<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bahattin Karataş arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/bahattin-karatas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/bahattin-karatas/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:26:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Bahattin Karataş arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/bahattin-karatas/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Deizm üzerine bir değerlendirme &#124; Bahattin Karataş</title>
		<link>https://hizmetten.com/deizm-uzerine-bir-degerlendirme-bahattin-karatas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2021 16:00:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[Deizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deizm, kainatın bir yaratıcı (tanrı) tarafından yaratıldığını kabul eden, ancak tüm dinleri peygamberleri ve kutsal kitapları reddederek, sadece aklı yeterli gören felsefi düşüncenin adıdır. Deizme göre tanrı, evreni yaratmış sonra&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/deizm-uzerine-bir-degerlendirme-bahattin-karatas/">Deizm üzerine bir değerlendirme | Bahattin Karataş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deizm, kainatın bir yaratıcı (tanrı) tarafından yaratıldığını kabul eden, ancak tüm dinleri peygamberleri ve kutsal kitapları reddederek, sadece aklı yeterli gören felsefi düşüncenin adıdır. Deizme göre tanrı, evreni yaratmış sonra bir kısım kanunlar koyarak, kenara çekilip kendi haline bırakmış ve kainatın işleyişine artık karışmamıştır. Deizm dinleri reddettiği için, dine göre var olan; cennet-cehennem, melek-şeytan, günah-sevap gibi kavramları da kabul etmemiştir.</p>
<p><strong>Deizmin ortaya çıkışı:</strong></p>
<p>Deist düşünce Avrupa&#8217;da, özellikle coğrafi keşifler, Rönesans, Reform ve Fransız İhtilalinin getirdiği bir kısım hümanist düşüncenin etrafında örgülenmiştir. Batıda bilim ve felsefenin gelişmesiyle &#8220;Üçlü Teslis İnancı&#8221; akıl ve mantıkla izah edilememiştir. Bu nedenle, Hıristiyanlık ve papazlar eleştirilmiş, hümanist yaklaşım yayılmıştır. Bu faktörlerin de etkisiyle, deizm kelimesi 17. yüzyılda İngiltere’de ilk kez kullanılmaya başlanmıştır. İngiliz J.Joland ve Edward Herburt ile Fransız Voltaire ve J. J. Russo tanınmış deistlerdendir.</p>
<p>Deizm, esasında bir düşünce sistematiği olmasından çok, yanlışa bir isyan, itiraz ve kabulsüzlüktür. Mevcut teslis akidesinin reddidir. Akla, mantığa ve bilime ters olan doğmalara hayır demektir. Ne yazıktır ki Deizm, İslam toplumlarına tercüme edilirken, Hristiyanlıktaki gibi bir kısım cevabını bulamamış soruların, İslam dininde de olduğu zan edilmiş ve İslam dini ile Peygamberi, haksız bir yargıya mahkum edilmiştir.</p>
<p>Deizmin Nedenlerini toparlayacak olursak:</p>
<p>1- Papazların Hristiyanlıktaki teslis inancını izah edememeleri.</p>
<p>2- Ortaçağ Avrupa&#8217;sındaki devlet otoritesinin, kiliseleri ve din adamlarını yanlarına alarak, halka baskı kurması.</p>
<p>3- Kainatın ve insanın yaratılışını açıklayamama, ve evrenin kusursuz işleyişini kavrayamama.</p>
<p>4- Hayatın gayesi nedir? Tanrı bizi niçin yarattı? Ölüm nedir? Öldükten sonra nereye gidiyoruz? Gerçekten dirilecek miyiz? sorularına tatmin edici bir cevabı bulamama.</p>
<p>5- Hayatın mükellefiyetinden kaçınarak, insan olma misyonunun ağır gelmesi ve iradenin hakkını verememektir. Yani tekliften kaçıp, kolayı seçmek de denebilir.</p>
<p>Deizm, gerçeğe ve mantığa dayalı bilimsel bir fikir akımı olmadığı için, kendi içinde birkaç farklı gruba da ayrılmıştır. Bunların başlıcaları:</p>
<p>1- Pandeizm: Eserle, müessiri (ustayı) birbirinden ayırt edememektir. Eser nedir? Usta kimdir? Ayıramayıp karıştırmış ve izah edememişlerdir. Karl Marks&#8217;ta, diyalektik düşüncesiyle bu yanlışa düşenlerden biridir.</p>
<p>2- Panendeizm: Yaratıcının tüm isim ve sıfatları evrende vardır. Tanrı evreni yaratmış sonra yarattığı evrenin içine girmiştir fikrini savunur. Panendeizm ressamı, reisimin içinde kabul etmiş; Allah&#8217;ın zatını, isim ve sıfatlarını, yarattığı kainatın içinde görmek istemektir de denilebilir.</p>
<p>3- Spirituel deizm: Doğa ile birleşme, reenkarne olma demektir. Tabiatı hissetme ve tefekkür gibi duyguları içinde barındırır. Bu kısım deistler, yer yer yaratıcıyı da kabul etmezler..</p>
<p>Deizmin ortaya çıkışında, bir kısım cevabını bulamamış sorular olduğu gibi; yaratıcıyı tam tanıyamamanın da etkisi vardır. Özellikle, yaratıcının &#8220;zatı ile sıfat ve esması&#8221; konuları birbirine karıştırıldığından, çoğu zaman yanlışa düşülmüştür. Şimdi de, deizmin düştüğü yanlışlardan belli başlı soruları, irdeleyebiliriz:</p>
<p><strong>1.Tanrı vardır ama aktif ve faal değildir. Kenara çekilmiştir. Sıfat ve isimlerinin tecellileri yoktur: </strong></p>
<p>Halbuki kainata bakıldığında aktif ve faal bir iradenin, sonsuz bir güç sahibinin eserini ve tecellilerini görebiliriz. Yaratılışın, her an ve her yerde birbiri ardına kopmadan devam ettiğini ve her yaratılışın bizzat ve orijinal olduğunu görürüz.</p>
<p>Esasında &#8220;tanrı var ama tecellisi yok&#8221; diyenler; &#8220;usta var ama niteliklerinin eseri olan sanatı yok&#8221; demektedirler. Halbuki bir mobilya, mobilyacıyı ve mobilyacılığı gösterdiği gibi; mobilyacının sahip olduğu matematik, geometri ve çeşitli sanat bilgilerini de gösterir. Çünkü bir mobilyayı yapmak için; ölçüm, biçim, şekil gibi sanatların da bilinmesi ve faal olması da gereklidir.</p>
<p>Allah&#8217;ın (cc) isim ve sıfatları, (teşbihte hata olmasın) bir ustanın bir eseri meydana getirirken sahip olduğu niteliklerine denir. Şiir yazmak için şairliğe, resim yapmak için ressamlığa, mobilya için mobilyacılığa, ölçüm ve biçim için de, matematik bilgisine sahip olmak gerektiği gibi.</p>
<p>İnsana bu açılardan baktığımızda bilim, vücut hücrelerimizin altı ayda bir değiştiğini ve yenilendiğini söylüyor. Bu da, vücudumuzda her gün milyonlarca hücrenin, ölüp dirildiği anlamına gelmektedir. Sahip olduğumuz seksen trilyon hücremizde, günlük bu kadar hızlı bir değişim yaşanırken, orjinal halimizin değişmeden devam etmesi ve korunması &#8220;yaratıcının sıfat ve isimlerinin her an bizlerde tecelli ettiğinin&#8221; bir göstergesi değil midir?</p>
<p>Kainata bakıldığında hiç bir yaratılışın fabrikasyon olmadığını görürüz. Her şey &#8220;ilk defa ve orijinal olarak yeniden&#8221; yaratılmaktadır. Ayrıca &#8220;yaratılanın aynısının bir daha yaratılmadığı&#8221; da görülmüştür. Bilim ve teknik bugün bizlere; ağaçların yapraklarından çiçeklerine, meyvelerden sebzelere, yağan yağmurlardan kar tanelerine, ve insanların simasından parmak izlerine kadar, hiçbir yaratılanın bir daha yaratılmamış olduğunu ispatlamıştır.</p>
<p>Hazreti Adem (as)&#8217;dan günümüze kadar, hiçbir insanın parmak izinin, sesinin ve göz retinasının birbirinin aynı olmaması &#8220;yaratılışın süregelen farklı tecellilerle, hiç kesilmeden devam ettiğinin&#8221; bir delilidir. Parmak izi ve göz retinası gibi, birkaç santimetre karelik bir alanda, bu kadar &#8220;sonsuz ve sayısız desenlerin&#8221; kullanılması, sonsuz tecellisi olan sıfat ve isimlerin sahibi bir yaratıcıya işaret etmektedir.</p>
<p><strong>2. Tanrı kainatı yaratmış, ama sonradan kanunlara devrederek, kendi başına bırakmıştır:</strong></p>
<p>Öncelikle ifade etmek gerekir ki deizm, hayatın gerçekleri ve realiteleri ile taban tabana zıt bir felsefi akımdır.</p>
<p>Bugüne kadar, en küçük bir bakkal dükkanını bile kuran birinin, dükkanını kurduktan sonra, terk edip bir kenara çekildiğini ve kendi haline bıraktığını gören olmamıştır. Kendi başına bırakma demek; &#8220;ne olacağı belli olmamak&#8221; demektir. Aksi halde bütün bir kainat &#8220;terkedilmiş bir enkaz&#8221; olarak görülebilirdi.</p>
<p>Keza bugüne kadar, bu görüş sahibi deistler bile; ne kurdukları ailelerini, ne işlerini, ne de kurum ve kuruluşlarını veya devlet dairesinde koltuklarını bırakıp, bir kenara çekilmemişlerdir. Çekilen de, görülmemiştir. Uygulamada yeri olmayan bir düşüncenin, gerçekte kıymeti harbiyesi de yoktur.</p>
<p>Kainata baktığımızda her şeyin, atomun etrafındaki elektronlarının hızında, süratlı bir şekilde var olup yok olduğunu görüyoruz.<br />
Kim ya da hangi tanrı, bu süratteki varoluş ve yok oluşu birbirine devredebilir ki? Vücudumuzda, her an milyonlarca hücremiz, aynı anda doğup aynı anda ölürken; dünya üzerinde milyonlarca ağaç, milyarlarca yaprak ve çiçek açarken; denizlerin diplerinde milyonlarca balık, milyonlarca yavruyu dünyaya getirirken, bunlar aklı, fikri, acıması ve merhameti, ilim ve iradesi olmayan kanunlara mı devredilecek? Devredilmişse, devredenler şu anda nerde ve ne yapıyorlar acaba? Bunu sormaya hakkımız olmaz mı?</p>
<p>Unutulmamalı ki, kainatı idare ettiği iddia edilen kanunları koyan da, yaratıcının kendisidir. Kanunların aklı ve şuuru olmadığı gibi, eli ayağı, başı, gözü, kulağı da yoktur. Ayrıca kanunlarda, sevgi, merhamet, hürmet gibi duygular da bulunmaz. Nasıl oluyor da, aklı ve şuuru olmayan kanunlar, akıllı ve şuurlu insanları idare edebilir? Yıldızlara ve galaksilere söz geçirebilir?</p>
<p>Bir ülkenin, insanlar tarafından çıkarılan  kanunlarla yönetildiğini söyleyebiliriz ancak; soyut kanunların yazılı olduğu kitapların, ülke yönettiğini iddia etmek, akıl mantık ve bilimin  alacağı bir şey midir?</p>
<p><strong>3. Deizme göre akıl her şeye yeter. Vahiye ve dolayısıyla da peygamberlere ihtiyaç yoktur:</strong></p>
<p>İnsanoğlu hayatının her safhasında, yani beşikten mezara kadar, öğrenmeye ve eğitilmeye muhtaç bir varlıktır. Öğrendiği her yeni bilgiyi de, o konunun bileninden, yani öğretmeninden alır.<br />
Esasında bu bile aklın tek başına yeterli olmadığını ispatlamaya yeter bir husustur. Peki öğretmensiz bir eğitimin olabileceğini düşünebilir misiniz? Öğrencilerin, &#8220;okulumuzda öğretmene gerek yok; biz her şeyi kendi başımıza kendi aklımızla öğrenebiliriz&#8221; dediğini hiç duydunuz mu? Ya da eğitim bakanlığının, &#8220;öğrencilere nasıl olsa kitap veriyoruz. Okullara öğretmen tayin etmemize gerek yok. Öğrenciler kitaplardan kendi kendilerine çalışsınlar ve başarılı olsunlar&#8221; dediğini hayal edebilir misiniz? Elbetteki hayır&#8230;! Öyle ise akıl tek başına yeterli değildir.!</p>
<p>Ayrıca dünya devletleri, kanun ve yasalar koymadan; nasıl olsa vatandaşlarımız akıllı varlıklardır ve akılları her şeye yeter diyerek insanları kendi başlarına bırakmışlar mıdır?<br />
Akıl tek başına yeterse, bu kadar kanun ve hukuk ilkeleri ile idari tedbirler neden alınıyor ki? Evet, tüm bu sorularımızın cevabı elbetteki; öğretmene de, kitaba da, kanuna da, ihtiyaç vardır şeklinde olacaktır. Zira anlaşılmaz bir kitap, öğretmensiz, rehbersiz olursa, manasız boş bir kağıttan ibaret kalır.</p>
<p>Aynen bunun gibi insanoğlu da, dünyaya ilk gönderilirken, ilk bilgileri ve ilk öğrenmeyi vahiyle, ilk peygamberden almıştır. Çünkü ilk insan, aynı zamanda ilk peygamberdi. Peygamberler, sadece din ve diyanet konularında değil; hayatın bütün alanlarında insanlığın rehberleridirler. İnsanoğlu, peygamberlerin ibadetlerini taklit ettiği gibi, onların fen ve teknik alanında getirdikleri yenilikleri de, çalışarak benzerini yapmalıdırlar. Peygamberlere mucize olarak verilen harikalara, kendi akıllarını ve iradelerini kullanarak ulaşabilir ya da benzerlerini yapabilirler. Bu yol kıyamete kadar açık tutulmuştur.</p>
<p>İlk insan ve ilk peygamber Hz. Adem (as)&#8217;den, çiftçilik ve ev inşa etmeyi öğrenen insanoğlu; Hz. Nuh (as)&#8217;dan gemi yapmayı, Hz. İbrahim (as)&#8217;dan ateşten yararlanmayı ve korunmayı, Hz. Davut (as)&#8217;dan demir ve bakırı kullanmayı, Hz. Süleyman (as)&#8217;dan kuşların dilini, rüzgardan istifadeyi (uçak), görüntü, ses ve cismin intikalini; Hz. Musa (as)&#8217;dan yer altı zenginliklere ulaşmayı, sondajlamayı, suya hakim olmayı öğrenmiştir.</p>
<p>Yine Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de vahiy yoluyla peygamber efendimize (sav) bildirilen hakikatler, bin dört yüz sene sonra, bilim teknik ve tıbbın araştırmalarıyla tasdiklenmektedir. Ümmi olduğu herkesçe bilinen Efendimize (sav), &#8220;insanın kan pıhtısından yaratıldığını, yerlerin ve göklerin başlangıçta bitişik olup sonradan ayrıldığını, dünyanın yuvarlak olup, katmanlardan meydana geldiğini, uzaya yolun açık olduğunu, kainatın sürekli genişlediğini, canlıların sudan yaratıldığını&#8221; ve daha pek çok şeyi mucizevi bir şekilde Kuran-ı Kerim&#8217;den vahiy yoluyla öğrenmiştir. İşte insanlık, tüm bu bilgileri ilk defa, bir peygamberden ve vahiyden duymuştur.</p>
<p><strong>4. Ahiret olmadığından cennet ve cehennem de yoktur:</strong></p>
<p>Öncelikle ifade etmek gerekir ki, &#8220;mutlak yokluk&#8221; denen bir şey yoktur. Dünyaların ve eşyanın şekil değişimi vardır. Halden hale geçme ve terkipler (yeni oluşumlar) vardır. Yokluk yoktur, çünkü Allah (cc) vardır. O (cc), mutlak varlık sahibidir. Her şey, O&#8217;nun isim ve sıfatları içindedir. Onun bilgi ve iradesinin dışında bir şey yoktur. Varlık O&#8217;nunladır. Kuvvet ve kudretinin de bir sınırı, yoktur.</p>
<p>İkinci olarak, dünya üzerindeki bütün sistemler ve yönetimler, kanunlarına itaat edenleri ödüllendirir, etmeyenleri de cezalandırır. Bu düstur ve prensip, sistemin ve idarenin ayakta durmasını ve devamlılığını sağlar. Bu bile tek başına, ahiretin varlığına, cennet ve cehennemin gerekliliğine delildir diyebiliriz.</p>
<p>Üçüncü olarak, biz bu dünyaya gelirken nereden geldiğimizi, yani geliş adresimizi bilmiyorduk. Giderken de, nereye gittiğimizi bilmiyoruz. Öyle ise bu geliş gidişlerle, bizim bir ilgimiz yoktur. Getiren kimse, götüren de O (cc), olacaktır. Kendisi bizi nereye götüreceğini, Kur&#8217;an&#8217;ında söylüyor. Nasıl ki gelirken, böyle bir dünyanın bizim için hazırlandığını bilmiyorduk. O bizi buraya getirdi. Sonradan gelip görüp öğrendik. Aynen bunun gibi de, öte tarafa gideceğimizi ve yepyeni bir alemin yine bizler için hazırlandığını söylüyorsa, bunu yapamazsın diyecek ve karşı koyacak güç ve kuvvetimiz de yoktur. Öyle ise ahiret vardır. Bu konuda söz O&#8217;nun, irade O&#8217;nundur&#8230;Ne diyebiliriz ki.? Ne diyorsa doğrusu odur&#8230;</p>
<p>Günümüzde Deizmin Müslümanlar arasında, özellikle de gençler içinde yayılması ve artmasının nedenlerine gelince de:</p>
<p>İnternet vasıtasıyla, dünyanın bir köy haline döndüğü asrımızda, haberleşme imkanları o kadar çok arttı ki; en uzak ülkedeki bir olay ve bir fikir anında evimizin içine girebiliyor ve bizleri de etkileyebiliyor.</p>
<p>Batılıların coğrafi keşiflerle, farklı coğrafyalarla ve farklı kültürlerle tanışması gibi, Müslümanlar da bugün; internet, cep telefonu ve haberleşme araçlarıyla, en uzak noktadaki insanlar, kültürler ve fikirlerle tanıştılar. Bu tanışmalar bazen faydalı, bazen de zararlı olabilmektedir.</p>
<p>İkinci olarak, günümüz Müslümanında ve gençlikte müthiş bir cehalet görmekteyiz. Bu cehalet, kötü temsil ve Müslümanım diyen ülkelerde, baskı ve zulüm ile birleşince; özellikle Müslüman gençler arasında, dinden, imandan ve Allah (cc)&#8217;tan soğumaya ve kaçışa sebebiyet vermiştir.</p>
<p>17. yüzyılda batıda oluşan deist fikirleri incelediğimizde, o dönem din adamlarının Hristiyanlıktaki teslis akidesini, insanlara açıklayamadıklarını görmekteyiz. Bu nedenle o dönem insanlarında isyan ve protesto, hristiyanlıktaki teslis anlayışına yönelik olmuştu.<br />
İslam&#8217;daki tevhid ve tevhid anlayışına yönelik bir tutum söz konusu değildir.</p>
<p>Hristiyanlıktaki &#8220;Baba, Oğul, Kutsal Ruh&#8221; akidesi kafalarda yer etmemiş ve insanları tatmin etmemişti. Deizimin Nübüvvet hakikatine olan itirazı da, Allah&#8217;a (cc) evlat isnadınaydı. Hem Allah, hem insan olamazdı insan. Bundan dolayı insanlar başka anlayışlar ve arayışlar peşine düşmüşlerdir. Halbuki, İslamiyet&#8217;teki tek Allah inancında peygamberler, Allah&#8217;ın (cc) hem kulu, hem elçisidirler. Bu ise, herkes tarafından çok daha rahat anlaşılabilecek bir mevzudur.</p>
<p>Bir diğer konu da, insanlar tarafından Allah&#8217;ın (cc) tam olarak bilinmemesi mevzusudur. Çünkü Allah&#8217;ın (cc), &#8220;zatının&#8221; yanında &#8220;isim ve sıfatları&#8221; da vardır. Ekseriyetle insanlar, bunları birbirine karıştırmaktadırlar. Şahsiyetiyle niteliklerini, yarattığı kainatın içinde görmeye çalışmaktadırlar. Halbuki bir usta, yaptığı sanat eserinin içinde bedeniyle veya şahsıyla aranmaz. Aranırsa yanlışa düşülür. Çünkü &#8220;usta eserinin içinde sanatkarlığı ve ustalığı ile vardır. Yani o eşyayı meydana getiren isim ve sıfatlarıyla bulunur&#8221;. Bundan dolayı günümüz gençlerine Allah&#8217;ın (cc) zatı nedir? Şe’n nedir, sıfat isim ve fiil ne demektir? anlatmak gerekir.</p>
<p>Ayrıca günümüz insanındaki, &#8220;iman zayıflığı&#8221; ve &#8220;bohemce yaşama arzusu&#8221; sebebiyle insanlar, mükellefiyetlerden kaçınmak ve sorumluluk altına girmemek için, bu yolu kendilerine bir çıkış kapısı olarak görebiliyorlar. Bediüzzaman&#8217;ın ikinci Lem&#8217;a da anlattığı gibi, “İşlenen her bir günah içinde küfre götürecek bir yol vardır” bu konunun psikolojik yönü de zannımca irdelenmelidir.</p>
<p>Kısacası, bize hayatı veren ve güzelim dünyayı bir nimetler sofrası olarak bizim için donatan, gökyüzünde ayı ve güneşi, bize soba ve lamba yapan, hata ve günahlarımızda en ufak bir pişmanlıkla bizleri hemencecik affeden; Rahman, Rahim, Gafur ve Settar, Kerim bir Rabbimizi çok iyi tanımalı ve anlamalıyız. İman edip, sevmeliyiz&#8230;bütün ruhu canımızla Kur&#8217;anımıza sarılmalıyız, inancındayım.</p>
<p><strong>Hizmetten | Bahattin Karataş</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/deizm-uzerine-bir-degerlendirme-bahattin-karatas/">Deizm üzerine bir değerlendirme | Bahattin Karataş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ey şarkın dili tutulmuş vicdanı, sana sesleniyorum! &#124;  Bahattin Karataş</title>
		<link>https://hizmetten.com/ey-sarkin-dili-tutulmus-vicdani-sana-sesleniyorum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2020 14:00:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[sarkin]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ey Ehl-i Hal ve Akd! İnsanlığın selameti yolunda, dünyasını ve ahiretini hizmete adamış, bu asrın mağdur ve mazlumlarına, zaman mahkemesinin huzurunda şahitliğinize, arzuhalim ve davetimdir. Üstadımız 1900’lü yılların başında, “din&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ey-sarkin-dili-tutulmus-vicdani-sana-sesleniyorum/">Ey şarkın dili tutulmuş vicdanı, sana sesleniyorum! |  Bahattin Karataş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ey Ehl-i Hal ve Akd!</p>
<div class="fjLVE35i"><ins class="adsbygoogle" data-ad-client="ca-pub-3342468355981008" data-ad-slot="3622868373" data-ad-format="auto" data-adsbygoogle-status="done"><ins id="aswift_1_expand"><ins id="aswift_1_anchor"></ins></ins></ins>İnsanlığın selameti yolunda, dünyasını ve ahiretini hizmete adamış, bu asrın mağdur ve mazlumlarına, zaman mahkemesinin huzurunda şahitliğinize, arzuhalim ve davetimdir.</p>
<p>Üstadımız 1900’lü yılların başında, “din hayatın hayatı, hem nuru hem esası; ihyayı dinle olur bu milletin ihyası” demişti. Zaaf-ı milleti, zaaf-ı dine bağlamış; şarkın üç temel ve büyük düşmanı; cehalet, fakr-u zaruret ve ihtilaftır buyurmuştu. Bu üç düşmana karşı da sanat, marifet ve İttifak silahıyla cihad edeceğiz demişti.</p>
<p>Bunun için, 1907 yılında şarkta özellikle Van, Bitlis, Diyarbakır ve Urfa merkezli bir Medreset’ü-z Zehra projesi geliştirmiş; Bu projeyi, Sultan Abdülhamit, Sultan Mehmet Reşat ve sonrasında Cumhuriyet hükümetlerine arz etmiş ve o günkü devlet adamları tarafından, 19 bin altın lira tahsisat bile ayrılmış, Van – Edremit’te temeli atılmıştı. Van’da kurulacak bu medresede (yani üniversitede) hem fen bilimleri hem de dini bilimler okutulacaktı. Bu üniversitenin dili Arapça, Türkçe ve Kürtçe olacaktı… Asırlardır ihmal edilen kalp-kafa, ilim-din, beden-ruh, dünya-ukba izdivacı sağlanacaktı. Böylece müspet ilimlerle, cehalet problemi giderilecek; dînî ilimlerle kalp ve ruh aydınlığı sağlanacak ve hem dünyevi, hem de uhrevi, vasıflı ve donanımlı insanlar yetişecekti. Bu sayede yeni istihdam alanları açılarak şarkın fakirlik meselesi çözülecek, ihtilaflar ittihada ve uhuvvete dönüşecekti.</p>
<p>1913 yılında Van’da, bu üniversitenin temeli atılmasına rağmen, Osmanlı Devleti’nin Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşıyla içine girdiği bunalımlı durum ve sonrasındaki yıkılışı ile, bu proje yarım kalmış ve gerçekleşememiştir.</p>
<p>Kaderin takdiri ile, Üstadımızın tamamlamaya fırsat bulamadığı bu proje, aradan geçen uzun yılların ardından, muhterem Fethullah Gülen Hocaefendiye nasip olmuş ve 1990 yılında Van Gölü’nün kenarında kurulan Serhat Koleji ile hayata taşınmıştır. Van’da, Serhat Kolejinin açılmasının hemen ardından, bütün şarkta bir okullaşma seferberliği başlatılmış; kısa bir zaman içinde okul açılmayan hiçbir il kalmamıştı. Öyleki, pekçok ilçede bile (Yüksekova, Cizre, Nusaybin, Kızıltepe, Viranşehir, Siverek, Birecik, Midyat, İskenderun, Dörtyol, Reyhanlı vs.) Medreset’ü-z Zehra’nın şubeleri olan bu okullardan açılmıştır. Son dönemlerde ise yine Van’da, Tahir Paşa Üniversitesi’nin kuruluş dilekçesi devlete verilmiş ve Diyarbakır’da da, Selahaddin-i Eyyubi Üniversitesi açılmıştır.</p>
<p>Okullarla birlikte on binlerce öğrencinin üniversite sınavlarına hazırlandığı dersaneler, yurtlar ve evler; Şarkın en ücra yerlerinde bile, parasız pulsuz fakir öğrencilerin okutulduğu okuma salonları açıldı.</p>
<p><strong>Ey ehl-i vicdan! </strong></p>
<p>Siz de bu kurumların açılışında bulundunuz ve çocuklarınızı okuttunuz. Çocuklarınız bu kurumlardan mezun oldu ve hayatın içinde pek çok mevki, meslek ve görevlerde bulunarak, ülkelerine ve doğdukları topraklara insanına hizmet ettiler. Bu güzel hizmetlere hepiniz şahit oldunuz. Tebrikler ettiniz… Maşaallah, Barekallah dediniz.</p>
<p>Ey yörenin önderleri, ey aşiret reisleri, ey medrese müderrisleri, şeyhler ve mollalar! Allah aşkına söyleyin, cinayet mi işledik?</p>
<p>Bu kurumlar açılırken, sizler ile istişare etmedik mi? Hep birlikte hareket etmedik mi? Açılışlarda birlikte bulunmadık mı? Hatta bir kısım kurumlara, yörenin bazı büyüklerinin isimlerini vermedik mi?</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-194164 td-animation-stack-type0-2" src="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/05/ebubekir-altay-ogretmen-surgun-arjantin-okul-hizmet-hareketi-okul.jpg" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" srcset="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/05/ebubekir-altay-ogretmen-surgun-arjantin-okul-hizmet-hareketi-okul.jpg 700w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/05/ebubekir-altay-ogretmen-surgun-arjantin-okul-hizmet-hareketi-okul-300x192.jpg 300w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/05/ebubekir-altay-ogretmen-surgun-arjantin-okul-hizmet-hareketi-okul-100x64.jpg 100w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/05/ebubekir-altay-ogretmen-surgun-arjantin-okul-hizmet-hareketi-okul-696x445.jpg 696w" alt="" width="700" height="448" /></p>
<p>O dönem itibariyle, belki çoğunuz gelecek adına ümidiniz bitmiş tükenmişti. Kuvve-i maneviyeniz sarsılmıştı. Karamsarlık yaşıyordunuz adeta…</p>
<p>Çocuklarınızın tek alternatifinin dağa çıkmak olduğu konuşulduğu bir dönemde bu hizmet, tek alternatifin dağ olmadığını göstermedi mi? Dağa çıkma yerine okulun, üniversitenin yolunu açmadı mı? Bugün eğer sizler yapılan bu hizmetlere şahitlik etmeyecekseniz, tarih şahitlik yapsın.</p>
<p>Birilerinin “Fethullah Hoca’nın eğitim kurumları dağ kadromuzun kaynağımızı kuruttu.” dediğini ne çabuk unuttunuz?</p>
<p>Evet! Siz yapılan bu güzel hizmetleri gördünüz ve maddi manevi sahip de çıktınız. Şark insanının selim basireti, devreye girdi ve hizmet insanlarını bağrına da bastı. Fakat şer şebekeleri, masumların akan kanlarından menfaat devşirenler, bundan hiç hoşlanmadılar ve binbir zorluklarla fedakarlıklarla atılan filiz vermeye başlayan fidanlarımızı sildi süpürdü, yerle bir etti.</p>
<p><strong>Ey Aşiret reisleri! Ey medrese mollaları! Ve ey kanaat önderleri!</strong></p>
<p>Bugün siz yapılan bunca hizmet ve kurumlardan mahrumsunuz. Eski karamsarlık ve çaresizlik günlerinize geri döndünüz adeta… Bu nedenle kalbinizi ve inancınızı ortaya koyun ve konuşun. Bu hizmetlere şahitlik yapın! Şehir şehir, köy köy hizmete giderken şahitlik eden, dağlar konuşsun! Cilo konuşsun, Sümbül dağları konuşsun, Cudi konuşsun. Yörede, on binlerce görev yapan hasbi adanmış arkadaşlarımıza, bırakın da onlar şahitlik yapsınlar!</p>
<p>Bir dönem “Barış Süreci” denmiş ve ülkede barış rüzgarları esmişti. Sevinmiş heyecanlanmıştık. İşte o günlerin birinde, Diyarbakır’da toplumsal barışı sağlama adına, yörenin ünlü sanatçıları bir araya getirilecek olmuştu. O günlerde Bakan olan bir hanımefendi “Sayın Başbakan çok istiyor. Biz sanatçıları getirtemedik. Lütfen yardımcı olur musunuz?” demişti. Müşterek dostlarımızın hatırını kırmayan güzide sanatçılarımız civanmertlik yapıp programa katıldılar, barışa katkıda bulundular.</p>
<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, her defasında ismi ve resmi olmamış ama elini taşın altına koyan taraf olmuş; bölge halkının mutluluğu, ülkemizin huzuru için, hep gayret etmiş hep didinmişti. Devlet adamlarına siyasilere mektuplar yazmıştı. Bu mektuplar arkadaşlarımız aracılığıyla, dönemin Başbakan’ına bugünkü devlet başkanına iletilmiştir. Hakkı hakikatı sahibine vermek doğruyu konuşmak insanların işine gelmese de, konuşmasalar da tarih huzurunda açılacak ve bu mektuplar mazluma mağdura birgün şahitlik yapacak ve konuşacaktır.</p>
<p><strong>Özet olarak bu mektuplarda: </strong></p>
<p>Yörenin insanından, doktor, hemşire ve ebeler, mülkî, idarî yöneticiler, emniyet personeli yetiştirilsin. Problemlerini ve sıkıntılarını yerinde gören bilen ve yaşayan birileri olsunlar. Halkına karşı insanca ve şefkat merhamet duygularıyla yaklaşsınlar. Kötü muamelelerle, kötü niyetlilere fırsat verilmesin.</p>
<p>Vaiz, müftü, imam gibi diyanet personeli, halkın dilini bilen kendi insanından yetiştirilip tayin edilsin. Yörenin medreleri ıslah edilerek gerekli kaynak temin edilsin. Devri geçmiş klasik ve atıl kurumlar olmaktan kurtarılsın.</p>
<p>Yörenin bir gerçeği olan Alevi dedelerine, medrese mollalarına devletçe statü tanınsın, itibar verilsin.</p>
<p>Evet, özetleyerek ifade ettiğim bu teklifleri Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi zamanında ifade etti. İlgililere ve yetkililere iletti.</p>
<p>Yanlış mı yaptı?</p>
<p>Bunları dile getirerek vatana ve millete ihanet mi etti?</p>
<p>Tüm bunları tarihe bir not düşülsün diye haykırıyorum!</p>
<p>İnsanlar konuşmasa da; tarih konuşacaktır, zaman konuşacaktır!</p>
<p>2014 yılında hocamız, fakiri şarktaki medrese mollalarına göndermişti. O günlerde “biat ve firak-ı dalle” meselesi, konuşuluyordu. “Bize, diğer cemaatler de biat etti. Neden siz de biat ve itaat etmiyorsunuz?” deniliyordu.</p>
<p>Hocaefendi “Yöredeki mektep ve medrese mollalarına git sor; Kur’an ve sünnete göre bir yanlışımız varsa onlar bu konuda ehil ve ehliyetlidirler. Hakem olsunlar. Varsa yanlışlarımızı düzeltsinler. Yok eğer yanlışımız yoksa, neden dinlerine sahip çıkmıyorlar? Bu din sadece bizim mi ki; dinin izzet ve onurunun müdafaası yalnızca bize mi kaldı? Neden Resulullah’ın davasına sahip çıkmıyorlar?” demişti. Fakir de gidip sormuştu.</p>
<p>Aldığım cevap şok ediciydi: “Korkuyoruz Bahattin Hoca. Ne yapalım yani ölelim mi?”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fakir de, bu cevap üzerine “Hz. Hüseyin’in, İmam-ı Azam’ın, İmam-ı Şafii’nin, Ahmed bin Hanbel’in, İmam Malik’in, İmam-ı Rabbani’nin ve Abdulkadir Geylani’nin zindanlarda çürüdüğü, kırbaçlandığı bir yerde size, bize ne oluyor ki? Onlardan daha mı değerlisiniz?” demiştim.</p>
<p>Bunları Mahkeme-i Kübra’da, Huzur-u İlahi’de tekrardan inşAllah konuşacağız.</p>
<p>Ey Ehli mektep ve medrese ! Ey Şeyhler ve mollalar!</p>
<p>Sizler Hocaefendi’ye hitaben yazdığınız mektuplarda kiminiz “müceddid” kiminiz “sahib-i zaman” demiştiniz. Ne oldu, ne değişti? O gün mü doğru konuşuyordunuz, yoksa bugün mü?</p>
<p>Huzur-u İlahi’ye vardığınızda, Allah ve Rasulü’ne ne diyeceksiniz?</p>
<p>Kimlerin çocuğuna sahip çıkılmadı ki? Ağa, şeyh, işçi, köylü, zengin, fakir ayırmadan her kesimin çocukları oralarda açılan eğitim kurumlarından istifade etti. Kimse kapıdan geri çevrilmedi. Kimseye “senin paran yok, okuyamazsın” denmedi…</p>
<p>Patnos’tan gelen bir baba “Verebileceğim iki keçim var. Başka da bir şeyim yok hocam” demişti ve çocuğu kaydedilmişti.</p>
<p>Yine Tatvan’dan iki çocuğunun ellerinden tutarak kapıya dayanan baba “İstersen al öldür hoca. En azından mezar yeri belli olur. Şehre geldiğimde, fatiha okuyacak bir mezarları olur. Verebileceğim hiçbir şeyim yok. Ot yiyoruz!” demişti ve biz o iki çocuğu da kayıt etmiş ve okutmuştuk..</p>
<p><strong>Ey vicdan ve vefa sahipleri!</strong></p>
<p>Ne yazık ki imar edene değil, yıkana destek verildi. Şehirleri tanklarla ve toplarla yıkanlara, destek verildi. Haftalarca vatandaşının cenazesini sokakta, yerde bırakanlara, çocuğun cenazesini gömdürmeyip, buzdolabında saklatanlara destek verildi.</p>
<p>Hakka, hakikate, adalete, hizmete, insanlığa,nimete sahip çıkılmadı… Çetelere sahip çıkıldı.</p>
<p>Ey şarkın makus talihini değiştirme sevdası taşıyanlar!</p>
<p>Adaletin katili olmak istemiyorsanız, hakperestlikle anılmak istiyorsanız, gelecek nesillerin sizlere “Yuh olsun! Yazıklar olsun” demesini istemiyorsanız vefanızla dile gelin, üzerinize sinmiş korkuyu atın, vicdanınızın dilini çözerek hak ve hakikate tercüman olun!</p>
<p>Kaynak: Tr724 | Bahattin Karataş</p>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/ey-sarkin-dili-tutulmus-vicdani-sana-sesleniyorum/">Ey şarkın dili tutulmuş vicdanı, sana sesleniyorum! |  Bahattin Karataş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Sohbetleri son bölümde Bahattin Karataş Ağabey saat 17.00&#8217;de sizlerle olacak</title>
		<link>https://hizmetten.com/ramazan-arefe-sohbetimizin-konugu-bahattin-karatas-agabey-bugun-saat-17-00de/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2020 08:00:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Sohbetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=10844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmetten.com olarak Ramazan-ı Şerif boyunca birbirinden değerli konuklarımızı ekranlarınıza taşıdık.Ramazan sohbetlerimiz sizlerden büyük teveccüh gördü.Büyük bir aile olduğumuzu ve sizleri arkamızda görmenin hazzını yaşadık. Yine geldik burukta olsa bir Ramazan&#8217;ın&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ramazan-arefe-sohbetimizin-konugu-bahattin-karatas-agabey-bugun-saat-17-00de/">Ramazan Sohbetleri son bölümde Bahattin Karataş Ağabey saat 17.00&#8217;de sizlerle olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hizmetten.com olarak Ramazan-ı Şerif boyunca birbirinden değerli konuklarımızı ekranlarınıza taşıdık.Ramazan sohbetlerimiz sizlerden büyük teveccüh gördü.Büyük bir aile olduğumuzu ve sizleri arkamızda görmenin hazzını yaşadık.</p>
<p>Yine geldik burukta olsa bir Ramazan&#8217;ın sonuna daha&#8230;Mazlumlarla,mağdurlarla,Yusufiyelilerle ve muhacirlerle&#8230;</p>
<p>Ramazan sohbetlerimizin bugün son konuğu hepinizin yakından tanıdığı Bahattin Karataş Ağabey.</p>
<p>Bahattin Ağabey&#8217;in hemen öncesinde Tanzanya&#8217;daki Hizmet Okullarından yetişmiş, Hafızlığını Güney Afrika&#8217;daki Nizamiye külliyesi&#8217;nde tamamalamış ve şimdilerde üniversite sınavlarına hazırlanan Lukman MTIGA &#8216;nın Kur&#8217;an Tilaveti ile başlayacağız.</p>
<p>Saat 17.00&#8217;de(Almanya Saati)  başlayacak Ramazan sohbetleri serimizin son bölümüne hepinizi bekliyoruz.</p>
<p><a href="http://www.youtube.com/c/Hizmetten" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hizmetten YouTube kanalımıza ulaşmak için tıklayınız.</a></p>
<p><strong>YAYIN SAATİ</strong><br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />17.00 Avrupa Saati<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />18.00 Türkiye Saati<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />11.00 Newyork Saati</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4fa.png" alt="📺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />YouTube Kanalımız:<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4fa.png" alt="📺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><br />
<a href="http://www.youtube.com/c/Hizmetten" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>http://www.youtube.com/c/Hizmetten</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ramazan-arefe-sohbetimizin-konugu-bahattin-karatas-agabey-bugun-saat-17-00de/">Ramazan Sohbetleri son bölümde Bahattin Karataş Ağabey saat 17.00&#8217;de sizlerle olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kim Bu Abiler? &#124; 11. Bölüm</title>
		<link>https://hizmetten.com/kim-bu-abiler-10-bolum-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2020 18:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[Kim bu abiler?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=7308</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kim Bu Abiler? Programının bu bölümünde sorularımızı Bahattin Karataş cevaplandırıyor. Kaynak:MCEU TV</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kim-bu-abiler-10-bolum-2/">Kim Bu Abiler? | 11. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Kim Bu Abiler? Programının bu bölümünde sorularımızı Bahattin Karataş cevaplandırıyor.</h2>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/SstTwyy_kX8" width="560" height="314" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><strong>Kaynak:MCEU TV</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kim-bu-abiler-10-bolum-2/">Kim Bu Abiler? | 11. Bölüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miraç Kandili Özel Yayını MC EU TV ve Hizmetten.com&#8217;dan CANLI yayınlandı</title>
		<link>https://hizmetten.com/mirac-kandili-ozel-mc-eu-tvde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2020 18:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[MC EU]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=8365</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci Kadir gecesi gibi değer atfedilen, üç ayların ikinci incisi Miraç Kandili&#8217;ne özel bir program hazırlandı. Bahattin Karataş&#8217;ın katılımıyla başlayan canlı yayında Peygamber Efendimizin Miraca çıkış hadisesi anlatıldı.Karataş&#8217;ın ardından Mehmet&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mirac-kandili-ozel-mc-eu-tvde/">Miraç Kandili Özel Yayını MC EU TV ve Hizmetten.com&#8217;dan CANLI yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Kadir gecesi gibi değer atfedilen, üç ayların ikinci incisi Miraç Kandili&#8217;ne özel bir program hazırlandı.</p>
<p>Bahattin Karataş&#8217;ın katılımıyla başlayan canlı yayında Peygamber Efendimizin Miraca çıkış hadisesi anlatıldı.Karataş&#8217;ın ardından Mehmet Ali Şengül Hoca&#8217;da dua etti.Dünyanın dörtbir yanından İzleyenlerde gözyaşları içinde, yürekten amin diyerek Şengül&#8217;ün duasına katıldı.</p>
<p>Program MC EU TV&#8217;den ve Hizmetten.com&#8217;un <a href="https://www.youtube.com/channel/UCVgCN_DrSYXlLo4kbCYcmuQ" target="_blank" rel="noopener noreferrer">You Tube</a> kanalından canlı yayınlandı.</p>
<p>Programın tekrarını buradan izleyebilirsiniz.</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/DQ8Hh817-6M" width="560" height="314" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mirac-kandili-ozel-mc-eu-tvde/">Miraç Kandili Özel Yayını MC EU TV ve Hizmetten.com&#8217;dan CANLI yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçer&#8230; Geçer&#8230; Bunlar da Geçer &#124; Bahattin Karataş</title>
		<link>https://hizmetten.com/gecer-gecer-bunlar-da-gecer-bahattin-karatas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Feb 2020 11:00:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[gecer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=7360</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acı tatlı neler geçmedi ki!. Geçmez, bitmez denilen nice zulümler işkenceler geldi geçti.. Nehirler gibi akar devran.. Dairevi bir hat çiziyor adeta zaman.. Zamana takılı tüm hadiseler zaman gibi geçer..&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gecer-gecer-bunlar-da-gecer-bahattin-karatas/">Geçer&#8230; Geçer&#8230; Bunlar da Geçer | Bahattin Karataş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Acı tatlı neler geçmedi ki!. Geçmez, bitmez denilen nice zulümler işkenceler geldi geçti.. Nehirler gibi akar devran.. Dairevi bir hat çiziyor adeta zaman..</div>
<div></div>
<div>Zamana takılı tüm hadiseler zaman gibi geçer.. Yaz boz tahtası gibi yazılır çizilir sonra silinir.. Sinema perdesi gibi her şey ve olay hep yenilenir.. Sabit kalmaz..</div>
<div>Mazi, hal ve istikbal, yaratılışın mukadderatı ve boyutları, mekan ve hadiseler bunlarla muhat.</div>
<div></div>
<div>Müşeyyed saraylar, yıkılmaz kaşâneler, kaleler vardı.. Yoklar şimdi, yıkılıp gittiler.. Şimdiki zalimler ve zulümleri de gidici. Onların zulümleri de bir gün bitecek.. Zaman bunları da silip süpürecek.. Haklarından gelecek kudret sonsuzdur merak etme.!</div>
<div></div>
<div>Ne şiddetli kışlar geldi geçti..</div>
<div></div>
<div>Hem de yerlerini yemyeşil baharlara terk etti.. Yıkılmaz denilen ne saltanatlar vardı, yerlerinde şimdi yeller esiyor. Hani Ad, hani Semud? Hani Nemrut, hani Şeddad? Nerede Firavunlar? Onların da geçmez, bitmez denilen, saltanatları ve zulümleri vardı&#8230; Hani nerdeler?</div>
<div></div>
<div>Zulüm zulüm üstünde darlıklar, zorluklar ve sıkıntılar işte hepsi geldi geçti&#8230; En çetin kışlar gibi.</div>
<div></div>
<div>Mezarlıklara gitsen sorsan ne kaytan bıyıklı babayiğitler, ne ölmez krallar vardı.. Ama şimdi toprak altında sessiz sedasız yatıyorlar.</div>
<div></div>
<div>Geçmeseydi “vur kazmayı Ferhat, çoğu gitti azı kaldı” denir miydi?..</div>
<div></div>
<div>Mecnun Leylâ’ ya, Kerem Aslı’ya. sevenler sevdasına kavuşur muydu?</div>
<div></div>
<div>Zulümler zalimlerle geçip giderken, mazlumiyetler de mahkeme-i kübraya bırakılıyor!..</div>
<div></div>
<div>Çareler tükenirken, çaresizlikler de bitiyor&#8230;</div>
<div></div>
<div>Karanlık geceleri hep gündüzler.. kışları da hep baharlar takip etmiş ve ediyor..</div>
<div></div>
<div>Adetullah hep böyle cereyan ediyor..</div>
<div></div>
<div>Beşer tarihinde hiç geçmem, gitmem diyen kış oldu mu?. Ya da yerimi sabaha teslim etmem diyen geceyi bilen duyan oldu mu?</div>
<div>Hayır..!!!</div>
<div></div>
<div>Dünler geçmeseydi, bugünler ve yarınlar olmazdı.. Unutulmasın ki bugünler, dünlerin yarınıdır.. Bakın işte bugünler de geçiyor.. Yerini yarınlara bırakıyor..</div>
<div></div>
<div>Fuzuli&#8217;nin dediği gibi; Gün doğmadan meşime-i şebden neler doğar?</div>
<div></div>
<div>Belki her şey muzdarrın iniltisinin arşa değmesini, arzını bekliyor..</div>
<div></div>
<div>Çocukluk, gençlik, olgunluk derken; ihtiyarlık kapıda sıra bekliyor.. Ömür durmuyor geçiyor.. Her gün bir adım daha kabre yaklaşıyoruz..</div>
<div></div>
<div>İnsanoğlu hep gidip de gelen oldu mu sorar.</div>
<div></div>
<div>Halbuki gelip de gitmeyen mi oldu&#8230; Hiç düşünmez..</div>
<div></div>
<div>Her insan göçüp giderken karakterine uygun çizgi, renk ve desenleriyle izler bırakır gider.. Bazen lanet okutur, bazen de yad-ı cemiller..</div>
<div></div>
<div>Geride harabeler, viraneler bırakanlar olduğu gibi, medeniyetler bırakanlar da vardır.. Tarihte zulüm, işkence, hak hukuk katliamlarıyla şöhret bulmuş tiranlar da olmuş..</div>
<div></div>
<div>Hak hukuk ve adalet timsal insanlar da olmuş.</div>
<div></div>
<div>Efendiler Efendisi (sav) &#8221;Zulüm devam etmez&#8221; buyurur.. Her şeyin bir vakti merhunu vardır. Hiçbir şey ilelebet devam etmez.. mazlumun ahı arşı titretir. Gayretullah&#8217;a dokunma eşiğine varınca zalim ve zulmü bakarsın tepetaklak yıkılmış gitmiş..</div>
<div></div>
<div>Musibet zamanı uzundur bitmez derler.. Acı, ızdırap ve sıkıntısından dolayı uzun anlaşılır. Ama hakikatte öyle değildir.</div>
<div>Belki netice itibariyle uzun bir ömür kazandırdığı için uzundur.. Ebedi ahiret hayatını netice verdiğinden dolayı uzundur..</div>
<div></div>
<div>Mümin dünya ve ahiret diye iki dünyaya inanır. Burası geçici fani, esas olan ahirettir.. O bakidir.</div>
<div></div>
<div>Üstelik Allah belâ ve musibetleri en sevdiği dostlarına vermiştir ve verir. Peygamberler, derecesine göre, sonra dostları belalara maruz kalmıştır.. İnsanın bile dostuna sevdiğine nazı geçer, &#8216;gel şu yüküme bir el at&#8217; der. Yabancıya demez..</div>
<div></div>
<div>Müspet ibadet gibi menfi ibadet de vardır. Menfi ibadetin namaz gibi rekatları yoktur.. Dakikaları vardır onlar sayılır.</div>
<div>Sabredilip şükredilirse bazen her bir dakikası senelerce ibadet hükmüne geçer.</div>
<div></div>
<div>Onun için başımıza gelen acı ve çileden dolayı ”geçmiyor bitmiyor” deyip şikayet etmemeli. Neticesine bakmak lazım..Bazen bize neler kazandırdığına bakmak lazım..</div>
<div></div>
<div>Musibetin, belanın, acı ve çilenin ahiretimize kazandırdıklarına göre değerlendirmeli.. Fani ömrümüz boşuna geçerken, ebedi bir ömür kazandırıyorsa; öyleyse kayıpta değil, kârdayız demektir.. Şikayet değil, şükretmeliyiz..</div>
<div></div>
<div>Dünya geçici.. Biz de geçiciyiz, geldik ve gidiyoruz. Öyle ise fani ömrümüzü Baki-yi Hakiki yolunda sarf edip ebedileştirmeye bakmalıyız.. Bazen musibetler anında yakarışlarımız, inlemelerimiz rahmet ve merhamet-i İlahi&#8217;nin celbine, kapıların açılmasına vesile oluyor&#8230;</div>
<div><i> </i></div>
<div><i>Tevekkülle belâ yüzüne gül, ta o da gülsün..</i></div>
<div><i>O güldükçe küçülür, eder tebeddül..</i></div>
<div></div>
<div>Asıl musîbet ve tehlikeli musibet, dine gelen musîbettir..</div>
<div></div>
<div>Diğerleri çobanın sürüsünü tehlikeden sakındırmak için attığı taşlara benzer.. Ermiş bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer.. Acı ve ızdıraptan gelen inlemelerle günahlar öylece dökülür. Ecir ve mükafatı da ahiret sermayen olur.</div>
<div><strong>Kaynak : Samanyoluhaber | Bahattin Karataş</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/gecer-gecer-bunlar-da-gecer-bahattin-karatas/">Geçer&#8230; Geçer&#8230; Bunlar da Geçer | Bahattin Karataş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağlayanı Olmayan Adam</title>
		<link>https://hizmetten.com/6194-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Dec 2019 14:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[samanyoluhaber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=6194</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Benim de anam olsaydı bana candan dua ederdi de iyileşirdim&#8230; Veya arkadaşlarımdan ikisi canından birileri için yaptığı yana yakıla duayı etseydi ben de iyileşirdim” diyen adam, Yalnız Adam.. ! Tanıdınız&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/6194-2/">Ağlayanı Olmayan Adam</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>“Benim de anam olsaydı bana candan dua ederdi de iyileşirdim&#8230; Veya arkadaşlarımdan ikisi canından birileri için yaptığı yana yakıla duayı etseydi ben de iyileşirdim” diyen adam, Yalnız Adam.. ! Tanıdınız mı bu zatı?</div>
<div>Kalabalıklar içinde tek başına yalnızlıkları çokluk içinde yoklukları yaşayan adam.</div>
<div>Ağlayanı yok, derdine dermanı yok!</div>
<div></div>
<div>Ne diyorsunuz arkadaşlığına, yoldaşlığına?</div>
<div>Bu ifadelerin neresindeyiz?</div>
<div></div>
<div>Düşünüyorum da annem babam ya da eşim çocuklarım yanı başımda acılar içerisinde kıvransalardı, inlemeleri her taraftan duyulsaydı.. Neler yapmazdım ki? Gecenin bir yarısı da olsa ne çareler bulur, ne doktorlar arar, ne kapılar çalardım.. Hiçbir şey yokmuş gibi uyuyabilir miydim?</div>
<div></div>
<div>Ama birisi var ki.. Yanı başımda inim inim inliyor.</div>
<div>Kıvrım kıvrım kıvranıyor..</div>
<div>Büklüm büklüm sancılanıyor..</div>
<div>Bense duyarlılığımı yitirmiş, rahat uyuyabiliyor, gülebiliyor ve yiyip içebiliyorum..</div>
<div></div>
<div>Ne kadar insî cinnî şeytanlar varsa, hepsi hücumda..</div>
<div>Ne kadar şer cephesi varsa, hepsi atakta..</div>
<div>Ne kadar habis ruhlar varsa hepsi bela musibet okumakta,</div>
<div>Firavunun bütün sihirbazları, yılanlarını almış gelmiş.. Musa’ya (as.) karşı amansız saldırıda..</div>
<div>Kimisi de ateşlerden ateş yakmış, mancınıkları hazırlamış.. İbrahim’i (as.) Nemrud&#8217;un ateşine atmakta..</div>
<div>Ne kadar avaneleri varsa, ne kadar şebekeleri varsa, merasime davet etmekte adeta..</div>
<div></div>
<div>Aylardır birisi de var ki..Kalabalıklar içinde yalnızlık yaşıyor..</div>
<div>İsa (as) gibi yok mu? Allah&#8217;ın davasında bana yardımcı olacak?</div>
<div>Candan ciğerden dua edeni de mi yok?</div>
<div>Anne babasına ağladığı gibi yana yakıla ağlayanı da yok?</div>
<div>Eşi ve çocuğunun sancısıyla kıvranan gibi kıvrananı da yok&#8230;</div>
<div></div>
<div>Medet imdat ey kimsesizler kimsesi medet!..</div>
<div>Çokluklar içinde, kalabalıklar içinde yalnızlıklar yaşayan şu zata kimse ol! Medet!..</div>
<div>Ülfetimi, gafletimi ve duyarsızlığımı sana şikayet ediyorum medet!</div>
<div>Kulunu sahipsiz koyma, medet!</div>
<div>Canım sana kurban, canım hocam!</div>
<div>Anam babam sana kurban, dertleneni olmayan hocam!</div>
<div></div>
<div>Bir gün hocamız, yetmişli yıllarında üstadımızın yine zehirlendiğini bir talebesinin ağzından nakletmişti.. Ziyaretine gelen abimiz, üstadımızın o haline acımış, içi burkulmuş, keşke çoluk çocuğu olsaydı belki daha iyi bakarlardı, duyguları içinde komadaki aziz ruhun üstüne eğilir, ağlar ve şöyle mırıldanır. A be aziz üstadım! Evlenmeyi hiç düşünmedin mi?</div>
<div></div>
<div>Dava adamının bamteline, işte şimdi dokunulmuştu. O ölü insan adeta canlanmış ve derin derin gözlerine bakarak şöyle demişti:</div>
<div></div>
<div>”Hiç aklıma gelmedi, hiç düşünemedim kardeşim”</div>
<div></div>
<div>Hocamız da ağlayarak şunları eklemişti&#8230; Evet İslam&#8217;ın derdiyle dolu zat hiç boşluk hissetmedi ki, aklına evlilik gelsin..</div>
<div>Eşref Edip’e “Bana ızdırap veren sadece İslam&#8217;ın maruz kaldığı tehlikelerdir&#8221; dememiş miydi? Yine “Beni nefsini kurtarmayı düşünen bencil bir adam mı zannediyorlar? Ben milletin imanını kurtarmak yolunda, dünyamı da feda ettim, ahiretimi de&#8230;&#8221;</div>
<div></div>
<div>Bir baş yazıda üstad için “Seni Anlayamadık Yavru” başlığını atarken , “Korkarım beni de bir gün anlaşılmadan gömersiniz” demiştiniz efendim.. Bu kadar insan varken nasıl olur demiştim kendi kendime? Şimdi anlıyorum ki, sana hakiki anlamda dost ve iyi bir yol arkadaşı olamadık..</div>
<div></div>
<div>Bugün bizim de Rabbimizi gerçek manada tanımamız, Efendiler efendisi ve dava arkadaşlarını, sahabe efendilerimizi bilmemiz, başımızdaki zatın rehberliğiyle değil midir?</div>
<div>Onun rehberliği olmasaydı, bugün kim bilir nerelerde, hangi vadilerde, kimlerin arkasında at koşturuyor olmayacak mıydık?</div>
<div></div>
<div>Maddi manevi bütün varlığını, dünya ukba her türlü hakk ve hukukunu ve de hayatını bize ve ümmeti Muhammed’e feda eden bu zatın hayatına Sen Şahitsin ya Rabbi, biz de şahidiz!. Bi hakkın yoldaş, arkadaş olamadık.. Derdine ızdırabına ortak olamadık&#8230; Çoğu yerde derdiyle baş başa, yalnız bıraktık&#8230;</div>
<div></div>
<div>Ne olur sıhhat afiyetler ihsan buyur ya Rabbi!</div>
<div>Yalnızlığını varlığınla duyur ya Rabbi!</div>
<div>Sen onu yalnız bırakma!</div>
<div>Ey her şeye ve her halimize Nigehbân olan yüce Rabbimiz!</div>
<div></div>
<div>Ya Rabbi hocamın tüm hastalıklarına acil şifalar ver!</div>
<div>Ağlayanı olmayan şu zatın göz yaşlarını dindir, onu sevindir ya Rab!</div>
<div>Ya Rabbi onu üzenlerin şerrinden halas eyle!</div>
<div>Ey Kimsesizler kimsesi! Ona kimse ol! Yalnız koyma nolur!</div>
<div>Tüm sıkıntılarını gider ya Erhamerrahimin!</div>
<div></div>
<div><a href="http://m2.samanyoluhaber.com/yazarlar/bahattin-karatas/aglayani-olmayan-adam/1340878/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak : Bahattin Karataş | Samanyoluhaber</strong></a></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/6194-2/">Ağlayanı Olmayan Adam</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kim Bu Abiler? Bu akşam MC TV&#8217;de!</title>
		<link>https://hizmetten.com/kim-bu-abiler-persembe-aksami-mc-tvde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 13:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Aymaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Esendir]]></category>
		<category><![CDATA[Kim bu abiler?]]></category>
		<category><![CDATA[MC EU]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4963</guid>

					<description><![CDATA[<p>KİM BU ABİLER? Son birkaç yıla kadar hep takdir edilen, alkışlanan ve yaptıklarından dolayı ABİLER olarak isimlendirilen bu insanlar son yıllarda bambaşka ifadelerle itham edilir oldular. Haklarında bir çok iddialar&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kim-bu-abiler-persembe-aksami-mc-tvde/">Kim Bu Abiler? Bu akşam MC TV&#8217;de!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KİM BU ABİLER?</strong></p>
<p>Son birkaç yıla kadar hep takdir edilen, alkışlanan ve yaptıklarından dolayı ABİLER olarak isimlendirilen bu insanlar son yıllarda bambaşka ifadelerle itham edilir oldular. Haklarında bir çok iddialar ortaya atıldı, farklı farklı davalarla yargılanıyorlar&#8230;</p>
<p><strong>Gerçekten Kim Bu Abiler?</strong></p>
<p>Neler yaptılar, nelerle yargılanıyorlar, hayatlarını nerede, nasıl ikame ediyorlar?<br />
Bir çok davada isimleri geçen bu insanlar, ortada dolaşan iddialar ve yargılandıkları davalar hakkında neler söylüyorlar?</p>
<p>Abdullah Aymaz, Aysal Aytaç, Bahattin Karataş, Halit Esendir, Harun Tokak, Hüseyin Kara, Mehmet Ali Sengül, Mehmet Atalay, Mustafa Başarı, Necdet İçel,Rasim Öz&#8230;gibi bir çok kişiyle yapılan özel röportajlarla hazırlanan<br />
bu ÖZEL PROGRAMI kaçırmayın.</p>
<p><strong>&#8220;KİM BU ABİLER?&#8221;</strong><br />
<strong>Bu akşam 18:00&#8217;de (TSI 19:00) MCTV ve Youtube sayfasında.</strong></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_38566"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/MOHxFcsRnQA?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_34780"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/azfMA5tfXrQ?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/kim-bu-abiler-persembe-aksami-mc-tvde/">Kim Bu Abiler? Bu akşam MC TV&#8217;de!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Ömrümü ülkem bölünmesin diye vakfettim…”</title>
		<link>https://hizmetten.com/omrumu-ulkem-bolunmesin-diye-vakfettim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Sep 2019 11:00:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Karataş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahattin Karataş, yaşadıklarını ve şahitliklerini Tr724’e anlattı RÖPORTAJ &#124; ALİ MİRZA YAZAR Özellikle 15 Temmuz sonrası Hizmet Hareketi gönüllülerine yönelik zulüm tavan yaptı. Doğmamış bebeklerden lohusa annelere, hasta insanlardan yaşlı masumlara&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/omrumu-ulkem-bolunmesin-diye-vakfettim/">“Ömrümü ülkem bölünmesin diye vakfettim…”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bahattin Karataş, yaşadıklarını ve şahitliklerini Tr724’e anlattı</em></p>
<p>RÖPORTAJ <b>| ALİ MİRZA YAZAR</b></p>
<p><em>Özellikle 15 Temmuz sonrası Hizmet Hareketi gönüllülerine yönelik zulüm tavan yaptı. Doğmamış bebeklerden lohusa annelere, hasta insanlardan yaşlı masumlara kadar onbinlerce insan cezaevlerine dolduruldu. Yüzbinlerce insan gözaltına alındı. Bir o kadar insan da ülkesini terketmek zorunda bırakıldı. Acı, zulüm dayanılmaz boyutlara ulaşırken, medya organlarından da cemaati şeytanlaştırmaya yönelik propagramlar yapıldı, yapılıyor. Cemaatte abi olarak bilinen isimlerin yurt dışında sefa sürdükleri iktidar destekli basının değişmez gündemi. Oysaki gerçekler bunlardan tamamen farklı.</em></p>
<p><em>Yaşanan zulümleri, Hizmet’i ve iddiaları Eğitimci-İlahiyatçı Bahattin Karataş’a sorduk. Yurt dışında rahat yaşıyorlar iftirasına, ‘tarihe kayıt düşülsün’ diyerek gözyaşlarıyla şöyle cevap verdi: ’’Ne ile geçindik? Ben şahsen Urfalıyım. Bir plastik leğen aldım. İçerisinde 10 kilo bulguru döktüm. Salçamı biberimi kattım çiğ köfte yoğurdum. Kalp hastasıyım tansiyon hastasıyım 70 yaşıma rağmen çiğ köfte satmaya çalıştım marketlere. Benim bir arkadaşım Harun Hoca, o da çöp bidonlarından pet şişeleri toplayıp onları götürüp marketlerde sattı. Ekmek alıyordu.’’</em></p>
<p><em>İddia edildiği gibi Doğu’ya asimilasyon için mi gidildi? Sadece parası olan çocukların mı elinden tutuldu? Hizmet ve hayaller yarım mı kaldı? Ülkesine ve milletine kırgın mı? Ömrünü milletin kamplaşmaması, ülkenin bölünmemesi için vakfettiğini belirten Bahattin Karataş, yaşadıklarını ve şahitliklerini Tr724’e anlattı.</em></p>
<p><b>10 YIL DEVLETTE ÇALIŞTIM</b></p>
<p>Ben Urfa’da doğdum. Şu anda 70’e yaklaşıyorum. İlk ve orta imam hatip Urfa’da bitirdim. Sonra 1970- 1971 yılı İzmir Yüksek İslam Enstitüsünü kazandım. 1969-70 yılında da kazanmıştım ancak babamızın maddi imkansızlıklarından dolayı gidememiştim. Ertesi sene bir daha girdim. O zaman çift aşamalı idi. Birinci yazılıyı kazandıktan sonra mülakat ile tercih edeceğin yerin mülakatına giriyordunuz. Biz o zaman İzmir’i tercih ettik. O zaman İzmir’e gitmeden önce ben Merhum Abdülkadir Badıllı abinin yanında 2 sene dersanede kalmıştım. Zehraiye medresesinde kalmıştım. Ondan sonra gitmiştik İzmir’e. Hocamızla İzmir’de beraber kaldık. O zaman 1971, 12 Mart muhtırası olmuştu. İçerdeydiler cezaevinde. Ben de zaman zaman mahkemelerini takip ettim dinleyici olarak. Merhum babasıyla da Ramiz Efendi ile de beraber geçirdiğim anlar oldu. Hocaefendi mahkeme safahatında da 54 kişilik bir dava kaydı takip ettik. Ondan sonra İzmir Yüksek islam enstitüsü.</p>
<p>Yaklaşık 10 yıl devlette Milli Eğitim Bakanlığı’na mensup olarak çalıştım. Genelde hayatım iki sene düz öğretmenlik ama ötesi hep idarecilikle geçti. Sonra bizim özel kurumlara. Ben Bingöl’de de bir 6 sene çalıştım. Sıkıyönetim mahkum olduk, o zaman 1452 liklerden olduk, içeri girdim çıktım, işkence gördüm. Kenan Evren’in işkencelerini görevlerden birisiyim.</p>
<p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/HRCWyh9dO2o" width="100%" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></p>
<p>Sonra Yozgat Çayıralan Çandır Lisesi’ne tayinim çıktı sürgünüm çıktı orada bir sene kaldıktan sonra sonra özel sektöre bizim kurumlarımıza geçtik. Beni güya yani zahiri sebebe göre okulun idareci idim okulun bahçesindeki büste boya atılmıştı. Bundan içeriye alınmam aynı oyunlar yine devam ediyordu. İçerde bana yönetilen soru ise; sen niçin çok seviliyorsun halk seni neden çok seviyor, esnafın önünden, dükkanlardan önüne geçerken niye ayağa kalkıyor, niye sana hürmet ediyor, önünü ilikliyor diyor bunlarla karşılaştım. İşkence edilirken ‘kimsin, nesin, misyonun nedir’ bunlarla maalesef işkence gördük, fiili işkence gördük. Sözlü de diğeri de hatta öldürme niyetiyle seni almıştık, öldürürcesine işkenceye maruz kaldık.</p>
<p>Daha sonra işte Yozgat Çandır’a geldikten bir sene kadar kaldım. Sonra Kırıkkale’ye geçtik. Bizim kurumlara hizmetimize artık bir fiil başlamış oldum. Sonra Ankara Maltepe Dershanesi ilk kurucularından sayılırız yani. Arkasından Van’a gittim. 90’da Van’da da Serhat Koleji ilk defa işte Medresetü’z Zehra demişti büyüdüğümüz git aç demişti. Ben de bir ara geleceğim, Beraberce Horhora gidip Bahar hediyelerle bir deste alıp oraya gidip üstadımıza tekmil önümüze vereceğiz demişti. O yüzden gitmiştik, hasbelkader o zaman okulun açılışı dilekçesi fakire nasip oldu. Orada 6 sene kaldık. Van da daha sonra Diyarbakır’a geçtik. Diyarbakır’dan Antep’e işte oralarda gezdik dolaştık. Bizim sivil toplum kuruluşlarımız da ondan sonra bizim eğitim kurumlarımızda vazife yapmaya çalıştık.</p>
<figure id="attachment_212868" class="wp-caption alignnone" aria-describedby="caption-attachment-212868"><img decoding="async" class="size-full wp-image-212868 td-animation-stack-type0-2" src="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/09/bahattin-karata%C5%9F.jpg" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" srcset="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/09/bahattin-karataş.jpg 700w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/09/bahattin-karataş-300x200.jpg 300w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/09/bahattin-karataş-100x67.jpg 100w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/09/bahattin-karataş-696x464.jpg 696w" alt="Bahattin Karataş | FOTOĞRAF: Tr724" width="700" height="467" /><figcaption id="caption-attachment-212868" class="wp-caption-text">Bahattin Karataş, Tr724’ün sorularını cevapladı.</figcaption></figure>
<p><b>HOCAEFENDİ ‘GİT’ DEDİ</b></p>
<p>Neden gittim? Hocaefendi ‘git’ dedi bana. Herkes bir şekilde orayı oranın insanını istismar ediyor demişti. Yazık şamar oğlanına dönmüş bir millet var ama bir mazlum millet demişti Hocaefendi. Git dedi, sen yörenin çocuğusun dilini huyunu suyunu biliyorsun.</p>
<p>Biz üstadımızın, o işte buranın ve o Milletin esas düşmanları, cehalet fakru zaruret ve bir de iftirak olduğunu, hala o projenin geçerli olduğunu ve bize ne düşüyorsa biz yanındayız, ne gerekiyorsa yapalım dedi Hocaefendi. Beni bu niyetle gönderdi. Bu ifadelerle gönderdi. Yani bunun arkasında herhangi bir amaçla şu niyetle değil. Bak ha hep gezdim ben Hakkari’de, Yüksekova’da, Şemdinli’de, Şırnak Cizre’de Silopi’de ama sizin buyurdunuz gibi bu ifadeler ile karşılaştım. İşte buraya asimilasyon için mi geldiniz? Devletin MİT’in o zaman öyleydik galiba, Mit’in ajanımısınız? devlet adına mı buralara geldiniz hep yöneltilen sorular  bunlar. Ben de yok dedim. Hatta zaman zaman da bu ifadeler de kullanıldı. Ben de biraz bize sabredin bakın bir insan yetiştirelim, çalışalım hizmet edelim. biz buraya samimi bir niyetle geldik. Eğer bir asimilasyonumuz olursa gelin bana söyleyin. Bu kurumları ben patlatayım oraları demiştim. Biraz bekleyin biz size hizmet niyetiyle geldik, devletin adamı olsaydık bize devletin adamları gibi rapor alırdık. İşte kaçardık buradan, torpil arardık mazeret uydururduk. Bakın biz hep yanınızdayız, cumartesi, pazar, bayram seyranlarda hep sizinle beraberiz. Bak Onlar hanımlarını getirmiyorlar, çoluk çocukları getirmiyorlar. Bak bizim bütün her şeyimiz burada eşimiz, çocuğumuz. Sizin çocuğunuzun okuduğu okulda okuyorlar demiştik. Yani biz sizden biriyiz, biz devletin değil sizin adamınız hep derdik. Allah’a çok şükür, ben şahsen 25-30 sene oralarda. Halkın  güvenini kazandı bu Hizmet. Orada güvenini kazandı ve halk kendisi destek verdi kendisi yardım yaptı. Yani bunlar önemli yani bir asimilasyon eğer bir yanlışımız olsaydı zaten oranın insanı kesinlikle bize bir şey yaparlardı.</p>
<p><b>NE ASİMİLASYONU?</b></p>
<p>Bir gün, Edremit Belediye Başkanı seçilmişti İlhami Bey. Ben de tebrike gitmiştim bir çikolata çiçek yaptırmış gitmiştim birkaç arkadaşla. Bana, sohbet esnasında Hocam size karşı içimdekileri söyleyeyim mi demişti. Söyle dedim. Hocam elimden gelirse dozeri alırım, sizin şu kurumlarımızı hepsini yerle bir ederim, taş taş üstüne bırakmam demişti İlhami Bey. Ben de ya biz misafiriniz bizim örf adetimiz, Doğu, Güneydoğu insanımızın falan demiştim. Adam, hayır hocam yanlış anlamayın da içindeki duygularım dedi. Fakat bir şey de takdir etmek istiyorum dedi. Nedir o dedim. Burası yüzyıllar ihmal edilmiş, birikmiş problemlerimiz var. Bu konuda ilk defa siz İstanbul Ankara İzmir seviyesindeki bir eğitim sistemini buraya getirdiniz. Bir hizmet ürettiniz, buraya getirdiniz. Buranın insanına somut bir şey yani çözüm adına. Herkes bir şey konuşuyor da, fakat siz gerçekten adım attınız bu konuda  demişti. Ben onu sözünü ifade edeyim. Daha sonra bu İlhami Bey çatışmada dağda öldürüldü. Bu adam belediye başkanıydı. Örgütün bir adamıydı. Bu insan daha sonra dedi ki, “Ben başta Fethullah Gülen Hocaefendi olmak üzere sizlere karşı minnet duyuyorum” dedi. Bunu da burada ifade etmekte fayda var. Herkes bir şeyler söylüyor da yok asimilasyon yok efendim… Oranın insanının, affedersiniz feraseti basireti yok muydu yani? 30 sene 40 sene 50 sene oralarda. Halamı kafası basmıyor anlamıyor? Buraya niçin geldik, neler yaptık eserimiz yüzümüzden belli olmaz mıydı? 5 sene 10 sene 15 sene 20 Sene.</p>
<p>Mesela bir yine çarpıcı örnek. Çocuklarımız yetiştiler, geldiler. Hakkari Devlet Hastanesi’nin baştabibi olan çocuğumuz oldu yani. Oralara hayatın her alanında insanlar geldiler. Savcısı geldi hakimi geldi, kaymakamı geldi. Kürtçe konuşan Şırnak valisi. Bunlar bu hizmetin sunduğu o millete sunduğu birer örnek, asimilasyon değil. Yetiştiler, okudular döndüler kendi insanında da hizmet ürettiler.</p>
<p><b>HOCAEFENDİ, ‘BU MİLLET BANA EFENDİMİN EMANETİDİR’ DEDİ</b></p>
<p>Ben yıllar sonra hocamdan şunu da duymuştum. İlk defa duymuştum, herhangi bir kitapta okumamıştım. Alusi tefsirinde onları bizzat gördüm hatta Fetih Suresinin tefsirlerinde görmüştüm. kaynak olarak yani arz ediyorum. 631, Efendimiz aleyhissalatu Vesselam’ın vefatından 1 yıl önce Kürtlerden bir kısım temsilciler gelip Kürt Milleti olarak İslam’a iradelerini İslam’a Müslümanlığı kabul ettiler. Yani bunu duymuştum hocamdan ve dolayısıyla şunu söylemişti Hocaefendi. O millet bana Efendimin emanetidir demişti. Emanetidir. Dolayısıyla Hocaefendi’nin dedim ya baştan esas bu hizmetin oraya gidişinin temel esprisi felsefesinde O millete yani biz bütün milletlere dünyaya açıldığımıza göre orası da bizim kendi coğrafyamız. Kendi insanımız olduğuna göre yani başka bir şey aramaktan çok belki, hani, takdir etmek ama eksiğimiz geldiğimiz olmuşsa o ayrı bir şey.</p>
<p>Asimilasyon diyenlere karşı bir küçük fıkra daha arz edeyim. Bir gün Diyarbakır’da oturuyoruz.  Diyarbakır’da bir Belediye Başkanı merkez ilçe belediye başkanlarından bir tanesi bana, ‘Siz buraya bunun için geldiniz, asimilasyon için. İşte devletin görevlisiniz. Amerikanın adamısınız, işte dinden taviz veriyorsunuz’ falan böyle üstüme üstüme geldi. Hatta o zaman Mücahit beyin, Opel bayisinde oturuyorduk. Ondan sonra ben de dedim. Ya ifademi almadan niye öyle hemen üzerime üzerime geliyorsun. İfademi al yani. Konuş dedi. Dedim ki bak biz, bir devletin adamı olsaydık biz her yere gitmezdik. Türki cumhuriyetlere daha sonra bak Afrika’ya gittik. Asya’ya gittik. Avrupa’ya Amerika’ya. Dünyada bir yer söyle gitmediğimiz bir yer. Biz bir yerin adamı olsaydık tek bir yerin, herkesin adamı olmazdık, mantık olarak yani. Herkese gittiğimize göre o zaman biz birinin adamı değiliz. Bak buradayız da aynı zamanda. Şimdi biz Kürtçü müyüz yani. Türkiye’ye gidilecek Türkçü, Araba gidince Arapçı. Tamam da gitmediğimiz bir millet yok ki hepsiciyiz. Biz, Hocaefendi’nin dediği gibi renk körüyüz. Herhangi bir rengimiz tercihimiz ya da bir gayrımız yok. Namı Celili Muhammedi Herkesin. Yani mesele o değil, mesele insan evrensel insan. Bir gün bu okuma salonları ile ilgili ve kardeş vilayetler edilmişti. Kardeş şehirler ile ilgili bir proje vardı. Milli eğitimle, muhtarla, belediye başkanlarıyla, valilikle beraber olarak, seçin diyorduk okuyabilecek çocuklar varsa onları batıya Anadolu’ya gönderelim. Anadolu insanı bu konuda bize kucak açtı. Bize ne gerekiyorsa yaparız dediler.</p>
<p>Denetleyici bence halktır. En büyük denetleyici onayladı da daha sonra herkes zaten sahip çıktı. Bir de bir ücret karşılığı mı yaptınız? Ona da bir cevap vereyim. Hizmet orada kabiliyetleri inkişaf ettirip, onları hayata hazırlama branşlaştırma vasıflandırma yaptı. O vasıflar oldu mu zaten ondan sonra istihdam alanları çok oluyor. Bu şekilde hem cehalet gitmiş oluyor hem fakru zaruret çözülmüş oluyor, hem de zaten okumuş insan eğitilmiş insan niye kavga etsin ki neden kavga etsin yani. Oralarda yapılacak şeyler çok belliydi. Evvela ben yine Hocaefendi’nin bir ifadesini söyleyeyim; Vatanını böldürtme namusunu deldirtme demişti. Evet bu benim için bir hayat felsefesiydi. Memleketimizin milli birlik ve beraberliğini, bütünlüğünü sağlamak için çalıştık. Avrupa’da İsviçre’yi biliyorum. 16 buçuk Kanton var. Buralarda da mesela çeşitli diller var, bir devletin kaç tane dili var. Herkes kendi diliyle eğitim-öğretim yapıyor. İşte bir mahsuru yok. Halk arasında bir kavga yok. Neden bizim milletimize bu kavga kader olarak biçilmiş neden? Kim biçti bunu? Neden yani bu elbiseyi bu deli elbisesini niçin bize giydiriyorlar? Hocaefendi bunu bozmak için uğraştı. Okul okul okul, dershane dershane dershane… Yurtlar, evler, üniversiteler… Biz temel hareket olarak şunu aldık; okuyabilecek kabiliyet ve kapasitede olup da kimseyi mahrum etmek istemedik. Bu bizim hareket noktamız. Ama bunun ne kadarına başardık başaramadık ana onu bilmem. Kabiliyetli, milletine faydalı olabilecek bir yapıda olanlara biz elimizden geldiğince -illa kendi kurumlarımızda da değil-i çeşitli yollar imkânlarla o çocuklar bir yerlere gönderildi, el atıldı, sahip çıkıldı. Van’da Diyarbakır’da oranın kendi imkanları yetmediyse Anadolu’ya imdada konuşuyorduk. O zaman Anadolu bize İmdat ediyordu ve çocuklarımızı biz elimizden geldiğince okutuyorduk. Okuma salonlarında takriben 130-140 bin öğrencimiz vardı. Bu önemli bir rakam. Sırf Diyarbakır’da 35 bin öğrencimiz vardı okuma salonlarında. Mesela 18 bin kişi Antep’in vardı. Vilayet vilayet yani hepsi belliydi. Bunlarla da bitmiyordu hizmet. Bunların kardeşleri vardı, evde bir şey bitirmiş veya okumuş okumamış bunlara da hizmet edildi. Antep Belediyesi ile mesela beraber işbirliği yaptık. Kabiliyetleri gençleri hayatı hazırlama, çeşitli sekreterlik kursları verildi. Vasıf kazandırıp sanayi organize ile de temasımız vardı. Buradan 8 ayda alınan sertifika ile çeşitli meslek edindirme kurslarından sanayide istihdam oldular.</p>
<figure id="attachment_212869" class="wp-caption alignnone" aria-describedby="caption-attachment-212869"><img decoding="async" class="size-full wp-image-212869 td-animation-stack-type0-2" src="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/09/bahattin-karata%C5%9F-1.jpg" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" srcset="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/09/bahattin-karataş-1.jpg 700w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/09/bahattin-karataş-1-300x200.jpg 300w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/09/bahattin-karataş-1-100x67.jpg 100w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2019/09/bahattin-karataş-1-696x464.jpg 696w" alt="Bahattin Karataş | FOTOĞRAF: Tr724" width="700" height="467" /><figcaption id="caption-attachment-212869" class="wp-caption-text">Bahattin Karataş | FOTOĞRAF: Tr724</figcaption></figure>
<p><b>ÇATI KATINDA 6 AY AĞLADIM</b></p>
<p>15 Temmuz’da biz Türkiye’de değildik Ben belki 1 sene daha geçmişti yurt dışındaydım. Bizimle ilgili dosya önceden düzenlenmişti biz o zaman dışarı çıkmıştık. Orada ne yaptık ne yedik ne içtik? Ben bir binanın çatı katında kaldım. En çok zoruma da giden, 20 sene 30 sene ömrümü hayatım, nen ülkem parçalanmasın bölünmesin milletim birbirine kamplaşmasın, bunun mücadelesine ve bunun hizmetine vakfettim. Hayatımı koydum, kendime değil millet için yaşadım. Bunu yaparken daha sonra ne garip ki biz Doğuda Güneydoğu’da koştururken, birileri de bağışlayın çok özür dilerim kısa donla bilinen nerede top koşturuyordu. Nereden vatanperver kesildiyse birileri yani ne vatanı, ne alakası var? Ne bayrağı ne devlet ve millet yani kimsin sen nereden çıktın? Çok zoruma gitti için kusura bakmayın. Ben 6 ay kadar bir masam vardı küçük bir masa; orada ağlamıştım. 6 ay kadar kendimi yargılamaya çalıştım; Ben ne ettim, niye ben terörist oldum, niye ben anarşist oldum, ben niye vatan haini bayrak aynı oldum ki? Neden, ne yaptım ben? Hani üstadımızın Adana’ya hep Urfa’ya vefat etmeye gelirken Adana’da talebesi anlatmıştı; şoförü bir ara gözünü açıyor ben bu millete ne ettim ki diyor… Ben bunların ve evlatlarını imanlarını kurtulmasına bütün hayatımı koydum diyor. İşte o anda bunlar bana bunu reva gördüler diyor Üstad öyle bir kameti bana birisi bunları ifade ederse benim gibi hiç bir adam, 6 ay ben kafamı kaldıramadım hep ağlıyordum, ağlıyordum, ağlıyordum…</p>
<p><b>ÇİĞ KÖFTE YAPTIM, DÜKKAN DÜKKAN SATTIM, EKMEK ALDIM</b></p>
<p>Neyle geçindiniz? Kusura bakmasın buradan ifade edeyim. Öyle varsa saraylar bilmem işte paralar buyursunlar… Bugüne kadar kaç sene oldu bu itham bu iftira bu yalan kaç yıl oldu. Hodri meydan diyorum. Hadi bizim bir tane metrekare bir arsamızı bir evimizi bir sarayımızı ortaya koysunlar ispat etsinler, ister yurtiçi ister yurtdışı ister kendi memleketimizde… 600 küsür bin insan okuduğum kadarıyla soruşturmadan geçiyor. Bir tanesinin acaba bir tanesinin ve asayişi ihlâl eden bir suç tespiti yapılmış mı? Bu, hizmetin bir karnesidir. Zamanın verdiği bir karnedir bu. Bu hizmeti itham ettiler ama onlar anarşist onlar terörist olarak bir gün yargılanacaklar ve bütün bir dünya onları yüzüne birgün tükürecek. Bizim milletimiz de bir gün vefasızlığını o şekilde belki telafi edecekti. Ne ile geçindik? Ben şahsen Urfalıyım. Bir plastik leğen aldım. İçerisinde 10 kilo bulguru döktüm. Salçamı biberimi kattım çiğ köfte yoğurdum. Kalp hastasıyım tansiyon hastasıyım 70 yaşıma rağmen çiğ köfte satmaya çalıştım marketlere. Benim bir arkadaşım Harun Hoca, o da çöp bidonlarından pet şişeleri toplayıp onları götürüp marketlerde sattı. Ekmek alıyordu. Bu buradan tarihe bir not düşünsün diye bunu arz ediyorum. Daha sonra beraber çiğ köfte yaptık. Ondan sonra ne ile geçiniyordunuz? Bir birikimimiz mi vardı? Memleketimde bir şeyim yok, anam belli babam belli kardeşlerim belli yerim yurdum belli bir dikili ağacımız olmadı Allah’ın izniyle. Dedim ya hayatımı ben milletime vakfetmişim. Memleketim için her şeyimi koymuşum. Burada mertçe söylüyorum, varsa çıkarsınlar. Milletin malını çalmadık, hırsızlık yapmadık, kimseden de geçinmedik. Ama çiğ köftecilik yaparım ama pet şişe toplarım; fakat çok şükür kimse bana sen falanın malını çaldın, filanla geçindin, menfaat elde ettin bunu diyemeyecek, demediler, diyemeyecek.</p>
<p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/HRCWyh9dO2o" width="100%" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></p>
<p><strong>Kaynak:TR724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/omrumu-ulkem-bolunmesin-diye-vakfettim/">“Ömrümü ülkem bölünmesin diye vakfettim…”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Himmet edin, omuz verin, gayrete ihtiyaç var!</title>
		<link>https://hizmetten.com/himmet-edin-omuz-verin-gayrete-ihtiyac-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Sep 2019 06:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Karataş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4218</guid>

					<description><![CDATA[<p>Darda kalmayınca Hızır yetişmezmiş&#8230; Hızır&#8217;ın yetiştiğine de medet edilirmiş&#8230; &#8220;Çaresiz muzdar kalıp Allah&#8217;ı çağırdığınızda imdadınıza yetişmedi mi? Sıkıntılarınız çözülmedi mi? &#8221; (Neml/62) Yüzbinlerce mağdur, mazlum, mahkumlarımız, darda ve zorda işkencelerde insanımız,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/himmet-edin-omuz-verin-gayrete-ihtiyac-var/">Himmet edin, omuz verin, gayrete ihtiyaç var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Darda kalmayınca Hızır yetişmezmiş&#8230; Hızır&#8217;ın yetiştiğine de medet edilirmiş&#8230; &#8220;Çaresiz muzdar kalıp Allah&#8217;ı çağırdığınızda imdadınıza yetişmedi mi? Sıkıntılarınız çözülmedi mi? <strong>&#8221; (Neml/62)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Yüzbinlerce mağdur, mazlum, mahkumlarımız, darda ve zorda işkencelerde insanımız, işinden olmuş aç ve sefil kardeşlerimiz, bacılarımız ve daha güneş yüzü görmemiş bebeklerimiz hapislerde çürümekte ve de binlerce beli bükük ihtiyarlarımız var&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Ama bize bizden daha yakın, çağırdığımızda yanımızda hazır ve nazır Rabbimiz var.. En gizli hatıratı kalbimizi duyan bilen ve en ufak bir arzumuzu yerine getiren merhametli, cömert bir Rabbimiz var.. Size verdiklerini sizden satın almak istiyor, gelip geçici dünya malınıza müşteri oluyor! Fiyat olarak cennet veriyor.. Var mısınız böyle bir satışa, böyle bir ticarette el sıkışmaya ?..</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Ne ekersek onu biçeriz.. Ektiğini biçmeyen var mı? Ekmediği halde biçen var mı? Hayır.. Ektiği başka, hasatı başka olan oldu mu şimdiye kadar? O da hayır. Harmanlar hep ekilenlerden oluşmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Dünya her şeyiyle bir mezra, bir tarladır.. İyi kötü ekilenler hep ahiret hesabına işler.. Çünkü hasat ve harman yeri ahirettir.. Kur&#8217;an &#8220;Kim ahiret kazancını isterse onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat ahirette nasibi yoktur onun..&#8221; <strong>(Şura/20) </strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Dünya ekersen dünya, ukba ekersen beka bulursun.. Taat u ibadet ekersen, cennet ve cemalullahı bulursun.. Rüzgar ekersen de fırtına biçersin..<br />Neyiniz varsa ekmeye bakın.. Elinizdekilerini değerlendirin. Ekilecek çok şey var. Sağlık, gençlik, ilim irfan, mal, mülk, servet, -mevki makam, para-pul, bir çok nimet.. Hiçbiri ebedi değil, isterseniz gidin kabristana sorun, bakın yatanların yanına hiç kimsenin hiç kimsesi ve serveti malı mülkü yatmış mı? Kabirde yek başına, hem de yapayalnız yatıyor. Etrafında sevdiklerinden hiç kimseler yok! Herkes ve her şey şey onu terk etmiş. Ne eşi ne çocukları ne de bir dostu yok.. Her şey ve herkes meğer kabir kapısına kadarmış onunla..</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Efendimiz, &#8220;Öleni mezara kadar üç şey takip eder, ailesi, malı ve ameli.. Ailesi ve malı geri döner. Ameli, ektikleri onunla devam eder&#8221; buyurur.. Öyleyse yanınıza sizi terk etmeyecek yol arkadaşı alın.. Çünkü herkes ve her şey sizi mezara, çukura bırakıp geri dönecekler&#8230; </p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Hanumanlar, saraylar, villalar, altınlar, elmaslar, zebercetler, güçler, apoletler mezarlıkta yok.. Milletin başına balyoz olup zulmeden yetkiler, mevkiler, rütbeler de yok..</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Yerinde sarf edilmeyen sevmekler, merhametsiz azap çektirir..<br />Yerinde sarf edilmeyen servet mal mülk de kim bilir başımıza ne gaileler açar.. O da azap olur, cehennem olur.. Bizi yakar&#8230; </p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Kuran, &#8220;Kadınlardan, evlatlardan, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar( bugün arabalar) davarlar ve ekinler (yatırımlar) gibi nefsin hoşuna giden şeyler insanlara cazip gelmektedir. Her şey dünya hayatının geçici bir metaından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah&#8217;ın katındadır..&#8221; (<strong>3/14) </strong>buyurur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Ekinler mevsiminde ekilir.. Güzün ekilir bilirsiniz.. Kışın ekilmez, kışta toprak, hava, su ekmeye izin vermez. Arkasında bahar var.. Ekim değil, yeşerme zamanı artık..Ve hemen sonra da yaz gelir.. Yaz, herkesin ektiğini biçme mevsimidir.. Hasat zamanıdır.. Bir şey ekmemişsen biçemezsin, pişmanlık da fayda vermez.. Çünkü geri dönüşü yoktur zamanın ve mevsimlerin.. Boşa harcanan servetin ve ömrün de faydası yok artık&#8230;<br />Kimi gül eker.. Bir ülkeye, bir millete. Himmeti, milleti olan bir nesil yetiştirir.. Topyekün bir millete hızır olur, ab-ı hayat akıtır. Ülkesini gül gülistana çevirir.. Herkese rahmet okutur..<br />Kimi talihsizler de hazan olup fırtına olur, ekilen bütün hayırlı hizmetleri yerle bir eder, bir ülkeyi, bir milleti yoz yobaz eder, harmansız akim bırakır, herkese lanet okutur..<br />Binbir fedakarlık hasbiliklerle yetiştirilen gülistanı haristana çevirir, her tarafı yakar, yıkar.. Bir nesli Allah&#8217;tan, peygamberden, dinden imandan eder.. millete lanet okutur.<br />&#8220;Bir mıh bir nal, bir nal bir at, bir at bir yiğit, bir yiğit bir millet kurtarır&#8221; atasözümüz çok manidardır.. Bir genç, bir yiğit bir devleti kurtarır da, batırır da..</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Hayırsız evlat da babanın bir ömür boyu birikimini, servetini çarçur eder. Ailesinin onurunu beş para eder.. hHayırsız bir idareci de koca devletin bin yıllık mirasını yok eder.. Hatta tarihten siler.. Ulusal veya uluslararası devletinin itibarını ve kredisini yerle bir eder&#8230;<br />Şimdi hayır ve hasenatta çok akıllı şuurlu davranmak zamanı.. Adanmış yiğitlere sahip çıkıldığında bir millet ve dünya nasıl mamur ve abad olur, hizmetimizle hem biz hem dünya gördük yaşadık. Bugün de &#8216;keşke daha çocuk iken sahip çıksaydık&#8217; denilen nice gençler var ve şimdi bunlar elimizde.. Kim bir hayra sebep olursa onu işlemiş gibidir..(hadis) Bir milleti kurtaracak bu potansiyeli sahipsiz bırakmayalım&#8230;<br />Pireye kızıp da yorgan yakmayalım. Kim ne yaparsa kendine yapar..Bize düşen hizmettir.. Netice Allah&#8217;a aittir.. Biz işimize bakalım, Allah&#8217;ın işine karışmayalım.. İş olarak bize kaldırabileceğimizi vermiş.<br />Bizi mahcup edecek amel işlemeyelim.. İyi kötü her amel karşımıza çıkacak.. Bize sorulacak. Allah bizleri utandırmasın..Yüzümüzü kızartmasın, başımızı öne eğdirmesin.&#8221; O gün insanlar kabirlerinden bölük bölük çıkarılır, amelleri onlara serdedilir. Artık kim zerre miktar bir hayır işlerse mükafatını görecek. Kim de zerre miktar bir kötülük işlerse o da onun cezasını görecektir.&#8221; (<strong>zilzal/6,7,8 )</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Milletimizi ve ülkemizi kaybetmemek, kazanmak istiyorsak yarınlarına yatırım yapalım.. Kendi mal, mülk ve servetimizi düşünüyorsak yine hizmet edecek birilerine sahip çıkmalıyız.. Bu yiğit, illa senin benim çocuk olmayabilir.. Ama millet senin, ülke senin, devlet senin unutma !. Varım yoğum tüm varlığım, mirasım sadece çocuklarıma demek, eksik ve bencil bir düşüncedir.. Ne bizi kurtarır ne de ülkeyi..<br />Gençliğimizin ihmali milletimize neye mal olduğunu yakın tarihte yaşadık&#8230; On binlerce insan öldü. 6000 köy yakıldı..Ülkeye milyarlarca dolar zarar ziyan oldu.. Ülkenin parçalanma ve bölünmesi gündemde! Yarım asırlık zaman kaybı.. Bir çocuğun ihmali veya sahip çıkılmamasının ağır bir faturasıdır bu.. Bu günlerde hala faturayı ödüyoruz ve daha da çok ödeyeceğimize benziyor.. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Ufak bir himmet ve gayretle kim bilir bu tip olumsuzluklara ne kadar engel olunuyor? Bilmiyoruz. Ve yine ufak bir gayretsizlikle bir ihmal ve neme lazımcılıkla kendimize, ülkemize insanlığa neler kaybettiriyoruz? Onu da bilmiyoruz..</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Ey ehli himmet ve gayret! Siz ki bu yükün altına girmekle Rasulullaha kardeşlik lutuf ve teveccühüne mazhar oldunuz!.<br />Bu yük ve bu dava zor, bu dava çetin! Efendimiz&#8217;den (as) bu tarafa bu dava yetim geldi.. Ve şimdi de yetim..Efendimiz&#8217;in yetimine sahip çıkmaz mısınız? Çünkü yorulmak yok, yılmak, yıkılmak yoktu, söz vermiştik.. Dönmemeye ve yolda kalmamaya, işin tamamına ermesi ne kadar.. Pişdarımız ve rehnümamızın ardında beraber saf bağlamış göz yaşlarımızla duasına amin amin demiştik.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br />Uhud&#8217;ta ki Mus&#8217;ab gibi başımız gitse de kol ve kanatlarımız doğransa da gövdemizle bu işe sarılacağız&#8230; Kerreten kekerreti Huneyn diyeceğiz.. Daha da olmadıysa Fahrettin Paşa gibi gidip huzuruna dehalet edeceğiz şanlı Nebiye a.s. Ona sığınacağız.. Şimdi Sen Ya Rasulullah medet! Bize sahip çık diyeceğiz.. Çık ki sığınacak kimsemiz yok.. Kapılar bir bir kapandı.. Sıddık dostuna da dememiş miydin &#8220;Lâ tahzen innallahe maana&#8221; Ne olur bir de bize, bizim için de deyiver.<br />Diyeceğiz inşaallah..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak:Bahattin Karataş</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/himmet-edin-omuz-verin-gayrete-ihtiyac-var/">Himmet edin, omuz verin, gayrete ihtiyaç var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
