<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bamteli arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/bamteli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/bamteli/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Jun 2023 21:37:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Bamteli arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/bamteli/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Herkul.org yenilendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/herkul-org-yenilendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jun 2023 21:37:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[Herkul yenilendi]]></category>
		<category><![CDATA[herkul.org]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=32351</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin sohbet ve yazılarının yayınlandığı Herkul.org web sitesi yenilendi. Yenilik çalışmasının takipçilerden gelen talepler doğrultusunda yapıldığı belirtildi. Sitenin resmi sosyal medya hesabından yapılan yapılan açılamada şu ifadeler&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/herkul-org-yenilendi/">Herkul.org yenilendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin sohbet ve yazılarının yayınlandığı Herkul.org web sitesi yenilendi.</p>
<p>Yenilik çalışmasının takipçilerden gelen talepler doğrultusunda yapıldığı belirtildi.</p>
<p>Sitenin resmi sosyal medya hesabından yapılan yapılan açılamada şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>&#8220;Herkul.org websitesi kıymetli takipçileri; Herkul.org websitemizin yenilenmesine yönelik taleplerinizi dikkate alarak bir çalışma başlatmıştık. Bu ihtiyacı karşılamak gayesiyle yenilediğimiz websitemiz bugün itibariyle hizmetinize sunulmuştur. Cenab-ı Hak istifadeye medar eylesin!&#8221;</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr"><a href="https://t.co/XliOyZ79zH">https://t.co/XliOyZ79zH</a> websitesinin kıymetli takipçileri;<a href="https://t.co/XliOyZ79zH">https://t.co/XliOyZ79zH</a> websitemizin yenilenmesine yönelik taleplerinizi dikkate alarak bir çalışma başlatmıştık. Bu ihtiyacı karşılamak gayesiyle yenilediğimiz websitemiz bugün itibariyle hizmetinize sunulmuştur.… <a href="https://t.co/OTcfYtOIfa">pic.twitter.com/OTcfYtOIfa</a></p>
<p>&mdash; Herkul (@Herkul_Nagme) <a href="https://twitter.com/Herkul_Nagme/status/1669801859773505537?ref_src=twsrc%5Etfw">June 16, 2023</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/herkul-org-yenilendi/">Herkul.org yenilendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mümince Duruş ve Yol Mülahazaları</title>
		<link>https://hizmetten.com/mumince-durus-ve-yol-mulahazalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jun 2023 15:50:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[HERKUL]]></category>
		<category><![CDATA[hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[münince duruş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=32152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin 1 Haziran&#8217;da gerçekleştirdiği yeni sohbeti, HerkulNagme YouTube kanalından yayınlandı. Açık alanda gerçekleşen sohbette Hocaefendi, misafirlere Türkiye&#8217;de arandığı yıllarda yaptığı arkadaş ziyaretlerini anlattı. Aktiv bir ümide sahip&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mumince-durus-ve-yol-mulahazalari/">Mümince Duruş ve Yol Mülahazaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin 1 Haziran&#8217;da gerçekleştirdiği yeni sohbeti, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=h_anx4GUHco">HerkulNagme</a> YouTube kanalından yayınlandı.</p>
<p>Açık alanda gerçekleşen sohbette Hocaefendi, misafirlere Türkiye&#8217;de arandığı yıllarda yaptığı arkadaş ziyaretlerini anlattı.</p>
<p>Aktiv bir ümide sahip olunması için yapılması gerekenleri anlatan Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Dağılmamak lazım esasen, konsantreli olmak lazım. Gücümüzü başka yerlere dağıtırsak kendi elimizle yenilgimizi hazırlamış oluruz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8216;Mümince duruş ve yol mülahazaları&#8217; başlıklı 9 dakikalık video <a href="https://twitter.com/Herkul_Nagme/status/1665008105879478273?s=20">Herkul</a>&#8216;un sosyal medya hesaplarından da paylaşıldı.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_78648"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/h_anx4GUHco?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mumince-durus-ve-yol-mulahazalari/">Mümince Duruş ve Yol Mülahazaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin yeni Bamteli Sohbeti sosyal medyada büyük ilgi gördü</title>
		<link>https://hizmetten.com/fethullah-gulen-hocaefendinin-yeni-bamteli-sohbeti-sosyal-medyada-buyuk-ilgi-gordu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2022 07:12:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27586</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin Bamteli Sohbeti uzun bir aradan sonra Herkul.org internet sitesinde yayınlandı. &#160; Yaklaşık 20 dakika süren sohbette Hocaefendi, son günlerde Türkiye’de yapılan kitlesel gözaltılara da değindi. Darbe dönemlerinde&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/fethullah-gulen-hocaefendinin-yeni-bamteli-sohbeti-sosyal-medyada-buyuk-ilgi-gordu/">Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin yeni Bamteli Sohbeti sosyal medyada büyük ilgi gördü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin Bamteli Sohbeti uzun bir aradan sonra Herkul.org internet sitesinde yayınlandı.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_92577"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/CFE910q5E2o?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yaklaşık 20 dakika süren sohbette Hocaefendi, son günlerde Türkiye’de yapılan kitlesel gözaltılara da değindi. Darbe dönemlerinde bile böyle zulümler yaşanmadığını söyleyen Hocaefendi; ‘’Her defasında sizin arkadaşlarınız, sizin gibi düşünenler gadr u efgana maruz kaldılar. Bunun da nasıl sonuçlanacağını Cenâb-ı Hak bilir, biz bilemeyiz! Nasıl bir lütf-u ilahi var bilemeyiz!’’ ifadelerini kullandı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Allah cc sağlık sıhhat afiyetler versin Hocaefendiye. Herşeyin sağa sola savrulduğu dönemde, zalimin mazlumlara zulmüne sınır tanımadığı zamanda, dost seslerin sessizliğe gömüldüğü bir vakitte,mazlumların sığınmak istediği güven atmosferi ve sağlam birdayanak noktasıdır Bamteli.</p>
<p>&mdash; Halil Yanık (@Halil32103555) <a href="https://twitter.com/Halil32103555/status/1584044705062719488?ref_src=twsrc%5Etfw">October 23, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p>Uzun bir aradan sonra yayınlanan yeni Bamteli sohbeti büyük heyecana neden oldu.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Elhamdülillah tekrar sağlıklı bir şekilde görebilmek dinleyebilmek Rabbim sağlıklı sıhhatli uzun ömürler nasib etsin büyüğümüze amin</p>
<p>&mdash; Mustafa Akyel 111 (@mustafaakyel78) <a href="https://twitter.com/mustafaakyel78/status/1583966956163854337?ref_src=twsrc%5Etfw">October 22, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">3- sizin gibi düşünenler gadr u efgana maruz kaldılar. Bunun da nasıl sonuçlanacağını Cenâb-ı Hak bilir, biz bilemeyiz! Nasıl bir lütf-u ilahi var bilemeyiz&#39; MFG (Yeni Bamteli)</p>
<p>&mdash; Fikret Kaplan (@fikretkaplan99) <a href="https://twitter.com/fikretkaplan99/status/1584131079472287745?ref_src=twsrc%5Etfw">October 23, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p>Sosyal medyada bazı kullanıcılar sohbetin linkini paylaşırken bazı kullanıcılar ise duygularını paylaştı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Yeni Bamteli … <a href="https://t.co/IN2GN5yohE">https://t.co/IN2GN5yohE</a></p>
<p>&mdash; Mehmet Yardmsvr (@MehmetYardim_) <a href="https://twitter.com/MehmetYardim_/status/1584120611885838336?ref_src=twsrc%5Etfw">October 23, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Canım hocam duruşun Moral veriyor. Rabbim başımızdan eksik etmesin</p>
<p>&mdash; Güneş (@Gkyz3049) <a href="https://twitter.com/Gkyz3049/status/1584093688808230913?ref_src=twsrc%5Etfw">October 23, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p>Duada kusur etmemek gerektiğine vurgu yapan Hocaefendi, ‘’Çok iyi şeyler olacağı ümidini taşıyoruz, besliyoruz. Elhamdülillah arkadaşların çehrelerine bakınca, onların yüzlerindeki ümidi okuyunca, ben de ümitleniyorum.’’ dedi.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/fethullah-gulen-hocaefendinin-yeni-bamteli-sohbeti-sosyal-medyada-buyuk-ilgi-gordu/">Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin yeni Bamteli Sohbeti sosyal medyada büyük ilgi gördü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Bamteli! Peygamber mesleği: İrşad ve tebliğ</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeni-bamteli-peygamber-meslegi-irsad-ve-teblig/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2021 08:10:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=21424</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Öldükten sonra dirilme! Yeni bir ba’s ü ba’de’l-mevt! Cenâb-ı Hak lutfeylesin!  اَلْإِنْشَاءُ مِنْ جَدِيدٍ فِي خِدْمَتِنَا وَحَرَكَاتِنَا وَجَمَاعَتِنَا وَتَشْكِيلَاتِنَا diyoruz. Belli bir dönemde Cenâb-ı Hakk başlattığı o şeyi yeniden lütfeylesin!&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-peygamber-meslegi-irsad-ve-teblig/">Yeni Bamteli! Peygamber mesleği: İrşad ve tebliğ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_70002"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/2ywlySP_TbE?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öldükten sonra dirilme! Yeni bir ba’s ü ba’de’l-mevt! Cenâb-ı Hak lutfeylesin!  <span class="AR">اَلْإِنْشَاءُ مِنْ جَدِيدٍ فِي خِدْمَتِنَا وَحَرَكَاتِنَا وَجَمَاعَتِنَا وَتَشْكِيلَاتِنَا</span> diyoruz. Belli bir dönemde Cenâb-ı Hakk başlattığı o şeyi yeniden lütfeylesin! Ne var ki bu mevzu ciddi bir gayret ve bir cehd istiyor.</p>
<p>Kur’ân-ı Kerîm: (Necm Suresi, 53/39-40) <span class="AR">وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى – وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى </span>  buyuruyor.</p>
<p><em>“Hiçbir kimse başkasının günah yükünü çekemez. İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez.”</em> Bu açıdan; hemşirelerimizle, hanım kardeşlerimizle, erkek kardeşlerimizle irşad ve tebliğ adına yapabileceğimiz her şeyi yapmamız lazım. Bütün bunlar şart-ı âdî! Lutfedecek Cenâb-ı Hak’tır (c.c)!</p>
<p>Haddi zatında, günde bin defa bu mevzuda istekte bulunsak dahi, onu bile az görmeli! <em>“Sana hakkıyla kulluk yapamadık!”</em> demeliyiz. Meleklerin önünde bir kulluğa muvaffak olsak dahi; Rabbimizin büyüklüğü, O’nun bize olan ihsanları karşısında erkeğiyle kadınıyla, gerekli olan kulluğu yapamadığımızı itirafla; aczimizi, za’fımızı, fakrımızı, yetersizliğimizi ve tutarsızlığımızı her defasında vurgulamalıyız.</p>
<p>Kendimizi ne kadar küçük görür ve sorgularsak; kendimizle ne kadar iç muhasebeye girer ve ne kadar kendimizle yüzleşirsek; o nispette Cenâb-ı Hakk’ın nezdinde kıymet ifade eden bir hâl alırız. İnsan kendini büyük gördükçe, nezd-i ulûhiyette ve mele-i â’lânın sakinleri nezdinde kendini küçültmüş olur.</p>
<p>Belki Cenâb-ı Hak bir gün bütün dünyanın yüzünün apak hale gelmesini sizinle gerçekleştirebilir. Şu anki inkıtaya bakmayın! Bir kısım kendini bilmez kimseler kötülük yaptılar ve o tertemiz kaynağa kezzap döktüler. Ama bu -Allah’ın lütfuyla- bir daha olmayacak demek değildir! Bütün Enbiya-i izâmın hayat sergüzeştîlerine bakınca, sünnetullâhın böyle cereyan ettiği görülür. Allah’ın izni ve inayetiyle birinin vazifesi nihayete erince bir diğeri gelmiş ve almış onu daha ileriye götürmüş!</p>
<p><strong>Soru:</strong> <em>Muhterem Efendim! Bir sohbetinizde irşad ve tebliğin; konjonktürün hesaba katılarak ve yaşadığımız çağa uygun hale getirilerek îfâ edilmesi gerektiğini ifade buyuruyorsunuz. Günümüz şartları nazar-ı dikkate alındığında, irşâd ve tebliğ yaparken nelere dikkat etmemizi tavsiye buyurursunuz?</em></p>
<p>İrşad ve tebliğ; doğru yolu gösterme ve o doğru yolu gösterme mevzuunda kullanacağımız argümanları insanlara sunma demektir. Ve aynı zamanda bunların ikisi de peygamber mesleğidir. Ondan sonra da müceddidlerin ve hakiki mürşidlerin!</p>
<p>Evet, irşad ve tebliğ öteden beri Cenâb-ı Hakk’ın, en sevdiği ibâdını tavzif buyurduğu şeydir. Kur’an-ı Kerîm’de: <em>“Siz ümmetlerin en hayırlısısınız! Ma’rufu emrediyor, aynı zamanda da münkerden insanları alıkoymaya çalışıyorusunuz!</em> (Âl-i İmrân, 3/110)Bütün gayretiniz o! İnsanı hakikî manada insan olmaya yönlendiriyorsunuz! Manevi yapısını âdeta ahirete göre bir dantela gibi örgülemeye çalışıyorsunuz!” buyuruluyor.</p>
<p>Yemek yeme bile bir usule bağlıysa şayet, irşad ve tebliğ gibi hayatımızın gayesi diyebileceğimiz bir meselede; kat’iyyen bir usul ile hareket edilmesi lazımdır.</p>
<p>Mesela; insanların hazmedebileceği şeyleri, insanlara “hazmedilebilirlik” keyfiyeti ile sunmalıyız. Bu açıdan da birine bir şey okuyacağımız zaman, evvelâ o zatı doğru okumamız lazım. “Diyeceğimiz şeylere acaba nereye kadar tahammülü var? Acaba bu diyeceğimiz şeye katlanabilir mi? Tepki verir mi? Onu iyice çıldırtır mıyım?” şeklinde sürekli bir iç muhasebe ile hareket etmeliyiz. Bu açıdan da insanları doğru okumak, günün şartlarını hesaba katmak lazımdır! Günümüzde çok yaygın, birer realite olarak kabul edilmiş, tabiî gibi kabul edilmiş şeyler var. Bunları birdenbire görmezlikten gelmek doğru değil. Bunların hepsini görerek, Allah’ın izni ve inâyetiyle ona göre anlatmak lazım! Bu birincisi!</p>
<p>İkincisi ise seviye mevzuudur. Avam halka bir şey dersiniz, kaynakları söylersiniz ve yeterli gelir ona. Fakat bir insan okumuşsa, bir lise, üniversite bitirmişse mutlaka onun bildiğini bilmek lazımdır. Diyeceğimiz şeylerde bir kısım falsolar yaparsak şayet, hakkımızda yanlış bir kanaate sahip olabilirler. Dolayısıyla bizi dinlemez ve itibar da etmez. Bunların hepsini de değişik zamanlarda gördük. Yani meseleyi biraz temelden, esastan bilmek lazımdır.</p>
<p>Bu açıdan da yaptığınız bu kamplar, arkadaşlarımızın mükemmel hale gelmeleri ve bir yönüyle donanımları ile hazır birer mürşid olmaları adına çok önemli. Meselenin ehemmiyetini icmâlî manada böyle ifade edebiliriz.</p>
<p>Detaya gelince; malum, bildiğiniz gibi bizim bir halkamız var. Belki otuz tane tefsiri beraber okuduk, şu anda da yirmi beşe yakın hadis kaynağını birlikte okuyoruz. Fakat diyorum ki; keşke bu kadar dersi birlikte okuduğumuz arkadaşlarımızın kimisi ilahiyatı bitirdikten sonra fiziğe, kimisi kimyaya, kimisi astronomiye, kimisi astrofiziğe gitseler! O alanları da görseler ve bilseler. O zaman bütüncül, mahrûtî bir ufka ulaşmış olurlar. Başkaları da bu hakiki mürşidlerin eliyle Allah’ın izni inayetiyle arzu ettikleri şeyleri bulur ve elde ederler. Ne var ki bu birdenbire oluverecek bir şey değildir. Bizler çok boş bırakılmış bir nesiliz! Bunlar hiç dert edinilmemiş. Dolayısıyla bizler; hakikaten itilmiş, atılmış olarak kalmışız! Şimdilerde müspet istikamette çok ciddi, inandırıcı kıpırdanışlar var. Bu hemşirelerimizin o istikametteki gayretleri de inşaallah öyle bir sonuca varır.</p>
<p>Yakın tarihimiz itibariyle bir çözülme, bir dağılma, değerlerimize karşı yabancılaşma söz konusu oldu. Hususiyle Osmanlı Devleti Raşid Halifelerden sonra din-i mübin-i İslam’ı en iyi anlayan devlettir. Muhyiddin İbni Arabî hazretlerinin bu mevzuda Osmanlı devletini göklere çıkardığı “Şecere-i Nû’mâniye” isimli bir kitabı dahi var. Ama son üç asır için aynı şeyleri söylemeyiz! Kötüydüler diyemeyiz, zira bu günah olur. Fakat bir Süleyman Şah gibi, Osman Gazi gibi, Orhan Gazi gibi, Murad Hüdâvendigâr gibi, bir İkinci Murad gibi, bir Fatih cennetmekân gibi, Yavuz gibi değillerdi!</p>
<p>Yavuz cennetmekân sekiz sene attan inmiyor ve koskoca bir dünyaya adeta nizam veriyor. Hususiyle İslam dünyası birliğe beraberliğe ulaşıyor. Yine aynı kıymette bir iş için açılım yaptığı dönemde de vefat ediyor. İşte, ba’s ü ba’de’l-mevt hadisesine kendimizi adar ve o iş için koşarsak, biz de hep canlı kalırız. Fakat bir yerde Hazreti Pir’in de ifade buyurduğu gibi; canlandırmayı bırakırsak, -hafizanallah- hiç farkına varmadan bir mezar-ı müteharrik bedbaht haline geliriz.</p>
<p>Ama acizane yukarıda da arz ettiğim gibi, birine bir şey okuyacağımız zaman, evvela o kişiyi doğru okumak lazım. Aksi takdirde bir şey okuyorum zannederek canına okumuş oluruz.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-peygamber-meslegi-irsad-ve-teblig/">Yeni Bamteli! Peygamber mesleği: İrşad ve tebliğ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bamteli sohbetleri yeniden başlıyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/bamteli-sohbetleri-yeniden-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2021 21:22:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[yeni bamteli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=21369</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Fethullah Gülen Hocaefendi Pandemi sebebiyle bir süredir ara verdiği Bamteli Sohbetlerine yeniden başladı. Herkul.org internet sitesinin sosyal medya hesabından  Hocaefendi&#8217;nin yeni sohbetinden bir kesit paylaştı</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bamteli-sohbetleri-yeniden-basladi/">Bamteli sohbetleri yeniden başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_83632"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/wYnlXkZFp08?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi Pandemi sebebiyle bir süredir ara verdiği Bamteli Sohbetlerine yeniden başladı. Herkul.org internet sitesinin sosyal medya hesabından  Hocaefendi&#8217;nin yeni sohbetinden bir kesit paylaştı</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bamteli-sohbetleri-yeniden-basladi/">Bamteli sohbetleri yeniden başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakka ve İnsanlara Yaklaştıran Kurban</title>
		<link>https://hizmetten.com/hakka-ve-insanlara-yaklastiran-kurban/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2021 06:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20649</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban, lügatlere göre “yaklaşmak” manasına gelmekte ve Allah yolunda malın, canın, her şeyin feda edilebileceğini, Allah’a teslimiyeti ve O’na karşı şükür hisleriyle dolu olmayı ifade etmektedir. Kurban kesmek, Kitap, Sünnet&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hakka-ve-insanlara-yaklastiran-kurban/">Hakka ve İnsanlara Yaklaştıran Kurban</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban, lügatlere göre “yaklaşmak” manasına gelmekte ve Allah yolunda malın, canın, her şeyin feda edilebileceğini, Allah’a teslimiyeti ve O’na karşı şükür hisleriyle dolu olmayı ifade etmektedir. Kurban kesmek, Kitap, Sünnet ve icmâ-ı ümmet ile sabittir. Kur’ân-ı Kerîm’in, “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” (Kevser, 108/2) mealindeki ayetle, bildiğimiz kurbanı işaret ettiği hususunda İslâm ulemasının çoğunluğu aynı görüştedir. Kurban, Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in çok önem verdiği bir ibadettir. Hanefi mezhebinde “vacip” sayılan kurbana, Şafii mezhebinde “sünnet” denmesi (İki mezhep arasındaki ıstılah farkı da düşünülmelidir) kat’iyen bu ibadetin hafife alınmasına sebebiyet vermemelidir. Kurban Bayramı bir taraftan muhtaçlara yardım açısından çok iyi değerlendirilmeli, diğer yandan da o mübarek ibadet herkese sevdirilmeli, herkes ona özendirilmelidir. Mebdede her şey küçük bir açıyla başlar. Daha sonra arkadan gelenler o işe sahip çıkar, omuz verir, yeni yol ve metotlar geliştirir, farklı alternatifler ortaya koyarlar. İşte kurban da, bir dönem ülkemizde insanların sadece ferdî olarak yerine getirdikleri ve kestikleri kurbanın etini, konu komşuya dağıttıkları bir ibadet iken zamanla gerek ülke içinde, gerekse dünyanın değişik yerlerinde gönüllere ulaşma adına önemli bir vesile hâline gelmiştir. Aslında, kurban daha ilk teşri kılındığı gün bütün maslahat ve hikmetleriyle beraber vaz edilmiştir; fakat, her dönemin kendi şartları içinde onu değerlendirmenin değişik şekilleri ve o maslahatların bütünü ya da bir kısmı ortaya çıkmaktadır. Hazreti Âişe Validemiz’in rivayet ettiği bir hadis-i şerife göre, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) kestiği kurbanın üçte ikisini dağıtmış ve evdekileri mahrum etmeme adına üçte birini de bırakmıştır. Kestiği kurbanının etini sünnete uygun olarak değerlendirmek isteyen bir insan için ölçü budur. Fakat bir ailede bütün aile fertleri adına kurban kesiliyorsa, ya da bir insan birden fazla kurban kesiyorsa, bu durumda daha farklı bir taksime de gidilebilir. Mesela böyle bir durumda kesilen kurbanlardan birisi veya onun yarısı ya da üçte biri eve bırakılıp diğerleri yakın daireden en uzakta bulunan insanlara kadar tevzi edilebilir. Bu şekildeki bir taksimatla insan, hem yakınındakileri kurban etinden mahrum etmemiş, onlara bu etten tattırmış veya onların göz hakkını eda etmiş olur, hem de fakr u zaruret içinde bulunan diğer insanlara el uzatmış, onların temel bir ihtiyacını gidermiş, farklı kesim ve topluluklar arasında sevgi ve şefkat köprüleri kurmuş olur. Bir kilo et hediye etmek bile olsa, kurban vesilesiyle yapılan hiçbir iyilik küçük görülmemelidir. Nitekim, yerine göre bir hayvana karşı şefkatli davranma dahi insanın ateşten âzad olmasına ve Cennet’e girmesine vesilelik edebilir. Buhari ve Müslim gibi en muteber kaynaklarda bu hususu te’yit eden hadis-i şerifler mevcuttur. Mesela, Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüt’t-tehâyâ) kendini fuhşa salmış ve benliğini bohemce yaşamaya kaptırmış bir kadının kurtuluşunu anlatırken buyurur ki: “Bir gün çok susamıştı. Dili damağı birbirine yapışmış bir vaziyetteyken bir kuyuya rastladı. Kuyuya inip kana kana içti ve susuzluğunu giderdi. Yukarı çıkınca kuyunun kenarında zor güç nefes alan, susuzluktan dili sarkmış, toprağı yalayan bir köpek gördü. “Bu da benim gibi çok susamış!” deyip tekrar kuyuya indi, çarığını su ile doldurup onu dişleri arasında tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah Teâlâ bu davranışından dolayı onun günahlarını affetti.” Aynı husus kötülükler için de geçerlidir. Bazen küçük gibi görülen bir kötülük de insanın hüsrana uğramasına sebebiyet verebilir. Bu hususa da dikkat çeken ve ümmetini ikaz eden Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, “Bir kadın, ölünceye kadar hapsettiği bir kedi yüzünden azâba uğradı. Hayvanı eve hapsetmiş, ona bir şey yedirmemiş, içirmemiş, yerdeki haşereleri yemesine bile izin ve imkan vermemişti. İşte bu sebeple Cehenneme girdi.” buyurmuştur. Bazı insanlara dinimizin güzelliklerini anlatabilmenin yolu kurban hediyesi gibi vesileleri değerlendirmekten geçiyorsa, o türlü vesileleri değerlendiren mü’minler ibadetlerini daha da derinleştirmiş ve aynı zamanda irşat vazifesini yerine getirmiş olurlar. Nitekim, Avrupa ve Amerika gibi yerlerde, kurban dağıtımını ilk kez gören ve elde paketlerle kendi kapısı da çalınan insanlar çok etkileniyorlar. O insanlar bu orijinal ve cazip cömertliği temelde bizim kültür kaynaklarımıza veriyorlar. “Hangi ruh ve mana köklerinden besleniyorsunuz, size bu ahlakı veren nedir?” sorularına cevap aramaya duruyorlar. Şahit oldukları İslam cömertliği ve civanmertliği, hatta îsâr ruhu, temel değerlerimize karşı bir alâka ve bir sevgi uyarıyor.</p>
<p><strong>21/10/2012 Bamteli / M.Fethullah Gülen</strong></p>
<p><strong>Kaynak:<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Aliz8gjR5xw"> https://www.youtube.com/watch?v=Aliz8gjR5xw</a></strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hakka-ve-insanlara-yaklastiran-kurban/">Hakka ve İnsanlara Yaklaştıran Kurban</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YENİ BAMTELİ yayınlandı &#124; Gençlerle, yarınlar adına&#8230;</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinlandi-genclerle-yarinlar-adina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2021 21:07:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17293</guid>

					<description><![CDATA[<p>M. Fethullah Gülen Hocaefendi, çoğunluğu lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan gençlerin daveti üzerine onların “online” toplantılarına bir görüntülü mesajla katıldı. Bu mesajda şunları söyledi: Evet, arkadaşlarımızla bazen böyle bir araya&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinlandi-genclerle-yarinlar-adina/">YENİ BAMTELİ yayınlandı | Gençlerle, yarınlar adına&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>M. Fethullah Gülen Hocaefendi, çoğunluğu lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan gençlerin daveti üzerine onların “online” toplantılarına bir görüntülü mesajla katıldı. Bu mesajda şunları söyledi:</h4>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_32016"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/P5Iu5WgtYIY?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Evet, arkadaşlarımızla bazen böyle bir araya gelerek, genel insanî değerlerimizi gözden geçiriyor, bir kere daha durumumuzu kontrol ediyor, bir kere daha iç muhasebeye dalıyor, kendimizi sorguluyor ve bunlarla istikameti korumaya çalışıyoruz/çalışıyorduk. Ama bu belâ ve musibet (salgın) gelip ortalığı işgal ettikten sonra arkadaşlarımız ağır şartlar altında o aynı hizmeti, “online” devam ettirmeye çalışıyorlar.</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Bir fikrimiz veya sözümüz varsa arkadaşlarımızın değerlendirmelerine emanet ederek onların her hayırlı faaliyetine katkıda bulunmamız lazım; kim bilir, belki biz de onların aralarında olduğumuz için kurtuluruz!..</span></em></strong></p>
<p>Mutlaka o türlü şeylerin içinde bulunmak bizim de vazifemiz olmalı. “Liyakatimizden, o mevzuda denecek şeyleri ancak biz diyebiliriz!” mülahazası gibi şeytanî duygulardan uzak olarak, “Onca güzel insanların iştirak ettiği şeyde bizim de bir kaşık katkımız olsun!” mülahazası ile biz de aynı atmosferde, duygu ve düşünce itibariyle, “online” o hususlara iştirak etmeye çalışıyoruz, Allah’ın izni-inayetiyle. Zannediyorum “Benimle müttefiktir bu recâda cümle ihvânım!” Kardeşlerim de aynı şeyleri düşünürler, iddiadan uzaktırlar, gözleri çok büyük şeylerde değildir. Belki çok defa kendileriyle yüzleşirken, “Allah Allah! Cenâb-ı Hak, termitlere/karıncalara meğer ne büyük işler yaptırtıyormuş!” falan derler. Nimeti O’ndan (celle celâluhu) görür, o nimetin büyüklüğü O’na çok yakıştığından dolayı O’na verir ve bir kere daha <span class="AR">اَلْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي هَدَانَا لِهَذَا</span>  <em>“Hamdolsun o Allah’a ki, bizi böyle bir şeye hidayet buyurdu!”</em> (A’râf, 7/43) derler. Bizi evvela insan yaptı, sonra insan-ı mü’min yaptı, sonra da “İnsanlığın Sultanı”na ümmet yaptı. Biraz evvel okuduğum, hisseme düşen virdde de Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) belki birkaç yüz tane, birkaç yüz tane evsâf-ı âliyesi ile zikredilmişti, o Nebî-i Ümmî, o Şefî’, o Münzîr, o Beşîr… gibi. O’na ümmet yaptı. Aynı zamanda elimizden tutacağı vaadinde bulundu. Cenâb-ı Hakk’a binlerce hamd ü senâ olsun! O (celle celâluhu) bunları bize lütfetmeseydi, biz, bunların onda birisine bile sâhip olamazdık!.. Böyle diyoruz.</p>
<p>Bu açıdan da bütün arkadaşlarımızın oluşturdukları aktivitelere elden geldiğince omuz vermek, iştirak etmek ve aynı zamanda o işi paylaşmak onlarla beraber… Ve bir de büyük bir şey: Ekseriyetin hâlis duası ile ferec-i umumîyi Allah (celle celaluhu) lütfeder. “… cezbeder.” diyor; <em>“Ekseriyetin hâlis duası dahi, ferec-i umumîyi cezbeder.”</em> diyor Hazreti Pîr-i mugân, Şem’-i tâbân, Ziyâ-i himmet.</p>
<p>Bu mülahaza ile biz de kardeşlerimizin bu hayır işlerine iştirak ediyoruz. Nerede olursa olsun!.. Herhalde bir gün gökteki yıldızlardan birisinde ârâm eylesek, orada otursak, yeryüzünde yine olan bu türlü şeylere şöyle-böyle, hangi yolla olacaksa, katkıda bulunur, onlarla beraber bulunmayı sağlamaya çalışırız, inşâallahu teâlâ. Bu geceki faslın arkasında da esasen bu türlü mülahazalar vardı.</p>
<p>Esasen, şimdilerde bunca arkadaşımız, bunca şeyler yapıyorken, size ne hâcet?!. Elhamdülillah, her şey yürüyor; tren yürüyor, vasıtalar hareket ediyor, insanlar koşturuyor, elhamdülillah!.. Duygularını, düşüncelerini analiz ettiğiniz zaman, bakıyorsunuz ki, herkes senin ötende, çok ciddî düşüncelere sahip. Bu açıdan da biraz hani müstağni kalmak da -belki- icap eder; “Nasıl olsa onlar yapıyorlar, bana ne hâcet?!.” Ama böyle güzel işler için koşturup duran insanların içinde bulunmak… Fakir, kendim için çok defa öyle düşünüyorum: Hakk kapısına veya Efendimiz’in dergâh-ı nübüvvetine yaklaşırken, “Yaramaz, sen de gel!.. Bunların içinde geldin madem, senin de kulağından tutup içeriye atalım!” deniyor. Bu mülahaza…</p>
<p>Bu açıdan da bu fasılların kendimizin dışında olmasına göz yummak doğru değil, mutlaka içinde bulunmaya çalışmak lazım. Varsa katkıda bulunacak bir şeyimiz, bir düşüncemiz, bir fikrimiz, bir projemiz, bir stratejimiz, onu da onlara emanet ederiz ve arkadaşlarımız değerlendirirler, izn-i İlahi ile, inayet-i İlahiye ile.</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Sadece bugüne bağlı yaşamak, dar bir âleme mahkûm olmak demektir; biz, “yarın”ları olan insanlarız, “öbür günler”i de mülahazaya alıp yaşamalıyız.</span></em></strong></p>
<p>Bir kere, bugüne kadar olan faaliyetlerdeki o inşirâh ruhunu canlandırmak için, bence, elimizden ne geliyorsa, onu yapmak lazım. Yani üç yüz tane, beş yüz tane, bin tane, iki bin tane insan ile şimdiye kadar görüştük burada. Çok ciddî bir inşirah ruhu ile ayrıldı gittiler; esasen, onları bir hatırlatmak lazım onlara; dün öyle idi, bugün böyle. <span class="AR">وَتِلْكَ الأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ</span> <em>“İşte o günleri biz insanlar arasında döndürüp duruyoruz.”</em> (Âl-i Imrân, 3/140) Bugünler, kutlu günler, mübarek günler, pür-envâr günler; kapı kapı dolaşıyor. Dün başka bir kapının önünde, başka bir eşiğin dibinde; bugün başka bir eşiğin dibinde…</p>
<p>“Bugün”ün bir “yarın”ı vardır; sadece bugüne bağlı yaşamak doğru değildir. Kendimizi dar bir âleme mahkûm etmiş oluruz. Biz, “yarın”ları, “öbür günler”i olan insanlarız, Allah’ın izni-inayeti ile. Şimdiye kadar da dünya hep böyle yarınını, öbür gününü, daha öbür gününü geçirip, günler ile cereyan edip durmuştur; hiçbir güne bağlı kalmamıştır.</p>
<p>Sadece dünyaya tapan insanlara gelince, onların, “bugün”ü vardır; “yarın”ları yoktur onların, “öbür gün”leri de yoktur. Bugünü elden kaçırmamak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Hatta çok değişik şirretliklere bile girebilirler. Fakat biz, yarını olan insanlarız. Ee yarını olan insan, yarın adına çok şeye katlanıyor. Bir anne, karnında taşıdığı çocukla yarınlar adına nelere katlanıyor nelere?!. Bugün ızdırap çekiyor, inliyor duruyor; onu korumak için elden gelen her şeyi yapıyor. Ama bir gün, o gün gelecek; işte o “yarın”lar geldiği zaman da bir evladı bağrına basacak, öbür gün bir delikanlıyı bağrına basacak, daha öbür gün hakikaten mefkûremize hizmet eden bir babayiğidi, bir mefkûre insanını bağrına basacak. Bunları düşünerek esasen, o zorluklara da katlanıyor; katlanıyor.</p>
<p>Dolayısıyla öyle bir katlanma faslını şu anda da yaşıyoruz: Bir, Cenâb-ı Hakk’ın cezalandırmasıyla, bir bela musallat oldu bütün dünyaya. Biz de bu dünyanın insanıyız, dolayısıyla o belaya katlanıyoruz. Bir diğer mesele de bir kısım zalimler tarafından gadre uğradık; değişik efgâna maruz kaldık. Fakat Allah’ın izni-inayeti ile bunların hepsi savulup gidecek.</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Gençlere onları gerçekten dinlemek istediğimizi ve yanlarında olduğumuzu hissettirmeli, duygu ve düşünce paylaşımına daha çok önem vermeliyiz.</span></em></strong></p>
<p>Belki bu mevzuda onlara böyle imkanlar sağlamak, “online” ile olsun “Her meselede bize içinizi açın!” demek ve onlara da kendilerini ifade etme hakkı tanımak lazım. “Bize içinizi açın, ne türlü sıkıntılarınız var, ne bekliyorsunuz? Biz, her hususta, gece-gündüz hazırız; bu telefonlarınız ile -şimdi görüntülü telefonlar da var, telefonlarınız ile- bize ulaşın. Mutlaka cevabını alacaksınız!” demek suretiyle, esasen bir kısım vaatlerde bulunmak, Allah’ın izni-inayeti ile. İmkanı varsa, fırsat elverdikçe bu türlü “online” ile görüşmeleri tekrar etmek lazım, daha sık tekrar etmek lazım bunlarla.</p>
<p>Evet, bir kere böyle bir sarsıntı olunca, belki daha öncedeki o kıvamı da korumama gibi bir durum söz konusu olabilir. Esasen, dünyanın her yerinde zannediyorum, aynı şey yaşanıyor. Gençler aynı duruma maruzlar. Burada bir de bizim kendi açımızdan… Biz Amerikalı değiliz, buraya geldik; yabancı bir ülke, kültür farklılığı var. Sonra mahrum edildiğimiz şeylerin daüssılası, içimize -bir yönüyle- kan damlar gibi damlıyor. Bütün bunlar da onlarda bir eziklik meydana getirebilir, psikolojik bir yenilgi meydana getirebilir. Dolayısıyla her zaman kendilerine açık bir kapı olduğumuzu ifade etmekte yarar var.</p>
<p>Evet, bugünün yarını var; yarın Hakk’ın divanı var. Neler ile Cenâb-ı Hakk lütuflandıracak, onu şimdiden kestirmek mümkün değil. Hepimiz az-çok üzülüyoruz, müteessir oluyoruz bundan; hem o vebadan, taundan; hem de aynı zamanda ehl-i dünyanın bize karşı vefasızlığından hepimiz bir şeyler çekiyoruz, uykularımız kaçıyor bazen.</p>
<p>Fakat Üstadımızın buyurduğu gibi, <em>“Cennet ucuz değil; Cehennem de lüzumsuz değil!”</em> Çok büyük şeye tâlip olmuşuz. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: <span class="AR">حُفَّتِ الْجَنَّةُ بِالْمَكَارِهِ، وَحُفَّتِ النَّارُ بِالشَّهَوَاتِ</span> <em>“Cehennem şehevî şeyler ile, bohemce şeyler ile kuşatılmış; yolu-güzergahı, o! Cennet’e gelince, o da bir kısım mekrûhât, insanın hoş karşılamadığı şeyler ile kuşatılmıştır.”</em> Bu açıdan da baştan kabullenmeliyiz ki, seçtiğimiz bu yolun bir kısım meşakkatleri/sıkıntıları da var; çünkü bizim temelli, uzun boylu, ebedlere kadar rahat edeceğimiz âlem, öbür âlem. Dolayısıyla burada bir şeye katlanacağız.</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Dünyevî çıkar ve menfaate bağlı hareket edenlerin kalıcı bir muvaffakiyet sergilemeleri çok zor, hatta imkansızdır.</span></em></strong></p>
<p>Ama bakıyorsunuz, Cenâb-ı Hak, bazen dünyada da ömrümüz vefa ettiği sürece çok değişik dalga boyunda lütuflarda/ihsanlarda bulunuyor. Evet, cedlerimiz, ne saltanatlar sürmüş. “Saltanat” derken de günümüzdeki derbederlerin, perişanların, münafık kalplilerin saltanat zannettikleri şey değil. Esasen cedlerimiz mefkûrelerinin bayraklaştığı, şehbal açtığı, din-i Mübin-i İslam’ın dört bir yanda bir bayrak gibi dalgalandığı günler ile ferîh-fahûr yaşamışlar, inşirah içinde bulunmuşlar. Bazen Cenâb-ı Hak, onu da yapar.</p>
<p>Bazen de bazı enbiya, bir ümmete sahip olmadan, vazifelerini yapmış ve mesajlarını bırakmışlar; arkadan gelenler onları sahiplenmiş ama kendileri hiçbir şey görmeden çekip gitmişlerdir. Hatta bazı eh-i hal, ehl-i istikamet, ehl-i ihlas kimseler, Fatih gibi hizmet ederler, Yavuz gibi hizmet ederler ve derler ki: “Yâ Rabbi! Bütün bunların sonucunda neticeyi, o bayramı, o umumi bayramı bana göstermeden bir gün evvel canımı al; ben kendime bir pay çıkarmamayım ondan!” Bir de böyle bir yanı var bu meselenin. Bu açıdan, ille de “Böyle bir şey yaptık, hemen karşılığını göreceğiz/bulacağız!” filan; onlara da takılmamak lazım.</p>
<p>Evet, belli çıkar ve menfaatlere, dünyevî huzura, debdebeye, şaşaaya, ihtişama gönül bağlayarak yapılan işlerde kalıcı bir başarı elde etmek mümkün değildir. O insanlar, samimi değillerdir aynı zamanda. “Bir şey yapayım ve hemen karşılığını elde edeyim!” Bir kısım siyasîler gibi… O, düpedüz münafıklıktır. Bizim yolumuz, Peygamberimizin yolu, Hazreti Ebu Bekir’in yolun, Hazreti Ömer’in yolu, Hazreti Osman’ın yolu, Hazreti Ali’nin yolu… Hiçbir zaman onlar, hayatları boyunca mutlak bir huzur içinde olmadılar. Sonra, dünyadan göçüp gittikleri yerde de, bir kulübe bile arkada bırakmadılar. Bir kulübe bile arkada bırakmadılar…</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Yolumuz, Peygamberler yolu ve Ashab-ı Kirâm güzergâhıdır.</span></em></strong></p>
<p>Hazreti Ebu Bekir, kendisine takdir edilen maaşı, halkın orta sınıfının kullanması ölçüsünde kullandıktan sonra, fazlasını bir testinin içine atıyordu; “tık” diye atıyordu, “tık” diye atıyordu, “tık” diye atıyordu. Halkın en düşük seviyede yaşayanı gibi yaşıyordu. Ruhunun ufkuna yürüdüğü zaman da yanındaki insanlara “Bunu, benden sonraki halife Hazreti Ömer’e götürün!” dedi. Götürdüler, o da döktüğünde, çıktı ortaya paralar. Aynı zamanda herhalde pusula da vardı testinin içinde; niye öyle yapmış: “Ben halkımın en düşük seviyede yaşayanı gibi yaşama mecburiyetindeydim!..” Ağlayarak “Kendinden sonra başkalarının samimi bir mü’min gibi yaşamasına âdetâ fırsat vermedin!” mi, ne dediyse, o duyguyu nasıl ifade ettiyse, öyle ifade etti Hazreti Ömer. Tam, aynıyla aklımda değil ifade şekli onun; hıçkıra hıçkıra ağladı Hazreti Ömer.</p>
<p>Şimdi onlar, kendi hallerinde böyle. Hazreti Osman efendimiz, giderken hiçbir şey bırakmadı. Oysaki bir yerde beş yüz deveyi bir seferde hediye etmişti, bağışlamıştı. Bu, aileden gelen bir zenginlikti; imkânları vardı, ticaret biliyordu, onu da yapmıştı. Ama ruhunun ufkuna yürürken, yine sadece kendi olarak yürüdü.</p>
<p>Bizim yolumuz, bu; Peygamber yolu, peygamberler yolu, Râşid Halifeler yolu ki Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) salıklıyor onu:<span class="AR"> عَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي، وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الرَّاشِدِينَ الْمَهْدِيِّينَ، عَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ</span> <em>“Benim sünnetim, yolum, yöntemimdir size lazım olan. Benden sonra da Râşid Halifelerin. Ona azı dişleriniz ile tutunun.” </em>Bu, bir idyumdur; meseleye sımsıkı tutunmayı ifade etme adına bir idyumdur:<span class="AR"> عَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ</span> <em>“Azı dişleriniz ile sımsıkı sarılın!”</em> buyuruyor. Bir insanın, ağzına aldığı bir şeyi azı dişleriyle, ön dişleriyle değil de azı dişleriyle kavîce tuttuğu gibi… İdyum yani; manasına bakılmaz bu türlü şeylerin, esasen o misalin ifade ettiği şeye bakılır.</p>
<p>Öyle buyurdu, onları salıkladı; onların arkasında yürümeyi tavsiye buyurdu. Ve onlar, başarılı da oldular. Düşünün, Hazreti Ömer Efendimiz, on küsur sene. Hazreti Ebu Bekir efendimiz de -yaklaşık- üç sene… Dünyanın iki süper gücü, onlar karşısında dize geldi. O da böyle, kaba kuvvetle, başlarında bombalar patlatmakla, insanların yarısını kırıp geçirmekle değil. O güzel İslam’ın güzellikleriyle, İslam’ın güzelliklerini teşhir etmeleriyle esas gönüllere girdiler. Hicret-i seniyyenin ellinci senesinde, Çin Seddi’ne ulaşıldı. Düşünün! Atın, katırın sırtında!.. Bakın, bir adım gidememişiz. Nüfus kendi içinden çoğalıyor; milletin yarısı, yarısından çoğu açlığından ölüyor. Birileri de zırhlı araçlar ile şaşaa, debdebe, ihtişam içinde hayat sürüyor ve adı “Müslümanlık”; buna da “Müslümanlık!” diyorlar. Yerin dibine batsın öylesi. O, “münafıklık”, açıktan açığa münafıklık!..</p>
<p>Şimdi imkân varsa esasen güzel örnekleriyle… Zannediyorum vaaz u nasihatte de en tesirli olan şey, inandırıcı bu güzel örneklerin misallendirilmesiyle olur. Ee siz de arkadaşlarımız da bugün içinizden o örnekleri bulabilirsiniz. Tâ Râşid Halifeler dönemine gitmeye lüzum yok. Estağfirullah, her zaman onlar bizim için müracaat kaynağıdır, her zaman gideriz oraya. Fakat günümüzde, on beş yirmi sene evvel, otuz sene evvel dünyanın değişik yerlerine açılma imkânı doğunca, ortam müsait hale gelince, eline çantasını alan oraya gitti, oraya gitti, oraya gitti. Neredeyse dünyada ulaşılmadık yer kalmadı. Demek, kendileri için yaşamıyorlardı. Kendi şahsî çıkarları, menfaatleri adına bir şey yapan insanların insanlığa kalıcı bir şey bırakmaları mümkün değildir. Ve bunlar samimi de değildirler, kat’iyyen ve kâtıbeten…</p>
<p><strong><em>    <span class="arabaslik">Bir kere daha hatırlatmalıyım ki, entegrasyon konusunda azami gayret göstermeli, bu arada bizim anladığımız manada asimilasyona da düşmemeli, aradaki dengeye çok dikkat etmeliyiz.</span></em></strong></p>
<p>Şimdi bir taraftan da belki oradaki dengeyi tam koruyamamış olabiliriz. Ben, onu da demek istemiyorum, inşallah korunur. Bulunduğumuz bir ülkede esasen entegrasyon, çok önemlidir. O ülkenin bir ferdi, birer ferdi gibi yaşamak…</p>
<p>Duygularımız, düşüncelerimiz itibariyle bizden zerre kadar şüphe etmemeleri lazım. Dünyevî beklentiler adına çırpınıp durduğumuz vehmine sebep olacak en küçük bir îmâda bile bulunmamak lazım. Dünyevî menfaat ve çıkar adına, böyle bir köy değil de bir köydeki bir kulübe bile beklentimiz yok. Bulunduğumuz ülkede, genel kanaatimiz, o toplumun, o ülkenin insanı, idarecileri hakkında mesele böyle olmalı. Çok ciddî büyük imkânlar ile büyük şeyler çeviriyoruz hissi uyarılmamalı, esasen. Tamamen o ülkenin birer ferdi gibi, bütün hissiyatımız, kalbî hayatımız o ülkenin yüksek kalması, o ülkenin hâkim bir unsur olarak bulunması yönünde olmalı; âdetâ o işe âmâde/teşne bulunmalıyız.</p>
<p>Bir diğer taraftan, bunu yaparken, o entegrasyon içinde, belki farkına varmadan, duygu-düşünce aşınmalarına da sebebiyet veriliyor. “Asimilasyon” diyebilirsiniz. İşte bunun için de sizin ara sıra yaptığınız ama dün bir araya gelerek, bugün de “online” şeklinde yaptığınız şeyler ile kendi kimliğimizi koruma… “Kendi kimliğimizi; din, iman, Allah ile irtibat…” açısından koruma…</p>
<p>Boşluğa meydan vermemek lazım; boşlukta insanların boşluğa yuvarlanmalarına sebebiyet vermemek lazım. Ayakta dimdik durmaları lazım ama dünyevilik adına değil, dünyada gerçek insanî değerleri ikame etme adına, temiz ses ve soluk olma adına, bir musiki gibi dinleyen insanların inşiraha kavuşması adına…</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Keşke bütün mülahazamız şu olsa ve her yerde bu hissimizin rayihası duyulsa: “Bütün insanlık gülsün, biz ağlasak da olur!”</span></em></strong></p>
<p>Derdimiz bu olması lazım. “Bütün insanlık gülsün, biz ağlasak da olur; bütün insanlık gülsün, biz ağlasak da olur!..” mülahazası… Bunu yerleştirme, her tarafta bunu duyurmaya çalışma, Allah’ın izni-inayeti ile.</p>
<p>Belki o problemin arkasında, işte bu entegrasyon ile asimilasyon çelişkisi de var; belki onlarda o ruh hâletini biraz hâsıl ediyor. Burayı kendi ülkeleri gibi görmüyorlar; o ayrı bir yanlış. Aileler esasen, o mevzuda dünü bugünü, dünkü ülkeyi bugünkü ülkeyi filan değerlendirecek psikolojik bir seviyeye, ilmî bir seviyeye sahip değiller ki bu normal. Belki yazacağımız, çizeceğimiz şeylerle, mecmualarla, kitaplarla ve onlar için de seminerler vermek suretiyle, onlar içinde “online” programlar tertip etmek suretiyle, onların seviyelerine de bir katkıda bulunmak lazım. Biraz da onların o çocukları idare etmeleri lazım; katlanmaları lazım. Bir taraftan çocukların seviyelerini kendi değerlerimize bağlılık içinde ve bulundukları ülkeyle de uyum içinde yükseltmeyi sağlamaya matuf olmalı. Bir diğer taraftan aileleri de bu pozisyona getirmek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.</p>
<p>İşin doğrusu aileler de boş; onların da çocuklardan farkı yok. Ama geleneksel olarak taklidî bir şey var, bir kültür farklılığı var, ülke farklılığı var. İşte o farklılığı bir problem mevzuu haline getirerek evlatlarına karşı kullanıyorlarsa bence kaybederler onları. Bize düşen, bir taraftan da aileleri o mevzuda yetişme, zannediyorum. Sadece çocuklar ile uğraşma değil, okumuş da olsalar, onlar ile uğraşma değil. Bir diğer taraftan da öbürlerinin elinden tutarak, aralarında vifâk ve ittifakı sağlamak lazım. İnşaallah.</p>
<p>Ama ne ölçüde başarılı oluruz, tabii çok kolay değil bu. Belki bir gün tamamen burada kendi değerlerimizi temsil edebilecek sistemler oluşturursak; mesela televizyonlarımız olursa, radyolarımız olursa, hakikaten bu canlı görüntüler ile olan şeyler herkesin imdadına, ihtiyaç duydukları zaman yetişecek şekilde olursa; bu imkânlara sahip olursak, Allah’ın izni-inayeti ile öyle bir boşluk da doldurulmuş olur.</p>
<p>Fakat şu anda yeni, işin başındayız. Hemen arzu ettiğimiz her şeyi elde edemiyoruz. Ama edemeyeceğiz demek değildir bu, Allah’ın izni-inayeti ile. Türkiye’de de böyle idi bir gün. Beş on tane insanı bile yakın takibe alıyorlardı, baskı altında tutuyorlardı, sesini kesmeye çalışıyorlardı. Bunların hepsini yaşadık. Ama gün geldi, hakikaten şehbal açtı, dünyanın her yerinde bayrak gibi dalgalanmaya başladı, sesimiz-soluğumuz duyuldu, dünya bir musiki gibi iliklerine kadar zevk duyarak dinledi o sesi, o soluğu. Bir gün burada da olur inşâallahu teâlâ..</p>
<p><strong>   <span class="arabaslik">“Vazifeye devam!”</span></strong></p>
<p>Bir de burada bazı avantajlar da var. Mesela, çok tatiller oluyor. Bu tatillerin hiçbirini fevt etmeden değerlendirebiliriz, insanları bir araya getirebiliriz, buluşturabiliriz; onları, öbürlerini buluşturabiliriz. Böylece o farklılıklar ortadan kalkar, biz hiç farkına varmadan ortadan kalkar.</p>
<p>O evlerde, ilk dershanelerde zannediyorum bu hizmetler yapılıyordu. Akşam bir şey anlattım: İşte Müslüman ailelerin çocukları bir yerde, bir dönemde Komünizmin tesirinde kaldılar. Benim de bildiğim bir ailenin çocuğu, tanıyordum da onu. Fakat tamamen kapılmış ona. Sonra herhalde bir-iki yerde böyle evlerdeki derslere katılmış. O derslerden birisine, İzmir-Hatay civarında bir eve -o bile aklımda- getirmişlerdi. O da geldi orada oturdu. İşte o türlü kimselerin, o cami kürsülerinde de Fakir’e sordukları sorular türünden, böyle Marksist, Leninist veya Darvinci filan sorular. Orada ne konuşulduysa unutmuşum, geçmiş zaman. Ondan sonra “Namaz kılalım!” dedik biz kendi kendimize. Hemen kalkarken dedi ki, “Hocam! Müsaade buyurursanız, ben bir banyo yapıp geleyim!” Hani demek ki artık o mesele bile kulak ardı edilmiş; o türlü şeyler…</p>
<p>Zannediyorum, hani orada da öyleydi bu mesele, çok zedelenen insanlar vardı, çok yaralanan insanlar vardı. Ama biz, yakalarını bırakmazsak onların, Allah’ın izni-inayeti ile, evlerimize, yurtlarımıza, pansiyonlarımıza davet edersek, bu bela ve musibet savulduğunda belki daha topluca, birbirlerine moral olabilecek şekilde onları bir araya getirirsek… Buradaki o tablo benim çok dikkatimi çekmişti; çok içten, iştiyakla o bacılar, o hanımefendiler meseleye kulak kesilmişlerdi. Zannediyorum o durumu yeniden elde edebiliriz, Allah’ın izni inayeti ile. Fakat arkasını bırakmayalım, inşâallahu teâlâ..</p>
<p>Başınızı ağrıttığımdan dolayı beni bağışlayın! Allah, inayetini üzerlerimizden eksik etmesin!.. Şimdi “online” devam, yarın yine belki bir araya gelmeye devam; olacak Allah’ın izni-inayeti ile.</p>
<p>Size daha evvel de arz etmiştim: Meczup bir arkadaşım vardı, yakınım vardı. Evet, bahsetmiştim, bir kere daha bahsetmem sıkar mı sizi? Edirne’de, o daracık mekânıma gelirlerdi bazen, nadir de olsa otururlardı. Onlar, bir şey görüyorlar, ufukları açık, gözleri açık, değişik şeyleri görüyorlar gibi davranıyorlardı. Ehl-i dünya, pozitivistler “halüsinasyon!” falan diyebilirler ama ben öyle değil, “Olabilir, hakikaten de bir şey görüyor olabilirler.” diyebilirim. Yine geldi böyle bir gün. Tam böyle, neredeyse diz dize, zaten mekân öyle, diz dize oturdu. Birden bire bir konsantrasyona geçti hemen. Onlar öyle o hâle girince, onların o hissiyatına saygının gereği, kendim de hemen bir temkinli tavır alıyordum. Öyle diz çökünce hemen, böyle gözlerini bir yere tevcih edince, ben de toparlanıyordum, “Herhalde fevkalade bir şey var!” diye, onların o hissiyatına saygının ifadesi olarak. “Ne oldu?” dedim. Biraz sonra dedi “Geldiler!” O da parça parça konuşuyor, bende iştiyak uyarıyor, “Geldiler!” dedi. “Kim geldi?” dedim. Dedi: “Bir, Kutb-u zaman; bir, Süleyman Efendi…” Bir de artık benim hatırıma mı, “Bir de Bediüzzaman!” dedi. Ben bu defa saygıyı biraz daha ileri götürdüm, daha temkinli durmaya başladım, biraz bekledim; hani birden bire diyeceklerini dememiş olabilirler. “Ne diyorlar?” dedim. Dedi: “Vazifeye devam!” Bakın!.. Üç tane kocaman insan, “Vazifeye devam!” demek için, kalkmış gelmişler. Evet, vazifeye devam!..</p>
<p><em>“Sakın incitme bir canı, yıkarsın arş-ı Rahman’ı!”</em> Bu da Alvar İmamı’nın!..</p>
<p>Allah, sa’yinizi meşkûr etsin. Ben baş ağrıttım, izaç ettim; kusura bakmayın!..</p>
<p><strong>Kaynak:Herkul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinlandi-genclerle-yarinlar-adina/">YENİ BAMTELİ yayınlandı | Gençlerle, yarınlar adına&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Bamteli yayınlandı</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinlandi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2021 05:50:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17019</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin birkaç saat önce yaptığı sohbet… Fethullah Gülen Hocaefendi, Bamteli sohbetinde şunları söyledi: Hadiseler karşımıza farklı farklı formatta çıktığından dolayı, formatlar, yapmamız gerekli olan işleri belirleme mevzuunda&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinlandi-2/">Yeni Bamteli yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_62925"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/SlvF6AltPdM?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin birkaç saat önce yaptığı sohbet…</p>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi, Bamteli sohbetinde şunları söyledi:</p>
<p>Hadiseler karşımıza farklı farklı formatta çıktığından dolayı, formatlar, yapmamız gerekli olan işleri belirleme mevzuunda önemli bir misyon edâ ediyorlar. Aslında zaten öyle olmasa, ülfetler ve ünsiyetler, yapacağınız şeylerin tadını-tuzunu alır götürür. Tabloda sürekli değişiklikler olması lazım ki, insan, ciddî bir gönül inşirahı içinde, o tabloyu -orada farklı kareler gelip-geçiyor- temâşa etsin, zevkle seyretsin onları, onlardan yeni yeni manalar çıkarsın.</p>
<p>Şimdi, hâdiseler çok farklı şekilde cereyan ediyor. Dolayısıyla bize de bu farklı şeyler karşısında herhalde farklı tavırlar, farklı haller düşüyor. O mevzuda kusur etmemek lazım… Her birisi, Cenâb-ı Hakk’ın değişik tecelli dalga boyunda ayrı bir lütfudur; onları birer lütuf gibi görmek lazım. Kimden gelirse gelsin; Celâlî de olsa, Cemâlî de olsa, “Hepsi Cenâb-ı Hakk’ın birer lütfudur!” demek lazım. Öpüp başımıza koymamız lazım.</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">“Cennet hayatının bin senesi, bir saat rü’yet-i cemaline mukabil gelmeyen bir Cemil-i Zülcelal’in daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsunuz.”</span></em></strong></p>
<p>Cenâb-ı Hak, bir yönüyle bizi imtihan etti. Bir kısım zalimleri musallat etti size. Belki çizginizde kaymalara sebebiyet vereceği düşüncesiyle, yani, “Bunlar, yaptıkları şeylerden vazgeçerler, bıkarlar, usanırlar, inlerine çekilirler; kuyruklarını kısar, inlerine çekilirler.” falan gibi, kendilerini aldatan vehimlere kapıldılar onlar. Her dönemde Amnofis’ten Ramses’e kadar, ondan Lenin’e kadar, Stalin’e kadar, Saddam’a kadar, Kazzâfî’ye kadar bütün diktatörler, tiranlar, hep aynı şeyi yapmışlardır; fakat sonunda aldanan, kendileri olmuştur; onların hepsi.</p>
<p>Öyle bir zulüm yaptılar. Siz de (onların beklentilerinin aksine dünyaya açıldınız.). Onların tabiri, onların mülahazası öyle; sizinki “in” değil. Siz, Cennet’in saraylarına/köşklerine müteveccih yürüyorsunuz; hedefinizde “Rıza ve Rıdvan” var, Cenâb-ı Hakk’ın bâ-kemâlini müşâhede etme var;</p>
<p><span class="AR">يَرَاهُ الْمُؤْمِنُونَ بِغَيْرِ كَيْفٍ</span></p>
<p><span class="AR">وَإِدْرَاكٍ وَضَرْبٍ مِنْ مِثَالٍ</span></p>
<p><span class="AR">فَيَنْسَوْنَ النَّعِيمَ إِذَا رَأَوْهُ</span></p>
<p><span class="AR">فَيَا خُسْرَانَ أَهْلَ الْاِعْتِزَالِ</span></p>
<p><em>“Mü’minler, O’nu keyfiyetsiz ve kemmiyetsiz olarak görürler. Buna bir misal de getirilemez. O’nu gördükleri zaman da bütün Cennet nimetlerini unuturlar. ‘Allah görülmez’ diyen Ehl-i İ’tizâl’e hüsran olsun!”</em></p>
<p>Ehl-i İ’tizâl, Cenâb-ı Hakk’ın rü’yetini inkâr ettiklerinden dolayı, Bed’ü’l-Emâlî sahibi “Yazık olsun size!” diyor; bağışlayın, “Yuf olsun size!” diyor. Evet, siz, Cenâb-ı Hakk’ın Cemâl-i bâ-kemâlini müşahede etme gibi bir nimete yürüyorsunuz. Hazreti Pîr’in ifadesine göre, <em>“Dünyanın bin sene mesûdâne hayatı, bir saat hayatına mukabil gelmeyen Cennet hayatının ve o Cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat rü’yet-i cemaline mukabil gelmeyen bir Cemil-i Zülcelal’in daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsunuz.”</em></p>
<p>Şu “galaksiler, sistemler” diyorsunuz; belki her birinde bir milyar yıldız var, Güneş sistemi gibi şeyler var bunların içinde. Bunların hepsini ân-ı vahitte sevk ve idare ediyor, hiçbirinde bir arıza görülmüyor, bilinmiyor. Hepsinin çehresine ayrı bir güzellik serpiştirilmiş. Bütün bunların hepsi, Zât-ı Ecell u A’lâ’da mevcut; o Cemâl-i bâ-kemâlini insanlara gösterdikleri zaman, bayılacak o insanlar. Şimdi, buna namzet olan insanlar, bence, bu dünyadaki gelip-geçici şeylere karşı zerre kadar alaka göstermezler, “göstermeyecekleri müsellemdir”, öyle diyelim, “müsellemdir!”.</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Jon Pahl’ün Kitabı: “Fethullah Gulen: A Life of Hizmet”</span></em></strong></p>
<p>Dolayısıyla zalimler zulmettiler; fakat bu arada kendinizi, Hizmet’inizi, hareketinizi ifade etmek için belki çok farklı bir fırsat yakaladınız. Böylesi hiç olmamıştı. Çünkü şimdi mazlumiyeti, ma’zuliyeti (vazifeden azledilmeyi), içeriye atılmayı, belki sürgün edilmeyi, eve kapanmayı, gaybubet etmeyi, yurdunu-yuvanı terk etmeyi, bazen evlâd u ıyâlini kaybetmeyi yaşıyorsunuz. Bütün bunlar, bu türlü zulümler, sağanak sağanak başınızdan aşağıya belalar mahiyetinde yağdığı zaman, çok farklı şeklide Cenâb-ı Hakk’a teveccühte bulunuyorsunuz, “Onları da âhiret hesabına Allah’ım!..” diyorsunuz ve zannediyorum zaten sizin bu alev alev yanan içinizdeki ateşi söndürecek tek iksir varsa, o da bu mülahazadır. “Ne olacak, boş ver, dünya gelip-geçici!..”</p>
<p>Şimdiye kadar “Ölmem!” diyen, öyle yaşayan insanlar, geldikleri gibi gittiler. Evet, o dünya, onlardan sonrakilerine kaldı. Bu dünya, böyle bir şey!.. <em>“Dünya geçicidir, burada kalınmaz / Ne kadar mal olsa, murad alınmaz / Gafil olma sakın, geri dönülmez / Yürü dünya yürü, sonun virandır / Meded, bundan sonra ahir zamandır.”</em> diyeceksin ve yürüyeceksin hedefine doğru, Rü’yet’e doğru, Rıdvan’a doğru, Hazreti Rûh-u Seyyidi’l-Enâm’ın iklimine doğru, Sahabe-i kirâm’ın dünyasına doğru, Enbiyâ-i ızâmın dünyasına doğru.</p>
<p>Onların yaptıkları şeyler, sana, bunu kazandırmıştır. Fakat bu işin içinde çok daha farklı şeyler oluyor. Düşünün kendi ülkenizde, inanmış gibi görünen insanları… Betahsis bu tabiri kullanıyorum: “İnanmış gibi görünen insanlar…” Mü’min tavrı sergiliyor gibi ve her şeyi ona bina ediyor gibi, İslamî argümanları dünyevî debdebe ve saltanatları için kullanan densizleri, bunların yaptıklarını düşünün.</p>
<p>Fakat bir de beri tarafta bakıyorsunuz, bir Jon Pahl çıkıyor, bir kitap yazıyor. (“Fethullah Gulen: A Life of Hizmet” <a href="https://www.amazon.com/Fethullah-Gulen-Hizmet-Jon-Pahl/dp/1682060209">https://www.amazon.com/Fethullah-Gulen-Hizmet-Jon-Pahl/dp/1682060209</a>) Didik didik etmiş sizin dünyanızı. Köyünüze kadar, kentinize kadar gitmiş, mezarlıklarınızı ziyaret etmiş; değişik şeylerden, yeni yeni anlamlar çıkarmış ve kocaman bir mücellet meydana getirmiş. Hiçbir beklentiye de girmemiş. Dünya, ona, o kitaba tâlip olmuş; değişik yerlerde ona, o kitap vasıtasıyla kendini ifade etme imkânı, zemini, ortamı hazırlamış; her yerde sizin sesiniz, soluğunuz gibi sizi anlatmış.</p>
<p>Ve siz de dinlemişsinizdir, öyle bir heyecanla anlatıyor ki, hani “Yahu bizden öyle bir insan neden çıkmadı şimdiye kadar, neden böyle bülbül sesli bir insan çıkmadı!” falan dedirtecek mahiyette. Dünyanın dört bir yanında dolaştı, öyle şeylere cevaplar verdi ki!.. Mesela; “Niye bu adam, yalnızdır!” (Neden evlenip evlâd u ıyâle karışmadı?) filan. Evet, sizin bir kuşku aradığınız bir meselede, o, çok makul şeyler söylemek suretiyle, o mevzuda feveran eden hissiyatı yatıştırdı. “Yahu şundan dolayı: Bir insan, bir şeye dilbeste olmuşsa, dağınıklığa düşmemek için esasen, muhtelif şeylere sapmamak için, konsantre olmak için esasen… Dolayısıyla da o mevzuda öyle bir yalnızlık, öyle bir vahdet olabilir.” demek suretiyle, sanki siz itham edildiğiniz bazı şeyler karşısında kendinizi müdafaa ediyormuşsunuz gibi, sizi müdafaa etmiş; candan… Hani kitaba bakanlar, göreceklerdir bunu.</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Anwar Alam’ın Kitabı: “For the Sake of Allah: The Origin, Development and Discourse of The Gulen Movement”</span></em></strong></p>
<p>O diğeri, Anwar Alam; o da mübarek bir insan. (Anwar Alam’ın kitabı: “For the Sake of Allah: The Origin, Development and Discourse of The Gulen Movement” <a href="https://amzn.to/3pnhOVp">https://amzn.to/3pnhOVp</a>) Yeni bazı teklifleri de olmuş onun; bazı teklifleri de var. Herhalde bugüne kadar denip edilen şeylerin tekrarını istiyor: Bir kere daha bunları tekrarlayıp “Bu duygu ve bu düşüncemde ben hiç değişmedim, aynı şeyleri düşünüyorum.” deseniz… Mesela “Demokrasi!” dedimse ben, “Gayr-ı mütecânis (farklı farklı unsurlardan oluşan) bir toplumda en önemli idare şekli odur herhalde. Başkalarının o mevzuda diyeceği/edeceği şeylere de kulak asmamak lazım!” falan. Diyor ki: “Yeniden, bunları bir kere daha tekrar etmek suretiyle vurgulasanız. Ben de bu yeniliği ile o meseleyi alıp orada, Hindistan gibi koca bir ülkede duyuracağım sesimi. Bazı kimseler ile temas ettim ki, bunlar, binlerce, yüz binlerce insana tekâbül ediyor; binlerce yüz binlerce insana tekabül ediyor!”</p>
<p>Bunun gibi kadirşinas insanlar, dünyanın her yerinde, doktora tezleri hazırlıyorlar, Hareket ile alakalı, şununla alakalı, bununla alakalı. Bu açıdan da bir taraftan bunlar bir kazanım, sizin için bir kazanım. Eğer böyle bir şeye maruz kalmasaydınız, mağduriyete, mahkûmiyete, ma’zûliyete… Evet, Arapça tabirler kullanıyorum: Ma’zuliyet demek, vazifeden azledilme demek. Bilmem ne kadar insanı azlettiler. Mehcuriyet de “terk edilme” demektir; edebiyatımızda bizim “mehcur” kelimesi, çok kullanılmıştır esasen. “Yüzüne bakılmamış, âşıklar-mâşuklar” filan demektir. O ona bakmamış, o da ona bakmamış gibi mülahazalar. Kullandığım bu kelimeler bazılarınıza belki garip gelebilir de mahzuru yok; bize ait, bizim dünyamızın, edebiyatımızın malzemeleridir bunlar.</p>
<p>Evet, onlar birer destan kesiyorlar; Sa’di Şirâzî gibi, Firdevsî gibi destan kesiyorlar. Belâgatlarıyla, muhakemeleriyle insanları büyülüyorlar ve bunun altında esasen “siz” gibi bir hakikati dillendiriyor, bütün dünyaya duyuruyorlar, “siz” gibi bir hakikatı.</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">“Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr ü kıymetten!”</span></em></strong></p>
<p>O açıdan da hani -zannediyorum Namık Kemal’indir bu- <em>“Hakir düştüyse Hizmet, şânına noksan gelir sanma / Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr ü kıymetten!”</em> diyor. O “devlet” diyor, herhalde o gün Devlet-i Aliyye-i İslâmiye’ye hor bakanlara karşı o türlü bir müdafaası oluyor. Bugün sizin için de “Hizmet” önemlidir. Hatta bu “Hizmet” tabirini, başkaları takdir ile karşılıyorlar.<span class="AR"> سَيِّدُ الْقَوْمِ خَادِمُهُمْ</span> <em>“Kavmin efendisi esasen, hizmetkarıdır onun.”</em> Efendim, devlet başkanı bile olsa, kavmine, milletine hizmet ediyorsa, işte o; doğru odur, o meselenin doğrusu odur. Dolayısıyla dünyanın değişik yerlerinde bu “Hizmet” kelimesini takdir ile karşıladılar, “Hizmet” dediler, başka bir şey değil; “Hizmet; insanlığa hizmet” dediler.</p>
<p>Bu insanlar, Jon Pahl, Anwar Alam veya başka yerlerde başkaları, dünyanın değişik yerlerinde daha başkaları da… Hatta bir kardeşimiz dediydi, zannediyorum kırk kadar doktora tezi hazırlamışlar, sunmuşlar; evet, o… Şimdi Cenâb-ı Hak, bir taraftan böyle kapıları size kaparken, bir taraftan da çok farklı, kale kapıları gibi kapılar açıyor. Bütün dünya bugün sizden bahsediyor, bütün dünya…</p>
<p>Eee Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mübarek gâye-i hayali, “Mefkûre-i Ulviye”si esasen: <em>“Benim adım, Güneş’in doğup-battığı her yere ulaşacaktır bir gün!”</em> diyor. Zannediyorum Efendimiz’in adının ulaşmadığı bir yer kalmamış gibi. Evet… Ama bir gün bir kabullenme de olacak belli ölçüde. Şu anda zaten değişik yerlerde öyle bir saygı var ki!.. Bütün o âlemi, hepsini birer mercek yaparak, hâdiselere baktığınız zaman, sadece Türkiye’deki genel durum, midenizi bulandırır sizin. O da iyi; şimdilik hele bir oraya gitmeyelim, böyle dünyanın değişik yerlerinde varabileceğimiz her yere varalım, Allah’ın izni ve inayeti ile; bakalım ne oluyor!.. Efendim, <em>“Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır / Fazilet hissi insanlarda, Allah korkusundandır!” </em>Bütün dünyaya bunu duyuralım!..</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Yunanistan, minnet sayılabilecek söylemlere de girmeden, insanlığın gereğini sergiliyor ve bir kardeşlik tavrı ortaya koyuyor; binlerce muhacire kol kanat oluyor.</span></em></strong></p>
<p>Düşünün… Dün kendilerine tepeden bakıyor, böyle hor görüyorduk. Belli bir dönemde “Osmanlı vesayeti” falan diyorduk. Oysaki bizim kardeşimiz onlar. Dün sizinle beraber, el ele, omuz omuza, diz dize; Yunanistan. Onlar vasıtasıyla denizleri aşıyordunuz, daha başka yerlere de sözünüzü dinletiyordunuz, Allah’ın izni, inayeti ile.</p>
<p>Belli bir dönemde bir kısım yanlışlıklarla -esasen- dostu düşman gibi algılamış olabilirsiniz. Yanlışlıklara girilmiş olabilir. Fakat hadiseler, farklı formatlar istiyor; farklı formatlar karşınıza çıkınca, bugün onlar size farklı türlü bakıyor, siz de onlara farklı türlü bakıyorsunuz. O dünkü kardeşleriniz, bugün de farklı bir kardeşlik sergiliyorlar.</p>
<p>Bakın, ekonomik durumları ne kadardır o insanların?!. Bir Amerika değildir o, bir İngiltere değildir, bir Almanya değildir. Ama zannediyorum dünya kadar insanı, binlerce insanı aldı, bağırlarına bastılar. Âdeta, ağızlarıyla söylemeseler bile… Söyleyip minnet sayılabilecek yöntemlere/yollara da sapmadılar; fakat “Yaptığımız şey bizim, insanca bir şey, hümanizmin gereği esasen, insan olmanın gereği!” dediler. Belki binlerce, yüzbinlerce insanı bağırlarına bastılar; ülkelerinde değişik limanlar, rıhtımlar, alanlar oluşturdular; dünyanın değişik yerlerine seyahat imkânı verdiler onlara.</p>
<p>İşte bu da sizin için ayrı bir kazanım. Yunanistan, kardeşiniz; İngiltere, kardeşiniz; Almanya, kardeşiniz; Fransa, kardeşiniz; Hollanda, kardeşiniz; yeni dünya Amerika, belki çoğumuz Türkiye’de Amerika’nın değişik eyaletlerini bile bilmezdiniz ama… Şimdi dünyanın değişik yerlerinde daha başkaları da… Bugün kalpleri sizin için çarpıyor ve size muhalif olanlara karşı da kat’î bir tavır alıyorlar. “Hayır” diyorlar, “Sizin dediğinize inanmıyorum ben! Doğru söylemiyorsunuz, doğru yapmıyorsunuz; zulmediyorsunuz, birilerini gadre uğratıyorsunuz!” diyorlar.</p>
<p>Başka ülkeleri de sayabilirsiniz burada. Afrika’nın derinliklerine kadar, tâ Güney Afrika’ya kadar… Her yerde arkadaşlar ile görüşüyor, telefon ediyorsunuz; “Var mı bir yaramazlık? Var mı musallat olan bir muzır?” “Var!” diyorlar. “Kim?” diyorsunuz. Diyorlar ki, “Bizim ülkenin elçileri, konsolosları, yabancı misyon şefleri. Gelip gelip ‘Kapatın bu okulları, bu eğitim müesseselerini; bunlara lüzum yok! Biz size neler neler yaparız!’ falan diyorlar.” Çok doğru, onlara neler ve neler yapıyorlar. Akla hayale gelmedik şirretlikler yapıyorlar. Evet, vaka…</p>
<p>Vakıa bazı yerler, çok az yer, belki onda biri bile değil; bunlar, yalancıların yalanına kanarak esasen, okulları kapattılar; doğru. Fakat nâdimler, pişmanlar; çünkü geriye dönme de çok zor. Bir devlet riyasetinin aldığı bir karar hakkında, “Efendim, dün yanılmışız, kusura bakmayın, biz geriye dönüyoruz bundan!” demesi çok zordur. Bu açıdan, burada antrparantez bir şey diyeyim; Böyle, Fas, Tunus, Cezayir, Sudan, Somali, Senegal gibi ülkeler, belli bir dönemde Osmanlı vesayeti altında bulunan ülkelerdir bunlar. Fakat bir dönemde Osmanlının torunları gibi görünmüş, gitmiş okulları kapattırmışlar oralarda. Ee birden bire yeniden açarlarsa, “Dün kapattınız, bugün açıyorsunuz; yahu nedir bu sizin derdiniz!” falan derler. Çok zordur o büyük insanların bir yerde yaptığı bir şeyden hemen geriye dönmeleri; onu itibarsızlık sayarlar, akılsızlık sayarlar, densizlik sayarlar. Ama bir gün gelecek, hakikaten başkalarının şirretliği tamamen ortaya çıkınca, “Yanılmışız biz!” diyecekler. Burada dedikleri gibi, “Yanılmışız!” diyecekler; sonra da geriye adım atacaklar, Allah’ın izni ve inayetiyle; farklı bir yöntem ile yeniden işe sahip çıkacaklar. Bekliyoruz onu hep.</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Yol, Allah yolu ise, peygamberler güzergâhı ise şayet, Allah, o yolda yürüyenleri hiçbir zaman yüz üstü bırakmamıştır, bırakmayacaktır, bırakmıyor!</span></em></strong></p>
<p>Her devirde mütemerritlerin, diktatörlerin, tiranların, firavunların tavrı böyle olmuştur. Onlar, hiçbir zaman makul karşısında pes etmemiş, dize gelmemişlerdir. Onlar, -bağışlayın- rezilce yaşadılar, sefilce hayatları noktalandı ve derbeder olarak da ölüp gittiler; arkadan gelenlere fena bir örnek teşkil ettiler, fena bir örnek.</p>
<p>Ee başkalarının akıbeti de odur, hiç tereddüdünüz olmasın. Evet, uzatabilirler o meş’ûm günü; yani, geceden karanlık gündüzü uzatabilirler; kendilerince değişik argümanları kullanabilirler. Fakat Allah (celle celâluhu) mü’minlere açtığı binlerce kapı ile, onların da hakkından gelir. Saddam da gider, Kazzâfî de gider,  Jull Sezar da gider, Amnofis de gider, Ramses de gider… Hepsi gider, gider ama hepsi de birbirinden beter. Tereddüdünüz olmasın!..</p>
<p>Ne hakla söylüyorsun bunu? Âdet-i İlahiyeye binâen… Fırsat verir, fakat sonra canlarını inlete inlete alır! Âdil-i Mutlak!.. Hakk!.. Âkif ne güzel söylüyor, hani “Ve’l-Asr” suresiyle alakalı: <em>“Hâlık’ın nâ-mütenâhi adı var, en başı Hakk.”</em> Tabii benim burada bir şerhim var. “Hakk”, Cenâb-ı Hakk’ın en baş ismi değil esasen. İsm-i Zât olan, Lafz-ı Celâle, en baş; ondan sonra da “er-Rahman”, “er-Rahîm”, “Hayy”, “Kayyûm”. Onun için vezin bozuluyor biraz.</p>
<p><em>“Hâlık’ın nâ-mütenâhi adı var, biri de Hakk,</em></p>
<p><em>Ne büyük şey, kul için hakkı tutup kaldırmak..</em></p>
<p><em>Hani Ashâb-ı kiram “Ayrılalım!” derken,</em></p>
<p><em>Mutlaka “Sûre-i Ve’l-Asr”ı okurmuş, neden?</em></p>
<p><em>Çünkü meknûn o büyük sûrede esrâr-ı felâh,</em></p>
<p><em>Başta iman-ı hakiki geliyor, sonra salah,</em></p>
<p><em>Sonra hak, sonra sebat. İşte kuzun insanlık,</em></p>
<p><em>Bu dördü birleşti mi, yoktur sana izmihlal artık!”</em></p>
<p>Bu dördü birleşti mi, yoktur sana izmihlal artık: İman-ı kâmil, amel-i sâlih, sabır (aktif sabır), hakperestlik. Bunlar, bu dördü, bir araya geldi mi, Allah’ın izni ve inayetiyle, karşına dikilen herkes, senin karşında pes edecektir ve “Allah bes, bâki heves!” dedirtecektir. Evet, bu da atasözümüzdür bizim: “Allah bes, bâkî heves!”</p>
<p><strong><em>   <span class="arabaslik">Bizi Sensizliğe mahkûm etme Allah’ım!..</span></em></strong></p>
<p>Evet, Yunanistan’dan bahsediyorduk. Yunan kardeşlerimiz bizim… Herkese kardeş demeye teşne/hazır bulunuyoruz; fakat bazıları öyle mide bulandırıyor ki, tam böyle, “kar…” diyeceğin zaman birden bire bir istifrağ (kusma hissi) geliyor, diyemiyorsun; “ka…”da kalıyorsun. Ee zaten “ka…” vakıf manasına gelir, “dur” demektir artık burada. Öyle değil mi? Cezim alametidir.</p>
<p>“Küfür ve dalaletten başka, her hale hamd ü senâ olsun!” <span class="AR">اَلْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ، سِوَى الْكُفْرِ وَالضَّلاَلِ</span> Ben, sizdeki imana, azme, cehde, gayrete -tabii bütün kardeşlerimdeki şeylere- hayranım esasen! Mutlaka o inançla, bu azimle, o kararlılıkla bir yere varacaklarına inanıyorum. Havayı ben bulandırmasam inşâallahu teâlâ, çok yakın bir gelecekte, Cenâb-ı Hakk’ın inayetiyle, onlar gâye-i hayal haline getirdikleri ufka ulaşacaklar; üveyikler gibi o semalarda kanat çırpıp duracaklar.</p>
<p>Bu da diyor ki: <em>“İnsanlara el açmak, hep girân geldi bize / Mihrabı Hak olana, bu türden girân azap! / Tatmadık hiç kimseden minnet kokan bir ihsan / Vicdanı hür olana, minnetli ihsan, azap!” </em>Allah’tan başkasına karşı kendimizi hiçbir zaman borçlu hissetmedik. “Falanın, filanın kuluyuz!” demedik. O zavallılar gelirken, “Allah geliyor gibi” diyerek esasen şirke, küfre girmedik.</p>
<p>Evet, hele bir tane andavallı!.. Böyle bu çirkin kelimeleri kullanıyorum, sizi rahatsız ediyor mu? Evet, “Bak neler yaptık, neler yaptık!” Ee doğru, neler yaptınız, neler!.. Milletin canına okudunuz, ciğerine okudunuz!.. Şimdi bu yaptığı şeyleri, insanlık adına bir şey zannediyor. Bir de bağışlayın, estağfirullah, yüz bin defa estağfirullah… Mel’ûnun mel’ûniyetini ifade eden şeyleri söylerken bile O’na (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı saygısızlık olur diye ürperiyorum ben.<span class="AR"> إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللهِ وَالْفَتْحُ * وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللهِ أَفْوَاجًا * فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا</span> (O zavallı, bu yüce suredeki “istiğfar” emrinin manasını anlamayıp diyor ki) “Efendim, O (sallallâhu aleyhi ve sellem), Mekke’yi fethetti de, esasen (gurura kapılarak) günah işledi de, Allah (celle celâluhu)…” Bu ne küstahlıktır!.. Hafizanallah. Zannediyorum Ebu Cehil bile dememiştir böyle bir şey. İnanmamış Efendimiz’e ama Ebu Cehil bile böyle bir şey dememiştir. Ama sen al bunu, bakan yap; ondan sonra da arkadan seyreyle feryad u figanı veya efgânı.</p>
<p><span class="AR">اَللَّهُمَّ زِدْنَا عِلْمًا وَإِيمَانًا وَيَقِينًا وَتَوَكُّلاً وَتَسْلِيمًا وَتَفْوِيضًا وَثِقَةً وَاطْمِئْنَانًا، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، يَاذَا الْجَلاَلِ وَاْلإِكْرَامِ</span></p>
<p><em>“Allah’ım ilmimizi, imanımızı ve yakînimizi ziyadeleştirmeni diliyor; tevekkülümüzü teslim ve tefviz zirvelerine, hatta sika ve itminan ufkuna yükseltmeni talep ediyoruz. Ey Erhamerrâhimîn, ey Celâl ve ikram sahibi, Zü’l-celali ve’l-İkram!” </em></p>
<p><em>Bizi Sensizliğe mahkûm etme Allah’ım!.. Bizi Sensizliğe mahkûm etme Allah’ım!..</em></p>
<p><span class="AR">رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ  * حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ * غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * آمِينَ، يَا مُعِينُ *</span></p>
<p><em>“Rabbimiz, sana güvendik, sana yöneldik ve sonunda sana döneceğiz. Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!.. Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!.. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!.. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır. Dualarımızı kabul buyur, ey darda kalan herkesin yegâne sığınağı, medet dileyen her kulun gerçek yardımcısı!..”</em></p>
<p>Hakkınızı helal edin.</p>
<p><strong>Kaynak:Herkul.org</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinlandi-2/">Yeni Bamteli yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YENİ BAMTELİ YAYINDA &#124; SABIR, İMAN, MARİFET VE MUHABBET</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinda-sabir-iman-marifet-ve-muhabbet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2020 16:22:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15377</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin gerçekleştirdiği Yeni Bamteli sohbeti Herkul.org sitesinde yayınlandı. Sabır, İman, Marifet ve Muhabbet konulu sohbette M.Fethullah Gülen Hocaefendi birbirinden önemli konulara değindi. Hakka müteveccih insanların değişik sıkıntılara&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinda-sabir-iman-marifet-ve-muhabbet/">YENİ BAMTELİ YAYINDA | SABIR, İMAN, MARİFET VE MUHABBET</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin gerçekleştirdiği Yeni Bamteli sohbeti Herkul.org sitesinde yayınlandı.</p>
<p>Sabır, İman, Marifet ve Muhabbet konulu sohbette M.Fethullah Gülen Hocaefendi birbirinden önemli konulara değindi.</p>
<p>Hakka müteveccih insanların değişik sıkıntılara maruz kaldığını ifade eden  Hocaefendi, &#8220;fakat sabredenler kurtuluşa ermişlerdir&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sohbetin tamamı için:</strong></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_20737"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/FNhlNDSafps?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinda-sabir-iman-marifet-ve-muhabbet/">YENİ BAMTELİ YAYINDA | SABIR, İMAN, MARİFET VE MUHABBET</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Bamteli yakında&#8230;</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yakinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2020 07:01:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen Hocaefendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi yeni Bamteli sohbetini gerçekleştirdi. Osman Şimşek twetter hesabından yeni Bamteli ile ilgili kısa bir kesit yayınladı. Şimşek yeni Bamteli&#8217;nin kısa bir süre sonra yayınlanacağını belirtti. Bu&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yakinda/">Yeni Bamteli yakında&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="auto">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi yeni Bamteli sohbetini gerçekleştirdi.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Osman Şimşek twetter hesabından yeni Bamteli ile ilgili kısa bir kesit yayınladı. Şimşek yeni Bamteli&#8217;nin kısa bir süre sonra yayınlanacağını belirtti. Bu video ile birlikte havuz medyasının yalanları bir kere daha ortaya çıkmış oldu.</div>
<div dir="auto"><iframe src="//www.youtube.com/embed/TC7gXwhsLsQ" width="560" height="314" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-15369" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/12/WhatsApp-Image-2020-12-07-at-08.29.02-514x700.jpeg" alt="" width="514" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/12/WhatsApp-Image-2020-12-07-at-08.29.02-514x700.jpeg 514w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/12/WhatsApp-Image-2020-12-07-at-08.29.02-881x1200.jpeg 881w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/12/WhatsApp-Image-2020-12-07-at-08.29.02-768x1046.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/12/WhatsApp-Image-2020-12-07-at-08.29.02.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 514px) 100vw, 514px" /></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><a href="https://twitter.com/osimsek_herkul/status/1335770537654689795?s=19" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://twitter.com/osimsek_herkul/status/1335770537654689795?s=19</a></div>
<div dir="auto"></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yakinda/">Yeni Bamteli yakında&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
