<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>M.Ertuğrul İncekul arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/m-ertugrul-incekul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/m-ertugrul-incekul/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:12:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>M.Ertuğrul İncekul arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/m-ertugrul-incekul/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bunca ah almaya &#8216;Değer Miydi?&#8217;</title>
		<link>https://hizmetten.com/bunca-ah-almaya-deger-miydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Feb 2022 15:09:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kurucan]]></category>
		<category><![CDATA[Crab Publishing]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24195</guid>

					<description><![CDATA[<p>2018 yılından beri Türkiye’de yaşanan mağduriyetleri, edebiyatın her alanındaki çalışmalarla e-book formatında yayınlayan Crab Publishing, Samanyoluhaber yazarı, M. Ertuğrul İncekul’un denemelerinden oluşan ikinci kitabını yayımladı. ‘“Değer miydi” ismiyle yayımlanan kitap,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bunca-ah-almaya-deger-miydi/">Bunca ah almaya &#8216;Değer Miydi?&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2018 yılından beri Türkiye’de yaşanan mağduriyetleri, edebiyatın her alanındaki çalışmalarla e-book formatında yayınlayan Crab Publishing, Samanyoluhaber yazarı, M. Ertuğrul İncekul’un denemelerinden oluşan ikinci kitabını yayımladı. ‘“Değer miydi” ismiyle yayımlanan kitap, yazarın gündeme, aktüaliteye ve insan hakları ihlallerine dair düşüncelerini içeren yazılardan oluşuyor.</p>
<p>Takdim yazısı ile kitaba ayrı bir derinlik kazandıran İslam araştırmacısı ve yazar Ahmet Kurucan’ın takdiminden kısa bir kesit; “Değer miydi kitabı denince aklına gelen ilk kelimeyi söyle” deseniz bana, “ümit” derim. Evet, ümit demiş, ümit solumuş, ümit va’d etmiş İncekul. Fakat hamasi bir söylem olarak değil. Aksine Doğu ve Batı’dan nice devasa şahsiyetlerin yaşam ve sözlerinden alıntılarla temellendirmiş bu ümit söylemini. Mehmet Akif demiş, Nazım Hikmet demiş, Cem Karaca demiş, Ahmet Kaya demiş, Victor Hugo demiş, Voltaire demiş, Emile Zola demiş, Dostoyevski demiş ve özlü örnekler vermiş. El-hak doğru düşünmüş. Çünkü şu an itibariyle en çok ihtiyacımız olan şeylerin başında geliyor ümit. Bu ihtiyacı gördüğü için olsa gerek İncekul söz konusu yazıları ile haksız yere ve tahammülü imkânsız zulümlerle âlûde olan okuruna verebileceği en güzel hediyeyi vermiş, gösterebileceği en güzel hedefi göstermiş.<br />
İncekul’un bu kitabında göreceğiniz altı mutlaka çizilmesi gereken ikinci unsur bir türlü ‘biz’ olmamış ve olamamış Türkiye toplumuna ayna tutması, bir ‘farkındalık’ oluşturmaya çalışması, Cumhuriyet Türkiye’sinin dini, mezhebi, etnik, ideolojik, siyasi görüş ayrılıkları üzerine kurulu kamplarında, mahallerinde, kabilelerinde yaşayan insanlara “Sen busun!” demesi. Maalesef bir gerçek bu ve bu gerçek sadece bizim gerçeğimiz değil.&#8221;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-24199 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/Deger-miydi-kapak.jpg" alt="" width="339" height="480" /></p>
<p>Dünyanın her yerinden Smashwords, Apple ve Kobo gibi birçok platformdan farklı e-book formatlarında indirilebilecek olan kitap hakkındaki detaylı bilgiyi Crab Publishing’in internet sitesinden almak mümkün:</p>
<p><a href="https://crabpublishing.com/kitaplarimiz/deneme-makale/deger-miydi/">DEĞER MİYDİ? &#8211; Crab Publishing</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bunca-ah-almaya-deger-miydi/">Bunca ah almaya &#8216;Değer Miydi?&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>M.Ertuğrul İncekul&#8217;un yeni kitabı: Kim Derdi ki&#8230;</title>
		<link>https://hizmetten.com/m-ertugrul-incekulun-yeni-kitabi-kim-derdi-ki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2021 13:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kim derdi ki]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmetten.com Yazarı M.Ertuğrul İncekul&#8217;un yeni kitabı &#8220;Kim derdi ki&#8230;&#8221; CrabPublishing yayınevi tarafından yayınlandı. Mazlumların ve mağdurların hikayelerinin yazıldığı bu kitabı Bekir Salim ve yazarımızın kendi ağzından dinleyelim İTİZAR Merhum Akif’in&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/m-ertugrul-incekulun-yeni-kitabi-kim-derdi-ki/">M.Ertuğrul İncekul&#8217;un yeni kitabı: Kim Derdi ki&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="auto">Hizmetten.com Yazarı M.Ertuğrul İncekul&#8217;un yeni kitabı &#8220;Kim derdi ki&#8230;&#8221; CrabPublishing yayınevi tarafından yayınlandı.<br />
Mazlumların ve mağdurların hikayelerinin yazıldığı bu kitabı Bekir Salim ve yazarımızın kendi ağzından dinleyelim</div>
<div dir="auto"></div>
<h3 dir="auto">İTİZAR</h3>
<div dir="auto">Merhum Akif’in</div>
<div dir="auto">Hayâ sıyrılmış, inmiş: öyle yüzsüzlük ki her yerde…</div>
<div dir="auto">Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">‘Umar mıydın’ şiirinden ilhamla ‘Kim Derdi ki…’ başlığı ile daha önceleri niyetlenip de bir türlü zaman bulup derleyemediğim yazılarım için Crab Publishing öncü oldu ve e-kitap şeklinde yayınlanmış oldu. Yürekten teşekkür ediyorum.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kitabımla ilgili bir iddiam yok!</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özellikle sırlı, bir o kadar da acılı bu süreçte kendiliğinden kâğıda dökülen ıstırabın tınlaması, çaresizliğin haykıran münacatı, içimizde yaşadığımız patlamaların bir nevi sessiz çığlıklarıdır bu yazılanlar&#8230;</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">‘Kim Derdi ki’ toprağa gömdüğünü düşündükleri birbirinden değerli insanların, yeryüzünde çiçek açmasına bir pencere açıyor.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yaşananlar ilk kez bizim başımıza gelmedi, son kez de olmayacaktır. Ama hayatı anlamlı kılan insanın idealleri uğruna verdiği mücadelesidir. Seferde olmak ise hep güzeldir ama zaferler genelde baş döndürücü olabilirler.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Zaman zaman bir kuyunun dibinden Hakk’a sunulan bir dua, zaman zaman da gökyüzüne sığmayan bir ruhun kanat çırpmalarını duyacaksınız satır aralarında.</div>
<div dir="auto">Kadim dostum Bekir Salim Bey’e takdim yazısı için teşekkür ederim. Ailem ise hep teşvik edici oldular, var olsunlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kitabımı acizane bu yazıların kaleme alındığı 2013-2020 zulüm ve hukuksuzluk yıllarında başta hayatını yitiren Can’lara, sonra da Yusuf misafirhanesinde ve yeryüzü mekteplerinde çilesini dolduran, her şeye rağmen hayata tutunan tüm gönlü güzel insanlara hediye ediyorum.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><strong>M. Ertuğrul İncekul</strong></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">
<h3 dir="auto">Kitabın takdim yazısından;</h3>
<div dir="auto">Ertuğrul İncekul kardeşimle bir dernekte beraber çalışmıştık. Derneğimizin yöneticisiydi. Yöneticilikteki becerisi, başarısı tesadüfi değildi. Çok okuyan, birikimli, entelektüel bir kardeşimizdi. O zamanlar Rusça, İngilizce dillerine vakıftı. Şimdilerde dil sayısını kaça çıkardı bilmiyorum ama gönül dilini en iyi konuşan kardeşlerimden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim&#8230; Benden yaşça küçük olmasına rağmen içimden inşirah duya duya “ağabey” dediğim öz kardeşimden öte bir kardeş&#8230;</div>
<div dir="auto">Aynı zamanda kalem ve kelâm sahibi&#8230; Bu maharetinin hakkını eda etmek için hem ahirete hem gurbete göç eden mazlumların, mağdurların hikâyelerini yazmış. Hem öyle bir lâtif üslupla ki; yaşananlar ne kadar korkunç, dehşet verici olsa da hadiselerin görünmeyen güzel çehrelerini görmeye çalışarak, gönülleri karartmadan, kalpleri incitmeden, umutsuzluğa kapı açmadan&#8230;</div>
<div dir="auto">Necip Fâzıl diyor ya:</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">
<div dir="auto">Ölüm güzel şey; budur perde arkasından haber,</div>
<div dir="auto">Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber&#8230;</div>
<div dir="auto">Ben de naçizâne şöyle bitireyim:</div>
<div dir="auto">Ayetlerle övülmüş hem farz hem büyük sünnet,</div>
<div dir="auto">Kaç kula nasip olmuş böyle kudsî bir hicret&#8230;</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><strong>Bekir Salim</strong></div>
</div>
</div>
<h3 dir="auto"><strong>PEKİ BU KİTABA NASIL ULAŞABİLİRSİNİZ?</strong></h3>
<div dir="auto">KİTABI BU LİNKLERDEN İNDİREBİLİR VE SATIN ALABİLİRSİNİZ.</div>
<div dir="auto">Smashwords: <a href="https://t.co/NN6DVx0ZS2" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://t.co/NN6DVx0ZS2&amp;source=gmail&amp;ust=1610470084624000&amp;usg=AFQjCNFtw2me1T2zxiB04SuocIjgi4dkeg">https://t.co/<wbr />NN6DVx0ZS2</a></div>
<div dir="auto">Kobo: <a href="https://t.co/sKhuKDySO1" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://t.co/sKhuKDySO1&amp;source=gmail&amp;ust=1610470084624000&amp;usg=AFQjCNFD4FBCq-jjBfgHMMrv6QNFNyt-8g">https://t.co/sKhuKDySO1</a></div>
<div dir="auto">Apple: <a href="https://t.co/eLHg6BeKVR" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://t.co/eLHg6BeKVR&amp;source=gmail&amp;ust=1610470084624000&amp;usg=AFQjCNGsqySgk7wlIeoidNd_OheIGQhYSA">https://t.co/eLHg6BeKVR</a></div>
<div dir="auto">D&amp;R: <a href="https://t.co/qUgd296eBx" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://t.co/qUgd296eBx&amp;source=gmail&amp;ust=1610470084624000&amp;usg=AFQjCNG8djCfD-R47hpoHUAzgFrZ772A0Q">https://t.co/qUgd296eBx</a></div>
<div dir="auto"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-16248" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/01/kim-496x700.jpg" alt="" width="496" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/01/kim-496x700.jpg 496w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/01/kim.jpg 567w" sizes="(max-width: 496px) 100vw, 496px" /></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/m-ertugrul-incekulun-yeni-kitabi-kim-derdi-ki/">M.Ertuğrul İncekul&#8217;un yeni kitabı: Kim Derdi ki&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neler oluyor farkında mıyız? &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/neler-oluyor-farkinda-miyiz-m-ertugrul-incekul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2020 11:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hakk&#8217;tan kopan karanlığa düşer. Kendini ıslah etmeyen husüf ve kusüf yaşar. Kendi ayıplarımızla meşgul olmaktan daha güzel olan, kendini düzeltme yolu bilmiyorum. Herhalde insan kendi kusurlarını gördükçe güzelleşiyor ve Hakk&#8217;a&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/neler-oluyor-farkinda-miyiz-m-ertugrul-incekul/">Neler oluyor farkında mıyız? | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hakk&#8217;tan kopan karanlığa düşer. Kendini ıslah etmeyen husüf ve kusüf yaşar. Kendi ayıplarımızla meşgul olmaktan daha güzel olan, kendini düzeltme yolu bilmiyorum. Herhalde insan kendi kusurlarını gördükçe güzelleşiyor ve Hakk&#8217;a yaklaşıyor. Kendini beğendikçe de asıl özünden uzaklaşıp, çirkinleşiyor.</p>
<p>Günler hızla akıp, varacağı menzile doğru yol alıyor ama kendi başına değil, içinde bizi de götürüyor. Yakın daireden başlayıp uzak daireye doğru kendimi göz önüne alarak bir kaç tahlilde bulunayım.</p>
<p>Bir Gönül eri kendi duruluğuna göre şöyle düşünebilir; Hizmetlerimiz tüm baskılara rağmen, amansız düşmanlara rağmen, içteki nifak çıkaranlara rağmen devam ediyor. Kendi içimde önemli bir muhasebeye sevkediyor. Özüme, asli yapmam gereken işlere dönmeme sebep oluyor. İçimizde en öndekinden, en sondakine kadar, kendimiz olmamız, özümüze dönmemiz için bir fırsat sunuyor. Derinden bir tövbe etmemiz için adeta hayata döndürülmeye çalışan hastaya verilen elektro-şoklar gibi musibetler üst üste veriliyor. Ve öyle ya da böyle bu şoklarla biz çok daha zinde bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Şu anda çözülmez gibi görünen düğümler aslında yavaş yavaş çözülüyor. Ama kuruyan ağaçlar baharı duyamazlar.</p>
<p>Bir  aydının dediği gibi ; Hizmetin en büyük gücü, insan sermayesidir.  Müsseseler kapıtılsa da ,insan için yaptığı yatırımlar en kalıcı eserlerdir. Bu sermaye şu anda dört bir yana tohum gibi saçılmış durumda. Ve gün geçtikçe görüyoruz ki, Hizmete gönül veren insanlar bunca yıl Hizmetin  büyük özverisine vefa ile mukabele etme yolunu seçiyorlar.</p>
<p>İçimizdeki küskün, dargın, ümitsiz , karamsar insanımız, dostlarımız dinledikleri, okuduklarının tesiri ile bir daha bir şeyler düzelmez, sevk ve idarede olan insanlarla bu iş bir yere varmaz diye düşünüyor olabilirler.</p>
<p>Bu noktada şunu hatırlamakta fayda var; Gülen Hocaefendi’nin hayatta olması çok büyük bir ümit ve güç kaynağı. İkincisi sosyal medya, Hizmet&#8217;in aynası değil ,hayatın içine baktığınızda, itimat ettiğiniz insanlarla görüştüğünüzde, bulunduğunuz yerde varsa Hizmet müesseselerini ziyaret ettiğinizde, şevkle çalışan, gayret eden arkadaşları göreceksiniz. Sosyal medyada da, insan hakları ihlallerini dünyaya anlatan hesapların haberleri, bir nefes hükmünde. YouTube yayınları yapan ,mütevazi ama etkili çok sayıda çalışmalar var. Birçok ülkede, sırf müesseler zarar görmesin diye yayınlanmayan çok sayıda başarılı, özverili hizmetler, çalışmalar devam ediyor.</p>
<p>Bu dönem zorla da olsa, birey olarak kendini çatlatırcasına sancılarla çok istidat ve kabiliyetlerin meyveye durduğu bir dönem. Sancı büyük ama doğum da büyük olacak. Bireylerin , evrensel ahlaki değerleri benimseyerek, ama Hizmetin tüm evrensel insanlık kalesini inşa misyonuna sadık kalarak, bulunduğu kültür ve toplumlara önemli açılımlar sağlayacağı sihirli ve sırlı bir devran yaşıyoruz.</p>
<p><strong>Hizmetten | M. Ertuğrul İncekul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/neler-oluyor-farkinda-miyiz-m-ertugrul-incekul/">Neler oluyor farkında mıyız? | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayat boşluk kabul etmez &#124; M.Ertuğrul İncekul</title>
		<link>https://hizmetten.com/hayat-bosluk-kabul-etmez-m-ertugrul-incekul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2020 11:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14848</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzayda bile boşluk yoktur. Titreşimler ve esir maddesi vardır. İnsan hayatı da boşluk kabul etmez. Duygularımızdaki, kalbimizdeki, hayalimizdeki, aklımızdaki, zihnimizdeki boşalan yerleri başka duygu ve düşünceler gelir işgal ederler. Dünkü&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayat-bosluk-kabul-etmez-m-ertugrul-incekul/">Hayat boşluk kabul etmez | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzayda bile boşluk yoktur. Titreşimler ve esir maddesi vardır. İnsan hayatı da boşluk kabul etmez. Duygularımızdaki, kalbimizdeki, hayalimizdeki, aklımızdaki, zihnimizdeki boşalan yerleri başka duygu ve düşünceler gelir işgal ederler. Dünkü biz biz değiliz, yarın ki biz de biz olmayacağız.</p>
<p>İnsanı ne ayakta tutar? İnsanı ne hayata bağlar ? İnsan niye yaşar? Bu sorulara herkesin kendine göre cevabı vardır ya da yoktur. Ama hayatı değerli kılan insanın inandığı, uğruna ömrünü harcadığı, peşinden gittiği amaçları, idealleri veya hedefleridir. Kimisi için hayatın anlamı sadece günü kurtarmaktan ve günlük ihtiyaçlarını karşılamaktan ibarettir. Kimilerinin ise  yıllar alacak hedefleri vardır. Bir kelebek gibi örer kozasını sabırla. Kimileri ise ısmarlama insanlardır, asırları aşan hedefleri ve mefkûreleri vardır. Bu özel insanların ekserisi öldükten sonra, bazıları ise asırlar sonra layıkıyla anlaşılabilirler.</p>
<p>Hayat bize değişik seçenekler sunuyor. Kimileri için ilim yolu açık, ilim deryasında ,hikmet dünyasında yolculuk imkanı sunuluyor. Bu yolculukta sahili selamete çıkanlar olabildiği gibi, maalesef kendi ilmi ile kendisini batıranlar ve boğulanlar da olabiliyor. Kimilerine büyük servet ve imkanlar lütfediliyor. Ya doğuştan ya da sonradan çok zengin olabiliyorlar. O grup için de akıbet aynı, ya sahili selamete çıkış, birilerine de bu yolculukta vesile olma söz konusu ya da serveti ile batış ve yok oluş. Kimileri fakirliği ile, kimileri tevazuu ile, kimileri sıradanlığı ile, kimileri kötülüğü ile, kimileri bencilliği ile, kimileri hırsı ile, kimileri zamanı hoyratça harcayışı ile bize sunulan imkanları bir şekilde kullanıyor.</p>
<p>Ben bir çekirdektim, çürüdüm, kurudum ve bu sayede hakikatler, eserler ortaya çıktı diyor asrın dertlisi. Ben dediğimiz şeyi ,kendimizi tanımadan, özünü keşfedemeden ölüp gitmek ne acı ! Ne istidatlar verilmiş bize, elma mı, üzüm mü, yakut mu, zebercet mi ? hangi çekirdekler, değerler  yüklenmiş bize, bunları keşfedemeden, hiç açılmadan toprak olmak ne acı! Bill Gates “fakir doğmak sizin suçunuz değil ama fakir ölmek sizin hatanız&#8221; diyor. Biz de çevirip şöyle diyelim , insan olarak ne büyük definelere malik yaratılmışız, bu defineleri keşfedemeden toprak olmak büyük hüsran olsa gerek.</p>
<p>Benim dediğimiz her şey elimizden çıkıp gitmiyor mu?</p>
<p>Sonsuza hiçlikle muhatap olmak ne güzel !</p>
<p><strong>Hizmetten | M.Ertuğrul İncekul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayat-bosluk-kabul-etmez-m-ertugrul-incekul/">Hayat boşluk kabul etmez | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürükleniyor muyuz? &#124;  M.Ertuğrul İncekul</title>
		<link>https://hizmetten.com/surukleniyor-muyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2020 11:00:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14765</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tenkit, takdir, teklif.. Tenkit bir şeyi olgunlaştırma, güzelleştirme, kemale erdirme adına yapılan etraflıca düşünülmüş fikirdir. Yıkmak, yok etmek, bitirmek için yapılan ise tezyif, tahkirdir. Takdir ise devamını dilediğimiz ,beğendiğimiz ,güzel&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/surukleniyor-muyuz/">Sürükleniyor muyuz? |  M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tenkit, takdir, teklif..</p>
<p>Tenkit bir şeyi olgunlaştırma, güzelleştirme, kemale erdirme adına yapılan etraflıca düşünülmüş fikirdir. Yıkmak, yok etmek, bitirmek için yapılan ise tezyif, tahkirdir.</p>
<p>Takdir ise devamını dilediğimiz ,beğendiğimiz ,güzel olduğunu düşündüğümüz birşeyleri övmedir. Teklif ise daha iyi olması adına yeni fikirler üretme, yeni açılım ve projeler sunmadır.</p>
<p>Günümüzde bu terimlerin içi boşaltıldı adeta, değersizleştirildi. Tenkit diye eline balta ve keser alanlar, her problemi çivi gibi görenler hiç de az değiller. Her şeyi tenkit etmek zorunda hissedenler de hiç bir şeyi beğenmez oldular.</p>
<p>Önceden karşı mahalleyi hedef alanlardan, okuyucu ve ilgi bulamayınca okları kendi mahallemize çevirenler oldu. Eyvallah samimi ve iyileştirme amaçlı eleştiri ve tenkitler baş üstüne. Ama bazıları züccaciye dükkanındaki fil gibi her önüne geleni kırmaya, hakaret etmeye ve “ vay zalım “ demeye durdular. Kimse günahsız değil, kimse melek değil ama insanları şeytanlaştırmak hele de kendi mahallemizin insanını dünya zalimleri ligine çıkarmak benim değer ölçülerime uymuyor, anlayamıyorum.</p>
<p>Bir sürüklenme yaşıyoruz. Her fert inancı ölçüsünde bir duruş sergiliyor. Söylediklerimiz, davranışlarımız gelecek adına imzamız hükmünde. Fırtınanın tesiri çok büyük. Rüzgar sert esiyor . Ve bu amansız fırtına hiçbirimize torpil geçmiyor. Köklerimize, inancımıza, mefküremize ne kadar bağlıysak o kadar az sürükleniyoruz. İdareci olmak, mülteci olmak, hapishanede olmak, gaybubette olmak, yıllardır yurtdışında kurulu bir düzenin olması bizi kurtarmıyor veya üstün kılmıyor. Şiddetle imtihan oluyoruz, ve bu imtihan devam ediyor.</p>
<p>Dili bağlı kalbimin bundan pek bizarım. Kışta çiçekler ,baharlar arayanlar var. Fırtınada güneş açmaz. Durduğun yerde sağlam durmak gayret ister, dua ister. Önce kendimizi kurtaralım, Hizmeti kurtarmak bize düşmez. Ama Hizmete sahip çıkmak, gücümüz neye yetiyorsa onu yapmak , arkadaşlarımıza ümit ve moral olmak belki bizi kurtarabilir. Unutmayalım dava hak olsa bile vesilesi bâtıl olursa, karşısındaki hak vesileler karşısında mağlup olur. Aslında mağlup olan Hak dava değil; bâtıl vesilelerdir. Yani işin özünde yine galip gelen hak vesiledir…</p>
<p>Amerika hadimi için dertlenen dünyanın başka yerlerindeki insanımız, kendi için, kendi beldesi için de dertlenmesi , bana ne düşer, işin bir ucundan da ben tutayım demesi gerekmez mi? Hizmetin sahibi Allah&#8217;tır. Bu geminin asrımızdaki kaptanı da Hoca Efendi’dir. Bu hizmetler aktüalite ile bugünlere gelmedi, geleceğe de aktüalite ile yürümeyecektir. Yeryüzü mirasçılarının sekiz vasfı olan; tam iman, engin aşk, akıl,mantık,şuur ekseninde ilim, kainat,insan, hayat üçgeninde bir tefekkür, hür düşünce,riyazi düşünce ve sanatla geleceğe yürüyebiliriz.</p>
<p>Söylediklerim ve yazdıklarım, kendini kurtarmaya çabalayan bir gayretkeşin yorumları olarak okunması istirhamı ile..</p>
<p><strong>Hizmetten | M.Ertuğrul İncekul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/surukleniyor-muyuz/">Sürükleniyor muyuz? |  M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz Sandalyede Ölüm &#124; M.Ertuğrul İncekul</title>
		<link>https://hizmetten.com/beyaz-sandalyede-olum-m-ertugrul-incekul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2020 10:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa kabakçıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mahkeme koridorunda kıvrılmış yatan Elif, köpek! Annem nerede diyen çocuk, küçücük odada kıvranarak vefat eden Gökhan Öğretmen ve en son olarak da beyaz plastik sandalyede can veren Komiser Yardımcısı  Mustafa&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/beyaz-sandalyede-olum-m-ertugrul-incekul/">Beyaz Sandalyede Ölüm | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mahkeme koridorunda kıvrılmış yatan Elif, köpek! Annem nerede diyen çocuk, küçücük odada kıvranarak vefat eden Gökhan Öğretmen ve en son olarak da beyaz plastik sandalyede can veren Komiser Yardımcısı  Mustafa Kabakçıoğlu. Her biri farklı dramları ile hayata veda eden 600 can, 600 nefes..</p>
<p>KHK&#8217;lı Mustafa Kabakçıoğlu 4 yıldır içeride tutuluyordu. Son dört ayını hücrede tek başına geçirdi. Defalarca dilekçe verdi ama sonuç alamadı.</p>
<p>“Bu yaşadıklarım bana ders, size de dert olsun. Sağlık kontrollerimi yaptıramıyor ve sağlıklı yaşayamıyorum. Allah kimseyi buraya düşürmesin.” Diyerek feryat etti, adeta vasiyet bıraktı.</p>
<p>Mustafa Kabakçıoğlu, İçişleri Bakanlığından 2007 yılında takdir belgesi alan bir emniyet mensubu. Gecesi ve gündüzü ile bu ülkeye hizmet vermiş bir görevli. Geceleri millet evinde huzur içinde uyusun diye, canını ortaya koymuş bir vatansever. Tıpkı yüzlerce içeride olan meslektaşları gibi.</p>
<p>İçimiz yanıyor ülkemizde ilgisizlik ve siyasi çıkarlar uğruna hiçe sayılan hayatlara, içimiz yanıyor ilgili ve yetkili görülen makamların vurdumduymazlığına, isyan ediyor insan körler sağırlar gibi hayat sürenlere..</p>
<p>İlk kez olmuyor yaşanan bu içler acısı dramlar, son da olmayacak. Demokrasi bir rüya olsa da bir gün bizim ülkemize de uğrayacak. İnsanların insanca yaşayabildiği, mazlumun, mağdurun yanında adaletin yer aldığı günler elbet gelecektir. Hak, adalet ve hürriyet elbet ama elbet tekrar ikame edilecektir. Diğer türlü adaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır.</p>
<p>3 çocuğunu geride bırakarak, tek kişilik bir hücrede yapayalnız ölüme terkedilen Mustafa Komiser günümüz rejiminin fotoğrafıdır.</p>
<p><strong>Aliya İzzet Begoviç’ in dediği gibi &#8220;</strong>Bütün yargılamalar, ilahi mahkemenin sönük bir taklididir.&#8221;</p>
<p><strong>Hizmetten | M.Ertuğrul İncekul</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/beyaz-sandalyede-olum-m-ertugrul-incekul/">Beyaz Sandalyede Ölüm | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reseptörlerimiz Açık mı? &#124; M.Ertuğrul İncekul</title>
		<link>https://hizmetten.com/reseptorlerimiz-acik-mi-m-ertugrul-incekul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 12:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<category><![CDATA[Reseptör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayat sırlı bir muamma ,her yeni gün bize yeni mesajlarla geliyor. Adeta telgraf gibi..Reseptörleri açık olanlar bu sinyalleri çözüp, zamanını kaliteli değerlendirebiliyor, ve o güne ait mesajı okuyabiliyorlar. Zaten zaman&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/reseptorlerimiz-acik-mi-m-ertugrul-incekul/">Reseptörlerimiz Açık mı? | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat sırlı bir muamma ,her yeni gün bize yeni mesajlarla geliyor. Adeta telgraf gibi..Reseptörleri açık olanlar bu sinyalleri çözüp, zamanını kaliteli değerlendirebiliyor, ve o güne ait mesajı okuyabiliyorlar. Zaten zaman dediğimiz şey de hem var, hem yok değil mi? Yaşadığımız andan gayri elimizde olan var mı?</p>
<p>Bugünün mesajı bugün kıymetli, tıpkı günlük haberler gibi. Hitler&#8217;in öldüğü gün dünya için önemli bir gündü ve haberdi şimdi ise o haberin hiçbir kıymeti yok!</p>
<p>Aynen onun gibi ,değişik hadiseler, fırtınalı günler devr-i daimi yaşıyoruz. Kiminin reseptörü tıkır tıkır çalışıyor ve her gelen mesajı anlayabiliyor. Kiminin reseptörü biraz bakım gerektiriyor, her mesajı çözemiyor. Kiminin reseptörü iyice eskimiş artık tek tük mesajı çözebiliyor. Kimileri ise artık gelen mesajları okuyacak ve anlayacak donanımını yitirmişler. Sadece his, duygu ,önyargı ,vehim ve zanla mesajları anlıyor, yorumluyor ve öylece zamanın dışında kalıyorlar.</p>
<p>İnsan müthiş bir hardware ve software .İç ve dış donanımı itibarı ile mükemmel. Ama bu muazzam donanımı bize veren Rabbimiz bize bakım için rehber ve kullanım kılavuzunu da göndermiş, yetmemiş her çağa bakan yetkili servisi de göndermiş. Bize düşen reseptörlerimizi güncellemek, bakımını ihmal etmemek. Çünkü kıyamete kadar her an sinyaller ve güncel mesajlar gelmeye devam edecek. Unutmayalım kontörü biten, interneti olmayan telefon gibi işlevimizi yitirebiliriz.</p>
<p>Bir de yoğun virüslerin çıktığı, toplu insanlığı etkilediği dönemler olur. Digital dünyada da bazen büyük zararlar veren virüsler yayılabiliyor. Böyle dönemlerde yetkili servislerden, yetkin uzmanlardan yardım almak, ekstra paketler veya tedavi yolları ile kendimizi korumak gerekiyor. Buradaki temel mesele şu olsa gerek; bizim bakımımızı yapacak, mesajları çözücü hale getirecek yetkili servisler, uzmanlar kim ? Bunun cevabı yine kendimizde; nerde arıza olduğunu biliyorsak, neremiz ağrıyorsa doğru uzmana gitmek veya bilenlere sormak gerekiyor. Yanlış servise giderek hem parasını, hem aidiyetini yitiren ya da yanlış sağlık uzmanına giderek sağlığını yitiren insan sayısı az değildir.</p>
<p>Hayat bir muamma, hergün çözümlenmeyi bekleyen sırlar yumağı. Süprizlere gebe bir organizma. İnsan ise rolünü oynayan, hayat muamması içinde aldığı mesajlarla hedefine ulaşması gereken bir yolcu. Yol ve yolcu mülahazası da reseptörlerimizin aldığı sinyalleri çözme becerisine emanet.</p>
<p><strong>Hizmetten | M.Ertuğrul İncekul</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/reseptorlerimiz-acik-mi-m-ertugrul-incekul/">Reseptörlerimiz Açık mı? | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Esma Uludağ Destanı &#124; M.Ertuğrul İncekul</title>
		<link>https://hizmetten.com/esma-uludag-destani-m-ertugrul-incekul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2020 14:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[esma uludağ]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14092</guid>

					<description><![CDATA[<p>29 Nisan 2018’de Atina’da vefat eden Esma Uludağ’ın cenazesi, annesi, babası ve iki kız kardeşinin yaşadığı İzmir Buca’da toprağa verildi. Esma Hanımefendi ‘nin yaşanmış dramı başlı başına yaşanan bu zulüm&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/esma-uludag-destani-m-ertugrul-incekul/">Esma Uludağ Destanı | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>29 Nisan 2018’de Atina’da vefat eden Esma Uludağ’ın cenazesi, annesi, babası ve iki kız kardeşinin yaşadığı İzmir Buca’da toprağa verildi.</p>
<p>Esma Hanımefendi ‘nin yaşanmış dramı başlı başına yaşanan bu zulüm yıllarının mini bir haritasıdır. Yüz binlerin yaşadıklarına tercümandır. Başka hiç bir zulüm olmasa kendisi ve ailesinin yaşadıkları buna sebep olan vicdansızlara günah ve ayıp olarak yeter.</p>
<p>Bir kadın düşünün; 3 çocuğu ile iki üniversite bitiriyor, memur oluyor, anne oluyor, öğrenciliği ise hiç bırakmıyor.</p>
<p>32 yaşındaki Esma Uludağ, 2007 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik Bölümü’nü bitiriyor. 2009’da bu kez Celal Bayar Üniversitesi’nde lisanüstü eğitimi görüyor. Bu arada evleniyor, memur oluyor. Son olarak Gediz Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu’nu kazanıyor. Gediz Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu’nu birincilikle tamamlıyor. Diplomasını da biri henüz 38 günlük 3 çocuğuyla birlikte alıyor, eğitim aşkı ve okuma azmiyle kanatlanıyor. Bir yandan da Karabağlar Kaymakamlığı’nda çalışıp eğitimini sürdürüyor.</p>
<p>Aşırı baskılarla korkulu günler başlıyor. İnsanca yaşama ve sevgiye adanmış bir ömre haince saldırılar oluyor. Rüyalarına girmeyen suçlarla itham edilip, hapse atılıyor. Çocuklarından ayrılık acısını iliklerine kadar yaşıyor. 3 ay sonra imza şartı ile serbest bırakılıyordu.</p>
<p>Eşi Mehmet Ali Bey’de bir süre önce Almanya’ya çıkmıştır. Olağanüstü Hal (OHAL) ile çıkarılan KHK’yla ihraç edilen Esma Hanım 3, 7, 10 yaşlarındaki dünyalar tatlısı çocukları ile Meriç’ten bin bir zorlukla geçerler. Saatlerce süren çileli bir yolculuktan sonra Yunanistan’a ulaşırlar. Çocukları ile yaptığı bu yürüyüş “özgürlük yürüyüşü&#8221; olarak sembol olmuştur. Eşi Mehmet Ali Bey aile birleştirme almıştır sonunda, bu mutlu haber Esma Hanıma ulaştığında dünyalar Onların olmuştu.</p>
<p>Hasret zirvededir, çocuklar heyecanla babalarına kavuşmayı beklemektedir. Esma Hanım ise hapis, ülkeden ve sevdiklerinden ayrılık, çileli bir yolculukla sınırdan geçiş, sığınmanın getirdiği ağır şartlar, hasret, stres derken çok ama çok yıpranmıştır. Eşine duyduğu özlem ve kavuşma heyecanı ile çileli bir bekleyiş içerisinde iken ve vuslata çok az bir zaman kalmışken bir sabah ansızın rahatsızlanır. Ambulans çağırırlar, çocuklarının endişeli bakışları ve gözyaşları ile hastaneye doğru Esma Hanım’ı alır götürürler. Dünyalar tatlısı çocuklarını ve çocuklarının da annelerini son görüşleridir. Ambulans’da önce felç geçirir sonra da kalp krizi ile ruhunun ufkuna yürür Esma Hanımefendi.</p>
<p>Mehmet Ali Bey Yunanistan hızlandırılmış seyahat izni ile gelmiştir ama sadece eşinin cansız bedenine yetişebilmiştir. Aslan babam , yiğit babam ! diyerek gözyaşları ile evlatları karşılamıştır babalarını, gözyaşları sel olur, melekler eşlik ederler bu tabloya.</p>
<p>Bir destandır sadece bu yaşananlar.. önceki dönemlerden fazlası vardır, eksiği yoktur. Mükafatı çok ulvi bir çilenin hikayesidir. Ümidim ve duam odur ki, buna sebep olanların ahirete kalmadan hesabının sorulmasıdır.</p>
<p>Ruhunun ufkuna masum olarak yürüyenlere “cennetin tadını çıkarınız, az daha sabrediniz, sevdiklerinizle ebedi mutluluğu yaşayacaksınız”  demekten öte bir sözümüz ve temennimiz olamaz.</p>
<p><strong>Hizmetten | Ertuğrul İncekul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/esma-uludag-destani-m-ertugrul-incekul/">Esma Uludağ Destanı | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yok ve Var &#124; M.Ertuğrul İncekul</title>
		<link>https://hizmetten.com/yok-ve-var-m-ertugrul-incekul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2020 12:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13914</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mesleğimizin esası hem yok olmak hem var olmak&#8230;Hem “Lâ” diyecek, hem “illâ”ya ulaşacak&#8230; İsbat-nefy tenakuzunu aynı anda yaşayacak. Hem konuşacak hem de “Konuşan yalnız hakikat ve hakâik-i Kur’âniye’dir!” diyecek. Hem&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yok-ve-var-m-ertugrul-incekul/">Yok ve Var | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mesleğimizin esası hem yok olmak hem var olmak&#8230;Hem “Lâ” diyecek, hem “illâ”ya ulaşacak&#8230; İsbat-nefy tenakuzunu aynı anda yaşayacak. Hem konuşacak hem de “Konuşan yalnız hakikat ve hakâik-i Kur’âniye’dir!” diyecek. Hem yazacak hem de “Said yok, Said’in şahsiyeti de yok!”  diyecek. Yani oldukça zor bir mesele.</p>
<p>Bu dönemde de çok sık yaşadığım bir duygu; hem yazayım konuşayım diyorum, bazen de susayım, yazmayayım diyorum.Yıllardır yazıyorum, köşe yazılarıma devam ettiğim platformlarda oldu, yayınlanmayan bir yerlere arşivlediklerim de oldu.Gün gelir okunur, kıymet ifade eder, diyorum.</p>
<p>Bu dönemde istikameti korumak, moral ve ruh sağlığınızı korumak kolay değil. Çevrenizden kopan giden, inandığı değerleri ucuza satan insanlar olduğu gibi, sadece menfi olanlara, yıkıcı tenkide ,dedikodu ve gıybete kilitlenmiş insanları görünce de üzülüyorum, kederleniyorum. Kardeşin kardeşe çok gadrettiği bir dönem. Evet ben kendime bakıyorum, kendimi de beğenmiyorum. Ama bu kapıdan başka kapı ve Hizmet&#8217; ten başka daha güzel bir yol da bilmediğim için sabırla ve şükranla yoluma devam etmek istiyorum. Müsbet ve güzele dair pek çok hadise, ve bu dönemde kahramanca duruş sergileyen başta ülkemizdeki mağdur ve mazlumlar beni canlı tutuyor.</p>
<p>Hizmet içi pekçok tartışmalar da var. Yalan yanlış pek çok bilgi kirliliği de mevcut. Küçük yaşlardan beri Hizmetin kıyısında, köşesinde olmuş, dünyanın değişik coğrafyalarında 22 yıldır vazife yapmış bir fert olarak ortaya atılan bazı iddialara üzülüyorum, bazı iddialara da gülüp geçiyorum. Gücüm yettiği kadar yazarak ve sözlü olarak da bildiğim doğruları anlatmaya çalışıyorum.</p>
<p>Ayrıca geçenlerde Ahmet Kurucan Bey&#8217;in kaleme aldığı &#8220;Şahısları kutsama ya da indirgeme&#8221; yazısında ele aldığı gibi önde olan ,Hocaefendi&#8217;ye yakın halkada olan şahıslar dahil kimseyi kutsamak gibi bir derdim yok, doğru da değil zaten, her gün kırk defa &#8220;(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz&#8221; dedikten sonra kimseyi kutsayacak değiliz. Ama selefe saygı önemli bir değerimizdir bizim.</p>
<p>Bir diğer mesele de öncekiler sonrakiler, öndekiler sondakiler, veya tabandakiler tavandakiler, vazifeliler vazifesizler gibi ayırıcı, genellemeci yaklaşımları doğru bulmuyorum, reddediyorum. Hizmet etmenin yaşı olmaz, emekliliği de olmaz. Bu emanet benim diyen,sahip çıkan herkese aittir bu hizmetler. Hocaefendi de O&#8217; nu seven ve takip eden herkesin rehberidir, Hocaefendisi&#8217;dir.<br />
Meselenin temeli karakter meselesidir, karakteri bozuk insanlar nerede olursa olsun bulunduğu konuma ve oluşuma zarar verirler. Bence değerlendirme kriteri ve gözlüğü de bu olmalı, yoksa doksanlı yıllarda olanlar iyiydi, ikibinlerde olanlar kötü ya da gençler şöyle, yaşlananlar böyle  gibi genelleyici, doğruya götürmeyen laflar vaktimizi zayi etmeden öte gitmez.</p>
<p>Çok uzatmadan şöyle bitireyim yazımı; Kutsi hadiste<br />
“Ben falanı seviyorum, sen de sev.”  tevecühüne mazhar olanlar her dönemin mutlak kazananı olacaklardır.</p>
<p>Hizmetten | M.Ertuğrul İncekul</p>
<div class="yj6qo"></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/yok-ve-var-m-ertugrul-incekul/">Yok ve Var | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Entegrasyon asimilasyon mudur? &#124; M.Ertuğrul İncekul</title>
		<link>https://hizmetten.com/entegrasyon-asimilasyon-mudur-m-ertugrul-incekul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 10:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[entegrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13783</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk yıllarımızda gurbetçiler gelirdi  yaşadığımız şehirlerimize, köylerimize. Halka göre daha zengin, daha &#8220;bilgili&#8221; ,daha sözü sazı dinlenen insanlardı bu gurbetçiler. İsimleri de &#8220;gurbetçi &#8221; idi çünkü o zamanlar İstanbul bile&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/entegrasyon-asimilasyon-mudur-m-ertugrul-incekul/">Entegrasyon asimilasyon mudur? | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk yıllarımızda gurbetçiler gelirdi  yaşadığımız şehirlerimize, köylerimize. Halka göre daha zengin, daha &#8220;bilgili&#8221; ,daha sözü sazı dinlenen insanlardı bu gurbetçiler.<br />
İsimleri de &#8220;gurbetçi &#8221; idi çünkü o zamanlar İstanbul bile gurbet diyarlardı, varın siz Almanya, Belçika, Fransa&#8217;yı düşünün. Arabistan biraz daha önce girdi gurbet literatürümüze.</p>
<p>Sonra bir Şehsuvar çıktı, ve kürsülerden haykırdı doksanlı yıllarda; yanı başınızda kardeşlerimiz bizi bekliyor,  SSCB dağılacak, dağıldığı zaman Orta Asya&#8217;lı kardeşlerimiz bizleri yanlarında hazır bulsunlar, dedi. O dönem gözyaşları ile halkımıza bu kutsal çağrıyı yaptı usanmadan, bıkmadan&#8230; Rus tankları Azerbaycan&#8217;a girdiğinde kürsüde düşüp bayıldı. Bu ısrarlı çağrılara kulak veren, işadamları,  eğitimciler ilk ziyaretlerini gerçekleştirdiler. İsimlerini ilk kez duyduğumuz Azerbaycan,  Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan, Gürcistan, Nahcivan, Türkmenistan ve Özbekistan. Önce can Azerbaycan&#8217; a heyetler gitti. Çok büyülü ve sır dolu bir seyahat gerçekleşti.  Onlarca yılın hasretini giderecek çok duygulu sahneler yaşandı. Gözyaşları sel oldu. Paslı kilitler açıldı, ezanlar okundu.</p>
<p>Ben de Fatih Koleji&#8217;nin üst katında bu ilk ziyaret sonrası gelen heyeti canlı dinleme imkanım olmuştu. Bu anlatılanlar  çok derin izler bırakmıştı. Camii kürsülerinde ve sohbetlerde bu anlatılanlar makes buldu, Anadolu insanı için yepyeni ufuklar açılmıştı, hareket alanı  daralan Hizmet Hareketi kendine yepyeni zeminler ve fırsatlar bulmuştu, adı sanı bilinmeyen diyarlara takkelerden çekilen kuralar ile hummalı bir göç zinciri başladı. Esnafı, öğretmeni, bellletmeni adeta birbiri ile yarışıyordu. Yeni yeni coğrafyalarda yepyeni dostluklar kuruluyor, yeni müesseseler açılıyordu. Rusya ile açılım hız kazanmıştı. Rusya &#8216;ya az gecikmeli ilk gidenlerden olma şerefi ile ben de serfiraz olmuştum. Orada yaşadığım güzellikler başka yazıların konusu olarak askıda bırakarak devam edelim&#8230;</p>
<p>2015 &#8216;e kadar bu anlatılan açılımlar ve yepyeni coğrafyalara hicretler devam etti. 96-98&#8217;lerde siyah inciler diyarı  Afrika kapısı açıldı.170 ülkede at koşturan, yepyeni dostluklar  kurulan bir global şefkat hareketi oldu. 2015 sonrası ise yaşanan siyasi olaylar ve Hizmet Hareketini 2004&#8217;lerde bitirmek için başlatılan aleyhte çalışmalar kirli bir tezgah ile neticeye vardı. Yolsuzlukları ortaya çıkan siyasiler bahane edilerek ciddi bir cadı avı başlatıldı. Yaşanan acı ama çok acı, yürek dağlayan olaylar ise hepimizin malumu.</p>
<p>Sonrası ve günümüze gelirsek, son dört yıldır ülkemizin geldiği hukuksuz, keyfi, güvenliksiz ortamdan kaçmak için çok kaliteli ve donanımlı insanlarımız yaşam imkanı arayışı ile yurtdışına yöneldi. Amerika, Kanada, ve Avrupa&#8217;ya yoğun bir göç yaşandı. İlticalar oldu. Ülkenin en iyi beyinleri ve  en dürüst sermaye sahiplerinin bazıları yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. Hapishaneler ise eğitim seviyesi en yüksek günlerini yaşıyorlar.</p>
<p>Yazının başlığına gelirsek; bir zamanlar Orta Asya ile başlayan gönüllere seyahat Amerika, Kanada,Avusturalya ve Avrupa ile devam ediyor. Çok yakında bu ülkelerde vatandaşlığını almış,  hizmete gönül veren bir hayli insan olacak. Ama temel soru şu; asimile olmadan nasıl entegre olacağız?  Kendi değerlerimizi muhafaza ederek, ahlâki ve manevi değerlerimize ,maziden gelen şuur ve köklerimize bağlı kalarak olabilir. Aynı zamanda bulunduğumuz ülkeyi ve insanını sevmek, kültürüne saygı duymak. İçinde bulunduğumuz topluma faydalı olmak, o ülkenin zarar görmesine sebep olabilecek faaliyetlerin içinde bulunmamak,  o ülkenin insanları ile kendi orijinimizi ve inançlarımızı gizlemeden bir arada olmak, ortak programlar yapmak da entegrasyon adına önemli noktalar olsa gerek.</p>
<p>Dünyanın her yerinde olabilen, dünya vatandaşlarından oluşan bir Hizmet Hareketi&#8217;nin yepyeni ufuklarda seyahatine devam edeceğini düşünüyorum.</p>
<div dir="auto"><strong>Hizmetten | M.Ertuğrul İncekul </strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/entegrasyon-asimilasyon-mudur-m-ertugrul-incekul/">Entegrasyon asimilasyon mudur? | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
