<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İsmet Macit yazı arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/ismet-macit-yazi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/ismet-macit-yazi/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jan 2026 15:06:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>İsmet Macit yazı arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/ismet-macit-yazi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İYİLİK ORGANİZASYONUN SESİ: MEDYA</title>
		<link>https://hizmetten.com/iyilik-organizasyonun-sesi-medya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 14:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit yazı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=46593</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyiliği yapmak yetmiyor; organize olup onu duyurmak gerekiyor. Çünkü bu çağda iyilik, sesini bulamazsa siliniyor; kötülük ise planlı bir gürültüyle her boşluğu dolduruyor. Organize bir kötülüğün karşısında, dağınık bir iyilik&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/iyilik-organizasyonun-sesi-medya/">İYİLİK ORGANİZASYONUN SESİ: MEDYA</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"><span class="s2">İyiliği yapmak yetmiyor; organize olup onu duyurmak gerekiyor. Çünkü bu çağda iyilik, sesini bulamazsa siliniyor; kötülük ise planlı bir gürültüyle her boşluğu dolduruyor. Organize bir kötülüğün karşısında, dağınık bir iyilik ayakta kalamıyor. İyilik, bugün ancak organize edildiğinde ve doğru biçimde duyurulduğunda mücadele edebiliyor.</span></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_13539"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/LsdW0dj0uWc?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p class="s3"><span class="s2">Bir zamanlar hakikat, bir evin kapısında fısıldanırdı. Bir mescidin gölgesinde, bir şiirin mısrasında, bir yürüyüşün izinde yayılırdı. Bugün ise hakikat, ekranın camına çarpıyor.</span><span class="s2"> Eğer medya alanında yoksanız yok oluyorsunuz. </span></p>
<p class="s3"><span class="s2">İşte tam bu noktada, Hizmet’in yaşadığı imtihan daha da derinleşiyor.</span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Hizmet, uzun yıllar kelimeyi emekle yoğurdu. Dergiler bastı, gazeteler çıkardı, televizyonlar kurdu. Sözün ahlakına güvendi. Ama dünya, kelimenin yerini görüntüye; görüntünün yerini algıya bıraktı. Artık bir cümle değil, bir saniyelik sessizlik bile anlam üretiyor. Ve </span><span class="s2">bu asırda kötülük bu dili çabuk öğrendi.</span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Bugün organize kötülük, yalnızca silahla değil; hikâyeyle saldırıyor. Yalanı bir masal gibi anlatıyor, zulmü bir başarı öyküsü gibi pazarlıyor. Eğer iyilik susarsa, kötülük konuşmakla kalmıyor; tarihi de yazıyor. </span><span class="s2">İşte bu noktada </span><span class="s2">defalarca vurgulanan gerçek tam da bu: Organize kötülüğe karşı dağınık bir iyilik </span><span class="s2">mücadele edemez… </span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Urve</span><span class="s2"> b. Mesud, Hudeybiye’den döndüğünde Kureyş’e gördüğünü saklamadan anlatmıştı:</span><span class="s2"><br />
</span><span class="s6">“Vallahi ben </span><span class="s6">Kisrâ’nın</span><span class="s6">, Kayser’in, </span><span class="s6">Necaşî’nin</span><span class="s6"> huzuruna girdim; ama Muhammed’in ashabının ona gösterdiği saygı ve bağlılık gibisini hiçbir hükümdarın etrafında görmedim. Uğraşmayın; bunları yenemezsiniz. </span><span class="s7">Ben, kalpleri tek bir kalp gibi atan bir topluluk gördüm.</span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Asr-ı Saadet’te şiir vardı. Çünkü o günün medyası oydu. Bir kaside, bir kılıçtan daha derin yara açabiliyordu. Uhud’dan sonra yakılan ateşler, yalnızca ısınmak için değildi; “Biz buradayız” demenin görsel diliydi. Bugün o ateşler yok. Ama ekranlar var. Algı var. Hız var. Ve eğer bu alan boş bırakılırsa, boşluğu başkaları dolduruyor.</span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Hizmet bugün tam da burada sınanıyor. Sessizliğin erdem olduğu bir gelenekten gelerek, gürültünün hâkim olduğu bir çağda yaşıyor</span><span class="s2">. </span><span class="s2">Görünmez olan ise ya yok sayılıyor ya da başkalarının çizdiği karikatüre dönüşüyor.</span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Medya, sadece bir savunma hattı </span><span class="s2">olmasının yanında</span><span class="s2">;</span><span class="s2"> bir topluluğun damarlarına moral pompalayan sistem</span><span class="s2">. Uhud sonrası Medine’nin en zor gecesinde yapılan şey buydu: Moral üretmek, umudu hızla yaymak, kalbi ayakta tutmak. Bugün de dünyanın dört bir yanındaki insanların birbirinden haberdar olması, “yalnız değilim” diyebilmesi, bir cümleyle ayağa kalkabilmesi için bu damar açık tutulmak zorunda</span><span class="s2">…</span></p>
<p class="s8"><span class="s2">Medya, sadece bir mücadele alanı değildir; aynı zamanda </span><span class="s2">bir umut hattıdır.</span><span class="s2"> Uzakta olanın yakında hissedilmesini sağlar. Yorgun kalplere “yalnız değilsin” der. Bir doğru cümle, karanlık bir gecede yakılan küçük bir ateş gibidir; ısıtır, yön gösterir, cesaret verir. Bazen bir satır, bir kalbi ayağa kaldırır. Bazen bir görüntü, bir topluluğu hayatta </span><span class="s2">tutar</span><span class="s2">&#8230;</span><span class="s2">.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ISMET MACIT</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/iyilik-organizasyonun-sesi-medya/">İYİLİK ORGANİZASYONUN SESİ: MEDYA</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süreyya&#8217;yı Taşlamak</title>
		<link>https://hizmetten.com/sureyyayi-taslamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2023 21:49:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya'yı taşlamak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=31059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı dinin kutsallarını siyaset canavarının önüne doğrayıp; dini şahsi kusurlarına perde, siyasi hedeflerine payanda yapan muhterislerle ilgilidir. Şair Sadi-i Şirazi’nin şu dizeleri tüm kutsallarını siyaset canavarına yedirmiş ve İslami&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sureyyayi-taslamak/">Süreyya&#8217;yı Taşlamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazı dinin kutsallarını siyaset canavarının önüne doğrayıp; dini şahsi kusurlarına perde, siyasi hedeflerine payanda yapan muhterislerle ilgilidir.</p>
<p>Şair Sadi-i Şirazi’nin şu dizeleri tüm kutsallarını siyaset canavarına yedirmiş ve İslami değerleri kendi boşluklarını doldurmada dolgu maddesi olarak kullanan ve böylece İslam’ın yeryüzündeki imajına en büyük zararı veren insanların durumunu veciz şekilde anlatır.</p>
<p><strong>“Olmayın riyakârlık edenlerden…<br />
Bir yanda yüksek sesle Kur’an’ı dillendirirken (okurken),<br />
Öte yanda ahlaksızlığını sakladığını zannedenlerden…” </strong></p>
<p>Bu dizeler Süreyyayı Taşlamak filminin hemen başında ekrana gelir. 2008 yapımı The Stoning of Soraya (Süreyya’yı Taşlamak) filmi lokal bir problemi ve kanayan yarayı dünya gündemine taşıyan bir yapıt. Film, İran Devriminin ilk yıllarında bir kasabada işlenen zina suçu etrafında gerçekleşen olayları anlatır. Filmin sonuna gelindiğinde; dinin şahsi menfaatlere nasıl alet edildiği, genel planda ise kendilerini İslam’ın en öndeki temsilcisi olarak gören İran Molla rejiminin İslam algısına verdiği zararı ve zaten İslam’a ve Müslümanlara tam da bu gözle bakan batıya nasıl malzeme sunduğu görülür.</p>
<p>İran devriminden sonra her beldeye bir molla gönderilmiş ve İslami kurallara (esasen Şia mezhebinin doktrinlerine) göre yaşanıp yaşanmadığı bunlar sayesinde denetletmiştir. Mollaların sosyal yaşam ile ilgili tüm alanlara mezhep zaviyesinden müdahale hakkı vardır.<br />
Filmde Molla, gayri meşru ilişkisi olan ve Süreyya’dan ayrılmak isteyen Ali ile devrim öncesinde hapishanede tanışmışlar ve Molla’nın yüz kızartıcı bir suçtan ceza aldığını bilmektedir. </p>
<p>Ali ise Süreyya’dan boşanıp şehirdeki sevgilisi ile yaşamak istemektedir. İki oğlu iki kızı olan Ali oğullarını götürecektir ama kızlarını köyde anneleri ile yokluğa terk edecektir. Bu sebepten Süreyya boşanmaya yanaşmaz. İlla boşanacaksa mihrini, kendi ve kızlarının nafakasını istemektedir. Ali bu meseleyi Süreyya’ya zina iftirası atarak halletmek üzere bir plan yapar. Zira bu durumda nafaka ve mihr mükellefiyeti ortadan kalkacaktır. Hüküm verecek muhtarlık meclisinde atfedilen suçun sabit olması için Molla’nın görüşü önemlidir ve işlediği yüz kızartıcı suçu anlatacağı tehdidiyle Ali Molla’yı yanına çeker. Ortada bir zâniye (zina eden kadın varsa bir de zâni (zina eden erkek) olması gerekir. Aranan zat hemen bulunur. Haşim… kasabanın araba tamircisi Haşim’in eşi vefat eder ve İki kızı ile hiçbir geliri olmayan Süreyya bu adamın evine temizlik için gider. Ali’nin planın işe yaraması için Haşim’in ikrar etmesi gerekmektedir. Haşim’i çocukları ile korkutarak buna ikna eder Ali ve Molla… Daha sonra toplanan köy meclisi Süreyya’yı yargılar. Suçunun sabit olduğuna karar verirler ve taşlayarak (recm) cezasını infaz ederler. </p>
<p>Filmde İran Şia rejiminin bekçileri olan Mollalar şahsi zaaf ve karakter bozukluğu yaşadıklarında dini nasıl menfaatlerine alet ettikleri işlenmiş. Rejim siyaseti dinin önüne geçirmiş ve mollalık sistemini kurarak kendisine bağlı ve maaşla beslediği muazzam bir topluluk oluşturmuştur. Bu siyasi gücü arkasına alan mollalar görev bölgelerinde dini anlatmakta değil rejimi korumak görevlidirler ve bu filme başarıyla yansıtılmış.</p>
<p>Cehaletten cesaret alan, güce tapan memurlar dini de insanlığı da bitirirler. Bu durum filmde özellikle Süreyya’ya atılan iftiradan sonraki kısmında işlenmiş. Avamın dini hükümetin dinidir fehvasınca halk dedikodu ile bu durumu yaymış ve daha yargılama olmadan kamuoyu ile Süreyya’yı çoktan idama mahkûm etmiş ve acımasızca taşlamışlardır. </p>
<p>Mezhep taassubu ve tarafgirliğin dinin ve dini değerlerin önüne geçirildiğinde toplumun yozlaşmasına sebep olur, kötülüğü besleyerek büyütür. </p>
<p>Süreyya’yı taşlamak filmi izleyicinin zihinsel alt yapısına göre mesajlar veren bir film. İslam ve Müslümanlarla ilgili ön yargılarınız varsa bu film ön yargıları genel kanaat haline getirecek nitelikte. Adeta ‘Kızım Olmadan Asla’ filminin devamı gibi… Film adeta baştan sona bu ön yargıları besleyip büyütecek argümanlarla dolu. Filmin sonunda Süreyya’nın şu sözleri meseleye duygusallıkta katarak Ortadoğu ve motivasyonunu dinden alan toplumlarını vahşi gelişmemiş göstermesinin tuzu biberi oluyor: “<em>Ölmekten değil, ama taşla öldürülmek acı bir şey olsa gerek!</em>”</p>
<p>Müslüman toplumun bir ferdi olarak filmi analiz ettiğiniz zaman bir otokritik yapma ihtiyacı hissediyor ve cehaletin, mezhep taassubunun, dinin yanlış yorumunun nelere mal olduğu üzerine yoğunlaşıyorsunuz. Tam bu noktada İslamofobia’yı besleyen şeylerin başında Müslümanların yanlış ve eksik temsili geldiğini düşünmeden edemiyorsunuz. Fransa’daki terör saldırılarından sonra Le Mond gazetesinde yayınlanan bir makalesinde Fethullah Gülen başta Müslümanların özeleştiri yapmasını istemişti. Bu filmlere bu nazarla bakıldığında doğru temsil noktasında Müslümanları motive edeceği tespiti yapılabilir.</p>
<p>Bugün dini tekelinde tuttuğunu zanneden siyasi klikler yüzünden yeni nesil hızla dinden uzaklaşmakta ve yeryüzünde ise İslam’a karşı ön yargılar katlanarak büyümektedir. Miting meydanlarında sallanan Kur’an en garip günlerini yaşamakta ve özünde sevgi olan dinin o eşsiz güzellikleri maalesef birer nefret objesine dönüştürülmektedir. </p>
<p>Hasılı dün Süreyya&#8217;yı taşlayanlar bugün seccade dahil kendi kutsallarını taşlamaktadırlar…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sureyyayi-taslamak/">Süreyya&#8217;yı Taşlamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
