<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>M.Nedim Hazar arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/m-nedim-hazar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/m-nedim-hazar/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:58:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>M.Nedim Hazar arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/m-nedim-hazar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sepet! &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/sepet-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2021 16:00:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20738</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih 24 Mart 1960. Dönemin iktidar yandaşı Vatan gazetesinden bir haber: “Öğrendiğimize göre, Nurcubaşı Saidi Nursî’nin tek varisi Konya’daki kardeşidir. Kendisinden küçük olan kardeşi Konya İmam-Hatip Okulunda öğretmenlik yapmaktadır. Saidi&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sepet-m-nedim-hazar/">Sepet! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih 24 Mart 1960. Dönemin iktidar yandaşı Vatan gazetesinden bir haber:</p>
<div class="OIAL4t3b"></div>
<p>“Öğrendiğimize göre, Nurcubaşı Saidi Nursî’nin tek varisi Konya’daki kardeşidir. Kendisinden küçük olan kardeşi Konya İmam-Hatip Okulunda öğretmenlik yapmaktadır. Saidi Nursî’nin milyonları aşan nakit ve gayrimenkulünün kardeşine kalacağı anlaşılmaktadır.”</p>
<p>Hayatında kırk yamalı cübbesi ve şalvarından başka giysisi, bir sepet içindekilerden başka malvarlığı olmayan bir alim için bu kadar rahat bir iftirayı yazabilmek için elbette, önce ideolojinin kiniyle keskinleşmek ve iktidarın havuzundan nemalanmak gerekiyordu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft td-animation-stack-type0-2" src="https://pbs.twimg.com/media/EXiDh4qXsAIhQ3E.jpg" alt="Metin KÜLÜNK on Twitter: &amp;quot;5-Tam aksine istiklal için savaşlara katılmış, cephede görev almış, esir düşmüş, sonrasında vatanına dönmüştür. Politik sebeplerle ömrü hapiste gözetimde geçmesine ve tecrit edilmesine rağmen asla devletine ihanet içinde" /></p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi için başta lakabı Bediüzzaman olmak üzere pek çok şey söylenebilir. Ancak kanaat-i acizanemce en önemli özelliği asla mağlup edilemeyeceğiydi. Yenilgi ile mağlubiyetin farkı da burada sanırım. Onu hapse atanlar mağlup ettiklerini zannettiler. Yıllarca memleket memleket sürgün edenler, gece gündüz takip, tarassut ile rahatsız edenler onu ve fikirlerini alt edebileceklerini zannettiler.</p>
<p>Ne zavallıca ve hazin bir zulüm!</p>
<p>Tarihin başka bir sayfasına geçelim.</p>
<p>Hararetli bir mahkemenin son demleri. Hakimler karar verme aşamasında biraz da yorgunluğun verdiği öfkeyle konuşmak isteyen Said Nursi’ye çıkışır: “Bana bakın efendi, idam cezası mı almak istiyorsunuz?”</p>
<p>Hz. Bediüzzaman hiçbir zaman yanından ayırmadığı sepetini hakime gösterir ve şöyle der, “Reis Bey, şu sepetten başka hiçbir dünyalığı olmayan adamı ölümle mi korkutuyorsunuz?”</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-269144 aligncenter td-animation-stack-type0-2" src="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/07/nursi.png" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" srcset="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/07/nursi.png 1208w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/07/nursi-300x186.png 300w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/07/nursi-1024x634.png 1024w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/07/nursi-768x476.png 768w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/07/nursi-100x62.png 100w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/07/nursi-356x220.png 356w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/07/nursi-696x431.png 696w" alt="" width="520" height="322" /></p>
<p>Her dönemin çamur zihniyetinin temsilcisi olan Akşam ve Cumhuriyet gazeteleri 24 Mart 1960 tarihinde şu utanç dolu manşeti atmıştı:</p>
<p>“Said-i Nursî’nin üzerinden 40 bin lira çıkmıştır.”</p>
<p>Dönemin havuzcuları her ne kadar milyonlarca para, mal mülk dese de işin doğrusunu mahkeme heyetinin kararından görelim:</p>
<p>Tereke hakiminin tutanağı:</p>
<p>“15 lira bozuk para, bir saat, bir pusula, bir ibrik, bir leğen, iki pamuklu seccade, bir cübbe, şalvar, bez kuşak, bir baş yaşmağı, bir çift çorap, üç adet de mendil. Ayrıca bir sepet içerisinde bir çaydanlık, bir kaşık, bir cezve ve bir de çay bardağı bulunmaktadır. Bir de eski Türkçe basılmış takvim bulunmuştur.”</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter td-animation-stack-type0-2" src="https://pbs.twimg.com/media/D2XYsrZX0AAE-37.jpg" alt="Yeni Akit Gazetesi on Twitter: &amp;quot;Bediüzzaman Said Nursi&amp;#39;nin bilinmeyen cenaze fotoğrafları https://t.co/Z1ybhHDmKS… &amp;quot;" width="519" height="260" /></p>
<p>Ve acı ama bir o kadar da onurlu bir detay: “15 lira ‘bozuk para’nın eşyaların Konya’da öğretmen olan kardeşi Abdülmecid Efendi’ye gönderilmesi için posta masrafı olarak kullanılmasına…”</p>
<p>Ve başka ibretli bir haber:</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone td-animation-stack-type0-2" src="https://www.risalehaber.com/d/other/r4-001.jpg" alt="Bediüzzaman&amp;#39;ın çilesi vefatından sonra da bitmedi! - Misafir Kalem" /></p>
<p>“Tereke Hâkimi Said-i Nursi’nin bütün eşyalarına toplam 551 lira 50 kuruş değer biçti!”</p>
<p>Hayatını bir sepete sığacak kadar dünyaya yüz vermeden yaşayan bir alim… Ona son anına kadar zulüm yapanlar ve bitmeyen kinleri.</p>
<p>Bilmem sözden anlarlar mı ama isterseniz yine Tereke Hâkimliği’nin Bediüzzaman’ın yaşadığı odadaki eşyalarının listesini de ekleyerek bitirelim yazımızı.</p>
<p>“Cızlavet marka bir çift lastik. Bir sepet içinde dört adet sefer tası. Bir adet çinko tencere küçük. Bir tane küçük çaydanlık. Bir ayaklı bardak, İki tane ayaksız bardak. Bir adet eski çarşaf. Bir eski Frenk gömleği. Bir tane eski iç gömlek. Sarık üzerine sarılacak bez. Üç tane mendil, bir havlu. Bir adet pamuklu hırka, bir eski gömlek. Bir eski bohça. Bir adet havlu. Bir adet kırık gözlük. Bir adet dua kitabı. Eski yazı takvim. İki adet kalem.”</p>
<p>Tarih 23 Mart 1960 ve hâkim Özdemir Türker tespit tutanağını bitirince kâtip İbrahim Dedeşah “Başkaca tespit edilecek eşyası kalmadı” diyerek zaptı mühürler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak: M. Nedim Hazar | Tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sepet-m-nedim-hazar/">Sepet! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ben demiştim! &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/ben-demistim-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2021 12:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zalim bir efendisi vardır Epiktetos’un. Hiçbir gerekçe olmadan kölelerin huzurunu kaçırmaktan, işkence etmekten haz alan bir sahip… Bir gün tozun toprağın içine yatırır Epiktetos’u ve bacaklarını mengene gibi büyük kalaslarla&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ben-demistim-m-nedim-hazar/">Ben demiştim! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zalim bir efendisi vardır Epiktetos’un.</p>
<p>Hiçbir gerekçe olmadan kölelerin huzurunu kaçırmaktan, işkence etmekten haz alan bir sahip… Bir gün tozun toprağın içine yatırır Epiktetos’u ve bacaklarını mengene gibi büyük kalaslarla kıskaca alıp burmaya başlar. İstediği tepki vermesidir ama pek oralı olmamaktadır Epiktetos. İşkence kemiklerini artık dayanılmaz kadar baskı altına aldığı anda şöyle der: “Zorlama, kıracaksın!” Ve çok kısa bir süre sonra bacak kemiğinin kırılma sesiyle yankılanır ortalık. İşkenceciler de dahil olmak üzere herkes bacağı kırılan Epiktetos’a bakmaktadır.</p>
<p>Şöyle der filozof: “Ben demiştim!”</p>
<p>İsmi cismi bilinmeyen bir filozoftur aslında Epiktetos. Adı bilinmediği için ‘köle’ anlamına gelen Epiktetos adıyla meşhurdur. Ahlak ve erdem üzerine yaptığı sohbetler sonradan öğrencileri tarafından kitap şekline dönüştürülür ve günümüze kadar gelmiştir yaklaşık 2 bin yıl önce yaşayan bu büyük insanın. “Başkalarına ait bir şeye göz koyup haset ediyorsanız, unutmayınız ki elinizdekini de yitiriyorsunuz demektir,” cümlesi ona aittir mesela. Keza, “Ben sana zarar verebilirim, tekme atabilirim, dersen bil ki insana değil, eşek ve ata uygun özelliklerle övünüyorsun,” sözü de onundur.</p>
<p>Ömrü esaret altında, işkencelerle geçmiş, hastalıklı ve sakat hayat sürmüştür bir ömür. En az özgürlük kadar, ahlak ve sağduyuya âşık biridir Anadolulu bu garip adam. Şu cümlesi meşhurdur: “Ben esir, sakat, fakir, sefilim; fakat bir Allah âşığıyım!” Bütün nasihatlerinde makamın, gücün geçiciliğinden dem vurur ve sürekli ölümü hatırlatır. Ve insanın önce kendisine bakması gerektiğini ısrarla vurgular.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft" src="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/0/00/Epicteti_Enchiridion_Latinis_versibus_adumbratum_%28Oxford_1715%29_frontispiece.jpg" alt="Epictetus - Wikipedia" width="333" height="589" /></p>
<p>Bugünlerde hangi mecraya yönelsek bir linç, aşağılama, düşmanlaştırma ve karşılıklı bağrışmaları izledikçe aklıma onun, “Cahillerin huzurunda derin ve mühim meseleler açılırsa sükûtu muhafaza et. Zira henüz hazmetmediğini ifade etmekte büyük tehlike vardır. Senin bir şey bilmediğini iddia etseler de öfkelenme. Çünkü koyunlar ne kadar yem yemiş olduklarını gidip çobanlarına rapor etmezler. Fakat iyice hazmettikten sonra süt ve yün hâline getirirler,” cümleleri gelir.</p>
<p>Maddi hiçbir şeye sahip değildir bu büyük insan. Üzerindekinden başka varlığı yoktur ama bu bile rahatsız eder efendi ve muktedirleri. Fikirlerini tehlikeli bulurlar ve olmadık işkencelerden geçirirler ömür boyunca. Zulüm bu hasta ve sakat kölenin kaderi olmuştur adeta. Buna rağmen, alçakgönüllülükten, tevazudan, ahlakın yüceliğinden asla taviz vermez ve öğrencilerine hep bunları öğütler. İş bu nedenle, ona zulmedenleri hatırlamayız bile ama Epiktetos’un her cümlesi binlerce yılı aşarak günümüze kadar ulaşır.</p>
<p>Epiktetos derin ve vakur bir ahlaki anlayışa sahip olduğu için, “Hırsızlık kötü değildir, kötü olan yakalanmaktır” şeklinde özetlenebilecek Epiküryen anlayışa da karşı çıkar ve sert eleştiriler yöneltir. Olaylar karşısında öfkelenmeyi ve sızlanmayı ahlaki bulmaz bu yüzden. Adanmışlık onun hayat felsefesidir. Şöyle der: “Senin bardağını kırdıkları vakit de, komşunun bardağı kırıldığı kadar sakin olmalısın!”</p>
<p>Özellikle bugünlerde olup bitenleri öngörüp vaktiyle uyaranlar bir şekilde düşman ilan edilirken en çok akla gelen cümle değil midir: “Ben demiştim!”</p>
<p>Akan kanı, düşmanlıkları, kutuplara ayrışmayı öngörenlerin hain durumuna düşürüldüğü bu zamanın Epiktetos’larına, yine onun cümleleriyle müjdelemek lazım: “Yarınlar, düşlerinin güzelliğine inananlarındır!”</p>
<div class="td-g-rec td-g-rec-id-content_bottom td_uid_3_60dc21865285a_rand td_block_template_1 "><strong>Kaynak: M. Nedim Hazar | Tr724</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/ben-demistim-m-nedim-hazar/">Ben demiştim! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Benzersiz bir yetenek şöleni! &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/benzersiz-bir-yetenek-soleni-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2021 10:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20611</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bin cenderenin tam ortasında dört bir yandan presleniyor dünya. Kötülük kolbaşı, felaketler at başı birbiriyle yarışıyor. Zalimlerin yaptığı zulüm ile inleyenler çaresizce dağılıyor dünyanın dört bir yanına. İklim değişikliği, koronavirüs&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/benzersiz-bir-yetenek-soleni-m-nedim-hazar/">Benzersiz bir yetenek şöleni! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bin cenderenin tam ortasında dört bir yandan presleniyor dünya. Kötülük kolbaşı, felaketler at başı birbiriyle yarışıyor.</p>
<p>Zalimlerin yaptığı zulüm ile inleyenler çaresizce dağılıyor dünyanın dört bir yanına.</p>
<p>İklim değişikliği, koronavirüs salgını filan derken çağımız felaketler çağı olmak yolunda hızla ilerliyor.</p>
<p>Manzaranın olumsuz tarafı, madalyonun kerih yüzü bu.</p>
<p>Bir de muazzez ve mübeccel yüzü var şüphesiz.</p>
<p>Mazlumların direnme, dayanma ve “buradayız” deme çabaları.</p>
<p>Kötülüğün karşısında tunç gibi sağlam, ancak bir o kadar mütevazı duruşu iyiliğin.</p>
<p>Eski ismiyle Türkçe Olimpiyatları yeni ismiyle IFLC’ye böyle bakıyorum epeydir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-20613" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/06/iflc4.jpeg" alt="" width="696" height="408" /></p>
<p>Fenalığa karşı masumiyetin, kötülüğe karşı maznunluğun ısrarlı edası.</p>
<p>18 yıldır tanıyoruz onları aslında. Muhteşem dönemlerini biliyoruz. Stadyumlara sığmadıkları, onlarca ayrı lokasyonda aynı anda onlarca organizasyon düzenlediklerini hatırlıyoruz.</p>
<p>Sonra o meş’um Temmuz ortası ve sonrasında ülkenin darmadağın edilmesiyle bile umutsuzluğu düşmediler. Bir nebze sendelediler belki ama kısa süre içerisinde yine dimdik ayağa kalktılar. Koşmadılar ama yürüdüler en azından.</p>
<p>İyiliğin, güzelliğin, barışın, kardeşliğin sembolü olduklarını biliyorlardı.</p>
<p>Karanlığın sahipleri, bin bir türlü melanet ve oyunla onların peşine düşmüş olsa bile, onlar kötülüğe prim vermeyip yollarına baktılar.</p>
<p>19. kez düzenlenen yarışma  artık tamamen “worldwide” olmuş. Bu sebeple ismi “Color Of Voices”…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-20612" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/06/iflc1.jpeg" alt="" width="696" height="408" /></p>
<p>Geçen süre içerisinde pek çok şey değişmiş. Kimi değişimler mecburiyetten, kimi imkanlardan kaynaklanıyor sanırım. Ancak değişmeyen tek şey, çocukların yüzlerindeki o muhteşem sevgi dolu tebessüm.</p>
<p>Misal, Kazakistanlı Sabira’yı izlediniz mi bilmiyorum. İzlemişseniz onu yanağındaki gamzeyi bir kilometreden fark ettiğiniz için hatırlayacaksınız. Fransa’dan Fiona’nın gırtlak nağmelerine, Romanya’daki gençlerin ‘Hadi Gari’sine hayran olmuşsunuzdur eminim.</p>
<p>Az buz değil sevgili okur, yarı final elemelerine tam 1,350 genç katılmış. 24 ülke finale kalmış. Finalde izlerken, profesyonelliklerine. Cesaretlerine hayran kalmamak mümkün değildi. Başta programı sunan büyük usta Bill Timoney olmak üzere, yarışmanın jürisi de bu konuda benzer düşünceler içindeydi. FX TV kanalında yayınlanan fenomen dizi <i>The Americans</i>’ın oyuncularından olan Brandon Dirden şahsen beni çok etkiledi.</p>
<p>Jüri üyesi Dirden, kendisine sorulan “Bu, IFLC ile ilk deneyimin. Neler hissediyorsun?” sorusuna şu ilginç cevabı verdi: “Bu yıl bunun bir parçası olduğum için çok heyecanlıyım. Bence bu organizasyonun yaptığı şey, sadece bugün izlediğimiz katılımcılar için değil, evlerinde bizi izleyenler için de, paha biçilemez. O yaşta da olabilirsiniz, bu performansın bize gösterdiği şey, kaç yaşında olursanız olun önemlisiniz. Dünyaya neşe, heyecan getirme gücüne sahipsiniz yeteneklerinizle. Gerçekten samimi bir şekilde kendinizi ifade etmekten korkmanıza gerek yok. Genç olmanız hiçbir şey bilmediğiniz anlamına gelmez. Veya hissetme ve dünyanın bir parçası olma kapasitenizin olmadığı anlamına gelmez. Yeteneklerini paylaşan bu gençleri izlemek gerçekten harikaydı. Çok mutluyum… Söz veriyorum bu benim organizasyona son katılışım olmayacak!”</p>
<p>Hem iyi bir müzisyen hem de usta bir ressam olan jüri üyesi Peter Daverington da çok duygulanmıştı:</p>
<p>“Mükemmel bir etkinlik. Teşekkür ederim! Muazzam! Bu harika… Gerçekten beğendim. Bu dünya çapında gerçek bir yolculuk ve buna şahit olmaktan onur duyuyorum.”</p>
<p>Brandon ayrıca şunu ekledi: “Adeta zengin bir sofrada oturuyoruz. Muhteşem bir yetenek şölenindeyiz!”</p>
<p>IFLC ekibi imkanları varken neleri yapabileceğini uzun yıllar boyu dünya eleme göstermiş bir ekip. Bu muazzam menbaı en verimli ve bereketli şekilde değerlendirdiler yıllar yılı ve emin olun çıtayı öyle bir yere koydular ki; pek çok ülke tüm devlet imkanlarını bir araya getirse bile şu an o eşiğe ulaşamaz.</p>
<p>Bugün şartlar epeyce farklı. Buna bir de pandemi sıkıntılarını ekleyin, durumu daha da iç karartıcı. Ancak buna rağmen bu sene birden fazla organizasyon yaptılar ve bu dönemi büyük şarkı finali ile taçlandırdılar.</p>
<p>Bakınız sevgili okur. Bundan bir süre önce CHP milletvekili, İslamcılık kökenli Mehmet Bekaroğlu bir görsel paylaştı sosyal medyasından. Vakt-i zamanında Hizmet Hareketinin dağıttığı hoşgörü ve diyalog ödüllerinin hatıra fotoğrafıydı bu ve adeta ülkenin özetiydi.</p>
<p>İşin garip tarafı Bekaroğlu aklı sıra sözümona eleştiri yapmak için paylaşıyordu bu görseli ama önemli bir gerçeği ıskalıyordu şüphesiz.</p>
<p>Bugün değil bir cemaat, hatta devlet, Birleşmiş Milletler bir araya gelse bu kadroyu yanyana getiremezdi. Ama Hizmet Hareketi bunu başarmıştı. Ve yapılan işin ehemmiyetini gösteriyordu bu tablo aslında.</p>
<p>O fotoğraftaki insanların bugün değil aynı sahnede, aynı rüyada bile bir araya gelebilmesi düşünülmüyor ne yazık ki!</p>
<p>İktidar ve hakim güçler, bu hareketin kültür ve eğitim konusunda yaptıklarını daima kıskandı. Bunu boğmak için belki de başlatmıştır bu kavgayı bilmiyorum. Bildiğim, bu organizasyonları yaptırmamak için olağanüstü çaba harcadılar. Kendileri taklit olarak bir şeyler yapmaya çalıştı ama yüzlerine gözlerine bulaştırdılar.</p>
<p>Bugün karanlığın en koyu zamanında, imkanların yer ile yeksan olduğu bir dönemde bile bize bu coşkuyu yaşatanlar var olsun, sağ olsun!</p>
<p><strong>Kaynak: M. Nedim Hazar | Tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/benzersiz-bir-yetenek-soleni-m-nedim-hazar/">Benzersiz bir yetenek şöleni! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Domates kokusu! &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/domates-kokusu-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2021 14:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20544</guid>

					<description><![CDATA[<p>2 bin yılının Mayıs ayının tam ortası. Galatasaray fırtına gibi estiği bir Avrupa sezonu sonrasında Arsenal ile final oynamaya hak kazanmıştı. Bir grup yazar ve spor servisindeki arkadaşlar ile final&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/domates-kokusu-m-nedim-hazar/">Domates kokusu! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2 bin yılının Mayıs ayının tam ortası. Galatasaray fırtına gibi estiği bir Avrupa sezonu sonrasında Arsenal ile final oynamaya hak kazanmıştı. Bir grup yazar ve spor servisindeki arkadaşlar ile final maçını izlemek üzere Kopenhag’a gitmek üzere yola çıktık.</p>
<p>Önce Almanya’ya uğradık.</p>
<p>17 Mayıs’ta oynanacak maç öncesi bir iki gün Almanya’da takılacağız.</p>
<p>Aktif gazetecilik ve yazarlık yaptığım dönemlerde en sevdiğim kısımlardan biri ya öğrenci yurtlarında ya da bir okurun, bizi sevenin evinde misafir olmaktı. Almanya’da da öyle yaptık. Kaldığımız iki gün iki farklı dostumuzun evinde misafir edildik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_31723"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/b4Aq_oUjh_M?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Yorgunluğun verdiği sersemlikle ilk akşam külçe gibi düşüp uyuduğumu hatırlıyorum. Sabah erkenden kalkıp alt kata indiğimde mutfaktan muhteşem bir domates kokusu etrafa yayılıyordu.</p>
<p>Bir domatesin bu kadar güzel kokabileceğini o güne kadar hiç bilmiyordum.</p>
<p>Mutfağa girdiğimde, bizlerden epey yaşlıca bir kişinin minicik çeri domatesleri sabırla ikiye kestiğini gördüm.</p>
<p>Kesilen domateslerden ortalığa öylesine baş döndürücü bir koku yayılıyordu ki, İstanbul’a döndüğümde o domatesi bulmak için tüm büyük marketleri gezdiğimi hatırlıyorum.</p>
<p>Bulamadım maalesef!</p>
<p>İçeri girdiğimi görünce tebessümle bana baktı domates doğrayan adam. “Hoş geldiniz” dedi samimiyetle. Kaldığımız evin sahibi mi yoksa yakın bir akrabaları mıydı şu an tam hatırlamıyorum.</p>
<p>Utançla “Abi ben yapayım” diye hamle yaptım ama “Olur mu öyle şey siz misafirsiniz” diyerek kibarca reddetti.</p>
<p>Kestiği domateslerin üzerine biraz zeytinyağı ve az pul biber ekleyip sofranın ortasına yerleştirdi.</p>
<p>Bu kadar muazzam güzel kokan domatesin zeytinyağı ile birleşmesinden sonra damağımıza verdiği hazzı alınca kokusu yanında çok hafif kalmıştı.</p>
<p>Kahvaltı sohbetinde ismi zikredilince tanışmış oldum. Sofradaki herkes domates doğrayan adama “Şengül Hoca” deyip duruyordu.</p>
<p>Böyle olmuştu tanışmam Mehmet Ali Şengül Hoca ile.</p>
<p>Sonraki yıllarda ara ara gittiğim Almanya’da ziyaret ettim.</p>
<p>Onu her gördüğümde o muazzam domates kokusunu tekrar duyumsuyordum emin olun.</p>
<p>Ve yüzündeki o samimi tebessümün aslında anlık değil, sürekli bir yüz ifadesi olduğunu çok sonra fark edecektim.</p>
<p>Aradan yıllar geçti…</p>
<p>Bizler yaşlandık, Şengül hoca hiç değişmedi.</p>
<p>Meş’um darbe sonrasında gittiğim Almanya’da tekrar karşılaştığımda yine o kokuyu almıştım.</p>
<p>Hepimiz büyük travma yaşıyor, neler olduğunu anlamaya çalışıyorduk.</p>
<p>O ise muazzam bir teslim oluşla, “Allah hayırlara çevirsin” diyordu.</p>
<p>Mutsuzluk hiç yoktu kitabında, “Biz işimize bakalım” diyordu. Sonra ben yaklaşık bir yıl Doğu Almanya’da bulunduğumda da ara ara telefon açar, “Hakkını helal et, arayıp soramıyoruz” diye mahcup halde hatırımı sorardı.</p>
<p>Esas araması gereken bendim aslında…</p>
<p>Sizi temin ederim ki şu fani dünya gözüyle velayet konusunda örnek arayanlara gösterebileceğim kişiler listesinde ilk sıradadır Şengül Hoca.</p>
<p>Üç yıl önce filandı. Bir vakit namazında arkasında durma bahtiyarlığını yaşadım. O, secdeye gittiğinde gördüğüm bir ayrıntı beni utançtan yerin dibine soktu.</p>
<p>Sahip olduğumuz her şeyin elimizden alınmasından, hayatımızın çalınmasından, yokluktan, imkansızlıktan şikayet edip duruyorduk hepimiz. Şengül Hoca secdeye eğildiğinde pantolonun ağ kısmındaki tertemiz yamayı gördüm. Bu büyük insan yamalı pantolon giyiyordu.</p>
<p>Sonra onunla aynı binada bulundum bir süre. İşyerlerimiz yakındı. İlminden, irfanından, tevazuundan istifade eden şanslılardan oldum.</p>
<p>Sonra başka bir melanet olan korona…</p>
<p>Bir gün keskin bir bıçağın parmağı doğraması gibi canımı yakan haber aldım, Şengül Hoca’ya koronavirüs bulaşmış, hastaneye kaldırılmıştı.</p>
<p>Son bir haftadır ise durumu ağır seyrediyordu.</p>
<p>Elimden geldiği, dilimin döndüğünce her gün dua ettim. Benim gibi düşük profilli müminin duasından artık ne çıkarsa!</p>
<p>Dün akşam ise enteresan bir rüya gördüm. Allah hayretsin.</p>
<p>Ben Matrix filminin final sahnesindeki gibi işlek bir caddede, bir telefon kulübesinin önündeyim. Yaklaşık elli metre ilerde on metre yüksekliğinde bir duvarın üst kısmında bir bahçe var. Bahçenin kenarı kalınca demirden korkulukla çevrelenmiş. Karşımda Şengül Hoca. Arkasındaki binanın hastane olduğunu kimse söylemiyor ama ben anlıyorum. Hastanenin üst katları kapkara bulutlarla kaplı gökyüzüne saplanmış gibi.</p>
<p>Şengül Hoca elleri korkuluklarda insanları temaşa ediyor. Hiçbir insan net değil, kalabalık akıyor adeta.</p>
<p>Yüzünde o Peygamberî tebessüm. Gözlüğü aynen duruyor. Ceketini giymemiş omuzuna atmış. Seslenmeye utanıyorum, beni görmesini umut ediyorum ama odaklayarak bakmıyor ki. Kalabalığı öylesine seyrediyor bir denizi izliyor gibi.</p>
<p>Gözlerimi açtım.</p>
<p>Burnumda o muhteşem domates kokusu.</p>
<p>Allah’ım Şâfi ismine sığınıyoruz…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak: M. Nedim Hazar | Tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/domates-kokusu-m-nedim-hazar/">Domates kokusu! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç yiğit adam! &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/uc-yigit-adam-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2021 10:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20183</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Birbirimizi görmeden yaşlanıyoruz farkında mısın?” İnternetin kirli deryasında Sabahattin Ali’ye atfedilir bu cümle. Açıkçası emin değilim. Ama kim söylemişse hakikat payı olan esaslı bir söz. Önceki gün Gemlik yokuşundan inerken&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uc-yigit-adam-m-nedim-hazar/">Üç yiğit adam! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i>“Birbirimizi görmeden yaşlanıyoruz farkında mısın?”</i></p>
<p>İnternetin kirli deryasında Sabahattin Ali’ye atfedilir bu cümle. Açıkçası emin değilim. Ama kim söylemişse hakikat payı olan esaslı bir söz. Önceki gün Gemlik yokuşundan inerken karşımıza çıkan deniz gibi karşıma çıkan bir görsel bana bu hissi yaşattı.</p>
<p>Önüme düşen bu fotoğraf içimde bir gaz lambası şişesini tuz buz etmiş gibi kanattı yüreğimi.</p>
<p>Hüzünlü bir şarkı durmadan başa sarıp tekrar çalıyor gibi geldi bana.</p>
<p>Üç adam vardı resimde…</p>
<p>Saçları, sakalları ağarmış üç adam.</p>
<p>Yüzlerinde bir tebessüm, gözlerinde ardına hüzün gizlenmiş bir ışıltı.</p>
<p>Haklı olmanın, masum olmanın, mağdur olmanın tecessüm etmiş üç hali.</p>
<p>Hapishane avlusunda kurulmuş bir masa. Üzerinde beyaz puantiyeli kırmızı bir örtü. Belki kâğıt, belki muşamba.</p>
<p>Üzerinde bir saat…</p>
<p>Şair:</p>
<p>“Beyni tırmık tırmık pençelere sor!</p>
<p>Mevsim niçin ölgün bahçelere sor!</p>
<p>Sor; çukuru nerde, serçelere sor!” diyor ya, o misal…</p>
<p>Üçü de dostum…</p>
<p>Biriyle beraber mesleğe başladık. Tanıdığım en müthiş kültür insanlarından biri, kültürlü bir insan. Kader onu bambaşka bir kulvara savurdu ve siyaset gazetecisi oldu. Mustafa Ünal.</p>
<p>Kibarlığından, naifliğinden hiçbir şey yitirmedi. Otuz yıla varmıştır tanışıklığımız. Gülerken bile bir vakar, bir ciddiyet yüklü olurdu heybesinde.</p>
<p>Kardeşim Mustafa. Beş yıldan fazladır esir tutuluyor hapiste. Ona bu zulmü reva görenlerin hemen hepsi en az benim kadar tanıyorlardı oysa Mustafa’yı. En az benim kadar biliyorlardı masum olduğunu, eminim bundan.</p>
<p>Ama özgürlüğünü çaldılar üç günlük dünya iktidarı uğruna.</p>
<p>Hayatı boyunca aklından iyilikten başka hiçbir şey geçmeyen bir insandır Mustafa Ünal. Onu sevmeyenlerin bile – varsa tabi – güven duyacağı bir isim.</p>
<p>Mustafa’nın yüzünde o aşina olduğum tebessüm. Görmediğim süre içerisindeki tek fark saçın sakalının iyice ağarması. Geri kalan bizim Mustafa’mız. Türkiye’nin en büyük medya kuruluşunun Ankara temsilcisi. Onun seviyesinde olan özellikle iktidar yandaşı adamların yatları, katları albümler şeklinde basılıyor internet sayfalarına. Mustafa’nın kesip attığı tırnak kadar bile mesleğe, birikime sahip olamayanlar muktedirin kayığına binmiş, onların türküsünü söylüyor diye varlığa boğulmuş durumdalar. Mustafa bunları elinin tersiyle itmenin cezasını çekiyor adeta. Kolunda onu tanıdığımdan beri bildiğim ucuz saati. Haklı olmanın rahatlığıyla ayak ayak üstüne atmış kardeşim.</p>
<p>Masada kitaplar…</p>
<p>Terörist diye yaftalanan insanların hapishanede meşgul olduğu en önemli eylem kitap okumak.</p>
<p>Masanın ortasında bir maden suyu şişesi. Yeşil renkli. İçinde birkaç dal taze nane. Hayatı anlamlı kılan yeşillik ve kokulardan minimal bir parça sızıyor resimden hayatımıza.</p>
<p>Ortada oturan tanıdığım en dürüst insanlardan biri Yakup Şimşek.</p>
<p>Vaktiyle onunla ilgili bir yazı kaleme almıştım,<a href="https://www.tr724.com/yakup-bey/"> şuradan</a> bakabilirsiniz.</p>
<p>Şöyle demiştim hatırlatayım:</p>
<p>“Açık ve net söylüyorum; hayatınızda karşınıza çıkabilecek çok nadir insanlardan biridir Yakup Şimşek. Dürüstlüğü, yalansızlığı, güler yüzü ve insancıllığını hele hele bu devirde görmek pek kolay değildir… İsim ile kader arasında bir ilişki olduğu muhakkak, bu sebeple yaşadığımız bu karanlık dönemde tıpkı Yakup Peygamber gibi ‘Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah’a açarım,’ dedikten sonra ‘Şimdi bana düşen güzelce sabretmektir’ diye dua ettiğinden eminim Yakup Bey’in.”</p>
<p>Ve resimdeki üçüncü kişi.</p>
<p>Meslekten tanımaktan gurur duyduğum Ercan Gün.</p>
<p>Gözlerinde zekasından esintiler taşıyan keskin bir tebessüm. Ercan, tüm kılcallarına kadar gazetecidir.</p>
<p>Hrant Dink cinayeti sonrası ortaya saçılan meşhur fotoğraf var ya! Hani Ogün Samast’ın karakolda çektirdiği. İşte o haberi yapan kişidir Ercan. Ve o günden beri listesindedir karanlık mahfillerin. Düşman ajandasında liste başındaki insanlardan biri olduğu için cezalandırıyor siyasal İslamcı iktidar onu.</p>
<p>Hapishane duvarının kustuğu kirlenmiş bir sarıya inat, kötülere karşı “buradayız” diyor bu üç adam.</p>
<p>Zalimin on binlerce kurbanından üç kişi, üç cesur yürek.</p>
<p>Elimizden bir şey gelmemesi hüznümüzü daha da ağırlaştırıyor, içimizdeki cam kırıklarını daha çok saplıyor ciğerlerimize.</p>
<p>“Allah’ım” diyoruz “Ne olur bu kardeşlerimizi bu zulümden kurtar artık!”</p>
<p>Duadan başka sığınağımız yok zira!</p>
<p><strong>Kaynak: M. Nedim Hazar | Tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uc-yigit-adam-m-nedim-hazar/">Üç yiğit adam! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir dünyanın eşiğinde &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/bir-dunyanin-esiginde-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2021 16:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20069</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asude bir mevsime ulaşmak için yol alınan gufran dolu koridorlardan geçtik 3 ay boyunca. Rahmet ve mağfiret rampalarından basamak basamak tırmandı inananlar. Her sekisinde ayrı bir umman dalgalanan sonsuz bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-dunyanin-esiginde-m-nedim-hazar/">Bir dünyanın eşiğinde | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Asude bir mevsime ulaşmak için yol alınan gufran dolu koridorlardan geçtik 3 ay boyunca. Rahmet ve mağfiret rampalarından basamak basamak tırmandı inananlar. Her sekisinde ayrı bir umman dalgalanan sonsuz bir deryaya kana kana dayandı ruhlarımız. Avuç avuç dua biriktirmiştik heybelerimizde. Her virajı ayrı bir armağan olan bir lütuf bahçesinden geçtiğimizi belki çok fark edemedik ama ruh ve beden müştereken hissetti çoğu zaman avuçladıkça çoğalan bu Rabbani hazineyi.</p>
<p>Bire binler veren bir mahsul tarlasının enginliğinde alabildiğince hasat çabasıydı bu mevsim. Çoktu günahlarımız, fazlaydı kusurlarımız. İnsan işte, umut ediyor her şekilde! Rahmet hülyalarına dalmamız da bundandı şüphesiz.</p>
<p>İnsan işte; her nimet gibi bu kutlu iklimin de kıymetini çoğu zaman tam idrak edemiyor. Vermek için kılınan vesilelerin en büyüğünde bile ıskaların en büyüğünü yaşayabiliyor maalesef… Akışkan bir şey zaman ve usulca kayıp gidiyor avuçlardan. Bir, üç, beş derken, bir de bakıyorsunuz ki son viraja gelmişsiniz.</p>
<p>İşte gidiyor, eteğinde taşıdığı tüm güzellikleri ve umuduyla…</p>
<p>İşte gidiyor, kalan birkaç basamağa lütufların en büyüklerini bırakarak…</p>
<p>Ruhun bahar mevsimi, tüm çiçekleri neşv ü nema bırakarak müjdeliyor cennetâsâ bahçeleri.</p>
<p>Karanlıkta dünya… Zifirî bir gökyüzünün altında sahte ışıklarla kendini oyalıyor insanlık. Nereye baksak, önce karanlık yerleşmiş tüm köşe başlarına. Merhamet, vicdan, sağduyu sürgün edilmiş devasa zannettiğimiz bu küçücük köyde. Birilerine sentetik bir bahar hissi verebilir soluduğu hava ama insanlık buhranlar içinde nefes alamıyor.</p>
<p>İrili ufaklı kısır döngüler cenderesinde açılan bu kutlu koridoru fırsat bilip değerlendirenlere ne mutlu!</p>
<p>Eksikliğini hissettiğimiz tüm güzellikleriyle usulca gelip ruh dünyamıza taht kuran bu mukaddes mevsim, toparlanıyor, ayrılığa alınan son viraj bu. Gitti, gidiyor…</p>
<p>Sıkıntının, kasvetin, adavetin, zulmün cirit attığı bir devirde, adeta bir tahlisiye simidi gibi imdada yetişen bu iklim, rahmet koridorunu geçti önce. Mağfiret tarlasından dilediğince hasat yaptırdı müminlere. Şimdi, bu son basamaklarında azat vaat ediyor. ‘Kurtulmak istiyorsan, yaklaş’ diyor.</p>
<p>Biliyoruz; inanana rahat yok bu dünyada. Ve biliyoruz, hüzün ruhumuzun “alelre’sivelayn” kutlu yükü. Gurbet desen hakeza… Paryalar için vatana ne gerek! Her yer gurbet, her yer mazlumiyet… Böylesi karanlık bir dünya hırpalamayıp da ne yapacak? İtile kakıla, hırpalana hırpalana hazırlanmış sinelerden daha uygun bir rahmet yatağı olabilir mi Allah aşkına!</p>
<p>Vatanı seccadesi olana mesafe ne gam!</p>
<p>Rüya ile hakikati bu kadar mezceden diriliş sevdalıları için muhteşem bir fırsat ve imkan. Açılmak için bahane arayan avuçlara erken bayram! Rahmet ikliminin müjdelediği ferah-feza sahilleri görür gibi olmak ne şahane!</p>
<p>Avuçlar rahmet paratoneri. Dudaklar kıpır kıpır, “Ey Müsebbibü’l-esbâb, sebepler bütün bütün uçup gitti! Düşmanların cefası, dostların da hâl bilmezliği acz ve zaafımıza inzimam edince yol mülâhazalarımızı yoldakilerin hayreti sardı; bahtına düştük, bizi takılıp yollarda kalan yalnızların talihsizliğine uğratma!” diye fısıldamakta.</p>
<p>Izdırar ve ihtiyacın, ıstırap ve mahcubiyetiyle çalınan kapılardan döndürmez Sultanlar Sultanı.</p>
<p>Ardına kadar açılmış bir kapının eşiğine bu kadar yaklaşmışken, heybesi boş kalanlardan olmak ne acı! Şükür, ibadet ve tefekkürle ulaşılan bu dönemeç, son viraj. Aişe Validemiz (ra) aktarıyor, şöyle buyurmuş Kainatın Efendisi (sas): “Allah’ım! Sen affedicisin, cömertsin. Affetmeyi seversin. Beni de affet.”</p>
<p><strong>Kaynak: M. Nedim Hazar | Tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-dunyanin-esiginde-m-nedim-hazar/">Bir dünyanın eşiğinde | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp yarma merakımız  &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/kalp-yarma-merakimiz-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 May 2021 10:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[iftira]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[M.Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19915</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Yıllar önce yaşanmış bir olayı anlatarak başlamak isterim. 90’lı yılların başlarıydı yanılmıyorsam. “Azizlerden aziz olan bu millet” diskurunu ölümüne şiar edinmiş, kesin inançlılardan biriydim sanırım. Özel TV kanalları yeni&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kalp-yarma-merakimiz-m-nedim-hazar/">Kalp yarma merakımız  | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Yıllar önce yaşanmış bir olayı anlatarak başlamak isterim. 90’lı yılların başlarıydı yanılmıyorsam. “Azizlerden aziz olan bu millet” diskurunu ölümüne şiar edinmiş, kesin inançlılardan biriydim sanırım. Özel TV kanalları yeni açıldıkları için, özgürce ve çok renkli programlara imza atıyorlardı. Bir özel TV kanalında çekilen şaka programının yapımcısı da samimi bir arkadaşımdı.</p>
<p>Bir akşam beraber çay içerken söz Türk milletinin yüceliğinden açılınca, biraz da gençliğin verdiği cevvaliyetle kendi halkımızı övmeye başladım. Arkadaşım tebessüm ederek, “Ben artık o kadar emin değilim,” dedi.</p>
<p>Merakla, fikrini değiştiren şeyi söylemesini bekledik.</p>
<p>Bir şaka programı için Taksim’de çekim yapmışlardı önceki hafta. Bugünlerde Youtube’da sıklıkla yapılan sosyal deneyler türünden bir şaka.</p>
<p>Şöyle:</p>
<p>Şaka ekibinden 4-5 kişi, yine şaka ekibinden olan birini Taksim meydanının göbeğinde tekme tokat dövmeye başlıyor. Sebebi filan belli değil. Oradan geçenlerin tepkileri merak ediliyor. Hani kimler “Yapmayın etmeyin!” diyecek, kimler mağdur olana sahip çıkacak filan. Enteresan bir şey oluyor ve hiç tanımadıkları birkaç kişi de gelip şaka ekibiyle beraber dayak yiyen adama girişiyorlar sağlı sollu. Niye dövdüklerini bilmeden…</p>
<p>Arkadaşım dedi ki, “Bu tepki bütün milletlerde böyle midir bilemem ama bizim milletimiz hakkındaki kanaatimi kökten değiştirdi…”</p>
<p>Sosyal medyada bir süreden beri devam eden Sümeyya Avcı linçi aklıma bu olayı getirdi.</p>
<p>“Aman etmeyin, eylemeyin, bilmeden etmeden, emin olmadan kimseyi linç etmeyin” filan diyecek oldum, direktman bana da girişenler oldu.</p>
<p>Daha önce de yazmıştım; sosyal medya enteresan.</p>
<p>Mesela bir sabah “günaydın umut” yazdım (ki bilenler bilir epeydir yaparım bunu) biri aynen şöyle yazdı bana: “Tabii senin tuzun kuru, dersin günaydın!”</p>
<p>“Etkin pişmanlık” diye bir şey icat etmişti muktedir. Suç bulup kriminalize edemediği insanlar için, itirafçı denilen bir sistem geliştirmişler ve bunun sayesinde on binlerce insanı mağdur ettiler. Hala da ediyorlar. İspiyon ve itirafçıların ilerde kimsenin yüzüne bakamayacak olmaları bence yeterli cezadır ancak asla bu tür davranışları mazur gördüğüm filan yok elbette.</p>
<p>Ancak Sümeyya Avcı meselesinde bir kere iddiayı ileri sürenler haklı olsalar bile, olay Sümeyya Hoca ile ilgili değil, eşiyle ilgili.</p>
<p>Herkesin hakikatten, mazlumlardan cüzzamdan kaçar gibi kaçtığı, herkesin korkudan sessizliğe gömüldüğü bir dönemde, kendi ailesini karşılarına almalarına rağmen takdir edilecek bir mücadele örneği sergiliyordu karı koca öğretmen Avcı’lar. Geçtik takdir edilmelerini, muktedir taciz ediyor, cezalandırmak için fırsat arıyordu. Daha birkaç gün önce gözaltına aldılar Sümeyya Hocahanımı.</p>
<p>Kaldı ki, iddialar da doğru değil.</p>
<p>Olayı duyduktan sonra araştırdım ve doğru olmadığını öğrenince benim için mesele kalmadı. Ancak anlaşılan o ki birkaç takma isimli hesap Avcı ailesine fena takmıştı ve linç edene kadar peşlerini bırakmadı. Sümeyya Hoca’nın ağlamasını bile “Timsah gözyaşları” diye niteleyen insafsızları gördüm ne yazık ki!</p>
<p>İddia sahiplerinin bazılarıyla bizzat konuştum. Aksini savunan insanlarla da.</p>
<p>İddiasını ispatlaması gerekenler üç cümle edince, birden bire “Ben öyle duydum” filan deyip işin içinden çıkıyorlardı nedense.</p>
<p>Kolay mı tertemiz bir insanın gururuyla, onuruyla oynamak Allah aşkına!</p>
<p>Efendim Ergin Avcı’nın mağdur ettiği insanlarla bizzat hapishanede yatmış olan biri var, dediler. Biraz araştırınca kişisel husumeti olduğunu öğrendim. Dahası “Mağdur etti” dediği kişilerin hiçbiriyle Ergin Hoca’nın alakası yoktu. Hepsi, darbeden çok önce, Nisan ayında Dernek Yöneticiliği davasında içeri alınan insanlardı ve hiçbiri doğrulamadı müstear isimle infaz edenlerin iddialarını.</p>
<p>Başka bir ismin, “Onun itirafları yüzünden cenazeye gidemedi” denilen şahsın eşine ulaştım mesela. Avcı ailesini tanımıyorlardı bile ve elbette, “alakası yok” dediler.</p>
<p>Bir diğer isim Sivas’tan ayrıldıktan tam bir yıl sonra Avcı ailesi bu şehre gelmişti.</p>
<p>Ancak bu ayrıntılar kimsenin umurunda olmadığı gibi canı yanan herkes acımasızca Sümeyya Hoca ve eşini linç etmeye koşuyordu.</p>
<p>Hazreti Vahşi’den, Hz. Hind b. Utbe’den filan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söylemem lazım: Ben esas imtihanın iktidardaki alçakların gitmesinden sonra yaşanacağına inanmaya başladım. Misal, bırakınız Avcı ailesi olayındaki gibi iftira olmasını, çok uyuz olduğum, ihanetinden emin olduğum birileri nedamet getirdiğinde nasıl davranacağız acaba.</p>
<p>Mağdur olmak bizi vicdansız yapmaya sebep olmalı mı?</p>
<p>Şu ayeti hayatım boyunca hep aklımın bir köşesinde tuttum:</p>
<p>“Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (Maide 8)</p>
<p>Bakınız kısa bir süre önce şöyle bir yazı yazmıştım:</p>
<p><a href="https://www.tr724.com/cagin-en-buyuk-hastaligi/">Çağın büyük hastalığı: Haset!</a></p>
<p>Allah aşkına insaflı olalım.</p>
<p>Allah bizi insan eyleye…</p>
<p><strong>Kaynak: M. Nedim Hazar | Tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kalp-yarma-merakimiz-m-nedim-hazar/">Kalp yarma merakımız  | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne elleri &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/anne-elleri-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 May 2021 12:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Anne]]></category>
		<category><![CDATA[M.Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir sırrı açıklıyorum; en büyük sığınağım annemin elleri, avuçları olmuştur. Hayatı da şefkati de tarif edecek iki kelime: Annemin elleri! Ayaklarının altında cennet olan birinin, ellerinin altında nelerin olabileceğini tahmin&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/anne-elleri-m-nedim-hazar/">Anne elleri | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir sırrı açıklıyorum; en büyük sığınağım annemin elleri, avuçları olmuştur. Hayatı da şefkati de tarif edecek iki kelime: Annemin elleri!</p>
<p>Ayaklarının altında cennet olan birinin, ellerinin altında nelerin olabileceğini tahmin etmeye insanın aklı, havsalası yetersiz kalır!</p>
<p>İnanıyorum ki, hangi eve anne kokusu sinmişse, o ev mutludur, huzurludur. Kırlentlerdeki örgülerden, tabaktaki kaşıklara, pencerelerdeki ışıl ışıllıktan, balkondaki çamaşırlara kadar her yere siner anne kokusu.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_68970"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/5US1XMuo6Qg?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Ve dünyalara değişmem annemin kokusunu.</p>
<p>Bütün parfümleri bir kocaman bir şişeye boca edip önüme sunsanız da, bir damla anne kokusuna değişmem yeminle.</p>
<p>Bugün yaşım kaç oldu, hâlâ gördüğümde ilk önce avuçlarına sarılır, doya doya ciğerlerime çekerim ki annemin ellerini, kokusu zerrelerime işlesin, içimde öyle derinlere, öyle köşe bucak yerlere kadar ulaşsın diye. İçim ilk doğduğum günkü gibi tertemiz, dezenfekte olsun ve anne koksun isterim. Dünyanın tüm mikroplarını, kirlerini temizleyen tek iksirdir anne kokusu.</p>
<p>Dünya adına ilk tanıdığım eller onunkilerdi.</p>
<p>Süt kokusu onun elleriyle bütünleşince muhteşem bir aromaya dönüşür çünkü. Kokusunu ellerine toplar ondan bana bulaştırırdı sanki. Bu yüzden/yediğim içtiğimde de, giydiğim/uyuduğumda da annemin ellerinin kokusu vardı.</p>
<p>Yıllar boyu en huzurlu uykularımı yastık yerine başımı onun avuçlarına koyarak uyudum ben.</p>
<p>Bütün yemekler onun ellerinin kokusu bulaştığı için lezzetliydi, çay tiryakisi olmuşsam bugün, annemin bardaktaki kokusu yüzündendir, bundan eminim. Ve çocuklar yabancıyken dünyaya daha yeni geldiklerinden anneyi önce ellerinden, ellerindeki anne kokusundan tanırlar bilirim.</p>
<p>Bir çocuk ki, ruhundaki anne parmak izini hiç silmezse, dünya ona cennet olur. Dua anne dudaklarından çıkıp, anne avuçlarıyla yükseliyorsa arşa değerli olur. Bugün dünya daha kötü, daha rezil, daha berbat değilse, nedeni anne elleridir emin olun.</p>
<p>Yoklayın şöyle bir çocukluk ve hastalıkla ilgili anılarınızı. Hemen hepsinde anne ellerini, o ellerin izlerini göreceksiniz. Kaynar kazan gibi fokurdayan alınlardaki ateşi alan buzul bir kaynağa dönüşür kimi zaman. Bazen ise tir tir titreyen bedeni, sımsıcak bir havlu gibi yumuşacık sarar ve ısıtır anne elleri. Ve elbette tüm bu hatıralara süt buğusu gibi bir koku eşlik eder. Öyle bir koku ki eşi benzeri olmayan, tarifi formülü olmayan bir rayiha!</p>
<p>Bugün bile hâlâ, her fırsatta yalan söyler, ‘anne baksana ateşim mi var’ diye anlımı onun avucuna dayar birkaç saniyelik mutluluk vadisine dalarım.</p>
<p>“Anne bir okusana” isimli bir ağrı kesicimiz vardır bizim a dostlar!</p>
<p>Ne varsa mücerrede dair faydalı ve kutsi, anne avuçlarında müşahhaslaşır katiyen. Rahmani bir dokunuş, cennetten katıklanan bir ıtırlıkla anneden bulaşır bize daha onun karnındayken. Siz göbek kordonunun neye yaradığınız zannediyorsunuz bilmem ama kesildikten sonra parmaklarıyla çoğalan bir temas noktasıdır anne ve evladı için.</p>
<p>Ve bilir misiniz, her çocuğun kaderi çizilidir annenin ellerinde!</p>
<p>Sizi bilmem ama benim ilk ve en güvenli sığınağımdı annemin elleri. Şimdi kocaman adam olduğumu şu günlerde bile, sığabilirim diye düşünüyorum o kutsal limana. Yine inanıyorum ki, hesaba çekilirken bile o eller tutarsa paçalarımdan bir yere, merhametlilerin en merhametlisi de merhamet eder bana.</p>
<p>Yıllar yıllar önce bir belgesel izlemiştim. İsmi Askerler’di. Bir komutan anlatıyordu: “Kaç kişi canını kucağımda teslim etti sayısını bile hatırlamıyorum. Ama bildiğim şey, canını teslim eden askerlerin hepsinin son kelimesi ‘anne’ idi!”</p>
<p>Teknoloji koku transferini becerene kadar, annemin ellerinin kokusunun hayaliyle yetinmek zorunda kalacağıma üzülüyorum sadece.</p>
<p>Dün bir cümle okudum bir yerlerde. “Kaybedeceğini bildiğin şeylerin kıymetini bil” diyordu.</p>
<p>İşte bu bilinçle avuçlarına gömüp yüzümüzü, kokusunu ruhumuza çekerek öpmeliyiz annemizin ellerini.</p>
<p>Anneler gününüz de kutlu olsun bu arada!</p>
<p><strong>Kaynak: M. Nedim Hazar | Tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/anne-elleri-m-nedim-hazar/">Anne elleri | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özlemek! &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/ozlemek-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 May 2021 14:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19607</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her şey fıtratı icabı olduğu yerde mi güzel, yoksa biz olması gerekeni olduğu yerde görmediğimizde mi panikliyoruz? Biliyorum karışık oldu biraz, hemen örnek vereyim: ‘Mevsim normalleri’ diye bir meteorolojik terim&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ozlemek-m-nedim-hazar/">Özlemek! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her şey fıtratı icabı olduğu yerde mi güzel, yoksa biz olması gerekeni olduğu yerde görmediğimizde mi panikliyoruz? Biliyorum karışık oldu biraz, hemen örnek vereyim:</p>
<p>‘Mevsim normalleri’ diye bir meteorolojik terim var biliyorsunuz. Yazın sıcağı, kışın soğuğu mevsim normallerinde oldu mu umursamıyor insanlık. Ne zaman ki dünyanın fabrika ayarlarıyla oynamaya başladı insanoğlu, homurtular yükseldi önce bilim çevrelerinden. ‘Mevsim normallerinin altında (ya da üstünde)’ diyerek uyardılar tüm insanlığı. Yazın havanın soğuması, kışın ısınması, yazın yağış, kışın kuraklık endişe verici olur hep.</p>
<p>Oysa öyle bir döneme denk geldik ki, neredeyse normal olan tek şey yok. Hele hele bizim coğrafyamızda.</p>
<p>Gün geçmiyor ki bir tuhaflık ve o güne kadar denk gelmediğimiz garabetlere şahit olmayalım.</p>
<p>Konuştuğum bir yaşlı tanıdığım şöyle dedi geçenlerde bana:</p>
<p>“Yaşımdan dolayı çok farklı dönemler gördüm. Yokluğu da bilirim. Baskıyı, zulmü de… Ancak hiçbir dönemde bu kadarını yaşadığımı ve hissettiğimi hatırlamıyorum. Sanki her şey her dönemdekinden çok daha kötü!”</p>
<p>Uzun ve soğuk bir kışın ardından güneşin kendini kararlı bir şekilde gösterdiği günler – ki onlar da bugünler oluyor – şahane oluyor sevgili okur. Bir gün önce yağmurun ıslattığı asfaltlar bir yılan derisi gibi parlayıp alıyor gözlerimizi. Güneş önce yansımasıyla gözleri alıyor sabahları. Evlerin camları, ağaçların yaprakları, kaldırımların taşları…</p>
<p>Pencerelerin aylar boyu yaşadıkları içe kapanıklığa inat odaları sabahın serin havasıyla buluşturmasını özledik bugünlerde.</p>
<p>En çok da parklardaki cıvıltı müjdeleyen baharı.</p>
<p>Dört bir yanda çocuk cıvıltısını, koşuşturmasını.</p>
<p>İlle de park bankları. Annelerin, teyzelerin, ninelerin dizi dizi dizilmesini banklara… Ne tuhaf, insan çocukken de bu dönemlerde güneşlendiriliyor, yaşlandığında da!</p>
<p>Böyle bir sabah gördüm işte onu bir parkın köşesindeki bankta. Hemen yanında kontörü bitecek olan kız telaşla bağırıyordu birine. Üzerindeki üniformanın lakaytlığı belli ediyordu aslında dünyasını. Belli ki geç kalmıştı birileri buluşmaya. Kulak misafiri olmamak için özellikle gayret sarf etmek gerekiyordu bu durumda.</p>
<p>Yaşlı amca bütün desibel yüksekliğine rağmen sanki başka bir âleme dikmişti gözlerini. Güneş yapraklardan sekerek iniyordu parkın metal-plastik karışımı salıncaklarına. İkide bir saatini kontrol etmesinden belliydi ki, o da biri(leri)ni bekliyordu. Hışımla telefonu kapatan kız, yanından geçerken oralı bile olmadı.</p>
<p>Epey sonra ‘dede’ çığlığıyla inledi evlerin ortasında kıstırılmış şekilde duran park alanı. Çocuklar umursamadı ama yetişkinler başını yaşlı adama doğru çevirince tuhaf bir utangaçlık belirdi yüz ifadesinde. Bıcır bıcır bir çocuk koşarak geldi ve boynuna sarıldı. Hemen arkasında somurtuk yüzlü genç bir kadın belirdi. Adamın olanca yumuşaklığına inat, kadın sert ve tavizsizdi. “Çabuk” dedi azarlar gibi, “Çabuk bir yere yetişmem lazım, beş dakka dursun, gideriz!” Çocukla dedesi ise değil kadını, dünyayı unutmuş gibi birbiriyle sarmaş dolaş olmuşlardı.</p>
<p>Kadın aksi ve sert, dede şefkatli ve yumuşacıktı. Yaşlı elleri torununun yüzünde gezdikçe damarlarındaki kan daha hızlı akıyordu adeta. Aptalca bir dalgınlıkla izliyordum tabloyu. Neden sonra kadın izlendiklerini fark ettiği an bankın ucuna yerleşip yapmacık bir fedakârlığa soyundu. “İyi hadi beş dakika daha sevişin dedenle.”</p>
<p>Piyango çıkmış talihli gibi gülümsedi yaşlı adam… Sonra çocuğun elinden tutup salıncağa doğru götürdü. Çocuğu ittikçe hayata olan bağı sanki daha da güçleniyordu. Salıncaktaki çocuk ona her yaklaştığında bedeninden beklenmeyecek bir maharetle saçlarını okşamaya çabalıyordu dede.</p>
<p>Bu muhteşem baharda aşk tablosunu kadının bitiş haykırması yıkıverdi. “Tamam artık yeter!” dedi panikle. Çok önemli bir ihaleye yetişen birinin tavırları vardı kadında. Yaşlı adam peşin bir suçluluk ve zar zor duyulacak kısık bir sesle “Haftaya da getirir misin?” diye soracak oldu ama kadın cevap bile vermeden çocuğu çekercesine alıp gitti.</p>
<p>Torunuyla gelini gözden kaybolana kadar arkalarından baktı yaşlı adam. Neler yaşadığı belli olmayan ihtiyar gözlerinde bir tutam yaş belirmişti.</p>
<p>Güneş ise bu kez yaşlı adamın sevgi gözyaşlarından yansıyarak müjdeliyordu baharı…</p>
<p>Gözlerine sinmiş hüzünden tanırım hasret çekenleri.</p>
<div class="td-g-rec td-g-rec-id-content_bottom td_uid_3_60a230b4b70eb_rand td_block_template_1 "><strong>Kaynak: M. Nedim Hazar | Tr724</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/ozlemek-m-nedim-hazar/">Özlemek! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramın huzurla bir ilgisi olmalı &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/bayramin-huzurla-bir-ilgisi-olmali-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 May 2021 14:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19514</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Bayram bir netice, üç aylık yoğunluklu olarak yaklaşma, Rabb’e daha yakın olma çabalarının bir sonuç şöleni. Bayram, bu yakınlığın kurduğu bir naz ve niyaz makamı ile kulun neşe alanı,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bayramin-huzurla-bir-ilgisi-olmali-m-nedim-hazar/">Bayramın huzurla bir ilgisi olmalı | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Bayram bir netice, üç aylık yoğunluklu olarak yaklaşma, Rabb’e daha yakın olma çabalarının bir sonuç şöleni. Bayram, bu yakınlığın kurduğu bir naz ve niyaz makamı ile kulun neşe alanı, kutlama günleri.</p>
<div class="T6AZTMyT"></div>
<p>“Hakkullah” döneminde idrak ve izhar neticesinde yapılan ibadetlerin bir geri dönüşüm cüz’ü, bir ikram faslı…</p>
<p>Yalnız bir nüans var ıskalamayalım; burada perspektif bizden değil Rahmetullah’tan olacak. Yoksa, neyi ne kadar düzgün yaptığımız hep tartışmalı zaten. Ramazan’ın toplumun her katmanına, herkes ve kesime karşı bir mesajı, hikmeti ve neticesi vardır şüphesiz. Ne sadece fakirlerin ayıdır, ne de zenginlerin köy bağışlama kibriyle yaptıkları bir bedensel ibadettir. Fakirin rahat ve süruruna yönelik rasyonel bir uygulama, zenginin mutlu etme ile ruhen huzur bulma hissini fark edişi ve elbette kolektif ibadet ve sevinç ile toplumsal pozitiflik ve huzur.</p>
<p>Sahib-i Asli’den gelen bir misafirdi Ramazan. Ve misafir baştacı edilir bizde. Üstelik hazine-i rahmetten binler hediye ve lütuf ile gelmişse, üzerine titrenir, yolu gözlenir. Gidişi ile de hüzün verir bu kutlu misafir. Bin bir varidatla gelen bu gufran mevsiminin gidişi hep hüzünlü olmuştur ama bayram bu hüznü neşe ve sevince çevirmeyi çok iyi bilir. Bunun nedeni sadece kuru bir ‘bayram’ ifadesi değildir şüphesiz; bir aylık bir ibadetin getirdiği idrak açılması ve uyanışın sevincidir yaşanan.</p>
<p>Şöyle bir söz okumuştum söz sultanlarından birinden: “Kendilerini denize salan insanların bir müddet sonra, dört bir yandan su ile sarıldıklarını duyup hissetmeleri gibi, biz de üç aylardan sonra, kendimizi bayramın rengârenk ikliminde, huzur ve itminan tüten atmosferinde buluruz.. Bulur ve onu bütün duygularımızla hisseder, bütün benliğimizle yaşar ve mahiyetimizin bütün rükünleriyle paylaşırız.”</p>
<p>Uhrevi boyutu şüphesiz bu kadar değildir. Bayram bir geçiş, ruhani olan ile dünyevi olanı aynı potada eritiş ve bir tür intibak dönemidir mümin için. Bayram ile bir aylık yoğun ibadet neticesinde kanatlanan ruhlar tekrar fani olanın sığ sularına geri dönebileceğini idrak eder. Ramazan bir kıvamın oluşturulmasıdır, bayram ise ruhun geldiği kıvamın hasadı ve aynası.</p>
<p>Bayram nefsin intikam aldığı günler değildir, olmamalıdır. Bu nedenle nadasa bırakılmış olarak görülen bedenin tekrar dizginlerini çözüp, kontrolsüz meczup hayvanat misali heva tarlasına dalması olarak görülemez, görülmemelidir. Ramazan, Rabb’in isteğiyle istenilenlerden el çekilebileceğinin uygulama alanıdır imanlılar için, bayram ise şükür ve takdis vakti. Ne ki bunlar da galiba biraz nasip meselesi…</p>
<p>Bayram liyakat meselesi olsaydı halimiz haraptı elbet ama bir ödülü de oluyor işte. Ve bizim gibi, meseleye kıyısından köşesinden dahil olan bahtsızlar bile bu ikram-ı Rabbaniyeden nasibini alıyor bir şekilde. Eh; bir müminin mutluluk ve huzurun kırkta birine de razıdır kimi fakirler!</p>
<p>Bayram bir ödül; bir ‘aferin’, bir ‘baş okşayış’ı Rabbin. Bayram, bitiş değil hissediş, tatil değil takdir, tahsin ve takriz…</p>
<p>Kahvaltıyı bilmem amma bayramın mutlulukla bir ilgisi olmalı. Bu nedenle eşsiz bir haz verir bana bayram kahvaltıları. Sadece sofraya serilen Cenab-ı Mevla’nın birbirinden enfes nimetleri değil, çevremize yerleşen eş dost akraba-ı taallukatın varlığı da huzur ve mutluluğun sebebidir. Ramazan Bayram’ı demek kahvaltı demektir dostlar ve Oruç ayının bitişini bir gece önce teravih olmamasıyla kısmen kavrarken, bayram sabahı kahvaltısıyla tam idrak ederiz.</p>
<p>Bütün okurlarımın mübarek Ramazan bayramını bu hisler ile tebrik eder, huzurlu kahvaltılar dilerim…</p>
<div class="td-g-rec td-g-rec-id-content_bottom td_uid_3_609e6714be61f_rand td_block_template_1 "></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/bayramin-huzurla-bir-ilgisi-olmali-m-nedim-hazar/">Bayramın huzurla bir ilgisi olmalı | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
