<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kübra Aydın arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/kubra-aydin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/kubra-aydin/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:54:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Kübra Aydın arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/kubra-aydin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yolcu &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/yolcu-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2022 07:00:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Meriç]]></category>
		<category><![CDATA[Yolcu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yolcu &#124; KÜBRA AYDIN Yola çıkmaya karar vermek mi zordu yolda olmak mı? Yolculuk mu daha zordu beklemek mi? Çocuklarından ayrı geçirdiği her saniye senelere tekabül ediyordu. Her telefonda zoraki&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yolcu-kubra-aydin/">Yolcu | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yolcu | KÜBRA AYDIN</strong></p>
<p>Yola çıkmaya karar vermek mi zordu yolda olmak mı? Yolculuk mu daha zordu beklemek mi? Çocuklarından ayrı geçirdiği her saniye senelere tekabül ediyordu. Her telefonda zoraki gülümseme, çocuklarından sakladığı gözyaşlarıyla gölgeleniyordu. Önce eşi gitmişti. Çocuklarıyla hayata tutunmak için çabalamıştı. Yaşamak denirse işte.</p>
<p><strong>Eşi tutuklandığında yalnız kalmıştı. Eşi gittiğinde yine yalnızdı, şimdi çocuklar da gitmişti. Artık yapayalnızdı.</strong> İnsan hayatına ne kadar yalnızlık sığdırabilirdi? Gece gündüz ailesine kavuşmanın hayaliyle yaşar olmuştu. Kimse istemezdi bir gecede bütün ailesini kaybetmeyi kimse göze alamazdı soğuk suları kulaçlamayı. Ama gel gör ki özgürlüğe vurulan prangalar nefessiz bıraktığında insanı, bütün zorlu yollar göze alınırdı. Kaç kere denedi onlara ulaşmayı. Denizleri aşamadı, nehirleri geçemedi. Her seferinde kalbi yoruldu bedeninden çok.</p>
<p>Yağmurlu bir günde düştü yine yollara. Kimi zulümden kimi savaştan kimi açlıktan kaçıyordu. <strong>Özgürlüğe giden yolun adı Meriç’ti.</strong> Kendilerini karşı kıyıya attığında bu sefer oldu dedi içinden sevinçle. Ailesine kavuşmanın hayaliyle gecenin ve soğuğun koynunda büyük bir çabayla ilerledi. Ama önlerine çıkan silahlı insanlar -ki o asker olduklarını düşünmüştü- onları dinlemiyordu bile. Yine de dertlerini dilleri döndüğünce anlatmaya çalıştılar. Bir kamyona doldurdular. Artık dile getirmek istemeseler de son dönemlerde sıkça duydukları push-back olaylarının tam ortasında yer aldıklarını anladılar. Sanki bir korku filminin bir karesine sıkışıp kalmışlardı. Herkesi tek tek indirdiler kamyondan. Üzerlerinde ne varsa almışlardı. Kıyafetleri de dahil olmak üzere. Önce başörtüsünü aldılar sonra üzerinde ince bir kazak ve pantolonla bıraktılar. Fakat erkekler sadece iç çamaşırlarıyla kalmıştı. Öyle utanıyordu ki başını yerden kaldıramadı. Bir yandan soğuktan titrerken hıçkırıklarını tutmaya çalışıyordu. Olmamıştı yine. Kavuşamayacaktı çocuklarına. Artık tükenmişti. Geri dönecek büyük ihtimal tutuklanacak en iyi ihtimalle dört beş sene hapishanede kalacaktı. Başka hiçbir şey düşünemiyordu. Tekrar bindirdiler kamyona ve nehrin kenarına getirdiler. Küçücük bir bota 20 insanı bindirip, arkalarından ateş ederek karşı kıyıya ittiler. Onları bekleyen askerler önce giyecek bir şeyler verdiler. Fakat yağmurdan sırılsıklam olmuştu. Nerde nasıl giyecekti ki? Sustu sadece sustu. Konuşulanları duymuyordu kulakları çünkü çocuklarının sesleri yankılanıyordu. Anlamamazlıktan geldi. <strong>Bitti yolun sonu geldi diye düşünürken, askerler onu da yabancı sanmıştı ve hemen sınırdaki köye bırakıp, uzun uzun bir daha buraya gelmemelerini tembihledi.</strong> Serbest kaldığına inanamıyordu. Bu kadar adrenalin sonrası vücudu tepki veremez hale gelmişti. Ne hissedeceğini ne yöne gideceğini bilemeden memleketine döndü. Bu öyle bir girdaptı ki serbest kaldığına sevinse mi karşı kıyıya kadar geçmişken çocuklarına kavuşamamasına üzülse mi… Ne olacaktı bundan sonrası? Her şeyi düşündü hatta gidip teslim olmayı bile. Ailesi olmadan burda özgür olsa ne olurdu? Ama bir hafta geçmeden yolculuk hayalleri geldi kuruldu yüreğinin orta yerine. Siz buna evlat hasreti deyin isterseniz. Bir annenin evlatları için göze alamayacağı hiçbir şey yoktur. Bir haftanın sonunda düşmüştü yola. Bu sefer dönmeyecekti kararlıydı. <strong>Sığındı geceyi yaratan Rabbine, Yunus’a (a.s) onu güvenli sığınak yapana teslim oldu.</strong> Bu sefer karşı kıyıda karakolda buldu kendini. İşlemlerinin ardından ona asırlar gibi gelse de birkaç haftanın ardından nihayet ailesine kavuştu.</p>
<p>Geldiği memlekette eşine ve çocuklarına kucak açmış, yıllarca ailesiyle birlikte onun yolunu gözlemiş dostları karşıladı onu.</p>
<p><strong>Bir kere daha anladı gecenin en karanlık anından sonra şafağın söktüğünü.</strong> Şimdi aydınlık yarınlarda, ailesiyle birlikte devam ediyor yolculuğuna. Ne yol bitiyor ömürde ne yolculuk…</p>
<p>Kendi hikayelerimizi yazmaya devam ediyoruz. Kimi zaman gökten düşüyor üç elma kimi zaman devler kazanıyor umuda karşı….</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yolcu-kubra-aydin/">Yolcu | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözyaşını Saklayanlar &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/gozyasini-saklayanlar-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Nov 2022 09:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Gözyaşını Saklayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27974</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın olmak diye düşündü… Neden her yerde her zaman diliminde zor olmuştu? Yürüdü durdu tren yine gecikmişti. İlk kez tren aksadığında yaşadığı telaşı düşündü. Burda, mülteci kamplarında ilk öğretilen, sürekli&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gozyasini-saklayanlar-kubra-aydin/">Gözyaşını Saklayanlar | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın olmak diye düşündü… Neden her yerde her zaman diliminde zor olmuştu? Yürüdü durdu tren yine gecikmişti. İlk kez tren aksadığında yaşadığı telaşı düşündü. Burda, mülteci kamplarında ilk öğretilen, sürekli ikaz edilen şey bir yerde bir randevunuz varsa asla geç kalmamanız gerektiğidir. Geç kalmıştı işte ama suçu yoktu saatler öncesinden çıkmıştı yola. Fakat trenler sürekli rötar yapıyordu. Zamanla alıştı buradaki tren sistemine. Her şeye alıştığı gibi.</p>
<p>Evleneli 2 yıl bile olmadan değişen hayatlarını düşündü. Onlarınki de bir gecede değişen hayatlardan biriydi. Eşiyle aynı anda tutuklanmıştı. Cezaevinden çıktığında yapayalnız kalmış tekrar ailesinin yanına dönmüştü. Eşiyse cezaevinde kalmaya devam ediyordu. Suçları mı neydi? Sanırım bu soruyu soracak kimse yoktur. Çünkü suçlayanlarında bildiği üzere hiçbir suçları yoktu. Hani derler ya karakolun önünden bile geçmemiş, bir karıncayı ezdiğinde vicdan azabı duyanlardan. İçerde olmak zordu dışarda olmak daha da zor. Cezaevinden çıktıktan sonra iş bulamamıştı. Kapılar yüzüne kapanmış, bir selam bile çok görülür olmuştu. Tek bir çare kalıyordu geriye. Kararı vermek zor olmuştu. Eşini düşündü, ailesini… Hepsini geride bırakmak, sonu meçhul yolculuğa çıkmak. Bir gece vakti karşı kıyıda tüm sevdikleri arkada kalmıştı. Tek başına çıktığı bu yolculukta, mülteci kamplarında hep onu kucaklayan sahip çıkan birileri vardı. Güç alıyordu özgürlükten, umuttan.</p>
<p>Direniyordu ayakta kalmaya. Çabalamak onun için günlük yaşamın normal bir döngüsü olmuştu. Her şeyi tek başına yapmak zorundaydı. Dil bilmiyordu, çoğu zaman anlatamıyordu bile derdini. Oysa bu yabancı memlekette akraba olarak bildiği birkaç kişi vardı. Onlarda kapatmıştı kapılarını. Bu onu küstürmedi, dil öğrenmeliyim dedi kendi kendine. Ne yapıp etmeli bu dili en iyi şekilde öğrenmeliydi. Dil öğrendikçe insan bulunduğu topluma entegre oluyordu.</p>
<p>Bazen çocuk sesleri çalınıyordu kulağına. Herkes mülteci kampında da olsa ailesiyle birlikte olunca sanki bambaşka bir mutlu gibi geliyordu ona. Hüzünleniyor ama kimseye de gözyaşlarını göstermiyordu. Güçlü olacaktı bu yola çıkarken karar vermişti. Hayata öyle bir tutunacaktı ki eşi geldiğinde yeniden başlayacaklardı.</p>
<p>Bu sırada sürekli araştırıyordu. Öğretmendi. Önce burda öğretmen olma imkanlarını araştırdı. Bu süreçte karşısına yepyeni bir alan çıktı. Hem çok popüler olan hem de iş imkanı daha çok olan bir meslek. IT alanına yönelmişti. Teknolojiyi seviyordu. Yenilikçi bir bakış açısı vardı. Hemen bir kursa yazıldı. Kurs süreci çok yoğun geçiyordu. Herkesle iletişimini kesmiş, bir kişiyle ortak kullandıkları odada kısıtlı imkanlarla, eski bir bilgisayarla ders çalışıyordu.</p>
<p>Bir yandan da dil kursuna devam ediyor, dilini geliştirmek için uğraşıyordu. Tek bir isteği vardı artık kendine ait bir evi olsun istiyordu. Fakat bu memleketin en zor yanı ev bulmaktı. Çok ev aradı… Her seferinde umutsuzluğa kapılıyordu. Tek başına çabalamaktan yoruluyordu. Ama bir nefes aradan sonra kaldığı yerden devam ediyordu. En sonunda bir odadan oluşan ama sadece kendine ait bir yaşam alanına kavuşmuştu. O küçücük oda onun dünyası olmuştu. Her detayına ayrı özen göstermişti.</p>
<p>Bunları düşünürken tren gelmişti. Şimdi bir işi vardı. Kurs bitince bütün vaktini dile ayırmış ve sonunda iş bulmuştu. Bir mülteci kampında başladığı yeni hayatı, bir yazılım şirketinde devam ediyordu. Eşi hala cezaevindeydi. Şimdi dört gözle onun çıkıp yanına geleceği günleri bekliyor…</p>
<p>İnanıyorum ki bu sürecin sessiz kahramanı kadınlar daha çok başarı hikayelerine imza atacak. Selam olsun…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gozyasini-saklayanlar-kubra-aydin/">Gözyaşını Saklayanlar | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güldürmeyen Fıkra &#124;  KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/guldurmeyen-fikra-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Jul 2022 23:20:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir gün adamın biri kısa bir fıkra anlatmış. Fıkranın güleni olmamış, sadece acı acı tebessüm ettirmiş. Uzak diyarların birinde insanlar hep mutlu yaşarmış. Oysa dünyanın en sinirli 2. ülkesi seçilmemiş&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/guldurmeyen-fikra-kubra-aydin/">Güldürmeyen Fıkra |  KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün adamın biri kısa bir fıkra anlatmış. Fıkranın güleni olmamış, sadece acı acı tebessüm ettirmiş. Uzak diyarların birinde insanlar hep mutlu yaşarmış. Oysa dünyanın en sinirli 2. ülkesi seçilmemiş gibi. Fıkranın en ilginç ve şüphesiz en dikkat çeken noktası ise bu ülkede düşüncesinden dolayı kimse hapiste bulunmuyormuş. Bu ülke öyle gelişmiş öyle gelişmiş ki insanlar haklarını aramak için mahkeme koridorlarını aşındırmak zorunda kalmıyormuş. Sosyal medya denilen yerde evlerinde oturdukları yerden hak arıyorlarmış. Tabi bu sosyal medyanın bir kötü yanı varmış. Halk bütün gerçeklere buradan ulaşabiliyormuş. Halbuki televizyon kanalları onlara ideal bir yaşam tablosu içinde mutlu mesut yaşamalarına imkan sağlıyormuş. Nelerine yetmiyormuş birkaç televizyon kanalı. Kapatalım gitsin demiş biri. Kolay değilmiş ama bir kılıf bulmakta da mahirlermiş. Ekonomi dersen, oldukça iyiye gidiyormuş. Enflasyon düşüyor halkın refah seviyesi artıyormuş. Gece yarısı zamlar kimseye dokunmuyormuş.</p>
<p>Ben bu fıkraya daha fazla devam edemeyeceğim. Çünkü bunları yazarken bile bunlara inananların olduğu aklıma geldikçe kalbim sıkıştı. Ali Ünal’ı tanırsınız değil mi? Kitapları onlarca dile çevrilen, sırtında 5 liralık bir gömlekle hapise konulan düşünür ve yazar. Mehmet Baransu, Ahmet Böken, Hidayet Karaca ve yüzlerce gazeteci yıllardır esir tutulurken, kadınlar kelepçeli doğuma götürülürken, bebekler hapishane şartlarına alışmaya çalışırken, kanser hastaları beyaz plastik sandalyelerde can verirken ne kadar kolay çıkıyor dilden bazı yalanlar. Bütün bu yalanlara, kamuoyuna rağmen susmuyor vicdanlı gönüller. Haksızlığa uğramanın verdiği güçle, haklılığın verdiği başı diklikle…</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde toplanan, genç, yaşlı, çocuk binlerce insan hep bir ağızdan özgürlük dedi. Özgürlük tüm masumlara, düşüncesi için tutsak edilenlere, yaşlılara, hastalara, iftiraya uğrayanlara özgürlük… Bu tablo o gün tarihe not düşüldü. Birilerini rahatsız ederken bazı gönüllere bir damla su olarak serpildi.</p>
<p>Her gün binlerce insan hiçbir şey yapamasak da en azından sosyal medyada ses soluk olalım diye klavyelere sarılıyor. Verilen bu mücadele haklı olmanın gururunu taşır ve unutulan bir şey var bu mücadele hiçbir zaman bitmez. İnsan fıtratı belki her şeyi unutmaya müpteladır ama uğradığı haksızlığı unutturmak çok zordur.</p>
<p>Şimdi biz susturulmuş, tutsak edilmiş bütün düşüncelerin sesi olmak için mücadele ediyoruz. Ben kimim elimden ne gelir demeden, bazı geceler sadece gözyaşı içinde edilen dualarla…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/guldurmeyen-fikra-kubra-aydin/">Güldürmeyen Fıkra |  KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabancı &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/yabanci-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 May 2022 16:01:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı]]></category>
		<category><![CDATA[Yolcu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=25688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun uzun baktı tren raylarına. Trenin gelmesini beklerken zihnini meşgul etmeye çalışıyordu. Düşünmemeliydi geçmişi artık. Ucundan kıyısından tutunmalıydı yeni hayatına. Bahanelerini sıraladı aklında. En ağır basanı yalnızlıktı. Sadece bir toprak&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yabanci-kubra-aydin/">Yabancı | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun uzun baktı tren raylarına. Trenin gelmesini beklerken zihnini meşgul etmeye çalışıyordu. Düşünmemeliydi geçmişi artık. Ucundan kıyısından tutunmalıydı yeni hayatına. Bahanelerini sıraladı aklında. En ağır basanı yalnızlıktı. Sadece bir toprak parçası değildi geride bıraktığı. Ailesi, sevdikleri, evi, geçmişi, anıları sanki bir anda bambaşka biri olarak uyanmıştı yeni güne. Kendine yabancı, dilini bilmediği bu şehre yabancı… Anılar da gidince insanın elinden tanıdık ne kalıyordu ki benlikten? Unutmak istediği zaman unutur insan. Gizli bir el değip çalmaz anılarını. Kırılmışsa yüreğin binbir yerinden o zaman veda edersin anılarına. Yeni başlangıçlar için geride bırakırsın çoğu zaman, bilirsin seninle geldiği zaman yük olur omuzlarına.</p>
<p>Gitmek her insan için farklı anlamlarla yüklüdür. Kimi gider dönmemek üzere kimi gider vazgeçmemek üzere… Ya o neden gelmişti bu şehre? Neden terk etmişti bir gece vakti engebeli yollara düşüp bütün geçmişini? Bazı nedenler hüzünlüdür ve bazı nedenler acıtır canını. Yabancıydı artık kendine, geçmişine ve bu şehre…. Nedenleri sayıp dökmedi önüne. Bazen anlatmak azaltmıyordu aksine anlattıkça artıyordu saklamaya çalıştığı hüznü. Bir tek alnını koyduğu seccadesi artık şahit oluyordu gözyaşlarına. Hoş anlatacak ne bir dost kalmıştı elinde ne bir anlayan…</p>
<p>Her gün treni beklerken bu düşüncelerin pençesine düşüyordu. Her defasında artık düşünmek yok dese de bu ıssız istasyon ona yalnızlığını hatırlatıyordu. Ömrünün son beş yılına sığan acılar yaşına yaş katmıştı. Yaşını tutup hoyratça savurmuştu seneler sonrasına. Ayna da gördüğünde yüzündeki çizgileri, saçlarındaki beyazı acı bir gülümsemeyle merhaba diyordu yeni haline.</p>
<p>Her akşam çayı aynı saatte demliyordu. Aynı saatte yatıp aynı saatte kalkıyordu. Bir makine gibi ruhu tıkır tıkır işlerken zihninin itirazlarına kulak asmıyordu. Günler aynıydı hava hep yağmurlu. Güneşi özlüyordu ara sıra. Özlemek deyince yine susuyordu ki diğer özledikleri gelmesin aklına.</p>
<p>Korkmayın bu melankoli hali uzun sürmüyordu. Çünkü burada hayat bir şekilde yolunu buluyordu. Bulmak zorundaydı. Önce derdini anlatmaya çabalıyordu insan. Doktorda, markette, eczanede…. Anlatmaya çalıştıkça çözülüyordu sanki düğüm. Hayat devam ederken yalnızlıkta bir yerlere saklanıyordu ama son bulmuyordu hissettirdikleri. Dil kursu, yeni bir meslek arayışı, yeni insanlar…</p>
<p>Yeni insanlar demişken bir göz atıverin çevrenize. Belki bir yerlerde yalnızlığıyla mücadele etmeye çalışan mahzun gönüller vardır. Samimiyetle uzatılacak bir ele muhabbetle içilecek bir bardak çaya hasret. Uzaklıklarımız, gurbetliklerimiz birbirimizin yalnızlığına merhem olduğumuz sürece yakınlığa erecektir.</p>
<p>Tüm mahzun ve yalnız gönüllere….</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yabanci-kubra-aydin/">Yabancı | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>80 Yıllık Bir Çınarın Hikayesi &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/80-yillik-bir-cinarin-hikayesi-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2022 06:53:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[çınar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baharları severim dedi Oysa hiç bahar uğramamış ömründe Beyaz saçları süzülürken alın çizgilerinde Sırtının kamburunda yoldaş olmuş bastonunda Gözlerinin kuytusunda 80 yılın sayfaları tek tek çevrildi çevirdikçe zaman aktı gitti&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/80-yillik-bir-cinarin-hikayesi-kubra-aydin/">80 Yıllık Bir Çınarın Hikayesi | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Baharları severim dedi</em></p>
<p><em>Oysa hiç bahar uğramamış ömründe</em></p>
<p><em>Beyaz saçları süzülürken alın çizgilerinde</em></p>
<p><em>Sırtının kamburunda yoldaş olmuş bastonunda</em></p>
<p><em>Gözlerinin kuytusunda</em></p>
<p>80 yılın sayfaları tek tek çevrildi çevirdikçe zaman aktı gitti tutamadığı yılları gibi. Yaşanmışlıklar, sevinçler, hüzünler, gurbet, acı ne çok şey birikmişti heybede. Heybede biriken her şey kamburunu biraz daha belli etmişti. Kambur sırtından çok yüreğine çöreklenmiş. Yitirdikleri, yolda bıraktıkları, geriye dönüp bakamadıkları.</p>
<p>80 yıl dile kolay söylemesi yükte hafif ama gönülde ağır. Dilinde her cümle sonunda bugünümüze şükür. Ötelerde sanki bakışları sanki çoktan kavuşmuş en sevdiğiyle sanki bedeni zorunlu bir bekleyişte. Kimsesiz değildi çünkü o çoktan bulmuştu sahibini. Teslim olmuştu bir tek onun önünde eğilirken onunla buluşurken ağır gelmiyordu kamburu. Teslim oluşu, bir annenin kucağındaki bebeğin huzuru ve en derinlerden gelen gözyaşları… Onu sevdiğiyle buluşurken izlemek zaman ve mekandan soyutlanmak demekti. Kendi iç dünyandaki hesapları bir kenara koymaktı.</p>
<p>Gençliğini sorduğunda dalardı uzaklara. Ömrüm baharı derdi. Dizlerin dermanı gençlik. Sürgünler, mahpusluklar, ayrılıklarla dolu ama ağızda kalan tat burukta olsa hoş. Kitaplarım derdi en çok onlara yanar içim. Kimi bir sobaya har oldu kimi gölün dibinde sırra kadem. Arkadaşlarım derdi uzun uzun susardı. Maviden griye dönerdi sanki gözleri. Hüzün bulutları gelir otururdu göz bebeklerine. Sordukça bulutlar sağanak olup yağardı yanaklarına. Vefa derdi vefa başkaydı. Çekilen bütün çilelere su serperdi dostların selamı. Dağılsakta dört bir yana bilirdik dua olurduk avuçlarda. Hepsi birer birer terk ettiler bu dünyayı. Bir ben kaldım yalanında… Ben de gün saymaktayım tahliyeye. İçimde bir yerlerde bir sızı başlardı o konuştukça. Keşke derdim zamanda yolculuk olsa gitsem yaşadığı her saniyeye şahit olsam.</p>
<p>Biz zamane çocukları bihaber kalmışız vefadan. Baharları beklerken güneşten şikâyet ederiz. Ayazı sevmeyiz kışa küseriz. Ah 80 yıllık ömre asırlar sığdıran yiğit okusak seni satır satır erir mi vicdanlardaki buz?</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/80-yillik-bir-cinarin-hikayesi-kubra-aydin/">80 Yıllık Bir Çınarın Hikayesi | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Unutulan Kadınlar &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/unutulan-kadinlar-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2022 08:09:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadın Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zor zamanlar…. Son beş yıldır yaşanılanlara dönüp baktığımda aklıma gelen ilk şey bu oluyor. Bizler için başlayan cadı avı, bu süreçte yaşanılan mağduriyetler, zulümler acılar. Korona, pandemi gibi hiç duymadığımız&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/unutulan-kadinlar-kubra-aydin/">Unutulan Kadınlar | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zor zamanlar…. Son beş yıldır yaşanılanlara dönüp baktığımda aklıma gelen ilk şey bu oluyor. Bizler için başlayan cadı avı, bu süreçte yaşanılan mağduriyetler, zulümler acılar. Korona, pandemi gibi hiç duymadığımız kavramlar. Şimdi savaş, ekonomik kriz ama hepsiyle birlikte devam eden, mazluma el uzattı diye, öğrenci diye hukuksuzca alıkonulan insanlar. Müebbete mahkum edilen aydınlık yüzlü gençler. Evladını arayan, gece gündüz nöbet tutan anneler. Şiddete uğrayan doktorlar, kadınlar, çocuklar. İnsan ne yöne baksa yüreğine değen acılarla karşılaşıyor.</p>
<p>Kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı demeden bu zor zamanların ezip geçtiği milyonlarca insan var. Coğrafya kaderdir diyecekken tam Avrupa’nın ortasında çıkan savaşın yıkımı, yüzbinlerce insanın evini terketmesi, mülteci konumuna düşmesi, sığınaklarda verilen yaşam mücadelesi ve ölüm.</p>
<p>Bu kadar acının, kederin ortasında, bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün vesilesiyle de, dimdik duran kadınlara selam olsun. Öyle kadınlar tanıma fırsatım oldu ki bu süreçte bir gün hepsinin hikayesi konuşulacak. Filmlere konu olacak inanıyorum. Sırtında bebeğiyle Meriç’i geçen Esmalar, mülteci kamplarında hayat yeşerten Ayşeler, hapishanede çocuğunu büyütenler, mazlumun hakkını aramaktan vazgeçmeyenler, adalet arayan Melekler, savaşın orta yerinde kahramanlık destanı yazan İrinalar, eşi hapiste olan ve dünyaya kafa tutan Elifler. Bir bahar muştusu varsa uzakta ben onu bu kadınların gözlerindeki ışıkta gördüm. Bu kadınların acı dolu gülümsemelerinde inandım umudun hala var olduğuna. Evladını, eşini, sevdiklerini bu süreçte toprağa veren kadınların dirayetinde şahit oldum her şeye rağmen dik durabilmenin mümkün olduğuna. Gözyaşları içlerine aktıkça yakıp kavurulurken inadına yaşamanın, inadına direnmenin ne demek olduğunu bu kadınların cesaretinde gördüm.</p>
<p>Şimdi 8 Mart vesilesiyle çok şey söylenecek kadına dair. Ama biliyorum ki süslü sözlerden öteye geçmeyecek. Kadın ölmemek için mücadele etmeye devam edecek. Zihniyetlerin karanlığında kadın aydınlığıyla var olmaya çalışacak.</p>
<p>Bütün toplumlarda kadının ötekileştirilmediği, insan olarak birey olarak varolduğu, haklarının teslim edildiği günlerin geleceğine inanmak istiyorum.</p>
<p>Hepimizin günü kutlu olsun!</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/unutulan-kadinlar-kubra-aydin/">Unutulan Kadınlar | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Garip Masal &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/bir-garip-masal-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 10:09:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[nusret muğla]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir dünya düzeni altı üstü dünya. Hepsi bir nefeslik derken vicdanımızı dünyaya feda etmişiz. Merhametimizi dünya denilen yer için heba etmişiz. İnsanlık nasipsiz iyilikten güzellikten yana. İnsan aldanmış insan yanılmış.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-garip-masal-kubra-aydin/">Bir Garip Masal | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir dünya düzeni altı üstü dünya. Hepsi bir nefeslik derken vicdanımızı dünyaya feda etmişiz. Merhametimizi dünya denilen yer için heba etmişiz. İnsanlık nasipsiz iyilikten güzellikten yana. İnsan aldanmış insan yanılmış. Makam mevki derken şaşırmış. Yanlışa yanlış diyememek adetten olmuş. Mazluma el uzatmak artık suçmuş. Bir varmışız bir yokmuşuz. Ama yine de aldanmışız.</p>
<p>Kendi derdimize düşüp kardeşimizin derdini unutmuşuz. Kimseye sırtımızı dönemez olmuşuz. En sevdiklerimiz yabancı olmuş. Arkadaşlar dostlar birbir soframızı terketmiş. Yalnızlığa mahkum edilmişiz. Sadece yalnızlığa mı? Ellerinize kelepçe vurulmuş, adaletin yerle yeksan olduğu düzende hain olmuşuz.</p>
<p>Ellerimize kelepçe vurulurken düşüncelerimize zincir vuramamışlar. Kimi özgürlük yolunda Meriç’i kulaçlamış kimi hücrede dua dua olmuş ellerini gökyüzüne açmış. Doğumhane kapılarında polisler gitmiş kolumuza. Kemoterapi alırken yatağa kelepçelenmişiz. 80 yaşında zindanlarda dimdik duruşumuz korku vermiş. Korku vermişte son nefesimize kadar mahkum edilmişiz. Çocuklar doğmuş hapishanelerde. Gökyüzüne hasret büyümüşler hiç tanımadan dünyayı tel örgülerle çevirmişler hayallerini. Küçük bedenlerine pasaport yasağı koymuşlar gülüşler solmuş eski fotoğraflarda.</p>
<p>Kimse duymamış sesimizi. Ülkede iyi insanlar o güzel atlara binip çoktan gitmişler. Kalanlara da rahat yüzü göstermemişler. Öldükten sonra mesleğimizi geri vermişler. Ağaç kökü yesinler diyerek bile bile açlığa terketmişler. Bir gecede düşman ilan edilmişiz. Doğruyu yazan gazeteciler ya sürgündeymiş ya hapiste. Birkaç saatliğine hapishane görenler kahraman olmuş bir de destanlarını yazmışlar. Doğru söyleyeni bırakın dokuz köyden kovmayı dünyadan sürgün etmeye ant içmişler.</p>
<p>Şarkılar suç unsuru olmuş, sanat canavar. Ne zaman alkışlarsan zalimi o zaman olurmuşsun baş tacı. Ekonomi, sağlık, teknoloji bunlar önemsizmiş. Ne de olsa yollar yapılmış ücretini ödemeye gücümüz yetmese de hiç geçmesek bile.</p>
<p>Bu ülke öyle Kaf Dağı’nın ardında değilmiş. Keşke diyebilseydik gökten üç elma düşmüş. Onlar ermiş muradına. Ama ne bu yaşanılanlar masalmış ne de zulüm bitmiş.</p>
<p>Dilerim ki bir gün mutlu sonlara açalım gözümüzü. Torununa masal anlatacağı yerde hücreye mahkum edilmiş Nusret Amcalar, yiğitlik destanı yazmış Yusuf Abiler bir gün çocuklarımıza bugünleri anlatırken unutmayacağımız isimler olsun. Saygı ve rahmetle….</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-garip-masal-kubra-aydin/">Bir Garip Masal | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne Beni Saymasınlar &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/anne-beni-saymasinlar-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2022 07:43:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek hapishane]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demir kapıya sertçe vurdular yine. Yatağından sıçradı. Minik kalbi telaşlı adımlarla koşturmaya başladı. Artık alışmıştı kalbinin ritmine. Her sabah gelip kapıya vuruyorlar. Uyandırıyorlar tek tek sayıyorlardı onları. Annesini üzmemek için&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/anne-beni-saymasinlar-kubra-aydin/">Anne Beni Saymasınlar | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Demir kapıya sertçe vurdular yine. Yatağından sıçradı. Minik kalbi telaşlı adımlarla koşturmaya başladı. Artık alışmıştı kalbinin ritmine. Her sabah gelip kapıya vuruyorlar. Uyandırıyorlar tek tek sayıyorlardı onları. Annesini üzmemek için kalbinin sesinden, çok korktuğundan bahsetmiyordu. Çocuk masumiyetiyle bir oyun telaşıydı sanki bu. Sayıları yaşıtlarından önce öğrenmişti. Çaya ekmek batırmayı çok seviyordu. Annesi çayın sağlıksız olduğunu söylese de çok sesini çıkarmıyordu. Biliyorduk burda çocukları mutlu etmek çok zordu.</p>
<p>Gökyüzüne hasret büyüyen çocuklar belki de ufacık şeylerden mutlu olmak için bahaneler buluyordu burda. Koğuştaki herkes çok seviyordu onu. Neşesini, şarkılarını, onunla oyun oynamayı. Sanki onun ufacık dünyası bir hayal bahçesi oluyordu diğerleri için. İçine girip kayboluyorlar bir anlık bile olsa acı gerçeklerden kaçıyorlardı. Babasını özlemişti ama en çok abisiyle ablasını. Onları buraya almamışlardı. Anneannelerinin yanında kalıyorlardı. Acaba onlar da beni özlüyor mu diye düşündü.</p>
<p>İnsanların gözleri bir acayipti. Özleyince ağlayası geliyordu. Ama burda gözyaşlarını tutmayı da öğrenmişti. Böyle kafasını kaldırıp yukarı bakınca gözyaşları içeri kaçıyordu. Annesi onu ağlarken görmesin istiyordu. Çünkü büyümüştü. Annesinin en yakın arkadaşıydı. Arkadaşlar birbirini mutlu etmeliydi. Koğuştaki diğer arkadaşları yani ablaları hep ona bir şeyler yedirmeye çalışıyordu. En çok resim yapmayı seviyordu. Duvarın arkasındaki dünyayı annesinin anlattığı kadar biliyordu. Çok hatırlamıyordu. Ama hayal ediyordu. Yemyeşil ormanları, masmavi denizleri, neşeli insanları, evleri…. Evini istiyordu. Bir odası olduğunu hayal ediyordu çoğu zaman. Rahat bir yatak, eşyalarını koyduğu bir dolap. Kitaplar, renkli kalemler belki biraz da oyuncak.</p>
<p>Ama en çokta artık saymasınlar onu istiyordu. O sayıdan ibaret değildi. Kimsenin tahmin edemeyeceği büyüklükte bir yüreği vardı. Büyümüştü burda. Büyürken anılar saklamıştı, küçük sevinçler ama en çok annesinin gözyaşlarını saklamıştı zihninde. Dua edişini, acısını, gülmeye çalışırken bile gözlerini kaçırmasını, hiçbir zaman görünmeyen dişlerini. Ama annesi dünyanın en güçlü kadınıydı. Süper kahramanlar hep çizgi filmlerde olmuyordu. Burda bir sürü süper kahramanı olmuştu.</p>
<p>Anne bizi saymasınlar artım dedi. Ben artık sayı olmak istemiyorum ben artık sadece çocuk olmak istiyorum…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/anne-beni-saymasinlar-kubra-aydin/">Anne Beni Saymasınlar | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Holokost Günü ve Düşündürdükleri &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/holokost-gunu-ve-dusundurdukleri-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jan 2022 07:06:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[Holokost]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24116</guid>

					<description><![CDATA[<p>27 Ocak Uluslararası Holokost’u Anma Günü’ydü. Bu günle ilgili devletler çeşitli bildirgeler yayınladı. Geçmiş lanetlendi ve insan haklarının önemine(!) vurgu yapıldı. Gelin önce Holokost(Holacaust) nedir ona bakalım. Kelime kökeni Yunanca&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/holokost-gunu-ve-dusundurdukleri-kubra-aydin/">Holokost Günü ve Düşündürdükleri | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>27 Ocak Uluslararası Holokost’u Anma Günü’ydü. Bu günle ilgili devletler çeşitli bildirgeler yayınladı. Geçmiş lanetlendi ve insan haklarının önemine(!) vurgu yapıldı. Gelin önce Holokost(Holacaust) nedir ona bakalım. Kelime kökeni Yunanca ve ateşin etrafında kurban etme anlamına geliyor. Ama asıl anlamı Nazi Almanya’sında katledilen bazı kaynaklara göre 6 milyon Yahudi’nin öldürüldüğü, bazı kaynaklarda ise başka ırktan insanların, çingenelerin, eşcinsellerin, engellilerin,hastaların da bu katliama maruz kaldığı için sayının 11 milyon civarı olduğu söyleniyor. Evet yaklaşık 11 milyon insan bir diktatörlük rejiminde soykırıma uğruyor. Aradan geçen yıllar neyi telafi eder bilmiyorum ama bu günleri anarken keşke geçmişten gerçekten ders alınabilse. Yayınlanan birkaç satır bildirge değil de şu an dünyanın birçok yerinde zulüm altında inleyen insanlara el uzatılsa.</p>
<p>Nazi Almanya’sında Hitlerin 1933 yılımdan itibaren sistematik bir şekilde uyguladığı soykırım politikasında ilk aşama toplumdan soyutlama oluyor. Alman ırkından olmayanların ve özellikle toplumda bulundukları konumlarla dikkat çeken Yahudilerin meslekleri ellerinden alınıyor. Getto adı verilen bölgelerde yaşamaya mecbur bırakılıyor. Kollarına takılan işaretlerle soykırımın ilk aşaması sosyal soykırım gerçekleşmiş oluyor. Toplumda infiale yol açacak hadiseler, nefret edilen bir topluluk oluşturma ve sonra yollarla, fabrikalarla seçmenin gözünü boyayıp her şeyi halkı için yaptığına dair mükemmel bir dayanak oluşturma. Çok tanıdık geliyor biliyorum. Sosyal soykırımın ikinci perdesinde en büyük rolü oynayan faktörse toplama kampları oluyor. Ee çalışacak insan gücüne ihtiyaç var. Nankörlük etmesin kimse o kamplarda çalışıp, kalacak yer ve yiyecek temini var! Hatta kapıya asılan “ Arbeit Macht Frei” yazısı da işin allanıp pullanmış hali. Çalışmak sizi özgür kılar. Evet ruhunuzu özgürlüğe kavuşturur toplama kampları ama bedeniniz ya gaz odalarında yada fırınlarda… Evet bununla ilgili eminim birçok film izlemişsinizdir, kitap okumuşsunuzdur. Sanki çok geçmişte kalmış gibi. O dönemin en acınası tarafı neydi biliyor musunuz? Bir gece de dostların, komşuların, arkadaşların birbirine düşman olması. Yapılan zulümler karşısındaki derin sessizlik. Ve geriye kalan büyük utanç.</p>
<p>Almanya’ya yolu düşenler sokaklarda tökezleme taşlarına denk gelmişlerdir muhakkak. “Bir insan ancak ismi unutulduğunda unutulmuştur.“ sözünden yola çıkan sanatçı Gunter Demnig taşlara soykırımda ölenlerin isimlerini yazıyor. Amacı hem kurbanları unutturmamak hem de bir zamanlar onların komşuları olduğunu hatırlatmak. Evet bu proje tartışmalara konu olmuş ama buradaki en önemli mesele o insanların unutmamak adına harcanan çaba.</p>
<p>Şimdi tarihin sayfalarını hızlıca çevirip günümüze ve bize bakan tarafına gelelim. Bir yanda ülkemizde nefret söylemlerine maruz bırakılan, genç yaşlı, kadın çocuk demeden zulme uğrayan, hapishanelerde ölümle burun buruna yaşayan, Ege’de Meriç’te ölümü kucaklayan, sürgünde yada kayıp binlerce insan var. Bir yanda bu zulme seyirci kalan, sesini çıkarmayan bir toplum. Hem de daha dün kapı komşusu olan insanların birbirine sırtını döndüğü bir toplum. Her gün sosyal medyada başka bir çığlık yükseliyor. Ben duymadım görmedim demeye hakkımız olmayacak günlerden geçiyoruz. Gökhan öğretmeni, Esma Uludağ’ı, Halime Gülsu’yu, Bahadır’ı, Ahmet’i hatırlamayacak mısınız? Diyebilecek misiniz kandırıldım ben bilmiyordum? Tarih ne kadar insan eliyle şekil alıp geleceğe aktarılsa da değişmeyen gerçekler acımasızca çarpılır yüze. İşte o zaman geç olmuştur her şey için. Gidenlerin telafisi yoktur. Geç olmadan ses verse insanlık o zaman işte değeri olur mutlu gelecek masallarının….</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/holokost-gunu-ve-dusundurdukleri-kubra-aydin/">Holokost Günü ve Düşündürdükleri | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnadına Umut &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/inadina-umut-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 16:25:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Dilara Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Beyza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24026</guid>

					<description><![CDATA[<p>İki haftadır çok üzücü haberlerle sarsıldık. Ama arada yüzümüze bir tebessüm iliştiren başarı öyküleri çıkıyor karşıma. Önce Zeynep Beyza’nın haberini okudum. Dünyanın en prestijli şirketine uzanan bir başarı öyküsüydü. Yapılan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/inadina-umut-kubra-aydin/">İnadına Umut | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İki haftadır çok üzücü haberlerle sarsıldık. Ama arada yüzümüze bir tebessüm iliştiren başarı öyküleri çıkıyor karşıma. Önce Zeynep Beyza’nın haberini okudum. Dünyanın en prestijli şirketine uzanan bir başarı öyküsüydü. Yapılan zulümler, ülkesini terketmek zorunda kalan bir aile ve hayata inadına tutunan bir gencin öyküsüydü. Dün de Dilara’nın haberi çıktı karşıma. 4 yılda 5 dil öğrenerek, yılın öğrencisi seçilmiş bulunduğu ülkede. Hikayede beni en etkileyen nokta ise Dilara’nın daha çok dil öğrenerek daha çok insanın kalbine dokunma isteğiydi. O da ailesiyle birlikte ülkesini terketmek zorunda kalmıştı. Hikayeler benzer… Eminim daha hikayesini duymadığımız pırıl pırıl gençler bulundukları ortamları aydınlatmaya devam ediyor. Ne acı ki bir yanımız yaprak döküyor, umutları ellerinden alınan gençler, bir yanımızda baharlar çiçek açmaya devam ediyor.</p>
<p>Oturup bununla dertlenelim. Çocuklarımız için neler yapabiliriz? Bu ağır travmaları nasıl iyileştirebiliriz? El uzatılmadık tek bir insan kalmaması için nasıl bir yol izleyebiliriz? Çocuklar, gençler bizlerden aslında ne istiyor? Oturup uzun uzun bunları konuşalım. Biz anne babalar olarak onlarla ne kadar sağlıklı iletişim kurabiliyoruz? Anne babası yanında olmayan çocuklarımıza nasıl yardımcı olabiliriz? Bu sorumluluğu vicdanlarımızda duymamız gerektiğine inanıyorum. Evet uğradığımız haksızlıklar, yaşanılan zulümler, kayıplar hepimizi en derinden etkiliyor. Hayatlarımız alt üst oldu. Bir sırt çantasına sığdırdık bir çoğumuz hayatımızı, birçoğumuz hala zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor, hapishaneler de ise her gün duyduğumuz hak ihlalleri gün geçtikçe şartların zorlaşması çaresizliğimizi arttıyor. İnsan umuduyla ayakta kalabilen bir mekanizma. Bizlerin en büyük umudu çocuklarımız. Onlara sarılarak iyileşeceğiz. Onlarla yeniden tutunacağız hayata. Onlara umut etmeyi biz öğreteceğiz. Sevginin en açılmaz denilen kapıları açtığına şahit oluyoruz. Sevmeyi öğrenmekten başlamalıyız. Amasız nedensiz sevmeyi. Hatalarıyla güzellikleriyle bütün yönleriyle kucaklamayı insanları. En çokta çocuklarımızı. Yaşanılanların faturası onların küçük dünyasına çıkmamalı. En az zararla atlatmaları adına seferberlik ilan edilmeli. Bahadır’ın acısı bu kadar tazeyken yüreğimizde başka acılar yaşanmasın, başka çocukların umudu solmasın diye mücadele etmeliyiz.</p>
<p>Biliyorum bunları yazmak kısmı en kolayı. İçinde bulunduğumuz şartlar çok ağır. Yorulduk çok yorulduk. Dinlenmek için birbirimize ihtiyacımız var. Gelin unuttuğumuz dostlarımız varsa bir telefonla gününü güzelleştirelim. Kimin kime iyi geleceği bilinmez.Bir selam umuda giden yol olur. Bir fırtına anında selamet olur dostun yakınlığı. El uzatmadığımız tek bir gönlün kalmaması umuduyla….</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/inadina-umut-kubra-aydin/">İnadına Umut | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
