<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kalbin Zümrüt Tepeleri arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/kalbin-zumrut-tepeleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/kalbin-zumrut-tepeleri/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 May 2020 10:15:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Kalbin Zümrüt Tepeleri arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/kalbin-zumrut-tepeleri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kabz u Bast</title>
		<link>https://hizmetten.com/kabz-u-bast/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2020 06:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kabz u Bast]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbin Zümrüt Tepeleri]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=10761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemen her seviyedeki insanın, değişik buudlarda yaşama yörüngesi içine girip onu tesir altına alan &#8220;kabz u bast&#8221;, yaşadığı hayatın şuurunda olan ve hayatını duyarak yaşayan hemen her ferdi alâkadar eder.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kabz-u-bast/">Kabz u Bast</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hemen her seviyedeki insanın, değişik buudlarda yaşama yörüngesi içine girip onu tesir altına alan &#8220;kabz u bast&#8221;, yaşadığı hayatın şuurunda olan ve hayatını duyarak yaşayan hemen her ferdi alâkadar eder.</p>
<p>Kabz; tutulma, derdest edilme, avuç içine alınma, can çıkacak hâle gelme; ya da insanın, mânevî feyizlerin kesilmesi ve mâhiyetindeki boşlukları itibarıyla, aslında sımsıkı bir münasebet içinde bulunması lâzım gelen ebedî feyiz kaynağıyla alâkasının gevşemesi ve kısmen de olsa, boşlukta kalması demektir. Buna karşılık &#8220;bast&#8221; ise, yayma, açma, sergileme, ferah-fezâ bir duruma erme; veya insanın, varlık içinde rahmet vesîlesi olma noktasına yükselip eşyâyı istiâb edecek hadde ulaşması, gönlün genişleyip şenlenmesi ve zihnin en muğlak şeyleri dahi çözebilecek seviyeye yükselmesi demektir.</p>
<p>Havf ü recâ (korku-ümit) irâdî birer tavır ve hak yolunun sâlikleri için bir ilk menzil ve ilk nokta olmasına karşılık; kabz u bast, bir kısım irâdî sebeplerin dışında, hakikat yolcusunun yolunu kesen veya onu şahlandırıp kanatlandıran nihâî sınırda sırlı bir alış-veriştir.</p>
<p>Havf ü recâ, istikbâle ait, sevilip sevilmeyen şeylere karşı bir endişe hissi, bir ümitlenme neşvesi ise; kabz u bast, hâlihazır itibarıyla kalbe gelen değişik boy ve renkteki dalgaların tesirinde, kalbin neşeyle atması veya kasvetle kasılması şeklinde de yorumlanabilir&#8230;</p>
<p>Mârifet yamaçlarında seyahat edenler için kabz ne ise, yoldakiler için havf, onlar için bast ne ise, yoldakiler için de recâ aynı şeydir.</p>
<p>Kabz u bast; itibarî bir mâhiyeti olan insan irâdesinin nisbî tesiri bir yana, Allah&#8217;ın elindedir. Ve &#8220;Allah hem kabz eder hem de bast eder.&#8221;[1] Bütün varlık, O&#8217;nun kabza-i tasarrufunda olduğu gibi, semâlardan insanın kalbine kadar her şeyi dilediği zaman evirip-çeviren de O&#8217;dur. &#8220;Kalb, Hazret-i Rahmân&#8217;ın parmakları arasındadır ve onu hâlden hâle çevirir ve istediği şekli verir&#8230;&#8221;[2] Peygamber (aleyhi ekmelü&#8217;t-tehâyâ) sözü de bunu hatırlatmaktadır.</p>
<p>Allah, dilediği zaman kalbleri öyle sıkar, öyle ihtiyaçlara boğar ki, artık O&#8217;ndan gayri kimse o ihtiyacı gideremez.. ve istediğinde de onlara öyle genişlik ve inşirâh verir ki, gayrı hiçbir şeye ihtiyaç hissetmezler.</p>
<p>Kabz celâlî, bast cemâlîdir; birinde &#8220;vâhidiyet&#8221; sırrıyla azamet ve ululuk, diğerinde de rahmet ve tecelli-i tenezzül nümâyandır. Birinde, zerreden sistemlere kadar bütün varlığı elinde tesbîh daneleri gibi çeviren kudretin ürperticiliği; diğerinde, bu ezip-geçen akıl almaz büyüklüğün, bu her şeyi iki büklüm eden müthiş ceberûtun hayret ve dehşetiyle tir tir titreyen ruhlara &#8220;üns&#8221; esintileri halinde iltifât ve okşayıcılığı söz konusudur.</p>
<p>Ne var ki, herkes bu tecelli ve bu iltifâtı aynı seviyede duyup hissedemez. Zira kabz ve bastın tecellileri biraz da şahısların sînelerinin genişlik ve darlığıyla mebsûten mütenâsip (doğru orantılı) tecelli eder. Evet, bir avamın, iç sıkıntısı veya gönül inşirâhı şeklinde hissettiği şeylerle; gözleri, verâlara aralanmış kapı aralığından, hep gözetlenip durduğu şuurunda olan, heyecan ve endişe dolu hüşyâr bir kalbin, yerinde inbisât ve neşe, yerinde de endişe ve burukluğu elbette ki bir değildir.</p>
<p>Her şey gibi kabz u bast da, Yaradan&#8217;ın tasarrufunda, gecelerin gündüzleri, gündüzlerin de geceleri takip etmesi misillü birbirini takip eder durur. -Sebeplerin âdî birer şart telakkî edilmeleri mahfûz- ilâhî irâde, kabz u bast dilimlerini daraltır, genişletir ve insanı gerilimlere iter veya sevinçlerle coşturur. Evet, insan bazen çok geniş bir zaman dilimini, kabzın pençesine düşmeden, kuşların havada uçtukları gibi pervâz eder-geçer. Bazen de bir boşluktan bir boşluğa yuvarlanıyor gibi, kabz hâlleri sıklaşır, kabz dilimleri genişler, ruh bunalır ve insan da âdeta iki büklüm olur.</p>
<p>Bazen, ilâhî bir mevhibe olan makamın hakkını verememe, bir kabz vesîlesi olduğu gibi, çok defa günahlar da beraberinde kabz hâlini getirirler. Bu itibarla, kabz hâli, bir mü&#8217;min için her zaman bir teyakkuz vesîlesi olmalıdır. Gafletlere karşı tavır alınmalı, günahlar, tevbe ve iyiliklerle savılmalı ve gönül gözü bir kere daha verâlara tevcîh edilmelidir.</p>
<p>Bast hâli; kabzın, hayret, ürperti, yokluk ve hiçlik melodileriyle gelmesine karşılık, neşe, sevinç ve şatahat şeklinde tecelli eder. Bu itibarla bast, öteleri müşâhedeye açılamamış ve uhrevîliklere göre akort olamamış bir kısım çelimsiz ruhlar için aldatıcı ve kaybettirici olabilir. Bu türlü tehlikeler kabz hâli itibarıyla da söz konusu edilebilir.. ama kat&#8217;iyen, bast kadar değildir. Zira, kabzla sıkışmış insan, her an vicdânıyla &#8220;sımsıkı tut beni, tut ki düşerim Sensiz!&#8221; der, cisimlerin hava boşluklarını aştıkları gibi o da hevâîlik boşluğunu aşar, O&#8217;nun inâyetiyle bütünleşir ve o kasvetli zaman diliminde, bast hâliyle ulaşılamayan noktalara ulaşabilir.</p>
<p>Onun için bast hâlinde bazı ruhların gaflet ve gevşekliklerine karşılık, kabz hâli hemen herkes için bir teyakkuz faslı sayılmıştır.</p>
<p>Ayrıca, bize ait kusur ve gafletlerle gelmiş bir kabz, ilerideki bir bastın başlangıcı; şatahat ve gevşekliğe götüren bir bast ise, tehlikeli bir kısım kabzların sebebi olabilir&#8230;</p>
<p>Gerçek mü&#8217;min, her hâli kendi çerçevesi içinde değerlendirip semere almasını bilen insandır.</p>
<p>Kabz u bast O&#8217;ndan birer tecellidir bilene,<br />
Şükr içindir bast ve kabz eder insan bilene&#8230;</p>
<p dir="rtl"><span class="arabic">اَللَّهُمَّ اشْرَحْ صُدُورَنَا لِلإِسْلاَمِ وَثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى اْلإِيمَانِ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَأَصْحَابِهِ الْفِخَامِ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span class="source21"><strong>Kategori: <a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/kalbin-zumrut-tepeleri">Kalbin Zümrüt Tepeleri</a> M.Fethullah Gülen</strong></span></p>
<p>[1] Bakara sûresi, 2/245.</p>
<p>[2] Müslim, kader 17; İbn Mâce, duâ 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/168</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kabz-u-bast/">Kabz u Bast</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halvet ve Celvet</title>
		<link>https://hizmetten.com/halvet-ve-celvet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2020 06:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Celvet]]></category>
		<category><![CDATA[Halvet]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbin Zümrüt Tepeleri]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=10758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tenha bir yere çekilme, inzivada bulunma ve yalnızlığı intihab etme mânâlarına gelen halvet, sofîlere göre, halktan uzletle bütün bütün Hakk&#8217;a yönelip, duyuş, seziş, zevk ve hâl çerçevesinde her zaman O&#8217;nunla&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/halvet-ve-celvet/">Halvet ve Celvet</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="dropcap">Tenha bir yere çekilme, inzivada bulunma ve yalnızlığı intihab etme mânâlarına gelen halvet, sofîlere göre, halktan uzletle bütün bütün Hakk&#8217;a yönelip, duyuş, seziş, zevk ve hâl çerçevesinde her zaman O&#8217;nunla bulunmak, O&#8217;nu duymak, O&#8217;nu bilmek, O&#8217;na tahsis-i nazar etmek, gönülden O&#8217;nunla hâlleşmek ve zâhir-bâtın duygularla O&#8217;na bağlanmak; muztar kaldığında içini O&#8217;na dökmek ve hâlini sadece O&#8217;na açmak&#8230; gibi hususların bütününe hamledile gelmiştir.</p>
<p>Halvette esas olan, ruhun tasfiyesi, nefsin tezkiyesi ve vicdan sisteminin bütünüyle Cenâb-ı Hakk&#8217;a teveccüh ederek O&#8217;nun maiyyetine ermesidir. Böyle bir teveccüh ve maiyyete erme neticesinde hak yolcusunun bir kısım vâridlerle desteklenmesi, ilham esintilerine mazhariyeti, hatta &#8220;bî kem u keyf&#8221; Hak&#8217;la söyleşmesi –ki, erbabı ona &#8220;necvâ&#8221; der– gibi hususlar, tamamen onun cehdine ve samimiyetine lütfedilen birer mevhibe-i ilâhiyedir; gaye değildirler, istenilmeleri de sû-i edebdir. Dahası, amelin onlara bina edilmesi, apaçık hedeften sapma ve kazanma kuşağında kaybetme demektir. Kâmil ruhlar bu kabîl şeylerin talepsiz gelenlerinden bile ürkmüş, istidraç olabileceği endişesiyle sarsılmış ve bu tür mazhariyetleri ahiretin bâki meyvelerini dünyada fâni bir surette yiyip bitirme sayarak:</p>
<blockquote><p>Allahım, Sen o vâridâtı arzu edenlere ver;<br />
Bana sadece dîdârına giden yolları göster.</p></blockquote>
<p>demiş ve sürekli O&#8217;na tahsis-i nazar etme üzerinde durmuşlardır.</p>
<p>Erbabınca hep böyle değerlendirile gelen halvet, bazı mutasavvıfînce çerçevesi biraz daha daraltılıp surî inzivalara bağlanarak, çilehanelerde &#8220;kıllet-i kelâm&#8221;, &#8220;kıllet-i taâm&#8221;, &#8220;kıllet-i menâm&#8221; ve &#8220;uzlet ani&#8217;l-enâm&#8221; şeklinde yorumlanmıştır ki; biz bunu, &#8220;Çile&#8221; ya da &#8220;Erbaîn&#8221; başlıklarıyla sunmaya çalıştığımız konulara bağlayabiliriz. Meseleye bu zaviyeden yaklaşan mutasavvıfîn; teferruatta bir kısım farklılıklar arz etse de, hemen her dinde ve her ruhanî sistemde halvetin var olduğundan bahisler açmış ve onun evrenselliğini vurgulamışlardır. Onlar, Hz. Musa&#8217;nın (alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm) Eyke&#8217;deki on senelik ikametini,<sup>[1]</sup> Tur&#8217;daki kırk günlük mîkâtını,<sup>[2]</sup> İsrailoğulları&#8217;nın Tih&#8217;deki kırk senelik maceralarını,<sup>[3]</sup> Hz. Meryem&#8217;in<span class="arabic"> وَاٰوَيْنَاهُمَۤا إِلٰى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَع۪ينٍ </span>&#8220;Onları, suyu çağlayan ve ikamete elverişli bir tepeye yerleştirip barındırdık.&#8221;<sup>[4]</sup> âyetiyle anlatılan uzletini, nihayet Hz. Ruh-u Seyyidi&#8217;l-Enâm&#8217;ın (sallallahu aleyhi ve sellem) &#8220;tehannüs&#8221; unvanıyla Hira&#8217;daki ibadete bağlı yalnızlığını<sup>[5]</sup> hep halvet şeklinde yorumlamış ve onun ruh tasfiyesi ve nefis tezkiyesi adına mutlak bir esas olduğu üzerinde ısrarla durmuşlardır. Bu hâdiselerin açıkça halvete me&#8217;haz teşkil etmediği söylense de, halvette, bir &#8220;beyt-i Hudâ&#8221; olan kalbin ağyâr düşüncesinden arındırılması ve onun hususî bir kısım temrinlerle lebrîz edilerek, ilâhî tecellîleri intizara müsait hâle getirilmesi de bir gerçektir.</p>
<p>Evet, halvet, halvet olarak değil, hâne-i dilde Yâr sohbetine vesile olması açısından önemlidir. Bu yönüyle de ona, seyr-i ruhanînin bir buudu, Hakk&#8217;a vuslat ve maiyyete ermenin de bir yolu nazarıyla bakabiliriz.</p>
<p>Aslında, sâlikin &#8220;erbaîn&#8221;lerle gerçekleştirmeye çalıştığı halvet, onu kalbî, ruhî, hissî ve şuurî tezkiye ve tasfiyeye ulaştırması açısından tamamen &#8220;celvet&#8221; adına ve hak yolcusunu irşada hazırlama hesabınadır.</p>
<p>Evet, halvet, sâlikin, cismanî ve nefsânî mahiyetinden sıyrılarak, kendini insanî derinlikleriyle duyması ve yaratılışındaki nihâî gayeyi müşahede edebilmesi; aczi, fakrı ve ihtiyaçları adesesiyle, mazhar olduğu mevhibelerin çehresinde &#8220;sırr-ı ehadiyet&#8221;i temâşâ etmesi sayesinde bütün letâifiyle tevhide yönelebilmesi için bir yol ve asıldır.</p>
<p>O, müfrit bir halvetînin:</p>
<p align="center"><span class="arabic">رَاحَتِي في خَلَوَتِي يَا إخْوَتِي<br />
لأَنِّي كُلَّمَا صَحِبْتُ قَوْمَاً<br />
أَظْهَرُوا عَيبِي وَأَبْدَوا ذِلَّتِي<br />
مَا وَجَدْتُ في حَيَاتِي صَادِقَاً<br />
بَلْ وَجَدْتُ رَاحَتِي في خَلَوَتِي</span></p>
<p>&#8220;Kardeşlerim, benim rahatım halvettedir; zira, kimle arkadaşlık kurdu isem, ayıplarımla uğraştı ve sürçmelerimi fâşettiler. Doğrusu hayatımda hiç sadık birine rastlamadım. Bu itibarla da ben, rahatı yalnızlıkta buldum.&#8221; sözleriyle ifade ettiği gibi bir &#8220;ferrâr&#8221; işi değil, muvakkaten geriye çekilip donanımını tamamladıktan sonra yeniden vazifeye koşan bir &#8220;kerrâr&#8221; hareketi ve zâhiren bir inziva ve halvet, niyette ve hakikatte ise celvete yürüme azmidir.</p>
<p>Halvetî, yolun başında itikâf yapıyor gibi &#8220;uzlet ani&#8217;l-enâm&#8221; der, bir köşeye çekilir.. az yer, az içer, az uyur, az konuşur; oturur-kalkar Hakk&#8217;ı zikreder.. sürekli tefekkür ve murâkabeye bağlı yaşar.. derken istidadının nihâî ufkuna, tabir-i diğerle, kemalâtının arşına ulaştığı hissedilince de, celvete yönelir ve insanlardan bir insan olma mülâhazasına bağlılık içinde halka hizmet vermeye çalışır. Halvetî, halvetle, nefsi ve enaniyeti açısından yokluğa erer; Hakk&#8217;ın varlığının ziyasıyla da, solmayan, renk atmayan bir vücud-u câvidânî kazanır. Artık böyle bir hakikat erinin tasavvurlarında, düşüncelerinde, konuşmalarında kendi yoktur; Hak vardır, hakikat vardır. Bu itibarla da o: &#8220;Ben bende değilim&#8230;&#8221; diyebilir. Mevlâna, Divan-ı Kebir&#8217;inde,<span class="arabic"> مارا سفرى فتات بيما</span>matlaıyla başlayan bir gazelinde bu mukayyet yokluğu:</p>
<p>&#8220;Bize Hak yolunda bir sır, bir yolculuk nasip oldu. Biz, bizsiz olarak neş&#8217;elenir ve sevinç duyarız. Öyle ise gelin, hep bizsiz olalım, bizsiz kalalım. Önceleri kapılar yüzümüze kapalıydı; biz bizden kurtulunca, bütün kapılar da açılıverdi. Biz bu yolda bizsiz olduğumuz için gönüllerimiz huzurla doldu. Bizden gizlenen o Güzeller Güzeli Sevgili bizsiz olarak yüzümüzü okşadı. Biz O&#8217;nun uğrunda can verdik; O da bizi bizden kurtardı.&#8221; sözleriyle anlatır.</p>
<p>Celvet; sâlikin kendine ait şeylerden sıyrılıp, ilâhî sıfatların bir mazhar-ı tâmmı ve esmâ-i Sübhâniye&#8217;nin de bir mir&#8217;ât-ı mücellâsı olarak bütün müktesebât ve mevhibeleriyle kendisini hizmete adayıp, hayatını başkalarının ebedî mutluluğuna bağlamanın bir başka unvanıdır. Diğer bir yaklaşımla celvet, sâlikin halvet veya ona alternatif başka bir yolla kendine ait itibarî değerlerden sıyrıldıktan sonra aklını, mantığını, muhakemesini ve dilini mişkât-ı nübüvvetin ziyası altında insanlığın hizmetine bağlama hamlesidir.</p>
<p>Bir celvetî, celvetîlerin bazı hususiyetlerini şöyle resmeder:</p>
<blockquote><p>Celvetîler verirler rûha cilâ,<br />
Onlardır her zaman halka muktedâ;<br />
Vardır onlarda dahî üç îtibâr:<br />
Tezkiye u tasfiye u tecliye<br />
Bunlar âyinedirler bilkülliye.</p></blockquote>
<p>İster halvetî ister celvetî, hüner Hakk&#8217;a kul olmak, kulluğun hakkını vermek ve O&#8217;nu gönlünün sesiyle herkese duyurmak ve herkese sevdirmektedir, gerisi bir sürü güft u gû&#8230;</p>
<p align="center"><span class="arabic">اَللَّهُمَّ أَرِنَا الحَقَّ حَقاً وَارْزُقْنَا اتِّبَاعَهُ وَأَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَارْزُقْنَا اجْتِنَابَهُ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحُمَّدٍ وَعَلَى الهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ</span></p>
<p class="notice">[1] Bkz. Kasas sûresi, 28/27-29<br />
[2] Bkz. A&#8217;râf sûresi, 7/142<br />
[3] Bkz. Mâide sûresi, 5/26<br />
[4[ Mü&#8217;minûn sûresi, 23/50<br />
[5] Bkz. Buhârî, bed&#8217;ü&#8217;l-vahy 3; Müslim, îmân 252</p>
<p class="attention"><strong>Kaynak: Kalbin Zümrüt Tepeleri | M.Fethullah Gülen</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/halvet-ve-celvet/">Halvet ve Celvet</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
