<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gazeteci arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/gazeteci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/gazeteci/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Nov 2021 14:23:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>gazeteci arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/gazeteci/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Journalist Post Dergisi 3. sayısını Türkiye cezaevlerinde işkence gören gazetecilere ayırdı</title>
		<link>https://hizmetten.com/journalist-post-dergisi-3-sayisini-turkiye-cezaevlerinde-iskence-goren-gazetecilere-ayirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 14:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[International Journalists Association e.V]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Journalist Post]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=22973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medya dergileri arasında dünyada üç dilde yayın yapan Journalist Post’un son sayısı Türkiye cezaevlerinde tutulan gazetecilerin varlığını hatırlatan bir kapak ile yayınlandı. Ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan ve dünyanın farklı coğrafyalarında&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/journalist-post-dergisi-3-sayisini-turkiye-cezaevlerinde-iskence-goren-gazetecilere-ayirdi/">Journalist Post Dergisi 3. sayısını Türkiye cezaevlerinde işkence gören gazetecilere ayırdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medya dergileri arasında dünyada üç dilde yayın yapan Journalist Post’un son sayısı Türkiye cezaevlerinde tutulan gazetecilerin varlığını hatırlatan bir kapak ile yayınlandı. Ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan ve dünyanın farklı coğrafyalarında basın özgürlüğünü gündemde tutan gazetecilerin hazırladığı Journalist Post’un son sayısı 13 farklı ülkeden konuların ve konuk kalemlerin katkılarıyla çıktı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-22975 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post-1-499x700.jpg" alt="" width="499" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post-1-499x700.jpg 499w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post-1.jpg 653w" sizes="(max-width: 499px) 100vw, 499px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dünyanın birçok ülkesinden üyelerinin bulunduğu International Journalists Association (IJA) tarafından yayına hazırlanan Journalist Post dergisi okurlarıyla buluştu. 2 Kasım Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarla Mücadele Günü okurları ile buluşan dergi Brezilya’dan Afganistan’a, Güney Afrika’dan Belarus’a kadar 13 farklı ülkeden gazetecinin yazıları yer alıyor.</p>
<p>Medya dergileri arasında dünyada üç dilde yayın yapan Journalist Post’un son sayısı Türkiye cezaevlerinde tutulan gazetecilerin varlığını hatırlatan bir kapak ile yayınlandı. Türkçe, İngilizce ve Almanca olarak basılan Journalist Post dergisi Frankfurt Kitap Fuarında da görücüye çıktı. Medya özgürlüğünün savulduğu derginin kapağında ise bütün baskı, şiddet ve tehditlere rağmen Türkiye’de de gazetecilerin olduğu vurgusu ön plana çıkartıldı. Kapak konusunda, “Bir avuç gazeteci, bütün baskılara, tehditlere rağmen gerçekleri yazmaya, cesurca mesleğini yapmaya devam ediyor. Hapishaneye düşseler de yurt dışına kaçmak (!) zorunda kalsalar da kalemleriyle demokrasiyi, eşitliği, hukuku hatırlatıyor. Bu dosyada kaleminin namusunu satmayıp, gerçekleri yazan gazetecilerin verdikleri bedelleri bizzat kendilerinden okuyacaksınız” denildi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-22978 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post4-700x396.png" alt="" width="700" height="396" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post4-700x396.png 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post4-1200x678.png 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post4-768x434.png 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post4-390x220.png 390w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post4.png 1306w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Dergide, Erdoğan rejimi tarafından mesleklerinden dolayı cezaevinde sistematik işkencelere maruz kalan 19 gazetecinin kaleminden yaşadıkları dile getirildi.</p>
<p>Dergiyle ilgili IJA’dan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı; ’’2 Kasım, “Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Mücadele Uluslararası Günü” olarak kutlanıyor. 21’nci yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken ne yazık ki dünyanın dört bir yanında gazeteciler halkı bilgilendirme görevini yerine getirirken baskı, tehdit, şantaj ve suikastlere maruz bırakılıyor. Uluslararası Gazeteciler Derneği (International Journalists Association / IJA) başta Türkiye olmak üzere farklı coğrafyalarda gazetecilere karşı işlenen suçlara dikkati çekmek maksadıyla “Journalist Post” isimli dergiyle ilk adımı attı. Journalist Post için gazetecilerin kurduğu dernek, vakıf ve sendikaların yanı sıra, insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları da destek verdi.’’</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-22979 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post5-700x396.png" alt="" width="700" height="396" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post5-700x396.png 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post5-1200x678.png 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post5-768x434.png 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post5-390x220.png 390w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Journalist-Post5.png 1306w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/journalist-post-dergisi-3-sayisini-turkiye-cezaevlerinde-iskence-goren-gazetecilere-ayirdi/">Journalist Post Dergisi 3. sayısını Türkiye cezaevlerinde işkence gören gazetecilere ayırdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kamil Oğuz: Adilcevaz’dan İstanbul’a bir gazetecilik tutkusu</title>
		<link>https://hizmetten.com/kamil-oguz-adilcevazdan-istanbula-bir-gazetecilik-tutkusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Jul 2021 08:40:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[cihan haber ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[mağdur]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet kamil oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[ziya yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde adı tutuklu gazeteciler listesinde olan, cezaevinden çıktıktan sonra hayata tutunmaya çalışan, fakat her zaman gazeteci kalan Mehmet Kamil Oğuz&#8217;u birlikte çalıştığı iki arkadaşı, Ahmet Kerem Sever ve Ziya&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kamil-oguz-adilcevazdan-istanbula-bir-gazetecilik-tutkusu/">Kamil Oğuz: Adilcevaz’dan İstanbul’a bir gazetecilik tutkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde adı tutuklu gazeteciler listesinde olan, cezaevinden çıktıktan sonra hayata tutunmaya çalışan, fakat her zaman gazeteci kalan Mehmet Kamil Oğuz&#8217;u birlikte çalıştığı iki arkadaşı, Ahmet Kerem Sever ve Ziya Yıldırım anlattı.</p>
<p>KHK ile kapatılan Zaman gazetesinin eski muhabiri ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) eski Halkla İlişkiler Danışmanı Mehmet Kamil Oğuz’un (50) vefatı ailesini, meslektaşlarını ve sevenlerini üzdü.</p>
<p>Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde doğan ve gazeteciliğe Bitlis ve Van’da yerel basında başlayan, Zaman gazetesinde siyaset ve belediye muhabiri olarak görev yapan Oğuz, çalışkanlığı ve seveceliği ile tanınıyordu.</p>
<p>Birlikte çalışan iki arkadaşı Ahmet Kerem Sever ve Ziya Yıldırım; Kamil Oğuz’u, gazeteciliğini ve dostluğunu anlattı.</p>
<p><strong>AHMET KEREM SEVER: BU DÜNYADAN KAMİL OĞUZ GEÇTİ</strong></p>
<p>Sevgili Kamil ile 1996/97 yıllarında Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde tanıştık.  Ben o sıralar ilçede imam hatiplik yapıyordum. Kamil ele avuca sığmaz, heyecanlı, idealist, yerinde duramayan, güler yüzlü ve her daim neşeli bir karakter olarak çıktı karşıma. Bir kere dost olduk ve bir daha hiç ayrılmadık.</p>
<p>Rahmetli babama ailemizin geçmişinden dolayı yöre halkı “bey” anlamında “beg” derdi, bazen de kelime oyunuyla “bego” diye hitap ederdi. Bunu bilen Kamil kardeşim de bana “bego” diye hitap etmeyi severdi.</p>
<p>Kendisini her şeyden ve herkesten sorumlu tutmak gibi özelliği vardı. Tam bir vefa kahramanıydı. Küçük iki kardeşi için veya zorda, darda kalmış başkaları için her türlü zahmetlere gözünü kırpmadan atılır ve bu yüzden çok mutlu olurdu. Sürekli görüştüğü iki asker arkadaşı vardı ki, onları benimle de tanıştırmıştı. Bu üç kalbi selim dostun arasındaki sevgiyi, muhabbeti gören ben, dışarıdan bir dördüncü olarak aralarına alınmaktan çocuklar gibi sevinir, nasıl mutlu olurdum.</p>
<p>Kafasında hep yapacak bir şeyler bulurdu. Bu projelerinden biri de “adilcevaz.net” idi. Onu yek başına kurdu, ilçede temsilciler buldu, yazarlar ayarladı. Sırf bu site ve Adilcevaz için özel röportajlar yapar bana da sık sık yazılar yazdırırdı.</p>
<p>Muhteşem bir gazetecilik aşkı, heyecanı vardı. Ulusal gazete ve ajansların yerel temsilcilikleri için uğraşıyor, bir yandan da belediye binası altındaki son derece mütevazi tuhafiye dükkanını işletiyordu.</p>
<p>Ben ilçede görevliyken bekâr evim vardı. Bir gün bana geldi ve beraber kalalım dedi. Evimiz sobalı ve çok soğuktu. O zamanlar yaptığım yemekleri ve özellikle sobada kıpkırmızı olmuş şişle onu korkutmamı her zaman güle güle, ballandıra ballandıra anlatırdı.</p>
<p><strong>GAZETECİLİĞE VAN’DA BAŞLADI</strong></p>
<p>Sonra bir vesile Van’a gitti orada da gazeteciliğe devam etti. O meşhur ve meşum tarihe kadar aktif olarak yayınlarına devam eden ‘Merkür TV’nin kurucuları arasında yer aldı.</p>
<p>Van’dan bir ara Özbekistan’a gitti. Orada iki yıl okuyup aynı zamanda belletmenlik yaptıktan sonra <em>Zaman</em> gazetesinin Yenibosna Kalender sokaktaki “okulum” dediği merkez binasında göreve başladı. Ben o zaman üniversite 3. sınıftayken ziyaretine gitmiş ve onun anlatımlarıyla gazeteci olmaya karar vermiştim. Zaten çok geçmeden 1995 yılında da aynı kurumun çatısı altında çalışmaya başladık. Aynı tarihlerde evlendik, ben onun düğününe gidememiştim ama o eşiyle birlikte ta İstanbul’dan, Gümüşhane’ye kadar gelerek düğünüme katılmış, fotoğraflarımızı da çekmişti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-20873" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/07/MehmetK1-700x466.jpg" alt="" width="700" height="466" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/07/MehmetK1-700x466.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/07/MehmetK1-768x511.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/07/MehmetK1.jpg 1000w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><strong>ERDOĞAN’IN İLK İHALE YOLSUZLUKLARINI TESPİT ETMİŞTİ</strong></p>
<p>Özellikle belediyecilik konusunda son derece tecrübeli, ilgili ve bilgiliydi. Şimdiki Cumhurbaşkanını ta belediyecilik yıllarından takip etmiş, onu son derece titiz bir şekilde araştırmış ve analiz etmişti. İlk ihale yolsuzluklarını, yüzde on-onbeş-yirmi komisyonlarını ortaya çıkarmıştı.</p>
<p>2001 yılında onu da beni de bir rüzgar çalıştığımız kurumdan ayırdı. O yine İstanbul’da bir başka basın kuruluşuna, ben de çok uzak bir şehre gittim.</p>
<p>O üniversite mezunu olduktan sonra TMSF basın danışmanı, halkla ilişkiler departmanına atandı.</p>
<p>O kadar beraberliğimiz oldu, hiçbir zaman hiçbir şekilde en ufak bir sözünden ne o kırıldı ne ben kırıldım.</p>
<p>Birbirimizi çok sevdik çok saydık ki, takdiri ilahi, bugüne kadarmış.</p>
<p><strong>BİM’DE ÇALIŞTI</strong></p>
<p>Bu meşum süreçte bir sürü işe girdi çıktı, bir ara BİM’de de çalıştı. Bir başka markette de çalışırken tek başıma ziyaret etmiş bir kaç saat beraber dertleşmiştik. Görenler mağaza müdürü asla demezlerdi. O kadar mütevazi, atılgan her işe koşar ve her işi de büyük bir özveriyle yapardı. İstanbul’da oturduğu sitenin problemleriyle yakından ilgilenir ve çözüm üretmeye çalışırdı. Fakat en çok yardımcı olduğu komşuları, taşınırken onu rencide ettiler. Sanıyorum onlara hakkını helal etmemiştir.</p>
<p>Altı aydan fazla cezaevinde tutuldu. Davası Yargıtay’daydı… İçeri girip çıktıktan sonra ona takılıyordum. “Omuzlarındaki yıldızlarınla beni kendine hayran bırakıp, gıpta ettiriyorsun. Gelip bir anda sollayıp geçtin bizi” derken dilinden “estağfurullah”, yüzünde mahcup bir ifade ile tebessüm ederdi.</p>
<p>Gel zaman git zaman ülkenin makus kaderi beni de yaka paça bir gece vakti ansızın alınca bu sefer üzülmek ona düşmüş, bizim adımıza yangınlara düçar olmuştu. O içerideyken eşini, çocuklarını aradım sordum sürekli ama mektup yazmak aklıma gelmemişti nedense. Oysa o yine bu konuda da ders verircesine bana mektup yazarak ne kadar vefalı, yürekli ve farklı olduğunu gösterdi. Sözde hoca bendim ama dersi sürekli o veriyordu. Göz yaşları ile mektubu okurken 4-5 ay içerisinde arkadaşlarımdan gelen tek mektup olduğunu fark ettim.</p>
<p>Ben ona mektup gönderemediğimi üzülerek ifade ederken o, “Sen bana mektup değil, kitap yazdın, içeride onu okudum” diyerek hüznümün şiddetini kendince azaltmaya çalışmıştı.</p>
<p>Allah’u alem o kanser virüsünü, mikrobunu, derdini adına ne derseniz deyin o illeti içerideyken kaptı yüzlerce binlerce benzer mağdur gibi.</p>
<p><strong>ÇİLEYİ İLİKLERİNE KADAR YAŞADI</strong></p>
<p>Özellikle son 3-4 aydaki hastalıklardan dolayı çektiği acılar, sıkıntılar, uykusuz günlerine gecelerine kadar Türkiye’ye yaşanan hukuksuzlukları kayda geçirmekle, kamuoyuna maletmekle, yani gazetecilikle uğraştı. Bir dönem vefat eden bir arkadaşı için söylediği gibi, ‘haberci’ olarak bu dünyadan göçtü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-20874" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/07/MehmetK2-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/07/MehmetK2-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/07/MehmetK2-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/07/MehmetK2.jpg 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><strong>ZİYA YILDIRIM: KAMİL OĞUZ İLE BİR GAZETECİLİK MACERASI</strong></p>
<p>Kalender Sokak’ın çilesini çeken alaylı gazetecilerden biriydi Kamil Oğuz. Yüzünde gülümseme eksik olmazdı hiç. Güzel insandı. Yıllarca istihbarat servisinde beraber çalıştık. O meşhur Elif Sitesi’nde 10 yıl komşuluk yaptık. Hiçbir kötülüğüne şahit olmadım.</p>
<p>En son komaya girmeden önce telefon ile görüşmüştük. Güçlükle konuşabiliyordu. ‘Ziya bey bütün arkadaşlarıma dua ediyorum. Hepsine selam söyle’ demişti.</p>
<p>Bu yazıyı Cihan Haber Ajansı için hazırlanacak olan bir kurumsal hatıra kitabı için yazmıştım 2000’li yılların başında. Bu güzel hatırayı şimdi sizinle de paylaşmak istiyorum.</p>
<p>1994 yılıydı… İstanbul’un Kartal ilçesi Kartaltepe mevkiinde bulunan Siirtli âlim bir zata ait olduğu belirtilen türbenin yanına Alevi vatandaşlar tarafından cemevi yapılacağı haberini aldık… Karteltepe’de sünni Siirtliler ağırlıktaydı. Cemevi’nin temel atma törenine DYP’li Yıldırım Aktuna’nın da katılacağı bildirilmişti. Durum kritikti…</p>
<p>İstihbarat şefimiz O.G., haberi takip etmek üzere Kamil Oğuz ile beni görevlendirdi. Sabah, ajansın şoförü Osman abi (Bulgar Osman) bizi hızlı bir şekilde Kartal’a ulaştırdı. Türbenin bulunduğu alana vardığımızda bizden önce gelmiş birkaç gazetecinin daha beklemekte olduğunu gördük. Etraf sakindi… Biz de diğer arkadaşlarla birlikte beklemeye başladık. Aradan birkaç saat geçmesine rağmen ne gelen vardı ne de giden… Temel atma törenine katılacağı bildirilen Aktuna yoktu ortalıkta. Arkadaşlarla kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra bölgeyi terk etmeye karar verdik.</p>
<p>Kamil Oğuz arkadışımla birlikte Kartaltepe’den Kartal merkeze indik ve ilçedeki siyasi partilerin ilçe başkanlarını ziyaret ederek konuyu aktarmayı ve onların da tepkilerini alarak bir haber hazırlamayı düşündük. Tek tek ilçe başkanlarını ziyaret ettik ve başkanların, Kartal’ı karıştıracak nitelikte bir harekete izin vermeyeceklerine yönelik tepkilerini not ettik. Notlarımızı derleyip haberleştirerek telefonla merkeze yazdırdık. Fotoğrafları ise merkeze ulaşınca yıkatıp verecektik…</p>
<p>O gün sakin geçti, biz de ajansa dönmek üzere sahile doğru yürümeye başladık. Otobüse binsek çok zaman alacak belki saatler sonra merkeze dönebilecektik. O sırada aklımıza deniz otobüsü ile Bakırköy’e gitmek geldi. Kartal’dan binip Bakırköy’de inecek ve oradan da taksi ile hemen merkeze ulaşacaktık. Ne büyük kolaylıktı… Hemen sahilde bulunan deniz otobüsü iskelesine vardık ve iki bilet aldık. Kalkışa da çok az bir zaman kalmıştı. Ne güzel, bugün işimiz hep yolunda gidiyor, yarım saat sonra Bakırköy’deyiz oradan da 15 dakikada merkeze ulaşırız diye konuşuyorduk aramızda.</p>
<p>Deniz otobüsüne bindik nihayet… Biraz sonra da hareket ettik… Bu ne konfor Allah’ım, bu ne rahatlık… En geç yarım saat sonra Bakırköy’deyiz… Kartal’dan hareket edeli 10 dakika oldu. Sohbet koyu… Arada sırada da pencereden denizi seyrediyoruz… Ama bir problem var. Deniz otobüsü eğer Bakırköy’e gidiyorsa sahile paralel gitmesi gerekmez mi? Sahi bu deniz otobüsü gerçekten Bakırköy’e mi gidiyor? Aman Allah’ım. Biz bu deniz otobüsünün Bakırköy’e gidip gitmediğini kimseye sormadık ki… Tamamen sezgisel bir yanılsama olayı yaşıyoruz. Biz Bakırköy’e gitmek istiyoruz ya, bu deniz otobüsü de gitse gitse oraya gidiyordur. Mantığımız böyle işliyor.</p>
<p>O ana kadar mesafenin uzaklığı sebebiyle çekmeyen telsizimiz de çekmeye başladı. Merkezden cayır cayır bizi anons ediyorlar. Herhalde merak ettiler… Deniz otobüsü hızla yol alıyor, artık denizin ortasındayız ve Bakırköy’e gitmediğimiz de kesin. Peki, nereye gidiyoruz. Endişeyle etrafa bakınıyoruz ama yapacak bir şeyimiz de yok. Kamil Oğuz, önümüzde oturan ihtiyarla muhabbet ederek ağzından laf almaya çalışıyor. Birkaç sorudan sonra ihtiyar Yalova’ya gittiğini söylemez mi. İşte o an başımıza kaynar sular döküldüğünü ve birbirimizin yüzüne manasız manasız bakakaldığımızı hatırlıyorum. Neyse yapacak bir şey yok. Yarı yolda inecek halimiz de yok. Mecburen Yalova’ya gideceğiz. Gideceğiz de peki nasıl döneceğiz? Cebimizdeki para da kısıtlıydı. Bu arada Kamil Oğuz, koltukların arasına saklanıp aynı deniz otobüsüyle geri dönmeyi teklif ediyor… Yakalanırsak nasıl bir mahçubiyet içine düşeceğimizi düşünerek karşı çıkıyorum. Deniz otobüsü Yalova iskelesine yanaşıyor ve biz de diğer yolcularla birlikte iniyoruz. Aynı deniz otobüsünün 1 saat sonra yeniden Kartal’a döneceğini öğreniyoruz. Cebimizdeki son para ile dönüş biletlerini alıp beklemeye başlıyoruz. Yorgun ve sinirliyiz fakat nasıl böyle bir hata yaptığımızı da düşündükçe gülmekten kendimizi alamıyoruz… Uzatmayayım; deniz otobüsü ile tekrar Kartal’a döndük. Cebimizde para yok. Elimizdeki abonmanlarla İETT otobüsüne binerek Mecidiyeköy’e oradan da Yenibosna’ya doğru yol aldık. Ajans merkezine vardığımızda saat 22:30 idi… Allah’tan mesai bitmiş ve herkes çıkmıştı. Cep telefonumuz da olmadığı için bizi arayamamışlardı. Büyük bir macera yaşamıştık, geç de olsa merkeze dönmenin huzuru vardı içimizde. Yarın niçin geç kaldığımızı soranlara ne diyecektik? İstanbul’un öbür ucundan Yenibosna’ya gelmek kolay mı? Bir açıklama bulurduk herhalde. Şimdi onu düşünmenin sırası değildi…</p>
<p>Bu olayı arkadaşlar bize güler diye ilk yıllar kimseye anlatamadık. Kamil Oğuz ile bir araya geldikçe bu olayı hatırlayıp kendi halimize gülüyorduk. Sonraları arkadaşlarla da paylaştık ve Yalova nire Bakırköy nire sorularının cevabını onlara da detaylarıyla birlikte anlatmak bizim için hoş bir anı olarak kaldı.</p>
<p><strong>Kaynak: Kronos</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kamil-oguz-adilcevazdan-istanbula-bir-gazetecilik-tutkusu/">Kamil Oğuz: Adilcevaz’dan İstanbul’a bir gazetecilik tutkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Silivri soğuk’ ama taşra cezaevleri buz kesiyor: 3 gazeteci 3 öykü</title>
		<link>https://hizmetten.com/silivri-soguk-ama-tasra-cezaevleri-buz-kesiyor-3-gazeteci-3-oyku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 May 2021 18:42:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[basın özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[silivri]]></category>
		<category><![CDATA[Tutuklu Gazeteci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cezaevindeki gazeteciler Nedim Türfent, Harun Çümen ve Zafer Özcan&#8217;ın aileleri, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü öncesinde konuştu. Özlemlerinin artık kapalı görüşlere sığmadığını belirten aileler &#8220;Onları telefonun ucundan ya da&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/silivri-soguk-ama-tasra-cezaevleri-buz-kesiyor-3-gazeteci-3-oyku/">‘Silivri soğuk’ ama taşra cezaevleri buz kesiyor: 3 gazeteci 3 öykü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="page-summary">Cezaevindeki gazeteciler Nedim Türfent, Harun Çümen ve Zafer Özcan&#8217;ın aileleri, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü öncesinde konuştu. Özlemlerinin artık kapalı görüşlere sığmadığını belirten aileler &#8220;Onları telefonun ucundan ya da kirli bir camın ardından görmek zorunda kalmayacağımız günlerin bir an önce gelmesini diliyoruz&#8221; diyorlar.</h2>
<div>Türkiye, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne halkın haber alma imkanlarını kısıtlayan yeni uygulamalar ve genelgelerle giriyor. Sadece son 3 ay içerisinde 40 gazetecinin saldırıya uğraması, 24 gazetecinin gözaltına alınması, 4’ünün tutuklanması, hâlâ cezaevlerinde onlarca gazetecinin varlığı kara tabloyu ortaya koyuyor.</div>
<div></div>
<div>Gün vesilesiyle bir açıklama yayımlayan Basın Konseyi, “Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin 153. sırada bulunmasının utancını yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.</div>
<div></div>
<div>Türkiye’de, Gazeteciler Cemiyeti’nin Özgürlük için Basın Projesi’ne göre, Mart sonu itibariyle toplam 70 gazeteci cezaevinde bulunuyor. Bugün de en az 69 gazeteci ve medya çalışanı hâlâ cezaevlerinde tutulurken ‘Silivri soğuktur’ sözünü bir tehdit cümlesi olarak insanlar birbirine hatırlatıyor.</div>
<div>
<div>Her ne kadar Silivri Cezaevi, ünlü-ünsüz gazetecilerin, yazarların ve düşünürlerle hatırlansa da taşra cezaevlerinde onlarca gazeteci bulunuyor.</div>
<div></div>
<div>13 Mayıs 2016’da tutuklanarak Van Yüksek Güvenlikli Cezaevine gönderilen gazeteci Nedim Türfent özgürlüğünden mahrum bırakılırken gazeteci Harun Çümen Kepsut Cezaevi’nde insanlık dışı şartlarda yaşamaya mecbur durumda. Ekonomi basınının deneyimli ismi Zafer Özcan ise Akhisar Süleymanlı Cezaevi’nde ailesine kavuşacağı ve özgürce haber yapacağı günlerin özlemini duyuyor.</div>
<div></div>
<div>Kronos, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü öncesi yayınladığı özel haberinde Anadolu’nun gözlerden uzak kentlerinde ve kasabalarında tutsak edilen üç gazetecinin öyküsüne dikkati çekiyor.</div>
<div></div>
<div>Nedim Türfent: Yüksekova’daki işkenceyi belgeledi, 8 yıl 9 hapisle cezalandırıldı</div>
<div></div>
<div>Nedim Türfent tam beş yıldır demir parmaklıklar ardından bir gazeteci. Sokağa çıkma yasakları döneminde Yüksekova’da asker ve polis işkencelerini haberleriyle belgeledi, hedef oldu. Örgüt üyeliği, örgüt propagandası ve gizli tanık ifadeleriyle 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Türfent’in cezaevinde yazdığı şiir kitabı yakın zamanda okurlar buluşacak.</div>
<div></div>
<div>Gazeteci Nedim Türfent, Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde sokağa çıkma yasakları döneminde yayınladığı haberlerin ses getirmesi üzerine sosyal medyada başlayan tehditlerin ardından 13 Mayıs 2016’da tutuklanarak Van Yüksek Güvenlikli Cezaevine gönderildi. Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’nin mahkumiyet kararı Yargıtay tarafından onandı.</div>
<div></div>
<div>3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Türkiye’deki mahpus gazetecilerden biri olarak Türfent, kolluk kuvvetlerinin işkence görüntülerini haber yaptığı için hedef olmuştu. Cezaevinde günlerini daha çok kitap okuyarak geçiren Nedim Türfent, yayıma hazırlanan bir de şiir kitabı yazdı. Kız kardeşi Şehristan Türfent, kardeşinin tutuklanma sürecini ve cezaevi günlerini anlattı.</div>
<div></div>
<div><b>“POLİS Mİ ALDI, ONDAN DA EMİN OLAMADIK”</b></div>
<div></div>
<div>Şehristan Türfent, Nedim Türfent’in gözaltına alındığı günü şöyle aktarıyor: “12 Mayıs 2016’da Nedim Van’a giderken gözaltına alındı. Üç günlük gözaltının ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. İnternetten aldığı tehditler yüzünden ilk gözaltına alındığında çok korktuk. Üzerimizde çok büyük bir tedirginlik vardı. Acaba polisler mi aldı, ondan da emin olamadık. Tutuklanacağı aklımızdan geçmezdi.”</div>
<div></div>
<div><b>GİZLİ TANIKLAR İŞKENCE ALTINDA İFADE VERDİKLERİNİ İTİRAF ETTİ</b></div>
<div></div>
<div>Nedim Türfent, Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin karşısına çıkarıldığında hakkında birçok suçlama vardı. Örgüt propagandası yapmak, örgüte üyelik ve gizli tanık ifadeleri doğrultusunda başka suçlamalar. Sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları örgüt üyeliğine delil sayılarak 8 yıl 9 ay ceza verildi. Mahkeme esnasında 24 gizli tanığın 13’ü ifadelerinin işkence altında alındığını itiraf etti. Cezanın ardından bir üst mahkemeye başvuru yapıldı fakat hiçbir sonuç alınamadı. Ceza Yargıtay’ca onandı.</div>
<div></div>
<div><b>ŞİİR KİTABI YAYINLANACAK</b></div>
<div></div>
<div>Nedim Türfent’in cezaevi günlerini anlatan kardeşi Şehristan Türfent, “Cezaevinde üç kişilik hücrede kalıyordu. Ortak havalandırma alanı, spor alanı falan vardı. Fakat pandemi sürecinde bunlar da kapandı. Bu süreç zaten ağır olan cezaevi şartlarını daha da zorlaştırdı. Nedim’in tek aktivitesi kaldı, o da okumak ve yazmak. Zamanının çoğunu kitap okuyarak geçiriyor. Bir de basım aşamasında olan şiir kitabı var, onunla ilgileniyor. Nedim ne olursa olsun moral ve motivasyonu çok yüksek biri, bunu da çevresindeki insanlara yansıtıyor. Her telefon konuşması, her görüş günü gayet güzel geçiyor” ifadelerini kullanıyor.</div>
<div></div>
<div><b>“KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARA BİLE ANNEDEN AYRI ARAMA YAPILIYOR”</b></div>
<div></div>
<div>Şehristan Türfent, cezaevine görüşlere giderken yaşadıkları sıkıntıları da şöyle aktarıyor: “Mektuplaşabiliyoruz, iyi de oluyor. Çünkü zaten görüşler çok kısıtlı biz de olabildiğince mektup üzerinden görüşmeler yapıyoruz. Telefon görüşmesi eskiden haftada 10 dakika iken açık görüşlerin kapanması üzerine haftada 20 dakikaya çıkarıldı. Fakat bu süre haftada iki güne bölünüyor. Görüşlerde, açık ya da kapalı fark etmeden, üst araması çok fazla yapılıyor. Defalarca aynı aramalardan geçip duruyoruz. Küçücük çocuklara bile anneden ayrı arama yapılıyor.”</div>
<div></div>
<div><b>KORONAVİRÜS PANEMİSİ: “RESMEN TECRİDE ALINDILAR”</b></div>
<div></div>
<div>Koronavirüs pandemisinin cezaevinde olanlarla onların yakınları açısında “çok kötü” olduğunu belirtiyor Şehristan Türfent. “Nedim ve onun gibi birçok tutuklu resmen tecride alındılar. Hiçbir sosyal aktivite yok, spor yok, hücre arkadaşları dışında kimse kimseyi görmüyor” diyor. Açık görüşlerin moral ve motivasyon açısından iyi olduğunu kaydeden Şehristan Türfent, “En azından aileler hapisteki yakınlarıyla daha iyi iletişim kurabiliyordu. Örneğin biz mektup yazabiliyoruz, fakat okuma yazma bilmeyen anne-babaların tek iletişimi telefon ve kapalı görüşler oluyor. Bizim için yine iyi ama Nedim için çok çok daha zor. En basitinden bir örnek vereyim; kitabı ile ilgili yayınevine bir soru sormamızı istiyor, bu sorunun dönüşü iki haftayı bulabiliyor. Eskiden bir görüş günü değilse diğer görüşte mutlaka giden oluyordu, bu şekilde işler daha kolaydı” şeklinde konuşuyor.</div>
<div></div>
<div><b>“TÜRKİYE’DE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN SÖZ ETMEK ÇOK ZOR”<br />
</b></div>
<div></div>
<div>3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’yle ilgili mesajında ise Şehristan Türfent şu ifadeleri kullanıyor: “Türkiye’de basın özgürlüğünden söz etmek çok zor. Nedim ve onun gibi onlarca tutuklu gazeteci var. Mahkemeleri olan, tutuksuz yargılanan gazetecilerin sayısı da çok fazla. Tek elde toplanan yazılı ve görsel basın da gazeteciliğin özgür ve şeffaf olmasının önünde engel olarak görünüyor. Farklı tutum ve davranışların yansıtıldığı basın organlarını görmek imkansız olmuş neredeyse. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile basın özgürlüğü arasında pozitif bir ilişki var. Basın özgürlüğü sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada desteklenmeli ve basın herhangi bir yönetimin, devletin, kuruluşun vs tekelinde bulunmamalıdır.”</div>
<div></div>
<div><b>TUTUKLU GAZETECİ ZAFER ÖZCAN CEZAEVİNDE 7 ROMAN YAZDI</b></div>
<div></div>
<div>7 Mart 2019 tarihinde Manisa Akhisar’da gözaltına alınıp aynı gün tutuklanan gazeteci Zafer Özcan, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü taşradaki cezaevinde karşılayan gazetecilerden biri. Cezaevinde 7 roman yazan Özcan, Türkiye’nin en yetkin ekonomi gazetecilerinden biri.</div>
<div></div>
<div>7 Mart 2019’da Manisa Akhisar’da gözaltına alınan gazeteci Zafer Özcan, ‘silahlı terör örgütü üyeliğinden’ tutuklanarak Süleymanlı Cezaevine konuldu. ‘Örgüt üyesi’ olduğu gerekçesiyle 7 yıl 6 aylık hapis cezasına çarptırılan Özcan’ın davası Yargıtay aşamasında. KHK’yla kapatılan Aksiyon dergisi, Zaman ve Bugün gazetelerinde çalışan Özcan, alanında başarılı bir ekonomi gazetecisiydi. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü cezaevinde karşılayan gazetecilerden biri olan Zafer Özcan, 7 Mart 2019 tarihinden beri demir parmaklıklar ardında 7 romana imza attı.</div>
<div></div>
<div>Ailesi, Özcan’ın tutuklandığı günü, “7 Mart 2019’da gözaltına alındı ve aynı gün tutuklandı. Çocuklar okula bıraktıktan sonra gözaltına alındığını öğrendik. Hiçbirimiz yanında değildik.” sözleriyle hatırlıyor. Gözaltındayken eşini aramasına müsaade etmişler, aile gelen telefonla durumu öğrenmiş. Çocukların ise öğrendikleri andan itibaren dünyaları başlarına yıkılmış. Fakat hemen toparlanıp, ‘Babam şu an iyi mi?’ sorusunun yanıtını aramışlar.</div>
<div></div>
<div>Çocuklarıyla yazılan uzun mektuplar yoluyla kitap değerlendirmeleri yapan Özcan, cezaevinde günlerini çoğunlukla okuyarak ve yazarak geçiriyor. Tutuklandığından bu yana 7 roman yazdı. Özcan’ı yakından tanıyanlar bilir, çok planlı-programlı biridir, orada da günlerini daima planladığını söylüyor. Eşi ve üç çocuğu zaman zaman umutsuzluğa kapılıyor, zaman zaman kaygılanıyor ancak güçlü durmaya çalışıyor. Zafer Özcan’ı cezaevinde kitapların ve edebiyatın büyüsüne sarılarak hayata tutunuyor.  Çocukları, “Birlikte yaptığımız kitap değerlendirmelerini artık mektuplar üzerinden sürdürüyoruz. Fiziksel anlamda olamasa da ruhen yan yana olduğumuzu hissetmek, sevdiklerinden gelen mektupları okumak ve onlara sayfalarca cevap yazmak babama en iyi gelen şeylerden biri” diyor.</div>
<div></div>
<div><b>PANDEMİ SÜRESİNCE AÇIK GÖRÜŞ OLMADI</b></div>
<div></div>
<div>Zafer Özcan ailesiyle pandemi sürecinden beri açık görüş yapamıyor. Pandemi döneminde haftada bir 20 dakikalık telefon görüşü ve tam kapanma sürecinden önce ayda iki kere kapalı görüş hakkı veriliyordu, üçe çıkarıldı. Cezaevine mektuplar ve kargoların ulaşımı konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor. İsteyen sınırsız sayıda mektup gönderebiliyor ancak kargo gönderimi konusunda cezaevinin belirlediği eşya sınırlamasına uyulmak zorunda.</div>
<div></div>
<div><b>“SEVDİKLERİNE SARILABİLME, ONLARLA CAM ENGELİ OLMAKSIZIN GÖRÜŞEBİLME HAKKINDAN MAHRUM”</b></div>
<div></div>
<div>Koronavirüs pandemisi sürecinde getirilen görüş kısıtlamalarının hem babasını ve hem kendilerini olumsuz etkilediğini kaydeden Özcan’ın çocukları, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Zaten kısıtlı olan görüş imkânlarımız bu süreçte daha büyük bir kısıtlamaya tabi tutuldu. Bu durumdan en çok etkilenen ise özgürlüğünden ve ailesinden mahrum kalan babam elbette. Ayda bir sevdiklerine sarılabilme, onlarla arada cam engeli olmaksızın görüşebilme hakkından mahrum. Bu durumda söylemek istediklerimizi kısıtlı telefon görüşlerine, kapalı görüşlere sığdırmak zorunda kalmak stresi artıran, yaptığımız görüşlerin kalitesini düşüren etkenlerden. Görüşlere yalnızca iki kişinin alınması da aileler arasında huzursuzluğa sebep olabiliyor. O ay görüşe katılma imkânı bulamayanlar bazen iki ay sırasının gelmesini beklemek durumunda kalıyor. Bu durum özellikle çok çocuklu aileler için büyük bir sorun. Sürecin belirsizliği, vaka sayılarının önlenemez artışı da bizleri endişelendiriyor. Bir daha ne zaman babamıza sarılabileceğimizi düşünüyor, onu kirli bir camın ardından görmek zorunda kalmayacağımız günlerin bir an önce gelmesini diliyoruz…”</div>
<div></div>
<div><b>BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ MESAJI</b></div>
<div></div>
<div>Özcan ailesi, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü için şu mesajı veriyor: “Dünya Basın Özgürlüğü Gününde öncelikle Zafer Özcan’ın şahsında cezaevindeki bütün gazetecilerin hürriyetine kavuşmasını diliyor, işini özveriyle yapmaya devam eden tüm basın emekçilerinin gününü kutluyorum.”</div>
<div></div>
<div><b>DÖRT YILI AŞKIN BİR SÜREDİR CEZAEVİNDE OLAN GAZETECİ: HARUN ÇÜMEN<br />
</b></div>
<div></div>
<div>Kapatılan Zaman gazetesinin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Harun Çümen 7 Mart 2018’den beri cezaevinde olan gazetecilerden biri. Kendi doğum gününde tutuklanan Çümen 7 kişi için tasarlanan koğuşta 40 kişiyle kalıyor.</div>
<div></div>
<div>3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü cezaevinde geçiren onlarca gazeteciden biri de Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Zaman gazetesinin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Harun Çümen. Tutuklu bulunduğu Balıkesir L Tipi Kapalı Cezaevinde dördüncü yılını geçtiğimiz 7 Mart tarihinde doldurdu gazeteci Çümen. Yıllardır demir parmaklıklar ardında olan gazeteci Çümen ve ailesi için en zor süreç koronavirüs pandemisi nedeniyle görüşememek.</div>
<div></div>
<div><b>DOĞUM GÜNÜNDE GÖZALTINA ALINDI</b></div>
<div></div>
<div>Harun Çümen’in oğlu Ahmet Selim Çümen, babasının son durumuyla ilgili bilgileri Kronos’la paylaştı. Babasının 4 Mart 2018’de gözaltına alınıp 3 gün sonra 7 Mart’ta tutuklandığını kaydeden Çümen, “Gözaltına alındığı gün beni polis merkezinden aradı ve gözaltına alındığını söyledi. O an bacaklarımın titremeye başladığını hala hatırlıyorum. Çok çaresiz hissetmiştim. O gün aynı zamanda babamın doğum günüydü” ifadelerini kullandı.</div>
<div></div>
<div><b>TUTUKLULUK GEREKÇELERİNDEN BİRİ SENDİKA ÜYELİĞİ</b></div>
<div></div>
<div>Harun Çümen’in tutukluluğuna gösterilen gerekçelerin tamamı gazetecilik sınırları içerisinde karşılığı olan faaliyetler. Zaman gazetesinde çalışması ve Yazı İşleri Müdürlüğü yaptığı dönemde Cumhurbaşkanına hakaret içerdiği iddia edilen bir haberlerle ilişkilendirilmesi, çoğu Zaman gazetesinde çalışan üst düzey yöneticilerle telefon görüşmelerinin olması ve Pak-Medya İş sendikasına üye olması. Çümen’e yöneltilen bir diğer suçlama ise yurtdışına kaçmaya çalıştığı iddiası. Ancak bu iddia da ispatlanmadı. Çümen’in iş insanı Memduh Boydak’a attığı bir mailde hâlâ faal olan bir Kur’an Kursu için maddi destek istemesi de kendisine yönelik suçlamalardan biri. Bu suçlamalardan gazeteci Harun Çümen’e 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Yargıtay da bu cezayı onadı.</div>
<div></div>
<div><b>7 KİŞİLİK KOĞUŞTA 40 KİŞİ KALIYORLAR</b></div>
<div></div>
<div>Ahmet Selim Çümen, babasının cezaevi şartlarının kötü olduğundan bahsediyor. Harun Çümen daha önce milletvekilliği düşürülmeden önce HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yazdığı mektupta bu şartları anlatmıştı. Çümen, mektubunda farelerin koğuşlarda cirit attığını, suya, temizlik malzemelerine ve yemeğe erişimde zorlandıklarını aktarmıştı. Ahmet Selim Çümen, “Normalde 7 kişi için tasarlanan bir koğuşta 40 kişi kalıyorlar. Haliyle bu birçok sorunu beraberinde getiriyor. Bu durumdan çok muzdarip. Ama buna rağmen ruh hali çoğu zaman iyi. Bize her zaman moral vermeye çalışıyor. Vaktinin çoğunu ibadet ederek, çeşitli kitapları ve gazeteleri okuyarak geçiriyor. Ayrıca akşamları da koğuş arkadaşlarıyla muhabbet edip TRT 2’deki yabancı filmleri izlemekten de keyif aldığını söylüyor” diyor.</div>
<div></div>
<div><b>“HAYATI BOYUNCA ÇALIŞMAYAN ANNEM PANDEMİ ÖNCESİNE KADAR ÇALIŞTI”</b></div>
<div></div>
<div>Babasının tutukluğunun ardından ailece zorlandıklarını anlatan Ahmet Selim Çümen, şunları söylüyor: “Babam cezaevine girdiğinde hemen yanına gittik ona destek olmak için. Tabi hayat nasıl devam edecek sorusu hep aklımdaydı. Hayatı boyunca çalışmayan annem pandemi öncesine kadar çalıştı. Ben de hayata devam etmek zorunda olduğumu düşünüp okuluma sarıldım. O dönem tıp fakültesi 2. sınıf öğrencisiydim. Şu anda 5. sınıf olarak okuluma devam ediyorum.”</div>
<div></div>
<div><b>“PANDEMİDE AÇIK GÖRÜŞ OLMAMASI BİZİ EN ÇOK ZORLAYAN ŞEY”</b></div>
<div></div>
<div>Koronavirüs pandemisi nedeniyle babalarıyla açık görüş yapamadıklarını kaydeden Ahmet Selim Çümen, “Pandemi öncesine kadar ayda 1 açık görüş, haftada 1 kapalı görüş, haftada bir de telefon hakkı oluyordu. İstedigimiz zaman da mektup yazabiliyorduk. Pandemi başladığından beri maalesef açık görüş olmuyor. Pandeminin başında ilk 3 ay görüş olmadı, o dönem çok zorluydu hepimiz için. Ama sonra kademeli olarak arttırıldı ve şu anda ayda 3 defa kapalı görüş oluyor. İstedigimiz zaman mektup yazabiliyoruz” ifadelerini kullanıyor.</div>
<div></div>
<div>Çümen, “Pandeminin bize en büyük etkisi açık görüşlerin kaldırılmasıdır. Bu tabi oradakilerin sağlığı için gerekli bir adım olsa da bizim için çok zor bir durum” diyor.</div>
<div></div>
<div><b>BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MESAJI</b></div>
<div></div>
<div>Ahmet Selim Çümen’in, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü mesajı ise şöyle: “Basının özgür olması gerektiğini yaşayarak öğrendiğimiz bu dönemde temennim en kısa zamanda bütün mahpus gazetecilerin ve haksız yere özgürlüğü elinden alınan insanların özgürlüğüne kavuşmasıdır.”</div>
</div>
<div></div>
<div><strong>Kaynak: Samanyoluhaber</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/silivri-soguk-ama-tasra-cezaevleri-buz-kesiyor-3-gazeteci-3-oyku/">‘Silivri soğuk’ ama taşra cezaevleri buz kesiyor: 3 gazeteci 3 öykü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 yıl gazetecilik yaptıktan sonra baba mesleğine döndü</title>
		<link>https://hizmetten.com/23-yil-gazetecilik-yaptiktan-sonra-baba-meslegine-dondu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2020 13:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Budak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Raindrops TV’de yayınlanan Gün Bugün Programı’nın konuğu kapatılan Zaman Gazetesi eski Yurt Haberler Müdürü Selim Budak oldu. Kemal Gülen’in sunduğu programda gazeteci Selim Budak, gazetecilik hayatının nasıl başladığını ve çocuklu&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/23-yil-gazetecilik-yaptiktan-sonra-baba-meslegine-dondu/">23 yıl gazetecilik yaptıktan sonra baba mesleğine döndü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Raindrops TV’de yayınlanan Gün Bugün Programı’nın konuğu kapatılan Zaman Gazetesi eski Yurt Haberler Müdürü Selim Budak oldu.</p>
<p>Kemal Gülen’in sunduğu programda gazeteci Selim Budak, gazetecilik hayatının nasıl başladığını ve çocuklu hayalini ve bunu nasıl gerçekleştirdiğini anlattı. 23 yıl boyunca Feza Gazetecilik bünyesinde görev yaptığını anlatan Budak, bu süreçte birbirinden değerli insanlar çalıştığını aktardı.</p>
<p>15 Temmuz sonrası ülke terk etmek zorunda kaldığını anlatan Budak, programda ülkeden ayrılmaya nasıl karar verdiğini ve geldiğini yeni ülkede neler yaptığını anlattı.</p>
<p>Bu süreçte geldiği ülkede çocukluk hayali kamyoncu olmak istediğini ve bunu başardığını anlatan Budak, “Benim tek hayalim kamyoncu olmaktı. Benim babam kamyon şoförüydü. Bizim evde hem kamyon vardı. Hayalim liseden mezun olunca kamyon şoförü olmaktı. Lise bitince üniversite sınavına girmedim ve bir yıl ehliyetsiz Türkiye’yi gezdim, Fakat daha sonra mesleğin zorluğu ortaya çıktı.” dedi.</p>
<p>İşte program;</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_35555"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/PjeAYQo59z0?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><strong>Kaynak:tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/23-yil-gazetecilik-yaptiktan-sonra-baba-meslegine-dondu/">23 yıl gazetecilik yaptıktan sonra baba mesleğine döndü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkam Tufan&#8217;dan manifesto gibi cevap</title>
		<link>https://hizmetten.com/erkam-tufandan-neden-hizmeti-elestirmiyorsun-diyenlere-gazetecilik-dersi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 20:55:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Erkam Tufan]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[objektif]]></category>
		<category><![CDATA[Özeleştiri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yılların gazetecisi, tecrübeli isim Erkam Tufan Aytav , neden Hizmet Hareketini eleştirmiyorsun diyenlere cevap verdi. Yaşanan onca zulümü duyurmak varken, mazlumların üzerine gitmeyi doğru ve etik bulmadığını belirten usta gazeteci&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/erkam-tufandan-neden-hizmeti-elestirmiyorsun-diyenlere-gazetecilik-dersi/">Erkam Tufan&#8217;dan manifesto gibi cevap</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılların gazetecisi, tecrübeli isim Erkam Tufan Aytav , neden Hizmet Hareketini eleştirmiyorsun diyenlere cevap verdi. Yaşanan onca zulümü duyurmak varken, mazlumların üzerine gitmeyi doğru ve etik bulmadığını belirten usta gazeteci Aytav, &#8220;Zulüm ve Feryatlar arşı titretecek derecede. Gün geliyor yaşanan zulümler karşısında hala niye kıyamet kopmuyor diyor insan&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erkam Tufan&#8217;ın YouTube kanalında yayınladığı, her bir cümlesi tekrar tekrar dinlenecek o videosu ve satırbaşları:</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_76303"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/AlPCqON-Ofk?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<h1 class="title style-scope ytd-video-primary-info-renderer">BEN OBJEKTİF BİR GAZETECİ MİYİM?</h1>
<p>&#8220;Yayınlarımda en dikkat ettiğim husus insan hakları. Yani mazlumun yanında olmak, zalimin karşısında olmak. Bunu yaparken de mazluma kimlik sormamak. Mezhebi, ırkı, cemaati, yaşam tarzı her ne olursa olsun mazlumun yayında olmak. Türkiye’de yaşanan zulümler karşısında mazlumların sesi olmaya çalışıyorum. Kürt, alevi, cemaatçi falan ayırmıyorum.Kısaca bir gazeteci olarak yurt dışında bulunmamın hakkını vermeye çalışıyorum. Evet çalışıyorum diyorum, çünkü hakkını verdiğim iddiasında değilim. Mükemmel bir gazeteci olduğumu da iddia etmiyorum. Tek bir iddiam var. Aklımın erdiği, mevcut şartlarda -yani mülteci gazeteci şartlarında-gücümün yettiğince dürüst gazetecilik yapmak. Mazlumun yanında, zalimin karşısında olmak.&#8221;</p>
<h3>Gülen cemaatinin yanlışlarını dile getiriyor, muyum?</h3>
<p>&#8220;Senin havuz medyasından ne farkın var, onlar akp nin yanlışlarını dile getirmiyor sen de gülen cemaatinin yanlışlarını dile getirmiyorsun, eleştirmiyorsun. Kanalında bu tür yayınlara hiç rastlamıyoruz. Dolayısı ile sen de ilkesel olarak onlarla aynısın. Evet eleştiri bu. İşte kimileri bu sebeple benim objektif olmadığımı söylüyor. Şimdi gelelim bu eleştirilere karşı benim cevabıma. Önce şunu söyleyeyim, her eleştiri karşısında derhal savunmaya geçip, cevap yetiştirecek bir huyum yok. Kimi eleştirilere hak veriyor, yanlışımı düzeltiyor, ona göre yayınlarımda söylemlerime dikkat ediyorum. Dedim ya her eleştiri benim için kıymetlidir, daha iyi gazetecilik yapmama bir katkıdır. Ama bu eleştiriye katılmıyorum. Peki ben kanalımda Gülen cemaatinin yanlışlarını dile getiriyor, muyum? Hayır getirmiyorum. Getirmediğim için de ben de havuz medyası ile aynı kefeye mi düşmüş oluyorum?Hayır, düşmüş olmuyorum.Ama sakın yanlış anlaşılmasın. Elbette hiç bir kişi ve grup eleştirilemez değildir. Elbette eleştirilir. Gülen cemaati de. Ama…, evet burada bir ama var. Şimdi bu amayı biraz açayım.&#8221;</p>
<h3>&#8220;Gün geliyor yaşanan zulümler karşısında hala niye kıyamet kopmuyor diyor insan.&#8221;</h3>
<p>Gülen cemaatine yönelik aşağı yukarı 7 yıldan beri cadı avı uygulanıyor. İşkenceler, ölümler, hücrelerde geçen hayatlar, Meriçte, egede çığlık çığlığa can vermeler, doğumhaneden kadınları toplamalar, hapisteki bebekler, toplumdan dışlanmalar… bütün bunların ara verilmeksizin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Tam bir cadı avı, adeta bir soykırım. Zulüm ve Feryatlar arşı titretecek derecede. Gün geliyor yaşanan zulümler karşısında hala niye kıyamet kopmuyor diyor insan. Devlet bütün güçleri ile ve arkasına aldığı toplumla birlikte gülen cemaatinin üstüne çullanmış bir vaziyette. İddialar, iftiralar bini bir para, at iti it izine karışmış durumda. Ben böyle bir dönemde gülen cemaatinin de şu şu yanlışları vardı ya da bakın şurada neler olmuş gibi yayınlar yapmam. İster, objektif gazetecilik adına olsun, İster, aman cadı avı bana isabet etmesin düşüncesi ile olsun, İster, bir medya grubuna kapağa atma düşüncesiyle olsun, İster, bunları yazmazsam zaten bunlar düzelmez terbiye edici bakış açısı ile olsun, İster saraya yaranma düşüncesiyle olsun. Her ne şekilde olursa olsun hiç bir şekilde bu tür yayınlar yapmam.</p>
<h3>&#8220;Ben yapılmayanı yapmaya çalışıyorum.&#8221;</h3>
<p>Dersim 1938’de gazeteci olsaydım, aleviler de zaten ile başlayan cümleler kurmaz, zalim devletin önüne sunacak dosyalar hazırlamazdım. Hadi diz çök özeleştire bulun demezdim. Bütün gücümle devletin dersimde yaptığı katliamı anlatır, mazlumların sesi olurdum. Nazi Almanyası döneminde gazeteci olsaydım da farklı olmazdı. Ama önce Yahudiler bir öz eleştiri yapmalı demezdim. Dosyalar hazırlayıp bakın Yahudiler neler yapmışlar meğer demezdim. Zalimin değirmenine su taşımazdım. Mazlumu daha fazla dilgir etmezdim. Bütün vaktimi mazlumun sesi olmaya harcardım. Bugün de yaptığım, ya da yapmaya çalıştığım da bu zaten. Neden Gülen cemaatinin yanlışlarını da yazmıyorsun diyenlere ayrıca şunu da söyleyeyim. Bunları duymak, okumak sizin için bir ihtiyaç ise bunları yazan, çizen, binbir iftiralar ile birlikte yayınlayan o kadar çok tv, gazete, sitesi ve gazeteci var ki! Binlercesi var, seç beğen al. Bunlar da sizi kesmiyorsa ben ne yapayım. Kimi objektiflik adına, kimi de zalime yaranmak için bol bol bu tür yayınlar yapıyor zaten. Dolayısı ile kamuoyu için bunun bir ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Ben yapılmayanı yapmaya çalışıyorum. Zaten benim gibi düşünen gazeteci sayısı toplasan iki elin parmaklarını geçmez. Müsaade edin de bu kadarcık da olsa farklı bir yayın tarzı olsun. Evet bu benim tercihim. Yanlış bulanlar, eleştirenler elbette olacaktır. Kimin haklı kimin haksız olduğun zaman gösterecek. Kimseye sen niye öylesin demem, karışmam. Herkesin aklı var fikri var. Zaten buna vaktim de yok. İki elim var o da mazlumların sesini dile getirmeye yetmiyor bile. Bir de mazlumun yanlışlarına fokuslanacak ne vaktim, ne de halim var. Umarım bu konuda benim gibi düşünmeyen izleyicilerimi kırmamışımdır. Evet ben böyle düşünüyorum. Hasan Cemal’in kitabının adı gibi diyeyim kimse kızmasın kendimi anlattım. Yani kendi yayın ilkelerimi anlattım vesselam.</p>
<h4>Erkam Tufan Aytav</h4>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=AlPCqON-Ofk&amp;feature=youtu.be" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-12326" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/07/maxresdefault-2-700x394.jpg" alt="" width="700" height="394" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/07/maxresdefault-2-700x394.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/07/maxresdefault-2-1200x675.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/07/maxresdefault-2-768x432.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/07/maxresdefault-2-390x220.jpg 390w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/07/maxresdefault-2.jpg 1280w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/erkam-tufandan-neden-hizmeti-elestirmiyorsun-diyenlere-gazetecilik-dersi/">Erkam Tufan&#8217;dan manifesto gibi cevap</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Çağrısı: Vakit Daralıyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/tutuklu-gazetecilerle-dayanisma-cagrisi-vakit-daraliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2020 14:00:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[zaman daraliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=8687</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cezaevinde tutuklu bulunan gazetecilerin serbest bırakılması amacıyla oluşturulan ‘Haberin Var Mı’ inisiyatifi, hapishanelerde bulunan meslektaşlarının salgına karşı korunmasız kaldığını ve infaz paketinin gazetecileri kapsamadığını belirterek dayanışma çağrısında bulundu. Cezaevinde tutuklu&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tutuklu-gazetecilerle-dayanisma-cagrisi-vakit-daraliyor/">Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Çağrısı: Vakit Daralıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Cezaevinde tutuklu bulunan gazetecilerin serbest bırakılması amacıyla oluşturulan ‘Haberin Var Mı’ inisiyatifi, hapishanelerde bulunan meslektaşlarının salgına karşı korunmasız kaldığını ve infaz paketinin gazetecileri kapsamadığını belirterek dayanışma çağrısında bulundu.</div>
<div></div>
<div>Cezaevinde tutuklu bulunan gazeteciler için hazırlanan videoyu #HaberinOlsun etiketiyle paylaşan Haberin Var Mı İnisiyatifi&#8217;nin dayanışma çağrısında &#8220;Vakit daralıyor. koronavirüs yayılmaya devam ediyor. Düşüncelerinden dolayı hapishanelerde tutulan meslektaşlarımızın salgından korunabilmesi için çabalarımız da aynı hızla devam etmeli.</div>
<div></div>
<div>Meclis önümüzdeki hafta Koronavirüs tehlikesi nedeniyle hapishanelerden kimlerin tahliye edileceğine karar verecek. Tasarı gazetecileri içermiyor. Sesimizi mümkün olan en güçlü şekilde birleştirip tasarıya gazetecilerin de dahil edilmesini sağlamalıyız&#8221; denildi.</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/tutuklu-gazetecilerle-dayanisma-cagrisi-vakit-daraliyor/">Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Çağrısı: Vakit Daralıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
