<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz. Üstad arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/hz-ustad/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/hz-ustad/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:50:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Hz. Üstad arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/hz-ustad/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Buna da Sadakat Denir</title>
		<link>https://hizmetten.com/buna-da-sadakat-denir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Jul 2023 07:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hulûsî Yahyagil]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Üstad]]></category>
		<category><![CDATA[Sungur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=32694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aradan 20 yıl geçmişti. Hasret öyle bir noktaya gelmişti ki dayanmak artık mümkün değildi. Yerini bilse hemen gidecekti. Okuduğu her risale özlemini bir nebze olsun gideriyordu da bu ayrılığa o&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/buna-da-sadakat-denir/">Buna da Sadakat Denir</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aradan 20 yıl geçmişti. Hasret öyle bir noktaya gelmişti ki dayanmak artık mümkün değildi. Yerini bilse hemen gidecekti. <strong>Okuduğu her risale özlemini bir nebze olsun gideriyordu da</strong> bu ayrılığa o yüzden dayanıyordu yüreği belli ki. Ama hasret ateşi içten içe kor olmaya devam ediyordu. Veysel Karani’nin Efendimiz’e (s.a.v.) kavuşma iştiyakı vardı ya hani. Bu da ona benzer kutsi bir duyguydu işte. Bir gün nasılsa Üstad’ının Emirdağ’da olduğunu öğrendiğinde “Artık tamam!” demiş ve “Ne olursa olsun onu tekrar görmeliyim” düşüncesiyle düşmüştü yollara.</p>
<p>O günkü şartlarda 1000 km’ye varan mesafeyi aşmak kolay değildi. <strong>Kâh trenle, kâh otobüsle yol alıyor, bir vasıta olmazsa ayaklarının dermanı kesilinceye kadar yürüyordu.</strong>1950’li yıllar. O zaman da aşılıyordu işte bir şekilde aşılmaz gibi görünen o yollar.</p>
<p><strong>Sadakat öyle bir iksirdir ki engel tanımaz, mesafelere aldırmaz.</strong> Sadakatte öyle bir sır vardır ki yolları hatıralara bağlar. O yolun her bir dakikasında belki saniyesinde buluşma anına ait renkler, desenler, tatlı tatlı hatıralar…</p>
<p>20 yıl önceydi. Onunla ilk karşılaşma anı ne güzeldi.</p>
<p>O, Üstat hazretlerini  bir şeyh olarak tasavvur ediyordu. Üstat bu durumu fark etmişti. Koluna girip bir oda içinde gezinir gibi yürürken; “<strong>Kardaşım, ben şeyh değilim, ben imamım; hani İmam-ı Rabbânî, İmam-ı Gazâlî gibi</strong>” demişti. O zaman anlamıştı kiminle birlikte olduğunu. Bu ilk görüşmeye ait bir anlık kare, onu daha bir heyecanlandırmış, kavuşma iştiyakı daha bir artırmıştı.</p>
<p><strong>Günler sonra Emirdağ’a yaklaşmış, artık günler, saatler değil dakikaları saymaya başlamıştı.</strong> Otobüsten indi, elindeki adrese koşar adımlarla yürüdü. Üstadının kaldığı evi uzaktan görünce heyecanı doruğa ulaştı. <strong>Az sonra nefesini tutup kapının tokmağına bütün ruhuyla, kalbiyle inceden bir</strong> dokunuverdi. Biraz sonra kapı hafif bir şekilde açıldı ve “<strong>Buyrun ben Sungur”</strong> sesi ile irkildi. Az bir durakladıktan sonra “<strong>Ben de Hulusi</strong>” dedi ve devam etti; “Üstadımızı ziyarete gelmiştim.” Sungur abi sesini kısarak; “<strong>Şu anda Üstadımız istirahatte daha sonra gelseniz</strong>.” dedi. Hulusi abinin uzaklardan geldiğini tahmin edememişti . O da boynunu büküp “Olur” demiş ve ayrılmıştı  kapıdan. Dört gözle beklediği vuslat gerçekleşmemişti. <strong>Üzgün bir şekilde otobüs terminaline doğru yürümeye başladı</strong>. Derin bir iç çekerek;“Demek ki vakit gelmemiş, kısmet değilmiş” diye mırıldandı.</p>
<p>Zaman bazen farklı şeyler mırıldanır insana:</p>
<p>“Çekilip nur-u hidayet yine zindan olacak!<br />
Yine firkat, yine hasret, yine hüsran olacak.<br />
Yine sen, yaş yerine kan akıtıp ağla gözüm.<br />
Çünki hicran dolu kalbim yine hicran olacak”<br />
(Hasan  Feyzi).</p>
<p>Bu arada Üstat Hazretleri uyanmış ve Sungur abiye seslenmiştir. Sungur abi, “Buyur Üstadım” diyerek odaya girdi. Üstat “<strong>Sanki Hulusi’nin kokusunu alıyorum”</strong> deyince, Sungur abi, “Üstadım biraz önce kapıyı birisi geldi, adı Hulusi’ymiş. Siz istirahat ettiğiniz için daha sonra gelmesini söyledim.” dedi.  Üstad heyecanla; “<strong>Derhal onu bul gel!</strong>” diye emretti. Sungur abi, soluk soluğa terminale koştu. Hulusi abi bulduğu ilk minibüse binmiş, minibüs de hareket etmek üzeredir. Sungur abi hemen minibüse girdi ve Hulusi abinin kulağına yavaşça; “<strong>Abi Üstadımız sizi bekliyor</strong>” diye fısıldadı. <strong>Bu sözü duyan Hulusi Abinin adeta ayakları yerden kesildi ve “Olur kardeşim” deyip minibüsten iniverdi.</strong></p>
<p><strong>O vuslat anını anlatmaya kelimeler yetmez!</strong> Birbirlerine öyle sarıldılar öyle ağladılar ki… Ancak Hulusi abi orada fazla kalamadı, o günkü şartlar buna el vermiyordu. Üstadın kaldığı ev gece gündüz gözetim altında idi. Beş on dakikalık güzel muhabbetten sonra Hz. Üstat Hulusi abiye “Kardaşım sen 20 yıldır manen benim yanımdasın” deyince Hulusi abi de “Üstadım ben de sizin yanınızdan hiç ayrılmadım” diye cevap verdi.</p>
<p>Hulusi abi, 20 dakika kadar süren vuslattan sonra tekrar terminale gitmek üzere kapıdan çıktı. Bu kısa görüşme ona büyük bir alemin kapılarını açmak gibi bereketli olmuştu. O yolda gönül haşyeti ve gözyaşları ile yürürken Sungur abi arkasından koşar adım gelip, Üstat hazretlerinin, “Hulusi ile yirmi dakika görüşme bana yirmi gün gibi geldi” dediğini iletti. Hulusi abi teşekkür etti ve derinden bir hamd ile yoluna devam etti.</p>
<p><strong>Hazreti Üstat talebelerini her duasında andığı gibi talebeleri de onu hiç unutmaz</strong>, eserleri okurken, yazarken manen hep onunla birlikte olurlardı. Bu manevi güç ve kuvvet ile iman nurunu etrafa neşretmeye devam ederlerdi. Hulusi abinin aşk ve iştiyakı da buna bağlı idi. Demek o eserlerin sahibi hakiki bir iman ile hareket ediyordu. Bu yüzden onun eserlerini elmas kıymetinde bilmek gerekiyordu.</p>
<p>Şimdi onlar bu dünyadan göçüp gitmiş olsalar da eserleri bizlere de çok şey anlatmaya devam ediyor. Bizler de Üstat ile manen görüşmeler yapabiliriz. O eserlerin satır aralarından onun hisleri ile hislenir, aşkı ile aşklanır, derdi ile dertlenebiliriz.</p>
<p><strong>Keşke herkesin evinde küçük bir ders odası bulunsa</strong>; orada ebeveynler, büyükler sözü dönüp dolaştırıp sohbet-i Canan’a getiren rehberler olsa yani her bir evin, her bir müessesenin ötelere açılan aydınlık pencereleri bulunsa. <strong>Kainat; Kur’an perspektifi, Efendimizin adesesi, Risale-i Nur gözlüğü ve pırlantaların dürbünüyle seyredilebilse</strong>. Böylece her bir mekan ashab-ı Suffanın yaşadığı gibi bir mübarek mekana dönüşse.</p>
<p>Her bir yuvada veya her bir toplulukta günlük, haftalık ve aylık mini programlar yapılsa. Sonra da Allah’a teveccüh ederek: “<strong>Ya Rabbi! Bizi insan olarak yarattın, kendine muhatap ettin, bize bunun hakkını verme yollarını göster</strong>” duaları ile yola devam edilse.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-32695" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-07-at-17.15.29.jpeg" alt="" width="528" height="490" /> <img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32696" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-07-at-17.15.28-605x700.jpeg" alt="" width="605" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-07-at-17.15.28-605x700.jpeg 605w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-07-at-17.15.28-768x889.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-07-at-17.15.28-585x677.jpeg 585w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-07-at-17.15.28.jpeg 828w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/buna-da-sadakat-denir/">Buna da Sadakat Denir</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hazreti Üstad’a denilenler size de denilmiş; çok mu? &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/hazreti-ustada-denilenler-size-de-denilmis-cok-mu-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Aug 2022 04:30:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Üstad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26788</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evvelki gün öyle olduğu gibi dün de öyle oldu. Hazreti Pir de kendisinden evvelkiler gibi aynı güzergâhtan geçti, aynı zulümlere maruz kaldı. “Şeriat devleti kuracak” demediler mi?!. “Haşhaşi” demediler mi?!.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hazreti-ustada-denilenler-size-de-denilmis-cok-mu-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Hazreti Üstad’a denilenler size de denilmiş; çok mu? | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evvelki gün öyle olduğu gibi dün de öyle oldu. Hazreti Pir de kendisinden evvelkiler gibi aynı güzergâhtan geçti, aynı zulümlere maruz kaldı. “Şeriat devleti kuracak” demediler mi?!. “Haşhaşi” demediler mi?!. Onu -haşa- Karmati şeklinde muameleye tabi tutmadılar mı?!. Çağınıza ışık tutan, nurefşan insan, Pir-i Mugan, Şem-i Tâbân… Bugün de onu istismar etmek istiyorlar; kenardan köşeden yalancılıkla sahip çıkıp ona taraftar olanları cephelerine çekmek için uğraşıyorlar. Evet, ona da her şeyi söylediler; otuz sene zindanlarda, sürgünlerde hayatı zehir zemberek haline getirdiler. Size demişler çok mu? “Paralel” demişler, “haşhaşi” demişler, “karmati” demişler…</p>
<p>*Allah’la irtibat tamam ise, O’nun, riayeti, hıfzı, emniyet ve güveni altındaysanız, ne derlerse desinler, ne herze yerlerse yesinler; yürüdüğünüz yolda sarsıntı geçirmeden -Allah’ın izni ve inayetiyle- yürüyeceksiniz. Karıncaya basmayan insanlara “terörist” diyenlerin asıl kendileri o levsiyatın içindedirler!..</p>
<p>*Zaten o uydurukça dedikleri şeylere bütün dünya gülüyor. Karıncaya basmayan adamlara “terörist” diyorlar. Hayatlarında arpa kadar haram yememiş insanlara diyorlar. Yeryüzünde dikili bir taşı olmayanlara diyorlar. Kendileri sultanlar gibi yaşadıkları halde, paryalar gibi yaşayan fakat halinden şikâyet etmeyen insanlara söylüyorlar bunları. Evet, iffetinizi, ismetinizi koruyarak nazarî imanınızı amelî imana çevirmiş iseniz, bütün varlığı, insanlığı bir Mevlana edasıyla şefkatle kucaklayabiliyorsanız -ki kucaklıyorsunuz- insanlık size her zaman bağrını açacaktır. Ve bu türlü herzegû (lüzumsuz, manasız, saçma sapan konuşan) insanların söyledikleri herzelere de güleceklerdir ve gülüyorlar. Şimdi gizli gizli gülüyorlar, kapalı kapılar arkasında gülüyorlar: “Allah Allah, kime terörist diyorlar!”</p>
<p>*Terörist olmayan, hayatını melekler gibi sürdüren insanlara terörist diyenler, asıl kendileri o levsiyât içinde bulunan insanlardır. Bunlar bir gün tarihin sayfalarına simsiyah yazılarla kaderlerinin gereği olarak yazılacaklar. Tarih ve gelecek nesiller onlara diyecek: Sohbeti yalan ve iftira olana, konuşması yalan ve iftira olana, yazısı çizisi yalan ve iftira olana, oturduğu yer itibariyle başkalarına sinyaller göndermek suretiyle başkalarını yalan ve iftiralarla idlal edenlere yuf olsun!..</p>
<p>*Bırakın o şefkat mahrumu, merhamet mahrumu insanlar kendi gayzlarıyla, nefretleriyle, kinleriyle yaşayadursunlar. Onların da o kadar yaşamak hakkı var. Siz şimdiye kadar kendi üslubunuza göre yaşadınız, bundan sonra da üslubunuzu koruyarak yaşamaya bakınız. Mahlûkatı şefkatle kucaklayınız.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hazreti-ustada-denilenler-size-de-denilmis-cok-mu-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Hazreti Üstad’a denilenler size de denilmiş; çok mu? | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
