<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hicret arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/hicret/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/hicret/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:53:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>hicret arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/hicret/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nasipsiz Şehirlerin Nasibi</title>
		<link>https://hizmetten.com/nasipsiz-sehirlerin-nasibi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 23:15:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Medine]]></category>
		<category><![CDATA[Nasipsiz Şehirlerin Nasibi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=30334</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hicretin mahzun yolcuları yola çıkışlarının 13. gününde Medine’nin kapısı olan Kuba kasabasına geldiler. Medine, Efendimiz’i (sav) ve arkadaşlarını “Taleal- bedru aleynâ” sıcaklığıyla bağrına bastı. O (sav), büyük dayıları, dedesi Abdülmuttalib’in&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nasipsiz-sehirlerin-nasibi/">Nasipsiz Şehirlerin Nasibi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hicretin mahzun yolcuları yola çıkışlarının 13. gününde Medine’nin kapısı olan Kuba kasabasına geldiler. Medine, Efendimiz’i (sav) ve arkadaşlarını “Taleal- bedru aleynâ” sıcaklığıyla bağrına bastı. O (sav), büyük dayıları, dedesi Abdülmuttalib’in anası Selma hatunun sülalesi olan Neccaroğullarından Kulsüm bin Hidm’in bahçesine inmişti. On dört gece burada kaldılar. Geceleri Hz Külsüm bin Hidm’in (ra) evinde kalan Allah Rasulü (sav) gündüzleri “Bekarlar Evi” denilen Sa’d İbn-i Heysem’in (ra) evine geçip Medine’de yapılacak işlerin stratejilerini burada konuşup karara bağladılar.</p>
<p>Efendimiz’i (sav) Kuba kasabasında ziyaret eden Hz. Abdullah bin Selam (ra) O’ndan (sav) duyduğum ilk sözler şunlardı diyerek ziyaretinden bahseder:</p>
<p><strong><em>“Ey İnsanlar!</em></strong></p>
<p><strong><em>Selamı aranızda yaygınlaştırın…</em></strong></p>
<p><strong><em>Sofranız herkese açık olsun, çokça ikram edin…</em></strong></p>
<p><strong><em>Sıla-ı rahimde de kusur etmeyin…</em></strong></p>
<p><strong><em>Bir de insanlar uykuda iken</em></strong></p>
<p><strong><em>gecelerin karanlığını namazla delin…</em></strong></p>
<p><strong><em>Böylece selametle Cennet’e girin!”</em></strong></p>
<p><em> </em>Efendiler Efendisi (sav) hicretten sonraki ilk tavsiyesinde ihlas ve uhuvvet üzerinde durmuş ve sahabesinin Allah (cc) ve kardeşleri ile irtibatlarını sağlam tutmalarını istemişti. Ve devamında kardeşliğe daha sıkı bir vurgu yaparak şöyle buyurmuştu:</p>
<p><strong><em>“Nefsim yed-i kudretinde olan zâta yemin ederim ki, imân etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de imân etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!”</em></strong></p>
<p><strong>HİCRET YURDUNA DUA</strong></p>
<p>Mekke’nin sıcak ikliminden Mekke’ye nazaran yayla iklimine sahip olan Medine&#8217;ye hicret eden sahabeler, doğdukları, büyüdükleri ve islamla şereflendikleri beldeyi, (Mekke’yi) çok özlemişlerdi. Hatta bu hususta Hz. Bilal (ra) Mekke’ye özlemini anlatan şiirler yazmıştı. Daha serin olan Medine’de hastalanan ve veba illeti ile boğuşan sahabiler için Efendimiz (sav) dua etmiştir.</p>
<p>Hz. Aişe (ra) bu vakayı şöyle nakleder:</p>
<p>“Resulüllah (sav) Medine’ye geldiği vakit Ebu Bekir ve Bilal (ra) hastalandılar. Ben yanlarına gittim: “Ey babacığım, dedim. Kendini nasıl hissediyorsun? Ey Bilal sen nasılsın?” diye sordum. Hz. Ebu Bekir Hummaya yakalanınca: “Her insana ‘sabahın hayırlı olsun’ denmiştir. Halbuki ölüm ona ayakkabısının bağından daha yakındır” derdi. Hz. Bilal’de (ra) humma nöbetinden çıkınca sesini yükseltir ve (Mekke’ye hasretini ifade eden şu beyitleri) terennüm ederdi: “Bilmem ki! Mekke vadisinde etrafımı izhir (Mekke’de yetişen bir ot) ve celil (Medine’de yetişen bir ot) otları sarmış olarak bir gece daha geçirebilecek miyim?</p>
<p>Hz. Aişe der ki: Ben gidip, bunlardaki Mekke hasretini Resulullah’a (sav) haber verdim. O, şöyle dua buyurdu: <strong><em>“Allah’ım bize Medine’yi sevdir. Tıpkı Mekke’yi sevdirdiğin gibi, hatta fazlasıyla! Allah’ım onun havasını sıhhatli kıl. Onun müddünü, sâ’ını hakkımızda mübarek eyle. Onun hummasını al, Cufe’ye koy!” </em></strong></p>
<p>Efendimiz’in (sav) yeni memleketleri Medine için ettiği dualar toplansa belki bir kitap oluşur. İşte o dualardan bir tanesi: <strong><em>“Allah&#8217;ım! Şüphe yok ki İbrahim (as) Senin kulun, halîlin ve peygamberindi. Ben de Senin kulun ve peygamberinim!</em></strong></p>
<p><strong><em>O sana Mekke için dua etmişti. Ben de, Sana Medine için dua ediyor; onun Mekke için yaptığı duasında Senden dilediğinin bir mislini, bir kat daha fazlasıyla Medine için Senden diliyorum”</em></strong></p>
<p>Şimdi sünnet olan o duanın tam zamanı.</p>
<p>Biz de Efendimiz gibi diyelim<em>: “RABBİM doğduğumuz, büyüdüğümüz, hizmet ettiğimiz beldelerden bizleri dünyanın dört bir tarafına hicret ettirdin. Hz İbrahim’in (as) Mekke için, Efendimiz’in (sav) Medine için yaptığı dualar hürmetine Hicret beldelerimizi bize sevdir, maddi manevi hastalıkları uzaklaştır&#8230; Buralarda da SEN’i razı edecek hizmetler yapmaya bizleri muvaffak eyle&#8230; Amin’’</em></p>
<p><strong>Ne mutlu sevgiyi kendine rehber yapıp yürüyenlere!</strong></p>
<p><strong>Ne mutlu yeryüzünü sevgi ile mayalamak için yola çıkanlara…</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Ne mutlu hicret beldelerini sevip dua edenlere…</strong></p>
<p><a href="https://youtu.be/xP_R4pXcaAs"><strong> </strong><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nasipsiz-sehirlerin-nasibi/">Nasipsiz Şehirlerin Nasibi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baharın Habercisi Kış Kampları &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/baharin-habercisi-kis-kamplari-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2023 08:10:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Baharın Habercisi Kış Kampları]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya ve Amerika’da kış kampları izlenimleri… Amansız bir fırtına esiyor yakıp yıkan… Nice içi boş, çürümüş köksüz ağaçları bir bir deviren. Samud kavmini helak eden bu fırtınada kökleri Kur’an ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/baharin-habercisi-kis-kamplari-ismet-macit/">Baharın Habercisi Kış Kampları | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya ve Amerika’da kış kampları izlenimleri…</strong></p>
<p>Amansız bir fırtına esiyor yakıp yıkan… Nice içi boş, çürümüş köksüz ağaçları bir bir deviren. Samud kavmini helak eden bu fırtınada kökleri Kur’an ve sünnet minerallerinden beslenenler ayakta kalacak, ötekiler ise “kütükler gibi” devrilip gidecekler.</p>
<p>Efendimizin (sav) <em>“Mümin(ler ise) başak gibidir; rüzgâr onu eğer ama o hemen kalkar doğrulur. Kâfir ise çam ağacı gibidir. Dimdik durur ama bir devrildi mi bir daha kalkıp kendine gelemez”</em> (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 12, 16/118, 452) ilahi beyanına mazhar olacaklar ve sarsılsalar da eğilseler de doğrulup kaldıkları yerden devam edecekler. Zira başak taşıyan yükü ağır ekinlerin rüzgarla dans ettiği gibi devrin mazlumları da çile fırtınalarında omuz omuza vererek o sert fırtınaları uhuvvet setleriyle tohum taşıyan rüzgarlara çevireceklerdir.</p>
<p>Kaptanın kaptanlığı da gemi çalışanlarının kabiliyetleri de fırtınalı günde belli olur. Bu fırtınalı denizde dağlar büyüklüğündeki dalgaları geçecek olanlar Kur’an tezgahında yapılan, rotası sünnet, hedefi Rabbin rızası olan geminin ihlaslı mürettebatları olacak.</p>
<p>Mümin, hayatının her anını sünnete göre ayarlar. Sıkıntılı zamanlarını sünnetin ortaya koyduğu stratejilere göre belirler.  Allah Rasulü (sav) sahabenin bitkin ümitsiz aşk ve şevkten mahrum etrafına negatif enerji yaymasını istemezdi. İmanın verdiği neşe ve huzur ile aktif sabırla heyecanla hizmet etmeye devam etmelerini arzu ederdi.</p>
<p>Hani Hicret&#8217;in 7. yılında Kaza Umre&#8217;si için Mekke&#8217;ye gelmişti bin 600 arkadaşı ile Allah Resulü (sav). Müşrikler bir öncü gönderip müslümanların hallerini öğrenmek istemişlerdi. Gözcü Mekke&#8217;ye dönüp Müslümanların hallerini güle güle istihza ede ede Kureyş&#8217;in ulularına anlatmıştı. &#8220;Müslümanlar zayıf, bitkin, hasta, yorgun ve perişan haldeler&#8221; demişti. Kureyş uluları ise çıkalım Dar-ün Nedve&#8217;nin damına ve müslümanların zayıf perişan hallerine gülelim demişlerdi. Cebrail bu durumu Efendimize (sav) haber verince Efendimiz (sav) Mescid-i Haram&#8217;a girerken şöyle buyurmuştu: Ey mümin erkekler ihramlarınızı sağ kollarınızın altından alın (ızdıba) ve hızlı çabuk adımlarla canlı yürüyün (remel) ki bugün heybetli görünüp canlı yürüyene Allah ahirette merhamet edecek.”</p>
<p>Sabır kahramanları, iyiliği organize eden insanlık kahramanları, organize kötülükle mücadele ederken yürüdükleri yolun kaderinin ne olduğunun bilincinde Hz Yakupvâri hüzünlerini Allah’a şikayet ederler. Ve bu tevekkülleri ile asla ümitsizliğe düşmezler. Her fırsatı yol arkadaşları ile kaynaşmaya ve uhuvvete vesile kılar ve selamı aralarında yayarak bir olup, iri olup, diri olup geleceğe yürürler.</p>
<p>Kainatın İftihar Tablosu (sav) da her fırsatta sahabeyi bir araya getirir ve kitle halet-i ruhiyesinden arkadaşların istifade etmesini sağlardı. Mesela bayram namazlarını mescidinde değil hemen yanındaki açık alanda kıldırır ve kadın erkek çoluk çocuk herkesin oraya gelmesini isterdi. Böylece mescide giremeyen kadınların da o alana gelip namaz kılmasalar da o coşkuya şahit olmasını arzu ederdi.</p>
<p>Üstad Hazretlerinin dediği gibi hayalen Asr-ı Saadete tam Uhud sonrasına gidelim. Uhud Şevval ayının 7. gününde olmuştu. Muvakkat bir hezimet yaşayan müminler, Efendimizin (sav) Hamra’ül Esed hamlesi ile toparlanmıştı. Ama Uhud o günlerin Yemeni olmuş, giden sahabelerin bir kısmı geri dönmemişti. Uhud harbinden tam iki ay sonra Kurban Bayramı idrak edilmişti. Tarih kitapları o günlerde Medine’nin nüfusunu beş bin olarak tahmin ederler. İşte Efendimiz (sav) Uhud’daki travmayı bayramdaki birliktelikle tedavi etmiştir.</p>
<p>O (sav) böyle yaparak; Müslümanlar arasındaki uhuvveti kuvvetlendirirken diğer taraftan imanı zayıf olanların ve münafıkların kalplerindeki isi pası buradaki uhuvvet ırmağında yıkamıştır.</p>
<p>Tabi asıl mesaj ise kötülüğü organize edenlere idi. O (sav) sahabesinin halinin Mekke’ye rapor edildiğini biliyor ve şu aşkın ve şevkin; şu birliktelikten hasıl olan coşkunun kulaklarına gitmesini istiyor ve yıkılmadık ayaktayız mesajı veriyordu.</p>
<p>Hizmet insanı her fırsatı bir coşku pınarına çevirip uhuvvetini perçinleyerek aktif sabırla hizmetine devam eder. Tüm dünyada kış kampları işte bu birlikteliği sağlayan en güzel vesileye dönüşmüş durumda.</p>
<p><strong>Gerek Avrupa’da gerekse Amerika’nın iki ayrı eyaletinde katıldığım kamplarda o coşkuya şahit oldum. Kalp hayatına ve kulluğunuza çok şey katan kampların en önemli faydası ihlaslı birlikteliklerle geleceğe ait ümidin canlı tutulması ve oluşan metafizik gerilimle yapılacak hizmetler için enerji depolanmasıydı.</strong></p>
<p>Rabbim bizleri razı olacağı kulluk ve uhuvvet atmosferinde yaşatsın. Hizmet aşk ve şevkimizi kuvvetlendirsin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/baharin-habercisi-kis-kamplari-ismet-macit/">Baharın Habercisi Kış Kampları | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeryüzüne Dağılın &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeryuzune-dagilin-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2022 08:08:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Habeşistan]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Nahl Suresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28342</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kâinatın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) risalet vazifesine başladığında, ilk Müslüman olanlarla birlikte kötülük imparatorluğunun her türlü zulmüne maruz kaldı. Zira Kuran müfredatlı ilahi sistem, menfaat şebekesini rahatsız etmiş,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeryuzune-dagilin-ismet-macit/">Yeryüzüne Dağılın | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kâinatın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) risalet vazifesine başladığında, ilk Müslüman olanlarla birlikte kötülük imparatorluğunun her türlü zulmüne maruz kaldı.</p>
<p>Zira Kuran müfredatlı ilahi sistem, menfaat şebekesini rahatsız etmiş, zalimleri besleyen yapıları çatırdatmaya başlamıştı. Zahiri gücü elinde bulunduran Ebu Cehil ve avenesi şehrin tüm kuvvetleri ile bir avuç masum insana saldırdı.</p>
<p>O (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanlara nurdan mesajları taşımaya başlayıp, iyiliği iyilerle organize etmeye başladığında Mekke müşrikleri önce inananları alaya almışlar, doğru ve meşru olanla bu şekilde mücadele edemeyeceklerini anlayınca işkenceye başlamışlardı. Arkasında güçlü kabilesi olmayan, başta köleler olmak üzere savunmasız insanlar vicdansızca işkenceye uğruyordu.</p>
<p><strong>“Yeryüzüne Dağılın”</strong></p>
<p>Mekke’nin inananlar için zulüm yurdu haline geldiği, granit kalpli kötülerin insanlığı eksilttiği hatta yok ettiği günlerde Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) inananları toplayarak onlara hicret etmelerini tavsiye ederek şunları söyledi:</p>
<p>“<em>Siz bari yeryüzüne dağılın. Allah Teâlâ sizi yine bir araya getirir.</em>” Sahabiler: “<em>Ya Rasûlallah, nereye gidelim</em>?”<em> </em>diye sorunca da eliyle Habeşistan’ın bulunduğu tarafı işaret ederek: “<em>Siz Habeş ülkesine gitseniz iyi olur. Habeş hükümdarının yanında hiç kimse zulme uğramaz. Orası doğruluk yurdudur. Umulur ki Allah, sizi orada ferahlığa kavuşturur.</em>”<em> </em>buyurdu.</p>
<p>Nübüvvetin beşinci yılında, Receb ayındaki İslam tarihinin ilk hicretine 11’i erkek, dördü kadın olmak üzere toplam 15 kişi katılmıştı.</p>
<p>İlk hicret edenler, Garanik vakıasından sonra Müşriklerin Müslüman olduklarına dair Habeşistan’a ulaşan yanlış bir haber sebebiyle Mekke’ye geri döndüler. Mekke yakınlarına gelince gerçeği öğrendiler ama artık geri dönmüşlerdi. Her biri bir kabilenin himayesini kabul ederek Mekke’ye girebildiler. Habeşistan’dan dönen müminlerin çoğu, kendi aileleri tarafından yeniden baskı altına alındı ve müşriklerin zulümleri her geçen gün biraz daha şiddetlendi.</p>
<p>Kötülerin, kötülüğün zulmü artınca Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabını hicret için yeniden organize etti. Nübüvvetin altıncı yılında Hz. Cafer ibni Ebî Tâlib’i (radıyallâhu anh) başlarına önder olarak seçerek ikinci kez ashabını Habeşistan’a yolladı. İkinci hicrete 18 ya da 19’u kadın olmak üzere 101 ya da 103 Müslüman katıldı. İlk muhacirlerin hemen hepsi, ikinci hicrette de yer almıştı. Bu sefer hicret edenlerin çokluğundan dolayı on bin nüfuslu Mekke toplumunda hüzün havası esti. Zira neredeyse her aileden bir kişi Mekke’den ayrılmıştı.</p>
<p><strong>Neden Habeşistan?</strong></p>
<p>Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Müslümanların hicret edeceği belde olarak Habeşistan’ı seçmişti. Dili, kültürel yapısı, sosyal hayatı, Mekke’ye göre çok farklı olan Habeşistan’ın (Etiyopya) seçilmesinde birçok hikmet vardır.</p>
<p>En temel sebebin Efendimizin (sav) Necaşi Ashame’yi ve Habeş ülkesindeki ortamı tanıyor olması söylenebilir.</p>
<p>Habeş hükümdarı Necâşî Ashame’nin babası, amcası tarafından öldürülmüş ve kendisi de gençlik yıllarında Habeşistan tahtı için mücadele eden akrabaları tarafından satılmış, ömrünün bir kısmını Amr b. Ümeyye’nin kabilesi olan Damreliler arasında köle olarak geçirmişti (Bedir Savaşı’nın olduğu bölge). Muhtemelen Efendimiz (sav) annesinin kabrine de yakın bölgede yaşayan ve amcasının torununun gelin olduğu bu Damreoğulları ile irtibatından dolayı Necaşi’yi tanımıştı. Necaşi ise tekrar kral olduğunda zulmün ne olduğunu yaşayarak öğrendiğinden halkına zulmetmemiş ve o dönemde “adil” sıfatı ile tanınmıştı.</p>
<p>Efendimiz’in (sav) ashabını Habeşistan’a göndermesinin en temel sebebi adaletti. Necaşi halkına zulmetmiyor, adaletle davranıyor ve topraklarını insanca yaşanabilir bir ülke haline getiriyordu. Bu kadim bir ilke idi, adaletin olduğu yerde insanca yaşam olurdu. Adaletin olmadığı yerlerde ise yöneticiler bir suç örgütüne dönüşür ve halkına zulmeden zalimlere dönüşürlerdi.</p>
<p>Mamafih, Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), ferasetiyle yine isabetli bir karar vermiş ve ashabını Habeşistan’a hicret ettirmişti.</p>
<p>Dün Mekke tiranları bugün modern asrın zalimleri… Adaleti katledip, hukuku öldürdüler zira kurdukları menfaat şebekesinin en korkulu rüyasıydı bu iki kavram. Onlar hukuku katledince kötülükler beldesinde iyiler yaşayamaz oldu. Zalim bir sistemin işini kolaylaştırmama adına örnek aldıkları sahabeler gibi adaletin olduğu ve halkına zulmetmeyen idarecilerin olduğu beldelere hicret ettiler.</p>
<p>Şu ayet dün hicret edenlerin kaderine nurdan bir baht olarak yazıldığı gibi son devrin muhacirlerinin kulağına müjdeler fısıldamaya devam ediyor:</p>
<p><strong><em>“Zulme maruz kaldıktan sonra Allah yolunda hicret edenleri dünyada mutlaka en güzel bir yere yerleştiririz. Âhirette verilecek mükâfat elbette çok daha büyüktür. Keşke bunu bilselerdi.”</em></strong> (Nahl-41)</p>
<p><a href="https://youtu.be/6LSmAXX-Rsw"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeryuzune-dagilin-ismet-macit/">Yeryüzüne Dağılın | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onlarınki tam bir hicret! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/onlarinki-tam-bir-hicret-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2022 04:26:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27870</guid>

					<description><![CDATA[<p>İrâdî Hicretten Sonra Şimdi de Cebr-i Lutfî Hicret Fırsatı *Bu arada şayan-ı şükran bir husus var. Bir taraftan ihtiyarî olarak dünyanın dört bir yanına tohumun toprağın bağrına saçılıp filize yürüdüğü&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/onlarinki-tam-bir-hicret-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Onlarınki tam bir hicret! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">İrâdî Hicretten Sonra Şimdi de Cebr-i Lutfî Hicret Fırsatı </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Bu arada şayan-ı şükran bir husus var. Bir taraftan ihtiyarî olarak dünyanın dört bir yanına </span><span class="style-scope yt-formatted-string strikethrough" dir="auto">tohumun toprağın bağrına saçılıp filize yürüdüğü gibi</span><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> saçılan hasbiler, fedakârlar var. Her türlü mehâliki göğüslemek üzere dünyanın dört bir yanına giden bu arkadaşların say ve gayretleri ihtiyari ve onlarınki tam hicret. Onlar belli ölçüde, zılliyet planında hicret sevabı kazanırlar. Diğer taraftan da bir cebr-i lutfî hicret söz konusu. O sevabı bugün gören sizin ağabeyleriniz, dünden bu işe sahip çıkan ve elli senedir bu işin içinde olan insanlar, geçende bana bu cebrî hicretle alakalı bir proje getirip sundular: Bu meseleyi nasıl realize ederiz? Yetmiş seksen yaşında biz de gidelim, hicret edelim. Asliyet planında Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve Sahabe bunu yaptı, kendi yüce mefkûrelerini dünyaya duyurmak, kendilerini ifade etmek, ortaya konması gereken şeyleri hal ve temsille ortaya koymak için gittiler. Biz de zılliyet planında, nisbi olarak aynı hicreti realize edelim. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Evet birileri öyle ihtiyarî gitmişlerdi; şimdi de birileri bazı arkadaşların ikametgahlarına çomak soktular. Bu defa o çomaklar onları cebr-i lutfî hicrete zorladı. Onlar dünyanın dört bir yanına dağıldılar. Oralarda olup biten şeyleri gördüler. Bu, evvela kendilerinde bir sinerjiye sebebiyet verdi, enerjilerine enerji kattı, daha bir güçlendiler. Bir diğer taraftan da bugüne kadar kendi ülkelerinde düşe kalka tecrübeleriyle edindikleri bilgileri, oradaki bu ilk ihtiyarî muhacirlere taşımak suretiyle onlara destek oldular, kuvve-i maneviyelerini takviye ettiler ve kendi masuniyetlerini, masumiyetlerini anlattılar. Zalimlerin iftiralarına, tezvirlerine, hıkdlerine, hasetlerine, şenaetlerine, denaetlerine, fezazetlerine, gıybetlerine ve iftiralarına rağmen, öyle olmadıklarını anlattılar, dünyaya duyurdular. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Hâsılı, asıl Siyer dediğimiz mesele, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in anlatılması, hal ve temsil diliyle anlatılmasıdır. Bu arada, bugüne kadar duyup ettiğiniz şeyleri kitaplara dökerek genç nesillere okutmak suretiyle onlarda da o arzu ve duyguyu uyarmak lazımdır. Bu da yine size düşen vazifelerdendir. Allah’ın izni ve inayetiyle, tasavvurlarımızı aşkın o şeyler size ve sizden sonraki nesillere müyesser olacaktır. Hazreti Pîr’in ifadesine bağlayarak diyeyim; Cenâb-ı Hak, asırlardan beri rahnedâr olan o kaleyi tamir etmeye sizi muvaffak kılacaktır.</span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/onlarinki-tam-bir-hicret-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Onlarınki tam bir hicret! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;ân&#8217;ın mucizesi ve &#8216;Müslüman İsevîler&#8217; &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/kuranin-mucizesi-ve-musluman-iseviler-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 06:49:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dün sabah ekmek taşıma işime giderken sesli köşelerden Harun Tokak Hocamın yazısını dinledim. Harun Hocam her zaman olduğu gibi gene yürekleri hoplatan, gönülleri coşturan, gözlerimizi nemlendiren ve hepsinden öte tarihe&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kuranin-mucizesi-ve-musluman-iseviler-recep-atici/">Kur&#8217;ân&#8217;ın mucizesi ve &#8216;Müslüman İsevîler&#8217; | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dün sabah ekmek taşıma işime giderken sesli köşelerden Harun Tokak Hocamın yazısını dinledim. Harun Hocam her zaman olduğu gibi gene yürekleri hoplatan, gönülleri coşturan, gözlerimizi nemlendiren ve hepsinden öte tarihe not düşen bir yazı kaleme almış. Bu yazısında doğuda (1990’lı yıllar) öğretmenlik yaptığı sırada tanıdığı Yusuf Sinan kardeşimizden bahsetmiş.</p>
<p>Onun sözünü ettiği mahcup ve bir o kadar da centilmen kardeşimizi ben de 2010’lu yıllarda Van’da tanıdım. O, Zaman Gazetesi temsilcisiydi. Ben de Van’ın güzide okullarından birinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniydim.</p>
<p>Harun Hocamın dediği gibi benim de ona, ‘içim ısınmış’ ve birbirimizi çok sevmiştik. Ben, 2013 yılında memleketime tayin istemiştim. Van, onun memleketiydi ve orada hizmet etmeye devam ediyordu. Ta ki Zaman Gazetesi’ne kayyım atanıncaya kadar. Ondan sonra kendisinden haber alamamıştım. Mecburi hicretle Avrupa’ya geldikten sonra kaybettiğimiz eskimeyen Vanlı dostlarla bir araya geldiğimizde onu karşımda görünce hem şaşırmış hem de sevinmiştim.</p>
<p>Onun mecburi hicret yolculuğundan biraz haberdar idim. Ancak Harun Hocamın yazdığı kadarını bilmiyordum. Sinan kardeşim, 15 Temmuz çakma darbesinden hemen sonra Kuzey Irak’a çıkmış. Arkadan eşi ve kızı da gelmişiler. Fakat bir müddet sonra orada da çember daralmaya başlamış. Bu sefer İran üzerinden Gürcistan’a geçmişler. Orada da bazı arkadaşlarımız kaçırılınca Türkiye ile komşu ülkelerde durmak akıllıca bir iş değil diyerek Belarus’a geçmişler.</p>
<p>Oranın da hem güvenli olmayışı hem de iş imkânı bulunmayışından dolayı fazla kalamazlar. Zira oraya kadar ellerinde olan ne varsa tüketmişlerdir. Son olarak Avrupa vizesiyle yola çıkarlar. Hedefledikleri ülke, kendilerini bir kampa yerleştirir.</p>
<p>Beraberlerindeki kızlarını her gittiği ülkede; belki burada daimî kalırız düşüncesiyle okula yazdırırlar. Bu uzun yolculukta kızları Arapça, Kürtçe, Rusça, Gürcüce, Belarus ve Almanca gibi dillerin her birinden azıcık koklamış olur.</p>
<p>Almanya’ya ilk geldiklerinden itibaren altı ay içerisinde sekiz kamp değiştirirler. Adeta göçmen kuşlar gibi bu kamp senin o kamp benim dolaştırılırlar. Kısa zaman aralığında henüz bir yere alışmadan diğerine geçmek onları oldukça yorar. Bu yüzden üçünün de psikolojileri bozulur. Çocukla beraber tek bir odada kalmaları,  tuvaletlerin ve banyoların ortak oluşu ve yemeklerin alıştık damak zevkine uymayışı vs. çok zorlanırlar. Meğer bu zor dedikleri şartlar iyi günleridir. Onu, altıncı ayın sonunda postacının imzalatarak ellerine verdiği zarfı açınca fark ederler. Gelen mektup iltica başvurusu ile ilgilidir ve şöyle yazmaktadır:</p>
<p><em>“İlticanız kabul edilmedi. Geldiğiniz ülkeye geri gönderileceksiniz.”</em></p>
<p>Sinan kardeşim ve ailesi bu kararı okuyunca şok olurlar. Zira yeni bir ülkeye gitmeye ne güçleri ne de imkânları vardır. Ancak karar kesin olunca çar-naçar valizleri hazırlayıp Azrail’i bekler gibi polisleri bekledikleri an bir mucize gerçekleşir. O sıra kapıyı çalan sarışın, orta boylu, ellili yaşlarda üzerinde siyah-beyaz kıyafeti olan bir papazdır. Yüzündeki güven veren tebessümüyle; ‘<strong><em>Ben sizi almaya geldim</em></strong>’ der. Adeta ‘kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş’ vecizesini iliklerine kadar hissederler. İşin aslını ise sonradan öğrenirler.</p>
<p>Meğer onları ilk günden itibaren kardeş kabul eden Şengül Hanım, evinin karşısındaki kilisenin papazına onların durumunu anlatmış. O kilisenin papazı Kiliseler Birliği’ne durumu izah etmiş ve birkaç saat içinde kasabadaki bütün yönetim kurulu üyelerini dolaşarak imzalarını almış.</p>
<p>Sinan kardeşim, hadisenin arka yüzünü öğrenince, “<em>Bir gün bir kilisenin himayesine gireceğimiz hiç aklımıza bile gelmezdi</em>” diyerek hem sevinir hem de hayretten kendini alamaz. Harun hocamın yazdığı bu yazının kalanını Samanyoluhaber sitesinden okumanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p>Evet, Kur’an’da bahsi geçen en güzel kıssa sahibi Hz. Yusuf (as) gibi Yusuf Sinan kardeşimiz de hem ismen hem de yaşadıkları itibariyle Hz. Yusuf’a bazı yönleriyle benzemektedir. Ayrıca bu hadise bana Üstad Bediüzzaman’ın &#8220;<em>Zaman ihtiyarladıkça Kur&#8217;ân gençleşiyor</em>&#8221; vecizesini hatırlattı. Zira Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de geçen bir ayet-i kerimede Cenab-ı Hak, şöyle buyuruyor: “<strong><em>Müminlere sevgi bakımından en çok yakınlık duyanların ise “Biz Nasâra&#8217;yız (Hristiyanız)” diyenler olduğunu görürsün..&#8221; </em></strong>(Maide, 5/82) Sinan kardeşimize sahip çıkan Papaz Efendi, Kur’an’ın bu ayetini hal diliyle tasdik eder. İşte bu yönüyle Kur&#8217;ân, zamanın ihtiyarlamasına rağmen her daim genç kalabilen bir kitaptır.</p>
<p>Bu işin bir başka yönü de şu ki, Üstad Bediüzzaman’ın Mektubat isimli eserinde kullandığı &#8216;<strong><em>Müslüman İsevîler&#8217; </em></strong>ifadesi de bu hadisede kendini göstermiştir. O kilisenin görevli papazı insanlık adına yaptığı o güzel davranışıyla Üstadımızın o ifadesini de doğrulamıştır.</p>
<p>Evet, buna benzer dünyanın değişik coğrafyalarında kardeşlerimize sahip çıkarak Kur’an’ın mucize oluşunu ispat eden kim bilir kaç rahip var, kaç papaz vs. var bilemiyoruz. Rabbim sayılarını arttırsın. Harun Hocam yazmasaydı bunu da bilemeyecektik. Keşke eli kalem tutan mahir kişiler bu yaşananların senaryolarını, romanlarını ve edebiyata dair ne varsa yazsalar da gelecek nesillere ibret olarak kalsa!&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kuranin-mucizesi-ve-musluman-iseviler-recep-atici/">Kur&#8217;ân&#8217;ın mucizesi ve &#8216;Müslüman İsevîler&#8217; | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmetin bir Güneş’i daha ruhunun ufkuna yürüdü</title>
		<link>https://hizmetten.com/hizmetin-bir-gunesi-daha-ruhunun-ufkuna-yurudu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2022 15:33:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmet sevdalısı Yunus Güneş, hicret yurdu İsviçre’de 49 yaşında yakalandığı karaciğer kanseri sebebiyle hayata gözlerini yumdu. Yunus Güneş, insanlığa hizmet etmek sevdasıyla 1994 yılında Kazakistan’a biyoloji öğretmeni olarak gitti. Burada&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmetin-bir-gunesi-daha-ruhunun-ufkuna-yurudu/">Hizmetin bir Güneş’i daha ruhunun ufkuna yürüdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hizmet sevdalısı Yunus Güneş, hicret yurdu İsviçre’de 49 yaşında yakalandığı karaciğer kanseri sebebiyle hayata gözlerini yumdu. Yunus Güneş, insanlığa hizmet etmek sevdasıyla 1994 yılında Kazakistan’a biyoloji öğretmeni olarak gitti. Burada kaldığı 18 yıl boyunca öğretmenlik ve idarecilik yaptı. 2019 yılında İsviçre’ye hicret etti.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-26817 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/08/WhatsApp-Image-2022-08-13-at-10.53.59.jpeg" alt="" width="600" height="390" /></p>
<p>Sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavisi başlatılan Güneş’e haziran ayında karaciğer kanseri tanısı konuldu. Güneş, yapılan ameliyat ve uygulanan tedaviye rağmen hayata tutunamadı. 7 Ağustos’ta Yunus Güneş, 49 yaşında Hakk’a yürüdü.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-26818 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/08/WhatsApp-Image-2022-08-13-at-10.53.58-700x525.jpeg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/08/WhatsApp-Image-2022-08-13-at-10.53.58-700x525.jpeg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/08/WhatsApp-Image-2022-08-13-at-10.53.58-768x576.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/08/WhatsApp-Image-2022-08-13-at-10.53.58.jpeg 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>İsviçre’de Müslüman Mezarlığı’nda düzenlenen cenaze törenine eşi ve 2 oğlu ile yerli ve yabancı çok sayıda seveni katıldı. Kazakistan’da yetiştirdiği öğrencileri ve orada birlikte çalıştığı arkadaşları da onu son yolculuğunda yalnız bırakmadı.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmetin-bir-gunesi-daha-ruhunun-ufkuna-yurudu/">Hizmetin bir Güneş’i daha ruhunun ufkuna yürüdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buz Dağlarını Eriten Şefkat &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/buz-daglarini-eriten-sefkat-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 23:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sefkat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Granit kayalıkların huşunetli sakinleri kurdukları menfaat şebekesi yıkılmasın diye hak olanı yıkma adına Dar-ün Nedve’de plan üzerine plan yapmışlar, Müslümanlara her türlü işkence etmişlerdi. Zulmün zirve yaptığı günlerde Efendimiz (sav)&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/buz-daglarini-eriten-sefkat-ismet-macit/">Buz Dağlarını Eriten Şefkat | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Granit kayalıkların huşunetli sakinleri kurdukları menfaat şebekesi yıkılmasın diye hak olanı yıkma adına Dar-ün Nedve’de plan üzerine plan yapmışlar, Müslümanlara her türlü işkence etmişlerdi. Zulmün zirve yaptığı günlerde Efendimiz (sav) Medine’ye hicret etmiş ve dinin yeni merkezi Medine olmuştu.</p>
<p>O (sav) azim ve kararlılıkla davasını anlatmış Mekke’de doğan din Medine’de dal budak salmış ve İslam güneşi o coğrafyada birçok gönle girmiş ve karanlık dehlizleri aydınlatmıştı.</p>
<p>Daha hicret esnasında inen şu ayetle Mekke’ye tekrar döneceği müjdesi verilmişti: <strong><em>Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”</em></strong>  (Kasas-85)</p>
<p>Bu müjde hicretten sekiz yıl sonra tahakkuk edecek ve arkasına baka baka ayrıldıkları beldeye bu sefer sevinç gözyaşları ile tekrar kavuşacaklardı.</p>
<p>Esasen Mekke fethedilmeden zaten gönüller fethedilmiş Efendimiz (sav) savaşmadan kan dökmeden Emin Belde’ye girmişti. Müşrikler tedirgin halde bekliyorlardı zira zulmün her türlüsünü Müslümanlara reva görmüşlerdi.</p>
<p>Efendimiz ne yapacaktı? Başına işkembeler koyup alaya alan, işkence yıllarında vahşice davranan, boykotlar uygulayıp yokluğa mahkum edilen, doğduğu yeri terk etmek durumunda bırakan, ordular teşkil edip hicret beldesine saldıran, yetinmeyip her türlü şer ittifakları kurup İslam’ı yok etmeyi arzulayan… zihniyetin temsilcilerine ne yapacaklardı..</p>
<p>Biz Efendimizin (sav) siyerini okuduğumuzda O’nun yıllarca <strong><em>‘intikam planları’</em></strong> değil <strong><em>‘sulh ve af’</em></strong> planları yaptığının farkına varıyoruz. O’nun (sav) gönül ilhamlarına ve o azim şefkatine Mekke fethinde müşrikler bir kere daha şahit olmuşlardı. O (sav) şefkat güneşi buzdan dağları eritmiş ve akarsulara dönüştürüp imansızlık çöllerine salmıştır.</p>
<p>Mekke fethinde Ebu Süfyan ki Efendimizle (sav) mücadeleye girişen müşriklerin lideri ve Uhud ve Hendek’te komutanları idi. Mekke’nin ulusu bu muhalif insan, ilerleyen yaşına rağmen merhamet nuruna fazla direnmemiş ve kabını doldurmak üzere Allah Rasülü’nün (sav) huzuruna gelmişti.</p>
<p>Hz. Ömer onu görünce geçmişi hatırlatarak biraz sert davranınca Ebu Süfyan şunları söylemişti:<br />
<strong><em>“Senin baban sert ve kaba sözlü idi, sen de sert ve kaba sözlüsün!<br />
Ey Hattab in oğlu! Ben sana gelmedim! Ben amcamın oğluna geldim. Onunla konuşuyorum!<br />
Beni bırak da ben amcamın oğlu ile konuşayım!”</em></strong> dedi.<br />
Sonra da, Peygamberimiz Aleyhisselama:<br />
<strong><em>“Babam, anam sana feda olsun! Usluluk ve yumuşak huylulukta, şereflilikte, akrabalık hakkını gözetirken de&#8230; senden daha üstünü yoktur!<br />
Vallahi, sanırım ki, Allah&#8217;tan başka ilah olmasa gerek!<br />
Çünkü, Allah ile birlikte başka ilah bulunmuş olsaydı, elbette, beni zararlardan korur, yararlardan yararlandırırdı.”</em></strong></p>
<p>Ebu Süfyan’ın eşi Hind binti Utbe ise, Mekke’nin soylu kadınlarından idi. Mekke yönetiminde söz sahibiydi ve neredeyse ömrünün tamamınında Efendimiz (sav) ile mücadele etmişti.</p>
<p>Babası Utbe, amcası Şeybe ve evlatlığı Hanzala’nın öldürülmesinden sonra intikam yenimi etmiş ve Hz. Hamza’yı Hz Vahşi’ye şehit ettirmiş ve cenazesine dahi işkence etmişti.</p>
<p>Ebu Süfyan’ın eşi, küfür döneminde Efendimiz (sav) ile mücadelede en ön safta olan Hind Mekke’nin Fethi’nden sonra müslüman oldu. Biat esnasında sorduğu bir soruya Efendimiz (sav) gülümsedi, yanına çağırdı ve;</p>
<p><strong><em>“…demek, sen Hind binti Utbe&#8217;sin hâ?!</em></strong><em>”</em> buyurdu.<br />
Hind ise:<br />
<strong><em>“Evet! Allah&#8217;a şükürler olsun ki O (cc) kendisi için seçip beğendiği dinini üstün kılmıştır. Ey Muhammed! Muhakkak ki bana rahmetin dokunacaktır! Ben şimdi Allah&#8217;a inanmış bir kadınım!”</em></strong> dedi ve yüzünden peçesini açtı.</p>
<p>Çöle düşen hıçkırıklı bir melodi gibi şöyle devam etti:</p>
<p><strong><em>“Evet ben Hind binti Utbe&#8217;yim! Allah geçmişleri bağışlar. Sen de benim geçmişlerimi bağışla ki, Allah da seni bağışlasın!”</em></strong> dedi.</p>
<p>Efendimiz (sav) Hind&#8217;e: <strong><em>&#8220;Hoşgeldin!&#8221;</em></strong> diyerek iltifat etti. Ve hiçbir kusurunu yüzüne vurmadı.</p>
<p>Hind ise: <strong><em>“Vallahi yâ Rasûlallah! Dün, yeryüzünde senin çadırındakiler kadar zillete ve hakarete uğramasını özlediğim bir çadır halkı yoktu! Bugün, sabaha çıkınca, senin çadırındakiler kadar izzet ve şerefe, ermesini özlediğim bir çadır halkı yoktur!”</em></strong> dedi</p>
<p>Dünün azılı müşrik kadını bir güneşi gören aysberg gibi eriyor ve Rabbe kavuşmanın sevinci, mümine olmanın inşirahı ile huzurdan ayrılıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/buz-daglarini-eriten-sefkat-ismet-macit/">Buz Dağlarını Eriten Şefkat | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir muhacir daha Hakk&#8217;a yürüdü: Kazakistan’ın ilk eğitim şehidi Yasin’in babası Sinan Çalkım vefat etti</title>
		<link>https://hizmetten.com/bir-muhacir-daha-hakka-yurudu-kazakistanin-ilk-egitim-sehidi-yasinin-babasi-sinan-calkim-vefat-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 14:14:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Sinan Çalkım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kazakistan’ın bağımsızlığının ilk yıllarından beri Almatı’da bulunan Manisa eşrafından Sinan Çalkım (70)  geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Bugün Almatı’daki evinde abdest alırken kalp krizi geçiren Çalkım’ın, 1993 yılında vefat&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-muhacir-daha-hakka-yurudu-kazakistanin-ilk-egitim-sehidi-yasinin-babasi-sinan-calkim-vefat-etti/">Bir muhacir daha Hakk&#8217;a yürüdü: Kazakistan’ın ilk eğitim şehidi Yasin’in babası Sinan Çalkım vefat etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kazakistan’ın bağımsızlığının ilk yıllarından beri Almatı’da bulunan Manisa eşrafından Sinan Çalkım (70)  geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Bugün Almatı’daki evinde abdest alırken kalp krizi geçiren Çalkım’ın, 1993 yılında vefat eden ve Almatı’da defedilen oğlu Yasin’in yanına defnedileceği belirtildi.</p>
<p>Kazakistan&#8217;a geldiği yıldan bu yana yoğurt ve süt satarak, geçimini sağlamasından dolayı ‘Yoğurtçu Sinan abi” diye bilinen Çalkım’ın vefatı sevenlerini hüzne boğdu. Kazakistan’ın ilk eğitim şehidi olan belletmen Yasin Çalkım’ın babası Sinan Çalkım, oğlunun Almatı’da defnedilmesi nedeniyle, hicret ederek Kazakistan’a yerleşmişti. Edinilen bilgilere göre Sinan Çalkım, dün yakın dostlarıyla çay sohbeti sırasında  “Bana haber geldi ben artık bu dünyadan ayrılacağım” dediği kaydedildi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-26719 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/08/Sinan-Calkim2-700x427.jpg" alt="" width="700" height="427" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/08/Sinan-Calkim2-700x427.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/08/Sinan-Calkim2-1200x732.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/08/Sinan-Calkim2-768x469.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/08/Sinan-Calkim2.jpg 1280w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Çalkım’ın vefatından dolayı büyük üzüntü içinde olduğunu belirten  30 yıllık yol arkadaşı  iş adamı Ercan Akbaş şunları söyledi; “Bildiğiniz gibi oğlu Atrav şehrinde açılan o dönemde ‘Kazak Türk Liseleri&#8217; olarak bilinen kolejde belletmendi. Piknik sırasında, Kazak öğrencisi suya kaçan topu alırken boğulma tehlikesini geçirmişti. Belletmen Yasin ise öğrencisi Nursultan’ı kurtardı ama maalesef kendisi suda boğularak vefat etmişti. Kazakistan’ın ilk eğitim şehidiydi. Ve aile kararıyla oğlu Yasin 1993 yılında Almatı’da bu topraklarda defnedildi. Evladını bu topraklara emanet ettikten sonra ailece hicret ettikleri bu diyarlarında 30 yıldır yoğurt satarak geçimini sağlayan ulvi bir insandı. Sinan abinin aramızdan ayrılışı biz yakınlarını derin bir üzüntüye sevketti. Çok mübarek ve muhterem, ağzı dualı bir insandı. Abdest alırken de ruhunun ufkuna yürüdü. O da oğlunun yanına defnedilecek.” dedi.</p>
<p>Kaynak: Zaman Avustralya</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-muhacir-daha-hakka-yurudu-kazakistanin-ilk-egitim-sehidi-yasinin-babasi-sinan-calkim-vefat-etti/">Bir muhacir daha Hakk&#8217;a yürüdü: Kazakistan’ın ilk eğitim şehidi Yasin’in babası Sinan Çalkım vefat etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazaklar, Yusuf Öğretmen’ini unutmadı: Yusuf Yaylacı’nın hayatı belgesel oldu</title>
		<link>https://hizmetten.com/kazaklar-yusuf-ogretmenini-unutmadi-yusuf-yaylacinin-hayati-belgesel-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 11:29:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Yaylacı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaklaşık 30 yıl Kazakistan’da eğitimci olarak görev yaparken yakalandığı amansız hastalık sonucu, Mayıs ayında vefat eden Yusuf Öğretmen’in hayatı belgesel oldu. YouTube’da Yusuf Yaylacı adlı kanalda ”Önden Gidenlerden Yusuf Yaylacı&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kazaklar-yusuf-ogretmenini-unutmadi-yusuf-yaylacinin-hayati-belgesel-oldu/">Kazaklar, Yusuf Öğretmen’ini unutmadı: Yusuf Yaylacı’nın hayatı belgesel oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 30 yıl Kazakistan’da eğitimci olarak görev yaparken yakalandığı amansız hastalık sonucu, Mayıs ayında vefat eden Yusuf Öğretmen’in hayatı belgesel oldu. YouTube’da Yusuf Yaylacı adlı kanalda ”Önden Gidenlerden Yusuf Yaylacı Hocamızın Hayat Hikayesi” başlık belgeselin ilk bölümü yayınlandı. Videoda, İngilizce öğretmeni Yaylacı’nın Kazakistan’daki ilk yıllarından görüntüler, öğrencileri ile olan fotoğrafları ve sevdiklerinin Yaylacı hakkındaki görüşleri yer aldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-26386 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Yusuf-Yaylaci1-700x335.png" alt="" width="700" height="335" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Yusuf-Yaylaci1-700x335.png 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Yusuf-Yaylaci1-768x368.png 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Yusuf-Yaylaci1.png 981w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Belgeselde Yusuf Yaylacı’nın, görev yaptığı yılları 1993-2022 yılları arasındaki dönemlere ait, hayatından ve görev yaptığı kurumlardan oluşan çeşitli hatırlara dikkat çekiliyor. Belgesel, meslektaşları ve öğrencileri arasında sevilen, mesleğinin aşığı Yaylacı’nın, hatırasını had etmek ve hizmetlerini Kazak tarihine not düşmek üzere, kazakça hazırlandı. Üç çocuk babası olan Yusuf Öğretmen’in, Kazakistan’da evlendiğini, kendi vasiyeti üzerine çok sevdiği Almatı’da defnedildiğine dikkat çekilen belgeselde, yer yer duygusal sahnelerden oluşuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-26385 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Yusuf-Yaylaci1-700x466.jpg" alt="" width="700" height="466" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Yusuf-Yaylaci1-700x466.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Yusuf-Yaylaci1-768x512.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Yusuf-Yaylaci1.jpg 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Belgesel ayrıca, Kazakistanlı öğrenci ve öğretmen arkadaşlarının ortak çalışmasıyla,  Hizmet Hareketi’nin misyonuna tercüman olunuyor. İngilizce öğretmeni Yusuf Yaylacı, Kazakistan’ın bağımsızlığı kazanmasından sonra ülkede eğitim gösteren Kazak-Türk Liseleri’nde görev yapmak üzere 1993 yılında Türkiye’den  hicret eden ilk öğretmenlerdendi.</p>
<p>Yusuf Yaylacı, amansız hastalığa yakalandığında, Kazakistan’da 1996 yılında eğitim ve öğretime açılan dönemin Cumhurbaşkanları  Nursultan Nazarbayev ile Demirel  tarafından açılışı yapılan Süleyman Demiral Üniversitede görev yapıyordu. Demirel Üniversite’sinin, Filoloji Fakültesi Dekanı olarak görev yaparken, yumuşak doku kanseri hastalığına yakalanan Yusuf Yaylacı, tedavisi için gittiği Münih şehrinde hayatını kaybetmişti<strong>. </strong></p>
<p>Kaynak: Zaman Avustralya</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_15956"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/IGqUvGHiKf8?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/kazaklar-yusuf-ogretmenini-unutmadi-yusuf-yaylacinin-hayati-belgesel-oldu/">Kazaklar, Yusuf Öğretmen’ini unutmadı: Yusuf Yaylacı’nın hayatı belgesel oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah ve Rasûlü için hicret edenler&#8230; &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/allah-ve-rasulu-icin-hicret-edenler-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jun 2022 07:40:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26285</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kayıp gibi gördüğünüz şeylerde bile yemin ederek söyleyebilirim, hep kazanıyorsunuz. Hep kazanıyorsunuz çünkü mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır. *İnsan yüce bir gaye-i hayale bağlanmalı; yüksek hedeflerin peşinden koşmalı ve himmetini hep&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allah-ve-rasulu-icin-hicret-edenler-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Allah ve Rasûlü için hicret edenler&#8230; | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kayıp gibi gördüğünüz şeylerde bile yemin ederek söyleyebilirim, hep kazanıyorsunuz. Hep kazanıyorsunuz çünkü mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır.</p>
<p>*İnsan yüce bir gaye-i hayale bağlanmalı; yüksek hedeflerin peşinden koşmalı ve himmetini hep âli tutmalıdır. Öyle ki, mefkûre muhacirleri bir anda dünyanın çehresini değiştirebilecek kadar yüksek gaye-i hayaller peşinde olmalıdırlar. Zira himmetler âli ise, davranışlarla ona yetişilemediği durumlarda bile Allah, niyetlerle o boşluğu doldurur ve kişiyi hayalinde kurguladığı hedefe göre mükâfatlandırır. Yani insan, realize edilemeyen güzel niyetlerinin bile sevabını alır.</p>
<p>*Hakk’ı anlatmak ve i’lâ-yı kelimetullah mülahazası içinde yaşamak gibi bir mefkûre ve gâye-i hayal, insanın kendi benliğinden uzaklaşması ve bencilliğinden kurtulması için de çok önemlidir. Çünkü insan, bir gâyeyi bütün varlığıyla sahiplenirse, artık hareket, tavır ve davranışlarını o gâye istikametinde değerlendirmeye çalışır. Üstad Hazretleri bu hakikati şöyle ifade eder “Gâye-i hayâl olmazsa veyahut nisyan veya tenâsi edilse, ezhan enelere dönüp etrafında gezerler.” Demek ki, benlikten tecerrüt etmenin, her şeyi bencilliğe bağlamaktan kurtulmanın yolu, O’na bağlanmak ve her şeyi O’nunla alakalı bir hususa bağlamaktır. Allah ve Rasûlü için hicret edenler, gittikleri yerde mutlaka Rabbimizin rızasını ve Efendimiz’in hoşnutluğunu bulurlar!..</p>
<p>*İmam Buhari Hazretleri’nin Sahih’inde ilk hadis şu mübarek beyandır: إِنَّمَا اْلاَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ إِلَى اللهِ وَرَسُولِهِ وَ مَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ لِدُنْيَا يُصِيبُهَا أَوِ امْرَأَةٍ يَنْكِحُهَا فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ “Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir ve kişinin niyeti neyse, karşılık olarak onu bulur. Dolayısıyla kimin hicreti, Allah ve Rasûlü’nün rızasını kazanma istikametindeyse, onun hicreti Allah ve Rasûlü’ne olmuş demektir. Yine kim nâil olacağı bir dünyalık veya nikâhlanacağı bir kadına ulaşma uğruna hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye olmuştur (orada onu bulur).”</p>
<p>*Tavsiye ederim; gidin Afrika’da yatırım yapın. Oralarda belli zeminler oluşturun. Türkiye’nin zenginliğine zenginlik katın. Dünyanın zenginleri haline gelin. Ve gittiğiniz yerlerde kendi irfan dünyanızı takviyeye bakın. Orada isterseniz okullar yapın, üniversiteler açın, talebelere bakacağınız yurtlar açın.</p>
<p>*Enaniyetten uzaklaşmanın, kendine takılmamanın, Allah’la arasındaki şeylerde hüsufa-küsufa sebebiyet vermemenin tek yolu vardır. Altından, zebercetten, zümrütten döşeli bir yolu vardır o da budur, yüksek bir gaye-i hayale dilbeste olmak, gönlünü kaptırmak.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allah-ve-rasulu-icin-hicret-edenler-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Allah ve Rasûlü için hicret edenler&#8230; | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
