<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Habeşistan arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/habesistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/habesistan/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:54:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Habeşistan arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/habesistan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeryüzüne Dağılın &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeryuzune-dagilin-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2022 08:08:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Habeşistan]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Nahl Suresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28342</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kâinatın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) risalet vazifesine başladığında, ilk Müslüman olanlarla birlikte kötülük imparatorluğunun her türlü zulmüne maruz kaldı. Zira Kuran müfredatlı ilahi sistem, menfaat şebekesini rahatsız etmiş,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeryuzune-dagilin-ismet-macit/">Yeryüzüne Dağılın | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kâinatın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) risalet vazifesine başladığında, ilk Müslüman olanlarla birlikte kötülük imparatorluğunun her türlü zulmüne maruz kaldı.</p>
<p>Zira Kuran müfredatlı ilahi sistem, menfaat şebekesini rahatsız etmiş, zalimleri besleyen yapıları çatırdatmaya başlamıştı. Zahiri gücü elinde bulunduran Ebu Cehil ve avenesi şehrin tüm kuvvetleri ile bir avuç masum insana saldırdı.</p>
<p>O (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanlara nurdan mesajları taşımaya başlayıp, iyiliği iyilerle organize etmeye başladığında Mekke müşrikleri önce inananları alaya almışlar, doğru ve meşru olanla bu şekilde mücadele edemeyeceklerini anlayınca işkenceye başlamışlardı. Arkasında güçlü kabilesi olmayan, başta köleler olmak üzere savunmasız insanlar vicdansızca işkenceye uğruyordu.</p>
<p><strong>“Yeryüzüne Dağılın”</strong></p>
<p>Mekke’nin inananlar için zulüm yurdu haline geldiği, granit kalpli kötülerin insanlığı eksilttiği hatta yok ettiği günlerde Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) inananları toplayarak onlara hicret etmelerini tavsiye ederek şunları söyledi:</p>
<p>“<em>Siz bari yeryüzüne dağılın. Allah Teâlâ sizi yine bir araya getirir.</em>” Sahabiler: “<em>Ya Rasûlallah, nereye gidelim</em>?”<em> </em>diye sorunca da eliyle Habeşistan’ın bulunduğu tarafı işaret ederek: “<em>Siz Habeş ülkesine gitseniz iyi olur. Habeş hükümdarının yanında hiç kimse zulme uğramaz. Orası doğruluk yurdudur. Umulur ki Allah, sizi orada ferahlığa kavuşturur.</em>”<em> </em>buyurdu.</p>
<p>Nübüvvetin beşinci yılında, Receb ayındaki İslam tarihinin ilk hicretine 11’i erkek, dördü kadın olmak üzere toplam 15 kişi katılmıştı.</p>
<p>İlk hicret edenler, Garanik vakıasından sonra Müşriklerin Müslüman olduklarına dair Habeşistan’a ulaşan yanlış bir haber sebebiyle Mekke’ye geri döndüler. Mekke yakınlarına gelince gerçeği öğrendiler ama artık geri dönmüşlerdi. Her biri bir kabilenin himayesini kabul ederek Mekke’ye girebildiler. Habeşistan’dan dönen müminlerin çoğu, kendi aileleri tarafından yeniden baskı altına alındı ve müşriklerin zulümleri her geçen gün biraz daha şiddetlendi.</p>
<p>Kötülerin, kötülüğün zulmü artınca Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabını hicret için yeniden organize etti. Nübüvvetin altıncı yılında Hz. Cafer ibni Ebî Tâlib’i (radıyallâhu anh) başlarına önder olarak seçerek ikinci kez ashabını Habeşistan’a yolladı. İkinci hicrete 18 ya da 19’u kadın olmak üzere 101 ya da 103 Müslüman katıldı. İlk muhacirlerin hemen hepsi, ikinci hicrette de yer almıştı. Bu sefer hicret edenlerin çokluğundan dolayı on bin nüfuslu Mekke toplumunda hüzün havası esti. Zira neredeyse her aileden bir kişi Mekke’den ayrılmıştı.</p>
<p><strong>Neden Habeşistan?</strong></p>
<p>Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Müslümanların hicret edeceği belde olarak Habeşistan’ı seçmişti. Dili, kültürel yapısı, sosyal hayatı, Mekke’ye göre çok farklı olan Habeşistan’ın (Etiyopya) seçilmesinde birçok hikmet vardır.</p>
<p>En temel sebebin Efendimizin (sav) Necaşi Ashame’yi ve Habeş ülkesindeki ortamı tanıyor olması söylenebilir.</p>
<p>Habeş hükümdarı Necâşî Ashame’nin babası, amcası tarafından öldürülmüş ve kendisi de gençlik yıllarında Habeşistan tahtı için mücadele eden akrabaları tarafından satılmış, ömrünün bir kısmını Amr b. Ümeyye’nin kabilesi olan Damreliler arasında köle olarak geçirmişti (Bedir Savaşı’nın olduğu bölge). Muhtemelen Efendimiz (sav) annesinin kabrine de yakın bölgede yaşayan ve amcasının torununun gelin olduğu bu Damreoğulları ile irtibatından dolayı Necaşi’yi tanımıştı. Necaşi ise tekrar kral olduğunda zulmün ne olduğunu yaşayarak öğrendiğinden halkına zulmetmemiş ve o dönemde “adil” sıfatı ile tanınmıştı.</p>
<p>Efendimiz’in (sav) ashabını Habeşistan’a göndermesinin en temel sebebi adaletti. Necaşi halkına zulmetmiyor, adaletle davranıyor ve topraklarını insanca yaşanabilir bir ülke haline getiriyordu. Bu kadim bir ilke idi, adaletin olduğu yerde insanca yaşam olurdu. Adaletin olmadığı yerlerde ise yöneticiler bir suç örgütüne dönüşür ve halkına zulmeden zalimlere dönüşürlerdi.</p>
<p>Mamafih, Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), ferasetiyle yine isabetli bir karar vermiş ve ashabını Habeşistan’a hicret ettirmişti.</p>
<p>Dün Mekke tiranları bugün modern asrın zalimleri… Adaleti katledip, hukuku öldürdüler zira kurdukları menfaat şebekesinin en korkulu rüyasıydı bu iki kavram. Onlar hukuku katledince kötülükler beldesinde iyiler yaşayamaz oldu. Zalim bir sistemin işini kolaylaştırmama adına örnek aldıkları sahabeler gibi adaletin olduğu ve halkına zulmetmeyen idarecilerin olduğu beldelere hicret ettiler.</p>
<p>Şu ayet dün hicret edenlerin kaderine nurdan bir baht olarak yazıldığı gibi son devrin muhacirlerinin kulağına müjdeler fısıldamaya devam ediyor:</p>
<p><strong><em>“Zulme maruz kaldıktan sonra Allah yolunda hicret edenleri dünyada mutlaka en güzel bir yere yerleştiririz. Âhirette verilecek mükâfat elbette çok daha büyüktür. Keşke bunu bilselerdi.”</em></strong> (Nahl-41)</p>
<p><a href="https://youtu.be/6LSmAXX-Rsw"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeryuzune-dagilin-ismet-macit/">Yeryüzüne Dağılın | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üzülme Kızım… &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/uzulme-kizim-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2022 07:33:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Habeşistan]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Necasi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menfaatleri için yapmayacakları kötülük, irtikap etmeyecekleri zulüm olmayan insan müsveddeleri; tiranlıklarını kötülük, hukuksuzluk, yolsuzluk üzerine kurarlar ve sistemlerini sarsacak her şeyden, herkesten korkarlar. Gücü elinde tutuyorlarsa hele bir ülke yönetiyorlarsa&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uzulme-kizim-ismet-macit/">Üzülme Kızım… | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menfaatleri için yapmayacakları kötülük, irtikap etmeyecekleri zulüm olmayan insan müsveddeleri; tiranlıklarını kötülük, hukuksuzluk, yolsuzluk üzerine kurarlar ve sistemlerini sarsacak her şeyden, herkesten korkarlar. Gücü elinde tutuyorlarsa hele bir ülke yönetiyorlarsa o devletin tüm organlarını masum insanlara musallat ederler.</p>
<p>İslam’ın başladığı yıllarda Mekke’yi yöneten elitler de hakkın galip gelerek, menfaat şebekelerini yıkılacağını anladıklarında; inananları yıldırmak, dinlerinden döndürmek için bir zulüm fırtınası estirmeye başladılar. İşkenceler, hapisler, tecritler, tehditler, boykotlarla batıl sistemlerini ayakta tutma gayretine girdiler.</p>
<p>Allah Rasulü (sav) ise bir taraftan gelen vahiyler ve sünnetiyle ilmek ilmek İslam dantelasını örüyor diğer taraftan yapılan zulümlere İslam’ın ruhuna uygun karşılık verecek şekilde bir dizi tedbirler alıyordu. Bu kutsal emaneti taşırken yürüyecekleri yolun ‘güzergah emniyetini’ temin ediyor, esbaba tevessül adına o yörenin ve zamanın şartlarına uygun stratejiler geliştiriyordu.</p>
<p>Sahabelerinden bir kısmına Habeşistan’a hicret etmelerini söylüyor, bunu ince detaylarına kadar organize ediyordu. Diğer taraftan Müslüman olduğundan dolayı sahipleri tarafından işkence gören sahabelerinin zengin Müslümanlar tarafından satın alınıp hürriyetlerine kavuşması için onları teşvik ediyor, ihtiyaç sahiplerine muavenet için elinden gelen gayreti gösteriyordu.</p>
<p>Efendimizin (sav) çile döneminde yaptığı temel gayretlerden biri de zulmün duyurulması ve zulmü yapanlar üzerinde bir baskı oluşturma çabası idi. Zulmün hız kesmesi ve durdurulası adına başta Mekke yakınındakiler olmak üzere çevre kabileleri ziyaret ediyor ve onların sosyal ve siyasi gücünden istifade adına desteklerini istiyordu.</p>
<p>O yıllarda Arap kültürü ve toplum yaşantısında ilişkileri belirleyen, bireylerin yaşantısına tesir eden, sosyal yaşamı dizayn eden en temel unsur asabiyet yani kabilecilik anlayışı idi. Şahısların herhangi bir kabileye mensup olmadan, eğer kabilesi yoksa himayesine girmeden, ittifak anlaşması olmadan yaşama şansları neredeyse yoktu.</p>
<p>İslam’ın ilk ortaya çıktığı günlerde başta Mahzumoğulları’ndan Ebu Cehil olmak üzere Mekke yöneticilerinin sert muhalefetinin temel sebeplerinden biri de işte bu kabilecilik anlayışı idi. Efendimizin (sav) başta Taif yolculuğu olmak üzere kabileleri ziyaret edip onlarla görüşmesinin nedenlerinin başında onlarla sağlayacağı ‘kitlesel destek’ olduğu tespiti yapılabilir.</p>
<p>O günkü sosyo-politik ortamda Müslümanlara zulmeden Kureyş kabilelerinin önüne geçecek bir strateji şekliydi bu. Efendimizin (sav) diğer kabilelerin desteğini almadan mücadelesine devam etmesi mümkün görünmüyordu. Bu hususta o devrin siyasi şartları içerisinde yeni ortaya çıkmış ve din oligarkları, güç odaklarını başta Kureyş kabilelerini ciddi şekilde rahatsız etmişti.</p>
<p>Müslümanlara zulmeden Kureyş kabilelerini bu hususta zorlayacak olan temel strateji bu idi. Habeşistan örneğinde olduğu gibi sahabe oraya göçüp <strong><em>‘halkına zulmetmeyen ve adil bir hükümdar tarafından yönetilen’</em></strong> ülkenin himayesine girince dinlerini daha rahat yaşama ve anlatma imkanı bulmuşlardı. Zira bu ülke insanca yaşamaya çok müsait idi.</p>
<p>Mekke yönetimi Müslümanlara Necaşi’nin sahip çıkmasında son derece rahatsız olmuştu zira yeni ortaya çıkan bir dini resmen tanıyan, muhafaza eden ilk devlet Habeşistan ilk yönetici ise Necaşi olmuştu. Ve bir devleti karşılarına alamazlardı. Bu Efendimizin (sav) dünya konjonktürünü ve siyasi dengeleri çok iyi bildiğinin ve ferasetinin delilidir.</p>
<p>Mekke yönetimi bir müttefikini kaybetmenin öfkesi ile boykot kararı almıştı. Boykot yıllarında daha çok Müslümanların dertleri ile uğraşan Efendimiz (sav) boykotun bittiği sene iki destekçisini kaybetmiş Mekke tiranlarının baskıyı artırması sonucu Taife giderek oradan destek istemişti…</p>
<p>Habeşistan hicretlerinden sonra artan zulme set olur düşüncesiyle Efendimiz (sav) Arap kabilelerini ziyaret ederek kendisine destek vermelerini istedi. Gerek yaşadıkları yerlere giderek gerekse de Zu&#8217;lmecaz, Ukaz ve Mecenne gibi panayırlara giderek kendisine destek vermelerini istedi. Neredeyse tamamından beklediği desteği bulamadı. Ama asla ümidini yitirmedi ye’se düşmedi hak ve hakikati anlatmaktan vazgeçmedi.</p>
<p>Müşriku’l Ezdi diyor ki:</p>
<p><em>“Babamla hac yaptığım sene bir kısım insanların toplanıp bir adama işkence ettiklerini gördüm. İnsanlardan kimi O’nun yüzüne tükürüyor kimi başına toprak saçıyor kimisi de sövüp sayıyordu. Babama kim bu işkenceye maruz kalan zat diye sordum. O da “atalarının dinini terk eden la ilahe illallah diyen kurtulur diyen Muhammed’dir (sav)” dedi. Bu işkenceler gün boyu devam etti. Daha sonra bir kız çocuğu elinde su dolu bir kapla geldi, ağlıyordu. Allah Resulü (sav) bu kaptan içti, elini yüzünü yıkadı. <strong>“Kızcağızım; Baban hakkında tuzağa düşürülüp öldürülecek, zillete uğrayacak diye korkma. Allah babanı ve davasını zayi etmeyecek.”</strong></em></p>
<p>Öyle de oldu.. Çekilen hiçbir çile, strateji geliştirmek için gösterilen hiçbir gayret israf olmadı. Mekke granitlerine düşen tohumlar Medine toprağında başağa yürüdü. Dün Allah Rasulüne (sav) destek vermeyen ve ona eziyet eden kabileler birer aysberg gibi rahmet güneşiyle eriyip o nurdan okyanusa döküldüler.</p>
<p>Onun (sav) yolunu takip edenler aynı çilelere maruz kaldıklarında O’nun (sav) sünnetine uygun hareket ettiklerinde er geç muvaffak olmuş ve olacaklardır…</p>
<p>Ne mutlu her türlü zulme rağmen hak yoluna ömrünü vakfedip sabırla koşturanlara..</p>
<p>Ne mutlu şu zulümleri dünyaya duyurup bir an evvel hukukun gelmesi, adaletin yeniden dirilmesi için gayret gösterenlere…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uzulme-kizim-ismet-macit/">Üzülme Kızım… | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet Kervanının Necla Ablası &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/hizmet-kervaninin-necla-ablasi-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2022 07:09:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kervancı]]></category>
		<category><![CDATA[Habeşistan]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Necla Katırcıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26046</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Hicret kervanının çalışkan ablası Necla Kervancı Abla&#8217;nın ardından… Mekke’yi yöneten çetenin zulüm olup müminlerin üzerine aktığı yıllar… gecenin ayrı gündüzün ayrı iniltisi yürekleri kanatırken, Gözyaşı Vadisi isminin hakkını verircesine&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmet-kervaninin-necla-ablasi-ismet-macit/">Hizmet Kervanının Necla Ablası | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><em>Hicret kervanının çalışkan ablası Necla Kervancı Abla&#8217;nın ardından…</em></p>
<p>Mekke’yi yöneten çetenin zulüm olup müminlerin üzerine aktığı yıllar… gecenin ayrı gündüzün ayrı iniltisi yürekleri kanatırken, Gözyaşı Vadisi isminin hakkını verircesine sahabenin gözyaşlarıyla ıslanmakta… Sümeyyeler işkencelerle şehit edilip toprağa karışıyor, Yasirler hakikati haykırdığı için küfrün mızrakları ile paramparça ediliyordu. Habbablar demir gömleklere sarılıp çölün alevlerine terkediliyor ve derile kavlayana kadar orada tutuluyordu…</p>
<p>Mekke tiranları, zulüm üstüne kurdukları zakkum misal sistemleri kurumasın diye onu mazlumların kanı ile suluyorlardı.</p>
<p>İslam’ın altıncı yılında Efendimiz (sav) arkadaşlarını toplayıp:  <strong><em>&#8220;</em></strong><em>Siz bâri yeryüzüne dağılın. Allah Teâla sizi yine bir araya getirir&#8221;</em> buyurdular.</p>
<p>Sahabîler: <em>&#8220;Yâ Resûlallah, nereye gidelim?&#8221;</em> diye sorunca, mübarek eliyle Habeşistan`ın bulunduğu tarafı işaret ederek: <em>&#8220;Siz Habeş ülkesine gitseniz iyi olur. Habeş hükümdarının yanında hiç kimse zulme uğramaz. Orası doğruluk yurdudur. Umulur ki, Allah, sizi orada ferahlığa kavuşturur&#8221;</em> buyurdu.</p>
<p>Kendi ülkelerinde gurbet yaşayan müminlerin kaderine şimdi de beldelerinden ayrılıp deniz aşırı bir ülkeye göç düşmüştü… araya hasretler, özlemler, ayrılığın acısı düşecekti ama orada dinlerini mümince-insanca yaşayabileceklerdi..</p>
<p>Bu göçle din kıtalar ötesine geçecek, bir devlet yeni ortaya çıkmış dini resmen tanıyacak, bir devlet başkanı (Necaşi Ashame) hicretin mahzun yolcularını bağrına basacak ve “onları bize ver” diyen Mekke’nin temsilcilerine “önüme altından dağlar yığsan da (bu emanetleri) sana vermeyeceğim” diyecekti…</p>
<p>Ülkelerinde her türlü sıkıntıya katlanan sahabe, şimdi sahibinden gelen emirle memleketlerini terk etmişler ve adlarını ilk hicret kervanına yazdırmışlardı.. İlk muhacirlerden biri de Hz Osman ve eşi Efendimiz’in (sav) kızı Hz Rukiye annemizdi…</p>
<p>Katâde (r.a) anlatıyor: “Ailesi ile birlikte Allah yolunda ilk hicret eden Osman b. Affan´dır. Ben, Nadr b. Enes´ten duydum. O da babası Enes´ten, şöyle anlatırken duymuş:<br />
&#8220;Osman b. Affan ile hanımı Rukiye, Habeşistan´a gitmek üzere yola çıktılar. Allah Resulü kendilerinden haber alamayınca sokağa çıkıyor, onlardan haber bekliyordu. Derken bir gün Kureyşli bir kadın: &#8220;Ya Muhammed, damadını gördüm, hanımı da yanındaydı&#8221; dedi. Efendimiz: &#8220;Peki durumları nasıldı?&#8221; diye sordu. &#8220;Hanımını, yürüyemeyecek derecede zayıf olan şu cılız hayvanlar gibi bir eşeğe bindirmişti; kendisi de eşeği önden çekiyordu&#8221; dedi. Allah Resulü: &#8220;Cenab-ı Hak ikisinin de yar ve yardımcısı olsun. Osman, Lût aleyhisselam´dan sonra ailesiyle birlikte hicret eden ilk Müslümandır&#8221; buyurdu.”</p>
<p>O ilk kervan yola çıktığından beri hicret hiç bitmedi. Hakikati temsil edenler her devirde kötülük imparatorluğunun zulmüne maruz kaldılar. Sessiz yığınlardan cesaret alan menfaat şebekeleri iyiliği hayat felsefesi haline getirmiş olanlara daima saldırdılar.</p>
<p>Bugün Anadolu’da bozkırlar ortasında yapayalnız bırakılan Hizmet erleri örneği az bulunan bir zulme maruz kalınca ilk hicret kervanının arkasına düşüp devrin Habeşistanlarına hicret ettiler. O kervanın şanlı ve şanslı yolcularından biri de Kervancı Ailesi idi…</p>
<p>Muhterem Ali Kervancı abi de eşi Necla ablayla birlikte örnek aldıkları Hz Osman ve Hz Rukiye annemiz gibi Güney Afrika’ya hicret ettiler. Kervancı ailesi orada yaptırdığı külliye ve koşturmaları ile yöre halkının gönlünde taht kurdular.</p>
<p>Necla abla, Ali abinin Hizmet adına attığı her sevaba ortaktı. Tıpkı Hz Ebu Talha’nın eşi Ümmü Süleym annemiz gibi. <strong><em>“</em></strong><strong><em>Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe asla «birr»e (yani hayrın kemal noktasına) eremezsiniz. Her ne infak ederseniz Allah onu hakkıyla bilir.”</em></strong> (Âl-i İmrân, 92) ayeti nazil olduğunda Hz Ebu Talha, Beyruha ismini verdiği ve içinde 600 hurma ağacı ve Medine’nin en tatlı suyunun bulunduğu bahçesini infak etmişti. Bahçeye gittiğinde eşi orada idi ve oradan çıkmasını ve bahçeyi infak ettiğini söyledi. Eşi ise kendi adına mı ikimiz adına mı diye sorunca, ikimiz adına cevabını almadıkça oradan çıkmamıştı.</p>
<p>Ali abi ve Necla abla, asr-ı saadetten sarkmış cömertlik ağacının dalı gibiydiler. Hizmetin ta ilk dönemlerinden itibaren fedakarlığa mana verecek bir hayat yaşayıp sahabece hizmet ettiler ve hizmetlerini hicretle taçlandırdılar.</p>
<p>İşte böyle imrenilecek bir hayat yaşayan Kervancı ailesinin annesi, Güney Afrika’nın ve Hizmet’in Necla ablası hicret beldesinde Rabbine yürüdü. Son bir yıl birlikte hemen her hafta yaptığımız siyer sohbetlerinde beraber olduk… O çok sevdiği Peygamberi (sav) ve sahabelere kavuşup Rabbine Hicret beldesinden kanat çırparken başta Ali Abi ve çocukları olmak üzere hepimizi öksüz bırakıp varıp ulaştı sonsuzluk kervanına…</p>
<p>Hizmet kervanının Necla Ablası,</p>
<p>Bize nasıl hizmet ediliri yaşayarak öğrettin…</p>
<p>Gözün arkada kalmasın…</p>
<p>Binlerce Necla abla namzedi hicret beldelerinde sizden öğrendikleri şekilde koşturuyorlar, koşturacaklar…</p>
<p>Bak dünyanın dört bir yanından Fatihalar da sağanak sağanak kabrine akıyor…</p>
<p>Kabrin pür nur, mekanın cennet olsun…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmet-kervaninin-necla-ablasi-ismet-macit/">Hizmet Kervanının Necla Ablası | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önüme Altından Dağlar Yığsan da &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/o%cc%88nu%cc%88me-altindan-dag%cc%86lar-yig%cc%86san-da-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2021 08:09:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Habeşistan]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Necasi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=23634</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.”  Nahl Suresi ,41 Acının, çilenin, ızdırabın bir rüzgar&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/o%cc%88nu%cc%88me-altindan-dag%cc%86lar-yig%cc%86san-da-ismet-macit/">Önüme Altından Dağlar Yığsan da | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>“Zulme uğradıktan sonra </em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Allah yolunda hicret edenlere gelince, </em></p>
<p style="text-align: right;"><em>elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. </em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. </em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Keşke bilselerdi.”</em></p>
<p style="text-align: right;"><em> Nahl Suresi ,41 </em></p>
<p>Acının, çilenin, ızdırabın bir rüzgar gibi başını yüreklere vura vura estiği günler. Mekke’nin ‘gözyaşı vadisine’ döndüğü; inanıyorum diyen insanlara tiranların alçakça saldırdığı, yüreklerin dağlandığı zamanlar. İnsanlık düşmanlarının mazlum müminlere her türlü işkenceyi reva gördüğü çile yılları&#8230;</p>
<p>Baskıların dayanılmaz hâle geldiği günlerdi. Hira’da Hz. Cebrail ile ilk buluşmasının üzerinden beş yıl geçmişti. İnanan insanlara yapılanları acı acı yudumlayan mahzun Nebi’nin mübarek dudakla- rından çöle iniltili bir ses gibi şunlar döküldü: “Habeşistan’a gidin. Orada halkına zulmetmeyen âdil bir hükümdar vardır. Orası doğruluk ülkesidir. Allah Teâlâ bir kolaylık gösterinceye kadar orada kalın.”</p>
<p>On bir erkek ve dört kadın Allah’ın geniş arzında kalpsiz tiranların şerrinden yüreğini memleket etmiş Necaşi’nin ülkesine doğru yola çıktılar. Aralarında Efendimizin (sav) kızı Hz. Rukiyye (ra) ve damadı Hz. Osman da (ra) vardı. Kafile Şuaybe Limanı’ndan gemiye binip memleket edinecekleri Habeşistan’ın Aksum Şehri’ne ulaştılar.</p>
<p>Necaşi aziz bildi misafirlerini. Sahibinden emanet kabul etti. Mekke’nin asilzadeleri, Amr ibn As’ı göndermişti Necaşi’ye, muhacirleri alıp getirsin diye. Amr hediyeler yığdı Necaşi’nin önüne. Necaşi, “Önüme altından dağlar da yığsan bu insanları sana teslim etmeyeceğim” dedi. Ve Habeşistan günleri başladı insanlığın bahtına düşmüş bu nurdan insanların. Hicret inanan toplumun ortak amelidir, kaderidir. Medeniyetler göçmenler tarafından aşılanır, büyür, gelişir. Rabbin yarattığı arzın tamamı hicret niyetiyle yola çıkanların memleketidir. Hasret ve özlem yürekleri yaksa da muhacir gittiği yere insanlık taşır, yüreğini götürür ve memleket eder bastığı toprakları.</p>
<p>Geride bıraktıklarındaydı yüreklerinin bir yanı. Geride bıraktıkları meraktaydı. Günlerce haber gelmedi bu kutlu kafileden. İlk haberi o taraftan gelen bir kadın getirdi. Efendimiz (sav) hepsinin hâlini sorduktan sonra “Kızım?..” dedi. Mahzun Nebi’nin (sav) hasret kokan nefesi rahmet olup dökülmüştü Mekke çöllerine. Kadın: “Damadını ve kızını gördüm. Damadın kızını bir merkebin üzerine bindirmiş, kendisi de merkebi sürüp götürüyordu.”</p>
<p>Allah Resulü (sav) çok sevindi kızından gelen bu habere, özellikle Hz. Osman’ın (ra) kızına adeta gözü gibi baktığına. Ve “Lût’tan (as) sonra ailesiyle hicret eden ilk kimse Osman’dır.” buyurdu.</p>
<p>Bu günlerde Hz. Rukiyye namzetleri, Mekke tiranlarının günümüz versiyonlarından kaçıp “halkına zulmetmeyen” ülkelere sığınıyor. Ve Allah Resulü’nün (sav) kızı Hz. Rukiyye ve damadı Hz. Osman için yaptığı dualar çağları aşıp son devrin mahzun yürekleriyle buluşuyor.</p>
<p>Rabbim hicret edip dünyaya yayılan, zalimler yüzünden ülkeden çıkamayıp gaybubet yaşayan, memleket hapishanelerinde çile çeken mazlumlara hakkıyla sahip çıkıp, bizi onların acılarını yürek- ten hissedenlerden eylesin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/o%cc%88nu%cc%88me-altindan-dag%cc%86lar-yig%cc%86san-da-ismet-macit/">Önüme Altından Dağlar Yığsan da | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
