<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>DR. FATMA YEŞİLYURT arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/dr-fatma-yesilyurt/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/dr-fatma-yesilyurt/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:51:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>DR. FATMA YEŞİLYURT arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/dr-fatma-yesilyurt/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bencillik Eğitilebilir mi?</title>
		<link>https://hizmetten.com/bencillik-egitilebilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Yeşilyurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 06:52:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bencillik Eğitilebilir mi?]]></category>
		<category><![CDATA[DR. FATMA YEŞİLYURT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=30472</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucular; bu hafta bencillik eğitilebilir mi? Sorusuna ait yazımı paylaşacağım. Çoğumuz Ramazan ayı içerisinde manevi gelişim için daha fazla gayret göstermeye çalışırız. Mental olarak da kendimize ait bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bencillik-egitilebilir-mi/">Bencillik Eğitilebilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucular; bu hafta bencillik eğitilebilir mi? Sorusuna ait yazımı paylaşacağım. Çoğumuz Ramazan ayı içerisinde manevi gelişim için daha fazla gayret göstermeye çalışırız. Mental olarak da kendimize ait bir gelişim ve değişim hedeflememiz de mümkündür. Önümüzdeki bir ay boyunca özellikle bu gelişime katkı sağlayacak konular da yazmayı planlıyorum. Bencillik kavramı, birlikteliğin tavsiye edildiği bir ayda üzerinde durabileceğimiz en önemli konulardan bir tanesi. Yazıda; <strong><em>Bencillik nedir? Bir hastalık mıdır? Kimlerde daha fazla bencillik görülür? Bencilliğin beş belirtisi nedir? Bencillik her zaman zararlı mıdır? Bencilliği nasıl eğitiriz? Bu mümkün müdür?</em></strong> Sorularını cevaplayacağım.</p>
<p><strong><em>Bencillik nedir? ve bencillik bir hastalık mıdır?</em></strong> Bencillik en basit anlamıyla insanın genellikle kendini önceliklemesi demektir. İlişkilerinde ve bulunduğu ortamlarda kendi ihtiyaçlarına öncelik tanıması gerektiği düşüncesinde olma bencilliğin başka bir tanımıdır. Empati eksikliği, ilişkilerde iletişimde başarı sağlayamama, sağlıklı dinleme ve tartışma yapamama gibi durumlar bencilliğe bağlı ortaya çıkan sonuçlardır. Bencillik bir hastalık değildir fakat narsist ve anti sosyal insanların sahip olduğu düşünce ya da tutumlardan biri olarak da ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong><em>Kimlerde bencillik daha fazla görülür</em></strong>? Bencilliğe sebep olan şeyleri üç kategoride ele alabiliriz. Bunlar; kişisel, sosyal ve kültürel etkenlerdir.</p>
<ul>
<li><strong><em>Kişisel Etkenler</em></strong>: Bireyin genetik olarak doğuştan getirdiği bencilliğe eğilimli olma durumudur. Aynı zamanda kişide mevcut özgüven eksikliği ve duygusal yetersizlik, başkalarının ihtiyaçlarından önce kendi ihtiyaçlarını görmesine sebep olur.</li>
<li><strong><em>Sosyal Etkenler</em></strong>: Bireyin çocukluk döneminde yeterince değer görmediği bir ortamda büyümesi ya da bireyselliğin ön planda tutulduğu bir aile ya da bakıcının yanında yaşamış olması bencillik eğilimlerini güçlendirir.</li>
<li><strong><em>Kültürel Etkenler</em></strong>: Bazı kültürlerde öne çıkarılan bireysel yaşam kavramının yüksek seviyede desteklenmesi bireylerin etkilenmesi ve bencilliğe varan tutumlar geliştirmesine sebep olabilmektedir.</li>
</ul>
<p><strong><em>Bencillik her zaman zararlı mıdır?  </em></strong>Bencillik her zaman zararlı değildir. Hatta bireyde belli oranda bencillik bulunması hayatta kalması için gereklidir. Bencillik, bizlere hayır demeyi öğretir, aynı zamanda kendimize vakit ayırmayı, zihin sağlığımız için aktiviteler yapmayı sağlar, ilişkilerimizde sınırlarımızı net olarak çizmemizi bize öğretir ve son olarak kendi başımıza kararlar alarak sonuçları ile ilgili hesap verebilir duruma gelmemizde yardımcı olur. Tabi bunların hepsi sağlıklı bir seviyede bencilliğin barındığı kişiliklerde ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong><em>Bencilliğin beş belirtisi nedir? </em></strong>Sizlerle bencil ve bencil olmayan insanların belirgin 5 özelliğini paylaşacağım, bu maddelere bakarak kendinize küçük bir test yapmanızı tavsiye ediyorum.<strong><em> Bencil insanların en belirgin beş özellikleri şunlardır</em></strong>: Maddiyatçı olmak, sürekli kendisini öne sürmek, yeterince nazik davranmamak, sonuçlara razı olmamak, her zaman kendini düşünmek<strong><em>. Bencil olmayan insanların belirgin beş özelliği</em></strong>: Fedakâr olmak, eli açık olmak, nazik olmak, alçakgönüllü olmak ve vicdanlı olmak.</p>
<p>Son olarak; <strong><em>bencilliği nasıl eğitiriz? bu mümkün müdür? </em></strong>sorusunu cevaplayalım:</p>
<p>Bencilliğin seviyesini azaltmak ve bencil düşünce duygu ve tutumlarımızı eğitmek mümkündür. Tek şartımız<strong><em> bireyin bu konuda kendini eğitmeye istekli ve kararlı olmasıdır. Peki neler yaparak bencilliği eğitebiliriz? ya da bencilliği zararlı olmayacak seviyede tutabiliriz? Uygulayabileceğimiz belli başlı çözümleri paylaşıyorum sizlerle:</em></strong></p>
<ul>
<li><strong><em>Kendi tutumlarımızı yakından gözlemlemek</em></strong>: İş yerimizde, okulda, aile içinde ya da bulunduğumuz diğer sosyal ortamlarda tutumlarımız ya da tavırlarımızın ne kadar bencil olup olmadığını, empati seviyemizi ve etrafımızdakilere karşı ne kadar düşünceli davrandığımızı gözden geçirmek bize <strong><em>bencillik seviyemizi</em></strong> gösterecektir.</li>
<li><strong><em>Çevremizde bulunanlara karşı ilgi seviyenizi gözden geçirmek</em></strong>: Arkadaşlarınızı, iş yerinizde birlikte çalıştığınız insanları, eşinizi, çocuklarınızı ne kadar <strong><em>ilgili dinlediğiniz</em></strong>i kontrol etmenizi tavsiye ediyorum. Nitelikli dinlemek iletişimde ve kendimizi ifade etmede en önemli aracılardan biridir. Dinlerken yargısız, ilgili, sözlerini kesmeden, sonucu biliyormuş gibi davranmaktan uzak durmaya gayret etmek önemlidir. Beden dilimizin sert olmaması ve dinlerken onay hareketleri yapmak ve küçük sorular sorarak dinlediğimizi karşıdaki insana hissettirmekte iletişimi güçlendirecektir.</li>
<li><strong><em>Yakınlarımızı ve sevdiklerimizi belli aralıkla aramak</em></strong>: Bu durum insan ilişkilerinde önemli yeri olan tutumlardan biridir. Sizin herhangi bir karşılık beklemeden sevdiklerinizi arayabiliyor olmanız bencilliğinizin sağlıklı seviyede olduğunun sonuçlarından biridir.</li>
<li><strong><em>Empati duygumuzu ve empatik düşünme yeteneğimizi geliştirmek</em></strong>: İnsanların içinde bulundukları durumlarla ilgili neler hissedip düşünebileceği konusunda hayal etmeyi öğrenmek ve bu hayal etme çalışmasında kendimizi geliştirmek. Kendi dışınızdaki insanlarla vakit geçirme konusunda istekli olmak, sizinle onlar arasındaki farklılıkların varlığının görmek ve bu farklılıkları zenginlik olarak kabul etmeye çalışmak. Hiç katılmadığınız farklı aktivite ve programlara katılarak farklı zevk ve yeteneklere, düşünce tarzlarına sahip kişilik tipleri ile buluşmak. En önemlisi, <strong><em>içinizde sizin dışınızdaki dünyaları da tanıyıp öğrenme isteği oluşturmak.</em></strong></li>
<li><strong><em>Önyargılarımızın bize neler yaptırdığını gözlemlemek: </em></strong>Bencil insanlar başarıları her zaman kendilerinden, olumsuzlukları ise kendi dışındaki insanlar ya da sebeplerden bilmek yargısı ile hareket ettikleri için hayatı sadece tek bir perspektiften yaşarlar. Dolayısıyla kendilerinden başka herkesi; farklı, öteki, başkası ya da diğeri olarak görürler. Bu konuda <strong><em>önyargılarımızın hangi konularda olduğunu tespit etmeye çalışmak</em></strong>, bencilliğimizi eğitmede iyi bir seviye sağlayacaktır.</li>
<li><strong><em>Gönüllü çalışmalara katılmak: </em></strong>İnsanın herhangi bir karşılık beklemeden, yaşadığımız evren ve içinde ihtiyaç duyulan herhangi bir alanı iyileştirmek için gönüllü faaliyetlere katılması, bencilliği terbiye etmede hatırı sayılır bir yer almaktadır.</li>
<li><strong><em>Her gün elimizde olan güzellikler için şükredici olmak: </em></strong>Bencil insanlar sahip oldukları konusunda da her şeyi kendilerinden bilmektedir. Fakat burada insan olarak, elimize karşılıksız sunulan nimetleri hatırlamak ve hatta mümkünse bir <strong><em>şükür listesi</em></strong> oluşturmak bizi alçakgönüllü olmaya itecek ve bencillikten uzaklaşmaya yardımcı olacaktır.</li>
</ul>
<p>Son olarak bencillikten uzaklaşmaya başlamak ya da seviyesini normalleştirmek hayatımıza belli pozitif oluşumlar getirecektir; örneğin daha iyi ilişkiler kurmak, etrafımızdakilerle birlikte daha büyük mutluluklar yaşayabilmek, stres seviyemizin azalması ve kendimize ait saygınlık hissini artması bunlardan bazılarıdır.</p>
<p><em>Not: Son maddede yazdığım şükür listenizi yapmanız Ramazan boyunca size ayrı bir huzur katacağı ümidindeyim. Lütfen bir deftere a’dan z’ye şükredebileceğiniz her şeyi yazmaya çalışın ve bunları hem gözden geçirin hem de şükrünüzü ihmal etmeyin.</em></p>
<p><strong>Hepinize hayırlı Ramazanlar diliyorum</strong></p>
<p><strong>Kendinize iyi bakın lütfen.</strong></p>
<p><strong>Sevgiler.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bencillik-egitilebilir-mi/">Bencillik Eğitilebilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neden Erteleriz?</title>
		<link>https://hizmetten.com/neden-erteleriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Yeşilyurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 06:38:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[DR. FATMA YEŞİLYURT]]></category>
		<category><![CDATA[Neden Erteleriz?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=30321</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucular, bugün sizlerle geçen haftaki yazımda ele aldığım kararsızlık ile yakından ilişkili bir başka konu paylaşacağım. Konumuz ertelemek tutumu. Son yıllarda üzerinde oldukça fazla çalışma yapılan erteleme ile&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/neden-erteleriz/">Neden Erteleriz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucular, bugün sizlerle geçen haftaki yazımda ele aldığım kararsızlık ile yakından ilişkili bir başka konu paylaşacağım. Konumuz <strong>ertelemek tutumu.</strong> Son yıllarda üzerinde oldukça fazla çalışma yapılan erteleme ile ilgili bazı soru ve cevaplara gelin birlikte göz atalım.</p>
<p><em>Erteleme nedir? </em></p>
<p><em>Kimlerde daha fazla görülür? </em></p>
<p><em>Erteleme bir hastalık mıdır? </em></p>
<p><em>Niye erteleriz? </em></p>
<p><em>Ertelemenin hayatımıza olan zararları nelerdir? </em></p>
<p><em>Erteleme ile nasıl baş edebilir?</em></p>
<p><strong>İlk olarak erteleme nedir? Ve kimler daha çok erteler? Sorularını cevaplayalım:</strong> Erteleme; insanların duygusal ve mental olarak içinde bulundukları, kaygı, korku, endişe, başarısızlık hissi, yeterince kendine güvenmeme ya da yeterince bilgisine güvenmeme gibi durumlarda yapmaları gereken işi ötelemelerine denir. Erteleme her yaş gurubu, kadın ve erkeklerde görülmesi mümkün bir durumdur. 2007 yılında Amerika’da yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada yetişkinlerin yüzde yirmisinin erteleme tutumuna sahip oldukları görülmüştür. Son yıllarda özellikle lise ve üniversite gençliğinde, ödevleri son ana kadar bekletme, ödev teslim saatinin son dakikalarında teslim etme, sınavlara hazırlanmak için sınavdan bir gün önceye kadar çalışmama gibi tutumlar, yaşamlarında büyük zorluklar oluşturmaktadır. Sadece öğrenciler değil, her meslek gurubundan erteleme tutumu sergileyen insanların psikolojik destek alarak bu durumdan kurtuldukları gözlenmiştir.</p>
<p><strong>Diğer iki sorumuz: Erteleme bir hastalık mıdır? Ve neden bazı şeyleri erteleriz?</strong> Erteleme bir hastalık olarak isimlendirilmemektedir. Birkaç mental hastalığın belirtilerinden bir tanesi olabilir erteleme. Peki neden erteleriz? buna sebep olan şeyler nelerdir? Öncelikli olarak erteleme yapan kişi kendini haklı çıkaracak belli başlı nedenler ortaya koyar. Bu nedenler kişiye göre değişiklik gösterir. Genellikle erteleme sebebi olarak gösterilen durumlar şunlardır: Unutmak, yapılacak işin nasıl yapılacağını bilmemek, yeterince zamanın olduğuna inanmak, o işi yapmak istememek, işin ya da görevin yapılıp yapılmaması ile ilgili umursamamak, en güzel şekilde yapamayacağını düşünmek, başlamak için uygun ruh halinde olmamak, hastalık ya da sağlık şartlarını öne sürmek, işi yapmak için doğru zamanı beklemek, sonucundan dolayı suçlanma korkusu ve görevi yerine getirebilmek için daha fazla düşünmeye ihtiyaç duymaktır.</p>
<p><strong>Son sorumuz: Erteleme hayatımızda ne gibi zorluklara sebep olur? </strong></p>
<p>Ertelemenin hayatımıza olumsuz etkileri özellikle, bu tutumun sık sık tekrar etmeye başlaması ile daha fazla ortaya çıkar. Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada yüzde 80 ile yüzde 95 aralığında öğrencinin ödevlerinin zamanında vermediği ya da son dakikalarda teslim ettiği ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Yetişkinlerde ise sorumluluklarını sürekli ertelemeye başlayanlar için faturaların zamanında ödenmemesi, iş toplantıları için gerekli hazırlıkların son anda tamamlanmaya çalışılması, banka işlemlerinin ve kredi kartı ödemelerin zamanında yapılmaması, ev içi görev ve sorumlukların geciktirilmesi sonuçlarında zor günler sizi bekliyor demektir. İş hayatınızda geciktirdiğiniz işler, cevap veremediğiniz mesajlar, yanıtlanmamış e-postalar, geç kalınmış randevular ve insan ilişkilerinizde geciktirdiğiniz buluşmalar sizi stres ve baskı altında hissettirecektir. Sosyal hayatınızda ötelediğimiz ya da ertelediğimiz bazı şeylerden dolayı size küsen insanlarla karşılaşma olasılığınız da mümkündür.</p>
<p><strong>Son olarak; erteleme tutumundan kurtulmak için neler yapabilirsiniz? </strong></p>
<ul>
<li><em> İlk olarak yapabileceğiniz şey; yakın zamandan uzak zamana doğru yapmanız gereken şeyleri önem sırasına göre yazın. </em></li>
<li><em> Yapılacaklar listesinde önemli ve teslim süresi yakın olanları ayrıca bir işaret koyarak ayırın. </em></li>
<li><em> Listenizde yapmaktan korktuğunuz işlerle ilgili korkunuzun ya da stresinizin sebebini sorun kendinize. Örneğin işin uzun sürmesi, ya da bu konuda yeterince bilgi sahibi olmadığınızı düşünmek, ilk defa yapacak olmak gibi, bunlardan hangisi size daha anlamlı geliyor? Seçmeye çalışın. </em></li>
<li><em> Korkularınıza sebep olan şeyi bulduktan sonra geliştirmeniz gereken yanınızı güçlendirin. Örneğin bilgi edinin, tecrübesi olan insanlara sorun ya da psikolojik destek almaya başlayın. </em></li>
<li><em> Yapacağınız işi küçük ve yönetilebilir şekilde parçalara ayırın. </em></li>
<li><em> Böldüğünüz parçalara birer bitiş tarihi koyun.</em></li>
<li><em> İşinizi yapmaya başlayacağınız zaman erteleme dürtüsü hissedebilirsiniz. Yapmaktan vazgeçmeden birkaç dakikada olsa o iş ile meşgul olun.</em></li>
<li><em> İşe başlamadan hemen önce, sizi meşgul edecek ve zamanınızı fazlasıyla alacak uğraşlardan uzaklaşın. (sosyal medya, dizi, film vs.)</em></li>
<li><em> İşe başladıktan sonra zamanında bitirdiğiniz işler için kendinizi ödüllendirmeyi ihmal etmeyin lütfen. </em></li>
</ul>
<p><strong>Not: Herhangi bir işe başlamadan, en doğru zamanı beklediğinizi düşünerek erteliyorsanız, size söylemek istediğim şey: ‘O an şu an, kalkın ve ilk adımı atarak işinize bir yerinden başlayın’.</strong></p>
<p>İşleriniz zamanında ve yolunda gitsin.</p>
<p>Haftaya buluşmak ümidi ile.</p>
<p>Sevgiler…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/neden-erteleriz/">Neden Erteleriz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karar Vermede Zorlanma ve Kararsızlık</title>
		<link>https://hizmetten.com/karar-vermede-zorlanma-ve-kararsizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Yeşilyurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 14:57:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[DR. FATMA YEŞİLYURT]]></category>
		<category><![CDATA[Karar Vermede Zorlanma ve Kararsızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=30145</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karar vermede zorlanma son yıllarda oldukça fazla şikâyet aldığım konulardan bir tanesi. Kararsızlık diye de isimlendirilen bu durumun temelinde birden fazla sebep bulunabilir. Özellikle hayatında zor ve önemli kararlar vermek&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/karar-vermede-zorlanma-ve-kararsizlik/">Karar Vermede Zorlanma ve Kararsızlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karar vermede zorlanma son yıllarda oldukça fazla şikâyet aldığım konulardan bir tanesi. Kararsızlık diye de isimlendirilen bu durumun temelinde birden fazla sebep bulunabilir. Özellikle hayatında zor ve önemli kararlar vermek üzere olan yetişkin ve gençlerin, kendilerini başarısız, umutsuz ve tıkanmış hissetmesine sebep olur. Meydana gelen bu olumsuz duygular, bireysel başarıyı ve sosyal ilişkileri negatif yönde etkiler.</p>
<p><strong><em>Karar vermede, zorlanmaya sebep olan şeyler nelerdir? Yaşamın zorlu durumunu analiz etmek için gelin birlikte bu sebeplere göz atalım. </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>&#8211; Yenilme ya da kaybetme korkusu:</em></strong> Özgüveni ve öz değeri etkileyen en önemli unsurlardan ilki kaybetmeye dayalı bir korku yaşamaktır. İnsanlar, verecekleri karar sonucunda zarara uğramak ya da kaybetmek fikri etrafında dönüp duruyorlar ise bu durum onlarda korku oluşturur. Yaşanılan bu korku onları karar vermekten uzaklaştırır.</p>
<p><strong><em>&#8211; Anne ve babanın tutumları:</em></strong> Çocuğuna seçme şansı bırakmayan, onun adına karar veren anne ve baba davranışları çocuğun karar verme sürecini yaşamasını engeller. Karar verme sürecini yaşamamış çocuklar; mevcut durumu analiz etme, kar ve zarar dengelerini koruma, bireysel haklarını ve değerlerinin zarar görmemesini sağlamak gibi adımları atamadıkları için karar verme yolculuğundan kaçarlar. Bu kaçış yetişkin dönemlerde, içinden çıkılmaz durumlar doğurur.</p>
<p><strong><em>&#8211; Mükemmeliyetçi olmak:</em></strong> Her işinde en mükemmeli yapmak, en iyi seviyeye ulaşmak isteği ya da kaygısı yaşayan bireyler, örneğin: evlerine alacakları bir çiçekten, seçeceği üniversiteye kadar büyük küçük her adımda, en mükemmeli yakalamak için uzun bir dönem araştırma yaparlar. Etraflarındaki insanlara sorarlar, uzmanlara danışırlar, günlerce internet araştırmaları yaparlar. Uzayan karar verme dönemi ve büyük zaman kaybı yaşatan araştırmalar insanda kaygı, depresyon ve aşırı yorgunluk halini doğurur. Bu durumda karar vermekten uzak durmayı sağlar.</p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>&#8211; İnsanları memnun etmeye çalışmak:</em></strong> Devamlı etrafınızdakileri memnun etmeye çalışmak sizi karar vermekte zorlanmaya itecektir. Aynı anda insanları hiçbir zaman tam olarak orta noktada buluşturamamak, her biri ile ayrı bir ilişki şekli oluşturma ve onlara uygun kararlar alma yoluna iter. Sonunda herkesi, aynı anda memnun edecek bir karar vermek çok zor olacağı için karar vermekten kaçmak en hızlı çözüm olarak ortaya çıkar.</p>
<p><strong><em>&#8211; Büyük resimden uzaklaşmak:</em></strong> Hedeflerimizden uzaklaştığımızda, bizi hedefe götüren yollar ve yöntemlerden de uzaklaşmış oluruz. Bu durum bize nereye gideceğini bilmeyen, kafası karışık ve ortada kalmışlık hissini getirir. Hedeflerin arka planda kalması, karar verme prosesini erteler ya da yavaşlatır.</p>
<p><strong><em>&#8211; Yeterince özgüvenimiz yoksa: </em></strong>Özgüven eksikliği karar vermede zorlanmamıza sebep olurken bazı zamanlarda da verdiğimiz kararlarda sözümüzde duramamak ya da en doğru kararın bu olup olmadığı konusunda şüpheye düşmemize neden olur. Bu durum tutumlarımıza, sık sık karar veren fakat verdiği kararlarda istikrar gösteremeyen insan şeklinde yansır.</p>
<p>&#8211; <strong><em>Yeterli bilgiye sahip olmamak:</em></strong> Herhangi bir konuda karar verebilmek için, elimizdeki bilgileri analiz edip tartabilecek bir bilgi birikimimiz yoksa şayet, kendimizi bildiklerimiz konusunda emin hissedene kadar karar vermede çok zorlanırız. Kararlarımızı başkalarına aldırabilir ve onlara bağlı yaşayabiliriz. Bu da tek başımıza karar verme sürecini öteler durur.</p>
<p><strong><em>Karar verememe durumundan kurtulmanın çözüm yolları nelerdir? Bunlardan bazılarını aşağıda sıraladım:</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Kararlarınızı kendiniz verin</em></strong>: Hiç kimse sizin kadar ihtiyaçlarınızı ve hedeflerini bilemez bunu unutmayın. Kararlarınızı siz vermeye çalısın.</p>
<p><strong><em>&#8211; Özgüveninizi artırın:</em></strong> Öncelikle kendinize güvenme konusunda çalışmalar yapmaya başlayın. Bağlı ya da bağımlı olduğunuz insanlar varsa, bu kişilerden ayrı kararlar vermeye başlayabilirsiniz. Karar vermeniz gereken konuda bilgi ve birikiminizi artırın. Sizde bilginize ve sezgilerinize güvenmeyi öğrenebilirsiniz. Küçük kararlardan başlayarak, doğru ve başarılı kararlar verebileceğinizi kendinize gösterin.</p>
<p><strong><em>-Oluruna bırakın:</em></strong> Her şey bizim kontrolümüz altında olmayacaktır. Yanlış kararlar neticesinde uğrayacağımız zararlarda hayatın gerçekleridir. Denemeden bunu öğrenemeyiz.</p>
<p><strong><em>-Karar sonrası başarısızlıktan neler hissedebileceğimizi dile getirmek:</em></strong> Bu tutum bizim karar vermemizi kolaylaştıracak ve sonuçta elde edeceğimiz ne olursa olsun daha kolay kabullenmemizi sağlayacaktır.</p>
<p><strong><em>-Karar vermeyi erteledikçe hangi fırsatları kaybettiğimizi ya da elden kaçırdığımızı düşünmek.</em></strong> Bu durum bizi karar vermede hızlandıracak ve kaybetmemizi engelleyecektir.</p>
<p><strong><em>-Kararsızlıklarınızla ilgili kendinizi haklı çıkarmaktan vazgeçin.</em></strong> Özellikle en doğru karara ulaşmak için yapılan araştırmalarda harcanan zaman konusunda bile ‘bunu yapmasaydım en doğrusunu bulamazdım’ gibi cümlelerle kararlarımız ile birlikte kendimizi de zamanının ve etrafımızdakilerin gerisinde bırakmayalım.</p>
<p>Kıymetli Okuyucular, yaşamınızın bundan sonrasında vereceğiniz kararları en doğru zamanda ve en faydalı şekilde vermenizi dilerim.</p>
<p>Haftaya <strong><em>erteleme tutumu</em></strong> ile ilgili yazımla sizlerle birlikte olmak ümidi ile…</p>
<p>Sevgiler…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/karar-vermede-zorlanma-ve-kararsizlik/">Karar Vermede Zorlanma ve Kararsızlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baba Olmak</title>
		<link>https://hizmetten.com/baba-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Yeşilyurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 07:20:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[DR. FATMA YEŞİLYURT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhaba Kıymetli Okuyucular, bugün sizlerle ‘baba olmak’ kavramı üzerinde duracağız. Değerli ve bir o kadar da hem birey hem de toplum açısından önemli bu kavramı, dört alt başlıkta inceleyeceğiz. Öncelikle&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/baba-olmak/">Baba Olmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Kıymetli Okuyucular, bugün sizlerle <strong><em>‘baba olmak’</em></strong> kavramı üzerinde duracağız. Değerli ve bir o kadar da hem birey hem de toplum açısından önemli bu kavramı, dört alt başlıkta inceleyeceğiz. Öncelikle ‘<strong><em>baba ve sağlıklı baba olmak</em></strong>‘ kelimeleri ve anlamları, ikinci olarak; ‘<strong><em>baba olmanın aile açısından önemi ve aileye katkısı’</em></strong>, üçüncü olarak ‘<strong><em>çocukların gelişimi açısından baba olmak</em></strong> ‘ konularına değineceğim. Son olarak ‘<strong><em>nitelikli bir baba olabilmek için yapmanız gerekenler için</em></strong> <strong><em>önemli ipuçları</em></strong> ‘paylaşacağım.</p>
<p>Baba kelimesi bütün dillerde ve kültürlerde ortalama 1970’lere kadar, güç, aile ekonomisinin temeli yani evin geçimini sağlayan kişi, adalet sağlayıcı, dayanak, sığınak, yıkılmaz güçlü kişi, kural koyucu, eve az uğrayan ve ev otoritesi elinde bulunan kişi olarak tanımlanmıştır. Özellikle kırk elli yıldır babaya atfedilen sıfatlar ve tanımlarda belli değişimler gözlenmiştir. Bu değişime sebep olan şeyler; dünya ekonomisi ve şartlarında ailenin geçimi için kadınlarında iş hayatına katılması aynı zamanda kadınların eğitim standartlarındaki gelişim ile yüksek gelir elde edebilecekleri işlerde çalışmaya başlamış olmalarıdır. Baba olmak kavramı ise; bir babanın çocuğunun doğmasına vesile olmanın ötesinde, doğacak kız ya da erkek çocuğu ile ilgili annenin aldığı sorumluluklara benzer sorumlulukları severek ve isteyerek, mutlu olarak yerine getirmesidir. Babanın, eşi ile birlikte dünyaya getirmeye karar verdikleri çocukları için doğduktan sonra elinden gelen yardımı göstermeye gayret etmesi iyi bir baba olması için kaçınılmazdır.</p>
<p><strong><em>Baba olmanın aile açısından önemi nedir?</em></strong> Baba olmak ailede sadece çocukları ilgilendiren bir durum değildir. Çocuk ile baba arasındaki ilişkinin atılacak temellerinin etkileri, ileride ailelerine katılacak damat ya da gelinlerine hatta onlardan doğacak torunlarına ve aile ortamlarında oluşacak güven, huzur, sevgi ve saygı ortamlarının şekillenmesine kadar uzanacaktır. Bu başlıkta <strong><em>babaların eşlerine karşı iletişim becerileri</em></strong>, uyguladıkları tutum türü, söylemleri ve hitap şekillerine değinmek istiyorum. Eşlerine saygı duyan, değer veren, fikirlerini önemseyen, eşinin varlığından dolayı sevincini ve mutluluğunu dile getiren babalarını görerek büyüyen çocukların; aile içi huzur, güven ve saygıyı tatma şansına sahip oldukları için daha sağlıklı bir yetişkin birey oldukları gözlenmiştir. Özellikle 3-6 yaş arası çocukların, babalarının tutum ve durumlarına göre cinsiyet konusunda belli önyargılar edinmesine sebep olabileceği üzerine ciddi çalışmalar bulunmaktadır. <strong><em>Anne ve baba arasındaki sevgi ve saygı</em></strong> temelli ilişkiler yoksa ailede; çocuklar ezilen bir anne olmaktan ya da susan konuşamayan bir baba olmaktan korkarak yaşamaya başlarlar. Bu durum, anne ve baba olmaya karşı negatif ve derin kaygılar beslemelerine neden olur. Anne ve babaların birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaştıkları ailelerde ise tam tersi durumlar gözlenmiştir.</p>
<p><strong><em>Çocukların gelişimi açısından baba olmak </em></strong>başlığında babaların belli tutumlarının çocukların bütün hayatlarını etkileyebileceği konusunu ele alacağım. Özellikle babanın kız ya da erkek çocuğu için bir rol model olduğunu hatırlatmak isterim. Özellikle çocuk ve anne arasından ta anne karnından başlayıp doğduktan sonra etrafındaki nesneleri ve kişileri tanımaya başlayacağı döneme kadara bir bütünlük söz konusudur. Çocuk kendisi ve annesini bir bütün olarak algılarken, ilk sosyalleştiği insan babasıdır. Babasından gördüğü yakınlık, değer, sevgi, önemsenme, bakım, sıcak ilgi vb. ne varsa bunların hepsi, çocuk için etrafında yeni tanışacağı insanlar ve dünya adına bir temel oluşturacaktır. Baba çocukla ilgilenip sevdikçe, dinledikçe, birlikte vakit geçirdikçe, oyun oynadıkça, ona özel zaman ayırdıkça, çocuk daha özgüvenli ve başarılı olacaktır. Özellikle <strong><em>kız çocuklarında baba ilgisi</em></strong>; zekâ türünü destekleyen, meslek seçimlerinde daha başarılı olmasını sağlayan, özgüven sorunu yaşatmayan ve ileride babası gibi bir erkekle yuva kurmak istemesine sebep olan adeta bir başarı ve destek iksiridir. <strong><em>Erkek çocuklarında ise baba ilgisi</em></strong>; özellikle rol model aldıkları babalarına daha da yakınlaşmasını ve ilişkisini sağlamlaştırmasını sağlar, babasından bir kadına nasıl davranılacağını, aile içi sağlıklı tutumların nasıl olması gerektiğini, adalet ve güç algısını anlamlandırmayı, insanlarla ilişkilerinde neler yapması gerektiğini ve iş hayatına dair başarının yol haritalarını sunar. <em>Babaları çocuklarına yaklaştıran en önemli şey onlarla vakit geçirmeyi günlük planlarının içine severek ve isteyerek yerleştirmeleridir</em>.</p>
<p>Son olarak <strong><em>sağlıklı ve nitelikli baba olmak için neler yapmalıyız</em></strong>? Sorusuna ait bazı ipuçları paylaşıyorum sizler için:</p>
<ul>
<li>Çocuklarınız için vakit ayırın, bunu mecburiyetten değil severek yapın</li>
<li>Onları sonuna kadar dinlemeyi deneyin</li>
<li>Çocuklarınız arasında adil davranın</li>
<li>Çocuklarınız için güvenli ve sağlıklı yaşamalarına vesile olacak kurallar koyun</li>
<li>Koyduğunuz kurallarda anne ile aynı fikirde olmaya ve istikrarlı olmaya gayret edin</li>
<li>Eşinizle ev işlerinde ve çocuk bakımında sorumlulukları paylaşan bir baba olmaya gayret edin</li>
<li>Çocuklarınız için rol model olarak pozitif tutumlar sergilemeye çalışın.</li>
<li>Yetenek ve isteklerinde çocuklarınızı destekleyin.</li>
<li>Sevginizi sözlerinizle ve tutumlarınızla göstermekten çekinmeyin.</li>
<li>Çocuklar özellikle 12 yaşına kadar babalarından öğrenmeyi çok sever, bunu fırsata dönüştürerek öğrenim ve eğitimlerinde rol alın.</li>
</ul>
<p>Kıymetli babalar, özellikle çocuklarınıza varlığınızı ve yanlarında olduğunuzu hissettirin. Sizin için hala babanız ne kadar önemli ise sizde onlar için yıllar geçse de yaşamlarında bambaşka özel bir yere sahip olacaksınız. Küçük yaşlarda onlarla oyun oynarken size olan güvenlerini geliştirmeniz, büyüdüklerinde de onların çekinmeden her konuda danışabilecekleri bilge baba rolünde olacağınızı göstermektedir, hatırlatmak istedim.</p>
<p>Sevgiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/baba-olmak/">Baba Olmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Sonrası Hissettiklerimiz</title>
		<link>https://hizmetten.com/deprem-sonrasi-hissettiklerimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Yeşilyurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 05:41:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Sonrası Hissettiklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[DR. FATMA YEŞİLYURT]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş Depremi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhabalar Kıymetli Okuyucular, bu hafta devam ettiğim yazı dizisine ara verip, hepimizi derinden sarsan deprem ve etkileri üzerine yazdığım yazımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde Türkiye ve Suriye’de meydana gelen&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/deprem-sonrasi-hissettiklerimiz/">Deprem Sonrası Hissettiklerimiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar Kıymetli Okuyucular, bu hafta devam ettiğim yazı dizisine ara verip, hepimizi derinden sarsan deprem ve etkileri üzerine yazdığım yazımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde Türkiye ve Suriye’de meydana gelen şiddetli bir deprem, binlerce insanın maddi manevi kayıplar yaşamasına sebep oldu. Bu kayıplar her birimizin zihninde ve ruhunda farklı şekilde acı ve ağrılar oluşturdu. Olağanüstü bir duruma karşı zihnimizin ve duygularımızın verdiği bazı tepkilerle yüz yüzeyiz. Deprem bölgesinden binlerce kilometre uzaklarda oturan insanlar da dahi, sanki bizzat kendileri ya da en yakınları bu durumdan etkilenmiş gibi bir kaygı, acı, stres oluştu. Bana bu süreçte başvuran kişilerde, uyuyamayanlar, sürekli yıllar öncesi yaşadığı depremi hatırlayanlar, deprem yerindeki annelerle birlikte kaybolan çocuklar için ve hayatını kaybedenler için ağladıklarını söyleyenler, sosyal medya ve televizyon haberlerini duydukça gözyaşlarına hâkim olamadıklarını bildirenlerin sayısı oldukça fazla.</p>
<p>Deprem sonrası hissettiklerimiz konusunda nasıl bir ayrıştırma yapabiliriz? Öncelikle depremi bizzat yaşayanların durumu ile olanlara dışarıdan bakan ve etkilenenlerin durumunu iki farklı kategoride değerlendirmek istiyorum.</p>
<p>Depremi yaşayan kişiler için şok dönemi devam etmekte ve hala aynı yerde yaşamaya devam ediyorlarsa meydana gelen artçılar her seferinde büyük sarsıntıyı hatırlatmaktadır. Meydana gelen sarsıntılar, insanoğlunun tarih boyu duyduğu, okuduğu doğal afetlerden birisi. Fakat depremi yaşayanlar için bu durumun adı: kaygı, korku, ölümle yüz yüze gelmek, sevdiklerinden ayrılma ihtimali ve bir daha “…”ların olamayacağını gösteren korkunç an yada anlar.</p>
<p>Peki depremi yaşayan insanların öncelikle neye ihtiyacı vardır? Özellikle onların temel ihtiyaçlarını karşılanması gerekmektedir. Bunlar; kalacakları güvenli bir yer, yiyecek ve su, bedenlerinin genel olarak bir yara alıp almadığı kontrol edilmeli ve paylaşmak istediği bir şeyler varsa dinlenilmelidir. Sakinleştikleri andan itibaren kendilerini nasıl hissettikleri, herhangi bir şeye ihtiyaçları olup olmadığı sorulmalıdır. Konuşmak istemeyen, sorularınızı cevapsız bırakan, farklı fiziksel tepkiler (titreme, sallanma, devamlı deprem beklentisi, her sese tepki gösterme vb…) gösteren kişileri bir psikolog ya da psikiyatrist ile  görüştürmeniz onlara yapabileceğiniz en anlamlı yardımlardan biri olacaktır.</p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>Deprem travması yaşamış insanların karşılaştığı genel ruhsal sorunlar şunlardır:</em></strong></p>
<ul>
<li><strong><em>Aşırı hassasiyet ve uyanıklık hissi</em></strong>: Vücudun tehdit algısının en üst seviyede olması halidir. Deprem yaşamış kişiler, daha hızlı alarma geçer ve daha küçük şeylerde bile korku ve kaygı durumuna geçebilirler.</li>
<li><strong><em>Deprem yaşayan insanlarda depresyon ve anksiyete görülme olasılığı oldukça yüksektir</em></strong>. Yaşama karşı isteksizlik, konsantre eksikliği, günlük işlerini devam ettirmek istememe, yüksek seviyede uyku problemleri ve sinirlilik hali deprem sonrası genel depresyon ve anksiyete göstergeleridir. Bu belirtilerin zamanla azalması beklenir. Çok uzun süre devam eden bu tarz etkiler için bir uzman yardımına başvurulmalıdır.</li>
<li><strong><em>Deprem yaşayan insanların zihinlerinde, tekrar eden deprem düşüncesi</em></strong>: Bu durum deprem yaşayan insanların rahatlamasını engeller. Özellikle güvenli bir ortamda olsalar da biraz sonra deprem olabilir düşüncesi zihinlerini devamlı tehdit eder. Bu durumdan kurtulabilmenin en önemli yolu, normal yaşam şartlarına en kısa sürede dönmeleri olacaktır. Düzenli bir iş saati, günlük rutin işlere devam etmek vs.</li>
<li><strong><em>Deprem yaşayan kişilerde oluşan deprem fobisi</em></strong>: deprem yaşayan kişilerde korku ve oluşan fobi; etraflarında oluşabilecek depremleri ve olma olasılıklarını hesaplamaya ve tahmin etmeye sevk eder. Devamlı olarak deprem olma ihtimalini düşünürler. Zihinlerini o konudan uzaklaştıracak şeylerle meşgul etmeleri, bu durumdan uzaklaşmalarına yardımcı olacaktır.</li>
<li><strong><em>TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu):</em></strong> Deprem yaşayan çoğu insanda oluşması normal durumlardandır. Bu kişilerde oluşan TSSB etkileri; korku, sık sık olanları hatırlama, gece görülen kabuslar şeklinde kendini göstermektedir. Deprem yaşayan kişilerin çoğunda bu durum zamanla iyileşirken kalan kısımda etkiler kendini göstermeye devam eder. TSSB etkilerini yaşayan kişilerin bir uzmana başvurmasını tavsiye ediyorum.</li>
</ul>
<p>Diğer bir başlık ise; <strong><em>depremden ikincil olarak etkilenen insanların durumu ve onlar üzerinde oluşan psikolojik tesirler</em></strong>: Bu tesirlerin neler olduğuna ve nasıl iyileştirebileceğimize gelin bakalım.</p>
<p><em>1-Kendinize, yaşanan olayların sıra dışı bir olay olduğunu hatırlatın.</em></p>
<p><em>2-Herkesin mevcut durum ile ilgili olarak, sizinkilere benzer üzüntü ve stres içeren duygular beslediğini unutmayın lütfen.</em></p>
<p><em>3-Hayatı normal seyrinde yaşamaya çalışın, bu durum sizde suçluluk duygusu oluşturabilir fakat zihin, ruh ve beden sağlığınız için bu önemli. Ancak sağlıklı kalarak zor durumdaki insanlara destek olabilirsiniz.</em></p>
<p><em>4- Deprem ile ilgili haberleri tekrar tekrar izlemek ve sürekli bu haberlere maruz kalmak travma oluşma riskini yükseltir.</em></p>
<p><em>5-Sosyal medya kullanımını biraz azaltmaya çalışın, hatta duruma göre bir süre kullanmamaya gayret edin.</em></p>
<p><em>6-Doğru kanallardan haber almaya devam edin ve tamamı ile kendinizi olanlardan soyutlamayın.</em></p>
<p>Ümidim; öncelikle depremde zarar gören insanların yaralarının en kısa zamanda ve en güzel şekilde sarılması. Ölenlere Allah’tan rahmet kalanlara acil şifalar ve yakınlarına sabır diliyorum.</p>
<p>Sağlıklı kalın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/deprem-sonrasi-hissettiklerimiz/">Deprem Sonrası Hissettiklerimiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Anne Olmak &#8211; 2</title>
		<link>https://hizmetten.com/saglikli-anne-olmak-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Yeşilyurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2023 01:17:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[DR. FATMA YEŞİLYURT]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Anne Olmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29617</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhabalar kıymetli okuyucular. Umarım hepiniz afiyettesinizdir.  Sağlıklı Ebeveynlik konusunu ele almaya devem ediyoruz. Bugünkü yazımda; anne olmak konusunun ikinci başlığı olan sağlıklı annelik nedir ve nasıl sağlıklı anne olunur? sorularını cevaplayacağım. Geçen hafta ancak sağlıklı bir bireyin sağlıklı bir anne&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/saglikli-anne-olmak-2/">Sağlıklı Anne Olmak &#8211; 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Merhabalar kıymetli okuyucular. Umarım hepiniz afiyettesinizdir. </em></p>
<p>Sağlıklı Ebeveynlik konusunu ele almaya devem ediyoruz. Bugünkü yazımda; anne olmak konusunun ikinci başlığı olan sağlıklı annelik nedir ve nasıl sağlıklı anne olunur? sorularını cevaplayacağım. Geçen hafta ancak sağlıklı bir bireyin sağlıklı bir anne olabileceğinden bahsetmiştim. Bu hafta ise sağlıklı annelerin, annelik rollerinde nasıl başarılı olabilecekleri ve bunun için neler yapabileceğini ele alacağım.</p>
<p>Annelik rolümüzü sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmek için anneliğin dönemlerini ve bu dönemlerin gereksinimlerini de bilmemiz gerektiği fikrindeyim. Annelik dönemlerini çocuğun 6 gelişim dönemine bağlı olarak ele almak istiyorum:</p>
<ul>
<li>Hamilelik öncesi dönem</li>
<li>1.dönem: Hamilelik dönemi, doğum ve 0-3 ay anneliği</li>
<li>2.dönem: 3 ay- 3 yıl arası</li>
<li>3.dönem: 4 yıl – 8 yıl arası</li>
<li>4.dönem: 9 yıl- 12 yıl arası</li>
<li>5.dönem: 13 yıl – 18 yıl arası</li>
<li>6.dönem: 18 yıl üzeri</li>
</ul>
<p>İlk olarak, <strong><em>annelerin hamilelik öncesi dönemine</em></strong> değinmek istiyorum. <strong><em>Anne adayı olma</em></strong> başlığını başka bir yazımda ayrıntılı ele alacağım fakat yeri gelmişken birkaç cümle ile bazı bilgileri hatırlatmak istiyorum. Anne adayı bu dönemini nasıl sağlıklı geçirir? İçinde bulunduğu yaş ve kilo hakkında doktoru ile görüşerek işe başlayabilir. Sonrasında ise yaşamında bazı şeylere daha fazla dikkat etmesi, başlayacak hamilelik için sağlıklı bir bekleme dönemi hazırlayacaktır. Bunlardan anne için en önemlileri; sağlıklı beslenmesi, düzenli fiziksel aktivite yapması, stres ve kaygılarını azaltmaya çalışması, sigara ve alkol kullanımını azaltması mümkünse durdurması, en az yedi buçuk sekiz saat uyku uyumaya özen göstermesi , yumurtlama dönemini dikkatli takip etmesi, eşi ile sağlıklı birliktelik ve paylaşım sağlamasıdır.</p>
<p><strong><em>Hamilelik Dönemi Annelik</em></strong>: Bu dönem anneler için özellikle ilk hamileliklerde farklı sürprizlerle doludur. Meydana gelen; hormonsal değişimler, vücutlarında meydana gelen farklılıklar, bebeğin anne karnındaki hareketleri, annenin yaşam düzenindeki değişiklikler, doktor kontrolleri ve bebeğin anne karnındaki kontrol  süreçleri doğuma kadar uzanan harika ve her ferde göre ayrı özellik ve güzellik  göstermektedir.</p>
<p>Annenin bu süreçte beslenmesine dikkat etmesi, bebeği ile olan ilişkisini, günlük belli aralıklarda yalnız kalıp elini karnının üzerine koyarak hareketlerini hissetmesi, onunla konuşması, bebeğin gelişimini, büyüme süreçlerini okuyarak ve doktorun verdiği bilgilerle bu sureci takip etmesi, hamilelik dönemi yürüyüş ya da yüzme gibi faydalı sporlar yapması, rahat hissedeceği şekilde giyinmesi ve en önemlisi kendini mutlu hissettirecek ortamlarda ve kişilerle vakit geçirmesi önem arz etmektedir.</p>
<p><strong><em>Doğum Dönemi Annelik</em></strong>; Anneler bu dönemde, sağlıklı bir şekilde doğum yapıp yapamayacakları konusunda kaygı ve korkular yaşamaktadır. Bu kaygıların azaltılması için annenin hamilelik dönemi boyunca bir doktor ve hastane tarafından düzenli takip edilmesi önemlidir. Doğum zamanında anne ya da çocuğun acil müdahale gerektiren herhangi bir durumla karşılaşması halinde hastanenin donanımlı olması da anneyi rahatlatacaktır. Doğum şekline, doğum öncesi son kontrolde karar verilmiş olması, bu duruma göre annenin bilgilendirilmesi ve psikolojik olarak kendini hazırlaması doğumu kolaylaştıracaktır. Annenin kendini doğum öncesi ve doğum anında iyi hissetmesinde, babanın annenin yanında olmasının ve destek vermesinin pozitif çok büyük etkisi vardır. Doğumdan önce çocuk için bir isim belirlenmiş olması ve bu ismin eşlerin ikisi tarafından kararlaştırılmış olması da doğum sonrası için önemli bir durumdur. Annelerin özellikle çocukları dünyaya geldikten sonra nelere dikkat etmeleri gerektiğini ve karşılaşabilecekleri zorluklar konusunda yeterince bilinçlenmeleri bu dönemi daha kolay geçirmelerini sağlayacaktır. Anne ve baba, yaşamlarına dahil olacak yeni fert ile yani yeni doğan bebekleri ile nasıl mutlu bir yaşam hikayesi oluşturacakları konusunda doğumdan önce beyin fırtınası ve küçük pratikler yapabilirler. (<strong><em>Anne ya da baba olmaya hazır olmak</em></strong> ile ilgili başka bir yazımda ayrıntılı bir şekilde ele alacağım) Bebek dünyaya gelmeden önce onun için gerekli ve sağlıklı ürünlerin olduğu bir çantayı hazırda tutmak da her zaman işinizi kolaylaştıracaktır.</p>
<p><em>Gelecek haftaki yazıma anneliğin doğum sonrası döneminden devam edeceğim.</em></p>
<p><em>Sevgilerimle…</em></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/saglikli-anne-olmak-2/">Sağlıklı Anne Olmak &#8211; 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Anne Olmak</title>
		<link>https://hizmetten.com/saglikli-anne-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Yeşilyurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 00:50:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[DR. FATMA YEŞİLYURT]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Anne Olmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucular, ocak ayını yaşanmış zaman dilimlerinin içine gönderirken, önemli rollerimizden biri olan sağlıklı anne olmak konusunu ele alacağım bugün. Geçen zamanlar bizim için bir albüm ya da bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/saglikli-anne-olmak/">Sağlıklı Anne Olmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucular, ocak ayını yaşanmış zaman dilimlerinin içine gönderirken, önemli rollerimizden biri olan sağlıklı anne olmak konusunu ele alacağım bugün.</p>
<p>Geçen zamanlar bizim için bir albüm ya da bir hatıra defteri gibidir. Geriye dönüp baktığımızda rollerimizi en iyi şekilde yerine getirmiş olmayı arzu ederiz. Bir anne, hayatta ve yaşıyorsa, bundan sonrası için rollerini daha iyi nasıl yerine getirebilirim? sorusunun cevabı için çalışma şansının olduğunu bilmelidir.</p>
<p>Sağlıklı Anne Olmak yazımı; iki başlıkla sizlerle paylaşacağım.</p>
<ul>
<li><em> Annenin sağlıklı olması</em></li>
<li><em> Anneliğin sağlıklı yerine getirilmesi</em></li>
</ul>
<p><strong>En değerli ebeveynlik beceriniz önce kendinizi yönetmeyi öğrenmektir</strong> (Dr. Laura Markham)</p>
<p>Annenin sağlıklı olması; çocuk için en önemli konudur. Dünyaya gelecek ya da gelmiş olan bebeğin etrafında onun için güven, huzur ve sevgi kaynağı olan anne ve babanın bireysel sağlığı çocuğun sağlıklı büyümesine vesile olur. <strong>Peki sağlıklı bir anne nasıl olunur?</strong> Sanki soruyu okuyan annelerin zihinlerinde oluşan resmi görüyor gibiyim. Çocuğu ile en güzel şekilde ilgilenen, zaman geçiren, aktiviteler yapan, sağlıklı besleyen, onunla oyun oynayan, hayatının merkezinde çocuğu olan neredeyse eşini hatta kendini unutan bir anne. Yazdıklarımdan sonra yüzünüzdeki tebessümü görebiliyorum. Fakat benim merak ettiğim kısım anneliğinizin sağlıklı olmasından ziyade sizin sağlığınızın nasıl olduğu.</p>
<p>Anne olmak kavramı; dünyanın her yerinde kutsal, çok kıymetli ve fedakarlığın zirve noktalarda yaşandığı bir durumdur. Bu tanımlar bizlerde yoğun bir heyecan oluşturur. Çocukluğumuzda oynadığımız evciliklerde baktığımız bebekler ve anne rolümüz, anne olacaksın diyerek büyütülmemiz, her ay adet dönemlerimizde üşütürsek anne olamamakla korkutularak ayaklarımıza giydirilen kalın çoraplar, bu hayallerle gençliğimizdeki hayallerde doğacak çocuklarımız ve isimlerini düşünme hemen hemen hepimizin karşılaştığı ve yaşadığı durumlardandır.</p>
<p>Peki, yukarıdaki hayalleri kuran ve anne olmak isteyen kadınlar kendilerine ben anne olmaya hazır mıyım? Sorusunu sorduktan sonra mı anne oluyor sizce?  <strong>Anne olmadan önce sağlıklı bir birey olmaya ihtiyacımız var.</strong> Bu durum çocuk sahibi olacak ve olmuş anneler için de geçerli. Çocuk sahibi annelerin kendi sağlık durumlarını mental ve biyolojik sağlıkları olarak iki başlıkta düşünebiliriz. Çocuğu ya da çocukları olan anne nasıl sağlıklı bir yaşam örgüsü oluşturabilir, gelin bunlara bakalım:</p>
<ul>
<li><em> Sabahları çocuklarınızdan 15-20 dakika önce kalkmanız ve evin sükûnetinde size iyi gelecek bir şeyler yapmak. Örneğin, bir fincan kahve ya da çay içmek, duş almak vs.</em></li>
<li><em> Evdeki herkes için hazırladığınız kahvaltıların içinde kendiniz için de güzel bir kahvaltı tabağı hazırlamayı ihmal etmemek.</em></li>
<li><em> Sabah rutininizde mevcut olan spor ya da kitap okumanızı gerçekleştirmek, mümkünse o zaman için çocuk bakımında eşiniz ya da çevrenizden yardım istemeyi kendinize öğretmek.</em></li>
<li><em> Uyumak için yeterli zaman ayırmaya gayret etmek. <strong>Uykusuz annenin, sinirli ve mutsuz bir annelik yapma ihtimali çok büyük.</strong></em></li>
<li><em> Çocuğunuzun uyku saatini erkene alarak kendinize daha fazla zaman kalmasını sağlamak.</em></li>
<li><em> Günlük ve haftalık size ait yapacağınız aktivitelerin listesini, buzdolabınızın üzerine ya da sizin için görünür bir yere asmak. </em></li>
<li><em> Günlük 5 dakika bile olsa kendinize “kendimi nasıl hissediyorum?” sorusunu sormak ve cevaplamak.</em></li>
<li><em> Belli aralıklarla sağlık kontrolleri için doktor randevusu almak. </em></li>
<li><em> Herhangi bir ilaç kullanıyorsanız, zamanında almak için hatırlatıcılar koymak. </em></li>
<li><em> Arkadaşlarınızla sosyal aktiviteler yapabilmek için zaman ayarlaması yapmak. </em></li>
<li><em> Hayatınızın merkezinde kendinizin olduğunu unutmamak. Bu durum hem anne hem de diğer insanlar tarafından bazen bencillik gibi algılansa da siz ancak sağlıklı bir birey olursanız sağlıklı bir anne olabileceğinizi hatırlatmayı unutmayın.</em></li>
<li><em> Me time dediğimiz ve sadece size ait olan bir vakit ayırarak, dinlenme ve zihninizi rahatlatmak için bir zaman ayırmak.</em></li>
<li><em> Kendi ihtiyaçlarınızı karşılamak için çocuğunuzun bakımı ile ilgili yakınlarınızdan yardım istemenin normal bir durum olduğunu kabullenmek. </em></li>
</ul>
<p><em> </em>Sonuç olarak, uçaklarda düşen hava basıncını dengelemek için kullanılan maskeler gösterilirken yapılan anonstaki gibi lütfen maskeyi önce kendinize takınki sağlıklı bir anne olarak çocuğunuza yeterli ilgi ve sevgiyi gösterebilin.</p>
<p>Haftaya sağlıklı annelik konusu ile ilgili yazımda buluşmak ümidi ile…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/saglikli-anne-olmak/">Sağlıklı Anne Olmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebeveynlerin Yaşadıkları Stresler &#124; KLİNİK PSİKOLOG DR. FATMA YEŞİLYURT</title>
		<link>https://hizmetten.com/ebeveynlerin-yasadiklari-stresler-klinik-psikolog-dr-fatma-yesilyurt/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Yeşilyurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2023 09:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[DR. FATMA YEŞİLYURT]]></category>
		<category><![CDATA[Ebeveynlerin Yaşadıkları Stresler]]></category>
		<category><![CDATA[KLİNİK PSİKOLOG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29003</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kıymetli okuyucular, birkaç yazıdan oluşan bu yazı dizisinin ilkinde sizlerle; anne ve baba olmak, beraberinde karşılaşabileceğimiz sorunlar ve bunlarla ilgili neler yapabileceğimiz konularını ele alacağız. Sahip olduğumuz kültürel değerler ile&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ebeveynlerin-yasadiklari-stresler-klinik-psikolog-dr-fatma-yesilyurt/">Ebeveynlerin Yaşadıkları Stresler | KLİNİK PSİKOLOG DR. FATMA YEŞİLYURT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kıymetli okuyucular, birkaç yazıdan oluşan bu yazı dizisinin ilkinde sizlerle; anne ve baba olmak, beraberinde karşılaşabileceğimiz sorunlar ve bunlarla ilgili neler yapabileceğimiz konularını ele alacağız. Sahip olduğumuz kültürel değerler ile güncel bilgileri buluşturarak sağlıklı ebeveyn olmak ve ebeveyn olarak yaşadığımız streslere çözüm ve yöntemler arayacağız.</p>
<p>Son zamanların en çok karşılaştığımız sorunlarından biri ebeveynlerin yaşadığı stresler. Okulda, iş yerimizde, sosyal ortamlarda, sık sık anne baba, tek anne ya da tek baba olarak ebeveynlerin yaşadığı zorlukları duyar ya da dinler hale geldik. Ebeveynlerin; yaşadıkları farklı zorluklar karşısında, kendilerini yetersiz, başarısız ve yenilgiyi kabul etmiş olarak isimlendirdiklerine şahit oluyoruz. Peki anne, baba ya da her ikisi bu streslerle nasıl başa çıkabilir ya da stres yaşadıkları konulara nasıl çözüm getirebilirler?</p>
<p>Öncelikli olarak şunu belirtmeliyim, eğer kendinizi yetersiz, başarısız, çözümsüz bir ebeveyn olarak hissediyorsanız bu sizin kötü bir ebeveyn olduğunuz anlamına gelmiyor. Bütün ebeveynler hayatının bir dönemimde böyle düşünmüştür ve bu durum çocuk büyüten ebeveynlerin ortak noktasıdır. Kendimizde hissettiğimiz, yetersizlik, suçluluk ve savunmacı duygu ve tutumlar ebeveynlik stresi yaşamamıza ve bu stresin artışına sebep olur.</p>
<p>Aşağıdaki iki soru; ebeveynlerin streslerini azaltmaya yönelik çalışmaların ilk basamağını oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Ebeveynler bu streslerden kurtulabilirler mi? </strong></p>
<p><strong>Ebeveynler bu stres kaynaklarını azaltma şansına sahipler mi? </strong></p>
<p>Bizler için çoğu zaman, gerçeklerle yüzleşmek çok kolay olmaz. Fakat yukarıdaki soruların cevaplarını bulabilmek için kendimize; ebeveynliğimizle ilgili en çok bizi üzen ve yoran konuların neler olduğunu sormak zorundayız. Bu sorudan sonra ortaya çıkacak cevaplar bizi mutlu etmeyebilir. Stresli bir ebeveyn olmaktan kurtulmak ve çocuklarımıza sağlıklı bir anne baba olabilmek için bizi neyin kötü hissettirdiğini bulmak zorundayız. Bu cevaplar da çocuklarımızın; karakterleri, mizaçları, sağlık durumları, sahip oldukları fiziksel ya da mental durumları, eğitim hayatları, sosyal ilişkilerindeki zorluklar, toplumda kendini ait hissettiği sosyal lokasyonu, bizimle paylaşmadığı ya da paylaşamadığı özel durumları olabilir.</p>
<p>Diğer bir cevap ise stresli bir ebeveyn olmamızın sebebi, kendimize ait farklı durumlarla ilgili olabilir. Bu durumlar; sahip olduğumuz sağlık sorunları, eşlerin birbirleri ile olan sorunları, iş hayatımızdaki zorluklar, kadın yada erkeğin yaşadığı ekonomik zorluklar, sosyal çevre ile ilgili uyumumuz, yanımızda yada yakınımızda çocuklarımızla ilgili konuşabileceğimiz yada destek alabileceğimiz yakın hissettiğimiz birilerinin olmaması, yeterince beslenmememiz, uyku sorunu yaşamamız, yeni bir işe başlamamız, yeni bir yere taşınmamız, ebeveynliğimizi sürekli başka anne ya da babalarla kıyaslamak ve kendimize sürekli bu konuda yetersiz olduğumuzu söylememiz. Son olarak da anne ve babamızın bizi büyüttükleri kriterleri çocuklarımıza uygulayamıyor olmamızın verdiği rahatsızlıklar olabilir.</p>
<p>Bu yazımda sizlerle; ebeveyn stresi ve sebepleri üzerinde durduk. Sizler de ebeveyn olarak yaşadığınız stres başlıklarını gözden geçirerek, bundan kurtulmak için ilk adımı atmış olacaksınız. Bu başlıklarla yüzleşmek sağlıklı bir ebeveyn olmak için çok önemli bir basamaktır.</p>
<p>Haftaya yazımda anne babalar olarak, ebeveyn stresi başlıklarımızla ilgi çözümleri ele alacağım.</p>
<p>Huzurlu ve sağlıklı bir hafta dilerim.</p>
<p><strong>Önemli bir hatırlatma: Çocuk sahibi olmak ve büyütmek, zorlukları ile birlikte gelen hayatımıza renk, heyecan ve mutluluk katan ve başımıza gelecek en güzel durumlardan biridir. Bu gerçeği kabul edip, stres yaşamamızın anlaşılır ve kabul edilir olması bizim bir miktar rahatlamamıza yardımcı olacaktır. </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ebeveynlerin-yasadiklari-stresler-klinik-psikolog-dr-fatma-yesilyurt/">Ebeveynlerin Yaşadıkları Stresler | KLİNİK PSİKOLOG DR. FATMA YEŞİLYURT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
