<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Evlat arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/evlat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/evlat/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:25:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Evlat arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/evlat/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Evlat, Tanışıyor muyuz?</title>
		<link>https://hizmetten.com/evlat-tanisiyor-muyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 22:48:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Evlat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tanışıyor muyuz?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=30345</guid>

					<description><![CDATA[<p>Telaşlı bir gündü. Yoğunluk ve yorgunluk kendisini iyiden iyiye hissettirmiş, ruhum daralmış bir çıkış kapısı arıyordum. Bir anda sanki şimşek çakmış, tatlı bir rüzgâr esmişti ve aklıma güzel bir fikir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/evlat-tanisiyor-muyuz/">Evlat, Tanışıyor muyuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="Standard">Telaşlı bir gündü. Yoğunluk ve yorgunluk kendisini iyiden iyiye hissettirmiş, ruhum daralmış bir çıkış kapısı arıyordum. Bir anda sanki şimşek çakmış, tatlı bir rüzgâr esmişti ve aklıma güzel bir fikir gelmişti. Eşim ve çocuklarımla birlikte bir lokantaya yemeğe gidebilirdik. Hem ailece biraz gezmiş hem de birlikte bir şeyler yemiş olurduk. Ben de bu arada hafakanlarımı biraz olsun dağıtmış olurdum.<b> Eve girer girmez, “Haydi herkes hazırsa bir yere yemeğe gidelim” deyince; iki oğlum, soluğu hazırlanmak için odalarında aldılar.</b> Bu arada eşimle gidilecek yer konusunda istişare ettik. Hazırlanmış halde yanımıza gelen çocuklar bizden farklı düşünüyorlardı. Sanayi lokantasında kalmıştı akılları.</p>
<p class="Standard">Gideceğimiz yer, küçük, şirin, çeşidi fazla olmayan, fakat lezzetli yemekleriyle, müşterilerini kendisine çeken bir sanayi lokantasıydı.<b> Sanayi lokantasına karar verilince, eşim, “Ben gelmeyeyim sen çocukları götür, onlar için bir değişiklik olur, ben de size tatlı yapayım dönünce çayla beraber yer içeriz” dedi.</b> Olaylar düşündüğümden farklı seyrediyordu.</p>
<p class="Standard">Bizim gençlerin mutlu konuşmaları arasında mekâna yaklaştığımızda tanıdığım bir esnaf arkadaşımı, Medet Bey’i gördüm. Ona birlikte yemek yemeği teklif ettim. Beni kırmadı. Lokantaya birlikte gittik. Çocuklar klasik siparişlerini verdiler, biz de kendimize göre bir şeyler istedik. Hem sohbet ediyor hem de yemeğimizi yiyorduk. Gençler de kendi aralarında muhabbet ediyorlardı. Benim yönüm dışarı doğru idi. <b>Bir ara gözüm camdan içeri bakan yaşlıca bir adama ilişti. Adam vitrinden yemeklere baktı ve hemen geri çekildi. </b>Ben bir anda irkildim ve Medet Bey’in de dışarıdaki adama bakmasını istedim. Sonra da ani bir kararla kapıdan yana oturan Medet Bey’e adamı içeri davet etmesini söyledim.</p>
<p>Yaşlı adam Medet Bey ile birlikte içeri girerken ben hemen kalkıp onu karşıladım ve yan masaya davet edip; “Amcacığım müsaaden olursa size yemek ikramında bulunmak istiyorum” dedim. Adam utanarak, “Zahmet etmeseydin evlat” dedi. Ben “Estağfirullah, ne zahmeti amcacığım” dedim ve garsonu çağırıp, “Bey amca ne isterse ikram et ücretini ben takdim edeceğim” dedim. Az sonra yaşlı beyefendinin yemekleri de gelmişti, bizler de yemekleri bitirmiş çay faslına geçmiştik. Ancak benim aklım bu adamda kalmıştı. Medet Bey ve iki oğluma arabaya gitmelerini istedim ve yaşlı beyefendinin yanına oturmak için müsaade istedim. Adam olur anlamında başını öne eğdi. Zaten çok konuşacak durumda değildi. Ben selam verdim ve karşı sandalyeye oturdum. Adam biraz tedirgin halde; <b>“Evlat tanışıyor muyuz?”</b> deyince<b> ben “Hayır, sizi tanımıyorum” dedim.</b> Adam daha bir merakla;<b> “Öyle ise niçin beni davet ettin yemeğe?” diye sordu.</b> Bu sefer ben bütün sakinliğimi yüklenerek; “Amcacığım biz yemeğimizi yerken camdan sizi gördüm. Camdan yemek tezgahına bakıp hemen geri çekildiniz.<b> Şayet cebinizde az bir para olsaydı mutlaka içeri girer bir şeyler yerdiniz. </b>Ama siz yemek tezgahına baktıktan sonra başınızı sallayıp gerisin geriye döndünüz. Anladım ki o anda imkânınız yoktu.” Ben sözlerimi bitirmeden bir anda onunla göz göze geldik.<b> Adam derin bir iç çekti ve gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı.</b> Ben de duygulandım, ne diyeceğimi bilemedim ama merakımı yenemediğim için<b> “Allah&#8217;ım kimdir bu insan?”</b> diye içimden geçirdim.</p>
<p><b>Kaşık tabağın üzerinde kaldı. Adam sanki bir anda başka dünyalara daldı.</b> Belki maziye gidip; dostlarıyla, ailesiyle, arkadaşlarıyla buluşup, o günleri yeniden yaşıyor gibiydi. Elleri masanın üzerinde öylece kalırken dudakları da titremeye başladı. Bir şey söylemek istiyor fakat söyleyemiyordu. Ben kısa cümlelerle bir şeyler diyordum ama o beni duymuyordu. Gözünü benden kaçırmaya çalışıyor, tanımadığı birine sır vermek istemiyordu.</p>
<p>Ben de birkaç saniye içinde empati yapmaya, adamı anlamaya çalıştım. Kafamda sorular harman olmuştu. Kimdi bu insan? Ne iş yapardı? Ailesi, çoluk çocuğu var mıydı? Neredeydi onlar? Bu ara ben yeniden ortamı seslendirmek için “Amcacığım lütfen buyurun yemeğinizi yemeye devam edin” dedim. Biraz kendine gelir gibi oldu gözlerini tekrar sildi ve kaşığını yavaş yavaş çorba kasesine götürmeye başladı ve nihayet sessizce konuşmaya başladı.<b> “Evladım üç gündür doğru dürüst bir şey yemedim. Cebimde de hiç para yok. Ne yapayım bir ümit buraya geldim. Camdan bakmak da bir dua olurmuş meğer. Yemekleri görünce içim gitti ama kendimi aşıp da lokanta sahibinden isteyemedim. </b>Bu yemeği ikram ettiğin için sana çok teşekkür ederim” dedi. Ben <b>“Hayır hayır, bana teşekkür etme bey amca, seni buraya getiren, bana seni gösteren, kalbime seni davet etme fikri ve hissini veren Rabbimize teşekkür et amcacığım.</b> O anda seni görmeyebilirdim, görsem de davet etme fikri oluşmayabilirdi. Fakat her şeyi görüp gözeten, kalplerden geçen her şeyi bilen Rabbimiz senin ihtiyacını benimle görmek istedi herhalde.<b> Şükür O&#8217;na, minnet O&#8217;na”</b> dedim.</p>
<p>Adam bu ara tabağını temizlemişti. Çayını da yudumladıktan sonra çok teşekkür etti, dualar etti ve kalkarken<b> “Kaldı mı böyle insanlar” diye de mırıldandı. </b>Ben de dedim ki; “Amcacığım sizler bizim babamız, dedemiz yaşlarında olan insanlarsınız. Sizlere sahip çıkmak, bizlere hem bir vazife hem de bir şereftir. <b>Büyüklere vefa küçüklere vecibedir. Allah&#8217;ın rızasını kazanmaya bir vesiledir.</b> Öteler hesabına da bir yatırımdır. Biz sadece Allah rızasını gözetiriz.”</p>
<p>Canına can, kanına kan, yüzüne heyecan gelmişti. <b>Elimden tuttu gözlerimin içine baka baka o kadar güzel dualar etti ki ben de gönülden “âmin” dedim.</b> Sonra da selamlaşıp, vedalaştık o yaşlı beyefendi ile. Onun yüzündeki bir anlık da olsa gülümseme, gözlerindeki ışıltı bana çoktan yetmiş ve artmıştı bile. Adam kapıdan çıkıp uzaklaşırken ben de de arabaya doğru yürüdüm. Küçük bir şeyle de olsa insanları mutlu etmek ne kadar önemliymiş diye düşündüm.</p>
<p>Medet Bey, merak içinde “Onu tanıyor muydunuz deyince”, ben “Hayır” dedim. Medet Bey devam etti.<b> “O bir zamanlar bu civarın en varlıklı insanlarından birisiydi. İşleri kötüye gitti. Her şeyini kaybetti.</b> Ben de siz onunla konuşmaya gidince hatırladım o adam olduğunu” dedi.</p>
<p>Güneş gruba meyletmiş, ufku güzel bir kızıllık kaplamıştı. Arabayı çalıştırıp, yola revan olduk.</p>
<p class="Standard">Bir an derin bir sessizlik oldu. Çocuklar da konuşmuyordu. O sessizlik aldı beni bir anda on dört asır öncesine götürdü. İnsani değerlerin en üst seviyede yaşandığı döneme. Empatinin lafının yapıldığı değil, icraatının yaşandığı devre. Sevginin, saygının, paylaşmanın samimi duygularla yaşandığı kutlu bir devre.<b> İçte derinleşme ve yükselme dönemi.</b> İyilik yapmak için çaba sarfedilen bir devre.<b> Rabbimizi nasıl memnun ederiz diye fırsatların en üst seviyede değerlendirildiği bir devre.</b> Hayırda yarış yapıldığı, gösterişin sırra kadem bastığı bir devre. Mizan’da hangi amel ağır basacak bilemeyiz. Hiçbir iyiliği küçük göremeyiz. <b>Bazen bir çömlek yoğurt, Süleymaniye camisinden ağır gelebilir mizanda. </b>Bir yetimin başını okşamak, muhtaç birisine ikramda bulunmak, bir gencin okuması için elinden geleni yapmak, bir muhacirle evini, bahçeni paylaşmak, ümidini yitirmek üzere olan birisine ümit kaynağı olmak&#8230;</p>
<p><b>Ne kadar da özlemişiz bu hasletleri!</b></p>
<p>Hani bir gün Allah Resulü (sav) mescitte iken yanına biri gelmiş ve kaç günden beri yiyecek bir şey bulamadığını, çok aç olduğunu söyleyivermişti. Bundan çok etkilenen şefkat peygamberi, etrafına bakmış ve o garibin karnını doyuracak birini aramıştı. Ancak o an mescitte elinde avucunda bir şeyler olan kimse yoktu.<b> Neden sonra Ebu Talha ayağa kalkmış ve “Ya Resulallah onu ben misafir edeyim” demişti. </b>Ancak onun evinde de akşam çocukların içeceği az bir çorbadan başka bir şey yoktu. Eve gidince hanımı ile konuştu. Çocukları uyutmasını istedi ve küçük bir plan yaptı. Buna göre sofraya bir kâse çorba gelince, <b>hanımı yanlışlıkla mumu söndürecekti ve Ebu Talha da yiyor gibi yapıp bütün çorbayı misafirin yemesini sağlayacaktı.</b></p>
<p>Ebu Talha ve misafiri sabah namazında Allah Resulünün arkasında yerlerini aldılar. Namazdan sonra Allah Resulü (sav) yüzünü cemaate döndü, sonra da gözleri ile Ebu Talha ve misafirini arayarak sordu: <b>“Bu gece ne yaptınız ki, hakkınızda şu âyet (Haşr, 59/9) nazil oldu: “Kendileri sıkıntı içinde bulunsalar dahi başkalarını kendi nefislerine tercih ederler.”</b></p>
<p>Hiç kimsenin görmediği bir yerde Allah’ın takdir edeceği, meleklerin imreneceği bir tavır sergilemek ne büyük bir güzellikti.<b> Efendimiz (sav)’in yer yer uğradığı o nasıl kutlu bir hanedir ki, orada Ebu Talha ile beraber eşi Ümmü Süleym fedakarlığın zirvesini yaşıyorlar ve</b> ötelere hazırlık için adeta yarışıyorlardı ve kıyamete kadar gelecek bütün mü’minlerin gönüllerine iyilik yapma tohumları saçıyorlardı.</p>
<p>Bundan dolayıdır ki, bu günlerde<b> binlerce, on binlerce, yüz binlerce Ebu Talha ve Ümmü Süleym ruhu taşıyanlar; </b>muhacir kardeşlerini evlerinde barındırıyor, onlara sahip çıkıyor, yalnızları, kimsesizleri, garipleri, yolcuları düşünüyor; onlara Allah rızası için kol kanat germeye gayret ediyorlar.</p>
<p><b>Yaklaşmakta olan Ramazan ayının manevi atmosferinden âzamî derecede istifade etme ve yeni yeni açılımlara vesile olması duası ile.</b><b> </b></p>
<p class="Standard">m.yildiz@hizmetten.com</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/evlat-tanisiyor-muyuz/">Evlat, Tanışıyor muyuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evlat yetiştirirken ihmal edilmemesi gereken noktalar</title>
		<link>https://hizmetten.com/evlat-yetistirirken-ihmal-edilmemesi-gereken-noktalar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2019 10:05:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Evlat]]></category>
		<category><![CDATA[safvet Senih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=5831</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konuşma adabı Muhterem M. Fethullah Gülen Hocaefendi, evlatlarımıza karşı, Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak konusu üzerinde şöyle diyor: “Çocukların yanında onları ilgilendirmeyen konular hiç konuşulmamalıdır.” Çocuklar varken: “Aman dikkat, fotoğrafımız çekiliyor.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/evlat-yetistirirken-ihmal-edilmemesi-gereken-noktalar/">Evlat yetiştirirken ihmal edilmemesi gereken noktalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konuşma adabı</p>
<p>Muhterem M. Fethullah Gülen Hocaefendi, evlatlarımıza karşı, Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak konusu üzerinde şöyle diyor:</p>
<p>“Çocukların yanında onları ilgilendirmeyen konular hiç konuşulmamalıdır.” Çocuklar varken: “Aman dikkat, fotoğrafımız çekiliyor. Sakın yanlış yapmayalım!.” Diye uyaran Zübeyir Gündüzalp Ağabeyimiz çok haklıdır. Elverdikçe Allah’a iman, O’nun nimetlerini anlatma, zikir fikir ve şükür ön planda olmalıdır.</p>
<p>Re’fet ve Şefkatte Ölçü</p>
<p>“Bu hususta hedef, çocukları birer MERHAMET KAHRAMANI olarak yetiştirme olmalıdır. Bu da ancak temsille olur. Bir muhtaca yapılacak yardımdaki hassasiyet, teessür, nezahet ve kibarlık gibi… Bir yardım sandığına veya sergisine mümkünse parayı çocuğun atması, cömertliğe adım attırılıp alıştırılması sağlanmalıdır.</p>
<p>Mükâfat</p>
<p>“Çocuklar BAŞARILARI nisbetinde mükafatlandırılmalıdır. Ödül, adâletli olmalıdır. Dinî ve dünyevi başarılar mutlaka ödülle karşılık bulmalıdır. Bu bir İlahi ahlâktır. Bağ ve bahçelere verdiğimiz önem kadar çocuklarımıza önem vermezsek, bodur, güdük ve cüce kalırlar.</p>
<p>Çocuğu Yarım Hazırlama</p>
<p>“Çocukların, içinde geliştikleri muhiti hesaba katarak; yaş, seviye, bilgi ve kültür durumlarına göre ele alınması. (0-5 ve 0-7 yaş çok önemli… Beş lisanı ana dili gibi karıştırmadan öğrenir, konuşabilirler.) Tıpkı beslemede olduğu gibi (küçük yavruları, ilk günler hazmı kolay beyaz süt… Sonraları besleme gücü fazla sarı koyu süt veriliyor.) Çocuk beş yaşında ise, ona vereceğimiz dini bilgiler, tıpkı besinlere dikkat ettiğimiz ve takip ettiğimiz usulde yaptıklarımız gibi fark uygulamalıyız. Çocuk yedi yaşına geldiği zaman vereceğimiz bilgi başka, on yaşında başka olmalıdır.</p>
<p>“En önemlisi de, çocuğun yaşayacağı döneme göre hazırlanmasıdır. Elbette o zaman bu günkü hayatı, yaşamayacak.</p>
<p>“Akıl-bâliğ yaşına göre… O zamanın sıkıntılarını rahat atlatacak biçimde bilgi-eğitim verilmeli.</p>
<p>“Artık yirmi yaşına gelen gence 15 yaşın bilgileri de ters tepebilir. Uzman doktor hassasiyetinde herşey ayarlanmalıdır.</p>
<p>“Dinî terbiye adına namaz farz kılınmadan önce (rüşdünden evvel, 7+10 yaşında ) namaza alıştırın diyor. Bunun mânası çocuğun erken dönemden ele alınarak YAŞINA GÖRE ŞEKİLLENMESİ demektir.</p>
<p>“İmam Cafer Hazretleri diyor ki: “Yedi yaşa kadar çocukluk devresidir ki; çocuk gördüğü şeyleri TAKLİT eder ve daha çok değişik oyunlara bağlı yaşar. Hatta siz onunla oynar ve eğlenirsiniz, o da sizinle eğlenir. Sizden ne görürse onu öğrenir ve taklit eder. Onun hayatı YEDİ YAŞ DEVRESİNE kadar âdeta bir TAKLİT ve bir OYUNDUR. Ondan sonra yaşına başına, idrak seviyesine göre TELKİN dönemi gelir. (Bu dönemde, idrak ufku ve anlayış seviyesine göre sık sık rehabilitasyondan geçirilerek mânevî değerlerimize motivasyonu sağlamaya çalışılır.) İşte bu devre Kitabullah’ı TALİM devresidir; bu da bir o kadar zaman ister. Ondan sonra AKLI ile MANTIĞI ile, MUHAKEMESİ ile HARAM ve HELÂLİ ÖĞRENME devresi gelir ki, bu dönemin de o kadar sürdüğünü ilave edebiliriz.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İmam Cafer Hazretlerinin usulüne göre çocuğun yirmi bir yaşında bütün ictimâî ve dînî formasyonunu ikmâl etmiş olması gerekiyor. Bu yaşa kadar, nazarîsi, pratiği, aklîsi ve mantıkisiyle dini hayatı bir bütün olarak benimsemeli ki, esen değişik muhalif rüzgarlarla sarsılmasın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Evet çocuk yedi yaşına kadar, kendi merak ve tecessüsleri ile, zaten sizin abdest alış ve namaz kılışlarınızdan bir şeyler kavramıştır. Yani siz ona o yaşına kadar hâl ve temsilinizle çok şey ifade etmişsinizdir. Efendimizin (S.A.S.) buyurduğu üzere artık yedi yaşından itibaren fikri seviyesine göre mantığına hitap ederek her meseleyi açıklamak için devreye gireceksiniz: Yerinde terğib ve teşvikle, yerinde bir terhiple uyarma yaparak… En geç on yaşında YETİŞKİN kabul edilerek ONORE edilmeli, izzetine ihtimam gösterilmeli ve her şey ona peygamberâne bir azimle anlatılmalıdır. İbadete alıştırma mevzuunda gösterilecek gayretler de aynı ciddiyeti ister.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Akıl-bâliğ oluncaya kadar mesuliyetleri yoktur. Ama ondan önce kıldıkları namaz –oruç ibadetleri sünnet kabilindendir ve amel defterlerine yazılır. Eğer onlar, çocuk yaşta vefat ederlerse, âhirette büyükler gibi haşredilecekler ve Cennetin bütün nimetlerinden büyükler gibi istifade edecekler. Ama hiç ibadet etmeden vefat eden çocuklar, ebedî Cennet çocukları olarak kalacaklar ve ibadet eden çocuklar gibi olmayacaklardır…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hocaefendinin annesinin babası Seyyid Ahmed Efendi gördüğü bir rüya üzerine Şeyh Amasî (Amasyalı) Ahmed Efendi&#8217;ye gider ve bu Nakşî Şeyhten, Aralık ayından Mayıs ayına kadar ilim tahsil eder, bilgisi görgüsü artar, ibadeti takvası ve hassasiyeti yükselir. Sonra Şeyh Efendi “Şimdi evladım sen gideceksin. O iş öyle olacak ki, ondan sonra da öyle olacak ki, ÖYLE OLSUN diyerek onu evine yollar. Ahmed Efendi, bundan iki sene sonra 21 yaşında akrabalarından iki kardeşi subay olan Hatice hanımla evlenir. Hatice Hanım Erzurum’da Sığırlı köyüne gelin gider. Hocaefendinin annesi Refia Hanım 1913’te doğar. Ahmed Efendi Oğlu Abdürrezzak, Kızları Refia ve Refika’ya ihtimamla Kur’an öğretti, namazlarına, ibadetlerine alışmaları için çok gayret etti. Ev içindeki İslâmî yaşayışları ile, fıtrî rehberlik ve mürşidlikleri ile evlatlarına dini eğitim veriyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Seyyid Ahmed Efendi, sakalı göğsüne kadar uzanan, uzun boylu, iri yarı, parlak çehreli, takvası ile meşhur bir zattı. Hocaefendinin annesi Refia Hanım annesinden çok babasına benzerdi. Ahmed Efendi Alvarlı Muhammed Lütfu Efendiye de bağlanmıştı. Sadece kendi çocuklarına değil torunlarına da Kur’an öğretmiş, dini ilimleri tahsil ettirmişti. Ayrıca Sığırlı Köyündeki bir çok kişiye de Kur’an öğretmişti. Refia Hanım babasından KUR’AN ÖĞRETME GAYRETİNİ, ŞUURUNU GÖRMÜŞ, ONUN BU KONUDA DERTLENMESİNE ŞAHİT OLMUŞTU.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahmed Efendi Amasyalı Şeyhin sırlı sözlerinin peşine düştü. “Acaba hangi torununda tahakkuk edecekti o sırlar?” Nihayet Hocaefendiyi göstererek umudum bunda. Bu da olmazsa, artık sonraki nesillere ümid bağlamak lazım demişti. (Özetle, Şemsinur Özdemir, Hocaanne ve Ailesi)</p>
<p><strong>Kaynak: Samanyoluhaber | Safvet Senih</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/evlat-yetistirirken-ihmal-edilmemesi-gereken-noktalar/">Evlat yetiştirirken ihmal edilmemesi gereken noktalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
