<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz.Ebubekir arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/hz-ebubekir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/hz-ebubekir/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:53:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Hz.Ebubekir arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/hz-ebubekir/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Küfrün Merkezinde Deprem &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/kufrun-merkezinde-deprem-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2022 05:18:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hira Mağarası]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Ebubekir]]></category>
		<category><![CDATA[Putların devrilmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28071</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kâinatın İftihar Tablosu (sav), Hira’dan Hakkın gür sesi olarak dönüp ilahi mesajları anlatmaya başladığında Mekke’nin yiğitleri nuru arayan kelebekler O’na (sav) doğru pervaz etmeye başladılar. Bunlar Mekke’nin saygın gençleriydiler. Elini&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kufrun-merkezinde-deprem-ismet-macit/">Küfrün Merkezinde Deprem | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kâinatın İftihar Tablosu (sav), Hira’dan Hakkın gür sesi olarak dönüp ilahi mesajları anlatmaya başladığında Mekke’nin yiğitleri nuru arayan kelebekler O’na (sav) doğru pervaz etmeye başladılar. Bunlar Mekke’nin saygın gençleriydiler.</p>
<p>Elini ilk uzatıp <strong><em>“seninleyim… Her ne pahasına olursa olsun”</em></strong> diyen Hz Ebubekir (ra) idi. Mekke’nin gurur duyduğu insandı Hz Ebubekir. Onun tasdiki onu tanıyanların kalbinde ayrı bir emniyet hasıl edecekti.</p>
<p>Hak gelir, kuytu köşeleri nuruyla aydınlatmaya başlar da batılın temsilcisi yarasa gözler bundan rahatsız olmaz mı? Mekke’de kurdukları menfaat odaklı şebeke daha ilk günlerde Efendiler Efendisi’ni (sav) hain ilan etmişti. Bu kadim bir gelenekti. Hakkı, hukuku, doğruyu haykıran; mazlumların sesine kulak veren, zalimlerin karşısına dikilen kahramanlar tiran ve avenelerinin korkulu rüyası olmuş, asıl hainler tarafından tarihin her döneminde hain ilan edilmişlerdir.</p>
<p>Hz Nuh (as) devrin zalimi Dermesil ile yaka paça olmuş, Hz İbrahim’in karşısına Nemrut dikilmiş, Hz Musa (as) firavunla amansız bir mücadeleye girişmiş, Hz İsa (as) ise din perdesi altında bir sömürü sistemi kurmuş olan hahamlarla karşı karşıya gelmişti.</p>
<p>Şerefli İslam dininin nurunun parladığı günlerde de batılın o asırdaki temsilcileri Ebu Cehil ve şürekası düşman kesilmiş hak ve hakikate… Ve iyiliği yok etmek için var güçleriyle saldırmışlar “Rabbim Allah” diyen masumlara…</p>
<p>Neden bir avuç insana ellerindeki tüm gücü kullanarak saldırıya geçmişlerdi? Oysa Mekke’de herkes istediği tanrıya inanıyor, istediği nesneyi ilah kabul ediyor kimse de buna müdahale etmiyordu. Bir yetimin omuzlarına bina edilen ve ilk müntesiplerinin o günün telakkisi ile köleler ve zayıflar olduğu din neden şehrin ve şehri idare edenlerin tek gündemi olmuş ve inananlar düşman ilan edilmişlerdi?</p>
<p>Elbette birçok sebebi olmakla birlikte temel nedenin putların kutsal kabul edilmesi üzerine kurdukları menfaat yapısının temelden sarsılması olduğu söylenebilir. Evet sistemleştirdikleri kötülüğün zakkum misal meyveleri ile beslenen çete, putlarla zihinleri efsunlamış ve toplumu adeta sanemlerin beşiğinde uyutmuşlardı.</p>
<p>Mekke müşrikleri putlara ilah diyerek hukuksuz bir ortam oluşturmuşlar; heva ve heveslerini putlar vasıtasıyla konuşturmuşlar, hukuka tâbi olmak nefislerine ağır geldiği için İslam’ı kabul etmemişler ve kendilerince mücadeleye girişmişlerdi. Allah’tan başka ilah olmadığının kabulü, hukukun üstünlüğüne tâbi olmak demek mânâsına geliyordu ki bu, o günün tiranları için çok ağır bir şeydi, zira taptıkları bir tanrı değildi; kimilerinin üzerinden geçindiği ekmek teknesi, kiminin üç beş kuruş dünyalığı elinden gitmesin diye hakkı unutup bâtılı sembolleştirmesiydi putperestlik.</p>
<p>Onlar konuşmayan, hüküm koymayan, adaletten bahsetmeyen, “Zulmederseniz karşılığını iki dünyada da görür ve kaybedenlerden olursunuz.” demeyen, hâsılı eylemlerine sınır koymayan taş parçalarına “tanrı” diyerek ezdikleri ilk şey hukuk ve adalet olmuş ve bu çarpık yapı ile tiranlaşmış zenginler ve güçlüler âdeta bir imparatorluk kurmuşlardı. Hevayı ilah edinmenin anlamı, Allah’tan gelen emirleri ve O’na (celle celâluhu) uyularak yapılacak kulluğu bırakıp kendi nefsine uymak ve o doğrultuda günahlara dalarak dünyalık tutkularla yaşamaktır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>O (sav) “Lâ ilahe illallah” diye haykırdıkça bir insan ölüm uykusundan uyanıyor hakikate gözlerini açıyor ve kötülük imparatorluğunun sarayındaki çatlaklar büyüyordu. O (sav) hak yolunda adım attıkça batıl sistemin merkez üssünde depremler oluyor, İslam’ı yok etmek için Dar-ün Nedve’de plan üstüne plan yapanların yüreklerini akıbetleri ile ilgili korku esir alıyordu.</p>
<p>Bunun için fiziki güce müracaat ettiler. Kalemle ilimle hakikatle mücadele edemeyince; kılıca boykota, işkenceye sarıldılar. Vicdansızlığı organize eden çete, üç beş kuruş dünyalıkla uyuttukları topluluğun omuzlarına basıp onlardan cesaret alarak hakkı temsil edenleri hain hatta mürtet ilan edip onlara her türlü zulmü reva gördüler.</p>
<p>Ancak her türlü baskıya rağmen durdukları yerin meşruluğuna inanan birkaç insan omuz omuza verip insanlığın bahtına bir cennet müjdesi olup düştüler. Hiç durmadan yürüdüler, küfrün granitten kalelerine Allah’ın adıyla… Ve yüzyıllara rehber oldular duruşlarıyla…</p>
<p>Vakt-i merhunu gelince de Kur’ân’ın çağları aşan müjdesi tecelli etmiş, gelen Hak ve hakikatler bâtılı ve üzerine kurulu sistemleri hak ettikleri yere yollamıştır.</p>
<p>Hakkın galip geleceği müjdesi bu asırda da tecelli edecektir. Zira hakkı tutup kaldıranlar Kur’an, sünnet ve hukukun sınırlarını ihlal etmeden; aktif sabırla mücadelelerine devam ediyorlar. Kendilerine örnek aldıkları Nebileri (sav) ve sahabeler gibi musibetlere katlandıkça Allah’ta (cc) onların Hizmet’ini katlıyor.</p>
<p>Ne mutlu şu bahtiyarlarla yol yürüyenlere…</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=qij_Zms1aUA&amp;ab_channel=Hizmetten"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <span style="font-size: 10pt;">https://caglayandergisi.com/2022/07/01/hak-gelip-putlar-devrildiginde/</span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kufrun-merkezinde-deprem-ismet-macit/">Küfrün Merkezinde Deprem | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlığı Yaşatanlar &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/insanligi-yasatanlar-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 May 2022 07:49:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Osman]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Ebubekir]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Necasi]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzanya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=25721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Malını Allah’a satanlar&#8230; Hz. Osman (ra) servetini değişik zamanlarda Allah yolunda cömertçe dağıtan infak kahramanıdır. Bir gün Şam&#8217;dan Hz. Osman&#8217;a (ra) yüz deve yükü buğday gelmişti. Kıtlık senesiydi. Sahabeler Hz.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/insanligi-yasatanlar-ismet-macit/">İnsanlığı Yaşatanlar | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Malını Allah’a satanlar&#8230;</strong></p>
<p>Hz. Osman (ra) servetini değişik zamanlarda Allah yolunda cömertçe dağıtan infak kahramanıdır. Bir gün Şam&#8217;dan Hz. Osman&#8217;a (ra) yüz deve yükü buğday gelmişti. Kıtlık senesiydi. Sahabeler Hz. Osman’ın (ra) etrafını çevirdiler. Buğdayı satın almak için Medineli müslümanlar yüksek fiyatlar verdiler. Hz. Osman (ra) kabul etmedi ve gelenlere; «sizden daha yüksek fiyat veren var O`na vereceğim.&#8221; dedi.</p>
<p>Sahabe efendilerimiz buna üzüldüler, doğruca Halife Hz. Ebû Bekir’in (ra) yanına gittiler. Durumu Hz. Ebû Bekir’e (ra) arz ettiler : “Ya Emire&#8217;l Mü&#8217;minin Hz Osman’a (ra) bugün yüz deve yükü buğday geldi. Yüksek fiyat vermemize rağmen bize vermedi. Hep sizden daha yüksek fiyat veren var ben ona vereceğim dedi. Muhacir ve Ensar&#8217;a bunu yapmak reva mı? Daha fazla para istemesi ona yakışır mı?&#8221; dediler.</p>
<p>Hz. Ebû Bekir (ra): “Siz Osman hakkında kötü düşünmeyiniz, aranızda bir münakaşa da çıkmamıştır. Osman, Rasûlüllah (sav)&#8217;ın Me&#8217;vâ Cennetinde refikidir. Resul-i Ekrem&#8217;in damadı olmak şerefini kazanmıştır. Her halde siz onun sözünü yanlış anladınız, beraber gidelim&#8221; buyurdu. Beraber kalkıp Hz. Osman’ın (ra) yanına vardılar.<br />
“Ya Osman! Ashâb-ı Kiram senin bir sözüne üzülmüştür. Kimdir sana yüksek fiyat veren?&#8221; Hz. Osman (ra) “Evet ya Halife-i Rasûlüllah! Onlardan iyi olan bire yedi yüz veriyor. Bunlar bire yedi veriyorlar. Biz buğdayı bire yediyüz verip alana verdik. Allah&#8217;ın şu ayetini okumadınız mı?</p>
<p>Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah&#8217;ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.” (Bakara Suresi-261)<br />
“Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir.” (Bakara Suresi-262)<br />
Bundan sonra yüz deve yükü buğdayı Medine-i Münevvere&#8217;de bulunan fakirlere dağıttı.</p>
<p><strong>Devrin Sahabeleri</strong></p>
<p><strong> </strong>Yunanistan`daki muhacirleri Tanzanya’dan bir grup arkadaş muavenet niyetiyle ziyaret ediyor. Neredeyse tamamı yerli arkadaşlardan oluşan ekibin ziyaretinden Yunanistan`daki muhacirler o kadar memnun oluyorlar ki, ağlayarak şunları ifade ediyorlar<em>: “Daha dün denilecek yakın bir gelecekte biz Afrika’ya yardım ediyorduk. Şimdi Tanzanyalardan buralara bizleri ziyarete gelmeniz bizleri o kadar memnun etti ki çektiğimiz tüm acıları unuttuk”</em></p>
<p>Dün Hz. Osman`ın (ra) kıtlık yıllarında Medine`de gösterdiği civanmertliği bugün insanlık ölmedi dedirten bir dayanışma ve yardımlaşma örneği ile devrin Habeşistan’ları ve Necaşileri gösteriyor.</p>
<p><strong>İnsanlık Ölmedi</strong></p>
<p>Avrupa&#8217;ya ulaşma umuduyla Afrika&#8217;dan yola çıkan göçmenlerin dramı sık sık Akdeniz&#8217;deki kurtarma operasyonlarıyla gündeme geliyor.</p>
<p>Ancak İtalya&#8217;ya ayak basan göçmenlerin umuda yolcuğu burada son bulmuyor. Birçoğu Fransa&#8217;nın eski sömürgelerinden gelen göçmenler en az Akdeniz kadar tehlikeli bir başka engele yöneliyor: Alp Dağları.</p>
<p>Fransa &#8211; İtalya sınırındaki Briançon kasabasına sert geçen kış mevsimine rağmen her gün ortalama 10-12 göçmen ulaşıyor.</p>
<p>Çoğu hayatında kar görmemiş, sıcak kıtanın insanları derecelerin -20&#8217;leri gösterdiği soğuk kış gecelerinde, yetersiz ekipmanla, 1.800 &#8211; 2000 metrelik rakıma sahip geçitleri aşıyor.</p>
<p>Akdeniz&#8217;de yaşanan dramları ekranları başında izleyen Fransız köylüler, yanı başlarında benzer dramların yaşanmasına engel olmak için, yılın ilk karıyla birlikte gözlerini İtalya&#8217;dan gelen dağ yollarına, patikalara çevirdi.</p>
<p>Briançon ve çevre köylerde yaşayan halk, &#8220;SOS Alpes Solidaires&#8221; (Alp Dayanışması) adı altında organize olarak Fransa Alpleri&#8217;nde kendi imkanlarıyla göçmen kurtarma operasyonu yapıyor¨ (Euronews)</p>
<p>Tarih bu türlü insanlık örneklerini kaydediyor.</p>
<p>Tarih Türkiye’den zulümden kaçan insanlara bağrını açan insanları Hz. Necaşi ile devletleri ise Habeşistan ile beraber anacak&#8230;</p>
<p>Rabbim ülkemdeki zulmü bir an evvel zalimle beraber bitirsin inşallah&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/insanligi-yasatanlar-ismet-macit/">İnsanlığı Yaşatanlar | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Ebû Bekir’in (ra) Kefeni ve Hayırda Yarış</title>
		<link>https://hizmetten.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 10:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Ebubekir]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberyolu.com]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13184</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh), denilince akla gelen şeyler, ilk yetişkin Müslüman olması, sıddıkiyeti, her manada Allah Resûlü’ne yakınlığı ve halifeliğidir. Bunların yanında onun hayatında öyle hassasiyetler vardır ki müminlere,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/">Hz. Ebû Bekir’in (ra) Kefeni ve Hayırda Yarış</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh), denilince akla gelen şeyler, ilk yetişkin Müslüman olması, sıddıkiyeti, her manada Allah Resûlü’ne yakınlığı ve halifeliğidir. Bunların yanında onun hayatında öyle hassasiyetler vardır ki müminlere, dünya hayatını, maddi manevi imkanları, makam, mevki ve donanımı en doğru ve verimli şekilde kullanma adına dersler vermektedir. Bunların başında da mali imkanlarını, başkalarına sahip çıkma, onları kurtarma, yetiştirme ve yaşatma hususunda kullanması gelir. O, hayatı boyunca hep fakir ve muhtaçların yanında yer almış, israftan uzak durmuş ve malını hep hayır yolunda kullanmıştır. Bir ömür böyle yaşamış ve bu hal üzere de vefat etmiştir. Vefatından az önce kefeniyle alakalı yaptığı vasiyet, bunun apaçık bir göstergesidir ki buna geçmeden önce onun hayatına bir göz atmak, bu vasiyeti anlama adına bize yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Yetim Mistah’a ve Ailesine El Uzatıyor</strong></p>
<p>İlk vahyin indirilişinden on yıl önce dünyaya gelen teyzesinin kızının oğlu Mistah İbn-i Üsâse, çok geçmeden babasını kaybetmiş ve yetim kalmıştı. O günün cahiliye Mekke’sinde bu durum, eğer birisi sahip çıkmazsa büyük bir sıkıntı demekti. Ailenin şerefiyle yaşaması, Mistah’ın yetişip kendine toplum içerisinde saygın bir yer edinmesi çok zordu. Çünkü her şey, evin erkeğinin gücüyle yürüyordu. Ve babasını kaybeden Mistah’ın bu şartlarda şehrin ayaktakımından birisi haline gelmesi kuvvetle muhtemeldi. Böylesi bir akıbetle Mistah’ı karşı karşıya bırakmak istemeyen Hz. Ebû Bekir, ona ve ailesine sahip çıkmaya karar verdi. Artık onlarla yakından ilgileniyor; mali ihtiyaçlarını karşılama adına onlara düzenli yardımda bulunuyordu. Hz. Ebû Bekir’in Mistah ve ailesine olan bu desteği, vefatına kadar yaklaşık 36 yıl devam edecektir.</p>
<p><strong>Mazlum Müslüman Köleleri Satın Alıp Azad Ediyor</strong></p>
<p>Onun, sahip olduğu imkanları ihtiyaç sahibi insanlar için kullanması, yakın dostu Hz. Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem), peygamberliğin verilmesinden sonra ayrı bir boyut kazandı. Her ne kadar o, İslam davetine “Evet!” deyip Efendimiz’in yanında yerini alsa da başta ileri gelenleri olmakla Mekkelilerin büyük çoğunluğu “Hayır!” demiş ve İslam’ı bitirmek için karşılarına dikilmişlerdi. Bununla da yetinmemiş Müslüman olduğunu öğrendikleri şahıslara karşı ağır işkencelere başlamışlardı. Özellikle köle iken İslam’ı tercih edenler, efendilerinin zulümleri altında inim inim inliyorlardı.</p>
<p>Mümin kardeşlerini bu şekilde görmek, Hz. Ebû Bekir’e çok ağır geliyordu. O güne kadar ticaretten elde ettiği 40 bin dirhemlik birikimini, bu zayıf ve kimsesiz Müslümanları kurtarmak için harcamaya karar verdi. Onları sahiplerinden satın alıp hürriyetlerine kavuşturursa belki çektikleri ezanın ve cefanın önüne geçebilirdi. Hemen hareketi geçti. İlk olarak çok ağır işkenceler altında bulunan Hz. Bilâl’i ve annesi Hamâme’yi satın alıp azad etti; hem kölelikten hem de işkenceden kurtardı. İlerleyen günlerde Âmir İbn-i Füheyre’yi, Ebû Fükeyhe’yi, Ümmü Ubeys’i, Zinnîre’yi, Lübeyne’yi, Nehdiye ve kızını, büyük paralar ödeyerek satın alıp hürriyetine kavuşturdu ve efendilerinin işkencelerinden kurtardı.<span id="easy-footnote-1-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-1-4307" data-hasqtip="0" aria-describedby="qtip-0"><sup>1</sup></a></span></p>
<p>Onun bu faaliyetleri, babası Ebû Kuhafe’yi rahatsız etmişti. Oğlu Ebû Bekir’e, güçsüz ve zayıf köleler yerine güçlü kuvvetli olanları satın almasını en azından onları işlerinde kullanabileceğini söylüyordu. Buna karşılık Hz. Ebû Bekir, maksadının onlardan faydalanmak değil onları zulümden kurtarıp Allah’ın rızasını kazanmak olduğunu ifade ediyordu.<span id="easy-footnote-2-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-2-4307" data-hasqtip="1" aria-describedby="qtip-1"><sup>2</sup></a></span> Onun bu niyeti ve yaptıkları, ind-i ilahide de takdir edilmiş ve Leyl Sûresi’nin şu ayetleriyle duyulan hoşnutluk beyan edilmişti:<span id="easy-footnote-3-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-3-4307" data-hasqtip="2" aria-describedby="qtip-2"><sup>3</sup></a></span> “Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramdan sakınan, O en güzel kelimeyi (kelime-i tevhidi) tasdik eden kimseyi, Biz de en kolay yola muvaffak ederiz.<span id="easy-footnote-4-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-4-4307" data-hasqtip="3" aria-describedby="qtip-3"><sup>4</sup></a></span> O, verdiğini kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak vermez. Verdiğinden ötürü hiç kimseden mükâfat da beklemez. Sadece ve sadece yüce Rabbini razı etmek ister. Kendisi de ukbada elbet hoşnut olur.”<span id="easy-footnote-5-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-5-4307" data-hasqtip="4" aria-describedby="qtip-4"><sup>5</sup></a></span></p>
<p><strong>Servetinin Kalan Kısmını Muhacirlerin İhtiyacı İçin Yanına Alıyor </strong></p>
<p>Hz. Ebû Bekir (radiyallahü anh), 38 yıl boyunca Şam, Mekke ve Yemen arasında mekik dokuyarak çok zor şartlarda biriktirdiği 40.000 dirhemlik servetinin büyük çoğunluğunu Mekke döneminde Müslümanlara sahip çıkmak ve onları desteklemek için harcamıştı. 13 yıl sonra hicret edeceği zaman sandığında sadece 5.000 dirhemi kalmıştı. Hicret ederken servetinin kalan bu kısmını da yanına almıştı. Hatta hicret ederken ailesini Mekke’den çıkartamayan Hz. Ebû Bekir, geriye nakit olarak hiçbir şey bırakmamış; onları Allah’a emanet etmişti. Onun böylesi bir tavır ortaya koyabileceğini tahmin eden âma ve müşrik babası Ebû Kuhafe, soluğu torunu Hz. Esma’nın yanında almış ve giderken Hz. Ebû Bekir’in paraları götürüp götürmediğini sormuştu. Para sandığını çakıl taşlarıyla dolduran Hz. Esma, kapağı açıp büyükbabasından elini uzatıp kontrol etmesini istemişti. Çakılları dirhem zanneden Ebû Kuhafe’nin içi rahatlamıştı.<span id="easy-footnote-6-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-6-4307" data-hasqtip="5" aria-describedby="qtip-5"><sup>6</sup></a></span></p>
<p><strong>Mescid-i Nebevî’nin Arazisini Satın Alıp Bağışlıyor</strong></p>
<p>Hz. Ebû Bekir (radiyallahü anh) yanına aldığı parası ile hicret yolunda kafilenin ihtiyaçlarını gidermeyi, Medine’ye varınca muhacirlerin problemlerinin çözümüne yardımcı olmayı ve hicret diyarında hayata tutunma adına ticaret sermayesi olarak kullanmayı düşünüyordu. Nitekim Allah Resûlü’nün hicret ederken kullanacağı deveyi de O’nun için satın almış; karşılıksız vermek istese de kabul edilmemiş ve aldığı fiyata (400 dirhem) Efendimiz tarafından satın alınmıştı. Hicret yolculuğuna kılavuzluk yapan Abdullah İbn-i Uraykıt’ı kiralayan da yine Hz. Ebû Bekir’di.<span id="easy-footnote-7-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-7-4307" data-hasqtip="6" aria-describedby="qtip-6"><sup>7</sup></a></span></p>
<p>Medine’ye varır varmaz devesi Kasva’nın çöktüğü araziye bir mescid yapmaya karar veren Allah Resûlü, arsanın sahiplerini bulmuş, 10 dinara onlarla anlaşmış ve Hz. Ebû Bekir’den parayı verip burayı satın almasını istemişti. Araziyi satın alan Hz. Ebû Bekir, mescid inşası için vakfetmiş ve Allah Resûlü de buraya yeryüzünün en değerli ikinci mabedini Mescid-i Nebevî’yi inşa etmişti.<span id="easy-footnote-8-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-8-4307" data-hasqtip="7" aria-describedby="qtip-7"><sup>8</sup></a></span></p>
<p><strong>Allah Resûlü’nün Vereceği Mehri Ödüyor</strong></p>
<p>Allah Resûlü, Hz. Hadîce’nin vefatından sonra Hz. Ebû Bekir’in kızı Hz. Âişe ile nişanlanmıştı. Fakat nişanın üzerinden tam dört yıl geçmesine rağmen evlilik gerçekleşmemişti. Hicretin onuncu ayı Şevval’e girilmiş ve Allah Resûlü’nün ikamet edeceği Mescid-i Nebevî’nin inşası bitmişti. Evliliğin gerçekleşmesine mâni olacak hiçbir engel gözükmüyordu. Huzura gelen Hz. Ebû Bekir, “Ya Resûlallah! Ehlinle aynı çatı altında olmanıza mâni olan bir şey mi var?” diye sormuş; bizzat geline verilmesi gereken mehri kastederek Allah Resûlü, “Sadâk!” buyurmuştu. O gün yeterli mali imkânı olmadığı için Efendimiz, Hz. Âişe’nin hakkı olan mehri ödeyemiyor bundan dolayı da evlilik gerçekleşmiyordu. Aldığı cevap üzerine hemen harekete geçen Hz. Ebû Bekir, Allah Resûlü’nün ödeyeceği 400 dirhemlik mehri, O’nun adına kızına kendisi ödemiş ve nişanlıları birbirine kavuşturmuştu.</p>
<p><strong>Malının Tamamını Allah Yolunda İnfak Ediyor </strong></p>
<p>Allah Resûlü’nün sürekli en yakınında bulunan, O’na danışmanlık yapan Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh), kendisine izin verilmediği için Medine’den ayrılamıyordu. Hatta Allah Resûlü cephede bile onun çarpışma meydanına inmesine izin vermiyordu. Bundan dolayı Hz. Ebû Bekir, Medine’den ancak bir defa o da Mekke’nin fethinden sonra özel izinle ticaret için ayrılmıştı. Ticarî faaliyetlerini daha çok Medine içinde sürdürüyordu. Hem buradan elde ettiği geliri hem de katıldığı gazvelerden payına düşen ganimeti, Allah yolunda Müslümanların başındaki gailelerin ortadan kaldırılması için harcıyordu.</p>
<p>Hicretin dokuzuncu yılında Tebûk’e hareket edecek ordunun ihtiyaçlarının giderilmesi adına Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), seferberlik ilan edip ashâbı himmete çağırdığında ilk olarak o gelmiş ve malının tamamını Allah yolunda infak etmişti. Allah Resûlü arkada ehline bir şey bırakıp bırakmadığını sorduğunda onlara, Allah’ı ve Resûlü’nü bıraktığını söylemişti. Onunla infak hususunda yarışmak isteyen ve malının yarısını getirip himmet eden Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir’in infaktaki hızını ve seviyesini görünce onun bu noktada geçilemeyeceğini ifade etmişti.</p>
<p><strong>Maaşının Artanını Hazineye Devrediyor </strong></p>
<p>Tebûk seferi için yapılan infakın üzerinden yirmi ay geçmiş, Allah Resûlü vefat etmiş ve Hz. Ebû Bekir, halife seçilmişti. Halifeliği sürecinde de o, şahsî malını kullanma noktasındaki bu hassasiyetini, devam ettirmişti. Geçimini temin etmek için ilerlemiş yaşına rağmen bizatihi çalışıyor; ticaret yapıyor ve koyun sağıyordu. Ashâbın ileri gelenleri, bu durumun devlete ve halka ait idari işleri takip noktasında sıkıntı oluşturabileceğine kendisini ikna edip ona belli bir maaş belirlemişlerdi. O bu parayı kullanırken de çok hassas hareket ediyor; ihtiyacından fazlasına dokunmuyor hazineye aktarıyordu.</p>
<p>Vefat ederken şahsi malının beşte dördünü infak etmişti. Halifeliği sırasında kendisine tahsis edilen maaşa karşılık sahibi olduğu bir bahçenin hazineye devredilmesini vasiyet etmişti. Bununla yetinmemiş halife olmadan önceki serveti ile olduktan sonraki servetinin karşılaştırılıp çıkan fazlalığın hazineye devredilmesini talep etmişti. Bunların yanında halifeliği sırasında satın alıp kullandığı hizmetçinin, devenin, bir bardak ve süt kabı dahil eşyaların da hazineye devredilmesini vasiyet etmişti. Bu vasiyetleri, Hz. Ömer’e iletilince gözleri yaşarmış ve kendisinden sonra gelen şahsa yaşanması zor bir hayat bıraktığını ifade etmişti.<span id="easy-footnote-9-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-9-4307" data-hasqtip="8" aria-describedby="qtip-8"><sup>9</sup></a></span></p>
<p><strong>Eski Elbiseleriyle Kefenlenmeyi Vasiyet Ediyor</strong></p>
<p>Halifeliği sırasında Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh), Hz. Hâris İbn-i Kelede (radıyallahu anh) ile birlikte kendisine ikram edilen bir aşı, yemek için oturmuşlardı. Birer lokma yemişlerdi ki Hz. Hâris, “Ey Allah Resûlü’nün halifesi! Elini çek! Bu aşta bir sene sonra etkisini gösterecek bir zehir var! Ben ve sen aynı günde öleceğiz!” dedi. Hz. Ebû Bekir, elini çekti. Fakat zehir artık ikisinin de bedenine dahil olmuştu. Tam bir yıl boyunca zehrin etkisini vücutlarında hissettiler.<span id="easy-footnote-10-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-10-4307" data-hasqtip="9" aria-describedby="qtip-9"><sup>10</sup></a></span></p>
<p>Yılın bitimine sayılı günler kala zehir etkisini daha da artırmış; hastalığa daha fazla dayanamayan Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh), yatağa düşmüştü. Ecelinin yaklaştığını anlamış, başta ümmetin selameti, birlik ve beraberliği olmak üzere değişik konularda vasiyetlerde ve nasihatlerde bulunmaya başlamıştı. Kısa süren halifeliği döneminde çok büyük gailelerle karşılaşmış ve tek tek hepsini çözmüştü. Hazır hayattayken her şeyi en makul ve makbul şekilde planlamak istiyordu. Çok farklı konularda vasiyetlerde bulunmuş sıra vefatından sonra nasıl kefenleneceğine gelmişti. Yanında kızı, müminlerin annesi Hz. Âişe (radıyallahu anh) vardı. Ona döndü ve: “Öldüğüm zaman eski elbiselerimi yıkayıp bana kefen yap!” buyurdu.</p>
<p>Şaşıran Hz. Âişe, “Ey babacığım! Allah sana rızık verdi ve ihsanda bulundu. Seni yeni kumaşla kefenleriz!” şeklinde karşılık verdi. Ömrünü özellikle de halifelik yıllarını kılı kırk yararcasına dikkatli geçiren ve sahip olduğu imkanları hep insanlara faydalı olmak için kullanan Hz. Ebû Bekir, “Hayatta olan insanın yeni kumaşa, daha fazla ihtiyacı vardır. Onu giyer; kendisini korur. Ölüye kefen yapılan ise sadece irin ve çürüğe dönüşür.” buyurdu.<span id="easy-footnote-11-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-11-4307" data-hasqtip="10" aria-describedby="qtip-10"><sup>11</sup></a></span> O vefat ederken bile başkalarını düşünüyor; kefenin kısa zamanda çürüyeceğini hesaba katıp onunla bile birilerinin elinden tutmayı planlıyordu. Dediği gibi de yapılmış kefen yapılması düşünülen yeni kumaşlar, ihtiyaç sahibi birilerine verilmiş ve Hz. Ebû Bekir, eski elbiseleriyle kefenlenmişti.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Hz. Ebû Bekir’in vefatından yıllar sonra bir adam, Hz. Bilâl’le karşılaşmış ve o gün yapılan at yarışını kastederek “Kim geçip birinci oldu?” diye sormuştu. Hayırda yarıştan başka müsabaka bilmeyen Hz. Bilâl, Asr-ı Saadet’e gitmiş ve “Muhammed!” demişti. Bunun üzerine aynı adam “Yarışta onun arkasından kim geldi?” diye sormuş; Hz. Bilal, “Ebû Bekir!” karşılığını vermişti. Hz. Bilal’in yaptığı nükteyi yeni farkeden adam, “Ben sadece bugün yapılan at yarışını kast etmiştim.” deyince Hz. Bilâl, “Ben yarış denilince sadece hayırda yarışı bilir ve onu kast ederim.” cevabını vermişti.<span id="easy-footnote-12-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/#easy-footnote-bottom-12-4307" data-hasqtip="11" aria-describedby="qtip-11"><sup>12</sup></a></span> Hz. Bilal’in de ifade ettiği gibi Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh), birçok meselede olduğu gibi malını hayırlı hizmetlerde kullanma hususunda da Allah Resûlü’ne en yakın insandı.</p>
<p><strong>Kaynak: Yücel Men | Peygamberyolu.com</strong></p>
<div class="easy-footnote-title">
<h4>Dipnot:</h4>
</div>
<ol class="easy-footnotes-wrapper">
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-1-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hişâm, Sîre 146, 147</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-2-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hişâm, Sîre 147</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-3-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. İbn-i Hişâm, Sîre 147</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-4-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Leyl Sûresi 5-7</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-5-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Leyl Sûresi 19-21</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-6-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. İbn-i Hişâm, Sîre 225</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-7-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. İbn-i Hişâm, Sîre 224</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-8-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Sa’d, Tabakât 1/174</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-9-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Paragrafta verilen bilgiler için bkz. İbn-i Sa’d, Tabakât 3/143-146</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-10-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Sa’d, Tabakât 3/148</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-11-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Sa’d, Tabakât 3/146, 147, 154</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-12-4307" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Sa’d, Tabakât 3/127</li>
</ol>
<p><a href="https://hizmetten.com/hz-ebu-bekirin-ra-kefeni-ve-hayirda-yaris/">Hz. Ebû Bekir’in (ra) Kefeni ve Hayırda Yarış</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
