<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kur&#039;an-ı Kerim arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/kuran-i-kerim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/kuran-i-kerim/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 Jul 2025 20:09:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Kur&#039;an-ı Kerim arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/kuran-i-kerim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Respect Graduate School’un Kur’an-ı Kerim Sertifika Programında Kayıtlar Sona Yaklaşıyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/respect-graduate-schoolun-kuran-i-kerim-sertifika-programinda-kayitlar-sona-yaklasiyor/</link>
					<comments>https://hizmetten.com/respect-graduate-schoolun-kuran-i-kerim-sertifika-programinda-kayitlar-sona-yaklasiyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2025 20:09:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Respect Graduate School]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=44812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Respect Graduate School’un önemli eğitim programlarından biri olan Kur’an-ı Kerim Okulu, 28 Temmuz’da başlayacak yeni dönem dersleriyle kapılarını yeniden öğrencilere açıyor. Program kapsamında İngilizce, Pomakça ve Türkçe dil seçenekleriyle Kur’an-ı&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/respect-graduate-schoolun-kuran-i-kerim-sertifika-programinda-kayitlar-sona-yaklasiyor/">Respect Graduate School’un Kur’an-ı Kerim Sertifika Programında Kayıtlar Sona Yaklaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="273" data-end="550">Respect Graduate School’un önemli eğitim programlarından biri olan Kur’an-ı Kerim Okulu, 28 Temmuz’da başlayacak yeni dönem dersleriyle kapılarını yeniden öğrencilere açıyor. Program kapsamında İngilizce, Pomakça ve Türkçe dil seçenekleriyle Kur’an-ı Kerim eğitimi verilecek.</p>
<p data-start="552" data-end="905">MC TV’ye özel açıklamalarda bulunan Respect Kur’an Okulu hocalarından Nilüfer Üner, 2016 yılından bu yana Kur’an-ı Kerim eğitimi verdiklerini belirterek, “Öğrencilerimizle Kur’an-ı Kerim arasında gönül bağı kuruyoruz” dedi.  Alanında uzman eğitmen kadrosuyla 5 ve 10 kişilik sınıflarda birebir eğitim verildiğini aktaran Üner, derslerde interaktif yöntemlerin tercih edildiğini ve bu sayede öğrencilerin öğrenme süreçlerinin hızlandığını ifade etti. Tüm öğrencilere gerekli eğitim materyallerinin de sağlandığını ekledi.</p>
<p data-start="1204" data-end="1470">Üner, programın sonunda katılımcılara sertifika verildiğini belirterek, Kur’an-ı Kerim’i hiç bilmeyenler için temel eğitim yöntemi izlendiğini, okuma bilenler içinse Yasin ezberi, tecvid ve icazet gibi ileri seviye içeriklerin yer aldığı derslerin sunulduğunu söyledi.</p>
<p data-start="1472" data-end="1741">“Elifbalar veriyoruz, surelerle başlıyoruz” diyen Üner, Kur’an okumaya geçen öğrenciler için kişisel ilgi alanlarına göre özelleştirilmiş içeriklerle eğitimlerin devam ettiğini belirtti. Tüm bu aşamalarda öğrenci merkezli bir yaklaşımın benimsendiğini sözlerine ekledi.</p>
<p data-start="1743" data-end="1904">Program hakkında görüşlerine başvurulan bazı Respect öğrencileri de, aldıkları eğitimin kendilerinde oluşturduğu manevi dönüşüm ve memnuniyetlerini dile getirdi.</p>
<div style="width: 640px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-44812-1" width="640" height="360" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/07/RESPECT-KURAN-EGITIMI.mp4?_=1" /><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/07/RESPECT-KURAN-EGITIMI.mp4">https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/07/RESPECT-KURAN-EGITIMI.mp4</a></video></div>
<p data-start="1743" data-end="1904">
<p><a href="https://hizmetten.com/respect-graduate-schoolun-kuran-i-kerim-sertifika-programinda-kayitlar-sona-yaklasiyor/">Respect Graduate School’un Kur’an-ı Kerim Sertifika Programında Kayıtlar Sona Yaklaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hizmetten.com/respect-graduate-schoolun-kuran-i-kerim-sertifika-programinda-kayitlar-sona-yaklasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/07/RESPECT-KURAN-EGITIMI.mp4" length="65925042" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Rahman Suresi&#8217;nde Kur&#8217;an -İnsan- Kainat Dengesi &#124; Dr. Abdullah İnci</title>
		<link>https://hizmetten.com/rahman-suresinde-kuran-insan-kainat-dengesi-dr-abdullah-inci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 May 2025 18:33:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Rahman Suresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=43693</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman Suresi Allah-u Teâlâ”nın Er-Rahman sıfat ismi ile başlayarak tüm kâinattaki ve insan üzerindeki ilâhi ve kuşatıcı rahmet tecellisi olan Allah’ın nimetlerini ve kâinattaki külli kanunlarını beyan etmektedir. Yaratma, hayat&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/rahman-suresinde-kuran-insan-kainat-dengesi-dr-abdullah-inci/">Rahman Suresi&#8217;nde Kur&#8217;an -İnsan- Kainat Dengesi | Dr. Abdullah İnci</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-43706 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/05/Rahman-Suresi.jpg" alt="" width="1138" height="222" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/05/Rahman-Suresi.jpg 620w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/05/Rahman-Suresi-585x114.jpg 585w" sizes="(max-width: 1138px) 100vw, 1138px" /></p>
<p><strong>Rahman Suresi </strong>Allah-u Teâlâ”nın <strong>Er-Rahman </strong>sıfat ismi ile başlayarak tüm kâinattaki ve insan üzerindeki ilâhi ve kuşatıcı rahmet tecellisi olan Allah’ın nimetlerini ve kâinattaki külli kanunlarını beyan etmektedir. Yaratma, hayat verme, rızıklandırma, kanun koyma gibi bu nimetler cebr-i lutfî olarak tüm varlıkları kapsamaktadır. Ayrıca kâinattaki her şeyin ince bir hesap, kader ve mîzan ile yaratılmasını yani şeriat-ı fıtriye dediğimiz kanunları açıklamaktadır. <strong>Rahman </strong>ism-i şerifi ile başladığı için kâinatta geçerli olan bütün bu kanunların en önemlisinin <strong>‘küllî rahmet ve denge kanunu’ </strong>olduğunu da beyan eder.</p>
<p><strong>Rahman suresi ilk 9 ayetinin tafsîlî meâli:</strong></p>
<p><strong>1-4 Rahman Allah, insanı Kur’ânı talim etmek için yarattı ve Kur’ânı idrâk etsin, temsil ve tebliğ etsin diye insana beyanı öğretti.</strong></p>
<ul>
<li><strong>Güneş ve ay başta olmak üzere bütün gök cisimleri Rahman’ın ince bir hesap ile kendilerine tâyin ve takdir ettiği yörüngelerinde hareket ederler.</strong></li>
<li><strong>Yıldızlar, ağaçlar ve yerdeki bitkiler Rahman Allah’a secde ederler (O’nun emir ve kanunlarına fıtraten itaat ederler)</strong></li>
<li><strong>Allah göğü yükseltti ve (adâleti ve rahmeti ile kâinatta) mîzan ve dengeyi koydu. (Küçük kâinat hükmünde olan insanın beden arzı üzerinde de ruh ve akıl semâsını yükseltti ve aralarında bir mîzan ve denge koydu)</strong></li>
<li><strong>Ki haddinizi aşıp mîzanı (Rahman’ın yerde ve gökte koyduğu külli rahmet ve denge kanununu) bozmayasınız.</strong></li>
<li>(<strong>Bütün işlerinizde) tartıyı, ölçüyü hakkaniyetle (Kur’ân mîzanına uygun olarak) muhafaza edin, (Allah’ın, insanların ve kâinattaki tüm varlıkların hukukuna riayet edin), sakın dengeyi, mîzanı bozmayın’</strong></li>
</ul>
<p>Üstad Bediüzzaman Hazretleri İşârâtu-ul İ’caz isimli tefsirinde, <strong>‘Rahman’ </strong>isminin Allah’ın yedi subutî sıfatına işaret ettiğini ifade etmektedir. Zîra ‘Rahman’ ismi, <strong>‘Rezzak’ </strong>(Mutlak ve tek rızık verici) manasındadır. Rızık ise bekâ’ya yani hayatın devamına sebeptir, bekâ ise varlığın tekrar ederek devam etmesinden ibarettir. Bekâ dahi rızık neticesinde olduğu için zarurî olarak Allah’ın <strong>‘Basar’ ‘Sem’ ve ‘Kelâm’ </strong>sıfatlarını gerektirir ki, rızka muhtaç olan tüm varlıkların ihtiyaçlarını eksiksiz olarak ve tam zamanında <strong>‘Basar’ </strong>sıfatıyla görsün, fıtrî ve lisanî dualarını <strong>‘Sem’ </strong>sıfatıyla eksiksiz olarak işitsin ve dilediği kullarına veya varlıklara <strong>‘Kelâm’ </strong>sıfatıyla vahyetsin ve konuşsun. Allah’ın <strong>Vücud (Hayat) </strong>sıfatı <strong>‘ilim’ ‘irâde’ ve ‘kudret </strong>sıfatlarını da zaruri olarak gerektirir. <strong>(1)</strong></p>
<p>Allah’ın yedi subutî sıfatını kapsayan Rahman isminin tecellîleri olarak bu surede sırasıyla aşağıdaki nimetler ve yaratılış kanunları beyan edilmektedir:</p>
<ul>
<li>İnsana Kur’ân’ın tâlim edilmesi,</li>
<li>İnsanın yaratılması,</li>
<li>İnsana beyanın verilmesi, (anlama, idrak etme, konuşma, temsil ve tebliğ etme kabiliyeti)</li>
<li>Güneş, ay ve yıldızlar gibi gök cisimlerinin ince bir hesap ve denge ile yaratılması ve kendilerine takdîr edilen yörüngelerinde, eksenlerinde hareket etmeleri.</li>
<li>Gök cisimlerinin ve arzdaki ağaçlar, bitkiler, toprak, denizler ve hayvanlar gibi varlıkların Allah’ın rahmet ve denge kanunlarına itaat ederek O’na secde etmeleri.</li>
<li>Arzın üzerinde semâ’nın yükseltilip mîzana ve dengeye konması.</li>
</ul>
<p>Rahman suresinde 4 defa <strong>“mîzan” </strong>olarak zikredilen bu ‘küllî rahmet ve adalet kanunu’ dünyadaki ve kâinattaki tüm varlıklar için itaat edilmesi fıtri olarak zorunlu bir kanundur. Yeryüzünde Allah’ın halîfesi olma vazifesi olan insan bütün varlıklardan daha öncelikli olarak bu küllî merhamet ve denge kanununa itaat etmekle mes’uldür, etmezse umum kainattaki ve dünyadaki adalet ve denge bozulur, zulümler artar ve arzî, semavî veya içtimaî olarak küllî belalara, musîbetlere maruz kalır. İnsanın umum kâinatta bu mizan ve adaleti tesis edip koruyabilmesi için <strong>Rahman Allah, en önemli rahmet tecellisi olarak insana Kur’ânı tâlim etti ve Kur’âna muhatap olacak bir idrak, anlayış, konuşma, temsil ve beyan kabiliyeti verdi.</strong></p>
<p><strong>Rahman suresinin ilk dört âyetinin özet şerhi:</strong><strong> </strong></p>
<ul>
<li style="text-align: left;">Rahman Allah, insanı Kur’ânı tâlim etmek, öğretmek için, ruh, akıl, zekâ, hayal, hâfıza, idrâk, şuur vicdan ve kalb gibi nimetler ve kâbiliyetlerle yaratmıştır.</li>
<li style="text-align: left;">Ayette geçen <strong>‘Tâlim’ </strong>kelimesi alâmet, işaret ve delil manalarına da gelmektedir. Bu manaya göre Allah, Kur’ânı insanlara tefekkür edecek, akledecek ve ibret alacak bir âyet ve delil olarak Efendimiz SAV’in nübüvveti için de en büyük bir mucize kılmıştır.</li>
<li style="text-align: left;">İnsana Kur’ânı anlaması, anlatması, temsil ve tebliğ etmesi için <strong>‘beyan’ </strong>öğretilmiştir. <strong>Beyan kuvveti: </strong>Anlama, idrâk etme, konuşma, yazılı, sözlü veya görsel olarak edebî ve bediî sanatlarla ifade etme ayrıca hayat tarzı ile temsil etme kabiliyeti olarak Allah’ın insana verdiği en muhteşem ve kompleks nimetlerden birisidir.</li>
<li style="text-align: left;">Kainattaki tüm varlıklar üzerinde, <strong>‘Kur’ân mîzanına’ </strong>(Kur’ân’daki Allah’ın emir ve yasaklarına) uygun olarak merhamet ve adaletle tasarruf ve idare etme mes’uliyeti insana yüklenmiştir.</li>
</ul>
<p><strong>5-Güneş, Ay ve bütün gök cisimleri çok ince bir hesap ile (yörüngelerinde) hareket ederler:<br />
</strong>Bu ayette geçen <strong>‘Husbân</strong>’ kelimesi hesap kelimesinin çoğulu olup ayrıca <strong>‘eksen’ ve ‘yörünge’ </strong>manalarına da gelmektedir. Bu âyetten, Allah’ın kâinattaki güneş, ay ve yıldızlar gibi gök cisimlerini kendi eksenlerinde ve yörüngelerinde, hepsine tayin ettiği belirli bir hız ve açı ile ve belirli bir zamana kadar hareket ettirdiği ve onlara ısı veya ışık yayma, yön gösterme ve diğer gök cisimleri ile beraber uzaydaki itme çekme kanunuyla külli dengeyi sağlama ve kâinatta yaşayan diğer melekutî veya cismanî varlıklar için mesken olma gibi vazîfeler gördürdüğünü anlayabiliriz.</p>
<p>Küçük kâinat hükmünde olan insanın da, cismânî beden arzı üzerinde ruh güneşi, kalp ayı, görme, işitme, konuşma kuvvetleri (yıldızları), akletme, hıfz etme tefekkür etme, anlama, idrak etme gibi yükseltilmiş semavi kabiliyetleri ile donatılıp çok ince bir ölçü, hesap ve takdir ile yaratıldığı beyan edilmekte ve insanın da bu büyük nimetleri lutfeden Rahman Allah’a tam bir tevhîd üzere (şirk koşmadan, Allah’a ait isim veya sıfatları kısmen veya tamamen Allah’tan başkasına veya sebeplere vermeden) îman etme, şükretme ve kendisine öğretilen <strong>‘Kur’</strong>â<strong>nın yörüngesinde’ </strong>haddini aşmadan yaşama hususlarında dünyada ve ahirette hesaba çekileceğine dair ince işaretler vardır. <strong>(2)</strong></p>
<p><strong>6-‘Yıldızlar, ağaçlar ve yerdeki bitkiler Rahman Allah’a secde ederler’:<br />
</strong>Bütün gök cisimleri ve yeryüzündeki ağaçlar, bitkiler, hayvanlar ve toprak gibi bütün varlıklar fıtraten Allah’ın iradesine boyun eğerler, O’nun kendilerine tayin ve takdir ettiği vazifelerin dışına çıkmazlar. Bütün varlıklar Allah’ın kudretine boyun eğip onun huzurunda kıyam, rüku veya secde ederler. Bu konuda Üstad Bediüzzaman hazretleri, çok latif bir nükte ile, yeryüzünde ağaçların sürekli Allah’ın huzurunda kıyam ederek, dört ayaklı hayvanatın sürekli rükuda olarak, toprağın sürekli Allah’a secde halinde, dağların da sürekli teşehhüdde (oturarak) fıtri ibadetlerini yaptıklarına işaret etmektedir. <strong>(3)</strong><strong> </strong></p>
<p>Bütün varlıklar fıtrî ibadetlerini yaptıkları gibi, insanın da bir ‘abd-i küllî’ olarak namazın bütün rükünlerini <strong>‘namaz mîzanını</strong>’ bozmadan ikame edip <strong>‘beden arzı üzerinde namaz semasını yükselterek’ </strong>kâinattaki bütün varlıklar adına Allah’a ibadetini arz etmesi imandan sonra en yüksek, en lâtif ve en küllî vazifesidir. Namazda farz olan <strong>‘ta’dîl-i erk</strong>â<strong>n’ </strong>kavramı da namazın rükünlerini adaletle yerine getirmek, namazı ‘<strong>Kur’</strong>â<strong>n ve sünnet m</strong>î<strong>zanına</strong>’ uygun olarak, ikame ve inşa etmek ve Allah’a karşı haşyet içinde yerine getirip <strong>‘namaz miracına yükselmek’ </strong>manalarına gelmektedir.</p>
<p><strong>7-8</strong> ‘<strong>Allah göğü yükseltti ve (adaleti ve rahmeti ile) k</strong>â<strong>inatta dengeyi koydu ki haddinizi aşıp mizanı bozmayasınız,<br />
</strong>Üstad Bediüzzaman Hazretleri 30. Lem’a İsm-i Adl’in cilvelerinde bu ayette geçen göğün yükseltilmesi ve dengeye konması hususunu şöyle izah ediyor: <strong>‘İşte gel, güneş ile muhtelif gezegenlerin dengelerine bak. Acaba bu denge, güneş gibi Adil ve Kadîr olan Zât-ı Zülcelâl’i göstermiyor mu? Seyyârâttan olan gemimiz yani küre-i arz , bir senede yirmi dört bin senelik bir dairede seyahat eder. Ve o harika süratiyle beraber zeminin yüzünde istif edilmiş varlıkları dağıtmıyor, sarsmıyor, fezâya fırlatmıyor. Eğer sürati bir parça artsa veya azalsaydı, sakinlerini havaya fırlatıp fezâda dağıtacaktı. Ve bir saniye dengesini bozsa, belki başkasıyla çarpışacak, bir kıyâmeti koparacaktı’ (4)</strong></p>
<p><strong>‘Allah O’dur ki, gökleri görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti.” (Ra’d suresi 2):</strong></p>
<p>‘Bu ayette geçen <strong>“Ref’ etmek”</strong>, bir şeyin mekânla irtibatını kesip onu yükseğe kaldırmak demektir. Allah, semaları herhangi bir mesnede dayandırmaksızın <strong>’Yükseltilmiş tavan” </strong>(Tur suresi 5) olarak başımızın üstünde tutmaktadır. Cenâb-ı Hak bir kanun vaz’etmiştir ki, atmosferle dünyayı her gün binlerce göktaşının çarparak mahvetmesinden korumaktadır. Çekme-itme kanunuyla da sistemlerin birbirlerine çarpmaları gibi tehlikeleri bertaraf etmektedir. Âyet-i kerimede ayrıca, Allah’ın semaları direksiz olarak başımızın üstünde tuttuğu, ancak o tutma unsurunu bizim göremeyeceğimiz açıkça vurgulanmaktadır. Bu mesnedi, 20. asır insanı gözle değil, ilimle keşfetmiştir (çekme ve itme kanunu). Bütün cisimler, bu çekme ve itme kanunu içinde hareket etmektedir. Göklerde ve yerde düzenin sağlanması için yaratılan dengeler, kütleleri meydana getiren maddenin çeşidi, vasıfları, kütlenin büyüklük ve ağırlığı, çekim gücü, hareketliliği ve aralarındaki mesafeler gibi bir kısım kuvvet ve hareketler üzerine oturtulmuştur,. Ama, işin mahiyeti gidip Kur’ân ayetlerindeki bu hakîkatlere dayanmaktadır.’ <strong>(5)</strong></p>
<p><strong>9- ‘Tartıyı, m</strong>î<strong>zanı hakkâniyetle muhafaza edin, (Allah’ın, insanların ve kainattaki tüm varlıkların hukukuna riayet edin), sakın dengeyi bozmayın’ </strong>buyurularak insanın <strong>içtimaî</strong> alanda diğer tüm insanlarla ve kâinattaki tüm varlıklarla arasındaki mîzanı, hukuku ve adaleti sağlamakla vazifeli olduğu ifade edilmektedir ve insanı <strong>‘Kur’ân mîzanını’ </strong>ölçü alarak her türlü haksızlık, dengesizlik, tartıyı eksik yapmak gibi zulmün çeşitlerinden sakındırmaktadır.</p>
<p>Rahman suresindeki bu âyetlerden açıkça anlaşılmaktadır ki, Allah’ın küllî <strong>‘rahmet ve mîzan kanunu’ </strong>umum kâinatta dengeyi sağladığı gibi, yeryüzünde içtimaî, iktisadî, ve hukukî alanlarda dengeyi sağlamayı da insanlara emretmektedir. İnsanın yeryüzünde bu merhamet buudlu adaleti sağlayabilmesi de öncelikle Allah hakkı olan, Allah’a şirk koşmadan iman etme ve en büyük ibadet olan namazın hukukunu muhafaza ederek <strong>‘namaz miracına yükselme’ </strong>ve Kur’anı hayata hayat kılma ile mümkündür. İnsan, Allah Hakkı’na riayet ettiği ölçüde yeryüzünde ve tüm kainattaki varlıkların hukukuna riayet edebilecek ve ‘<strong>Rahmâni Ahlâk seması</strong>’na yükselecektir.</p>
<p>Referanslar:</p>
<ul>
<li>Bediüzzaman Said Nursi İşarat-ul İcaz tefsiri</li>
<li>Elmalılı Hamdi Yazır, Rahman suresi tefsirinden mülhem</li>
<li>Bediüzzaman Said Nursi İşarat-ul İcaz tefsiri</li>
<li>Bediüzzaman Said Nursi Lem’a</li>
<li>Fethullah Gülen, Kur&#8217;an&#8217;ın Altın İkliminde</li>
</ul>
<p><a href="https://hizmetten.com/rahman-suresinde-kuran-insan-kainat-dengesi-dr-abdullah-inci/">Rahman Suresi&#8217;nde Kur&#8217;an -İnsan- Kainat Dengesi | Dr. Abdullah İnci</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kur’an-ı Kerim İlmi Araştırmaları Teşvik Ediyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/kuran-i-kerim-ilmi-arastirmalari-tesvik-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 19:35:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İlim Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an-ı Kerim İlmi Araştırmaları Teşvik Ediyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=32421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Zafer Ayvaz Al-i İmran Suresi’nin 191. Ayeti gayet açık bir şekilde evrenin (göklerin ve yeryüzünün) nasıl yaratıldığı hakkında düşünmeyi ve bunun nasıl gerçekleştiğini ilmen araştırmayı teşvik etmektedir: &#8220;Onlar&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kuran-i-kerim-ilmi-arastirmalari-tesvik-ediyor/">Kur’an-ı Kerim İlmi Araştırmaları Teşvik Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Dr. Zafer Ayvaz</strong></p>
<p>Al-i İmran Suresi’nin 191. Ayeti gayet açık bir şekilde evrenin (göklerin ve yeryüzünün) nasıl yaratıldığı hakkında düşünmeyi ve bunun nasıl gerçekleştiğini ilmen araştırmayı teşvik etmektedir:</p>
<p>&#8220;<em><strong>Onlar ki Allah’ı gâh ayakta divan durarak, gâh oturarak, gâh yanları üzere zikreder, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve derler ki: &#8220;Ey Yüce Rabbimiz! Sen bunları gayesiz, boşuna yaratmadın. Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz. Sen bizi o ateş azabından koru!&#8221;</strong> </em></p>
<p>Elmalılı Hamdi Yazır’a göre yer ve gök üzerinde düşünmeye çağıran bu ayette yaratma işinin nasıl ve ne şekilde olduğunu tespit etmeye çalışan tabii ilimlere ve astronomik araştırmalara teşvik vardır. Buna göre ayetin muhatabı olan akıl sahipleri kâinattaki düzenin sırlarını elde etmeye ve keşfetmeye çalışmalıdır. Yaratılışın nasıl olduğunu ilmi araştırma sonucunda keşfeden ilim erbabı, kâinatın boşuna yaratılmadığını, Yüce Yaratıcının kusurlardan münezzeh olduğunu ve mükemmel bir sistem kurduğunu idrak edecektir.</p>
<p>Bediüzzaman Hazretleri Tabiat Risalesinde yaratılış konusunda inananların bilmeden kullandığı üç yanlış ifadeye dikkat çekerek, yaratılışın sebeplerin gerektirmesiyle, kendiliğinden veya tabii bir şekilde olamayacağını, bunun ancak hadsiz bir hikmet, nihayetsiz bir ilim ve her şeyi kapsayan bir irade ile var olabileceğini açıklamaktadır.</p>
<p>Bu ayette teşvik edilen ilmi araştırmaları yapanların, en sonunda yaradılışla ilgili yanlış düşüncelerin neticesi olan ateş azabından kendilerini koruması için Allah’a sığınmaları gerekmektedir.</p>
<p>Diğer bir surede “<strong><em>Şüphesiz göklerde ve yerde müminler için Allah’ın kudret ve hikmetine dair çok deliller vardır. Siz insanların yaratılışınızda ve Allah’ın dünyanın her tarafında yaydığı canlılarda, kesin bilgiye ulaşıp gerçekleri tasdik edecek kimseler için deliller vardır.</em></strong>” (Casiye, 45: 3-4) buyrulmaktadır. Evrendeki varlıklar ve bunların düzeni, işleyişi, fonksiyonları, aklını ve bilgisini kullananlar için çok şey ifade etmektedir. Kainattaki düzenden Allah’ın kudret ve hikmetine dair delilleri ancak kesin bilgiye ulaşan ilim insanları çıkarabilir ki, bu ayet-i kerimeler de bizi ilmi araştırmalara teşvik etmektedir. Yazır’a göre imanı olanlar, gökleri ve yeri gözlemleyip inceleyerek onlardaki ayetleri peyderpey keşfetmelidirler. Böylelikle ilahi hikmeti ortaya çıkarıp ona göre güzel hikmetli işler yapmaya çalışmalıdırlar. Yazır, Kur’an ayetlerinin müslümanları bilimsel araştırmaya teşvik ettiğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede Kur’an ayetlerini okumanın yanında tabiattaki tekvini ayetleri de okumak ve anlamak gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kuran-i-kerim-ilmi-arastirmalari-tesvik-ediyor/">Kur’an-ı Kerim İlmi Araştırmaları Teşvik Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilisede Kuran-ı Kerim’e göre Hz. İsa’nın doğumu canlandırıldı</title>
		<link>https://hizmetten.com/kilisede-kuran-i-kerime-gore-hz-isanin-dogumu-canlandirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2022 23:45:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya&#8217;nın Hessen eyaletine bağlı Marburg kentinde faaliyet gösteren İnsan Hakları ve Özgürlük Girişimi IHRF, (Initiative Menschen Rechte und Freiheit) Evanjelik Lutheran Bölge Kilisesi ile birlikte Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e göre Hz. İsa’nın&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kilisede-kuran-i-kerime-gore-hz-isanin-dogumu-canlandirildi/">Kilisede Kuran-ı Kerim’e göre Hz. İsa’nın doğumu canlandırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya&#8217;nın Hessen eyaletine bağlı Marburg kentinde faaliyet gösteren İnsan Hakları ve Özgürlük Girişimi IHRF, (Initiative Menschen Rechte und Freiheit) Evanjelik Lutheran Bölge Kilisesi ile birlikte Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e göre Hz. İsa’nın doğumunun canlandırıldığı bir tiyatro gösterisi hazırladı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-28420" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/Marburg1-577x700.jpeg" alt="" width="488" height="592" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/Marburg1-577x700.jpeg 577w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/Marburg1-768x931.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/Marburg1-585x709.jpeg 585w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/Marburg1.jpeg 922w" sizes="(max-width: 488px) 100vw, 488px" /></p>
<p>Marburg Lutheran Kilisesi&#8217;nde sahnelenen tiyatro gösterisinde, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e göre Hz. İsa&#8217;nın doğumu canlandırıldı. Programa Alman medyası da ilgi gösterdi.</p>
<p>Bu sene ilk defa Müslümanların oluşturduğu bir insiyatif ile birlikte organize edilen bu proje için Lutheran Kilisesi Rahibi Biskamp; &#8221;Bizim köklerimiz aynı. Aynı Allah’a inanıyoruz. Hem İncil’de hem de Kur’an’da ortak çok fazla yönümüz var. Huzur içinde birlikte yaşamayı birbirimizle diyaloğa geçerek sağlayabiliriz. Bizi kimsenin bölmesine müsaade etmeyeceğiz” dedi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-28421" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/Marburg2-584x700.jpeg" alt="" width="475" height="569" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/Marburg2-584x700.jpeg 584w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/Marburg2-768x920.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/Marburg2-585x701.jpeg 585w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/Marburg2.jpeg 922w" sizes="(max-width: 475px) 100vw, 475px" /></p>
<p>Hristiyanlıkta Heiligabend olarak bilinen 24 Aralık günü yaklaşık 650 kişi Lutheran Kilisesi&#8217;nde ibadet etmek için bir araya geldi. Gecede önce dualar edildi, ardından IHRF üyesi Seher Us, Hz Meryem karakterini canlandırdı.</p>
<p>https://twitter.com/IhrfM/status/1606973902013755394?s=20&#038;t=_uotPxXuZQnk3Wa97wVrIQ</p>
<p>Program kiliseye ibadet için gelenlerin dünya barışı adına güzel dilekleriyle sona erdi.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kilisede-kuran-i-kerime-gore-hz-isanin-dogumu-canlandirildi/">Kilisede Kuran-ı Kerim’e göre Hz. İsa’nın doğumu canlandırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sonsuz Nur’un Dilindeki İksir &#124; MEHMET YILDIZ</title>
		<link>https://hizmetten.com/sonsuz-nurun-dilindeki-iksir-mehmet-yildiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2022 05:50:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuz nur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilemedik senin kıymetini. Hissedemedik senin cömertliğini. Halbuki sen Hak’tan bize gelen en büyük hediye idin. Ceste ceste gelmiştin, aheste aheste inmiştin. İklim bahardı. Yağmurlar nisan yağmurlarıydı. Toprağın bağrındaki tohumlar ruşeym&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sonsuz-nurun-dilindeki-iksir-mehmet-yildiz/">Sonsuz Nur’un Dilindeki İksir | MEHMET YILDIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilemedik senin kıymetini. Hissedemedik senin cömertliğini. Halbuki sen Hak’tan bize gelen en büyük hediye idin. Ceste ceste gelmiştin, aheste aheste inmiştin.</p>
<p>İklim bahardı. Yağmurlar nisan yağmurlarıydı. Toprağın bağrındaki tohumlar ruşeym vermek için sabırsızlıkla bekliyorlardı. Suların çağıldamasında ayrı bir ahenk vardı.</p>
<p>Sanki göklerden gelen ilahî mesajla yerdekiler mest oluyorlardı.</p>
<p>Bu kutsi mesaj, ter ü taze turfanda meyveler, sebzeler misali, güzelliğiyle gözleri okşuyor, desenleri ile şairlere ilham oluyordu. Kuzuların meleyişinde, kuşların ötüşünde, bebeklerin gülüşünde bir muştunun izleri görünüyordu.</p>
<p>Asırlardır çorak topraklar misali, gönüller susuzluğun girdabında kıvranıyor, umutsuzluğun derelerinde yol bulmaya çalışıyor, karanlığın dehlizlerinde ruhlarını aydınlatacak menfezler arıyorlardı. Bakışlar solgun, düşünceler bitkin, ifadeler fersiz, beşeriyet ise Rehbersizdi. Oksijensiz kalan bedenler, nasıl pörsüyorsa, sahipsiz kalan ruhlar da boşluğa düşmüş gibi bir hal alıyordu. Sorular cevapsız, hayatlar tutarsız, bencilleşmiş dimağlar da arsızlaşıyordu.</p>
<p>Cehaletin oluşturduğu karanlık bu kadar mı koyu olurdu? Samimi olunacak, dertlerini paylaşacak, konuşunca kalbindeki yaralara merhem olacak birilerini bulmak neredeyse mümkün değildi o günlerde.</p>
<p>Dönemin gün görmüş bilgelerinin mesajlarında, hanif ruhunu taşıyan hatiplerin dillerinde, gönüllerinde, ufuklarında yer yer şimşekler çakıyordu ardı ardına. Gelmesi yakındır diyorlardı.</p>
<p>Gecenin en karanlık anı, aydınlığın başlama zamanıdır. Güneşin doğacağını, gündüzün ayak izlerini, bülbüllerin yanık nağmelerini, seher vaktinden önce fark edenler yok değildi.</p>
<p>Kuss b. Saide, Varaka b. Nevfel, Zeyd b. Amr gibi havadaki nemden yağmurun geleceğini, şafak vaktinde, ressamın gökyüzünde çizdiği resmin renginden, tonundan, desenlerin nahif çizgilerinden, bir müjdecinin geleceğini çıkartanlar yok değildi. Azdı ama vardı ve bekliyorlardı.</p>
<p>Akıllar küllenmiş, ruhlar çölleşmiş, duygular da dumura uğramıştı. Cemiyet, istikametini kaybetmiş, vicdanlar tefessüh etmiş, çaresiz nesiller hayatın acımasız çarkları arasında umutlarını günbegün yitirmişlerdi.</p>
<p>Kulakların zarını farklı titreyişle titreten bir ses yankılandı Mekke sokaklarına, nur dağından, Hira mağarasından. <strong>“Oku” diyordu kutsi bir ses. “Oku, seni yaratan Rabbinin adıyla oku”, “Ben okuma bilmem” diyordu bütün insanlığın rehberi olacak Peygamber (s.a.v). Zaman durmuştu o an sanki. Gökte bütün melekler bu âna şahitlik etmek için dikkat kesilmişlerdi. Son kitabın ilk ayeti, bütün kâinatta yankılanıverdi. Kürsi lerzeye geldi. Arş titredi. Hira’dan koşa koşa, nefes nefese evine vardı Allah Resulü (sav). Titriyordu. Onun bu halini gören mübarek eşi Hatice validemiz korktu. Neler olduğunu öğrenmeye çalıştı. Ama Allah Resulü sadece “Beni örtün”</strong> diyebildi.</p>
<p>Kâinatın ağırlığınca bir yük binmişti omuzlarına. O titredikçe, yeryüzü aydınlanıyordu belki de.</p>
<p>Kâinatın Efendisi örtünün altında titrerken, Cibril-i Emîn yine geldi yeni ayetlerle.</p>
<p><em>“Ey örtüye bürünen! </em></p>
<p><em>Kalk ve uyar! </em></p>
<p><em>Ve Rabbinin eşsiz ve nihayetsiz büyüklüğünü ilan et! </em></p>
<p><em>Elbiseni de (her türlü kirden) temizle!” (Müddessir, 1-4)</em></p>
<p><strong>Aksiyona geç, misyonun çok büyük, vizyonun ise önemli mi önemli. </strong></p>
<p>(Vazife yapacak irşad erlerinin, dikkat etmesi gereken üç önemli nokta.)</p>
<p>Vazife çok büyüktü. Heyecan doruktaydı. Kutsi bir hamûlenin ağırlığını omuzlarında hissediyordu Kâinatın Efendisi. (sav)</p>
<p>Bu yükün kaldırılmasına katkı sağlayacak samimiler aranıyordu. Hz İsa’nın havarilerine dediği gibi “kimdir benim yardımcılarım? Bizler Allah‘ın yardımcılarıyız dediler.” Sahip çıktılar. Temiz ruhlar da, Efendimizin(sav) çağrısına kulak verdiler, hayatları ile sahip çıktılar. Bu tertemiz pınara koşup, susamış gönüllerin susuzluğunu giderdiler. Bu sayede zarar görmüş, kırılmış duygular canlandı, akıllar istikametini buldu, yeni yeni sentez ve analizlerle en doğru yolu buldu.</p>
<p>Kur’an, ruhları cezbediyordu. Her bir ayet, akıl, kalp ve ruhlardaki düğümleri tek tek çözüyordu. Tertemiz iklimiyle, kirlenmiş benlikleri temizliyordu. Göz pınarları çağlayana dönüşmüş, dillerdeki düğümler çözülmüş, çöller vahalara kavuşmuş, her varlık kendince bahar esintilerini iliklerine kadar hissediyordu.</p>
<p>Efendimizin (sav) dilindeki o kutsi mesajda nasıl bir özellik vardı ki, bir anda kalplerde heyecan, ruhlarda ihtizaz meydana getiriyor, gönüllerini de mamur edip gülistana dönüştürüyordu.</p>
<p>Kur’an ile gönüller huzura kavuştu. Evler güzel bir mektep oldu. O girdiği her mekânı aydınlatan ezeli bir nurdu. Onunla, hoyratlaşmış nice fıtratlar, bir anda sükûnete eriyordu.</p>
<p>“Ömer geliyor” dendiğinde korkularından uyuyakalan Mekke’nin çocukları, nereden bileceklerdi ki, Kur’an’ın ikliminde, Kâinatın İftihar tablosunun şefkatli atmosferinde, buzları eriyecek, maddenin kasvetli ağırlıklarından kurtulacak, maddeten eriyecek ama manada abide haline gelecekti.</p>
<p>Eski Ömer eskide kaldı ama artık yepyeni bir Hz Ömer (ra) vardı. İncelerden ince, rakik mi rakik bir gönlü vardı. Meleklerin gıpta ettiği bir konuma ulaşmıştı. Derin bir mesuliyet şuuru vardı.</p>
<p>Halife Ömer (r.a.), gecenin bir vaktinde, yakın dostu Hz. Abbas’la, Medine sokaklarında teftiş maksatlı yürürlerken çocukların feryatlarını duyacak ve hemen imdatlarına yetişeceklerdi. Günlerdir aç olan yavrularına büyük anneleri ateşin üstüne, boş bir tencereye taşları koyup avuturken, “Ah Ömer, ah Ömer, madem bizim ihtiyacımızı göremeyecektin, niye halife oldun?” diyordu. Halife Hz Ömer (ra), bu sesle irkiliyor ve o yuvanın makûs talihini hayra çeviriyordu.</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=OK2ThtY_bF0&amp;ab_channel=BirYudumHikaye"><strong>(İsteyenler için Mehmet Âkif’in “kocakarı ile Ömer” isimli şiiri ile ilgili videonun linkini buraya bırakıyorum.)</strong></a></p>
<p>O Ömer ki Kabe’nin örtüsünün arkasında, ilk defa Kâinatın Efendisinden dinlediği Kur’an, onun dünyasından küfür surlarını söküp atmıştı. Kalbi, ruhu, kanatlanıvermiş ve birkaç gün sonra Kur’an’ın tatlı ikliminde, Ta-ha suresinin izinde, İbn-i Erkam’ın evinde huzura eriyordu. Sonra da Efendimiz (s.a.v)’in huzurunda <strong>“Hâlâ teslim olmayacak mısın ya Ömer”</strong> sesi ile eriyip gitmişti. Sonra o anki halini, <strong>“Kendimi onun kucağına salıverdim, içimden simsiyah bir şeylerin çıktığını gördüm. Kalbime nurların aktığına şahit oldum” </strong>diyerek tasvir etmişti.</p>
<p>O gün öyleydi. Binler, yüz binler, milyonlar, Kur’an’a ve onun iklimine sığınıyorlardı ve ebedi kurtuluşun mührü vuruluyordu ruhlarına.</p>
<p>O gün öyleydi de bugün nasıl acaba? Kur’an’ın aynı cazibesi devam ediyor mu?</p>
<p><strong>14 asır evvel güneş nasılsa bugün de öyle. Toprak nasılsa bugün de aynı. Hava, oksijen nasılsa bugün de aynı. Öyleyse Kur’an’da da bir değişiklik yok. Aynı özellik aynı cazibedarlık devam ediyor. </strong></p>
<p>Hz Bediüzzaman’ın ifadesiyle <strong>“İslamiyet güneş gibidir. Üflemekle sönmez. Gündüz gibidir. Göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, sadece kendine gece yapar.”</strong> Kur’an sönmez ve söndürülemez bir güneştir.</p>
<p>Yıllar önce öğretmenlik yaptığım güzel bir okulda yurtdışından ülkemizde görevli bir bürokratın kızı öğrencimizdi. Türkçeyi çok az biliyor, fakat benim dersime girmeye mecbur olmamasına rağmen her derse geliyordu. Gözlerinde bir ışıltı görüyordum.</p>
<p>Bir konuyu anlatırken, nereden aklıma geldiyse ona bir soru sordum. <strong>“Sizin dininizde, kitabınızda bununla alakalı bir husus var mı?&#8221; Hemen çantasından incili çıkartmış, sayfasını bulmuş, oradan bize o konuyla ilgili bir bölüm okuyuvermişti. Tabii öğrencilerimiz bu olaydan etkilendiler ve “Hocam, haftaya biz de Kur’an-ı Kerim’i getirelim”</strong> dediler. “Tabii ki” dedim. Bir öğrencimiz de “Hocam bize haftaya kadar bir ödev verir misiniz Kur’an ‘dan? Öyle gelelim” diye teklif edince, sınıfın hepsi kabul etmişti bu teklifi. Ben de konumuzla ilgili Kıyame suresini ki, (40 âyettir 1,5 sahife), üçer defa okumalarını ve deftere sadece en çok dikkatlerini çeken üçer ayet yazmalarını istemiştim.</p>
<p>Bir hafta sonra heyecan doruktaydı sınıfta. İlk önce ödevlere bakıldı. O gün, yüzler, gözler farklı idi. Çok etkilenmişlerdi bu sureden. Bilhassa üç, dört ve onuncu ayetlerden, çoğunluğu ise 28 ila 32. ayetlerin tesirinde kalmışlardı. Bir kısmı da 36. ve 40. ayetler arasını yazmışlardı. Sonucu merak ediyordum. Kaç öğrenci olduğunu hatırlamıyorum ama üç beş öğrenci gözleri dolu dolu “<strong>Hocam biz bu ayetleri okuduktan sonra namaz kılmaya karar verdik. Kalplerimiz ürperdi. Bilhassa 28. ile 32. ayetler bizi farklı bir noktaya götürdü</strong>” demişlerdi.</p>
<p>Kur’an gerçekten çok canlıdır. Ona kim özen gösterirse, Kur’an da ona özen gösterir. O dertlere devadır. Ruhlara şifadır. Akıllara yol gösterir. Duygulara istikamet kazandırır. Çünkü o ezel ve ebed sultanının ezeli ve ebedi kelamı Kur’an-ı Kerimdir, Kur’an-ı Hakimdir. O, sevgi ile yaklaşanlara, kendisini sevdiğinden gelen bir mektup gibi okuyanlara, senden istifade etmeye geldim diyenlere bağrını açar, sırlarını ve sınırlarını açar.</p>
<p>Kuran bir deryadır. Ancak gavvâs (dalgıç) olanlar, inci mercanlara ulaşacaklardır. Maalesef birileri de kapısından içeriye girmedikleri sarayın içindeki güzelliklerden mahrum olacaklardır.</p>
<p><strong>Ya Rabbi! Bizleri Kur’an-ı Kerim’den istifadeye mazhar kıl ve buna bizleri muvaffak eyle. Âmin </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sonsuz-nurun-dilindeki-iksir-mehmet-yildiz/">Sonsuz Nur’un Dilindeki İksir | MEHMET YILDIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMA HUTBESİ &#124; İstiğfar</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-istigfar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Oct 2022 18:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[cuma]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[Hutbe]]></category>
		<category><![CDATA[istigfar]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27621</guid>

					<description><![CDATA[<p>HAZIRLAYAN: AKADEMİ DUISBURG Değerli Mü´minler; Bugün üzerinde duracağımız konu istiğfar olacaktır. İstiğfar, kelime manası itibariyle; Allah’tan bağışlanmayı istemektir. Kuran-ı Kerim’e baktığımızda istiğfar çok tavsiye edilmektedir. Birçok kavme peygamberleri tarafından bu&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-istigfar/">CUMA HUTBESİ | İstiğfar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAZIRLAYAN: AKADEMİ DUISBURG</strong></p>
<p>Değerli Mü´minler; Bugün üzerinde duracağımız konu <strong>istiğfar</strong> olacaktır.</p>
<p><strong>İstiğfar, </strong>kelime manası itibariyle; Allah’tan bağışlanmayı istemektir.</p>
<p>Kuran-ı Kerim’e baktığımızda <strong>istiğfar</strong> çok tavsiye edilmektedir. Birçok kavme peygamberleri tarafından bu emir tekrarlanmış fakat bu emri yerine getirmediklerinden dolayı helak edilmişlerdir.</p>
<p>Hazreti Hud aleyhisselam kavmine şunları söylüyor: ‘’Ey halkım! <strong>Haydi Rabbinizden af dileyin, sonra ona tövbe edin</strong>, O’na dönün ki gökten size bol bol yağmur göndersin, gücünüze güç katsın, n’olur, yüz çevirip suçlu duruma düşmeyin!” <em>Hud; 52.</em></p>
<p><em>Hazreti Nuh aleyhisselam ise kavmine aynı minval üzere şunları söylemektedir:</em></p>
<p><strong>فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّارًاۙ ﴿١٠﴾</strong></p>
<p><strong>يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًاۙ ﴿١١﴾</strong></p>
<p><strong>وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًاۜ ﴿١٢﴾</strong></p>
<p>Dedim ki onlara: “Rabbinizden af dileyiniz. Zira o gaffardır.” (affı geniştir). Mağfiret dileyin ki üzerinize bol bol yağmur indirsin. “Size mal ve evlat ihsan buyursun, size bahçeler, ırmaklar, su kanalları nasip etsin.” (<em>Nuh suresi;10,11. 12.)</em></p>
<p>Hz. Ömer (r.a.) kıtlık sebebiyle yağmur duasına çıktığında istiğfar etmekle yetinince, etrafındakiler: “Neden yağmur için dua etmediniz?” diye sorduklarında: “Ben, semanın yağmur gelen kapılarına vurdum” buyurmuş, sonra da bu âyeti okumuştu.</p>
<p>Hasan el-Basrî’nin meclisinde bir şahıs kuraklıktan şikâyet etti. O da: “İstiğfar et!” dedi. Başka biri malî sıkıntılardan, bir diğeri çocuğunun olmadığından, birisi arazisinin verimsizliğinden dertlenince, onlara da aynı şeyi söyledi. Etrafındakiler bunu garipseyince O, Mağfiret dileyin ki üzerinize bol bol yağmur indirsin. “Size mal ve evlat ihsan buyursun, size bahçeler, ırmaklar, su kanalları nasip etsin.” âyetini okudu. Ayetlerde de görüldüğü üzere istiğfar çok önemlidir ve asla aksatılmamalıdır.</p>
<p>İbni Abbâs <em>radıyallahu anhümâ</em>’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah <em>sallallahu aleyhi ve sellem </em>şöyle buyurdu: <strong>“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir.”</strong> Ebû Dâvûd, Vitir 26. İbni Mâce, Edeb 57</p>
<p>İbni Ömer <em>radıyallahu anhümâ </em>şöyle dedi: Biz Resûlullah <em>sallallahu aleyhi ve sellem</em>’in bir yerde <strong>yüz</strong> <strong>defa</strong>: <strong>“<em>Rabbiğfir lî ve tüb aleyye inneke ente’t-tevvâbü’r-rahîm: </em></strong><em>Allahım! Beni bağışla ve tövbemi kabul eyle. Çünkü sen tövbeleri çok kabul eden ve çok merhamet edensin” </em><strong>dediğini sayardık</strong>. Ebû Dâvûd, Vitir 26; Tirmizî, Daavât 39</p>
<p><strong>İstiğfar</strong> her vakit söylenebileceği gibi Kuran -ı Kerimin bize tavsiye ettiği, imsak vaktinden evvelki vakit olan  seher vaktidir:     <strong>وَبِالْاَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ</strong> Seher vakitleri istiğfar ederlerdi.’ Ayeti de buna işaret etmektedir.  <em>Zariyat 18</em></p>
<p>Farz namazların arkasından üç kere af talebinde bulunmak sünnettir. İnsanın, Allah&#8217;a en yakın bir konuma ulaştıktan ve O&#8217;nun en sevdiği bir ibadeti icra ettikten sonra istiğfar etmesi şu iki hususla açıklanabilir: Birincisi, insanın kendisini namaza verememesi, ilahi huzurun atmosferine giremeyerek hala kendi dünyasında dolaşması, kendi hesaplarının arkasından koşması ki, miraç sayılan bir ibadette ortaya konulan bu tür tavırlar Allah&#8217;a karşı bir saygısızlıktır. Dolayısıyla Allah&#8217;ın huzurunda, Efendiler Efendisinin (sallallâhu aleyhi ve sellem) Miraç&#8217;ta duyduğu manaları duyma peşinde koşması gereken bir insanın, kendisine takılması, laubali tavırlar takınması istiğfar etmeyi gerektirir.</p>
<p>İkinci olarak, namaz, Cenab-ı Hakk&#8217;a yapılan tazarru ve niyazların hora geçtiği bir mevki olduğundan, onun ardından yapılan duaların ayrı bir kıymet ve makbuliyeti vardır. Dolayısıyla böyle bir makamda Cenab-ı Hakk&#8217;a teveccüh edilip günahlardan arınma ihtiyacının O&#8217;na arz edilmesi adına üç defa &#8220;Estağfirullah&#8221; denilmesi Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından tavsiye edilmiştir. Bu yönüyle beş vakit namaz, istiğfar için önemli bir zemin ve fırsattır.</p>
<p>Bir diğer husus da, mağfiret talebi adına yukarıda belirtilen zaman dilimleri önemli bir fırsat aralığı oluştursa da, istiğfar için ille de hususi bir zaman tahsis etmek şart değildir. İstiğfarı bu vakitlerle sınırlandırmak ise kesinlikle doğru değildir. Zira insan sabah akşam, gece gündüz her zaman af talebinde bulunabilir, ömrünün her anını istiğfar adına bir fırsat olarak değerlendirebilir. Evet insan, fırsatını bulduğunda hemen bir kenara çekilip, ister diz çökerek isterse başını yere koyarak istiğfar ve tevbeyle Cenab-ı Hakk&#8217;a yönelebilir. Hatta bir yerden bir yere giderken, araba kullanırken, birisini beklerken insan boş duracağına, farklı farklı istiğfarlarla Allah&#8217;a içini dökebilir. Aslında insanın her anını bu istikamette değerlendirmesi gerekir. Zira ölüm, ansızın karşımıza çıkabilir. İstiğfarla mırıldanan dudaklarla ölümü karşılamak ise tertemiz bir halde ötelere yürümek adına çok önemli bir vesiledir.</p>
<p>Üstad Hazretleri &#8220;<strong>İstiğfar meyelan-ı şerrin kökünü keser, dua meyelan-ı hayra kuvvet verir</strong>&#8221; diyerek bu meselenin önemini vurgulamaktadır. Şer eğilimlerinin kökünü kesen iksir <strong>İstiğfar</strong>, tahrip edilen mahiyeti yeniden restore ettiği gibi, aynı zamanda şerre karşı eğilim gücünün de kökünü keser. Zira sürekli istiğfar eden ve sürekli arınan bir insan, yeni bir günaha davetiye çıkaracak günah zeminini de ortadan kaldırıyor demektir. Yani böyle bir kimsenin kalbinde başka mikroplara çağrıda bulunacak bir virüs yoktur. Ayrıca bilemediğimiz şekilde Cenab-ı Hak sürekli istiğfarda bulunan bir insanın, kötülüklere karşı eğilim hissini köreltebilir.</p>
<p>Diğer yandan Allah Teala Furkan Sûre-i Celilesi&#8217;nde;</p>
<p>اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا  (Furkan: 70)  &#8220;Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir.&#8221; buyurmak suretiyle iman, salih amel, istiğfar ve tevbeyle kendisine yönelenlerin kötülüklerini iyiliklere çevireceği müjdesini vermiştir.</p>
<p>Üstad Hazretleri bu ayet-i kerimeyi, daha farklı bir yaklaşımla, teybe ve istiğfar neticesinde insanın şer kabiliyetlerinin hayır kabiliyetine değiştirileceği şeklinde yorumlar.  Buna göre kul, günahtan sonra sadakat izhar ederek tevbeyle yeniden Allah&#8217;a teveccüh ettiğinde Cenab-ı Hak da, &#8220;Mademki sen Bana döndün. Öyleyse Ben de sendeki şer kabiliyetlerini hayır kabiliyetine çeviriyorum.&#8221; şeklinde mukabelede bulunabilir.</p>
<p>Hutbemizi Efendimizin yaptığı istiğfardan birkaç örnekle bitirelim.</p>
<p>“Allah’ım, bizi ve kendilerine hata nisbet ettiklerimizi/gıybet ettiklerimizi,<strong><br />
ayıpladıklarımızı hepsini/herkesi mağfiret buyur!”</strong></p>
<p>Ey Gaffâr, ey Settâr, günahlarımızın tamamını mağfiret buyur; bütün<strong><br />
ayıplarımızı ört.”</strong></p>
<p>“Ya Erhamerrahimîn! Ey Allahım! şüphesiz Sen affedicisin affetmeyi seversin,<strong> bizi affeyle. İkramların, ihsanların sınırsızdır, bizi yarlığa, merhamet buyur.</strong></p>
<p>Hz. Aişe validemizin bize haber verdiğine göre Efendiler Efendisi uyandığında bu duaları hiç ihmal etmez şöyle derdi:</p>
<p>‘Senden başka ilah yoktur. Senin ortağın da bulunmaz. Seni (Sana yakışmayacak<strong> her şeyden) tenzih ederim. Allahım, günahımı bağışlamanı diler ve rahmetini dilenirim. Allahım, ilmimi artır ve bana hidayet verdikten sonra kalbimi kaydırma; katından bana rahmet lütfet; şüphesiz ki Sen, çok lütufkârsın.’ </strong>(Sünen-i EbîDavud, Kitabü&#8217;l-Edeb, 4402)</p>
<p><strong><span style="color: #003366; background-color: #ffffff;">Hutbeyi PDF formatında görüntülemek ve indirmek için tıklayınız</span></strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/10/CUMA-HUTBESI-ISTIGFAR.pdf">CUMA HUTBESİ ISTIGFAR</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-istigfar/">CUMA HUTBESİ | İstiğfar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Daha Çok Okumalı Değil Miyiz? &#124; MEHMET YILDIZ</title>
		<link>https://hizmetten.com/daha-cok-okumali-degil-miyiz-mehmet-yildiz/</link>
					<comments>https://hizmetten.com/daha-cok-okumali-degil-miyiz-mehmet-yildiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2022 06:50:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[oku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elimizde öyle değerlerimiz var ki, farkında olmadığımızdan onları tam manasıyla veriliş gayesine uygun kullanamıyoruz. Akıl, irade, mantık, beyan gücü, sentez ve analiz yapma özelliği, karar verme mekanizması gibi birçok şey&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/daha-cok-okumali-degil-miyiz-mehmet-yildiz/">Daha Çok Okumalı Değil Miyiz? | MEHMET YILDIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elimizde öyle değerlerimiz var ki, farkında olmadığımızdan onları tam manasıyla veriliş gayesine uygun kullanamıyoruz. Akıl, irade, mantık, beyan gücü, sentez ve analiz yapma özelliği, karar verme mekanizması gibi birçok şey bu kapsamda düşünülebilir.</p>
<p>Nasıl ki durgun sular yosun bağlar, işlemeyen kemikler kireç bağlar, öyle de yerinde kullanılmayan latifelerimiz, duygularımız da dumura uğrar. Sonra sağlıklı düşünemez, görülmesi gerekenleri göremeyiz. Okunması gerekenleri okumaktan, anlamaktan uzak kalırız.  Bu durumda bir sistem körlüğü yaşarız. Olayların, perdenin arkasına muttali olamayız. Kabukta kalır, öze inemeyiz de hiçbir şey öğrenmeden, bilmeden, hissetmeden göçüp gideriz bu âlemden.</p>
<p>Bu yüzden <em>“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akl-ı selim sahipleri, sağ duyulu olanlar düşünüp ibret alır’’</em> (Zümer 9) âyeti çerçevesinde düşünüp aklın ve bahşedilen diğer nimetlerin, değerlerin hakkını vererek yaşama gayreti içinde olmalıyız.</p>
<p>Dikkat edilirse her bir zerrenin, atomun veya hücrenin muhteşem bir ansiklopedi hüviyetinde olduğu görülür. Yani makro âlemden mikro âleme, her bir varlık okunmayı bekler. Bütün bu varlıklar kendileri için var değiller, onlar sahip oldukları bütün özellikleri ile Rablerini haykırırlar. Rablerine ait sonsuz hikmetlerin görünmesine vesile olurlar. Belli ki onlar da bir şekilde bu gerçekleri bizim duymamızı, anlamamızı arzu ederler. Çünkü onlar lisan-ı halleriyle Allah‘ın varlığını ve birliğini haykırırlar. Bizlerden ise yüce yaratıcının büyüklüğünü fark edip Allahu Ekber ile tekbir etmemizi, sübhanallah ile takdis etmemizi, elhamdülillah ile hamd etmemizi isterler.</p>
<p>Yine dikkat edilirse insan, kâinat ve Kur’an üçlüsünde, bütün hakikatlerin sırlarının ince ince işlendiği müşahede edilecektir.  Kur’an-ı Kerim çok yerde insana, kâinat üzerinde tefekküre kapı aralar.</p>
<p><em>“De ki: Rabbimin (bütün isim ve sıfatlarının tecellileri ve O’nun icraatı olan) kelimelerini yazmak için denizler mürekkep olsaydı, hatta onlara bir o kadar daha ilâve etseydik, bütün bu denizler biterdi de Rabbimin kelimeleri yazmakla tükenmezdi</em>” (Kehf 109) diyerek nimetlere, <em>“Görenle görmeyen (âmâ) bir olmaz. Karanlıklarla aydınlık, gölge ile sıcak, dirilerle ölüler de bir olmaz!”</em> (Fâtır 19-22)</p>
<p><em>“Yine O, yedi kat göğü birbiriyle tam bir uyum içinde yarattı. Rahmân’ın yaratmasında bir boşluk, bir düzensizlik göremezsin. Çevir gözünü bir bak, bir kusur, bir çatlaklık görür müsün?’’</em> (Mülk-3) diyerek ilme ve bilmeye, <em>“Göklerin, yerin ve içlerinde olanların tümünün mülkü Allah&#8217;ındır. O, her şeye güç yetirendir”</em> (Maide 120)</p>
<p>Allah’ın sonsuz kudretine ve “<em>Gerçek mü’minler onlardır ki; Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer (cezbelenir). Ve onlara Allah’ın âyetleri okunduğu zaman onların îmanlarını arttırır ve Rablerine tevekkül ederler”</em> (Enfal 2) âyet-i kerimesi ile de bütün bunları bilen, düşünen ve îmanla nurlananların tevekküllerine işaret eder.</p>
<p>Bu girişten sonra gelin beraberce fikri bir seyahat yapalım bugün.</p>
<p>Yıllar önce akademik bir çalışma için pasifiklerde güzel bir ülkeye, Japonya’ya giden bir arkadaşımın heyecanla anlattığı hikayesini paylaşayım sizlerle:</p>
<p>“Üniversitenin kampüsünde 3-4 arkadaş ile beraber oturuyorduk. Yanı başımızdan bir hanımefendi geçiyordu. Bizim yabancı olduğumuzu fark etti ve bize nereli olduğumuzu sordu. Biz de “Türkiyeliyiz” dedik. “Dininiz nedir?” dedi. “Müslümanız” dedik. “Dininizin çok değer verdiği, bir bilim insanı olarak benim de çok değer verebileceğim, sizin de özellikle çok önemsediğiniz bir cümle bana söyleyebilir misiniz?” diye sordu. Şaşırdım. Fazla vaktinin olmadığını söyledi. Hemen bir şey söylemeliydim. O anda tepeden tırnağa heyecana kapıldım. Aklıma Kur’an-ı Kerim’in ilk inen ayetleri geldi. Onu bildiğim kadarıyla söylemeye çalıştım:</p>
<p><em>“Yaratan Rabbinin adıyla oku!”</em></p>
<p><em>“O, insanı rahim duvarına yapışan yapışkan bir maddeden yarattı”</em> (Alak 1-2).</p>
<p>Kadın dikkatle dinledi ve “Çok önemli konular var burada, okumak, O’nun adıyla okumak, yaratılış gerçeği, insanın muhatap alınması, çok ilginç” dedi ve müsaade isteyerek ayrıldı. O an aklıma çantamdaki Fountain dergisi geldi ve henüz uzaklaşmamış olan kadına dergiyi uzattım ve “Bir de bunu inceleseniz” diyebildim.</p>
<p>15 gün sonra kurumda soy ismimle anons ediliyordum. Baktım o hanımefendi beni bekliyor. Bir masaya oturduk 2 saat kadar soru-cevap şeklinde sohbetimiz oldu. Dergiyi geri verdi. Her bir satırın altı çizilmiş gibiydi. Ama başyazı ikişer defa çizilmişti ve bana ısrarla başyazarı sordu. Ben de anlattım. Dünyada cehaletin önüne geçebilmek için eğitim seferberliği yapan, öncülük eden bir fikir ve aksiyon insanı, ömrünü insanlığa adamış büyük bir rehber olduğundan bahsettim.</p>
<p>Hanımefendi “Okuduğunuz o Kur’an-ı Kerim’in ilk ayetleri ve verdiğiniz bu dergi 15 gündür bana yeni bir bakış açısı kazandırdı ve bu dine, Müslümanlığa karşı içimde ilgi uyandı ve bu dine nasıl girebilirim diye düşündüm” dedi. O anda güzel bir şeye vesile olmanın nasıl bir sevinç hasıl ettiğini tarif edemem sizlere.</p>
<p>Kur’an-ı Kerim’in bir ayeti, “Oku” nelere vesile oluyordu. Sonra Kelime-i şehâdetin manası üzerinde durduk. Bildiğim kadarıyla dinimi anlatmaya onu temsil etmeye gayret ettim o anda. Gözleri ışıl ışıldı. Kelime-i şehâdet getirdikten sonra o hanımefendi döndü bana dedi ki:</p>
<p style="text-align: center;"><em>“Bundan sonra daha çok okumalıyız değil mi? Çünkü dinimiz öyle emrediyor.”</em></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/daha-cok-okumali-degil-miyiz-mehmet-yildiz/">Daha Çok Okumalı Değil Miyiz? | MEHMET YILDIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hizmetten.com/daha-cok-okumali-degil-miyiz-mehmet-yildiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>105</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanları İnanmaya veya İnançsızlığa Sürükleyen Sebepler &#124; MUHSİN ÇELEBİ</title>
		<link>https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/</link>
					<comments>https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jun 2022 09:19:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih boyunca insanoğlu temelde iki ana güruha ayrılmış. İnananlar ve inanmayanlar. Şairin ifadesi ile ‘Oluklar çift akmış birinden nur; birinden kir..’ Daha insanlığın ilk atası Hz. Ademin evlatları ile başlayan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/">İnsanları İnanmaya veya İnançsızlığa Sürükleyen Sebepler | MUHSİN ÇELEBİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih boyunca insanoğlu temelde iki ana güruha ayrılmış. İnananlar ve inanmayanlar.</p>
<p>Şairin ifadesi ile ‘Oluklar çift akmış birinden nur; birinden kir..’</p>
<p>Daha insanlığın ilk atası Hz. Ademin evlatları ile başlayan bu manzara kıyamete kadar devam edeceğe benziyor.</p>
<p>Kabil, kin haset ve zulüm duyguları ile kardeşini katletmiş. Habil’de masumlar ve mazlumlar kafilesinin ilk şehidi olmuştur.</p>
<p>Nur akan oluklardan: Peygamberler, evliyalar, asfiyalar ve salih insanlar insanlığı sulamış&#8230;</p>
<p>Kir akan oluklardan Firavunlar, şettatlar, diktatörler ve zalimler ise insanlığa adeta kan küstürmüş güzelim dünyayı insanlara cehennem etmişlerdir.</p>
<p>Adeta birisi zakkum meyveleri; diğeri de Tuğba ağacının meyvelerinin numunelerini bu fani dünyaya vermiştir.</p>
<p>İnsanlığın bu iki meyvesinin ana sebepler üzerinde duralım.</p>
<ol>
<li><strong>İNSANLIĞI İNANMAYA GÖTÜREN YOLLAR</strong></li>
</ol>
<p>Aslında insanoğlu en basit mantıkla bile düşündüğünde: Bir harf katipsiz, bir iğne ustasız; bir resim ressamsız, bir heykel heykeltraşsız; bir köy muhtarsız olamaz. Elbette bunlardan binler derece daha harika olan şu kâinat sarayı yapıcısız yaratıcısız olamaz. Asrın mürşidinin dediği gibi: Bizleri Cenabi Hakk’ın varlığına inanmaya götüren yollar mahlukatın varlığı adedince çoktur. Her bir varlık O’na delildir. Fakat bunların içinde en kısa ana yollara işaret edeceğiz.</p>
<p>İnsanoğlu acz, fakr, şefkat ve tefekkür adımları ile bu yollara girebilir. Kendi acz ve fakrini alamayan şefkat ve merhamet duyguları ile kâinata bakamayan tefekkür ile bir arı gibi her petekten bal almayan inanamaz. Bu adımlarla bu yollara bir göz atalım:</p>
<ol>
<li><strong> Kâinat Kitabını ilmi bir şekilde incelemek, tefekkür ederek araştırmak</strong></li>
</ol>
<p>Bediüzzaman Hazretlerinin yanına Kastamonu’da lise talebelerinden bir kısmı gelir ve “Bize Halıkımızı tanıttır, muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar” dediklerinde; onlara:</p>
<p>“Sizin okuduğunuz fenlerden her fen kendilerine has bir dil ile sürekli olarak Allah’tan bahsediyor ve yaratıcıyı tanıtıyorlar.  Muallimler değil, onları dinleyiniz.” dedikten sonra kısaca misaller verir.</p>
<p>Kâinatı büyük bir eczaneye benzetir. Harika bir eczahaneye benzetir. Harika bir fabrikanın mühendisi yapıcısı olmadan olamayacağını anlatır. Yeryüzünü dev bir gıda iaşe ambarına benzetir. Dev bir süper marketin yüzlerce reyonlarındaki, binlerce raflarındaki dizilmiş düzenlenmiş binlerce besin maddelerinin kendiliğinden olamayacağını anlatmış.</p>
<p>Büyük bir şehrin elektrik şebekesinin aydınlatılmasının kendiliğinden olamayacağı gibi gökyüzündeki milyarlarca yıldızları milyonlarca yıldır yandıran, yakıt maddelerini tüketmeyen bir yaratıcısının olacağını bildirir. (11. Şua Meyve Risalesi)</p>
<p>Kısacası her ilimde Allah’a giden bir yol vardır. Yeter ki fiziğin, kimyanın, tıbbın, zoolojinin, botaniğin, astronominin ve diğer yüzlerce ilimleri insafla araştıralım ve tefekkür ederek neden ve niçinlerini sorabilelim.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Kuran-ı Kerimi doğru anlamak, doğru yorumlamak ve doğru kavramak, insanları inanmaya götür</strong></li>
</ol>
<p>Kur’an-ı Kerim’de gökleri ve yeri ilimlerin dili ile inceleyip tefekkür eden insanların mutlaka Allah’a inanacağına dair yüzlerce ayet vardır. Biz bunlardan sadece numune olarak birkaç tanesinin mealini vereceğiz.</p>
<p>“O’dur gökten yağmur indirir. Hem içeceğiniz su ondan oluşur. Hem de hayvanlarınızı içinde otlattığınız ot ve ağaçlar”</p>
<p>“Allah o su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalıklar, üzüm bağları ve çeşit çeşit meyveler yetiştirir. Elbette bunda düşünen kimseler için alınacak bir ders vardır.!”</p>
<p>“Hem geceyi ve gündüzü güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Diğer yıldızlarda O’nun emriyle size ram edilmiştir. Elbette aklını çalıştıran kimseler için bunda alınacak nice ibretler vardır.”</p>
<p>“Yeryüzünde türlü türlü renklerle her çeşitten bitki ve hayvan olarak sizin yarattığı daha neler neler var! Elbette bunda düşünen kimseler için alınacak ibret var. “ (Nahl, 16/10 &#8211; 13)</p>
<p>“Eğer onlara ‘Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve ayı kim hizmetinize amade kıldı?” diye sorarsanız elbette Allah° diyeceklerdir. Öyleyse nasıl oluyor da bu gerçekten uzaklaştırılıyorlar.” (Ankebut 29/61)</p>
<p>“Eğer onlara: ‘Gökten su indirip ölümünden sonra yeri canlandıran kimdir?’ diye sorsan elbette: Allah diyeceklerdir.</p>
<p>De ki: Hamdolsun o Allah’a ki (kafirler bile onun vasıflarını inkâr edemiyorlar. Bütün hamdler, güzel övgüler aslında Allah’a mahsustur, fakat onların ekserisi bunu düşünüp anlamıyorlar” (Ankebut, 29/63)</p>
<p>Nahl süresindeki ayetlerde görüldüğü gibi Cenab-ı Hak delilleri sıraladıktan sonra ayetlerin sonunda “muhakkak ki bunlarda tefekkür eden, tezekkür eden ve aklını kullanan toplumlar için ayetler, deliller vardır.” diye bitiriyor.</p>
<p>Kur’an da insanı inanmaya götüren daha birçok ayetler vardır. (Ayrıca Bkz. Nahl, 16/65 -69 Bakara  2/2   Al-i İmran 3/37)</p>
<p>Aslında Kur’an-ın kendisi Allah’a inanmaya götüren en büyük delillerden biridir.</p>
<p>Kur’an-ı edebi yönüyle inceleyen; ilimlerin diliyle Kur’an-ı inceleyen Kur’an-ın gelecekten verdiği haberlerin yeri ve zamanı geldikçe ortaya çıktığını gören; matematiksel bazı mucizelerine şahit olan; bazı Allah, Rahman, Rahim veya birbirinin aynısı kelimelerin alt alta aynı sayfada bir araya geldiğini gören; 23 yılda ayrı ayrı sebeplerle ve farklı zamanlarda nazil olan Kur’an ayetlerinin anlam bütünlüğü, okunuşundaki kulağa hoş gelişi gibi ehli tahkikin tespit ettiği yüzlerce mucizeliği karşısında insaflı bir insan: “Bu Kitap, okumasını yazmasını bilmeyen, ümmi bir zatın eseri olamaz. Bu ancak alemlerin ve bütün insanların yaratıcısı Allah’ın kelamı olabilir.” diyecektir.</p>
<p>Kısacası Kur’an-ı insafla okuyan, anlayan ve inceleyen bir insanın inanmaması mümkün değildir.  Asırlardır 7’den 70’e insanlığın beşte birisini arkasından sürükleyen ve ezberlenebilen, zihinlere zor gelmeyen bu kitap insanları yaratan alemlerin Rabbinin kelamı olabilir&#8230; demekten başka çare yoktur.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Peygamberimizin hayatını gerçek yönleriyle bilmek, anlamak</strong></li>
</ol>
<p>Efendimiz (s.a.v)’in hayatını her türlü önyargılardan uzak insafla inceleyen bir insan; “Bu hayat basit bir insanın hayatı olamaz. Doğmadan babasını altı yaşında annesini, sekiz yaşında dedesini kaybetmiş hem yetim hem de öksüz kalmasına rağmen öyle güzel bir ahlaka sahip olarak yaşamış ki; dost ve düşman onun ahlakına, dürüstlüğüne, insanlığına hayran kalmış, Kendisi “Muhammed’ül Emin” ‘güvenilir insan’ olarak anılmıştır.</p>
<p>“Ya Resulallah seni kim böyle güzel terbiye etti?’’ Diyenlere “Beni rabbim en güzel şekilde terbiye etti° diyerek Allah’a yeryüzünde en güzel ayna olmuştur. Allah’ın isimlerinin kendisinde kâmil manada tecelli ettiği en üstün varlıktır.  O’na ibretle bakan Allah’ı görür ve Allah’a inanır.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Vicdanımızın gizli sesine kulak vermek</strong></li>
</ol>
<p>Kâinatı ve insanları yaratan Yüce Rabbimiz insanoğlunun fıtratını temiz olarak yaratmış. Fıtratı bozulmayan her insan vicdanını dinlediğinde, kendisinin ve kâinatın mutlaka bir yaratıcısı olması gerektiğini kabul eder. Tarih boyunca insanoğlu mutlaka Bir şeylere inanmış, fıtratı onu gerektirmiş. Ancak peygamberlerin aydınlık yolundan ayrılan insanlar yanlış farklı şeylere inanmış.</p>
<p>En inanmıyorum diyen insanlar bile, zorda kaldıklarında gemileri batarken, uçakları düşerken, aciz kaldıkları noktalarda kendilerine mahsus bir şekilde inançlarını dillendirmişlerdir. Onun için “Batan gemi ile düşen uçakta ateist bulunmaz.” sözü adeta atasözü haline gelmiş, fıtratları yalan söylememiştir.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/">İnsanları İnanmaya veya İnançsızlığa Sürükleyen Sebepler | MUHSİN ÇELEBİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güney Afrikalı yazar Saber Ahmed: “Ali Ünal’ın Kur&#8217;an meali 21. yüzyıl Müslümanlarına hitap ediyor”</title>
		<link>https://hizmetten.com/guney-afrikali-yazar-saber-ahmed-ali-unalin-kuran-meali-21-yuzyil-muslumanlarina-hitap-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Jan 2022 14:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[ali ünal]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Meal]]></category>
		<category><![CDATA[Saber Ahmed Jazbhay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=23951</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ali Ünal&#8217;ın Kur&#8217;an meali özellikle 21.yüzyıl Müslümanı içindir. Allame Yusuf Ali&#8217;nin 1930’larda tamamladığı meşhur tefsiri ve aynı derecede meşakkatli birer aşk emeği olan Marmaduke Pickthall, Tefsir Osmani, Ahmad Zaki Hammand&#8217;ın&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/guney-afrikali-yazar-saber-ahmed-ali-unalin-kuran-meali-21-yuzyil-muslumanlarina-hitap-ediyor/">Güney Afrikalı yazar Saber Ahmed: “Ali Ünal’ın Kur&#8217;an meali 21. yüzyıl Müslümanlarına hitap ediyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Ali Ünal&#8217;ın Kur&#8217;an meali özellikle 21.yüzyıl Müslümanı içindir. Allame Yusuf Ali&#8217;nin 1930’larda tamamladığı meşhur tefsiri ve aynı derecede meşakkatli birer aşk emeği olan Marmaduke Pickthall, Tefsir Osmani, Ahmad Zaki Hammand&#8217;ın tefsirlerinden sonra şimdi de Ali Ünal&#8217;ın çevirisine bir geçiş yaptım. Her bir tefsir ayrı bir ulaşım modu benim için.</p>
<p style="font-weight: 400;">Mucizelere inanırım. Görünmez olanın kendini göstermesi için bir zaman, yer ve bağlam olduğuna inanıyorum. Açıklamama izin verin. Bana 5 dakikalık bir müsamaha gösterin. Zamanınızın değerli olduğunu biliyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;">8 yıl kadar önce Ali Ünal&#8217;ın Kur&#8217;an tercümesi/tefsiri bana hediye edildi. Geçenlerde, 8 Ocak 2022 tarihinde, Gauteng eyaletinde bulunan Johannesburg şehrinin Midrand bölgesinde yer alan Nizamiye Mescidi Külliyesi&#8217;ndeydim. Külliye’yi ilk defa ziyaret ettim ve çarsışındaki kafe de muhabbet ettiğim Hizmet gönüllüsü bir arkadaşım, Türkiye&#8217;de hapiste olan bu parlak Türk âliminden (Ali Ünal) ve eserlerinden bahsetti. Fethullah Gülen&#8217;in birçok destekçisi (ki buna hakimler ve akademisyenler de dahil) ya hapiste ya da sürgünde, 2016 darbe girişiminden beri devam eden tasfiye operasyonlarının bir mağdurları olarak (keşke açık gerçeği tam olarak öğrenebilsem). Bana anlatılanlara göre Ünal, vicdani-dini özgürlüklerini kullanarak Erdoğan hükümeti ile işbirliği yapmayı reddetti ve bu yüzden kendisini, sürgünde olan Erdoğan&#8217;ın baş düşman ilan ettiği Gülen ile olan bağları nedeniyle, süresiz gözaltında buldu. Gülen uzun zamandır ABD&#8217;nin Pensilvanya eyaletinde yaşıyor.</p>
<div id="attachment_23954" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-23954" class="size-medium wp-image-23954" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/01/Saber-Ahmed-Jazbhay-610x700.jpg" alt="" width="610" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/01/Saber-Ahmed-Jazbhay-610x700.jpg 610w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/01/Saber-Ahmed-Jazbhay-768x881.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/01/Saber-Ahmed-Jazbhay.jpg 960w" sizes="(max-width: 610px) 100vw, 610px" /><p id="caption-attachment-23954" class="wp-caption-text">Saber Ahmed Jazbhay</p></div>
<p style="font-weight: 400;">Google&#8217;da arattım ve Ali Ünal Kuran tefsirinin yaklaşık 1500 Güney Afrika Rand’ı karşılığında online alınabileceğini gördüm (darbe girişimlerinden sonra, matbaa/yayınevlerinin genellikle kapatıldığı için Ünal’ın tefsirine halen ulaşılabilmesi nadir durumlardan).</p>
<p style="font-weight: 400;">Nizamiye’deki görüşmemden sonra Ünal&#8217;ın açıklamalı meal-tefsirini okumayı, incelemeyi ve kavramayı o kadar çok istediğim için içten içe heyecanlandım. Ünal’ın eseri hakkında kendi kararımı vermem gerekiyordu. Pretoria&#8217;dan Cape Town&#8217;a Mavi Tren ile uzun yolculuğum esnasında, bu ajitasyonun içimde iyice demlendiğini hissettim.</p>
<p style="font-weight: 400;">Mavi Tren yolculuğum sonrasında, Hint Okyanusu kıyısındaki Durban şehrindeki evime döndüğümde, Ali Ünal’ın tefsirinin kütüphanemdeki 1000’den fazla kitap arasında yıllarca gizlendiğini, adeta yuvasında saklandığını farkettim.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yaklaşık 8 yıl önce hediye olarak aldığım bu Kuran tefsirini çalışma odamda bir köşede unutmuştum. Allah&#8217;ın izniyle bu gece buldum.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ali Ünal&#8217;ın incelemeye başladığım çevirisi özellikle 21.yüzyıl Müslümanı içindir. Bugünün İngilizce’sinde yazılmış. Eserin ilk 50 sayfalık girişinden sonra anladım ki, Ünal’ın eseri, yıllardır okuduğum  faarklı tefsirlerin arıdından beni bu Ramazan öncesinde farklı bir yolculuğa çıkaracak.</p>
<p><strong>(Çeviren Türkmen Terzi)</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/guney-afrikali-yazar-saber-ahmed-ali-unalin-kuran-meali-21-yuzyil-muslumanlarina-hitap-ediyor/">Güney Afrikalı yazar Saber Ahmed: “Ali Ünal’ın Kur&#8217;an meali 21. yüzyıl Müslümanlarına hitap ediyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CANLI &#124; Teheccüd vaktinde duaya bekliyoruz</title>
		<link>https://hizmetten.com/canli-teheccud-vaktinde-duaya-bekliyoruz-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Nov 2021 11:34:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[Hafız Adem Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[teheccüd]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=23095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duâ, yalvarıp yakarma ve niyaz ile Allâhü Te‘âlânın kerem ve inâyetinden hayır ve rahmet dilemektir. Dua bir çağrı, bir yakarıştır. Dua öyle bir çağrı ve yakarıştır ki, küçükten büyüğe, aşağıdan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/canli-teheccud-vaktinde-duaya-bekliyoruz-3/">CANLI | Teheccüd vaktinde duaya bekliyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Duâ, yalvarıp yakarma ve niyaz ile Allâhü Te‘âlânın kerem ve inâyetinden hayır ve rahmet dilemektir. Dua bir çağrı, bir yakarıştır. Dua öyle bir çağrı ve yakarıştır ki, küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya, arzdan arzlılardan semalar ötesine bir yöneliş, bir talep ve iç dökmedir. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Kuran-ı Kerim’de Allah (C.C) “Siz bana duâ ediniz (benden isteyiniz) ki, ben de size icâbet edeyim” buyurur. Hizmetten Youtube kanalı da, başta medreseyi Yusufiyedeki abi ve ablalarımız olmak üzere yer yüzündeki bütün mazlum ve mağdurlar için, teheccüd vaktinde dua programı düzenliyor. Özel dua programı Hizmetten’in Youtube kanalından canlı olarak yayınlanacak. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Cumartesi’yi Pazar gününe bağlayan gece saat 05.15’deki program, Hafız Adem Dogan&#8217;ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayacak. Ardından Mustafa Sevinç, başta kaçırılanlar olmak üzere mağdurlar ve mazlumlar için dua edecek. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">14 Kasım PAZAR 2021 </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">05.15 Berlin </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">07.15 İstanbul </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">23.15 Newyork (13 KASIM)</span></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_21533"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/B0QlYw_7hlo?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/canli-teheccud-vaktinde-duaya-bekliyoruz-3/">CANLI | Teheccüd vaktinde duaya bekliyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
