<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cuma namazi arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/cuma-namazi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/cuma-namazi/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Apr 2025 11:56:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>cuma namazi arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/cuma-namazi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cuma Hutbesi &#124; Cuma Günü ve Cuma Namazı</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-cuma-gunu-ve-cuma-namazi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Apr 2025 11:56:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[cuma namazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=43567</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلاَةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ   Ey iman edenler!&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-cuma-gunu-ve-cuma-namazi/">Cuma Hutbesi | Cuma Günü ve Cuma Namazı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلاَةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ</strong></p>
<p>  Ey iman edenler! Cuma namazına ezan ile çağırıldığınız zaman derhal Allah’ı zikretmeye (hutbe ve namaza) gidin, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır. <strong><em>(Cuma; 9)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>الصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ، وَالْجُمْعَةُ إِلَى الْجُمْعَةِ، وَرَمَضَانُ إِلَى رَمَضَانَ، مُكَفِّرَاتٌ مَا بَيْنَهُنَّ إِذَا اجْتَنَبَ الْكَبَائِرَ.</strong></p>
<p><strong> “Beş vakit namaz</strong>; aralarındaki günahlara, <strong>bir Cuma namazı</strong> diğer Cuma namazına kadar olan günahlara, <strong>bir Ramazan ayı</strong> diğer Ramazan’a kadar olan <strong>günahlara keffarettirler</strong>. Büyük günah işlenmedikçe bunlar, aralarındaki günahları affettirirler.” <strong><em>(Müslim, Taharet 15)</em></strong></p>
<p><strong>Muhterem Müslümanlar! </strong>Hutbemiz<strong> Cuma günü ve Cuma namazı </strong>hakkındadır.</p>
<p>Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur; “Cuma günü, günlerin efendisidir. Allah katında da en mühim olanıdır. (…)  Cuma gününde duaların kabul edildiği bir saat vardır. Kıyamet de cuma günü kopacaktır…” <strong><em>(İbn Mace, ikame 79; Müsned, 3/429.)</em></strong></p>
<p><strong>Cuma namazı ise,</strong> diğer namazlar arasında en muhtevalı ve en çaplı bir namazdır. <strong> Cuma namazı öyle farzlar üstü bir farzdır ki onun kılınmasıyla birlikte, o günün öğle namazının farzı düşer.</strong> Bir farz, başka bir farzı düşürüyorsa, derece itibarıyla diğerinin üstündedir. Bu nedenle Mümin, onun kadr ü kıymetini bilmeli ve her ne pahasına olursa olsun onu eda etmeye çalışmalıdır.</p>
<p><strong>Cuma namazı farzı ayındır</strong>. Farz olduğu, Kitap, Sünnet ve icma ile sabittir. Kur an Kerim in 62. Suresi, Cuma namazından bahsettiği için <strong>Cuma Sûresi </strong>olarak adlandırılmıştır.</p>
<p><strong>Sahabe efendilerimiz;</strong> hutbemizin başında geçen   ayetteki <strong>“</strong><strong>فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ</strong><strong>”</strong>   Cuma günü namaza çağırıldığınız zaman <strong>Allah’ın zikrine koşun</strong>” ifadesini,  <strong>“hemen gidin</strong> <strong>hutbede hazır bulunun, namazı hakkıyla eda edin,  şevkle vakar ve sekine içinde mescide yürüyün”</strong> şeklinde anlamış ve gereğince amel etmişlerdir.</p>
<p>Cuma namazı, cuma günü öğle vaktinde cemaatle kılınır.</p>
<p>Hatip minbere çıkmadığı sürece ilk sünnete başlanır ve dört rekat olarak kılınır. Sünnet kılınırken hatip hutbe için minbere çıksa bile namaza devam edilir. Namaz bittikten sonra hutbe dinlenir.</p>
<p>Hatibin hutbe için   minbere çıkmasından sonra namaza başlamak mekruhtur<strong>.</strong> Böyle bir zamanda gelen bir kişiye, Efendimiz oturmasını emretmiştir. Kılamadığımız bu ilk sünneti cumanın farzından sonra kılabiliriz. <strong><em>(İbn Mâce, İḳametü’s-salât, 88)</em></strong></p>
<p>Hutbeden sonra cumanın farzı<strong>, iki rek’at olarak cemaatle </strong>eda edilir. Farzdan sonra <strong>dört rek’at</strong> <strong>cumanın son sünneti</strong> kılınır.</p>
<p>Cuma namazının, <strong>farz ve sünnetlerinden sonra,</strong> dört rekâtlık <strong>&#8220;zuhr-i ahir&#8221; </strong>namazı kılınır. Zuhr-i âhir namazı son öğle namazı demektir. <strong>İhtiyaten kılınan bir namazdır.</strong> <strong>Alimlerin çoğu tarafından güzel görülmüş ve uygulanması istenmiştir. Ve asırlardır kılınmaya devam edilmektedir. </strong>İslamin ilk dönemlerinde Cuma namazı bir yerleşim yerinde, sadece bir tek yerde kılındığından dolayı, <strong>Peygamber Efendimiz ve ilk dönemlerden gelen rivayetler</strong> arasında, <strong>zuhr-i ahir</strong> diye bir namaz yoktur.  Daha sonraları büyük şehirlerde <strong>bir tek camide kılmanın mümkün olmaması ve birden fazla</strong> camide kılınması üzerine <strong>gündeme gelmiştir</strong>.</p>
<p><strong>İmam-ı Azam hazretlerine göre</strong> cumanın bir belde de bir tek camide kılınması, dinin yüceliğini ifade etmesi bakımından çok önemlidir.  Cuma namazının birçok camide kılınmasını caiz görmeyenlere göre, bir yerleşim yerinde birçok yerde kılınan cuma namazlarından, hangisine daha önce tekbir alınarak başlanmışsa o namaz sahih olur, diğerleri olmaz. <strong><em>(Bir müslümanin yol haritasi shf 371)</em></strong></p>
<p><strong>İşte böyle bir ihtilaftan kurtulabilmek içindir ki;</strong> cumanın dört rekât son sünnetinden sonra, <strong>&#8220;Zuhr-i ahir&#8221;</strong> adı ile dört rekât daha namaz <strong>kılınmaktadır</strong>. Şöyle ki<strong>: &#8220;Vaktine yetişip henüz üzerimden düşmeyen son öğle namazına&#8221; </strong>diye niyet edilir ve tam <strong>öğle namazının dört rekât farzı veya dört rekât sünneti gibi kılınır</strong>. Bu namazın son iki rekâtına ilave edilen sûre ve ayetler, farzın sıhhatine zarar vermez. <strong>Netice itibari ile; cuma namazı sahih olmamışsa bile,</strong> bu dört rekât ile <strong>o günün öğle namazı kılınmış olur</strong>.</p>
<p>Eğer cuma namazı sahih olmuşsa; bu dört rekât <strong>kazaya kalmış bir öğle namazı</strong> yerine geçer. Kazaya kalmış böyle bir namaz bulunmayınca da <strong>nafile bir namaz olarak amel defterimize kaydedilir</strong>.</p>
<p>Zuhr-i ahir den sonra <strong>&#8220;Vaktin sünneti”</strong> niyeti ile, aynen sabah namazının sünneti gibi iki rekât daha namaz kılarak, Cuma namazımızı <strong>her türlü şüpheden kurtulmuş</strong> olarak <strong>on altı rekâta</strong> tamamlamış oluruz.</p>
<p><strong>Geçerli bir mazereti olmadığı halde Cuma namazını ihmal etmek büyük bir vebal ve günahtır. </strong>Allah Resûlü (s.a.s) bu konuda bizi şöyle ikaz eder: <strong>“Her kim önemsemediğinden dolayı Cuma namazını üç defa terk ederse kalbi mühürlenir.”</strong> <strong><em>(İbn Mâce, İkâmet, 93.)</em></strong> Yani o insanda, ibadet aşkı ölür, cumadan başka beş vakit namazın neşvesinden de mahrum kalır… demektir.</p>
<p><strong>Alimlerimiz</strong>,  hadis-i şeriflerden hareketle <strong>Cuma’nın adabına dair</strong>, şunları tespit etmişlerdir: “Cuma günü beden temizliği yapmış olarak, tertemiz elbiseler giyerek, güzel kokular sürmüş olarak, vakar ve sekineyle cumaya gitmek, mescitte kimseyi rahatsız etmemek, hutbeden evvel nafile namaz kılmak,<strong> hutbeyi büyük bir dikkatle dinleyip anlamaya çalışmak, hutbe esnasında hiç konuşmamak ve başka şeylerle meşgul olmamak</strong>” şeklinde de özetlemişlerdir.</p>
<p><strong>Hutbe okunurken huşû içinde</strong>, sessizce dinlemek dini bir gerekliliktir. <strong>Sahabeler hutbede,</strong> Efendimiz’i dinlerken adeta namaz kılıyor gibiydiler.</p>
<p>Hutbe esnasında yanındakiyle konuşmak, başka bir şeyle meşgul olmak <strong>ya da telefonla uğraşmak</strong>, hutbenin özünden uzaklaşmaya, <strong>sevabından mahrum kalmaya</strong> sebep olur.</p>
<p>Üzülerek ifade etmek gerekir ki ibadetin ruhuna aykırı davranışlar gittikçe yaygınlaşmaktadır. Hâlbuki Resul-i Ekrem (s.a.s) hutbe esnasında yanında konuşan arkadaşını ikaz etmeyi dahi hoş karşılamamış ve bu konuda ümmetini şöyle uyarmıştır: <strong>“Cuma günü imam hutbe okurken konuşan birine, ‘Sus!’ bile desen, hatalı bir iş yapmış olursun.”</strong>  <strong><em>(Müslim, Cum’a, 11.)</em></strong></p>
<p>Cuma’nın farzını kıldıktan sonra, <strong>insanlar namaz kılarken</strong> onların huzurunu bozacak şekilde konuşmak, <strong>en hafif ifadesi ile mekruhtur.</strong>  Bazı alimlere göre de; “<strong>İbadet etmeyip,</strong> camide ibadet edenlerin huzurunu bozacak şekilde yüksek sesle konuşmak,  tahrimen<strong> yani harama yakın mekruhtur”. </strong></p>
<p>Hz. Büreyde (r.a) anlatıyor: &#8220;Bir adam mescitte yitiğini ilan etti ve: <em>&#8220;Kim kızıl deveyi gördü?&#8221;</em> dedi. Bunu işiten Aleyhissalâtu vesselâm: <strong>&#8220;Bulamaz ol!  Mescidler neye yarayacaksa onun için inşa edilmiştir, (gayesinden başka maksatla kullanılamaz)!&#8221;</strong> dediler. <strong><em>(Müslim, Mesacid 80)</em></strong></p>
<p>Hutbemizi Efendimiz’in müjdesini hatırlayarak bitirelim; “Cuma’da bir zaman vardır ki; Müslüman bir kul namaz kılarak o vakti değerlendirir sonra da  (haram olmamak şartıyla) Allah’tan her ne isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.” buyuruyor. <em>(<strong>Buhârî, Cuma 37, Müslim, Cuma 13–15)</strong></em></p>
<p>Rabbim bizleri,  cumadaki <strong>o zamanı</strong> yakalamaya ve <strong>cumayı değerlendirmeye </strong>muvaffak eylesin.</p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/04/CUMA-NAMAZI-HUTBE25.0425.docx">Cuma Hutbesi | Cuma Günü ve Cuma Namazı</a>  WORD</strong></p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/04/CUMA-NAMAZI-HUTBE25.0425.pdf">Cuma Hutbesi | Cuma Günü ve Cuma Namazı</a>   PDF</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-cuma-gunu-ve-cuma-namazi/">Cuma Hutbesi | Cuma Günü ve Cuma Namazı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Cuma Namazı ve İcabet Vakti</title>
		<link>https://hizmetten.com/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 May 2021 06:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[cuma namazi]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19817</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlarla bir araya gelme, onlarla kaynaşma, birbirinin kederiyle üzülüp sevinciyle sevinme, medenî olmanın bir muktezasıdır. Onun içindir ki daha Muhacirler Medine’ye hicret etmeden, Ensar kendi arasında, “Yahudiler ve Hıristiyanlar her&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti/">İlk Cuma Namazı ve İcabet Vakti</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlarla bir araya gelme, onlarla kaynaşma, birbirinin kederiyle üzülüp sevinciyle sevinme, medenî olmanın bir muktezasıdır. Onun içindir ki daha Muhacirler Medine’ye hicret etmeden, Ensar kendi arasında, “Yahudiler ve Hıristiyanlar her yedi günde bir bir araya gelirler. Gelin biz de bir gün tespit edelim, o gün toplanalım. Allah’ı zikredip ibadet yapalım, şükredelim.” diye konuşmuştu. Daha sonra da tespit ettikleri günde Es’ad İbn Zürâre’nin evinde bir araya geldiler ve Es’ad onlara namaz kıldırdı. Dili, kılıcı kadar keskin ve müessir olan Ka’b İbn Malik, gözleri görmez hâle gelip torunu tarafından elinden tutularak mescide götürüldüğü devirlerde, cuma günü ezanı duyduğu zaman o ânı hatırlar ve, “Allah (celle celâluhu), Es’ad İbn Zürâre’ye merhamet etsin. Medine’de biz Mus’ab vasıtasıyla Müslüman olduktan sonra, –Resûl-i Ekrem’den haber gelip gelmediğini bilmiyorum– o paçaları sıvadı ve Medine’nin içinde dolaşarak, arkasında kırk (bir rivayete göre on iki) kişi toplayıverdi. Sonra bize cuma namazı kıldırdı. Sonra da bir oğlak kesti ve bize ziyafet verdi. Böylece ilk defa cumanın beşaretini Es’ad İbn Zürâre getirdi. Hayatının sonuna kadar Allah ona merhamet etsin!” der.<a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Daha sonra da, Efendimiz tarafından yazılı emir gelince Mus’ab İbn Umeyr, cuma namazlarını kıldırmaya başlar.</p>
<p>Bütün bunlardan biz şunu anlıyoruz: En az haftada bir defa da olsa bir araya gelme, hep birlikte ibadet etme, sonra da dupduru vicdanlarla konuşup dertleşme içtimaî bir mesele ve zarurettir. Müslümanlığın, daha yeni yeni şehbal açtığı bir devirde dahi şuurlu mü’minler bu durumun farkına varmış, cumanın lüzumuna inanmış, Efendimiz’den bu hususta henüz bir emir gelmemesine rağmen cuma namazı kılmışlardır.</p>
<p>İbn Hacer’in ifadesine göre ise Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), daha Mekke’de iken cuma namazı ile mükellef kılınmıştır.<a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti#_ftn2" name="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Bu büyük imamın muhakkak bir dayanağı vardır; ancak cumanın edası için şartların tahakkuk etmediği bir yerde Cenâb-ı Hakk’ın teklifinin mânâsını anlamak mümkün değildir. Yani şartlar müsait olmadığından, o dönemde Efendimiz’in cuma namazı kılamayacağı muhakkaktır. Bu hususta bildiğimiz şey ise, Efendimiz’in Mekke’de bir defa olsun cuma namazı kılmadığıdır. Cuma, cemaat namazıdır; önde, hakka gönül vermiş, halkın işlerini de gören bir imam, arkada da ona itaat eden ve hakkı dinleyen bir cemaat ister. Bütün bunlar olmadığı için Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Mekke’de cuma ile mükellef tutulmamıştır. Ancak hicretle memur kılınıp Medine’ye yol açılınca önce Kuba’ya gelmiş; orada kaldığı dört-beş gün içinde kendi elleriyle Kuba mescidini inşa buyurmuş, cuma günü oradan ayrılıp Salim İbn Avf oğullarının vadisine gelince de Cibrîl haber getirmiş ve orada cuma namazını kılmışlardır. Çünkü Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), artık bir tebaa bulmuş, İslâm’ın şeairinden olan cuma namazını açıktan açığa ilan etme imkânına sahip olmuştu. Yine O, kuracağı site devletinin sınırları içine girmişti. Dolayısıyla artık sikkeyi O kesecek, tuğrayı O basacak, imam O olacak ve cemaat kendisini dinleyecekti.</p>
<p>Cumanın beşaretiyle sevinç, sürur ve huzur içinde Medine’ye giren mü’minlerin, Efendimiz’le birlikte yaptıkları ilk iş, bir harabeyi alıp orada bir mescit inşa etmek olmuştur. Daha sonra cuma namazları orada eda edildi. Bugün biz oraya ister Mescid-i Nebevî diyelim, isterse Ravza-i Tâhire diyelim, dış elfazla oranın hakiki mahiyetini hiçbir zaman anlatmış olamayız. Zira Allah Resûlü’nün yattığı yerin toprağı, dünyada hiçbir yerin toprağıyla tartılamaz; o, Cennet’ten mi gelmiştir yoksa nur-u ilâhiden hususi mahiyette mi yaratılmıştır, bilemeyiz. Ama Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), <span class="arabic">لاَ تُشَدُّ الرِّحَالُ إِلَّا إِلَى ثَلاَثَةِ مَسَاجِدَ: مَسْجِدِ الحَرَامِ وَمَسْجِدِ الأَقْصَى وَمَسْجِدِي</span> <em>“Uzaktan sefere ç</em><em>ı</em><em>k</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em>p gelinecek yaln</em><em>ı</em><em>zca üç mescid vard</em><em>ı</em><em>r: </em><em>Mescid-i Haram, </em><em>Mescid-i Aksâ ve benim mescidim.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti#_ftn3" name="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> buyuruyor. Çünkü Mescid-i Nebevî, beşerin üstadı Hz. Muhammed tarafından inşa edilmiştir. Bilal, Ammar gibi sahabilerle birlikte o da eliyle harç karmış, sırtında kerpiç taşımış, manivela ile taşları kırmıştır.. kırmış ve böylece bir mescidin temelleri hayır üzerine tesis edilmiştir. Bu yüzden orada kılınan bir rekât namaz, sair yerlerdeki yüzlerce rekât namaza muadil sayılmıştır.</p>
<h3><em>Cumada Aranan İcabet Vakti</em></h3>
<p><span class="dropcap">N</span>amaz, sefine-i dinin direği ve mü’mine gideceği yönü gösteren pusula gibidir. Başka bir ifadeyle o, mü’mini miraca yükseltecek, bir ucu kendi elinde, diğer ucu da Allah’ın elinde olan bir merdiven ve bir habl-i metindir (sağlam bir ip). Bütün bu evsafa sahip namazın özü ise mâşerî vicdanın heyecanlarının ifadesi, cuma namazıdır. Dolayısıyla o, uyanık bir kalb ve gönülle idrak edilmelidir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), <span class="arabic">فِيهِ سَاعَةٌ، لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ، وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي، يَسْأَلُ اللهَ تَعَالَى شَيْئًا، إِلَّا أَعْطَاهُ إِيَّاهُ</span> <em>“Onda bir zaman vardır; Müslüman bir kul namaz kılar olduğu hâlde o vakti idrak ederse Allah’tan her ne istemişse onu Allah kendisine mutlaka verir.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> buyurur. Bu vaktin ne zaman olduğu hususunda sahabe, tâbiin ve daha sonra gelen fukaha-i izam, değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Bana öyle geliyor ki, tıpkı Kadir gecesi, Ramazan’ın içinde değişip durduğu gibi o an da cuma günü içinde gezip durmaktadır. Dolayısıyla o dakikayı yaşayabilmek, cuma gününü bir bütün olarak yaşayıp Allah’a tam bir teveccühle yönelmeye bağlıdır.</p>
<p>Bu yüzden Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bugünü ashabıyla birlikte şuurlu olarak ve yekvücut hâlinde âdeta bir miraç yapıyor gibi geçirmiştir. Rahmet-i ilâhiyeden ümit edilir ki, bu ruh ve hava içinde cumayı değerlendirdiğimiz müddetçe, Cenâb-ı Hak duaların geçerli olduğu o dakikaya denk getirir ve dualarımıza hüsn-ü kabul gösterir. Çoğu defa Nebiler Nebisi ve duası makbul olan kimseler o lahzayı yakalamış, Allah’a duada bulunmuşlar, Allah (celle celâluhu) da onların dualarını kabul etmiştir.</p>
<p>İşte Efendimiz’in bu müstecap dualarından bir örnek; Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “İnsanlar kıtlığa maruz kaldılar. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir cuma günü hutbe verirken bir bedevi kalktı, “Ey Allah’ın Resûlü! Mallarımız helâk oldu, ailelerimiz aç kaldı, bizim için Allah’a dua ediver!” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (aleyhissalâtu vesselam) ellerini kaldırdı. Gökte tek bulut yoktu. Nefsim elinde olan Zât’a yemin olsun, daha ellerini indirmeden, semada dağlar gibi bulutlar peydah oldu. Derken daha minberden inmemişti ki, sakalından yağmur damlaları dökülmeye başladı. O gün, ertesi güne kadar yağmur yağdı. Daha sonraki gün de yağdı, onu takip eden gün de yağdı, müteakip cumaya kadar yağış devam etti. Öyle ki o bedevi veya bir başkası kalkıp: “Ey Allah’ın Resûlü! Binalarımız yıkıldı, mallarımız suda boğuldu, bizim için Allah’a dua ediver (artık yağmur kesilsin).” dedi. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ellerini kaldırıp: <em>“Allahım, etrafımıza yağdır, üzerimize olmasın! (Başka bir rivayette ise şöyle geçmektedir:) Allahım, (yağmur) etrafımıza yağsın, üzerimize değil! Allahım, dağların ve tepelerin üzerine, vadilerin içine, ağaç biten yerlere yağdır).”</em> diye dua etti. Eliyle bulutlara doğru işaret etti. Hangi buluta işaret etti ise o bulut oradan açıldı. Gökte bulut kalmadı. Biz de çıkıp güneşte yürüdük.”<a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti#_ftn5" name="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p>Evet, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ellerini kaldırmış, Allah da O’nun isteğine icabet buyurmuştur. O hâlde, bizler de o ânı yakalayıp dua ettiğimiz zaman, Allah (celle celâluhu) dualarımıza icabet edecektir.</p>
<hr class="uk-divider-icon" />
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a>  Ebû Dâvûd, salât 209; İbn Mâce, ikametü’s-salât 78.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti#_ftnref2" name="_ftn2"><sup>[2]</sup></a>  Bkz.: İbn Hacer el-Heytemî, Tuhfetü’l-muhtâc 2/405.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti#_ftnref3" name="_ftn3"><sup>[3]</sup></a>  Buhârî, <em>fezâilü’s-salât</em> 6, <em>hac</em> 26, <em>savm</em> 67; Müslim, <em>hac</em> 288.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti#_ftnref4" name="_ftn4"><sup>[4]</sup></a>  Buhârî, cuma 37, talâk 24, daavât 61; Müslim, cuma 13-15.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti#_ftnref5" name="_ftn5"><sup>[5]</sup></a>  Buhârî, istiskâ 7; Müslim, istiskâ 1.</p>
<p><strong>Kaynak: :Miraç Enginlikli İbadet: Namaz / M.Fethullah Gülen</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ilk-cuma-namazi-ve-icabet-vakti/">İlk Cuma Namazı ve İcabet Vakti</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumada Dikkat Edilecek Bazı Hususlar</title>
		<link>https://hizmetten.com/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 May 2021 06:00:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[cuma namazi]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat edilecek Hususlar]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cuma namazının ehemmiyetine binaen onun için birtakım şartlar öngörülmüş, bu şartlar yerine getirilmeden Cuma namazının kabul olmayacağı bildirilmiştir. En başta, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, ferdin cuma namazını tek başına değil; bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar/">Cumada Dikkat Edilecek Bazı Hususlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="dropcap">C</span>uma namazının ehemmiyetine binaen onun için birtakım şartlar öngörülmüş, bu şartlar yerine getirilmeden Cuma namazının kabul olmayacağı bildirilmiştir. <em>En ba</em><em>ş</em><em>ta,</em> yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, ferdin cuma namazını tek başına değil; bir cemaatle birlikte eda etmesi gerekmektedir. Cuma, cemaatle birlikte kılınır ve onda okunan hutbe, cemaat tarafından dinlenirse cuma olur.</p>
<p>Evet, cuma, cemaat namazıdır; dolayısıyla biz ona giderken en nezih elbiselerimizi giyecek, en güzel kokuları sürünecek ve bu hava içinde onu takdime çalışacağız. Cuma günü, âlemin yaratıldığı altı günün sonuncusudur. Büyük âlemde günler, devirler hâlinde kendisini gösterir. Bunlar, göklerin ve yerin yaratılmasından, küre-i arzın, hayatın devamına müsait hâle gelmesi ânına kadar geçen devirlerdir ki, Allah katında altı gün olarak isimlendirilir: <span class="arabic">إِنَّ رَبَّكُمُ اللهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ</span> <em>“Rabb’iniz, gökleri ve yeri alt</em><em>ı</em><em> günde yaratan Allah’t</em><em>ı</em><em>r.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftn1" name="_ftnref1"></a></p>
<p>Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) rivayet ediyor: “Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir gün elimden tuttu ve şöyle dedi:<em> ‘Allah, topra</em><em>ğı</em><em> cumartesi günü yaratt</em><em>ı</em><em>. Da</em><em>ğ</em><em>lar</em><em>ı</em><em> pazar günü yaratt</em><em>ı</em><em>; a</em><em>ğ</em><em>açlar</em><em>ı</em><em> pazartesi günü yaratt</em><em>ı</em><em>. Hayat için gerekli olan </em><em>ş</em><em>eyleri sal</em><em>ı</em><em> günü yaratt</em><em>ı</em><em>. Nuru çar</em><em>ş</em><em>amba günü yaratt</em><em>ı</em><em> ve hayvanlar</em><em>ı</em><em> per</em><em>ş</em><em>embe günü yayd</em><em>ı</em><em>. </em><em>Hz. Âdem’i (aleyhisselâm) cuma günü ikindi vaktinden sonra, ikindi ile gece aras</em><em>ı</em><em>ndaki gündüz vaktinin en son saatinde en son mahlûk olarak yaratt</em><em>ı</em><em>.’”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftn2" name="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a></p>
<p>Yahudiler, bu meseleyi yanlış anlamış; “Cuma günü iş bitti, cumartesi de Allah istirahat etti.” demek suretiyle, Allah’a yorgunluk isnadında bulunmuşlardır. Müslümanlar ise Resûl-i Ekrem’in rehberliği sayesinde böyle bir vartaya düşmemişlerdir.</p>
<p><em>Cuman</em><em>ı</em><em>n vakti</em> ise zeval vakti; yani beşerin rüşte erdiği vakittir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Cenâb-ı Hakk’ın rü’yetine vesile olacak bu namazı, Allah’ın emriyle zeval vaktinde kılmayı tayin buyurmuştur. O vakitte Rabb’e teveccüh, O’nu görmeye vesiledir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir temsille bunu anlatır ve, <em>“Ö</em><em>ğ</em><em>le vaktinde aç</em><em>ı</em><em>k seçik güne</em><em>ş</em><em>i gördü</em><em>ğ</em><em>ünüz gibi Rabb’inizi göreceksiniz.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftn3" name="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> buyurur.</p>
<p><em>Di</em><em>ğ</em><em>er bir </em><em>ş</em><em>art da,</em> cuma için belli bir mekânın olması lazımdır. Hâlbuki Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) diğer namazlar için,  <span class="arabic">وَجُعِلَتْ لِي الأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا، فَأَيُّمَا رَجُلٍ مِنْ أُمَّتِي أَدْرَكَتْهُ الصَّلاَةُ فَلْيُصَلِّ</span> <em> “Yer bana temiz, pâk ve mescid kılındı. Her kim namaz vaktine girerse, nerede olursa olsun namazını kılar.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> buyurmaktadır. Ama cuma öyle değildir; siz, dağ başında sopanızı sütre yapıp cuma namazını eda edemezsiniz. O, ancak şehirleşip medenileşmiş, mâşerî vicdanın ne demek olduğunu kavramış ve toplu hareket edebilecek hâle gelmiş yerlerde eda edilir.</p>
<p>Bunlardan başka, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), cuma için gerekli bir takım hususlara da dikkat çekmiştir. Mesela bir defasında minberde hutbe irad ederken, insanlar, meşakkatli işler yapmaları ve sıcak bir günde yünlü elbiselerle camiye gelmeleri sebebiyle terlerler ve çıkan ter kokusu ortalığı sarar, herkesi rahatsız eder. Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), ashaba camiye gelirken yıkanmalarını, bulabildikleri en güzel kokuyu sürmelerini ve cuma için ayrı bir elbiselerinin olmasını tavsiye eder. Bunu ifade eden hadis-i şerif şöyledir, <span class="arabic">الغُسْلُ يَوْمَ الجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ، وَأَنْ يَسْتَنَّ، وَأَنْ يَمَسَّ طِيبًا إِنْ وَجَدَ</span> <em>“Cuma guslü büluğa eren herkese vaciptir. Misvak kullanması ve bulduğu takdirde koku sürünmesi de öyle.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftn5" name="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> Fukaha, bu meselenin geniş bir şekilde münakaşasını yapmış, kimisi Efendimiz’in <em>“vacip”</em> sözünü olduğu gibi kabul etmiş, cumaya gelirken gusletmenin vücubuna hükmetmiş; kimisi de bunun bir mükellefiyet ifade etmediğini belirterek sünnet olduğunu ileri sürmüşlerdir.</p>
<p>Buhârî ve Müslim’de rivayet edilen bir hâdiseye göre, aynı tartışma Hz. Ömer’le ileri gelen bir sahabi arasında da yaşanmıştır. Hz. Ömer (radıyallâhu anh), cuma günü minberde hutbe irad ederken, sahabi mescidin kapısından içeri girer. Hz. Ömer, birden hutbeyi yarıda bırakarak, ona doğru yönelir ve, <em>“Bu vakte kadar nerdeydin? Cuma günü ezan okunduğu zaman hemen camiye gelmen gerekmez miydi?” </em>der. O ise şu cevabı verir: <em>“Ey Allah’ın peygamberinin halifesi! Ezan-ı Muhammedî’yi duyar duymaz hemen koştum. Abdest almanın dışında başka bir meşguliyetim de olmadı.”</em> Hatayı kabullenmekle birlikte, mazeret meşrudur; ezanı duyduğu zaman hazırlanıp koşmuş ve ancak o kadar yetişebilmişti. Fakat Hz. Ömer, meseleyi burada kesmez ve devam eder: <em>“Ezanı duyunca abdest alıp mescide koştun. Fakat abdestle yetinmen de bir eksiklik. Biliyorsun, Resûlullah bize yıkanmayı da emretmişti.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftn6" name="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a></p>
<p>Sahabi, cuma günü gusletmenin ne farz ne de cumanın şartlarından biri olmadığını çok iyi biliyordu. O, Efendimiz’in bu sözünün bir gereklilik ifade etmediğini bildiği için de onu sadece bir fazilet olarak telakki ediyordu. Onun için de cumaya gelirken sadece abdest almış öyle gelmişti. Ne var ki ashab, en küçük âdab-ı şeriatta dahi kardeşini ikaz ediyor, hesaba çekiyordu. Zira onlar çok fıtrî idiler ve aynı zamanda birbirlerinden gelecek şeylere karşı tahammüle hazırdılar. Aralarında bir kırılma, gücenme yoktu. Bu yüzden de birbirlerinin kusurlarını rahatlıkla yüzlerine karşı söylüyor, ikaz edebiliyorlardı. Bu durum ise doğal olmayı, riyadan süm’adan uzak bulunmayı iktiza eder. Bu hâl, günümüz toplumunun kaldırabileceği bir şey değildir. Günümüzde âdeta hiç kimseye kusurunu söylemeniz mümkün değildir; çünkü herkes kendisini kusursuz görmektedir. Bu yüzden söylediğiniz şeyler hafif de olsa, hemen karşınızdaki şahsın temerrüdü ve size karşı bir reaksiyonuyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Belki kendimiz de aynı durum içindeyiz; çoğu defa nefsimiz adına gelecek kusurları kabullenmeye hazır olduğumuzu ifade etmemize rağmen, yine de bazen temerrüt ediyor, bir türlü onları kabule yanaşmıyoruz.</p>
<p>Asır, enaniyet ve gurur asrı. İnsanların kusurunu yüzlerine karşı söylemek âdeta imkânız. Bana öyle geliyor ki, Fahr-i Kâinat Efendimiz minbere çıksa ve günümüz insanına bir şeyler anlatsa, yaralarımıza dokunan sözlerine karşı O’na bile rahatsızlıklar izhar edilecekti. Mesele çok zordur. O bakımdan keşke bütün kusurlarımızı hiç çekinmeden yüzümüze söyleme selahiyetini kendisine verdiğimiz arkadaşlar edinebilseydik.. edinsek de o bizim, biz de onun kusurlarını söyleyiversek ve böylece kendi kendimizi kontrol etseydik, heyhat!.. Hâlbuki sahabe, topyekün kendi kendini kontrol ediyordu; bazen halife, bir sahabiye, “Abdest aldım, camiye geldim diyorsun, nerede bunun guslü?” diyor, soru soruyor; bazen de bir sahabi kalkıp halifeye, “Sen sırtındaki gömleği nereden adın? Bana düşen kumaştan bir gömlek çıkaramadım!” diyor hesap soruyordu fakat hiç kimse hesap sorulmasından rahatsız olmuyordu. Belki halife, gömleği nereden aldığını makul bir şekilde anlatıyor, mü’minin kalbindeki tereddüt ve şüpheyi izale ediyor; sahabi de hatasını kabulle birlikte meşru sebepler gösteriyor ve nedenini açıklıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a>  A’râf sûresi, 7/54.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftnref2" name="_ftn2"><sup>[2]</sup></a>  Müslim, sıfâtu’l-münâfikîn 27; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/327.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftnref3" name="_ftn3"><sup>[3]</sup></a>  Buhârî, ezân 129, rikâk 52, tevhîd 24; Müslim, zühd 16.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftnref4" name="_ftn4"><sup>[4]</sup></a>  Buhârî, <em>teyemmüm</em> 1, <em>salât</em> 56; Müslim, <em>mesâcid</em> 3, 4, 5.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftnref5" name="_ftn5"><sup>[5]</sup></a>  Buhârî, cuma 2-5, 12, 26; Müslim, cuma 1-12.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar#_ftnref6" name="_ftn6"><sup>[6]</sup></a>  Buhârî, <em>cuma</em> 2; Müslim, <em>cuma</em> 3-4.</p>
<div class="fastsocialshare_container fastsocialshare-align-center">
<div class="fastsocialshare-subcontainer">
<div class="fastsocialshare-share-fbl fastsocialshare-button">
<div class="fb-like fb_iframe_widget" data-href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar" data-layout="button" data-width="100" data-action="recommend" data-show-faces="false" data-share="false"></div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>Kaynak: Miraç Enginlikli İbadet: Namaz/ M.Fethullah Gülen</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cumada-dikkat-edilecek-bazi-hususlar/">Cumada Dikkat Edilecek Bazı Hususlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cuma Namazının Önemi</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-namazinin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 May 2021 06:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[cuma namazi]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cuma namazı, namaz olarak sair namazlardan farksızdır; yani o da kıyam, kıraat, rukû, sücud ve celseden ibarettir. Başka bir ifadeyle, insanın kanat çırpıp Rabbisine yükselmesinden, bir arşiye çizip miracını gerçekleştirmesinden,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-namazinin-onemi/">Cuma Namazının Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cuma namazı, namaz olarak sair namazlardan farksızdır; yani o da kıyam, kıraat, rukû, sücud ve celseden ibarettir. Başka bir ifadeyle, insanın kanat çırpıp Rabbisine yükselmesinden, bir arşiye çizip miracını gerçekleştirmesinden, fikren ve hayalen on dört asır evvel yaşamış Rehber-i Ekmel’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanına gidip, O’nun arkasında durmasından ibarettir. Biz, günün yirmi dört saatini beşe bölüp, her parçasını beş vakit namazla nurlandırdığımız gibi, haftayı da cuma ile böler, bir biçime koyar ve üzerine nur serperiz. Haftalık saatimizi, cuma’ya göre ayarlar, o an gelip çattığı zaman bütün hissiyat, letaif ve kalbimizle Rabbimize teveccüh ederiz. Çünkü cuma günü, Allah’ın yarattığı günler içinde en kıymetli bir gündür. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), cuma gününün hususiyetlerini şu şekilde sıralar:</p>
<p><em>“Cuma günü, (haftan</em><em>ı</em><em>n di</em><em>ğ</em><em>er) günlerinin efendisidir. Allah kat</em><em>ı</em><em>nda da en mühim olan</em><em>ı</em><em>d</em><em>ı</em><em>r. O, Allah kat</em><em>ı</em><em>nda, </em><em>Kurban ve </em><em>Ramazan bayram</em><em>ı</em><em> günlerinden daha mühimdir. Bu günün be</em><em>ş</em><em> hasleti vard</em><em>ı</em><em>r: Allah (celle celâluhu), </em><em>Âdem’i bugünde yaratt</em><em>ı</em><em>, bugünde yeryüzüne indirdi ve ruhunu bugünde kabzetti. Ayr</em><em>ı</em><em>ca bugünde bir vakit vard</em><em>ı</em><em>r ki, kul o vakitte Allah’tan haram bir </em><em>ş</em><em>ey talep etmedikçe her ne isterse mutlaka kendisine verilir. K</em><em>ı</em><em>yamet de bugün kopacakt</em><em>ı</em><em>r. Bütün mukarreb (Allah’a yak</em><em>ı</em><em>n) melekler, sema, arz, rüzgâr, da</em><em>ğ</em><em>, deniz&#8230; hepsi bugünün kadrinin azametinden çekinirler.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>Bu âlemde gün dediğimiz şeyler devrini tamamlarken, makro âlemde de bir dönüş vardır. Bu âlemde cuma günü, Efendimiz’in ifadesiyle yeryüzünde beşerin meydana geldiği gündür. Dolayısıyla normo âlemdeki cumalar, cumartesiler, pazarlar… makro âlemdeki günlere tevafuk ettiği zaman, kilidin noktaları birbirine gelmiş gibi şifre çözülür ve insan ancak o zaman kalbî arşiye ve kavsiyesini tamamlama imkânına sahip olur. Bu günler arasında bir ihtilaf olduğu zaman ise insanlar feyz-i akdesten gelen sırlardan istifade edemezler. İşte Yahudi ve Hıristiyanlar, cumartesi ve pazar günü demek suretiyle bu sırlardan istifade edememişlerdir. Ümmet-i Muhammed ise cuma gününün ehemmiyetine binaen, bu güne sahip çıkmış ve her hafta coşkulu bir şekilde onu idrak etmektedir, –inşâallah– kıyamete kadar da idrak edecektir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu hakikati, <em>“Allah Teâlâ, bizden öncekileri cumay</em><em>ı</em><em> bulma i</em><em>ş</em><em>inde </em><em>ş</em><em>a</em><em>şı</em><em>rtt</em><em>ı</em><em>. Bu sebeple cumartesi </em><em>Yahudilerin, pazar da </em><em>H</em><em>ı</em><em>ristiyanlar</em><em>ı</em><em>n oldu. Allah (celle celâluhu), bizi yaratt</em><em>ı</em><em> ve bizlere cuma gününü bulma hususunda hidayet nasip etti: cumay</em><em>ı</em><em> da, cumartesini de, pazar</em><em>ı</em><em> da (ibadet günleri) k</em><em>ı</em><em>ld</em><em>ı</em><em>. Onlar, k</em><em>ı</em><em>yamet günü de bize tâbidirler. Biz, dünya ehli aras</em><em>ı</em><em>nda sonuncusuyuz, fakat k</em><em>ı</em><em>yamet günü birinciler olaca</em><em>ğı</em><em>z ve bütün mahlûkattan önce hesaplar</em><em>ı</em><em> görülüp bitirilecekler olaca</em><em>ğı</em><em>z.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn2" name="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> şeklinde ifade eder.</p>
<p>Evet, ifsat edilmiş bir vasıtayla yol alınamaz, bozulmuş bir sistemle mesafe katedilemez, matlub ve maksuda ulaşılamaz. Bizler, zaman itibarıyla sonradan geldik, fakat onlara sebkat ettik, yarışı biz kazandık. İşte bu yüzden cuma namazı, diğer namazlar arasında en muhtevalı ve en çaplı bir namazdır. O hâlde mü’min, onun kadr ü kıymetini bilecek ve her ne pahasına olursa olsun onu eda etmeye çalışacaktır.</p>
<p>Evet, cuma namazı, haftayı tamamlar ve insanları, Allah’a yaklaşabilecekleri bir yere yükseltir. Onlar da, cuma sayesinde Rabb’in rahmetinden istifade etme yolunu düşünürler. Başka bir ifadeyle, altı gün namaz kıldıktan sonra, ulûfe almak üzere belli bir gün belli bir noktaya yükselirler ki, o gün, şuurluların, Hakk’a gönül vermişlerin etekleri mücevherlerle dolar taşar. Dolayısıyla cuma, bir haftalık seyahatin neticesinde belli şeyleri Rabb’den almak üzere belli bir doruğa ulaşmanın ifadesidir. Bu hakikati Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), şu hadisiyle ifade etmiştir:  <span class="arabic">الصَّلَاةُ الْخَمْسُ، وَالْجُمْعَةُ إِلَى الْجُمْعَةِ، كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُنَّ، مَا لَمْ تُغْشَ الْكَبَائِرُ</span> <em> “Be</em><em>ş</em><em> vakit namaz, bir cuma namaz</em><em>ı</em><em> di</em><em>ğ</em><em>er cuma namaz</em><em>ı</em><em>na kadar, hep kefarettirler; büyük günah irtikâp edilmedikçe aralar</em><em>ı</em><em>ndaki günahlar</em><em>ı</em><em> affettirirler.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn3" name="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a></p>
<p>Görüldüğü gibi Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), günü, haftayı ve seneyi belli bölüm ve parçalara ayırır; o parçalarda eda edilen namazların, namazsız geçen diğer bölümleri nurlandırdığını ifade ederler.</p>
<p>Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerim’de, <span class="arabic">يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ</span> <em>“Ey iman edenler! Cuma günü namaza ça</em><em>ğı</em><em>r</em><em>ı</em><em>ld</em><em>ığı</em><em>n</em><em>ı</em><em>z zaman, al</em><em>ış</em><em>veri</em><em>ş</em><em>i b</em><em>ı</em><em>rak</em><em>ı</em><em>p hemen Allah’</em><em>ı</em><em> anmaya ko</em><em>ş</em><em>un. Bu sizin için daha hay</em><em>ı</em><em>rl</em><em>ı</em><em>d</em><em>ı</em><em>r, bir bilseniz!”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> ferman etmekte ve sanki, “Sizi davet eden Zât, Mâbud-u Mutlak’tır, Maksud-u bi’l-İstihkak’tır. Cuma namazına davet etmekle sizi yükseltip kurb-u huzuruna almak istiyor.” demekte ve âdeta düğün sahiplerinin, düğün davetiyesinin altına imza attıkları gibi, bu davetin altına <em>“Allahu ekber, Allahu ekber&#8230;” </em>sözleriyle imza atmaktadır.</p>
<p>Âyette <em>“nida”</em> kelimesiyle, ezan-ı Muhammedî kastedilmektedir. Zaten Müslümanların gülbangı, günde beş defa minarelerden semalara doğru şehbal açan ezan-ı Muhammedî’dir. <em>“Zikir”</em>den maksat ise hutbe ile başlayan namazdır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde bu ezan, imam minberde iken okunur, sonra da namaz için kâmet getirilir ve namaza durulurdu. Bu uygulama Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer (radıyallâhu anhümâ) devrinde de devam etmiştir. Fakat Müslümanlar, gün be gün çoğalıp şehirler genişledikçe, ses her tarafa ulaşmaz ve duyulmaz oldu. Bundan dolayı da Hz. Osman, hatip minberde iken okunan ezana ilave olarak halka duyurmak için dış ezanı okutmaya başladı ve bu usûl üzerine icma vaki oldu. Hutbede okutulan ezana da, sünnete riayet olsun diye teberrüken devam edildi.</p>
<p>Sahabe, âyetteki <span class="arabic">فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللهِ</span> <em>“Allah’</em><em>ı</em><em>n zikrine ko</em><em>ş</em><em>un.”</em> ifadesi, “hemen gidin” demektir. Abdullah İbn Mesud: <em>“E</em><em>ğ</em><em>er bunun mânâs</em><em>ı</em><em> bildi</em><em>ğ</em><em>imiz ko</em><em>ş</em><em>mak olsayd</em><em>ı</em><em>, ezan okundu</em><em>ğ</em><em>u zaman, vallahi h</em><em>ı</em><em>rkam s</em><em>ı</em><em>rt</em><em>ı</em><em>mdan dü</em><em>ş</em><em>ecek derecede ko</em><em>ş</em><em>ard</em><em>ı</em><em>m.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn5" name="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> der. Sahabe, bu kelimeyi, şevk içinde mescide yürüme şeklinde anlamıştır ki, haddizatında namaza giderken vakar ve sekine içinde gidilmesi esastır. Belki içiniz koşmak isteyecek fakat siz, mü’mine yakışır bir vakar ve ciddiyetle, iç coşkunluğunuzu frenleyecek, ağır ağır gideceksiniz.. gidecek ve namazdan yetişebildiğinizi eda edecek, yetişemediğinizi de, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in, <span class="arabic">إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَأْتُوهَا تَسْعَوْنَ، وَأْتُوهَا تَمْشُونَ، عَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ، فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا، وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا</span> <em>“Namaz için kâmet getirildi</em><em>ğ</em><em>i vakit, ona ko</em><em>ş</em><em>arak gelmeyin, yürüyerek gelin, a</em><em>ğı</em><em>rba</em><em>ş</em><em>l</em><em>ı</em><em>l</em><em>ığı</em><em> elden b</em><em>ı</em><em>rakmay</em><em>ı</em><em>n, yeti</em><em>ş</em><em>ti</em><em>ğ</em><em>inizi k</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em>n, yeti</em><em>ş</em><em>emedi</em><em>ğ</em><em>inizi sonra tamamlars</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>z.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn6" name="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> fermanına uyarak kaza edeceksiniz.</p>
<p>Sahabe efendilerimiz ne zaman namaza çağrılsalar, aşk ve şevk içinde giderlerdi ve ezan-ı Muhammedî, onların içine âdeta su serper; dünyanın boğucu ahvalinden bir nebze de olsa rahatlamalarına vesile olurdu. Bu durum, aynı zamanda bir mü’minlik şiarıdır; mü’min, Allah’tan bir davet aldığında vakit kaybetmeden davete icabet eder. İşte Kur’ân, bu ruh hâletine tercüman oluyor.</p>
<p>Âyette dikkat çeken başka bir husus ise, <em>“Al</em><em>ış</em><em>veri</em><em>ş</em><em>i b</em><em>ı</em><em>rak</em><em>ı</em><em>n.”</em> ifadesidir. Dünyada insan için en cazip olan şey, bir kazanç peşinde koşması ve her defasında üç-beş kuruş daha fazla elde etmesidir. Dolayısıyla tüccar, kendisi için cazip olan ticaretini bırakıp camiye gelecek; memur, memuriyet masasından kalkıp camiye koşacak; işçi, tezgâhını kapatıp ezan-ı Muhammedî’ye kulak kesilecek ve camiye gidecek&#8230;</p>
<p>Âyetin sonundaki, <em>“Bu sizin için daha hay</em><em>ı</em><em>rl</em><em>ı</em><em>d</em><em>ı</em><em>r, bir bilseniz!”</em> ifadesi şunu söyler: Rabbi hoşnut etme ve uhrevî saadetinizi temin adına, her türlü işi bırakıp Hz. Muhammed’in getirdiği ziyafet sofrasındaki ilâhî nimetlerin en üstünlerinden olan cuma namazına gitmeniz, sizin için daha hayırlıdır. Başka bir ifadeyle, Kur’ân’ın emirlerinin ne demek olduğunu ağırlığıyla vicdanınızda hissediyor ve namazın içinizde hâsıl ettiği neşveyi duyuyor iseniz, cuma’nın faziletini size anlatmaya lüzum yok, siz onu daha iyi bilirsiniz. Öyleyse nida kulağınıza geldiği an, alışverişi terk edip mü’mine yakışır bir vakar ve ciddiyet içinde mescide koşacaksınız demektir.</p>
<p>Bir sonraki âyet-i kerimede ise, <span class="arabic">فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللهِ وَاذْكُرُوا اللهَ كَثِيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ</span> <em>“Namaz k</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>nca art</em><em>ı</em><em>k yeryüzüne da</em><em>ğı</em><em>l</em><em>ı</em><em>n ve Allah’</em><em>ı</em><em>n lütfundan isteyin. Allah’</em><em>ı</em><em> çok zikredin; umulur ki, kurtulu</em><em>ş</em><em>a erersiniz.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn7" name="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> buyrulmaktadır ki, bu lütfun ne olduğu hususunda İbn Abbas şu değerlendirmede bulunur: <em>“Bu âyetle mü’minlere dünyal</em><em>ı</em><em>k pe</em><em>ş</em><em>inden ko</em><em>ş</em><em>malar</em><em>ı</em><em> emredilmedi, Allah’</em><em>ı</em><em>n lütfundan kas</em><em>ı</em><em>t, hasta ziyaret etmek, cenazeye i</em><em>ş</em><em>tirak etmek ve Allah için din karde</em><em>ş</em><em>ini ziyaret etmek gibi </em><em>ş</em><em>eylerdir.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn8" name="_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Fakat biz meseleyi biraz daha şümullü ele alacak olursak şöyle diyebiliriz: Namazı eda edin ve içiniz durulaşıp berraklaşsın, sonra mesuliyet duygusu altında yeryüzüne dağılın, Allah’ın dünyevî ve uhrevî lütuflarından istifade edin. Nurlu ve yümünlü bir hayat yaşayın ki, hayatınız düzene girsin. Böylece felaha erersiniz.</p>
<p>Sûrenin son âyetinde de, <span class="arabic">وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا قُلْ مَا عِنْدَ اللهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ وَاللهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ</span> <em>“Onlar bir ticaret ve e</em><em>ğ</em><em>lence gördükleri zaman Seni orac</em><em>ı</em><em>kta b</em><em>ı</em><em>rakarak kalk</em><em>ı</em><em>p ona giderler. De ki: ‘Allah’</em><em>ı</em><em>n nezdindekiler, e</em><em>ğ</em><em>lenceden ve ticaretten daha yararl</em><em>ı</em><em>d</em><em>ı</em><em>r. Allah, r</em><em>ı</em><em>z</em><em>ı</em><em>k verenlerin en hay</em><em>ı</em><em>rl</em><em>ı</em><em>s</em><em>ı</em><em>d</em><em>ı</em><em>r.’”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn9" name="_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> buyrulmakta ve Efendimiz döneminde vuku bulan bir hâdiseye dikkat çekilmektedir:</p>
<p>Bir gün Efendimiz minberde hutbe irad ediyordu. Medine’de açlığın ve pahalılığın hâkim olduğu bu dönemde, bir ticaret kervanının Şam’dan döndüğü haberini bildiren kös veya def-davul sesi etrafta duyulunca mescittekiler Efendimiz’i dinlemeyi bırakıp kervana koştular. Tabi bu hareketi, Efendimiz’i minberde dinleme mecburiyetini henüz müdrik olmadıklarından, hutbenin ve cumanın adabı mevzuunda yeteri kadar bir şey bilmediklerinden yapmışlardı. Vakayı nakleden Selman-ı Fârisî, İbn Mesud, Bilal-i Habeşî gibi sahabiler, orada sadece on iki erkek ve bir de kadının kaldığını bildirirler. Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu duruma oldukça canı sıkılmış ve: <em>“Muhammed’in can</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em> elinde bulunduran Allah hakk</em><em>ı</em><em> için e</em><em>ğ</em><em>er hepiniz gitmi</em><em>ş</em><em> olsayd</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>z, vadiyi ate</em><em>ş</em><em> seli doldurur, sizi götürürdü.” </em>başka bir rivayette ise, <em>“O kalanlar olmasayd</em><em>ı</em><em>, üzerinize gökten ta</em><em>ş</em><em> ya</em><em>ğ</em><em>d</em><em>ı</em><em>r</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em>rd</em><em>ı</em><em>.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn10" name="_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> buyurmuştur.</p>
<p>Evet, Nebi’nin hutbede terk edilmesi korkunç bir şeydi; bundan dolayı da sahabeye korkunç bir itap vardır. Ancak az sayıdaki kutlu, işin şuuruna varmış; Allah Resûlü’nü yalnız bırakmamak suretiyle büyük bir belanın gelmesine mâni olmuşlardır. Bundan sonra sahabenin, Efendimiz’i dinlerken âdeta ayağına pranga vurulmuş gibi dinlediği bildirilir. Artık hutbe dinlerken, öylesine edep içinde oturuyorlardı ki, o oturmaları âdeta namaz hüviyeti alıyor, Said İbn Cübeyr’in ifadeleri içinde, devr-i risalette hutbe dinlemek, iki rekât namaza mukabil sayılıyordu.<a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn11" name="_ftnref11"><sup>[11]</sup></a></p>
<p>Hâsılı, cuma günü, günlerin efendisi olduğu içindir ki yerinde sabit durur, kendine has durumunu muhafaza eder, haftanın diğer günleri ona göre vaziyet alırlar. Bayram, Arefe vb. günler hep değişir ve farklı zamanlara denk gelir. Bu yüzden mü’minler, bayramlardan daha ziyade cumaya ihtimam gösterirler. Haftada bir defa cuma namazına gelmeyi ağır bulanlar da teselli olmak için bayramdan bayrama camiye-cemaate gelirler. Hâlbuki nerede bayram namazları, nerede cuma namazı! Sahabe, bayrama verdiği ehemmiyetin belki yüz katını cuma gününe veriyordu. Zira Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), مَنْ تَرَكَ ثَلَاثَ جُمَعٍ تَهَاوُنًا بِهَا، طَبَعَ اللهُ عَلَى قَلْبِهِ <em>“Kim önemsemeyerek (ba</em><em>ş</em><em>ka bir rivayette mazeretsiz olarak) üç cumay</em><em>ı</em><em> terk edecek olursa, Allah onun kalbini mühürler.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn12" name="_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> buyurmuştu. Yani o insanda ibadet aşkı ölür, cumadan başka beş vakit namazın neşvesinden de mahrum kalır, Allah’ı sevemez, Rehber-i Ekmel’i takdir edip, O’nun arkasında yerini alamaz. Allah’ın huzuruna sanki boynunda ip, sürükleniyormuş gibi gelir.</p>
<p>Başka bir hadis-i şerifte de tehdit ve tedip mahiyetinde, <span class="arabic">لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجُمُعَاتِ، أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ، وَلَيَكُونُنَّ مِنَ الْغَافِلِينَ</span> <em>“Bir k</em><em>ı</em><em>s</em><em>ı</em><em>m insanlar ya cumay</em><em>ı</em><em> terk etmekten vaz geçecek veya Allah onlar</em><em>ı</em><em>n kalblerine mühür vuracakt</em><em>ı</em><em>r da gayri ondan öte gafiller güruhu içine girecek, duymaz, duygulanmaz fertler hâline geleceklerdir.”</em><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftn13" name="_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> buyrulur.</p>
<p>Evet, cuma bu kadar ağır ve bu kadar büyüktür. Bütün bu hadisler, cumanın ehemmiyeti mevzuunda Fahr-i Kâinat Efendimiz’in hassasiyetini, daha doğrusu Cenâb-ı Hakk’ın bu mevzuda O’na talim ve tebliğinin ağırlığını ifade etmektedir.</p>
<hr class="uk-divider-icon" />
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a>  İbn Mâce, ikâme 79; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/430.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref2" name="_ftn2"><sup>[2]</sup></a>  Müslim, cuma 22; Nesâî, cuma 1; İbn Mâce, ikâme 78.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref3" name="_ftn3"><sup>[3]</sup></a>  Müslim, tahâret 10, 15, 16; Tirmizî, salât 46; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/359.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref4" name="_ftn4"><sup>[4]</sup></a>  Cum’a sûresi, 62/9.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref5" name="_ftn5"><sup>[5]</sup></a>  İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 1/482; Abdurrezzak, el-Musannef 3/207.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref6" name="_ftn6"><sup>[6]</sup></a>  Buhârî, <em>cuma</em> 18; Müslim, <em>mesâcid</em> 151.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref7" name="_ftn7"><sup>[7]</sup></a>  Cum’a sûresi, 62/10.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref8" name="_ftn8"><sup>[8]</sup></a>  el-Beğavî, Meâlimü’t-tenzîl 4/345; es-Suyûtî, ed-Dürru’l-mensûr 8/165.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref9" name="_ftn9"><sup>[9]</sup></a>  Cum’a sûresi, 62/11.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref10" name="_ftn10"><sup>[10]</sup></a>  Ebû Ya’lâ, <em>el-Müsned</em> 3/468; es-Sa’lebî, <em>el-Ke</em><em>ş</em><em>f ve’l-beyân</em> 9/317; el-Beğavî, <em>Meâlimü’t-tenzîl</em> 4/345.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref11" name="_ftn11"><sup>[11]</sup></a> el-Kurtubî, <em>el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân,</em> 18/114.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref12" name="_ftn12"><sup>[12]</sup></a>  Ebu Dâvûd, <em>salât</em> 209; Nesâî, <em>cuma</em> 2.</p>
<p><a href="https://fgulen.com/tr/eserleri/namaz/cuma-namazinin-onemi#_ftnref13" name="_ftn13"><sup>[13]</sup></a>  Müslim, cuma 40; Nesâî, cuma 2.</p>
<p><strong>Kaynak: Miraç Enginlikli İbadet: Namaz/ M.Fethullah Gülen</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-namazinin-onemi/">Cuma Namazının Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cuma Namazı &#124; Kısa Yusufiye Hikayeleri</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-namazi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2020 10:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[cuma namazi]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki gül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11596</guid>

					<description><![CDATA[<p>SEN MİSİN CUMA KILDIRAN? Yürekleri acılıdır gözaltına alınmış onlarca masumun. Emniyet nezarethanesinin içinde acı, ızdırap ve üzüntü hâkimdir. Gözaltına alındıkları haftanın ilk cumasıdır. Karşılıklı görüşme sonunda Cuma namazı kılmayı kararlaştırırlar.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-namazi/">Cuma Namazı | Kısa Yusufiye Hikayeleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SEN MİSİN CUMA KILDIRAN?<br />
Yürekleri acılıdır gözaltına alınmış onlarca masumun. Emniyet nezarethanesinin içinde acı, ızdırap ve üzüntü hâkimdir. Gözaltına alındıkları haftanın ilk cumasıdır. Karşılıklı görüşme sonunda Cuma namazı kılmayı kararlaştırırlar. İçlerinde ilahiyat mezunu Mustafa Hoca da vardır. Mustafa Hoca Cuma namazını kıldırır. Heyecan doludur hutbesi. Heyecana kapılır giydirir zalime zulme. Polisler kameradan izler namazı ve hutbeyi. Namaz bittikten sonra polisler gelir ve Mustafa Hoca’yı sorguya götürür. Tam iki saat sorgu adı altında işkence yaparlar Mustafa Hoca’ya. Eli yüzü perişan vaziyette döner nezarethaneye. Kolları bacakları mosmor kesilmiştir. Onu gören başlar hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Acısıyla baş başa kalır Mustafa Hoca.<br />
Denecek tek söz şu olsa gerek:<br />
“Zalimler için yaşasın cehennem!</p>
<p><strong>Hizmetten | Zeki Gül</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-namazi/">Cuma Namazı | Kısa Yusufiye Hikayeleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
