<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HERKUL arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/herkul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/herkul/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Dec 2025 19:46:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>HERKUL arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/herkul/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Herkul.org’dan Yeni Yayın: “Kalbin Solukları” Başlıyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/herkul-orgdan-yeni-yayin-kalbin-soluklari-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 19:46:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[MERKEZ]]></category>
		<category><![CDATA[#kalbinsolukları]]></category>
		<category><![CDATA[HERKUL]]></category>
		<category><![CDATA[yayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=46178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin daha önce Herkul&#8217;da yayımlanmamış olan “Kalbin Solukları” sohbet serisi, dijital ortamda izleyiciyle buluşuyor. Bir kısmı geçmişte CD formatında neşredilen bu kıymetli sohbetler, ilk kez herkesin kolaylıkla&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/herkul-orgdan-yeni-yayin-kalbin-soluklari-basliyor/">Herkul.org’dan Yeni Yayın: “Kalbin Solukları” Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin daha önce Herkul&#8217;da yayımlanmamış olan “Kalbin Solukları” sohbet serisi, dijital ortamda izleyiciyle buluşuyor.</p>
<p>Bir kısmı geçmişte CD formatında neşredilen bu kıymetli sohbetler, ilk kez herkesin kolaylıkla erişebileceği dijital bir formatta, Herkul.org tarafından peyderpey yayınlanacak.</p>
<p>Serinin ilk videosu olarak, Hocaefendi’nin 6 Aralık 2011 tarihli sohbeti paylaşıldı. Bu ilk yayında; eşya ve hadiseleri okuma, te’vil-i ehadis, sosyal hadiselerin yorumlanması ve tarihten bugüne uzanan ibretli misaller ele alınıyor.</p>
<p>Yeni yayın serisinin fragmanı ve ilk sohbeti Herkul.org ve YouTube üzerinden izlenebiliyor.</p>
<p><strong>Fragman:</strong></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_78546"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/kM09YEMG7Jo?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><strong>İlk sohbet:</strong></p>
<p><iframe title="İLK KEZ YAYINDA || Entelektüel Kimdir? Entelektüel Tavır Nedir?| Kalbin Solukları| M.Fethullah Gülen" width="1170" height="658" src="https://www.youtube.com/embed/K_JH89KuiFo?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/herkul-orgdan-yeni-yayin-kalbin-soluklari-basliyor/">Herkul.org’dan Yeni Yayın: “Kalbin Solukları” Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mümince Duruş ve Yol Mülahazaları</title>
		<link>https://hizmetten.com/mumince-durus-ve-yol-mulahazalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jun 2023 15:50:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[HERKUL]]></category>
		<category><![CDATA[hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[münince duruş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=32152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin 1 Haziran&#8217;da gerçekleştirdiği yeni sohbeti, HerkulNagme YouTube kanalından yayınlandı. Açık alanda gerçekleşen sohbette Hocaefendi, misafirlere Türkiye&#8217;de arandığı yıllarda yaptığı arkadaş ziyaretlerini anlattı. Aktiv bir ümide sahip&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mumince-durus-ve-yol-mulahazalari/">Mümince Duruş ve Yol Mülahazaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin 1 Haziran&#8217;da gerçekleştirdiği yeni sohbeti, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=h_anx4GUHco">HerkulNagme</a> YouTube kanalından yayınlandı.</p>
<p>Açık alanda gerçekleşen sohbette Hocaefendi, misafirlere Türkiye&#8217;de arandığı yıllarda yaptığı arkadaş ziyaretlerini anlattı.</p>
<p>Aktiv bir ümide sahip olunması için yapılması gerekenleri anlatan Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Dağılmamak lazım esasen, konsantreli olmak lazım. Gücümüzü başka yerlere dağıtırsak kendi elimizle yenilgimizi hazırlamış oluruz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8216;Mümince duruş ve yol mülahazaları&#8217; başlıklı 9 dakikalık video <a href="https://twitter.com/Herkul_Nagme/status/1665008105879478273?s=20">Herkul</a>&#8216;un sosyal medya hesaplarından da paylaşıldı.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_54754"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/h_anx4GUHco?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mumince-durus-ve-yol-mulahazalari/">Mümince Duruş ve Yol Mülahazaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tazyiklerden Sonra Sürpriz İnkişaflar</title>
		<link>https://hizmetten.com/tazyiklerden-sonra-surpriz-inkisaflar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 May 2023 14:19:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Baskı inkişaf]]></category>
		<category><![CDATA[HERKUL]]></category>
		<category><![CDATA[hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[İnşirah]]></category>
		<category><![CDATA[Kırık Testi]]></category>
		<category><![CDATA[Tazyiklerden Sonra Sürpriz İnkişaflar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=32073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkul.org&#8217;da yayınlanan, Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin sohbet ve yazılarından  derlenen Kırık Testi&#8217;de bu hafta &#8216;Tazyiklerden Sonra Sürpriz İnkişaflar&#8216; başlıklı yazı yer aldı. Tarih sahnesine dikkat çeken yazıda Hocaefendi, genellikle baskı&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tazyiklerden-sonra-surpriz-inkisaflar/">Tazyiklerden Sonra Sürpriz İnkişaflar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Herkul.org&#8217;da yayınlanan, Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin sohbet ve yazılarından  derlenen Kırık Testi&#8217;de bu hafta &#8216;<a href="https://www.herkul.org/kirik-testi-bu-hafta/">Tazyiklerden Sonra Sürpriz İnkişaflar</a>&#8216; başlıklı yazı yer aldı.</p>
<p>Tarih sahnesine dikkat çeken yazıda Hocaefendi, genellikle baskı ve tazyikleri açılım ve inkişafların takip ettiğine vurgu yapıyor.</p>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi, kemmiyet hem de keyfiyet açısından inkişafımıza vesile olan baskı günlerine de atıfta buluyor.</p>
<p>Kırık Testi&#8217;de yer alan &#8216;<a href="https://www.herkul.org/kirik-testi-bu-hafta/">Tazyiklerden Sonra Sürpriz İnkişaflar</a>&#8216; başlıklı yazının tamamı şöyle:</p>
<p>&#8220;Cenab-ı Hak, Kitab-ı Mübin’de, her zorlukla birlikte bir kolaylık olduğunu ifade buyurur. (İnşirah sûresi, 94/5-6) Gerek ferdî gerekse sosyal hayattan elde edilen tecrübelere bakıldığında bunun pek çok misali görülebilir. Tarih sahnesine dikkat edildiğinde genellikle baskı ve tazyikleri açılım ve inkişafların takip ettiği görülür. Hizmet hareketinin geçmişinde de neredeyse bütün sıçramalar ve açılımlar böyle bir tazyik döneminden sonra olmuştur.</p>
<p>Bilindiği üzere altmışlı yıllardan itibaren sürekli darbe üstüne darbelerle pek çok sıkıntılara maruz kaldık. Fakat bütün bu sıkıntılar bizim hem kemmiyet hem de keyfiyet açısından inkişafımıza vesile oldu. Maruz kaldığımız baskılar bizim Zat-ı Ulûhiyet’e tam teveccüh ederek ciddi bir metafizik gerilime geçmemize, saflarımızı sıklaştırarak bünyan-ı mersus (sağlam bina, sımsıkı sağlam bünye) hâline gelmemize vesile oldu. Farklı bir tabirle kader bizi cebrî bir vifak ve ittifaka, derlenip toparlanmaya zorladı. Vifak ve ittifak ise Cenab-ı Hakk’ın tevfik ve inayetini celbeden en önemli vesilelerdendir.</p>
<p>Evet, insanı bunaltan, sıkıştıran baskılar ve krizler, sürpriz şekilde yeni kapıların açılmasına vesile olabilir. Çünkü insanlar bu tür durumlarda aklî melekelerini daha iyi kullanırlar. İçinde bulundukları zor şartlardan kurtulmanın çarelerini ararlar. Baş başa verip ne yapmaları gerektiğini planlarlar. Böyle bir cehd ü gayretin neticesi olarak da akıllarına çok orijinal fikirler gelebilir, ilham edilebilir. İşlerin tıkırında gittiği rahat ve geniş zamanlarda ise çoğunlukla insanların üzerinde ülfet ve ünsiyet hâkim olur. Bakışlar matlaşır. İşleyen bir sistem, zamanla körlüğe sebep olur. Bir şeyler ters gitmeye başladığında ise o güne kadar yapılan şeyler bir kere daha gözden geçirilir, plan ve projelerde eksik ve kusur olup olmadığına bakılır. Bu da yeni açılımlara vesile olur. Yürünen yolun kenarlarında alternatif yeni yeni yollar oluşturulur. Yeni hizmet sahaları keşfedilir. Mesela yaşadığımız bazı sıkıntı ve travmalar, ilk öğrenci yurdunun açılmasına vesile olmuştur. Yurdun okula dönüşmesi de yine benzer şekilde bir tazyikin akabinde olmuştur. İlk yaptığımız kampların bir baskı sonucu dağıtılması, farklı yerlerde kamplar yapılmasını netice vermiştir.</p>
<p>Şimdilerde hizmet erlerinin yaşamış oldukları baskı ve zulümlerin neticesinde Cenab-ı Hakk’ın bizi nereye yönlendireceğini ve ne tür sürpriz lütuflarda bulunacağını kestiremiyoruz. Bugün için bizim yapmamız gereken vazife, içinde yaşadığımız şartları çok iyi okuyarak, sağımıza solumuza, önümüze arkamıza çok iyi bakarak bulunduğumuz konumu verimli bir şekilde değerlendirebilmektir. En kritik dönemlerde bile kendi işimize bakmalı, vazifelerimize odaklanmalıyız. Fırtınalar ne kadar muhalif eserse essin, tam bir tevekkül ve teslimiyet duygusuyla hızımızı biraz daha artırmalıyız. Yarın ne olacağını bilemiyoruz. Önemli olan, bugün yapabileceğimiz şeyleri yapmaktır.</p>
<p>Maruz kalınan baskılar karşısında panik yaşamamak da çok önemlidir. Cenab-ı Hak dinine hizmet edenlere bugüne kadar çok farklı lütuflarda bulundu. Kim bilir sırada O’nun ne tür lütufları vardır. Kim bilir belki de O, hikmeti gereği bizi daha sonra vereceği lütuflara hazırlama adına ağır bir imtihandan geçiriyor, bir kısım belâ ve musibetlere müptela kılıyordur. Bizden de temsil ettiğimiz konumun hakkını tam olarak vermemizi istiyordur. Dayandığımız ve güvendiğimiz sebepleri tek tek elimizden alarak Kendisine daha yürekten yönelmemizi murad buyuruyordur.</p>
<p>Şu bir gerçek ki insanoğlu muztar duruma düşmeyince, yani bel bağladığı sebepler bütün bütün elinden uçup gitmeyince çok defa Müsebbibü’l-Esbab’a yönelmiyor. Belki el kaldırıp dua ediyor, başını yere koyuyor ama yaptığı bu dualar şekilden ibaret kalıyor. Izdırar hâli yaşamadığı sürece, kendisinden sıyrılarak bütün gönlüyle, bütün benliğiyle O’na yönelemiyor. Bazen kendine, bazen de sebeplere takılıyor. İşte Allah Teâlâ, O’nunla aramıza girerek husuf ve küsufa yol açan masivadan sıyrılmamız ve nur-u tevhid içinde sırr-ı ehadiyetin zuhur etmesi için kullarını zaman zaman muvakkat bir ızdırar hâline düçar eder. Şayet biz bu imtihanı kazanır, muztar bir gönülle O’na teveccüh edebilirsek yaşadığımız mihnet ve sıkıntılar rahmet tayflarına dönüşür.</p>
<p>Öte yandan yaşadığımız tazyiklere, balyozlara, eziyetlere birer şefkat tokadı nazarıyla da bakılabilir. Bütün bunları bir anlamda Zat-ı Ulûhiyet’in hafif bir kulak çekmesi olarak görebiliriz. Zira O’nun bize lütfettiği ihsanları rantabl değerlendirememiş olabiliriz. Ortak akla müracaat etmek yerine keyfî kararlar almış olabiliriz. Allah’tan gelen ihsan ve lütufları kendimizden bilmiş olabiliriz. Bunlar neticesinde de Rabbimiz, bizi ikaz etme ve yeniden istikamete çağırma adına tabiri caizse hafifçe kulağımızı çekmiş olabilir. Şayet Cenab-ı Hak, yaşadığımız sıkıntıları farklı farklı hayırlara vesile kılıyorsa bunları bir yönüyle cebr-i lütfî olarak değerlendirmek gerekir.</p>
<p>Bugün birilerinin size çamur atmasına, sırt dönmesine, sizi yalnız bırakmasına da çok takılmayın. Herkesin mukavemet sistemi aynı değildir. Esen rüzgârın şiddetine göre yol ve yön değiştirenler her dönemde olmuştur. Öteden beri idlâl edilen (yanlış yönlendirilen) ve kitle psikolojisiyle hareket eden niceleri yanılarak sağa sola saçılmış ve savrulmuşlardır. Fakat belli bir zaman sonra pek çoklarının akılları başlarına gelmiş, yaptıkları yanlışı anlamış ve yeniden durmaları gerekli olan yere gelmişlerdir. Hatta bazen savrulmaları ölçüsünde toparlanmaya muvaffak olmuşlardır. Yanıldıklarını anlayan insanlar bir gün kendileriyle aynı durumda olan kişileri de arkalarına takarak yeniden yanınıza dönebilirler. Çünkü sizlerin nezahet-i kalbiye ve ruhiyenizden şüphem yok. Mukteza-yı beşeriyet olarak hatalarımız, nisyanlarımız, ihmallerimiz olmuş olabilir. Ama dünya adına bir talebimiz olmadı. Allah rızası dışında başka bir şeyi gaye-i hayal hâline getirmedik. Gayrimeşru daireye tenezzül etmedik.</p>
<p>Meseleye bir diğer açıdan bakacak olursak, böyle zor dönemlerde sizinle aynı duygu ve düşünceleri paylaşmayan, sizinle aynı recada müttefik olmayan insanlar elenip gidebilirler. Bir kısım zayıf karakterler dökülebilir. Böylece elmas ve kömür ruhlar birbirinden ayrılır. Netice itibarıyla bu dava, ona omuz verebilecek sağlam karakterlerle temsil edilir. Vakıa, biz kimseye sırt dönmez, kimsenin yüzüne kapıları kapatmaz, kimseye terk edilmişlik duygusunu yaşatmayız. Bu ayrı bir mesele. Fakat yürünen yolda size engel olacak, kalbinize gönlünüze şüpheler atacak, hâl ve tavırlarıyla kuvve-i maneviyenizi sarsacak zayıf karakterli bir kısım insanlar esen sert fırtınalarla birlikte elenip elenip giderler ve bu bir bakıma sizin için ayrı bir vech-i rahmet olur.</p>
<p>Şunu unutmamalıyız ki şayet Allah’tan koparsak her şey aleyhimize döner. Ama Allah’la irtibatımızı güçlü tutarsak, yaşadığımız sarsıntılar muvakkat olur. Allah, kötülük düşünen bir kısım müfsitleri, bir kısım hikmetlere binaen size musallat edebilir. Şayet siz bu imtihanı başarıyla verirseniz, yaşadığınız sıkıntılar güzelliğe döner. En karanlık zaman dilimi olan gecenin nihayeti aydınlanmadır. Sıkışma, bunalma “Allah’ın yardımı ne zaman?” iniltisi ile son kerteye geldiğinde ilâhî yardım gelir ve önünüze sürpriz kapılar açılır. Sıkışmalar, genişliğe çıkmanın, enginliklere açılmanın sırlı birer anahtarı gibidir.</p>
<p>Allah bugüne kadar bizim minnacık çırpınışlarımıza bu kadar çok lütuf ve ihsanlarda bulunmuşsa, şayet biz vaadimizde hulf etmezsek kim bilir gelecekte daha neler neler lütfedecektir. Bu konuda hiç tereddüdünüz olmasın. Zira bugüne kadar olanlar, olacakların en inandırıcı referansıdır. Bilemiyoruz, belki de gelecekte şimdiye kadar açılan müesseseler, yapılan hizmetler katlanarak çoğalacak ve dünya çapında umumi bir sulhun yaşanmasına, insanî değerlerin neşv ü nema bulmasına vesile olacaktır. Allah’ın seçtiği ve takdir buyurduğu şeyde hayır vardır. Bize düşen, O’ndan geleni sabır ve rıza ile karşılamaktır.&#8221;</p>
<p><em>Yazının tamamına <strong><a href="https://www.herkul.org/kirik-testi-bu-hafta/">Herkul.org</a></strong> adresinden ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tazyiklerden-sonra-surpriz-inkisaflar/">Tazyiklerden Sonra Sürpriz İnkişaflar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hocaefendi’nin yeni sohbeti yayınlandı</title>
		<link>https://hizmetten.com/hocaefendinin-yeni-sohbeti-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2023 23:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kervancı]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[HERKUL]]></category>
		<category><![CDATA[Hulusi Ağabey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, yaşadığı kampta gerçekleştirdiği yeni sohbetinin bir bölümü Herkul.org sitesinde yayınlandı. Hocaefendi, vefadan hareketle Bediüzzaman hazretlerinin talebesi Hulusi ağabey ile ilgili hatıralarını anlattı. Hulusi abinin Buca’daki kamplara&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hocaefendinin-yeni-sohbeti-yayinlandi/">Hocaefendi’nin yeni sohbeti yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, yaşadığı kampta gerçekleştirdiği yeni sohbetinin bir bölümü Herkul.org sitesinde yayınlandı.</p>
<p>Hocaefendi, vefadan hareketle Bediüzzaman hazretlerinin talebesi Hulusi ağabey ile ilgili hatıralarını anlattı. Hulusi abinin Buca’daki kamplara katıldığını söyleyen Fethullah Gülen Hocaefendi; ‘bizlere hususi dersler yapıyordu’ dedi.</p>
<p>Vefatından önce Hulusi ağabeyi ziyaret ettiğini anlatan Hocaefendi, kendisine Üstad Bediüzzaman’dan kalan bir kaşık bal ikram ettiğini söyledi.</p>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi ardından atmosferin muktezası bir tablo olarak merhum Ali Kervancı ağabey ve muhtereme eşi Necla Kervancı hanım için birer dörtlük kaleme aldı.</p>
<p><strong>ALİ KERVANCI</strong></p>
<p>Âlî kervanın ferd-i mümtazı göçtü alemden</p>
<p>Bir an dahi tat almadı dünya lezaizinden</p>
<p>Pir u pak yaşadı tavizsiz izzet-ü iffetinden</p>
<p>Yad-ı cemil oldu bütün aleme, her halinden</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>NECLA KERVANCI</strong></p>
<p>Muazzez bir ailenin ferd-i feridesi</p>
<p>Kemal-i masruf odur ki, şefkat abidesi</p>
<p>Pervaz etmeye hiç mâni değil ten kafesi</p>
<p>İrtihali olsun ona cennet arefesi</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_84717"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/6JmpZwaSjoA?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/hocaefendinin-yeni-sohbeti-yayinlandi/">Hocaefendi’nin yeni sohbeti yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Herkul Nağme: Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin yeni sohbetinden bir bölüm yayınlandı</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeni-herkul-nagme-fethullah-gulen-hocaefendinin-yeni-sohbetinden-bir-bolum-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2022 20:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HERKUL]]></category>
		<category><![CDATA[Herkul Nağme]]></category>
		<category><![CDATA[hocaefendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, Pensylvanya’da yaşadığı kampta gerçekleştirdiği yeni sohbetin bir bölümü herkul.org sitesinden yayınlandı. Yeni Herkül Nağme’nin konusu; ‘Yaşayanlar Hep Ümitle Yaşar’ Sohbetinde ‘Risale-i Nur’lara karşı gerekli olan alakanın&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-herkul-nagme-fethullah-gulen-hocaefendinin-yeni-sohbetinden-bir-bolum-yayinlandi/">Yeni Herkul Nağme: Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin yeni sohbetinden bir bölüm yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, Pensylvanya’da yaşadığı kampta gerçekleştirdiği yeni sohbetin bir bölümü <a href="https://www.herkul.org/">herkul.org</a> sitesinden yayınlandı. Yeni Herkül Nağme’nin konusu; ‘<strong>Yaşayanlar Hep Ümitle Yaşar</strong>’</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_41109"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/yAd12V4UWdI?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Sohbetinde ‘Risale-i Nur’lara karşı gerekli olan alakanın gösterilmediğine dikkat çeken Hocaefendi, ‘Risaleler farklı başlıklar altında doktora tezi gibi analiz edilebilirdi’ dedi.</p>
<p>Hocaefendi, sorulan bir soru üzerine milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un <strong>’’Ye’s öyle bataktır kî; düşersen boğulursun. Azmine sarıl sımsıkı, bak ne olursun! </strong>’’ şiirinden bir alıntı okuyarak yaşayanların hep ümitle yaşaması gerektiğini söyledi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">&quot;Yaşayanlar Hep Ümitle Yaşar&quot; <a href="https://t.co/7glMilCCZA">pic.twitter.com/7glMilCCZA</a></p>
<p>&mdash; Herkul (@Herkul_Nagme) <a href="https://twitter.com/Herkul_Nagme/status/1588205527212892162?ref_src=twsrc%5Etfw">November 3, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p>Yeni sohbet yayınlandıktan kısa süre içinde sosyal medyada yüzlerce kez beğenildi. Sosyal medya kullanıcıları Hocaefendi’yi sağlıklı görmekten dolayı sevinçlerini ifade ederken, Hocaefendi’ye dua ettiler.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Ya Rabbi.. Hocaefendi&#39;ye sağlık, sıhhat, istikamet ihsan eyle. Ona ve onunla beraber koşmaya ahdetmiş bizlere rahmet eyle. Amin</p>
<p>&mdash; Faruk Ali (@farukhanali) <a href="https://twitter.com/farukhanali/status/1588217464143454213?ref_src=twsrc%5Etfw">November 3, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Rabbim Muhterem hocamıza bereketli sağlıkli , afiyetli uzuuuun ömürler lutfetsin-Amin-</p>
<p>&mdash; Newa Bulut (@uiteindelijk21) <a href="https://twitter.com/uiteindelijk21/status/1588218952370503688?ref_src=twsrc%5Etfw">November 3, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-herkul-nagme-fethullah-gulen-hocaefendinin-yeni-sohbetinden-bir-bolum-yayinlandi/">Yeni Herkul Nağme: Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin yeni sohbetinden bir bölüm yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Maktulü belirleme mevzuu kalmış sadece&#8221; &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/maktulu-belirleme-mevzuu-kalmis-sadece-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2021 08:01:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[HERKUL]]></category>
		<category><![CDATA[mizan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=21922</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu video 15/01/2017 tarihinde yayınlanan &#8220;KARANLIKLARIN SUİKAST PLANLARI VE HİZMET’E KUMPAS&#8221; isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamteli-karanliklarin-suikast-planlari-ve-hizmete-kumpas/ varan 199 Öyle bir suikast ki, zahiren bazı siyasîleri ve itirafçı kılıklı müfterîleri&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/maktulu-belirleme-mevzuu-kalmis-sadece-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">&#8220;Maktulü belirleme mevzuu kalmış sadece&#8221; | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/Hr8cGEqUWp4" width="560" height="314" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>Bu video 15/01/2017 tarihinde yayınlanan &#8220;KARANLIKLARIN SUİKAST PLANLARI VE HİZMET’E KUMPAS&#8221; isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamteli-karanliklarin-suikast-planlari-ve-hizmete-kumpas/</p>
<p>varan 199</p>
<p>Öyle bir suikast ki, zahiren bazı siyasîleri ve itirafçı kılıklı müfterîleri hedefe koyacaklar fakat aslında Hizmet gönüllülerini vurmaya çalışacaklar.</p>
<p>Baskı karşısında dayanamayan, immün sistemi o mevzuda zayıf olan bazı kimseler var. Hizmet’te bulunmuşlar ama işin içinden sıyrılmak için itirafçı (daha doğrusu, iftiracı) olmuşlar. Nitekim geçenlerde medyaya düştü; yukarılardan bir tanesi, bilmem şu kadar insana “Eğer siz birilerini söylerseniz, onları ele verirseniz, sizi salarım!” dediğini fakat sonra da salmadığını söyledi. Fakat onlar isimler verdiler, bir sürü isimler. Masum insanların isimlerini verdiler. Onlar da dinlenmeye alındı ve böylece yara aldılar o insanlar da; ticarî hayatlarında, iş hayatlarında, memuriyet hayatlarında yara aldılar. Böyle şeytanî mülahazalara başvuruldu.</p>
<p>Şimdi endişem; bu itirafçılardan, daha doğrusu iftiracılardan, bir baskı karşısında dayanamayıp, mü’min kardeşlerine itiraf adı altında böyle iftirada bulunanlardan.. bir de müfteri kalemler var, o müfteri kalemlerden bazılarına bir şey yapabilirler. Dolayısıyla da derler ki, “Bunu da Hizmet yaptı. Çünkü daha evvel içlerindeydi, ihanet ettiğinden dolayı cezalandırdılar!” Endişemi izhar ettim burada ve bu endişemi koruyorum.</p>
<p>Çünkü kapkara yerden gelen, kara bünyanlarda yaşayan, kapkaranlık ruhlarla meselelerini görüşen kapkara dimağların, zirveye kadar kapkara dimağların, aydın düşünmeleri, aydın şeyler ortaya koymaları mümkün değildir. Bunu da yapabilirler. Herkes bilmeli!.. Bir masumu, bir mâsuma böyle… Birini kâtil, birini maktul haline getirebilirler. Bir fâil-i meçhul ile, bir kere daha mübarek Hizmet hareketini karalamaya çalışabilirler.</p>
<p>Şimdi ise ayağa düşmüş bir şey var: MHP’den mi, CHP’den mi, bir insanı öldürtmek suretiyle bir de onlarda Hizmet Hareketi’ne karşı antipati uyarma… Doğrudan doğruya, karar alınmış; sadece maktulü belirleme kalmış. “Kimi yaparsak, isabetli davranmış oluruz?!. Kimi yaparsak turnayı gözünden vurmuş oluruz?!.” Maktulü belirleme mevzuu kalmış sadece. Bu da ayağa düşmüş, dillere düşmüş.</p>
<p>Rezaleti o kerteye getirdiler ki, artık yapılan bu rezaletleri bütün dünya tiksinti duyarak temâşâ ediyor. Bunu da yaparlar. Ve tabii orada muhalif bir ses olmadığından dolayı, o da yine etrafa zift püskürten cerâid tarafından onların arzu ve isteklerine göre değerlendirileceği için, bir de o töhmet altında bırakılacaksınız. Oysaki siz, hayatınızda, –kendimden daha emin olarak hakkınızda konuşuyorum– karıncaya bilerek basmamışsınızdır.</p>
<p>Yıkılmak üzere olan bir uçurum kenarına saltanat kuranlara aldırmayın; siz Allah’a teveccüh edip Cenneti peyleyeceğiniz yolda yürümeye bakın!..</p>
<p>Başka söylentiler de oldu: Hapishanelere koydukları, tıka-basa doldukları o insanlar içinde, bir başkaldırma tablosu göstermek suretiyle, ateş etme, öldürme ve böylece “İşte bakın, bunlar terörist!” falan, dedirtme meseleleri, yine o kapkara iklimlerde ısrarla üzerinde durulan, konuşulan şeylerdir. Ruhlar, duygular, düşünceler kapkara olunca, haramîlik o işin kaçınılmaz yanını teşkil eder.</p>
<p>Bunları deme lüzumunu duydum. Beş-altı senaryo değerlendirdiler. Hepsi yalana bina edilmişti ve hepsi çökmeye mahkûmdu. أَفَمَنْ أَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلَى تَقْوَى مِنَ اللهِ وَرِضْوَانٍ خَيْرٌ أَمْ مَنْ أَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلَى شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَانْهَارَ بِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ وَاللهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ “Binasını, Allah’a karşı gelmekten sakınma (takva) ve Onun rızasını kazanma temelleri üzerine kuran kimse mi hayırlıdır; yoksa yapısını, yıkılmak üzere olan bir uçurum kenarına kurarak onunla beraber cehenneme yuvarlanan mı? Allah zalimler gürûhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez.” (Tevbe, 9/109) Allah, bu zalim kavmi, iflah etmeyecektir.</p>
<p>İnanmayın; hiçbir şeylerine inanmayın onların. Çünkü yalan ile oturuyor, yalan ile kalkıyor; iftira ile oturuyor, iftira ile kalkıyor; senaryo ile oturuyor, senaryo ile kalkıyor; komplo ile oturuyor, komplo ile kalkıyor; hile ile, hud’â ile oturuyor, hile ile, hud’â ile kalkıyorlar. Akla-hayale gelmedik daha ne kötülükler irtikâp edebilirler.. irtikâp edebilir ve bunu masum bir cemaate fatura ederler.</p>
<p>Dünyanın değişik yerlerinde okulları kapattırmak için bütün güç ve kuvvetlerini kullanıyorlar. Elçilerini, konsoloslarını, ekstradan gönderdikleri o siyasîlerini kullanıyorlar Hizmet’i oralarda durdurmak için. Ve bir-iki yerde de kafaları karıştırdılar. Belki tehdit ettiler veya bir şey vadettiler. Vadettikleri şeyin hiçbirini de yerine getirmediler Çünkü yalana “meşrû” diyorlar.. çünkü aldatmaya “meşrû” diyorlar.. iğfâle “meşrû” diyorlar. Dolayısıyla bir sürü gayr-ı meşrû şey, meşruiyet adı/unvanı altında irtikâp ediliyor. Milletin alın teriyle kazandığı malına el koyma irtikabını, ihtilâsını, tagallübünü, tahakkümünü, tasallutunu, temellükünü yapan hayâsız insanlar, çok rahatlıkla bunları da irtikâp ederler.</p>
<p>Evet, böyle bilin. Âhirette bu böyle bilinecek. Allah’ın huzuruna öyle çıkacaklar; asâ gibi iki büklüm çıkacaklar. O gorilleşen insanlar, goriller olarak, kırede (maymunlar) olarak, henâzir (hınzırlar) olarak öbür tarafta haşr ü neşr edilecekler. O ayıp, onlara yeter!.. O ceza, onlara yeter!..</p>
<p>Siz, peylediğiniz şeyi peyleyin!.. Ne yaparlarsa yapsınlar, siz geri durmayın!.. Siz, اَللَّهُمَّ اَلْإِخْلاَصَ، وَرِضَاكَ، وَخَالِصَ الْعِشْقِ، وَالْاِشْتِيَاقَ إِلَى لِقَائِكَ  “Allahım, her amelimde ihlaslı olmayı, rızana ermeyi, Sana halis aşk u iştiyakla dolu bulunmayı diliyorum, lütfet!” deyin. Siz,اَللَّهُمَّ تَوَجُّهَكَ، وَنَفَحَاتِكَ، وَأُنْسَكَ، وَقُرْبَكَ، وَمَحَبَّتَكَ، وَعِنَايَتَكَ، وَرِعَايَتَكَ، وَكِلاَءَتَكَ، وَحِفْظَكَ، وَحِرْزَكَ، وَحِصْنَكَ الْحَصِينَ، وَالنُّصْرَةَ عَلَى أَعْدَائِنَا كُلِّهِمْ أَجْمَعِينَ، وَخَالِصَ الْعِشْقِ وَاْلاِشْتِيَاقَ إِلَى لِقَائِكَ اَللَّهُمَّ اَلْإِيمَانَ الْكَامِلَ، وَاْلإِسْلاَمَ اْلأَكْمَلَ، وَاْلإِخْلاَصَ اْلأَكْمَلَ، وَاْلإِحْسَانَ اْلأَكْمَلَ، وَالصَّدَاقَةَ الْكَامِلَةَ، وَاْلاِسْتِقَامَةَ الْكَامِلَةَ، وَالتَّوَكُّلَ التَّامَّ، وَالتَّسْلِيمَ التَّامَّ، وَالتَّفْوِيضَ التَّامَّ، وَالثِّقَةَ التَّامَّةَ * آمين “Allahım, sevgi ve rahmetle bize teveccüh buyurmanı; ilâhî nefhalarınla, ötelerden esintilerinle gönlümüzü şâd kılmanı; dostluğun, yakınlığın ve yüce şanına yaraşır şekildeki beraberliğinle bizi yalnızlıklardan kurtarmanı; vekilimiz olarak bizi gözetip kollamanı, hıfz u sıyanetinle korumanı, aşılmaz manevî kalelerinin ve sağlam sığınaklarının içine almanı; bütün düşmanlarımıza karşı bizi yardımınla destekleyip zafere ulaştırmanı diliyoruz. Her şeyden öte Zâtına karşı gönülden aşk u alaka, Sana kavuşma iştiyakı talep ediyoruz. Allahım, bizi kâmil imana, İslam’ı mükemmel yaşamaya, her açıdan tam ve kusursuz ihlas, ihsan, sadâkat, istikamet, tevekkül, teslim, tefviz ve sikaya muvaffak kıl. Âmin.” deyin!.. Deyin ve doğru bildiğiniz yolda yürüyün!.. Zira Allah (celle celâluhu) malınızı ve canınızı peyliyor; “Bana verin, vereceğimi vereyim!” diyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="1Mz3bx7Ih3"><p><a href="https://www.herkul.org/bamteli/bamteli-karanliklarin-suikast-planlari-ve-hizmete-kumpas/">Bamteli: KARANLIKLARIN SUİKAST PLANLARI VE HİZMET’E KUMPAS</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Bamteli: KARANLIKLARIN SUİKAST PLANLARI VE HİZMET’E KUMPAS&#8221; &#8212; Fethullah Gülen Hocaefendi&#039;nin  sohbetleri." src="https://www.herkul.org/bamteli/bamteli-karanliklarin-suikast-planlari-ve-hizmete-kumpas/embed/#?secret=Qkot6pwn42#?secret=1Mz3bx7Ih3" data-secret="1Mz3bx7Ih3" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/maktulu-belirleme-mevzuu-kalmis-sadece-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">&#8220;Maktulü belirleme mevzuu kalmış sadece&#8221; | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YENİ BAMTELİ yayınlandı &#124; Ebedi Saadet Yolunda</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinlandi-ebedi-saadet-yolunda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2020 07:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[HERKUL]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin Mevlid Kandili vesilesiyle gerçekleştirdiği sohbeti &#8220;Ebedi Saadet Yolunda&#8221; başlığıyla  yeni BAMTELİ olarak yayınlandı. Herkul.org sitesinde yayınlanan sohbette yine birbirinden önemli konulara değinen Hocaefendi : &#8220;Hiç tereddüdünüz&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinlandi-ebedi-saadet-yolunda/">YENİ BAMTELİ yayınlandı | Ebedi Saadet Yolunda</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin Mevlid Kandili vesilesiyle gerçekleştirdiği sohbeti &#8220;Ebedi Saadet Yolunda&#8221; başlığıyla  yeni BAMTELİ olarak yayınlandı.</p>
<p>Herkul.org sitesinde yayınlanan sohbette yine birbirinden önemli konulara değinen Hocaefendi : &#8220;<strong><em><span class="arabaslik">Hiç tereddüdünüz olmasın, Allah (celle celâluhu) başlattığı bu hayırlı işi başkalarının zâlim eliyle yıkıp harap etmez!..&#8221; </span></em></strong> ifadelerini kullandı.</p>
<p>İşte Yeni Bamteli sohbeti ve tam metni:</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_39149"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/FTPyxNEquNM?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, 28 Ekim 2020, Mevlîd Gecesi yaptığı özel sohbette şunları söyledi:</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">“Uhrevî amellerde ortaklık” mülahazasına bağlı dua halkaları, kalbî ve rûhî hayata sıçrama fasılları gibidir; herhangi bir halkada kendisini tazarru ve niyaza salmış zâkirler, hasıl olan bütün sevap kadar hisse alacaklardır!..</span></em></strong></p>
<p>Bizim oralarda vardı, büyük insanlar hep onu okurlardı: (el-Cezûlî’nin) “Delâilü’l-Hayrât”ı. Üstadımız da değişik yerlerde hep ondan salât u selamları almış. Efendimiz de (sallallâhu aleyhi ve sellem) “mizana konacak şeylerden” buyuruyor, “salât u selam” hakkında. O, bir yönüyle kendi şefaatine mazhariyetin, şefaatine nâiliyetin bir vesilesi gibi görüyor onu. Herkesin okuması suretiyle, Cenâb-ı Hak o şefaat kapılarını kale kapıları gibi ardına kadar açar ve okuyan ondan istifade eder, varacağı yere varır, Allah’ın izni-inayetiyle.</p>
<p>El-Kulûbu’d-Dâria’da, bunlar muhtelif yerlerde hep ifade edildiğinden dolayı, o taksim edilerek okunduğunda, her gün insan o kadar salât u selamı okumuş sayılır. “İştirâk-i a’mâl-i uhreviye” tabiriyle Hazreti Üstad ifade buyuruyor bunu. Yani, her gün siz, el-Kulûbu’d-Dâria’dan on sayfa okusanız, altmış-yetmiş insana taksim edilse, her gün bütün el-Kulûbu’d-Dâria’yı okumuş sayılırsınız. Ve aynı zamanda her gün o kadar salât u selamı da terdâd etmiş olursunuz. O kadar mizana sermaye -evet, mizana sermaye- göndermiş olursunuz, Allah’ın izni-inâyeti ile.</p>
<p>Şimdi, Cenâb-ı Hakk’a hamd olsun, arkadaşlarımız zaten bölüşmüşler, el-Kulûbu’d-Dâria’yı da okuyorlar; Cevşen taksimi vardı arkadaşlarla, aksatmadan zannediyorum okunuyor; Evrâd-ı Kudsiye öyle okunuyor; Salât-ı Tefriciyeler öyle okunuyor. Yani, arkadaşlarımızın her gün duaya ayırdıkları vakit -zannediyorum- bir-iki saat sürer.</p>
<p>Bunlar ile aidiyet mülahazasına meseleyi bağlayıp fahirlenmemek lazım. Cenâb-ı Hak, belki çok ihtiyacımıza binaen o hâle sevk etmiş bizi. Ama <em>“Gelse Celâlinden cefa / Yahut Cemâlinden vefa / İkisi de cana safa / Lütfu da hoş, kahrı da hoş!”</em></p>
<p>Doğru yolda olunca, esasen, bu yolda bulunanlar, değişik musibetlere maruz kalmışlar. Kat’iyyen bunu yanlış bir şey yaptıklarına vermemeliler. Allah’a hamd etmeliler ve demeliler ki: “Allah’ım, Sana binlerce hamd u senâ olsun, ya burada olmayıp da orada olsaydık! Allah’ım! Sana binlerce hamd u senâ olsun, ya burada olmayıp da orada olsaydık!”</p>
<p>Evet, burada olmak, peygamberlerin yolu… Enbiyâ-i ızâmdan hangi nebi var ki, ehl-i delâletten, ehl-i küfürden, ehl-i nifaktan çekmemiş?!. Hazreti Âdem’den (aleyhisselam) -ki, oğullarında başlamış çekmeye- Hazreti Nuh’a (aleyhisselam)… Hazreti Nuh’tan (aleyhisselam) Hûd (aleyhisselam)’a, Sâlih (aleyhisselam)’a, İbrahim (aleyhisselam)’a kadar. Bunlar bilinenler… Bilinenler söylenmek suretiyle, bilinmeyenlere işarette bulunuluyor burada. Ve şayet bunların hepsine vâkıf değilseniz, tarihin ve Siyer’in kaydettiğine göre, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) çektiği şeylere bakın!..</p>
<p>Evet,<span class="AR"> أَشَدُّ النَّاسِ بَلاَءً اَلْأَنْبِيَاءُ، ثُمَّ اْلأَمْثَلُ فَاْلأَمْثَلُ</span> <em>“Belanın en çetini, en zorlusu ve en amansızı başta enbiyaya, sonra da imanının derecesine göre diğer mü’minlere gelir.”</em> Belanın en çetini, en zorlusu, en aşılmazı, enbiyâ-i ızâma; ondan sonra da derecesine göre, herkesin mertebesine göre…</p>
<p>O açıdan da din-i mübîn-i İslam yolunda olup da bir belaya maruz kalmayan insan, onu kendi talihsizliğine vermeli! “Din-i mübîn-i İslam’a hizmet ediyorum, ben onu ikâme etmeye çalışıyorum!” deyip de Enbiyâ-ı ızâmın, Hazreti Ebu Bekir’in, Ammâr b. Yâsir’in, Yâsir’in, Sümeyye’nin maruz kaldıkları şeylere maruz kalmamış ise, Bilal’in maruz kaldığı şeye maruz kalmamış ise, esasen, kendi talihsizliğini yaşıyor demektir. Esasen bu dünyevî debdebe, ihtişam, âlâyiş… Bunları görünce, benim yazılmamış romanımın adı: “…Ve insan aldandı!” Evet, aldanıyorlar. Dünya, her şey imiş gibi yarınsız yaşayanlar, öbür günsüz yaşayanlar, zırhlı arabalar içinde yaşayanlar, aldanıyorlar.</p>
<p><em><strong>   <span class="arabaslik">“Allah’a yemin ederim ki, sizden evvelki ümmetler, daha dehşet verici işkenceler gördüler. Onlardan bazıları hendeklere yatırılır ve demir testerelerle vücutları ikiye bölünürdü de yine dinlerinden dönmezlerdi.”</span></strong></em></p>
<p>Habbâb b. Erett’in, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) iç döküşünü hatırlayın: Demek ki şiddetin zirve yaptığı bir dönemde, tahammül edilemez hâle geldiği bir zamanda gelip halini arz ediyor. Daha işin başındalar orada ve O’na (sallallâhu aleyhi ve sellem) öyle inanıyorlar ki!.. -O’na öyle inanmayı Allah hepimize lütfetsin!..- O’na öyle inanıyorlar ki, ellerini kaldırsa, “Ya Rabbi! Bu küre-i arzın yerini değiştir, yörüngesini değiştir!” dese, anında değişir. Ee canım yapmamış mı? Parmağı ile işaret edince, Kamer şâk olmamış mı? Daha neler neler?!. O “Mucizât”ta Hazreti Pîr’in seçtiği şeyler… Sadece onlara bakınca, bütün tabiat kanunları, O’nun bir işareti ile alt-üst oluyor, hepsi değişiyor. Şimdi onlar, O’na öyle inanıyorlar.</p>
<p>O da “Ben gidip diyeceğim, halimi arz edeceğim; artık dayanamıyorum, tahammül-fersâ bir hal aldı bu!..” diye düşünüyor ihtimal. Nihayet birinin kapısında hizmetçi, mevâlîden; o çalışıyor, efendisi ona işkence ediyor, başkaları ona işkence ediyor. Mü’minlere işkence etme, onlar için âdetâ bir ibadet neşvesi içinde irtikâp ediliyor; “Kemâ kâne el-yevm!” (<span class="AR">كَمَا كَانَ الْيَوْم</span> – Tıpkı bugün olduğu gibi.) Evet, “Yâ Rasûlallah! Dua etmez misin Cenâb-ı Hakk’a?!.”</p>
<p>İşin başındalar daha… On tane sûre belki nâzil olmuş; onun ile Müslüman olmuşlar. Ama öyle kenetlenmişler, öyle bağlanmışlar ki!.. Seyyidinâ Hazreti Ebu Bekir gibi… Daha bir ayeti görünce, “Kime?!.” “Bana yâ Rasûlallah!” diyecek kadar o mevzuda ön yargısız, ön şartsız; denen her şeye hemen “Baş-göz üstüne!”</p>
<p>Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Ben dua edeyim de sizden bu belâlar, musibetler savulsun!” demiyor da Ashâb-ı Uhdûd’u anlatıyor: İnsanlar, sizden evvel alınırlardı; böyle etleri kemikleri birbirinden ayrılırdı… Keser, biçer, doğrarlardı; insanlara karşı kasaplar gibi davranırlardı. Fakat onlar yine de dinlerinden dönmezlerdi. İşte,<span class="AR"> وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ</span> beyanı ile başlayan Burûc Sûresi’nde, Ashâb-ı Uhdûd’u resmeden ayetlere bakın; sonra tefsirlerde, o bahsin ifade edildiği bölümlere bakın!.. Çocukları bile yapıyorlar; aynen çocukları bile yapıyorlar. Efendim, çocuk ağlıyor orada, anasını çukura atıyorlar… Böyle bunlar resmediliyor. Allah Rasûlü bunu anlatmak suretiyle, <em>“Bu yol, uzaktır / Menzili çoktur / Geçidi yoktur / Derin sular var!”</em> diyor, esasen.</p>
<p>Peygamberler yolunda olanlar hep böyle çekecek… O zaman, çekmeyen bahtsızlar, talihsizler, şatafat ve debdebe içinde hayatlarını sürdüren bahtsız insanlar,<span class="AR"> كَاْلأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ</span> <em>“Hâsılı onlar hayvanlar gibi, hatta onlardan da şaşkın.”</em> (A’râf, 7/179) olanlar… Bence onlar, hallerine ağlasınlar!.. Siz de sevinin hâlinize!..</p>
<p>Bir iki gün evvel, o mağdurlardan, muhacirlerden, dünyada her şeyi elinden alınmış, zirvede vazifeler yapıyorken her şeyi elinden alınmış insanlardan birkaçı ile görüştüm. Telefonda konuşurken, öyle bir inşirah içinde konuştular ki, işin doğrusu ben kendimden utandım. Üzülüyorum ben onlar adına; bütün kardeşlerim adına üzülüyorum, uykularım kaçıyor. Biz insanız nihayet… <em>“Ben usanmam gözümün nuru cefadan / Ama ne de olmasa usanır, candır bu!” </em>diyor İzzet Molla. Elde değil; üzülmemek elde değil.</p>
<p>İnsanlığın İftihar Tablosu da (sallallâhu aleyhi ve sellem) mutlaka üzülüyordu. Ama kadere karşı itiraz mahiyetinde sözler söylemek ve sabırsızlık yapmaktan -hafizanallah- fersah fersah uzaktı. Her şeyi sineye çekiyor ve katlanıyordu, Allah’ın izni-inayetiyle. Zira O, buyuruyor ki: <span class="AR">إِنَّ اللهَ لَيُجَرِّبُ أَحَدَكُمْ بِالْبَلاءِ كَمَا يُجَرِّبُ أَحَدُكُمْ ذَهَبَهُ بِالنَّارِ</span> <em>“Bir sarrafın altını potada eritip saflaştırması gibi, Allah da sizi belalarla imtihan edip bir kıvama getirir.”</em> Ben eksiden gördüğümde, bu hadis-i şerifte<span class="AR"> إِنَّ اللَّهَ لَيُجَرِّبُ أَحَدَكُمْ بِالْبَلاءِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِهِ</span> kaydını görmemiştim. Fakat sonra bir yerde gördüm<span class="AR"> وَهُوَ أَعْلَمُ بِهِ</span> de var. Bu, bir yönüyle tavzih, kayd-ı ittifâkî; yani, “Allah bilir zaten”. İşte o kayd-ı ittifâkîyi ifade ediyor. Yani, zannetmeyin ki, Cenâb-ı Hak bunu imtihan ediyor tâ nedir ne değildir, onu bilsin! “Nedir, ne değildir?” olduğunu biliyor Allah (celle celâluhu) ama senin gibi insanlara göstermek için…<span class="AR"> إِنَّ اللَّهَ لَيُجَرِّبُ أَحَدَكُمْ بِالْبَلاءِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِهِ، كَمَا يُجَرِّبُ أَحَدُكُمْ ذَهَبَهُ بِالنَّارِ</span> Sizin herhangi biriniz, bir sarraf, potada altını, gümüşü erittiği gibi, ateşin içinde erittiği gibi, mahiyet değiştirdiği gibi, Allah (celle celâluhu) sizi böyle imtihan eder; mahiyetinizi, gerçek mahiyetinizi bulmanız için, gerçek şeklinizi elde etmeniz için, gerçek yapınızı elde etmeniz için…</p>
<p>Demek ki, hani bu türlü şeylere maruz kalmayan kimseler, yapı bozukluğu içinde öbür tarafa gidiyorlar. Ee kabirde görecekleri şey bellidir bunların; yapı bozukluğu… Berzah’ta görecekleri şey bellidir bunların; Mahşer’de görecekleri şeyler bellidir bunların… Ee neye ağlıyorsun, neye sızlıyorsun sen?!.</p>
<p>Dolayısıyla o arkadaşlarımız, o meselenin esprisini kavradıklarından dolayı, sevinç içinde anlatıyorlar; diyorlar ki: “Allah’a hamd u senâ olsun, kendimizi burada bulduk!” Evet, bütün hayatı boyunca çalışmış, okumuş, bir yere gelmiş; sonra elinden tutulmuş, bir tohum gibi saçılmış. Ama gittiği yerde, ye’sin ve ümitsizliğin kuraklığına kendini teslim etmemiş, toprağın bağrına düşen bir tohum gibi, on tane başağa, yirmi tane başağa yürümenin yollarını araştırmış. Ve gün gelmiş, o, yetmiş, hatta yedi yüz başak halinde dışarıya çıkmış. Kur’an-ı Kerim’in buyurduğu gibi:<span class="AR"> مَثَلُ الَّذِينَ يُنْفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِي كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِئَةُ حَبَّةٍ وَاللهُ يُضَاعِفُ لِمَنْ يَشَاءُ وَاللهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ</span> <em>“Mallarını Allah yolunda infak edenlerin hali, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dane bulunan bir tohum gibidir. Allah, kime dilerse ona kat kat verir. Allah, (rahmet ve lütfuyla her varlığı) kucaklayan, (merhametiyle kullarına) genişlik gösterendir; (kullarının halini) hakkıyla bilendir.” </em>(Bakara, 2/261) Evet, o hesap…</p>
<p>Meseleye, belâ ve musibetlere bu şekilde bakarsanız, Allah’ın izni-inayetiyle, Cenâb-ı Hak, burada sizi siz yapıyor esasen; yontuyor, şekillendiriyor, böyle öbür tarafa ehil, öbür tarafa lâyık, öbür tarafın bütün görünümlerine uygun hale getiriyor. Ötede her şey Kudret dairesi içinde fevkaladeden zuhur edecek. Ee siz öyle olmazsanız, orada, mekân ile mekân sahibi arasında, hâl ile mahall arasında bir uygunluk olmayacak. Hal-mahall uygunluğu, eğer bunlar ile olacaksa, Cenâb-ı Hakk’a binlerce hamd ü senâ olsun ki, Allah (celle celâluhu) bizi imtihan dairesinde kılmış; öbürlerini de şatafat, debdebe, ihtişam, baş döndürücü dünyevî güzellikler içinde… Sarhoş yaşıyorlar, sarhoş yürüyorlar, sarhoş olarak kabre girecekler, Münker-Nekir’in suallerine de sarhoş gibi cevap verecekler. Dolayısıyla halimize binlerce şükretmek, hamd ü senâda bulunmak ve bu mevzuda dağınıklığa düşmemek lazım</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">“İki elimiz var. Eğer yüz elimiz de olsa, ancak nura kâfi gelir.”</span></em></strong></p>
<p>Bir de, buna bağlı olarak, esasen, onların yaptıkları şeyleri, çok müzakere mevzuu yapmak suretiyle, bence, kuvvet ve enerjimizi dağıtmamamız lazım. Hazreti Pîr diyor ki: <em>“İki elimiz var. Eğer yüz elimiz de olsa, ancak nura kâfi gelir.”</em> Demek ki daha kaç elimiz olsa, ancak bu işe yeter. Ama Allah (celle celâluhu) insanı, iki eliyle yaratmış ama bin tane eli varmış gibi çok önemli şeyleri, Allah’ın izniyle, becermeye muktedir; evet, öyle bir donanımda yaratmış. “Ahsen-i Takvîm” diyor, öyle bir donanımda yaratmış.</p>
<p>Evet, kendi meselelerimiz ile meşgul olalım, onları düşünmeyelim. Hatta onlar aklımıza geldiği zaman… Bir şey diyeyim ben: Kalkar birisi, onlardan bir kendini bilmez, bir zavallı, cahil, zilzurna cahil, echell, kalkıp hani “terörist” diyebilir size. “İlle mukabele-i bi’l-misil yapalım biz! ‘Terörist sensin!’ falan diyelim!..” Ne diye ağzını kirletiyorsun yahu! O, zaten kirli adam; kirliliğin gereğini yapıyor. Başka türlü olamaz ki; o, onu diyecek. Sen ne diye dilini, ağzını, gözünü kirletiyorsun; öyle diyorsun ona?!. Bırak; ille de bir şey yapacaksa, Cenâb-ı Hak, yapar. Allah, “Allâmu’l-guyûb”tur, Allah, “Âdil-i Mutlak”tır. Küfür devam eder, zulüm devam etmez. Allah (celle celâluhu) bir gün onları tepetaklak getirir. Ne diye sen meseleyi büyütüyorsun; onlar hakkında da öyle diyorsun. Sonra bir gün onları tepetaklak gördüğün zaman, “Keşke demeseydim bunu!” diyeceksin, yüreğin yanacak senin orada.</p>
<p>Çok defa birisi öyle diyor, sizin bildiğiniz arkadaşlardan birisi: “Mahşerde gözümün önünde bazıları goril gibi, bazıları maymun gibi, bazıları bilmem ne gibi, tepetaklak Cehennem’e atıldıklarında yüreğim yanıyor.” Demek hayalinde görüyor; hayalde görüyor, yüreği yanıyor. Ne diye yüreğini yakacak şeyler istiyorsun sen Allah’tan! Allah, hidayete de kâdirdir:<span class="AR"> اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ * صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ</span> <em>“Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet.”</em> El-Kulûbu’d-Dâria’da okuyorsunuz, hep demiyor mu orada:<span class="AR"> اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لَنَا وَلِجَمِيعِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ، وَالْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ</span> “Allah’ım bizi, kadın erkek bütün mü’minleri ve kadın erkek bütün Müslümanları mağfiret eyle!” Ama bir hususiyet arıyorsanız ille <span class="AR">خُصُوصًا/لاَسِيَمَا إِخْوَانِي وَأَخَوَاتِي، وَأَصْدِقَائِي وَصَدَائِقِي، وَأَحْبَابِي وَأَحِبَّائِي</span> “Özellikle kadın erkek kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı, dostlarımızı…” diyebilirsiniz. Ama niye Müslümanları istisnâ ediyorsunuz?!.</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Hiç tereddüdünüz olmasın, Allah (celle celâluhu) başlattığı bu hayırlı işi başkalarının zâlim eliyle yıkıp harap etmez!..</span></em></strong></p>
<p>Evet, o kötülük peşinde olanlar o kadar meşguliyete, üzerlerinde durmaya değmez. Evet, boş şey… Bırakın onları, kendi halleriyle kıvranıp dursunlar, sürüklenip dursunlar. Kendi meselelerimizle meşgul olalım. Dün, öyle meşgul olmak suretiyle, koskocaman devletlerin yapamadığını, Allah, bir avuç insana, hem de devletlerinden hiç destek görmedikleri halde, bir arpa kadar destek görmedikleri halde, yaptırdı. Dünyanın yüz yetmiş ülkesinde okullar açtılar, irfan yuvaları kurdular, insanları aydınlattılar, dünya kardeşliğine giden güzergâhlar oluşturdular, Allah’ın izni-inâyeti ile. Hiç tereddüdünüz olmasın, Allah (celle celâluhu) başlattığı bir şeyi başkalarının zâlim eliyle yıkıp harap etmez!.. <span class="AR">إِنَّ اللهَ لاَ يَظْلِمُ النَّاسَ</span> “Allah asla insanlara zulmetmez.” Size zulmetmez Allah, celle celâluhu.</p>
<p>Bu açıdan da biz, kendi işlerimize konsantre olalım. Allah’ın izni-inayetiyle, dün olduğu gibi yarın da yine yüz yetmiş ülkede hizmet edilir. Bakarsınız Hizmet erleri Mars’a çıkarlar, Venüs’e çıkarlar, Güneş sisteminin dışında başka bir sisteme giderler… Bütün oralarda da o insanlara mesajlarını ulaştırırlar. Oralarda da insan var ise, canlı var ise… Kur’an-ı Kerim’de bir ayet işaret ediyor; biraz, Kıtmîr de ona inanıyor. Evet, bakarsınız oralarda da Cenâb-ı Hakk’a teveccüh etmiş varlıklar var, fikir katkısında bulunursunuz onlara. Onlardan alacağınız olur sizin de… Ve çok farklı bir şey olur, Allah’ın izni-inâyetiyle.</p>
<p>Evet, meseleyi alır tâ oraya kadar götürürsünüz. Güneşin merkezine kadar, güneşlerin merkezine kadar götürürsünüz, Allah’ın izni-inayetiyle. Öyle ise, <em>“Gel Hakk’a tevekkül kıl / Tefvîz eyle ve rahat bul / Sen hakkına razı ol / Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler! // Hak, şerleri hayreyler / Sen sanma ki gayr eyler / Ârif, ânı seyreyler / Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler!”</em> Bildiğiniz şeyleri söylüyorum, zaten fazla bir şey söyleyecek hâlim de yok benim. <em>“Deme bu niçin böyle / Yerindedir ol öyle / Var sonunu seyreyle / Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler!”</em> İbrahim Hakkı hazretleri, Tefviznâme. Vesselam. Baş ağrıttım.<span class="AR"> عَفْوًا مِنْكُمْ، عُذْرًا مِنْكُمْ</span> “Affınızı isterim, özür dilerim.”</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Gecelerimizi Teheccüd ile taçlandıralım; zira </span></em></strong><span class="arabaslik"><strong><em>“Teheccüdü olmayanın, tecehhüdü olmaz!”</em></strong></span></p>
<p>Evet, salât u selâma devam, duaya devam. Her gün bir saat kadar duamız var idiyse, elimizden geliyorsa, iki saate yükseltelim. Teheccüd’ü kaçırmayalım. Müslümanlıkta Teheccüd’ü kaçırma, tembel insanların işidir. Evet, sizin bir arkadaşınızı duydum ben; bir gün teheccüdü kaçırmış, sonra kalkmış, galiba onu kaza etmiş fakat diyor ki: “Hâlâ kafamdan çıkmıyor, ben o terbiyesizliği nasıl yaptım?!” “Teheccüd”süz, dolayısıyla da “tecehhüd”süz! Teheccüd’ü olmayanın tecehhüdü de olmaz; o kendisini cân ü gönülden, ölesiye hizmete veremez. Tembel tembel, yan gelir yatar kulağı üzerine.</p>
<p>Gecelerimizi Teheccüd ile taçlandıralım. Bu da yine İbrahim Hakk’ı hazretlerinindir: <em>“Ey dîde nedir uyku, gel uyan gecelerde / Kevkeplerin et seyrini, seyrân gecelerde / Bak hey’et-i âlemde, bu hikmetleri seyret / Bul Sâni’ini, ol âna mihman gecelerde!..”</em> -Hazreti Pîr de dağın başında, yıldızları sayarcasına hususiyetleriyle anlatmıyor mu?!.- <em>“Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gâfil / Ko gafleti, Dildârdan bari utan gecelerde!..”</em> Az ye, az uyu, az iç, hayrete var, fâni ol; bul beka, ol O’na mihman gecelerde!.. O’na misafir olmak istemez misiniz, geceleri?!. Uyuyan insanlar, O’na (celle celâluhu) misafir olamaz; Keremkâni’nin keremine misafir olamaz.</p>
<p>Cenâb-ı Hak, öyle eylesin; zamanımızın bir zerresini bile israf ettirmesin! Biz âhiret içiniz, âhirete namzediz. Dünya, bizim neyimize? Efendimiz’in ifadesiyle, <span class="AR">مَا لِي وَمَا لِلدُّنْيَا مَا أَنَا فِي الدُّنْيَا إِلَّا كَرَاكِبٍ اسْتَظَلَّ تَحْتَ شَجَرَةٍ ثُمَّ رَاحَ وَتَرَكَهَا</span> <em>“Ne alakam var benim dünya ile?!. Benim durumum, tıpkı bir yolda giderken bir ağacın altında muvakkaten ârâm eden bir insana benzer. Sonra o kalkar, bineğine biner, göçer gider.”</em> Dünya, altında muvakkaten dinlenilen, istirahat edilen bir ağaç gibi bir şeydir. Esas gideceğimiz yer, öbür âlemdir, bütün ihtişam ve debdebesi ile. Allah, orayla sevindirsin, memnun ve mesrur eylesin!..</p>
<p>“Talim ve Müteallim” diye bir kitap vardı. Biz medresedeyken bu kitabı verirlerdi herkese, okusun diye. Onun başındaydı bu, zannediyorum:<span class="AR"> تَعَلَّمْ يَا فَتَى فَالْجَهْلُ عَارٌ، وَلاَ يَرْضَى بِهِ إِلاَّ حِمَارٌ</span> <em>“Ey delikanlı, oku! Cehalet, ârdır, ayıptır. Ona, eşekten başkası da razı olmaz!”</em></p>
<p>Evet, bu kadar kem-küm ettim, hakkınızı helal edin! Allah da seyyiâtımı affeylesin! Yanlış bir şey söyledimse, Cenâb-ı Hak, mağfiretine mazhar eylesin!..</p>
<p><span class="AR">يَا غَفَّارُ، يَا سَتَّارُ، اِغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا  كُلَّهَا، وَاسْتُرْ عُيُوبَنَا كُلَّهَا * يَا قَاضِيَ الْحَاجَاتِ، يَا دَافِعَ الْبَلِيَّاتِ، اِقْضِ حَوَائِجَنَا كُلَّهَا، وَادْفَعْ عَنَّا الْبَلاَيَا كُلَّهَا، فِي كُلِّ أَنْحَاءِ الْعَالَمِ، وَفِي كُلِّ نَوَاحِي الْحَيَاةِ.</span></p>
<p>“Ey Gaffâr, ey Settâr, günahlarımızın tamamını mağfiret buyur; bütün ayıplarımızı setreyle. Ey ihtiyaç ve hâcetleri gideren Rabbimiz, ey belâları def’ u ref’ eden Sultanımız! Bizim bütün ihtiyaçlarımızı gider; başımıza gelmesi muhtemel bütün belâları def’ eyle, dünyanın her yanında ve hayatın her biriminde.”</p>
<p>Müsaade ediyor musunuz?!.</p>
<p><strong>Kaynak:Herkul.org</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinlandi-ebedi-saadet-yolunda/">YENİ BAMTELİ yayınlandı | Ebedi Saadet Yolunda</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hesapsız Cennet mi ?</title>
		<link>https://hizmetten.com/hesapsiz-cennet-mi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 12:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[HERKUL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=5879</guid>

					<description><![CDATA[<p>عَنْ مُحَمَّدٍ، يَعْنِي ابْنَ سِيرِينَ، قَالَ: حَدَّثَنِي عِمْرَانُ، قَالَ: قَالَ نَبِيُّ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مِنْ أُمَّتِي سَبْعُونَ أَلْفًا بِغَيْرِ حِسَابٍ»، قَالُوا: وَمَنْ هُمْ يَا رَسُولَ اللهِ؟ قَالَ:&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hesapsiz-cennet-mi-2/">Hesapsız Cennet mi ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="rtl"><span class="AR"><strong>عَنْ مُحَمَّدٍ، يَعْنِي ابْنَ سِيرِينَ، قَالَ: حَدَّثَنِي عِمْرَانُ، قَالَ: قَالَ نَبِيُّ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:</strong></span></p>
<p dir="rtl"><span class="AR"><strong>«يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مِنْ أُمَّتِي سَبْعُونَ أَلْفًا بِغَيْرِ حِسَابٍ»</strong><strong>، </strong><strong>قَالُوا: وَمَنْ هُمْ يَا رَسُولَ اللهِ؟ قَالَ: «هُمُ الَّذِينَ لَا يَكْتَوُونَ وَلَا يَسْتَرْقُونَ، وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ» ، فَقَامَ عُكَّاشَةُ، فَقَالَ: ادْعُ اللهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ، قَالَ: «أَنْتَ مِنْهُمْ»، قَالَ: فَقَامَ رَجُلٌ، فَقَالَ: يَا نَبِيَّ اللهِ، ادْعُ اللهِ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ، قَالَ: «سَبَقَكَ </strong><strong>بِهَا عُكَّاشَةُ»</strong></span></p>
<p>Hz. İmran (radıyallahu anh) Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz’in bir defasında şöyle buyurduklarını rivayet etmektedir:</p>
<p>Nebiyyullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Ümmetimden yetmiş bin kişi hesaba çekilmeksizin cennete girecektir” buyurdular. Ashab, “Kimdir onlar ey Allah’ın Resulü?” dediler. Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Onlar vücutlarını (kızgın demirle) dağlamayanlar; efsun yapma­yanlar ve sadece Rabbilerine tevekkül edenlerdir” buyurdular. Bunun üzerine Ukkâşe ayağa kalkarak: “Allah’a dua et de beni de onlardan eylesin” dedi. Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Sen onlardansın”  buyurdular. Arkasından bir zat kalkarak, “Ya Nebiyyallah! Allah’a dua et de beni de onlardan eylesin» dedi. Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Bu hususta Ukkaşe seni geçti.” buyurdular.<a href="http://www.herkul.org/herkulden-bir-demet-hadis/haftanin-hadis-i-serifi-hesapsiz-cennet-mi/#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Hadis-i şerifin idraklerimize sunduğu ilk husus bütün insanlığı yaratan Allah’ın (celle celâluhu) ahirette Muhammed ümmetine (sallâllahu aleyhi ve sellem) hususi bir teveccüh, ikram ve ihsanda bulunacağıdır. Zira hiçbir peygambere (bize ulaşan sahih kaynaklar açısından) <em>“ümmetinden şu kadar kişi sorgu-sual olmaksızın cennete girecektir”</em> şeklinde bir beşaret verilmiş değildir. Hatta Allah’ın (celle celâluhu) o en sevgili kullarından olan Peygamberlerden (aleyhimüsselâm) öyleleri vardır ki, değil ümmetinden yetmiş bin kişilik bir kısmın sorgu ve sual görmeksizin cennete gitmesi, “kendisine inanan insanların toplam sayısı dahi ikiyi ya da üçü geçmemiştir.”<a href="http://www.herkul.org/herkulden-bir-demet-hadis/haftanin-hadis-i-serifi-hesapsiz-cennet-mi/#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> Bu zaviyeden bakılınca, hadis-i şerifin hem Fahr-i Âlem Efendimiz’e hem de O’nun (sallâllahu aleyhi ve sellem) ümmetine ne denli bir ikram ve ihsan beşareti olduğu zannediyoruz daha net bir şekilde anlaşılacaktır.</p>
<p>Öte yandan bazı ulema hadis-i şerifte ifade buyrulan hesapsız, azapsız cennete gideceklerin sayısının ifade buyrulandan daha fazla olacağı kanaatlerinden hareketle yetmiş bin lafzına itiraz etmek istemişlerdir. Sair ulema ise bu hususta yetmiş bin lafzının kesretten kinaye; yani bu “yetmiş bin” lafzının cennete gireceklerin çokluğunu ifade sadedinde tercih edilmiş olma ihtimalini nazara vermişlerdir. “Nitekim lisanımızda da: <em>‘Bunu sana yüz defa söyledim’</em> denilirse, bundan; <em>‘sana çok defalar söyledim’</em>  manası kastedilir. Yüz adedinin kendisi murad değildir.”<a href="http://www.herkul.org/herkulden-bir-demet-hadis/haftanin-hadis-i-serifi-hesapsiz-cennet-mi/#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> Bununla birlikte Müslim-i şerifte aynı babın farklı hadislerinde bu sayının yedi yüz bin<a href="http://www.herkul.org/herkulden-bir-demet-hadis/haftanin-hadis-i-serifi-hesapsiz-cennet-mi/#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> olduğu başka kaynaklarda ise bu yetmiş binin her neferi ile birlikte yetmiş bin kişi daha gireceği bildirilmektedir. Hal böyle olunca sayının azlığı ile alakalı hadis-i şerif üzerinde bir şüphe bulutu hâsıl etmenin yeri yoktur. Kaldı ki yalnızca bu açıdan hadis-i şerifin sıhhati noktasında bir tenkit yürütmek ilmi olmadığı gibi kulluk şuuru ile de bağdaşmamaktadır. İlmi değildir zira bu sayının ilmi açıdan izahı mümkündür ve ifade edilmiştir. Kulluk şuuru ile bağdaşmamaktadır, zira bu Cenâb-ı Hakk’ın taht-ı tasarrufunda olan bir mevzudur. Bu alan kulun kendi düşüncelerini infaz edebileceği bir alan değildir. Cehennemden kurtulma noktasında hayırlı amellerimize dahi bel bağlamanın beyhude olduğu gerçeği göz önünde dururken Cenâb-ı Hakk’ın tamamen rahmeti, fazl u keremi, ikram ve ihsanı olarak bu kadar Müslümanı cennetiyle sevindirecek olması kula kâfi gelmeli ve o mezkûr zümre içerisinde olabilme adına dua ve niyaz ile rahmeti Rahman’a iltica etmelidir. Bundan öte her söz, sadece hadden efzun bir beyan olarak kulun günah hanesine kaydolunacaktır.</p>
<p>Diğer taraftan Hz. Ukkaşe (radıyallahu anh)’ın duasının kabul olunup diğer zatın duasının kabul olunmaması ile alakalı genel olarak şu görüşler ileri sürülmektedir:</p>
<p>Kadı Iyaz hazretleri; “İkinci zatın Hz. Ukkâşe (radıyallahu anh)’ın derecesinde ve cennete sorusuz sualsiz gi­recek evsafta olmadığı söyleniyor. Hatta münafık olduğunu bile söyle­yenler var. Onun için Peygamber (sallâllahu aleyhi ve sellem) kendisine ihtimalli bir cevap vermiş ve <em>“sen onlardan değilsin” </em>diye tasrihi doğru bulmamıştır. Çünkü Pey­gamber (sallâllahu aleyhi ve sellem)’in güzel ahlâkı buna mânidir. Bazıları Ukkaşe (radıyallahu anh)’ın hakkındaki duasının kabul edileceği Rasulullah (sallâllahu aleyhi ve sellem)’e vahiy ile bildirilmiştir. Öteki için vahiy gel­memiştir diyorlar” demektedir.</p>
<p>Hâtib el-Bağdadi hazretleri de; ikinci zatın Sa’d b. Ubâde (radıyallahu anh) olduğunu rivayet etmiştir. “Bu rivayet sahih ise o zât hakkında münafık diyenlerin sözü batıl olur. Fakat o zâtın Sa’d b. Ubâde olması ihtimalden uzak görülmüş; Sâ’d b. Umara ola­bileceği ihtimali üzerinde durulmuştur. Bu takdirde hadisi nakleden, tashif yapmış demektir.”<a href="http://www.herkul.org/herkulden-bir-demet-hadis/haftanin-hadis-i-serifi-hesapsiz-cennet-mi/#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a></p>
<p>Nevevi hazretleri: “Doğrusu ve muhtar olan da budur” diyor. İbnü’l Cevzi ise: “Bana öyle geliyor ki Ukkâşe ricasını hulûs-i kalb ile yapmış ve kabul edilmiştir. Ötekinin ise, sözü kesmek için müracaat etmiş olması muhtemeldir. Çünkü Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)  ona da evet cevabını verse şüphesiz ki; üçüncü, dördüncü zevat kalkarak aynı şeyi isterler dileklerin sonu gelmezdi. Bittabi herkes sorgusuz sualsiz cennete girmeyi hak edemez” demiştir.</p>
<p>Süheylî hazretleri de: “Bana öyle geliyor ki; o saat bir icabet saati imiş. İkinci zat Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in duasını o saat geçtikten sonra istemiş olacak” diyor.</p>
<p>Bir diğer zaviyeden de “ <span class="AR">سَبَقَكَ</span> fiilinden hareketle şunu söylemek mümkündür: Bu fiil mana itibariyle <em>öne geçti, sebkat etti</em> demektir. Yani fiil burada sadece Hz. Ukkaşe (radıyallahu anh)’ın bu mevzuda bir sebkatini ifade ediyor olabilir. Nitekim hadis-i şerifteki بِهَا kaydı da bu manayı destekler mahiyettedir. Bu durumda mana ise; Ukkaşe de sen de arş-ı kemalatı ihraz etme noktasında aynısınız, ne var ki Ukkaşe bu hususta seni geçti.”<a href="http://www.herkul.org/herkulden-bir-demet-hadis/haftanin-hadis-i-serifi-hesapsiz-cennet-mi/#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a></p>
<p>Bir diğer husus da Efendimiz (sallâllahu aleyhi ve sellem) döneminde dahi dağlamanın bir tedavi yöntemi olarak kullanıldığı biliniyor olmasına rağmen bu hadis-i şerifte zemmedilmiş olmasının sebepleri mevzuudur. Sair hadis-i şeriflerden hareketle, dağlamanın bir tedavi yöntemi olarak kullanıldığı zahir olmasına rağmen mezkûr hadis-i şerifte bir demirle vücudu dağlamanın (zımnen) yasak edilmiş olmasını Hattabi hazretleri şu şekilde izah etmektedir:</p>
<ul>
<li>Peygamber’in (sallâllahu aleyhi ve sellem) dağlama yoluyla tedaviyi yasaklamasının bir sebebi de cahiliye araplannın, <em>“Nerede olsanız, sağlam kaleler içinde bulunsanız yine ölüm sizi bulur”<a href="http://www.herkul.org/herkulden-bir-demet-hadis/haftanin-hadis-i-serifi-hesapsiz-cennet-mi/#_ftn7" name="_ftnref7"><strong>[7]</strong></a></em> kaziyye-i ilâhiyesine aykırı olarak, ölüm ve kalımı Allah’ın irade ve kazasına değil de tamamen maddî sebeplere bağlamaları ve dağlamanın ölüme karşı kesin bir çare olabileceğine dair inançlarıydı. Halbuki bütün tedavi yöntemleri kesin sonuç almak için yeterli ve mutlak sebep değil, ancak şifa için Allah’ın izni ve iradesi dâhilinde birer vasıtadan ibarettir. Hz. Peygamber (sallâllahu aleyhi ve sellem) işte bu sözü geçen yanlış inançla kendisine başvurulan dağlama ile tedavi yolunu yasaklamıştı.</li>
</ul>
<ul>
<li>Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (sallâllahu aleyhi ve sellem) bu tedavi yolunu yasaklamasının diğer bir sebebi de onların daha hastalık gelmeden önce hastalıktan korunmak maksadıyla kendilerini dağlamayı bir adet haline getirmiş olmalarıydı. Oysa zaruret olmadan vücudu dağlattırmak mekruhtur. Bir ihtimal uğruna böylesine tehlikeli bir tedavi yolunu göze almanın yanlışlığını açıklamak icap ediyordu. İşte Hz. Peygamber’in dağlama ile ilgili olarak getirdiği yasağın bir sebebi de bu idi.</li>
</ul>
<p>Temas edilmesi elzem son bir husus ise; (cahiliye inancı çerçevesinde) yarayı dağlamanın yanı sıra, sihir, büyü, üfürük ve efsunlama gibi işlerle meşgul olmanın da nehyedilmiş olması mevzuudur. Zira bu iki hususun da gelip cem olduğu nokta, tevhidi zedeleyen işlerden olmalarıdır. İslamiyet’te üfürükçülük nev’inden işlerle meşgul olmak, bunlardan medet ummak ve birilerine bu mevzuda başvuru da bulunmak haramdır, büyük günahlardandır. Zira (cahiliye inancı çerçevesinde) yapılan dağlamaların da, sihir ve büyü türünden şeylerin de insanı sürüklediği uçurum, kişilerin zamanla kendilerinde yahut ortaya koydukları işlerde bir tesiri hakiki vehmetmeleri ve ilerleyen süreçlerde de kendilerinde fevkalbeşer özellikler bulunduğu zehabına kapılmalarıdır. Böyle bir inancın da, her şeyin var edeninin yalnızca Cenâb-ı Hak olduğu hakikatine ve dolayısıyla da tevhid inancına münafi olduğu zahirdir. Bu manadan hareketle esbaba terettüp eden şey; aklın nazarında perdedarı dest-i kudret olmaktan fazlası değildir. O yüzden muttaki kulların mümeyyiz vasfı, esbaba tesir-i hakiki vermeksizin onlara ittiba mevzuunda tekâsül göstermemeleridir.</p>
<p dir="rtl"><span class="AR">تَوَكَّلْ عَلَى الرَّحْمٰنِ فِي الْأَمْرِ كُلِّه      فَمَا خَابَ حَقًّا مَنْ عَلَيْهِ تَوَكَّلَا</span></p>
<p dir="rtl"><span class="AR">وَكُـنْ وَاثِقًا بِاللهِ وَاصْبِرْ لِحُكْمِه        تَفُزْ بِـاللهِ تَرْجُوهُ مِنْهُ تَفَضُّلَا</span><a href="http://www.herkul.org/herkulden-bir-demet-hadis/haftanin-hadis-i-serifi-hesapsiz-cennet-mi/#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></p>
<p><a href="http://www.herkul.org/herkulden-bir-demet-hadis/haftanin-hadis-i-serifi-hesapsiz-cennet-mi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak: Herkul.org | Sefa Salman</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hesapsiz-cennet-mi-2/">Hesapsız Cennet mi ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hacet Duası ve Hacet Namazı</title>
		<link>https://hizmetten.com/5455-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Nov 2019 15:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[DUASI]]></category>
		<category><![CDATA[HACET]]></category>
		<category><![CDATA[HERKUL]]></category>
		<category><![CDATA[KUL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=5455</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevgili Dostlar, Başta şirin ülkemizin güzel insanları olmak üzere bütün ümmet-i Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselam) her türlü musibetten kurtulup selamete çıkması, maddî manevî sıkıntılardan sıyrılıp inşiraha kavuşması, özellikle de inananlar arasında&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/5455-2/">Hacet Duası ve Hacet Namazı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center">Sevgili Dostlar,<br />
Başta şirin ülkemizin güzel insanları olmak üzere bütün ümmet-i Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselam)<br />
her türlü musibetten kurtulup selamete çıkması, maddî manevî sıkıntılardan sıyrılıp inşiraha kavuşması,<br />
<strong>özellikle de inananlar arasında vifak, ittifak ve uhuvvet ruhunun canlanması<br />
ve<br />
kalblerimizin, akıllarımızın, fikirlerimizin, fiillerimizin fitneye,<br />
fesada bütün bütün kapalı olacak şekilde ıslahı</strong><br />
talebiyle son günlerde ekteki duayı okuyoruz. Bütün gönül dostlarımızın da birkaç gün iki ya da dört rekat hâcet namazı kıldıktan sonra, sair zamanlarda da fırsat buldukça bu münacâtımıza ortak olmalarını ve “âmin” demelerini istirham ediyoruz.<br />
Hürmetlerimizle…</p>
<p align="center"><strong>HACET NAMAZI KILINIŞI</strong> : <a href="http://www.herkul.org/ekstra/images/dua15/hacet_namazi.doc" target="_blank" rel="noopener noreferrer">WORD DOSYASI</a> – <a href="http://www.herkul.org/ekstra/images/dua15/hacet_namazi.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">PDF</a></p>
<p align="center"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5462" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/11/HACET-YENI-633x700.png" alt="" width="633" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/11/HACET-YENI-633x700.png 633w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/11/HACET-YENI-768x850.png 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/11/HACET-YENI.png 819w" sizes="(max-width: 633px) 100vw, 633px" /></p>
<p>Büyük Allah’tır, her türlü hamd ü senâ O Yüceler Yücesi’nin hakkıdır ve sabah-akşam tesbîh ile anılmaya layık yalnız O’dur.</p>
<p>Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a sonsuz hamd ve şükür, Kâinatın Medar-ı Fahri Efendimiz (aleyhisselam)’a, âline ve ashabına da nihayetsiz salât ü selam olsun.</p>
<p>Hüznümü ve kederimi başkasına değil, yalnızca sana şikâyet ediyorum. Rabbim! Yegâne ilah Sensin, Senden başka hakiki ma’bud yoktur. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, Yücesin. Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Allah’ım! Ya Rab! Bana ciddî bir zarar dokundu, Sen merhametlilerin en merhametlisisin.</p>
<p>Bir kere daha ikrar ediyorum ki, Halîm ü Kerîm Allah’tan başka ilah yoktur. Arş-ı Azîm’in Rabbi Allah’ı tesbih ederim. Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Rabbim, Senden, rahmetinin gereklerini, merhametini celbedecek vesileleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, günahtan korunmayı, her türlü iyiliği kazanmayı, her türlü günahtan da selâmette olmayı istiyorum. Bende bağışlamadığın hiçbir günah, gidermediğin hiçbir keder, Senin rızana muvafık olup da karşılamadığın hiçbir ihtiyaç bırakma ya Erhamerrâhimîn.</p>
<p>Allah’ım, Sen kullarının ihtilaf ettikleri şeylerde hüküm verirsin. “Yüce ve Azim Allah’tan başka ilah yoktur. Halîm ve Kerîm Allah yegâne ilahtır.” hakikatini tasdik ederek sana yöneliyorum. Yedi semanın ve Arş-ı Azîm’in Rabbi Allah’ım, Seni tesbih ve eksik sıfatlardan tenzih ederim. “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.” imanıyla Sana hamd ü senada bulunuyorum. Ey kederleri gideren, tasaları kaldıran, dua ettiklerinde çaresizlerin duasına icabet eden Allah’ım.. ey dünya ve ahiretin Rahman ve Rahîm’i! Şu ihtiyacımın giderilmesi ve tamamlanması hususunda -başkalarının merhametinden müstağni kılacak bir şekilde- bana merhamet et. Allah’ım Sen’den diliyor ve dileniyorum, Rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed’i vesile edinerek Sana teveccüh ediyorum. Ya Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm), ey efendim, şu hacetimin yerine getirilmesi için seni vesile yaparak Rabbime yöneliyorum. Allahım, Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’i hakkımda şefaatçi eyle.</p>
<p>Allah’ım, zatında yüce olan dinini bugün de dünyanın her bir köşesinde bir kere daha yücelt; hakkı-hakikati bütün gönüllere duyur.. bizim ve bütün kullarının sinelerini imana, İslam’a, ihsan duygusuna, Kur’an’a ve Hakk’a hizmete aç ve bizi ihlasın özüne ermiş, hep takva hatta onun da ötesinde vera’ duygusuyla hareket eden, zühdü bir hayat tarzı olarak benimsemiş, yüce nezdinde kurbete mazhar olmuş, Sen’i sevmiş, icraat-ı sübhaniyenin hepsinden razı ve hoşnut olmuş ve Sen’in sevdiğin, hoşnut olduğun kullarından eyle!.</p>
<p>Allahım! Her türlü halimizi ve bütün mü’minlerin hallerini, özellikle Türkiye Müslümanlarının, kadınıyla erkeğiyle kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın ve dostlarımızın hallerini ıslah eyle. Allah’ım, akıllarımızı ve onların akıllarını, fikirlerimizi ve onların fikirlerini, niyetlerimizi ve onların niyetlerini, duygularımızı/latifelerimizi ve onların hislerini/latifelerini, fiillerimizi ve onların yapıp ettiklerini ıslah buyur.</p>
<p>Senden bizim, inanan kardeşlerimizin ve topyekün insanların kalblerini, imana, İslam’a, Kur’an’a, ihsan duygusuna ve Peygamberimiz vasıtasıyla bize gönderdiğin bütün hakîkatlere tastamam açmanı diliyoruz. Rabbimiz! Nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin nurlarla gönüllerimizi aydınlat.. sadırlarımıza, sînelerimize inşirah sal.. Sen Settâru’l-uyûbsun; hata, kusur, günah ve isyan olarak bizden ne sâdır olmuşsa Sen onları da setreyle.</p>
<p>Rabbimiz! Aczimizi, fakrımızı şefaatçi yapıp yüce dergâhına iltica ediyoruz; ne olur, merhamet et ve işlerimizi kolay hale getir.. dostlarına karşı olan muameleni bizden de esirgeme ve bizim sîmalarımızı da ağart.. kalblerimizi topyekün islerden, paslardan, küçük-büyük bütün virüs ve mikroplardan arındır.. kabirlerimizi Cennet bahçeleri gibi pür-nur eyle.. bilerek ya da bilmeyerek içine düştüğümüz hatalarımızı, günahlarımızı mağfiret buyur ve tekrar onlara bulaşmak sûretiyle içimizin kirlenmesine müsaade etme!. Senden hayr u hasenât istikametindeki bütün dilek ve maksatlarımızı gerçekleştirmeni niyaz ediyoruz.</p>
<p>Ey sürpriz lütufların sahibi, Ulu Sultanımız! Bizi endişe edip korktuğumuz hususlardan emîn eyle!</p>
<p>Rabbimiz! Katından bir rahmet ver, şu dert ve dâvamızda bize doğruluk ve muvaffakiyet ihsan eyle; biz aciz kullarına nezdinden bir ferec ve mahrec (çıkış yolu ve ferahlık) nasip et!..</p>
<p>Ey her şeyin biricik mâliki, yegâne sahibi ve tek efendisi Mâlikü’l-Mülk Rabbimiz! Ne olur, biz Ümmet-i Muhammed’e dirlik ver! Fikrimizin, ruhumuzun, havl ve kuvvetimizin dağınıklığını Sana şikâyet ediyor ve bizi bu durumdan kurtaracak yegane tasarruf sahibinin Sen olduğuna inanıyoruz. Bizi bu durumdan kurtar Allah’ım! Özellikle de gerek cihanın dört bir yanında, gerekse hayatın her ünitesinde, insanlarla Senin arandaki engelleri kaldırmaya kendini adayan, sa’ylerine terettüb edecek semere itibariyle, Rıza ve rıdvânından başka hiç bir şey hedeflemeyen kardeşlerimin, bacılarımın, erkeğiyle kadınıyla dostlarımın ve gönüldaşlarımın dağınıklığını gidermeni, yaralarını sarmanı, enis ve celîsleri olmanı, onları her türlü kem göz ve kötü niyetlilerin şerlerinden muhafaza buyurmanı diliyor ve dileniyoruz.</p>
<p>Ey her şeye gücü yeten Kâdir Rabbimiz! Bizi kesret dağdağasında boğulmaktan kurtaracak ve vahdet tecellileriyle dirliğimizi sağlayacak yegâne güç sahibi Sensin. Dilediğin gibi kalbleri evirip çevirme kudretine sahipsin.. N’olur, kalblerimizi te’lif buyur! Biliyoruz ki, yeryüzünde ne var ne yok, hepsini bu uğurda sarfetsek de, iki gönlü telif etmeye muvaffak olamayız. İnsanı yaratan Sen.. onda her türlü tasarrufa kâdir olan da Sensin.. gönül aynamızı duru eyle ve gönüllerimizi te’lif buyur.. ta birbirimize karşı tevahhuş hissetmeyelim.. birbirimizin enîs u celîsi olalım.. birbirimizin ayıbını araştırmayalım. İyilik ve ikramda bulunan Kerîm Rabbimiz, bizleri katından bir güçle te’yid buyur!..</p>
<p>Ey kullarının dualarına icabet eden Mucîb Allah’ım! Bizleri, sevdiğin ve râzı olduğun işlere muttali kıl, onları bize sevdir, onları hayata taşımaya ve başkalarına duyurmaya bizleri muvaffak kıl!</p>
<p>Niyazımızın sonunda, dualarımızın kabul edilmesine en büyük vesile bilerek Gönüllerin Sultanı aleyhissalâtu vesselâm Efendimize, âl ve ashabına salat-ü selam eylemeni dergâh-ı uluhiyetinden diliyoruz ya Rab!</p>
<p><a href="http://www.herkul.org/ortak-dua/ortak-dua-hacet-duasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak: Herkul.org</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/5455-2/">Hacet Duası ve Hacet Namazı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
