<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Economist arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/economist/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/economist/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:16:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Economist arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/economist/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vefanın gereği</title>
		<link>https://hizmetten.com/vefanin-geregi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2022 06:30:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Economist]]></category>
		<category><![CDATA[Esposito]]></category>
		<category><![CDATA[hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırık Testi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27785</guid>

					<description><![CDATA[<p>MUSTAFA ERTUĞRUL Evrensel bir dil kullanmanın gerekliliği ve hakikatleri kusurlu üsluplarımıza kurban etmeme zarureti bize yeniden her şeyimizi gözden geçirme mecburiyeti doğuruyor. Yolun kaderi ifadesi, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Kırık Testi&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/vefanin-geregi/">Vefanın gereği</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MUSTAFA ERTUĞRUL</strong></p>
<p>Evrensel bir dil kullanmanın gerekliliği ve hakikatleri kusurlu üsluplarımıza kurban etmeme zarureti bize yeniden her şeyimizi gözden geçirme mecburiyeti doğuruyor.</p>
<p>Yolun kaderi ifadesi, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Kırık Testi serisinden bir kitabının adı aynı zamanda. Baskı tarihi Temmuz 2016. Yolun Kaderi, Hocaefendi’nin Amerika’da yapmış olduğu 40 civarındaki sohbeti içeriyor. Zor bir süreçte bazı önemli sorulara cevaplar arıyor. Konu başlıkları ‘İftiralar karşısında yapılması gerekenler’, ‘Gizli ajanda ithamı ve cinnet psikolojisi’ ‘Engellemeler karşısında Hakka hizmet yolu’, ‘Toplum devlet üzerine bazı mülahazalar&#8217;, ‘Hizmet Hareketi ve devlete sızma iddiaları’, ‘Zulmün yeni versiyonu ve şekli Müslümanlık’ gibi başlıklarda güncel sorulara ışık tutuyor.</p>
<p>Ayrıca “kader dilini” Hocaefendi’nin zihin dünyasında sorumluluğu başkalarına atma, sorumluluktan kaçma değil tam da İslami referanslarla örtüşen sebepleri daha çok yerine getirme, daha aktif bir şekilde Hakk&#8217;a yönelme, adalet arayışını hızlandırma, geçmişten ders alma ama geçmişe takılmama şeklinde okuyorum ve eylemlerinde görüyorum. Tarihten rol modeller almak ve bu motivasyonu hayatımıza uygulamak bir özdeşleştirmedir, doğru bir yoldur. Kiminin rol modeli bir peygamber olabilir, kiminin bir filozof, kiminin bir sanatçı ama insan psikolojisi kendini bir model ile özdeşleştirerek daha kolay aşabilir problemlerini.</p>
<p>Kendimizle yüzleşme ve hesap verme noktasında yakınında olanlardan ve Bamteli sohbetlerinden şu ifadeleri sıkça duyuyoruz; Milletimin başına gelen bela ve musibetler benim yüzümden oldu. Gözyaşları ile her seferinde iki büklüm olan bir muhasebe insanı var karşımızda. “Yaşanan falso ve fiyaskolar benim yüzümden” diyerek hepimizi iç muhasebeye sevkeden bir örnek sergiliyor.</p>
<p>Başka bir yazısında yine çok sorgulayıcı bir yaklaşımda bulunur; “Zannediyorum bizim bu mevzuda bazı kusurlarımız oldu. Yer yer, birilerinin dediği gibi, &#8216;Kahramanlar yaratan bir ırkın ahfadıyız!&#8217; tarzı mülahazalara girdik. Çok küçük unsurlarla çok büyük işler yapmak suretiyle kendi büyüklüğünü ortaya koyan Allah’ın, bizimle de bunu yaptığını anlayamadık. Bu felsefe ve anlayışa uygun hareket edemedik. Muhtemelen yer yer tavır ve davranışlarımızla hiç farkına varmadan başkalarını rahatsız ettik. Bizim tavırlarımız, bilemeyeceğimiz bir tesirle onlarda tepkiye sebebiyet verdi. Yanlış anlaşılmasın. Ben, hizmet-i imaniye ve Kur’âniye mesleğine sahip çıkan hiç kimseyi küçük görmem. Benim gözümde onların her biri ayrı bir kıymet ve değeri haizdir. Fakat hem Allah’ın hakkını verme hem de kendimizle yüzleşme açısından bunları söylüyorum.” ( <a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/kirik-testi/hasetciler-karsisinda-kendimizle-yuzlesme">Muhasebe ve Kendimizle Yüzleşme</a> 2011)</p>
<p>Demokrasiye Fethullah Gülen Hocaefendi’nin katkılarını anlama adına binlerce örnek sunulabilir, dünya medyasına verdiği röportajlara <a href="http://www.fgulen.com/tr">www.fgulen.com/tr</a> sitesinden <a href="https://fgulen.com/tr/basindan-tr">https://fgulen.com/tr/basindan-tr</a> bakılabilir.</p>
<p>Örneğin  &#8220;Türk İslamı ve Laik Devlet: Gülen Hareketi&#8221; (ABD Syracuse Üniversitesi, 2003) kitabının editörlerinden olan  John L. Esposito; ABD&#8217;nin Georgetown Üniversitesi öğretim üyesi ve Oxford Üniversitesi&#8217;nin yayımladığı &#8220;Modern İslam Dünyası Ansiklopedisi&#8221;nin baş editörü, İslam dini ve dünyasına Oryantalist geleneğin karşısında yer alan yaklaşımıyla tanınan, dünyaca ünlü bir bilim adamı. Esposito, 11 Eylül sonrasında Batı&#8217;da &#8220;niçin Müslümanlar terörü açıkça lanetlemiyorlar&#8221; serzenişinde bulunulurken, Hocaefendi; &#8220;Müslüman terörist, terörist de gerçek Müslüman olamaz&#8221; diye en net tavrı ortaya koymuştu. Esposito bu duruşu ve İslamiyet&#8217;in bu yorumunu bütün dünyanın tanıması adına Gülen&#8217;in fikirlerine değer verdiğini, dünya barışına ve demokrasiye yaptığı katkının önemine vurgu yapıyor.</p>
<p>Kitabın yayınlandığı yıllarda Seattle&#8217;daki Washington Üniversitesi&#8217;nde doktora tezini yazmakta olan Ahmet T. Kuru&#8217;nun &#8220;F. Gülen&#8217;in Orta Yol Arayışı: Modernlikle İslam Geleneği Arasında&#8221; başlıklı makalesinde Kuru, Gülen&#8217;in modernliğin ve İslam geleneğinin dört temel unsuru, yani modern bilim ve İslami bilgi, akıl ve vahiy, ilerleme fikri ve geleneğin korunması, insanın özgür iradesi ve kader arasındaki ilişki üzerine düşüncelerini irdeliyor. Vardığı sonuç, Gülen&#8217;in İslam&#8217;a hem modernlik hem de gelenekle bağdaşan, ama her ikisine de eleştirel bakan dinamik bir yorum getirdiği yönünde.</p>
<p>Hesap verme konusu; bugüne dek hem vaazlarında, hem yazılarında en çok işlediği temalardan birisi. Sahabe ve tabiin dönemi örneklerini, kul hakkını gözyaşları ile anlatan, ötelerde vereceği hesaptan ötürü tir tir titreyen bir insanın işlemediği bir suçtan ötürü hesap vermekten korktuğu söylenebilir mi?</p>
<p>Şeffafiyetle ilgili the <a href="https://fgulen.com/tr/basindan-tr/kose-yazilari/the-economiste-cevap-turkiye-ve-gulen-hareketi-hakkinda-ezberler">Economist&#8217;e</a> 18 Ağustos 2020 yılında verdiği röportajda “Grubun şeffaf olmadığına ilişkin eleştiriler Türkiye gerçeklerinden kopuk olarak yapılmaktadır. Türkiye’de devletin “makbul vatandaş” tanımı dışında farklı aidiyetleri olan hemen herkes kendisini gizlemek zorunda hissetmektedir.” Ayrıca en ağır darbeyi yine Hizmet Hareketi&#8217;nin şeffafiyetinden ötürü aldığını söyler. “Zaten 15 Temmuz darbe girişiminin sabahında önce 20 bin öğretmen ardından toplamda 50 bin öğretmenin “öğretmenlik lisansları” iptal edilmiştir. Şeffaflık, Türkiye coğrafyasında ağır bir fatura olarak bu kişilere dönmüştür.”</p>
<p>Özellikle ortak akıla verilen önem, sorgulayıcı akıl İslam&#8217;ın en bariz vasıflarından birisidir. Hele aklın ipotek edilmesi ve aklını kullanma yetisini kaybetme ithamı hem İslam&#8217;a, hem Hizmet Hareketini oluşturan düşünce ve referanslara hem de dünyanın dört bir yanında olan farklı inanç, meşrep, ırktan insanların aklı ile alay etmek değil midir?  Bu konuda da <a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/istikamet-cizgisi/biat-kulturu">Biat Kültürü</a> yazısına bakılabilir. Ayrıca Hizmet&#8217;e gönül veren bir fert bana baskı ile şöyle birşey iradem harici yaptırıldı deme hakkına sahiptir ve kendini savunma yolları açıktır. Hele çoğunluğu demokratik ülkelerde olan iltica etmiş insanlara böyle bir baskı söz konusu olabilir mi?</p>
<p>Bütün olanların sebebini kimse kader böyleymiş deyip geçiştirme kolaylığına kaçamaz tabii ki ama gerçek failler konuştuğunda ortaya çıkacak 15 Temmuz hadisesinin baş sorumluları kabul edilen siyasilerin, asker ve istihbaratın başındakiler konuşmadan, öncesinde neler yaşandığı açıklığa kavuşmadan söylenecek sözler ahkam kesmekten öteye geçmez. Uluslararası kamuoyundan aklı başında hiç bir kurum Gülen Hareketi’ni direk 15 Temmuz girişiminden sorumlu tutmuyorken, delilsiz, mesnetsiz sadece önde diye birilerine fatura kesmek doğru bir mantık mı? Sorgulayıcı akıl nerede? Eğer bir tuzak varsa, tuzak kuranlar varsa, 15 Temmuz’dan kimler sorumlu ise kimler 15 Temmuz&#8217;a sebep oldu ise hukuk önünde cezası verilsin, ötelerde hesabı sorulsun. Muhtemelen kendi tanıdığım arkadaşlarım ve Hizmet&#8217;e gönül veren insanların ekseriyeti bu şekilde düşünüyordur sanırım. Bu sebeple demokratik ülkelerde adalet arayışı yürüyüşleri, sembolik mahkemelerdeki yargılamalar, Avrupa Birliği ve Konseyi nezdinde yapılan hak ihlalleri yazışmaları, basın ve sosyal medya ile yapılan hak arayışları, masum ve mağdurların sesi olma gayretleri, çıkan yazılar, basılan kitaplar, farklı ülkelerdeki onlarca farklı eylem hep bu hedefe matuf çalışmalardır. Ve kimse buna engel olmuyor, özgürlüğün de hakkı bu olsa gerek.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/vefanin-geregi/">Vefanın gereği</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Algılar ve gerçekler &#124; Av.Nurullah Albayrak</title>
		<link>https://hizmetten.com/algilar-ve-gercekler-av-nurullah-albayrak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 16:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Economist]]></category>
		<category><![CDATA[nurullah albayrak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de uzun süredir gerçekler ile algıların sürekli karıştırıldığı, birbirinin yerine kullanıldığı bir süreç yaşanıyor. Hem iktidar hem de bazı muhalifler, algıları gerçeklere dönüştürmeye, gerçekleri algıyla bozmaya çabalayan yaklaşımlar sergiliyor. İngiliz&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/algilar-ve-gercekler-av-nurullah-albayrak/">Algılar ve gerçekler | Av.Nurullah Albayrak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de uzun süredir gerçekler ile algıların sürekli karıştırıldığı, birbirinin yerine kullanıldığı bir süreç yaşanıyor. Hem iktidar hem de bazı muhalifler, algıları gerçeklere dönüştürmeye, gerçekleri algıyla bozmaya çabalayan yaklaşımlar sergiliyor.</p>
<p>İngiliz Economist gazetesinde 15 Ağustos 2020 tarihinde yayınlanan yazıyla bir kez daha görmüş olduk ki, algıdan gerçek çıkartma çabası, gerçeklere algılarla yön verme gayreti sayesinde yaşananların doğru anlaşılması engelleniyor.</p>
<p><strong><i>“İnlerine gireceğiz dedik girdik”, “çukurlara gömdük”, “bedel ödettik, ödeteceğiz”, “hevesleri kursaklarında kalacak”, “acımayın acınacak hale gelirsiniz”, “çatlasanız da patlasanız da yapacağız”, “onu yanına bırakmam”, “bittin sen, boynuna ne geçireceğimizi göreceksin” </i></strong>nidalarıyla şekillenen siyaset anlayışına sahip iktidarın, yaşanan hukuksuzlukların, zulümlerin, baskıların asıl ve tek müsebbibi olduğunu görmemek, yargıyı, bürokrasiyi, sivil kurumları ele geçiren iktidarın yapılanların asıl sorumlusu olduğunu söylemeyip, yaşanan kötülüklerin müsebbibi olarak Gülen Hareketi mensuplarını göstermek en masum ifadesiyle <strong>insafsızlıktır</strong>.</p>
<p><strong><i>“Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz”</i>, <i>“Demokrasi amaç değil araçtır”</i></strong> diyen, iktidara gelmek ve iktidarda kalmak için demokrasiyi savunduğunu, demokrasinin sadece seçimden ibaret olduğunu gizlemeyen, keyfilikle, despotlukla, hukuksuzluklarla adaleti, demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri yok eden AKP iktidarı ile Gülen Hareketi mensuplarının karşılaştırılması ve daha da ileri gidilerek Gülen Hareketi mensuplarının yaşananların sorumlusu olarak gösterilmesi <strong>gerçeklere algılarla yön verme çabasıdır</strong>.</p>
<p>AKP iktidarı yalanı, gürültüyü, <strong><i>“Eyy…!”</i></strong> nidalarını siyasi yönetim anlayışı doğrultusunda bilerek ve isteyerek kullanıyor. Özellikle en çok kullandıkları yöntem olan yalanlarla desteklenen saldırgan dil, iktidarın siyasetini şekillendiriyor. Bu yöntem sayesinde konuşmak, yapılanlara itiraz etmek neredeyse imkansız.</p>
<p>İktidarın hukuksuzluklarına karşı çıkabilecek kişi ve kurumlar ise ya etkisiz hale getirildi ya da iktidara bağlanarak iktidarın destekçisi oldular. Adaletin tesisini sağlayacak yargı organlarının, yargı mensuplarının, kolluk görevlilerinin, kamu bürokrasisinin iktidarın talepleri doğrultusunda hareket ettiği gerçeği bu durumu net bir şekilde ortaya koymaktadır.</p>
<p>Gelinen aşamada temel hak ve özgürlükler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından çıkacak sözlerle askıya alınabilecek, kaldırılabilecek, yok sayılabilecek hale geldi.</p>
<p>Bu gerçekleri görmeden, iktidarın tüm hukuksuzluklarda, baskı ve zulümde asıl belirleyici olduğunu söylemeden, yaşananlardan Gülen Hareketi mensupları sorumlu demek, <strong>objektif bir tespit değildir.</strong></p>
<p>Korkuyu siyasette belirleyici unsur olarak kullanan iktidarın ortaya attığı <i>‘Gülen Hareketi mensuplarının terörist olduğu’</i> iftirasına, insanların inanılabilmesinin en önemli nedeni, inanmanın kolaylığı konforunun, yaşananlara itiraz etmekten daha zahmetsiz olmasıdır.</p>
<p>Yalanlarla, baskıyla, korkuyla oluşturulan toplumsal hayatta insanların gerçekleri görmesini, söylemesini beklemek ve ehli vicdan sahibi insanların Gülen Hareketini savunmuyor olmasını gerçek iradeleri şeklinde sunmak da doğru bir yaklaşım olmaz.</p>
<p>AKP iktidarının AB değerlerini esas aldığı dönemde Gülen Hareketi mensupları toplumun büyük bir kesimi gibi tavırlarını hukuktan, adaletten yana koymuştur. AKP iktidarının AB değerlerinden ve evrensel hukuktan uzaklaşmaya başladığı dönemde ise iktidarın açık tehditlerine rağmen konjonktürel konum almak yerine, hukuksuzluğun karşısında tavır almışlardır. Bu durum, Gülen Hareketi mensuplarının AKP ile birlikte hareket ettiğini değil, AB değerleri kapsamında tavır aldığını göstermektedir.</p>
<p>Gülen Hareketi mensuplarının tavrını anlamak için tasfiye edildikleri süreç öncesiyle sonrası arasındaki WJP Hukukun Üstünlüğü Endeksinde yer alan verilere bakılması yeterli olacaktır.</p>
<p>AB ilerleme raporlarında yer alan, <i>“Ergenekon soruşturması ve iddia edilen diğer darbe planlarına ilişkin soruşturmalar, demokrasiye karşı işlendiği iddia edilen suçların aydınlatılması ve demokratik kurumların düzgün isleyişine ve hukukun üstünlüğüne duyulan güvenin güçlendirilmesi bakımından Türkiye için bir fırsat olmaya devam etmektedir.”</i> tespiti, oluşturulmak istenen algının gerçeği yansıtmadığını göstermesi açısından önemlidir.</p>
<p>Sayın Gülen, iddia edilenin aksine barış sürecine <strong><i>“sulh hayırdır, gerekirse kan kusulması ama kızılcık şerbeti içmiştim denilmesi gerekir” </i></strong>diyerek destek vermiştir. Barış sürecinin Gülen Hareketi tarafından baltalandığı iddiası da haksız ve gerçeğin çarpıtılmasıdır.</p>
<p>Gülen Hareketi mensuplarının, sempatizanlarının bürokrasiye sızdığı iddiası da çok büyük bir algı çalışmasıdır. Bir sivil toplum örgütüne mensup ya da sempati duyan insanlar, hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan kamu görevine girme hakkına sahiptir. Aksini düşünmek, ayrımcılık yapıldığının ve Anayasanın 70.maddesinin yok sayıldığının açık itirafı olur. Disiplin ya da ceza hukuku anlamında suç işleyenler varsa, bunları tespit edip yargılamak ve cezalandırmak yasal zorunluluktur. Ancak, suç ve cezaların şahsiliği prensibi gereği, suç işleyen kimse sadece o cezalandırılır. Hukuk devletinde, bir kişinin suç işlediği bahane gösterilerek yakınları ya da fikren kendisiyle aynı fikirde olanlar cezalandırılamaz.</p>
<p>Kamu görevlilerinin kendilerini gizleme gereği hissetmelerinin ana nedeni, belki de tek nedeni, kendileriyle aynı görüşte olmayan bir siyasi partinin iktidara gelmesi durumunda, görevden alınma, işlerini kaybetme veya bir şekilde mağdur olma riski altında olduklarını düşünmeleridir. Maalesef bu durum Türkiye için yeni bir durum da değildir. Uzun yıllardır Aleviler, Kürtler, Muhafazakarlar kimliklerini gizleme gereği hissetmişlerdir. Şimdilerde de laik kesime mensup insanlar kimliklerini gizlemek zorunda bırakılmaktadır.</p>
<p>Asıl sorun kamu görevlisi olan Gülen Hareketi mensuplarında değil, demokratik bir yapıya bir türlü dönüşemeyen ve insan haklarını suç olarak gören kamusal uygulamalardadır. Sorun, aşırı politize olmuş bürokratik yapıdadır; birbirine tahammül edemeyen ve bir arada yaşamayı beceremeyen grupların kamu bürokrasisindeki yıllara yayılan yanlış tutum ve davranışlarındadır. Suç işlememiş insanları suçlu gibi gösterme hukuksuzluğu ve insan haklarını suç olarak görme alışkanlığı bırakılmalıdır.</p>
<p>Sayın Fethullah Gülen, 15 Temmuz menfur darbe girişiminin hemen akabinde, ‘darbe girişimini en güçlü ifadelerle kınadığını’ ifade etmiş, medya aracılığıyla yaptığı açıklamada ise uluslararası bir komisyon tarafından iddiaların araştırılması teklifinde bulunmuştur. Ancak, iddiaların tarafsız bir komisyon tarafından araştırılması teklifin karşılık görmemesi, bugüne kadar da bu kapsamda bir girişimde bulunulmaması, darbe konusunda iktidarın resmi söylemlerini ters-yüz eden delil ve bulgulara ulaşan gazeteci ve hukukçuların tutuklanması, sorumlular tarafından kamuoyuna darbe davaları hakkında yeterli ve şeffaf biçimde bilgi verilmemesi ve bu davaların kamuya açık yapılmaması gibi hususlar dikkate alındığında, darbe konusunda yöneltilen iddiaların asılsız olduğu gerçeğinin de göz ardı edilmemesi gerekmektedir.</p>
<p>Türkiye’deki antidemokratik uygulamalar karşısında tavır almayıp, konjonktürel davranarak pozisyon belirlemeyi tercih edenlerin, demokrasiden, adaletten, haktan, hukuktan bahsetmeleri, binlerce insanı suçlu gösterme çabaları gerçeklere algılarla yön verme gayreti olarak bilinmeli ve dikkate alınmamalıdır.</p>
<p>Faili meçhul cinayetler, adam kaçırma, işkence, ayrımcılık, fişleme gibi hukuksuzlukları geçmişte yapanlar ve hala yapmaya devam edenlerin Gülen Hareketi mensuplarını demokrasinin, hukukun önünde engel gibi gösterme cambazlığının, gizlenmeye çalışılan gerçeklerin görülmesine engel olmayacağına inanıyorum…</p>
<div class="td-g-rec td-g-rec-id-content_bottom td_uid_3_5f3c4b5ce6668_rand td_block_template_1 "><strong>Kaynak: Av.Nurullah Albayrak|  Nurullah Albayrak</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/algilar-ve-gercekler-av-nurullah-albayrak/">Algılar ve gerçekler | Av.Nurullah Albayrak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
