<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beyaz Sandalye arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/beyaz-sandalye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/beyaz-sandalye/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:10:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Beyaz Sandalye arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/beyaz-sandalye/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>BM Önünde Beyaz Sandalye &#124; Ali Emir Pekkan</title>
		<link>https://hizmetten.com/bm-onunde-beyaz-sandalye-ali-emir-pekkan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2020 17:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Emir Pekkan]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hücrede, beyaz bir sandalye üzerinde öldü Mustafa Kabakçıoğlu. Çeşitli hastalıkları vardı, cezaevi yönetimi “tedaviye ihtiyacım var” taleplerine cevap vermemişti. İşte o beyaz sandalye, Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerinin sembolü oldu.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bm-onunde-beyaz-sandalye-ali-emir-pekkan/">BM Önünde Beyaz Sandalye | Ali Emir Pekkan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Hücrede, beyaz bir sandalye üzerinde öldü Mustafa Kabakçıoğlu. Çeşitli hastalıkları vardı, cezaevi yönetimi “tedaviye ihtiyacım var” taleplerine cevap vermemişti. İşte o beyaz sandalye, Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerinin sembolü oldu. Dünyayı dolaşıyor şimdi. Avrupa ülkelerinden sonra Amerika’da çeşitli şehirlerde meydanlardaydı.</div>
<div></div>
<div>Cumartesi günü, New York’taki Birleşmiş Milletler binası karşısında, öğle saatlerinde bir grup insan toplandı. Beyaz sandalyeyi koydular insanlığın gözü önüne. Demir parmaklıklar kuruldu, siyasi tutukluların posterleri taşındı. Bir basın açıklaması ile Türkiye’de yaşananları anlattılar.</div>
<div>
<div><img decoding="async" title="" src="http://image.writeclouds.com/Images/Resim/Images/News/20201122/18014998.jpg" alt="" /></div>
</div>
<div>Mustafa Kabakçıoğlu’nun hikayesi yankılandı gökdelenlerin arasında.</div>
<div></div>
<div>Binlerce mağdur ve mazlumdan biriydi o.</div>
<div></div>
<div>Emniyet teşkilatında komiser yardımcısıydı.</div>
<div></div>
<div>Cadı avının kurbanı oldu.</div>
<div></div>
<div>Bir hücreye atıldı.</div>
<div></div>
<div>Astım, yüksek tansiyon ve şeker gibi hastalıkları vardı. Gümüşhane cezaevine dilekçeler yazdı.</div>
<div></div>
<div>Cevap bile vermediler.</div>
<div></div>
<div>Her geçen gün durumu kötüleşti. Kilo kaybetti.</div>
<div></div>
<div>24 Ağustos’ta (2020) hastaneye götürün talebi de geri çevrildi. Beş gün sonra (29 Ağustos), tek kişilik hücrenin kapısını açan infaz memuru cansız cesedini buldu. 44 yaşındaydı, iki çocuğu vardı.</div>
<div>
<div><img decoding="async" title="" src="http://image.writeclouds.com/Images/Resim/Images/News/20201122/663481.jpg" alt="" /></div>
</div>
<div>Eli kanlı AKP rejimi, Covid-19 salgınından sonra ceza infaz yasasında bir değişiklik yapmış ve hırsızları, katilleri, tecavüzcüleri, mafya babalarını serbest bırakmıştı. Bu değişiklikten gazeteciler, işadamları, akademisyenler, öğretmenler, Mustafa Kabakçıoğlu gibi hastalar yararlandırılmadı.</div>
<div></div>
<div>2016’dan bu yana cezaevlerinde ölen hasta sayısı yüzü geçti.</div>
<div></div>
<div>780 bebek hala cezaevlerinde.</div>
<div></div>
<div>“Yaşadıklarım bana ders size dert olsun” diye yazmıştı, günlüğüne Kabakçıoğlu. Şimdi onun hayata veda ettiği beyaz sandalyesi, mazlumların sembolü, dünyayı dolaşıyor.</div>
<div></div>
<div>Türkiye’deki insan hakları ihlalleri sona erinceye kadar da dolaşmaya devam edecek.</div>
<div></div>
<div>Dünyadan sesler yükselecek;</div>
<div></div>
<div>“Demokrasi ve hukuka dönün. Daha fazla masumun hayatını kaybetmesinin önüne geçin. Cezaevlerindekileri bir an önce tahliye edin!”</div>
<div><b> </b></div>
<div>
<div><b>Kaynak: Ali Emir Pakkan | Samanyoluhaber</b></div>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/bm-onunde-beyaz-sandalye-ali-emir-pekkan/">BM Önünde Beyaz Sandalye | Ali Emir Pekkan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz Sandalye &#124; Yusuf Demircioğlu</title>
		<link>https://hizmetten.com/beyaz-sandalye-yusuf-demircioglu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2020 15:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[Priştinalı Yusuf Demircioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Canımızı yakanlar müslüman! kardeşimiz! Hakkımızı alırız Kerim bizim Rabbimiz, Köpeğe mi sorulur annem nerede diye, Anneyi hapse atan hukuktu köpeğiniz. Çocuk bu köpek değil anneni hapse atan, Hukukçu derler ama&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/beyaz-sandalye-yusuf-demircioglu/">Beyaz Sandalye | Yusuf Demircioğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Canımızı yakanlar müslüman! kardeşimiz!<br />
Hakkımızı alırız Kerim bizim Rabbimiz,<br />
Köpeğe mi sorulur annem nerede diye,<br />
Anneyi hapse atan hukuktu köpeğiniz.</p>
<p>Çocuk bu köpek değil anneni hapse atan,<br />
Hukukçu derler ama ilgisi yok uzaktan,<br />
Özgür iradesinin hakkını veremeyen,<br />
Hayvandan da aşağı olamaz ki bir insan.</p>
<p>Telafisi olmayan günahlar işlediler,<br />
Malları ve canları ganimetti dediler,<br />
Aşkla şevkle koştular bir soysuzun peşinde,<br />
Soysuza reis dedi annasına sövenler.</p>
<p>Helâle haram katıp afiyetle yediler,<br />
Belhum adal olanlar namusa göz diktiler,<br />
İbreti alem için hükmünü ver Allah&#8217;ım,<br />
Ganimettir ganimet alim idi diyenler.</p>
<p>Tarikatlar kirlendi sahte şeyhler elinde,<br />
Ne pislikler yaşandı vakıfların içinde,<br />
Baş örtülü bayana kutsal vazife oldu,<br />
Bu pisliği savunmak ekranların önünde.</p>
<p>Yazık ettiler yazık! Müslümanım diyenler,<br />
İslam&#8217;ın çehresine kara leke sürdüler,<br />
Yüz yıllık emekleri yirmi yılda yıktılar,<br />
Harun iken gelenler Karun&#8217;a dönüştüler.</p>
<p>Bereketli yüsükmüş ne saraylar doğurdu,<br />
İtibar diye diye savruldukça savruldu,<br />
Bileni, bilmeyeni suçuna ortak etti,<br />
Cahilere sözüm yok alimlere ne oldu.</p>
<p>Bir Fatih yada Selim belki de bir Süleyman,<br />
Olabilirdi belki uzak dursa haramdan,<br />
Sen nefsine mi kandın vazifeni mi yaptın,<br />
Enkaz kalacak senden yıkılmazsa bu vatan.</p>
<p>Allah biliyor bunu son karakol sahipsiz,<br />
Şehit kanı üstünde yıllarca tepininiz,<br />
Kuldan utanmıyorsun bari Allah&#8217;tan korsan,<br />
Ey utanmaz arlanmaz insanlıktan nasipsiz.</p>
<p>Yezidin dönemini mumla arattı bunlar,<br />
İnsanlığın dibine çoktan ulaştı bunlar,<br />
Kim bilir ki ortaya ne pislikler çıkacak,<br />
Yakında devrilince bu rezil süslümanlar.</p>
<p>Bir BeyazSandalyeDe İnfaz edildi Masum,<br />
Toptan kör sağır oldu benim necip ulusum,<br />
İnsanlık öldürüldü salası okunmadı,<br />
Son karakol dediğim kirlendi benim yurdum.</p>
<p><strong>Hizmetten | Priştinalı Yusuf Demircioğlu</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/beyaz-sandalye-yusuf-demircioglu/">Beyaz Sandalye | Yusuf Demircioğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Almanya’da ‘Beyaz Sandalye’ ile adalet çağrısı</title>
		<link>https://hizmetten.com/almanyada-beyaz-sandalye-ile-adalet-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2020 09:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya merkezli sivil toplum örgütleri Bayern eyaletinin başkenti Münih’te başta karantina hücresinde beyaz sandalye üzerinde hayatını kaybeden Mustafa Kabakçıoğlu olmak üzere Türkiye’deki mağdurları temsilen ‘Beyaz Sandalye’ eylemi yaptı. Initiative für&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/almanyada-beyaz-sandalye-ile-adalet-cagrisi/">Almanya’da ‘Beyaz Sandalye’ ile adalet çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya merkezli sivil toplum örgütleri Bayern eyaletinin başkenti Münih’te başta karantina hücresinde beyaz sandalye üzerinde hayatını kaybeden Mustafa Kabakçıoğlu olmak üzere Türkiye’deki mağdurları temsilen ‘Beyaz Sandalye’ eylemi yaptı.</p>
<p>Initiative für Flüchtlinge Augsburg (Mülteciler İçin İnisiyatifi-IFFA), Human Rights Defenders (İnsan Hakları Savunucuları-HRD) ve Bürgerinitiative für Menschenwürde (İnsan Onuru İnisiyatifi-BiM), Münih’te ‘Beyaz Sandalye’ eylemi düzenledi.</p>
<div class="google-auto-placed ap_container"></div>
<p>IFFA ve diğer sivil toplum örgütleri adına yapılan basın açıklamasında, “Türkiye’deki tüm siyasi tutuklulara özgürlük ve adalet istiyoruz. Türkiye’deki herkes için hukuk ve adalet istiyoruz” denildi</p>
<p>Türkiye’deki tüm mağdurların sesini duyurmak için 100’lerce kişinin bir araya geldiği programda, cezaevlerinde hayatını kaybeden Mustafa Kabakçıoglu, Mustafa Avıalan, Halime Gülsu, Nesrin Gençosman, Ali Boçnak, Muzaffer Özcengiz anıldı. Protesto gösterisinde Nice ve Avignon kentlerindeki terör saldırıları da kınandı.</p>
<p><img decoding="async" class=" lazyloaded" src="https://kronos34.news/wp-content/uploads/2020/10/mu%CC%88nih-1024x772.jpeg" data-src="https://kronos34.news/wp-content/uploads/2020/10/mu%CC%88nih-1024x772.jpeg" /></p>
<p>STK’ların basın açıklamasında şunlar kaydedildi:</p>
<p>“Bürgeriniative für Menschenwürde, Iniative für Flüchtlinge Augsburg (Mülteci Inisiyatifi) ve Human Rights Defenders e.V., dernekleri olarak, bugün burada, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin zulmünü duyurmak için, bu ülkedeki ciddi insan hakları ihlallerine dikkat çekmek, bu haksızlıklara karşı çıktığımızı ifade etmek, ve dur demek için toplandık.</p>
<p>Mustafa Kabakçıoğlu, Mustafa Avıalan, Halime Gülsu, Nesrin Gençosman, Ali Boçnak, Muzaffer Özcengiz, ciddi şekilde hasta olan ve uygun şekilde tedavi edilmeyen ve hapishanelerde ölüme terk edilen insanların sadece bir kısmı. 2016’dan sonra 100’den fazla ağır hasta, hapishanelerde öldü.</p>
<h5>DEVLET ÇETELER TARAFINDAN YÖNETİLİYOR</h5>
<p>Son 10 yılda AKP hükümeti yavaş yavaş hukukun üstünlüğünü kaldırdı ve her geçen gün insan hakları ihlallerinin yeni bir boyutunu görüyoruz. Devlet, başka çeteler tarafından yönetilen ve cezasızlıktan zevk alan bir yoz çetesi tarafından yönetiliyor. Mahkemeler kanun ve anayasayla karar vermiyor, kararlarını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirlediği yönergelere göre veriyor.</p>
<p>Bu nedenle bugün Münih’ten Erdoğan hükümetinin bu yasadışı eylemlerinin sona ermesi gerektiğini haykırıyoruz.</p>
<div class="google-auto-placed ap_container"></div>
<p>Giderek otoriterleşen Erdoğan ve hükümetine ARTIK YETER diyoruz.</p>
<p>Keyfi tutuklamaların derhal sona ermesini ve tüm ağır hasta tutukluların salıverilmesini ve uygun muameleye tabi tutulmasını talep ediyoruz ki bu da Erdoğan’ın keyfiliği değil, kanun tarafından da teşvik edilmektedir.</p>
<p>Burada Türk devletine değil, masum insanları hapsetmek için tüm devlet aygıtlarını keyfi olarak kendi çıkarına kullanan Erdoğan hükümetine karşı açıklamalarda bulunduğumuzu burada tekrar açıkça söylemek istiyoruz.</p>
<p>Bu nedenle Türk hükümetine, anneleriyle birlikte 780 bebeği ve küçük çocuğu hapishanelerden derhal serbest bırakmaya çağırıyoruz.</p>
<h5>HERKES İÇİN ADALET İSTİYORUZ</h5>
<p>Yüzlerce Gazeteci, özgür düşünenler, muhalif siyasetçiler ve toplumun önde gelen kişileri olan Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Ahmet Altan, Müyesser Yıldız, Büşra İnan, İlhan İşbilen, Adem Erdoğdu, Hatice Öğüt, Ramazan Sarıkaya, Sevgi Sezer, Ali Ünal ve yüzlercesi, derhal serbest bırakılmalıdır.</p>
<p>Türkiye’deki tüm siyasi tutuklulara özgürlük ve adalet istiyoruz. Türkiye’deki herkes için hukuk ve adalet istiyoruz.</p>
<p>Bugün burada hala bahsetmek ve ifade etmek istediğimiz şey, Nice ve Avigon’daki korkunç saldırıyı hepimizin büyük bir dehşetle deneyimlediğimizi ve mümkün olan en güçlü şekilde kınadığımızı. Herkes, hangi dine ait olursa olsun, herkes kendi dinini yaşayabilir ve yaşayabilmelidir.</p>
<p>Bu saldırı ve benzeri saldırılar her zaman özgür ve demokratik toplumumuza yöneliktir ve toplumu bölmeyi hedefler. Her türlü terörizme ve nefrete karşı birlik göstermek istediğimiz yer burasıdır.</p>
<p>Sadece birlikte güçlüyüz!”</p>
<p><strong>Kaynak: Boldmedya</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/almanyada-beyaz-sandalye-ile-adalet-cagrisi/">Almanya’da ‘Beyaz Sandalye’ ile adalet çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oslo&#8217;da beyaz sandalye eylemi: ARTIK YETER</title>
		<link>https://hizmetten.com/osloda-beyaz-sandalye-eylemi-artik-yeter/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2020 22:42:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[Oslo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14619</guid>

					<description><![CDATA[<p>KHK’lı Mustafa Kabakçıoğlu’nun cezaevinde beyaz sandalye üzerinde ölümü Norveç’in başkenti Oslo’da protesto edildi. Sivil toplum örgütleri, “İnsanların sudan gerekçelerle hapishanelere atılmasına ve hapishanelerde tedavi edilmeden öldürülmesine artık yeter diyoruz” açıklaması&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/osloda-beyaz-sandalye-eylemi-artik-yeter/">Oslo&#8217;da beyaz sandalye eylemi: ARTIK YETER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>KHK’lı Mustafa Kabakçıoğlu’nun cezaevinde beyaz sandalye üzerinde ölümü Norveç’in başkenti Oslo’da protesto edildi. Sivil toplum örgütleri, “İnsanların sudan gerekçelerle hapishanelere atılmasına ve hapishanelerde tedavi edilmeden öldürülmesine artık yeter diyoruz” açıklaması yaptı.</h4>
<p>DNF ve Oslo insan hakları kuruluşları, Mustafa Kabakçıoğlu’nun Gümüşhane Cezaevinde hücrede plastik sandalye üzerinde ölümünü protesto etti.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-14623" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo3-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo3-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo3-1200x900.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo3-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo3-1536x1152.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo3-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Mustafa Kabakçıoğlu’nun beyaz sandalye üzerinde ölümünü canlandıran sivil toplum örgütleri üyeleri, “Hapishanelerde daha fazla insanın organize bir şekilde ölmesini, öldürülmesini istemiyoruz. Zulmün değil adaletin devamlılık sağlaması gerektiğini hep birlikte haykırıyoruz” dedi.</p>
<p>DNF ve Oslo insan hakları kuruluşlarından yapılan basın açıklamasında şunlar kaydedildi:</p>
<h5>REJİMİN HUKUKSUZLUKLARINA ARTIK YETER DİYORUZ</h5>
<p>“Hapishanelerde daha fazla insanın organize bir şekilde ölmesini, öldürülmesini istemiyoruz. Zulmün değil adaletin devamlılık sağlaması gerektiğini hep birlikte haykırıyoruz. Türkiye’de son 10 yılda giderek artan İnsan Hakları ihlallerine hergün yenisi eklenmektedir. Devlete, güvenlik güçlerine ve yargıya çöreklenmiş mafya cezasızlık zırhına bürünmektedir. Mahkemeler ise hukuk ve adalet yerine, Hükümetin ve Başkan Erdoğan’ın çıkarları doğrultusunda karar alan mercilere dönüşmüştür. İşte biz bugün burada Türkiye’de yaşanmakta olan rejimin hukuksuzluklarına artık yeter diyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-14621" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo4-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo4-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo4-1200x900.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo4-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo4-1536x1152.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslo4-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<h5>HERKES İÇİN ADALET</h5>
<p>Otoriterleşen Başkan Erdoğan ve Türk Hükümetine artık yeter diyoruz! İnsanların sudan gerekçelerle hapishanelere atılmasına ve hapishanelerde tedavi edilmeden öldürülmesine artık yeter diyoruz! 780 bebeğin hapishanelerde büyümesine artık yeter diyoruz! Osman Kavala‘nın, Selahattin Demirtaş‘ın, Ahmet Altan‘ın, Müyesser Yıldız’ın, Ali Ünal’ın ve bunlar gibi yüzlerce gazeteci ve yazarın sadece muhalif oldukları için hapishanelerde çürümesine artık yeter diyoruz! Masum olan herkes ve siyasi tutsaklar için özgürlük, herkes için hukuk, herkes için adalet diyoruz!”</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-14620" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslos-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslos-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslos-1200x900.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslos-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslos-1536x1152.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/oslos-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><strong>Kaynak:Boldmedya</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/osloda-beyaz-sandalye-eylemi-artik-yeter/">Oslo&#8217;da beyaz sandalye eylemi: ARTIK YETER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Parlamentosu’nun karşısında ‘Beyaz sandalye’ eylemi</title>
		<link>https://hizmetten.com/avrupa-parlamentosunun-karsisinda-beyaz-sandalye-eylemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2020 09:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ap]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14587</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mustafa Kabakçıoğlu’nun cezaevinde tutulduğu hücrede beyaz bir sandalye üzerinde ölüme gönderilmesi nedeniyle başlatılan ‘Beyaz Sandalye’ eylemlerinin adresi bu sefer Avrupa Parlamentosu önü olacak. Brüksel merkezli insan hakları kuruluşu Solidarity with&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/avrupa-parlamentosunun-karsisinda-beyaz-sandalye-eylemi/">Avrupa Parlamentosu’nun karşısında ‘Beyaz sandalye’ eylemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kabakçıoğlu’nun cezaevinde tutulduğu hücrede beyaz bir sandalye üzerinde ölüme gönderilmesi nedeniyle başlatılan ‘Beyaz Sandalye’ eylemlerinin adresi bu sefer Avrupa Parlamentosu önü olacak.</p>
<p>Brüksel merkezli insan hakları kuruluşu Solidarity with OTHERS, Cumartesi günü saat 12:00’de Avrupa Parlamentosu’nun karşısındaki Luksemburg Meydanı’nda bir eylem yapacak.</p>
<p>Eylemin amacı ise ‘Mustafa Kabakçıoglu’nun vefatının anlatılması ve onun anılması’ olacak. Bununla beraber cezaevlerinde sağlık hizmetlerinin verilmemesi, kötü cezaevi şartları, cezaevlerindeki hastalar, yaşlılar, çocuklar yaşadıkları gündeme getirilecek.</p>
<p><strong>Kaynak:TR724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/avrupa-parlamentosunun-karsisinda-beyaz-sandalye-eylemi/">Avrupa Parlamentosu’nun karşısında ‘Beyaz sandalye’ eylemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eyleme Çağrı :“Ses ver ki hapishaneler mezar olmasın”</title>
		<link>https://hizmetten.com/ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2020 08:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa kabakçıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ses ver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14568</guid>

					<description><![CDATA[<p>KHK’lı Mustafa Kabakçıoğlu’nun cezaevinde beyaz sandalye üzerinde ölümü Almanya’nın Bayern Eyaleti’nde protesto ediliyor: Sivil toplum örgütleri “Ses ver ki hapishaneler mezar olmasın” diyor. Almanya’daki sivil toplum örgütleri Initiative für Flüchtlinge&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin/">Eyleme Çağrı :“Ses ver ki hapishaneler mezar olmasın”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>KHK’lı Mustafa Kabakçıoğlu’nun cezaevinde beyaz sandalye üzerinde ölümü Almanya’nın Bayern Eyaleti’nde protesto ediliyor: Sivil toplum örgütleri “Ses ver ki hapishaneler mezar olmasın” diyor.</h4>
<p>Almanya’daki sivil toplum örgütleri Initiative für Flüchtlinge Augsburg (Mülteciler İçin İnisiyatifi-IFFA), Human Rights Defenders (İnsan Hakları Savunucuları-HRD) ve Bürgerinitiative für Menschenwürde (İnsan Onuru İnisiyatifi-BiM), 31 Ekim Cumartesi (BUGÜN) Münih’te bir araya gelerek KHK’lı Mustafa Kabakçıoğlu’nun cezaevinde plastik sandalye üzerinde ölümünü protesto edecek. “Ses ver ki hapishaneler mezar olmasın” sloganıyla yola çıkan dernekler, Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve işkenceleri protesto etmek için saat 11.30’da Karlplatz’ta toplanacak. Gösteri de canlı ağıt ve resim sergisi de olacak.</p>
<p>Derneklerden yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi: Maalesef Türkiye’de insan hakları ihlalleri her geçen gün artmaktadır. Bu durum uluslararası raporlarla ve Birleşmiş Milletlerin verdiği insan hakları karnesi ile de tescillendi. Özellikle ceza evlerindeki siyasî tutukluların durumu gerçekten çok vahim ve endişe verici. En temel sağlık hizmetlerinden dahi mahrum bırakılıyorlar. Tek kişilik hücrelerde ölüme terk ediliyorlar. Bu durumun en son örneği; tedavi talebi göz ardı edildiği için plastik bir sandalye üzerinde acılar içinde can veren Mustafa Kabakçıoğlu’dur. Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümünü ve Türkiye’deki bütün insan hakları ihlallerini protesto edeceğimiz etkinliğimize sizleri de bekliyoruz. Türkiye’de sesini duyuramayan mağdurların sesi olmamıza yardım eder misiniz!”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-14569" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-700x423.jpg" alt="" width="700" height="423" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-700x423.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-1200x725.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-768x464.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-780x470.jpg 780w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin.jpg 1363w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231483 lazyloaded" src="https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin.jpg" sizes="(max-width: 1363px) 100vw, 1363px" srcset="https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin.jpg 1363w, https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-300x181.jpg 300w, https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-1024x619.jpg 1024w, https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-768x464.jpg 768w" alt="" width="1363" height="824" data-srcset="https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin.jpg 1363w, https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-300x181.jpg 300w, https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-1024x619.jpg 1024w, https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin-768x464.jpg 768w" data-src="https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2020/10/Ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin.jpg" data-sizes="(max-width: 1363px) 100vw, 1363px" />Kaynak:BoldMedya</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ses-ver-ki-hapishaneler-mezar-olmasin/">Eyleme Çağrı :“Ses ver ki hapishaneler mezar olmasın”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Beyaz Gül&#8221; ve &#8220;Beyaz Sandalye&#8221; &#124; Fikret Kaplan</title>
		<link>https://hizmetten.com/beyaz-gul-ve-beyaz-sandalye-fikret-kaplan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 13:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[Fikret Kaplan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14406</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Scholl Kardeşler&#8221; ve &#8220;Hizmet Kardeşleri&#8221; “Kendime onlarca kez söz vermiştim. Kızımın önünde ağlamayacaktım. Fakat küçük Sophie’mi solgun yüzüyle birden karşımda görünce, sözümü tutamadım&#8230; İçim parçalandı… O ise gözyaşlarını içine akıttı,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/beyaz-gul-ve-beyaz-sandalye-fikret-kaplan/">&#8220;Beyaz Gül&#8221; ve &#8220;Beyaz Sandalye&#8221; | Fikret Kaplan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><b>&#8220;Scholl Kardeşler&#8221; ve &#8220;Hizmet Kardeşleri&#8221;</b><b><br />
</b></div>
<div></div>
<div>“Kendime onlarca kez söz vermiştim. Kızımın önünde ağlamayacaktım. Fakat küçük Sophie’mi solgun yüzüyle birden karşımda görünce, sözümü tutamadım&#8230; İçim parçalandı… O ise gözyaşlarını içine akıttı, ağlamadı. Bizden daha güçlüydü. Bizi, her zaman olduğu gibi, ölüme giderken de üzmek istemedi benim sevgili küçük Sophie&#8217;m!</div>
<div></div>
<div>‘Evimizin merdivenlerinde artık seni karşılayamayacağım kızım’ dedim ona. ‘Cennetin en güzel yerinde yeniden buluşacağız anneciğim, üzülme!.. Fritz’ime selamlar götür. O da üzülmesin! dedi. Ve onu birden kollarımızın arasından çekip götürdüler&#8230;”</div>
<div></div>
<div>Ölüme mahkûm edilen<b> ‘Beyaz Gül’ü</b>n gönüllüsü kızı Sophie Scholl’den bahsediyordu kadıncağız… Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde biyoloji ve felsefe okuyan biricik ciğerparesinden… Kızıyla birlikte aynı anda idama mahkum edilen oğlundan ve onların arkadaşı olan gençten&#8230;</div>
<div></div>
<div>Ve bugün (2020) yine aynı kaderi paylaşan masum insanların hayatları dökülüyor dillerden…</div>
<div></div>
<div>Annelerin yüreği milyon olmuş inliyor…</div>
<div>Babalar yanan sineleriyle bin ölüyor…</div>
<div>Evlatlar, eşler.. soluyor, eriyor gözler önünde…</div>
<div></div>
<div>Hücrelerde zulme maruz kalan samimi Hizmet insanlarının ‘<b>Beyaz Sandalye’</b>deki kaderleri akıyor tarihin altın sayfalarına…</div>
<div></div>
<div>‘Allah (cc), kimseyi bu şekilde aciz ve sıkıntılı bırakmasın, bir hiç uğruna, suçsuz ve günahsız olarak yaklaşık 7 aydır cezaevinde tutuklu bulunuyorum. Tutuklu bulunmam sebebiyle sağlık kontrollerimi yaptıramıyor ve sağlıklı yaşayamıyorum. Çünkü 8 kişilik koğuşta şu an 13 kişi yaşıyoruz. Nefes alamıyor, rahat hareket edemiyoruz. Bize bunları layık görenleri Allah’a (cc) sevk ediyorum… Burada kimseye derdini anlatamıyorsun. Üzerine kapanan demir kapılar, üzerine geliyormuş gibi yüksek duvarlar, senin her gün psikolojini bozuyor. Allah (cc) kimseyi buraya düşürmesin.” diye not düşüyor o güzel insan, <b>Beyaz Sandalye</b>’de sonsuza uçup gitmeden önce…</div>
<div></div>
<div><b>‘Beyaz</b>’lık ve ‘<b>Kardeş</b>’lik onları buluşturmuş aynı çizgide…</div>
<div>Masum olmaları ‘Beyaz’ duygularla yansımış vicdanlı sinelere…</div>
<div>Haksızlık karşısında eğilmemeleri… Dilsiz şeytan kesilip kalmamaları ‘Kardeş’lik bağıyla nakşolunmuş zihinlere…</div>
<div></div>
<div>Peki neydi bu gençlerin ve onlarla birlikte hareket eden ‘Beyaz Gül’ün temsilcilerinin suçu?…</div>
<div></div>
<div>Ya da ülkenin dört bir tarafındaki hücrelerde Hizmet sevdalılarının işkenceye, ölüme…maruz bırakılmasının nedeni neydi?</div>
<div class="google-auto-placed ap_container"></div>
<div></div>
<div>21 yaşındaki Sophie Scholl, 24 yaşlarındaki tıp öğrencisi ağabeyi Hans Scholl ve ağabeyinin sınıf arkadaşı olan Christoph Probst nasıl bir suça bulaşmışlardı da idama mahkum edildiler?</div>
<div></div>
<div>Veya bunca sevdalı başlar, sevgi dolu yürekler ne yapmışlardı ki bir temmuz gecesi cisimlerinden…dünyalarından koparıldılar!</div>
<div>Gözaltında gördükleri işkenceler sebebiyle sakat kaldılar…</div>
<div>‘Biten Hayatlar’a hüzünle yazılmalarının sebebi neydi?</div>
<div></div>
<div>Kırk veya elli yıl hiçbir adli soruşturma geçirmemiş masum insanlar, kermes yapan ev kadınları, mağdura, mazluma sahip çıkan memurlar, işçiler&#8230; nasıl oldu da bir gecede terörist ilan edildiler?</div>
<div></div>
<div>Hitler, Goebbels’in yolsuzluklarına müsamaha edip görmezden gelerek onun her türlü algıyla halkı kandırmasını istemişti. ‘‘Yalan ne kadar büyükse, inananı o kadar çok olur! Bana vicdansız bir medya ver, sana şuursuz bir toplum vereyim’’ demişti Goebbels. Bu amaçla, açmıştı yandaşa kesenin ağzını. Ülkedeki her gazeteyi, her radyo yayınını ve her sosyal faaliyeti verdiği rüşvetlerle, yönlendirme yoluna gitmişti. Yandaş bir medya ve yalanlarla kurulu bir algı dünyası oluşturmuştu.</div>
<div></div>
<div>Goebbels, uzun yıllar, yazı ve konuşmalarıyla insanları bu algı psikolojisinde tutmaya devam etmişti. Halk bir grup çılgının fantezilerine figüran olduğunu fark ettiğinde artık çok geç olacaktı.</div>
<div></div>
<div>İşte, Hans Scholl ve sınıf arkadaşı Christoph Probst diktatörlüğün ülkeyi nasıl bir felakete sürüklediğinden hâlâ habersiz olan ya da savaşın büyük yıkımlarını görmezden gelecek kadar uyuşmuş olan halkı uyandırmak amacıyla harekete geçtiler&#8230;</div>
<div></div>
<div>Hans Scholl ve arkadaşları büyük bir gizlilik içinde, Scholl Kardeşlerin oturduğu Franz Josef Caddesi, 13 No’lu binanın arkasındaki bodrum katında “Beyaz Gül” adıyla kaleme aldıkları bildirileri çok büyük zorluklar içinde çoğaltıp, Münih&#8217;te ve diğer bazı büyük kentlerde el altından dağıtmaya başladılar ve başarılı oldular&#8230;</div>
<div></div>
<div>Bir yıl içinde, vicdanlı ve insaflı kalplere sevgiyle seslenen bir dille beş ayrı bildiri hazırladılar. “Beyaz Gül” imzası vardı bildirilerin altında. Okuyanları derinden etkileyen bu bildiriler bütün Almanya&#8217;da çok ses getirdi. Apartman kapılarına, otobüs duraklarına, posta kutularına gizlice bırakılan ve hızla elden ele dolaşan bildirilerle küplere binmişti diktatörlük idaresi… Bütün üniversitelere “gizlidir” damgalı mektuplar yollayıp, rektörden hademeye kadar bütün görevlilere, bu bildirileri hazırlayanların bir an önce yakalanmaları için kendileriyle acilen iş birliğine geçmelerini emrediyordu. Münih başta olmak üzere birçok üniversitede yoğun bir cadı avı başlatıldı&#8230;</div>
<div></div>
<div>17 Şubat 1942 gecesi yine gizlice buluşan arkadaşlar altıncı bildirinin dağıtılacak yerleri konusunda kararsız kaldılar. Zira, imkanları ölçüsünde her yere dağıtmışlar, bu arada diktatörlük idaresi de her tarafta onları iyice kıstırmıştı. Hans Scholl, o gece her şeyi göze alarak kimsenin ummadığı bir yerde, okuduğu üniversitede gizlice dağıtmaya karar verdi.</div>
<div></div>
<div>18 Şubat 1942’de bütün ısrarlara rağmen kız kardeşi Sophie Scholl da ona yardım etmek için ağabeyiyle üniversiteye geldi.  Saat 11.45’te okudukları üniversitenin ana binasında, altıncı bildiriyi dağıttılar… Fakat hala çantalarında bir kısım kalmıştı ve ülkelerinin özgür olması adına bir kağıdı bile geri götürmeye içleri elvermiyordu. Bildirileri koridorlara, merdivenlere alelacele bırakan Scholl kardeşler, kendilerini sinsice takip eden okul hademesi Jakob Schmid’in farkında değildiler. Ve onun tarafından yakalandılar&#8230;</div>
<div></div>
<div>Nazi Partisindeki etkin görevleri nedeniyle çok yeteneksiz biri olmasına rağmen genç yaşında Maximilian Üniversitesi&#8217;nin rektörlüğüne atanmış Prof. Walter Wüst, ele geçirdikleri başarılı iki öğrenci kardeşi büyük bir gururla diktatörlük rejimine teslim etti&#8230;</div>
<div></div>
<div>İşkenceler ve ağır sorgulamalar altında soruşturmanın kapsamı genişletilmişti…. Hans’ın odasında ele geçirilen bir not defterinde ismi vardı Christoph’un. Bu tek kanıt, onu ölüme götürmeye yetmişti. Scholl kardeşlerin sorguda ısrarla, “Bütün bu işleri biz yaptık, yazıp dağıttığımız bildirilerle ikimizden başka hiç kimsenin ilgisi yok!” demeleri dikkate alınmadı.</div>
<div></div>
<div>Bu üç genç tamamen düzmece olan Münih Adalet Sarayı’nın 253 numaralı salonunda vatana ihanet suçundan yargılandılar. Bu önemli davaya, Berlin’den Münih’e getirtilen ve verdiği üç bine yakın idam kararıyla Almanya tarihine, “Hitler’in kanlı hakimi” diye geçen Mahkeme Başkanı Roland Freisler baktı.</div>
<div></div>
<div>Gençlerin, dört gün süren sorgularındaki dik duruşları duruşma salonunda da devam etti…. Onların inancı, zalimler karşısında eğilmeyecek kadar onurlu olan başları, hak ve hukuk konusunda oradakilere verdikleri insanlık dersleri Mahkeme Başkanı Roland Freisler’i çileden çıkardı.</div>
<div></div>
<div>Hakim Freisler, sanık sandalyesindeki gençlere duruşma boyunca gırtlağı patlarcasına hakaretler yağdırdı… öfkesini bağırarak dindiremedi. Gençlerin soğukkanlılık içinde verdiği bilinç dolu yanıtlar güdümlü mahkeme heyeti tarafından hiç dikkate alınmadı, duruşma kayıtlarına dahi doğru dürüst geçmedi&#8230;</div>
<div></div>
<div>Scholl Kardeşler, kaçınılmaz sona yürürlerken, mahkeme heyetine cesurca haykırdılar sözlerini.</div>
<div></div>
<div>Sophie, Freisler’in nefret dolu gözlerinin içine bakarak:</div>
<div>&#8211; Bizim bildirilerde yazıp söylediğimiz gerçekleri sizler de mutlaka düşünüyorsunuz; ama bunu seslendirmeye cesaretiniz yok, çünkü korkaksınız! dedi.</div>
<div></div>
<div>Günümüzde de aynı sesi Beyaz Sandalye’de vefat eden o yiğit insan dile getirdi:</div>
<div>&#8211; Devletin bizzat kurmasını teşvik ettiği bir hayır kurumuna sadece 5 lira yatırmanın suç olmadığını siz de biliyorsunuz Hakim Bey! Kendimi savunacak evrak yok, ailemin gönderdiği evrakları bile bana vermediler. Avukatlar bizi savunmaktan korkuyor. Kendimi nasıl savunacağım, adalet adalet… Bu adalet elbet bir gün size de lazım olur?</div>
<div></div>
<div>Hans, kız kardeşinin sözlerini şöyle tamamladı:</div>
<div>&#8211; Bugün bizi idam ediyorsunuz, fakat yarın sizler bizim durduğumuz bu yerde yargılanacak ve idama mahkûm edileceksiniz!</div>
<div></div>
<div>Ve bu ses bugün samimi Hizmet insanlarının hitaplarıyla yankılandı tekrar mahkeme duvarlarında:</div>
<div>&#8211; Bize kötülük yapanların, bu dünyadaki mahkemede de öbür taraftaki Allah’ın (cc) mahkemesinde de hesabını göreceğiz. Bir gün canına kıydığınız bu hukuk size de lazım olacak! Hakkımızı helal etmiyoruz ve etmeyeceğiz.</div>
<div></div>
<div>Bir hücrede ölüme mahkum edilen bugünün samimi Hizmet insanları ve o gün yıldırım hızıyla ölüm cezasına çarptırılan üç genç… yaka paça çıkartılıp, aynı gün, başları giyotine vurulmak üzere Stadelheim Cezaevi’ne götürülen üç güzel insan… ve hiçbir suç delili bulunmadan zindanlarda yok edilmeye çalışılan Anadolu’nun binlerce yağız delikanlısı…</div>
<div></div>
<div>Kızları Sophie ve oğulları Hans ile vedalaşmaları için verilen birkaç dakikalık süre, yaşamlarının en acı anıydı baba Robert ve anne Lina Scholl için…</div>
<div>Baba Robert, onlara sımsıkı sarıldı ve:</div>
<div>&#8211; Sizinle gurur duyuyorum, yaptıklarınızla tarihe geçeceksiniz! dedi. Çocuklarının, sonu ölüm bile olsa, büyük bir inanç içinde kaderlerine razı olmalarına hayran kaldı. Her zamanki gibi dimdikti başları çocuklarının.</div>
<div>Hans:</div>
<div> &#8211; Anneciğim, babacığım, tüm şiddete rağmen, dimdik ayakta kalabilmek! der Goethe. Unutmayın, siz de dimdik ayakta kalmayı başarmalısınız!  Yaptıklarımız doğruydu. Biz hiç pişman değiliz! dedi ayrılırken&#8230;</div>
<div></div>
<div>Kederli anne ve baba, cezaevinin kapısından birbirlerine tutunarak ağır adımlarla dışarıya çıktılar. Onları kapıda Sophie’nin nişanlısı Yüzbaşı Fritz Hartnagel karşıladı. Cezaevi kapısında sımsıkı kucaklaşıp, bir süre sessizce ağladılar&#8230;</div>
<div></div>
<div>Cezaevi müdürü, saat 17’de cezaların infaz edileceğini bildirmişti baba Scholl’e. Cenazeler, cezaevinin hemen yanındaki Perlacher Forst Mezarlığında toprağa verilecekti. Mezarlık görevlileri, gençler için yan yana üç mezar yeri kazmaya başlamışlardı bile&#8230;</div>
<div></div>
<div>Scholl çifti ve Fritz, cezaevi ile mezarlık arasındaki tenha yolun kenarında, soğuk bir banka oturdular. Yıkılmışlığın o ağır sessizliği içinde bir müddet öylece durdular&#8230; Bu dünya hayatı davası olmayan birileri için gerçekten yaşanmaya değmezdi… ‘Tüm şiddete rağmen, dimdik ayakta kalabilmek!..’ Evladının bu sözleri kulaklarında çınlıyordu… ‘Yaptıklarımız doğruydu. Biz hiç pişman değiliz!..’</div>
<div></div>
<div>Baba Scholl gözyaşlarına boğuldu, hiçbir şey söyleyemedi. Anne Scholl hem Sophie’nin son sözlerini nişanlısı Fritz’e iletmek hem de yüreğinin üstüne bir kaya gibi oturan üzüntüsünü atmak için kızıyla vedalaşma anını anlattı:</div>
<div></div>
<div>&#8211; Kendime onlarca kez söz vermiştim. Kızımın önünde ağlamayacaktım. Fakat küçük Sophie’mi solgun yüzüyle birden karşımda görünce, sözümü tutamadım&#8230; İçim parçalandı… O ise gözyaşlarını içine akıttı, ağlamadı. Bizden daha güçlüydü. Bizi, her zaman olduğu gibi, ölüme giderken de üzmek istemedi benim sevgili küçük Sophie&#8217;m! Evimizin merdivenlerinde artık seni karşılayamayacağım kızım’ dedim ona. ‘Cennetin en güzel yerinde yeniden buluşacağız anneciğim, üzülme!.. Fritz’ime selamlar götür. O da üzülmesin! dedi. Ve onu birden kollarımızın arasından çekip götürdüler&#8230;”</div>
<div>Hıçkırıklara boğulan anne Scholl&#8217;ün soğuk ellerini avucuna aldı Fritz. Kabus dolu savaşın katılaştırdığı yüreği askeri üniformasının altında ilk kez açıktan ağlıyordu. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu… Elini paltosunun iç cebine attı, Sophie’sinden aldığı son mektubu çıkardı. Bir hafta önce askeri hastanede ateşler içinde kıvranırken aldığı bu mektubu, son dört gecedir belki yüzlerce kez okumuştu. İki kuru yaprak yapıştırmıştı kısa mektubunun üst köşesine sevgili Sophie&#8217;si…</div>
<div></div>
<div>Fritz gözyaşları içinde o satırları okurken, üç gencin infaz saatleri yaklaşıyordu içerde… Bu arada, vicdanının sesine kulak veren kadın gardiyan:</div>
<div></div>
<div>&#8211; Kurallara aykırı ama&#8230; diyerek Sophie’yi hücresinden bildirilen saatten biraz erken çıkardı. Eline bir sigara ve kibrit tutuşturup demir parmaklıklar ardındaki bekleme odasına, ayakta sessizce yan yana duran Hans ve Christoph’un yanına getirdi. Bu son birkaç dakikayı onlara vedalaşmaları için tanımıştı kadın gardiyan.</div>
<div></div>
<div>‘Hiç olmazsa bir tekerlekli sandalye getirin, beni ona kelepçeleseniz olmaz mı?’ isteği ise vicdana getirmemişti bugünün taş kesilen kalplerini…</div>
<div></div>
<div>Sophie, bitkin adımlarla ağabeyine ve Christoph’a yaklaştı…masum gözlerle baktı onlara. Kucaklaştılar sessizce…</div>
<div></div>
<div>&#8211; Yaptığımız iş doğruydu! dedi sadece Christoph iki kardeşin yüzüne bakarak….    Christoph biraz suçluluk hissediyordu. Çünkü, duruşmada kendisine son söz hakkı verildiğinde, infazının ertelenmesini dilemişti mahkeme heyetinden. Arkadaşlarının cesur duruşları karşısında, karısını ve çocuklarını son bir kez görmek umuduyla da olsa, üstü kapalı bir af dilediği için içten içe pişmanlık duyuyordu.</div>
<div></div>
<div>Bu isteği, ölümden korktuğu ya da yaptıklarından pişmanlık duyduğu için değildi. Christoph, evli ve üç çocuk babasıydı. Üçüncü çocuğu henüz dört haftalıktı. Eşi Herta, günlerdir loğusa ateşiyle yatmaktaydı. Diğer çocukları ise henüz iki ve üç yaşındaydılar. Babalarının yüzünü ilerde hiç anımsayamayacak yaşta olsalar da onları kucağına almak, son bir kez öpmek istiyordu Christoph. Bu dileği, Yargıç Freisler:</div>
<div>&#8211; Alman çocuklarının senin gibi aşağılık bir babaya ihtiyaçları yoktur! diyerek anında reddetmişti.</div>
<div></div>
<div>Üçünün de yüzünde bir tedirginlik, gözlerinde derin bir hüzün vardı. Sophie, elindeki sigarayı yaktı, derin derin nefesler çekip ağabeyine uzattı, ağabeyi de Christoph’a&#8230; Bildirileri elle çoğalttıkları o uykusuz ve yorgun gecelerin son nefesiymiş gibi derin derin çektiler içlerine&#8230;</div>
<div></div>
<div>Hiç konuşmadan bir süre birbirlerini süzdüler. Gözlerin sessizce vedasıydı bu… vazgeçmişlerdi sözcüklerden… Sözcüklerin bir kıymeti kalmamıştı artık… çünkü harekete geçirmiyordu vicdanları… İnsaflar sözden anlamaz olmuştu… Hak, hukuk, adalet o kalın kitapların arasında sadece okumak için mi vardı?.. Üniversitelerdeki onca akademisyen, doktor, öğrenci… insanlığın milyonlarca yıldan beri tecrübeyle kazandığı hakikatler… hikayeler, öyküler, romanlar, şiirler… bir korkuyla yok edilecek kadar basit miydi ki zilletle yaşama uğruna yok ediliyordu…</div>
<div></div>
<div>Neredeydi o hakların savunuculuğunu yapan insanlar… Neden sesleri çıkmazdı? Çıkarlarının altında kaybolmamış hakimler, savcılar, avukatlar… insanlığın huzuruna kendilerini adamış bilim adamları… körleşmemiş gözler, sağırlaşmamış kulaklar… evlatlarına iyilik masalları anlatan babalar, anneler…nineler, dedeler neredeydi?</div>
<div>Faust ve Mefisto’nun mücadelesini destanlaştıran Goethe&#8217;nin dillerine ne olmuştu?.. ‘Tüm şiddete rağmen, dimdik ayakta kalabilmek!..’ diye üniversitede başarı hikayeleri anlatan hocalardan kimse kalmamış mıydı hayatta?</div>
<div></div>
<div>Dostoyevski’yi, Tolstoy’u, Campanella’yı… Cervantes’i, Viktor Hugo’yu… Mücadeleyi, sevgiyi, ahlakı, erdemi… aşkı, fedakarlığı… karakterli olmayı… eğilip bükülmemeyi, satılıp alınmamayı… boğazlarını patlatırcasına savunan ediplere, sanatkarlara, öğretmenlere ne olmuştu?</div>
<div></div>
<div>İnsanlık onurunu, hak ve hukuku… savunacak sadece bu üç genç kalmışsa onlar da yok ediliyordu işte! Neredeydi insan namını taşıyan gerçek vicdanlar?</div>
<div></div>
<div>Üçü de konuşmuyor, birbirlerinin yüzlerine bakarak paylaşıyorlardı bu düşüncelerini. İnsan ne tuhaf bir varlıktı! Zilletle yaşamayı nasıl izzetle ölmeye tercih ederdi? Böyleleri zaten her an zilletin en reziliyle bin kere ölmüyor muydu?</div>
<div></div>
<div>İnsan izzetle yaşamalı ve ölecekse de hür yaşama adına insanlık için Hizmet ederken ölmeliydi!</div>
<div></div>
<div>Hans, kız kardeşi Sophie’nin yüzünü duruşma salonundaki gibi gururla izliyordu. Ulm’deki baba evinden üniversite okumak için Münih’e gelişinin üstünden henüz dokuz ay geçmişti. Sophie’nin ağır valizleriyle trenden zar zor inişi, sevinç çığlıklarıyla kucaklaşmaları gözlerinin önündeydi&#8230;</div>
<div>Sophie’yi bu hareketten uzak tutmak için ne çok ısrar etmişti Hans. Fakat söz dinletememişti dava ruhu taşıyan bu kardeşine&#8230; Hak ve hukuk adına bir şey yapabilmenin coşkusuyla her işe atılmış, aldığı her görevi en iyi şekilde yerine getirmişti Sophie.</div>
<div>Saat 17&#8217;ye yaklaşıyordu. Cellat Johann Reichhart, binlerce infazın verdiği alışkanlıkla, &#8216;hazırım&#8217; işareti verdi kapıdan.</div>
<div>Giyotin odasına ilk Sophie gidecekti. Üç genç, “Birkaç dakika sonra sonsuzlukta buluşmak üzere!” diyerek birbirlerine son kez, sımsıkı sarıldılar.</div>
<div>Gardiyan bekleme odasının kapısını açtı. Siyah elbiseli, kravatlı, fötr şapkalı infaz görevlileri, Sophie’nin zayıf kollarını kelepçeleyip, giyotin odasına götürmek için avluya çıkardılar. Ağabeyi Hans’ın çok övdüğü bahçedeki çiçeklerin açmasına çok kısa bir süre kala hayattan koparılan Sophie’nin son sözleri şunlar oldu:</div>
<div>“Güneş hâlâ ışıl ışıl…”</div>
<div></div>
<div><b>Scholl Kardeşler </b>ve <b>“Beyaz Gül”</b>ün diğer üyeleri… Willi Graf, Alexsander Schmorell…son bildirinin tamamını kaleme alan hocaları Profesör Kurt Huber…</div>
<div></div>
<div>Ve onlar gibi ‘Hizmet Kardeşleri’…</div>
<div></div>
<div><b>‘Beyaz Sandalye’ </b>ile sembolleşen sevgi tutkunları…</div>
<div></div>
<div>Hür düşünce uğruna tutuklanan, sorgulanan, işkence gören milyonlarca masum gönül&#8230;vicdanlı, insaflı ve merhametli insanların seslerini güçlü çıkaracakları günü bekliyor… İster meydanlarda… ister sosyal mecralarda o masumların sesi olun!</div>
<div></div>
<div><strong>Kaynak: Fikret Kaplan | Samanyoluhaber</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/beyaz-gul-ve-beyaz-sandalye-fikret-kaplan/">&#8220;Beyaz Gül&#8221; ve &#8220;Beyaz Sandalye&#8221; | Fikret Kaplan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz sandalyede ölüm Hollanda&#8217;da kınandı</title>
		<link>https://hizmetten.com/beyaz-sandalyede-olum-hollandada-kinandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 12:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa kabakçıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14490</guid>

					<description><![CDATA[<p>4 yıldır tutulduğu cezaevinde 44 yaşında hayatını kaybeden komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu cinayetine tepkiler sürüyor. Kabakçıoğlu’nun, tahliyesine 4 ay kala hücresinde beyaz plastik bir sandalyenin üzerinde ölü bulunması Hollanda’da kınandı.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/beyaz-sandalyede-olum-hollandada-kinandi/">Beyaz sandalyede ölüm Hollanda&#8217;da kınandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="detail">
<div class="detail-photo">
<p>4 yıldır tutulduğu cezaevinde 44 yaşında hayatını kaybeden komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu cinayetine tepkiler sürüyor. Kabakçıoğlu’nun, tahliyesine 4 ay kala hücresinde beyaz plastik bir sandalyenin üzerinde ölü bulunması Hollanda’da kınandı.</p>
</div>
<div class="detail-text">
<div class="detail-adv-under-spot">
<div class="adv"></div>
</div>
<div class="mps">
<p>Hollanda’nın Başkenti Amsterdam’ın Zaanseschans bölgesinde biraraya gelen KHK’lı öğretmenler, komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun hücresinde ölü bulunması skandalını Türkçe, İngilizce ve Hollandaca basın açıklamasıyla kamuoyu ile paylaştı.</p>
</div>
<div class="editorPart">
<p><img decoding="async" src="http://aktifhaber.com/upload/assets/3c1d9402ba41d2661802aecbaf50a67b.jpg" alt="" /></p>
<p>Broken Chalk (Kırık Tebeşir) üyeleri adına İngilizce açıklamayı Broken Chalk Başkanı Ramazan İnce, Hollandaca’yı Fatih Ok ve Türkçe açıklamayı Broken Chalk yönetim kurulu üyesi Feride Özer yaptı.</p>
<div></div>
<p><strong>&#8220;KABAKÇIOĞLU 5 LİRA BAĞIŞTA BULUNDUĞU SUÇLAMASIYLA 4 YILDIR CEZAEVİNDEYDİ&#8221;</strong></p>
<p>Broken Chalk Yönetim kurulu Üyesi Feride Özer, eylemin amacını şöyle anlattı. “13 Nisan’da Türkiye hükümeti 90 bin utuklunun tahliyesi içi bir yasa çıkardı. Fakat öğretmenler, avukatlar, polis memurları, askeri personeller, karşıt görüşlü siyasetçiler ve aktivistler ve diğer herhangi bir suç işlememiş sadece rejime aykırı ve tehdit olarak görülen gruplarla ilişkilendirilmiş bir çok kişi parmaklıkların ardında bırakıldı. Mustafa Kabakçıoğlu bir polis şefiydi ve tahliye edilmeyen tutuklulardan sadece biriydi. Kabakçıoğlu bir derneğe 5 lira bağışta bulunduğu suçlamasıyla 4 yıldır cezaevineydi. Mustafa Kabakçıoğlu 20 Ağustos’ta öksürmeye başladığı gerekçesiyle karantina hücresine konuldu.</p>
<p><strong>&#8220;KARANTİNA HÜCRESİNİN FOTOĞRAFLARI TÜRKİYE’DE İNSANLIK DIŞI HAPİSHANE KOŞULLARININ BİR ÖZETİ GİBİYDİ&#8221;</strong></p>
<p>Bu hücre hapsi sırasında 29 Ağustos 2020’de vefat etti. Gardiyanların bildirdiğine göre beyaz plastik bir sandalyede yalnız başına otururken ve kafası geriye düşmüş bir şekilde bulundu. Ölümünün ardından yayınlanan karantina hücresinin fotoğrafları Türkiye’deki insanlık dışı hapishane koşullarının bir özeti gibiydi. İnsan haklarını savunma çerçevesinde biz Broken Chalk olarak Türkiye’deki yetkilileri bu olayı acilen araştırmaları ve Kabakçıoğlu’nun vefatının arkasındaki doğruları açığa çıkarmaları için göreve çağırıyoruz. Türkiye Adalet Bakanı hapishanelerdeki KOVİD-19 vakalarını halktan saklamaktadır. Bu sırada uzmanlar ceza infaz kurumlarında vakaların arttığını ve hem çalışanların hem tutukluların hastalanmadığını belirtiyor.</p>
<p><strong>&#8220;KABAKÇIOĞLU’NUN ÖLÜMÜ İÇİN SES ÇIKARMAYA DAVET EDİYORUZ&#8221;</strong></p>
<p>İHD’nin beyanına göre bugün Türkiye hapishanelerinde 1333 adet hasta insan var ve bunların 457 tanesi ağır koşullarda. Biz bütün insan hakları organizasyonlarını ve insan hakları savunucularını Türkiyede’de ki hapishanelerin insanlık dışı yaptırımlarına karşı durmaya ve aynı olayların tekrarlanmaması üzerine çalışmaya çağırıyoruz. Kabakçıoğlu’nun ölümü Türkiye hapishanelerinde bir ilk değildi fakat sizin de sesinizle birlikte son olabilir.</p>
<p>Hepinizi Türkiye’de aynı trajedilerin yaşanmasını önlemek amacıyla Kabakçıoğlu’nun ölümü için ses çıkarmaya davet ediyoruz.”</p>
<p><strong>HOLLANDA BASIN KURULUŞLARINA BASIN AÇIKLAMASI İLETİLDİ</strong></p>
<p>Broken Chalk Mustafa Kabakçıoğlu’nun hücresinde ölü bulunması ile ilgili basın açıklamalarını Hollandaca olarak ülkenin yerel ve ulusal basını ile paylaştı.</p>
<div class="twitter-tweet twitter-tweet-rendered"><strong>Kaynak:Aktifhaber,TR724</strong></div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/beyaz-sandalyede-olum-hollandada-kinandi/">Beyaz sandalyede ölüm Hollanda&#8217;da kınandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz Sandalyelere karanfil bıraktılar: &#8216;Artık Yeter&#8217;</title>
		<link>https://hizmetten.com/beyaz-sandalyelere-karanfil-biraktilar-artik-yeter/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 09:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa kabakçıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14483</guid>

					<description><![CDATA[<p>Berlin, Paris, Zürih, Malmö ve Bükreş gibi Avrupa&#8217;nın büyük şehirlerinde &#8220;Beyaz Sandalyede Ölüm&#8221; eylemleri düzenlendi. İşte Eylemlerde okunan basın açıklamasının tam metni Almanya&#8217;nın başşehri Berlin&#8217;de Brandenburg Kapısı yakınında ve Kuzey&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/beyaz-sandalyelere-karanfil-biraktilar-artik-yeter/">Beyaz Sandalyelere karanfil bıraktılar: &#8216;Artık Yeter&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="page-summary">Berlin, Paris, Zürih, Malmö ve Bükreş gibi Avrupa&#8217;nın büyük şehirlerinde &#8220;Beyaz Sandalyede Ölüm&#8221; eylemleri düzenlendi. İşte Eylemlerde okunan basın açıklamasının tam metni</h2>
<p>Almanya&#8217;nın başşehri Berlin&#8217;de Brandenburg Kapısı yakınında ve Kuzey Ren Vestfalya (NRW) eyaletine bağlı Bielefeld şehrinin merkez tren istasyonunda Beyaz Sandalyede Ölüm&#8221; eylemi için toplanan göstericiler baskı ve zulme son verin çağrısında bulundu.</p>
<div>
<div>Eylemlerde okunan basın açıklamasının tam metni:</div>
<div></div>
<div>Bugün burada, Aktion für Flüchtlingshilfe ve Human Rights Defenders Dernekleri gönüllüleri olarak biraraya gelmiş bulunmaktayız. Türkiye`de yaşanan zulümleri anlatmak, bunların karşısında durmak ve ARTIK YETER diye haykırmak için toplandık!</div>
<div>Tek başına tutulduğu yıkık dökük, virane bir “karantina” hücresinde plastik bir sandalyenin üzerinde ölü bulundu 44 yaşındaki Mustafa Kabakçıoğlu. Rahatsızlıkları için defalarca dilekçe yazıp ısrarla tedavi ettirilmeyerek katledildi. 29 Ağustos’ta cansız bedeni bulundu, tahliyesine 4 ay kala. Kamuoyu nasıl öldüğünü, nasıl bir hücrede tutulduğunu ancak 48 gün sonra ortaya çıkan fotoğraflardan haberdar oldu.</div>
<div>Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcılığı; astım, tansiyon ve şeker hastası olmasının yanında hücrede tutulduğu 9 gün boyunca hastaneye gitmek için 3 kez dilekçe veren Kabakçıoğlu’nun ölümünün soruşturulması yerine bu katliamı duyuranların peşine düştü.</div>
<div>2018 yılında cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonrası yeniden cezaevine gönderilen, kalbi %15 kapasite ile çalışan Mustafa Avıalan da rahatsızlıklarına rağmen tahliye edilmeyerek tek kişilik hücresinde katledildi geçtiğimiz günlerde.</div>
<div>Halime Gülsu, Nesrin Gençosman, Ali Boçnak, Muzaffer Özcengiz ciddi rahatsızlıklarına rağmen tedavileri engellenerek cezaevinde ölümlerine sebep olunan onlarca isimden sadece birkaçı. 2016 sonrası Hapishanelerde ölen hasta sayısı 100’ü geçti!</div>
<div>Ayrıca sosyal medya ve kamuoyu baskısıyla hastalıklarının son evresinde tahliye edilen Mevlüt Öztaş, Fatih Terzioğlu, Özgür Doğan, Turan Özcerit ve onlarca insan sevdiklerinin gözü önünde hastane odalarında acı çekerek yaşamlarını yitirdiler.</div>
<div>Tüm insanlığın tehdit altında olduğu Covid-19 salgınında cezaevindeki insanlar devlet eliyle hastalığın açık hedefi haline getiriliyor. Kapasitesinin iki üç katı koğuşlarda, hijyen koşullarını sağlamayan karantina hücrelerinde insanlar ölüme sürükleniyor. AKP Hükümetince Ceza İnfaz Yasasında yapılan değişikliklerle birlikte, Mafya Babaları, Uyuşturucu Tacirleri, Tecavüzcüler ve Katiller kolayca serbest bırakılırken, Gazeteciler, Akademisyenler, Düşünürler ve Siyasi Tutsaklar hapishanelerde ölüme terkedilmiştir.  Türkiye’de, her ne kadar Ölüm Cezası yoksa da Hükümetin planlı stratejileri ve politikaları sonucunda tutuklular, fiili olarak bu cezayla karşı karşıya kalmışlardır.</div>
<div></div>
<div>
<div><img decoding="async" title="" src="http://image.writeclouds.com/Images/Resim/Images/News/20201025/81083526.jpg" alt="" /></div>
</div>
<div>Hapishanelerde daha fazla insanın organize bir şekilde ölmesini, öldürülmesini istemiyoruz. Zulmün değil adaletin devamlılık sağlaması gerektiğini hep birlikte haykırıyoruz.</div>
<div>Türkiye’de son 10 yılda giderek artan İnsan Hakları ihlallerine hergün yenisi eklenmektedir. Devlete, güvenlik güçlerine ve yargıya çöreklenmiş mafya cezasızlık zırhına bürünmektedir. Mahkemeler ise hukuk ve adalet yerine, Hükümetin ve Başkan Erdoğan’ın çıkarları doğrultusunda karar alan mercilere dönüşmüştür.</div>
<div>İşte biz bugün burada Türkiye’de yaşanmakta olan rejimin hukuksuzluklarına ARTIK YETER diyoruz.</div>
<div>Otoriterleşen Başkan Erdoğan ve Türk Hükümetine ARTIK YETER diyoruz!</div>
<div>İnsanların sudan gerekçelerle hapishanelere atılmasına ve hapishanelerde tedavi edilmeden öldürülmesine ARTIK YETER diyoruz!</div>
<div>780 bebeğin hapishanelerde büyümesine ARTIK YETER diyoruz!</div>
<div>Osman Kavala‘nın, Selahattin Demirtaş‘ın, Ahmet Altan‘ın, Müyesser YILDIZ’ın, Ali ÜNAL’ın ve bunlar gibi yüzlerce gazeteci ve yazarın sadece muhalif oldukları için hapishanelerde çürümesine ARTIK YETER diyoruz!</div>
<div>Masum olan herkes ve siyasi tutsaklar için özgürlük,</div>
<div>Herkes için hukuk,</div>
<div>Herkes için adalet diyoruz!</div>
</div>
<div></div>
<div><strong>Kaynak:Samanyoluhaber</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/beyaz-sandalyelere-karanfil-biraktilar-artik-yeter/">Beyaz Sandalyelere karanfil bıraktılar: &#8216;Artık Yeter&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsveç&#8217;te beyaz sandalye eylemi</title>
		<link>https://hizmetten.com/isvecte-beyaz-sandalye-eylemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 21:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa kabakçıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14487</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsveç&#8217;in başkenti Stokholm ve Malmö şehirlerinde yapılan beyaz sandalye eylemlerine katılan onlarca kişi Türkiye&#8217;de cinayete varan hak ihlallerini kınadı. Komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu&#8217;nun cezaevi hücresinde ölümüne tepkiler dinmek bilmiyor. Skandal&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/isvecte-beyaz-sandalye-eylemi/">İsveç&#8217;te beyaz sandalye eylemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="detail-summary">İsveç&#8217;in başkenti Stokholm ve Malmö şehirlerinde yapılan beyaz sandalye eylemlerine katılan onlarca kişi Türkiye&#8217;de cinayete varan hak ihlallerini kınadı.</div>
<div class="detail-text">
<div class="detail-adv-under-spot">
<div></div>
<div class="adv">Komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu&#8217;nun cezaevi hücresinde ölümüne tepkiler dinmek bilmiyor. Skandal olay yurt dışında da, beyaz sandalye eylemleri ile protesto edildi.</div>
</div>
<div class="editorPart">
Eylemlerin İsveç&#8217;teki merkezi başkent Stokholm ve Malmö şehirleri oldu. Taşıdıkları pankartlar ve yanlarında getirdikleri beyaz sandalyelerle Kabakçıoğlu&#8217;nun hücrede ölümüne dikkat çeken kalabalık adına bir de basın açıklaması yapıldı.</p>
<div class="adv"></div>
<p>Türkiye&#8217;deki hak ihlallerinin sınır tanımadığı kaydedilen açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:</p>
<p><img decoding="async" src="http://aktifhaber.com/upload/assets/47447bfa328dcc59abd0fe8e55e6c682.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>BİNLERCE İNSAN ZULME UĞRADI</strong></p>
<p>&#8220;Türkiye maalesef, son yıllarda ve özellikle sahte darbe tuzağından sonra, hızla demokrasi ve adaletten uzaklaşmaktadır. 300 bine yakın insan görevlerinden uzaklaştırıldı. Ve halen iş verilmeyerek açlığa mahkum edilmekte. 500 bine yakın insan gözaltına alındı. 100 binden fazla kişi hapsedildi. Halen 50 bine yakın kişi siyasi ve etnik nedenlerle hapishanelerde tutulmaktadır. Bunlardan 10 binden fazlası kadın ve 800 den fazla kadın da, bebekleriyle birlikte hapiste tutulmaktadır.&#8221;</p>
<p><strong>SİYASİ TUTUKLULAR TAHLİYE EDİLMEDİ</strong></p>
<p>Korona tehlikesinden dolayı çıkarılan bir yasayla, katil ve hırsızlar basta olmak üzere bir çok yüz kızartıcı suç işleyenlere dahi af gelmesine rağmen, bu bahsettiğimiz siyasi tutsaklar asla tahliye edilmemektedir. Bu tutsaklar arasında, 4 bine yakın ağır hasta ve yaşlılar bulunmaktadır. Bu kişiler öleceğiz diye çığlık atmasına rağmen, hatta tahliyelerine birkaç ay kalmış olsa bile tahliye edilmiyor ve adeta ölüme mahkum ediliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://aktifhaber.com/upload/assets/990223cc1839d2b912e15b4fe7386751.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>&#8220;MUSTAFA KABAKÇIOĞLU KASTEN ÖLDÜRÜLDÜ&#8221;</strong></p>
<p>Bunun en son ve çok acı örneğini, birer gün arayla öldürülen iki Mustafa’da gördük. İlki Mustafa Kabakçıoğlu. Kabakçıoğlu polis şefiydi. Erdoğan Türkiyesi’nde siyasi sebeplerle 4 yıldır hapiste tutulmaktaydı. Kronik şeker ve astım hastasıydı. Tahliyesine 4 ay vardı. 20 Ağustosta kovid şüphesiyle tek kişilik hücreye konuldu. Durumu çok ağırlaştı. Defalarca tedavi olmak icin çığlık attı ama dikkate alınmadı. Tek kişilik o hücrede, 9 gün acılar içerisinde kıvranarak, tahliyesine 4 ay kala öldürüldü. Ölü bulunduğunda bu fotoğrafta gördüğünüz gibi bir plastik sandalye üzerindeydi. Olay, bu resimlerin açığa çıkmasıyla kamuoyunda duyuldu ve büyük infiallere neden oldu. Diğer Mustafa ise askerdi. Cezaevinde, çok kötü şartlar altında, ağır kalp hastası olarak tutuluyordu.  Mustafa “Hasta ve ölüme çok yaklaşmış bir insan olarak her türlü yardıma ihtiyacım var! Durumum çok kötü. Çok acı çekiyorum. Fedakarlık yapabilecek herkesten bir şeyler yapmasını bekliyorum…” şeklinde onlarca kez çığlık atmasına rağmen asla dikkate alınmadı ve kasten öldürüldü.</p>
<p><strong>SERVET TURGUT UNUTULMADI</strong></p>
<p>Bir başka kan donduran katliamı da , etnik sebeplerle gözaltına alınan Servet Turgut yaşadı. Turgut tarlasında çalışırken, bir arkadaşıyla beraber, askerler tarafından helikoptere bindirilerek gözaltına alındı. Her ikisi de, iskence edildikten sonra helikopterden atılarak ağır yaralandılar. 55 yaşındaki 7 cocuk babası olan Turgut, 19 günlük koma mücadelesinden sonra hayata veda etti.</p>
<p><img decoding="async" src="http://aktifhaber.com/upload/assets/953f24eca6973055547052d9423a8607.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>&#8220;ERDOĞAN TÜRKİYESİ&#8217;NDE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ SIRADANLAŞTI&#8221;</strong></p>
<p>Maalesef bu saydığımız katliamlar, Erdoğan Türkiyesi’nde son derece sıradan olaylara dönüşmüş durumda. Çok daha korkuncu; bu kişileri savunan avukatlar bile, suçluyu savunmaktan hapse atılmaktadır. Yani 21. Yüzyıl dünyasında tüm dünyanın gözleri önünde, Erdoğan Türkiyesi’nde, korkunç insan hakları ihlalleri ve katliamlar yaşanmaktadır. Maalesef uygar dünyadan bu katliamlara gerekli tepkilerin gösterilmediğini, üzülerek görmekteyiz.  Bu durum Erdoğan gibi diktatörleri daha da cesaretlendirmektedir. Tepkiyi bırakın, adeta destek veriliyor. Mesela AİHM başkanının, çok talihsiz bir sekilde, Erdoğan’ı ziyaretinin, Erdoğan’ın zulum hedefine kararlılık katkısı yaptığını düşünüyoruz.</p>
<p><img decoding="async" src="http://aktifhaber.com/upload/assets/f6318767d8c6fc827e751387be97df56.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>&#8216;ERDOĞAN&#8217;A DESTEK VERMEYİN&#8217; ÇAĞRISI</strong></p>
<p>Bu vesileyle bir gerçeği de hatırlatalım: Demokrasisini ve adaletini kaybeden bir ülke, sadece kendine değil, tüm dünyaya, her alanda zarar vermektedir. Bunun en acı örneğini, Suriye olayında gördük ve görüyoruz! Bu manada, tüm ülkeler ve herbir fert “bana ne?” demeden duyarlı olmak zorundadır. Aksi halde Suriyeleşen bir Türkiye’nin yükünü; tüm dünya el ele verse de çekemez. Bu gerçekleştirdiğimiz “Beyaz Sandalye” eylemi vesilesiyle, Türkiye de, kadın, çocuk, hasta, yaşlı ayırt etmeksizin yapılan korkunç zulüm, katliam ve insan hakları ihlallerine dikkat çekmek istiyoruz. Ve bu tarifsiz kötülüğün bitmesi için, lütfen ama lütfen herkesi bir şeyler yapmaya davet ediyoruz. Son olarak, bir kere daha haykıralım: Demokrasisini kaybeden ve diktatörleşen her bir ülke, tüm dünyanın basına beladır.Tüm katılımcılar adına, sesimize katkı veren herkese teşekkürler ediyoruz.&#8221;</p></div>
</div>
<div></div>
<div><strong>Kaynak:AktifHaber</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/isvecte-beyaz-sandalye-eylemi/">İsveç&#8217;te beyaz sandalye eylemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
