<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Başörtüsü arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/basortusu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/basortusu/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:53:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Başörtüsü arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/basortusu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tesettür (2) &#8211; Günümüzde Başörtüsüne Bakış  &#124; RASİM HANER</title>
		<link>https://hizmetten.com/tesettur-2-gunumuzde-basortusune-bakis-rasim-haner/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Haner]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Aug 2022 13:54:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Rasim Haner]]></category>
		<category><![CDATA[tesettür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26885</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başörtüsüne bakışta üç eğilim öne çıkıyor. Birincisi, dinî açıdan değerlendirme eğilimi. Bu kişiler başörtüsünü tamamen dinin bir emri olarak görür ve kendilerini Allah’ın emrini yerine getiren kişi olarak değerlendirirler. İnsanların&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tesettur-2-gunumuzde-basortusune-bakis-rasim-haner/">Tesettür (2) &#8211; Günümüzde Başörtüsüne Bakış  | RASİM HANER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başörtüsüne bakışta üç eğilim öne çıkıyor.</p>
<p>Birincisi, <strong>dinî açıdan</strong> değerlendirme eğilimi. Bu kişiler başörtüsünü tamamen dinin bir emri olarak görür ve kendilerini Allah’ın emrini yerine getiren kişi olarak değerlendirirler. İnsanların pek çoğu da onların, başörtüsünü dine olan bağlılıklarından dolayı olarak taktıklarını düşünürler. Örfe uyarak başını kapatanların büyük çoğunluğu da onun dinin bir emri olduğunu bilirler. Başörtüsü takmayanlar ya da takarken onu terk edenler, konuya dinî açıdan yaklaşmayı tercih etmezler.</p>
<p>İkincisi, <strong>özgürlük açısından</strong> değerlendirme eğilimi. Bu kişiler, başörtüsünü ne dinî ne de politik olarak ele almaktan kaçınırlar. Konuyu tamamen şahsî tercihlerine dayandırır ve kendilerini nasıl özgür hissediyorlarsa o şekilde yaşamayı tercih ederler. Bu çerçevede başörtüsünü bazen moda olarak görüp takanlar olduğu gibi çağdışı bir uygulama olarak görüp kendine yakıştıramayanlar da olabilir. Bu, başörtüsü takanlardan ziyade takmayanların ya da takarken onu terk edenlerin eğilimidir.</p>
<p>Üçüncüsü ise <strong>politik açıdan</strong> değerlendirme eğilimi. Bu eğilimde olanlar, meseleyi tamamen mevcut siyasi rejimin bir uygulaması, dayatması ya da sembolü olarak görürler. Bu eğilimi, başörtüsü takanların kendilerinden ziyade diğer insanlar gösterirler. Başörtüsünü sırf politik bir sembol olarak takanlar yok denecek kadar azdır. Ancak başörtüsüne politik nazarla bakan ve onu siyasi bir partinin temsili şeklinde algılayanların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.</p>
<p>Günümüzde başörtüsü hakkında yaşanan problemler bir hayli artmış bulunuyor. Başörtüsü kullanmaya başlarken ve başladıktan sonra zorlananlar olduğu gibi senelerce başörtüsü kullandığı halde başını açanlar da var. İster başörtüsü takmakta zorlananlar isterse de taktıktan sonra başını açanların yaşadıkları problemleri birkaç maddede özetleyebiliriz.</p>
<p>1- <strong>Aile baskısı:</strong> Ailesinden başını örtme konusunda baskı gören ve zorla kapanan kadınlar, bu baskılara karşı içlerinde duydukları tepkileri, daha sonra başlarını açmakla gösteriyorlar. Çünkü baskı ile yaptıkları bu fiil içlerine sinmiyor, kalpleri onu kabul etmiyor, akılları o konuda ikna olmuyor. İnsanın, aklen ve kalben tatmin olmadığı bir şeye tepki duyacağı ve kendisine dayatılan şeyi zahiren kabul ediyor görünse de zamanla terk edeceği rahatlıkla tahmin edilebilir.</p>
<p>2- <strong>Çevre baskısı:</strong> Ailesinden baskı görmese bile çevresinden baskı, ötekileştirme ve dışlama tavırlarına maruz kalan kadınlar, çareyi başlarını açmakta bulabiliyorlar. Çünkü her gün yapılan tazyiklerle baş etme, yapılan eleştirilere cevaplar verebilme, baskıları aklî ve kalbî argümanlarla savma alt yapı ve cesaretini kendilerinde bulamıyorlar.</p>
<p>3- <strong>Kendini dışlanmış ve yalnız hissetme:</strong> Başını neden örttüğünü tam bilmeyen, bunun dünyada ve ahiretteki neticelerini yeterince idrak edemeyen ve tesettürlü halini etrafına nasıl açıklayacağını bilemeyen bir kadın, çevresi ona baskı uygulamasa bile, kendi kendine rahatsızlık duyarak başını açabiliyor. Özellikle muhafazakar bir çevreden farklı bir muhite ya da ülkeye giden biri, şahsına yönelik doğrudan bir kınama, dışlama muamelesi yapılmasa bile kendini dışlanmış, kınanmış, öcü gibi bakılan bir insan şeklinde görebiliyor. Etrafında onu destekleyecek, ona yol gösterecek kimseler yoksa, kendi içinde büyüttüğü bu problemi aşamıyor ve yalnızlık psikolojisine girebiliyor. Bu yalnızlığını gidermek için de başını açıp, çoğunluğun içine karışmayı tercih edebiliyor.</p>
<p>4-<strong> Bilgi ve şuur eksikliği:</strong> Bazı kadınlar, başörtüsünün dindeki yeri, mahiyeti, tarihi konularında yeterli bilgiye sahip olmadan, bu konuda örnek insanların hayatlarını okumadan başlarını örttüklerinden dolayı, zamanla zihinde oluşan şüphelere, dışarıdan gelen tazyiklere karşı koyamıyorlar. Bu zafiyetin sebebi, başörtüsü konusundaki bilgi eksikliğidir.</p>
<p>5- <strong>Yanlış algılar:</strong> Başörtüsü konusunda pek çok problemin temelinde bazı yanlış algılar, düşünceler vardır. Mesela başörtüsü taktığında kadının kendisini çalışmak da dahil bütün sosyal faaliyetlerden soyutlamak zorunda hissetmesi gibi. Halbuki gerçekler bunun yanlış bir algı olduğunu gösteriyor. Başörtülü kadınlar pekâlâ halk içinde bulunabiliyor ve kendilerine uygun işler yapabiliyorlar.</p>
<p>6- <strong>Başörtüsünün getirdiği ek mesuliyetten kaçış:</strong> Bazı kadınlar, başörtüsü taktığı takdirde bazı ek mesuliyetler yüklenmek ve daha dikkatli yaşamak zorunda kalacaklarını düşünüyorlar. Bu oldukça yerinde bir düşüncedir. Elbette başörtüsü bir inanç gereği takılır. Başörtüsünden yana tercih yapan kişi, inancının gereği olarak davranışlarına, konuşmalarına, bulunacağı yerlere dikkat etmesi gerekir. Esasında başörtüsünün bir hikmeti de budur. Yani o, üzerinde bulunduğu kişiye bir kimlik belirler ve onun belli prensiplerle hareket etmesini, böylece günahlardan, büyük hatalardan korunmasını sağlar. Bazı kadınlar bu tür ek mesuliyetleri taşıyabileceklerine inanmadıkları için başörtüsünden kaçarlar. Bazı kadınlar ise bunu bir problem olarak görmez, dini bir bütün olarak değerlendirir ve başörtüsüyle beraber diğer mesuliyetleri de elinden geldiğince eda ederler.</p>
<p>7- <strong>Özgürlük anlayışı:</strong> Başörtüsü kullanırken başını açanlardan bir kısmı da bunu özgürlük temeline dayandırır. Onlara göre kendileri özgürdürler, tercih hakkına sahiptirler, bu yüzden de hayatta bir kısım zorluklara sebep olduğunu düşündükleri başörtüsünü çıkarmayı tercih ederler.</p>
<p><strong>Değerlendirme</strong></p>
<p>Her meselede olduğu gibi inanç da bir tercih meselesidir. Allah Tealâ Kur’an’da, “İsteyen iman etsin, isteyen inkar etsin”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> buyurarak insana bu tercih hakkını verir. Fakat Allah Tealâ, insana inanması için deliller sunduğu gibi inanmayan insandan da neye dayanarak inanmadığını sorar. Yani inkarcının bile bir delile dayanmasını ister. Durum böyleyken inanan insanların, inançlarını delillerle desteklemeleri, böylece sağlam temele dayalı bir inanca sahip olmaları beklenir. Çünkü delil bir rehberdir, insanı hedefe götürür.</p>
<p>Dinimizin, inanmamız için bize sunduğu yol gösterici deliller vardır. Bunların en büyükleri, Kur’an, peygamber, kainat ve akıldır. Kur’an bize naklî deliller sunar. Fakat aklımızı çalıştırarak bu naklî delilleri değerlendirmemizi ister. Peygamber, Kur’an’ın canlı tatbikçisidir. Kainat, içinde barındırdığı düzen, kanun ve oranlarla bize avaz avaz Yaratıcıyı anlatır. Ve akıl bu üç büyük delili değerlendirip sağlıklı bir neticeye ulaşmakla mesuldür. Şirke, küfre şartlanmamış salim akıl, mutlaka Yaratıcısını bulur.</p>
<p>Delillere dayanarak dinin tercih edilmesi, dindeki hüküm ve kuralların da kabul edilmesi manasına gelir. Dinin temeli olan inanç esaslarını kabul eden, ibadet ve muamelelerle alakalı hükümleri de dolaylı olarak kabul etmiş sayılır. İnanç esaslarına bağlı yaşayan biri, dinin ahlak kısmını da temsil etmelidir. Normal insan mantığı da bunu gerektirir. Yani Allah’a inandım diyen birinin Allah’ın isteklerini gözetmesi, emirlerini yerine getirmeye çalışması, mantıklı düşünmenin bir gereğidir. Allah’a inandığı ve O’nu sevdiğini söylediği halde O’nun emirlerini yerine getirmeyen insan, meseleyi bir insan realitesi olarak ele almalı ve inancını sağlamlaştırmaya çalışmalıdır. Zira ameldeki eksiklik, inancın takviye edilmesi gerektiğini gösterir. İnsan, herhangi bir işi mecburiyetten dolayı yapabilir ama ibadetlerde mecburiyet düşüncesi, onu yeterince motive etmez. İbadetlerde motivasyonu sağlayan en önemli güç kaynağı, inanç ve sevgidir.</p>
<p>İbadetlerde olduğu gibi başörtüsü gibi bir kısım dinî vazifelerde de temel motivasyon, Allah sevgisi ve Allah inancıdır. Yani başını örten bir kadın, Allah’a olan inancından ve O’nu sevdiğinden dolayı örter. Fakat bunun tam tersini düşünemeyiz. Yani başını örtmeyen kadının Allah’a inanmadığını ya da Allah’ı sevmediğini söyleyemeyiz. Zira iman ile amel arasında kuvvetli bir bağlantı olsa da amel imanın bir parçası değildir. Ameli yapmayan, imandan çıkmış olmaz. Çünkü amelsizliğin bir kısım iç ve dış sebepleri vardır. En başta insanın nefsi ve çeşitli hisleri, onu farklı yönlere sevk eder. Hisler çoğu zaman kalbi ve aklı dinlemez. Bu durumda kalpte olan iman çıkıp gitmiş olmaz. Belki sadece hislerin tesirinden dolayı kendi rolünü oynayamaz hale gelir. Burada korkulan şey, amelsizliğin uzun zaman sonra insanın bir tabiatı haline gelmesi ve imanı riske atmasıdır. Çünkü iman kalbe ait bir iç dinamik olarak amelden beslenir. Yani amel imanı kuvvetlendirir ve sağlam bir zemine oturtur. Amel olmadığında iman teoriden ibaret olarak kalır ve zamanla yok olabilir.</p>
<p>Başörtüsü meselesi temelde Allah inancı ve sevgisine dayansa da o bir problem olarak görüldüğü ya da onunla alakalı bir sıkıntı yaşandığında meseleyi hemen dinî zemine çekip orada çözmeye ya da tartışmaya kalkışmamak gerekir. Bunun yerine konuyu mevcut şartlar ve şahsi karar çerçevesinde ele almak yerinde olur. Zira problemin sahibi, yaşadığı sıkıntıyı atlatmaya çalışırken, kendisine okunan bir ayet ve hadisi ya da yapılan bir dinî telkini kabul etmek istemez. Bu durum, onun başını açmasından daha büyük bir tehlikedir. Çünkü başını açan, bir ameli terk etmiş olsa da bir ayet ve hadise itiraz etmek, ona içten tepki duymak insanın imanını riske atar.</p>
<p>Başörtüsüyle alakalı problem yaşayan insanları böyle bir riske atmamak için onlara daha ziyade Allah’ı peygamberi sevdirecek, Kur’an’a yaklaştıracak güzel sözler söylemeli. Başörtüsüyle alakalı ne tür problem yaşarsa yaşasın, namaz oruç gibi ibadetleri terk etmemelerini tavsiye etmeli. Dine, imana ve hayata dair ümit verici yaklaşımlar sergilenmeli.</p>
<p>Bir sonraki yazımızda bazı sorulara temas ederek bu konuyu noktalayacağız.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Kehf sûresi, 18/29.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tesettur-2-gunumuzde-basortusune-bakis-rasim-haner/">Tesettür (2) &#8211; Günümüzde Başörtüsüne Bakış  | RASİM HANER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tesettür, Başörtüsü ve Sorular &#124; RASİM HANER</title>
		<link>https://hizmetten.com/tesettur-basortusu-ve-sorular-rasim-haner/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Haner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2022 08:58:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Rasim Haner]]></category>
		<category><![CDATA[tesettür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda başörtüsüyle alakalı sorular tekrar gündeme gelmeye başladı. Kimileri onun dindeki yerini sorguluyor, kimi başörtülüler de yaşadıkları zorlukları kaldıramadıklarından çareyi başlarını açmakta buluyorlar. Bazıları ise içinde bulundukları çevrenin tesirinde&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tesettur-basortusu-ve-sorular-rasim-haner/">Tesettür, Başörtüsü ve Sorular | RASİM HANER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda başörtüsüyle alakalı sorular tekrar gündeme gelmeye başladı. Kimileri onun dindeki yerini sorguluyor, kimi başörtülüler de yaşadıkları zorlukları kaldıramadıklarından çareyi başlarını açmakta buluyorlar. Bazıları ise içinde bulundukları çevrenin tesirinde kalarak başörtüsüyle ciddi manada imtihan oluyor ve dayanabilecekleri deliller ve mantıklı açıklamalar arıyorlar. Son otuz kırk yıldır siyasî olarak gündemde tutulan konu, bu sefer amelî ve itikadî olarak tartışılıyor. Bunda, müslümanların çoğunlukta olduğu bazı ülke yönetimlerinin payı büyük olduğu gibi, yurt dışına çıkan ve özellikle de Batıya giden insanların karşılaştıkları ve aynı zamanda dünyaya yayılmış olan popüler kültür ve yaşam tarzlarının da rolü vardır. Biz bu yazımızda meselenin sadece itikadî ve amelî yönünü, yani hükmünü ve hayatın içinde uygulanış şeklini ele alacağız. En sonunda konuyla alakalı bazı problem, şüphe ve sorulara temas edeceğiz.</p>
<p>Tesettür, sözlükte örtünmek demektir. Hem kadının hem de erkeğin vücudunda kapanması gereken yerlerin kapatılmasını ifade eden bir kelimedir. Erkeğin bir erkek ve kadına, kadının da bir kadın ve erkeğe karşı vücudunda kapatması gereken yerler, dinimizin iki temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnet tarafından belirlenmiştir. Bunlar genel olarak bilindiği ve yazımızın konusu başörtüsü olduğu için bu konuya girmeye gerek duymuyorum. Merak edenler, internet aramasıyla rahatlıkla bu bilgilere ulaşabilirler.</p>
<p>Başörtüsü ise tesettürün sadece bir bölümü olup, onun tamamını ifade etmez. Dolayısıyla tesettür eşittir başörtüsü demek değildir. Başörtüsü, tesettürün bir parçası olarak hem Kur’an’da hem de hadislerde ele alınmış, sınırları belirlenmiş ve Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından toplumda tatbik edilmiş bir konudur. O günden bugüne de ilk tatbik edildiği şekilde gelmiştir. Başörtüsünün şekli ve sınırları ile alakalı farklı yorumlar yapılmışsa da bunlar meselenin özüne dokunacak nitelikte değildir. Genel olarak başörtüsünün örtmesi gereken kısımlar üzerinde ittifak vardır.</p>
<p><strong>            Başörtüsünün hükmü</strong></p>
<p>İslam’da, büluğa eren kadınların başlarını örtmesi farzdır. Bu hüküm ayet ve hadislerle sabit olup, sahabe ve sonraki ulema tarafından ittifakla kabul edilmiştir. Kur’an’da iki ayet bu hükme yer verir. Birinci ayette şöyle buyurulur:</p>
<p>وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ</p>
<p>“Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve günahtan korumalarını söyle. Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. <strong>Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler</strong>”. (Nur sûresi, 24/31).</p>
<p>Âyetteki ‘zînet’ten maksat zinet takılan yerler olsa da esas maksat kadının bütün vücududur. ‘Görünen kısımlar’dan maksat ise, el ve yüzdür. El ve yüzü, bazı alimler yüzük takılan ve sürme sürülen yerler şeklinde ifade etmişlerdir. Bazı alimler ise sürme göze sürüldüğü için gözlerin dışında yüzün tamamının örtülmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Buradan hareketle fakihler kadının yüz ve elleri hariç bütün vücudunun örtülmesi gerektiğini belirtmişlerdir. İmam Azam ise ayakları da örtülmesi mecbur olmayan kısımdan saymıştır.</p>
<p>Âyette geçen ‘humur’ kelimesi, ‘hımâr’ın çoğulu olup kadının başına örttüğü şey demektir. ‘Cüyûb’ ise ceyb kelimesinin çoğulu olarak yaka, gerdanlık ve göğüs kısmını ifade eder. Âyette tarifi yapılan örtünme şekli, baştaki hımar denilen başörtüsünün ceyb denilen gerdanlık ve göğüs kısmına salınmasıyla gerçekleşir. Dolayısıyla başın en başta örtülü olması gerektiği ifade edilmiş olmaktadır. İkinci olarak yapılması gereken şey, bu örtünün boyun, gerdanlık ve göğüs kısmını da örtecek şekilde aşağı doğru indirilmesidir. Böylece baştaki saçlarla beraber boyun ve gerdanlık kısmı da örtülmüş olur. Bu arada ense ve omuz kısmının da örtülmesi gerekir. Çünkü örtünmekteki maksada ve estetik görünüme uygun olan budur. Peygamber Efendimiz döneminde başörtüsü bu şekilde uygulanmış ve ilerleyen zamanlarda fıkıh kitaplarına bu şekilde kaydedilmiştir.</p>
<p>Kur’an’da örtünmeyi emreden ikinci ayet ise şöyledir:</p>
<p>يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ</p>
<p>“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mümin kadınlara söyle: Ev dışına çıktıkları zaman dış elbiselerini üzerlerine salıversinler. Böyle yapmaları onların iffetli tanınmaları ve kendilerine sarkıntılık edilerek incitilmemeleri yönünden en uygun bir davranıştır”. (Ahzab sûresi, 33/59)</p>
<p>Bu ayette örtünmeyle alakalı geçen kelime ‘celâbîb’dir. Celâbîb, ‘cilbâb’ın çoğuludur. Cilbab ise vücudu tamamen örten geniş elbise demektir. Bunun hımar adlı başörtüsünden daha büyük bir giysi olduğu ve bütün vücudu örttüğü ifade edildiği gibi rida denilen bir üst giyim olduğu da söylenmiştir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Bu durumda o, ya baş da dahil bütün bedeni kapatan ya da omuzlardan ayaklara kadar uzanan bir elbise şeklinde anlaşılır. İki manadan hangisi alınırsa alınsın âyetten, kadının dışarı çıkarken bütün vücudunu örten ve vücut hatlarını göstermeyen bir elbise giymesi gerektiği neticesine ulaşılır.</p>
<p>Ayetin devamında böyle bir örtünün kadının iffet konusunda hassas biri olarak tanınması ve ona eziyet edilmemesi için en uygun hal olduğu beyan edilmiştir. Meseleyi tersinden ele alarak, âyetten başını kapatmayan kadınların iffetsiz olduğu gibi bir mana çıkarılamaz. Çünkü iffetin tek ölçüsü, başörtüsü değildir. Kaldı ki, ayet “en uygun” halin bu şekilde bir giyinme olduğunu beyan etmektedir. Tanınma ve eza edilmeme özellikleri, zahiren başörtüsünün farz kılınmasının sebebi gibi görülse de bir hikmeti de olabilir. Farz kılınmasının esas sebebi ise Allah’ın emridir. Dolayısıyla başörtüsü öncelikle Allah’ın bir emri olarak ele alınmalı, onun hikmeti, faydası, ahiretteki sevabı gibi hususlar ikinci aşamada düşünülmelidir. Bir şeyin hikmeti, faydası, sevabı o şeyin yapılmasının temel dayanağı olamaz. Temel dayanak her zaman Allah’tan gelen hükümdür.</p>
<p>Bu iki ayetin dışında, tesettüre, kadının hal, tavır ve davranışlarına yönelik ikaz ve yönlendirmeler barındıran pek çok ayet vardır. Mesela &#8220;Ay halinden kesilmiş ve evlenme için ümidi kalmamış olan yaşlı kadınların, zinet yerlerini erkeklere göstermemek şartıyla dış elbiselerini bırakmalarında onlar için bir günah yoktur. Bununla birlikte yine de sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır.&#8221; (Nûr sûresi, 24/60) buyurularak, erkeklerin yanında örtünmeyle alakalı yaşlı kadınlara biraz rahatlık sağlayıcı bir ruhsatın bulunduğu, bununla beraber kendilerini erkeklerden sakınmanın onlar için daha iyi olacağı bildirilmiştir.</p>
<p>Yine mesela “Ey Peygamber hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Takvâ sizin sıfatınız olduğuna göre, namahrem erkeklere hitap ederken tatlı ve cilveli bir eda ile konuşmayın ki kalbinde hastalık bulunan bir şahıs, şeytanî bir ümide kapılmasın. Ciddi, ölçülü konuşun!” (Ahzab sûresi, 33-32) ayetinde bütün ümmetin anneleri olan peygamber hanımları, konuşma üslubu açısından ikaz edilmektedirler. Tabii, annelerimiz oldukları halde onlara yapılan bu ikaz, diğer mümin kadınlar için öncelikle geçerlidir.</p>
<p>Bu ayetlerden anlaşılmaktadır ki tesettürün Kur’an’da olmadığına dair iddiaların dayandığı bir delil yoktur. Ayetlerde kullanılan kelimeler, gayet açık şekilde başörtüsünü tarif etmektedir. Kaldı ki bu mesele sadece Kur’an’da yer almamış, mütevatir sünnet ve sahabe hanımlarının pratikleriyle nesilden nesile aktarılmıştır. Yani Kur’an başörtüsünün hükmünü koymuş, sünnet ve sahabe de bu hükmü uygulamıştır.</p>
<p><strong>Hadislerde başörtüsü</strong></p>
<p>Başörtüsü emrinin hadislerde bulunup bulunmadığı, özellikle günümüzün yeni nesli tarafından merak edilmektedir. Bazı örnekler verelim:</p>
<p>عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا أَنَّهَا ذَكَرَتْ نِسَاءَ الْأَنْصَارِ فَأَثْنَتْ عَلَيْهِنَّ وَقَالَتْ لَهُنَّ مَعْرُوفًا وَقَالَتْ: لَمَّا نَزَلَتْ سُورَةُ النُّورِ عَمِدْنَ إِلَى حُجُورٍ فَشَقَقْنَهُنَّ فَاتَّخَذْنَهُ خُمُرًا</p>
<p>Âişe validemiz, Ensar kadınlarını hayırla yâd ettikten sonra şöyle dedi: “Nur suresindeki başörtüsünü emreden ayet (31. âyet) inince, Ensar kadınları bellerine sardıkları kuşaklarını bölerek ondan başörtüsü edindiler.” (Ebû Davûd, Libas 32). Âişe validemiz rivayetinde, âyette geçen ‘humur’ kelimesini kullanıyor. Bir âlim ve fakîh olan validemizin başörtüsünü ifade için bu kelimeyi kullanması, başörtüsünün <strong>pratikte nasıl uygulandığını göstermesi </strong>bakımından önemlidir. Yani bu ayet inince bizzat o günkü kadınlar tarafından başörtüsü bugünkü şekliyle tatbik edilmeye başlamıştır. Benzer ifadeyi Âişe validemiz, muhacir kadınlar için de zikretmiştir. (Ebû Davûd, Libas 34). Dolayısıyla başörtüsü, belli bir şehrin bölgenin kadınlarıyla alakalı değil, bütün mümin kadınları bağlayıcı genel bir hükümdür.</p>
<p>Diğer bir hadis ise şöyledir:</p>
<p>عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ قَالَتْ: لَمَّا نَزَلَتْ {يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابِيبِهِنَّ} [الأحزاب: 59] خَرَجَ نِسَاءُ الْأَنْصَارِ كَأَنَّ عَلَى رُؤُوسِهِنَّ الغِرْبانَ مِنَ الْأَكْسِيَةِ</p>
<p>Ümmü Seleme validemiz anlatıyor: “Ahzab suresinin 59. âyeti inince, Ensar kadınları dışarıda başlarını öyle örtmüşlerdi ki sanki başlarının üstünde elbiselerden yapılmış bir karga duruyordu”. (Ebû Dâvud, Libas 33). Hadisten kadınların başlarını kalın örtülerle örttükleri anlaşılıyor.</p>
<p><strong>Giyilen elbisenin vücut hatlarını belli etmemesi gerektiğine dair</strong> de şu rivayet gayet açıklayıcıdır: Üsame b. Zeyd (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem) Dihyetü’l-Kelbî’nin kendisine hediye ettiği Mısır kumaşlarından sık dokunmuş bir elbiseyi bana giydirdi, ben de onu hanımıma giydirdim. Allah Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem) daha sonra bana elbiseye ne olduğunu, neden giymediğimi sordu. Ben de “Ey Allah’ın Resulü ben onu hanımıma giydirdim” dedim. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Ona, elbisenin altına pijama türünden bir şey giymesini söyle. Çünkü ben o elbisenin kemiklerinin hacmini (vücut hatlarını) belli etmesinden korkuyorum.” (Ahmet b. Hanbel, 36/120 (21786).</p>
<p>Namaz gibi bir ibadetin kabul şartlarından birinin de kadınlar için başörtüsü olduğunu Âişe validemizin rivayetinden öğreniyoruz: &#8220;Allah Rasulü (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: &#8220;Allah büluğ/ergenlik yaşına gelen kadının namazını başörtüsüz kabul etmez.&#8221; (Ebu Dâvud, salât 85; Tirmizî, salât 277).</p>
<p>Âyet ve hadislerde hükmü belirtilen, Efendimiz döneminden itibaren tatbik edilen başörtüsünün farziyeti konusunda, başta sahabe olmak üzere bütün alimler ittifak etmişlerdir. Dolayısıyla başörtüsünün farziyeti, Kur’an ve Sünnetteki yeri konusunda şüphe olmadığı gibi onun Peygamber Efendimiz döneminden günümüze kadar tatbikinde de herhangi bir şüphe bulunmaz. Böylece o, tarihsel bir mesele değil hem teorik hem de pratik açıdan delillerle sabitlenmiş bir konu olarak dindeki yerini almıştır.</p>
<p>Bir sonraki yazımızda başörtüsü etrafında oluşan problem, şüphe ve bakış açılarına temas edeceğiz.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Kurtubi, <em>el-Câmiu li ahkâmi’l-Kur’ân</em>, 14/243.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tesettur-basortusu-ve-sorular-rasim-haner/">Tesettür, Başörtüsü ve Sorular | RASİM HANER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
