<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz.Yunus arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/hz-yunus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/hz-yunus/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:08:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Hz.Yunus arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/hz-yunus/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hazreti Yunus kıssası ve şahs-ı mânevî &#124; ENGİN TENEKECİ</title>
		<link>https://hizmetten.com/hazreti-yunus-kissasi-ve-sahs-i-manevi-engin-tenekeci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 16:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Tenekeci]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Yunus]]></category>
		<category><![CDATA[kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=22162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kur’an-ı Kerim, kelâm sıfatından geldiği için, içinde barındırdığı her bir sûrenin, her bir hadisenin, her bir kıssanın kıyamete kadar gelecek tüm insanlara ve yaşadıkları zaman dilimlerine bakan yönleri vardır. Tenzil&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hazreti-yunus-kissasi-ve-sahs-i-manevi-engin-tenekeci/">Hazreti Yunus kıssası ve şahs-ı mânevî | ENGİN TENEKECİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kur’an-ı Kerim, kelâm sıfatından geldiği için, içinde barındırdığı her bir sûrenin, her bir hadisenin, her bir kıssanın kıyamete kadar gelecek tüm insanlara ve yaşadıkları zaman dilimlerine bakan yönleri vardır. Tenzil edilen Kur’an, tenzil edense sınırsız ve benzersiz olan Hazreti Kelim ise onun zaman üstü olması, onu okuduğumuzda hayatımıza bakan yönlerine tevafuk etmesi pek latif bir şey değil midir? Hususen peygamber kıssaları. Zira onların imtihan gereği yaşadıkları, sert, ağır hadiseler karşısındaki nebevi duruşları, ümmetleri adına hem bir hüsnü misal hem de deformasyona uğrayan asli fıtratlarına geri dönüş adına misal teşkil etmiştir.İşte Havariler işte öncesi  Sahab-i kiram efendilerimiz.</p>
<p>Mesela, Yunus sûre-i celilesinin “İyi bilesiniz ki Allah’ın velîlerine korku yoktur, onlar üzüntüye de uğramazlar.” mealindeki 62. ayetinin, (Allahu a’lem) yine Hazreti Yunus Aleyhisselam’ın başından geçen anlam yüklü hadisenin, bugünün hizmet ehline yol gösterecek yönleri olsa gerek. Zaman zaman tevhide, dinî ve millî değerlere hizmete koşturanların, başlarına gelen/gelecek dışı sevimsiz, içi ise hikmet yüklü olumsuz hadiseler karşısında çaresiz kalacağı anlar olacaktır. Karanlık bir gecede, karanlık bir denizde, karanlık bir balığın karnında kalan Yunus Aleyhisselam gibi&#8230;</p>
<p>Dıştan, gönül dostlarına sosyal, yazılı ve görüntülü medya aracılığıyla iftiralar  atılacak; içtense dost diye görünenler vefasızlık gösterecek. Balığın karnı hüknündeki zindanlara atılacaklar; vatanlarından çıkartılacaklar ve akla hayale gelmeyen zulme ve hukuksuzluklara maruz kalacaklardır. Kısacası her yeri zifiri karanlıklar kaplayacak. Ancak hak yolcuları her zaman olduğu gibi, burada da teslimiyetlerini ortaya koyup, “İyi bilesiniz ki Allah’ın velîlerine korku yoktur, onlar üzüntüye de uğramazlar.” ayetinin ışığı ile itminana, nura gark olacaklardır.Tıpkı Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalatü vesselam) karanlık mağarada (ki orayı zaten Allah nuruyla aydınlatmıştı) Hazreti Ebu Bekir’e (radiyallahu anh) “Tasalanma, Allah bizimle.” dediği gibi.</p>
<h4><strong>Ne bir hüzün, ne bir korku&#8230;</strong></h4>
<p>Aslında Hazreti Yunus, balığın karnındayken ne bir hüzün ne de bir ‘korku karanlığı’na düşmüştü. Düşmek bir yana, doğrudan Cenab-ı Hakk’a peygamberane bir yakarışla şöyle bir münacatta bulunmuştu: “Karanlıklar içinde niyaz etti: Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” (Enbiyâ, 87).</p>
<p>Yunus Aleyhisselam, umutsuzluğa da düşmemişti. Zira bir peygamber haşa asla umutsuzluk yaşamaz. Çünkü onlar, “Allah&#8217;ın lütuf ve ihsanlarını umma hissi’’ manasına gelen Allah’ın (c.c.) Recâ isminin tecellisinin azami derecede mazhardırlar. Kur’an’ın bize bildirmesiyle, kendinden asırlar sonra gelen müminlere; (1. Lema’da anlatıldığı üzere) tevhid, sebepler üstü bir yakarış; Allah’tan gayri hiçbir şeyden ‘korkma’ma, üzüntüye düşmeme; nefsin en karanlık anlarında bile Hazreti Nur’a teslim olma gibi dersleri vermişti. Yunus sûre-i celilesinin 62. ayetinde geçen ‘korku (havf) ve hüzün (hazan)’ mefhumlarına ne kadar derinlemesine inilse yeridir. Zaten bu iki kelime ya da insana derc edilen bu iki duygu, tasavvuf ilminin de üzerinde durduğu en önemli konular arasında yer almıştır. (Hazan ve havf kelimelerinin tasavvufi tafsilatına, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Kalbin Zümrüt Tepeleri-1 adlı eserinden göz atılabilir.)</p>
<h4><strong>Hakk’a yakınlık mı istiyorsun?</strong></h4>
<p>Ayette geçen hüzün ve korku sıfatları, inanan biri için adeta, Cenab-ı Hakk’a yakınlık kazanmada en önemli vasıflar olarak zikrediliyor. Yani, (ister objektif isterse subjektif manada) veli mi olmak istiyorsun? O halde sendeki hüzün ve korku, Allah’tan gayrısına olmayacaktır. Eşya ve hadiseler, nefis ve şeytan seni korkuya ve hüzne sevk etmeyecektir. Bu iki duyguyu doğrudan sahibine hasredeceksin. Tıpkı, Yunus Aleyhisselam’ın karanlık gecede, denizde, balığın midesinde yaptığı gibi&#8230; Tıpkı, yukarıda da bahsettiğimiz, Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalatü vesselam) karanlık mağarada Hazreti Ebu Bekir’e (radıyallahu anh) “Tasalanma, Allah bizimle.” dediği gibi!..</p>
<p>Ayette ‘veli’ yerine ‘evliya’ tabirinin geçmesi de oldukça manidar ve düşündürücüdür. Bilindiği üzere evliya, velinin çoğuludur. Kavram, başta Hakk ve hakikate, Kur’an ve imana hizmet eden, böylelikle bir şahs-ı mânevî teşekkül ettiren ve kıyamete kadar gelecek tüm Hakk dostlarına da işaret olabilir. Kıssada, şahs-ı mânevînin (istidatlarına göre) her bir ferdinin gönlüne ümit ışığı serpip, tasa ve hüzün girdaplarından kurtaracak bir tesir olduğu da söylenebilir. Biz yine de işin doğrusunu Allah (cc) bilir diyelim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hazreti-yunus-kissasi-ve-sahs-i-manevi-engin-tenekeci/">Hazreti Yunus kıssası ve şahs-ı mânevî | ENGİN TENEKECİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunus! Buğday mı, Himmet mi? &#124; Safvet Senih</title>
		<link>https://hizmetten.com/yunus-bugday-mi-himmet-mi-safvet-senih/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2020 13:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Yunus]]></category>
		<category><![CDATA[safvet Senih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hani Yunus Emre, kıtlık zamanı bir ulu dergaha gider, oradaki mürşid, ona buğday mı yoksa himmet mi istersin diye sorar… Buğday isteyen Yunus sonradan dönüp himmet istemek ister ama artık&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yunus-bugday-mi-himmet-mi-safvet-senih/">Yunus! Buğday mı, Himmet mi? | Safvet Senih</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Hani Yunus Emre, kıtlık zamanı bir ulu dergaha gider, oradaki mürşid, ona buğday mı yoksa himmet mi istersin diye sorar… Buğday isteyen Yunus sonradan dönüp himmet istemek ister ama artık oranın kapandığı için kendisini Taptuk’un Dergâhına gitmesi gerektiğini söylerler…</div>
<div></div>
<div>Üstad Bediüzzaman Hazretleri HİMMET  mevzuunda “VELİLERİN  himmetleri, imdatları ve feyiz vermeleri, hâli veya fiilî bir duadır. Mutlak Hâdî, Mutlak Muğîs  ve Mutlak Muîn  (Yani mutlak mânâda  hidayeti veren, yardım  isteyenlerin isteklerine cevap verip imdatlarına yetişen ve mutlak Yardımcı)  Allah’tır.” diyor.</div>
<div>M. Fethullah  Gülen  Hocaefendi de “Asıl HİMMETİ  Cenab-ı Haktan beklemeli”  dedikten sonra diyor ki, “Bununla beraber, Cenab-ı Hak, her şeyde sebepleri izzet ve azametine perde yaptığı gibi, değişik konumdaki kullarına bir kısım İLTİFATLARIN da  bazan bir Peygamber veya veliyi PERDE  yapar ve hediyelerini onların eliyle sunar. İşte, Allah katında makbul bir kulun manevî yardımına ve bir hak dostunun bir muhtacın imdadına koşmasına da HİMMET  dene gelmiştir. (…)</div>
<div></div>
<div>“Evet, Cenab-ı Hak size Abdülkadir Geylanî, Şâh-ı Nakşibendi, İmam Rabbani, Hâce-i Ahrar, Ebu’l-Hasan el-Harakânîi Ahmed  Rufâî, Ahmed Bedevî,  Mevlâna Hâlid ve Bediüzzaman Said Nursî gibi Hak dostlarını sevdirir. Onları görmediğiniz gibi belki şemâillerini dahi bilmiyorsunuzdur. Haklarında birkaç menkıbe duymuşsunuzdur, o kadar. Fakat, Allah onlara karşı kalbinizde derin bir alâka koyar, içinize bir sevgi koru atıverir. Artık onlara da dua etmeden ellerinizi indiremez olursunuz; günde birkaç defa onları da zikreder, okuduğunuz Kur’an’ın ve salavât-ı şerifelerin sevaplarını onların ruhlarına da hediye edersiniz. Hatta sadece kendi şahıslarını yâd etmekle kalmaz, dualarınıza onların annelerini babalarını ve aile fertlerini de katarsınız. Mesela İmam Rabbanî Hazretlerine dua ederken, onun hocalarını, talebelerini, annesini, babasını, evlatlarını, kardeşlerini, torunlarını umumî olarak söylersiniz; şayet biliyorsanız bazılarını ismen zikreder, mesela, ‘Mübarek oğlu Şeyh Muhammed  Masum Efendi’  dersiniz. İşte onları bu genişlikle yâd etmeniz, muhtevalı bir tebrik yazmak gibi gelir onlara, Cenab-ı Hak, haberdar eder onların ruhlarını. Hazret alır sizden gelen o muhtevalı kartı; koyar onu arşivine. Darda kaldığınız zaman bunaldığınızda ve bir çıkış yolu aradığınız bir anda ve belki de o sırada o Hazret’e teveccüh etmemenize ve onun adını anmamanıza rağmen, Hak Dostu yönelir herkesin teveccüh etmesi gereken kapıya, “Yâ Rabbi!’  der, bir vefa borcum var, benim bu biçare kuluna.  Yardım et ona!’  ve sonra da büker boynunu sebepleri Yaratan’a saygı şuuruyla. Bir gün o, bir başka sefer de diğeri, ama bir kart gönderme kadar bir tanışıklık kurduğunuz bir Hak eri, yardım beklediğiniz bir anda boynunu büker; ‘Yâ Rabbi, tanışıyoruz biz bununla!’  der ve size referans olur.”   (Kırık  Testi-5 ve 6)</div>
<div></div>
<div></div>
<div>Bayram Yüksel Ağabey’den bir kaç defa dinlemiştik: “Üstad Hazretleri, benim “Dinsizliğe karşı savaş için Kore’ye gitmemi uygun buldu ve uğurlarken; ‘Kore’de her sıkıştığında beni hatırla’ demişti. Harbin sıkıntılı ve tehlikeli anlarında bu dediğini yaptım Cenab-ı Hak, harika şekilde umulmadık şekillerde beni kurtardı. Onun için Üstadımızın himmetini hep arkamda hissediyordum. Komutanların  ve asker arkadaşlarım da sanki bunun farkındaydılar.”</div>
<div><b> </b></div>
<div><b>Kaynak:Safvet  Senih  | Samanyoluhaber</b></div>
<div></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/yunus-bugday-mi-himmet-mi-safvet-senih/">Yunus! Buğday mı, Himmet mi? | Safvet Senih</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Yunus’un (a.s) Kıssasından Dersler</title>
		<link>https://hizmetten.com/hz-yunusun-a-s-kissasindan-dersler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 06:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Yunus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, bir sohbetinde iman hakikatlerinin yıkılmaz kalesi Risale-i Nur hakkında düşüncelerini anlatırken, “Risaleler bir güftedir, bestesinin yapılması gerekir” ifadesiyle mühim bir ihtiyacı dile getirmektedir. Bu makalede, Hz.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hz-yunusun-a-s-kissasindan-dersler/">Hz. Yunus’un (a.s) Kıssasından Dersler</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, bir sohbetinde iman hakikatlerinin yıkılmaz kalesi Risale-i Nur hakkında düşüncelerini anlatırken, “Risaleler bir güftedir, bestesinin yapılması gerekir” ifadesiyle mühim bir ihtiyacı dile getirmektedir.</p>



<p>Bu makalede, Hz. Yunus’un (aleyhisselâm) başından geçenlerin anlatıldığı Birinci Lem’a’yı[1]bir güfte olarak düşündük. Aldıkları kararlarla musibetlerden kurtulan Hz. Yunus (aleyhisselâm) ve kavminin kıssasından bahseden Birinci Lem’a’nın bestesini yapmaya çalıştık.</p>



<p><strong>Kıssadan Çıkarılacak Dersler</strong></p>



<ol class="wp-block-list"><li><strong>Hz. Yunus’un (aleyhisselâm) Denize Atılma Sebebi:</strong>Eski Ahit kaynaklarına göre, Hz. Yunus, Hz. İsa’dan (aleyhimüsselâm) yaklaşık sekiz asır önce yaşamış, ticarette çok başarılı olan Asurluların başkenti Ninova’ya (Musul’a yakın bir şehir) 30 yaşında peygamber olarak gönderilmiş ve 33 sene tebliğde bulunmuş ve bu sürede sadece iki kişi ona inanmıştır.[2]</li></ol>



<p>Vahiy yoluyla kendisine, “Kavmine hakikatleri 40 gün daha anlat, hâlâ inanmazlarsa, başlarına gelecek musibetin işaretleri üç gün üst üste gelir. Dördüncü gün helak olurlar” buyurulmuştur. Buna rağmen kavminin inkârda inat etmesi üzerine bela ve musibetin geleceği mekânda bulunmamak düşüncesiyle, “Allah her zaman vekilimdir, nereye gitsem rızkımı o verir” demek suretiyle bulunduğu şehri terk eder.[3]</p>



<p>Hz. Yunus yük gemisine binip denize açıldıktan kısa bir süre sonra büyük bir fırtına kopar. Dev dalgalar neticesinde gemi batma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Gemide bulunan mallar yükün hafifletilmesi amacıyla denize atılsa da tehlike bir türlü atlatılamaz. O dönemdeki insanların itikadına göre, başlarına gelen musibetin sebebi aralarında sahibine karşı çıkmış, itaat etmemiş bir kölenin bulunmasıdır. Kendi aralarında bu meseleyi yolcular arasında kura çekip suçluyu ortaya çıkarmak suretiyle çözmeye karar verirler.[4]</p>



<p>Gemideki yolcuların hepsinin ismi yazılır. Kurada Hz. Yunus’un ismi çıkar. Mürettebat, “Bu adam düzgün birisi, hiç köleye benzemiyor” derler. İkinci, hatta üçüncü kurayı çekerler ve her defasında onun ismi çıkar. Hz. Yunus (aleyhisselâm), “Efendisinden kaçan köle benim, beni denize atın” der. Kendisini denize atarlar.[5]</p>



<p>Onu büyük bir balık yutar, o balığın karnında da Allah’ı (celle celâluhu) tesbihe devam eder. Sonunda Allah’ın izniyle balık onu sahile çıkarır.[6]</p>



<ol class="wp-block-list"><li><strong>İtaatsizlik:</strong>Hz. Yunus (aleyhisselâm), 33 yıl tebliğde bulunuyor, fakat kavmi itaat etmiyor. Onları, başlarına gelebilecek bela ve musibetler hususunda uyarıyor. Buna rağmen kendisine sadece iki kişi inanıyor. Kavminin inatta ısrarı üzerine bela ve musibetler gelmeden önce emareleri hakkında onları şöyle uyarıyor:</li></ol>



<p>“Birinci gün gökyüzünü sarı bulutlar kaplar, ikinci gün bulutlar kızarır, üçüncü gün bulutlar mor renge dönüşür, dördüncü gün bela ve musibetler yağmur ve dolu gibi gökten üzerinize iner.”[7]</p>



<ol class="wp-block-list"><li><strong>Bela ve Musibetler Allah (celle celâluhu) Tarafından Kaldırılıyor</strong>: Hz. Yunus’un (aleyhisselâm) buyurduğu gibi, Ninova’da gökyüzü birinci gün sarı, ikinci gün kırmızı, üçüncü gün de mor renkte görülür. Aklıselim insanlar dördüncü gün bela ve musibete maruz kalacaklarına inanırlar. Kavmin ileri gelenleri Hz. Yunus’a itaat edenlerden birisini bulurlar. Ondan kendisine öğrettiği hakikatleri öğrenirler ve getirdiği düsturları birlikte kabul edip hayatlarına uygulamaya karar verirler. İstiğfar edip İlâhî mesajları hayatlarına tatbik ederler.[8]</li></ol>



<p>Aldıkları kararlar:</p>



<p>Topluca Allah’a iman ederler.</p>



<p>Küskünlerin tamamı herhangi bir bahane göstermeden barışır ve helalleşir.</p>



<p>Hatalarını kabul edip tövbe ederler ve bir daha günah işlememek üzere Allah’a söz verirler.</p>



<p>Gıybet yapmayacaklarına dair söz verirler.</p>



<p>Günah işledikleri mekânları topluca terk edip hicret ederler.</p>



<p>Hayvanlarını kesip fakirlere ikramda bulunurlar.</p>



<p>Mallarını Allah yolunda sadaka olarak dağıtırlar.</p>



<p>Kur’ân-ı Kerim’de anlatılan bütün kıssalarda olduğu gibi bu kıssada da dünyanın sonuna kadar gelecek inanan insanlar için öğütler vardır. Hz. Yunus’un (aleyhisselâm) kavminin halas olması gibi, bizim de başımıza gelen bela ve musibetlerden kurtulmamızın işaretleri bu kıssada verilmektedir. Bugüne bakan yönüyle bizim bu kıssadan çıkaracağımız hisseleri şu şekilde sıralayabiliriz:</p>



<ol class="wp-block-list"><li>Hocaefendi bir sohbetinde, “Şu üç hususu tam yaparsanız, ahiretinize dair bazı müjdeler veririm” demişti:</li><li>İman ve Kur’ân hizmetine girin, Hizmet’te kalın ve Hizmet’te koştururken ölün.</li><li>Namazlarınızı tâdil-i erkâna riayet ederek ikâme edin.</li><li>Risale-i Nur’u aşkla şevkle okuyun.</li><li>İman ve Kur’ân hizmeti bir şirket-i maneviyedir. Vifak ve ittifak, tevfik-ı İlâhînin en büyük vesilesidir.[9]İman ve Kur’ân hizmetindeki kardeşlerimizin her türlü sevabı, hizmet ve takva derecelerine göre diğerlerine de yazılmaktadır. Biz Hizmet’teki dava arkadaşlarımızla ailece oturup çok samimi olmazsak, birbirimizi candan sevmezsek, birbirimizin hatalarını affetmezsek, bu sıkıntılardan kurtulamayız.</li><li>Bugüne kadar işlediğimiz günahlara tövbe etmeliyiz. Biz Allah’ın (celle celâluhu) ve Rasûlullah’ın (aleyhissalâtü vesselâm) adını, güneşin doğup battığı yerlere götürmeye azmetmiş bir cemaatiz. Hizmette imkânlarımıza göre koşturmaz, konuşmaz, vermez ve Hizmet endeksli yaşamazsak, bu sıkıntılardan kurtulamayız.</li><li>Hocaefendi, “Allah’ın lütfuyla arkadaşlarımız çok büyük günahları terk ettiler, ama bazen Hizmeti de bahane ederek gıybet yapıyorlar. Gıybet, Hizmet’te bereketsizliğe sebep olmaktadır” demişti. Kimin aleyhinde bir şey söylemişsek, gıybetini yapmışsak, dediklerimizi onun yüzüne söyleyip helalleşmeliyiz.</li><li>1995 yılında Hocaefendi, “Türkiye’den 1 milyon kişi yurt dışına çıksa, Türkiye bir şey kaybetmez, ama dünya çok şey kazanır” demişti. Biz Türkiye’yi terk etmedik, ama Allah bir zalimin eliyle bizi cebr-i lütfi olarak hicret ettirdi. Hicretten geri dönmeyi aklımıza dahi getirmeden üzerimize terettüp eden vazifeleri bihakkın eda etmeliyiz.</li><li>Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir”[10]buyuruyor. Dünya bir köy haline geldiğine göre imkânlarımızı seferber edip aç olanlara el uzatmalıyız. Dünyada aç yatanlar olduğu sürece bu sıkıntılardan kurtulamayız.</li><li>Bugün en çok sıkıntı çekenler, kocaları işten atılıp hapse konan bacılarımız ve çocuklarıdır. Onlara el uzatmadan kurtulmamız mümkün değildir.</li></ol>



<p>Bu durumda ev, hacet-i asliye olmaktan çıkmıştır. Gerekirse evimizi satıp muavenet yapmalıyız ve kirada oturmalıyız. Yüksek model arabayı satıp düşük model arabaya binip aradaki farkı muavenet olarak vermeliyiz.</p>



<p>Davası uğruna mağdur olan bacılarımız ve çocukları günde bir kap yemeği bulamazken, bizler iki üç kap yemekle masa donatırsak, bu sıkıntılar bitmez.</p>



<ol class="wp-block-list"><li><strong>Hz. Yunus’un (aleyhisselâm) Durumu</strong></li></ol>



<p>Hz. Yunus balığın karnında üç, yedi veya 40 saat kalmıştır. Balık onu, sahile bıraktı ve yaktin ağacının altında yaklaşık iki veya dört hafta dinlendi. Rabbanî lütuf olarak, bitkinliğinin gitmesi için kabak meyvesinden ağzına damla damla sular akıyordu ve bir keçi her gün gelip sütünü içiriyordu.</p>



<p>Hz. Yunus, balığın karnından çıkıp biraz dinlendikten sonra Ninova’ya doğru yola çıkar, yolda bir çobana rastlar ve ona Ninova halkının durumunu sorar.</p>



<p>Çoban da olup bitenleri anlatır. Bunun üzerine Hz. Yunus, “Yunus Peygamber benim, git onlara haber ver” der.</p>



<p>Çoban da “Delilin nedir?” diye sorar.</p>



<p>Hz. Yunus, “Şu keçi, ağaç ve toprağa sor” cevabını verir.</p>



<p>Çoban, keçiye, ağaca ve toprağa “Bu kimdir?” dediğinde, hepsi de “O Yunus Peygamberdir” diye cevap verir.</p>



<p>Çoban koşarak, Ninova halkına gider ve Yunus Peygamberin geldiğini haber verir.[11]</p>



<ol class="wp-block-list"><li><strong>Ninova Halkının Durumu</strong></li></ol>



<p>İlk anda Ninova halkından Allah’a (celle celâluhu) ve Hz. Yunus’a (aleyhisselâm) itaat eden 100.000’in üzerinde bir topluluk peygamberlerini karşılar.</p>



<p>Burada bir benzetme yapabiliriz: Tohumların çimlenmesi için uygun sıcaklık, nem ve oksijene ihtiyaç vardır. Bunlardan biri olmazsa tohumlar çimlenmez. Bazen bunlar olsa bile tohumun kabuğu gaz ve suyu geçirmeyen mumsu veya sert bir tabaka ile kaplı olursa, bazı tohumlar ertesi yıl, bazıları 10, bazıları 20 ve bazıları 100 sene bozulmadan toprakta kalabilir ve çimlenmezler. Bu kadar süreden sonra ortam uygun olduğunda çimlenirler.</p>



<p>Hz. Yunus, 33 yıl dini tebliğ ediyor ve sadece iki kişi inanıyor. Ama atılan tohumlar 33. yıldan sonra bir iki gün içinde çimlenip büyüyor ve semere veriyor.</p>



<p>Bu iman ve Kur’ân hizmeti, yaklaşık 50 yıldır; temsil, tebliğ ve irşat adına bütün dünyaya tohum attı. Hz. Yunus’a ve kavmine gelen musibetler gibi, Hizmet’in başına da sıkıntılar geldi. Zorlu bir imtihan döneminden sonra nasıl ki Hz. Yunus ve kavmi tekrar Allah’a yönelip tövbe etmek suretiyle kurtuluşa erdiyse, Hizmet’e karşı yapılan iftiraların gerçek dışı olduğu belli bir süre sonra mutlaka ortaya çıkacaktır. Allah’ın izni ve inayetiyle, Hizmet dünya çapında icra ettiği temsiline daha şümullü bir şekilde devam edecektir. Allah’ın lütfuyla ikinci bir diriliş dönemi yaşanacaktır.</p>



<p>Üstad Hazretleri, “Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası. İhyâ-yı din ile olur şu milletin ihyâsı”[12]diyor. Bu kutsî hizmetin üç türlü kerameti bulunduğunu belirterek, ikincisini şöyle ifade ediyor: “Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.”[13]</p>



<p>Dünyada ve ahirette kurtulmanın tek yolu İslam’a sarılmaktır. Bu dinin sahibi de Allah olduğuna göre, bizim üzerimize düşen, Allah yolunda koşan yeni nesiller yetiştirmek ve Hizmet ortamlarını hazırlamaktır. Biz kendi üzerimize düşen vazifeleri yapmalıyız. Sıkıntıların nasıl ve ne zaman biteceğini O (celle celâluhu) takdir eder. Hangi kış bitmemiş, hangi gece sona ermemiş, hangi fırtına dinmemiştir?</p>



<p><strong>Dipnotlar</strong></p>



<p>[1]Bediüzzaman Said Nursi,&nbsp;<em>Lem’alar</em>, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 4–7.</p>



<p>[2]İhsan Atasoy,&nbsp;<em>Peygamberler Tarihi</em>, İstanbul: Yeni Asya Yayınları, 1994, s. 426–427.</p>



<p>[3]Enbiya, 21/87.</p>



<p>[4]Saffat, 37/140.</p>



<p>[5]Saffat, 37/141–142; Nesefi Tefsiri, 4/46.</p>



<p>[6]Saffat, 37/142–145.</p>



<p>[7]Atasoy, a.g.e., s. 426–427.</p>



<p>[8]A.g.e.; Yunus, 10/98.</p>



<p>[9]Bkz. Nursi,&nbsp;<em>Lem’alar</em>, s. 189.</p>



<p>[10]Hâkim, II, 15; Heysemî, VIII, 167.</p>



<p>[11]Atasoy, a.g.e., s. 426–427.</p>



<p>[12]Bediüzzaman Said Nursi,&nbsp;<em>Sözler</em>, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 781.</p>



<p>[13]Nursi,&nbsp;<em>Lem’alar</em>, s. 52.</p>



<p>Kaynak:Çağlayan Dergisi</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hz-yunusun-a-s-kissasindan-dersler/">Hz. Yunus’un (a.s) Kıssasından Dersler</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
