<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ihlas arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/ihlas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/ihlas/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:18:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>ihlas arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/ihlas/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İhlası delik deşik eden, bir güve gibi kemiren şeyler vardır! &#124; M. Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/ihlasi-delik-desik-eden-bir-guve-gibi-kemiren-seyler-vardir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 04:13:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[delik deşik eden]]></category>
		<category><![CDATA[güve]]></category>
		<category><![CDATA[ihlas]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen hocaefendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29958</guid>

					<description><![CDATA[<p>İhlas’ın Güveleri *İhlası yiyen, delik deşik eden, bir güve gibi kemiren şeyler vardır. “Hissiyât-ı süfliye” diyor Bayağı bir kısım hisler; garîze-i beşeriye ve hayvaniye gibi şeyler. Rahatlık duygusu, şöhret arzusu,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ihlasi-delik-desik-eden-bir-guve-gibi-kemiren-seyler-vardir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">İhlası delik deşik eden, bir güve gibi kemiren şeyler vardır! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">İhlas’ın Güveleri </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*İhlası yiyen, delik deşik eden, bir güve gibi kemiren şeyler vardır. “Hissiyât-ı süfliye” diyor Bayağı bir kısım hisler; garîze-i beşeriye ve hayvaniye gibi şeyler. Rahatlık duygusu, şöhret arzusu, korku ve bohemlik gibi hisler. Ve “menâfi-i cüz’iye” diyor. Bütün bir dünya da olsa eğer uhrevîlik ve melekûtîlik adına size bazı şeyleri kaybettiriyorsa, onların hepsi cüz’î şeylerdir, menâfi-i dünyeviyedir; size büyük şeyleri kaybettiriyor.. ihlas kırılıyor bunlarla. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Hissiyât-ı süfliyye ve menâfi-i cüz’iyeyle ihlas kırılırsa </span><span class="style-scope yt-formatted-string strikethrough" dir="auto">hafizanallah</span><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> insanlar “Allah yolu” derler, “hizmet yolu” derler çıkarlar da sonra halkın teveccühü olur, imrenir bir yere girerler.. ondan sonra dün fakirdiler, gecekondularda oturuyorlardı; bugün “Hazır böyle bir fırsat doğmuşken </span><span class="style-scope yt-formatted-string strikethrough" dir="auto">insanlar da şakır şakır imkanlarını bizim önümüze döküyorsa şayet</span><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> bu bizim hakkımız. Söz de bizde bitiyor. Biz niye böyle gemisiz, villasız, yalısız yaşayalım ki, bizim de olsun.” derler. Bunlar irtişâ bile olsa… Zaten diyenler de var: “Hediyedir aslında bunlar. Hediye veriyorlar, dolayısıyla siz de onlara mukabelede bulunuyorsunuz; Efendimiz’in hadisine uyarak: Size birisi hediye verdiği zaman, siz de ona bir hediyeyle mukabelede bulunun!” Böyle ancak Dümbüllü İsmail’i güldürecek şeylerle onlara payanda olursanız, destek olursanız, onlar da </span><span class="style-scope yt-formatted-string strikethrough" dir="auto">maşallahı var zaten</span><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> o mübarek başlarını alır balıklamasına girerler o işe. Allah öyle bir sukuttan sizi, sizin neslinizi, sizin gibi düşünenleri muhafaza buyursun. Sukuttur, kazanma yolunda kaybetme demektir; şehrahta, otobanda trafik kazası yapmak demektir. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Bazı kimseler böyle şirazeden çıkarlarsa, endazesiz yaşarlarsa, ölçüleri görmezlikten gelirlerse, izan bilmezlerse ne olur? Hizmetteki kardeşlerimizin hukukuna tecavüz olur. Bir tek fert bile yapsa, “bunlar da böyle” derler. Hani şimdi demiyorlar mı? Bazılarımızın bazı yanlışları, bazı hatalarıyla herkesi karalıyor, bir yönüyle Hizmet hakkında olumsuz bir algı oluşturuyorlar. Bir diğer taraftan da kendileri gırtlaklarına kadar günaha giriyorlar. Yahu bir insan yapmıştı onu, iki insan yapmıştı onu, yapmıştıysa şayet. Fakat koskocaman bir camiayı karalıyorlar. Hukukun temel disiplinleriyle de beraat-i zimmet esastır. Sonra suç şahsidir; kusuru varsa bir insanın, kusur şahsidir; onunla bir cemaatin, bir hareketin umum efradını kusurlu görmek meselesi öyle bir vebaldir, günahtır ve su-i zandır ki küfre denk sayılır o, hafizanallah.</span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ihlasi-delik-desik-eden-bir-guve-gibi-kemiren-seyler-vardir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">İhlası delik deşik eden, bir güve gibi kemiren şeyler vardır! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allahım, ihlasa ermeyi ve rızana mazhar olmayı diliyoruz! &#124; M. Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/allahim-ihlasa-ermeyi-ve-rizana-mazhar-olmayi-diliyoruz-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2023 04:30:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[Allahım]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[ihlas]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalbinizi Cenâb-ı Hakk’a tevcîh ettiğinizde, kirlenmemiş kalblerinizle O’na yöneldiğinizde, bugün olmasa yarın, yarın olmasa öbür gün, öbür gün olmasa daha sonraki gün siz onu duymaya namzet bulunuyorsunuz. Aslında bu duyduğunuz&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allahim-ihlasa-ermeyi-ve-rizana-mazhar-olmayi-diliyoruz-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Allahım, ihlasa ermeyi ve rızana mazhar olmayı diliyoruz! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalbinizi Cenâb-ı Hakk’a tevcîh ettiğinizde, kirlenmemiş kalblerinizle O’na yöneldiğinizde, bugün olmasa yarın, yarın olmasa öbür gün, öbür gün olmasa daha sonraki gün siz onu duymaya namzet bulunuyorsunuz. Aslında bu duyduğunuz şeyleri başkalarına da duyurma, gerçek bir ihyâ hareketi mimarlarına düşen vazifedir: İnsanları şeklîlikten kurtarma; sûrîlikten kurtarma; hakîki müslümanlığa, yani kalbî ve rûhî hayata yönlendirme; onların günlük siyasetin dedikodusundan sıyrılmalarını sağlama; Allah ile münâsebet mevzuunda kavî hale getirme…</p>
<p>*Bu açıdan öyle bir heyet oluşturmaya ihtiyaç var: Zannediyorum sadece kendi ülkeniz değil veya daha geniş dairede kendi dünyanız değil; İslam dünyası diye, şeklen belli bir coğrafya ile belirlenmiş İslam dünyası değil; belki belli ölçüde, dostlara dost seviyesinde, taraftara taraftar seviyesinde, kardeşe kardeş seviyesinde, beyne beyneye beyne beyne seviyesinde… “Yahu meğer insanlık buymuş! Bizim ütopyalarda aradığımız şeyi meğer bu insanlar yaşıyormuş!” derler. Bir yerde böyle maya mahiyetinde oluşturacağınız bu keyfiyet, bu engin hal, dalga dalga bütün dünyaya yayılacak, bütün dünyadan beklediğiniz şeyleri o zaman Allah’ın izni inâyetiyle bulacaksınız. İnsanlığın böyle bir dirilişe ihtiyacı var.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allahim-ihlasa-ermeyi-ve-rizana-mazhar-olmayi-diliyoruz-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Allahım, ihlasa ermeyi ve rızana mazhar olmayı diliyoruz! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet&#8217;te İhlas ve Samimiyet</title>
		<link>https://hizmetten.com/hizmette-ihlas-ve-samimiyet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2022 12:31:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[ihlas]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Al Şengül]]></category>
		<category><![CDATA[samimiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24448</guid>

					<description><![CDATA[<p>MEHMET ALİ ŞENGÜL Kâinat ve hayat, insanla kemale ulaşıyor. İnsan, hayat sayesinde maddî ve manevî nimetlerden istifade ediyor. Nimetler şükürle devam etmekte, nankörlük ise şiddetli azabı netice vermektedir. (İbrahim,14/7). Onun&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmette-ihlas-ve-samimiyet/">Hizmet&#8217;te İhlas ve Samimiyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MEHMET ALİ ŞENGÜL</strong></p>
<p>Kâinat ve hayat, insanla kemale ulaşıyor. İnsan, hayat sayesinde maddî ve manevî nimetlerden istifade ediyor. Nimetler şükürle devam etmekte, nankörlük ise şiddetli azabı netice vermektedir. (İbrahim,14/7). Onun için, “Hakka hizmet, büyük ve ağır bir defineyi taşımak ve muhâfaza etmek gibidir. O defineyi omuzunda taşıyanlara ne kadar kuvvetli eller yardıma koşsalar daha ziyâde sevinir, memnun olurlar.” Allah ve Resûlüne ait hazineyi taşımakta olan mü’minler, nazarlarını rıza ufkuna kilitlemeli, kullukta Hak rızası için yarışmayı seçmelidirler.</p>
<p>Bu yolun yanılmaz ve yanıltmaz rehberleri Enbiya-yı izamdır (aleyhimüsselâm). Peygamberlere devrin şartlarına göre, meşru dairede nasıl hareket edecekleri, Allah tarafından talim edilmiş, onlar da emr-i ilahiyi yerine getirebilme adına, Hak yolunda her şeye katlanmışlardır.</p>
<p>En son Nebî olan Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) rehberliği, kıyamete kadar devam edecektir. Bizler de irademizle Efendimiz’in rehberliğini kabul etmişiz. Bugün zihin aydınlığı, gönül huzur ve itminanına sahipsek, merhum Âkif’in “Bir Gece” şiirinde, “Medyun ona cemiyeti, medyun ona ferdi; Medyundur o masuma bütün beşeriyet. Ya Rab! Mahşerde bizi bu ikrar ile haşret!” dediği gibi, bu mevzuda her şeyimizi Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) borçluyuz.</p>
<p>Bizler, Allah’ın ve Resûlünün emaneti olan İslâm davasına, ihlas ve samimiyetle sahip çıkmazsak, İmam Şafiî Hazretlerinin dediği gibi, “Yüce ve kutsî davanın ulvî dertleriyle meşgul olmaz isek, süflî arzular yakamızı bırakmaz.” O zaman zillet ve sefalete mahkûm hâle geliriz. Maddî, manevî, fikrî, kalbî ve ruhî çok şeyi kaybederiz. Bundan dolayı mü’minler ihlas ve samimiyetle Allah’a yönelmelidirler. Çünkü bazen fırtınalar sert esiyor, tsunamiler güçlü geliyor. Böyle hâdiselerin ağır bastığı dönemlerde, istikametten ayrılmama mevzuunda, acz ve zaafımızı itiraf edip tevekkül ve teslimiyet içinde, Allah’ın inayetine sığınmalıyız.</p>
<p>Hazreti Âdem (aleyhisselâm), cennette irtikâp ettiği zelleden (Tâ Hâ, 20/121) dolayı, mahcubiyetinden hâlini arz edip özür dilemek için 40 sene başını kaldıramamış, Hazreti Nuh (aleyhisselâm) kavminden çektiği gibi, hanımından ve oğlundan da (Tahrim, 66/10) çekmiştir. Peygamber hanesinde bulunmasına rağmen, şeytanla beraber olma ne büyük talihsizliktir! Buna “kazanma kuşağında kaybetme” denir.</p>
<p>Hazreti İbrahim (aleyhisselâm) ateşlere atılıyor. (Enbiya, 21/68–71). Firavunun sarayında Âsiye Validemiz üzerine düşeni yapıyor, Hazreti Musa’ya (aleyhisselâm) sahip çıkıp (Kasas, 28/9) sarayda büyütüyor.</p>
<p>Görüldüğü gibi, “İman bir mânevî tûbâ-yı cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir zakkum-u cehennem tohumunu saklıyor.” O zaman Cenab-ı Hakk’ın Firdevs cennetine mirasçı olabilmek için, “Öyleyse durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın.” (Mâide, 5/48) fehvasınca doludizgin koşmalıyız.</p>
<p>Öncelikle rıza-yı ilahiyi elde etmede, ihlas ve samimiyet çok önemlidir. Cenab-ı Hak, “Biz sana kitabı gerçeğin ta kendisi olarak indirdik. O halde sen de yalnız Allah’a ibadet et! İyi bilin ki halis din, yani bütün gönlüyle candan itaat, yalnız Allah’a yapılır.” (Zümer, 39/2–3) buyurmuştur.</p>
<p>İhlâs, Cenab-ı Hakk’a karşı vazife ve sorumlulukları, sırf Allah emrettiği için yapmanın, rızasını hedefleyerek yerine getirmenin adıdır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “İnsanlar helak oldu, âlimler müstesna. Âlimler de helak oldu, ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helak oldu, ihlas sâhipleri müstesna. İhlas sâhiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar.” buyurmuşlardır.</p>
<p>Hazreti Üstad, ihlasla ilgili olarak îsâr hasletini nazara verir. Cenab-ı Hak bir âyet-i kerimede: “<em>Bunlardan önce Medine’yi yurt edinip imana sarılanlar ise, kendi beldelerine hicret edenlere sevgi besler, onlara verilen ganimetlerden ötürü içlerinde bir kıskanma veya istek duymazlar. Hatta kendileri ihtiyaç duysalar bile o kardeşlerine öncelik verir, onlara verilmesini tercih ederler.</em>” (Haşir, 59/9) buyurur.</p>
<p>“Cenab-ı Hakk’ın rızâsı ihlâs ile kazanılır. Kesret-i etbâ’ ile ve fazla muvaffakiyet ile değildir.” Vazifemiz, ihlas ve samimiyetle temsilde bulunmaktır. Kalplerde tesiri yaratacak ancak Allah’tır. Cenab-ı Hak, “<em>Namazlara, hele salat-ı vustaya dikkat edin ve kalkıp huşu ile Allah’ın divanında durun</em>.” (Bakara, 2/238) buyururken, diğer bir ayeti kerimede ise, “<em>Allah’a ve Resulüne itaat edin, sakın birbirinizle ihtilaf etmeyin; sonra korkuya kapılıp zaafa düşersiniz, rüzgârınız (kuvvetiniz) gider. Bir de tam manasıyla sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir</em>.” (Enfal, 8/46) buyurmaktadır.</p>
<p>Cenab-ı Hakk’ın çok ciddi ikazlarından biri de şudur: “<em>Siz iyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve başkasına saldırmak hususunda birbirinizi desteklemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.</em>” (Maide, 5/2). Bu emr-i ilahiye ters hareket eden mü’minler, ihtilâfın İslâmiyet’e ne kadar zararlı olduğunu ve ehl-i dalâletin ehl-i hakka galebesini ne derece teshil ettiğini düşünmek durumundadırlar.</p>
<p>Hazreti Üstad, “… bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukâbilinde ve şiddetli tazyîkat karşısında ve savletli bid’alar, dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz hâlde, gayet ağır ve büyük ve umûmî ve kudsî bir vazife-i îmâniye ve hizmet-i Kur’âniye omuzumuza ihsân-ı ilâhî tarafından konulmuş.”  buyurarak bu hakikati ifade etmiştir. Yine Hazreti Üstad, “Ey kardeşlerim! Mühim ve büyük bir umûr-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır.” demiş ve bu mânilere ancak ihlas kuvvetiyle karşı konulabileceğine dikkatleri çekmiştir. Dolayısıyla insanın en büyük ve zararlı düşmanı, şeytandan sürekli sinyal alıp kötülük telkin eden nefsidir. Onun için nefs-i emmâreye itimat edilmemelidir, yoksa aldatır (Yusuf, 12/53).</p>
<p>Hazreti Üstad, ihlası kazanmak, muhafaza etmek ve mânileri defetmek için, şu düsturları tavsiye etmiştir: “Amelinizde rızâ-yı ilâhî olmalı… Bu hizmet-i Kur’âniye ’de bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek ve onların üstünde fazilet-füruşluk nev’inden gıbta damarını tahrik etmemektir… Bütün kuvvetinizi ihlasta ve hakta bilmelisiniz.… Kardeşlerinizin meziyetlerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmektir.”</p>
<p>Hazreti Üstad, yol güzergâhı adına da bazı prensipler sunar: “Medar-ı nizâ bir mesele varsa meşveret ediniz. Çok sıkı tutmayınız; herkes bir meşrepte olmaz. Müsamahayla birbirine bakmak şimdi elzemdir.”</p>
<p>Mü’minler, ağızlarını kirletmemelidirler. Dilin kirli olması, kalbin kirli olmasındandır. Temiz kalb, temiz kelime ve temiz düşünce üretir. Milyonların hakkı olan Hizmet’in bereketine zarar vermeme ve hakka girmeme esas olmalıdır.</p>
<p>“İhlâsı kazanmanın ve muhâfaza etmenin en müessir bir sebebi, râbıta-yı mevttir.” Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz.” buyurmuşlardır.</p>
<p>Yine Hazreti Üstad; “İ’lem Eyyühe’l-Aziz! Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor; sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahâzâ, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!” buyurmuştur.</p>
<p>Hazreti Üstad, “Eyvah aldandık!.. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün zâyi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar, gider… Kendine güvenen ve ebedî zanneden mağrur insan, zevâle mahkûmdur. Süratle gidiyor. Hâne-i insan olan dünya ise, zulümât-ı ademe sukut eder. Emeller bekâsız, elemler ruhda bâkî kalır.” ifadeleriyle de insanın hâlet-i ruhiyesini ne güzel anlatır.</p>
<p>Muhterem Hocaefendi’nin rehberliğinde, evrensel insanî değerleri temsil eden muhlis mü’minlerin, gönül erlerinin; dünya barışını, huzur ve güven ortamını gerçekleştirme adına, eksikleriyle beraber büyük fedakârlık göstermeleri neticesinde bu günlere gelinmiştir.</p>
<p>Mü’minler, Allah ve Resûlullah’la (sallallâhu aleyhi ve sellem) münasebetlerini sıkı ve sıcak tutmalıdırlar. Zerre kadar hayır ve şerrin hesabının sorulacağı (Zilzal, 99/7–8), hâkimler Hâkimi Allah’ın huzurundaki Mahkeme-yi Kübra unutmamalıdır. Zira âhiret iştiyakı ve hesap verme endişesi yoksa istikâmet korunamaz.</p>
<p>Not: Bu yazı Çağlayan dergisi temmuz 2021 sayısından alınmıştır.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmette-ihlas-ve-samimiyet/">Hizmet&#8217;te İhlas ve Samimiyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amelin Ruhu: İhlas</title>
		<link>https://hizmetten.com/amelin-ruhu-ihlas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2021 06:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[ihlas]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soru: Bir hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), أَخْلِصُوا أَعْمَالَكُمْ لِلهِ فَإِنَّ اللهَ لَا يَقْبَلُ مِنَ الْعَمَلِ إِلَّا مَا خَلَصَ لَهُ “Her zaman amellerinizde Allah’ın rızasını gözetin. Zira Allah, amelin&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/amelin-ruhu-ihlas/">Amelin Ruhu: İhlas</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em class="bold2">Soru: Bir hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), <span class="arabic">أَخْلِصُوا أَعْمَالَكُمْ لِلهِ فَإِنَّ اللهَ لَا يَقْبَلُ مِنَ الْعَمَلِ إِلَّا مَا خَلَصَ لَهُ </span>“Her zaman amellerinizde Allah’ın rızasını gözetin. Zira Allah, amelin sırf Kendisi için olanını kabul eder.” (Bkz.: ed-Dârakutnî, es-Sünen 1/51; el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân 5/33) buyurmaktadır. Efendimiz’in hedef olarak gösterdiği “amellerde Allah’ın rızasını gözetme” şuur ve hassasiyetini nasıl elde edebiliriz?</em></p>
<p><em class="bold2">Cevap:</em> Allah’a (celle celâluhu) gönül vermiş hakikî bir mü’minin, bütün tavır ve davranışlarında Allah’ın rızasını gözetmesi, bir an bile kendini mülâhazaya almaması, “Ben konuştum, ben yaptım, ben ettim.” dememesi, hatta yapıp ettiklerini hafızasından bile silmesi gerekir. Mü’min, bilhassa hak ve hakikate çağırırken, asla gırtlak ağalığı yapmamalı; bir yerde hak ve hakikat adına sohbet edecekse, konuştukları mutlaka gönlünün sesi olmalıdır. Neticeye ulaştığında ise o, yapmış olduğu işlerin, elde ettiği başarıların bir santimini bile kendisine ayırmamalıdır.</p>
<h3>Kalbden vizesiz ölü sözler</h3>
<p>Elbette böyle bir şuura ulaşma bir anda elde edilecek bir şey değildir. İnsanın, “Ben, var mıyım, yok muyum?” diyecek ölçüde sürekli kendini silme temrinatı yapıp, zamanla kendini görmeyecek bir keyfiyete ulaşması gerekir. Aksi takdirde yapılan hayırlı işlerin tesiri çok dar bir daireye münhasır kalacaktır da doğurgan olmayacaktır. Muvakkaten bir hareketlenme olsa da, yapılan hizmetler kalıcılık vaat etmeyecektir.</p>
<p>Günümüzde camilerde tilâvet edilen Kur’ân’ların, okunan ezanların, o süslü kametlerin, cemaati farza hazırlama adına okunan İhlâs-ı Şeriflerin onda biri bile, ihtimal, Devr-i Risalet-penahi’de yapılmıyordu. Bugün minarelerden okunan ezanlarla âdeta her yer lerzeye geliyor. Cami kürsülerinde, televizyon ekranlarında sürekli konuşmalar yapılıyor, vaaz u nasihatler ediliyor. Fakat bütün bunlar kalblere tesir etmiyor, gönüllere girmiyor, insanlar Saadet Asrı’ndaki gibi Allah’a yönlendirilemiyor. Çünkü ağızdan çıkan sözler, kalbden vize almıyor. Eğer bir insan,<span class="arabic"> اَللهُ أَكْبَرُ </span>“Allah büyüktür.” derken bile kendi büyüklüğünden dem tutuyor, belli ses ve nağmelerle kendini ifade ediyorsa; Allah ve Peygamber’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) bahsederken de onları ne kadar iyi anlatabildiğini gösteriyorsa, böyle birisi bütün bu sözlerinde zımnî bir yalana giriyor demektir.</p>
<h3>İmanda derinlik</h3>
<p>Böyle bir durum, iman ve Kur’ân hizmetine gönül vermiş insanlar için çok ciddî bir tehlikedir. Eğer bugüne kadar hep meselenin kenarından köşesinden gidilmiş ve olması gerektiği şekilde bir türlü işin merkezine otağ kurulamamışsa, o hâlde öncelikle yapılması gereken içe yönelmemiz, imanda derinleşme mevzuunda kendimizi rehabiliteye tâbi tutmamızdır. Esasında sahabî ahlâk ve anlayışı da bunu gerektirir. Çünkü onlar, birbirleriyle karşılaştıklarında,<span class="arabic"> تَعَالَ نُؤْمِنْ سَاعَةً </span><i>“Hele gel, seninle bir saat Allah’a iman edelim.”</i> derlerdi. (Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/265; İbn Hacer, el-İsâbe 4/83) Yani, “Şu ana kadarki imanımız bir şey ifade ediyordu. Ama bunun, yarın adına bir şey ifade edip etmeyeceğini bilmiyoruz. Bu yüzden onu bir kere daha gözden geçirelim.” Dikkat edilirse sahabîler, “Yeniden iman edelim.” değil de “bir saat Allah’a iman edelim” tabirini kullanmışlardır. Bunun anlamı da tıpkı Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ebû Zerr el-Gıfârî’ye (radıyallâhu anh),<span class="arabic"> جَدِّدِ السَّفِينَةَ فَإِنَّ الْبَحْرَ عَمِيقٌ </span><i>“Gemini bir kere daha elden geçirerek yenile, çünkü deniz çok derindir.”</i> (ed-Deylemî, el-Müsned 5/339) tavsiyesinde buyurduğu gibi, her gün yeni bir yolculuğa açılma demektir.</p>
<p>İnsan, yolculuğa çıkacağı zaman, “ne olur ne olmaz” diyerek arabasını gözden geçirdiği, motorundan tekerleğine onun parçalarını kontrole tâbi tuttuğu gibi, Allah karşısındaki sorumluluk ve vazifelerinde de restorasyona ihtiyacı olan yönlerini tamir etmeli, yeni bir konsantrasyonla imanını bir kere daha yenilemelidir. Çünkü çok derin olan bu hayat deryasına alelâde açılan bir insan, her an batabilir. Kaldı ki onun önünde berzahla başlayıp Cennet veya Cehennem’le noktalanacak upuzun bir yolculuk vardır. Dolayısıyla insan, bilmediği böyle bir yola çıkarken, çok iyi hazırlık yapmalıdır.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), hemen akabinde,<span class="arabic"> وَخُذِ الزَّادَ كَامِلاً فَإِنَّ السَّفَرَ بَعِيدٌ </span><i>“Azığını tastamam al, şüphesiz yolculuk pek uzun.”</i> buyurarak upuzun bir yolculuğa işaret etmiştir. İnsanın hazır ettiği azık, onu sırat köprüsünden geçirecek ve Cennet’e girmesine vesile olacak enginlikte bulunmalıdır. Oradaki sırat köprüsü, dünya köprüleri gibi değildir. Bir hamlede, bir nefhada sıratın bir başından girip öbür başından çıkma imkânı olmayabilir. Bu mevzudaki hadis-i şeriflerin ifadelerine bakılacak olursa o, belki dünya hayatımız kadar uzun bir yolculuk olacaktır. İnsanın Cennet’e girebilmesi de bu köprüden geçmesine bağlıdır.</p>
<p>İnsan, bu uzun yolculukta ihtiyaç duyacağı azığı edinmenin yanında, kendisine yük olacak her türlü hata ve günahtan da uzak kalmalıdır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu mânâyı da,<span class="arabic"> وَخَفِّفِ الْحِمْلَ فَإِنَّ الْعَقَبَةَ كَئُودٌ </span><i>“Sırtındaki dünya yükünü hafif tut, çünkü tırmanacağın yokuş sarp mı sarp.”</i> sözüyle ifade etmiştir. Yani insan, sırtında bir sürü hesapla kabre girmemeye, berzaha açılmamaya, mahşere düşmemeye ve sırattaki çengellere takılmamaya bakmalıdır.</p>
<p>Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hazreti Ebû Zerr’e yaptığı tavsiyesinde son olarak,<span class="arabic"> وَأَخْلِصِ الْعَمَلَ فَإِنَّ النَّاقِدَ بَصِيرٌ </span><i>“Amelinde ihlâslı ol, sadece O’nu düşün. Zira her şeyi görüp gözeten ve hakkıyla değerlendiren Rabb’in, senin yapıp ettiklerinden haberdardır.” </i>buyurmuştur. Bunu Hazreti Pîr’in ifadesiyle açıklamak gerekirse şöyle diyebiliriz: “Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillâh, livechillâh, lieclillâh rızası dairesinde hareket ediniz.” (Bediüzzaman, Lem’alar s.21 (Üçüncü Lem’a, Üçüncü Nükte)) Zira sizin davranışlarınızı kritik edip değerlendiren, onları değerler hanesine kaydeden Zât, sizi her zaman görüyor. Sizin hiçbir davranışınız O’na kapalı değildir. O, her şeyinize nigehbandır.</p>
<h3>Sürekli muhasebe</h3>
<p>İşte dünya hayatının bu çerçevede ele alınması gerekir. Bu meselenin zühul, gaflet, nisyan ve vurdumduymazlığa tahammülü yoktur. Hak dostlarından Esved İbn Yezid en-Nehâî’nin ifade ettiği gibi,<span class="arabic"> اَلْأَمْرُ جِدٌّ، اَلْأَمْرُ جِدٌّ </span><i>“İş bildiğiniz gibi değil; çok ama çok ciddî!”</i> (Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 2/104) Yani o, hafife alınacak, karambole havale edilecek, basit ve uluorta bir iş değildir. Çünkü burada sonsuz bir azaptan kurtulma veya kurtulamama meselesi söz konusudur. Dolayısıyla insanın, namazını, orucunu ve diğer ibadet ü taatini bu bilinçle değerlendirmesi ve sürekli kendisini muhasebe etmesi gerekir.</p>
<p>Bu itibarla insanın, herhangi bir meseleyi anlatırken, “Cenâb-ı Hak doğru konuştursun, doğru ifade ettirsin, sözlerimize tesir lütfeylesin, gönüllerde mâkes buldursun!” demesi işin bir yanıdır. Bunun yanında meselenin bencillikten kurtarılması ve ihlâsla yapılması da ayrı bir buududur. “Allah’ım, bütün sözlerim Senin rızana uygun cereyan etsin.” demeyi de hiçbir zaman ihmal etmemelidir. Farklı bir ifadeyle, Kur’ân’ın Hazreti Musa’nın yakarışıyla talim buyurduğu,<span class="arabic"> رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي يَفْقَهُوا قَوْلِي </span><em>“Rabbim! Yüreğime genişlik ver, işimi kolaylaştır. Dilimden şu bağı çöz ki sözümü anlasınlar.”</em> (Tâhâ sûresi, 20/25-27) duası, vird-i zebanımız olmalıdır. Fakat bununla birlikte,<span class="arabic"> مَعَ رِضَاكَ يَا رَبِّ </span>“Rabbim, Senin rızanla birlikte!” demeyi de ihmal etmemeliyiz.</p>
<h3>İhlâs âbidesi temsilciler</h3>
<p>Biraz daha açacak olursak insanın her zaman, “Deyip ettiklerimi rızanla derinleştir, hoşnutluğunla taçlandır! Teveccühünle, nazarınla, inayetinle, riayetinle onlara sonsuz derinlikler kazandır! Yoksa ben fânîyim, ahiret yurduna gittiğim zaman her şey bitecek. Günde elli, yüz defa yapacağım, edeceğim şeyler içinde Sen yoksan ne çıkar, bir anlamı yok!” diyebilecek yürekliliği ortaya koyması gerekir.</p>
<p>Merhum Nureddin Topçu, mevlit, naat ve münacaat okumakla kendilerini ifade eden insanlara “gırtlak ağaları” derdi. Çünkü o, samimiyete çok açık durur ve ihlâsın önemini sürekli vurgulardı. Hazreti Pîr’in bu konudaki duruşu ise baş döndürecek ölçüde şayan-ı takdirdir. O, ihlâssız ve samimî olmayan hiçbir şeyi kabullenmek istememiş; kalbinin muhassalası olmayan her şeyi yere çalmış ve üzerinde raks etmiştir. Günümüzde işte böylesine birkaç düzine ihlâs âbidesine ihtiyaç vardır. Zira dünyanın çehresini onlar değiştirecektir. Ücrete, takdire, tebcile bağlı vazife yapanların, muvakkat bir kıpırdanışa vesile olmaları söz konusu olsa da kalıcı herhangi bir şey yaptıkları şimdiye kadar görülmemiştir. Evet, meseleleri dünyeviliğe, takdir ve tebcile, çıkar ve menfaate bağlı götüren insanlar, muvakkaten bir tesir icra etseler bile, şimdiye kadar kalıcı ve ciddî bir şey ortaya koyamadıkları gibi bundan sonra da koyamayacaklardır.</p>
<p>İnsanlığın İftihar Tablosu ve O’nun Râşid Halifeler’inden sonra gelen Emevîlerin, Abbasîlerin, Harzemlilerin, Eyyûbîlerin, Selçukluların ve Osmanlıların İslâm’a birçok hizmetleri olmuştur. Onlar hususiyle belirli dönemlerde gül devrinin birer temsilcisi olarak vazife yapmış, sonra da birer yâd-ı cemil olarak ruhlarının ufkuna uçup gitmişlerdir. Fakat onlar, hiçbir zaman Râşid Halifeler’in elde ettiği başarı ve muvaffakiyetleri elde edememişlerdir. İşte bunun sebebi Râşid Halifeler’in derinlerden derin o baş döndürücü ihlâs ve samimiyetleridir. Bugün insanlığın şekle, surete, popülizme, takdire, alkışlanmaya, büyük büyük iddialara değil, yeryüzünde hakikî Müslümanlığın ihlasla yaşanmasına, samimiyetle temsil edilmesine, hâl ile gösterilmesine ihtiyacı vardır.</p>
<p><strong>Kaynak:Dert Musikisi/ M.Fethullah Gülen</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/amelin-ruhu-ihlas/">Amelin Ruhu: İhlas</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhlas Risalesi hakkında soru ve cevaplar &#124; Halil Şimşek</title>
		<link>https://hizmetten.com/ihlas-risalesi-hakkinda-soru-ve-cevaplar-halil-simsek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2020 11:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[halil simsek]]></category>
		<category><![CDATA[ihlas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14826</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Allahümmec’alnâ min ibâdike’l muḫlisîn el muḫlasîn”  Soru 1: Üstad Bediüzzaman hazretleri 21. ci Lem’aya neden “İhlâs Risâlesi” ismini vermiştir. “İhlas Risalesi”nde sadece amellerdeki ihlas mı anlatılıyor? Yoksa çoğumuzun pek fark edemediği&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ihlas-risalesi-hakkinda-soru-ve-cevaplar-halil-simsek/">İhlas Risalesi hakkında soru ve cevaplar | Halil Şimşek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><em>“Allahümmec’alnâ min ibâdike’l muḫlisîn el muḫlasîn”</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong> </strong><strong>Soru 1:</strong> <strong>Üstad Bediüzzaman hazretleri 21. ci Lem’aya neden “İhlâs Risâlesi” ismini vermiştir. “İhlas Risalesi”nde sadece amellerdeki ihlas mı anlatılıyor? Yoksa çoğumuzun pek fark edemediği mesajlar mı veriliyor?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Cevap: İhlâs Risâlesi sadece  amellerdeki ve ibadetlerdeki ihlâs hakkında bilgi vermek için yazılmamıştır. Bu konudaki ihlâs hakkında Risâle-i Nur&#8217;un değişik yerlerinde gerekli bilgiler var.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bediüzzaman ihlâsın her türlü işte asıl olduğunu anlatmanın yanında, aslında <strong>nasıl hizmet edileceğini</strong> anlattığı bu eserine &#8220;<strong>İhlâs Risâlesi</strong>&#8221; demekle aynı zamanda onu susturmak ve yok etmek isteyenlere karşı hizmetini korumuştur. Zîrâ, 1935 yılında, İhlâs Risâlesi yerine <strong>hizmet risâlesi</strong>, <strong>hizmet düsturları</strong> gibi bir şey denilmiş olsaydı Üstad&#8217;ı cemiyetçilikle suçlayanlar bunu mutlaka aleyhine değerlendirirlerdi. (Kalbin Zümrüt Tepeleri, 1/95)</p>
<p style="font-weight: 400;">-İhlâs Risâlesi&#8217;nde dine hizmet adına temel düsturlar ortaya konulmuştur.</p>
<p style="font-weight: 400;">-İhlâs Risâlesi olan Yirmi Birinci Lem&#8217;a&#8217;nın üslûp açısından da bilgi vermekten daha çok, <strong>hareket ve aksiyona</strong> ait bir Risâle olduğu görülür.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu Risâle&#8217;de muhataba, &#8220;Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur&#8217;âniye&#8217;de arkadaşlarım!&#8221;, &#8220;Ey kardeşlerim!&#8221; şeklinde seslenilerek hizmete ve <strong>hizmet arkadaşlığına</strong> vurgu yapılmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Bu Risâle&#8217;nin iman ve Kur&#8217;ân hizmetiyle doğrudan ilgili olduğu kanaatini kuvvetlendiren başka bir argüman da bu kısa Risâle&#8217;de &#8220;hizmet&#8221; kelimesinin <strong>yirmi altı</strong> defa, yani çokça kullanılması ve bunun yanında &#8220;<strong>hâdim</strong>&#8220;, &#8220;<strong>hademe</strong>&#8221; gibi aynı kökten türetilen kavramların da bu Risâle&#8217;de yer almasıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Soru 2:</strong> <strong>Lahikalarda ve bazı risalelerde “İhlas Risalesi” için ‘vird edinilecek kadar önemlidir’ deniliyor. Bunun sebebi nedir? Bu konu Risalelerde nasıl izah ediliyor?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Cevap: Üstadın birinci talebesi Albay Hulusi Yahyagil abi Barla Lahikasında yer alan bir mektubunda şöyle yazmaktadır:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;En az on beş günde bir defa okunması emir buyurulan Yirmi Birinci Lem&#8217;a, Evrâd edinilecek kadar ehemmiyetlidir.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Hulusi abi, kendisi bu Risâle&#8217;yi okuma hususunda hassasiyetini ortaya koyarak, hayatı boyunca on beş günü geçirmemeye gayret etmiştir.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Üstadımızın Vandaki talebelerinden Molla Hamid Abi 1955-56 yıllarında Üstadı ziyarete gelir. Sohbet esnasında Üstad’a sorar:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Seyda, sen İhlas Risalesinin başına ‘Lâekal (en az) 15 günde bir defa okunmalı’ yazmışsın. Halbuki bu risale salavat değil, evrad değil, ezkar değil. Bunun ne hikmeti var ki tekrar ettiriyorsun?” demiş.</p>
<p style="font-weight: 400;">Üstadımız:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;Keçeli, salavat da olsa, evrad ve ezkar da olsa&#8230; eğer ihlassızsa, ruhsuz ceset gibidir. Ruhsuz ceset ne işe yarar? İnsanların % 1-2 si <strong>muhlastır</strong>, yani fıtri ihlaslı, Allah tarafından ihlaslandırılmış kimseler. Bunlar da Peygamberler ve bazı büyük veliler. Onların haricindeki % 98 ise, ihlası çalışarak elde ederler.</p>
<p style="font-weight: 400;">Nasıl ki, dünyevi şeyleri insanlar tekrar ede ede, öyle olur ki, tiryaki olur, bırakmak istese bile bırakamaz. İşte biz de İhlas Risalesini okuya okuya, tekrar ede ede, ihlaslanacağız.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">-İhlas risalesi Üstadın hem nasihatı, hem de vasiyetidir. “En az 15 günde bir defa okunmalıdır.” kaydını koyduğu tek risale budur.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Üstadımız, Hulusi abiye 21. Lem‘ayı hediye ederken; “Bak Hulusi, ben önce bu Lem’a her gün okunmalı diye yazdım. Gördüğün gibi, bunun üzerini çizdim. Her gün okuyamazsınız diye -laakal- 15 günde bir diye yazdım.” demiştir.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Üstadın bir talebesinden dinlemiştim. “Londra’da Thomas Michel Bediüzzaman hakkındaki bir konferansta ihlas Risalesi hakkında tebliğ sundu. 15 günde bir okuyan var mı, ben devamlı okuyorum.” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Evet, en az on beş günde bir defa okunması hem tavsiye hem de vasiyet edilen Yirmi Birinci Lem&#8217;a, vird edinilecek kadar önemlidir.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Soru 3:</strong> <strong>Kısa ve net olarak ihlas ne demektir?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Cevap:<strong> </strong>İhlas;<strong> s</strong>öylediğini yap, yaptığını söyle demektir. Yeni tabirle, söylem ve eylem birliği demektir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İhlas<u>,</u> iç dış bütünlüğü demektir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İhlassızlık, nefsin öne çıkmasıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">“Amel bir cesetse ihlâs onda can, amel bir kanatsa ihlâs da diğer kanattır. Ne ceset cansız olabilir, ne de tek kanatla bir yere varılabilir:</p>
<p style="font-weight: 400;">‘Sana bütün davranışlarında ihlâs gerektir; ta ki, Rabb-i Ecell senin amelini kabul ede; zira ihlâs tâat kuşunun kanadıdır. Siz, kanatsız felâh semtine nasıl uçabilirsiniz ki..!’ deyip inleyen Mevlânâ ne hoş söyler!</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir hoş söz de Bâyezid-i Bistâmî&#8217;den: &#8220;Bütün iç dinamizmimi kullanarak Cenâb-ı Hakk&#8217;a tam otuz sene ibadet ettim. Sonra gaybdan: &#8216;Ey Bâyezid, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın hazineleri ibadetle doludur. Eğer gâyen O&#8217;na ulaşmaksa, Hak kapısında kendini küçük gör ve amelinde ihlâslı ol&#8217; sesini duydum ve tembihini aldım&#8230;” Fethullah Gülen, Kalbin Zümrüt Tepeleri, 1/29)</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Soru 4: Niçin iki tane ihlas risalesi var? Aralarındaki fark nedir?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Cevap:<strong> </strong>Evet, önemine binaen iki tane İhlas Risalesi yazılmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Birinci İhlas Risalesi 20. ci Lem’adır. Tüm ehli iman arasındaki desiseleri anlatıp, reçete sunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İkinci İhlas Risalesi 21. ci Lem’a ise Risalei Nur talebeleri ve Risale-i Nur mesleğine mensup farklı meşrep ve mizactakiler arasındaki yaraları tedavi ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İhlası tam, yani azamî ihlası elde eden kişi bu iki ihlası anlayıp, hayata taşıyan ve onları realize edip, yaşayandır.</p>
<p style="font-weight: 400;">En büyük düşmanımız nefsimizdir. Onu susturmak için, ihlasın sırrını anlamış, bir nur talebesinin şu ihtarını hatırlamalıyız:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Ey nefs-i nâdân! Beni kandıramazsın. Madem ki, peygamber-i azîmü’l-kadr bir nebiyyullah olan Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm; وَمَاۤ اُبَرِّئُ نَفْسِى اِنَّالنَّفْسَ َلاَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ اِلاَّمَارَحِمَ رَبِّى demiştir. Aldatamazsın; senden ve senin samimî yoldaşların cinnî ve insî şeytan, ehl-i bid’a ve ulemâü’s-sû şerlerinden Allah&#8217;a sığınırım.” (Barla Lahikası, 237)</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunun için bazen on beş günü beklemek gerekmez. Antibiyotik gibi,  bazen haftada bazen de her gün okumak gerekebilir.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Soru 5:</strong> <strong>Vird edinip, her gün okunacak kadar önemli olan “İhlas Risalesi”ni okurken nelere dikkat etmeliyiz?  “Nazar yani bakış açısı; eşyanın mahiyetini değiştiren bir iksirdir” sözünden hareket ederek “Nazar” açısından konuyu nasıl anlamalıyız? İhlas Risalesine nasıl bakmalıyız ki daha çok istifade edelim?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Cevap: Uzun yola giden bir şoförün zaman zaman bir kenara çekilip dinlenmesi ve arabasını kontrol etmesi gibi, kendi manevi hayatımızın ve hizmetin âhenk ve selâmeti için <strong>kendimizi muhatap alarak</strong> sık sık okumalı ve anlatılan düsturları hayata taşımalı ve uygulamalıyız.</p>
<p style="font-weight: 400;">İhtiyaç hisserek okumalıyız. “Ben manen hastayım, bunlar da benim ilaçlarım” şeklinde nazar etmeliyiz.<br />
-Burada dikkati çeken bir nokta da ihlâsı kıran sebepler. Acaba ihlası kıran bu sebeplerden ben de hangileri mevcut? Üstad&#8217;ın da işaret ettiği gibi bu risalede ihlası kıran sebeplerin sadece bir kaçı zikrediliyor, diğerlerinin &#8220;Külliyat&#8221; içindeki yerlerinden bulunup okunması isteniyor. Özellikle <strong>Hücumat-ı Sitte’</strong>ye yönlendirme yapılıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">O sebeplerin burada yazılmayış sebebi: Çünkü sınırlı sayıda sayfası olan bir el kitabı veya kılavuz denilecek bir Risâle&#8217;de, bütün bunların olması mümkün olmadığı gibi doğru da değildir. Çünkü bu bilgiler de yazılsaydı eserin hacmi artar ve sık sık okunması da zor olurdu.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Dört düsturun ilki, birinci düstur; ferdî ihlâsla alâkalıdır diğer üç düstur içtimaîdir. Yani ferdî ihlâstan ziyade cemaat ihlâsı, içtimaî ihlâs, ihlâsla hizmet veya daha farklı bir kelimeyle ifade edilecek olursa <strong>âhenkle hizmet</strong> nazara verilmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">“Allahümmec’alnâ min ibâdike’l muḫlisîn el muḫlasîn”</p>
<p style="font-weight: 400;">Allah’ım bizi ihlası kazanan ve ihlasa erdirilen kullarından eyle. Amin.</p>
<p><strong>Hizmetten | Halil Şimşek</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ihlas-risalesi-hakkinda-soru-ve-cevaplar-halil-simsek/">İhlas Risalesi hakkında soru ve cevaplar | Halil Şimşek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ben aranızdayken&#8230;&#124; İsmet Macit</title>
		<link>https://hizmetten.com/ben-aranizdayken-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2020 11:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[ihlas]]></category>
		<category><![CDATA[İhlâs ve Uhuvvet risaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Uhuvvet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üstad Hazretleri sıkıntının zirve yaptığı yıllarda hizmet erlerini iki temel hakikate yönlendirmiştir. İhlas ve uhuvvet&#8230; Çetin imtihan dönemlerinin en az hasarla atlatılması kalpte ihlasın, fertler arasında uhuvvetin olmasına bağlıdır. Allah&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ben-aranizdayken-ismet-macit/">Ben aranızdayken&#8230;| İsmet Macit</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üstad Hazretleri sıkıntının zirve yaptığı yıllarda hizmet erlerini iki temel hakikate yönlendirmiştir.<br />
İhlas ve uhuvvet&#8230;</p>
<p>Çetin imtihan dönemlerinin en az hasarla atlatılması kalpte ihlasın, fertler arasında uhuvvetin olmasına bağlıdır.</p>
<p>Allah Kur’an’ında “mü’minlerin gönüllerini birbirine ısındırıp bir araya getiren de Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalplerini uzlaştıran O&#8217;dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarf etsen bile, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın,  Ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü&#8217;dür, Hakim&#8217;dir.” (Enfal-63) buyurarak müminler arasındaki uhuvveti bir nimet olarak zikretmektedir.</p>
<p>İşte sırf bu sebepten şeytan ve ondan ders alan insanlık düşmanları kardeşleri birbirine düşürmek için gayret sarf ederler. Zira bilirler ki bir topluluğun rüzgarının kesilmesi kuvvetlerinin azalması toplumu oluşturan fertler arasındaki uhuvvetsizlikten olur.</p>
<p>Bu yönüyle de Allah Resulü (sav) sahabesinin üzerine titrerdi. Bir tartışma, uhuvveti zedeleyecek bir âmil ortaya çıkınca anında müdahale ederdi. İşte bir örnek:</p>
<p>Muhammed ibn İshak kanalıyla Zeyd ibn Eslem&#8217;den rivayet edildiğine göre; cahiliye döneminde fitneci ve müslümanlara karşı şiddetli kini olan Şâs ibn Kays, Efendimiz&#8217;in (sav) ashabından Evs ve Hazrec&#8217;e mensup müminler bir mecliste oturup sohbet ederken yanlarına uğradı.</p>
<p>Câhiliye devrinde aralarındaki düşmanlıktan sonra İslâm&#8217;ın onlarda hasıl ettiği bu birbirine ülfet ve muhabbet, birlik ve beraberlik manzarası onu daha da bir kin ve öfkeyle doldurdu. Kendi kendine: &#8220;Kayle oğulları (Evs ve Hazrec) topluluğu bu ülkede toplanmışlar. Onlar böyle birlik halinde olurlarsa bize bu ülkede hayat yok&#8221; dedi.</p>
<p>Yanında bulunan gence:<br />
&#8220;Git şunların yanına otur ve onlara Buâs günlerini hatırlat. O günler hakkında söylemiş oldukları şiirlerden oku.&#8221; dedi. Buâs günü, Evs ve Hazrec arasında savaş olmuş ve Evs galip gelmişti.<br />
Yahudi genç Müslüman grubun yanına gidip Şâs&#8217;in istediğini yaptı. İki kabileden birinin şairlerinden o savaştıkları günlerden biri hakkında söylemiş olduğu bir şiiri okudu. Karşı tarafta kendi şairlerinin o günler hakkında söylediği şiirlerinden okumaya başladılar derken hatıralar canlandı, tartışma çıktı, birbirlerine karşı övünmeye başladılar.</p>
<p>İş öyle bir noktaya geldi ki; Evs ibn Kayzî ibn Amr (Evs&#8217;den) ve Cebbar ibn Sahr ibn Umeyye (Hazrec&#8217;den) önce birbirlerine sövmeye, sonra kavgaya başladılar da birbirlerine hücum ettiler.</p>
<p>&#8220;İsterseniz o günü tekrarlarız!&#8221; diyerek taraftarlarına &#8220;silâha, silâha&#8221; diye savaş çağrısı yaptılar. Evsliler ve Hazrecliler toplanarak Medine dışında volkanik kayaların olduğu Zâhira’ya çıktılar.</p>
<p>Tartışmayı duyan Efendimiz (sav) beraberinde muhacirlerden bazıları olduğu halde hemen Zahira’ya geldi.</p>
<p>Ve: &#8220;Ey müslümanlar; Allah adına sakin olun, bu bir cahiliyet davasıdır. Ben<br />
aranızdayken, Allah sizi İslâm&#8217;a hidayet etmişken, size İslâm ile ikramda bulunmuşken, sizi<br />
cahiliye işlerinden ayırıp küfürden kurtarmış ve aranıza bir ülfet vermişken halâ cahiliyet<br />
davası mı güdecek ve eskiden üzerinde olduğunuz küfre mi döneceksiniz?&#8221; buyurdu.</p>
<p>Sahabe anladı ki bu şeytanın bir dürtmesi, vesvesesidir, düşmanlarının bir hilesidir. Derhal silahlarını atıp (Evs ve Hazreçliler) ağlaşarak birbirlerine sarıldılar. Daha sonra Efendimizle (sav) birlikte ona itaatle, onu dinleyerek Medine&#8217;ye döndüler. Allah, Şâs ibn Kays&#8217;ın uyandırmış olduğu içlerindeki o fitne ateşini söndürmüştü.</p>
<p>Rabbim VEDUD ismi hürmetine hizmet arkadaşlarımızı ve kardeşlerimizi birbirlerine sevdirsin.. Hakiki ihlas be uhuvvet lütfetsin!</p>
<p><strong>Hizmetten | İsmet Macit</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ben-aranizdayken-ismet-macit/">Ben aranızdayken&#8230;| İsmet Macit</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhlasın 9 Özelliği &#124; Cemil Tokpınar anlatıyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/ihlasin-9-ozelligivideo-cemil-tokpinar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Feb 2020 17:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Tokpınar]]></category>
		<category><![CDATA[ihlas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=7318</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu sohbetimizde ayetler ve hadisler rehberliğinde ihlâsı ve onun 9 özelliğini işlerken 21. Lem’a’nın düsturlara kadar olan giriş kısmını okuduk. İhlâs bütün amelleri, ibadetleri, hizmetleri sadece Allah emrettiği için yapmak&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ihlasin-9-ozelligivideo-cemil-tokpinar/">İhlasın 9 Özelliği | Cemil Tokpınar anlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Bu sohbetimizde ayetler ve hadisler rehberliğinde ihlâsı ve onun 9 özelliğini işlerken 21. Lem’a’nın düsturlara kadar olan giriş kısmını okuduk.</h2>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/18LWGlBe4_k" width="560" height="314" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">İhlâs bütün amelleri, ibadetleri, hizmetleri sadece Allah emrettiği için yapmak ve karşılığında Onun rızasından başka bir şey beklememektir. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Üstad Bediüzzaman Hazretleri konuyla ilgili şöyle der: “Ubudiyet, emr-i İlahîye ve rıza-yı İlahîye bakar. Ubudiyetin dâîsi emr-i İlahî ve neticesi rıza-yı Hak’tır. Semeratı ve fevaidi, uhreviyedir.” (Lem’a’lar, 17. Lem’a, 13. Nota)</span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> “İbadetin ruhu, ihlastır. İhlas ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir faide ibadete illet gösterilse, o ibadet bâtıldır. Faideler, hikmetler yalnız müreccih olabilirler, illet olamazlar.” </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">(İşaratü’l-İ’caz) Bu sohbetimizde ayetler ve hadisler rehberliğinde ihlâsı ve onun 9 özelliğini işlerken 21. Lem’a’nın düsturlara kadar olan giriş kısmını okuduk. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Twitter&#8217;da takip için: </span><a class="yt-simple-endpoint style-scope yt-formatted-string" dir="auto" spellcheck="false" href="https://www.youtube.com/redirect?q=https%3A%2F%2Ftwitter.com%2FCemilTokpinar&amp;redir_token=jmzic87ZJMpq2nyQ-ihspYruAD58MTU4MTMzMjYwOUAxNTgxMjQ2MjA5&amp;event=video_description&amp;v=18LWGlBe4_k" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">https://twitter.com/CemilTokpinar</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ihlasin-9-ozelligivideo-cemil-tokpinar/">İhlasın 9 Özelliği | Cemil Tokpınar anlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
