<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>infak arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/infak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/infak/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Mar 2026 11:21:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>infak arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/infak/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cuma Hutbesi &#124; Ramazanda İnfak ve Fıtır Sadakası</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-ramazanda-infak-ve-fitir-sadakasi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:19:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[cumahutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fıtır]]></category>
		<category><![CDATA[infak]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=47363</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ {3} أُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقّاً لَّهُمْ دَرَجَاتٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ{4 Muhterem Müslümanlar! Hutbemiz, Ramazan da infak ve Fıtır&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-ramazanda-infak-ve-fitir-sadakasi-2/">Cuma Hutbesi | Ramazanda İnfak ve Fıtır Sadakası</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></p>
<div>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><strong>الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ </strong><strong>{3}</strong><strong> أُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقّاً لَّهُمْ دَرَجَاتٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ</strong><strong>{</strong><strong>4</strong></p>
</div>
<div>
<p style="font-weight: 400;">Muhterem Müslümanlar! Hutbemiz, <strong>Ramazan da infak ve Fıtır sadakası </strong>hakkında olacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Kur’ân’ı Kerimde</strong> en geniş anlamlı kelimelerden biri olan infak, gerçek / hakkıyla mü’min olanların bir vasfı olarak zikredilir. Mü’minin en önemli vasıflarından biri olan “<strong>cömertlik</strong>”; Allah&#8217;ın verdiğini O’nun yolunda <strong>sarfetmek</strong> demektir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Başta okumuş olduğumuz ayet-i kerimede mealen; “<strong>Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki</strong> (…) Namazı hakkıyla ifa edip, <strong>kendilerine nasip ettiğimiz mallardan hayırlı işlerde harcarlar. İşte gerçek müminler onlardır…</strong>” Buyrulmaktadır. <strong><em>(Enfal; 3,4.)</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Ramazan ayının dostluğa ve kardeşliğe, bakan bir yanı da vardır. İnsan, oruç vesilesiyle yiyecek dahi bulamayanların hâlini düşünür, açken onların durumunu çok daha iyi anlar. Bu durum o insanın cömertlik hislerini şahlandırır. Ramazan adeta ahlak-ı âliyeden olan, <strong>“cömertlik eğitimi” </strong>nin yapıldığı bir zaman dilimi haline gelir.  Bu nedenle mü’minler yapacakları değişik hayır ve hasenatı, özellikle <strong>Ramazan-ı Şerif’te daha fazla yapmaya</strong> gayret ederler.</p>
<p style="font-weight: 400;">Efendimiz (s.a.s); “<strong>Ramazan ayında verilen sadaka daha faziletlidir</strong>.” Buyurarak, insanları bu konuda teşvik etmişlerdir. <strong><em>(Tirmizi, Zekât, 28.)</em></strong> <strong>Her zaman cömert davranan Allah Resulü, Ramazan’ın gelmesiyle adeta coşardı.</strong>  İbn Abbas’ın ifadesiyle, bilhassa Ramazan ayında, Cebrail (a.s)’la buluştuğu zaman <strong>Efendimizin cömertliği daha da artardı</strong>… <strong>O günlerde Allah Rasûlü (s.a.s) insanlara rahmet getiren rüzgârdan daha cömert olurdu.”</strong> <strong><em>Buhârî, Bedü&#8217;l–vahy 5, 6, Savm 7, Müslim, Fezâil 48, 50.  Y</em></strong>ani elinde-avucunda kalan en son şeyleri de dağıtıverirdi. Zaten Nebiler Sultanı insanların en cömerdiydi. <strong>Kendinden bir şey istendiğinde varsa verir, olmadığı takdirde de vaat ederdi. Bazen üzerine giydiği tek bir elbiseyi isteyen olur, O’ da hiç çekinmeden hemen verirdi. </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Allah Resûlü (s.a.s) bir gün; <strong>Elhâkümü&#8217;t-tekâsür</strong> sûresini okudu, <strong>اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُ</strong> -Dünyalıklarla böbürlenmek, oyaladı sizleri- &#8220;İnsanoğlu malım malım der. Halbuki âdemoğlunun <strong>yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında tasadduk edip gönderdiğinden</strong> <strong>başka</strong> kendisinin olan neyi var? (Gerisini ölümle terk eder ve insanlara bırakır.)&#8221; buyurdu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu hakikat bir yerde, <strong>“İnsan öldüğünde melekler ne getirdi diye bakar, geride kalanlar ise ne bıraktı diye bakar”</strong> denilerek ifade edilmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), <strong>Ramazan’da</strong> <strong>sadece ibadet etmekle yetinmez, hayır adına ne varsa hepsini yaparak</strong> Allah’la daha bir yakınlık kurmaya gayret ederdi. <strong>O</strong><strong>(s.a.s)</strong> Ramazan’daki hayatıyla da, <strong>“işte kul budur”</strong>  dedirtecek bir kulluk ortaya koyardı.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Ramazan’daki ikram veya cömertlik</strong> tamamen kişilerin inisiyatifine de bırakılmamış, ramazana mahsus <strong>ibadetlerden</strong> biri olan “<strong>fidye</strong>” ve “<strong>fıtır sadakası</strong>”yla adeta bir alt sınır çizilmiştir. Daha fazlasını yapamayanlar, hiç olmazsa bundan geri kalmamalıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Fıtır Sadakası;</strong> İnsan olarak yaratılmanın, Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrüdür. Ramazan’da, orucun mahiyetine zarar veren davranışlar nedeniyle, <strong>bir özür</strong> <strong>veya eksiklerin tamamlanması için</strong> verilmesi gereken bir sadakadır. İbni Abbas’tan (r.a) gelen rivayet şöyledir:</p>
<p style="font-weight: 400;">“<strong>Resûlullâh fitreyi</strong>; oruç tutanı anlamsız ve çirkin davranışlardan temizlesin, muhtaçlara da yiyecek bir lokma olsun <strong>diye farz kılmıştır.”</strong> <strong><em>Buhârî, Zekât, 70-78; Müslim, Zekât, 12-16.</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Fıtır Sadakası, halk arasında fitre diye bilinir ve <strong>bir sadakat nişanıdır. </strong><strong>Fitre emri,</strong> hicretin ikinci yılında Ramazan orucunun farz kılınmasıyla birlikte gelmiştir. Efendimiz, bir hadislerinde hür olsun köle olsun, erkek olsun kadın olsun her Müslüman adına fitre verilmesi gerektiğini bildirmiştir. <strong><em>(Müslim, Zekât 12)</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Fitre vermek</strong>; Hanefi mezhebine göre vaciptir.  Hanefi mezhebinde; uygulamada vaciple farz arasında bir fark yoktur. Fıtır sadakasının verileceği yerler ile zekâtın verileceği yerler aynıdır. Buna göre, zekât verilebilen herkese fitre de verilebilir.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Fıtır sadakası bayramdan önce de verilebilir. </strong>İmam Şâfiî <strong>bir ay,</strong> İmam Ebû Hanîfe <strong>bir yıl </strong>öncesinden ödenebileceği görüşündedirler.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Aziz Mü´minler!</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Burada bazıları tarafından yanlış anlaşılan bir meseleyi izah etmekte fayda var.</p>
<p style="font-weight: 400;">Hayır ve hasenat adına yapmamız gerekenleri bir an evvel yapıp, yerlerine ulaştırmak mecburiyetindeyiz. Elimizde tutup da Kadir gecesinde verelim daha çok sevap alalım düşüncesi bir açıdan doğru değildir. Kendimize Kadir gecesine kadar vereceklerimizi derleme toparlama yada O gece ekstra bir şeyler verme hedefi koyabiliriz, bu olabilir. Ama birikenleri hemen vermeliyiz. İhtiyaç sahiplerinin bir an önce iftar ve sahurlarını yapacakları, az da olsa nefes alacakları, yardımların ve paketlerin onlara ulaşmasına <strong>acil ihtiyaç</strong> <strong>var</strong>. İnancımız odur ki; mazlumlara ulaştırılan yardımlar, ne zaman olursa olsun, <strong>Kadir gecesinde ulaşmış gibi, </strong>Rabbimizin yanında makbul ve değerli olacağı, <strong>onun sonsuz rahmetinden umulur.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da Cehennem ateşinden kurtuluş olan Ramazan ay</strong><strong>ı</strong><strong>n</strong><strong>ı</strong><strong>n mağfiret günlerindeyiz.</strong> Bu günler, biz kullara bakan yönü ile Rabbimize istiğfarda bulunacağımız istiğfar günleridir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Mevlamızdan niyazımız; sahurlarda yapılan istiğfarlar, tutulan oruçlar, tilavet edilen Kur&#8217;anlar hürmetine&#8230; yaptığımız her türlü hayırlı amelleri, nezdinde kabul ederek bizleri mağfiretiyle bağışlasın.</p>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-ramazanda-infak-ve-fitir-sadakasi-2/">Cuma Hutbesi | Ramazanda İnfak ve Fıtır Sadakası</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cuma Hutbesi &#124; Allah Yolunda İnfak</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-allah-yolunda-infak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Oct 2024 19:00:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmetten]]></category>
		<category><![CDATA[infak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=39449</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ مَثَلُ الَّذِينَ يُنْفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِي كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِائَةُ حَبَّةٍ وَاللَّهُ يُضَاعِفُ لِمَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ “Mallarını Allah&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-allah-yolunda-infak/">Cuma Hutbesi | Allah Yolunda İnfak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></h2>
<p style="text-align: center;"><strong>مَثَلُ الَّذِينَ يُنْفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِي كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِائَةُ حَبَّةٍ وَاللَّهُ يُضَاعِفُ لِمَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ</strong></p>
<p>“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, <strong>yedi başak verip her birinde yüz tane bulunan bir başağın haline benzer.</strong> Allah dilediğine kat kat fazlasını da verir. Allah’ın lütfu geniştir, ilmi her şeyi kaplar.” <strong><em>(Bakara/2; 261)</em></strong></p>
<p>Efendimiz (s.a.s); <strong>مَنْ لَمْ يَهْتَمّ بِأَمْرِ الْمُسْلِمِينَ فَلَيْسَ مِنْهُمْ</strong> <strong>“Müslümanların dertleri ile dertlenmeyen kimse, onlardan değildir</strong>.” buyurmuşlardır. <strong><em>(Taberânî, el-Mûcemü’s-sağîr, II, 131)</em></strong></p>
<p>Muhterem Müslümanlar! Hutbemiz, Allah Yolunda <strong>İnfak</strong> hakkındadır.</p>
<p><strong>İnfak</strong>: Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin, kendi servetinden muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması demektir. İ<strong>nfak, </strong>yetmişe yakın âyette <strong>“harcama yapma”</strong> anlamında kullanılmakta,<strong> farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir.</strong> <strong><em>(bk. M. F. Abdülbâkī, “nefḳ” md.)</em></strong></p>
<p>Kur’ân’ı Kerimde; <strong>yardımseverlik</strong>, <strong>iyilik, îsar, cömertlik,</strong> <strong>iki yüze yakın yerde farklı yönleriyle ele alınmaktadır.</strong> Asr-ı Saadet’ten beri süregelen bu uygulamanın günümüzde adı, <strong>“himmet” </strong>veya <strong>“muavenet”</strong> olmuştur. Hangi unvanla olursa olsun <strong>mağdurların yardımına koşmak üzerimizde bir borçtur.</strong></p>
<p>Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “<strong>Allah Cevaddır -Cömerttir-, cömertliği sever ve güzel ahlakı sevmesine mukabil çirkin huyları kerih görür</strong>.”  <strong><em>(</em></strong><strong><em>İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 5/332)</em></strong></p>
<p>Kur’ân’ı Kerîm’de; <strong>وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ</strong> “<strong>Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır</strong>.” <strong><em>Zâriyât, 51/19. </em></strong>Allah Rasülü (s.a.s), dul ve yetimlerin geçimini bizzat üstlenmiş, Hz. Ömer (r.a) de bu uygulamayı resmîleştirmiştir. <strong><em>(Buhârî, Zekât, 18)</em></strong></p>
<p><strong>Mü’min infakta bulunmak için zengin olmayı beklememeli, imkânı nispetinde neyi varsa onunla Allah’ın rızasını aramalıdır.</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururlar: <strong>“Yarım hurma vermek suretiyle de olsa,</strong> <strong>kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz.</strong> O kadarını da olsa bulamayanlar güzel bir sözle olsun kendilerini korusunlar! <strong><em>(Buhârî, Edeb, 34; Zekât, 10; Müslim, Zekât, 66-70.)</em></strong></p>
<p><strong>“Sadaka vermek her Müslüman için bir görevdir.”</strong> Bunun üzerine bir sahabi: Sadaka verecek bir şey bulamazsa ne yapacak? dedi. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): <strong>“Eliyle çalışır, kazanır hem kendi yararlanır hem de sadaka</strong> <strong>verir.”</strong> buyurdular.</p>
<p><strong>İnfakın miktarı ile ilgili şu ayetler bize bir ölçü vermektedir. </strong><strong>&#8220;…Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: &#8216;İhtiyaçtan fazla olanı.&#8221;</strong><strong><em>  (Bakara, 219)</em></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>وَالَّذينَ اِذَا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذلِكَ قَوَامًا </strong><strong>“Ve onlar ki, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.”</strong> <strong><em>(Furkan,67)</em></strong></p>
<p><strong>Farz olan sadakalarda</strong>, nisabın dikkate alınacağı gibi; <strong>nafile olan sadakalarda</strong> kazancın devamını sağlamaya yarayan sermaye, işletme masrafları gibi şeyler, söz konusu infakın dışında tutulmalıdır.</p>
<p>Bazen de evlâdu iyal, din ve millet uğrunda bütün mal varlığının harcanıp infakı gerekebilir. Böyle durumlar için, <strong>&#8220;hayırda israf olmaz</strong>&#8221; denilmiştir. Bu yüce derece, en büyük olgunluk sahibi kimselerin işidir. Bunlar Kuranın ifadesiyle; <strong>&#8220;Kendileri darda olsalar bile başkalarını kendilerine tercih ederler.&#8221;</strong> medh ü senâsına mazhardırlar. <strong><em>(Haşr, 59/9)</em></strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz (s.a.s):  <strong>أَنَا وَكَافِلُ الْيَتِيمِ فِي الْجَنَّةِ هٰكَذَا</strong> <strong>“Ben ve yetimi gözeten Cennet’te şöyleyiz.” </strong>diyor, sonra iki parmağını yan yana getiriyor ve yetimi görüp gözetene ne kadar yakın olduğuna işaret buyuruyor. <strong><em>(Müslim, zühd 42.)</em></strong> Sanki Allah Resûlü, yetimi görüp gözeten ve onu himaye edenle benim arama Cennet’te kimse giremez, diyordu.</p>
<p>Efendimiz; &#8220;<strong>Uhud dağı kadar al­tınım olsa üç günden fazla saklamazdım</strong>&#8221; demiş, <strong><em>(Buhârî, Zekât,4)</em></strong> hayatı boyunca dünyalığa önem vermemiş, vefatından kısa bir zaman önce, <strong>zırhını yiyecek karşılığında bir Yahudi’ye rehin olarak vermişti</strong>. <strong><em>(Buhârî, Rehn 2, 5)</em></strong> Vefatından sonra da şah­sî birkaç eşyasından ve çok az miktarda malından başka bir şey geriye kalmamıştı.</p>
<p><strong>Zor zamanlarda muavenet çok değerli ve kıymetlidir. </strong>Efendimiz’e hangi sadakanın daha hayırlı olduğu sorulduğunda: <strong>“Sağlıklı, mala karşı tamahkâr, zenginliği umar ve fakirlikten korkar bir durumdayken verecek olduğun sadakadır.” </strong>Diye cevap vermiştir: <strong><em>(Buharî, Zekât 11).  </em></strong></p>
<p>Sahabeyi büyük yapan ve pek çok âyet-i kerimede Cenab-ı Hakk’ın övgüsüne ve efendimizin takdirine mazhar kılanda, <strong>onların zor zamanda </strong>dine sahip çıkmaları olmuştur.</p>
<p>Rabbimiz sahabeye ve kıyamete kadar sahabe şuuruyla dine sahip çıkanlara şu müjdeyi vermektedir.  <strong>“Muhacirlerden ve Ensar’dan</strong> <strong>o ilkler</strong> ve bir de <strong>ihsan şuuruyla onlara tâbi olanlar </strong>var ya, <strong>Allah onlardan razı, onlar da Allah’tan razıdırlar.</strong> Allah onlara, <strong>altlarından ırmakların çağladığı</strong>, <strong>içinde ebedî kalacakları</strong> cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.”  <strong><em>(Tevbe sûresi, 9/100) </em></strong></p>
<p>Sahabenin büyüklük ve faziletiyle ilgili Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Ashabım hakkında uygunsuz sözler söylemeyin. <strong>Sizden birinin Uhud dağı kadar altını olsa ve bunun tamamını Allah yolunda infak etse bu, onların bir-iki avuçluk infakına, hatta yarısına bile mukabil gelmez.”</strong> <strong><em>(Buharî, Fedâilu’l-ashâb 5)</em></strong></p>
<p><strong>Aziz Müminler!</strong></p>
<p>Bir yönüyle elli yıllık geçmişi olan Hizmet hareketine;<strong> “Bütün kurum ve kuruluşlarıyla insanlığın barış, kardeşlik ve saadetine adanmış bir seferberlik hareketi”</strong> diyebiliriz. Yıllardır uygulanan planlı, sistemli ve asimetrik bir tahribat projesi ile, kurum ve kuruluşları gasp edildi, faaliyetleri belli yerlerde engellendi, ancak hamdolsun insanları hâlâ yaşıyor. <strong>Yaşıyor ama </strong><strong>olağanüstü mahrumiyetler ve sıkıntılar içinde bulunuyorlar</strong>. Elbette imkânı olanlara düşen en büyük görev, <strong>onlar kalıcı bir rahatlamaya kavuşuncaya kadar -bu sürenin ne kadar olacağını bilmiyoruz &#8211; </strong>mazlumlara yardım etmektir. Özellikle okulların açıldığı, kışın yaklaştığı, pahalılığın her alanda aşırı yükseldiği ve hapishanelerdeki <strong>masumların yetim ve öksüz hükmünde olan evlatlarının</strong> bize emanet edildiği, bir zaman diliminde yardımlara devam etme, hem<strong> Hak katında</strong> hem de <strong>mazlumların yanında</strong> çok değerli ve kıymetli olacaktır.</p>
<p><strong>Hadis-i Kudsîde geçtiği üzere Allah (c.c.)  Kıyamet günü şöyle der: </strong><strong>Ey âdemoğlu!</strong> Hastalandım, beni <strong>ziyaret etmedin</strong>, Beni doyurmanı istedim, <strong>doyurmadın,</strong> Senden su istedim, bana <strong>su vermedin</strong>”.</p>
<p><strong>Âdemoğlu da</strong>: Sen âlemlerin Rabbi iken, ben seni nasıl ziyaret edebilir, seni nasıl doyurabilir, sana nasıl su verebilirdim? der.</p>
<p><strong>Allah Teâlâ:</strong> “Falan kulum hastalandı, <strong>ziyaretine gitmedin</strong>. Onu ziyaret etseydin, <strong>beni onun yanında bulurdun</strong>. Falan kulum senden yiyecek istedi, vermedin. Eğer ona <strong>yiyecek</strong> verseydin, <strong>verdiğini benim katımda</strong> mutlaka <strong>bulacağını </strong>bilmez misin? Falan kulum senden <strong>su</strong> istedi, vermedin. Eğer ona istediğini verseydin, <strong>verdiğinin sevâbını katımda</strong> bulurdun. Bunu bilmez misin?” buyurur.<a href="mk:@MSITStore:C:\Users\dw49s\Desktop\RIYAZUSSALIHIN_TURKCE.chm::/turkce/9/1.htm#_ftn3"><strong><em> R. Salihin, 898;</em></strong></a><strong><em> Müslim, Birr 43) (Şamile,2569).</em></strong></p>
<p>Hadis, Yüce Allah’ın, <strong>kullarına yapılan iyiliği, âdeta kendisine yapılmışçasına önemsediği</strong> ve bu düzeyde değerlendirdiğinin çarpıcı bir ifadesidir.</p>
<p>Her mü’minin, şartların ağırlaştığı ve dine sahip çıkmanın zorlaştığı dönemleri, birer <strong>“ganimet mevsimi”</strong> bilmesi ve bu dönemlerde yapılması gerekli olan vazifelerini, daha bir ihtimamla yapmaya gayret göstermesi elzemdir. Muâvenetle elli yılın birikimi olan yetişmiş insanlara ve ailelerine sahip çıkmak, yardımlarına koşmak <strong>adeta elli yılın hizmetine denk </strong>bir hizmet olacağı ümidini taşıyoruz.  Ayrıca yardımlaşma<strong> kardeşliğin, vefanın, tesanüdün gereği olduğu gibi vifak ve ittifakın devamı için de şarttır.</strong></p>
<p>Hutbemizi şu dua ile bitirmiş olalım; Ey celal ve ikram sahibi Rabbimiz!.. bizi bekleyen işler, dünyevî imkânlarla ve sınırlı zamanla olacak türden değil;<strong> ne olur, zamanı ve imkânları bizim için genişlet. </strong>Hayır olan her türlü halimizde ve her çeşit işimizde<strong> bize Kendi gücünden güç ve Kendi kuvvetinden kuvvet ver </strong>Ya Rabbi<strong>. </strong></p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2024/10/ALLAH-YOLUNDA-INFAK-HUTBE.11.10.24.docx">Cuma Hutbesi | Allah Yolunda İnfak </a>WORD</strong></p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2024/10/ALLAH-YOLUNDA-INFAK-HUTBE.11.10.24.pdf">Cuma Hutbesi | Allah Yolunda İnfak</a>  PDF</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-allah-yolunda-infak/">Cuma Hutbesi | Allah Yolunda İnfak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMA HUTBESİ &#124; İnfak</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-infak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Sep 2023 21:25:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[infak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=34703</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN : ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ لَن تَنَالُواْ الْبِرَّ حَتَّى تُنفِقُواْ مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيْءٍ فَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ “Sevdiğiniz mallarınızdan Allah yolunda harcamadıkça (birre) “fazilet” mertebesine ulaşamazsınız. Bununla&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-infak/">CUMA HUTBESİ | İnfak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN : ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></p>
<p style="text-align: center;">
<strong>لَن تَنَالُواْ الْبِرَّ حَتَّى تُنفِقُواْ مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيْءٍ فَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ</strong><br />
<strong>“Sevdiğiniz mallarınızdan Allah yolunda harcamadıkça (birre) “fazilet” mertebesine ulaşamazsınız. </strong>Bununla beraber her ne infak ederseniz, Allah mutlaka onu bilir.” (Ali Imran; 92)</p>
<p><strong>Muhterem Müslümanlar! Hutbemiz, İnfak hakkındadır.</strong></p>
<p><strong>İnfak</strong>: “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” demektir. <strong>İhtiyaç sahiplerine yardımda bulunma,</strong> Asr-ı Saadet’ten beri süregelen bir uygulamadır; bugün adı, alanı, şekli biraz değişmiş ve “<strong>muavenet</strong>” olmuştur; hangi unvanla olursa olsun <strong>mağdurların yardımına koşmak üzerimizde bir borçtur.</strong></p>
<p><strong>İnfak</strong>, yetmişe yakın âyette “harcama yapma” anlamında geçmektedir. (bk. M. F. Abdülbâkī, “nefḳ” md.) <strong>Farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir.</strong></p>
<p><strong>Kur’an’ı Kerimde İnfak:</strong></p>
<p>1) Takvanın anlatıldığı yerde; takva sahiplerinin bir vasfı da infakta bulunmaktır deniyor. (Bakara; 2,3)</p>
<p>2) Gerçek veya Hakkıyla mü’min olanların vasıfları anlatılırken; onların bir vasfının da infak olduğu vurgulanıyor. (Enfal: 2,3,4)</p>
<p>3) Muhsinlerin yani Allah’ı görüyor gibi davrananların bir vasfı da infakta bulunmaktır. ( Bakara:195)</p>
<p>4) İnfak; gerçek iyiliğe ulaşmanın yoludur. (Bakara;177)</p>
<p>5) İnfak; Allah (c.c) ile bir ticarettir. (Tevbe: 111)</p>
<p>6) İnfak; gizli ve açıktan yapılabilir denilerek müminler infak yapmaya teşvik edilmektedir… (Bakara;274)</p>
<p><strong>Vermek</strong> <span style="text-decoration: underline;"><strong>ahlâk-ı âliyedendir, dolayısıyla Müslümanın başlıca özelliklerinden biri olmalıdır</strong></span>.<br />
<strong>Rabbimiz</strong>; Zü&#8217;l- Celal-i <strong>ve&#8217;l-İkram dır</strong>. <strong>Zü’l-Celâl ve’l-İkrâm</strong> lafza-i celali, “<strong>azamet ve kerem sahibi</strong>” demektir. Bu isim Kur’an’da iki yerde geçer (er-Rahmân 55/27, 78). Kulun zü’l-celâl ve’l-ikrâmdan nasibi, <strong>kulluk görevini yerine getirmesi, özellikle kendisine verilen nimet ve imkânları O’nun diğer kullarıyla paylaşmasıdır</strong>.</p>
<p>Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “<strong>Allah Cevaddır, cömertliği sever ve güzel ahlakı sevmesine mukabil çirkin huyları kerih görür.”</strong> (İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 5/332)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Mümin infakta bulunmak için zengin olmayı beklememeli</strong></span>, <strong>imkanı nisbetinde neyi varsa onunla Allah’ın rızasını aramalı..</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: “<strong>Yarım hurma vermek suretiyle de olsa kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz</strong>. O kadarını da olsa bulamayanlar güzel bir sözle olsun kendilerini korusunlar! (Buhârî, Edeb, 34; Zekât, 10; Müslim, Zekât, 66-70.) “<strong>Sadaka vermek her müslüman için bir görevdir</strong>.” Bunun üzerine bir sahabi: Sadaka verecek bir şey bulamazsa ne yapacak? dedi. Efendimiz (s.a.s): “<strong>Eliyle çalışır, kazanır hem kendi yararlanır hem de sadaka verir</strong>.” buyurdular.</p>
<p>O sahabi, peki buna da gücü yetmezse, dedi. Efendimiz (s.a.s): “Sıkıntıya düşmüş bir ihtiyaç sahibine yardım eder.” buyurdular&#8230; (Buhârî, Zekât, 30 Edeb, 33; Müslim, Zekât, 55.);</p>
<p><strong>Ebu Akil</strong>; hamallık yapıyor, kazandığının yarısını çocuklarına getiriyor diğer yarısını da Allah için infak ediyordu. Münafıklar onun bu haliyle alay ediyorlardı. Oysaki Allah (c.c ) Ebu Akil gibilerin durumunu destanlaştırıyor ve şöyle diyordu:</p>
<p>“<strong>Müminlerden farz zekât dışında ayrıca gönlünden koparak bağışta bulunanları, gâh ancak çalışıp didinerek ele geçirdikleri malları bağışlayanları dillerine dolayıp alaya alanlar var ya, işte Allah onları alay konusu yapıp maskara etmiştir ve onlara gayet acı bir azap vardır.</strong>” (Tevbe: 79)</p>
<p>Münafıkların sırf olumsuz tipler olduğunu âyet ne güzel tasvir ediyor! Kendileri zengin oldukları halde, hizmet için vermiyorlar. Elinden geldiği kadar çok verenleri ise gösteriş yapmakla suçluyorlar. Fakir olduğu için az verenler hakkında: “Şunlara bakın: Bizans İmparatorluğunun kaleleri bunların sadakalarıyla fethedilecekmiş!” diyorlar.</p>
<p><strong>İnfakta miktar var mıdır?</strong></p>
<p><strong>وَيَسْأَلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ كَذَلِكَ يُبيِّنُ اللّهُ لَكُمُ الآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ</strong><br />
<strong>&#8220;…Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: &#8216;İhtiyaçtan fazla olanı.&#8221; (Bakara, 2/219.</strong></p>
<p><strong>وَالَّذينَ اِذَا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذلِكَ قَوَامًا</strong><br />
<strong>“Ve onlar ki, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” Furkan / 67-</strong></p>
<p>Farz olan sadakalarda nisabın dikkate alınacağı gibi; nafile olan sadakalarda da o kazancın devamını sağlamaya yarayan sermaye, tezgâh, işletme masrafları gibi şeylerle, ihtiyat sermayesi gibi şeyler, söz konusu infakın dışında tutulacak ve bu husus hiçbir zaman gözden uzak bulundurulmayacaktır.</p>
<p>Zaman olur ki evlâdu iyal, din ve millet uğrunda bütün mal varlığının harcanıp infakı gerekir. İşte bundan dolayıdır ki, &#8220;<strong>hayırda israf olmaz</strong>&#8221; denilmiştir. Fakat bu yüce derece, en büyük olgunluk sahibi kimselerin işidir ki, bunlar &#8220;<strong>Kendileri darda olsalar bile başkalarını kendilerine tercih ederler</strong>.&#8221; medh ü senâsına mazhardırlar. (Haşr, 59/9)</p>
<p>Efendimiz; &#8220;<strong>Uhud dağı kadar altınım olsa üç günden fazla saklamazdım</strong>&#8221; demiş, (Buhârî, &#8220;Zekât&#8221;,4) hayatı boyunca dünyalığa önem vermemiş, vefatından sonra birkaç şahsî eşyasından ve çok az miktarda maldan başka bir şey bırakmamıştı. Üstelik Efendimiz vefat ederken <strong>zırhı bir Yahudi de rehin bulunuyordu</strong>. (Buhârî, Rehn 2, 5)</p>
<p><strong>Zor zamanlarda muavenet daha kıymetlidir.</strong></p>
<p>Hizmet elli yıllık geçmişi olan bir “<strong>ıslah hareketi</strong>”dir. Buna “<strong>bütün kurum ve kuruluşlarıyla insanlığın barış, kardeşlik ve saadetine adanmış bir seferberlik</strong>” de diyebiliriz.</p>
<p>On yıldır uygulanan planlı ve sistemli bir tahribat projesi, kurum ve kuruluşlarımızı gasp etti, faaliyetlerimizi engelledi; ama hamdolsun insanlarımız hâlâ yaşıyor. <strong>Mademki insanımız hâlâ yaşıyor, ama olağanüstü mahrumiyetler ve sıkıntılar içinde bulunuyorlar</strong>, elbette imkânı olanlara düşen en büyük görev, onlar kalıcı bir rahatlamaya kavuşuncaya kadar yardım etmektir. Efendimiz (s.a.s): “<strong>Müslümanların işleriyle ilgilenmeyen kimse, onlardan değildir.</strong>” (Taberânî, el-Mûcemü’s-sağîr, II, 131) buyurmuşlardır.</p>
<p>Hadis-i Kutside geçtiği üzere Allah (c.c) Kıyamet günü şöyle der:<br />
“Ey âdemoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin”.<br />
Âdemoğlu: Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl ziyaret edebilirdim? der.<br />
<strong>Allah Teâlâ</strong>: “Falan kulum hastalandı, ziyaretine gitmedin. Onu ziyaret etseydin, beni onun yanında bulurdun. Bunu bilmiyor musun? Yine;<br />
<strong>Ey Âdemoğlu</strong>! Beni doyurmanı istedim, doyurmadın” buyurur.<br />
<strong>Âdemoğlu</strong>: Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl doyurabilirdim? der.<br />
<strong>Allah Teâlâ</strong>: “Falan kulum senden yiyecek istedi, vermedin. Eğer ona yiyecek verseydin, verdiğini benim katımda mutlaka bulacağını bilmez misin?<br />
<strong>Ey Âdem oğlu</strong>! Senden su istedim, vermedin” buyurur. Âdemoğlu:<br />
<strong>Ey Rabbim!</strong> Sen âlemlerin Rabbi iken ben sana nasıl su verebilirdim? der.<br />
<strong>Allah Teâlâ</strong>: “Falan kulum senden su istedi, vermedin. Eğer ona istediğini verseydin, verdiğinin sevâbını katımda bulurdun. Bunu bilmez misin?” buyurur. R. Salihin, 898; Müslim, Birr 43) (Şamile,2569).</p>
<p><strong>Yardımlaşma; kardeşliğin, vefanın, tesanüdün gereği olduğu gibi vifak ve ittifakın devamı için de şarttır. Uhud sonrası sahabenin sargılar içinde birbirlerine destek vererek Mekkelileri takibe gittikleri gibi</strong> bizlerde kendi yaralarımızı yine kendimiz sarıp vazifelerimizi yerine getirmeye çalışacağız inşallah&#8230; Rabbimiz üzerimizden inayetini eksik etmesin.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/09/INFAK.HUTBE_.-29.09.23.docx">INFAK.HUTBE. 29.09.23</a> (WORD)</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/09/INFAK.HUTBE_.-29.09.23.pdf">INFAK.HUTBE. 29.09.23</a> (PDF)</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-infak/">CUMA HUTBESİ | İnfak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halil Olmak Ne Güzel!</title>
		<link>https://hizmetten.com/halil-olmak-ne-guzel/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jun 2023 07:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Halil İbrahim]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Olmak Ne Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[infak]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=32443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bizzat sevdiğiniz (mal, bilgi, eşya…) dan infak etmedikçe gerçek fazilete ve kâmil manâda iyiliğe ulaşamaz, (ebrardan olamazsınız.) Bununla beraber, her ne infak ederseniz, Allah onu mutlaka bilir. (Al-i İmran-92) Hani günler vardı&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/halil-olmak-ne-guzel/">Halil Olmak Ne Güzel!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>Bizzat sevdiğiniz (mal, bilgi, eşya…) dan infak etmedikçe gerçek fazilete ve kâmil manâda iyiliğe ulaşamaz, (ebrardan olamazsınız.) Bununla beraber, her ne infak ederseniz, Allah onu mutlaka bilir. (Al-i İmran-92)</em></p>
<p>Hani günler vardı hem gecelerinde hem de gündüzlerinde harıl harıl koşulan; kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, işçisiyle memuruyla, zenginiyle fakiriyle koşturulan o tatlı günler… Neredeyse istirahate bile vakit bulunamayan günler, aylar ve yıllar. <strong>O zamanlarda saklıydı güzel anlar ve sadece o anları yaşayanlar o zaman dilimlerinin hazzını anlar.</strong> Ülkesi için, memleketi için, inandığı değerler için, insanlık, belki de gelecek nesiller için ter dökülen o günler. Fedakarlığın, zirvelerde yaşandığı zamanın altın dilimleriydi çünkü o demler, dönemler.</p>
<p>Hani mevsimleri gözetleriz yer yer. Bahar gelse, yaz gelse de piknik yapsak tatile çıksak diye. Bayramları gözetleriz. Akrabalarımızla, dostlarımızla kucaklaşalım diye.</p>
<p><strong>Müminlerin hayatında farklı mevsimler de vardır</strong>. Üç aylar gibi, ramazan ayı gibi, mübarek geceler gibi. Geceler de kendine göre ayrı bir mevsimdir. Gecedir ama mevsim kadar değerlidir. <strong>O geceler ki bir sabah olur, elleri bayramlara değer</strong>. Diğergam gönüllerin coştuğu, duyguların alabildiğine saflaştığı, gurbetlerin kurbete (yakınlığa) dönüştüğü bayramlara. Öncesi de sonrası da binler hayra, binler manevi mükafata açılan bayramlara.</p>
<p>Böyle bayramlar öncesinde arkadaşlarla dostlarımızı, tanıdıklarımızı tek tek dolaşıyor; kâh evlerde, kâh işyerlerinde kimi zaman tek tek, bazen de toplu vaziyette dertleşiyorduk. <strong>Bu bizim günlük halimizdi. Yeryüzünde bir cehalet yangını vardı.</strong> Kıtalar bağnazlığın pençesi altında inim inim iniyor, ülkelerin bir kısmı fakirliğin girdabında boğuluyor, diğer bir kısmı ideolojilerin paletleri altında eziliyor, zulümler görüyorlardı.<strong> Sonuçta dünya buhranlar anaforunu yaşıyordu. Duyarlı bir insanın, bir müminin, bir adanmış ruhun yerinde durması ne yapmalıyım ne yapmalıyız, diye sormadan ve harekete geçmeden yaşaması mümkün müydü?</strong></p>
<p>Böyle bir dünyada bencilliğe yer olamazdı. Kimin elinden ne geliyorsa onu yapmalıydı. Bir önceki yazımızda, vermenin, paylaşmanın, başkası için yaşamanın, ne kadar önemli olduğunu vurgulamaya çalıştık. <strong>Efendimiz (s.a.s.)’den, etrafındaki altın halkadan günümüze kadar gelmiş infak kahramanlarından örnekler gördük.</strong></p>
<p>Vazife şuuruna erenlerin nasıl da malından, canından vaz geçtiğine şahit olduk. <strong>Fedakarlığın zirvelerinde, zirve insanlar vardır</strong>. Asırlar geçse bile dünyanın her yerinde her gün anılan o yüce Nebi Hz. İbrahim (a.s.)’ın fedakarlığına, cömertliğine yerler gökler şahit oldu.</p>
<p>Melekler, Allah’ın izniyle, Hazret-i İbrahim’i ziyaret ederler. Uzun bir yoldan gelmiş, saçı-sakalı dağınık, üstü-başı perişan birer misafir edasıyla İbrahim Nebi’nin yanına varırlar. <strong>Onun duyacağı şekilde “Sübbûhun Kuddûsün Rabbu’l-melâiketi ve’r-rûh” derler</strong>. Kalbi ötelerden gelen esintilere açık olan İbrahim Aleyhisselam, Cenâb-ı Hakk’ı tesbîh u takdîs etmek için çok iyi seçilmiş bu kelimeleri ve onların seslendirilişindeki lâhûtîliği duyunca pek sevinir.</p>
<p><strong>“Aman Allahım, bu ne güzel bir söz!” diyerek hayranlığını ifade eder ve “Servetimin üçte biri sizin olsun, yeter ki o tesbîhi bir kere daha söyleyin” der</strong>. Melekler, kendilerine has bir ses ve eda ile o tesbîhi tekrar edince, Allah’la alakası açısından tesbîh u tazime ve vahye aşina olan <strong>Halilürrahman</strong>, o sözdeki derinliğin kendi ruhunda hasıl ettiği tesir neticesinde, bir kere daha aynı tesbîhi duymak için malının tamamını vermeye de razı olur. Nihayet, “Değil mi ki bana bu tesbîhi dinletip öğrettiniz, ben de size köle oldum!” diyerek meleklere mukabelede bulunur. <strong>Bu davranışıyla da sahip olduğu her şeyi, hatta canını bile Cânan yolunda feda edebileceğini gösterir.</strong>”</p>
<p>Bir mümin Allah için yaşamalı, onun için dertlenmeli, O’nun yolunda, rızasını kazanma istikametinde koşmak gaye-i hayali olmalı. Fırsatları kollamalı. Kur’an farklı surelerde zekatla, infakla alakalı çok vurgu yapar. <strong>Ancak Müminun suresi 4. ayette “Onlar zekât vermek için çalışırlar” çok farklı bir şey söyler. Onlar sadece vermiyorlar, vermek için çalışıyorlar</strong>.</p>
<p>Daha çok vermek için çok daha fazla kazanmak düşüncesiyle birlikte, insanları Allah için vermelere teşvik etmek, yardımlar organize etmek, <strong>himmetleri birleştirip, sızıntıların çağlayana dönüşmesini sağlayıp, yeryüzüne ab-ı hayat sunmak… Ne kadar masum ne kadar güzel değil mi?</strong></p>
<p>Bir ağaç düşünün her mevsim taptaze meyvelerini insanlara takdim ediyor ve o meyvelerden yiyenler o lezzetlerde sanki yeniden diriliyor. <strong>İşte mümin böyle olmalı, can vermeli, ümit vermeli, hayata tat vermeli</strong>.</p>
<p><strong>Hz. İbrahim (a.s.) yaptığı fedakarlıklarla Allah katında “Halil” olma vasfını kazanıyor</strong>. Yani kâinatın sahibi Yüce Allah’ın dostu oluyor. Her dönemin İbrahimleri, Halilleri vardır. <strong>Bazılarının isimleri, bazılarının vasıfları Halil’dir. Haliller, Halitler, Halisler eksik olmaz dünyada</strong>.</p>
<p>Çeyrek asır önceydi bir arkadaşımla belirlediğimiz isimleri ziyarete gidiyor, derdimizi anlatmaya çalışıyorduk. Bir delikanlı ile görüştük, güzel bir insandı. Yapılması gerekenlerin üzerinde durduk, okul dedik, eğitim dedik, nesle sahip çıkma dedik, yurtiçi yurtdışı dedik, bekleyenler var dedik. Yurtdışından bir arkadaşım aramış ısrarla bir okul açılması için ricada bulunmuştu, arkadaşımıza bunu anlattık. <strong>Beklenmedik bir fedakârlık sergiledi, bizi duygulandırdı. Bu güzelliği nasip eden Allah’a hamdler eyledik</strong>. Günlerden cumartesi idi. Çok yoğun ve çok güzel bir gün olmuştu.</p>
<p><strong>Mal da Allah’ındı mülk de. O sadece bize emanet olarak vermişti. Samimiyetimizi ölçüyordu.</strong></p>
<p>Ertesi gün, pazar sabahı, yine yola çıktık arkadaşımla. Telefonda bir beyefendi. Bizi işyerine davet ediyordu. Yolu değiştirdik. <strong>İçeri girdiğimizde adamı ağlar halde bulduk. Merak ettik, biz de hüzünlendik. Anlattı.</strong></p>
<p>Dün hacı ablanla gece namazına kalktık. <strong>Ablan biraz Kur’an okuyalım dedi</strong>. Olur dedim. Bana bir yer aç dedi. Açtım. Al-i İmran 92. ayet duruyordu karşımızda. Hacı ablan manasını sordu. Okudum. <strong>Ağlamaya başladı ve bu ayet bize bir şeyler söylüyor dedi</strong> ve devam etti. Çocukların gittiği hayır kuruluşları var, güzel hizmetler yapıyorlar, babamdan kalan <strong>üç katlı evi ve bahçesini bu güzel insanlara bağışlamak istiyorum</strong>. Abinin ağlaması daha da arttı bu ara. Eşim böyle güzel bir hayır yapar da ben geri kalır mıyım? <strong>Çok zor şartlarda aldığım bir arsa vardı, ben de onu bağışlıyorum dedim. Hemen tapuları çıkardım ve işleme koydum,</strong> aradan zaman geçmesin, nefis araya girmesin diye. Siz de şahit olun.</p>
<p>Halil olmanın, manevi ticaretlerle geleceğimizi satın almanın yolundayız. Allah için alan, Allah için veren, Allah için yaşayanlar olma ümidindeyiz.</p>
<p><strong>İşte şimdi de bir mevsim geldi. Kurban mevsimi. Gurbetleri, kurbetlere çevirme mevsimi…</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/halil-olmak-ne-guzel/">Halil Olmak Ne Güzel!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bugün de gayret, himmet ve infakla şahlanan nice babayiğitler var! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/bugun-de-gayret-himmet-ve-infakla-sahlanan-nice-babayigitler-var-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2022 04:30:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[babayiğit]]></category>
		<category><![CDATA[himmet]]></category>
		<category><![CDATA[infak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün de gayret, himmet ve infakla şahlanan nice babayiğitler var!.. *Günümüze gelinirken yeniden bir fetret dönemi oldu. Bir dönemde öyleydi, insanlar adeta dilencilik yaparak o Kur’an kurslarını açmak için koşuyorlardı.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bugun-de-gayret-himmet-ve-infakla-sahlanan-nice-babayigitler-var-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Bugün de gayret, himmet ve infakla şahlanan nice babayiğitler var! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün de gayret, himmet ve infakla şahlanan nice babayiğitler var!.. *Günümüze gelinirken yeniden bir fetret dönemi oldu. Bir dönemde öyleydi, insanlar adeta dilencilik yaparak o Kur’an kurslarını açmak için koşuyorlardı. Allah ebeden razı olsun, Süleyman Efendi Hazretleri ve talebeleri, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri ve taraftarları, Çarşamba Cemaati ve taraftarları… Hepsinden Allah razı olsun. Çok zor elde ediyorlardı ve o zoru Allah’ın izniyle işler hale getiriyorlardı.</p>
<p>*Sonra Allah Teâla günümüzde Hizmet ve Hareket şeklinde ifade edilen, öyle algılanan, öyle kabul edilen ve artık bir dünya meselesi haline gelen Camia’yı da istihdam buyurdu. Batılı bütün devletlerin iki-üç yüz senede gerçekleştiremedikleri işleri, ekonomik durumu orta ölçekte olan Türkiye, Allah’ın izniyle realize etmesini bildi; Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Abazasıyla Anadolu insanı bunu başardı.</p>
<p>*Sizin o koskoca devletiniz, milleti idare eden insanlar, sizin mefkûre dünyanız, gaye-i hayaliniz, ruh ve mana kökleriniz adına kazandırdığınız şeylerin yüzde birini kazandırmamışlardır. Boş iddialara bakmayın. Kuruntularının arkasından koşuyorlar. Allah bunları yapmaya sizi muvaffak kılmıştır ve bundan sonra da çok daha büyük şeyler yapmaya inşaallah muvaffak kılacaktır. Onun için sinek ısırması nev’inden maruz kaldığınız şeyleri nazar-ı itibara almayarak, Allah’ın izni ve inayetiyle, dökülün, saçılın!.. Bir dönemde arkadaşların yaptıkları ve hâlâ yapıyor oldukları gibi himmetle şahlanın!.. Şimdiki bin üç yüzü, iki bin altı yüz yapmaya bakın!.. Durmadığını gösterin bu işin!..</p>
<p>*Sonraki dönemlerde de dini gayret, himmet ve infakın ziyadesiyle değer kazandığı zaman dilimlerinden bahsedilebilir mi? Günümüz de işte öyle bir zaman dilimidir. Fakat o kapı da aralandı, insanlar alıştılar ona. Bu noktada bir ölçü olması adına bugünkü gibi hatırladığım bir hatıramı nakletmek istiyorum: İzmir Bozyaka’da insanların yardımına başvurulmuştu. Orada meselenin ehemmiyetiyle ilgili bir konuşma yaptıktan sonra emaneten yatıp kalktığım odama doğru yönelmiştim. Utanıyordum da.. kendime istemiyordum.. alan başkası, yazan başkası, hesap eden başkası.. ama yine de utanıyordum. Ben odaya girerken birisi merdivenlerden hızlı hızlı yukarıya doğru çıkarak yanıma geldi. Astsubaylıktan emekli olmuş o zatı tanıyordum. Elinde şangır şangır anahtarlar, “Orada herkes himmet etti, benim verecek bir şeyim yoktu, evimin anahtarlarını getirdim!” dedi.</p>
<p>Emeklilik parasıyla satın almış olduğu evinin anahtarlarını elime attı. Bu göz yaşartıcı tablo karşısında ben ona dinde böyle bir mükellefiyet olmadığını söyleyip anahtarları iade ettim. Daha sonra da “Git, çoluk çocuğunla evinde otur. Rabbim sana verdikçe, sen de infakta bulunursun.” dedim. Ben bugün de bu coşkun duygu ve heyecanın yaşandığı ve bundan sonra da yaşanacağı kanaatini taşıyorum.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bugun-de-gayret-himmet-ve-infakla-sahlanan-nice-babayigitler-var-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Bugün de gayret, himmet ve infakla şahlanan nice babayiğitler var! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sizden birisi Uhud Dağı kadar altın infak etse… &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/sizden-birisi-uhud-dagi-kadar-altin-infak-etse-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2022 04:32:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[infak]]></category>
		<category><![CDATA[Uhud dağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27743</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soru: Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz “Ashabıma sebbetmeyiniz. Sizden birisi Uhud Dağı kadar altın infak etse, ashabımdan birinin verdiği yarım müdd sadakaya ulaşamaz.” buyuruyor. Asr-ı Saadet’te infakı bu&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sizden-birisi-uhud-dagi-kadar-altin-infak-etse-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Sizden birisi Uhud Dağı kadar altın infak etse… | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Soru: Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz “Ashabıma sebbetmeyiniz. Sizden birisi Uhud Dağı kadar altın infak etse, ashabımdan birinin verdiği yarım müdd sadakaya ulaşamaz.” buyuruyor. Asr-ı Saadet’te infakı bu kadar değerli kılan hususlar nelerdir? Sonraki dönemlerde de dinî gayret, himmet ve infakın ziyadesiyle değer kazandığı zaman dilimlerinden bahsedilebilir mi? </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) sahih hadis-i şerifte ashabı için öyle buyuruyor. Cevahir kadrini cevher-fürûşân olmayan bilmez. Onlar O’nun kâmetini biliyorlardı; O da ashabının kadr u kıymetini ve kıvamını biliyordu. Allah’ın izniyle, insanlığın idbârını ikbâle çevirebilecek bir kadro olduğunu çok iyi biliyordu; Allah’ın bildirmesiyle biliyordu; o yüksek firasetiyle, fetanetiyle ve okumasıyla biliyordu. Yüzlerinden ve kalbî heyecanlarından onları okuyordu. Bu açıdan da mezkûr ifade </span><span class="style-scope yt-formatted-string strikethrough" dir="auto">haşa</span><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> onlara bir iltifatta bulunma adına değildi, bir realiteyi ifade ediyordu. Çünkü O’nun lal ü güher beyanları içinde katiyen riyanın, süm’anın, şunu bunu hoşnut etmenin zerresi yoktu. Ne konuşuyorsa, milimi milimine doğruydu; söylediği sözler neye dairse şayet, onun numarasına ve drobuna fevkalade uygun ve vakıa mutabıktı. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*“Sizden birisi Uhud Dağı kadar altın infak etse…” O gün Medine-i Münevvere’de en yüksek gibi görünen dağın Uhud Dağı olmasının yanı başında bir de Uhud Dağı’nın kıymeti var. Bu kıymet değişik vesilelerle vurgulanıyor. Uhud Harbi’nde o mübarek dağın eteklerinde Müslümanlar kutsal, muvakkat bir hezimet yaşıyorlar. Uhud’da böyle bir hadise yaşandığından dolayı ihtimal bazılarının kafalarına “Bu dağ uğursuz galiba!” şeklinde bir düşünce gelebilirdi. Bundan dolayı Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir yerde şöyle buyuruyor: “Uhud öyle bir dağdır ki biz onu severiz o da bizi sever.” Bu açıdan da Uhud, Ağrı ve Everest gibi büyük değilse de kıymet-i maneviyesi itibariyle çok büyük. Rasûl-ü Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) Efendimiz’in vurgulamak istediği hususlardan biri budur: Uhud Allah Rasûlü’nü seven ve Allah Rasûlü’nün sevdiği bir dağdır.</span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> *Başlangıçta Ashab-ı kiram efendilerimiz de vermeyi, infak etmeyi çok bilmiyorlardı. Hâşâ onlara bilmiyorlardı demek, bilmeme sözünü onlara nispet etmek saygısızlık olur fakat onlar bildikleri her şeyi dinle öğrendiler, o Muallim-i azamla, o Mürşid-i azamla öğrendiler.</span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sizden-birisi-uhud-dagi-kadar-altin-infak-etse-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Sizden birisi Uhud Dağı kadar altın infak etse… | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnfak Ayı: Ramazan</title>
		<link>https://hizmetten.com/infak-ayi-ramazan-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2021 19:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[iftar zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[infak]]></category>
		<category><![CDATA[MC EU TV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazanımıza renk katan &#8216;iftar zamanı&#8217; programının 14. sü yayınlandı. http://video.writeclouds.com/2021/04/27/zzcBoN77Zi-f.mp4 You Tube aracılığı ile Raindrops kanalından Uydu aracılığı ile de MC TV&#8217;den yayınlanan program yine dopdoluydu. &#160; http://video.writeclouds.com/2021/04/27/zzcBoN77Zi-f.mp4 Güney Afrika&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/infak-ayi-ramazan-2/">İnfak Ayı: Ramazan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="page-summary"></h2>
<div>Ramazanımıza renk katan &#8216;iftar zamanı&#8217; programının 14. sü yayınlandı.</div>
<div></div>
<div>http://video.writeclouds.com/2021/04/27/zzcBoN77Zi-f.mp4</div>
<div></div>
<div>You Tube aracılığı ile Raindrops kanalından Uydu aracılığı ile de MC TV&#8217;den yayınlanan program yine dopdoluydu.</div>
<p>&nbsp;</p>
<div style="width: 640px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-18950-2" width="640" height="360" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="http://video.writeclouds.com/2021/04/27/zzcBoN77Zi-f.mp4?_=2" /><a href="http://video.writeclouds.com/2021/04/27/zzcBoN77Zi-f.mp4">http://video.writeclouds.com/2021/04/27/zzcBoN77Zi-f.mp4</a></video></div>
<div>Güney Afrika Nizamiye Medresesi öğrencilerinden Abdulbhasit Mumuni İsra sure’sinden bir aşır okudu</div>
<div></div>
<div>Kemal Gülen&#8217;in günün hikayesi köşesinde “peygamber sevgisi”&#8217;ni anlattı</div>
<div></div>
<div>İftar sofrası ise Avustralya’dan geldi . Bu defa soframız çok geniş, 220 kişilik bir iftar bu.</div>
<div></div>
<div>Pınnacle College ve Mcyess Vakfı toplum liderlerini bir araya getirdi.</div>
<div></div>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_16694"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/v5f-oITdzSY?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/infak-ayi-ramazan-2/">İnfak Ayı: Ramazan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="http://video.writeclouds.com/2021/04/27/zzcBoN77Zi-f.mp4" length="20555125" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>İsmet Macit Hane-i Saadet&#8217;te Ramazan&#8217;ı anlattı</title>
		<link>https://hizmetten.com/ismet-macit-hanei-saadet-ramazan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2020 15:10:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[CAnlı]]></category>
		<category><![CDATA[infak]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=9639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efendimizin Hane-i Saadetinde Ramazan:İnfak Ufku 11 Ay&#8217;ın Sultanı geldi, hoş geldi. Rahmet ayının iklimi tüm inanları kuşatmaya başladı. Hizmetten.com ekibi olarak her gün konuklarımızla Ramazan sohbetlerini CANLI olarak sizlerle buluşturmaya&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ismet-macit-hanei-saadet-ramazan/">İsmet Macit Hane-i Saadet&#8217;te Ramazan&#8217;ı anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Efendimizin Hane-i Saadetinde Ramazan:İnfak Ufku</h1>
<p>11 Ay&#8217;ın Sultanı geldi, hoş geldi. Rahmet ayının iklimi tüm inanları kuşatmaya başladı. Hizmetten.com ekibi olarak her gün konuklarımızla Ramazan sohbetlerini CANLI olarak sizlerle buluşturmaya başladık.</p>
<p>Bugünkü CANLI yayın konuğumuz Hukukçu-Yazar İsmet Macit. İsmet Macit Peygamber efendimizin Hane-i Saadetlerinde Ramazanların nasıl geçtiğini anlattı.Ve tabi ki de Ramazan&#8217;ın en önemli noktalarından birisi de infak etmek.</p>
<p>Sohbetlerin tekrarını Hizmetten YouTube kanalımızdan ve web sitemizden takip edebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=flc-A43zYvg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Hizmetten YouTube kanalımıza ulaşmak için tıklayınız.</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/flc-A43zYvg" width="853" height="480" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4fa.png" alt="📺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />YouTube Kanalımız:<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4fa.png" alt="📺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><br />
<a href="http://www.youtube.com/c/Hizmetten" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.youtube.com/c/Hizmetten</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ismet-macit-hanei-saadet-ramazan/">İsmet Macit Hane-i Saadet&#8217;te Ramazan&#8217;ı anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
