rezzâk-ı Hakikîlerine emanet edildi, muvakkaten o nezaret vazifesinden mezuniyet verdi. Nasıl ki bir gün bütün bütün elini çektirecek, azledecek&#8230; Madem hakikat budur  حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ deyip teslimle şükretmeliyiz.&#8221; cevabını alıyorduk.</p>
<p>Hayatın bunalttığı anlarda, dünyanın bütün dehşetiyle üzerimize yüklendiği zamanlarda ise “Ey hapis musîbetine düşen biçareler! Madem dünyanız ağlıyor ve hayatınız acılaştı. Çalışınız; ahiretiniz dahi ağlamasın ve hayat-ı bakiyeniz gülsün, tatlılaşsın; hapisten istifade ediniz. Nasıl, bazen ağır şerâit altında düşman karşısında bir saat nöbet, bir sene ibadet hükmüne geçebilir; öyle de sizin, bu ağır şerâit altında, her bir saat ibadet zahmeti, çok saatler olup, o zahmetleri rahmete çevirir.&#8221; satırları ruhumuzu aydınlatıyordu.</p>
<p>Biz de böylece, her ne durumda olursak olalım, ne yaşarsak yaşayalım, tahkik-i imana ulaşmak, &#8221;bu davada ben de varım&#8221; demek, asrın fitnelerine karşı ayaklarımızın sabit kadem kalması için Risale-i Nur&#8217;a ekmek ve su gibi ihtiyacımız olduğunu bir kez daha anladık.</p>
<p>Ve o zor günleri geride bırakan bir Yusuf olarak, asrın en büyük iftiralarına maruz kalmış Muhterem Hocamın duasıyla cezaevindeki kardeşlerimi anıyorum; &#8221;Ey esaret hayatı yaşayanları hürriyetine kavuşturan! Masumiyetine rağmen hürriyeti gasp edilen bütün kardeşlerimizi bir an evvel hürriyetlerine kavuştur! Ey esaret hayatı yaşayanları hürriyetine kavuşturan! Hürriyeti gasp edilen bütün kardeşlerimizi bir an evvel hürriyetlerine kavuştur! Ey gariplerin sahibi… Ey mazlumların sahibi… Ey mağdurların sahibi… Ey mahkumların sahibi…&#8217; Onların hepsini birden, tasavvurları aşkın, sürpriz şekilde salıver Allah&#8217;ım! Ne olur?! Onları eski hallerine, güzel durumlarına yeniden iade buyur!.. Haklarını, imkanlarını iade buyur!.. Onlar, bir kısım mutasallıtların, mütegalliplerin, mütemelliklerin tasallutuna, saldırısına, tahakkümüne maruz kaldılar; o zalimlerin ve münafıkların ellerinden onları kurtar!..&#8221; Elfü elfi amin.</p>
<p><strong>Yusuf İbrahimoğlu</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/karanlik-zindanlarin-asirlik-isigi-risale-i-nur/">Karanlık Zindanların Asırlık Işığı &#8221;Risale-i Nur &#8221; | Yusuf İbrahimoğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
