<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Korku arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/korku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/korku/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:20:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Korku arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/korku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Korkunun Kokusu &#124; Safvet Senih</title>
		<link>https://hizmetten.com/korkunun-kokusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2020 17:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[koku]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[ocak 1986]]></category>
		<category><![CDATA[safvet Senih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13080</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duyguların, iç ve dış tezahürleri vardır. Gülme, ağlama nasıl ki, bütün vücutta hiç olmazsa bazı uzuvlarda, kendisini açıkça gösterir. Kasların kasılması veya gevşemesi, gözden yaş gelmesi nasıl bir tezahür ise,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/korkunun-kokusu/">Korkunun Kokusu | Safvet Senih</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Duyguların, iç ve dış tezahürleri vardır. Gülme, ağlama nasıl ki, bütün vücutta hiç olmazsa bazı uzuvlarda, kendisini açıkça gösterir. Kasların kasılması veya gevşemesi, gözden yaş gelmesi nasıl bir tezahür ise, korkunun da maddî bünye ile öyle münasebeti vardır.</p>
<p>Korkunun zilletle de bir yakınlığı vardır. Çoğu zaman ölümden korkan büyük topluluklar, az fakat ölümün üzerine cesaretle giden bir zümrenin hakimiyeti altında kalır.</p>
<p>&#8220;Sizin ölümden kaçtığınız kadar, onlar ölüme koşuyorlar&#8221; diyordu askerlerine İran&#8217;lı putperest komutan, sahabeler için&#8230;</p>
<p>Cesaret, kahramanlık ve yiğitliğe karşı bütün insanlarda bir alâka vardır. &#8220;Yiğidi öldür, fakat hakkını ver&#8221; sözü dillerde dolaşır.</p>
<p>Korkunun kullanılacağı bir yer elbette vardır. Çünkü Cenab-ı Hak, hiçbir duyguyu boşuna yaratmamıştır. Tehlikelere atılmaktan korkulur. Ama ifrat derecede herşeyden korkmak, hayatı azaba çevirir. Ölçüsüzlük hiçbir zaman iyi değildir. &#8220;Gücün yettiği mevzularda acizlik gösterme. İmkansız olanlarda ise, feryad edip durma. Çünkü muhali talep etmek, kendine fenalık etmektir.&#8221;</p>
<p>Korkaklık gösterenler kat kat zilletlere düşerler. Çünkü mesela, yırtıcı bir canavara karşı zillet ve muhabbet gösterisinde bulunmak, onun merhametini celbetmek yerine hem parçalamasına hem de diş kirası istemesine sebep olur. Onun için bir zalimin önünde zillet gösteren kimsenin ruhu, kendisi tarafından cesedinden önce öldürüldüğünden, sanki cesedi de kısas olarak zalim tarafından öldürülür. Hiçbir Zaman için şefkatini celbetmez. Çünkü onun zillet içindeki korkak hali karşı tarafı hücuma teşvik eder.</p>
<p>İnsanda en mühim ve en esaslı his, korku hissidir. Hilekar zalimler, bu korku damarından çok istifade ederler. Onunla korkakları gemlendirirler. Korkutarak evhamlarını tahrik ederler. Mesela, nasıl ki, damdaki bir adamı tehlikeye atmak için bir hilekar adam, o evhamlının nazarında, zararlı görünen birşeyi gösterip, vehmini tahrik ederek kovalaya kovalaya ta damın kenarına getirir, başaşağı düşürür. Boynunun kırılmasına sebep olur. Aynen onun gibi, çok ehemmiyetsiz evham ile, korkaklara çok ehemmiyetli şeyler feda ettirilir. Hatta, bir sinek beni ısırmasın diyerek, yılanın ağzına giren korkaklar vardır.</p>
<p>Ormanlarda açlıktan ölenlerin sayısı, belki de açlıktan öleceğim korkusu ile ölenlerin sayısından çok daha azdır. Bu tip korkak kimseler, iki haftadan az bir süre içinde ölmüşlerdir. Oysa insan hiçbirşey yemeden daha uzun bir müddet yaşayabilir. Mesela Mc. Terence Svveeney, 75 gün aç kalabilmişti. Araştırmalar neticesinde aslında bunların açlıktan değil de sadece &#8220;Acaba aç kalacak mıyız?&#8221; endişesiyle öldükleri ortaya çıkmıştır. Korku onları gerçekten açlıktan ölmek üzere olduklarına inandırmış; onlar da mücadeleden vazgeçmişlerdir. Bu kimsenin metanetinin, dolayısı ile kendi kendini kontrolün kaybolması ile, ölüm adım adım kendisine yaklaşmıştır.</p>
<p>Hayvanlardan korkmamak gerekmektedir. Kuzey Amerikada yaşayan hayvanlar arasında, bir cins ayı hariç, kendisine zarar vermeyen insana saldıran hiçbir hayvan yoktur. Ama &#8220;korkunun kokusu&#8221; bazen durumu değiştirebilir. Hayvan kendisinden korkanı, bir fenalık yaptı, düşüncesi ile kovalar. Bir insan veya hayvan korkunca, gerçekten diğer hayvanlar tarafından hemen farkedilen hoş olmayan bir koku yayar. Yabani hayvanların bir tehlike sezdikleri zaman, yavrularını acele olarak bir yere saklayıp kendilerinin tamamen aksi yöne kaçmalarının sebebi budur. Zira hayvan korkusunun kokusu dolayısı ile, kendisini ele vereceğini Cenab-ı Hakkın verdiği bir sezgi ile hissetmektedir. Yavrular çok küçük oldukları için korkmayacaklar, dolayısı ile &#8220;korku kokuları&#8221; da olmayacaktır. Anneleri, tehlikeyi peşinde taşırken de onlar emniyette olacaklardır.</p>
<p>İngiliz yazar Jack Melville şöyle diyor: &#8220;Güzel bir ilkbahar sabahı, çevremizdeki ormanda atla gezintiye çıkmıştım. Yanımda en iyi yardımcım olan av köpeğim vardı. Birden bir geyiğin önümüzden fırlayıp biraz ilerideki çalılara saklandığını farkettim. Hayvan henüz korkuyu tanıyamayacak derecede küçüktü. Av köpekleri his bakımından en kuvvetli hayvanlar oldukları halde, köpeğim, onu farketmeden yanımdan geçip gitti.&#8221;</p>
<p>&#8220;Yıllarca köpek yetiştirdikten sonra, hayvanların kendilerini rahatsız etmiyor gibi görünen insanlara saldırmalarına korkunun kokusunun sebep olduğunu anladım. Eğer bir hayvana korkusuzca yaklaşılırsa, en vahşisi bile, çoğu kere insana dokunmaz. Ama cesur görünümlü bir duruşun hayvanı aldatmayacağının da daima akıldan çıkarmamak gerekir. Zira hızla atan kalbin ve ifrazatlarını arttıran bezlerini meydana getirdiği korkunun kokusu ortadadır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bir keresinde, küçük bir kurt yavrusunu ehlileştirmeğe çalışan bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Arkadaşım pek dertliydi. Bana uzun uzun hayvanın hiç de ehlileşmeye niyeti olmadığını ve kendisine yemek verirken bile onu ısırdığını anlattı. Ona, beni kurtla yalnız bırakmasını söyledim. Zaten hayvanla uğraşmaktan bıkan arkadaşım, kurdu bana hediye etti. Kendi kendime onu sevdiğimi, ona acıdığımı ve ona yardım etmek istediğimi söylenerek kurdun kafesinin yanına yaklaştım. Yüzüme, elimden geldiği kadar sevimli ve müşfik bir ifade vermiştim ve monoton bir sesle hafifçe şarkı söylemeye başladım. Bu, ehlileştirmek istediğimiz hayvanlarda arkadaşlık kurabilmeniz için en iyi yaklaşma yoludur. 10 dakika kadar şarkı söyledikten sonra yavaşça kapıyı açtım ve hiç istifimi bozmadan kafese girdim. Bir süre hayvanı hiç görmemiş gibi kafesin içinde dolandım durdum. Yarım saat sonra ise elimle onu okşuyordum.. Arkadaşım ise., oda kapısından başını uzatmış hayret dolu bakışlarla bizi süzüyordu.&#8221;</p>
<p>&#8220;İki hafta sonra artık yemeklerini elimden yiyor ve dizime tırmanıp orada uyuyordu. Eğer hayvanı ilk gördüğüm zaman korksaydım ve kokum vasıtasiyle bunu ona hissettirseydim veya beni ısırmaya yeltendiği zaman onu tersleseydim, hiçbir zaman iki dost olamazdık.&#8221;</p>
<p>Sandal devrilmelerinde de tehlikenin çoğu hep, &#8220;devrildiği zaman yüzemez de boğulursam&#8221; korkusu ile sandal içinde bulunanların, yanlış bir takım hareketlerle muvazeneyi bozmalarından ve sandalın gerçekten devrilmesine sebeb olmalarından ileri gelir.</p>
<p>Yüzmede de bu böyledir. Vücud yapısı itibariyle 24 saatlik bir bebeğin bile yüzebileceği ilmen tesbit edildiğine göre, bir takım fazla hareketlerle yüzememek, tamamen korkudan ileri gelmektedir.</p>
<p>Karşıdan karşıya geçerken bile temkinle yavaş yavaş hareket eden bir kimsenin; korku ile birden yerinden fırlayana nazaran kazaya uğrama ihtimali ne kadar azdır.</p>
<p>Denizi görmeden paçayı sıvamanın manasızlığını bilmemiz gerektiği gibi tehlikelerle karşılaşmadan hatta karşılaştıktan sonra da korkuya teslim olmanın ne kadar tehlikeli olduğunu bilmemiz gerekir.</p>
<p><strong>Hizmetten | Safvet Senih</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/korkunun-kokusu/">Korkunun Kokusu | Safvet Senih</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ashâbın Korkuyla İmtihanı ve Nebevî Duruş</title>
		<link>https://hizmetten.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 11:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[imtihan]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberyolu.com]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabe]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Koç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fert ve cemiyetlerin dikkat etmesi gereken en önemli hususlardan birisi, insandaki korku hissidir. Zira zalimler, münafıklar ve art niyetliler, insanın tercih, duruş, karar, eylem ve söylemleri üzerinde çok etkili olan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus-2/">Ashâbın Korkuyla İmtihanı ve Nebevî Duruş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fert ve cemiyetlerin dikkat etmesi gereken en önemli hususlardan birisi, insandaki korku hissidir. Zira zalimler, münafıklar ve art niyetliler, insanın tercih, duruş, karar, eylem ve söylemleri üzerinde çok etkili olan bu duyguyu daima suiistimal eder; onları hak ve hakikatten uzaklaştırmaya çalışırlar. Böylece korkakları gemleyip susturma hatta kendi emelleri istikametinde koşturma fırsatını elde ederler. Yaptıkları konuşmalarla, sahaya sürdükleri kimselerin dedikodularıyla, yazılı ve görsel medya üzerinden yürüttükleri propagandalarla, oluşturdukları baskı ortamı ve akla değil de algılara hitap eden operasyonlarla halkın ve bilhassa toplumu yönlendirme konumunda bulunan alim, akademisyen, din adamı, gazeteci ve meşhur kimselerin bu damarından çok istifade ederler. Onların konumunu ve toplum nezdindeki itibarlarını, insanları korkudan etkisiz ve sessiz hale getirmek için kullanırlar.</p>
<p>Dünden bugüne bizim dünyamızda da zalimler ve Süfyanlar, iktidarlarını hayatta tutmak için korku damarına başvurmuşlardır. Ve bununla Müslümanların gücünü ve cesaretini kırmaya, birlik ve beraberliğini parçalamaya çalışmışlardır. Asr-ı Saadet’te bunun en belirgin örneklerinden birisi, Mekkelilerin reisi Ebû Süfyan’ın bir strateji olarak zaman zaman bu yönteme başvurması; Efendimiz ve ashabının mücadele cesaret ve azmini kırmak için onların içine korku salmaya ve yaymaya çalışmasıdır.</p>
<p><strong>Ebu Süfyan, Uhud’da Meydan Okuyor </strong></p>
<p>Müşrik ordusu, Uhud’da şehitlerin kollarını, kulaklarını, burunlarını kesmiş, gözlerini oymuş ve vücutlarını param parça etmişlerdi. Ordu komutanı Ebu Süfyan, cepheden ayrılırken bunu yapan vahşileri gördüğünü ama onlara engel olmadığını hatta buna da üzülmediğini söylemişti. O, bu vahşetle “hepinizin sonu böyle olacak” mesajını vermeye çalışmış ve arkasında görenleri korkudan dehşete düşürecek tablolar bırakmıştı. Bir de bununla yetinmemiş, “Var mısınız, önümüzdeki sene Bedir’de buluşalım!” diyerek, yaralı haldeki Müslümanların morallerini menfi etkileyebilecek ve derlenip toparlanma isteklerini kıracak bir meydan okuyuşta bulunmuştu.</p>
<p>Allah Resûlü ise hiç vakit kaybetmeden onun bu adımını boşa çıkaracak hamlesini yapmış ve “Evet! Orası, sizinle bizim aramızda kararlaştırılmış yer ve zaman olsun, inşallah!”<span id="easy-footnote-1-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-1-4605" data-hasqtip="0" aria-describedby="qtip-0"><sup>1</sup></a></span> buyurmuş; en zor durumda oldukları bir anda bile onlarla tekrar karşılaşmaktan korkmadığını Ebu Süfyan ve kasaplarına haykırmıştı. Böylece onun bu meydan okuyuşuyla hedeflediği “Müslümanların içine korku salma ve üstünlük elde etme” stratejisini etkisiz hale getirmiş ve yeniden toparlamaya çalıştığı askerlerine büyük bir moral vermişti.</p>
<p><strong>Allah Resûlü, Cesaretini Ortaya Koyuyor! </strong></p>
<p>Ancak Ebu Süfyan’ın bu meydan okuyuşunun arkasında başka bir plan da olabilirdi. Mekke’ye geri dönüyor görüntüsü verip ani bir dönüşle savunmasız durumda olan Medine’ye baskın yapabilirdi. Bu ihtimali göz ardı etmeyen Efendimiz, Hz. Ali’yi görevlendirdi. Kendisine, “Müşrik ordusunu takibe çık. Ne yaptıklarını ve ne planladıklarını iyice anlamaya çalış. Dikkat et! Develerine binip atlarını yanlarına almışlarsa onların niyeti Mekke’dir. Yok atlarını binip develerini yanlarına almışlarsa Medine’ye saldırmayı düşünüyorlar demektir. Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki böyle bir şey düşünüyorlarsa mutlaka üzerlerine yürüyecek ve işlerini bitireceğim.” Düşmanı takibe çıkan Hz. Ali, çok geçmeden onların develerine binip atları yedeklerine aldıkları yani Mekke’ye doğru yola çıktıkları haberini getirmişti.<span id="easy-footnote-2-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-2-4605" data-hasqtip="1" aria-describedby="qtip-1"><sup>2</sup></a></span> Fakat Allah Resûlü bu korkusuzluğu, cesareti ve kararlılığıyla yaralı ashâbını motive etmiş; Uhud’da alınan yaraya ve meydandaki manzaraya rağmen zalimlerle mücadeleye hazır olduğu mesajını vermişti. Bu mesajın bir muhatabı da savaş sürerken Müslümanların hareket güzergahlarına kuyu kazarak tuzak kuran münafıklardı.</p>
<p><strong>“Allah bize yeter!”</strong></p>
<p>Ebu Süfyan’ın “Müslümanlara öyle bir darbe vurduk ki artık bunlar bir daha kalkamaz!” diye düşündüğü anda ve yerde Efendimiz (aleyhissalat vesselam) yeni bir hamleye hazırlanıyordu. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) Uhud’da seslendirdiği “..Üzerlerine yürüyecek ve yaptıkları bu vahşetin hesabını soracağım!” düşüncesini, hiç vakit kaybetmeden karara bağlamış ve ertesi gün sabah namazından sonra düşmanı takip için yola çıkmıştı. Hamrâu’l-Esed’e kadar gelmiş ve burada Uhud ashâbına konaklama emri vermişti. Bu zaman zarfında da düşmanın ne planladığını ve nasıl hareket ettiğini adım adım takip ettirmiş ve gelecek yeni bir habere göre orduyu her an savaşa hazır tutmuştu. Derken Abdikaysoğullarına ait bir kervan, Ebu Süfyan’dan Hamrâul’-Esed’e bir mesaj ulaştırmıştı.</p>
<p>Ebu Süfyan, onlarla dönüş yolunda karşılaşmış ve Ukaz panayırında develerine kuru üzüm yükleyeceğini vaat ederek bu mesajı ulaştırmaya ikna etmişti. Gelen habere göre Müşrik ordusu, geri dönüp Müslümanları tamamen imha etme kararı almıştı. Bu korkunç planı haber alan Efendimiz ve yaralı ashabı, hep birlikte “Hasbunallahu ve ni’me’l-Vekîl” yani “Allah bize yeter ve O, ne güzel vekildir!” diyerek Allah’a iman, güven ve teslimiyetlerini seslendirmişlerdi.<span id="easy-footnote-3-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-3-4605" data-hasqtip="2" aria-describedby="qtip-2"><sup>3</sup></a></span> Kur’ân, müminlerin içine korku salmayı hedefleyen haber karşısında onların bu duruşu takdir ve arkadan gelenlere misal ve miras olsun diye şöyle beyan etmişti:</p>
<p>“Onlar, öyle kimselerdir ki halk, kendilerine: ‘Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun’ dediklerinde, bu tehdit, onların imanlarını artırmış ve ‘Hasbunallah ve ni’me’l-vekîl’ yani ‘Allah bize yeter ve O, ne güzel vekildir’ demişlerdir.”<span id="easy-footnote-4-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-4-4605" data-hasqtip="3" aria-describedby="qtip-3"><sup>4</sup></a></span></p>
<p>Kur’ân, bir sonraki ayette bu takdirin yanında tarihi bir gerçeğe daha dikkat çekmiş ve Müslümanlara şu bilgiyi de vermişti: “İşte o şeytan, sizi ancak kendi dostlarından korkutur, mümin iseniz onlardan korkmayın, benden korkun.” Bununla Kur’ân, Kureyş liderinin ve haberi getirenlerin şeytanlık yaptığını belirtiyor ve içlerine salınmak istenen korkuya kapılmamaları gerektiğini ders veriyordu. Aksi takdirde can derdine düşer; davaya destekten ellerini çekerlerdi.</p>
<p><strong>Ebu Süfyan, Bedir’e Çıkmaktan Korkuyor!  </strong></p>
<p>Aradan bir yıl geçmiş buluşma vakti yaklaşmıştı. Fakat Uhud’dan ayrılırken Bedir’de buluşup vuruşalım diyen Ebu Süfyan’ı korku basmıştı. Kendisine, “Muhammed’e verdiğin söze sadık kalmayacak mısın?” diye sorulunca “Hayır!” diyemediği için mecburen topladığı orduyla göstermelik olarak Merru’z-Zehran’a kadar gelmişti.<span id="easy-footnote-5-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-5-4605" data-hasqtip="4" aria-describedby="qtip-4"><sup>5</sup></a></span> Ancak yüreğindeki ölüm ve kaybetme korkusunu bir türlü atamamıştı. Uhud’da aldığı zahiri zaferle bir müddet daha devam etmek istiyordu. Gireceği muhtemel bir savaşı kaybederek şöhretine ve konumuna zarar vermek istemiyordu. Bunun için bir başka plan yaptı. “Ey Kureyşliler! Bildiğiniz gibi bu yıl kıtlık var.  Bu dönemde savaşa çıkmak uygun olmaz. Savaşa bolluk mevsiminde çıkılır. Ta ki yolda giderken hayvanlarınız rahatlıkla otlayabilsin siz de onların sütünden içebilesiniz. Onun için ben geri dönüyorum siz de geri dönün!” diyerek Mekkelilerin de makul bulabileceği bir mazeret öne sürdü. Ardından da onlarla birlikte Mekke’ye geri döndü. Ancak Ebu Süfyan geri dönmekle yetinmedi. Bu, planın sadece Mekkelilere bakan tarafıydı. Burada az-çok makul sayılabilecek bir gerekçeyle cepheye çıkmaktan kurtulmuştu. Fakat bir de işin Medine tarafı vardı. Bunun içinde planı hazırdı. Nuaym İbn-i Mes’ud’u çağırdı ve Müslümanların bir ordu teşkil edip Bedir’e çıkmalarını engelleyebilirse kendisine on deve vereceğini vaat etti. Bunun için ona yol-yöntem de öğretti: “Git onlara de ki: ‘Mekkeliler, çok kalabalık bir ordu toplayıp yola çıktılar. Sakın siz o ordunun karşısına çıkmayın. Zaten çıksanız da karşı koyamaz kaybedersiniz.”</p>
<p>Aklınca, Müslümanları korkutacak ve cepheye çıkmalarına mâni olacaktı. Sonra da Korkakların şahı Ebu Süfyan bunu kullanacak ve “Bakın, Müslümanlar bizimle karşılaşmaktan korktu ve sözleştiğimiz yere gelemediler!” diye Araplar arasında yaygara koparacaktı. Nuaym İbn-i Mes’ud, vakit kaybetmeden gelmiş ve Medine’de Müslümanların arasında bu haberi yayarak insanların içine korku salmaya başlamıştı. Ebu Süfyan’ın büyük bir orduyla hareket ettiğini, karşı koymanın mümkün olmadığını ve şayet bir savaş olursa Müslümanların kesinlikle kaybedeceğini ve akıbetlerinin Uhud’dan daha kötü olacağını etkili bir dille anlatıyordu. Nitekim Nuaym, belli kimseler üzerinde de tesirli olmaya başlamıştı. Bu arada münafıklar ve Yahudiler de boş durmuyor, “Muhammed ve ashabı böyle bir ordunun elinden asla kurtulamaz!” diyerek hem Nuaym’ın propagandasına destek oluyor hem de Müslümanların cesaretini kırıyordu.<span id="easy-footnote-6-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-6-4605" data-hasqtip="5" aria-describedby="qtip-5"><sup>6</sup></a></span></p>
<p>Çok geçmeden oluşturulmaya çalışılan bu korku atmosferinden haberdar olan Efendimiz, ashabını topladı ve “Varlığımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki benimle hiç kimse gelmese bile ben tek başıma Bedir’e çıkacağım.”<span id="easy-footnote-7-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-7-4605" data-hasqtip="6" aria-describedby="qtip-6"><sup>7</sup></a></span> buyurdu. Bu çıkış, cesaret ve kararlılık, Allah’ın da inayetiyle Müslümanların içine salınmaya çalışılan korkuyu bertaraf etmeye yetti ve basiretlerini daha da keskinleştirdi. Daha gün gelip çatmadan bin beş yüz kişiyle Bedir’in yolunu tuttular.  Böylece her şeyi hesaba kattığını zanneden Ebu Süfyan, hiç hesaba katmadığı Allah Resûlü’nün yüksek cesareti karşısında yine kaybetmişti. Efendimiz’in çıkışını haber almasına rağmen korkudan kendi davetine iştirak edememişti.</p>
<p><strong>Herkesin Geri Çekildiği Yerde O İlerliyordu   </strong></p>
<p>Ebu Süfyan, yıllarca Müslümanların içine korku salmaya çalışmış ve her fırsatta Medine’ye saldırmıştı. Devran dönmüş ve Allah Resûlü, Mekke’nin yolunu tutmuştu. Ebu Süfyan’dan farklı olarak korku değil “Kâbe’ye, Ebu Süfyan’ın evine sığınan güvendedir!” buyurarak emniyet vadetmişti. Fetihten on beş gün sonra da Huneyn cephesinin yolunu birlikte tutmuşlardı. Fakat orduya yeni dahil olmuş ve ganimet duygusuyla en önde giden iki bin Mekkeli, Huneyn vadisine girdiklerinde düşman ordusunun ani ok saldırıları karşısında büyük korku ve panik yaşamış ve geriye çekilmişlerdi. Bu sırada arkadan gelen ve ne olduğunu bir anda anlayamayan Muhacir ve Ensar da geriye çekilmeye başlamıştı. Bu manzaraya şahit olan Allah Resûlü, yerinde sebat etmekle kalmamış büyük bir cesaretle, “Ben, Peygamberim! Bunda yalan yok! Ben, Abdulmuttalib’in oğluyum…” diye yüksek sesle nida ederek atını hep ileri doğru mahmuzlamıştı. O’nun bu cesareti ve ileriye hamlesi, askerlerini yeniden etrafına toplamış ve yeni bir hücum başlamıştı.<span id="easy-footnote-8-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-8-4605" data-hasqtip="7" aria-describedby="qtip-7"><sup>8</sup></a></span></p>
<p>Korkmak ve geri çekilmek bir tarafa O, bu kargaşa anında bile ordusunu derleyip toparlama adına yeni stratejiler üretmişti. Bir taraftan atını düşman üzerine sürerken diğer taraftan Hz. Abbas’a: “Ey Abbas! Semure ashabına seslen!” diye emretmişti. Hz. Abbas, “Ey ashab-ı Semure! Nerdesiniz?” diye seslenince Hudeybiye’de “Ölürüz ama bu yoldan geri dönmeyiz!” diyerek Efendimiz’e verdikleri sözü hatırlayan ashab-ı semure, “Buyur Ya Rasûlallah, Buyur Ya Rasûlallah” nidalarıyla hemen etrafında toplanmıştı. Ardından Ensar-ı kirama seslenilmiş ve onlarla beraber diğer sahabiler de çok hızlı bir manevrayla Allah Rasûlü’nün yanında yerlerini almışlardı.<span id="easy-footnote-9-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-9-4605" data-hasqtip="8" aria-describedby="qtip-8"><sup>9</sup></a></span> Bırakın geri çekilip kaçmayı, harp kızıştığı zaman herkes O’na sığınıyor ve ondan cesaret alıyordu.<span id="easy-footnote-10-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-10-4605" data-hasqtip="9" aria-describedby="qtip-9"><sup>10</sup></a></span></p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Cenâb-ı Hak, “..sizi biraz korku ve açlıkla, mallardan ve canlardan eksiltmekle imtihana tabi tutulacağız…”<span id="easy-footnote-11-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-11-4605" data-hasqtip="10" aria-describedby="qtip-10"><sup>11</sup></a></span> buyurarak korkuyu, en birinci imtihan vesilesi olarak zikretmektedir. İnsanı, nefis ve duygularıyla çok iyi tanıyan şeytan, onu bu duygusundan yakalayıp felç ederek hak ve hakikat adına hareket edemez hale getirmeye çalışır. Bunun için bazen mal bazen can bazen evlad u ıyal bazen de bir ömür boyu peşinden koşup durduğu şeylerin elinden alınacağı vesvesesiyle onu içerden fetheder. Bunu yaparken de artık uşağı haline gelmiş zalim yöneticileri, bu yönde kullanır ve dışarıdan da bu korkuyu besler. İnsanı hak cepheden uzaklaştırır ve değişik dertlere düşürür. Nitekim Mekkelilerde akıl hocaları şeytanın bu yöntemini kullanarak sonuç almaya çalışmışlardır. Fakat Allah ile irtibatı, ahirete imanı ve Peygamber yoluna güveni tam olan samimi müminler, bütün korku duvarlarını aşmış ve kendilerini adadıkları davaya büyük sadakatle yollarına devam etmişlerdir. İmanlarından ve Rehber-i Ekmel Efendimiz’den aldıkları cesaret, hakkı ikame heyecanları ve aralarında hep canlı tuttukları uhuvvet ise bu yolda en büyük azıkları olmuştur. “Eksiltilenleri” ise sabırla karşılayıp ahiret hayatları adına sermayeye dönüştürmüşlerdir.</p>
<p><strong>Kaynak: Dr. Selim Koç | Peygamberyolu.com</strong></p>
<div class="easy-footnote-title">
<h4>Dipnot:</h4>
</div>
<ol class="easy-footnotes-wrapper">
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-1-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hişam, es-Sîre, III/42</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-2-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hişam, es-Sîre, III/42-43; Vakıdî’nin rivayetinde Peygamberimizin düşmanı takip için Sa’d İbn-i Ebi Vakkas’ı görevlendirdiği belirtilmektedir. Bkz., Vâkıdî, el-Meğâzî, I/255</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-3-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hişam, es-Sîre, III/50; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, IV/59</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-4-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Âl-i İmran Sûresi, 3/173</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-5-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hişam, Ebu Süfyan’ın ordusuyla Asfan’a kadar geldiğini de belirtmektedir. Bkz, es-Sîre, III/127</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-6-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Vâkıdî, el-Meğâzî, I/326</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-7-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Vâkıdî, el-Meğâzî, I/278</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-8-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Vâkıdî, el-Meğâzî, II/314</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-9-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Müslim, Cihad 28</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-10-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Müslim, Cihad 28; Buharî, Meğâzî 54</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-11-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bakara Sûresi, 2/155</li>
</ol>
<p><a href="https://hizmetten.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus-2/">Ashâbın Korkuyla İmtihanı ve Nebevî Duruş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ashâbın Korkuyla İmtihanı ve Nebevî Duruş</title>
		<link>https://hizmetten.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2020 18:00:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberyolu.com]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=9130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fert ve cemiyetlerin dikkat etmesi gereken en önemli hususlardan birisi, insandaki korku hissidir. Zira zalimler, münafıklar ve art niyetliler, insanın tercih, duruş, karar, eylem ve söylemleri üzerinde çok etkili olan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/">Ashâbın Korkuyla İmtihanı ve Nebevî Duruş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fert ve cemiyetlerin dikkat etmesi gereken en önemli hususlardan birisi, insandaki korku hissidir. Zira zalimler, münafıklar ve art niyetliler, insanın tercih, duruş, karar, eylem ve söylemleri üzerinde çok etkili olan bu duyguyu daima suiistimal eder; onları hak ve hakikatten uzaklaştırmaya çalışırlar. Böylece korkakları gemleyip susturma hatta kendi emelleri istikametinde koşturma fırsatını elde ederler. Yaptıkları konuşmalarla, sahaya sürdükleri kimselerin dedikodularıyla, yazılı ve görsel medya üzerinden yürüttükleri propagandalarla, oluşturdukları baskı ortamı ve akla değil de algılara hitap eden operasyonlarla halkın ve bilhassa toplumu yönlendirme konumunda bulunan alim, akademisyen, din adamı, gazeteci ve meşhur kimselerin bu damarından çok istifade ederler. Onların konumunu ve toplum nezdindeki itibarlarını, insanları korkudan etkisiz ve sessiz hale getirmek için kullanırlar.</p>
<p>Dünden bugüne bizim dünyamızda da zalimler ve Süfyanlar, iktidarlarını hayatta tutmak için korku damarına başvurmuşlardır. Ve bununla Müslümanların gücünü ve cesaretini kırmaya, birlik ve beraberliğini parçalamaya çalışmışlardır. Asr-ı Saadet’te bunun en belirgin örneklerinden birisi, Mekkelilerin reisi Ebû Süfyan’ın bir strateji olarak zaman zaman bu yönteme başvurması; Efendimiz ve ashabının mücadele cesaret ve azmini kırmak için onların içine korku salmaya ve yaymaya çalışmasıdır.</p>
<p><strong>Ebu Süfyan, Uhud’da Meydan Okuyor </strong></p>
<p>Müşrik ordusu, Uhud’da şehitlerin kollarını, kulaklarını, burunlarını kesmiş, gözlerini oymuş ve vücutlarını param parça etmişlerdi. Ordu komutanı Ebu Süfyan, cepheden ayrılırken bunu yapan vahşileri gördüğünü ama onlara engel olmadığını hatta buna da üzülmediğini söylemişti. O, bu vahşetle “hepinizin sonu böyle olacak” mesajını vermeye çalışmış ve arkasında görenleri korkudan dehşete düşürecek tablolar bırakmıştı. Bir de bununla yetinmemiş, “Var mısınız, önümüzdeki sene Bedir’de buluşalım!” diyerek, yaralı haldeki Müslümanların morallerini menfi etkileyebilecek ve derlenip toparlanma isteklerini kıracak bir meydan okuyuşta bulunmuştu.</p>
<p>Allah Resûlü ise hiç vakit kaybetmeden onun bu adımını boşa çıkaracak hamlesini yapmış ve “Evet! Orası, sizinle bizim aramızda kararlaştırılmış yer ve zaman olsun, inşallah!”<span id="easy-footnote-1-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-1-4605" data-hasqtip="0" aria-describedby="qtip-0"><sup>1</sup></a></span> buyurmuş; en zor durumda oldukları bir anda bile onlarla tekrar karşılaşmaktan korkmadığını Ebu Süfyan ve kasaplarına haykırmıştı. Böylece onun bu meydan okuyuşuyla hedeflediği “Müslümanların içine korku salma ve üstünlük elde etme” stratejisini etkisiz hale getirmiş ve yeniden toparlamaya çalıştığı askerlerine büyük bir moral vermişti.</p>
<p><strong>Allah Resûlü, Cesaretini Ortaya Koyuyor! </strong></p>
<p>Ancak Ebu Süfyan’ın bu meydan okuyuşunun arkasında başka bir plan da olabilirdi. Mekke’ye geri dönüyor görüntüsü verip ani bir dönüşle savunmasız durumda olan Medine’ye baskın yapabilirdi. Bu ihtimali göz ardı etmeyen Efendimiz, Hz. Ali’yi görevlendirdi. Kendisine, “Müşrik ordusunu takibe çık. Ne yaptıklarını ve ne planladıklarını iyice anlamaya çalış. Dikkat et! Develerine binip atlarını yanlarına almışlarsa onların niyeti Mekke’dir. Yok atlarını binip develerini yanlarına almışlarsa Medine’ye saldırmayı düşünüyorlar demektir. Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki böyle bir şey düşünüyorlarsa mutlaka üzerlerine yürüyecek ve işlerini bitireceğim.” Düşmanı takibe çıkan Hz. Ali, çok geçmeden onların develerine binip atları yedeklerine aldıkları yani Mekke’ye doğru yola çıktıkları haberini getirmişti.<span id="easy-footnote-2-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-2-4605" data-hasqtip="1" aria-describedby="qtip-1"><sup>2</sup></a></span> Fakat Allah Resûlü bu korkusuzluğu, cesareti ve kararlılığıyla yaralı ashâbını motive etmiş; Uhud’da alınan yaraya ve meydandaki manzaraya rağmen zalimlerle mücadeleye hazır olduğu mesajını vermişti. Bu mesajın bir muhatabı da savaş sürerken Müslümanların hareket güzergahlarına kuyu kazarak tuzak kuran münafıklardı.</p>
<p><strong>“Allah bize yeter!”</strong></p>
<p>Ebu Süfyan’ın “Müslümanlara öyle bir darbe vurduk ki artık bunlar bir daha kalkamaz!” diye düşündüğü anda ve yerde Efendimiz (aleyhissalat vesselam) yeni bir hamleye hazırlanıyordu. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) Uhud’da seslendirdiği “..Üzerlerine yürüyecek ve yaptıkları bu vahşetin hesabını soracağım!” düşüncesini, hiç vakit kaybetmeden karara bağlamış ve ertesi gün sabah namazından sonra düşmanı takip için yola çıkmıştı. Hamrâu’l-Esed’e kadar gelmiş ve burada Uhud ashâbına konaklama emri vermişti. Bu zaman zarfında da düşmanın ne planladığını ve nasıl hareket ettiğini adım adım takip ettirmiş ve gelecek yeni bir habere göre orduyu her an savaşa hazır tutmuştu. Derken Abdikaysoğullarına ait bir kervan, Ebu Süfyan’dan Hamrâul’-Esed’e bir mesaj ulaştırmıştı.</p>
<p>Ebu Süfyan, onlarla dönüş yolunda karşılaşmış ve Ukaz panayırında develerine kuru üzüm yükleyeceğini vaat ederek bu mesajı ulaştırmaya ikna etmişti. Gelen habere göre Müşrik ordusu, geri dönüp Müslümanları tamamen imha etme kararı almıştı. Bu korkunç planı haber alan Efendimiz ve yaralı ashabı, hep birlikte “Hasbunallahu ve ni’me’l-Vekîl” yani “Allah bize yeter ve O, ne güzel vekildir!” diyerek Allah’a iman, güven ve teslimiyetlerini seslendirmişlerdi.<span id="easy-footnote-3-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-3-4605" data-hasqtip="2" aria-describedby="qtip-2"><sup>3</sup></a></span> Kur’ân, müminlerin içine korku salmayı hedefleyen haber karşısında onların bu duruşu takdir ve arkadan gelenlere misal ve miras olsun diye şöyle beyan etmişti:</p>
<p>“Onlar, öyle kimselerdir ki halk, kendilerine: ‘Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun’ dediklerinde, bu tehdit, onların imanlarını artırmış ve ‘Hasbunallah ve ni’me’l-vekîl’ yani ‘Allah bize yeter ve O, ne güzel vekildir’ demişlerdir.”<span id="easy-footnote-4-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-4-4605" data-hasqtip="3" aria-describedby="qtip-3"><sup>4</sup></a></span></p>
<p>Kur’ân, bir sonraki ayette bu takdirin yanında tarihi bir gerçeğe daha dikkat çekmiş ve Müslümanlara şu bilgiyi de vermişti: “İşte o şeytan, sizi ancak kendi dostlarından korkutur, mümin iseniz onlardan korkmayın, benden korkun.” Bununla Kur’ân, Kureyş liderinin ve haberi getirenlerin şeytanlık yaptığını belirtiyor ve içlerine salınmak istenen korkuya kapılmamaları gerektiğini ders veriyordu. Aksi takdirde can derdine düşer; davaya destekten ellerini çekerlerdi.</p>
<p><strong>Ebu Süfyan, Bedir’e Çıkmaktan Korkuyor!  </strong></p>
<p>Aradan bir yıl geçmiş buluşma vakti yaklaşmıştı. Fakat Uhud’dan ayrılırken Bedir’de buluşup vuruşalım diyen Ebu Süfyan’ı korku basmıştı. Kendisine, “Muhammed’e verdiğin söze sadık kalmayacak mısın?” diye sorulunca “Hayır!” diyemediği için mecburen topladığı orduyla göstermelik olarak Merru’z-Zehran’a kadar gelmişti.<span id="easy-footnote-5-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-5-4605" data-hasqtip="4" aria-describedby="qtip-4"><sup>5</sup></a></span> Ancak yüreğindeki ölüm ve kaybetme korkusunu bir türlü atamamıştı. Uhud’da aldığı zahiri zaferle bir müddet daha devam etmek istiyordu. Gireceği muhtemel bir savaşı kaybederek şöhretine ve konumuna zarar vermek istemiyordu. Bunun için bir başka plan yaptı. “Ey Kureyşliler! Bildiğiniz gibi bu yıl kıtlık var.  Bu dönemde savaşa çıkmak uygun olmaz. Savaşa bolluk mevsiminde çıkılır. Ta ki yolda giderken hayvanlarınız rahatlıkla otlayabilsin siz de onların sütünden içebilesiniz. Onun için ben geri dönüyorum siz de geri dönün!” diyerek Mekkelilerin de makul bulabileceği bir mazeret öne sürdü. Ardından da onlarla birlikte Mekke’ye geri döndü. Ancak Ebu Süfyan geri dönmekle yetinmedi. Bu, planın sadece Mekkelilere bakan tarafıydı. Burada az-çok makul sayılabilecek bir gerekçeyle cepheye çıkmaktan kurtulmuştu. Fakat bir de işin Medine tarafı vardı. Bunun içinde planı hazırdı. Nuaym İbn-i Mes’ud’u çağırdı ve Müslümanların bir ordu teşkil edip Bedir’e çıkmalarını engelleyebilirse kendisine on deve vereceğini vaat etti. Bunun için ona yol-yöntem de öğretti: “Git onlara de ki: ‘Mekkeliler, çok kalabalık bir ordu toplayıp yola çıktılar. Sakın siz o ordunun karşısına çıkmayın. Zaten çıksanız da karşı koyamaz kaybedersiniz.”</p>
<p>Aklınca, Müslümanları korkutacak ve cepheye çıkmalarına mâni olacaktı. Sonra da Korkakların şahı Ebu Süfyan bunu kullanacak ve “Bakın, Müslümanlar bizimle karşılaşmaktan korktu ve sözleştiğimiz yere gelemediler!” diye Araplar arasında yaygara koparacaktı. Nuaym İbn-i Mes’ud, vakit kaybetmeden gelmiş ve Medine’de Müslümanların arasında bu haberi yayarak insanların içine korku salmaya başlamıştı. Ebu Süfyan’ın büyük bir orduyla hareket ettiğini, karşı koymanın mümkün olmadığını ve şayet bir savaş olursa Müslümanların kesinlikle kaybedeceğini ve akıbetlerinin Uhud’dan daha kötü olacağını etkili bir dille anlatıyordu. Nitekim Nuaym, belli kimseler üzerinde de tesirli olmaya başlamıştı. Bu arada münafıklar ve Yahudiler de boş durmuyor, “Muhammed ve ashabı böyle bir ordunun elinden asla kurtulamaz!” diyerek hem Nuaym’ın propagandasına destek oluyor hem de Müslümanların cesaretini kırıyordu.<span id="easy-footnote-6-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-6-4605" data-hasqtip="5" aria-describedby="qtip-5"><sup>6</sup></a></span></p>
<p>Çok geçmeden oluşturulmaya çalışılan bu korku atmosferinden haberdar olan Efendimiz, ashabını topladı ve “Varlığımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki benimle hiç kimse gelmese bile ben tek başıma Bedir’e çıkacağım.”<span id="easy-footnote-7-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-7-4605" data-hasqtip="6" aria-describedby="qtip-6"><sup>7</sup></a></span> buyurdu. Bu çıkış, cesaret ve kararlılık, Allah’ın da inayetiyle Müslümanların içine salınmaya çalışılan korkuyu bertaraf etmeye yetti ve basiretlerini daha da keskinleştirdi. Daha gün gelip çatmadan bin beş yüz kişiyle Bedir’in yolunu tuttular.  Böylece her şeyi hesaba kattığını zanneden Ebu Süfyan, hiç hesaba katmadığı Allah Resûlü’nün yüksek cesareti karşısında yine kaybetmişti. Efendimiz’in çıkışını haber almasına rağmen korkudan kendi davetine iştirak edememişti.</p>
<p><strong>Herkesin Geri Çekildiği Yerde O İlerliyordu   </strong></p>
<p>Ebu Süfyan, yıllarca Müslümanların içine korku salmaya çalışmış ve her fırsatta Medine’ye saldırmıştı. Devran dönmüş ve Allah Resûlü, Mekke’nin yolunu tutmuştu. Ebu Süfyan’dan farklı olarak korku değil “Kâbe’ye, Ebu Süfyan’ın evine sığınan güvendedir!” buyurarak emniyet vadetmişti. Fetihten on beş gün sonra da Huneyn cephesinin yolunu birlikte tutmuşlardı. Fakat orduya yeni dahil olmuş ve ganimet duygusuyla en önde giden iki bin Mekkeli, Huneyn vadisine girdiklerinde düşman ordusunun ani ok saldırıları karşısında büyük korku ve panik yaşamış ve geriye çekilmişlerdi. Bu sırada arkadan gelen ve ne olduğunu bir anda anlayamayan Muhacir ve Ensar da geriye çekilmeye başlamıştı. Bu manzaraya şahit olan Allah Resûlü, yerinde sebat etmekle kalmamış büyük bir cesaretle, “Ben, Peygamberim! Bunda yalan yok! Ben, Abdulmuttalib’in oğluyum…” diye yüksek sesle nida ederek atını hep ileri doğru mahmuzlamıştı. O’nun bu cesareti ve ileriye hamlesi, askerlerini yeniden etrafına toplamış ve yeni bir hücum başlamıştı.<span id="easy-footnote-8-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-8-4605" data-hasqtip="7" aria-describedby="qtip-7"><sup>8</sup></a></span></p>
<p>Korkmak ve geri çekilmek bir tarafa O, bu kargaşa anında bile ordusunu derleyip toparlama adına yeni stratejiler üretmişti. Bir taraftan atını düşman üzerine sürerken diğer taraftan Hz. Abbas’a: “Ey Abbas! Semure ashabına seslen!” diye emretmişti. Hz. Abbas, “Ey ashab-ı Semure! Nerdesiniz?” diye seslenince Hudeybiye’de “Ölürüz ama bu yoldan geri dönmeyiz!” diyerek Efendimiz’e verdikleri sözü hatırlayan ashab-ı semure, “Buyur Ya Rasûlallah, Buyur Ya Rasûlallah” nidalarıyla hemen etrafında toplanmıştı. Ardından Ensar-ı kirama seslenilmiş ve onlarla beraber diğer sahabiler de çok hızlı bir manevrayla Allah Rasûlü’nün yanında yerlerini almışlardı.<span id="easy-footnote-9-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-9-4605" data-hasqtip="8" aria-describedby="qtip-8"><sup>9</sup></a></span> Bırakın geri çekilip kaçmayı, harp kızıştığı zaman herkes O’na sığınıyor ve ondan cesaret alıyordu.<span id="easy-footnote-10-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-10-4605" data-hasqtip="9" aria-describedby="qtip-9"><sup>10</sup></a></span></p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Cenâb-ı Hak, “..sizi biraz korku ve açlıkla, mallardan ve canlardan eksiltmekle imtihana tabi tutulacağız…”<span id="easy-footnote-11-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/#easy-footnote-bottom-11-4605" data-hasqtip="10" aria-describedby="qtip-10"><sup>11</sup></a></span> buyurarak korkuyu, en birinci imtihan vesilesi olarak zikretmektedir. İnsanı, nefis ve duygularıyla çok iyi tanıyan şeytan, onu bu duygusundan yakalayıp felç ederek hak ve hakikat adına hareket edemez hale getirmeye çalışır. Bunun için bazen mal bazen can bazen evlad u ıyal bazen de bir ömür boyu peşinden koşup durduğu şeylerin elinden alınacağı vesvesesiyle onu içerden fetheder. Bunu yaparken de artık uşağı haline gelmiş zalim yöneticileri, bu yönde kullanır ve dışarıdan da bu korkuyu besler. İnsanı hak cepheden uzaklaştırır ve değişik dertlere düşürür. Nitekim Mekkelilerde akıl hocaları şeytanın bu yöntemini kullanarak sonuç almaya çalışmışlardır. Fakat Allah ile irtibatı, ahirete imanı ve Peygamber yoluna güveni tam olan samimi müminler, bütün korku duvarlarını aşmış ve kendilerini adadıkları davaya büyük sadakatle yollarına devam etmişlerdir. İmanlarından ve Rehber-i Ekmel Efendimiz’den aldıkları cesaret, hakkı ikame heyecanları ve aralarında hep canlı tuttukları uhuvvet ise bu yolda en büyük azıkları olmuştur. “Eksiltilenleri” ise sabırla karşılayıp ahiret hayatları adına sermayeye dönüştürmüşlerdir.</p>
<p>Yazar: Dr. Selim Koç</p>
<div class="easy-footnote-title">
<h4>Dipnot:</h4>
</div>
<ol class="easy-footnotes-wrapper">
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-1-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hişam, es-Sîre, III/42</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-2-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hişam, es-Sîre, III/42-43; Vakıdî’nin rivayetinde Peygamberimizin düşmanı takip için Sa’d İbn-i Ebi Vakkas’ı görevlendirdiği belirtilmektedir. Bkz., Vâkıdî, el-Meğâzî, I/255</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-3-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hişam, es-Sîre, III/50; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, IV/59</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-4-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Âl-i İmran Sûresi, 3/173</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-5-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hişam, Ebu Süfyan’ın ordusuyla Asfan’a kadar geldiğini de belirtmektedir. Bkz, es-Sîre, III/127</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-6-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Vâkıdî, el-Meğâzî, I/326</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-7-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Vâkıdî, el-Meğâzî, I/278</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-8-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Vâkıdî, el-Meğâzî, II/314</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-9-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Müslim, Cihad 28</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-10-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Müslim, Cihad 28; Buharî, Meğâzî 54</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-11-4605" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bakara Sûresi, 2/155</li>
</ol>
<p><a href="https://www.peygamberyolu.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak: Peygamberyolu.com</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ashabin-korkuyla-imtihani-ve-nebevi-durus/">Ashâbın Korkuyla İmtihanı ve Nebevî Duruş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
