<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>haci kemal erimez arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/haci-kemal-erimez/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/haci-kemal-erimez/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:20:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>haci kemal erimez arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/haci-kemal-erimez/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Okul Adam&#8217; anısına&#8230; Yurt Dışında Bir Okul Açma Serüveni</title>
		<link>https://hizmetten.com/okul-adam-anisina-yurt-disinda-bir-okul-acma-seruveni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jan 2022 17:59:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Mehmet SAYIN]]></category>
		<category><![CDATA[haci kemal erimez]]></category>
		<category><![CDATA[Okul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=23966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dr. Mehmet SAYIN Amerika&#8217;daki altı aylık eğitim programımı tamamladıktan sonra geri döndüğüm ülkenin en büyük ikinci şehrinde bir okul açmak için görevlendirilmiştim. Gittiğim şehirde bir dil merkezi vardı. Okulun resmî&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/okul-adam-anisina-yurt-disinda-bir-okul-acma-seruveni/">&#8216;Okul Adam&#8217; anısına&#8230; Yurt Dışında Bir Okul Açma Serüveni</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dr. Mehmet SAYIN</strong></p>
<p>Amerika&#8217;daki altı aylık eğitim programımı tamamladıktan sonra geri döndüğüm ülkenin en büyük ikinci şehrinde bir okul açmak için görevlendirilmiştim. Gittiğim şehirde bir dil merkezi vardı. Okulun resmî işlemlerini yürütebilmek için dil merkezinde idareci olarak göreve başladım. İlk yaptığımız işlerden birisi şehrin millî eğitim müdürlüğüyle temasa geçmek oldu. Müdürlük görevini bir hanımefendi yürütüyordu. Görüşme esnasında hanımefendiye okul açma niyetimizi ilettik. Bu konuda birlikte çalışmak istediğimizi ifade ederek bize danışmanlık yapmasını teklif ettik. Hanımefendi; “Bunu bir süre düşüneyim size bilgi veririm.” dedi. Biz de müsaade isteyip ayrıldık. Bir hafta sonra hanımefendi; “Bu konuda ben size danışmanlık yapmak isterim ancak vali bey burada okul açmanıza sıcak bakmıyor. Bu nedenle şu an burada okul açmanız mümkün görünmüyor.” dedi. Tanışmak ve okul meselesini görüşmek için mektup yazarak vali beyden üç kez randevu istedik. Vali bey mektubun ikisine olumsuz cevap verirken üçüncü mektuba olumlu cevap verdi. Lakin randevu günü makamına gittiğimizde nedense bizimle görüşmek istemedi ve kapısından geri döndük. Bunun üzerine dil okulunu geliştirme ve genişletme kararı aldık. Şehrin en merkezi yerinde, valiliğin tam karşısında yeni bir bina kiraladık ve programa bilgisayar kursu ilave ettik. Camlarımız açıldığında neredeyse vali beyle karşılıklı selamlaşacak kadar yakın olmuştuk. Yeni dil merkezi şehrin prestijli bir yerindeydi ve sadece tabelası ile çok ciddi kursiyer çekti. Her yaştan insan bilgisayar programları ve dil öğrenmek için akın akın geliyorlardı. Artık o bina bize yetmez olmuştu. Merkez ofisi ve kayıt kabulü orada devam ettirmek şartıyla şehrin başka bir yerinde derslikler için daha geniş bir bina kiralamaya kadar verdik. Milli eğitim müdiresi hanımefendiye de derslikler için daha geniş bir bina aradığımızı, hatta ellerinde kullanmadıkları okul binası varsa onlardan birisini bile kiralayabileceğimizi söyledik. Müdire hanımefendi, ellerinde böyle bir bina olmadığını fakat yeni bir gelişme olursa bizi bilgilendireceğini söyledi. Bu şekilde bir süre bina aradık lakin uygun bir bina bulamadık. Araba kullanmayı Amerika’da otomatik vitesle öğrenmem nedeniyle ehliyetim olmasına rağmen manuel araba kullanmayı bilmiyordum. Bu problemi çözebilmek için bir ehliyet kursuna kayıt oldum. Haftanın belli günleri manuel arabalarla pratik yapacaktım. Yanıma orada üniversite okuyan öğrenci arkadaşlardan birisini de alarak kursa gittim. Kayıt olduğum kurstan bir eğitmen bizi kullanılmayan eski bir uçak fabrikasının uçuş pistine götürdü. Burada bana ders vermeye başladı. Birkaç saat zaman geçirdikten sonra piste yakın ,çok görkemli, son zamanlarda yapıldığı her halinden belli olan beş katlı, tam okul olacak bir bina gözümüze ilişti. Kurs bitince sürücüye bizi o binaya götürmesini söyledik. Adam “Oraya gidelim ama eğer randevunuz yoksa o binanın içine elimizi kolumuzu sallayarak girip gezemeyiz, güvenlik bizi içeri almaz; orası bölge mahkemesi.” dedi. “Olsun, binaya giremesek de en azından bahçesinde arabayla bir tur atıp çıkarız.” dedik. Beyefendi bizi binaya götürdü ancak adamın dediği gibi randevumuz olmadığı için güvenlik bizi içeri almadı. Binanın yakınına geldiğimizde gerçekten bir okul için dizayn edilmiş olduğunu gördük. Bina yepyeni ve her tarafı pırıl pırıldı. Bu binanın bizim olması için içimizden duamızı ettik ve oradan ayrıldık. Bina arayışlarımızı devam ettiriyorduk.</p>
<p>Bu olayın üstünden bir hafta geçmemişti ki bir gün millî eğitim müdiresi hanımefendi aradı ve “Müdür bey sizin işinize yarayacak bir bina buldum. Eğer mesai çıkışı müsaitseniz binanın sahibini arayayım gidip bugün binayı görelim.” dedi. “Tamam.” dedik. Mesai çıkışı millî eğitim müdürlüğünde buluştuk ve müdire hanımın arabasıyla gittik. Vara vara vardık ki bizim bir hafta önce bahçesinden döndüğümüz bina. Binaya yaklaşınca müdire hanımefendiye, “Biz geçen hafta bu binaya geldik ancak burası bölge mahkemesiymiş burayı bize vermezler.” dedik. Müdire hanımefendi gülümsedi; “Evet, doğru söylüyorsunuz burada bölge mahkemesi var; ancak mahkeme bir ay içinde buradan kendi binasına taşınıyor. Bu bina ise özel bir üniversitenin fakültesi için yapılmış bir bina. Yani bina devletin değil üniversitenin ve rektörlük tarafından kiraya çıkarıldı. Şu an üniversite yeterince öğrenci bulamadığı için üç beş yıllığına tüm binayı kiraya vermek istiyor. Bizi rektör bey karşılayacak; siz burada ne yapmak istediğinizi rektör beye anlatın” dedi. Rektör bey bizi karşıladı ve binayı gezdirdi. Burada ne yapmak istediğimizi anlattık. Rektör bey “Tamam fakat binanın beşinci katı üniversitenin misafirhanesi olarak dizayn edildi ve ben eşimle birlikte orada kalıyorum. Ayrıca kendim için de şehir merkezinde yeni bir konut yaptırıyorum.<br />
O konut tamamlanana kadar burada kalmak istiyorum; lakin onun tamamlanması birkaç yıl alabilir.” dedi. Biz de “Bina zaten yeterince büyük, hatta dördüncü katını da biz misafirhane olarak dizayn etmeyi düşünüyoruz. Hiç problem değil komşu oluruz. Sizin burada olmanız bizim için daha iyi olur. Bir şeyler danışmak istediğimizde bize hamilik edersiniz.” dedik ve birkaç hafta içinde anlaşmayı yapıp tüm binayı kiraladık. Bu sürede mahkeme de oradan taşındı ve binanın anahtarını bize teslim ettiler.</p>
<p>Bu arada çok sürpriz bir gelişme oldu. Vali bey bir parti kurarak mevcut iktidara karşı seçim hazırlıklarına başladı ve şehirden ayrılarak başkente taşındı. Yerine o zaman bizim yaşlarda daha geç bir vali atandı. Yeni vali geldikten sonra bir demet çiçek yaptırarak vali beye hem hoş geldiniz demek hem de kendimizi tanıtmak için randevu bile istemeden direkt makamına ziyarete gittik. Vali beyin sekreterine kendimizi tanıttık ve görüşmek istediğimizi ilettik. Sekreter hanım içeri girdi ve durumu vali beye iletti. Vali bey “Buyursun gelsinler.” demiş. Elimizde çiçeklerle makam odasına girdik. Vali bey bizi ayakta karşıladı. “Çiçek bayana getirilir ama ben sizin çiçeklerinizi kabul ediyorum.” dedi ve alıp masasına koydu. Oranın kültürüne göre bu tür ziyaretlerde bayanlara çiçek, makam sahibi erkek olunca da ona uygun bir hediye takdim edilirmiş. Vali bey, “Şehrimde sizin gibi güzel insanların olması beni çok mutlu etti.” diyerek bir yakınını kucaklar gibi boynuma sarıldı. Bir süre sohbet ettik ve yaptığımız faaliyetleri anlattık. Tekrar görüşmek üzere müsaade isteyip ayrıldık. Yeni valinin bu şekilde sıcak davranması okul açma konusunda bizi yeniden ümitlendirdi. Millî eğitim müdiresi hanımefendiyi yeniden ziyaret ettik ve okul açmak için yeni valilin fırsat olduğunu söyledik. Hanımefendi “Tamam birkaç gün bekleyin ben vali beye durumu ileteyim.” dedi. Birkaç gün sonra hanımefendi “Vali bey teklifinize sıcak bakıyor.” dedi.</p>
<p>Evet, binayı dil merkezi için kiralamıştık ama bina okul olmak için son derece müsaitti. Ancak maddi imkânlarımız okul açmak için yeterli değildi. Tüm imkânlarımızı ortaya koyduktan sonra her ay için artı beş bin dolara ihtiyacımız vardı. Eğitim kurumlarının şirket merkeziyle görüştük ancak “Aylık böyle bir para ayırmamız mümkün değil.” dediler. Biz de “Allah Kerim” diyerek beklemeye başladık. Binayı kiralayalı bir ay olmuştu ki Naci Tosun abi ziyaretimize geldi. Naci abi her yıl yaptığı gibi yine bir Orta Asya turuna çıkmıştı ve Türkiye’ye dönmeden önce en son bizim bulunduğumuz şehre, bizleri ziyarete gelmişti. Muhabbet esnasında “Burada iyi bir potansiyel var okul açmak istiyoruz ama bunun için yeterli kaynağımız yok. Eğer aylık beş bin dolar kadar takviye paramız olsa burada bir okul açabiliriz. Hatta şu an okul olabilecek bir de bina kiraladık.” dedik. Naci abi, “Hocam ben Türkiye’den Orta Asya ziyaretine çıkarken bir grup arkadaşlar “Abi size beş bin dolar versek bunu Orta Asya’da ihtiyaç olan bir okula verebilir misiniz? Bu paranın devamını da her ay göndermek istiyoruz.” demişti. Bu turda Orta Asya&#8217;da beş ülke gezdim, onlarca şehre uğradım ama o para hâlâ yanımda. Burası da ziyaret ettiğim son ülke ve siz de son şehirsiniz. Size bu parayı ve her ay devamını da gönderecek arkadaşların telefonunu vereyim. Onlara söylerim size aylık beş bin dolar göndersinler, okulu açın.” dedi. Bu heyecanla Naci abiye hemen kiraladığımız binayı gezdirdik. Naci abi binayı çok beğendi ve “Keşke imkân olsa da ilerisi için bu binayı satın alsanız.” dedi. Selim bir kalple duada bulundu ve oradan ayılıp Türkiye’ye döndü.</p>
<p>Bu gelişmeden sonra eğitim kurumlarının şirket merkezindeki yetkililere durumu anlattık ve okul açabileceğimizi söyledik. Onlar da çok mutlu oldular, ancak yeni bir okul açılabilmesi için Hocaefendi&#8217;nin görevlendirdiği bir heyetten izin alınması gerektiğini söylediler. Sebep olarak da, Hocaefendi “Bir süreliğine yeni okul açılmasın. Var olan okulların standartları iyileştirilsin. Yurt dışına gidecek yeterli sayıda öğretmen bulunmakta zorluk çekiliyor. Ancak bu karara rağmen yeni okul açılması elzem olan yerler olursa onlar durumu bir mektupla ilgili arkadaşlara değerlendirmeleri için bildirsinler.” diye buyurmuş. Yönetim kurulu başkanı hocamız da “Burada bir okulun açılması için bizden ziyade yereldeki insanların talepte bulunması uygun olur.” dedi. Yani bölge millî eğitim müdürlüğü burada bir okul açılmasına ihtiyaç var diye bir mektup yazabilirse yetkili mercilerin bu teklife sıcak bakacağını söyledi. Bu karardan sonra millî eğitim müdiresi hanımefendiyi ziyaret ettik ve durumu anlattık. O yıllarda ülkede enerji problemi vardı ve sık sık elektrikler kesiliyordu. O günkü ziyaretimizde de binada elektrikler yoktu ve müdire hanımın odası soğuktu. Hanımefendi üzerinde pardösü elleri cebinde oturuyordu. Durumu anlattıktan sonra mektup yazması için talebimizi ilettiğimizde; hanımefendi “Müdür bey siz benden mektup yazmamı istiyorsunuz ama şu an mektup yazacak durumda değiliz. Gördüğünüz gibi elektriklerimiz yok ve bilgisayarlar çalışmıyor. Bu soğukta benim de elim kalem tutacak durumda değil, siz ne istiyorsanız yazın ben imzalayayım.” dedi.<br />
Biz de “Acelesi yok elektrikler ne zaman gelirse o zaman yazabilirsiniz.” deyip müsaade istedik ve ayrıldık. O gün saat gece 11:00’e geliyordu bir anda telefon çaldı. Millî eğitim müdür yardımcısı beyefendi arıyordu ve “Müdür bey ev adresinizi söyleyebilir misiniz? Sizi ziyaret etmek istiyorum.” dedi. “Eğer acil bir şey yoksa yarın iş yerinde görüşelim, gecenin bu saatinde buraya kadar zahmet etmeyin.” dedim. “Yok, zahmet olmaz! Geç de olsa sizi görmek istiyorum.” dedi. Ev adresimizi verdik ve çıkıp apartmanın girişinde karşıladık. Bize bir zarf verdi “Umarım bu mektup işinizi görür.” dedi ve vedalaşıp ayrıldı. Eve çıkıp, zarfı açıp mektubu okuduk. Çok güzel, nezaketli bir dille mektup yazmışlar ve mektubu “Şehrimizde bir okul açılmasını istiyoruz.” diye bitirmişler.</p>
<p>Bu mektubu şirket merkezine ilettik ve şirket merkezi de gerekli yerlerle görüştükten sonra okul açılmasına müsaade edildiğini, resmiyetin sağlanması ve gerekli izinlerin alınması için girişimde bulunabileceğimizi söylediler. Milli eğitim müdiresi hanımefendiyi tekrar ziyaret ettik ve “Okulun açılması için izin geldi. Sizin de müsaadenizle okulu açma işlemlerine başlayabiliriz. Bunun için ne yapılması gerekiyorsa bizi yönlendirmesini talep ediyoruz.” dedik. Müdire hanım, “Tamam, size yardımcı olayım ancak yeni valiyle birlikte şehirdeki bir kısım müdürler de değişecek zannedersem; ben de bu değişecekler arasında olabilirim.” dedi.</p>
<p>Hanımefendinin dediği gibi kısa süre sonra emekliye sevk edildi ve yerine müdür yardımcılarından bir beyefendi atandı. Beyefendi de bizi yakından tanıyan bir isimdi. Makamına oturunca onu ziyaret ettik ve okul açma konusunda gelinen noktayı anlattık. O da “Eğer anlattığınız gibi vali bey tamam diyorsa problem yok.” dedi. Biz de birkaç hafta sonra vali beyi yeni taşındığımız dil merkezine davet ettik. Sağ olsun vali bey davetimize olumlu cevap verdi ve gelip bizi ziyaret etti. Görüşmeye şirket yönetim kurulu başkanı ve genel müdür beyefendiler de katıldılar. Vali bey beklenenden uzun kaldı ve sohbet derinleşince “Müsaadenizle bu binada okul açmak istiyoruz.” dedik. Okulu eğitim dönemine yetiştirebilmemiz ve öğrenci bulabilmemiz için iki ay gibi bir zamanımız olduğunu söyledik. Vali bey “Hiç problem değil, buradan çıkışta ben telefonla millî eğitim müdürüne yarın sizin onu ziyaret geleceğinizi söylerim. Siz yarın müdür beyi ziyaret edin ve ne yapılması gerekiyorsa size yardımcı olsun, Eylüle okulu yetiştirelim. Okula şehrimiz için önemli olan şu değerli tarihî şahsın ismini verelim. Bir taraftan resmî prosedürlerini takip ederken diğer taraftan da bu isimle okul açtığınızı ve öğrenci almak istediğinizi duyurabilirsiniz” dedi. Orada okulun ismini de belirledikten sonra, ertesi gün sabah millî eğim müdüründen randevu istedik.</p>
<p>Müdür bey saat 11:00 gibi randevu verdi. Tam o saatte müdürlüğe gittik. Ancak müdür bey makamında yoktu. Sekreter hanım müdür beyi valinin çağırdığını ve oraya gittiğini, bir saat sonra döneceğini, o gelene kadar beklememiz gerektiğini söyledi. Müdür beyin gelmesini bekledik. Geldikten sonra “Kusura bakmayın. Sizin okul işiyle ilgili vali bey yüz yüze görüşmek istedi. Okulunuz hayırlı olsun! Bir taraftan resmî işlemleri tamamlarken bir taraftan da öğrenci alımı için reklam vermeye başlayabilirsiniz. Çünkü zaman çok dar ve hızlı hareket etmezseniz bu saatten sonra öğrenci bulmak zor olabilir.” dedi. Hemen apar topar bir radyo reklamı hazırlayarak ön kayıtların başladığını ilan ettik. Ancak ortada ne eğitim için yeterli araç gereç ne de hoca var. Okul araç gereçleri parayla hallolacak işlerdi ama hoca bulmak çok da kolay değildi. Çünkü okulun eğitim dili İngilizce idi. Okulun tefrişatı için Türkiye&#8217;den bize aylık beş bin dolar gönderecek fedakâr insanları aradık ve sıra, masa, bilgisayarlar ve laboratuvar konusunda destek istedik. Sağ olsunlar “Hiç problem değil, ne lazımsa listenizi yapın; gelin halledelim.” dediler. İhtiyaç listesini çıkardık ve okul için gerekli olan araç gereçlerin hepsini alıp bir tıra yükleyerek on beş gün içinde getirdik. Okulu son derece modern bir şekilde donattık. Bu arada kuruluş resmiyetini de tamamladık. Bir taraftan öğrenci ön kayıtlarını bir taraftan da personel ve sözel dersleri verecek hocaları almak için iş ilanları verip başvuruları almaya başladık. İş alımları için yeterli başvuruya ulaşınca bir komisyon kurduk ve başvuru sahipleriyle görüşmek için mülakat günü belirledik. Daha üç beş adayla görüşmüştük ki Türkiye’den bir telefon aldım. Telefondaki yakınım abimin trafik kazasında vefat ettiğini söylüyordu. Maalesef ortada yapacak bir şey kalmamıştı. İşleri komisyona bırakarak abimin cenazesine yetişmek üzere Türkiye’ye gittim. Cenazeye katıldım ve birkaç gün sonra tekrar okula döndüm. Birinci dönem yoğunlaştırılmış İngilizce hazırlık vereceğimiz için çok branş hocası lazım olmadı. Yerelden birkaç İngilizce hocası takviyesi hazırlık problemi çözüldü. İkinci dönemki branş dersler için de dört saat uzaklıktaki başkentteki okullardan fedakâr öğretmen arkadaşlar gelip ders verdiler ve ilk yıl için eğitim kadrosunu bu şekilde tamamladık.</p>
<p>Okula birçok öğrenci başvurusu oldu ancak ilk yıl yirmişer kişilik üç sınıf almaya karar verdiğimiz için yapılan yerleştirme sınavları sonrası altmış öğrenci aldık. Herkes çocuğunu kayıt yaptırmak için sürekli baskı yapıyordu ama imkânımız daha fazlasını kaldıracak durumda değildi. Çocuğunu okula yakıt yaptıramayan bir anne çocuğumu buraya kayıt yaptırmadan okuldan ayrılmayacağım deyip de bayılıp yere düşünce sınıflara birer sıra daha ekleyerek sayıyı altmış üçe tamamlayarak kontenjanı kapattık. Okulların açılmasına birkaç hafta kala vali beyi ziyaret ettik ve eğitim için her şeyin hazır olduğunu söyledik. Bu habere vali bey çok sevindi ve “Var mı yapabileceğimiz başka bir şey?” dedi. Biz de dersler başladıktan on beş yirmi gün sonra resmî bir açılış yapmak ve bu açılış için Türkiye’den resmî heyet davet etmek istediğimizi söyledik. Ancak davet edeceğimiz bu insanların; millet vekilleri, valiler, belediye başkanları, kaymakamlar vs. olacağını ve bu insanların programa katılabilmesi için vali beyin resmî bir davetiye göndermesi gerektiğini ilettik. Vali bey “Kaç kişi davet edeceksiniz?” diye sordu. Kırk &#8211; elli arası olabileceğini söyledik. Vali bey “Hiç problem değil, kimlerin katılmasını istiyorsanız davet edin. Siz davetiyeleri isim isim hazırlayın ve sekretere bırakın; ben imzalarım.” dedi. Sağ olsun bize güvenerek verdiğimiz tüm davetiyeleri imzaladı. “Benden başka istediğiniz var mı?” diye sordu. Biz de “Bu insanlar protokol olduğu için burada kalacakları iki gün içinde ev sahipliği yapmanızı arzu ediyoruz.” dedik. İki gün süresince misafirleri yedirdi, içirdi, gezdirdi, konaklattı ve sürekli onlarla birlikte olmaya çalıştı. İkinci gün tören başladı ve resmî açılış konuşmasını yapmak için vali beyi kürsüye davet ettik. Vali bey kürsüye çıktı ve hepimizi şok eden şu sözlerle konuşmasına başladı: “Amerika’da bir insan başkan olduktan sonra, başkanlık süresi bitmiş olsa da o insana ölünceye kadar başkan diye hitap ederler. Siz de kürsüye beni davet ederken sayın Vali bey diye davet ettiniz; lakin şu an ben vali değilim. Bu gece çıkan başkanlık kararnamesiyle valiliğime son verildi. Ancak devir teslim yapılana kadar görevime devam edeceğim ve gelen konuklar burada bulundukları sürece benim misafirlerim olacak.” dedi.<br />
Okul açıldıktan beş altı ay sonra Türkiye’den aylık beş bin dolarla sponsorluk yapan değerli insanlar grup olarak ziyaretimize gelmişlerdi. Geldiklerinde okul binasını görünce onlar da çok beğendiler ve “Hocam eğer bina sahibi burayı satacaksa hemen satın alalım.” dediler. Biz de bina sahibine bu teklifi yaptık ve adam binayı bize satmaya karar verdi. Sponsor dostlara durumu bildirdik ve “Hocam haftaya gelin peşinat olarak şu kadar verelim, diğer kısmını da taksitle iki yıl içerisinde ödeyelim.” dediler. Peşinatı vererek binayı satın aldık ve tapuyu şirket üzerine kayıt ettirdik. Okul açılalı bir yıl ve binayı alalı altı ay olmuştu. Bir cuma günü bina sahibi bizim muhasebeciyi çağırarak “Müdür beye söyleyin satın alma sözleşmesini iptal etmek istiyorum, bu konuda ne yapılması gerekiyorsa siz çalışmanızı yapın.” demiş. Muhasebeci geldi ve “Bina sahibi satışın iptalini istiyor, bu konuda bana çalışma yapın diyor. Nasıl hareket edelim?” dedi. Anlaşmayı neden iptal etmek istediğini sorduğumda “Adama yakın çevresinden çok ciddi bir baskı varmış. “Siz binayı Türklere sattınız. Eğer para lazımsa biz iki katını verelim binayı Türklerden geri alın.” diyen ve adamın aklını karıştıran art niyetliler varmış. Böylesi güzel hizmetlere mâni olmak isteyen bu tür mikserler her toplumda, her zaman vardır ve var olmaya da devam edeceklerdir. Ama şunu hiçbir zaman unutmamak lazım ki “Takdîr-i Hudâ, kuvve-i bâzû ile dönmez / Bir şem’â ki Mevlâ yaka, üflemekle sönmez! ”</p>
<p>O gün okulun beşinci katında yaşayan bina sahibi balkona çıkmıştı ve iş çıkışı bana yukardan seslendi. “Müdür bey, muhasebecinize yapılması gerekenleri söyledim, umarım size durumu iletmiştir. Siz yapılması gereken hazırlıkları ona göre yapın.” dedi. Muhasebecinin getirdiği bu bilgiden dolayı zaten moralim bozulmuştu. “Biz anlaşmanın iptali konusunda herhangi bir şey düşünmüyoruz. Bu konuyu Pazartesi konuşuruz, size iyi akşamlar.” dedim ve moralim biraz daha bozulmuş şekilde eve gidip akşam yemeğini yemeden uyumak için yattım. Gece saat 10:00’da telefon sesine uyandım. Telefondaki ses “Hocam bina sahibi kalp krizi geçirdi ambulans çağırdılar. Sağlık ekibinin söylediğine göre kriz ciddiymiş adamı hastaneye kaldırdılar.” dedi. Ben de üzerimi giyinip arabayla okul yolu üzerinde olan hastaneye doğru yola çıktım. Okulun yakınına geldiğimde ambulansın tekrar okula doğru geldiğini gördüm ve ambulansı takip edip okula yöneldim. Sağlık ekipleri ambulanstan adamı sedyeyle çıkardılar ve öldüğünü söylediler. Adamı tekrar binanın beşinci katına çıkardılar; onların dini inançlarına ve törelerine göre ölünün yedi gün öldüğü yerde buz dolabından bir tabut içerisinde tutulması gerekiyormuş eş, dost ve yakınlarının taziyelerini aile fertlerine cenaze başında iletmesi için. Yedi gün de adamın cansız bedenini okulda misafir ettik. Adamın eşi ve iki oğlu vardı. Cenazeyi defnettikten üç beş gün sonra onları ziyaret ettik ve “Babanız bizimle ilgili size bir şeyler söylemiş miydi?” diye sorduk.</p>
<p>Oğullarından birisi; “Babam bu binanın satın alma işlemini iptal etmek istediğini söylemişti, müsait bir zamanınızda bunu sizinle konuşmak istiyoruz.” dedi. Biz de “Öyle bir şey düşünmüyoruz, ortada anlaşma var.” dedik. Oğulları da “Anlaşmayı iptal ederiz, zaten bize borcunuz olduğu için tapunun üzerinde ipotek olmalı. Paranızı geri öderiz ve tapuyu alırız.” dedi. “Bu konuyu sonra konuşalım. Okulun doğal gazını bağlatmak için birkaç ay önce babanızdan on bin dolar borç almıştık, babanız bahsetti mi?” diye sordum. “Böyle bir şeyden haberimiz yok” dediler. Eşi “Benim de haberim yok” dedi. “Bu parayı size en kısa zamanda ödeyeceğiz -ailecek buna çok şaşırdılar ve duygulandılar, ne de olsa on bin dolar o günün şartlarında çok büyük bir paraydı &#8211; ancak anlaşmayı iptal konusunu unutun.” dedik. Oğlunun birisi “Olmaz öyle şey! Babam da zaten anlaşmayı bozmak istiyordu. Binanın şu anki değeri de vereceğiniz paranın iki katı. Ödediğiniz parayı geri vermek ve tapumuzu almak istiyoruz.” dedi. Onlara bunun hukuken de mümkün olmadığını söyledik. Çünkü birkaç gün önce tapu kadastroya tapunun durumunu sorduğumuzda oradaki görevli tapunun üzerinde ipotek olmadığını ve tapunun tamamen okula ait olduğunu söyledi. O gün tapuyu bize hazırlayan memur yanlışlıkla tapu üzerindeki ipotek kaldırılmıştır seçeneğini işaretlemişti. Bu durumda “Size hiçbir borcumuz yoktur.” deyip olayı kapatabilirdik. Tapuyla ilgili bu bilgiye de sahip olan oğulları şok olmuştu. Onlara endişe etmemelerini, kalan borcumuzu ödeyeceğimizi ve onları mağdur etmeyeceğimizi söyledik. Tapunun bu halinden haberi olan onların da artık söyleyecek bir sözü kalmamıştı ve kalan paralarını da alarak bu işi tatlılıkla sonlandırdılar.</p>
<p>Not1: Rektör bey ve eşi ailecek bizi çok severlerdi. Yer yer oturur saatlerce sohbet ederdik. Özel günlerinde bizi hep davet ederlerdi. Biz de onu programlarımıza davet ederdik. O yaz Türkiye’de yapacağım düğünüm için ona da davetiye vermiştim. “Müdür bey düğününe katılamam ancak evlenip geldiğinde düğün hediyesi olarak Mercedes marka makam arabamı sana düğün hediyesi olarak vereceğim.” demişti. Ben de teşekkür ederek şahsıma böyle bir şey alamayacağımı ancak okula hediye ederse onu okul için kullanabileceğimi söylemiştim.</p>
<p>Rektör bey de, “Gördüğüm kadarıyla arabaya ihtiyacı olan okul değil sensin. Senin araban yok ve okula dolmuşla gelip gidiyorsun. Eşin gelince size araba lazım olur, sen bunu kabul et. Ben zaten kendime yeni bir makam arabası alacağım.” demişti. Ben de ısrarla şahsıma böyle bir şeyi kabul edemeyeceğimi ancak evlenip geldikten sonra araba alacağım zaman eğer satarsa paramla alabileceğimi söylemiştim. Bunu da o kabul etmemişti. Evlenip gelince hediye olarak gerçekten arabanın anahtarını getirdi ama tabii ki kabul etmedim.</p>
<p>Rektör beyin yanında hizmetlerini gören yaşlı bir beyefendi vardı ve biz ona amca derdik. Onun kızının gözlerinde ciddi bir problem varmış. Bir gün bize kızının durumunu anlattı ve uzun zamandır bir çare bulamadıklarını söyledi. Biz de ilgileneceğimizi söyledik. Türkiye&#8217;deki sağlıkçı tanıdıkları aradık ve durumu anlattık. Sağ olsunlar yardımcı oldular ve İstanbul’da bir göz hastanesini ayarladılar. Amcanın kızını oraya gönderdik ve geçirilen başarılı bir ameliyat sonucu Allah&#8217;ın takdiriyle iki gözü de açıldı. Adamın sevincine diyecek yoktu. Şehre yakın bir yerde büyük bir arsası varmış, “Eğer bir gün kızımın gözleri açılırsa o arsayı vesile olana hediye edeceğim.” diye adak adamış. Adam tapuyu alıp geldi ve “Müdür bey bu arsayı sana hediye etmek istiyorum. Yıllar önce böyle bir adakta bulunmuştum. Buna siz vesile oldunuz; alın bu tapuyu gidip sizin adınıza geçirelim. Şu an başka da verilecek bir şeyim yok.” dedi. Ben de amcaya böyle bir şeyi kabul edemeyeceğimi, yaptığım bu yardımı insanlık namına, Allah rızası içim yaptığımı söyledim. Adam çok duygulandı ve sarılıp ağladı!</p>
<p>Tüm güçlüklere rağmen binbir çabayla açılan bu okulları kapatmaya çalışanlar ne kadar bahtsız ve lanetli; onlara bu konuda destek verenler de ne kadar talihsiz ve nâdândırlar.</p>
<p>Bahtiyar Vahapzade&#8217;ye &#8220;şaiir nasıl yetişir?&#8221; diye sorarlar. Cevap muhteşem; “en sevdiğini elinden alacaksın, benim vatanımı elimden aldılar.” der.</p>
<p>Hikaye yazarı nasıl olunur diyenlere bende Vahapzade’den mülhem aynı cevabı vermek istiyorum. &#8220;En sevdiğini elinden alacaksın.&#8221; Bizim de okullarımızı elimizden aldılar.</p>
<p>Her ne kadar şiir yazıyor ve hikaye formatında hatıralar anlatıyor olsam da. İşin doğrusunu; Necip Fazıl Kısakürek’in de söylediği gibi: Ben “ne şairim, ne fıkra muharriri! Sadece, beyni zonk zonk sızlayanlardan biri!”</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-2477 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/03/haci-kemal-erimez-agabey-700x284.jpg" alt="" width="700" height="284" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/03/haci-kemal-erimez-agabey-700x284.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/03/haci-kemal-erimez-agabey-600x243.jpg 600w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/03/haci-kemal-erimez-agabey-768x311.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/03/haci-kemal-erimez-agabey.jpg 950w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><em>[ Bu makale; Türkiye içinde ve yurt dışında (özellikle Orta Asya)’da bir çok okulun açılışına vesile olmuş ve bu uğurda; maddi, manevi ve cismani olarak sahip olduğu her şeyini Allah rızası doğrultusunda harcamış ve 1997’de ruhunun ufkuna yürümüş “Okul Adam” rahmetli Hacı Kemal Erimez ağabeye ithaf edilmiştir. ]</em></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/okul-adam-anisina-yurt-disinda-bir-okul-acma-seruveni/">&#8216;Okul Adam&#8217; anısına&#8230; Yurt Dışında Bir Okul Açma Serüveni</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BAŞLADI-CANLI &#124; Hacı Kemal Erimez Ağabeyi Anma ve Vefa Programı</title>
		<link>https://hizmetten.com/canli-haci-kemal-erimez-agabeyi-anma-ve-vefa-programi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2021 18:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[haci kemal erimez]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Adam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önden giden bir atlı, Peygambere aşık bir yürek, Allah dostu bir garip… İç savaşın Tacikistan’ı kavurduğu dönemde korkmadan okul açmaya gidecek kadar da bir Hizmet aşığı. Vefatının ardından tam 24&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/canli-haci-kemal-erimez-agabeyi-anma-ve-vefa-programi/">BAŞLADI-CANLI | Hacı Kemal Erimez Ağabeyi Anma ve Vefa Programı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önden giden bir atlı, Peygambere aşık bir yürek, Allah dostu bir garip…<br />
İç savaşın Tacikistan’ı kavurduğu dönemde korkmadan okul açmaya gidecek kadar da bir Hizmet aşığı.<br />
Vefatının ardından tam 24 yıl geçti, ancak izleri hala çok taze.</p>
<h3><a href="https://www.youtube.com/watch?v=KlHoPN-TvdA&amp;feature=youtu.be" target="_blank" rel="noopener">CANLI YAYINI İZLEMEK İÇİN TILAYINIZ.</a></h3>
<p>Yurt içi ve yurt dışındaki eğitim çalışmalarıyla daha çok “Hacı Ata” olarak bilinen hayır sever iş adamı ve eğitim gönüllüsü Hacı Kemal Erimez Ağabeyi vefatının 24. yılında Hizmetten You Tube kanalında dualarla anıyoruz.</p>
<p>Barış Cem Kaya’nın moderatörlüğündeki CANLI yayına,  Dr.İsmail Buyukcelebi ve İlahiyatçı Mehmet Saygılı katılacak. Merhum Hacı Kemal Ağabey ile ilgili özel kliplerimizinde yer alacağı 13 Mart 2021 Cumartesi (BUGÜN) saat 19.30’daki(Avrupa) programımıza bekliyoruz.</p>
<p><strong>13 Mart 2021 Cumartesi</strong><br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />19.30 Berlin<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />21.30 İstanbul<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />13.30 Newyork<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />23.30 Duşanbe</p>
<p><strong>Yer: Hizmetten YouTube Kanalı </strong></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_12287"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/KlHoPN-TvdA?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/canli-haci-kemal-erimez-agabeyi-anma-ve-vefa-programi/">BAŞLADI-CANLI | Hacı Kemal Erimez Ağabeyi Anma ve Vefa Programı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CANLI(YARIN) &#124; Hacı Kemal Erimez Ağabeyi Anma ve Vefa Programı</title>
		<link>https://hizmetten.com/haci-kemal-erimez-agbeyi-anma-ve-vefa-programi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2021 18:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[haci kemal erimez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önden giden bir atlı, Peygambere aşık bir yürek, Allah dostu bir garip&#8230; İç savaşın Tacikistan&#8217;ı kavurduğu dönemde korkmadan okul açmaya gidecek kadar da bir Hizmet aşığı. Vefatının ardından tam 24&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/haci-kemal-erimez-agbeyi-anma-ve-vefa-programi/">CANLI(YARIN) | Hacı Kemal Erimez Ağabeyi Anma ve Vefa Programı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önden giden bir atlı, Peygambere aşık bir yürek, Allah dostu bir garip&#8230;<br />
İç savaşın Tacikistan&#8217;ı kavurduğu dönemde korkmadan okul açmaya gidecek kadar da bir Hizmet aşığı.<br />
Vefatının ardından tam 24 yıl geçti, ancak izleri hala çok taze.</p>
<p>Yurt içi ve yurt dışındaki eğitim çalışmalarıyla daha çok “Hacı Ata” olarak bilinen hayır sever iş adamı ve eğitim gönüllüsü Hacı Kemal Erimez Ağabeyi vefatının 24. yılında Hizmetten You Tube kanalında dualarla anacağız.</p>
<p>Barış Cem Kaya’nın moderatörlüğündeki CANLI yayına,  Dr.İsmail Buyukcelebi ve İlahiyatçı Mehmet Saygılı katılacak. Merhum Hacı Kemal Ağabey ile ilgili özel kliplerimizinde yer alacağı 13 Mart 2021 Cumartesi günü saat 19.30&#8217;daki(Avrupa) programımıza bekliyoruz.</p>
<p><strong>13 Mart 2021 Cumartesi</strong><br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />19.30 Berlin<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />21.30 İstanbul<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />13.30 Newyork<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />23.30 Duşanbe</p>
<p><strong>Yer: Hizmetten YouTube Kanalı </strong></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_25636"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/KlHoPN-TvdA?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/haci-kemal-erimez-agbeyi-anma-ve-vefa-programi/">CANLI(YARIN) | Hacı Kemal Erimez Ağabeyi Anma ve Vefa Programı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hacı Ata</title>
		<link>https://hizmetten.com/haci-ata-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2020 16:26:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[haci ata]]></category>
		<category><![CDATA[haci kemal erimez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=8188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hacı Ata derdiler. Çünkü Hacı Ata’yı uykusuz bırakan dünyevi beklentiler değildi. Kendisine Ata diyen o insanların ızdırabını ata şefkatiyle yüreğinde hissetmesiydi. Kardeş kanının aktığı Tacik halkının yangın yerine dönen yüreğine&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/haci-ata-2/">Hacı Ata</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hacı Ata derdiler. Çünkü Hacı Ata’yı uykusuz bırakan dünyevi beklentiler değildi. Kendisine Ata diyen o insanların ızdırabını ata şefkatiyle yüreğinde hissetmesiydi. Kardeş kanının aktığı Tacik halkının yangın yerine dönen yüreğine serpebileceği bir yudum suyun hesabını yapıyordu. Tacik gençlerinin cehalete kurban gitmemeleri için Mevla’ya yakarışlarda bulunuyordu.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_76200"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/G3ynaaQAbj8?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>“Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: ‘Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin.’ , Onlar şöyle der: ‘Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur. Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!” (Zümer Suresi, 73,74)</p>
<p>Hacı Ata’yı bir anda bir ağlama tuttu. Öyle ağlayanı hiç görmedim dersem mübalağa etmiş olmam. Hıçkırıklarını içine gömmeye çalışıyordu. Çalıştıkça zorlanıyor ve sarsılıyordu. Namaz bitmişti. Hacı Ata ağlamaya devam ediyordu. Hacı Ata yan taraftaki odasına geçti. Güneş doğuncaya kadar Hacı Ata’nın ağlaması hiç kesilmedi. Bizi bir endişe sardı. Kalp ve şeker hastasıydı. Hacı Abiye bir şey olmasından korkuyorduk. Ama o çok farklı âlemlerdeydi. Onun derdi neydi? Niye ağlamıştı bilemem. Âyet mi sarsmıştı onu. Altına girdiği işin ağırlığı mı? Yoksa Yüreği dağlayan o anaların imdadına yetişememe endişesi mi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_88447"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/_X8ZhB0tH3o?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>“Ah edip ağlamadan, sineleri dağlamadan, su gibi çağlamadan bu dağlar aşılmaz.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_64589"  width="1170" height="878"  data-origwidth="1170" data-origheight="878" src="https://www.youtube.com/embed/kGHycHiyK2o?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/haci-ata-2/">Hacı Ata</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aslanlar Ayakta Ölür &#124; Harun Tokak</title>
		<link>https://hizmetten.com/aslanlar-ayakta-olur-harun-tokak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2020 14:13:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[haci kemal erimez]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=8180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 13 Mart… O aramızdan ayrılalı tam 23 yıl oldu. Okul adam Hacı Kemal ağabey… Bir Cuma günü başlar onun ışığa yolculuğu. Şadırvan Camii’nde abdest alırken bir vaizin gönüllere nüfuz&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/aslanlar-ayakta-olur-harun-tokak/">Aslanlar Ayakta Ölür | Harun Tokak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Bugün 13 Mart…</div>
<div>O aramızdan ayrılalı tam 23 yıl oldu.</div>
<div>Okul adam Hacı Kemal ağabey…</div>
<div>Bir Cuma günü başlar onun ışığa yolculuğu.</div>
<div>Şadırvan Camii’nde abdest alırken bir vaizin gönüllere nüfuz eden sesine koşar.</div>
<div>Kürsüde konuşan genç vaiz, Fethullah Gülen’dir.</div>
<div>“İşte şimdi yıllar yılı aradığımı buldum” der ve bir daha hiç peşini bırakmaz.</div>
<div>Evini İzmir’e taşır ve hayatını tamamen hizmete adar.</div>
<div>Köy köy, kahve kahve birlikte dolaşırlar.</div>
<div>Artık o hep yollardadır.</div>
<div>İslami uyanış için İstanbul çok önemlidir.</div>
<div>Sonraki yıllarda açılacak olan pek çok okula öncülük yapan Özel Fatih Lisesi, onun ilk göz ağrısıdır. Her taşında ve tuğlasında gözyaşı ve alın teri vardır.</div>
<div>Eşraftan olmasına rağmen hiç yüksünmeden yıllarca zenginlerin ayakkabısını çevirir, paltosunu tutar.</div>
<div>Birisinden talebeler için bir talepte bulunacaksa, bir gece önce ağlayarak <i>“Allah’ım! Beni boş çevirme, beni o insanların yanında mahcup etme” </i>diyerek dua eder.</div>
<div>İstanbul kısmen kıvamını bulup Anadolu’ya açılmak istediğinde önce Doğu’nun sarp yollarına vurur kendini. Yıllarca gelir gider dağlarında karın ve terörün eksik olmadığı sıcak insanların şehrine.</div>
<div>Van Gölü’nün masmavi serinliğinde gönülleri ferahlatan öğrenci seslerini duyduğunda “Oldu bu iş” diye oturup ağlar.</div>
<div>1989’un sıcak bir Ağustos günü yine bir okulun işleriyle meşgul olurken annesinin vefat haberini alır. Koşarak gider, yüzünü açar ve alnından öptükten sonra “Ah anacığım, bana bir şey diyecek miydin? Keşke yanından ayrılmasaydım” diyerek sarsıla sarsıla ağlar. Artık bunaldığı zamanlarda duasını aldığı, beyaz saçların sardığı başını dizine koyup yattığı şefkat abidesi anası yoktur.</div>
<div>Gayri o, hep yollardadır.</div>
<div>Van’dan Urfa’ya doğru döndürür yönünü. Sonra yine bir serhat şehrimiz olan Edirne’ye.</div>
<div>1991’de Demirperde yıkılır. O kış, bahar bestesiyle gelir.</div>
<div>Yaşı yetmişe yaklaşmış olmasına rağmen yaşlı küheylan Asya yollarındadır.</div>
<div>“Hacı Ağabey! Yaşın bir hayli ilerledi, şekerin, kalbin, tansiyonun var, gitme” diyenlere aldırmaz,<i> &#8221;asıl ben gitmezsem mahvolurum&#8221; </i>der.</div>
<div>Uçsuz bucaksız bozkırların soğuğunda savrulur yelelerini.</div>
<div>Azerbaycan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi ülkelerin Milli Eğitim Bakanları ile görüşür.</div>
<div>Ve bir bahar rüzgârı gibi koşar Asya’nın ay ışığı vurmuş bozkırlarında</div>
<div>Tacikistan’ı çok sever.</div>
<div>Öğretmenleri ve okul eşyalarını Tacikistan’a götürmek üzere bir kargo uçağı kiralar. Öğretmenler ülkelerinden ayrılırken göz yaşartıcı tablolar yaşanır. Kimisini beli bükülmüş yaşlı anası, kimisini çocuğu kucağında eşi uğurlar. Kimi ise yeni evlidir. Her birisine yapılan tembih hep aynıdır:</div>
<div><i>“Aman kendine dikkat et; oralar tekin değilmiş.”</i></div>
<div>Uçak gece 24:00 sularında Duşanbe Havaalanı’na iner.</div>
<div>Başlarında siyah örmelerle, ellerinde silahlarla bir çete karşılar onları.</div>
<div>Sadece gözleri görünmektedir.</div>
<div>Gecenin karanlığından daha karanlık bu adamların sadece gözleri görünmektedir.</div>
<div>Tarifsiz bir korku salınır gencecik yüreklere. Okulların bilgisayarlarını, öğretmenlerin paralarını almak için silahlarını doğrulttuklarında askerler korkularından çoktan sıvışıp kaybolmuşlardır. Çete reisi, “Yere yatın, ellerinizi başınızın üzerine koyun, kıpırdayanı vururuz” diye gürler gecenin karanlığında.</div>
<div>İhtiyar aslan kolay pes edecek bir adam değildir.</div>
<div>Olduğu yerde dikilir ve kükrer;</div>
<div><i>“Beni dinleyin! Karışıklıktan dolayı herkes ülkenizi terk ederken bu genç Türk öğretmenler hayatlarını hiçe sayarak sizin çocuklarınızı eğitmek için geldiler buraya ama siz onları soymaya çalışıyorsunuz. Allah’tan korkun!” </i></div>
<div>Gözlerinden yağmur gibi süzülen yaşlar ıslatır beyaz sakalını.</div>
<div>Çete reisi yüzündeki siyah bereyi sıyırır.</div>
<div>Göz pınarlarına dolan damlaları silerek, “Benim de anam Türk, hakkınızı helal edin, sizi üzdük” diyerek sarılır ihtiyar aslanın boynuna.</div>
<div>Neler olduğunu anlamaya çalışan öğretmenler derin bir nefes alırlar.</div>
<div>Tursunzade şehrinde ilk Türk koleji açılır.</div>
<div>Asya gecelerinde aydınlık gerinmeye başlamış ve bozkıra bir yıldız düşmüştür.</div>
<div>Zemheri soğuklarının ortalığı kasıp kavurduğu soğuk bir kış günü, yıllarca, gece gündüz demeden, hiç yüksünmeden insanlara evini açan, sâdıka ve saliha bir kadın olan eşinin vefat ettiğini öğrenir.</div>
<div>Günlerce eve gelemediği zamanlarda bile hiç yüzünü ekşitmeden kendisini karşılayan hayat arkadaşını son yolculuğuna uğurlamak için ilk uçakla Türkiye’ye döner.</div>
<div>Binlerce seveniyle birlikte bir kış günü Topkapı mezarlığına anasının yanı başına bırakır hanımını.</div>
<div>Gece taziyeleri kabul ederken metin görünmeye çalışırsa da herkes dağılınca mendilini çıkarıp hıçkıra hıçkıra gün ağarıncaya kadar ağlamanın tadına varır.</div>
<div>En kısa sürede tekrar döner Tacikistan’a.</div>
<div>Sahnede ölmeye sevdalı bir sanatçı gibidir.</div>
<div>Tacikistan’nın Tursunzade, Duşanbe, Kurgantepe ve Kulap şehirlerinde onun bitmez tükenmez gayretleriyle arka arkaya okullar açılır. Öğretmenler,<i> “Kemal Ağabey, çok yoruluyorsun” </i>dediklerinde, “<i>oğlum bu işlerin üstesinden gelmek için erimek, tükenmek lazım”</i> diye cevap verir.</div>
<div>Tacikler, “Hacı Ata sizi Allah (c.c) gönderdi ” derler. Artık o, Taciklerin “Hacı Ata”sıdır.</div>
<div>Onun hayalinde hep Hocent vardır. “Türk medeniyetinin ilk kurulduğu yer olan Maveraünnehir’de de mutlaka bir okul açmamız lazım” der.</div>
<div>İhtiyar aslan öğrencilerin sesini duymak için okulun misafirhanesinde kalır.</div>
<div>Geceleri delik deşiktir. Uyku tutmaz gözlerini, gezinir koridorlarda. Geceleri zonklar durur şakakları.</div>
<div>Kızının rahatsızlığından dolayı yüreğinin bir köşesinde acı, hep bir kor gibi derisine yapışık durur.</div>
<div>Nihayet o beklenen acı haberi getirir bozkırın sert rüzgârları:</div>
<div>“Kızının durumu çok ağır, acele gel” dediklerinde yaralı aslan Amuderya kıyılarındadır. Acılar pençeler yüreğini. Maveraünnehir’de ışık yavaş yavaş belirginleşirken o ilk uçakla döner Türkiye’ye. Çok sevdiği biricik kızını istemeye geldiklerinde <i>“Benim gelinlik kızım mı vardı ki?” </i>dediği günleri hatırlar.</div>
<div>Beyaz gelinliği ile evden gittiği gün daha dün gibidir.</div>
<div>Küçüklüğünden beri hasretini çektiği babacığı, baş ucundadır ama artık onun konuşmaya mecali yoktur. Tek kelime konuşamadan kanatlanır, sonsuzluğun ufuklarına.</div>
<div>Ruhunun heykeline kemal şeklini vermek için, acılar azar azar yontmaktadır yorgun küheylanı.</div>
<div>Kızı musallada yatarken İncirliova’lılara yurdun bitip bitmediğini sorar. Onlar <i>“Hacı Ağabey, bunları sonra konuşsak” </i>dediklerinde, <i>“hizmet geri kalmaz evladım”</i> der.</div>
<div>Kızını uğurladıktan birkaç gün sonra yine Tacikistan yollarına düşer.</div>
<div>Yaşlı ve yorgun bedeni yoğun hizmet temposunu kaldıramamakta, özellikle kalbi ciddi sinyaller vermektedir. Şekerden ayak parmakları açılsa da, yaralı aslan bozkıra düşen ay ışığında beyaz yelelerini savurarak koşturur.</div>
<div>Bir gece yarısı bir okulun üst katındaki odada amansız acılar içinde kıvranmaya başlar. Beti benzi atmış, dili bembeyaz olmuştur. Moraran dudaklarıyla yanındakilerden birine, “<i>Evladım, koş bana doktor çağır, ölüyorum”</i> diye inler.</div>
<div>Tedavi için ülkesine dönerken Asya’da da gün dönmüştür. Artık mevsim tomurcuk çağındadır.</div>
<div>İstanbul’da biraz iyileşir gibi olursa da artık billur rüya çatlamıştır.</div>
<div>Baharın ilk günleridir. Takvimler 13 Mart 1997 Perşembeyi göstermektedir.</div>
<div>Dallar tomurcuğa durmuş, bademler çiçek açmıştır ama yorgun aslan o baharı göremez. Başka baharlara açar gözlerini.</div>
<div>Dur durak bilmeden yollarda koşan yorgun küheylan bembeyaz örtüler altında boylu boyunca yatmaktadır. Fethullah Gülen Hocaefendi açar gül yüzünü.</div>
<div>Dönüp dönüp bakılası bir güzellik tütmektedir o yüzde.</div>
<div>Alnından öperek örtüyü kapatır ve <i>“Okul, okul diye gitti, yeri doldurulamaz” </i>diyerek ağlar.</div>
<div>Bugünlerde kükreyişine muhtaç olduğumuz yaralı aslana son bakıştır bu.</div>
<div>Koşarken çatlamıştır küheylan.</div>
<div>Ayakta ölüme yürümüştür yorgun aslan.</div>
<div><a href="http://www.samanyoluhaber.com/aslanlar-ayakta-olur-haberi/1342060/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak : Samanyoluhaber | Harun Tokak</strong></a></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/aslanlar-ayakta-olur-harun-tokak/">Aslanlar Ayakta Ölür | Harun Tokak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
