<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>himmet arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/himmet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/himmet/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Jan 2023 10:21:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>himmet arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/himmet/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bugün de gayret, himmet ve infakla şahlanan nice babayiğitler var! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/bugun-de-gayret-himmet-ve-infakla-sahlanan-nice-babayigitler-var-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2022 04:30:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[babayiğit]]></category>
		<category><![CDATA[himmet]]></category>
		<category><![CDATA[infak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün de gayret, himmet ve infakla şahlanan nice babayiğitler var!.. *Günümüze gelinirken yeniden bir fetret dönemi oldu. Bir dönemde öyleydi, insanlar adeta dilencilik yaparak o Kur’an kurslarını açmak için koşuyorlardı.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bugun-de-gayret-himmet-ve-infakla-sahlanan-nice-babayigitler-var-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Bugün de gayret, himmet ve infakla şahlanan nice babayiğitler var! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün de gayret, himmet ve infakla şahlanan nice babayiğitler var!.. *Günümüze gelinirken yeniden bir fetret dönemi oldu. Bir dönemde öyleydi, insanlar adeta dilencilik yaparak o Kur’an kurslarını açmak için koşuyorlardı. Allah ebeden razı olsun, Süleyman Efendi Hazretleri ve talebeleri, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri ve taraftarları, Çarşamba Cemaati ve taraftarları… Hepsinden Allah razı olsun. Çok zor elde ediyorlardı ve o zoru Allah’ın izniyle işler hale getiriyorlardı.</p>
<p>*Sonra Allah Teâla günümüzde Hizmet ve Hareket şeklinde ifade edilen, öyle algılanan, öyle kabul edilen ve artık bir dünya meselesi haline gelen Camia’yı da istihdam buyurdu. Batılı bütün devletlerin iki-üç yüz senede gerçekleştiremedikleri işleri, ekonomik durumu orta ölçekte olan Türkiye, Allah’ın izniyle realize etmesini bildi; Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Abazasıyla Anadolu insanı bunu başardı.</p>
<p>*Sizin o koskoca devletiniz, milleti idare eden insanlar, sizin mefkûre dünyanız, gaye-i hayaliniz, ruh ve mana kökleriniz adına kazandırdığınız şeylerin yüzde birini kazandırmamışlardır. Boş iddialara bakmayın. Kuruntularının arkasından koşuyorlar. Allah bunları yapmaya sizi muvaffak kılmıştır ve bundan sonra da çok daha büyük şeyler yapmaya inşaallah muvaffak kılacaktır. Onun için sinek ısırması nev’inden maruz kaldığınız şeyleri nazar-ı itibara almayarak, Allah’ın izni ve inayetiyle, dökülün, saçılın!.. Bir dönemde arkadaşların yaptıkları ve hâlâ yapıyor oldukları gibi himmetle şahlanın!.. Şimdiki bin üç yüzü, iki bin altı yüz yapmaya bakın!.. Durmadığını gösterin bu işin!..</p>
<p>*Sonraki dönemlerde de dini gayret, himmet ve infakın ziyadesiyle değer kazandığı zaman dilimlerinden bahsedilebilir mi? Günümüz de işte öyle bir zaman dilimidir. Fakat o kapı da aralandı, insanlar alıştılar ona. Bu noktada bir ölçü olması adına bugünkü gibi hatırladığım bir hatıramı nakletmek istiyorum: İzmir Bozyaka’da insanların yardımına başvurulmuştu. Orada meselenin ehemmiyetiyle ilgili bir konuşma yaptıktan sonra emaneten yatıp kalktığım odama doğru yönelmiştim. Utanıyordum da.. kendime istemiyordum.. alan başkası, yazan başkası, hesap eden başkası.. ama yine de utanıyordum. Ben odaya girerken birisi merdivenlerden hızlı hızlı yukarıya doğru çıkarak yanıma geldi. Astsubaylıktan emekli olmuş o zatı tanıyordum. Elinde şangır şangır anahtarlar, “Orada herkes himmet etti, benim verecek bir şeyim yoktu, evimin anahtarlarını getirdim!” dedi.</p>
<p>Emeklilik parasıyla satın almış olduğu evinin anahtarlarını elime attı. Bu göz yaşartıcı tablo karşısında ben ona dinde böyle bir mükellefiyet olmadığını söyleyip anahtarları iade ettim. Daha sonra da “Git, çoluk çocuğunla evinde otur. Rabbim sana verdikçe, sen de infakta bulunursun.” dedim. Ben bugün de bu coşkun duygu ve heyecanın yaşandığı ve bundan sonra da yaşanacağı kanaatini taşıyorum.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bugun-de-gayret-himmet-ve-infakla-sahlanan-nice-babayigitler-var-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Bugün de gayret, himmet ve infakla şahlanan nice babayiğitler var! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Himmet ve Ashab-ı Kiram’ın Cömertliği! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/himmet-ve-ashab-i-kiramin-comertligi-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2022 08:12:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[himmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Himmet ve Ashab-ı Kiram’ın Cömertliği *Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabının gönüllerindeki verme kapılarını aralamada kim bilir ne zorluklar çekmişti. Meselâ, bir gün Arab’ın aslı olan Mudar kabilesinin Müslümanları&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/himmet-ve-ashab-i-kiramin-comertligi-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Himmet ve Ashab-ı Kiram’ın Cömertliği! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Himmet ve Ashab-ı Kiram’ın Cömertliği</p>
<p>*Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabının gönüllerindeki verme kapılarını aralamada kim bilir ne zorluklar çekmişti. Meselâ, bir gün Arab’ın aslı olan Mudar kabilesinin Müslümanları gelmişlerdi. Giyecek başka bir şey bulamadıklarından dolayı üzerlerinde yün elbiseler olduğu için daha onlar içeri girer girmez mescidi ter ve yün kokusu sarmıştı. Yorgun, aç ve susuz olan bu fakir insanları görünce Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in gözleri dolmuştu.</p>
<p>Onları öyle ızdırap içinde gördüğü için neredeyse ağlayacaktı. Hemen infakla alâkalı ayetleri okumuş; ashabına, insanlara yardım etmenin faziletlerini anlatmıştı. (Benzer hadise Tebük Seferi’ne çıkılırken de ordunun teçhiz edilmesi esnasında yaşanmıştı.) Fakat Sahabe Efendilerimiz henüz başkalarına yardım etmeye alışmamışlardı; dolayısıyla, hiç kimse bir coşkunluk ve bir heyecan ortaya koymamıştı. Allah Rasûlü’nün yüzünde hüzün emareleri belirecekti ki, O’nun halinden çok iyi anlayan ve işin nezaketini kavrayan bir sahabi yerinden fırlayıp evine gitmiş, parmaklarının arasından dökülecek kadar ellerini doldurmuş ve getirdiklerini Rasûlullah’ın huzuruna dökmüştü.</p>
<p>Onu görünce diğerleri de ne yapılması lazım geldiğini anlamış ve herkes infak için koşmuştu. Nitekim Peygamber Efendimiz’in önünde bir oğlak büyüklüğünde yardım malzemesi birikmişti. İşte o zaman, yüzündeki hüzün bulutları birer birer sıyrılan Şefkat Peygamberi ashabına tebessüm etmiş ve şöyle buyurmuştu: “Bir işe delâlet edip o hususta yol gösteren onu yapmış gibidir.”</p>
<p>Evet, Ashab efendilerimiz o gün verme kapısını açmış ve zamanla da sahip oldukları her şeyi vermeye âmâde hale gelmişlerdi. Onlardan kimisi malının tamamını, bazısı servetinin üçte ikisini, bir başkası bir anda yedi yüz deveyi ve bir diğeri de en çok sevdiği bahçeyi Allah yolunda tasadduk edecek kadar cömertleşmişlerdi.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/himmet-ve-ashab-i-kiramin-comertligi-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Himmet ve Ashab-ı Kiram’ın Cömertliği! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Himmeti</title>
		<link>https://hizmetten.com/kurban-himmeti/</link>
					<comments>https://hizmetten.com/kurban-himmeti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2020 06:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[himmet]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soru: 1) Kurban, bazı kimseler için sadece bir ibadet manasına gelse de, yüce himmetli mü’minler onu insanlara kurbetin de önemli bir vesilesi olarak değerlendiriyorlar. Hatta dün belli bölgelerde et ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kurban-himmeti/">Kurban Himmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="style5" data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="171"><span class="text-node">Soru: 1) Kurban, bazı kimseler için sadece bir ibadet manasına gelse de, yüce himmetli mü’minler onu insanlara kurbetin de önemli bir vesilesi olarak değerlendiriyorlar. Hatta dün belli bölgelerde et ve deri ile ilgili çalışmalar yaparken bugün dünyanın dört bir yanına kurban seferleri düzenliyorlar. Dine ve insanlığa hizmetin kurban buudu ile alâkalı mülahazalarınızı lütfeder misiniz?</span></p>
<p class="" data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="342"><span class="text-node">-Mebdede her şey küçük bir açıyla başlar. Daha sonra arkadan gelenler o işe sahip çıkar, omuz verir, yeni yol ve metotlar geliştirir, farklı alternatifler ortaya koyarlar. İşte kurban da, bir dönem ülkemizde insanların sadece ferdî olarak yerine getirdikleri ve kestikleri kurbanın etini, konu komşuya dağıttıkları bir ibadet iken zamanla gerek ülke içinde, gerekse dünyanın değişik yerlerinde gönüllere ulaşma adına önemli bir vesile hâline gelmiştir. Aslında, kurban daha ilk teşri kılındığı gün bütün maslahat ve hikmetleriyle beraber vaz edilmiştir; fakat, her dönemin kendi şartları içinde onu değerlendirmenin değişik şekilleri ve o maslahatların bütünü ya da bir kısmı ortaya çıkmaktadır. (03:35)</span></p>
<p class="" data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="475"><span class="text-node">-Hazreti Âişe Validemiz’in rivayet ettiği bir hadis-i şerife göre, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) kestiği kurbanın üçte ikisini dağıtmış ve evdekileri mahrum etmeme adına üçte birini de bırakmıştır. Kestiği kurbanının etini sünnete uygun olarak değerlendirmek isteyen bir insan için ölçü budur. Fakat bir ailede bütün aile fertleri adına kurban kesiliyorsa, ya da bir insan birden fazla kurban kesiyorsa, bu durumda daha farklı bir taksime de gidilebilir. Mesela böyle bir durumda kesilen kurbanlardan birisi veya onun yarısı ya da üçte biri eve bırakılıp diğerleri yakın daireden en uzakta bulunan insanlara kadar tevzi edilebilir. Bu şekildeki bir taksimatla insan, hem yakınındakileri kurban etinden mahrum etmemiş, onlara bu etten tattırmış veya onların göz hakkını eda etmiş olur, hem de fakr u zaruret içinde bulunan diğer insanlara el uzatmış, onların temel bir ihtiyacını gidermiş, farklı kesim ve topluluklar arasında sevgi ve şefkat köprüleri kurmuş olur. (05:16)</span></p>
<p data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="456"><span class="text-node">-Bir kilo et hediye etmek bile olsa, kurban vesilesiyle yapılan hiçbir iyilik küçük görülmemelidir. Nitekim, yerine göre bir hayvana karşı şefkatli davranma dahi insanın ateşten âzad olmasına ve Cennet’e girmesine vesilelik edebilir. Buhari ve Müslim gibi en muteber kaynaklarda bu hususu te’yit eden hadis-i şerifler mevcuttur. Mesela, Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüt’t-tehâyâ) kendini fuhşa salmış ve benliğini bohemce yaşamaya kaptırmış bir kadının kurtuluşunu anlatırken buyurur ki: </span><em data-pf_style_display="inline" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="353.546875" data-pf_rect_height="228"><span class="text-node">“Bir gün çok susamıştı. Dili damağı birbirine yapışmış bir vaziyetteyken bir kuyuya rastladı. Kuyuya inip kana kana içti ve susuzluğunu giderdi. Yukarı çıkınca kuyunun kenarında zor güç nefes alan, susuzluktan dili sarkmış, toprağı yalayan bir köpek gördü. “Bu da benim gibi çok susamış!” deyip tekrar kuyuya indi, çarığını su ile doldurup onu dişleri arasında tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah Teâlâ bu davranışından dolayı onun günahlarını affetti.”</span></em><span class="text-node"> (08:12)</span></p>
<p data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="247"><span class="text-node">-Aynı husus kötülükler için de geçerlidir. Bazen küçük gibi görülen bir kötülük de insanın hüsrana uğramasına sebebiyet verebilir. Bu hususa da dikkat çeken ve ümmetini ikaz eden Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, </span><em data-pf_style_display="inline" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="338.0625" data-pf_rect_height="114"><span class="text-node">“Bir kadın, ölünceye kadar hapsettiği bir kedi yüzünden azâba uğradı. Hayvanı eve hapsetmiş, ona bir şey yedirmemiş, içirmemiş, yerdeki haşereleri yemesine bile izin ve imkan vermemişti. İşte bu sebeple Cehenneme girdi.”</span></em><span class="text-node"> buyurmuştur. (10:16)</span></p>
<p data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="342"><span class="text-node">-Bazı insanlara dinimizin güzelliklerini anlatabilmenin yolu kurban hediyesi gibi vesileleri değerlendirmekten geçiyorsa, o türlü vesileleri değerlendiren mü’minler ibadetlerini daha da derinleştirmiş ve aynı zamanda irşat vazifesini yerine getirmiş olurlar. Nitekim, Avrupa ve Amerika gibi yerlerde, kurban dağıtımını ilk kez gören ve elde paketlerle kendi kapısı da çalınan insanlar çok etkileniyorlar. O insanlar bu orijinal ve cazip cömertliği temelde bizim kültür kaynaklarımıza veriyorlar. “Hangi ruh ve mana köklerinden besleniyorsunuz, size bu ahlakı veren nedir?” sorularına cevap aramaya duruyorlar. Şahit oldukları İslam cömertliği ve civanmertliği, hatta îsâr ruhu, temel değerlerimize karşı bir alâka ve bir sevgi uyarıyor. (11:00)</span></p>
<p data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="171"><span class="style5" data-pf_style_display="inline" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="381.203125" data-pf_rect_height="171"><span class="text-node">Soru: 2) Kaynaklarda Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in “Bu benim için, bu da ümmetimden fakirlerin yerine” diyerek birden fazla, hatta Veda Haccı’nda -altmış üçünü bizzat, diğerlerini Hazreti Ali’nin eliyle olmak üzere- yüz kurban kestiği naklediliyor. Bugün gücü nisbetinde on, yüz, hatta yüzlerce kurban himmet eden insanların bir sünneti ihya ettikleri söylenebilir mi? </span></span><span class="text-node">(12:16)</span></p>
<p class="" data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="95"><span class="text-node">-Hiç tereddüt etmeden -Allahu a’lem- öyle düşünülebilir. Elverir ki, o kadar fedakârlıkta bulunan bir insan onu başkalarına göstermeye ve duyurmaya (riya ve süm’aya) kurban etmesin. (12:46)</span></p>
<p class="" data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="627"><span class="text-node">-Başta da temas edildiği üzere, bir dönem ülkemizde, herkes kurbanlarını kesiyor, bir miktarını kendi evinde bırakıyor, kalan kısmı da konu komşuya dağıtıyordu. Fakat zamanla, kurban, sadece kendi mahalle ve köyümüzde değil, daha geniş bir dairede muhtaç insanlara ulaşmak için bir vesile hâline geldi ve imkânı olanlar, bu istikamette taahhütlerde bulundu. Bundan sonra bazıları bir taneyle iktifa etmeyerek iki, üç, hatta on, yirmi, otuz tane kurban vermeye başladılar. Bu, aynı zamanda civanmertliğin gelişmesinin ve verme duygu ve düşüncesinin tabiatlara mâl olmasının bir ifadesiydi. Ayrıca işin açıktan açığa yapılması insanların ruhunda bir teşvik tesiri meydana getiriyordu. Böylece verilen kurbanlarla ülkemizin dört bir tarafındaki fakir fukaraya sahip çıkılmaya başlandı. Yakın dairede bu işin oturduğunu görenler bu sefer “Haydi, şimdi biz bu işi Allah’ın izni ve inayetiyle daha geniş bir dairede yapmaya çalışalım.” dediler ve mebdede küçük bir açıyla başlayan bu kurban hizmeti günümüzde muhit hattına ulaşınca kocaman bir açı teşkil etti. İşte, “mal canın yongasıdır” mülahazalarına rağmen böyle bir fedakârlıkta bulunan insanlar, şayet ihlaslarını muhafaza eder, riya ve süm’adan uzak dururlarsa, onların kestikleri kurbanlar hiç bilinmedik şekilde gönülleri fetheder; mideye gider ama gönle tesir eder. (13:10)</span></p>
<p data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="228"><span class="text-node">-Evet, soruda da ifade edildiği gibi, Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, “Bu benim için, bu da ümmetimden fakirlerin yerine” diyerek birden fazla kurban kesmiş, hatta Veda Haccı’nda -altmış üçünü bizzat, diğerlerini Hazreti Ali’nin eliyle olmak üzere- yüz deve kurban etmiştir. Bu itibarla da, muhtaçlara yardım etme ve onların da bayram yapmalarına vesile olma niyetiyle on, yirmi, hatta yüz kurban kesen insanlar bir sünneti ihya sevabı alabilirler. (16:09)</span></p>
<p data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="589"><span class="text-node">-Kurban, inanılarak yapılırsa Allah’ın emirlerine yürekten inkıyadın ifadesi olur. Aslında bütün ibadet ü taatlerde Allah’a kurbeti hedefleme, “Allah’ım ben bu ibadetimi Senin için yaptım.” deme ve bunu içten içe duyma esas olmalıdır. İnsan, hayatını âdeta bu düşünceye kilitli olarak götürmelidir. Bu açıdan kurban ibadetini eda ederken de kasdü’l-kalb olarak tarif ettiğimiz niyeti çok sağlam tutmak gerekir. İnsan canın yongası olan malını verirken aynı zamanda verebileceği şeyleri de hatırlamalı ve emre âmâde olduğunu göstermelidir. Nitekim Hazreti İbrahim ve İsmail’in durumu anlatılırken </span><em data-pf_style_display="inline" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="323.96875" data-pf_rect_height="57"><span class="text-node">“İkisi de Hakk’a inkıyad edip teslim olunca O, kurban etmek üzere oğlunu yere serdi.”</span></em><span class="text-node"> (Sâffât sûresi, 37/103) buyrularak, onların ubûdiyetteki sırrı, emre itaatteki inceliği kavradıklarına ve ona göre bir tavır aldıklarına işaret edilmiştir. Eğer bir insan kurban ibadetini baştan böyle sağlam bir niyete bağlarsa, onun kurbanla ilgili bütün fiilleri ibadet hükmüne geçecek, böyle hayırlı bir iş yolunda yapılan diğer ameller de o hayırlı iş gibi sevap olarak geriye dönecektir. Mü’minler hep bu şuurda olurlarsa, kurbanlar Hak katında kabul görecek, ihtimal o zaman dünyanın dört bir yanında vahşice akıtılan insan kanı da duracaktır. (18:30)</span></p>
<p data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="171"><span class="style5" data-pf_style_display="inline" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="382.21875" data-pf_rect_height="57"><span class="text-node">Soru: 3) Hazreti Ali’nin her sene birisi Peygamber Efendimiz için olmak üzere iki tane koç kestiği, bunun sebebi sorulduğunda da </span></span><em class="style5" data-pf_style_display="inline" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="363.96875" data-pf_rect_height="57"><span class="text-node">“Allah Rasûlü bana yaşadığım müddetçe kendisine kurban kesmemi vasiyet etti; bunu asla terk etmem.”</span></em><span class="style5" data-pf_style_display="inline" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="382.640625" data-pf_rect_height="57"><span class="text-node"> dediği naklediliyor. Böyle bir vasiyette bulunmamış olsalar da geçmişlerimizin yerine kurban kesebilir miyiz? </span></span><span class="text-node">(20:30)</span></p>
<p data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="399"><span class="text-node">-Bir kimse sevabını ölmüş bir akrabasına veya sevdiği bir kimseye bağışlamak üzere kurban kesebilir. Tıpkı ölen bir insanın ardından onun adına sadaka verildiği, hacc yapıldığı gibi kurban da kesilebilir. Nitekim Peygamber Efendimiz de ümmetinden kurban kesemeyenler adına kurban kesmiştir. Namaz ve oruç gibi bedenî ibadetlerde, niyet ve şahsî îfa asıldır; fukahâya göre, bunlarda niyabet caiz değildir. Zekat ve sadaka-i fıtır gibi malî ibadetlerde ise niyet şart olmakla birlikte, mükellefin bizzat yerine getirmesi gerekmez; bunlar niyabet yoluyla da ifâ edilebilir ki kurban da bu malî ibadetler kategorisine dâhildir. Hem malî, hem de bedenî yönü bulunan hac ibadetinde ise, asıl olarak mükellefin bizzat kendisinin ifa etmesi gerekir. Ancak, mükellefin bundan aciz olması halinde, bedel yoluyla da ifa edilebilir. (20:57)</span></p>
<p data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="171"><span class="text-node">-İnsan vefat etmiş anne babası, yakınları ve büyükleri için dua ve istiğfarda bulunabilir, Kur’an okuyabilir, sadaka verebilir, hac ve umre yapabilir.. hatta onlar hesabına eda ettiği bu ibadet ve iyiliklerinin yanı sıra namaz kılıp, oruç tutup sevabını onlara bağışlayabilir. Geçmişlerimiz adına kurban kesmek de -inşaallah- onların ruhlarını memnun ve mesrur edecektir. (22:35)</span></p>
<p class="pf-delete" data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="209"><span class="text-node">-Anne babamın haklarını asla ödeyemem. Bu itibarla, onlar için hayır adına ne yapabileceksem mutlaka yapmam gerekir. Sizin üzerinizde de kendi anne babalarınızın o kadar çok hakları vardır ki, ömür boyu onlar için istiğfar edip dursanız, yine de o hakları ödeyemezsiniz. Bu açıdan da hiçbir fırsatı kaçırmadan yapacağınız hayır ve iyiliklerle onlara sürekli ahiret hediyeleri göndermeye çalışmalısınız.</span></p>
<p data-pf_style_display="block" data-pf_style_visibility="visible" data-pf_rect_width="384" data-pf_rect_height="209"><strong>Kaynak: Kırık Testi / M.Fethullah Gülen</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kurban-himmeti/">Kurban Himmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hizmetten.com/kurban-himmeti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
