<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hukuk arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/hukuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/hukuk/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Dec 2025 15:11:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>hukuk arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/hukuk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Jeunactio Gençlik Derneği’nden Gençlere Hukuk ve Sosyal Bilinç Eğitimi</title>
		<link>https://hizmetten.com/jeunactio-genclik-derneginden-genclere-hukuk-ve-sosyal-bilinc-egitimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 15:11:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[#gençlikderneği]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=45978</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fransa’da faaliyet gösteren Jeunactio Gençlik Derneği, gençlere yönelik hukuk ve sosyal farkındalık çalışmaları kapsamında ünlü avukat Christian Charrière-Bournazel ile bir söyleşi düzenledi. Bournazel, hukuk mesleğine ilgi duyan gençlerle buluşarak Fransa’daki&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/jeunactio-genclik-derneginden-genclere-hukuk-ve-sosyal-bilinc-egitimi/">Jeunactio Gençlik Derneği’nden Gençlere Hukuk ve Sosyal Bilinç Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’da faaliyet gösteren Jeunactio Gençlik Derneği, gençlere yönelik hukuk ve sosyal farkındalık çalışmaları kapsamında ünlü avukat Christian Charrière-Bournazel ile bir söyleşi düzenledi. Bournazel, hukuk mesleğine ilgi duyan gençlerle buluşarak Fransa’daki yasal süreçler ve mesleki deneyimleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-45981" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-495x700.jpeg" alt="" width="495" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-495x700.jpeg 495w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-848x1200.jpeg 848w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-768x1086.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-1086x1536.jpeg 1086w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-585x828.jpeg 585w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1.jpeg 1131w" sizes="(max-width: 495px) 100vw, 495px" /></p>
<p>Derneğin yürüttüğü iki önemli sosyal proje de tamamlanma aşamasına geldi. İçişleri Bakanlığı’na bağlı FIDIP (Bakanlıklararası Suçun Önlenmesi Fonu) ve Val-d’Oise Valiliği iş birliğiyle gerçekleştirilen Lumières Numériques projesinde farklı yaş gruplarından yaklaşık 55 genç, şiddetin çeşitli türleri üzerine uzmanlar eşliğinde hem teorik hem de uygulamalı eğitimler aldı.</p>
<p>Başbakanlığa bağlı MILDECA (Uyuşturucu ve Bağımlılıklarla Mücadele Bakanlıklararası Misyonu) ortaklığıyla yürütülen diğer proje Addiction (Bağımlılıkla Mücadele) kapsamında ise yaklaşık 60 genç, alkol, madde, dijital bağımlılık ve oyun bağımlılığı gibi konularda uzman eğitimlerine katıldı.</p>
<p>Gençlerden İki Kısa Film</p>
<p>Eğitimlerin ardından düzenlenen atölye çalışmalarında hazırlanan senaryolar doğrultusunda iki kısa film çekildi:</p>
<ul>
<li>Zorbalık Filmi: https://vm.tiktok.com/ZNReQ68Au/</li>
<li>Bağımlılık Filmi: https://vm.tiktok.com/ZNRexKSKJ/</li>
</ul>
<p>1 Aralık’ta Bilgilendirme Programı</p>
<p>1 Aralık saat 11.00’de, Val-d’Oise Vali Yardımcısı Madame Dinandın katılımıyla bir program düzenlenecek. Etkinlik kapsamında Paris Barosu’ndan bir avukat, gençlere zorbalık karşısındaki yasal hakları hakkında bilgilendirme yapacak.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-45980" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/2-700x393.jpeg" alt="" width="700" height="393" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/2-700x393.jpeg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/2-768x431.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/2-585x328.jpeg 585w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/2.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/jeunactio-genclik-derneginden-genclere-hukuk-ve-sosyal-bilinc-egitimi/">Jeunactio Gençlik Derneği’nden Gençlere Hukuk ve Sosyal Bilinç Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkalarının hukukuna tecavüz etmeyiz hürüz diye! &#124; M. Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/baskalarinin-hukukuna-tecavuz-etmeyiz-huruz-diye-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2023 04:30:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan Klasik]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi gerçek ve insana ait hürriyeti kısa ve veciz bir üslupla anlatıyor. 01:33 Başkalarının hukukuna tecavüz etmeyiz hürüz diye! 02:47 Hakiki hürriyet Allah’a kul olmaktadır. Kim Allah’a&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/baskalarinin-hukukuna-tecavuz-etmeyiz-huruz-diye-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Başkalarının hukukuna tecavüz etmeyiz hürüz diye! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi gerçek ve insana ait hürriyeti kısa ve veciz bir üslupla anlatıyor. </span></p>
<p>01:33<span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> Başkalarının hukukuna tecavüz etmeyiz hürüz diye! </span></p>
<p>02:47<span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> Hakiki hürriyet Allah’a kul olmaktadır. Kim Allah’a kul ise o hürdür.</span></p>
<p>03:06<span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> Hür olanlar Allah’a kul olanlardır.</span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/baskalarinin-hukukuna-tecavuz-etmeyiz-huruz-diye-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Başkalarının hukukuna tecavüz etmeyiz hürüz diye! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demokrasi, Hukuk ve Hizmet Hareketi</title>
		<link>https://hizmetten.com/demokrasi-hukuk-ve-hizmet-hareketi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Aug 2022 15:12:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Afsv]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet HAreketi]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26861</guid>

					<description><![CDATA[<p>YORUM &#124; AYTEKİN GARİB İnsan bir yönüyle kâinatın özü, bir yönüyle de hem çekirdeği hem meyvesidir. Kâinat makro âlemse, insan onun fihristi mahiyetinde mikro veya normo âlemdir.[1] Açıklanan bu mahiyetin, biri&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/demokrasi-hukuk-ve-hizmet-hareketi/">Demokrasi, Hukuk ve Hizmet Hareketi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YORUM | AYTEKİN GARİB</strong></p>
<p>İnsan bir yönüyle kâinatın özü, bir yönüyle de hem çekirdeği hem meyvesidir. Kâinat makro âlemse, insan onun fihristi mahiyetinde mikro veya normo âlemdir.[1]</p>
<p>Açıklanan bu mahiyetin, biri insanın kendine, diğeri topluma bakan iki tezahürü vardır. Kendine bakan yönüyle insan, bizatihi şereflidir. Kâinattaki her şey insanın hizmetine sunulmuş, onun için yaratılmıştır. Nitekim yeryüzüne halife olarak da naspedilmiştir. [2]Bütün bunların sonucu, tasavvufî ifadesiyle, insan yaşadığı sürece hep insan-ı kâmil istikametinde seyrine devam etmeli, kendini zorlamalıdır; hukukî ifadesiyle de insan kişiliğini 1) gerçekleştirme ve 2) geliştirme hakkına sahiptir, hatta bu görevle mükelleftir.</p>
<p>Topluma ve devlete bakan tezahürüne gelince, zirvede insan olduğuna göre, insanlardan müteşekkil toplumu idare etmek için tesis edilmiş bütün düzenler, kurallar, maddî veya itibarî, hükmî varlıklar, yine insana hizmet ve onun varlık sebebini yahut gayesini gerçekleştirmek içindir. Bunun zorunlu sonucu şu hükümdür: “Devlet insan içindir, insan devlet için değildir.” Dolayısıyla, “Devletin âli menfaatleri için kişi(ler) feda edilebilir” düşüncesinin batıl bir anlayış olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Nitekim ikbal dönemlerimizde ecdadımızın “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışı ve felsefesinin geçerli olduğu bilinen bir gerçektir.</p>
<p>Esasen İslam hukuku ve medeniyeti; varlık, insan, hayat, kâinat ve Allah hakikatleri arasındaki münasebeti berrak bir şekilde açıklamış, eşya ve hadiselerin; çatışmanın, mücadelenin, kargaşanın değil, bilakis ahengin, düzenin, intizamın, yardımlaşma ve dayanışmanın sonucu olduğunu göstermiştir. [3]</p>
<h3>Kadim Yunan’dan Bugüne Demokrasi</h3>
<p>Demokrasi kısaca, devlet idaresinin işleyişiyle alakalı konularda halkın, 1) karar alma, 2) kararların icrası ve 3) icraatın denetlenmesi süreçlerine iştiraki olarak tanımlanabilir. Kadim Yunan Medeniyetinde şehri ilgilendiren konular hakkında orada yaşayan halkın reyine başvurulduğu bilinmektedir.</p>
<p>Demokrasinin doğduran demokrasi, temsili demokrasi gibi tatbikat şekilleri olduğu gibi, sosyal demokrasi, liberal demokrasi, Hristiyanlık yorumuyla demokrasi, İslamî demokrasi gibi farklı algılama ve yorumlama biçimleri de vardır. Öyle ki tarihin seyrine ve tatbikata bakılınca, dünya görüşü ve siyaset teorisi bakımından algılayış farklılıkları arasındaki mesafe taban tabana zıt denecek kadar genişlikte olabilmektedir.</p>
<h3>Demokrasi Bir Süreçtir</h3>
<p>Kadim Yunan ile günümüz arasında demokrasi anlayışının hem tatbiki hem de muhtevası ve keyfiyeti bakımından çok büyük farklılıklar vardır. Mesela eski Yunanda sadece hür olanlar oy kullanabiliyordu. Bu da nüfusun çok küçük bir nispeti demekti.</p>
<p>Demokrasinin mahiyeti ve muhtevası bakımından son bir asırda bile çok büyük mesafeler kat edilmiştir. Dünya genelinde kabul gören demokrasi anlayışı sürekli iyileşmekte ve gelişmektedir. Hiç şüphesiz bu süreç iyiye doğru seyrine devam edecektir. Köleliğin kaldırılması, kadınların statü ve haklarının teslimi, insan hakları belgeleri gibi vakıalar ve gelişmeler bu gelişim sürecinin güzel örneklerindendir. Artık “demokrasi bugün itibari ile insanlığın ortak bir örfüne mazhar olmaya doğru ilerliyor.” [4]</p>
<h3>Günümüzde Demokrasinin Hususiyetleri</h3>
<p>Günümüzde demokrasi denilince, sivil toplumun çok iyi örgütlendiği, insanların şuurlu ve mesuliyet sahibi fertler olarak yönetime iştirak edip onu kontrol ettiği; yönetenlerin de şeffaflık, açıklık, hesap verebilirlik, dürüstlük ilkelerine göre iş yaptıkları devlet ve toplum modeli akla gelmektedir. Artık demokrasi, ailede, okulda ve iş yerinde de uygulanan bir hayat tarzı olarak görülmektedir. Keza çok seslilik, çok renklilik, çoğulculuk, azınlıkların haklarının, kültürlerinin korunması, zıt fikirlerin uzlaşma ile ahenkli bir harmoni oluşturması temel unsurlardandır.</p>
<p>Sayılan evsafın gerçekleşmesi için 1) ifade hürriyeti, 2) toplantı ve gösteri yapma hakkı/hürriyeti, 3) örgütlenme hakkı/hürriyeti mutlak lazımelerdendir. Bunların alt dalları olarak haberleşme hürriyeti, basın hürriyeti, bilgi edinme hakkı, hak arama hürriyeti, dernekleşme, sendika hakkı gibi hak ve özgürlükler sayılabilir.</p>
<p>Yine demokrasiye can veren ve onu ayakta tutan “hukukun üstünlüğü” prensibidir. Bu prensibin açılımı ile yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin ayrı olması, özellikle bunlardan yargının bağımsızlığı, herkesin kanun önünde eşitliği, adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, kanunsuz suç ve cezanın olmaması gibi esaslar ortaya çıkmaktadır.</p>
<h3>Hizmet Hareketi ve Demokrasi</h3>
<p>Yukarıda sayılan hususiyetler bakımından İslam Medeniyeti ile demokrasi tam bir mutabakat ve dayanışma halindedir. Özellikle Hulefa-i Raşidin dönemindeki uygulamalar, emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker, istişare, bu konuda bilhassa Uhud Savaşı’nda Peygamber Efendimizin (aleyhissalâtü vesselâm) uygulaması, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” gibi düsturlar, müesseseler ve naslar bu durumu açıklıkla göstermektedir.</p>
<p>Nitekim Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi de 1990’lı yıllardan itibaren, “demokrasinin geri dönüşü olmayan bir süreç olduğunu, daima ilerleyeceğini ve gelişeceğini” vurgulamaktadır. [5] Hatta İslam adına aynı istikamette hizmet eden bazıları, o dönemde Hocaefendi’yi bu söylemi nedeniyle şiddetle eleştirmelerine rağmen zamanla tam aksi yöne savrulmalarına karşılık Hocaefendi söylemlerini hiç değiştirmemiş, dünyanın farklı coğrafyalarından, farklı zamanlarda, farklı şahıslar; demokrasi ve İslam hakkında fikirlerini sorduklarında, ısrarla ve istikrarla aynı görüşünü tekrarlamıştır.</p>
<p>Son yıllarda Hizmet Hareketi mensupları, takipçileri, ilgilileri, sempatizanları, hatta hiç alakası olmasa bile bunların eşleri, çocukları, akrabaları, yakınları; tarihte eşine pek rastlanmayan mezalime, mağduriyetlere, hak ihlallerine ve hukuksuzluklara maruz kalmakta ve muhatap olmaktadırlar. Buna rağmen kanunlara aykırı küçücük bir vakaya bile sebebiyet vermediler. Bütün bunları sinelerinde eritmenin yanı sıra, üstüne üstlük tenkile kilitlenmiş karanlık odakların, Hareket mensubu kılığındaki provokasyonlarına ve tuzaklarına karşı dikkatli ve uyanık olmaya kendilerini zorlamaktadırlar.</p>
<p>Hocaefendi, sevenlerine baştan beri, zulüm ve haksızlıklar karşısında asla şiddete bulaşmamaları, aktif sabırla, yani hak ve adalet çerçevesinde, hukukî yollarla mücadele tavsiyesinde bulunmaktadır. Çünkü onun massedip süt halinde takipçilerine sunduğu öğretiye göre, insanın kişiliğini geliştirerek tam olgunluğa ulaşabilmesi için 1) acz, 2) fakr, 3) şevk, 4) şükür ile 5) şefkat ve 6) tefekkür esaslarını hayatına rehber edinmesi gerekir.<a name="_ednref6"></a>[6]Keza inanan bir fert, “Biz ki mü’miniz, aldatılabiliriz, fakat asla aldatmayız” prensibiyle hayatını örgülemelidir. Yine Hizmet Hareketinin değerlerini benimsemiş birisi “müspet hareket” düsturunu [7] hayatına hâkim kılmalı, her halükârda asayişe yardım eden olmalı, asla kamu düzenini bozmamalıdır. İnanan insan, biz O’nu görmesek de, bizi sürekli gören Allah’ın bize şah damarımızdan daha yakın olduğu ve mutlaka O’na hayatın hesabının verileceği şuuruyla yaşamalıdır. Temel unsurlarını özetle sunabildiğimiz bu öğretinin ayrıntılı açıklamaları ve teferruatı, en başta Hocaefendinin eserlerinde ve sohbetlerinde yer aldığı gibi, [8]Hareketin kubbesi altında bulunan, mesela AfSV [9]gibi teşkilatların kamuoyuna sunduğu paylaşımlarda da vardır.</p>
<p>Toplumun her kesiminden ve katmanından müteşekkil Hizmet Hareketi’nin gönüllüleri, esaslı unsurlarını sathî olarak saydığımız tavsiye ve nasihatlere uyduklarından, bütün dünyaya yayılmış olmalarına, farklılıklar, zorluklar, haksızlıklar ve hukuksuzluklarla mücadele etmelerine rağmen, hep hak ve adaletin, iyilik ve güzelliğin yüceltilmesiyle meşguldürler ve öyle de bilinmektedirler.</p>
<p>Bu yüzdendir ki yukarıda özetle açıkladığımız demokrasi ve hukukun üstünlüğü kavramlarının ve müesseselerinin geçerli olduğu coğrafyalarda Gönüllüler Hareketi mensupları ve takipçileri, bırakın çatışmayı ve şiddeti, ufacık sürtüşmeye ve gerilime bile sebep olmadan yollarına devam etmekte, bulundukları yerlere tam bir intibak ve entegrasyonla, insanlığın ortak değerlerini yüceltmektedirler.</p>
<p>NOT: Bu yazı Çağlayan dergisinden alınmıştır.</p>
<p>Dipnotlar</p>
<p>[1]Gülen, M. Fethullah. “İnsan Muamması”, Tekmile (Kalbin Zümrüt Tepeleri), <em>Çağlayan</em>, Kasım 2018.</p>
<p>[2]Bakara, 2/30.</p>
<p>[3]Nursî, Bediüzzaman Said. <em>Sözler</em>, 1) On İkinci Söz, 2) On Üçüncü Söz, Birinci Makam, 3) Otuzuncu Söz, Birinci Maksat.</p>
<p>Ünal, Ali. <em>Risale-i Nur’da Küllî Kaideler-1</em>, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2008, s. 594 vd.</p>
<p>[4]Gülen, M. Fethullah. <em>Şarkül Avsat</em>Gazetesine 24 Mart 2014 tarihinde verdiği röportajdan.</p>
<p>fgulen.com/tr/turk-basininda-fethullah-gulen/fethullah-gulen-hakkinda-haberler/fethullah-gulen-hakkinda-2014-haberleri/43596-fethullah-gulen-hocaefendi-sark-ul-avsat-a-konustu-islam-da-devlet-degil-toplum-onemlidir</p>
<p>[5]Mercan, Faruk. <em>Demokrasiden Geriye Dönüş Yok, Dünden Bugüne Fethullah Gülen’in Düşünce İstikameti</em>; Blue Dome, New Jersey 2016, s. 129 vd., 245.</p>
<p>[6]Nursî, Bediüzzaman Said. <em>Sözler</em>, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 518; <em>Mektubat</em>, s. 17.</p>
<p>[7]Aymaz, Abdullah / Nursî, Bediüzzaman Said. <em>Emirdağ Lahikası Üzerine,</em>İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2007, 62. Mektup, s. 177–183.</p>
<p>[8]<a href="https://fgulen.com/tr/">fgulen.com/tr/</a>; www.herkul.org/</p>
<p>[9]twitter.com/afsv_tr/status/1067439128772513792</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/demokrasi-hukuk-ve-hizmet-hareketi/">Demokrasi, Hukuk ve Hizmet Hareketi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düğmesiz cübbelerinin gereğini yapsalar kâfi… &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/dugmesiz-cubbelerinin-geregini-yapsalar-kafi-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 07:18:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[aihm]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<category><![CDATA[Tenkil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen haftaki yazımda, bardağın dolu tarafına bakma anlamında; “Her taraf bahar kokuyor. Güneş, parlak yüzünü üstümüze çevirmiş, biraz da bana bak. Niye hep kesif maddeden oluşan torağa gözünü dikmiş ‘Her&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dugmesiz-cubbelerinin-geregini-yapsalar-kafi-recep-atici/">Düğmesiz cübbelerinin gereğini yapsalar kâfi… | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen haftaki yazımda, bardağın dolu tarafına bakma anlamında; “Her taraf bahar kokuyor. Güneş, parlak yüzünü üstümüze çevirmiş, biraz da bana bak. Niye hep kesif maddeden oluşan torağa gözünü dikmiş ‘Her yer karanlık, mahşer mi Ya Rab!’ türküsü söylüyorsun” demiştim.</p>
<p>Evet, 24 Haziran sabahı güneş rengini andıran sarı tişörtleriyle binlerce KHK’lı, Strasbourg’ta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde ‘<em>Geç gelen adalet, adalet değildir’</em> yazılı pankartlarıyla “Güneşin, parlak yüzünü” gösterdiler. Zamanı olup da medeni dünyanın en etkin protesto şekliyle;  ‘Türkiye’deki zulme dur de!’, ‘Türkiye’deki işkenceye dur de!’ diyerek hepimizin sesi olan katılımcılara öncelikle şükranlarımı arz ediyorum.</p>
<p>(AİHM) önünde gösteri yapan binlerce KHK’lı, “Mağdurlar burada hakimler nerede?’, Salyangoz kostümü giyen bir diğer gösterici de “Ben bile senden daha hızlıyım AİHM” gibi sloganlarla çok etkili bir eylem sergilediler. Yaklaşık altı yıl sonra yapılabilen bu organizasyon gerçekten yüreğimize su serpti. Bunu görmek ve her yerde dile getirmek üzerimize bir vecibedir.</p>
<p>Dile kolay bu eylem, 24 sivil toplum kuruluşu adına yapılmış. Dolayısıyla bunu organize eden başta Rumi Ünal olmak üzere herkesi tebrik ediyorum. Sekiz sayfadan oluşan şikâyet mektubunu AİHM Başkan Rabert Spano’ya ulaştırılmak üzere asistanına vermişler. Bu da sanırım bundan sonraki kararlar adına etkili olacaktır.</p>
<p>Eyleme, 15 Temmuz sonrası Türkiye’de zorla kaçırılan ve kendisinden yaklaşık 3 yıldır haber alınamayan KHK’lı Yusuf Bilge Tunç’un kız kardeşi Şefika Nur Kurt da katılmış. Kurt, “<em>Maalesef AİHM’nin verdiği kararlar ümitlerimizi söndürmek üzere. O yüzden biz kayıp ailelerinin desteklenmesi konusunda yapılan bu tür her gayret, her destek çok kıymetli</em>” diyerek abisinin mağduriyetini de birinci ağızdan AİHM’e duyurmuş.</p>
<p>Bizatihi Strasbourg’a, gelerek eyleme katılan gazeteci Kerim Balcı, “<em>Geciken adalet hem mağdurları umutsuzluğa itiyor hem de diktatörlere cesaret veriyor. Biz bunu AİHM’e hatırlatmak için buradayız</em>” demiş. Şayet AİHM, hala onurunun ve gururun olduğunu düşünüyorsa kafasını ellerinin arasına koyup bu cümle karşısında iyice düşünmesi gerekir.</p>
<p>Evet, AİHM, ‘iş yükünün ağırlığı vs.’ gibi bahanelerle kendisinden beklenen performansı gösteremedi. Dolaysıyla da mağdurlar AİHM’nin bu mazeretini inandırıcı bulmuyorlar. Zira isterlerse bazı dosyaları hemen öne alıp neticelendiriyorlar. Ayrıca Türkiye’deki rejimi de sanki kolluyorlar gibi bir imajları var ki, bu da AİHM adına hiç de hoş olmayan bir durum maalesef.</p>
<p>Bu eyleme katılan KHK’lı Yargıtay Hâkimi Kemal Karanfil’in; “<em>Türkiye’de 18 yıl hakimlik yapan bir kişi kaçakçıya para vererek Meriç’i geçmek zorunda kaldı. Ve benim gibi yüzlerce hâkim geldiyse buraya, Türkiye’de hukukun olmadığını bilin artık!” </em>ifadesi ise çok çarpıcıydı. Karanfil’in bu ifadesi aslında ‘kör göze parmak’ gibi bir şeydi. AİHM hakimleri bunu da duymazlıktan gelirlerse meşhur tabirle ‘dükkânı kapatsınlar’ artık.</p>
<p>Ayrıca Anayasa Profesörü Hüseyin Demir’in; “Türkiye artık bir hukuk devleti değil. Tamamıyla keyfi bir yönetim var, bu yönetim hız kesmeden zulme devam ediyor. Bunun önünü kesmenin tek yolu, AİHM’nin hukuk yoluyla buna müdahale etmesi ve Türkiye’yi hukuka dönmeye zorlaması olacaktır. Fakat, AİHM’nin bazı dosyaları öne alıp bazılarını da görmezden gelerek yanlı bir tutum sergilemesinden dolayı bunu bugüne kadar göremedik maalesef<em>.</em>” ifadeleri de AİHM’ni hukuku hakkıyla uygulamamakla itham etmek anlamına geliyor ki bu da AİHM adına bir garabet.</p>
<p>Aslında eylemde ister pankartlarla, isterse sözlü ve yazılı olarak ifade edilen hukuksuzlukları AİHM’nin bilmediğini, haberi olmadığını düşünmek biraz saf dillik olur. AİHM, kendi binaları önünde kulakları sağır edecek şekilde dile getirilen o ifadeleri elbette biliyor. Ne var ki ciddi bir tepkiyle karşılaşmadıkları için Bektaşi misal “<em>Biz yaptık oldu</em>” şeklinde düşünüyor olmalılar.</p>
<p>Ancak bugüne kadar AİHM önünde bu kadar kalabalık bir eylemin yapılmadığını Fransa’da yaşayan bazı katılımcılar ifade ediyorlar. Ümidimiz o ki, Türkiye&#8217;de yıllardır devam eden adaletsizliğe ve hukuksuzluğa AİHM, bu sefer kayıtsız kalmaz. Seslendirilen düşünceler, bu sefer olsun mahkeme binasının soğuk camlarına çarpıp geri dönmez inşaallah…</p>
<p>Mahkeme önünde ,”Geciken adaletin adalet olmadığını” vurgulayan birçok konuşma yapıldı. Saatlerce süren sloganlar Fransızca, İngilizce ve Türkçe dile getirildi. Buna rağmen meşhur tabirle “<em>Cemaat ne derse desin, imam bildiğini okur</em>” derse AİHM hakimleri, -biraz ağır olacak ama- o zaman önce kendilerini yargılasınlar ve sonra kendilerinde hala AİHM hâkimi olma vasfı görüyorlarsa gelen dosyaları incelesinler, derim.</p>
<p>Evet, bu eylem vasıtasıyla AİHM’nin, Türkiye&#8217;deki adalet arayışının artık bittiğini görmüş olmasını arzu ediyoruz. Hukuki tabirle iç hukuk yollarının artık tükendiğini görürler diye düşünüyoruz. AİHM hakimleri, Türkiye&#8217;nin işkencelerle, kaçırmalarla ve rejim mahkemeleriyle insanların canlarına, mallarına kastedilen bir ülke olduğunu görüp ‘artık yeter’ desinler istiyoruz.  İstediğimiz şey aslında çok ekstrem bir şey değil. Sadece düğmesiz cübbelerinin gereğini yapsalar kâfi…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dugmesiz-cubbelerinin-geregini-yapsalar-kafi-recep-atici/">Düğmesiz cübbelerinin gereğini yapsalar kâfi… | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet İçin Haykırmak ve AİHM Kararlarında Kamuoyunun Etkisi &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/adalet-icin-haykirmak-ve-aihm-kararlarinda-kamuoyunun-etkisi-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2022 07:09:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[aihm]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26271</guid>

					<description><![CDATA[<p> 24 Haziran Cuma günü Strasburg’da, Türkiye’deki hukuksuzluklara gözünü kapatan ve verdiği kararlarda çifte standart uygulayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde bir gösteri yürüyüşü yapılacak.  Zulmü kim görüyorsa görsün karşısında&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/adalet-icin-haykirmak-ve-aihm-kararlarinda-kamuoyunun-etkisi-ismet-macit/">Adalet İçin Haykırmak ve AİHM Kararlarında Kamuoyunun Etkisi | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>24 Haziran Cuma günü Strasburg’da, Türkiye’deki hukuksuzluklara gözünü kapatan ve verdiği kararlarda çifte standart uygulayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde bir gösteri yürüyüşü yapılacak.  Zulmü kim görüyorsa görsün karşısında hakperestçe durulmaz, hukuksuzlukla mücadele edilmezse yeni yeni kötülüklere ve haksızlıklara davetiye çıkarılmış olur.</p>
<p>Sivil direnişin öncüsü Mahatma Gandhi şöyle der: “<em>Her sabah kalktığım zaman kendi kendime şöyle söz veririm: Dünya üzerinde vicdanımdan başka kimseden korkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği adaletle  yıkacağım ve mukavemet etmekte ısrar ederse onu, bütün mevcudiyetimle karşılayacağım.”</em></p>
<p>Evet hak arayışı, hukuksuzluklarla mücadele, zulme göğüs germe uzun soluklu ve toplumsal bilinç üzerinde yürütülen kutsal bir eylemdir. Siyasetin menfaat prangaları ile felç edilmiş yargı sisteminde bu hak arayışı hangi usul, yol ve yöntemlerle yapılacak… sorusuna en kestirmeden; <strong><em>“kamuoyu oluşturma ve yargıçların siyasetin baskısında kurtulmalarını ve bağımsız karar vermelerini temin edecek şekilde genel kanaat oluşturma</em></strong>” cevabı verilebilir.</p>
<p>Bu yazıda ise, gönüllü kuruluşlar vasıtası ile yapılan bu türlü kanuni eylemlerle oluşturulan kamuoyu baskısının AİHM’nin kararlarına etkisi bir örnek üzerinden anlatılacaktır. Örnek verilen emsal kararın doğruluğu ya da yanlışlığı yazının kapsamının dışındadır. Yazı ana fikir olarak toplum vicdanını yaralayan kararlara karşı oluşan tepki ve bunun kanuni eylemlerle dile getirilmesinin mahkeme(ler) üzerindeki etkisi ile ilgilidir.</p>
<p>Ülkelerin medeni gelişmişliğinin ölçüsü, sivil insanların devlet(ler)in orantısız gücüne karşı koyacak şekilde örgütlenmeleridir. Bireylerin hükümet dışı gönüllü kuruluşlar vasıtasıyla (NGO: Non-Governmental Organizations) devlet organlarının nobran gücüne ve buradan kaynaklanacak hukuksuzluklara karşı birlikte hareket etmesi ve toplumsal bilincin oluşması önemli bir gelişmişlik kriteridir.</p>
<p>Diktatoryal ve gayr-i hukuki sistemlerde bu tarz halk örgütlenmelerinin, <strong><em>“isyan, halkı devlete karşı ayaklandırma…”</em></strong> gibi suçlar kategorisine sokulması demokrasi ve hukuktan uzaklaşan yönetimlerin korkulu rüyası olduğu gerçeğini tüm çıplaklığı ile ortaya koyar.</p>
<p>Yargı kararlarına toplum baskısının etkisi ise kadim bir tartışmadır. Neticede hukuk o zamanın ve toplumlarının içinden çıkmış olan kurallar bütünüdür. Toplumun ortalama kanaatinin yazılı hale getirilip ilişkilerin bu metinlere göre düzenlendiği manzumelerdir kanunlar.</p>
<p>Vicdani olanla kanuni olan bazen karşı karşıya gelebilir. İşte bu kanunlara göre yargılama yapan hakimler toplum vicdanını dikkate alarak yine kanunlara göre karar verdikleri ile ilgili birçok örnek vardır. Bu zaviyeden bakıldığında gerek ulusal gerekse de uluslararası mahkemeler, kamuoyunu nazara almışlar ve bu yönde kararlar vermişlerdir.</p>
<p>AİHM de bu kabilden verdiği bazı kararları toplum baskısı, gönüllü kuruluşların rahatsızlığını dile getirmeleri ve genel kamuoyu kanaatine göre yeniden gözden geçirmiş ve ilk verdiği kararı temyiz aşamasında bozmuştur.</p>
<h4><strong>Lautsi Davası Kararına Kamuoyu Etkisi</strong></h4>
<p>Özellikle kitleleri ve toplumu yakından alakadar eden yargılamalar esnasında kamuoyu vicdanı devreye girmiş ve bu baskı mahkeme tarafından görünür hale getirilince davanın seyri değişmiştir. Lautsi Davası buna güzel bir örnektir.</p>
<p>Lautsi Davası, İtalya&#8217;ya karşı, bu ülkenin vatandaşı olan Bayan Soile Lautsi&#8217;nin 27 Temmuz 2006 tarihli başvurusu ile başlamıştır. Bayan Lautsi, başvurusunu kendisi ve o zaman reşit olmayan iki çocuğu adına yapmıştır. Başvuruda, Bayan Lautsi&#8217;nin çocuklarının eğitim gördüğü devlet okulunun sınıflarında çarmıha gerilmiş İsa figürlerinin bulunmasının, AİHS&#8217;in 9. maddesinde düzenlenen düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ile 1 nolu Protokolün 2. maddesinde düzenlenen eğitim hakkına aykırılığı konu edilmiştir.</p>
<p>Davalı taraf olan İtalya hükûmeti ise savunmasını iki temel üzerine dayandırmıştır. Birincisi, haçın dini anlamının yanında tarihi ve hümanist çağrışımlarının bulunduğu, ikincisi ise, okullarda bu tip bir sembolün bulundurulmasının devletlerin takdir yetkisi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğidir.</p>
<p>Dava, ilk olarak 2009 yılında, AİHM 2. Dairesi’nde görülmüş davacı taraf (Lautsi) lehine hükmetmiştir.</p>
<h4><strong>Mahkeme Kararından Dönüyor</strong></h4>
<p>Mahkemenin 2009 yılında vermiş olduğu karar…. laiklik karşıtı bir simge olması nedeniyle okullardan kaldırılması gerektiği anlamına gelmektedir ve bu sebeple tahmin edileceği gibi büyük yankılar uyandırmıştır. Aralarında Ermenistan, Bulgaristan, Kıbrıs Rum Yönetimi, Rusya, Litvanya, Malta, San Marino, Monako ve Romanya&#8217;nın bulunduğu dokuz devlet ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve Avrupa Parlamentosu&#8217;nun 33 üyesi davaya müdahil olmuşlardır. Ayrıca dairenin vermiş olduğu karar Yunan Ortodoks Kilisesi tarafından eleştirilmiş ve Vatikan Kilisesi, bu yanlış ve körleşmiş kararla şoka uğradıklarını söylemişlerdir.</p>
<p>Tepkiler üzerine ilgili dairenin bu kararı AİHM&#8217;in Büyük Dairesi&#8217;ne başvurularak temyiz edilmiştir.</p>
<p>AİHM, temsil ettiği toplumun tepkisini göz önünde bulundurmuştur tespiti yapılabilir. Vicdanı, sosyolojik yaklaşım çerçevesinde kişinin kendisini onaylamanın bir standardı olarak içselleştirdiği yerel kültürel normlar olarak kabul ettiğimizde AİHM&#8217;in toplum vicdanına uygun olarak hareket ettiği görülmektedir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Özellikle AİHM’ne yapılan başvurularda <em>“mahkemenin siyasi davrandığı, birey karşısında devletten yana tavır koyduğu”</em> gibi ümit kırıcı söylemleri bir kenara bırakarak özellikle mağdur edilen, zulme maruz kalan insanların karşılaştıkları hukuksuzlukları yeryüzü ölçeğinde dile getirmek ve genel kamuoyu oluşturmak davaların seyri açısında çok önemlidir. Zira mahkemelerin verdiği kararların kanuni olması kadar meşru ve vicdani olması da temin edilebilir.</p>
<p>Zulmün devam etmesindeki en büyük etken zulmün ve hukuksuzlukların unutturulması ve yargı sisteminin siyasi kararlarına karşı gerekli tepkinin verilmemesidir.</p>
<p>Haklı olduğuna inanan insanların meşru her yolu deneyerek yapılan zulmü dünyaya anlatma adına gayret içinde olmaları Hakka karşı saygının ifadesi, zulüm gören insanlara karşı ise en temel görevidir.</p>
<p>Bu zaviyeden bakıldığında mazlumlar adına bir hak arayışı ve mücadelesi olan 24 Haziran’daki AİHM önünde yapılacak olan program Türkiye’deki hukuksuzlukların dile getirilmesi ve Mahkemenin Hizmet hareketi ile ilgili uyguladığı çifte standartın dile getirilmesi açısından son derece önemlidir.. imkanı olanları mahkeme önündeki bu tarihi yürüyüşe davet ediyoruz..</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Nesli̇han Özeler, Toplum Vi̇cdaninin Yargilamadaki̇ Rolü, Kamu Hukuku Bölümü Yüksek Li̇sans Tezi̇, s.55-58</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/adalet-icin-haykirmak-ve-aihm-kararlarinda-kamuoyunun-etkisi-ismet-macit/">Adalet İçin Haykırmak ve AİHM Kararlarında Kamuoyunun Etkisi | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herkes İçin Adalet &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/herkes-icin-adalet-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Mar 2022 07:21:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hilafetin saltanata dönüşmesinden sonra, saltanatın büyüsüne kapılan ve güç zehirlenmesine mârûz kalan birtakım muktedirler ve saray beslemeleri, Ehl-i Beyt’e yıllarca zulmetmişlerdir. Bu zulmün temel sebebi, halkın Ehl-i Beyt’e beslediği sevgiydi.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/herkes-icin-adalet-ismet-macit/">Herkes İçin Adalet | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="pcrstb-wrap"><table width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>Hilafetin saltanata dönüşmesinden sonra, saltanatın büyüsüne kapılan ve güç zehirlenmesine mârûz kalan birtakım muktedirler ve saray beslemeleri, Ehl-i Beyt’e yıllarca zulmetmişlerdir. Bu zulmün temel sebebi, halkın Ehl-i Beyt’e beslediği sevgiydi. Zira iktidarı elinde tutanlar, Ehl-i Beyt’i saltanatlarını yıkacak bir güç olarak görüyorlardı.</p>
<p>Dinin ve manevî değerlerin sû-i istimal edildiği bu dönemde, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) neslinden gelenler ve yaşlı sahabiler sindirilmiş ve âdeta bir devlet terörüne mârûz bırakılmıştı.</p>
<p>“Emevî Devleti yüksek görevlere getirdiği kişilerden kendi beklentilerine uygun davranmalarını istemiştir. Bu, elbette her devletin kendi görevlilerinden istediği vazgeçilemez bir taleptir… Ancak ilgi çekici olan şey, Emevî Devleti’nin kamuoyunu derinden yaralayacak eylemlerinin bile bu görevliler eliyle uygulanmış olmasıdır. Anlaşılan o ki Emevîler, daha çok kendi zihniyetlerine uygun olarak dünyevî çıkar kavgası veren kişileri idareye getirmişler ve bu kişiler koltuklarında kalmak için akıl almaz cinayetlere bile imzalarını atmışlardır.”<a href="applewebdata://8992125A-7CC0-49E7-A586-D6D88AF7F4F4#_edn1" name="_ednref1">[1]</a></p>
<p>Devletin putlaştırıldığı bu dönemde, Ehl-i Beyt karşıtlığı, maalesef devlet politikası hâline getirilmiş, hatta Hazreti Ali’ye (radıyallâhu anh) beddua ve küfredilmesi âdet edinilmiştir. Cuma hutbelerinde açıkça Hazreti Ali’yi ve neslini kötüleyen ifadelere yer verilmiştir. Hazreti Ali’ye (radıyallâhu anh) minberden lanet okunmasına tepki gösterenler ise sert bir şekilde cezalandırılmışlardır.</p>
<p>Hutbelerde Hazreti Ali’ye (radıyallâhu anh) lanet okuma âdetine, Emevî halifelerinden Ömer b. Abdülaziz son vererek onun yerine, “İnnallahe ye’mürü bi’l-adli ve’l-ihsân”<a href="applewebdata://8992125A-7CC0-49E7-A586-D6D88AF7F4F4#_edn2" name="_ednref2">[2]</a> şeklinde başlayan Nahl sûresinin 90. âyetinin okunmasını sağlamıştır.</p>
<p>Devleti ayakta tutan adalet dâhil bütün değerleri, iktidarları ve beslemeleri için darmadağın edenlerin ömrü çok uzun olmadı. Asabiyetten (ırkçılık) beslenen, konuşması gerekenleri makam ve para ile susturan, “Devlet esastır, din tâlidir.” anlayışını topluma yerleştiren, devleti kutsayıp günahları meşrulaştıranlar, tarihin tozlu raflarında yerini aldı.</p>
<p>Emevîler’den sonra iktidara gelen Abbâsîlerde de zulümler bazı dönemlerde devam etti. Abbâsîler’in iktidara gelmesinden sonra Emevîler’e mensup olanlar her tarafta katledildi. Muâviye ve Ömer b. Abdülazîz’in mezarları hariç, diğer halifelerin mezarları açılarak kemiklerinden bile öç alma yoluna gidildi. Emevîler’e karşı girişilen cinayetlerin en büyüğü, Abdullah b. Ali’nin bulunduğu Suriye’de meydana geldi. Abdullah, Emevî ailesi mensuplarını bir ziyafete davet etti. Yemek sırasında okunan bir mısradan aniden hiddetlenerek Emevîler’den 80 kişiyi öldürttü.<a href="applewebdata://8992125A-7CC0-49E7-A586-D6D88AF7F4F4#_edn3" name="_ednref3">[3]</a></td>
</tr>
<tr>
<td>Abbâsî halifeleri içinde Harun Reşid’in yeri biraz daha farklıdır. Bermekîler’e zulmettiği anlatılsa da idareci olarak nasihat dinlemeyi seven ve ilme değer veren biri olarak bilinir.Şu hatıra, onun gönül insanlarından alınacak derslere verdiği önemi anlatmakla birlikte, Fudayl bin Iyaz’ın yaptığı tavsiyelerin başında, idarecinin adaletli olması gerektiği gelir:“Bir gece Harun Reşid, veziri Fazl el-Bermekî’ye, ‘Beni bir kimsenin yanına götür. Kalbim, bu göz kamaştırıcı, şaşalı hayattan sıkıldı. Rahatlık ve gönül huzuru arıyorum.’ dedi. Veziri onu Süfyan bin Uyeyne’nin evine götürdü. Süfyan kapıyı açıp,<br />
– Kim o? dedi.<br />
– Emirü’l-Müminin geldi, dediler.<br />
– Niçin bana haber vermediniz? Bilseydim ben onun huzuruna gelirdim.<br />
Harun Reşid bunu duyunca,<br />
– Benim aradığım kimse bu değildir, dedi.<br />
Süfyan bin Uyeyne bu söz üzerine,<br />
– Sizin aradığınız kimse, Fudayl bin Iyaz’dır, dedi.<br />
Fudayl bin Iyaz’a gittiler. Kapının önüne geldiklerinde Hazreti Fudayl, ‘<em>Yoksa o kötülükleri işleyip duranlar, iman edip güzel ve makbul işler gerçekleştirenlere yaptığımız muameleyi, kendilerine de göstereceğimizi, hayatlarında ve ölümlerinde onları bir tutacağımızı mı sanıyorlar</em>?’ mealindeki, Câsiye sûresinin 21. âyetini okuyordu. Harun Reşid, ‘Nasihat istesek bu bize yeter.’ dedi. Kapıyı çaldılar. Hazret-i Fudayl,<br />
– Kim o? dedi.<br />
– Emirü’l-Müminin, dediler.<br />
Bunun üzerine Fudayl bin Iyaz,<br />
– Emirü’l-Mümininin benim yanımda ne işi var ve benim onunla ne işim var? Beni lütfen meşgul etmeyiniz, dedi.<br />
Vezir,<br />
– Ülü’l-emre (halifeye) itaat vaciptir, dedi.<br />
– Lütfen beni meşgul etmeyin dedim ya…<br />
Vezir,<br />
– Müsaadenle mi girelim, yoksa zorla mı, dedi.<br />
– Müsaadem yok, ama zorla gireceksiniz ona karışmam.<br />
İzinsiz içeri girdiler. Fudayl bin Iyaz, kimsenin yüzünü görmemek için kandili söndürdü. Karanlıkta Harun Reşid’in eli, Fudayl bin Iyaz’ın eline değdi. Bunun üzerine Fudayl bin Iyaz, ‘Bu el ne yumuşak, Cehennemde yanması çok yazık olur.’ buyurunca, Harun Reşid ağladı ve ondan nasihat olacak bir söz daha söylemesini istedi. Fudayl bin Iyaz buyurdu ki:<br />
– Ömer bin Abdülaziz’i halife yaptıkları zaman, Salim bin Abdullah; Reca bin Hayve ve Muhammed bin Kaba, ‘Ben bu işe düştüm. Kurtuluş çarem nedir?’ diye sorduğu zaman onlar, ‘Yarın kıyamet gününde azaptan kurtulmak istiyorsan, Müslümanlardan yaşlılarını baban yerine koy, gençlerini kardeş kabul eyle, çocukları kendi çocukların gibi düşün! Kadınları ise kız kardeşin ve annen gibi kabul eyle. Onlara; anana, babana, kardeşlerine ve çocuklarına yaptığın gibi muamele eyle.’ dediler.<br />
Harun Reşid,<br />
– Biraz daha söyler misin? dedi.<br />
Fudayl bin Iyaz,<br />
– İslam ülkesi, senin evin gibidir. İnsanları ev halkın gibidir. Babalarına, kardeşlerine ve çocuklarına iyilikle muamele eyle. Korkarım şu güzel yüzün ateşle yanar ve çirkinleşir. Güzel yüzlerden niceleri Cehennemde çirkinleşir ve emirlerden niceleri orada esir olur.<br />
Harun Reşid, ‘Biraz daha söyle.’ diyerek hüngür hüngür ağladı.<br />
Fudayl bin Iyaz Hazretleri,<br />
– Allahu Teâlâ’dan kork ve O’na ne cevap vereceğini düşün. Cevaplarını şimdiden hazırla! Çünkü kıyamet günü, Allahu Teâlâ sana Müslümanların hepsinden tek tek soracaktır. Hepsi için adalet isteyecektir. Eğer bir gece bir ihtiyar kadın, evinde bir şey yemeden yatarsa, yarın senin eteğine yapışır ve sana hasım olur, dedi.<br />
Bunun üzerine Harun Reşid, ağlaya ağlaya kendinden geçti. Vezir Fazl el-Bermekî,<br />
– Ey Fudayl yetişir! Emirü’l-Müminini öldüreceksin, dedi.<br />
Fudayl bin Iyaz Hazretleri,<br />
– Sus, ey Haman! Onu sen ve kavmin helak eylediniz, ben değil.<br />
Bu söz Harun Reşidin ağlamasını arttırdı ve vezirine,<br />
– Sana Haman demesi, beni Firavun yerine koyduğundandır, dedi.<br />
Sonra Harun Reşid, Fudayl bin Iyaz’a sordu:<br />
– Birine borcun var mı?<br />
Hazret-i Fudayl,<br />
– Evet, Allahu Teâlâ’ya borcum var, o da itaattir. Huzuruna borçlu çıkarsam vay halime, dedi.<br />
Halife,<br />
– İnsanlara borcun var mı? dedi.<br />
– Allahu Teâlâ’ya şükür olsun ki bana çok nimetler verdi, hiç şikâyetim yoktur.<br />
Halife, onun önüne bin altın koyup,<br />
– Bunlar helaldir. Annemin mirasındandır, dedi.<br />
– Bütün bu nasihatlerimin sana hiç faydası olmamış.<br />
Harun Reşid’in yanından kalktı. Harun Reşid de çıkıp gitti. Fudayl’in ismi anıldığında, ‘Ah!</p>
<p>Ne güzel insandır o! Hakikaten mert biridir.’ derdi.”<a href="applewebdata://8992125A-7CC0-49E7-A586-D6D88AF7F4F4#_edn4" name="_ednref4">[4]</a></td>
</tr>
</tbody>
</table></div>
<p>Devleti ayakta tutan, huzurun kaynağı güven duygusunu oluşturan ve bunun temin edilmesinin harcı adalettir. Devleti idare edenler, hukuku yok saydıklarında, heva ve hevesin tahakkümü başlar ki bu virüs adalet direğini çürütür ve yıkılan devlet yapısının enkazı altında bütün toplum kalır.</p>
<p>Fudayl bin Iyaz’ın Harun Reşid’e “adalet” tavsiye etmesinin temelinde bu gerçekler vardır.</p>
<p>Adaletin tesis ve temadisi için sadece devlet adamlarının değil toplumun da bunu istemesi gerekir. Emevî ve Abbâsî devletini yerle yeksan eden zulüm olduğu gibi, birçok devleti yıkan da adaletin o ülkelerde bitirilmiş olmasıdır.</p>
<p>Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu durumu, şu veciz sözleriyle anlatır: “Sizden evvelkiler soylu, itibarlı bir kimse hırsızlık yaptığında (suç işlediğinde) suçluyu bırakırlar, soy itibariyle daha zayıf bir kavme mensup insan çaldığında ise haddi (hukuku) tatbik ederlerdi ve onlar bu yüzden helak oldular. Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fatıma dahi hırsızlık yapmış olsaydı cezasını tatbik ederdim.”<a href="applewebdata://8992125A-7CC0-49E7-A586-D6D88AF7F4F4#_edn5" name="_ednref5">[5]</a></p>
<p>Hukukun katledildiği ülkelerde, adaletin yeniden tesis edilmesi dileklerimizle…</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<p><a href="applewebdata://8992125A-7CC0-49E7-A586-D6D88AF7F4F4#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> Yrd. Doç. Dr. Seyfullah Kara. “İslam Tarihinde İlk Zihniyet Sapması: Emevîler Döneminde Otoritenin Dünyevîleştirilmesi”, <em>İstem</em>, 2006, yıl: 4, sayı: 8, s. 145–170, dergipark.org.tr/tr/download/article-file/260702</p>
<p><a href="applewebdata://8992125A-7CC0-49E7-A586-D6D88AF7F4F4#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> “Allah başkalarına adaleti, hatta adaletten de fazla olarak ihsanı, en güzel davranışı ve muhtaç oldukları şeyleri yakınlara vermeyi emreder.” (Nahl, 16/90).</p>
<p><a href="applewebdata://8992125A-7CC0-49E7-A586-D6D88AF7F4F4#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> “Abbâsîler” <em>TDV İslâm Ansiklopedisi</em>, Ankara: TDV Yayınları, 1995, c. 1, s. 34.</p>
<p><a href="applewebdata://8992125A-7CC0-49E7-A586-D6D88AF7F4F4#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> “Fudayl bin Iyâd”, <em>İslam Tarihi Ansiklopedisi</em>, 5. Cilt, İstanbul: Türkiye Gazetesi, 1989, www.ehlisunnetbuyukleri.com/Islam-Tarihi-Ansiklopedisi/Detay/fudayl-bin-Iyaz/267</p>
<p><a href="applewebdata://8992125A-7CC0-49E7-A586-D6D88AF7F4F4#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> Ebû Dâvûd, Hudud, 4.</p>
<p>NOT: Bu yazı daha önce Çağlayan Dergisi Kasım 2021 sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/herkes-icin-adalet-ismet-macit/">Herkes İçin Adalet | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PAKTÜRK Okulları’ndan canlı yayın programı: Hukuk mücadelesi ve GoFundMe bağış kampanyasına destek çağrısı</title>
		<link>https://hizmetten.com/pakturk-okullarindan-canli-yayin-programi-hukuk-mucadelesi-ve-gofundme-bagis-kampanyasina-destek-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2021 11:02:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[PakTürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=23272</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye hükümetinin ‘terörle iltisaklı’ iftirası atarak 2018’de gasp ettiği Pakistan’daki Türk Okulları’nın (PAKTÜRK) öğretmenleri canlı yayında hak ve hukuk mücadelelerini anlatıyor. 27 Kasım Cumartesi günü Avrupa saati ile 19.00’da gerçekleşecek&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/pakturk-okullarindan-canli-yayin-programi-hukuk-mucadelesi-ve-gofundme-bagis-kampanyasina-destek-cagrisi/">PAKTÜRK Okulları’ndan canlı yayın programı: Hukuk mücadelesi ve GoFundMe bağış kampanyasına destek çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye hükümetinin ‘terörle iltisaklı’ iftirası atarak 2018’de gasp ettiği Pakistan’daki Türk Okulları’nın (PAKTÜRK) öğretmenleri canlı yayında hak ve hukuk mücadelelerini anlatıyor. 27 Kasım Cumartesi günü Avrupa saati ile 19.00’da gerçekleşecek program Hizmetten YouTube kanalı ve MC TV&#8217;den yayınlanacak.</p>
<p>Barış Cem Kaya’nın sunacağı programa Sevda Arslan, Züleyha Özşahin, İsmail Nazlı, Engin Yiğit gibi öğretmen ve idarecilerin yanı sıra ilahiyatçı Abdullah Aymaz, gazeteciler Kerim Balcı ve Şemsinur Özdemir de konuk olarak katılacak.</p>
<div style="width: 1170px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-23272-1" width="1170" height="658" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/WhatsApp-Video-2021-11-23-at-09.42.32.mp4?_=1" /><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/WhatsApp-Video-2021-11-23-at-09.42.32.mp4">https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/WhatsApp-Video-2021-11-23-at-09.42.32.mp4</a></video></div>
<p>PAKTÜRK öğretmenleri, Pakistan’da geçirdikleri yılları, çeyrek asır boyunca verilen eğitim hizmetlerini, öğrenci ve velilerle kurulan bağları, iş adamlarının verdiği desteği, 2018 sonunda alınan siyasi bir karar sonucu Pakistan’dan nasıl ayrıldıklarını anlatacak. Öğretmenler ayrıca bu süreçte yaşadıkları zorlukları ve Pakistan halkını desteklerinden bahsedecek.</p>
<p><strong>GoFundMe’den £30.000’luk bağış hedefleniyor</strong></p>
<p>Diğer konuklar ise İngiltere merkezli London Advocacy Group rehberliğinde yürütülen hukuk mücadelesi kapsamında şu ana kadar neler yapıldığını, bundan sonra hangi adımların atılacağını aktaracak. Programda, PakTurkFile projesinin kapsamı ile kamuoyu oluşturma ve piar çalışmaları çerçevesinde hayata geçirilecek projelere de değinilecek.</p>
<p>Programın bir diğer amacı, PakTurkFile projesi için açılan GoFundMe kampanyasına bağış toplamak. Hedeflenen bağış miktarı 30.000 İngiliz Sterlini. Toplanan meblağ, hukuk mücadelesinin yanı sıra bir dizi sosyal ve kültürel faaliyet kapsamında kullanılacak.</p>
<p>Projelerden bazıları şöyle: Oxford Üniversitesi ve benzeri platformlarda PAKTÜRK Okulları’nın anlatılacağı konferans ve paneller düzenlemek, belgesel ve filmler yapmak, 3 farklı dilde kitap çıkarmak, sergiler açmak, albümler hazırlamak. London Advocacy Group’un denetiminde yapılacak harcamalar belirli aralıklarla kamuoyuna açıklanacak.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-23275" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/PAKTURK3-700x544.jpg" alt="" width="700" height="544" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/PAKTURK3-700x544.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/PAKTURK3-768x597.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/PAKTURK3.jpg 900w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><strong><em>Kampanya kapsamında hayata geçirilecek proejeler detaylı olarak GoFundMe bağış sitesinde açıklanıyor:</em></strong> <a href="http://www.gofundme.com/pakturkfile2021">www.gofundme.com/pakturkfile2021</a></p>
<p><strong>SOSYAL MEDYA HESAPLARI: </strong></p>
<ul>
<li>com/pakturkfileorg</li>
<li>com/pakturkfile (İngilizce)</li>
<li>com/pakturkfileorg</li>
<li>com/pakturkfileorg</li>
<li>com/pakturkfileorg</li>
</ul>
<p><a href="https://hizmetten.com/pakturk-okullarindan-canli-yayin-programi-hukuk-mucadelesi-ve-gofundme-bagis-kampanyasina-destek-cagrisi/">PAKTÜRK Okulları’ndan canlı yayın programı: Hukuk mücadelesi ve GoFundMe bağış kampanyasına destek çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/WhatsApp-Video-2021-11-23-at-09.42.32.mp4" length="12533168" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Bir gün hukuk geri döndüğünde&#8230; Hepsi hesap verecek</title>
		<link>https://hizmetten.com/bir-gun-hukuk-geri-dondugunde-hepsi-hesap-verecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2021 16:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[aihm]]></category>
		<category><![CDATA[focus tv]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18113</guid>

					<description><![CDATA[<p>You Tube aracılığı ile yayın yapan Focus kanalında &#8216;Hukuk Penceresi&#8217; programında Türkiye&#8217;deki hukuksuz yargılamalarda kullanılan araçlar tartışıldı. http://video.writeclouds.com/2021/03/28/mMZBTbUL5g-f.mp4 &#160; Focus TV&#8217;de Avukat Murat Akkoç, Hakim Saim Nergiz, Hakim Ramazan Faruk&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-gun-hukuk-geri-dondugunde-hepsi-hesap-verecek/">Bir gün hukuk geri döndüğünde&#8230; Hepsi hesap verecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="page-summary">You Tube aracılığı ile yayın yapan Focus kanalında &#8216;Hukuk Penceresi&#8217; programında Türkiye&#8217;deki hukuksuz yargılamalarda kullanılan araçlar tartışıldı.</h2>
<div style="width: 640px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-18113-3" width="640" height="360" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="http://video.writeclouds.com/2021/03/28/mMZBTbUL5g-f.mp4?_=3" /><a href="http://video.writeclouds.com/2021/03/28/mMZBTbUL5g-f.mp4">http://video.writeclouds.com/2021/03/28/mMZBTbUL5g-f.mp4</a></video></div>
<p>&nbsp;</p>
<div>
<div>Focus TV&#8217;de Avukat Murat Akkoç, Hakim Saim Nergiz, Hakim Ramazan Faruk Güzel ve Savcı Hasan Dursun&#8217;un katıldığı &#8216;Hukuk Penceresi&#8217; programında  Türkiye&#8217;de İktidar ve ortaklarının muhalif gördüğü kişi ve kurumları yaftalamak ve kamudan uzaklaştırmak için kullandığı araçların nasıl işlediği anlatıldı.</div>
</div>
<div></div>
<div>Ulusal ve uluslararası hukuk ilkeleri bağlamında başta Bylock ve &#8216;Ankörlü telefon&#8217; dellilerinin geçersiz olduğunu dellileriyle ortaya koyan  konuklar Türkiye&#8217;de &#8216;etkin pişmanlık&#8217; yasasının da bilerek çarpıtılarak kullanıldığına dikkat çektiler</div>
<div></div>
<div>Ceza kanunundaki &#8216;etkin pişmanlık&#8217; ile ilgili maddelerin bir suçu önlemek, bir olayı engellemek veya bir suç örgütünü çökertmek ve ele başlarını elegeçirmek için konulduğuna dikkat çeken  Hakim Ramazan Faruk Güzel, Türkiye&#8217;de etkinlik pişmanlık diye imza attırılan belgelerin bu şartları kesinlikle taşımadığın söyledi .</div>
<div></div>
<div></div>
<div>Etkin Pişmalık Konunsunda AİHM kararlarına dikkat çeken Avukat Murat Akkoç yargılanan kişi ile tanıklık edenin veya etkin pişmanlık yasasından yargılananların ifadesinin dikkate alınamayacağını söyledi.</div>
<div></div>
<div>Türkiye&#8217;deki siyasi davalarda delil bulabilmek için &#8216;etkin pişmanlık&#8217; maddelerinden yararlanmaları için hakim ve savcılara Prof Dr. Ersan Şen&#8217;in yol gösterdiğini söyleyen Akkoç,  Şen için  &#8216;hukukçuluğuna ihanet etmiştir&#8217; dedi</div>
<div></div>
<div>Türkiye&#8217;de hukuk normale döndüğünde kendi müvekkilleri için Ersan Şen dahil bu hukuksuzluklara yol gösteren bütün akademisyenler  , yargılamaya katılan hakim ve savcılardan şikayetçi olacağını söyleyen Avukat Akkoç &#8216;Biz müvekkillerimiz zindanda yatarken , bu hukuksuzluğa yardımcı olan akademisyenlerden, Hakim ve savcılar hukuk önünde hesap verecek  &#8216;dedi.</div>
<div></div>
<div>Türkiye&#8217;de yargılanların bu hukuksuz ortamda bile hukuk süresi içerisinde gerekli itirazları yapmasını tavsiye eden Avukat Akkoç yakın zamanda Türkiye&#8217;deki hukuk düzenin yüzde yüz geri geleceğine inandığını söyledi.</div>
<div></div>
<div>Türkiye&#8217;deki hukuksuz yargılamaların aracı olan hukukçuların &#8216;Biz siyasi talimatı uyguladık&#8217; savunması ile  kurtulamayacağını dile getiren Akkoç Biz de o zaman  istifa etseydiniz diyeceğiz&#8217; dedi</div>
<div></div>
<div>PROGRAMININ TAMAMI</div>
<div></div>
<div>
<div></div>
<div><iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/zIMRvgxbfzQ" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></div>
<div></div>
</div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><strong>Kaynak: Samanyoluhaber</strong></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-gun-hukuk-geri-dondugunde-hepsi-hesap-verecek/">Bir gün hukuk geri döndüğünde&#8230; Hepsi hesap verecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="http://video.writeclouds.com/2021/03/28/mMZBTbUL5g-f.mp4" length="43674734" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Tehlike altındaki avukatlar anlattılar</title>
		<link>https://hizmetten.com/tehlike-altindaki-avukatlar-anlattilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2021 15:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16554</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Uluslararası Tehlike Altındaki Avukatlar Günü sebebiyle &#8216;Lawyers in Exile&#8217; avukatlar platformu sosyal medya hesaplarında yeni bir video yayınladı. 24 Ocak günü, Uluslararası Kuruluşlar tarafından &#8220;Uluslararası Tehlike Altındaki Avukatlar Günü&#8221; olarak&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tehlike-altindaki-avukatlar-anlattilar/">Tehlike altındaki avukatlar anlattılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="page-summary">&#8220;Uluslararası Tehlike Altındaki Avukatlar Günü sebebiyle &#8216;Lawyers in Exile&#8217; avukatlar platformu sosyal medya hesaplarında yeni bir video yayınladı.</h2>
<p>24 Ocak günü, Uluslararası Kuruluşlar tarafından &#8220;Uluslararası Tehlike Altındaki Avukatlar Günü&#8221; olarak kabul edilmektedir.</p>
<div>&#8216;Lawyers in Exile&#8217; avukatlar platformu sosyal medya hesaplarından &#8216;Türkiye&#8217;de Avukatların tehlike altında olduğu ortaya kondu.</div>
<div></div>
<div></div>
<div>
<div>Avukatlık mesleği, hak arayışının olmazsa olmaz bir unsuru iken, avukatlar artık günümüz Türkiye’sinde savunulmaya muhtaç duruma getirildi.  Son 6 yıl icinde Türkiye 2 nci kez tehlike altındaki avukatlar ülkesi olarak gündemde.  Türkiye&#8217;de baskı altında bulunan Avukatların bir çoğu mesleklerini yapamaz hale geldiler.</div>
<div>Yurt dışında yaşamak zorunda kalan avukatlar Türkiye&#8217;de yaşadıkları hukuksuzluklarını  &#8216;Lawyers in Exile&#8217; avukatlar platformu You Tube hesabında yayınlanan videoda anlattılar .</div>
</div>
<div><iframe src="https://www.youtube.com/embed/7V3z_dA5INU" width="683" height="384" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/tehlike-altindaki-avukatlar-anlattilar/">Tehlike altındaki avukatlar anlattılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hukuk Rafa Kalkınca Toplum Kadavralaşır! &#124; Prof.Dr.Muhittin Akgül</title>
		<link>https://hizmetten.com/hukuk-rafa-kalkinca-toplum-kadavralasir-prof-dr-muhittin-akgul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2020 15:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Muhittin Akgül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15398</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugünkü yazımda hukuk konusuna ve İslam’ın hak ve hukuk konusuna bakışına kısaca değineceğim. Arapça bir kelime olan “hak” kelimesinin, sâbit, gerçek, bir nesnenin mahiyetine uygunluğu, doğru, gerçek, adalet, bâtılın zıddı,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hukuk-rafa-kalkinca-toplum-kadavralasir-prof-dr-muhittin-akgul/">Hukuk Rafa Kalkınca Toplum Kadavralaşır! | Prof.Dr.Muhittin Akgül</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div>Bugünkü yazımda hukuk konusuna ve İslam’ın hak ve hukuk konusuna bakışına kısaca değineceğim. Arapça bir kelime olan “hak” kelimesinin, sâbit, gerçek, bir nesnenin mahiyetine uygunluğu, doğru, gerçek, adalet, bâtılın zıddı, kendisi olarak bulunmak, pay, hisse, nasip, vazife gibi geniş bir anlam yelpazesi vardır. Bir terim olarak farklı şekillerde tanımı yapılan hukuku ise şöyle tarif edebiliriz: Hukuk, herhangi bir toplumda, toplumu meydana getiren bireyler arasındaki ilişkilerin, adalete uygun bir şekilde düzene konulması, icra edilmesi ve bütün fertlerin hak ve sorumlulukları arasında da mükemmel bir uyum ve dengenin sağlanmasıdır.</div>
<div>Hakk, aynı zamanda Cenab-ı Hakk’ın isimlerinden de biridir. Hatta bu ismin, “İsm-i a’zam” (en büyük isim) olarak “Esmâü’l-hüsnâ”nın başında geldiğini kabul edenler de vardır.</div>
<div></div>
<div>Kur’ân’da hak sözcüğü ile özellikle adalet ve Allah’ın adl sıfatı anlatılmaktadır. Bir adı da “HAK” olan Yüce Yaratıcı’nın gönderdiği kitaplar hakkı konuşur; peygamberler de hakkı temsil ederler. Peygamberlerin yolunda giden mü’minlerse, Hakk’a inanır, hakkı gözetir, hakkın arkasında durur ve hayatlarını hak yörüngeli yaşarlar. Bâtıl, peygamberleri hak ve hukuktan döndüremediği gibi, gerçek mü’minleri de hiçbir zaman haktan ve hukuktan döndüremez.</div>
<div></div>
<div>Kur’ân, aynı zamanda bir hak ve hukuk kitabıdır. Hak kitap olan Kur’ân, Hakk’ın kitabıdır. Hakların her türlüsünü garanti altına alır ve asla çiğnenmesine müsaade etmez. Hakkın ve hakların savunulması Kur’ân’da, en başta peygamberler örnekliğinde anlatılır. Her peygamber, geldiği dönemde aynı zamanda kendi başına bir hak savunucusudur. Ancak hakkı savunan ve hak karşısında ölümüne mücadele etmiş olanlar, sadece peygamberlerle sınırlı değildir. Peygamberlerin ümmetleri içerisinde de, hakka samimi olarak dilbeste olmuş, yaşadıkları dönemdeki gâlip ve zâlim güçlerle mücadele etmiş, kötülüklerin önlenmesi ve hakların savunulması ve yerleşmesi adına büyük fedakârlıklarda bulunmuş, pek çok hak savunucusu vardır ki, bunlardan bazılarını Kur’ân bizlere ideal birer örnekler olarak hatırlatmıştır.</div>
<div></div>
<div>Elmalı’nın da yerinde ifadeleriyle, mü’minlerin bütün azimleri Hakk&#8217;a yönelik; imanları da, amelleri de, sözleri de hep Hakk&#8217;a sarf edilmiştir. Çünkü Hakk&#8217;a sarf edilmeyen her şey bâtıldır, hüsrandır, hasardır. Mü’minler, her şeyin hakkını gözeterek hep birbirlerine Hakk&#8217;ı tavsiye etmişler, her işte Hak, sabit, doğru olanı yapmayı, Hak üzere birleşmeyi, hep Hakk&#8217;a davet etmeyi, emri bi’l-ma’rufu ve nehyi ani’l-münkeri, kısaca Hak ve doğruluk üzere hareketi tavsiye ve nasihat etmişler, öyle yemin edip, o yolda muamele etmişler, imanları da, amelleri de hep Hakk’a sarf edilmiştir.</div>
<div></div>
<div>Kur’ân, pek çok açık emriyle insanları hak ve hukuk konusunda uyarmış, Hakk’tan yana olmalarını ve adaletten de asla ayrılmamalarını tavsiye etmiştir. Mesela bu anlamdaki pek çok âyetten birinde:</div>
<div><i> </i></div>
<div><i>“Ey iman edenler! Hak’tan yana olun ve her işinizde adaleti gerçekleştirmeye çalışın.. her zaman adaletin şahitleri ve temsilcileri olmaya bakın.. herhangi bir zümreye karşı içinizde hissettiğiniz kin ve nefret sizi adaletsizliğe sürüklemesin; âdil davranın ki, takvaya en yakın davranış da budur.”</i> (Mâide 8) beyanıyla, haktan ve haklıdan yana olunması, adâletin yanında olunması ve adâletin yerleşmesi için gayret gösterilmesi emredilmiştir.</div>
<div></div>
<div>Yakın anlamlı diğer bir âyette de: “Allah emanetleri ehline tevdî etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi ister.” (Nisâ 4/58) buyrularak, mü’minlere her zaman için haktan yana olunması ve insani ilişkilerin hukukun göstergesi ve ayrılmaz bir parçası olan adalet ekseninde işletilmesi emredilmiştir.</div>
<div></div>
<div>İslamî terminolojide bütün haklar, temelde Allah’ın iradesinden gelen ve O’nun tarafından insanoğluna emanet edilen birer ihsandır. Armağan türünden bu emanetler, insanın ilk yaratılışıyla ona bahşedilmiş, alınıp satılamaz, azaltılıp çoğaltılamaz, değiştirilemez, bir mal karşılığı bedel olarak ödenemez, tayin ve takdiri hâkim güçlerin belirlemesine bırakılamaz ve kesinlikle bir ticari mal muamelesi de göremez.</div>
<div></div>
<div>Her dönem ve coğrafyada, hak-hukuk peşinde olanlar, büyük imtihan ve işkencelere maruz kalmışlardır. Dokuz yüz elli sene hiç ara vermeden hakkın arkasında duran Hz. Nuh’tan (a.s.), Nemrud’a karşı tek başına tevhid bayrağını dalgalandıran ve ateşe atılmasına rağmen hak davasından vazgeçmeyen Hz. İbrahim’e (a.s.), testerelerle doğranmasına rağmen hakkı temsilden vaz geçmeyen Hz. Zekeriyya’dan (a.s.), darağacına asılma teşebbüsleri karşısında haktan geri adım atmayan Hz. İsa’ya (a.s.), şirki kabule yanaşmayıp, tevhidden vazgeçmediklerinden Dekyanus tarafından öldürme ve işkence tehditleri karşısında mağaraya kapanan Ashab-ı Kehf’ten, hakkı görünce Hz. Musa’ya (a.s.) inanan ve Firavun’un öldürme ve ellerini ve ayaklarını çaprazlama kesme tehditlerine hiç aldırış etmeyen sihirbazlara kadar, pek çok hakikat âşığı, aynı hak taraftarlığını ortaya koymuşlardır.</div>
<div></div>
<div>Hukuk ve adaletin olmadığı toplumlarda, kuvvetlinin hukuku geçerli olmaya başlar ki, böyle bir durumda yerin altı üstünden daha hayırlıdır. Zira hukuksuzluktan dolayı yıkılan bir sistemin kalıntıları bile, herkesi derinden rahatsız eder. Hukukun olmadığı bir ülkede, halkın sürüden farkı yoktur. Bedende ruh ne ise, insan hayatında da hukuk ve adalet odur. Ruhsuz bir bedenin ayakta kalması nasıl mümkün değilse, hukuksuz bir ülkenin de ayakta kalması mümkün değildir.</div>
<div></div>
<div>Hukuku hayat ve söylemlerinde her zaman ön planda tutan Allah Resûlü (s.a.s.), bütün hayatı boyunca, insan hakları üzerinde hassasiyetle durmuş ve küçük büyük demeden hakların önemine vurgu yapmıştır. Aynı zamanda O’nun yüzbinlerin önünde verdiği Veda Hutbesi de, insan hakları açısından tam bir manifesto hükmündedir. Bu evrensel hutbesinde O, her türlü hakka vurgu yapmış, adeta hem bu konuyla ilgili Kur’ân’ın, hem de Kur’ân’ın mükemmel bir temsilcisi olarak yaşadığı hayatın özetini, bu hutbede yeniden özetlemiştir.</div>
<div></div>
<div>Bu evrensel hitabesinde Hz. Peygamber (s.a.s.) Allah haklarından aile hukukuna varıncaya kadar her hakka göndermede bulunmuştur. Başlangıçta Allah’a iman, itaat ve saygıda bulunmak hususlarına değinmiştir ki, aslında insanî bütün haklara saygının en büyük garantisi, ancak böyle bir inancın tam olarak yerleşmesiyle mümkün olabilir. Allah’ın hak ve hukukuna riayet edilmeyen toplumlarda, diğer hakların tam olarak yerleşmesi de zaten mümkün değildir.</div>
<div></div>
<div>Bu hitâbede Resûlullah (s.a.s.) son derece önemli olan ve çağdaş dünyada bile sıkça ihlal edilen eşlerin ve özellikle de kadınların haklarına vurgu yapmıştır. Malın, canın, aklın, dinin ve neslin korunması bağlamında evrensel olarak kabul edilen haklara dikkat çekmiştir.</div>
<div></div>
<div>Dünyanın kuruluşundan günümüze, toplumsal, mâli, idarî ve siyasî hayatta çoğu defa kuvvet, hakkın düşmanı kesilmiş ve onun karşısında durmuştur. Kuvveti temel kriter kabul eden azgın güç sahipleri, hep menfaat yörüngeli davranmış ve hayatı bir mücadele ve kavga alanı olarak görmüşlerdir. Bu bakış açısına göre de, güçleri yettiği ve imkânları elverdiği ölçüde başkalarının hukukunu hiç önemsememiş, hatta yer yer pek çok insanî hakları çiğneyip ezmişlerdir.</div>
<div></div>
<div>Günümüz dünyasında özellikle de Müslümanların ağırlıkta yaşadıkları coğrafyalarda, hak ve hukuk yerlerde sürünmekte, her türlü zulüm çekinilmeden işlenmekte, insanların en doğal hakları olan hürriyetleri ellerinden alınmakta, mallarına el konulmakta ve bütün hukuki yollar da sonuna kadar yüzlerine kapatılmaktadır. Dileğimiz, gücün değil, hakkın ve hukukun bütün insanlığa sunulması ve bu paydan herkesin tam olarak hakkını almasıdır.</div>
<div>
<div></div>
<div>
<div>
<div><b>Kaynak: Prof. Dr. Muhittin AKGÜL | Samanyoluhaber<br />
</b></div>
<div><b>https://www.patreon.com/muhittinakgul<br />
</b></div>
</div>
<div><b>https://twitter.com/muhittinakgul</b></div>
<div></div>
</div>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/hukuk-rafa-kalkinca-toplum-kadavralasir-prof-dr-muhittin-akgul/">Hukuk Rafa Kalkınca Toplum Kadavralaşır! | Prof.Dr.Muhittin Akgül</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
