<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hayat arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/hayat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/hayat/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:18:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Hayat arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/hayat/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Seksen küsur senelik hayatımda&#8230; &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/seksen-kusur-senelik-hayatimda-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Aug 2022 04:30:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[seksen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26756</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zalimlere boyun eğmediğimiz gibi, üç beş günlük bir dünya için karakterimizden de taviz vermeyeceğiz!.. *Hizmet gönüllüleri, her şeye rağmen, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da hep kendi karakterlerini korumalı;&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/seksen-kusur-senelik-hayatimda-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Seksen küsur senelik hayatımda&#8230; | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zalimlere boyun eğmediğimiz gibi, üç beş günlük bir dünya için karakterimizden de taviz vermeyeceğiz!..</p>
<p>*Hizmet gönüllüleri, her şeye rağmen, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da hep kendi karakterlerini korumalı; üç beş günlük bir dünya için baş yarmamaya, göz çıkarmamaya, kem söz söylememeye, gönül kırmamaya ve herkese sevgi çağrısında bulunmaya azami dikkat etmelidirler. Onlar, Hazreti Üstad’ın şu sözlerindeki manalara bağlı kalmalıdırlar: “Senelerden beri çektiğim bütün ezâ ve cefâlar, maruz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler, hepsi de helâl olsun!.. Seksen küsur senelik hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, memleket hapishanelerinde geçti. Aylarca ihtilâttan men edildim. Divan-ı Harplerde bir cânî gibi muamele gördüm. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere ve zindanlarda bana yer hazırlayanlara hakkımı helâl ettim.”</p>
<p>*Karakterimiz böyle ve bağlı olduğumuz hakikatler bunlar ise, bize zulmedenlerin zulüm ve kötülükleri bizi onlara karşı tenkîle, ibâdeye, gıybete, iftiraya ve işledikleri aynı şenaatleri işlemeye sevk edemez.</p>
<p>*Peygamber Efendimiz, “Kim mü’min kardeşini ayıplarsa, aynısını işlemedikçe ölmez.” buyurur. Evet, şayet bir kimse bir kardeşini bir ayıpla ayıplarsa, ölmeden mutlaka onun başına da gelir, diğeri o ayıbı işlemiş bile olsa. Öyleyse hiç tereddüdünüz olmasın; “paralel” diyenler, bir gün mutlaka öyle denmeye müstahak olurlar.. “sülük” diyenlere mutlaka “sülük” denir.. “terör örgütü” diyenlere bir gün “terörist” denir!..</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/seksen-kusur-senelik-hayatimda-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Seksen küsur senelik hayatımda&#8230; | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayat Bu Kadar Hızlı mıydı? &#124; MEHMET YILDIZ</title>
		<link>https://hizmetten.com/hayat-bu-kadar-hizli-miydi-mehmet-yildiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2022 13:46:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[üstad]]></category>
		<category><![CDATA[yasam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatın ne kadar hızlı aktığını merak ediyorsanız, günlerin saatlerine, saatin dakikalarına değil, belki saniyelerine, saliselerine bakmamız gerekiyor. Zaman o kadar süratli akıyor ki, nasıl yaşadığımızın ne kadar yaşadığımızın çoğu zaman&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayat-bu-kadar-hizli-miydi-mehmet-yildiz/">Hayat Bu Kadar Hızlı mıydı? | MEHMET YILDIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın ne kadar hızlı aktığını merak ediyorsanız, günlerin saatlerine, saatin dakikalarına değil, belki saniyelerine, saliselerine bakmamız gerekiyor. Zaman o kadar süratli akıyor ki, nasıl yaşadığımızın ne kadar yaşadığımızın çoğu zaman farkına bile varamıyoruz. Ne kadar yaşadığımız çok önemli mi? Belki ama nasıl yaşadığımız ondan çok daha önemli.</p>
<p>Güzel işlerle, iffetle, ibadetle, tefekkürle dolu bir hayat mı yoksa şeytanları dahi utandıracak bir hayat mı?</p>
<p>Hz Üstad’ın tespitleri ne kadar güzeldir: “Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşrûada kalmazsanız, o gençlik zâyi olup başınıza hem dünyada hem kabirde hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyâde belâlar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak, iffet ve nâmusluluk ve tâatte sarf etseniz, o gençlik mânen bâkî kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmaya vesile olacak.&#8221;</p>
<p>Ben itiraf ediyorum ki hayatımı dolu dolu geçiremedim, hayatın hakkını veremedim Rabbimin istediği istikamette hakkıyla sarf edemedim. İnsanlığa gerektiği gibi faydalı olamadım.</p>
<p>Gençliğim geçti, ihtiyarlığın basamaklarına tırmanırken geriye baktığımda ruhumu incitecek, kalbimi kanatacak çok şeylerin olduğunu görüyorum.</p>
<p>Nasıl ki yılın mevsimleri vardır, ömrün de kendine göre mevsimleri vardır. Çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık&#8230;</p>
<p>Kendi kendime muhasebe yaptığım zaman bu mevsimlerin hiçbirinin hakkını tam anlamıyla veremediğimi görüyorum. İnsan olabildim mi, mesleğimin hakkını verebildim mi? Evlat sahibi olabiliriz ama, (anne ve baba) olmak çok zordur. Baba ve anne olmanın hakkını ne kadar verebildik? Dünyanın herhangi bir yerinde bir mağduriyet varsa uykularım kaçtı mı benim? Yoksa dostlar alışverişte görsün türünden mi bir hayat yaşıyorum? Hayatımız ne kadar planlı? Hedeflerim var mı benim?</p>
<p>Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem “İki günü denk olan zarardadır ziyandadır hüsrandadır” buyurmuyor mu?</p>
<p>Bizler her gün terakki mi, yoksa tedenni mi ediyoruz? Yerinde saymak bile kaybetmektir anlayana.</p>
<p>Okuduklarımız, öğrendiklerimiz, yaşadıklarımız arının topladığı çiçek özlerine benzer. Onu bal haline getirip peteğe yerleştirmesi gibi.</p>
<p>Günümüz insanının malûmatı pek çok ama, hayat peteğimize ne kadarı bal olarak giriyor?</p>
<p>Kalp ibremiz hangi istikameti gösteriyor? Yeşeren düşüncelere sahip miyiz? Kulaklarımızda bahar neşidesini duyabiliyor muyuz? Yaşatma idealinde nerede bulunuyoruz? Kalbin soluklarına ne kadar aşinayız? Hayat eksenimizde irşad ne kadar var? Ruhumuzun heykelini dikerken inancın gölgesinden ne kadar istifade ediyoruz?</p>
<p>Öğrenmeden öğretemeyiz. Hazmetmeden ikram edemeyiz. Düşünmeden konuşamayız. Planlama yapmadan ömrümüzü bereketli hale getiremeyiz.</p>
<p>Kendime çok sorduğum bir soru var: Ne kadar duyarlısın? Çevrenden beklediğini onlara o hassasiyetle gösteriyor musun? Kâinatı bir kitap gibi mütaala edebiliyor musun?</p>
<p>Gecenin gündüzün, gençliğin yaşlılığın, amirliğin memurluğun, kadınlığın erkekliğin, ensarlığın muhacirliğin hakkını verebiliyor muyuz? Kaçımız tam anlamıyla bu sorulara &#8220;evet&#8221; diyebiliriz ki..</p>
<p>Bernard Show diyor ki: “Düşünürler her gün çevrelerinde yüzlerce mucize görürler ama hayatını gündelik işlerle devam ettirenler bu dünyadan hiçbir şey görmeden göçüp giderler.” Kendilerinden ümranlar kurması beklenen insanların, çok basit şeylerin kavgasını verdiklerini görünce şaşkınlık yaşıyoruz.</p>
<p>Gayesiz, hedefsiz, pusulasız bir ömür yaşanır mı hiç?</p>
<p>Hz Mevlana’ya insanın kıymetini nasıl anlayabiliriz diye sorarlar. O da “aradığı şeye bakın” der.</p>
<p>Ukbe İbn Nâfi, Kuzey Afrika’yı baştanbaşa fethetmiş, Atlas Okyanusu’na kadar atını sürmüş, sonra da “Allah’ım! Bu karanlık deniz önüme çıkmasaydı, Senin nâm-ı celîlini denizler ötesi âlemlere götürecektim.&#8221; diye dertlenmişti. Bu ne anlatmalı bana?</p>
<p>Esma binti Ümeys’i Habeşistan’a hicret ettiren neydi? İnancını daha iyi yaşamak ve inandıklarını oradakilerle paylaşmak değil miydi? Efendimizin (sav) mesajını ülkelere götüren sahabilerin o heyecanını görmemek mümkün mü?</p>
<p>Umeyr b. Ebi Vakkas Henüz 14 yaşındaydı. Bedir&#8217;e ısrarla katılmak isteyişinin sebebi ne olabilir o yaşta? Kalbine nasıl yerleştirmişti o yüce hakikati?</p>
<p>Hazreti Nesibe’nin, Hazreti Sümeyra’nın Uhud’daki kahramanlığının arkasında yatan yüce duygu neydi?</p>
<p>Ebu Akil ve Yemâme desem acaba ne hatırlatır size? Nasılsın diye kendisine sorulunca cevap vermez. Birkaç kelimelik enerjisi kalmıştır. Son anlarını yaşamaktadır. Efendimizin (sav) bayraklaştırdığımız mübarek ismi yukarılarda mı aşağılarda mı? Onu merak ediyorum der. Müjdeler olsun Allah düşmanı öldürüldü deyince, parmağını kaldırabildiği kadar kaldırır,  Allaha hamd eder ve ruhunu ondan sonra teslim eder.</p>
<p>Hayatlarının bir gayesi vardı.</p>
<p>İbrahim Reşit hanımının alnından öpüp, çocuklarını bağrına basıp, “Evlatlarım ben Rabbimi anlatmaya gidiyorum belki bir daha dönemem!” derken nasıl bir duygu içindeydi? Cihan keşfine değil, insanlığın keşfine gidiyordu.</p>
<p>Misal bir değil, binler, yüz binler, milyonlar. Ne acıdır ki bir tarafta da gayesiz, hedefsiz, pusulasız yığın yığın insanlar.</p>
<p>İnsanlık namına el uzatalım ki insanlık kazansın. Tohumlar sahipsiz, çiçekler susuz, insanlık da sevgiden mahrum kalmasın.</p>
<p>Hayat o kadar hızlı akıyor ki, aktığını dahi fark edemiyoruz çoğu zaman.</p>
<p>Zaman deyip geçme. En büyük nimetlerden bir tanesidir o&#8230;</p>
<p>Zaman korkunç bir sel durduramayız onu, zamanı değerlendirmekle kullanırız kozumuzu.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayat-bu-kadar-hizli-miydi-mehmet-yildiz/">Hayat Bu Kadar Hızlı mıydı? | MEHMET YILDIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>80 Yıllık Bir Çınarın Hikayesi &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/80-yillik-bir-cinarin-hikayesi-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2022 06:53:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[çınar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baharları severim dedi Oysa hiç bahar uğramamış ömründe Beyaz saçları süzülürken alın çizgilerinde Sırtının kamburunda yoldaş olmuş bastonunda Gözlerinin kuytusunda 80 yılın sayfaları tek tek çevrildi çevirdikçe zaman aktı gitti&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/80-yillik-bir-cinarin-hikayesi-kubra-aydin/">80 Yıllık Bir Çınarın Hikayesi | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Baharları severim dedi</em></p>
<p><em>Oysa hiç bahar uğramamış ömründe</em></p>
<p><em>Beyaz saçları süzülürken alın çizgilerinde</em></p>
<p><em>Sırtının kamburunda yoldaş olmuş bastonunda</em></p>
<p><em>Gözlerinin kuytusunda</em></p>
<p>80 yılın sayfaları tek tek çevrildi çevirdikçe zaman aktı gitti tutamadığı yılları gibi. Yaşanmışlıklar, sevinçler, hüzünler, gurbet, acı ne çok şey birikmişti heybede. Heybede biriken her şey kamburunu biraz daha belli etmişti. Kambur sırtından çok yüreğine çöreklenmiş. Yitirdikleri, yolda bıraktıkları, geriye dönüp bakamadıkları.</p>
<p>80 yıl dile kolay söylemesi yükte hafif ama gönülde ağır. Dilinde her cümle sonunda bugünümüze şükür. Ötelerde sanki bakışları sanki çoktan kavuşmuş en sevdiğiyle sanki bedeni zorunlu bir bekleyişte. Kimsesiz değildi çünkü o çoktan bulmuştu sahibini. Teslim olmuştu bir tek onun önünde eğilirken onunla buluşurken ağır gelmiyordu kamburu. Teslim oluşu, bir annenin kucağındaki bebeğin huzuru ve en derinlerden gelen gözyaşları… Onu sevdiğiyle buluşurken izlemek zaman ve mekandan soyutlanmak demekti. Kendi iç dünyandaki hesapları bir kenara koymaktı.</p>
<p>Gençliğini sorduğunda dalardı uzaklara. Ömrüm baharı derdi. Dizlerin dermanı gençlik. Sürgünler, mahpusluklar, ayrılıklarla dolu ama ağızda kalan tat burukta olsa hoş. Kitaplarım derdi en çok onlara yanar içim. Kimi bir sobaya har oldu kimi gölün dibinde sırra kadem. Arkadaşlarım derdi uzun uzun susardı. Maviden griye dönerdi sanki gözleri. Hüzün bulutları gelir otururdu göz bebeklerine. Sordukça bulutlar sağanak olup yağardı yanaklarına. Vefa derdi vefa başkaydı. Çekilen bütün çilelere su serperdi dostların selamı. Dağılsakta dört bir yana bilirdik dua olurduk avuçlarda. Hepsi birer birer terk ettiler bu dünyayı. Bir ben kaldım yalanında… Ben de gün saymaktayım tahliyeye. İçimde bir yerlerde bir sızı başlardı o konuştukça. Keşke derdim zamanda yolculuk olsa gitsem yaşadığı her saniyeye şahit olsam.</p>
<p>Biz zamane çocukları bihaber kalmışız vefadan. Baharları beklerken güneşten şikâyet ederiz. Ayazı sevmeyiz kışa küseriz. Ah 80 yıllık ömre asırlar sığdıran yiğit okusak seni satır satır erir mi vicdanlardaki buz?</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/80-yillik-bir-cinarin-hikayesi-kubra-aydin/">80 Yıllık Bir Çınarın Hikayesi | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazoz kapağı gibi savrulan hayatlar…</title>
		<link>https://hizmetten.com/gazoz-kapagi-gibi-savrulan-hayatlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2021 17:21:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[gazoz kapağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16598</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Çocuklar, dükkâncılık oynarlar ya…Fakat bu oyunlardan ellerine zaman israf etmekten başka bir şey geçmez. Gece gelip çatar, çocuk evine aç döner… Bu âlem oyun yeridir, ölüm de gece. Geri döner&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gazoz-kapagi-gibi-savrulan-hayatlar/">Gazoz kapağı gibi savrulan hayatlar…</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i>“Çocuklar, dükkâncılık oynarlar ya…Fakat bu oyunlardan ellerine zaman israf etmekten başka bir şey geçmez. Gece gelip çatar, çocuk evine aç döner… Bu âlem oyun yeridir, ölüm de gece. Geri döner gidersin, fakat kese bomboş, sen de yorgun argın!”</i></p>
<p><i>(Hz. Mevlâna, Mesnevi)</i></p>
<p>Bir cami şadırvanına yaklaşsanız ve baksanız tüm musluklar sonuna kadar açık…</p>
<p>Sular şarıl şarıl boşa akıyor?</p>
<p>Kapatmaya koşarsınız.</p>
<p>Mutfakta veya banyoda aşırı su kullananlar vardır.</p>
<p>Dakikalarca boşa akıtırlar.</p>
<p>Bir Afrika kabilesine yetecek kadar suyu, bir duş esnasında israf edenler çoktur.</p>
<p>Kırmızı ışıkta fazla duracaksanız arabanın motorunu durdurursunuz.</p>
<p>Bu kadarlık yakıt israfı bile tedirgin eder.</p>
<p>Peki dünyada en çok israf edilen şeyler bunlar mıdır?</p>
<p>Değildir.</p>
<p>En çok israf edilen şey “zaman”dır</p>
<p>İsraf edilen su, bir şekilde telafi edilebilir.</p>
<p>Boşa sarf edilen benzin, yeniden doldurulabilir.</p>
<p>Geri gelmeyen şey “zaman”dır</p>
<p>Zaman israfı hepimizin ortak bir günahı.</p>
<p>Hz. Bediüzzaman 24 saati 24 altına benzetir.</p>
<p>Sayılı günler ve sayılı altınlardan oluşan bir hazinemiz var.</p>
<p>Lafa gelince dünyada “sınav”da olduğumuzu söyleriz.</p>
<p>Ama buna katiyen inanmayız.</p>
<p>Sınav salonu nasıl olur?</p>
<p>Hayal edin.</p>
<p>Öğrenciler vardır.</p>
<p>Ve herkesin önünde sınav kağıtları.</p>
<p>Kimse gürültü yapmaz, uyumaz.</p>
<p>Kimse konuşmaz, yan gelip yatmaz.</p>
<p>Herkes büyük bir ciddiyetle sorusunu cevaplamaya yoğunlaşır.</p>
<p>Zamanın yetmeyeceğinden korkulur, kol saati masaya konur, sık sık bakılır.</p>
<p>Teorik olarak sürekli “imtihan dünyası” deriz ama “birer öğrenci” olarak sınavı unuturuz.</p>
<p>Pratikte bu imtihanın “tik tak”larını ciddiye almayız.</p>
<p>Bizi seyreden, sınavda olduğumuzu düşünmez.</p>
<p>“24 altın” değerindeki 24 saati birer gazoz kapağı gibi savururuz.</p>
<p>Hayat sınavında herkese verilen süre farklıdır.</p>
<p>Saati tik takları kalp atışlarıdır.</p>
<p>Kalp geri çevrilmez bir saat gibi çalışır.</p>
<p>Sınav süresi hızla sona yaklaşır.</p>
<p>“Ağustos Böceği ile Karınca” hikayesini bilirsiniz. Karınca yaz boyunca güneşin altında kan ter içinde çalışır. Ağustos böceği ise saz çalıp şarkı söyler ama bizden daha tedbirlidir.</p>
<p>Hiç olmazsa kışın geldiğini fark eder, rüyadan uyanır.</p>
<p>Telaşlanıp bir şeyler yapmaya çalışır.</p>
<p>Bizim ağustos böceği kadar bile telaşımız yok.</p>
<p>Ne beyaz saçlar ne de hastalıklar uyaramıyor.</p>
<p>Ağustos böceği kadar bile rüyamızdan uyanamadık.</p>
<p>Her sabah yeni bir sınav günü.</p>
<p>Her sabah önümüze yeni bir sınav kâğıdı geliyor.</p>
<p>Her sabah “yeni sorular” ile uyanıyoruz.</p>
<p>Sınav’ı ziyan edenler olarak üçe ayrılıyoruz:</p>
<p>Bir, önüne gelen soruları çözmeye uğraşmayıp boş işlerle meşgul olanlar.</p>
<p>İki, karşısına çıkan sorulardan hoşlanmayıp hatta sorularına küsüp bir kenarda bunalım içinde bekleyenler.</p>
<p>Üç, kendi sorusuna yoğunlaşma yerine başkalarının sorularıyla ve onların yanlış cevaplarıyla meşgul olanlar.</p>
<p>Bunların hayatı şu cümlelerle geçiyor:</p>
<p>“A.. bak, falan yanlış çözüyor.”</p>
<p>“Gördün mü şuradakiler daha sorusunu anlayamamış!”</p>
<p>“Ben demiştim zaten bunlar yanlış yapacak!”</p>
<p>Hatta “öğretmeni” suçlayıcı ifadeler:</p>
<p>“Böyle soru olur mu ya!”</p>
<p>“Bu gariban nasıl altından kalksın bu imtihanın!”</p>
<p>“Şu kadına da bu soru sorulur mu?”</p>
<p>“Falana basit sorular gelmiş, ne güzel!”</p>
<p>Perde perde gaflet türleri.</p>
<p>Oysa sınav kitapçığımızın “Sınav hakkında” bölümünde uyarı üstüne uyarılar var.</p>
<p>Sınav ve içeriği hakkında bilgiler Kur’an’da yer alır.</p>
<p>“Sınav kitapçığı”nda yazmayıp da karşımıza gelen bir soru yok.</p>
<p>Neler sorulacağı tane tane yazılmış.</p>
<p>Önce mutlak anlamda “sınav süresi”ne, yani “zaman”a yemin edilir:</p>
<p>“Zaman’a yemin olsun” (Asr, 1).</p>
<p>Fecr’e yani sabaha, günün başlangıcına, sınav başlangıç saatine yemin edilir (Fecr, 1).</p>
<p>Bir başka ayette “gece”ye, bir başka ayette “kuşluk vakti”ne…</p>
<p>Zaman, üzerine yemin edilecek kadar eşsiz ve değerlidir.</p>
<p>Ama ne yaparsın ki dünyada en çok israf ettiğimiz şey odur.</p>
<p>Sahilde su üstünde gazoz kapağı kaydıran çocuklar gibiyiz.</p>
<p>Altın sikkelerini art arda pervasızca savuruyoruz, birkaç sektirme keyfine…</p>
<p>(<i>Devamı var.</i>)</p>
<div class="td-g-rec td-g-rec-id-content_bottom td_uid_3_6012f0df0b38e_rand td_block_template_1 "><strong>Kaynak: Veysel Ayhan | Tr724</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/gazoz-kapagi-gibi-savrulan-hayatlar/">Gazoz kapağı gibi savrulan hayatlar…</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatın başlangıcı ile ilgili ileri sürülen fikirler &#124; Zekeriya Çiçek</title>
		<link>https://hizmetten.com/hayatin-baslangici-ile-ilgili-ileri-surulen-fikirler-zekeriya-cicek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2021 11:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Çiçek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16228</guid>

					<description><![CDATA[<p>   İnançsızların iddiaları 3 gurupta toplanır. Birincisi: Var olan her şey sebeplerin bir araya gelmesi ile meydana gelmiştir. İkincisi: Kendi kendine olmuştur. Üçüncüsü: Her şey tabiatın tesiri ile oluyor, yani&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayatin-baslangici-ile-ilgili-ileri-surulen-fikirler-zekeriya-cicek/">Hayatın başlangıcı ile ilgili ileri sürülen fikirler | Zekeriya Çiçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>   İnançsızların iddiaları 3 gurupta toplanır.</strong></p>
<p>Birincisi: Var olan her şey sebeplerin bir araya gelmesi ile meydana gelmiştir.</p>
<p>İkincisi: Kendi kendine olmuştur.</p>
<p>Üçüncüsü: Her şey tabiatın tesiri ile oluyor, yani tabiat yaratmıştır.</p>
<p><strong>Her şeyi sebepler mi yaratıyor?</strong></p>
<p>Gözümüzle gördüğümüz şeylerin sebeplerin bir araya gelmeleriyle yaratılmaları imkânsızdır. Bu imkânsızlığı     bir aç misalle anlatalım:</p>
<p>Bir eczane düşünelim. O eczanede yüzlerce ilaç olsun. Her bir ilacın yapımı için çok hassas ölçülerde maddeler gerekmektedir. Eğer bir ilaçta bulunan maddelerden bir tanesi 1 miligram fazla olsa o ilaç şifa yerine zehir olacak.</p>
<p>Şimdi bu ilaçların nasıl meydan geldiği konusunda karşımızda iki yol var.</p>
<p>“Eczanenin içerisinde ilaç yapımında kullanılan madenlerin bulunduğu kavanozlar vardı. Eczanenin penceresi o gece kendiliğinden açılıyor. Pencerenin açılmasıyla içeri giren rüzgâr kavanozları deviriyor. Devrilen kavanozlardan dökülen madenler bir araya gelip ilaç paketlerini meydana getiriyor” dersek buna inanır mısınız?</p>
<p>“Sebepler pencereyi açıyor, yine bir sebep olan rüzgâr içeri giriyor ve ilaçlar meydana geliyor” Bu şekilde meydana geleceğine kimseyi inandıramazsınız.</p>
<p>Ama “bu ilacı; akıl, bilgi ve uzmanlık sahibi bir kimyacı yaptı” dediğimiz zaman bu yol daha inandırıcıdır.</p>
<p>Ateşi, odunu, yemeği yan yana koysak ve bunların yemeği ısıtmasını esecek bir rüzgârdan beklersek, açlıktan ölürüz ama o yemek yine pişmez. Torunlarımızın torunları da o yemeğin piştiğini görmez. Sebepler yaratıyor diyenler yemeklerini bu yolla pişirmeyi deneseler sebeplerin hiç bir şey yaratamayacağını da görüp öğrenmiş olurlar.</p>
<p>Sebepler, hadiselere perde olmaktan başka bir rol üstlenemezler. Allah’ın (cc) azameti bunu ister. Bu meseleyle ilgili olarak Rısale-i Nur’da şöyle denilir:</p>
<p>“ İzzet ve azamet ister ki esbab, perdedârı dest-i kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve Celal ister ki, esbap ellerini çeksin tesiri hakikiden.” (Mesnevi’den Lemalar))</p>
<p>Cenab-ı Hak (cc) âlemdeki yaratılış faaliyetlerinde sebeplerle tasarrufta bulunur. Bu durum imtihan dünyasının bir gereğidir. Analar ve babalar olmadan insanlar doğamazlar. Mevcut kanunlar bunu gerektirir. Tıp dünyasının yaptığı tüp bebek için de mutlaka bir sperm ve yumurta olmalıdır. Bir de oluşacak zigot denen bebek tohumunun çimlendirileceği bir uterus (döl yatağı) zorunludur. Burada yeri gelmişken bu oluşumlar, yoktan var etme değil tamamen bir inşadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Hizmetten | Zekeriya Çiçek</strong></h3>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayatin-baslangici-ile-ilgili-ileri-surulen-fikirler-zekeriya-cicek/">Hayatın başlangıcı ile ilgili ileri sürülen fikirler | Zekeriya Çiçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayat acılarıyla tatlıdır &#124; M.Ali Şengül</title>
		<link>https://hizmetten.com/hayat-acilariyla-tatlidir-m-ali-sengul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2020 15:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Şengül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her canlı, hususiyle akıl ve irade sahibi insanlar, hayatı acılarıyla ve bütün zorluklarıyla yaşamak zorundadırlar. İnsanlar bazen kışı yaşar, bazen bütün mahlukatın şenlendirdiği çiçeklerin yüzümüze güldüğü bahara yolu uğrar, bazen&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayat-acilariyla-tatlidir-m-ali-sengul/">Hayat acılarıyla tatlıdır | M.Ali Şengül</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Her canlı, hususiyle akıl ve irade sahibi insanlar, hayatı acılarıyla ve bütün zorluklarıyla yaşamak zorundadırlar.</div>
<div></div>
<div>İnsanlar bazen kışı yaşar, bazen bütün mahlukatın şenlendirdiği çiçeklerin yüzümüze güldüğü bahara yolu uğrar, bazen fırtınalar her şeyi alabora eder, bazen de zelzeleler, yangınlar, bela ve musibetler harp ve darplar, zalimler mazlumları ezerek insanları meşgul eder zor durumda bırakabilirler. Çünkü dünya bir imtihan yeridir. İnsanlarda bu imtihan için gönderilmiştir. Böylece insanların dersine çalışıp çalışmadığı, başarılarını ortaya koymaları adına imtihana tabi tutulduğu bir mekteptir. Kabiliyetlerinin inkişafı, talim ve terbiyesi için dünya aynı zamanda bir talimgâhtır.</div>
<div></div>
<div>“Müminler sadece “İman ettik” demeleri sebebiyle kendi hallerine bırakılıvereceklerini, imtihana tâbi tutulmayacaklarını mı zannettiler?” (Ankebut Sûresi 2)</div>
<div></div>
<div> “Biz elbette kendilerinden önce yaşamış olanları denedik. Allah elbette şimdiki müminleri de imtihan edip iman iddiasında sadık olanlarla, samimiyetsiz olanları elbette bilecektir.” (Ankebut Sûresi 3)</div>
<div></div>
<div>“Kötülükleri işleyenler hükmümüzden kaçıp kurtulacaklarını mı zannettiler? Ne fena hükmediyorlar!” (Ankebut Sûresi 4)</div>
<div></div>
<div>Allah ve Resüllullah’la, Kur’an-ı Mu’ciz-ül beyanla, bağlantısı güçlü olan bir mü’min’in dünyada düşmanı sadece Allah’a baş kaldıran şeytan (aleyhilla’neh) dır. Bunun dışında olan en büyük düşmanlık yapanlara bile hazreti üstadın ifadesiyle şefkat manasında bir düşmanlığı vardır. Yani; Allah’ım bir fırsat ver sana baş kaldıran şu insanlara Seni tanıtayım ve Seni sevdireyim niyetindedir.</div>
<div></div>
<div>Onun için davayı İslam’a gönül vermiş hasbi, fedakâr, muhlis, ehli imandan hiçbir kimsenin kaybetmesini bir mü’min vicdanen kabul edemez. Varsa hata ve kusurları, kırılmış kalpleri, onları kavli leyyinle, tatlı dil güler yüzle tamir etmeye çalışırlar.</div>
<div></div>
<div>Kışın sert fırtınaların güçlü olduğu, depremlerin şiddetiyle her şeyin enkaz haline geldiği dönemlerde mü’minler birbirlerine karşı şefkatle merhametle muamele ederek yardımcı olmalıdırlar. Bu ancak iyi niyetle, hüsnü zanla, mazlumların mağdurların elinden tutmakla gerçekleşir. Bu türlü sıkıntılı anlarda her insan normal düşünemeyebilir, yanlış yapabilir, bilerek veya bilmeyerek bazen kalp ve gönül yıkabilir. Kendini haklı iddia eden her mü’min insaflı davranmalı ve bu olup bitenleri hoş görmedir.</div>
<div></div>
<div>Bu mevzuda Hucurat sûresi 10. ayette Cenab-ı Hakk: “Mü’minler sadece kardeştirler. O halde ihtilaf eden kardeşlerinizin arasını bulun! Allah’a karşı gelmekten sakının ki, O’nun merhametine nail olasınız” buyurmaktadır.</div>
<div></div>
<div>Allah Rasulü (sav) Cerir bin Abdullah’tan (ra) “namaz, zekat ve yeryüzündeki bütün Müslümanların hayrını istemek üzere biat almıştır.” Efendimiz(sav) “Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu desteğinden mahrum bırakmaz. Bir kimse için Müslüman kardeşini hakir görmesi günah olarak ona fazlasıyla yeter.” buyurmuşlardır.</div>
<div></div>
<div>“İyi düşünün ki Allah’ın Resulü sizin aranızda bulunmaktadır. Şayet o birçok işte size uysaydı, haliniz yaman olurdu. Ama Allah size imanı sevdirdi ve onu kalplerinizde güzelleştirdi; inkârdan, fâsıklıktan ve isyandan ise sizi iğrendirdi.” (Hucurat sûresi 7)</div>
<div></div>
<div>“İşte Allah’tan bir lütuf ve nimet olarak doğru yolda yürüyenler onlardır. Allah her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.” (Hucurat sûresi 8)</div>
<div></div>
<div>“Müminler ancak o kimselerdir ki Allah’ı ve Resulü’nü tasdik eder ve sonra da hiçbir şüpheye düşmezler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücahede ederler. İşte imanına bağlı, gerçek müminler bunlardır.” (Hucurat Sûresi 15)</div>
<div></div>
<div>Dünyaya bir defaya mahsus olmak üzere gelen herkes misafirdir. Her an Allah bu emanetini alabilir. Öldükten sonra geriye dönme ve hataları tashih etme şansı yoktur. Onun için zaman, hayat ve sıhhat mü’min için çok kıymetli ve değerlidir. Bunlar parayla alınıp satılan şeyler değildir, mü’minler sahip oldukları bu değerleri zayi etmeden, ahiret hayatına yatırım yapmalıdırlar.</div>
<div></div>
<div>Zira gitmek zorunda olduğumuz, zerre kadar hayır ve şerden hesaba çekileceğimiz büyük mahkemede, hakimler Hakimi Allah huzurunda nedamet duyup eyvah demenin, saçını başını yolmanın kimseye faydası olmayacaktır.</div>
<div></div>
<div>Onun için bütün mü’minler Allah’a olan güven ve itimadını sarsmadan, gereksiz ve lüzumsuz şeylerle ömürlerini ve zamanını israf etmemelidirler. Zarardan başka hiçbir faydası olmayan gıybet ve dedikodulara girmeden, zaman şeridini iman, Kur’an ve insanlık hizmetiyle süslemelidirler. Allah’ı kullarına sevdirerek dünya ve ahiret saadetlerine yardımcı olmaya çalışmalıdırlar.</div>
<div></div>
<div>Mü’minler, muhatapları kim olursa olsun üsluplarını bozmamalı, Hz. Musa aleyisselam ve kardeşi Harun aleyhisselamı firavuna gönderen Allah’ü Zülcelal Hazretlerinin Kur’an-ı Mu’cizül beyanda ifade buyurdukları gibi, yumuşak ama vakur bir şekilde -tatlı dil ve güler yüzle- hakkı tebliğ ediyor gibi davranmalı ve kendilerine yakışanı yapmalı, örnek ve model insan olmalıdırlar. Tıpkı Musab bin Umeyr’in (ra) Medine’yi Münevvere de kabile reislerine davrandığı ve gerçekleri ifade ettiği gibi olmalıdırlar.</div>
<div></div>
<div>İman ortamının oluşması ve gelişmesi için güven ortamına ihtiyaç vardır. Güven olmazsa, ifadeler de itibar görmez. Efendimiz (sav) de “bir kalp te iman ve haset beraber bulunamaz” buyurmaktadır. (Nesâi)</div>
<div></div>
<div>“Mü’min gıbta eder münafık haset eder.” (Ragıb müfredat)</div>
<div></div>
<div>“Mü’min Allah’ın hazinesinden ister, münafık kulun elindekinden rahatsız olur, onun izalesini ister.”</div>
<div></div>
<div>Yine Efendimiz (sav) “Sizi hasetten sakındırmaya çalışıyorum. Zira haset, ateşin odunu yediği gibi, kişinin amellerini yer bitirir.” buyurmuşlardır. (Ebu Davut – İbn-i Mace)</div>
<div></div>
<div>İslam ve iman davası; peygamberlerle, hususiyle Efendimiz (sav) ve sahabe Efendilerimizle (r.anhüm) o günden bu güne kadar Kur’an ve davayı İslam’ı temsil eden büyüklerimizle, hususiyle son asırlarda ömürlerini hapishanelerde çile ve ızdırablar içinde geçiren, kalbini rızayı ilahiye ve davasına kilitlemiş hasbi ve fedakâr mü’minlerin omuzuna konmuş bir emanettir.</div>
<div></div>
<div>Allah bu emaneti bugün ehli imanın omuzuna koymuşsa, hadiseler sıkıntılar ne kadar büyük olursa olsun sabredip katlanmalı ve bu davanın varisi olduklarını ve kasvete boğulup ye’se düşmeden, ümitle şahlanıp rüştlerini ispat ederek gelecek hayrul halef nesillere bu davayı daha mükemmel olarak devretmelidirler.</div>
<div></div>
<div>Kasas sûresi 77. ayette Cenab-ı Hakk: “….. Allah sana ihsanda bulunduğu gibi, sende insanlara iyilik et, sakın ülkede nizamı bozma peşinde olma! Çünkü; Allah bozguncuları sevmez.”buyurmuştur.</div>
<div></div>
<div>Bazen bir mazarratı def etmek, iyi iş yapmaktan daha hayırlıdır. Kim ne derse desin hiçbir şeye takılmadan kalbimizi Allah’ın rızasına kilitlediğimiz bu yolda, hasbi samimi fedakâr muhlis mü’minlerle bu emaneti götürmeli, Allah’la irtibatı hizmetle sadakati sürdürmeli ve pes etmeden ye’se düşmeden, herkes kendi sorumluluğunu yerine getirmeli. Bu yolda Allah emanetini nerde alırsa bir tohum gibi bulunduğumuz yere defnedilmeyi arzu etmeliyiz.</div>
<div></div>
<div>Dünya şartlarını nazara alarak ciddi bir müşavereyle yeniden hizmeti imaniye ve Kur’aniye’yi, insanlığın dünya ve ahiret saadetine destek olucu ve dünya barışına katkıda bulunabilme adına yeryüzü kışlasında hiçbir beklenti içinde bulunmadan, rütbesiz Allah’ın cünudu olarak hizmet vermeliyiz.</div>
<div></div>
<div>Bugün olup bitenlerle alakalı Allah’ın muradı bu istikametteyse, tenkit ve itiraz etmeye hiçbir hakkımız yoktur. Hamdedip şükredip ve sabrederek Cenab-ı Hakk’ın rızasına talip olmalıyız.</div>
<div><b> </b></div>
<div><b>Kaynak: Mehmet Ali Şengül | Samanyoluhaber</b></div>
<div></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayat-acilariyla-tatlidir-m-ali-sengul/">Hayat acılarıyla tatlıdır | M.Ali Şengül</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayat boşluk kabul etmez &#124; M.Ertuğrul İncekul</title>
		<link>https://hizmetten.com/hayat-bosluk-kabul-etmez-m-ertugrul-incekul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2020 11:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ertuğrul İncekul]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14848</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzayda bile boşluk yoktur. Titreşimler ve esir maddesi vardır. İnsan hayatı da boşluk kabul etmez. Duygularımızdaki, kalbimizdeki, hayalimizdeki, aklımızdaki, zihnimizdeki boşalan yerleri başka duygu ve düşünceler gelir işgal ederler. Dünkü&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayat-bosluk-kabul-etmez-m-ertugrul-incekul/">Hayat boşluk kabul etmez | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzayda bile boşluk yoktur. Titreşimler ve esir maddesi vardır. İnsan hayatı da boşluk kabul etmez. Duygularımızdaki, kalbimizdeki, hayalimizdeki, aklımızdaki, zihnimizdeki boşalan yerleri başka duygu ve düşünceler gelir işgal ederler. Dünkü biz biz değiliz, yarın ki biz de biz olmayacağız.</p>
<p>İnsanı ne ayakta tutar? İnsanı ne hayata bağlar ? İnsan niye yaşar? Bu sorulara herkesin kendine göre cevabı vardır ya da yoktur. Ama hayatı değerli kılan insanın inandığı, uğruna ömrünü harcadığı, peşinden gittiği amaçları, idealleri veya hedefleridir. Kimisi için hayatın anlamı sadece günü kurtarmaktan ve günlük ihtiyaçlarını karşılamaktan ibarettir. Kimilerinin ise  yıllar alacak hedefleri vardır. Bir kelebek gibi örer kozasını sabırla. Kimileri ise ısmarlama insanlardır, asırları aşan hedefleri ve mefkûreleri vardır. Bu özel insanların ekserisi öldükten sonra, bazıları ise asırlar sonra layıkıyla anlaşılabilirler.</p>
<p>Hayat bize değişik seçenekler sunuyor. Kimileri için ilim yolu açık, ilim deryasında ,hikmet dünyasında yolculuk imkanı sunuluyor. Bu yolculukta sahili selamete çıkanlar olabildiği gibi, maalesef kendi ilmi ile kendisini batıranlar ve boğulanlar da olabiliyor. Kimilerine büyük servet ve imkanlar lütfediliyor. Ya doğuştan ya da sonradan çok zengin olabiliyorlar. O grup için de akıbet aynı, ya sahili selamete çıkış, birilerine de bu yolculukta vesile olma söz konusu ya da serveti ile batış ve yok oluş. Kimileri fakirliği ile, kimileri tevazuu ile, kimileri sıradanlığı ile, kimileri kötülüğü ile, kimileri bencilliği ile, kimileri hırsı ile, kimileri zamanı hoyratça harcayışı ile bize sunulan imkanları bir şekilde kullanıyor.</p>
<p>Ben bir çekirdektim, çürüdüm, kurudum ve bu sayede hakikatler, eserler ortaya çıktı diyor asrın dertlisi. Ben dediğimiz şeyi ,kendimizi tanımadan, özünü keşfedemeden ölüp gitmek ne acı ! Ne istidatlar verilmiş bize, elma mı, üzüm mü, yakut mu, zebercet mi ? hangi çekirdekler, değerler  yüklenmiş bize, bunları keşfedemeden, hiç açılmadan toprak olmak ne acı! Bill Gates “fakir doğmak sizin suçunuz değil ama fakir ölmek sizin hatanız&#8221; diyor. Biz de çevirip şöyle diyelim , insan olarak ne büyük definelere malik yaratılmışız, bu defineleri keşfedemeden toprak olmak büyük hüsran olsa gerek.</p>
<p>Benim dediğimiz her şey elimizden çıkıp gitmiyor mu?</p>
<p>Sonsuza hiçlikle muhatap olmak ne güzel !</p>
<p><strong>Hizmetten | M.Ertuğrul İncekul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayat-bosluk-kabul-etmez-m-ertugrul-incekul/">Hayat boşluk kabul etmez | M.Ertuğrul İncekul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Parçalanmış Hayatlar’ı dünya duyacak</title>
		<link>https://hizmetten.com/parcalanmis-hayatlari-dunya-duyacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 11:00:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[parçalanmış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merkezi ABD’de bulunan insan hakları kuruluşu Huddled Masses, 12 Eylül Cumartesi günü Türkiye’de hak ihlalleri yaşayanların sesini duyurmak için program hazırladı. &#160; Türkiye’de hak ihlalleri yaşayan ve hukuksuzluklara maruz kalanlar&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/parcalanmis-hayatlari-dunya-duyacak/">‘Parçalanmış Hayatlar’ı dünya duyacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="page-summary">Merkezi ABD’de bulunan insan hakları kuruluşu Huddled Masses, 12 Eylül Cumartesi günü Türkiye’de hak ihlalleri yaşayanların sesini duyurmak için program hazırladı.</h2>
<p>&nbsp;</p>
<div>
<div>Türkiye’de hak ihlalleri yaşayan ve hukuksuzluklara maruz kalanlar için ABD’de bir program düzenleniyor. 12 Eylül Cumartesi Türkiye saatiyle 20.00’de başlayacak programda dünyaca ünlü satranç şampiyonu ve Garry Human Rights Foundation’ın Başkanı Garry Kasparov’dan KHK’lı Cemal Yıldırım’a kadar birçok ismin mesajları yayınlanacak.</div>
<div></div>
<div>Program için bir reklam fragmanı hazırlandı. Youtube başta olmak üzere sosyal medya üzerinden izlenebilecek. “Broken Lives” (Parçalanmış Hayatlar) adlı program, Chicago’da 12.00, New York’ta 13.00 ve Londra’da 18.00’de başlayacak.</div>
<div></div>
<div>HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Tarsus Cezaevinde hayatını kaybeden Halime Gülsu’nun annesi Zeynep Gülsu ve abisi İrfan Gülsu, eşini hicret yolunda kaybeden Tenkil Müzesi Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Uludağ, bebeğiyle birlikte hapis yatan Rahime Yıldız, Pakistan’dan Türkiye’ye kaçırılan Kaçmaz ailesi, NBA yıldızı Enes Kanter programın yer alacak isimlerden bazıları.</div>
<div><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13697" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/09/huddle-472x700.jpg" alt="" width="472" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/09/huddle-472x700.jpg 472w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/09/huddle.jpg 624w" sizes="(max-width: 472px) 100vw, 472px" /></div>
</div>
<div></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/parcalanmis-hayatlari-dunya-duyacak/">‘Parçalanmış Hayatlar’ı dünya duyacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatımıza Yön Veren Dört Hadis-1 &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/hayatimiza-yon-veren-dort-hadis-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2020 16:00:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11518</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir bina yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. İlk önce zemin etüdü yapılır. Sağlam çıkarsa binaya güçlü bir temel atılır. Ardından binayı taşıyacak mukavemetli kolonlar dikilir. Sonrasında ise tuğla, sıva,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayatimiza-yon-veren-dort-hadis-1/">Hayatımıza Yön Veren Dört Hadis-1 | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir bina yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. İlk önce zemin etüdü yapılır. Sağlam çıkarsa binaya güçlü bir temel atılır. Ardından binayı taşıyacak mukavemetli kolonlar dikilir. Sonrasında ise tuğla, sıva, boya vs. gibi tali meseleler yapılır. Evin boyasının rengi çok önemli bir mesele değildir ama kolonları sağlam olmazsa bina çöker. İşte bunun gibi dinimizi yaşarken de bir onu ayakta tutan temel kurallar, bir de ikinci veya üçüncü derecede önemli hususlar vardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dini yaşamada meşhur hadisçilerden Ebu Davut hazretleri şöyle söylüyor: 500 bin hadis topladım. Bunların arasından seçtigim 4800 hadisi kitabıma koydum. Yine bunların içinden seçtigim dört hadis var ki, kim bunları hayatında uygulasa dini yaşama adına bu ona yeter.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu hadislerden ilki şudur:</p>
<ol>
<li>Sizden birisi kendisi için sevip istediğini, kardeşi için de istemedikçe tam bir mümin olamaz.</li>
</ol>
<p>Bu hadis, karakter eğitimi açısından oldukça önemli bir hadistir. İnsanda varolan bencilliği yok eder. Bu hadisin zıddı bencillik ve egoizmdir. Bu hadisi, üzerine empati duygusunu da koyarak, hayatınızın her alanında deneyimleyebilirsiniz. Mesela bir işte çalışırken, evlenirken, cenazede, bebeğiniz olduğunda, ev araba vesaire aldığınızda, kısacası her alanda. Şu an korona virüsü sebebiyle ekonomi kötüleştiği için biz bu alana yönelip hadisi bu alanda bir örnekle açıklayalım.</p>
<p>Hayatta insanlar öncelikli olarak kendi menfaatini düşünürler. Özellikle yöneticiler kendi kazancına ve işlerinin yolunda gitmesine odaklanır ve oldukça bencildirler. Hele işler kötüye gidiyorsa  ilk yaptıkları şey işçi çıkarmak olur. 1950’lerde Almanya’da Volkswagen firması ekonomik problemler sebebiyle durumu oldukça kötüleşir. Üretimleri düşer, gelirleri azalır. İşçi çıkarmak veya maaşları düşürmekle karşı karşıya kalırlar. Bencillik etmezler ve bunun için çözüm aramaya başlarlar ama bulamazlar. Bunun üzerine firma yöneticileri, işçi sendikasını çağırırlar ve bu durum hakkında işçilerle görüşerek bir çözüm sunmalarını isterler. Sendika, işçilerle görüşür ve bir süre sonra firma yetkililerine şöyle bir çözüm sunar:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>‘‘Biz sizin işçi çıkarmanızı istemiyoruz ama bu şekilde maaşları normal düzende verirseniz zarar edeceğinizi görüyoruz. Biz de firmanın sahibi olsaydık maaşları düşürmek yada işçi çıkarmak isterdik. Ama biz iki tarafıda rahatlatacak  bir çözüm bulduk. Bu sebeple şöyle yapalım. Bizler şu an fabrikada haftada yedi gün çalışıyoruz. Çalışma günümüzü beş güne düşürelim ve hafta sonları çalışmayalım. Sizde bizi beş gün üzerinden ücretlendirin. Böylece hem hiç kimse işten çıkmamış olur, hem de ücretler makul ve ödenecek bir seviyeye düşmüş olur.‘‘ derler. Firma yöneticileri bu teklife çok sevinir ve karşılıklı anlaşırlar. İşte bu olay karşılıklı olarak patronların ve işçilerin kendisi için istediğini kardeşi içinde istemesine güzel bir örnektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, patronlar işçi çıkarmak zorunda kaldıklarında işçilerinin ailesini de düşünmeli. İşçilerde patronlarını düşünerek işlerini sağlam yapmalı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İyilik, iyilik doğurur. Bizler başkalarının daima iyiliğini düşünmeliyiz. Allah Resulü şöyle buyuruyor: “Bir Müslüman, yanında bulunmayan bir din kardeşi için dua ederse, mutlaka (yanında bulunan) melek ona, aynı şeyler sana da verilsin diye dua eder.” (Müslim, Zikir 86; Ebû Dâvûd, Vitir 29) Kendimiz için istediğimizi başkası içinde istemek bize bir şey kaybettirmez. İslam bizi daima pozitif düşünceye, olumlu düşünceye yönlendirir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, kişi kendisi için istediğini başkası içinde istemeli. Siz düğün yaptığınızda, nasıl dostlarınızın sizin düğününüze gelmesini, size hediye getirmesini istiyorsanız, siz de dostlarınızın düğünlerine gitmeli ve onları mutlu etmelisiniz. Aynı şekilde onları önemsemeli, çocukları doğduğunda, hastalıkta, cenazede onlarla beraber olmalısınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu hadisi bir de dinimizi anlatma yoluyla ele alarak bitirelim. Allah’a binlerce kere şükürler olsun ki bizler müslümanız. Peki ya müslüman olmasaydık, müslüman olanların bize nasıl davranmasını isterdik. Tembellikleri, dini gerçek manada yaşama ve yayma gayretlerinin olmaması sebebiyle bize İslam’ı ulaştırmakta gecikselerdi ve huzuru mahşerde onlarla karşılaşsaydık onlara ne derdik. Başkasının yerine koyun kendinizi, gerçek dini bulamamanın verdiği sıkıntılarla hep hafakanlar içinde gezen ve rahmet deryasına giremeyenlerin yerine. Evet, bizler kendimiz için istediğimiz cenneti başkaları için de isteyelim. Himmetimizi âli tutalım ve biraz daha gayret edelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_77366"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/N5cZSGI-vg8?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><em>Mithat Tayyar&#8217;ın konu ile ilgili sohbetlerine kendi  <a href="https://www.youtube.com/watch?v=N5cZSGI-vg8" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Youtube kanalından</a> da ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>Haftaya  devam edeceğiz&#8230;</p>
<p><strong>Yorum: Mithat Tayyar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayatimiza-yon-veren-dort-hadis-1/">Hayatımıza Yön Veren Dört Hadis-1 | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatı Süzerek Yaşama</title>
		<link>https://hizmetten.com/hayati-suzerek-yasama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2020 06:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=9767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soru: Çeşitli vesilelerle hayatı ve hâdiseleri duyarak, hissederek ve süzerek yaşamanın öneminden bahsediliyor. Hayatı süzerek yaşama ne demektir? Cevap: İsmine ne dersek diyelim, bir insanın hayatını çevreleyen eşya ve hâdiselerin dilini&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayati-suzerek-yasama/">Hayatı Süzerek Yaşama</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru: Çeşitli vesilelerle hayatı ve hâdiseleri duyarak, hissederek ve süzerek yaşamanın öneminden bahsediliyor. Hayatı süzerek yaşama ne demektir?</strong></p>
<p><strong>Cevap: </strong>İsmine ne dersek diyelim, bir insanın hayatını çevreleyen eşya ve hâdiselerin dilini çok iyi okuması ve anlaması, enfüsî ve afakî tefekküre dalarak sürekli bilgi dağarcığını beslemesi çok önemlidir. Tıpkı çocukların kumbarasına para atması gibi, her gün yaşadığı hayatı derinlemesine süzen ve bilgi dağarcığına yeni yeni marifet hüzmeleri atan bir insan marifet, muhabbet ve iştiyak dağarcığını da genişletmiş olacaktır. Zira bilgi dağarcığını sürekli besleyen bir insan, zamanla marifette de derinleşmeye başlayacak, bu onun muhabbetini tetikleyecek, bu ise onun Allah’a kavuşma iştiyakını arttıracaktır. Bütün bunlar mü’min açısından ebedî hayatı elde etme adına çok önemli birer sermayedir.</p>
<h3>Âfâkî ve Enfüsî Tefekkür</h3>
<p>Mesela biz, avamca bir gözle bile olsa anatomimize bakıp enfüsî tefekküre daldığımızda, onun bize anlatacağı çok şey olduğunu görürüz. Mesela insanın ağzı, burnu ve diğer organlarının yerli yerine konulması ve her bir organın kendisinden beklenen vazifeyi kusursuz bir şekilde yerine getirmesi; nefes alma, yemek yeme veya konuşma gibi faaliyetlerinin mükemmel bir şekilde düzenlenmesi; beyin, sinirler ve organlar arasındaki sinyal ve komutların oldukça hızlı ve ahenkli bir şekilde yerine getirilmesi gibi fizyolojik faaliyetler, ‘insan denen bu meçhul’ün nasıl müthiş bir sisteme sahip olduğunu anlama adına yeterlidir.</p>
<p>Aynı şekilde varlık ve kâinatın insanın düşünceleri, beklentileri ve ihtiyaçlarıyla tam bir uyum içinde yaratılması; kâinattaki her bir varlığın ihtimal hesaplarına sığmayacak ölçüde mükemmel bir şekilde ve alâkadar olduğu diğer varlıklarla tam bir uyum içinde var edilmesi; insana, kâinatın bir nüshası ve fihristi olabilecek bir kısım donanım ve özelliklerin bahşedilmesi gibi vakalar düşünülecek olursa böyle müthiş bir ahenk ve nizamın arkasında bir Nâzım’ın (nizam kuran, düzen ortaya koyan) bulunduğu görülecektir.</p>
<p>Fakat maalesef bazıları bütün bu açık seçik âyetleri okuyamıyor, hayatlarını sadece dünyaya hasrediyor, amiyane ve mânâsızca bir hayat yaşıyorlar. Tûl-i emelin sebep olduğu tevehhüm-i ebediyet duygusuyla hiç ölmeyecekmiş gibi hareket ediyorlar. Bu tür insanlar hesabı görülmedik çok korkunç meselelerle ahirete yürüyeceklerdir. İşte bu sebeple bazen Cenâb-ı Hak, insanları, hayatı onlara sevimsiz hâle getirecek ve acılaştıracak bir kısım hastalıklara, belâlara, musibetlere maruz bırakmak suretiyle onlardaki bu negatif duyguları kırmaya, onların gafletlerini dağıtmaya ve onları bir kere daha muhasebeye sevk ediyor.</p>
<p>Oysaki, insana bahşedilen ömür, öyle üst üste manasızca yığılacak ve istiflenecek bir şey değildir. O, ciddi bir tahlile tâbi tutularak, her şey yerli yerine yerleştirilerek, bilerek, duyarak ve hissederek yaşanması gereken büyük bir ilahî nimettir. İnsan onunla sair mahlukattan ayrılır ve ayrı bir değer kazanır. Hatta insanın ruhanilere ve meleklere faikiyet kazanması da onun sayesinde olur. Çünkü hayvanlar zamandan habersiz bir şekilde insiyaklarıyla hareket ettikleri gibi; ruhaniler ve melekler de zaman üstü yaşarlar. Bu açıdan denebilir ki zamanın hakikî mazrufu insandır ve insan davranışlarıdır. Bunlardan habersiz yaşanan bir hayat, gerçekte yaşama olarak görülemez.</p>
<p>Hatta insan, mülk buudunun yanında melekût âlemine ait yönü üzerinde de durmalıdır. Nefsini anlamaya çalışmalı, ruhunu düşünmeli ve Allah’la münasebetlerine bakmalıdır. Kendisinden çok daha akıllı nice insanların küfür ve dalalet vadilerinde dolaştıklarını göz önünde bulundurmalı ve sahip olduğu imanı adına Allah’a şükretmelidir. Aynı şekilde mantık ve muhakemesi bizden çok daha derin öyle insanlar vardır ki, maalesef bunlar sahip oldukları nimetleri kullanarak İnsanlığın İftihar Tablosu’nu tanıyamamış, Kur’ân-ı Kerim’den istifade edememişlerdir. Dolayısıyla bütün bunların düşünülmesi bir taraftan insandaki şükür duygularını harekete geçirecek, diğer yandan da onun elindeki imkân ve fırsatları çok daha verimli değerlendirmesine yardımcı olacaktır.</p>
<p>Kısacası insan, bütün bir hayatını ciddi bir tedebbür, tezekkür ve tefekkür dantelasıyla işlemeye bakmalı; tığını, güzel bir desen ve manalı bir netice elde edecek şekilde elindeki atkılar üzerinde sürekli hareket ettirmelidir. Bunu sağlamanın yolu ise, yaşadığı dünyayı ciddi bir şuurla ele almaktan geçmektedir. Günümüzde bunu “farkındalık” kelimesiyle ifade ediyorlar. Evet, insan, hem maddî ve manevî yönü itibarıyla kendisinin hem de eşya ile kurduğu münasebetlerin farkında olmalıdır. Farklı bir ifadeyle o, bir taraftan küçücük cirmine rağmen cirimleri aşkın münezzeh, mukaddes ve müteal bir varlıkla nasıl bir münasebetinin bulunduğunu iyi okumalı; diğer yandan da kendisiyle alâkalı hâdiseleri çok iyi süzmeli ve araştırmalıdır.</p>
<p>Bu hakikatin farkında olan ve ümmetine de uyulması gereken güzel örnekler bırakmak isteyen Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), etrafında hep güzel şeyler görmek ve güzel şeyler duymak istemiştir. O, yolculuklarında karşılaştığı dağ ve vadi isimlerinden kendisine göre manalar çıkarmış, meydana gelen bazı olaylarla ilgili tefeülde (hâdiseleri hayra yorma) bulunmuş, kavimlerin helâk edildiği yerlerde oyalanmak istememiş ve kötü anlamı bulunan bazı isimleri değiştirmiştir. Siyer ve hadis kitaplarına bakılacak olursa O’nun, sahabeden birçok kişinin ismini değiştirdiği ve onlara güzel manalı isimler verdiği görülecektir. İşte bu gibi hâdiseler O’nun, hayatı ne kadar dikkatli yaşadığının ve çevresinde olup biten hâdiselere karşı ne ölçüde duyarlı olduğunun bir ifadesidir.</p>
<h3>Eşyanın Melekût Ciheti</h3>
<p>Biz biliyoruz ki kâinatta tesadüfî meydana gelen ve başıboş bırakılmış hiçbir hâdise yoktur. Her şey bir plân ve program dâhilinde cereyan etmektedir. Öncelikle bu hakikatin çok iyi kavranması gerekir. Eğer varsa zihnimizde böyle bir düşünce, mutlaka onun çaresine bakmalıyız. Öyle ki ipliği iğneden geçiremememizi veya bu sırada iğnenin elimizden düşmesini bile tesadüfe vermemeliyiz. Kendi hayatımızda veya çevremizde olup bitenlerin hiçbirisi rastlantıya bağlı işler değildir. Eğer derince bir imanla bu hakikati iyi sezerseniz meydana gelen olayların arka plânlarını ve hikmetlerini anlamaya gayret edersiniz.</p>
<p>Evet, çevremizde olup biten her şeyin mutlaka bize ifade ettiği bir kısım manalar vardır. Diyelim ki siz bir yerde konuşurken çok terlediniz ve sıkıldınız veya elinizin bir hareketiyle yanlışlıkla bardağı devirdiniz ya da yürürken ayak sürçmesine maruz kaldınız. Hemen bu tür olayların sizin için ne ifade ettiğini, sizin ne tür bir hata ve eksiğinizin cezası olabileceğini düşünmelisiniz. Zira âyet-i kerimenin bize ifade ettiği manaya göre esasında başımıza gelen her musibet, bizim kendi ellerimizle örüp başımıza taktığımız bir külah gibidir. (Bkz.: Şurâ sûresi, 42/30) Eğer bu tür olup biten hâdiseleri sadece dış yüzleriyle anlar ve onları sadece bir kısım zahiri sebeplerle irtibatlandırmaya çalışırsanız, meseleleri daraltmış olursunuz. Hâlbuki hâdiselere genişçe baktığınızda, onların maddî sebeplerinin arkasında bize ifade ettikleri daha farklı manaları da okuyabilirsiniz.</p>
<p>Bir yeriniz ağrıdığı zaman, bunu zahiri sebeplerle irtibatlandırarak, tedavi adına bir kısım yollara tevessül edebilirsiniz. Esasen bunda herhangi bir mahzur yoktur, bilakis bize verilen sıhhat nimetini muhafaza adına üzerimize düşen bir vecibedir. Fakat nazarınız sadece burada kalır ve maruz kaldığınız bu sıkıntının arkasında Müsebbibü’l-esbâb’ı göremezseniz hata edersiniz. Zira başa gelen musibetler, bir kısım sürçme ve kaymalarımızın neticesi olabileceğinden, bizde istiğfar duygusunu tetiklemek için meydana gelmiş birer sinyal gibidir. Bize düşen, bu sinyali doğru okuyarak tevbe ve istiğfarla Allah’a yönelmektir. Eğer bu konuda gaflete düşersek, daha büyük sıkıntılar kapımızı çalabilir.</p>
<p>Biz, maruz kaldığımız küçük büyük bütün sıkıntıları Cenâb-ı Hakk’ın rahmet deryasından üzerimize yağan birer yağmur tanesi gibi görmeliyiz. Görmeli ve ıslanmama adına hemen sığınacak bir sera aramalıyız. Yani bunlar bizi daha çok Allah’a yaklaştırmalı ve O’na sığınmamıza vesile olmalıdır. Böylece Allah, bu tür küçük cezalarla bizim günahlarımızı bağışlayacak ve onları ahirete bırakmayacaktır. Eğer ahirete kalacak olsalar, orada verilecek ceza çok daha büyük olacaktır. Bu açıdan dikkatli bir nazarla bakıldığında, zahiri yüzü acı gibi görünen pek çok hâdisenin iç yüzünde Allah’ın rahmet tecellilerinin bulunduğunu görmek mümkündür.</p>
<p>Eğer hayatınızı bu ölçüde dikkatli yaşar ve yaşadığınız her hâdiseyi çok iyi süzerseniz, yaşadığınız fizikî dünyadan aralanan menfezleri görebilir ve buralardan melekûtî âlemlere ait bir kısım hakikatleri müşahede edebilirsiniz. Ayrıca yalnız olmadığınızı bilirsiniz. Her zaman O’nun kuvvetini, kudretini, inayetini ve riayetini başınızın üstünde hissedersiniz. Aynı zamanda yaşadığınız her sıkıntıyı bir uyarı ve tembih olarak görür ve bunu dağınıklıktan kurtulma ve derlenip toparlanma adına bir fırsat olarak değerlendirirsiniz.</p>
<p>Öte yandan şayet maruz kaldığınız hâdiseleri böyle ince bir nazarla tetkik eder ve bunların arkasındaki gerçek sebepleri görürseniz, sebeplere hakiki bir tesir verme hatasından da kurtulmuş olursunuz. Teslim ve tevekkül ufkuna ulaşmanın yolu da budur. İşte o zaman Hz. Üstad’ın ifadesiyle sırtınızda taşıdığınız ağır yükleri, içinde seyahat ettiğiniz gemiye bırakır ve rahata erersiniz. (Bkz.: Bediüzzaman, <em>Sözler</em>, s. 335) Bu ise bir yönüyle maiyet-i ilâhiyeye ulaşmanıza vesile olur ve siz bundan öyle bir enerji alırsınız ki, bununla küre-i arzın yörüngesini bile değiştirebileceğinize inanırsınız. Dolayısıyla tevekkül duygusu bir acziyetin ifadesi değildir. Bilakis o, asıl güç ve kuvvet kaynağına dayanmanın ifadesidir. Bütün bu ifadelerimizin iradeyi nefyetmekle veya sebepleri görmezden gelmekle bir alâkasının olmadığını da burada ifade etmek gerekir.</p>
<p>Fakat bu tür mevzular objektif olmadığından ötürü herkes anlayamayabilir. Mesele biraz da tevhidde derinleşmeye, her şeyin zimamının Allah’ın elinde olduğuna aksine ihtimal vermeyecek şekilde yürekten inanmaya bağlıdır. Eğer siz bütün hâdiselerin Allah’ın muhit ilim ve iradesinin programına göre cereyan ettiğine inanır ve hayatınızı süzerek yaşarsanız, gerek tekvinî ve teşrî emirlere ait gerekse şahsi hayatınıza dair çok farklı hakikatlere ulaşabilir ve hâdiseleri net olarak görebilirsiniz.</p>
<p>Fakat bazen olur ki çevremizde meydana gelen olayların iç yüzünü ve hikmetlerini tam olarak anlayamayabiliriz. Onlardaki ilâhî tecellileri göremez ve onların bizim için ne tür güzel neticeler sakladıklarını fark edemeyebiliriz. Bu tür durumlarda da en azından Allah’ın -hâşâ- abes fiil işlemeyeceğini ve kullarına zerre miktarı zulüm yapmayacağını bilmeliyiz.</p>
<h3>Sistemli, Metotlu ve Dengeli Yaşama</h3>
<p>Fakat çağımızın sürat çağı hâline gelmesi, günümüz insanlarının hayatlarını hep bir koşuşturmaca içerisinde geçirmeleri ve sürekli bir yerlere ve bir şeylere yetişmeye çalışmaları, ne yazık ki onların bu anlamda pek çok şeyi kaçırmalarına sebep olmaktadır. Bu sebeple hayatımızı süzerek, hissederek ve düşünerek yaşamak istiyorsak, onu yeniden programlamalı ve ciddi bir disipline bağlamalıyız.</p>
<p>Eğer işlerinizi aranızda taksim eder, yardımlaşma düsturuna işlerlik kazandırır, mesainizi çok güzel tanzim eder, yapmanız gereken vazifeleri belli bir plâna yerleştirir ve onlara çok iyi konsantre olursanız, sürat ve hız sizin lehinize işleyecektir. Yani, insanın ahesterevlik etmemesi ve gücünü sonuna kadar kullanarak yapması gereken işleri hızlı halletmesi önemli olsa da, bunun başarılması hayatın sistematik ve metotlu yaşanmasına bağlıdır. Esasında beş vakit namazın bir günü belli vakitlere bölecek şekilde farz kılınması da Müslümanlara vakitlerini tanzim etmeyi ve plânlı yaşamayı öğretmektedir.</p>
<p>Siz buna dikkat etmediğiniz takdirde bir küheylan gibi koşsanız bile, hiç farkına varmadan bir süre sonra hâdiselerin çarkları arasında ezilip kalabilirsiniz. Yapılan işler sizde yorgunluk ve bıkkınlık hâsıl edebilir. İşlerinizle ve karşılaştığınız problemlerle ilgili doğru düşünemez ve isabetli kararlar veremezsiniz. Bu da yapılan işlerden verim alınamamasına sebebiyet verir. Dolayısıyla yaptığınız işlerde başarısız olursunuz. Dahası bir süre sonra dökülüp yolda kalabilirsiniz. Bu açıdan eğer yaşadığınız hayatı en güzel şekilde değerlendirmek ve ondan en yüksek verimi almak istiyorsanız, mutlaka sistemli ve metotlu çalışmak zorundasınız. Böyle bir hareket tarzı, on kat daha hızlı yol almadan daha bereketli olacaktır.</p>
<p>Hayatı süzerek yaşamanın ve onu rantabl olarak değerlendirebilmenin önemli faktörlerinden bir diğeri de dengedir. Yemek yemekten uyumaya, çalışmaktan ibadetlere kadar yapılan bütün işlerde hassas bir nizam ve mükemmel bir intizam bulunmalı ve bunların hiçbirisi diğerinin yapılmasına mâni olmamalıdır. Ne bedenimize ait ihtiyaçlar ihmal edilmeli ne yuva görmezden gelinmeli ne de topluma ve Allah’a karşı sorumluluklarımız fevt edilmelidir. Bunların hepsine ait vazifeler hassas bir dengede götürülmeli ve her hak sahibine mutlaka hakkı verilmelidir. Kur’ân’ın, <span class="arabic">فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ</span> <em>“(O hâlde) bir işten boşa çıkınca hemen (başka) bir işe koyul.</em>” (İnşirah Sûresi, 94/7) emri gereğince, bir işten yorulduğumuzda başka bir işe yönelmeli ve böylece iş yaparken dinlenmeliyiz. Bu sayede hiçbirini aksatmadan pek çok işi birlikte yapmak da mümkün olacaktır.</p>
<p>Hayatın plânlı ve programlı yaşanması aynı zamanda ilâhî ahlâkla ahlaklanmanın bir gereğidir. Çünkü Rabbimiz kâinatı yaratırken belirli bir plân ve programa göre yaratmıştır ki biz buna kader diyoruz. İnsanın görmesi, duyması ve konuşması gibi fiillerden tutun da galaksilerin ve nebülözlerin hareketlerine kadar kâinattaki bütün varlıklar Allah’ın muhit ilmi tarafından ortaya konulan ilmî bir programa göre belirli bir sistem ve uyum içerisinde hareket etmektedir. Cenab-ı Hak, kullarından Kendi ahlâkıyla ahlâklanmalarını talep ettiğine göre, kullarına düşen vazife de onun kaderî programına uygun hareket etmektir.</p>
<p>Kaldı ki bir bina bile projesiz yapılmaz. İnşaata başlamadan önce zemin etüdü yapar, muhtemel zelzeleleri hesaba katarak binamızın onlara mukavemetli olmasını sağlarız. Aynı şekilde tarlaya tohum atma gibi basit bir işi bile bir kısım hesaplara bağlı götürürüz. Mesela toprağın verimli olup olmadığına bakar, sulama imkânlarının yeterli olup olmadığını araştırır veya havanın ve güneş ışınlarının durumunu kontrol ederiz.</p>
<p>Eğer bunun gibi cüzi işler bile ciddi bir kısım hesaplara bağlı görülüyorsa, insanın körü körüne bir hayat yaşaması asla tasvip edilemez. Onun davranışlarının ciddi bir statiğinin olması, bu statiğin üzerine bina edilecek tavır ve davranışların, mutlaka önünün arkasının, ne getirip ne götürdüğünün iyi düşünülmesi icap eder.</p>
<p><time datetime="2019-02-03">03 Şubat 2019</time>. fgulen.com Kategori <a href="https://fgulen.com/tr/fethullah-gulenin-butun-eserleri/kirik-testi-serisi/kirik-testi">Kırık Testi (Kitaplaşmamış)</a> M.Fethullah Gülen</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayati-suzerek-yasama/">Hayatı Süzerek Yaşama</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
