<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ayrı Buudların İnsanı arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/ayri-buudlarin-insani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/ayri-buudlarin-insani/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Oct 2020 08:07:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Ayrı Buudların İnsanı arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/ayri-buudlarin-insani/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>O, Ayrı Buudların İnsanıdır</title>
		<link>https://hizmetten.com/o-ayri-buudlarin-insanidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 06:00:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrı Buudların İnsanı]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[O]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün zavallı insanı, nice değer ölçülerini kaybettiği gibi, peygamberlere ve özellikle de peygamberler sultanı Hz. Muhammed Aleyhisselâm&#8217;a karşı, bakışı, tavrı, düşüncesi de tamamen alt-üst olmuş durumda. Oysaki O&#8217;nu, herhangi bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/o-ayri-buudlarin-insanidir/">O, Ayrı Buudların İnsanıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzün zavallı insanı, nice değer ölçülerini kaybettiği gibi, peygamberlere ve özellikle de peygamberler sultanı Hz. Muhammed Aleyhisselâm&#8217;a karşı, bakışı, tavrı, düşüncesi de tamamen alt-üst olmuş durumda. Oysaki O&#8217;nu, herhangi bir insan gibi beşerî kriterlerle değerlendirmemiz kat&#8217;iyen doğru değildir. Hatta mümkün de değildir. Zira O, yeryüzünü yeniden dizayn etmek ve insanlığa yeni ufuklar açmak üzere müstesna bir ruh ve müstesna kabiliyetlerle donatılarak gönderilmiş bir insandır.. ve O&#8217;nu takdir bizim kriterlerimizi aşar. Bu itibarla, kim ne anlatırsa anlatsın O&#8217;nu tam anlatmış olamaz. O&#8217;nu en iyi anlayanlardan biri olan Hassan b. Sabit&#8217;in:</p>
<p dir="rtl" align="center"><strong> وَمَا مَدَحْتُ مُحَمَّداً بِمَقَالَتِي      وَلَكِنْ مَدَحْتُ مَقَالَتِي بِمُحَمَّدٍ</strong></p>
<p>&#8220;Ben sözlerimle Muhammed&#8217;i (sallallâhu aleyhi ve sellem) övmedim. Fakat O&#8217;nunla sözlerimi methettim.&#8221;<sup>[1]</sup> dediği gibi, bütün güzel sözlere güzellik kazandıran, o sözler içindeki O&#8217;nun yâd-ı cemîlidir. Yoksa bizim ifadelerimizin O&#8217;na kazandıracağı hiçbir şey yoktur. Küçük tasarruflarla aynı sözü Ebû Temmâm da<sup>[2]</sup> kullanır.. asrın büyük mütefekkiri de Kur&#8217;ân için aynı sözleri söyler:</p>
<p dir="rtl" align="center"><strong> وَمَا مَدَحْتُ الْقُرْآنَ بِكَلِمَاتِي    وَلَكِنْ مَدَحْتُ كَلِمَاتِي بِالْقُرْآنِ</strong><sup>[3]</sup></p>
<p>Bütün bunlar bir ölçüde aynı duygu ve aynı düşünceyi paylaşmanın neticesidir. Hepsi de ilhamlarını aynı kaynaktan almış ve aynı şeyleri, ayrı ibarelerle söylemiş kimselerdir; bazısının mücmel bıraktığını diğeri tafsil edip açıklamış; bazısı daha şairâne gitmiş ama hep aynı mihver etrafında dönüp durmuşlardır. Aynı şekilde bizler de, her yönüyle tahdis-i nimet olan, O&#8217;na ümmet olmanın ayrıcalığını yaşıyor ve coşkunluğumuzu haykırıyoruz: Rabbimiz&#8217;e ne kadar hamd ve şükretsek azdır ki, bizleri en büyük bir nimetle serfiraz kılmış ve Hz. Muhammed Mustafa&#8217;ya (sallallâhu aleyhi ve sellem) ümmet eylemiştir. Bu bir fazl-ı ilâhîdir. O fazlını istediğine ve istediği ölçüde verir. Ancak bize verdiği, hiçbir ölçü ve tartıya gelmeyecek kadar engindir. Evet başkalarına göre bize bahşedilen, sahili olmayan bir ihsan denizidir&#8230;</p>
<p>Ancak, meselenin bir de diğer yönü var ki, sormadan edemeyeceğim: Acaba O Sultan&#8217;a lâyık bir gönül tahtına sahip miyiz? Sultan tahtında ârâm etmekte midir? Gönüllerimiz her an O&#8217;na açık mıdır? Otururken, kalkarken, yerken, içerken ve bütün hareketlerimizde Hz. Muhammed Aleyhisselâm&#8217;ın mülâhazası kalb ve aklımıza hâkim midir?. ve hayatımız bütünüyle O&#8217;nun çizgisinde midir?..</p>
<p>Eğer cevabımız müsbet ise, işte o zaman, turnayı gözünden vurduk demektir. Artık rüya ve hülyalarımızı, hep O&#8217;nun güzel yüzlü nur cemali süslüyor ve dolayısıyla da bizler Muhammedî bir cemaat hâline gelmişiz demektir. Ahlâken O&#8217;nun ahlâkıyla ahlâklanan, hayatının her safhasını Muhammedî edep ile süsleyen bir cemaat ise, yeryüzünün denge unsurudur. Kanaatim odur ki, henüz bu dengeyi bulamayışımızın bir tek sebebi vardır; o da Muhammedî ruhta istenen seviyeye ulaşamayışımızdır.</p>
<p>O, Allah&#8217;ın hususî olarak yarattığı ısmarlama bir insandır. Bir insan olarak aramıza katılışı bizler için en büyük bahtiyarlıktır. Çünkü Cennetler bile O&#8217;nun teşrifiyle şeref kazanmıştır ve şeref kazanacaktır. Bu itibarla, insanımıza O&#8217;nu, hem de kendi kametine uygun anlatabilmek bizim için en büyük vazifedir. Zira insanlık O Sultanı anladığında ve O&#8217;na tâbi olduğunda hakikî insanlığa erecektir. Ben de buna niyetlendim. Ancak bu meydanın eri, bu hutbenin hatibi olmadığımı ta baştan itiraf ettim. Şu kadar var ki, O&#8217;nun anlaşılmasına çalışmam tek arzum.. ve işte, bütün hünerim de bu mevzudaki samimiyetimdir&#8230;</p>
<p>Uzun süre kendimi kapısında bir &#8220;kıtmîr&#8221; olarak düşünmüş, öyle teselli bulmuştum. Fakat gün geçtikçe ümidimi de kısmen kaybettim. Sonra kendime şöyle dedim: Keşke bir insan olarak yaratılacağıma, O&#8217;nun mübarek vücudunun bir yerinde bir kıl olarak yaratılsaydım. Evet, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın böyle hususî lütuflarına mazhar bir insana bu kadar yakın olabilseydim.. hep böyle düşündüm durdum. Ancak, böyle bir mazhariyete de liyakatim olmadığını O&#8217;nu tanıdıkça daha iyi anladım. Şimdi bütün arzum ve isteğim sadece O&#8217;nun ümmeti içinde bulunabilmekten ibarettir. Zira ümidim odur ki, Cenâb‑ı Hak, böyle bir cemaat arasında bulunanı O&#8217;nun şefaatinden mahrum etmeyecek ve <strong>هُمُ الْقَوْمُ لاَ يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ </strong><em> &#8220;Onlar öyle bir topluluk ki, onlarla beraber olan asla mahrum kalmaz&#8221;</em><sup>[4]</sup> diyecek ve beni de o topluma dahil edecektir.</p>
<p>Evet, buna rağmen O Muallâ Zât&#8217;ı anlatmaya niyetlendim. Neslimin gönlüne O&#8217;na ait sevgi ateşini tutuşturacak bir kıvılcım atabilmek bütün gayretim. Ne diyeyim?. Ben de hacca niyetlenen karınca gibi derim!. Zaten o yolda ölmek bütün emelim&#8230;</p>
<p>O, apayrı buudların insanıdır. Bizlere düşen, kendimizi O&#8217;nun çizgisine ve frekansına göre ayar etme gayretidir. Bu temin edildiğinde, arada açık ve şifreli konuşmalar başlar. Komutu bizzat Resûlullah verir. İdareyi O ele alır. O&#8217;nun idare edeceği bir cemaat ve cemiyetin keyfiyeti ise, melekleri gıptaya sevk edecek derecede ulvî, derin ve her türlü izah ve tasvirden vârestedir.</p>
<p>Belki bazılarına bu dediklerimiz objektif gelmeyebilir. Ne gam; her gün üç-beş dırahşan çehreli genç mânen Resûlul­lah&#8217;tan bir kısım bişaretler aldıktan sonra!. Ve yine bazıları perdesiz, hicapsız, doğrudan doğruya hem de şehadet âleminde O&#8217;nunla münasebete geçtiğini söyledikten sonra!..</p>
<p>O ruhaniyatıyla ve bazılarına göre de nuranîleşen cismaniyetiyle daima aramızdadır. İmam Suyûtî yetmişten fazla bizzat Allah Resûlü&#8217;yle açıktan görüştüğünü söyler.<sup>[5]</sup> Evet, O, bizim anladığımız mânâda ölmemiş; sadece buud değiştirmiştir. O&#8217;nun ölümünü herhangi bir insanın ölmesi gibi anlamak yanlış olur. Zira Kur&#8217;ân, peygamberlik makamının iki derece daha aşağısında bulunan şehitlik mertebesine erenlere dahi ölü denilmemesini söylemektedir.<sup>[6]</sup> Öyleyse, bizim anladığımız mânâda O&#8217;na &#8220;Öldü&#8221; demek nasıl mümkün olabilir!? Evet, O&#8217;nun, sadece ayrı bir buuda geçtiğini söyleyebiliriz. Onun içindir ki, bakışı o buudlara ulaşabilen insanlar, O&#8217;nu orada bizzat görüp müşâhede edebilmektedirler&#8230;</p>
<p>Beden ve cismaniyetin zindanından kurtulup, kalb ve ruhun hayat derecesine erenler, mazi ve istikbali aynı anda yaşayabilirler. İşte o buudun insanları, şu anda hem sizinle yan yana oturur, hem de Asr-ı Saadet&#8217;te Allah Resûlü&#8217;yle diz dize bulunurlar. Ehlullahtan &#8220;ebdâl&#8221; denilen kimseler, aynı anda birçok yerde bulunabilmektedirler. Ya O Sultanu&#8217;r-Rusül, niçin hem ahirette, hem dünyada, hem bizim önümüzde hem de meleklerin ve nebilerin önünde bulunmasın? Bulunuyor ve bulunacaktır da..!</p>
<p>Bütün bu söylenenleri, bundan böyle anlatacaklarıma bir temel yapmak niyetindeyim. Peygamberlere ve Peygamberimiz&#8217;e bakarken, bakış zaviyesi ve niyet çok önemlidir. Enbiyâ-i izâm bir yana, evliyâ, asfiyâ, ebrâr ve mukarrabînin sezilip anlaşılması dahi hususî bir ruh safveti ve gönül berraklığı isterse, peygamberler nasıl cismaniyetin sisli-dumanlı ikliminde idrak edilip anlaşılabilir ki?..</p>
<p>Öyle ise, onları anlamaya çalışırken, bütün letâifimizle teveccüh edip dikkat kesilmemiz icap edecektir. Hele bakılıp anlaşılmak istenen Hz. Muhammed Aleyhisselâm&#8217;ın şahsiyeti ise, bu dikkat birkaç kere daha artırılmalıdır. Ne var ki, yine de herkes kendi kalb gözünün bakış gücüne göre bir şeyler görüp sezecek.. ve O&#8217;nu bütünüyle hiç kimse tam mânâsıyla kavrayamayacaktır. Evet:</p>
<p dir="rtl" align="center"><strong> وَكَيْفَ يُدْرِكُ حَقِيقَتَهُ قَوْمٌ          نِيَامٌ تَسَلَّوْا عَنْهُ بِالْحُلُمِ</strong></p>
<p><em>&#8220;Ömürlerini rüyalarla teselli olmakla geçiren uykudaki insanlar<br />
O&#8217;nun hakikatini nasıl idrak edebilirler ki?!&#8221; (Bûsîrî)</em></p>
<p><span class="notice">[1] Ziyaeddin el-Mevsılî, el-Meselü&#8217;s-sâir, 2/357; Kalkaşandî, Subhu&#8217;l-A&#8217;şâ, 2/321.<br />
[2] Ziyaeddin el-Mevsılî, el-Meselü&#8217;s-sâir, 2/357; Kalkaşandî, Subhu&#8217;l-A&#8217;şâ, 2/321.<br />
[3] &#8220;Kur&#8217;ân&#8217;ın hakâik-i i&#8217;cazını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim; belki Kur&#8217;ân&#8217;ın güzel hakikatleri benim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi.&#8221; (Bediüzzaman, Mektubat, 28. Mektup, 7. Mesele, 4. Sebep)<br />
[4] Müslim, zikr 25; Tirmizî, daavât 129.<br />
[5] Nebhânî, el-Fethu&#8217;l-kebîr, 1/7; Câmiu kerâmâti&#8217;l-evliyâ, 2/158.<br />
[6] <strong>وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَكِنْ لاَ تَشْعُرُونَ </strong>&#8220;Allah yolunda öldürülenler hakkında «ölü» demeyin. Bilakis, onlar diridirler, fakat siz bunun farkında değilsiniz.&#8221; (Bakara sûresi, 2/154). <strong>وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ </strong>&#8220;Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetme! Bilakis onlar hayatta olup, Rabbilerinin katında yaşarlar, rızıklanırlar.&#8221; (Âl-i İmrân sûresi, 3/169)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak: Sonsuz Nur | M.Fethullah Gülen</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/o-ayri-buudlarin-insanidir/">O, Ayrı Buudların İnsanıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
