<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ebu Leheb arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/ebu-leheb/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/ebu-leheb/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Jan 2023 09:01:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Ebu Leheb arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/ebu-leheb/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Olumlu şeyleri yıkmayı kendisine vazife edinmiş, çağın Ebû Lehebleri! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/olumlu-seyleri-yikmayi-kendisine-vazife-edinmis-cagin-ebu-lehebleri-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2022 04:30:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Leheb]]></category>
		<category><![CDATA[yıkma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebû Leheb, Bedir’e iştirak edememişti. Bedir’de Müslümanların zaferi Mekke’ye ulaşınca, sinir krizleri geçirmeye başladı. Gelen haberci, hiç beklenmedik bir hâdiseden, Müslümanlara yardım eden sarıklı askerlerden bahsediyordu. O güne kadar imanını&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olumlu-seyleri-yikmayi-kendisine-vazife-edinmis-cagin-ebu-lehebleri-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Olumlu şeyleri yıkmayı kendisine vazife edinmiş, çağın Ebû Lehebleri! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ebû Leheb, Bedir’e iştirak edememişti. Bedir’de Müslümanların zaferi Mekke’ye ulaşınca, sinir krizleri geçirmeye başladı. Gelen haberci, hiç beklenmedik bir hâdiseden, Müslümanlara yardım eden sarıklı askerlerden bahsediyordu. O güne kadar imanını gizlemiş olan Ebû Râfi de denilenleri dinleyenler arasındaydı. Bu sözü duyunca dayanamadı ve “Vallahi bunlar melekler!” dedi. Bunun üzerine Ebû Leheb çıldıracak hâle geldi ve Ebû Râfi’nin üzerine yürüyerek onu ayaklarının altına aldı ve çiğnemeye başladı. Ebû Râfi, Hazreti Abbas’ın kölesiydi. Hazreti Abbas’ın hanımı Ümmü Fadl, koşarak geldi ve Ebû Leheb’in başına elindeki sopayı indiriverdi. “Efendisi yok diye bir köleyi dövüyorsun değil mi?” dedi.</p>
<p>Ebû Leheb kardeşinin karısına seslenmedi. Başından akan kanla evine gitti ve bir daha dışarıya çıkamadı. Bu darbenin tesiri, aldığı haberin elemiyle birleşince veya başka bir sebeple “Adese” denilen bir hastalığa yakalanmıştı. O gün, bu hastalık vebadan daha tehlikeli kabul ediliyordu. Malı vardı, evlâtları vardı; fakat hiçbirinin Ebû Leheb’e faydası olmuyordu. Yedi gün kıvrandı durdu. Tek başına kaldı. Öldüğü zaman başucunda kimsecikler yoktu. Ölüsünü almaya dahi giren olmuyordu. Nihayet utandılar. Çölden birkaç bedevî tuttular ve kokuşmuş cesedi bir çukura atarak üzerine taş yığdılar. Kazanma Kuşağında Büyük Kayıp ve Odun Taşıyıcısı Ümmü Cemil</p>
<p>*Kabile ve soy olarak en uzak kimseler en erken gelip Allah Rasûlü’ne karabet ve yakınlık kurmaya gayret ederken, Ebû Leheb aksine uzaklaşmayı âdeta kendine bir vazife bilmişti. Nasıl bir kördü ki, yanında doğan ve yükselen Nur Menbaı bir Güneşi görmüyordu. Talih kuşu başındayken onu uçurmuş, kendisini talihsizliğe mahkûm etmişti. O’nun eteğinden tutsaydı, Hazreti Abbas ve “Allah’ın Arslanı” Hazreti Hamza gibi arş-ı kemalât-ı insaniyete çıkması mukadderdi. Fakat o, büyük kazancı ayağının ucuyla itti, aslında böylece kendisini cehenneme itti.</p>
<p>*Kur’an-ı Kerim, Ebû Leheb’in hanımı Ümmü Cemil için de “hammâlete’l-hatab – odun taşıyıcısı” diyor ve onun da kocasıyla beraber Cehennem’e yuvarlanacağını bildiriyor. Onlar “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” denecek türdendi; biri diğerini destekliyordu; ikisi de küfürde yarışırcasına koşuyor ve aralarında kin, nefret, intikam, gayz, küfür sinerjisi oluşturuyorlardı. Kadın, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) geçeceği yollara diken atıyordu ayağına batsın diye. Bu çok kavi, sahih rivayetlerde olmasa da menkıbe kitaplarında naklediliyor. Bu açıdan “odun taşıyıcısı” denmesi, Efendimiz’in geçeceği yollara odun, çalı çırpı taşıması dolayısıyla olabilir. Bir diğer yandan da yaptığı şeyler itibarıyla sırtında cehennem ateşini tutuşturacak odunları taşıması cihetiyle odun taşıyıcısı denmesi muhtemeldir.</p>
<p>*Diğer taraftan, Peygamber Efendimiz’in öz amcası ve onun eşi olan iki şahsın, açık açık Kur’ân’ın tehditlerinden nasibini alması, Nebiler Serveri’nin her yönüyle vahye/risalete dayandığını ve kendisine vahyedileni aynıyla insanlara bildirdiğini de göstermektedir. Cehennem’de Şeker Şerbet Musluğu Nasıl Olur?</p>
<p>*Ayrıca, Cenâb-ı Hakk’ın, Tebbet Sûresi’yle gayet açık bir şekilde, Ebû Leheb ve hanımının Cehennem’e gireceklerini ilan etmesi gaybî bir mucizedir. Çünkü, Kur’ân’ın, Ebû Leheb’in bu kötü sonunu haber verdiği dönemde, ufuklarda bu neticeye emare sayılabilecek en küçük bir iz dahi yoktu. Bu âyetlerin nazil olmasından –yaklaşık– on sene sonra Müslümanların Bedir’de galibiyeti ve müşriklerin mağlubiyeti karşısında küfrü, gayzı, nefreti ve hasedi içinde, tam Kur’ân’ın haber verdiği gibi imansız olarak ölmüş ve bu şekil ölümüyle o da Kur’ân’ın Allah kelâmı olduğunu doğrulamıştı.</p>
<p>*Bazı menkıbe kitaplarında hiçbir iyiliğin boşa gitmeyeceği anlatılırken şu rivayete de yer verilir: Ebû Leheb, Cariyesi Süveybe tarafından Rasûlullah Efendimiz’in dünyaya geldiği müjdesini alınca sevincinden onu azat etmişti. Bunun için, her yıl, Rebiu’l-evvel ayının 12. gecesi, azabı hafifler. İki parmağı arasından çıkan serin suyu emerek ferahlar; adeta iki musluktan ağzına şeker şerbet akıtılır. Bir rivayete göre de Hazreti Abbas (radiyallahu anh) şunu söylemiştir: “Ebû Leheb öldükten bir yıl sonra, rüyada kendisini çok kötü bir durumda gördüm. Dedi ki: ‘Ben sizden (ayrıldıktan/öldükten) sonra rahat yüzü görmedim. Şu var ki, her pazartesi günü azabım hafifletiliyor.’</p>
<p>Bunun sebebi de şudur: Hazreti Peygamber pazartesi günü doğmuştu. Süveybe bunu Ebû Leheb’e müjde vermişti. Ebû Leheb de verdiği bu müjdeden dolayı Süveybe’yi azat etmişti.” (İbn Hacer, Fethu’l-Bâri, 9/145)</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olumlu-seyleri-yikmayi-kendisine-vazife-edinmis-cagin-ebu-lehebleri-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Olumlu şeyleri yıkmayı kendisine vazife edinmiş, çağın Ebû Lehebleri! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolu Kanadı Kırılsın Ebû Leheb’in, Kırıldı da!.. &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/kolu-kanadi-kirilsin-ebu-lehebin-kirildi-da-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Oct 2022 04:30:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Leheb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27543</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Yakın Körü Prototipi: Ebû Leheb Soru: Muhterem efendim! Müşrik ve münkir onca şahıs varken Ebû Leheb ve hanımı hakkında müstakil bir sûre indirilmiş olmasının hikmetleri nelerdir? Bu sûre-i celile&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kolu-kanadi-kirilsin-ebu-lehebin-kirildi-da-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Kolu Kanadı Kırılsın Ebû Leheb’in, Kırıldı da!.. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Bir Yakın Körü Prototipi: Ebû Leheb </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Soru: Muhterem efendim! Müşrik ve münkir onca şahıs varken Ebû Leheb ve hanımı hakkında müstakil bir sûre indirilmiş olmasının hikmetleri nelerdir? Bu sûre-i celile ile verilmek istenen mesajlar sadedinde neler söylenebilir? </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Ebû Leheb’in asıl adı Abduluzza’dır. “Ebû Leheb” sözlük itibarıyla alevli, kızgın ateşin babası demektir. Bu türlü lakaplar aslında Araplar’da özel tabir ve bir üsluptur; birinin bir şeye iltisakından, fevkalade münasebetinden dolayı öyle derler. Mesela, bir defasında Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hazreti Ali’yi mescidde kumun üzerinde yatarken görünce, ona Ebû Turab (toprak babası) şeklinde hitap etmiştir. Bu itibarla da Kur’an-ı Kerim, kötü akıbeti ve alevli ateşe girmesi açısından Abduluzza adındaki şahsı “Ebû Leheb” lakabıyla zikretmiştir. Bir de zayıf rivayetlerde yüzü ve yanağı kırmızı olduğundan dolayı Ebû Leheb dendiği de söylenmiştir. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Rasûl-ü Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) amcası olmasına, O’nun ne kadar nezih yetiştiğine şahitlik etmesine, O’nu çoklarından daha iyi tanımasına ve tanıyan herkes gibi “emin” bilmesine rağmen Ebû Leheb, o Nur’dan istifade edememişti. Dahası, en azılı düşman kesilmişti. Çünkü onda çok ciddi bir yakın körlüğü vardı. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Aynı çağda, aynı toplum içinde, aynı muhitte, bazen de aynı ailede neşet eden insanı görmezlikten gelme, beşerin tabiatında vardır ki buna yakın körlüğü diyoruz. Bu yakın körlüğü en temiz, en nezih ruhlarda bile olabilir. “Emsal arasında tenâfüs olur!” sözü de bir açıdan bunu anlatmaktadır; yani birbirlerine yakın olan insanların yarışmada birbirlerine dirsek vurmaları gibi hafif bir hazımsızlık bulunabilir. Fakat bu tenafüs hissinin önü alınmazsa ve o duygu dengelenmezse, tehlikeli bir rekabete ve körlüğe dönüşebilir. İşte Ebû Leheb’de de Efendimiz’e karşı bir tenafüs hissi vardı; “Bizim Muhammed” diyordu. Böyle bir bakış onu kör etmişti ki bu yakın körlüğü dediğimiz marazdı. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Bir de </span><span class="strikethrough style-scope yt-formatted-string" dir="auto">daha önce değişik vesilelerle ifade edildiği gibi</span><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> kibir, bakış zaviyesindeki inhiraf ve ataları/öndekileri körü körüne taklit, imana girmeye mani ve imandan çıkmaya sebep olan virüslerdir ki bunların üçü de Ebû Leheb’de vardı. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*O mütekebbir, mağrur ve neye nasıl bakacağını bilemeyen Ebû Leheb, servetiyle sarhoş olmuş; sarayıyla, villasıyla, yalısıyla zehirlenmiş bir insandı. Kolu Kanadı Kırılsın Ebû Leheb’in, Kırıldı da!.. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Cenâb-ı Hak, en büyük vazife olan tebliğ hususunda, “Önce en yakın akrabalarını uyar.” (Şuarâ, 26/214) buyurarak, Allah Rasûlü’nün evvela yakınlarından başlamasını emretmişti. Bu ayet indirildiğinde Peygamber Efendimiz ailesinin bütün fertlerini, akraba ve yakın komşularını Ebû Kubeys tepesinde toplamış ve “Ey Abdulmuttalip oğulları! Ey Fih oğulları! Ey Lüeyy oğulları! Ben şimdi şu dağın öbür yamacında düşman süvarilerinin bulunduğunu ve size saldırmak üzere olduklarını söylesem bana inanır mısınız?” diye sormuştu. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Onlar, “evet inanırız” deyince Efendimiz sözlerine şöyle devam etmişti: “Ben şiddetli bir azaptan önce size gönderilmiş bir uyarıcıyım.” Bunun üzerine, Ebû Leheb öfkeden yerinde duramaz hâle gelmiş, –hâşâ ve kellâ– “Ağzın kurusun. Sırf bunun için mi bizi buraya çağırdın?” deme ve “tebben leke” sözünü tekrar etme küstahlığında bulunmuştu. “Tebben leke” helak olasın, kolun kanadın kırılsın manasına geliyordu. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Bunun üzerine Tebbet (Mesed) Sûresi nazil olmuş ve Kur’an-ı Kerim ona kolu kanadı kırılası, helak olası, hüsrana uğrayası, mahv u perişan olası, tepetaklak gidesi, gayyaya yuvarlanası, ateş babası demişti: “Elleri kurusun (kolu kanadı kırılsın) Ebû Leheb’in ve kurudu (kırıldı) da. Malı da kazandıkları da hiçbir işe yaramadı. Alevli bir ateşe gidip yaslanacak.. karısı da.. odun taşıyıcı olarak.. hem boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu hâlde.</span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kolu-kanadi-kirilsin-ebu-lehebin-kirildi-da-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Kolu Kanadı Kırılsın Ebû Leheb’in, Kırıldı da!.. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
