<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>alkol arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/alkol/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/alkol/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:53:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>alkol arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/alkol/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İçki satmak, içki satılan yer ve işte çalışmak (2) &#8211; Zaruret Durumu &#124; RASİM HANER</title>
		<link>https://hizmetten.com/icki-satmak-icki-satilan-yer-ve-iste-calismak-2-zaruret-durumu-rasim-haner/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Haner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2022 14:09:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[Rasim Haner]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ancak bazı durumlar, müslümanları gayrimüslim bir memlekette müslüman olmayanlara bu tür haram şeyleri satmaya ya da yapılan satışa yardım etmeye zorlayabilir. Mesela market işleten bir müslüman, gerek bulunduğu ülkelerin kanunları&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/icki-satmak-icki-satilan-yer-ve-iste-calismak-2-zaruret-durumu-rasim-haner/">İçki satmak, içki satılan yer ve işte çalışmak (2) &#8211; Zaruret Durumu | RASİM HANER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ancak bazı durumlar, müslümanları gayrimüslim bir memlekette müslüman olmayanlara bu tür haram şeyleri satmaya ya da yapılan satışa yardım etmeye zorlayabilir. Mesela market işleten bir müslüman, gerek bulunduğu ülkelerin kanunları gerekse de piyasa şartları gereği marketinde içki satmak zorunda kalabilir. Yine mesela evlere yemek paketi taşıyan kişiler, farkında olarak veya olmayarak o paketlerde içki ve domuz ürünleri taşımak durumunda kalabilirler. Bu durumda yapılması gereken, bunların mümkün olduğunca bertaraf edilmesi ya da bunlardan uzak durulmasıdır. Zira içkiyi yasaklayan ayetin sonunda Cenab-ı Hak, “Ondan uzak durun” buyurur. Dolayısıyla harama götüren yolların kapatılması, kapatmak mümkün değilse ondan uzak durulması, dinimizin genel prensiplerinden biridir. Ayrıca haramlara karşı helal alternatifler aramak da müslümanların vazifelerindendir. Alternatif çözüm arayışı, bir taraftan hayatın dinin kurallarına göre dizayn edilmesini sağlarken diğer taraftan müminin kalbinde günaha karşı bulunması gereken tavrın canlı kalmasına yardım eder.</p>
<p>Harama giden yolu kapatmak ya da ondan uzak durmak mümkün olmadığında ve alternatif yollar bulunamadığında zaruret ahkâmı ve ruhsatlar devreye girer. Ancak hemen ifade edelim ki, zaruretlerin varlığını tespitte hassas olmak gerekir. <strong>Öncelikle, mahzurlu şeylerin mübah görülmesi yönünde genel bir zaruret ilan etmek dinin prensipleri açısından doğru olmaz</strong>. Zira dinde esas olan, haramlardan kaçınmaktır, onları işlemek değil. Haramlardan kaçınmak esas olduğuna göre haramları işlemek ancak zaruret halinde gerçekleşir. Zaruret ise kişiye göre değişkenlik arz eder ve belli şartlarda gerçekleşir. Zaruretin oluşması öncelikle hayatî riskin bulunmasına bağlıdır. Eğer ortada hayati risk varsa, orada zaruret oluşmuş demektir. İkincisi, hayati risk olmasa bile önemli derecede hayatı zorlaştıracak bir durum varsa bu da zaruret oluşturur. Zaruretin oluşma durumu kişiden kişiye değişir. Kimilerinin hayatî risk kabul ettiği hali, başka biri risk olarak görmeyebilir. Böyle göreceli bir konuyu kişilere göre ayrı ayrı düşünüp tespit etmek gerekir. Bazen umumi bir ihtiyaç da zaruret haline gelebilir. Onu da yine kendi şartları içerisine değerlendirip tespit etmek icab eder.</p>
<p>Zaruretlerin olduğu yerde haram bir şey mübah hale gelir. Fıkıhtaki kaideyle ifade edecek olursak “Zaruretler, mahzurlu şeyleri mübah hale getirir.” Fakat bilinmesi gereken ikinci bir kaide daha vardır. O da “Zaruretler, kendi miktarınca belirlenir” şeklinde ifade edilir. Yani zaruretin bir sınırı vardır. Zaruret olan şey, ihtiyacı giderecek, riski atlatacak kadar kullanılır, ondan öteye geçilmez. Bu iki kaideyi şu örnekte beraber görebiliriz: Acından ölmek üzere olup domuz etinden yemek zorunda kalan bir Müslüman, ondan ancak ölümden kurtulacak kadar yiyebilir, doyuncaya kadar yiyemez.</p>
<p>Zaruretlere dair günümüzden pek çok örnek verilebilir. Mesela ailesini geçindirmek için bir insan başka iş bulamamış ve içkili lokantada garson olarak çalışmak zorunda kalmış olabilir. Böyle biri, doğrudan içki satmasa da içkinin satılmasına yardım etmekte ve içkinin servis edilmesinde görev almaktadır. Hem dolaylı hem de doğrudan bir haramlık söz konusudur. Fakat kendisini ve ailesini geçindirmek için bu işte çalışmaya mecbur kalmıştır. Dolayısıyla bu kişi, içkili lokantada çalışmayı zarurete bağlamalı, o işi geçici olarak görmeli ve başka bir iş arayışında olmalıdır. Fakat bu süre zarfında bu kişinin kazancının haram olduğu söylenemez. Çünkü lokantada helal ürünler de satılmaktadır. Belki sadece bir şüpheden bahsedilebilir. Burada kazançtan daha ziyade yapılan işin mahiyeti sorgulanmaktadır. O da içkinin satılmasına yardım etmek ve onu sunmaktır.</p>
<p>Yine mesela gayrimüslim bir ülkede lokanta ve kafelerden evlere yemek taşımak, müslümanların da yaygın olarak yaptığı bir iştir. Yemekler paket halinde servis edildiğinden dolayı içinde ne olduğu bilinmemektedir. Eğer içinde içki ve domuz ürünleri varsa, hadisteki içki taşıyanla alakalı hüküm ve günahta yardımlaşmama prensibi açısından bir sakınca doğacaktır. Paketlerin içeriğinin sorulup araştırılması ise çoğunlukla mümkün değildir. Eğer sistemde, içinde içki ve domuz ürünleri bulunan paketleri kabul etmeme gibi bir şık varsa bunları kabul etmemek en uygun olanıdır. Böyle bir şık yoksa, ya oluşan şüpheden dolayı işi bırakmak ya da bunu zaruret kapsamında değerlendirmek gerekecektir. İşi bırakmak hayatı zorlaştırabilir. Özellikle iş potansiyelinin dar, iş bulmanın zor olduğu ülkelerde hayat daha da zorlaşacaktır. Bu durumda geriye meseleyi zaruret kapsamında değerlendirme şıkkı kalır. İşte bu noktada zarurete binaen mesele –başka bir iş bulana kadar geçici olarak-mübah hale gelecektir.</p>
<p>Bu son örnekteki kişi aynı zamanda, yukarıda ifade edilen İmam Azam ve İmam Muhammed’e ait fetvaya göre amel etmiş olacaktır. Onların fetvası her ne kadar cumhurun görüşüne aykırı da olsa, işin çıkmaza girdiği, hayatın zorlaştığı durumlarda bir müslümanın önemli iki alimin görüşüne göre amel etmesi, meseleyi bir yönden dinî çerçevede yürütmesine vesile olacaktır. Söz konusu işte, müşterilerin müslüman olma ihtimali de vardır ancak hüküm çoğunluğa göre verilir. Çoğunluk ise gayrimüslimlerdir.</p>
<p>Oluşan zarurete rağmen bir kimse takvayı esas alıp şüphelerden tamamen kaçmak için yemek dağıtma işine girmek istemeyebilir. Hayatını zorlaştırmamak, kendisini ve ailesini hayatî riske atmamak şartıyla başka işler arayabilir. Bu da onun tercihidir, saygı duyulması gerekir.</p>
<p><strong>          İçki ve benzeri haram şeylerin satılmasından elde edilen kazançlar</strong></p>
<p>İmam Azam ile İmam Muhammed’in içtihatlarına göre gayrimüslimlerin yaşadığı bir memlekette içki satışından elde edilen kazanç helaldir. Çünkü içki gayrimüslimler nazarında caizdir ve iktisadi açıdan faydalanılacak bir mal olarak görülür. Çoğunluk alimlerin görüşü ise tersi istikamettedir. Onlara göre müslüman ya da gayrimüslim bir memlekette içki ve benzeri haram malların satışından kaçınmak esastır. Zaruret olduğunda ise durum değişir. Peki, zaruretten dolayı satış yapılırsa, elde edilen kazanç ne yapılmalı?</p>
<p>Öncelikle haram bir şeyin satışından elde edilen paranın da haram olduğu bilinmeli ve böyle bir kazanç yenilmemelidir. Bu konuda Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İçkiyi haram kılan Allah, onun satılmasını da, satışından elde edilen kazancın yenmesini de haram kılmıştır.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>İkinci olarak, haramdan elde edilen para hayır yolunda harcanmamalıdır. Çünkü bu durumda kaynağı temiz olmayan bir para, sevap beklenen temiz bir işe sarf edilmiş olacaktır. Bu da dinin ruhuna uygun değildir.</p>
<p>Bu iki noktayı vurguladıktan sonra şunu tavsiye edebiliriz: Eğer içki ve domuz ürünlerinden elde edilen kazanç belliyse, bunun vergi ve oluşmuş faiz ödemelerinde kullanılması tavsiye edilebilir. Eğer bu miktarı tespit etmek mümkün değilse, sadece tahmin ediliyorsa, tahmin edilebilen miktar dediğimiz şekilde sarf edilebilir. Eğer mesele içki ve domuz ürünü satışı olmayıp sadece bunları taşımaktan ibaretse, gayrimüslim bir memlekette zarurete binaen yapıldığında bunda bir sakınca olmamakla beraber, oluşan şüpheyi gidermek için bir miktar sadaka verilmesi tavsiye edilir. Böyle bir davranış, dinin ruhuna en uygun olanıdır.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>İslam’ın içki ve domuz ürünlerinin satışıyla alakalı ortaya koyduğu ölçüler gayet açıktır. Bir müslümanın ülke, bölge ayırımı yapmaksızın bu ölçülere riayet etmesi beklenir. Buna göre, bunların bir müslüman tarafından başka bir müslümana ya da gayrimüslime satılması, ulemanın çoğunluğuna göre caiz değildir. Bunların üretildiği ve satıldığı yerlerde çalışmak da aynı hükme dahil edilerek caiz görülmemiştir. Ancak içinde bulunulan şartlardan dolayı bu haram ürünleri satmak ya da bunların satıldığı yerlerde çalışmak zorunda kalanlar, zaruretten dolayı çalışıp geçimlerini temin edebilirler. Ancak zarurete dair şu önemli noktalar hatırda tutulmalıdır. Zaruret kişiden kişiye değişir. Birinin zaruret gördüğü şeyi diğeri görmeyebilir. Bu yüzden zaruretin kişiye özel tespit edilmesi gerekir. Zaruret belli şartlarla sınırlıdır. Dolayısıyla o devamlı değil, geçicidir. Zaruret kalktığında yapılan işin bırakılması gerekir.</p>
<p>İslam’ın ortaya koyduğu hükümleri ideal olarak benimseyip onları uygulamaya çalışmak, zor durumda kalındığında da zaruret prensibinden yararlanmak, bir müslüman için en uygun olanıdır. Böylece o, hayatı içinden çıkılmaz hale getirmeden dinini en güzel şekilde yaşama gayreti içinde olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Ahmed b. Hanbel, <em>Müsned</em>, 3/10 (2190).</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/icki-satmak-icki-satilan-yer-ve-iste-calismak-2-zaruret-durumu-rasim-haner/">İçki satmak, içki satılan yer ve işte çalışmak (2) &#8211; Zaruret Durumu | RASİM HANER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçki satmak, içki satılan yer ve işte çalışmak (1) &#124; RASİM HANER</title>
		<link>https://hizmetten.com/icki-satmak-icki-satilan-yer-ve-iste-calismak-1-rasim-haner/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Haner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2022 11:50:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[Rasim Haner]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26409</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçki satmak, içki satılan iş ve mekanlarda çalışmak caiz midir? Müslüman olmayan ülkelerde farklı nüfus oranlarında yaşayan Müslümanların en çok sordukları sorulardan biri budur. İçki satılan lokanta ve otel gibi&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/icki-satmak-icki-satilan-yer-ve-iste-calismak-1-rasim-haner/">İçki satmak, içki satılan yer ve işte çalışmak (1) | RASİM HANER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İçki satmak, içki satılan iş ve mekanlarda çalışmak caiz midir?</strong></p>
<p>Müslüman olmayan ülkelerde farklı nüfus oranlarında yaşayan Müslümanların en çok sordukları sorulardan biri budur. İçki satılan lokanta ve otel gibi yerleri bizzat işletme ya da buralarda çalışma ile yemek dağıtımı, paket servisi veya kargo hizmetleri yaparken içki taşıma gibi durumlar bu sorunun kapsamına girmektedir. Bu işlerde ya doğrudan içki satışı vardır ya da içki satışına yardım söz konusudur.</p>
<p>Öncelikle bir Müslümanın içkiyle alakalı bilmesi gereken hükümler nelerdir, ona bakalım.  Ondan sonra da soruyu ele alalım.</p>
<h4><strong>          İçkinin hükmü</strong></h4>
<p>İslâm dini, içki içmeyi haram kılmıştır. Bu hüküm Kur’an, sünnet ve icma ile sabittir. Kur’ân, hükmün gerekçesi olarak, içkinin insana zararlı necis (pis) bir şey olmasını zikreder. Usul-i fıkıh terminolojisi itibariyle hükmün illeti ise, içkinin sarhoş ediciliğidir.</p>
<p>Kademeli olarak haram kılınan içki<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> en son şu ayetle kesin olarak yasaklanmıştır: يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنْصَابُ وَالْأَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ “Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, şeytana ait murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan geri durun ki felâh bulasınız” (Maide sûresi, 5/90). Bu ayet inince Allah Resulü şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ şarabı haram kılmıştır. Kim elinde ondan bir şey olduğu halde bu âyet kendisine ulaşırsa onu ne içsin ne de satsın” (Müslim, <em>Müsâkât</em>, 67).</p>
<p>Ayet ve hadislerdeki ‘hamr’ kelimesi, Türkçeye içki ya da şarap olarak tercüme edilir ve sarhoş edici özelliği bulunan bütün içkileri kapsar. Neyin hamr olup olmadığı meselesi ulema arasında tartışılmış ise de bu tartışma meselenin itikat ve ceza yönüyle alakalı olup içkilerin haramlığına tesir etmez. İster üzüm ve hurmadan isterse de arpa, bal veya başka bir şeyden yapılmış olsun, sarhoş etme özelliğine sahip her içkinin haram olduğu konusunda alimler arasında ittifak vardır. Bu husus bizzat hadis-i şerifte veciz bir şekilde şöyle beyan edilmiştir. كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ خَمْرٍ حَرَامٌ “Her sarhoş edici şey hamrdır. Her hamr, haramdır” (Müslim, <em>Eşribe</em> 75).</p>
<p>İçkinin içilen miktarı, onun haram olup olmaması açısından bir önem arz etmez. Az da olsa çok da olsa içki haramdır. Yani onun bir şişesiyle bir damlası arasında fark yoktur. Bu husus da yine bir hadiste prensip olarak şöyle beyan edilmiştir: مَا أَسْكَرَ كَثِيرُهُ فَقَلِيلُهُ حَرَامٌ  “Çoğu haram olanın azı da haramdır.”</p>
<h4><strong>          İçki satışının hükmü</strong></h4>
<p>Prensip olarak yenilip içilmesi haram kılınan şeyin satışı da haramdır. İçkinin içilmesi haram olduğu için satılması da haram kılınmıştır. Bu hüküm ayetlerde dolaylı olarak, hadislerde ise açıkça beyan edilmiş ve bu konuda ulema arasında icma hasıl olmuştur.</p>
<p><strong>Kur’an’da içkiyi haram kılan yukarıdaki âyet, zaten onun satılmasını da haram kılmış olmaktadır.</strong> Onun dışında “Günahta yardımlaşmayın.” (Mâide sûresi, 5/2) âyeti de bu hükmü desteklemektedir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyurmuştur: إنَّ الله ورسولَه حَرَّمَ بيعَ الخَمْرِ والْمَيْتَةِ والخِنْزيرِ والأصنامِ “Allah ve Resulü, içki, leş, domuz ve putların satışını haram kılmıştır.” (Buhari, <em>Büyû’</em>, 112). Başka bir hadiste Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir prensip ortaya koyarak şöyle buyurmuştur: “Allah Teala bir topluma bir şeyin yenilmesini haram kılmışsa, ondan elde edilecek kazancı da haram kılmıştır” (Ebu Davûd, <em>Büyû’,</em> 66). Kur’an ve sünnetteki bu tür beyanlara dayanarak sahabe ve daha sonraki ulema, içkinin müslümanlar için faydalanılacak bir mal (mütekavvim) olmadığı, dolayısıyla da iktisadî bir değer ifade etmediği, bu yüzden zayi edildiğinde telafi etmek gerekmediği, içki üzerine alış ya da satış akdi yapılamayacağı, yapıldığında ise bunun geçersiz olacağı konularında ittifak etmişlerdir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a></p>
<p><strong>Sadece içki satmak değil, onun üretimi ve satışıyla alakalı her türlü emek de aynı kapsamda değerlendirilerek yasaklanmıştır.</strong> Bu konu hadis-i şerifte şu şekilde beyan edilmiştir. لُعِنَتِ الْخَمْرُ عَلَى عَشَرَةِ أَوْجُهٍ بِعَيْنِهَا وَعَاصِرِهَا وَمُعْتَصِرِهَا وَبَائِعِهَا وَمُبْتَاعِهَا وَحَامِلِهَا وَالْمَحْمُولَةِ إِلَيْهِ وَآكِلِ ثَمَنِهَا وَشَارِبِهَا وَسَاقِيهَا “İçki konusunda on şeye lanet edilmiştir: Bizzat içkinin kendisine, içki yapmak için üzüm sıkana, üzüm sıktırana, içki satana, satın alana, taşıyana, taşıtana, parasını yiyene, içene ve içirene” (İbn Mâce, Eşribe 6). Âyet ve hadislerde bir şeye lanet edilmişse, bu o şeyin haram kılındığı manasına gelir.</p>
<h4><strong>          İçki satışının ülkelere göre hükmü</strong></h4>
<p>Fıkıh kaynaklarında içki satışının hükmü ele alınırken darulislam ve darulharp ayırımı üzerinden bir değerlendirme yapılır. Bu ayırım bir ülkenin idare ve hukukunun İslamî olup olmamasına bağlı olarak yapılmıştır. Buna göre, müslüman idareciler tarafından İslam hukukuna göre idare edilen ülke darulislamdır. Böyle olmayan yerler darulharptir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> Fakat realiteler göz önünde bulundurulduğunda, günümüzde bu ayırımın hüküm vermede belirleyici bir rol oynayacak kadar açık olmadığı görülür. Çünkü bugün devletlerin idare ve hukuk sistemlerinin İslamî olup olmaması açısından tam olarak ayrışmadığı bir gerçektir. Yani bir devletin idare ve hukukunun ne kadar dine uygun olup olmadığını tam tespit etmek zordur. İdarecileri müslüman olan bir ülkede, bizzat devlet eliyle İslamî prensiplere aykırı fiiller ya da zulümler işlenebildiği gibi, idarecileri müslüman olmayan ülkelerde İslam hukukunun en azından bir kısmının uygulandığı da görülebilmektedir.</p>
<p>Bu durumda idare ve hukuk açısından ayırım yerine müslümanların az ya da çok olduğu ülkeler, beldeler, şehirler şeklinde bir ayırım konumuz açısından daha isabetli olur. Bu aynı zamanda işin teorisinden ziyade pratiğine bakmanın bir ifadesidir. Nitekim bazı alimler, müslüman ülkelerde yaşayan gayrimüslimlerin nasıl içki alıp satabileceklerini müzakere ederken, şehir ve köy ayırımı yapmış, o dönemde şehirlerde müslümanlar daha çok olduğu için açıktan içki satışı yapılamayacağını, köylerde ise gayrimüslimler daha çok olduğu için oralarda bu işin açıktan yapılabileceğini ifade etmişlerdir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a></p>
<p>Nüfusun tamamı ya da çoğunluğu müslüman olan ülkelerde içki satışı haramdır. Bu konuda alimler arasında ittifak vardır. Çünkü içki bizzat haram kılınmış olup, kendisinden yararlanılacak bir mal değildir. Bunun tek istisnası, müslüman bir ülkede yaşayan ve dinî kaynaklarda zimmî olarak isimlendirilen gayrimüslimlerin <strong>kendi aralarında</strong> ve belli şartlarda yaptıkları içki satışlarıdır. Gayrimüslimler içki ve domuz etini caiz ve kıymetli gördüklerinden, onların kendi aralarında bu iki şey üzerine yapacakları alışverişlere cevaz verilmiştir. Ancak bu muameleleri müslüman toplumu olumsuz etkileyecek şekilde açıktan yapmamaları şartı koşulmuştur. Müslümanların azınlıkta olduğu memleketlerde ise müslümanların kendi aralarında içki satışının caiz olmadığı konusunda yine ulema arasında ittifak vardır. Çünkü müslümanların birbirlerine içki satış yasağı, ülke ayırımına bağlı olmayıp her yerde geçerlidir.</p>
<p>Müslümanların azınlıkta olduğu bir yerde bir müslümanın gayrimüslim birine içki satması ise tartışılan bir konudur. Ulemanın çoğunluğu bunu caiz görmemiştir. Çünkü içki satışını yasaklayan hadislerin ifadesi mutlaktır, belirli şartlarla ve ülkelerle kayıtlı değildir. Ayrıca eğer gayri müslimlere içki satışı caiz olsaydı, Medine’de içki haram kılındığında, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) içkileri döktürmez, başka yerlerdeki müşriklere sattırırdı. Dolayısıyla yurt içi yurt dışı, müslüman olan ya da olmayan memleket ayırımı yapılmaksızın içki satışı haram görülmüştür. Öyleyse hadislerin genel ifadelerine bağlı kalarak bir müslüman hiçbir yerde içki satmamalıdır.</p>
<p>Ancak bu konuda İmam Azam ile talebesi İmam Muhammed farklı düşünmüş ve gayrimüslimlerin çoğunlukta olduğu yerlerde (klasik ifadesiyle darülharpte) bir müslümanın gayrimüslime içki satışının geçerli olduğunu söylemiştir. Çünkü içki Müslümanlar için haram ve değersiz olsa da gayrimüslimler nazarında caizdir ve faydalanılacak bir maldır. Bu durumda müslümanla gayrimüslim arasında yapılan içki satışı, tam bir akit olmasa da fasit akit olur. Fasit akit ise gayrimüslimlerin çoğunlukta olduğu bir memlekette geçerlidir.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> Ancak bu geçerlilik, dünyevi hüküm noktasında olup darülharp ahkamıyla kayıtlıdır.</p>
<p>İmam Azam ile İmam Muhammed’in içtihatlarını dayandırdığı bazı deliller vardır. Bunlardan biri, Peygamber Efendimiz’in, Rükane isimli, o gün henüz müşrik olan birinin güreş teklifini, yenenin yenilenden alacağı bir bedel karşılığında kabul etmesidir. Üç defa yapılan güreşin her defasında Efendimiz yenmiş ve konulan bedeli (sonradan geri verse de) Rükane’den almıştır.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> Zahiren kumara benzeyen bu uygulamayı, Efendimiz, müşrik biriyle yapmış ve konulan bedeli almakta mahzur görmemiştir. İkinci örnek, Efendimiz’in amcası Hazreti Abbas’ın, müslüman olduğu halde Mekke’de yaşarken oradaki müşriklerle karşılıklı faiz işlemlerine devam etmesidir. Bu muamele Efendimiz tarafından Veda Hutbesinde haram kılınmıştır. Çünkü artık Mekke müslümanların ikamet ettiği bir belde olmuştur.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> Bir başka delil de Rum suresi indikten sonra Hazreti Ebu Bekir’in yüz deve karşılığında müşrik biriyle kumar mahiyetindeki bir iddiaya girmesidir. Dikkat edilirse bu üç örnekte de müslümanlar arasında haram olan bir işlem, gayrimüslimlerin çoğunlukta olduğu bir memlekette ve gayrimüslimlerle yapılmıştır.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a> Fakat İmam Azam’ın diğer talebesi olan İmam Ebu Yusuf, hocasının görüşünü benimsememiş, çoğunluğun görüşüne tâbi olmuştur.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> Çoğunluk, İmam Azam ile İmam Muhammed’in görüşünü, âyet ve hadislerin hükmünün mutlak olduğunu, dolayısıyla aynı hükümlerin gayrimüslimleri de içine aldığını belirterek kabul etmemişlerdir.</p>
<p>Buraya kadarki değerlendirmeler ışığında bugün müslümanların ister vatandaş olarak isterse daimî ya da geçici oturumla olsun azınlık olarak yaşadığı ülkelerde yapılan içki satış işlemlerini değerlendirmek gerekirse, şunları söyleyebiliriz: Gayrimüslim bir ülkede de olsa, müslümanlar arasında içki ve benzeri haram sayılan şeylerin alım satımı caiz değildir. Çünkü bunlar hem ayet ve hadislerde hem de Efendimiz dönemi uygulamalarında her yerde ve her zaman için haram kılınmıştır. Bir müslümanın bunları kullanması caiz olmadığı gibi alıp satması da caiz değildir. Gayrimüslim bir ülkede bir müslümanın gayrimüslim birine içki ve domuz ürünleri satması da çoğunluğa göre caiz değildir. Çünkü bu konudaki yasaklayıcı ayet ve hadislerin ifadesi mutlak olup ülke ayırımı söz konusu değildir. Dolayısıyla mümkün olduğunca bundan kaçınmak ve bu konuda kararlı olmak gerekir.</p>
<p>Günümüzdeki bazı önemli fetva kurulları da çoğunluk ulemanın görüşleri istikametinde görüş bildirmiş ve içki satışının her yerde haram olduğunu açıklamışlardır. Suudi Arabistan’daki Mecmeu’l-fıkhi’l-İslâmî,<a href="#_ftn10" name="_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Türkiye Din İşleri Yüksek Kurulu,<a href="#_ftn11" name="_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Hindistan’daki Dâru’l-ifta<a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a> bunlardan bazılarıdır. Mısır’daki Dâru’l-iftâ ise, İmam Azam’ın görüşüne dayanarak, gayrimüslim memlekette müslümanın gayrimüslime yaptığı içki satışının bulunulan ülke şartlarından dolayı geçerli olduğunu belirtmiştir.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13"><sup>[13]</sup></a></p>
<p>Not: Konuya önümüzdeki yazıda devam edeceğiz.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> İlk iki kademeyi beyan eden ayetler: <strong>Bakara Sûresi, 2/219; Nisâ Sûresi, 4/43</strong><strong>.</strong></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Kurtubi, <em>el-Câmiu li ahkâmi’l-Kur’ân</em>, 6/289.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Ahmet Özel, <em>Dârulharp</em>, DİA, 8/536-537.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Mevsılî, <em>el-</em><em>İhtiyar</em>, 4/140; Zeylaî, <em>Tebyînü’l-hakâik</em>, 3/280.</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Zeylaî, <em>Tebyînü’l-hakâik</em>, 4/97.</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Mamer b. Raşid, <em>el-Cami</em>, 11/427 (20909).</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Serahsî, <em>el-Mebsût</em>, 10/28.</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Serahsî, <em>el-Mebsût</em>, 14/57.</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> İmam Muhammed, <em>es-Siyerü’s-sağîr,</em> 1/180-181.</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> <a href="https://aoif.gov.sd/au/1717">https://aoif.gov.sd/au/1717</a>.</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> <a href="https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/931/islam-in-haram-kildigi-seylerin-gayrimuslimlere-satisi-caiz-midir-">https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/931/islam-in-haram-kildigi-seylerin-gayrimuslimlere-satisi-caiz-midir-</a></p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> <a href="https://darulifta-deoband.com/home/en/halal-haram/148258">https://darulifta-deoband.com/home/en/halal-haram/148258</a></p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> <a href="https://www.dar-alifta.org/Home/ViewFatwa?ID=12521&amp;title">https://www.dar-alifta.org/Home/ViewFatwa?ID=12521&amp;title</a>;</p>
<p>https://www.dar-alifta.org/Home/ViewFatwa?ID=12797&#038;title</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/icki-satmak-icki-satilan-yer-ve-iste-calismak-1-rasim-haner/">İçki satmak, içki satılan yer ve işte çalışmak (1) | RASİM HANER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
