<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>göz arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/goz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/goz/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:16:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>göz arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/goz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Time To Help Hollanda, Afrika’ya umut olmaya devam ediyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/time-to-help-hollanda-afrikaya-umut-olmaya-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Mar 2022 11:23:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[Su kuyusu]]></category>
		<category><![CDATA[Time To Help Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[Uganda]]></category>
		<category><![CDATA[Yetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24465</guid>

					<description><![CDATA[<p>Time To Help Hollanda ekibinin geleneksel Afrika sağlık taraması turu Uganda ile başladı. 12 kişilik gönüllü ekipte, doktorlar, diş hekimleri ve gönüllüler yer alıyor. Her yıl çıkılan Afrika turunda binlerce&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/time-to-help-hollanda-afrikaya-umut-olmaya-devam-ediyor/">Time To Help Hollanda, Afrika’ya umut olmaya devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Time To Help Hollanda ekibinin geleneksel Afrika sağlık taraması turu Uganda ile başladı. 12 kişilik gönüllü ekipte, doktorlar, diş hekimleri ve gönüllüler yer alıyor. Her yıl çıkılan Afrika turunda binlerce kişiye umut oluyorlar.</p>
<p>Sağlık taraması özellikle doktora gidecek ve ilaç alacak imkanı olmayan insanlara yönelik oluyor. Hollanda Time To Help ekibi, Uganda’da 1300 kişiyi sağlık taramasından geçirecek. 26 Şubat’ta başlayan sağlık tarama turu 7 Mart’ta sona erecek. Doktor kontrolü sonrası acil ameliyat olması gerekenler ise partner kurum Nile Hastanesi’nde ameliyat ediliyor. Masrafları Time To Help Hollanda ekibi karşılıyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-24467 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi2-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi2-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi2-1200x900.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi2-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi2-1536x1152.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi2.jpg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Time To Help Hollanda ekibinden Ömer Tozkoparan, birçok kişinin diş sorunu yaşadığına dikkat çekerek, ‘Dişçiye gidecek ya maddi imkanları yok ya da dişçi olmayınca yıllarca ağızlarında çürük dişlerle yaşıyorlar. Keza göz doktorlarımız katarakt ameliyatı yapıyor. Basit bir ameliyatla yeniden görmeye başlıyorlar. Işığı görenlerin gözlerindeki mutluluk, bize de mutlu ediyor.’ Dedi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-24468 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi4-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi4-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi4-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi4.jpg 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Time To Help Hollanda ekibi sağlık taramasının yanında ihtiyaç sahiplerini de yardımda bulunuyor. Ömer Tozkoparan, 5 yetimhanede bulunan 800 yetime yemek, gıda, oyuncak, kıyafet, ayakkabı ve kırtasiye yardımında bulunduklarını söyledi. Yine bu turda 5 suyu kuyusu açtıklarını ifade eden Tozkoparan, ‘Özellikle içme suyu çok büyük bir problem. Çocuklar kirli su içtikleri için çocuk ölümleri çok fazla.’ dedi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-24466 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi3-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi3-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi3-1200x900.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi3-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi3-1536x1152.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/03/Time-To-Help-Hollanda-Afrika-saglik-taramasi3.jpg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Tozkoparan, Romanya Tuna Vakfı ile iş birliği yapıp Ukrayna’dan bu ülkeye sığınanlar için yardım kampanyası başlattıklarını sözlerine ekledi. Ukraynalı mültecilere, gıda, battaniye ve kıyafet yardımcı yapılacak.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/time-to-help-hollanda-afrikaya-umut-olmaya-devam-ediyor/">Time To Help Hollanda, Afrika’ya umut olmaya devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözlerin göremediği “Göz” &#124; Zekeriya Çiçek</title>
		<link>https://hizmetten.com/12923-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2020 10:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Çiçek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12923</guid>

					<description><![CDATA[<p>  “ Sizin vucut organlarınız içerisinde en kıymetlisi olan göz ve kulaklarınızın sahibi kimdir? Hangi Pazar tezgâhından ya da dükkânından aldınız? Bu çok ince ve hassas özellikteki kıymetli göz ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/12923-2/">Gözlerin göremediği “Göz” | Zekeriya Çiçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>  </strong>“ Sizin vucut organlarınız içerisinde en kıymetlisi olan göz ve kulaklarınızın sahibi kimdir? Hangi Pazar tezgâhından ya da dükkânından aldınız? Bu çok ince ve hassas özellikteki kıymetli göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir. Sizi icat edip sizi şekillendirerek terbiye veren de O’dur; bunları size O vermiştir. Öyleyse yalnız Rab O’dur. İbadet edilmeye layık olan da ancak O olabilir. ”<em> (Sözler sh: 416)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gözler insan ruhunun dışa yansıyan penceresidir. Bir ev düşünün her tarafı örülmüş üzeri kapatılmış. İşte gözleri görmeyen âmâ bir insanın durumu da her halde farklı değildir. Görme özürlü insanların idrak edebileceği böyle karanlık dünyada yaşamak kolay olmasa gerek. Ancak gözü tüm unsurlarıyla bilirsek, gözün ne kadar muhteşem bir uzuv olduğunu anlayabiliriz.</p>
<p>Özellikle, sivrisineğin gözünden gergedanın gözüne kadar milyonlarca hayvan türünün tümünün gözlerinde aynı sanatın görülmesi neredeyse aynı fizyolojiyle çalışması sanatkârının birliğini göstermesi açısından çok önemlidir.</p>
<p>Evrim düşüncesine sahip insanların monte ederek bilimsel bulgu diye ileri sürdürdükleri yapay ara form modellerinin gözlerini de bulsalardı mahcup olacaklardı. Zira hepsinin gözlerinin fizyolojisi ve anatomisi aynı olduğu görülecekti.</p>
<p>Gözlerimiz, zemin sağlamlığı bakımından sağ ve sol çukurlara özel olarak yerleştirilmiştir. Kameralı göz yapısındaki gözlerimiz, vücudumuzdaki tüm reseptör alıcıların %70 ini yapısında bulundurur. Gözümüzün ağ tabakasına yerleştirilmiş bu alıcılar görüntüleri algılayacak şekilde tasarlanmışlardır. İşte bu alıcılarla algılanan görüntüler, sinir hücrelerinde elektriksel impuls şeklinde görmeyle ilgili beyin bölgesine aktarılır ve orada görüntü gerçek anlamda algılanır.</p>
<p>Tıpkı bir biyokameradır gözlerimiz. Korumasıyla, temizlenmesiyle, beslenmesiyle, beyin bağlantısının kurulmasıyla, optik kiyazma bölümünde sağ ve sol gözden gelen görüntülerin birbirini tamamlayıp iki gözle tek görmenin sağlanmasıyla, uzak ve yakın görüntülere odaklanabilmesiyle, gündüz parlak ışıkta renkli ve loş ışıkta renksiz görebilmesiyle,  gerçekten inanılmaz bir sanat eseridir.</p>
<p>Burada gözlerle ihtisas yapmaya yönelik bir çalışma yapmayacağımızdan bunların teferruatını ciltler dolusu gözü anlatan ve göz sağlığı ile ilgili kitaplara havale edelim.</p>
<p>Evet, gözlerimiz kirpiklerden, kapakların dış ve iç anatomisine, oradan merceklerin, korneanın, gözyaşı bezlerinin, damar tabakasının ve camsı cismin yapılışında çok ince sanatın kullanıldığı anlaşılıyor.</p>
<p>Darvin’in arkadaşına yazdığı, ancak deşifre olmuş gizli mektubunda “Gözü düşündükçe tepem atıyor; zira gözü aktif seleksiyon düşüncemle izah etmem imkânsız.” sözünün manası anlaşılıyor.</p>
<p>“Gözü veren Zat, hem gözü görür, hem ince bir mânâ olan gözün gördüğünü görür, sonra verir. Evet, senin gözüne bir gözlük yapan göz­lükçü usta, göze gözlüğün yakıştığını görür, sonra yapar. Hem kulağı veren Zat, elbette o kulağın işittiklerini işitir, sonra yapar, verir.” (Risale-i Nur)</p>
<p>Kulaklarımız, işitme organlarımız olmakla beraber burun ve boğazla birlikte mütalaa edilir. Kulaklarımız dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümde incelenir.</p>
<p>Dış kulakta: En dışta kulak kepçesi özel kıkırdak yapısıyla esneklik kazanmıştır. Kulak yolu kulak kepçesinin topladığı sesi kulak zarına iletmede görevli olup kulağa giren tozların toplanmasını sağlayan salgı dokusu bulundurur. Kulak zarı, mekanik etkili ses uyartısını orta kulağa aktarır.</p>
<p>Orta kulakta zara bitişik duran çekiç-örs-üzengi kemikleri zar marifetiyle hareket ettirilerek, sesin sıvı titreşim şeklinde nakledileceği salyangozun giriş bölümündeki oval pencere zarına iletilir. Oval pencere zarı, aldığı uyartıyla ardındaki sıvıyı titreştirir ve ses sıvı bir titreşim haline dönüştürülmüş olur.</p>
<p>İç kulakta: Kohlea denen zar labirentinin içinde, mekanik sıvı ses titreşimi şeklinde gelen tüm uyartıları elektriksel impulslara çevirebilen sinirlerin bağlantılı olduğu üzeri silli korti organı vardır. Sillerin sıvı titreşimden etkilenmesiyle oluşturduğu impulslar beyindeki ilgili işitme merkezinde algılanır.</p>
<p>Göz, kulak, deri, dil ve burun beş duyu organımızdır. Bu duyu organlarımızın bize olan mesajlarını duymamız gerekir. Duyu organlarımız çok kıymetlidir. En büyük kıymetleri de bizi Rabbimize (cc) ulaştıracak kadar mükemmel sanata sahip olmalarıdır.</p>
<p>Bunların hepsi şükür gerektiren nimetlerdir. Herhalde, kıymetlerini idrak edebilmemiz için kaybetmemiz gerekmez.</p>
<p><strong>Hizmetten | Zekeriya Çiçek</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/12923-2/">Gözlerin göremediği “Göz” | Zekeriya Çiçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her şey gözlerimizin gördüğü değil ki! &#124; Zekeriya Çiçek</title>
		<link>https://hizmetten.com/her-sey-gozlerimizin-gordugu-degil-ki-zekeriya-cicek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 10:00:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Çiçek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11852</guid>

					<description><![CDATA[<p>    “Her şeyin maddi yüzünde, Allah’ın (cc) kudreti işi yapan ustadır, işi tasarlayan Kader-i İlahi mühendistir. Manevi yüzünde ise, kader işi yapar yani şekillerini çizer; kudret kaderin kaynaklandığı esastır, yani&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/her-sey-gozlerimizin-gordugu-degil-ki-zekeriya-cicek/">Her şey gözlerimizin gördüğü değil ki! | Zekeriya Çiçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em> </em></strong><strong>   </strong><strong>“</strong>Her şeyin maddi yüzünde, Allah’ın (cc) kudreti işi yapan ustadır, işi tasarlayan Kader-i İlahi mühendistir. Manevi yüzünde ise, kader işi yapar yani şekillerini çizer; kudret kaderin kaynaklandığı esastır, yani o çizgiler üstünde yapılan şekillendirme, kudretten kaynaklanır.</p>
<p>“Ey inançsız! Bunu işittikten sonra iyice düşün. Bir zerreye bir terzilik sanatını öğretmeye kudretin var mıdır? Kendine yaratıcı olarak kabul ettiğin tabiat ve sebepler, her şeyin birbirinden farklı ve çeşitli suretlerini biçip dikmesine kudretleri var mıdır? “<em>(Mesnevî-i Nuriye sh: 34)</em></p>
<p>Allah’tan gayri her şey mâsiva olarak ya da eşya olarak adlandırılır. Eşyanın hakikatinin bir görülen yüzü, yani mülk yönü, bir de görülmeyen yüzü, yani melekût yüzü vardır. Her şeyin görünen yüzüne Cenab-ı Hak (cc) Rab isminin gereği olarak, kudretiyle bir şekil ve bir hususiyet vermiştir. Eşyanın hususiyetinin tayinini ise kaderi belirlemiştir. Kaderi ise Allah’ın (cc) kudretinden kaynaklanır.</p>
<p>Âlemde işleyen her bir kanun, doğrudan Allah’ın (cc) kudretinin tecellisidir. Fizik, kimya, biyoloji ve matematikle ilgili tüm kanunlar belirli bir ilim, irade, hikmet ve kudret gerektirir. Bir örnek verecek olursak: Suyun kaldırma kuvvetini açıklayalım. Kendine malik olmayan su zerrelerinde görülen kaldırma kuvveti, asla suyun kendisinden kaynaklanmaz. Kuvvet ile Kudret iki ayrı şeydir. Unutmayalım ki, kuvvet kudretten kaynaklanır. Cenab-ı Hakkın kudretinden başka hiç bir eşyada, hakiki anlamda bir kuvvet yoktur. Suyun kaldırma gücü doğrudan suyun kaderidir. Kaderi de Allah’ın ( cc) kudretinden kaynaklanır. Böylece kader, kudret ve hikmet aynı çizgide yan yana zuhur eder.</p>
<p>Gerek bitkiler gerekse hayvanlar, kendilerine has belli bir kumaşla dokunmuşlardır. Kumaşın ham maddesi inorganiklerle beraber; protein, yağ ve karbonhidrat gibi organik maddelerdir. Bu organik maddeler de, karbon, hidrojen, oksijen ve azot gibi temel atom zerrelerinden meydana getirilmiştir.</p>
<p>Her bir zerrenin, usta bir kudretli sanatkârdan ders almışçasına, sanatını en ince şekilde sergilemesine, zerrelerin halıkı ve maliki Cenab-ı Hak’tan başka hiç bir kuvvet müdahale edemez.</p>
<p>Minicik bir örümceğin ağındaki akıl almaz tasarımdan, balarısı peteğindeki altıgen biçimindeki geometrik silindir başta olmak üzere, hiçbirisinde sanatın o birbirinden mükemmel ve hikmetli nakışlarını tabiata havale edemeyiz.</p>
<p>Her bir canlı grubu kendine mahsus korunma, barınma, bulunduğu ortamda kendisini gizleyebilme, çoğalma, beslenme mekanizmasına sahip olması sayesinde diğer canlı gruplarından farklılık gösterir.</p>
<p>İnsan hayatın zararını faydasını neredeyse on-on beş yaşında öğrenebilir. Böyle acizlik içersindeki insan; hangi cür’etle hayata hazırlanmış olarak yumurtadan çıkmış binlerce çeşit böceği küçük görebilir. Hâlbuki insanın dışındaki tüm hayvanlar anne karnında veya yumurta içerisinde hayatla ilgili tüm bilgileri büyük oranda öğrenerek getirilmişlerdir.</p>
<p>Sebepler, hadiselere perde olmaktan başka bir rol üstlenemezler. Allah’ın (cc) azameti bunu ister.</p>
<p>“Allahın izzet ve azameti sebeplerin insan aklının nazarında sadece perde olmasını ister. Tevhid düşüncesi ve Allah’ın Celâli isimleri, sebeplerin hakiki tesirden ellerini çekmesini ister.”(Risale-i Nur)</p>
<p>Tıpkı lezzetli üzüm salkımlarını kuru üzüm çubuklarına, incecik yapraklarına, cansız atomlardan yapılmış klorofile, suya, toprağa ya da güneş ışınlarına verilmeyeceği gibi. Yoksa üzüm hem Halık hem mahlûk olur. Hem sanat hem de sanatkâr olur. Bunu en akılsız merkep bile kabul etmez.</p>
<p>İşte materyalist düşünce de gözünün gördüğüne inanır. Hâlbuki Üstadımızın o mükemmel beyanıyla:</p>
<p>“Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerine inmiştir, göz ise manada kördür.” “Su kaldırıyor” der ama suya o gücü vereni bir türlü göremez.</p>
<p>“Yer çekiyor” der fakat bu çekim gücünü ona vereni bulamaz. Fizik âleminde hayat ve ölüm gibi metafiziki olaylarla içli dışlıdır; gözleri vardır göremez; kulakları vardır işitemez; kalbi vardır ama hissedemez. Bir de işin içine inat girdi mi; küfür yolunda en büyük yoldaşıyla ele ele verir ve eğriyi doğru, doğruyu eğri görür. Beyaza siyah, siyaha beyaz der bakışları bulanmıştır zira. Melek görse şeytan der. Şeytan görse elbise değiştirmiş melek der. Helak olmak için Halıkını inkâr eder. Belki de hiç ruhunda kavuşamadığı Rabbi ebediyyen kaybetmenin karanlığıdır bu.</p>
<p>Cenab-ı Hak (cc) âlemdeki yaratılış faaliyetlerinde sebeplerle tasarrufta bulunur. Bu durum imtihan dünyasının bir gereğidir. Analar ve babalar olmadan insanlar doğamazlar. Mevcut kanunlar bunu gerektirir. Tıp dünyasının yaptığı tüp bebek için de mutlaka bir sperm ve yumurta olmalıdır. Bir de gelişmesiyle mahiyetinde genetik kodla ziplenmiş çocuk tasarımını varlık alemine getirecek olan bebek tohumunun (zigotun) çimlendirileceği bir uterus (döl yatağı) zorunludur. Burada yeri gelmişken gerek klonlama gerekse tüp bebek yöntemlerinin tamamı, yoktan var etme (ibda) olmayıp hazır malzemeden bir şey ortaya koyma yani  inşadır.</p>
<p>Halk etme inşa ile olabileceği gibi ibda dediğimiz yoktan var etme de olabilir. İbda ancak Allah’ın (cc) zatına ait bir kudret tecellisidir. Zira Hz Adem’in (as) anasız ve babasız, Hz İsa’nın (as) o iffet âbidesi Hz Meryem’den babasız bir şekilde meydana getirilmesi buna en güzel misaldir. Allah’ın muradı bunu gerektirmiştir. Bu durum Allah’ın (cc) kudretinin bir tezahürüdür.</p>
<p>Meraklısı için şunu da hemen belirtelim ki, babasız var oluş hala devam etmektedir. Kudrete zıt değildir. Bir kovanı korumakla görevli erkek arılar yaratıldığından bu yana babasız olarak meydana getirilmeye devam edilmektedir. Nasıl mı: Ana arının oluşturduğu yüzlerce yumurtanın büyük bölümü erkek arıyla çiftleşmesi sonucu döllenir ve bu zigottan dişi olan işçi balarıları meydana getirilir. Ancak diğer yumurtalar ise döllenmeksizin doğrudan mitoz bölünmelerle erkek arıların oluşumu sağlanır. Birçok böcek türünde bu olay devam etmektedir.</p>
<p>Klonlama da aslında buna benzer. Kopyalanacak canlının vücut hücresinin çekirdeği çıkarılır. Bu çekirdek, içerisindeki kendi çekirdeği çıkarılmış olan döllenmemiş bir yumurtaya yerleştirilir. Bu yumurta uygun bir taşıyıcı annenin uterusuna (döl yatağına) yerleştirilir. Minik bir elektroşokla hücre bölünmelerinin başlaması sağlanır. Belli süre sonra yapay olarak döllendirilmiş yumurtadan (zigot), mitoz bölünmelerle yeni bir canlı meydana getirilmiş olur. Fakat yine hatırlatmakta fayda var ki, kullanılan yumurta vs zaten mevcut olan canlı materyallerdir. Dolayısıyla bir yoktan var etme değil, mevcutlardan bir inşa ediştir. Gen mühendisleri ve biyoteknoloji ile uğraşanlarca yapılan bu mikro enjeksiyon teknolojisinin, insanla ilgili yapılması inanç ve etik olarak uygun görülmemektedir.</p>
<p>Henüz farklılaşma göstermemiş ancak farklılaşabilme yeteneğine sahip kök hücreleriyle ilgili çalışmalarda ise değişik hastalıkların tedavisine imkân sağlanmaktadır. Arızalı dokuların yerine yeni dokuların yapımı, kanser hastalıklarının tedavisi de gerçekleştirilmektedir. Kök hücreleriyle yapılan bu çalışmalarda hazır doku kültürleriyle yapılmakta olup yoktan bir şey var edilmemektedir. Kök hücresiyle ilgili yapılan çalışmalar insan sağlığı ile ilgili olması yönüyle biraz daha ayrı değerlendirilmektedir.</p>
<p>Allah (cc) gökten meyveyi yağdırma gücüne sahiptir ancak sırrı imtihan için yere bağlı hareket bile edemeyen ağaçlarda yaratmayı murad etmiştir. Semadan gönderdiği yağmur sularını, semaya astığı güneşten gönderdiği ışığın buluşturulduğu muhteşem bir kudret fabrikası olan ağaçları aracı sebep olarak yaratmıştır. O ağaçlarla canlara gıda vermeye, oksijenlendirmeye devam etmektedir.</p>
<p>İşte sebepten anlaşılacak bunlardır. Hiçbir akıllı ve vicdan sahibi insan bu nimetleri ağaç gibi şuurdan yoksun sebeplere veremez. Hele hele asla çamurdan, sudan ve havadan sebeplere dayandıramaz. Bunlar latif veya kesif birer perdedir. Asıl iş gören, Cenab-ı Hak’kın (cc) sonsuz kudretidir.</p>
<p>Tabiatla ilgili olarak Tabiat Risalesinden öğrendiklerimizi hatırlayalım. Varlık âleminde, özellikle hayat sahibi canlılarda görünen hikmetli olaylar, sınırsız bir ilim, irade ve görme gerektiren sanat ve icatlardır. Eğer bu olaylar, Allah’ın (cc) kaderine ve kudretine verilmezse, kör, sağır, düşüncesiz olan tabiata ve kuvvete dayandırılırsa, o zaman her şeyde sınırsız sayıda manevi makineler ve matbaalar bulunması gerekir.</p>
<p>Evet, kâinatta Cenab-ı Hakkın (cc)  isimlerinin tecellisi şu misale benzer. Güneşin ışınları cilveleri ve yansımaları, zemindeki cam parçalarında ve su damlacıklarında nasıl görünüyorsa, Allah’a (cc) ait tecelliler de öyledir. Yoksa her bir cam parçası ya da su damlacığı sayısı kadar güneş olması gerekir. Aynen böylede, eğer kâinatta hayat sahibi varlıklarda görülen hikmetli müthiş bir ilim ve irade gerektiren olaylar Allah’a (cc) dayandırılmazsa, bunları ışıktan yoksun varlığın kendisinden bilmek gerekir. Bu da kâinatta asla gerçekleşemeyecek olan bir durumdur. Şuursuz tabiata şuurlu bir durum kazandırmak şuurlu bir insanın ulaşacağı netice olamaz. Üstadımız tabiatı şu ifadelerle tanımlar:</p>
<p>“Tabiat bir sanattır, sanatkâr olamaz.</p>
<p>Tabiat bir nakıştır, hünerli bir nakışçı olamaz.</p>
<p>Tabiat bir fiildir, fail olamaz.</p>
<p>Tabiat bir kitaptır, katip olamaz.</p>
<p>Tabiat bir kanundur, kanun koyucu olamaz.</p>
<p>Tabiat bir hükümdür, hâkim olamaz</p>
<p>Ve Tabiat yaratılmıştır, asla yaratıcı olamaz.”</p>
<p>Hiçbir akıl, tabiatın bir parçası olan akıl ve şuurdan yoksun olan kuru bir üzüm dalına, ya da kurumaya mahkûm yaprağına, her yönüyle muhteşem bir sanat eseri olan üzüm salkımlarının sanatkârıdır denilemez. Ve yine Üstadımızın enfes beyanıyla şu örneği de ekleyelim.</p>
<p>“Bir incir çekirdeğin­den koca bir incir ağacını ve ince bir sapla koca bir kavunu bağlayıp çıkaran kudrete hiçbir şey ağır gelmez.”</p>
<p>İncir çekirdeği de, kavunun ince sapı da o kudretin emrinde ve onun gücüyle hareket ederler. Yoksa tabiatın her bir parçası hem Hâlık yani yaratıcı hem de mahlûk yani yaratılmış olması gerekir. Bu ise muhaldir, olmasını bozulmamış hiç bir akıl ve vicdan sahibi düşünemez.</p>
<p>Bu aynen Selimiye’nin her bir taşının Mimar Sinan gibi koca bir mimar olduğunu kabullenmek olur. İstiklal Marşı’nın her bir harfi ve kelimesinin de Mehmet Akif olduğunu kabul etmek olur.</p>
<p>Milyonlarca çeşit bitki ve hayvan türünün her birinin kendisine özgü ayırt edici özelliklerinin bu canlıların kendilerinin tasarlanmasını kabul etmek akıl dışıdır. Üstadımız (ra) bakınız meseleyi ne de güzel özetlemiş:</p>
<p>“Mevcudat ve zihayat doğrudan doğruya Allah’ın (cc)  isimlerinin tecellisine verilmezse, her bir mevcutta, özellikle her bir canlıda, sınırsız bir kudret ve irade ve ni­hayetsiz bir ilim ve hikmet taşıyacak bir tabiatı, bir kuvveti, adeta bir ilâhı, içinde kabul etmek lâ­zım gelir. Bu tür bir fikir ise, kâinattaki gerçekleşmesi mümkün olmayan en büyük uydurmasıdır. Kâinatın yaratıcısının sanatını kuruntu ürünü, ehemmiyetsiz, şuursuz bir tabiata veren insan, elbette yüz defa hayvandan daha hayvan, daha şuursuz olduğunu gösterir.<strong>”</strong>(Risale-i Nur)</p>
<p>Başka bir bölümde ise Üstadımız (ra) bu meseleyle ilgili şöyle diyor:</p>
<p>“Evet, Kadîr-i Zül celalin iki tarzda icadı var:</p>
<p>Biri ihtirâ’ ve ibdâ’ iledir. Yani hiçten, yoktan vü­cut veriyor ve ona lâzım her şeyi de hiçten icad edip eline veriyor.</p>
<p>Diğeri inşa ile san’at iledir. Yani, hikmetinin büyüklüğünü ve  isimlerinin tecellilerini göstermek gibi çok hassas hikmetler için, kâinatın bileşenlerinden bir kısım mevcudatı inşa ediyor; her emrine tâbi olan zerreleri ve maddeleri, rızık verme kanunuyla on­lara gönderir ve onlarda çalıştırır.</p>
<p>Evet, Kadîr-i Mutlakın iki tarzda, hem ibdâ’, hem inşa suretinde icadı var. Varı yok etmek ve yoğu var etmek en kolay,  belki dai­mî, umumî bir kanunudur. Bir baharda, üç yüz bin canlı çeşidi olan mahlûkatın (o dönemde henüz sistematikte sayılabilen üç yüz bin çeşit hayat sahibi canlıyı kastetmektedir) şekillerini, sıfatla­rını, belki zerratlarından başka bütün keyfiyat ve ahvallerini hiçten icad eden bir kudrete karşı “Yoğu var edemez” diyen adam, yok olmalı!” (Risale-i Nur)</p>
<p>Aslında tabiatın bileşenleri olan bitkiler, hayvanlar, böcekler güneş ve gezegenlerin kendisini yaratan Allah’a (cc) olan saygısı ve itaatinde problem olmadığı aşikârdır. Asıl problem, imanla kendisine kulluk sorumluluğu yükleneceğinden endişe eden, inançtan yoksun olan bir grup zavallı insandır.</p>
<p>Allah’ın (cc) hayat, akıl, şuur gibi nimetlerle donattığı ve bir ömür boyu rızıklandırdığı ancak; henüz imanla şereflenmemiş insanlara hakikati bulmayı ve hidayete ermeyi nasip etsin.</p>
<p>Ey Rabbimiz, sana iman ve itaat etmek, sana güvenmek, seni sevmek ve insi ve cinni şeytanların şerrinden sana sığınarak korunmak ne güzel!</p>
<p>Allah’ım ne olur ebetlere kadar bizleri mesut ve bahtiyar eyle!</p>
<p><strong> Hizmetten | Zekeriya Çiçek</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/her-sey-gozlerimizin-gordugu-degil-ki-zekeriya-cicek/">Her şey gözlerimizin gördüğü değil ki! | Zekeriya Çiçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözleri haramdan korumak &#124; Cemil Tokpınar</title>
		<link>https://hizmetten.com/gozleri-haramdan-korumak-cemil-tokpinar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Feb 2020 17:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Tokpınar]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=7720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bulunduğumuz çağda iman ve istikamet üzere yaşamak öyle çetin bir hal almış ki, neredeyse her gün iç içe geçmiş nice imtihanla yüz yüze geliyoruz. Helâl-haram birbirine karışmış, helâli haramdan ayırt&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gozleri-haramdan-korumak-cemil-tokpinar/">Gözleri haramdan korumak | Cemil Tokpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bulunduğumuz çağda iman ve istikamet üzere yaşamak öyle çetin bir hal almış ki, neredeyse her gün iç içe geçmiş nice imtihanla yüz yüze geliyoruz. Helâl-haram birbirine karışmış, helâli haramdan ayırt edip helâli tercih etmek zorlaşmıştır.</p>
<p>Kulluk imtihanı ve Allah’ın rızasını kazanma gayreti her ne kadar bütün alanlarda güçleşmişse de özellikle iffet imtihanı hepsinden daha zor hâle gelmiştir. His ve hevesatın meyledeceği haramlar süslenmiş, cazip bir hal almıştır.</p>
<p>Ancak Rabbimiz İnşirah Suresinde “Demek ki güçlükle beraber kolaylık vardır. Evet, güçlükle beraber kolaylık vardır!” şeklinde buyurduğu gibi, her zoru başarmak mümkündür. Çünkü Cenabı Hak, “zorluktan sonra” demiyor, bizzat “zorlukla beraber” ifadesini peş peşe kullanıyor. Demek ki, ne kadar zor olsa da Allah’ın izni ve inayetiyle bu imtihanı başarmak mümkündür.</p>
<p>Şüphesiz iffet imtihanının da birçok yönü var. Biz bugün bu geniş konunun harama nazar etmek, yani namahreme bakmak kısmını işleyeceğiz. Harama bakmak deyince karşımıza normal insana bakmanın yanında hareketli hareketsiz geniş bir alan çıkmaktadır. Bunlar kitap, dergi, reklam malzemesi, video, film gibi kolayca erişilen sınırsız sayıdadır.</p>
<p>Bu imtihana her ne kadar gençler ve bekârlar daha fazla muhatap olsa da aslında bütün müminler muhataptır.</p>
<p>Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivâyet edilen şu hadiste iffet imtihanının çeşitleri çok veciz bir şekilde anlatılmaktadır:</p>
<p>“Âdemoğluna zinadan nasibi yazılmıştır. Buna mutlaka erişecektir. Gözlerin zinası bakmaktır, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayağın zinası da yürümektir. Kalp ise heves eder, diler. Ferc (cinsel organ) ise bunu ya uygular veya reddeder.” (Müslim, Kader: 21)</p>
<p>Demek ki cinsel arzuyu gayri meşrû bir şekilde kullanmak olan “zina”nın çeşitleri vardır. Bunlar yasaklanmış fiili “düşünmek”, gayri meşrû bir şeye “bakmak” ve “dokunmak”, onu “konuşmak” ve “dinlemek”, ona “teşebbüs” etmektir. Kalp ise buna “heves” etmekte, ferc ise ya reddetmekte veya uygulamaktadır.</p>
<p>Bütün bu eğilimleri yöneten ve özgür tercih yapıp uygulayan ise iradedir.</p>
<p>Nitekim bir âyet-i kerimede, “Zinaya yaklaşmayın” buyrulmaktadır. “Zina yapmayın” yerine, “Yaklaşmayın” ifadesinin tercihi dikkat çekicidir. İşte bu kısa âyet, yukarıdaki hadiste belirtilen hususları içine almaktadır. Âyet, yaklaşmanın her türlü yolunu yasaklamaktadır.</p>
<p>Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivâyet edilen, “Şüphesiz ki, dillerle söylenmedikçe veyahut fiîlen yapmadıkça Allah ümmetimin kalbinden geçirdikleri şeyleri onlara bağışlamıştır” (Müslim, Îmân: 58) şeklindeki hadiste yasak bir fiili düşünmenin bağışlandığı belirtilmiştir. Ancak bunu alışkanlık hâline getirip zaman israf etmek, Allah’ı tefekkür ve güzellikleri düşünüp plânlamak için verilen düşünme ve hayal kabiliyetini boş yere meşgul etmek de israftır, doğru değildir.</p>
<p>Yukarıda sayılan “harama bakmak” hususu, âyet ve hadislerle yasaklanmıştır.</p>
<p>Nûr Sûresinin 30 ve 31. ayetlerinde şöyle buyurulmaktadır:</p>
<p>“Mümin erkeklere bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve zinadan korumalarını söyle! Bu, onlar için en uygun olan davranıştır. Allah yaptıkları her şeyden hakkıyla haberdardır. Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve günahtan korumalarını söyle. Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler.”</p>
<p>Bu âyetler hem erkeklere, hem de kadınlara, kendileri için bakılması câiz olmayan kişilere nazar etmelerini yasaklamaktadır.</p>
<p>İbn-i Büreyde’den (r.a.) rivâyet edilen şu hadis de konumuzla ilgilidir:</p>
<p>“Resûlüllah (s.a.v.) Hz. Ali’ye (r.a.), ‘Ya Ali bakışı bakışa tâbi kılma, kasıtlı olmadığı için birinci bakış sana câizdir, (fakat) diğer bakışlar sana câiz değildir’ demiştir.” (Ebû Dâvud, Nikah: 43)</p>
<p>Buradaki “birinci bakış”, insanın çarşıda pazarda yürüyebilmesi için zarurî olarak baktığı yerlerde istemeyerek gözünün rastladığı durumlar için söz konusudur. İnsan gözü kapalı gezemeyeceğine göre, zarurî işleri için lüzumlu yerlerde kasdî değil, tebeî bir surette rastladığı durumlar birinci bakışa girer. Bazen insan bir şeye bakarken istemeyerek bir başka varlığı da görebilir. Bu durum bilhassa Asr-ı Saâdet için söz konusudur.</p>
<p>Ama şimdi “Nasıl olsa ilk bakış câizdir” deyip sağı solu teftiş eder gibi bakarak gitmek doğru değildir. Çünkü zamanımızda âniden ve farkında olmadan rastlama gibi bir olay yoktur; her tarafta her an namahreme, açık saçık insanlara ve harama rastlanmaktadır. Bunun için tüm bakışları kontrol altında tutmak gerekir.</p>
<p>Nâmahreme bakmanın zararları çoktur. Kişinin zamanını, hafızasını, dikkatini tahrip eder. Bakmamak ise, milyonlarca sevap kazandırdığı gibi, şu kudsî hadisteki mânevî lezzete mazhar eder:</p>
<p>“Nâmahreme bakmak, şeytanın oklarından bir oktur ki, her kim Benden korkarak onu bırakırsa, zevkine bedel ona öyle bir iman veririm ki, onun lezzetini ve tatlılığını kalbinde duyar.” (Taberânî ve Hâkim)</p>
<p>Burada da müthiş bir müjde var. Gerçekten bu hususa dikkat edenler kendilerinde büyük bir huzur ve sevinç, âdetâ maddîyattan sıyrılıp nûranîleşmiş bir hâl hissedeceklerdir.</p>
<p>Harama bakmak, kişinin arzularını tatmin etmediği gibi, daha da kamçılar, sıkıntı içinde bırakır ve iffet imtihanını zorlaştırır. Aç kimse nasıl yemeğe arzu duyar, meşru olarak mahrem duygusunu tatmin etmeyen kimse de çok aşırı bir istek duyar. Nasıl ki, aç bir kimseyi doyurmadan sürekli yemek resimleri göstermek, sözlü tasvirlerde bulunmak, hatta mis gibi kokan yemeklerin bulunduğu lokantaları gezdirmek, onun iştahını arttırmaktan ve sabrını zorlamaktan başka bir işe yaramaz.</p>
<p>Öyle de, helâl yönden tatmin edilmeyen bir kimsenin, harama bakması ve müstehcen görüntülerle meşgul olması, kendisini tahrik etmekten başka hiçbir işe yaramaz. Kalben, ruhen, zihnen rahat olmak ve aslî görevlerini yapmak isteyen bir mümin, tahrik edici vasıtalardan tamamen uzak kalmak zorundadır.</p>
<p>Bu maksatla, açık saçık yayınlardan etkilenmemek için özel bir gayret göstermek, ihtiyaç duyduğumuz yayınların meşrularıyla yetinmek, zamanımızı daha ulvî uğraşlarla doldurmak gerekir.</p>
<p>Gözleri haramdan koruyan inşallah zihnini ve diğer duygularını da korumuş olur. İffet imtihanını başarabilmek için manevî olarak beslenmek gerekir. İman ve Kur’an derslerine yönelmek, iyi bir arkadaş çevresi edinmek, ibadet ve zikre zaman ayırmak, spor ve sanatla meşgul olmak, yüce idealler taşımak ve onlara ulaşmak için plânlı bir şekilde çalışmak kişiyi haramlardan koruyacak ve inşallah iffetini muhafazaya vesile olacaktır.</p>
<p>Harama bakmaktan korunabilmek için M. Yusuf Güven’in “Gözümü Haramdan Nasıl Korurum” gibi motive eden ve yöntem gösteren kitapları okuyabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kaynak: Cemil Tokpınar | TR724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gozleri-haramdan-korumak-cemil-tokpinar/">Gözleri haramdan korumak | Cemil Tokpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
