<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Efendimiz arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/efendimiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/efendimiz/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 17 Jan 2026 08:37:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Efendimiz arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/efendimiz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Asr-ı Saadet’e Dijital Bir Yolculuk: Sahabe Efendilerimizin Hayatı İlmin ve Teknolojinin Işığında Yeniden Canlanıyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/asr-i-saadete-dijital-bir-yolculuk-sahabe-efendilerimizin-hayati-ilmin-ve-teknolojinin-isiginda-yeniden-canlaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 08:37:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[MERKEZ]]></category>
		<category><![CDATA[#everstar]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=46452</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçmişin güzellikleri, geleceğe aktarıldığı ölçüde değer kazanır ve zamansızlaşır. Bu anlayıştan hareketle hazırlanan yeni bir görsel proje, sahabe efendilerimizin hayatlarını ilmin rehberliğinde ve büyük bir hassasiyetle günümüze taşıyor. Bu proje&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/asr-i-saadete-dijital-bir-yolculuk-sahabe-efendilerimizin-hayati-ilmin-ve-teknolojinin-isiginda-yeniden-canlaniyor/">Asr-ı Saadet’e Dijital Bir Yolculuk: Sahabe Efendilerimizin Hayatı İlmin ve Teknolojinin Işığında Yeniden Canlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişin güzellikleri, geleceğe aktarıldığı ölçüde değer kazanır ve zamansızlaşır. Bu anlayıştan hareketle hazırlanan yeni bir görsel proje, sahabe efendilerimizin hayatlarını ilmin rehberliğinde ve büyük bir hassasiyetle günümüze taşıyor.</p>
<p>Bu proje ile sahabe efendilerimizin iman, sadakat ve fedakârlıklarla örülü hayat hikâyeleri; tarihî kaynakların ışığında, doğruya en yakın şekilde izleyiciyle buluşturuluyor. Hayalen ziyaret edilen mukaddes mekânların atmosferi, dijital imkânlarla daha yakından hissedilir hâle getiriliyor. Amaç, sahabe efendilerimizin drahşan çehrelerini ve yaşadıkları Asr-ı Saadet iklimini en sahih biçimde hatırlatabilmek.</p>
<p>Bu çalışmanın temelleri yaklaşık 16 yıl önce atıldı. Alanında uzman, otuz kişilik bir araştırma ekibi; beş bin cilt orijinal eseri titizlikle taradı, rivayetleri güvenilir kaynaklarla karşılaştırdı. Bu uzun ve meşakkatli süreçte birçok araştırmacı yıllarını, sağlıklarını ve hatta ömürlerini bu hizmete vakfetti. Neticede sahabe efendilerimizin aydınlık mirasına ayna tutan kapsamlı bir ilmî birikim ortaya konuldu. Bu birikimin yansıttığı ışık, bugün tüm insanlığa rehberlik etmeye devam ediyor.</p>
<p>Projede yapay zekâ, yalnızca bir araç ve kıymetli bir yol arkadaşı olarak kullanıldı. Asr-ı Saadet’in evleri, çarşıları, sokakları ve günlük hayatın izleri; tarihî veriler esas alınarak dijital ortamda yeniden inşa edildi. Mekân tasarımlarından detaylara kadar her unsur, kaynaklara dayalı titiz bir çalışmanın ürünü olarak hazırlandı.</p>
<p>Sahabe efendilerimizin hayatları, sıradan bir tarih anlatısından ibaret değil. O müstesna sayfalarda erdem, ahlak, adalet, cesaret ve teslimiyet gibi evrensel değerler yer alıyor. Her biri birer yıldız hükmünde olan bu mübarek şahsiyetlerin aziz hatıraları, bugün de gönüllere ilham vermeyi sürdürüyor.</p>
<p>Projenin her sahnesinde, yüzlerdeki her çizgide ve her ayrıntıda; sahabe efendilerimizin bize emanet ettiği manevi mirasın korunmasına azami özen gösterildi. Hikâyeler aktarılırken İslam’ın saf ve sahih şekilde anlatılmasına özellikle dikkat edildi. Çünkü bu anlatımlar yalnızca dinlenmek için değil; gönüllerde yeniden filizlenmek, rehberlik etmek ve ilham kaynağı olmak için hazırlandı.</p>
<p>Bu çalışmanın ilham kaynaklarından biri de, asırlar önce Safa Tepesi’nden yükselen ve “Nam-ı Celîl-i Muhammedî’nin güneşin doğup battığı her yere ulaşacağı” müjdesiydi. Aynı zamanda Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin, “Eğer istersen gel, Asr-ı Saadet’e gideriz; hayalen olsun Onu vazife başında görüp ziyaret ederiz” ifadeleri bu yolculuğun manevi temelini oluşturdu.</p>
<p>Bu proje sayesinde, geçmişte hayalen dolaşılan o mübarek mekânlar bugün aynel yakîn bir şekilde seyredilebiliyor. Destanlarını dinlediğimiz Asr-ı Saadet atmosferi, doğruya en yakın hâliyle ziyaret ediliyor. Nam-ı Celîl-i Muhammedî’nin, teknolojinin tüm imkânlarıyla; her yere, her eve, her ekrana ulaşmasına şahitlik ediliyor.</p>
<p>Bu kıymetli yolculukta sadece izleyici olmakla yetinilmiyor; herkes bu hizmetin bir parçası olmaya davet ediliyor. Gelin, bu projede bir piksel de biz olalım.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_13648"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/X5xnmKdAgnk?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/asr-i-saadete-dijital-bir-yolculuk-sahabe-efendilerimizin-hayati-ilmin-ve-teknolojinin-isiginda-yeniden-canlaniyor/">Asr-ı Saadet’e Dijital Bir Yolculuk: Sahabe Efendilerimizin Hayatı İlmin ve Teknolojinin Işığında Yeniden Canlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efendimizin Bayramları</title>
		<link>https://hizmetten.com/efendimizin-bayramlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Apr 2023 09:08:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[efendimizin bayramları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=31557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üstad Hazretleri Risalelerde birkaç yerde “eğer istersen gel, Asr-ı Saadete, Cezîretü&#8217;l-Araba gideriz. Hayalen olsun onu vazife başında görüp ziyâret ederiz” der. Her mevzuda olduğu gibi bayramları idrak ve değerlendirme konusunda&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/efendimizin-bayramlari/">Efendimizin Bayramları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üstad Hazretleri Risalelerde birkaç yerde “<em>eğer istersen gel, Asr-ı Saadete, Cezîretü&#8217;l-Araba gideriz. Hayalen olsun onu vazife başında görüp ziyâret ederiz”</em> der.</p>
<p>Her mevzuda olduğu gibi bayramları idrak ve değerlendirme konusunda da bize örnek olan Kâinatın İftihar Tablosu ’nu Medine’de bir bayram günü takip edelim.</p>
<p>Ramazan orucu hicretin ikinci yılda farz olmuş ve aynı sene Efendimiz (sav) kurban kesmişti. Dolayısıyla vefatına kadar toplam 18 bayram yaşamıştır.</p>
<p>Bayram günleri (şu günlerde buruk da olsa) sevinç ve sürur günleridir.</p>
<p>Efendimiz (sav) Medine&#8217;ye geldiğinde şehir halkının yılın iki gününü toplu olarak eğlence ile kutladıklarını görmüştü. Bunlar Nevruz ve Mihrican günleriydi. Çocukluğu Efendimiz ’in (sav) yanında geçen Hz. Enes ibni Malik Medinelilerin kutladıkları bu bayramları ve yapılan değişikliği şöyle anlatır: “<em>Hz. Peygamber (sav) Medine&#8217;ye geldiğinde halkın eğlence ile geçirdiği iki gün vardı. Hz. Peygamber, “Bu iki gün(ün özelliği) nedir?” diye sordu. “Câhiliye döneminde o günlerde eğlenirdik” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah sizin için o günleri onlardan daha hayırlı olan Kurban ve Fıtır (Ramazan) bayramlarıyla değiştirdi.</em>”</p>
<p>İşte bugünden sonra her şeyiyle (ümmetine ve insanlığa) örnek olan Efendimiz (sav) bayramların Müslümanlarca nasıl idrak edeceğini yaşayarak göstermiştir. O (sav) bayram namazlarını musalla denilen mescidine yakın açık bir alanda kıldırmıştı. Ümmetin sevgilisi (sav) Bayram sabahları güneş doğduktan sonra evinden çıkar ve bayram namazını kıldıracağı ve bayramlaşma programının organize edileceği yere giderdi.</p>
<p>Evet Allah Resulü (sav) 18 bayram namazının 15’ini bu alanda kıldırmış ve ümmeti ile bayramlaşmıştır. Bayram namazlarından birisi Tebük seferine denk geldiği diğerinde ise Efendimiz (sav) ve sahabe Veda haccında bulunduğu için kılınmamıştı. Hz. Ebû Hüreyre&#8217;nin rivayetine göre, bayram namazlarını hemen her zaman musallada kılan Efendimiz (sav), bir bayram yoğun yağmur sebebiyle musallâya çıkamamış, namazı mescitte kıldırmıştı. Bu uygulama bayram namazlarının namazgâhta kılınmasının bir tercih sebebi olmakla beraber camilerde de kılınabileceğini göstermiştir. Bayram namazlarının musallada kılınması âdeti Râşit Halifeler devrinde de devam etmiştir.</p>
<p>Ramazan Bayramı’nda Efendimiz (sav) birkaç hurma ile ağzını tatlandırır, Kurban Bayramı ise bayram namazından dönmedikçe bir şey yemezdi. Onun bu “<em>ağzı tatlandırma sünneti</em>” daha sonra bu bayramlarda şeker ve tatlı yapma ve misafirlere ikram etme geleneğinde etkili olmuştur.</p>
<p>Efendimiz (sav) bayram namazını kıldırdıktan sonra Müslümanlara hitap eder ve diğer günlerden farklı olarak daha fazla teşrik tekbiri getirir ve getirilmesini isterdi. Musallada toplanan binlerce sahabe hep bir ağızdan teşrik tekbirleri getirerek o coşkuya ortak olurlar ve tasada kederde birlik olan bu kutsiler topluluğu sevinçlerini de paylaşarak çoğaltırlardı. Ve Medine’ye dalga dalga huzur ve sevinç yayılırdı. Ümmetine çok düşkün olan Hz. Peygamber ise bu tablodan memnun olduğunu onlara iştirak ederek gösterirdi.</p>
<p>Hz Nebi başta çocuklar olmak üzere sahabe ile ilgilenir ve bayramlaşırdı. Daha sonra kadınların olduğu kısma gelir ve onların bayramını tebrik ettikten sonra sadaka vermelerini isterdi. Rasûlullah’ın (sav) bu çağrısına kadınlar yüzüklerini, küpelerini ve çeşitli ziynet eşyalarını bağışlamak suretiyle cevap vermişlerdi.</p>
<p>Allah Resulü (sav) Medine’ye geldiği günlerde Hz. Huzeyfe’ye nüfus sayımı yaptırmış ve Müslümanların sayısı 1800 kadar çıkmıştı. Siyer kitaplarının Efendimiz ’in (sav) Veda haccında Medine’den 40 bin kişi ile ayrıldığı bilgisini vermesinden anlaşılıyor ki Medine’de bayramlar kalabalıkta ve herkesin iştirak etmesiyle coşku içinde idrak edilmiştir.</p>
<p>Efendimiz‘in (sav) bayram namazlarını neden mescidin dışında açık bir alanda kıldırdığı ve herkesin mutlaka katılarak coşku ile idrak edilmesini istemesinin nedenleri ilgili yorumlar birkaç başlık altında toplanabilir:</p>
<ul>
<li>Henüz İslam’a yeni girmiş sahabede aidiyet hislerini geliştirmek ve kalplerindeki şüpheleri izale etmek.</li>
<li>Sayıları bir dönemde bini bulan münafıkların kararlarını Müslüman olmaları yönünde etkilemek. Zira münafıklar bir taraftan Müslümanız demelerine rağmen diğer taraftan çok zayıf emarelerle bir türlü son adımı atıp tam Müslüman olmuyorlardı. Musalladaki havayı, coşkuyu, genel atmosferi görürlerse zihinlerindeki paslar silinebilirdi.</li>
<li>Müslümanlar arasındaki kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmek. Kaderlerini Efendimizin (sav) kaderine bağlamış, O’na yol arkadaşı olmuş sahabe arasındaki kardeşlik o kadar önemli idi ki bunu korumak ve geliştirmek adına Efendimiz (sav) hiçbir fırsatı kaçırmamış ve sürekli tahşidatta bulunmuştu.</li>
<li>Nesli yetiştiren ve onların ilk öğretmeni kadınlardır. Onların motivasyonu moralleri o günün toplumunun (bu gününde) dinamiğiydi adeta. Onlarsız bir hizmet yarım kalacağından Efendimiz (sav) bayram kutlama yerine mutlaka gelmelerini isterdi. Ensar hanımlarından Hz. Ümmü Atıyye&#8217;nin anlatıyor: Resûlullah (sav), genç yaşlı, evli bekâr bütün hanımların bayram günü musallâya çıkmasını, hatta âdetli olanların da gelerek namaz kılmaksızın bir kenarda durmalarını ve (programa) iştirak etmelerini istemişti. Böylece herkesin mutlu olduğu günde bazı kadınların özel hâlleri nedeniyle bayram sevincine ortak olmaktan mahrum kalmalarına gönlü elvermemiş bu sevincin herkese ulaşmasını arzu etmişti. Bayram günü, kadın erkek bütün Müslümanlar açık alanda toplanır; buradan tekbir nidaları yükselir ve inananlar ortak dualara âmin derlerdi. Birlikleri, dirlikleri, arınmaları ve günlerinin bereketli olması için dualar ederlerdi.</li>
<li>Çocukların zihninde bayram günlerinin coşkusu derin izler bırakır. Efendimiz (sav) bayramlarda çocuklara ayrı bir ilgi gösterir ve onlarla hususi ilgilenirdi. Küçük kızların şarkılar söylediği bayram gününün bir başka vaktinde Allah Resulü (sav), Habeşlilerin sergiledikleri mızrak kalkan oyunlarını eşi Hz. Âişe ile birlikte seyretmiş, gösterilere müdahale etmek isteyen Hz. Ömer&#8217;e engel olmuştu. Bayramlarda eğlence düzenleme âdeti daha sonra da sürdürülmüş, hatta sahabeden; Hz. İyâz b. Amr el-Eş&#8221;arî, Fırat&#8217;ın sol kıyısında sıralı şehirlerden biri olan Enbâr&#8217;da neşesiz geçen bir bayram gününe şahit olunca, alışık olmadığı bu durum karşısında, “<em>Neden Resûlullah&#8217;ın huzurunda çocukların çalgılar eşliğinde oynadığı gibi sizin de oyunlar oynadığınızı göremiyorum?”</em> diye uyarma ihtiyacı hissetmişti.</li>
<li>Ve Efendimiz (sav) İslam ve insanlık düşmanlarına bu birlik ve beraberlik coşkusu ile adeta mesaj verirdi. Mekke müşrikleri sahabenin Medine’ye hicretinden sonra düşmanlıklarına devam etmişler ve Medine’den casusları vasıtasıyla sürekli haber almışlardı. Özellikle bayram günlerindeki bu coşku ve birlik beraberlik havasının Mekke’ye ulaşması onları adeta çileden çıkarır ve Efendimiz (sav) “<em>yıkılmadık, ayaktayız</em>’ mesajı verirdi. Casuslar Mekke’ye ‘<em>kalpleri tek kalp gibi atıyor</em>’ mesajını iletirlerdi.</li>
</ul>
<p>Rabbim buruk geçirdiğimiz şu bayramlar hürmetine insanlığa hizmet aşk ve coşkumuzu elimizden almasın. Mazlum ve mağdurların acılarını dindirerek onlara hakiki bayram sevinçleri yaşatsın…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/efendimizin-bayramlari/">Efendimizin Bayramları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efendimiz’in endişeleri! &#124; M. Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/efendimizin-endiseleri-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2023 04:30:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29829</guid>

					<description><![CDATA[<p>*Efendimiz’in (aleyhi efdalüssalati vetteslimat) bu korkusunu bizim endişe duyduğumuz basit, sıradan korkulara irca etmemek lazım. Bir canavardan korkmak, bir zelzele olduğunda korkmak gibi değil O’nunki. O, ümmeti adına endişe duyardı.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/efendimizin-endiseleri-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Efendimiz’in endişeleri! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>*Efendimiz’in (aleyhi efdalüssalati vetteslimat) bu korkusunu bizim endişe duyduğumuz basit, sıradan korkulara irca etmemek lazım. Bir canavardan korkmak, bir zelzele olduğunda korkmak gibi değil O’nunki. O, ümmeti adına endişe duyardı. “Acaba kusurumuz mu oldu?” diye düşünürdü. Zira mukarrebîn kusura kendi zaviyesinden bakar. Onun için, rüzgârın sertçe esmesi, semada bir bulutun belirmesi, bir şimşeğin çakması, bir gök gürültüsü gibi hadiseler karşısında “Acaba Cenâb-ı Hak bununla tedip mi ediyor, tazip mi ediyor?!.” der; ümmetinin başına bir şey geleceğinden endişe duyardı.</p>
<p>*Müşfik Nebî, bir gece hangi işarete ve endişeye binaen, kim bilir nasıl sarsılmıştı ki, o âna kadar günler geceler boyunca tekrar edip durduğu, Hazreti İbrahim’in duası olan, “Ya Rabbî! Doğrusu onlar (putlar) insanların çoğunu saptırdılar. Artık bundan sonra kim bana tâbi olursa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, o da Senin merhametine kalmıştır, şüphesiz Sen Gafûrsun, Rahîmsin.” (İbrahim, 14/36) mealindeki ayet ile; Hazreti İsa’nın duası olan, “Ya Rabbî! Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Sen’in kullarındır. Onları affedersen, Aziz ü Hakîm (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) ancak Sen’sin!” (Mâide, 5/118) mealindeki ayeti yine sabaha kadar tekrar tekrar okumuş, ellerini kaldırıp “Allah’ım! Ümmetimi (mağfiret et), ümmetimi (mağfiret et!)” diye yalvarmış ve ağlamıştı. Bunun üzerine Allah Teâla, “Ey Cebrail! Muhammed’e git ve O’na de ki: Biz seni ümmetin hususunda razı edeceğiz ve asla kederlendirmeyeceğiz.” buyurmuştu. İşte o gece, nice zamandır devam etmekte olan dert, ızdırap, dua ve gözyaşı gecelerinin finali gibiydi, bir manada “final gecesi”ydi.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/efendimizin-endiseleri-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Efendimiz’in endişeleri! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efendimiz her devrin idrâkine göre yeniden anlatılmalıdır! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/efendimiz-her-devrin-idrakine-gore-yeniden-anlatilmalidir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2022 04:30:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[idrak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27839</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlığın İftihar Tablosu her devrin idrâkine göre yeniden yazılıp anlatılmalıdır!.. *Efendimiz’i herkes okuyor. İşte bu sene diyelim, bir çeşit bir siyer mütalaa edildi. Ülfet ve ünsiyet olmasın diye gelecek sene&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/efendimiz-her-devrin-idrakine-gore-yeniden-anlatilmalidir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Efendimiz her devrin idrâkine göre yeniden anlatılmalıdır! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlığın İftihar Tablosu her devrin idrâkine göre yeniden yazılıp anlatılmalıdır!..</p>
<p>*Efendimiz’i herkes okuyor. İşte bu sene diyelim, bir çeşit bir siyer mütalaa edildi. Ülfet ve ünsiyet olmasın diye gelecek sene başka bir zaviyeden bakan başka bir siyer ile mesele ele alınmalı. Yoksa öyle bir eser, kafa kafaya verilmeli, kolektif şuura emanet bir gayret gösterilmeli; böylece daha mükemmel, daha câmi ve aynı zamanda o Büyük Zât’ın kamet-i balasını aksettirici siyerler yazılmalı; Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in hayat-ı seniyyesi ifade edilerek daha mükemmel şeyler ortaya konmalı.</p>
<p>*Ve bunun sonu da gelmeyecektir. Zaman şimdilerde çok hızlı cereyan ettiğinden ve değişimler de çok hızlı olduğundan dolayı on sene sonra bugünkü şeyleri bayatlamış gibi görebilirsiniz. Yirmi sene sonra, on sene sonraki şeylerin bayatladığını görebilirsiniz. Dolayısıyla her dönemde ister Kur’an ayetlerinin ve hadis-i şeriflerin, ister Siyer ve Meğazi’ye dair eserlerin, isterse de değişik zamanlardaki sahib-i zaman olan insanların yazdıklarının bıraktıkları uçlardan hareketle İnsanlığın İftihar Tablosu ve O’nun icraatları o devrin ruhuna göre yeniden anlatılmalıdır.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/efendimiz-her-devrin-idrakine-gore-yeniden-anlatilmalidir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Efendimiz her devrin idrâkine göre yeniden anlatılmalıdır! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O’nun sevdirilmesi Allah’ın sevdirilmesi demektir. &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/onun-sevdirilmesi-allahin-sevdirilmesi-demektir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2022 04:30:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlid kandili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27383</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Muhterem Hocaefendi, merhum Mehmet Akif’in “Bir Gece” şiirini okuyor: “On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi, Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi! Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/onun-sevdirilmesi-allahin-sevdirilmesi-demektir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">O’nun sevdirilmesi Allah’ın sevdirilmesi demektir. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>-Muhterem Hocaefendi, merhum Mehmet Akif’in “Bir Gece” şiirini okuyor:</p>
<p>“On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,<br />
Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!<br />
Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler;<br />
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!</p>
<p>Nereden görecekler? Göremezlerdi tabiî:<br />
Bir kere, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi;<br />
Bir kere de, ma’mure-i dünyâ, o zamanlar,<br />
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.</p>
<p>Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;<br />
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!<br />
Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin<br />
Salgındı, bugün Şark’ı yıkan, tefrika derdi.</p>
<p>Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,<br />
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!<br />
Bir nefhada kurtardı insanlığı o ma’sum,<br />
Bir hamlede kayserleri, kisrâları yere serdi!</p>
<p>Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;<br />
Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!<br />
Âlemlere, rahmetti, evet, Şer’-i mübîni,<br />
Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.</p>
<p>Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep;<br />
Medyûn ona cemiyyeti, medyûn ona ferdi.<br />
Medyûndur o masûma bütün bir beşeriyyet…<br />
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.”</p>
<p>(31:0anlatırken, Rasûl-ü Ekrem onu gözyaşları içinde dinlemiş ve etrafındakilere İslam’ın insanları hangi vahşiliklerden kurtardığını hatırlatmıştı. (29:00)</p>
<p>-Muhterem Hocaefendi, merhum Mehmet Akif’in “Bir Gece” şiirini okuyor:</p>
<p>“On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,</p>
<p>Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!</p>
<p>Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler;</p>
<p>Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!</p>
<p>Nereden görecekler? Göremezlerdi tabiî:</p>
<p>Bir kere, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi;</p>
<p>Bir kere de, ma’mure-i dünyâ, o zamanlar,</p>
<p>Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.</p>
<p>Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;</p>
<p>Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!</p>
<p>Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin</p>
<p>Salgındı, bugün Şark’ı yıkan, tefrika derdi.</p>
<p>Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,</p>
<p>Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!</p>
<p>Bir nefhada kurtardı insanlığı o ma’sum,</p>
<p>Bir hamlede kayserleri, kisrâları yere serdi!</p>
<p>Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;</p>
<p>Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!</p>
<p>Âlemlere, rahmetti, evet, Şer’-i mübîni,</p>
<p>Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.</p>
<p>Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep;</p>
<p>Medyûn ona cemiyyeti, medyûn ona ferdi.</p>
<p>Medyûndur o masûma bütün bir beşeriyyet…</p>
<p>Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.” (31:00)</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/onun-sevdirilmesi-allahin-sevdirilmesi-demektir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">O’nun sevdirilmesi Allah’ın sevdirilmesi demektir. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YENİ PROGRAM &#124; GÖNÜLLERİN EFENDİSİ &#8211; “Bir Hayat ki Dupduru”</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeni-program-gonullerin-efendisi-bir-hayat-ki-dupduru-https-www-youtube-com-watchvxnyy58bstma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2022 17:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hz. Muhammet]]></category>
		<category><![CDATA[siyer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27223</guid>

					<description><![CDATA[<p>CANLI &#8211; BU AKŞAM &#8211; GÖNÜLLERİN EFENDİSİ “Bir Hayat ki Dupduru” İsmet Macit’in hisli anlatımı, harita ve şablonlarla detaylı tanıtımlar eşliğinde, Asr-ı Saadette yolculuk edeceksiniz. Onun (sav) hayatı hayatların en&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-program-gonullerin-efendisi-bir-hayat-ki-dupduru-https-www-youtube-com-watchvxnyy58bstma/">YENİ PROGRAM | GÖNÜLLERİN EFENDİSİ &#8211; “Bir Hayat ki Dupduru”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CANLI &#8211; BU AKŞAM &#8211; GÖNÜLLERİN EFENDİSİ<br />
“Bir Hayat ki Dupduru”<br />
</strong></p>
<p>İsmet Macit’in hisli anlatımı, harita ve şablonlarla detaylı tanıtımlar eşliğinde,<br />
Asr-ı Saadette yolculuk edeceksiniz.</p>
<p>Onun (sav) hayatı hayatların en güzelidir! Hizmetten.com <a href="https://www.youtube.com/watch?v=xNYy58bSTMA" target="_blank" rel="noopener">YouTube</a> sitesinde her hafta yapacağımız Asr-ı Saadet yolculuğuna davetlisiniz! Bu programda <strong>GÖNÜLLER SULTANININ</strong> (sav) hayatı, görüntüler, fotoğraflar, haritalar, krokiler eşliğinde anlatılacak!</p>
<p>Kainatı şereflendirmesinden ruhunun ufkuna yürüdüğü âna kadar bu şerefli hayat, kronolojik olarak siyer felsefesi eşliğinde ilgili kaynaklara müracaat edilerek sunulacak! İnsanlık için <strong>EN GÜZEL ÖRNEK</strong> olan Efendiler Efendisinin (sav) hayatı her hafta Pazartesi günleri Hizmetten.com <a href="https://www.youtube.com/watch?v=xNYy58bSTMA" target="_blank" rel="noopener">YouTube</a> ekranlarında…</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-27224" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/GONULLERIN-EFENDISI-700x394.jpeg" alt="" width="700" height="394" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/GONULLERIN-EFENDISI-700x394.jpeg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/GONULLERIN-EFENDISI-1200x675.jpeg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/GONULLERIN-EFENDISI-768x432.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/GONULLERIN-EFENDISI-1536x864.jpeg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/GONULLERIN-EFENDISI-390x220.jpeg 390w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/GONULLERIN-EFENDISI.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"><strong>Tarih:19 Eylül 2022 Pazartesi</strong><br />
20.00 Berlin<br />
21.00 İstanbul<br />
14.00 Newyork<br />
<strong>Yer:<a href="https://www.youtube.com/watch?v=xNYy58bSTMA" target="_blank" rel="noopener">Hizmetten YouTube Kanalı</a></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-program-gonullerin-efendisi-bir-hayat-ki-dupduru-https-www-youtube-com-watchvxnyy58bstma/">YENİ PROGRAM | GÖNÜLLERİN EFENDİSİ &#8211; “Bir Hayat ki Dupduru”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Ümmetimden Kurban Kesemeyenler İçin” &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/ummetimden-kurban-kesemeyenler-icin-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jul 2022 22:29:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban]]></category>
		<category><![CDATA[Veda Haccı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26474</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslam inanışında ibadetlerin şekli, yapılışı, hikmetleri ile ilgili neredeyse tüm sorumluluklar taabbudidir yani Allah (cc) emrettiği için yapılır. Neden namaz kılarız, neden oruç tutarız, neden hacca gideriz; namazda neden eğiliriz,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ummetimden-kurban-kesemeyenler-icin-ismet-macit/">“Ümmetimden Kurban Kesemeyenler İçin” | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslam inanışında ibadetlerin şekli, yapılışı, hikmetleri ile ilgili neredeyse tüm sorumluluklar taabbudidir yani Allah (cc) emrettiği için yapılır. Neden namaz kılarız, neden oruç tutarız, neden hacca gideriz; namazda neden eğiliriz, yüzümüzü neden yere koyarız… hacda şeytan taşlarken neden taştan inşa edilmiş 24 metrelik duvara taş atarız…? Misaller çoğaltılabilir..</p>
<p>Elbette yapılan ibadetlerin maddi manevi faydası vardır, hikmetleri saymakla bitmez ancak tüm bunlar olmasa bile sırf Allah emrettiği için yapılır ve bu ibadetler dinin asli kaynaklarının biz tarif ettiği şekliyle ifa edilir.</p>
<p>Kurban ibadeti de böyledir. Kurban hicretin ikinci yılında vacip kılınmış ve Efendimiz (sav) 9 yıl kurbanını kesmiştir. En son sene ise Veda Haccı’nda 100 deve kurban etmiş ve bunlardan 63 adedini bizzat kendi eliyle kesmiştir.</p>
<p><strong>Kurban Deyince Akla Gelenler</strong></p>
<ul>
<li><strong>Bitmedik, Bitiremeyecekler</strong></li>
</ul>
<p><strong> </strong>Kurbanın vacip olduğu ile ilgili hükmü Hanefiler Kevser suresindeki emirden çıkarırlar ve kurban imkanı olan Müslüman için vaciptir derler.</p>
<p><em>“Şüphesiz biz sana Kevser&#8217;i verdik. O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.” (Kevser Suresi)</em></p>
<p>Ebter kelimesini müşrikler bunu kendi aralarında, Efendimizi (sav) kastederek kullanırlardı. Kendi aralarında bir lakap ve parola olarak kullandıkları bu kelime, mucizevi surette yüzlerine vurulmuş oldu. Böylece Allah Teâlâ, bu ayet-i kerîmenin muhatabı durumundaki As bin Vâil’in ve diğer müşriklerin “dünya-ahiret hayırlarının hepsinden nasibinin kesildiğini” haber vermiştir.</p>
<p>Allah (cc) bu ayetlerle müjde verip Allah Rasulünün (sav) maddi manevi neslinin devam edeceği müjdesini vererek şükür namaz kılıp kurban kesmesini istiyor.</p>
<p>Belki bugünde Hizmet bitti (nesebi kesildi devam etmez) diyenlere en güzel cevap, kurbanda yeryüzü ölçeğinde bayramlaşarak (kurbanlarımızı göndererek) verilebilir. Kötülük imparatorluğunun iyilikten başka derdi olmayan bir topluluğu bitiremeyeceğini hak adına organize olarak haykırmalı.</p>
<p><strong>Allah’ım Ben Bu İbadetimi Senin İçin Yaptım</strong></p>
<p><strong> </strong>Aslında bütün ibadet ü taatlerde Allah’a kurbeti hedefleme, “Allah’ım, ben bu ibadetimi Senin için yaptım” deme ve bunu içten içe duyma esas olmalıdır. İnsan, hayatını âdeta bu düşünceye kilitli olarak götürmelidir. Bu açıdan kurban ibadetini eda ederken de kasdü’l-kalb olarak tarif ettiğimiz niyeti çok sağlam tutmak gerekir. İnsan, “Allah’ım, Sen hayvan boğazlamamı istedin, ben de bu emri yerine getiriyorum. Eğer kendimi boğazlamamı emretseydin ben seve seve bu emri de tatbik ederdim. Eğer dinimi, namusumu, nefsimi, malımı veya ülkemi müdafaa adına bir cephe teşkil etmek icap ediyorsa ben ona da amade ve teşneyim.” diyecek kadar samimî olmalıdır. Yani insan canın yongası olan malını verirken aynı zamanda verebileceği şeyleri de hatırlamalı ve emre amade olduğunu göstermelidir. Nitekim Hazreti İbrahim ve İsmail’in durumu anlatılırken <strong><em>“İkisi de Hakk’a inkıyat edip teslim olunca O, kurban etmek üzere oğlunu yere serdi.”</em></strong>(Saffat-103) buyrularak, onların ubûdiyetteki sırrı ve emre itaatteki inceliği kavradıklarına ve ona göre bir tavır aldıklarına işaret edilmiştir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[1]</a></p>
<ul>
<li><strong>Kurban Ahirette Binek</strong></li>
</ul>
<p>İşte kurban mevsiminde de, Müslümanlar lâakal bir kurbanla hiss-i semahatlerini ortaya koyacak, gönülleri fethedecek ve kestikleri kurbanların etlerinden tatmayanlara tattıracaklardır. Bir hadis-i şerifte ifade edildiği gibi, Cenâb-ı Hak da kesilen kurbanları sahipleri için öbür tarafta en çok ihtiyaç duyacakları yerde bir binek yapacaktır. (Deylemî, el-Müsned) Bu durum karşısında insan orada bir taraftan takdir duyguları, diğer taraftan da taaccüp hisleriyle “Acaba şu kurbanlardan hangisine binsem?” diyecektir.</p>
<ul>
<li><strong>Kurbandan Bize Kalan</strong></li>
</ul>
<p>Efendimizin (sav) evinde kesilip dağıtılan kurban asıl kazananın karşılıksız dağıtanlar olduğunu ne güzel anlatır: &#8220;Bir gün kurban kesmişler ve Hz Ayşe’de bu kurbanın hemen hepsini başkalarına dağıtmış, elinde sadece kürek kemiği kalmıştı. Hz. Peygamber, eve gelince Hz. Âişe annemize: <strong><em>“Kurbanı ne yaptın; ondan geriye ne kaldı?”</em></strong> diye sordu. O da şöyle cevap verdi: <strong><em>“Hepsini dağıttım; bize sadece kürek kemiği kaldı. ”</em></strong> Efendimiz (sav) Hz. Ayşe’nin bu cevabına şöyle karşılık verdi: <strong><em>“Hayır, ey Âişe! Bilakis onun, kürek kemiği dışında hepsi bize kalmış.” </em></strong></p>
<ul>
<li><strong>Kırın İçinizdeki Mal Putunu</strong></li>
</ul>
<p>Kurbanını veren mal sevgisi ile yaptığı mücadeleyi kazanıp &#8220;Rabbim dilerse bu yolda tüm servetimi de veririm&#8221; inşirahına kavuşurken gönlünde taht kurma riski olan dünya putunu kırmış oluyor. Böylece Hz İbrahimvâri (as) bir teslimiyetle her kurbanla Rabbine bir adım daha yaklaşmış oluyor.</p>
<p>Üstad Hazretleri Kuran&#8217;ı Kerim&#8217;de en uzun Sureye &#8220;Bakara&#8221; ismi verilmesini ve İsrailoğullarının bir &#8220;ineği&#8221; kurban etmelerinin neden bu kadar ayrıntılı anlatıldığı sorusuna &#8220;onların içindeki sanemperestliğin (putperestlik) kırılması&#8221; cevabını vermiştir. O dönem İsrailoğulları ineği kutsal kabul ediyor ve hayvana tazimde bulunuyorlardı. Bu asırda ise nefsimizi esareti altına alan &#8220;dünya ve mal sevgisini&#8221; virüsünden sadaka, zekat ve kurban gibi ibadetlerle korunabiliriz.</p>
<p>Mevdudi&#8217;nin dediği gibi &#8220;bir Hintlinin Müslüman olması için kelime-i şahadetin yanında bir ineği kendi eli ile kurban etmesi gerekir ki yıllarca taptığı putu böylece parçalasın. Evet Kurban kesretten vahdete giden yoldur.</p>
<ul>
<li><strong>Ümmetimden Kurban Kesemeyenler İçin </strong></li>
</ul>
<p>Kurban vacip bir ibadet. Maddi durumu iyi olan mümin üzerine vecibe. İmkanı olanlar başta Avrupa olmak üzere kesim şartlarının ağırlığından dolayı kurbanlarını Dünya’nın dört bir tarafında maddi imkanları olmayan ülkelerde kestiriyorlar.</p>
<p>Giden kurbanlar ise sadece birkaç kilo et olmaktan çıkıp ulaştığı yerlerde gönül köprüleri inşa ediyor. Adeta her bir kurban ulaştığı coğrafyada &#8220;ey insan kardeşim binlerce kilometre ötelerden inleyen soluklarınızı kalbimizde hissediyoruz&#8221; mesajına dönüşüyor.</p>
<p>Kurban bir ibadet ucuz yoldan halletme yerine gücümüz ne kadarına yetiyorsa o kadar çok kurban kesmek Efendimiz (sav) bu husustaki ayrı bir sünneti zira O (sav) Veda Haccında 100 deve (700 hisse) kurban etmişti. Bunlardan 63 deveyi bizzat kendi eliyle, 37 deveyi ise Hz Ali (ra) kurban etmişti. Efendimiz (sav) bazı kurbanları keserken <strong><em>&#8220;ümmetimden kurban kesmeyenlerin niyetine&#8221; </em></strong>demişti.</p>
<p>Gelin biz de tüm dünyaya bayram sevinci yaşatma adına kurban organizasyonu yapan kurum ve kuruluşlara destek olalım. Verdiğimiz kurbanlarla insan kardeşlerimize bayram sevinci yaşatalım.</p>
<ul>
<li><strong>Söndürmeyin Gönül Işıklarınızı</strong></li>
</ul>
<p><strong> </strong>Konya Ovası&#8217;ndaki ücra bir kasabada bir eve misafir olan Saffet Solak hocanın anlattıkları vicdan medeniyetinin temel taşlarıdır adeta. Hoca eski bir evde misafirdir, yorgundur, uykusuzdur.</p>
<p>Göz kapakları ikide bir kapanınca sorar:</p>
<p>“Hacı anne sizin buralarda kaçta yatılır?”</p>
<p>“Oğlum! Biz tren geçince yatarız”</p>
<p>“İyi de bir yakınınız mı gelecek?&#8221;</p>
<p>“Hayır”</p>
<p>“O vakit niye trenin gelişini bekliyorsunuz?”</p>
<p>Yıllar geçse de Hoca, o nur yüzlü Anadolu anasının cevabını hiç unutamaz.</p>
<p><strong><em>“Oğlum, sen de görüyorsun ki evimiz kasabanın biraz dışındadır, gece trenden inen yolculardan yolunu şaşıran biri olursa yanan bir ışığa ihtiyacı olur. Onun için biz her gece tren geçinceye kadar BEKLERİZ..”</em></strong></p>
<p>Evet söndürmedi Hizmet insanı gönül ışıklarını söndürmeyecek.. ve inşallah kıyamete kadar ihtiyaç sahipleri gönül lambaları gece gündüz yanan bu insanlık ve iyilik kahramanlarının kapılarını çalmaya devam edecek!</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[1]</a> https://fgulen.com/tr/eserleri/kursu-akademi-yazilari/2014-kursuleri/hakka-kurbetin-vesilesi-kurban</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ummetimden-kurban-kesemeyenler-icin-ismet-macit/">“Ümmetimden Kurban Kesemeyenler İçin” | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efendimiz’in (sas) Yetiştirdiği Prototip Gençler 2: Muâz İbn-i Cebel (ra)</title>
		<link>https://hizmetten.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2020 11:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberyolu]]></category>
		<category><![CDATA[yücel men]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15153</guid>

					<description><![CDATA[<p>I. Akabe Beyatı’na katılan on iki Medineli sahabî, kendilerine İslam’ı anlatacak, Kur’ân’ı ve Sünnet’i öğretecek bir mürşid ve muallim istemişlerdi. Bunun üzerine Allah Resûlü, Hz. Mus’ab İbn-i Umeyr’i (radıyallahu anh)&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/">Efendimiz’in (sas) Yetiştirdiği Prototip Gençler 2: Muâz İbn-i Cebel (ra)</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>I. Akabe Beyatı’na katılan on iki Medineli sahabî, kendilerine İslam’ı anlatacak, Kur’ân’ı ve Sünnet’i öğretecek bir mürşid ve muallim istemişlerdi. Bunun üzerine Allah Resûlü, Hz. Mus’ab İbn-i Umeyr’i (radıyallahu anh) onlarla birlikte göndermişti. Samimiyeti, sadeliği, ahlakı hem akla hem de kalbe hitap eden güzel ve ikna edici üslubuyla Hz. Mus’ab, kısa sürede sahip olduğu bilgi ve birikimi Müslümanlara aktarmış, İslam’ı şehir halkına duyurmuş ve çoğunluğu genç yüze yakın insanın gönlünü Cenâb-ı Hak ile buluşturmuştu. Gönlüne girdiklerinden birisi de Allah Resûlü’nün hakkında “Ne güzel bir insan!”<span id="easy-footnote-1-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-1-4885" data-hasqtip="0" aria-describedby="qtip-0"><sup>1</sup></a></span> buyuracağı, 18 yaşındaki Muâz İbn-i Cebel’di (radıyallahu anh). Hazrec kabilesinin Udeyoğulları koluna mensup olan Hz. Muâz’ın babası, Cebel İbn-i Amr; annesi ise Hind Bint-i Sehl idi. Babasını küçük yaşta kaybeden Hz. Muâz, yetim kalmış ve bir müddet sonra annesi Hind, Selimeoğullarının ileri gelenlerinden ve cimriliği ile meşhur Ced İbn-i Kays ile evlenmişti.<span id="easy-footnote-2-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-2-4885" data-hasqtip="1" aria-describedby="qtip-1"><sup>2</sup></a></span></p>
<h4><strong>Hz. Muâz, Tarihi Bir Karara İmza Atanlar Arasında</strong></h4>
<p>Ensar, kendi aralarında toplanmış ve Allah Resûlü’nü Mekke’deki baskı ve zulüm ortamından kurtarmaya karar vermişlerdi. Hac için toplanan kalabalığı değerlendirecek, toplu bir şekilde ve gizlice Akabe’de O’nunla buluşacak; O’nu ve Mekkeli Müslüman kardeşlerini Medine’ye davet edeceklerdi. İkisi kadın 75 kişi, yola koyulmuşlardı. Kafilede yer alanlardan birisi de Hz. Muâz’dı (radıyallahu anh).<span id="easy-footnote-3-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-3-4885" data-hasqtip="2" aria-describedby="qtip-2"><sup>3</sup></a></span> Özlemle yanıp kavrulan Hz. Muâz, hemşerileriyle birlikte Akabe’de Allah Resûlü ile ilk defa buluşmuş, görüşmüş ve elini tutup beyat etmişti. O ve genç arkadaşları, henüz bilmeseler de İslam ve insanlık tarihinin akışını değiştirecek büyük bir karara imza atmışlardı. Bu beyatın üzerinden daha bir ay geçmeden Allah Resûlü, Medine’ye hicreti başlatmış kendisi de üç ay sonra Medine’ye gelmişti.</p>
<h4><strong>Kardeşi İlmin Kaynaklarından Hz. Abdullah İbn-i Mes’ud</strong></h4>
<p>Allah Resûlü, Medine’ye geldiğinde Muhacirler, Ensar’dan bazılarının evine yerleşmiş bulunuyordu. Bir müddet bu duruma müdahale etmeyen Allah Resûlü, Akabe’de birkaç saat görüştüğü Ensar’ı iyice tanıdıktan sonra yeni bir düzenleme yapmaya karar vermişti. “Muahat/Kardeşleştirme” ismi verilen bu proje ile Muhacirler, misafir kaldıkları evlerden çıkarılmış ve O’nun kendisine kardeş ilan ettiği kimselerin yanına yerleştirilmişti. Bu düzenlemedeki temel hedeflerden biri, 13 yıllık Kur’ân ve Sünnet bilgisine sahip Muhacirleri, Ensar’ın evlerine dağıtıp her evi, aradaki farkı bir an önce kapatma adına eğitim yuvasına çevirmekti. Bunu yaparken Allah Resûlü, insanların fıtratlarını, imkanları, ihtiyaçlarını ve potansiyellerini dikkate alıyordu.</p>
<p>Mesela bu çerçevede Muhacirlerin en büyük alimlerinden ve fakihlerinden Hz. Abdullah İbn-i Mes’ud’u, Hz. Muâz İbn-i Cebel ile kardeş ilan etmişti.<span id="easy-footnote-4-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-4-4885" data-hasqtip="3" aria-describedby="qtip-3"><sup>4</sup></a></span> Zira Hz. Muâz, çok istidatlı, azimli, aksiyon dolu ve zeki bir gençti. Yarın Allah Resûlü’nün milletlere rehberlik yapacak tam donanımlı ve yetişmiş insanlara ihtiyacı vardı… Bu maya tutmuş ve Hz. Muâz, kısa sürede Ensar’ın en büyük bilginlerinden olmuştu.</p>
<p>Allah Resûlü, onu, sekiz yıl sonra Mekkelilere; dokuz yıl sonra da Yemenlilere, İslam’ı anlatmak ve öğretmek için bırakmış ve göndermişti. Üstelik onu Yemen’e gönderirken “Seni ahirette bu hal üzere bulayım!” buyurmuştu ki bu, din tamama ermeden Hz. Muâz’ın, kemale erdiğini gösteriyordu. Hiç şüphesiz bunun en önemli sebeplerinden biri de ondaki potansiyeli fark eden Allah Resûlü’nün Hz. Abdullah İbn-i Mes’ud’u onun yanına âdeta özel muallim olarak yerleştirmesi olmuştu.</p>
<p>Hz. Muâz, vahiy katipliği de yapıyor, zaman zaman Allah Resûlü’nün mektuplarını da kaleme alıyordu. Ayrıca sık sık Allah Resûlü’ne sorular soruyor; Allah Resûlü de insanlara bir mesaj verecekse çoğu zaman onun üzerinden veriyordu.</p>
<h4><strong>Hz. Muâz, Allah Resûlü’nün Terkisinde</strong></h4>
<p>Allah Resûlü’nün gençleri yetiştirdiği eğitim yuvalarından biri de bineğinin sırtıydı. Yolculuğa çıkacağı zaman her seferinde istidatlı bir genci terkisine alıyor; yol boyunca bir şeyler anlatıp öğretiyordu. Bu yakınlık onları motive ettiği gibi birçok tarihi hadiseye de şahitlik etme imkânı sunuyordu. Hz. Muâz da onlardan birisiydi. Bineğine aldığı Hz. Muâz’a, “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin?” diye sormuş; o, “Allah ve Resûlü, daha iyi bilir!” karşılığını vermişti. Bunun üzerine Allah Resûlü, “Allah’ın kulları üzerinde sabit olan hakkı, kulların, Allah’a ibâdet etmeleri ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmamalarıdır!” buyurmuştu. Bir müddet ilerledikten sonra Allah Resûlü, tekrar Hz. Muâz’a dönmüş ve “Bunu yaptıkları zaman kulların, Allah üzerinde sabit olan hakları nedir bilir misin?” diye sormuştu. Hz. Muâz aynı karşılığı verince Allah Resûlü, “Bunu yaptıkları zaman kulların Allah üzerinde sabit olan hakları, Allah’ın onlara azâb etmemesidir!”<span id="easy-footnote-5-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-5-4885" data-hasqtip="4" aria-describedby="qtip-4"><sup>5</sup></a></span> buyurmuştu.</p>
<h4><strong>“Ey Muâz! Ben seni kesinlikle seviyorum.”</strong></h4>
<p>Müminlerin birbirini Allah için sevmeleri ve bu sevgilerini ifade etmeleri ve bir sevgi toplumu oluşturmaları, Allah Resûlü’nün dikkat çektiği hususlardandır. Hz. Muâz’ın da ravileri arasında olduğu bir hadiste O, şöyle buyurur: “Allah buyuruyor ki: Benim rızam için birbirini sevenlere, benim rızam için malını ve gücünü sarf edenlere, benim rızam için birlikte oturup sohbet edenlere, benim için birbirini ziyaret edenlere, muhabbetim vacip olmuştur. Onlar hiçbir gölgenin olmadığı günde “Arş”ımın gölgesi altında nurdan minberler üzerindedirler.”<span id="easy-footnote-6-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-6-4885" data-hasqtip="5" aria-describedby="qtip-5"><sup>6</sup></a></span></p>
<p>Kur’ân’da müminlere duyduğu derin şefkat ve merhametle anlatılan Allah Resûlü de ashâbını Allah için çok seviyor ve yeri geldiğinde bu sevgisini ifade ediyordu.<strong> </strong>Bir gün Hz. Muâz’a, “Ey Muâz! Ben seni Allah için kesinlikle seviyorum.” buyurmuş; Hz. Muâz da “Yâ Resûlallah! Annem babam sana feda olsun! Ben de sizi seviyorum.” karşılığını vermişti. Bunun üzerine Allah Resûlü, “O halde sana her namazın sonunda şöyle demeni tavsiye ederim: Allahım! Seni zikretme, sana şükretme ve sana güzelce ibadet etme konusunda bana yardımcı ol!”<span id="easy-footnote-7-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-7-4885" data-hasqtip="6" aria-describedby="qtip-6"><sup>7</sup></a></span> Seven, sevdiğinin ahiretini düşünüyor; ilahî rızayı ve sevdiği insanla ebedi birlikteliği kazanma adına yol gösteriyordu…</p>
<h4><strong>Cephelerdeki yerini alması</strong></h4>
<p>Allah Resûlü’nün ashâbını yetiştirirken uyguladığı eğitim metotlarından biri de yeri geldiğinde eline, küreği, kazmayı, tokmağı ve kılıcı alması; sırtında toprak, taş, kerpiç ve zırh taşımasıydı. O, son ve evrensel peygamber olmasına, Allah katındaki konumuna, devlet başkanlığı ve başkomutanlığına rağmen ashâbıyla birlikte ihtiyaç duyulan işi yapmaktan yüksünmüyor hatta büyük bir mutluluk duyuyordu. Hal böyle olunca O’nu örnek alan sahabe de ihtiyaç duyulan zamanda her işe koşturuyordu. Bu manada cepheye gitme mecburiyeti doğduğunda en küçüğünden en büyüğüne, en hastasından en sağlamına en aliminden bahçe de çalışan işçisine ve çobanına kadar herkes hemen kılıcını kuşanıyor ve ordunun toplandığı yere koşuyordu.</p>
<p>İlmi kişiliğiyle ön plana çıkan Hz. Muâz da böylesi zamanlarda kalemini bırakıp kılıcını kuşanıyordu. Bedir, Uhud, Hendek, Benû Kurayza, Hayber ve Tebûk gibi en zor cephelerde yerini almıştı. Tebûk’e gidilirken kabilesi içerisinde Kur’ân’ı en iyi o bildiği için sancağı taşıma görevi de ona verilmişti. Sadece Huneyn ve Taif’e katılamamıştı. Zira Allah Resûlü, onu, insanlara İslam’ı anlatması ve öğretmesi için Mekke’de bırakmıştı.</p>
<h4><strong>Hz. Mus’ab’a Bedel Hz. Muâz İbn-i Cebel</strong></h4>
<p>Yukarda da ifade edildiği üzere Allah Resûlü, fetihten sonra Mekkelilere İslam’ı anlatması ve Kur’ân’ı talim etmesi için Hz. Muâz’ı Mekke’de bırakmıştı. Allah Resûlü’nün Hz. Mus’ab’ı Medine’ye göndermesi rastgele olmadığı gibi Hz. Muâz tercihi de rastgele değildi. Dün Medinelilere İslam’ı bir Mekkeli öğretmişti. Şimdi ise Mekkelilere bir Medineli. Böylelikle Ensar, onurlandırılmış ve ehlullah sayılan Kureyşlilere İslam’ı anlatma ve öğretme işi 27 yaşındaki genç bir Ensar’a teslim edilmişti. Süheyl İbn-i Amr dahil Mekkeliler Kur’ân’ı ve İslam’ı ondan öğrenmişlerdi.</p>
<p>Hz. Muâz, bilinçli bir tercihti. Allah Resûlü, Mekkelileri de onu da çok iyi tanıyordu. Hakkında “Ümmetimin helali ve haramı en iyi bileni Muaz İbn-i Cebel’dir!”<span id="easy-footnote-8-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-8-4885" data-hasqtip="7" aria-describedby="qtip-7"><sup>8</sup></a></span> ve “Kur’ân’ı dört kişiden alınız: Abdullah İbn-i Mes’ud, Ebu Huzeyfe’nin azadlısı Sâlim, Muaz İbn-i Cebel ve Ubey İbn-i Ka’b!”<span id="easy-footnote-9-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-9-4885" data-hasqtip="8" aria-describedby="qtip-8"><sup>9</sup></a></span> buyurmuş ve onu, hem Kur’ân’da hem İslam Hukuku’nda otorite ilan etmişti. Kısa sürede Kur’ân’ı hıfzeden Hz. Muâz, kıraatte de en önde gelenlerdendi. Dil zevki üst düzey olan Kureyşliler için bu, çok şey ifade ediyordu.</p>
<h4><strong>Genel Vali, Kadı, Âmil ve Muallim Olarak Yemen’e Gönderilişi</strong></h4>
<p>Mekke’deki görevini başarıyla tamamlayan Hz. Muâz İbn-i Cebel, Medine’ye dönmüştü. Bu arada Sasanilerin Yemen valisi Bâzân, Müslüman olmuş ve diğer Yemen melikleri de Medine’ye heyetler gönderip İslam’a girdiklerini haber vermişlerdi. Halklarının da Müslüman olmasını arzu ediyorlardı. Bunun için O’ndan bu toplumsal değişime önderlik yapacak bir rehber ve muallim istemişlerdi. Allah Resûlü, Yemenlileri çok iyi tanıyordu. Onları, genç yaşlarında ticaret maksadıyla katıldığı Yemen panayırlarında ve Mekke civarında düzenlenen panayırlara davet için çıktığında çok iyi okuyup analiz etmişti. Onların heyetleri Medine’ye gelince ashâbına dönmüş ve “Size Yemenliler geldi. Onlar ince ruhlu ve yufka yürekli insanlardır. İman da hikmet de Yemenlidir…”<span id="easy-footnote-10-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-10-4885" data-hasqtip="9" aria-describedby="qtip-9"><sup>10</sup></a></span> buyurmuştu.</p>
<p>Sahabe, Hz. Ebû Bekir veya Hz. Ömer’in gitmesinin daha isabetli olacağını söylese ve onlar da gidebileceklerini ifade etseler de onların kendisi için göz kulak mesabesinde olduğunu ve yanından ayıramayacağını ifade eden Allah Resûlü, Hz. Muâz İbn-i Cebel’den hazırlanmasını talep etmişti. Bu büyük vazife için yirmi dokuz yaşındaki Hz. Muâz’ı seçmiş ve onu, Yemen’in en büyük bölgesi Cened’in valisi, Yemen genel valisi,<span id="easy-footnote-11-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-11-4885" data-hasqtip="10" aria-describedby="qtip-10"><sup>11</sup></a></span> Yemen kadısı, baş zekât âmili ve Yemen’in muallimi olarak görevlendirmişti. Görevlendirmekle kalmamış bölgedeki kabile reislerine mektup da göndererek Hz. Muâz’ın görevlerini bildirmiş, ona yardımcı olmalarını istemiş ve şu cümleyi de eklemişti:</p>
<p>“Size yakınlarımın en hayırlısını, ilimde ve dinde onların en yetkilisini gönderiyorum!”<span id="easy-footnote-12-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-12-4885" data-hasqtip="11" aria-describedby="qtip-11"><sup>12</sup></a></span></p>
<h4><strong>Hz. Muâz’a Yapılan Evrensel Tavsiyer</strong></h4>
<p>Allah Resûlü’nün gençleri yetiştirirken uyguladığı eğitim metotlarından birisi de kendilerine sahada birtakım mesuliyetler vermekti. Onları, fıtrat ve kabiliyetlerine uygun vazifeleri yerine getirmeleri için seçip görevlendirirken öncelikle kendilerine güvendiğini ya da güvenilmesi gerektiğini fiili olarak gösteriyordu. İleri gelen sahabîlere rağmen tercih edilmek, onları onurlandırıyor ve görevi daha şuurlu bir şekilde yapmalarını sağlıyordu. Üstelik Allah Resûlü, görev vermekle yetinmiyor, vazife yerine gönderirken işlerini hakkıyla yapmalarını sağlayacak açıklama, uyarı ve nasihatlerde de bulunuyordu. Çoğu zaman Medine dışına kadar bizzat uğurluyor ve bu esnada da tavsiyelerini sürdürüyordu. Görevden döndükten sonra rapor alıyor; başarılarını tebrik ediyor ve varsa hataları daha dikkatli olmaları adına ikaz ediyordu.</p>
<p>Bu çerçevede Hz. Muaz’ı Yemen’e gönderirken de aynı şekilde hareket etmiş; Mescid-i Nebevî’nin kapısında kendisini bizzat ata bindirmiş ve yaklaşık bir milden fazla onunla beraber yürümüştü. Bu sırada bir taraftan Hz. Muaz’ın atının üzengisinden tutup çekerken diğer taraftan kendisine şu emir ve tavsiyelerde bulunmuştu:</p>
<p>“Sen ehl-i kitap bir kavimle karşılaşacaksın. Onların yanına vardığında onları önce Allah’tan başka ilâh olmadığına ve benim Allah’ın Resûlü olduğumu tasdike davet et. Eğer bunu kabul ederlerse onlara, Allah’ın günde beş vakit namazı farz kıldığını haber ver. Bunu da yaptıkları takdirde, Allah’ın, zenginlerin fakirlere zekât vermesini farz kıldığını bildir. Bunu da kabul ederlerse zekât alırken sakın mallarının sadece en iyilerini seçme! Mazlumun bedduasını almaktan kork. Çünkü Allah ile mazlumun yakarışı arasında perde yoktur…”<span id="easy-footnote-13-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-13-4885" data-hasqtip="12" aria-describedby="qtip-12"><sup>13</sup></a></span></p>
<p>“Yâ Muâz! Sana Allah’a karşı takvalı olmayı, doğru sözlülüğü, ahde vefayı, emaneti sahibine eksiksiz vermeyi, asla ihanette bulunmamayı, tevazu ile hareket etmeyi, komşuluk haklarını yerine getirmeyi, yumuşak ve hoş sözlülüğü, yetimlere karşı merhametli olmayı, öfkeyi yutup yenmeyi, emelini kısa tutmayı, selamı yaymayı, adil imama itaati, dinin ve Kur’ân’ın inceliklerine vâkıf olup derinleşmeyi, yaptıklarının hesabını verme endişesiyle yaşamayı, amellerin güzelini işlemeyi, ahireti sevmeyi tavsiye ederim. Yâ Muâz! Yeryüzünde fesat çıkartma! Müslümana hakaret etme! Yalancıyı tasdik etme! Doğru sözlü insanları yalanlama! Yâ Muâz! Sana her an her yerde Allah’ı zikretmeyi, bütün günahlara gizli olanları için gizlice, aleni olanları için de alenen tevbe etmeyi tavsiye ederim! Yâ Muâz! Seni nefsim için değil Allah için seviyorum. Nefsim için hoş görmediğimi senin içinde hoş görmüyorum. Yâ Muâz! Sizin bana en sevimli olanınız, kıyamet günü buluştuğumuzda ayrıldığımız hali üzere bana kavuşan kimsedir…”<span id="easy-footnote-14-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-14-4885" data-hasqtip="13" aria-describedby="qtip-13"><sup>14</sup></a></span></p>
<p>Artık vedalaşma vakti gelmiş ve Hz. Muaz, Efendimiz’den (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine son bir tavsiyede daha bulunmasını istemişti. Bunun üzerine Efendimiz: “Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından mutlaka bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara, güzel ahlâk ile muamele et.”<span id="easy-footnote-15-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-15-4885" data-hasqtip="14" aria-describedby="qtip-14"><sup>15</sup></a></span> buyurdu. Hz. Muaz, ayrılıp Yemen’e doğru ilk adımlarını atarken kulağına Allah Resûlü’nün yakarışları geliyordu: “Cenâb-ı Hak seni önünden, arkandan, sağından, solundan, üstünden, altından gelecek musîbetlerden muhafaza buyursun. İnsanların ve cinlerin şerrini senden uzaklaştırsın.”<span id="easy-footnote-16-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-16-4885" data-hasqtip="15" aria-describedby="qtip-15"><sup>16</sup></a></span></p>
<p>Hz. Muâz biraz ilerlemişti ki arkadan birisi kendisine yetişmiş ve Resûlüllah’ın onu geri çağırdığını haber vermişti. Hz. Muâz dönünce Allah Resûlü şöyle buyurmuştu: “Seni niçin geri çevirdiğimi biliyor musun? Hakkın olmadan hiç bir şey (rüşvet) alma çünkü bu bir hainliktir. Her kim bu dünyada hainlik yaparsa kıyamet günü Allah’ın huzuruna, yaptığı o hainlikle getirilir. İşte bunun için seni çağırmıştım, şimdi vazifene gidebilirsin.”<span id="easy-footnote-17-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-17-4885" data-hasqtip="16" aria-describedby="qtip-16"><sup>17</sup></a></span></p>
<h4><strong>Hz. Muâz’ın Allah Resûlü’nü Memnun ve Mesrur Edişi</strong></h4>
<p>Allah Resûlü kendisini Yemen’e gönderirken Hz. Muâz ile arasında İslam Hukuk Tarihi’ne damga vuran ve içtihatların önünü açan şu önemli diyalog da yaşanmıştı:</p>
<p>-Sana bir mesele arz olduğunda nasıl hüküm verirsin?</p>
<p>-Allah’ın kitabıyla hüküm veririm.</p>
<p>-Ya bu meselenin cevabı Allah’ın kitabında yoksa ne yaparsın?</p>
<p>-O zaman Resûlullah’ın sünnetine bakarak hüküm veririm.</p>
<p>– Ya bu meselenin cevabı, Resûlullah’ın sünnetinde de yoksa ne yaparsın?</p>
<p>-Kendi görüşümle içtihat ederim.</p>
<p>Hz. Muâz’dan aldığı cevaplar Allah Resûlü’nü çok memnun ve mesrur etmişti. Eliyle göğsüne dokunmuş ve şöyle buyurmuştu:</p>
<p>“Resûlü’nün elçisini, Resûlü’nün razı olacağı işe muvaffak kılan Allah’a hamdolsun.”<span id="easy-footnote-18-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-18-4885" data-hasqtip="17" aria-describedby="qtip-17"><sup>18</sup></a></span></p>
<p>Ardından da Hz. Muâz’a şunları söyledi:</p>
<p>“Allah için mütevazı ol ki Allah seni yükseltsin. Sakın meseleyi tüm yönleriyle öğrenmedikçe hüküm verme! Sana müşkül, karmaşık gelen işi ehline sor, istişare et, utanma! İçtihadını en sonunda yap! Muhakkak ki Allah, doğruluğuna göre seni muvaffak kılar. İşler sana karmakarışık gelirse, gerçek sana belli oluncaya kadar bekle ya da bana yaz! Bu hususta keyfine göre hareket etmekten sakın! Bir de sana yumuşak davranmayı tavsiye ederim!”<span id="easy-footnote-19-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-19-4885" data-hasqtip="18" aria-describedby="qtip-18"><sup>19</sup></a></span></p>
<h4><strong>Yemen’deki Faaliyetleri</strong></h4>
<p>Yemen’e ulaşan ve Allah Resûlü’nün tarif ettiği yere yerleşen Hz. Muâz, hemen faaliyetlerine başlamıştı. Allah Resûlü’nün çizdiği çerçevede bölgeyi idare ediyor, İslam’ı anlatıyor ve talebe yetiştiriyordu. İslam Yemen’de hızla yayılırken Hz. Muâz, insanlarla yakın diyalog kuruyor ve onları, gruplar halinde Allah Resûlü ile görüşmeleri için Medine’ye gönderiyordu. En son gönderdiği grup 200 kişiydi. Medine’ye gelince Mescid-i Nebevî’nin en yakınındaki en büyük evlerden Remle Bint-i Hâris’in evine yerleşmişler ardından Allah Resûlü ile görüşüp İslam’a girdiklerini haber vermişlerdi.</p>
<p>Görevi gereği Hz. Muâz, diğer valileri de sık sık ziyaret ediyor ve onlarla uyum içerisinde çalışıyordu. Yemen coğrafyasında her şey planlandığı gibi giderken peygamberlik iddiasında bulunan bir yalancı Esved el-Ansi çıkmış ve kısa zamanda Müslümanlar için büyük bir tehdit ve tehlikeye dönüşmüştü. Durum Allah Resûlü’ne bildirilince problemi çözmek için gerekeni yapmalarını emretmiş ve Hz. Muâz’ın liderliğinde bu büyük problemi de çözmüşlerdi.</p>
<h4><strong>Sonuç</strong></h4>
<p>Allah Resûlü, Hz. Muaz’ı Yemen’e uğurlarken “Muâz ihtimaldir ki beni bu yıldan sonra göremeyeceksin! Muhtemelen gelip kabrimi ve mescidimi ziyaret edeceksin.” buyurmuş; bu acı haber üzerine Hz. Muâz, gözyaşlarına boğulmuştu.<span id="easy-footnote-20-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-20-4885" data-hasqtip="19" aria-describedby="qtip-19"><sup>20</sup></a></span> O’nu teselli eden Allah Resûlü, Medine’ye doğru bakarak şu hakikati beyan etmişti: “Muhakkak ki bana en yakın olanlar, her kim olursa olsunlar takva sahipleridir!”</p>
<p>Buruk bir şekilde Yemen yoluna koyulan Hz. Muâz, kendisine verilen görevleri bihakkın yerine getirmiş ve Medine’ye dönmüştü. Fakat artık Allah Resûlü, vefat etmiş ve Hz. Ebû Bekir, devlet başkanı seçilmişti. Otuz bir yaşındaki Hz. Muâz, Allah Resûlü’nün kabrini ziyaret etmiş ve ağlamaya başlamıştı. Onu bu halde gören Hz. Ömer, niçin ağladığını sormuştu. Bunun üzerine Hz. Muâz, Allah Resûlü’nden işittiği şu sözü hatırladığını ve onun için ağladığını söylemişti:</p>
<p>“Şurası muhakkak ki riyanın azı dahi şirktir. Kim Allah’ın bir veli koluna düşmanlık yaparsa şüphesiz Allah ile savaşmaya çıkmış olur. Allah itaatkâr, takva sahibi ve şöhretten kaçınan kullarını gerçekten sever ki, onlar görünmedikleri zaman aranmazlar. Hazır bulundukları zaman çağrılmazlar, tanınmazlar. Fakat kalpleri pırıl pırıl hidayet kandilleridir!”<span id="easy-footnote-21-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/#easy-footnote-bottom-21-4885" data-hasqtip="20" aria-describedby="qtip-20"><sup>21</sup></a></span></p>
<p><strong>Not: Hz. Muâz’ın, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer (radıyallahu anhum) döneminde ortaya koyduğu hizmetler, şahsi hayatı, ailesi, ilmi kişiliği, ahlakı ve vefatı ayrı bir makalede ele alınacaktır!</strong></p>
<p><strong>Yazar: Yücel Men</strong></p>
<div class="easy-footnote-title">
<h4>Dipnot:</h4>
</div>
<ol class="easy-footnotes-wrapper">
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-1-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Tirmizî, Menâkıb 32; Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ 8243; Buhârî, el-Edebü’l-Müfred 337</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-2-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Muâz’ın gölgesinde büyüdüğü üvey babası Ced, aynı zamanda Medine döneminin baş münafıklarındandı. Ced, Hudeybiye’ye katılmış fakat Allah Resûlü’ne beyat etmemek için bir çalılığın arkasına saklanmıştı. Tebûk’e gidileceği zaman gelmiş ve “Benim şehevî zaaflarımı herkes bilir! Rum kadınlarını görünce günaha girebilirim. Beni fitneye düşürme! İzin ver burada kalayım.” demişti. Allah Resûlü, ona izin verince “İçlerinden bazıları: “Bana izin ver, beni fitneye ve isyana düşürme, başımı derde sokma!” der. Bilmiş ol ki, fitneye zaten kendileri düşmüşlerdir. Cehennem elbette kâfirleri her taraftan kuşatacaktır.”[Tevbe Sûresi 9/49] ayeti nazil olmuştu.[Bkz. İbn-i Hişâm, Sîre 597] Üvey babasının cimriliğine ve nifakını rağmen Hz. Muâz, Medine’de cömertliği ve imandaki derinliğiyle tanınmıştı. Arkadaşları Hz. Muâz’ı, Hz. İbrahim’e benzetiyordu. Üvey kardeşi aynı zamanda Bedir ehlinden Hz. Abdullah ile birlikte evde iradelerinin hakkını vermiş ve Ced’in huylarından kendilerini korumuşlardı.</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-3-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Sa’d, Tabakât 3/435</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-4-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Sa’d, Tabakât 3/435</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-5-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buhârî, 2856, 5967, 6500; Müslim, 30</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-6-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Tirmizî, Zühd 53; Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned 7/236 (22064; 22080)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-7-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Ebû Dâvûd, Vitr 25; Nesâî, Dua 59; İbn-i Hibbân, Sâhîh 2021</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-8-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buhârî, Fedâilu’l-Ashâb 26; Tirmizî, Menâkıb 50; İbn-i Mâce, Mukaddime 11</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-9-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr 14, 16</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-10-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Tirmizî, Menâkıb 71</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-11-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Yemen çok geniş bir coğrafya olduğu için Allah Resûlü orayı beş vilayete bölmüş ve her birine bir vali atamıştı: Hz. Halid İbn-i Velid’i, San’a’ya; Hz. Muhacir İbn-i Ümeyye’yi, Kinde’ye; Hz. Ziyâd İbn-i Lebîd’i, Hadramut’a; Ebû Musa el-Eşarî’yi Zebid’e ve Hz. Muaz’ı da en geniş vilayet Cened’e. Bütün valilerin başına da Hz. Muaz’ı genel vali olarak tayin etmişti.</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-12-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Sa’d, Tabakât 3/436</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-13-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buhârî, Zekât 1, 41, 63, Mezâlim 9; Müslim, Îmân 7 (29/19); Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned 3/498 (2071); Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ 3/45 (2313)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-14-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Asâkir, Târîh 18/194, 195, 58/408</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-15-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Taberânî, Mu’cemu’l-Kebîr 20/144 (295, 296, 297, 298); İbn-i Sa’d, Tabakât 3/439</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-16-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Hacer, İsâbe 3/1847; İbn-i Asâkir, Târîh 58/413</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-17-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Tirmizî, Ahkâm 8</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-18-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Ebû Dâvûd, Akdiyye 11; Tirmizî, Ahkâm 3</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-19-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Diyarbekrî, Târîhu’l-Hamîs 3/49</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-20-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned 22054</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-21-4885" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn-i Mâce, Fiten 16</li>
</ol>
<p><strong>Kaynak:Peygamberyolu.com</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/efendimizin-sas-yetistirdigi-prototip-gencler-2-muaz-ibn-i-cebel-ra/">Efendimiz’in (sas) Yetiştirdiği Prototip Gençler 2: Muâz İbn-i Cebel (ra)</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efendimiz&#8217;in(s.a.s) darda kalmışlara karşı tutumu &#124; Osman Beyzavi</title>
		<link>https://hizmetten.com/efendimizins-a-s-darda-kalmislara-karsi-tutumu-osman-beyzavi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2020 12:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Beyzavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14751</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;İnsanı Allah&#8217;a yaklaştıracak en mühim ibadet gönül yapmaktır.&#8221; der Süfyan-ı Sevrî hazretleri. Abdullah b. Abbas (Radıyallahu anhuma): “Bir kardeşinin gönlünü almak Allah katında en büyük sadakadır.” buyurmuştur. Özellikle sıkıntıya düşmüş,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/efendimizins-a-s-darda-kalmislara-karsi-tutumu-osman-beyzavi/">Efendimiz&#8217;in(s.a.s) darda kalmışlara karşı tutumu | Osman Beyzavi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;İnsanı Allah&#8217;a yaklaştıracak en mühim ibadet gönül yapmaktır.&#8221; der Süfyan-ı Sevrî hazretleri. Abdullah b. Abbas (Radıyallahu anhuma): “Bir kardeşinin gönlünü almak Allah katında en büyük sadakadır.” buyurmuştur. Özellikle sıkıntıya düşmüş, çeşit çeşit dertler başına kara bulutlar gibi çökmüş, dünya bütün genişliğine rağmen daraldıkça daralmış bir mümine karşı en önemli vazife onun dertlerine ortak olmak, belki birlikte birkaç damla gözyaşı dökmek ve onun gönlünü ferahlatmaktır. Zira bazen sıkıntılar karşısında herkes her zaman aynı direnci gösteremeyebilir, aynı seviyede moral ve motiveyle yoluna devam edemeyebilir.</p>
<p>Bir müminin, mümin kardeşine karşı en önemli vazifelerinden birisi onu dertleriyle başbaşa bırakmamak, elden geldiği kadarıyla ona yardımcı olmak, ihtiyaçlarını gidermektir. Nitekim Efendimiz (Aleyhisselatu ve’s-Selam): “Mümin müminin kardeşidir. Ona zulmetmez, başına gelen bir musibette onun yanında durur, onu zalimin zulmüyle tek başına bırakmaz. Kim mümin kardeşinin yardımına koşarsa Allah da onun yardımına koşar. Kim kardeşinin bir sıkıntısını giderirse Allah Teâla onun dünya-ahiret bir çok sıkıntısını giderir…” (Buhari, Mezalim, 4) buyurmuştur. Bu dünyada kardeşlerimize karşı yaptığımız cemilelerin hem bu dünyada hem de ötede kurtuluş dünya-ahiret sıkıntılardan kurtulmaya vesile olacağını ifade buyurmuştur.</p>
<p>Efendimiz her meselede olduğu gibi bu meseleyi de zirvede götürmüş, ashab-ı güzînin büyük-küçük birçok problemiyle bizatihi ilgilenmiştir. Nitekim Tevbe suresinde Ashab-ı güzinin dünyevî-uhrevî en ufak bir sıkıntıya düşmelerinin Efendimiz’i (Aleyhisselatu ve’s-Selam) çok üzeceği bildirilmiştir. Onlara karşı göstermiş olduğu düşkünlüğü, azami şerkati takdir ifadeleriyle zikretmiştir: <em>“Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir.”</em> (Tevbe Suresi, 9/128) Evet O hayatı boyunca ashab-ı güzininin üzerine titremiş, onları üzecek her türlü problem karşısında onların yanında yer almıştır.</p>
<ol>
<li><strong> CABİR’LE ÇOK YAKINDAN İLGİLENMESİ</strong></li>
</ol>
<p>Hz. Cabir’in babası Abdullah Uhud savaşında şehit düşmüştür. Genç yaşta hem babasının borçları üzerine kalmış hem de 6 kız kardeşinin geçimini sağlamak zorunda kalmıştır. Allah Rasulü (Aleyhisselatu ve’s-Selam) bu mağduriyetinden dolayı Hz. Cabir’le çok yakından ilgilenmiştir. Babasının şehit olduğunda üzüldüğünü görünce babasının Allah Teala’nın iltifatına nail olduğunu, Cenab-ı Hakk’ın babası Hz. Abdullah’la perdesiz-hicapsız konuştuğunu haber vererek teselli etmiştir. (Tirmizi, Tefsiru’l-Kuran, 4) Hz. Peygamber onu bazen devesinin arkasına bindirmiş, hastalığı zamanında ziyaretine gitmiş, farklı sıkıntılara maruz kaldığı noktalarda onun yanında olduğunu hissettirmiştir.</p>
<p>Evet Hz. Cabir babasının şehit olmasının ardından geriye kalan borçlarını ödemekte çok zorlanmıştı. Çünkü Yahudi alacaklılar Hz. Cabir’in borçların karşılığın olarak teklif etmiş olduğu hurma bahçesinin mahsulünün az olduğunu düşünerek kabul etmemişlerdi. Başka geliri olmayan Hz. Cabir durumu Efendimiz’e anlatınca birlikte hurma bahçesine gittiler. Orada Efendimiz dua buyurdular. Hurmalar toplandıktan sonra Hz. Peygamber borçların dağıtımını bizatihi kendi eliyle yaptı. Dağıtılan ürün bütün borçları ödediği gibi mucizevi olarak hiç eksilmemişti. (Buharî, Vasaya, 37)</p>
<p><strong> </strong>Bir seferinde ise Hz. Peygamber Zaturrika Gazvesi’nden dönerken Hz. Cabir’in devesinin çok zayıf ve bakımsız olduğunu fark etti. Efendimiz ona devesini çöktürmesini söyledi sonra eline aldığı bir sopayla deveye hafifçe vurduğunda dermansız hayvan birçok deveyi geride bırakacak şekilde canlandı. Yol boyunca ise Hz. Cabir’le sohbet etti ona evliliğini sordu. Yine bu yolculukta maddi sıkıntıda olduğunu bildiği Hz. Cabir’den devesini Medine’de teslim etmek üzere satın aldı. Medine’ye vardıklarında Hz. Câbir deveyi teslim etmek üzere gidince, Efendimiz devenin fiyatı olarak anlaştıkları miktarı Hz. Bilal’den vermesini istedi. Hz. Bilal anlaşılan miktarı fazlasıyla verdi. Tam çıkmış giderken Efendimiz Hz. Cabir’in yeniden çağırılmasını istedi. Efendimiz’in deveyi tekrar geriye iade etmesinden endişe eden Hz. Cabir tekrar huzura çıktı. Efendimiz: “Deven de parası da senin olsun” diyerek ona devesini tekrar iade etti. (Buhari, Vekale, 8; Şurut, 4)</p>
<p>Bu Hz. Cabir’le sınırlı değildi Efendimiz adeta sahabeye kendini adamıştı. Sanki isteseler canını dahi hiç tereddüt etmeden verecekti. Nitekim bir seferinde birisi gelip Efendimiz’den bir şey istemişti, Allah Rasûlü ona istediği şeyi verdi. Bir başkası gelip istemiş, O yine vermişti. Başka biri istediğinde ise, verecek bir şey kalmadığı için Allah Rasûlü <em>“Vallahi benim elimde de bir şey yok, inşaallah gelince veririm!”</em> deyip vaad etmişti; yani mal eline geçtiği ilk fırsatta ona verecekti. Hazreti Ömer bu duruma fevkalâde üzülmüştü. Allah Rasûlü’nün bu derece rahatsız edilmesi karşısında dizleri üzerine doğruldu ve “İstediler verdin. Bir daha istediler yine verdin. Bir daha istediler vaad ettin. Yani, kendini bu kadar eziyete sokma yâ Rasûlallah!” dedi. Ancak bu sözler, Allah Rasûlü’nün hiç hoşuna gitmemişti. Kaşlarının hafif çatıldığını gören Abdullah b. Huzâfetü’s-Sehmî ayağa kalkmış ve <em>“</em><em>Ver, Ey Allah’ın Rasûlü! Hep böyle bol bol infak et. Sakın Arş Sahibi Allah’ın Seni fakir bırakacağını ve Senden nimetlerini kesivereceğini zannetme, bu konuda endişeye girme!..”</em> demişti. İki Cihan Serveri tebessüm buyurdu ve ardından şöyle dedi: <em>“İşte Ben de bununla emrolundum.”</em> (Kenzu’l-Ummal, 6. Cilt, s.577, Hadis nmr,16990)</p>
<p><strong>MUDAR KABİLESİNE YAPILAN YARDIM</strong></p>
<p>Evet Efendimiz elinde olanı hiçbir şey kalmayınca kadar veriyor, elinde olmadığında ise sahabenin himmetine başvuruyordu. Hz. Cerir b. Abdullah: “Günün birinde erken vakit Efendimiz’in huzurundaydık. O esnâda Mudar Kabîlesi’nden, kılıçlarını kuşanmış, yoksulluk sebebiyle yün elbiseler giyinmiş yarı çıplak, bir grup insan geldi.</p>
<p>Onların bu şekilde fakr-u zaruretini görünce Efendimiz’in üzüntüden rengi değişti. Hemen evine girdi çıktı. Sonra Hz. Bilâl’den ezan okumasını istedi. Sonra kamet getirdi ve Efendimiz namaz kıldırdı. Akabinde şu şekilde bir konuşma yaptı: bir gözeticidir.</p>
<p><em>Ey insanlar! Sizi bir tek kişiden yaratan ve ondan da eşini yaratıp o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar meydana getiren Rabbinize karşı gelmekten sakının.. Allah sizin üzerinizde tam bir gözeticidir.</em> [Nisâ sûresi (4), 1]. Sonra da Haşr suresinin sonundaki şu âyeti okudu:</p>
<p><em>“Ey iman edenler! Allah’dan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına baksın”</em> [Haşr sûresi (59), 18]. Sonra: <em>“(Sizden bir civanmert) adam altınından, gümüşünden, elbisesinden, bir sa’ bile olsa buğdayından, hurmasından sadaka verebilse.. hatta yarım hurma bile olsa sadaka verse”</em> buyurdu.</p>
<p>Bunun üzerine ensardan birisi, ağırlığından dolayı neredeyse kaldıramayacak derecede zorlandığı bir torbayla geldi. Bunun üzerine insanlar peşi peşine vermeye başladı. Sonunda yiyecek ve giyecekten iki yığın oluştuğunu gördüm. Baktım ki Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’ in yüzü gülüyor, sanki altın gibi parlıyordu. Sonra Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:</p>
<p>“Kim İslâm’da iyi bir yol açarsa, güzel bir uygulama başlatırsa daha sonra gelen sevapları da onun hanesine yazılır. Ama onların sevabından hiçbir şey eksilmez. Her kim de İslâm’da kötü bir yol açarsa, o kişiye onun günahı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günahından da ona pay ayırılır. Fakat onların günahından da hiçbir şey eksilmez.” (Müslim, Zekât 69.)</p>
<p><strong> </strong></p>
<ol>
<li><strong> UMAME’YE ÖĞRETTİĞİ DUA</strong></li>
</ol>
<p>Evet Efendimiz yeri geldiğinde muhtaçların yardımına koşma adına sahabenin himmetine başvurmuş, az dahi olsa böyle bir sevaba herkesin iştirak etmesini sağlamıştı. Bir başka hadise ise borçlarından dolayı çok dertli olan Hz. Ebû Umame’nin mescide gelmesiyle yaşanmıştır.</p>
<p>Efendimiz (Aleyhi’s-Selam) bir gün mescide girdiğinde Ensar’dan Ebû Umame’yi görür.</p>
<p>Efendimiz: “Ebu Umame! Namaz vakti de değil, neden mescide gelmiş oturuyorsun?” der.</p>
<p>O da: <em>“Ya Rasulallah borçlar iyice beni bunalttı.”</em> der. Efendimiz bunun üzerine: <em>“Ey Ümame sana bir dua öğreteceğim eğer bunu okursan Cenab-ı Allah senin dertlerini götürür, borçlarını da ödemeyi nasip eder</em>.<em>”</em> Ben <em>“Tabii ki Ya Rasulallah”</em> dedim. O da: “Sabah-Akşam şu duayı yap:</p>
<p>اللهم إني أعوذ بك من الهمِّ، والحزن، وأعوذ بك من العَجْز، والكَسَل، وأعوذ بك من الجُبْن والبُخْل، وأعوذ بك من غَلَبَة الدَّيْن، وقَهْر الرجال</p>
<p><em>(Allâh’ım! Üzüntüden ve kederden sana sığınırım. Aczden ve tembellikten sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borcun galebe çalmasından ve insanların kahrından Sana sığınırım.)</em></p>
<p>Ebû Ümâme (r.a.) der ki<em>; “Ben bu duâyı yaptım Allâh (c.c.) benden gamımı giderdi, borcumu ödedi.”</em> (Ebû Dâvud, Salât 367)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p>Efendimiz (Aleyhi Ekmelu’t-Tehaya) hayat-ı seniyyeleri boyunca sıkıntısı olan hiçbir kimseyi dertleriyle baş başa bırakmamış, mutlaka sıkıntısı olanların sıkıntılarını gidermeye çalışmıştır. Bazen kendisi bizatihi yardımda bulunmuş bazen ashabın himmetine başvurmuş ve ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmuştur. Ashabının üstüne tir tir titremiş, her türlü sıkıntıda yardımlarına koşmuştur. Başta ashabına, sonrasında bütün ümmetine de başkalarına yardımcı olmayı tavsiye etmiş, onların sıkıntılarını gidermenin dünya-ahiret sıkıntılarını hafifleteceğini ifade etmiştir.</p>
<p><strong>Hizmetten | Osman Beyzavi</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/efendimizins-a-s-darda-kalmislara-karsi-tutumu-osman-beyzavi/">Efendimiz&#8217;in(s.a.s) darda kalmışlara karşı tutumu | Osman Beyzavi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimiz Neden gönderildi? &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/peygamberimiz-neden-gonderildi-mithat-tayyar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2020 11:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir gün Allah Resulü, etrafında bulunanlara ‘‘Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.’’1 demişti. Etrafında bulunanlar onu çok iyi tanıyorlardı. O, ilk insan Hz. Adem’le başlayıp, Hz. İbrahim’le zirvelere yaklaşan ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/peygamberimiz-neden-gonderildi-mithat-tayyar/">Peygamberimiz Neden gönderildi? | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün Allah Resulü, etrafında bulunanlara ‘‘Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.’’<sup>1</sup> demişti. Etrafında bulunanlar onu çok iyi tanıyorlardı. O, ilk insan Hz. Adem’le başlayıp, Hz. İbrahim’le zirvelere yaklaşan ve kendisiyle zirvenin en tepe noktasına ulaşan, Allah’ın rızasına en uygun davranış örneklerini temsil ediyordu. Yarın Mevlit kandili olması sebebiyle, belki bir çok yerde onun doğuş harikalarından bahsedilecek. İran Kisra’sının burçlarının yıkılmasından, göllerin batmasına kadar bir çok harikadan. Bizler olağan üstü şeyleri seviyoruz. Ama bazen olağanüstü şeylere odaklanırken, olağan şeylerde ki büyüklükleri kaçırıyoruz. Bizim asıl dikkat etmemiz gereken mesele, Allah’ın bize Efendimizi sunuş şekli olmalı değil mi? İşte ben bugün buna değinmek istiyorum. Allah Resulünün gönderiliş gayesine yani Efendimizin ahlakına…</p>
<p>Allah, Kuran’da Resulünü anlatırken, ‘‘Hakikaten Allah’ın elçisinde sizler için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı bekleyenler ve Allah’ı çok zikredenler için en güzel bir örnek vardır.’’ diye tarif ederek, onun örnek alınmasını buyuruyor. Peki nedir ondaki güzel örnekler? Bir soruyla devam edelim. Eğer size üç kelimeyle Hz. Muhammed’in (s.a.s.) ahlakını tarif edin deselerdi ne söylerdiniz? Benim aklıma gelen şeyler:</p>
<p>Emin oluşu, cesaret, mütevazilik.</p>
<p>Hoşgörülü, şefkatli, merhametli.</p>
<p>Sabırlı, güler yüzlü, cömert.</p>
<p>Affedici, nezaketli, zarif, insana saygılı.</p>
<p>Misafirperver, güzel sözlü, yumuşak huylu.</p>
<p>Doğru sözlülük, emanete sadakat, sözünde durmak.</p>
<p>Anlayışlı, yardımsever, eşine iyi davranın….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(Siz, Allah resulünü nasıl tarif ederdiniz?)</p>
<p>Allah, Peygamberimizin şefkat ve merhametini öne çıkararak şöyle tarif ediyor: ‘‘Size kendi aranızdan öyle bir peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona çok ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer. Müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir.’’</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Efendimizle dostluk edipte ondan şikayet eden bir kişi var mı? Herkes, onun şefkat kanatlarına sığınmış. Nasıl bir şefkat ki her kişi o kanatların altında kendisine yer bulabiliyor. Etrafındakilere karşı hiçbir zaman baskıcı olmamış, onlara hep merhametle muamelede bulunmuş. Bırakın Müslümanları, düşmanları bile onun şefkatinden bahsediyor. Bir savaş sonrası ağaç altında uyuyan Allah Resulünü öldürmek isteyen Gavres, başarılı olamayıp Efendimizin kendisini affetmesiyle kavmine dönünce, nereden geliyorsun sorusuna: ‘‘İnsanların en hayırlısının yanından.’’ diye cevap vermiş.<sup>2</sup></p>
<p>Efendimizin beni etkileyen en zirve tavırlardan birisi, Allah’a karşı enfes saygısı. Ben Efendimizi düşününce aklıma ilk olarak Taif dönüşü gelir. O, öyle bir gün ki, Aişe annemiz, Peygamberimize en sıkıntılı gününü sorduğunda Taif’te çektiği sıkıntıyı söylemişti. Mekke’de çektiği sıkıntılardan kurtulmak ve anne tarafından dayılarının, akrabalarının bulunduğu Taif’e gitmişti. Ama nafile. Oradaki insanlar yüzüne dahi bakmadıkları gibi, bir de hakarette bulunmuşlardı. Biri çıkıp: ‘‘Eğer Allah, seni peygamber olarak gönderdiyse ben de Kabe örtüsünü yırtar yere çalarım.’’ derken, bir diğeri saygısızca: ‘‘Allah, senden başka peygamber gönderecek birini bulamadı mı?’’ diyordu. Bu hakaretlerle Efendimizi kovmuşlar, şehrin ayak takımını toplayarak taş yağmuruna tutmuşlardı. Kendisine siper olmaya çalışan Zeyd bin Harise’nin de başı yarılmıştı. Nihayet oradan uzaklaşmışlar ve Mekkelilere ait bağlık bölgelere kadar gelmişlerdi. Orada oturup biraz nefes alarak Allah’a şöyle niyazda bulunmuştu:</p>
<p>“Allah’ım! Güç ve kuvvetimdeki zaafı, önümdeki seçeneklerin azlığını ve insanların beni hafife alıp hor görmelerini Sana arz ediyorum. Ey Merhametlilerin en merhametlisi! İnsanların zayıf gördüklerinin sahibi ve Rabbi Sensin. Benim de Rabbimsin! Beni, kime bırakıyorsun? Bana kaba davranan, yüzünü ekşiten uzak bir kimseye mi, yoksa işimi ellerine teslim ettiğin yakın düşmanlara mı? Şayet Senin bana gazabın söz konusu değilse hiç bir şeye aldırmam. Ancak Senin afiyet vermen, benim için daha genişlik sağlar. Senin bana gazabınla muamele etmemen ve dolayısıyla da bana celalinle tecelli etmemen için, dünya ve ahirete ait işleri yoluna koyan ve kendisiyle bütün karanlıkların aydınlığa kavuştuğu vechinin nuruna dehalet edip rahmetine iltica ediyorum. Rızanı elde edip hoşnutluğunu kazanacağım ana kadar Senin huzurunda el pençe divan durmaya ve özür dileyip iltica etmeye devam edeceğim. Senden başka ne bir dayanak ne de itimat edilip güvenilecek bir güç vardır.”3</p>
<p>İşte Efendimizde ki sıkıntılara karşı duruş ve Allah’a karşı saygı ve tutumu beni benden alan en önemli özelliğidir. Ne gücü ele geçirince Taif’i başlarına geçirmiş, ne de görevli melek gelip ‘‘Ey Allah’ın Resulü eğer istersen şu dağı başlarına geçiririm.’’ dediğinde Taiflilelere beddua etmiş. İnsanlara karşı merhamet içinde olmuş. Rabbine karşı irtibatını gözden geçirmiş.</p>
<p><span style="font-size: 10pt;"><sup>1</sup> Muvatta, Hüsnü’l-Halk 8.  </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt;"><sup>2</sup> İbni Hişa, Sire 4/159 </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt;"><sup>3</sup> İbni Hişa, Sire 1/52</span></p>
<p><strong>Hizmetten | Mithat Tayyar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/peygamberimiz-neden-gonderildi-mithat-tayyar/">Peygamberimiz Neden gönderildi? | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
