<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dehşet ve Heyman arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/dehset-ve-heyman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/dehset-ve-heyman/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Jun 2020 11:56:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Dehşet ve Heyman arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/dehset-ve-heyman/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dehşet ve Heyman</title>
		<link>https://hizmetten.com/dehset-ve-heyman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2020 06:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Dehşet ve Heyman]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11444</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vecd u tevâcüdün sonunu hayret ve heymanla noktalamıştık. &#8220;Hayret&#8221;e daha önceki bölümlerde anlatıldığı mülâhazasıyla temas etmeyecek; fakat onun bir başka varyantı sayılan &#8220;dehşet&#8221;le, makam olmasa da sâlik için bazı ahvâlde&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dehset-ve-heyman/">Dehşet ve Heyman</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vecd u tevâcüdün sonunu hayret ve heymanla noktalamıştık. &#8220;Hayret&#8221;e daha önceki bölümlerde anlatıldığı mülâhazasıyla temas etmeyecek; fakat onun bir başka varyantı sayılan &#8220;dehşet&#8221;le, makam olmasa da sâlik için bazı ahvâlde bir uğrak sayılan &#8220;heyman&#8221;dan birkaç cümle ile bahsetmek istiyoruz.</p>
<p>Korkutan veya ürperten bir hâdise veya manzara karşısında duyulan havf ve ürküntü mânâlarına gelen &#8220;dehşet&#8221;, hak yolcusunun, seyr-i ruhânî esnasında ve Mahbub&#8217;un cemalinin tecellîleri karşısında tutulup kalması şeklinde yorumlanmıştır ki, Kitap ve Sünnet&#8217;te onunla alâkalı sarih bir beyan olmasa da, <span class="arabic">فَلَمَّا رَأَيْنَهُ أَكْبَرْنَهُ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ </span>&#8220;Onu karşılarında görür-görmez aşkınlığına (büyülendi) ve (şaşkınlıktan) ellerini kestiler.&#8221; (Yûsuf 12/31) meâliyle vereceğimiz âyetle irtibatlandırmak mümkündür.</p>
<p>Dehşeti; insanın, bir türlü aklına sığdıramadığı, sabredip karşısında duramadığı ve ilmiyle, idrakiyle kavrayamadığı herhangi bir hâdise ile yüz yüze geldiğinde tutulup kalma şeklinde de ifade etmişlerdir ki, buna &#8220;şuhûd&#8221;un akla galebe çalması, muhabbetin sabrın sınırlarını zorlaması ve &#8220;hâl&#8221;deki televvünün insan idrakini aşması da diyebiliriz. Zannediyorum, konuyla alâkalı şöyle bir yaklaşım yerinde olur:</p>
<p><strong>1)</strong> Hâlin, hak yolcusunun ilim ve idrakini bastırması, vecdin onun tâkatini aşması, keşfin himmetin üstüne çıkması durumunda sâlik yer yer &#8220;dehşet&#8221; soluklar. Kur&#8217;ân okunurken, namaz kılınırken hudû ve huşû esas olmakla beraber, insanın iradesini aşan feveranla hudû ve huşûun delinmesi.. aşırı vecd u mevâcidin sâlikte, temkin ve muvazene keyfiyetini sarsmasından kalbin mânevî aritmiye girmesi, Hakk&#8217;ı talebin her zaman sadâkat ve vefa istemeseine karşılık, şuhûdun cazibesiyle, sâlikin aceleciliğe düşmesi.. gibi hususlar buna birer misal teşkil edebilirler.</p>
<p><strong>َ2)</strong> Sâlikin, zevkî veya hâlî şuhûdundan, ufkundaki resim ve suretler silinip onun her yanını &#8220;cem&#8221; televvünleri kaplayıp &#8220;ezel&#8221; onun zaman ufkunun önüne geçince, ruh da Hak müşâhedesiyle müşâhedeye erince -ki bir kudsî hadiste bu makama<span class="arabic"> فَبيَ يَسْمَعُ وَبيَ يُبْصِرُ </span>&#8220;Benimle duyar benimle görür.&#8221;<sup>[1]</sup> şeklinde işaret edilmiştir.- hak yolcusu kendini dehşetin dalgaları içinde bulur.</p>
<p><strong>3)</strong> Sâlik u muhibbin, beklenmedik şekilde kalb yamaçları Vâridat-ı Sübhâniye ve Eltâf-ı İlâhiye sağanağına tutulduğunda veya dört bir yanını kurbet ziyâları sardığında ve pinhânlar ayân olup en kâmil mânâda &#8220;ihsan&#8221; ufku zuhûr ettiğinde onun benliğini bütünüyle bir dehşet kaplar; o da kendini tamamen gaybûbetin enginliklerine salar ve dehşet mülâhazalarına teslim olur.</p>
<p>&#8220;Öyle bilmezdim ben kendimi<br />
O ben miyim ya ben O mu?<br />
Âşıkların budur demi<br />
Yandıkça yandım bir su ver!&#8221; (Gedâî)</p>
<p>bu makamla alâkalı söylenmiş güzel ve sade sözlerdendir.</p>
<p>Yoldakilere ait bu duyuş ve seziş bazen iltibaslara da vesile olabilir; olabilir ve ömrünü Kitap-Sünnet endeksli yaşamayanlar ve şuuraltılarını Mişkât-ı Muhammediye&#8217;den (sav) akıp gelen ışıklarla beslemeyenler, bu türlü ahvâlde her zaman aldanabilir ve temkine, teyakkuza ters bir kısım şatahata girebilirler.</p>
<p>Heyman:</p>
<p>Heyman içtikçe daha bir yanan ve bir türlü suya kanmayan mânâlarına geldiği gibi, aşk yüzünden deli ve kara sevdalı anlamlarına da gelir.</p>
<p>Tasavvuf erbabına göre heyman, âşık u sâlikin, yol esnasında kalbini saran sürpriz tecellî ve ilâhî mevhibelerle, taaccüp, istihsan ve ruhânî zevklere dalıp kendinden geçmesi ve iradesine hakim olamaması demektir. Kur&#8217;ân-ı Kerim ve Sünnet-i Sahîha&#8217;da heymanla alâkalı açık bir beyan olmadığından, çoğu ehl-i hakikat, &#8220;dehşet&#8221; gibi onu da makamlardan herhangi bir makam görme yerine bir &#8220;hâl&#8221; ve televvün şeklinde anlamışlardır. Bazıları onu, <span class="arabic">وَخَرَّ مُوسى صَعِقًا </span>&#8220;Mûsâ baygın olarak yere yıkıldı&#8230;&#8221; (A&#8217;râf, 7/143) âyetiyle irtibatlandırmak istemişlerse de, vahyi telâki makamıyla, kendinden geçmenin birbirine uygun düşmediği açıktır. Bence, Tûr Hâdisesi&#8217;ne böyle bir yaklaşım yerine; celâlî tecellînin, bütün suret ve resimleri silip, hakikat-ı mücerrede dalga boyunda zuhûruyla, biraz da Hz. Museviyet&#8217;in gereği olarak duyulan bir hayret ve şuurlu bir dehşet demek daha uygun olur zannediyorum&#8230;</p>
<p>Heymanı da tıpkı dehşet gibi üç kategoride tahlil etmek mümkündür:</p>
<p><strong>1)</strong> Yolculuğun ilk merhalelerinde, acz u fakr, hisset ve değersizliğinin şuurunda olan sâlikin, kadrini, kıymetini çok aşkın ekstra lutuflara mazhar olunca, Hz. Eyyûb gibi &#8220;Senin hiçbir lutfundan müstağni kalamam.&#8221;<sup>[2]</sup> deyip, ilâhî tecellîlere sinesini açtıkça açarak &#8220;Daha yok mu?&#8221; (Kaf, 50/30) mülâhazalarıyla köpürme mertebesidir ki, yoldakilerin ekserisinin, bu vadideki düşünce ve davranışlarını bu mertebeye ircâ etmek mümkündür.</p>
<p><strong>2)</strong> Sâlikin, halihazırdaki hulûs ve istikbaldeki meziyetlerine avans mahiyetinde lutfedilen aşkın vâridât karşısında, yeni bir idrak, taze bir ruh ve gerilmiş bir irade ile, o esnada kapısı aralanan acâib ve garâibi derin bir temâşâ zevkiyle seyredip <span class="arabic">رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا </span>&#8220;Rabbimiz, nûrumuzu (ikmal ve) itmam buyur!&#8221; (Tahrî, 66/8) diyerek, ciddî bir azim ve tam bir metafizik gerilimle, elde edilen mazhariyetlerin ötesine hâhiş duyma ruh hâletidir ve</p>
<p>&#8220;Parmağım aşkın balına<br />
Bandıkça bandım bir su ver.&#8221; (Gedâî)</p>
<p>sözleri, bu seviye ile alâkalı söylenmiş güzel sözlerdendir.</p>
<p><strong>3)</strong> Heymanü&#8217;l-fenâdır ki; sâlik, hâlî veya zevkî olarak kadem-nazar vahdetine ulaşır ve kâinatı fenâ ve zeval ufkundan müşâhedeye başlar.. derken her an değişik bir buutta &#8220;bekâ billâh&#8221; tecellîleriyle artık varlığı bütünüyle görmez olur ve ihsan mertebesinin bir vâridatı olarak görüldüğünü tam hisseder ve görebileceği şevkiyle de coşar.</p>
<p>Tabiî bütün bunlar, imanın gücü, yakînin derinliği, kalbî muamelenin devamı ve ahvâl-i sadıkanın da temâdisi nisbetinde zuhûr ederler ki, bu evsafın tam temsil edilmesi de yine Hz. Rûh-u Seyyidi&#8217;l-Enâm&#8217;ın tebaiyetine bağlıdır; O&#8217;na bağlılığın tam hissedilmediği ahvâlde, zuhûr eden fevkalâdelikler çok defa insanı aldatabilir. Tâlib-i feyz-i Hüdâ olanlar, mutlaka Hz. Muhammed (sav) halkasına girmeli; âşık-ı nûr-u Hüdâ olanlar da behemehâl o halkanın ritmine uymalıdırlar.</p>
<p dir="rtl"><span class="arabic">اَللهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا، وَأَعُوذ بكَ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ، وَأَسْأَلُكَ عَمَلاً مُتَقَبَّلاً،<sup>[3]</sup> وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَالِهِ وَصَحْبهِ أَجْمَعِينَ</span></p>
<hr />
<p>[1] el-Hakim et-Tirmîzî, Nevâdiru&#8217;l-usûl 3/81; İbn Kesîr, Tefsîru&#8217;l-Kur&#8217;ân 2/580; İbn Hacer, Fethu&#8217;l-bârî 1/13<br />
[2] Buhârî, gusl 20; Nesâî, gusl 7; Müsned 2/314<br />
[3] İbn Mâce, duâ 3; en-Nesâî, es-Sünenü&#8217;l-kübrâ 4/444, 6/31; İbn Hibbân, es-Sahîh 1/283; et-Taberânî, el-Mu&#8217;cemü&#8217;l-evsat 7/154, 9/32</p>
<p><span class="source21"><strong>Kaynak: Kalbin Zümrüt Tepeleri / M.Fethullah Gülen</strong></span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dehset-ve-heyman/">Dehşet ve Heyman</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
