<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aile arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/aile/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/aile/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Feb 2025 09:49:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>aile arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/aile/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doğru Eğitimde Ailenin Önemi</title>
		<link>https://hizmetten.com/dogru-egitimde-ailenin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Keskin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Feb 2025 09:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=41503</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile, çocukların ve gençlerin yetişmesinde ve eğitim sürecinde en etkili faktörlerden birisidir. Şuurlu ve bilinçli bir aile gerek aile ortamındaki katkılarıyla gerekse aile dışındaki alanların takibi ve doğru yönlendirilmesinde oldukça&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dogru-egitimde-ailenin-onemi/">Doğru Eğitimde Ailenin Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aile, çocukların ve gençlerin yetişmesinde ve eğitim sürecinde en etkili faktörlerden birisidir. Şuurlu ve bilinçli bir aile gerek aile ortamındaki katkılarıyla gerekse aile dışındaki alanların takibi ve doğru yönlendirilmesinde oldukça etkili bir odak noktasıdır.</p>
<p>Burada öğrencilerin ve gençlerin eğitiminde gerekli hassasiyetleri ve bilinci olan bir aileden bahsediyoruz. Maalesef ailelerin birçoğu ahlaki ve doğru eğitim süreçleri yaşamada sınıfta kalıyor. Hatta ilgi şekilleri, çocuklarının zarar gördüğü ve dejenere olduğu bir sıkıntılı ortama dönüşebiliyor. İşin en acı tarafı ise ailelerin birçoğu yaptıklarının çocuklarına ve doğru eğitim sürecine zarar verdiğinin farkında bile değiller… Üzüntüyle ifade edelim ki malum göç süreçlerinde mazisinde eğitimcilik olan anne-babalar da aynı hatalı süreçleri yaşayabiliyor ve bu zarar veren davranışlarının farkına bile varamıyorlar.</p>
<p>Öncelikle çocukların cinsiyetlerini ve yaş gruplarını dikkate alarak uzman rehber, eğitimci ve psikolog danışmanlardan anne-baba olarak destek alınabilir. Burada önemli olan danışmanla oturulduğunda; kendi doğru ve kabullerinin bir kenara bırakılarak tekliflere açık samimi bir yaklaşım ortaya koymaktır. Özellikle bazı üst yaş grupların anne-baba ile genç arasında ilişkiler o kadar kopmuştur ki çözüm adına ailenin gencin yanlışlarına müdahale etmesi ya da yönlendirmeler yapmasının mümkün olamayacağı bir noktaya gelinmiş olabilir. Burada aile “Ben artık ne yapabilirim ki…” yanlışına düşmeden; aile ortamında bu süreçte nelere dikkat edilmeli, çocuklarının doğru ortamla, insanlarla ve arkadaşlarla beraber olabilmesi için pasif ama etkili yönlendirmeler nasıl yapılabilir gibi konularda uzmanlardan destekler alınmalıdır…</p>
<p>Doğru entegrasyonda ve eğitimde ana dil eğitimi çok çok önemlidir. Ana dil eğitiminde en önemli unsur ise ailedir. Anne-babalar ve kardeşler aile ortamlarında ana dilleriyle iletişim kurmalıdır. Özellikle batılı dil uzmanları ailelere; çocuklarınızla kendi ortamlarınızda kendi dilinizle konuşun. Çocuklarınız okul ve diğer dış ortamlarda yeni ülkelerinin dilini en güzel şekilde öğreneceklerdir, diyorlar. Ana dilini unutan çocuklarla aileler ve akrabalar arasında zamanla bir dil ve kültür uçurumu doğabilmektedir. Yeni ülkelerinde ana dillerini unutan çocuklar yakın akrabalarıyla iletişim sıkıntısı çekebiliyorlar.  Amcalarıyla, teyzeleriyle, halalarıyla, yengeleriyle, dayılarıyla ve yeğenleriyle dil olarak anlaşamaz hale gelme riskleri taşıyorlar…</p>
<p>Aileler şu bilince ulaşmalıdır: anadil; değerleri ve kültürü de taşır. Zamanla çocuklar ciddi bir asimilasyon ve yozlaşma fırtınasıyla savrulabilir. Almanya’ya giden ilk Türklerde bu kriz korkunç bir şekilde yaşanmış ve nesiller arasında büyük uçurumlar doğmuştur. Alman eğitimcileri bu yanlış süreç konusunda aileleri uyarsa da bilinçli olmayan ailelerin çoğu bu nesiller arası uçurumu acı acı yaşamıştır. Bu tecrübeyi şiddetle yaşayan Almanya’daki göçmen gruplar artık ana dil eğitiminin önemini anlamışlar. Evlerinde ana dille iletişim kurarken aynı zamanda çocuklarına ana dil kursları aldırmaktadırlar.</p>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “Çekirdekten Çınara” eseri ailenin eğitimde ve çocuk yetiştirmedeki rolünü, görevlerini, İslami ölçülerle ve evrensel değerlerle  çok güzel bir şekilde örnekleriyle anlatmaktadır. Bu kitabı okumanızı önemle önerirken bu eserden aldığımız bir paragrafla yazımızı noktalayalım:</p>
<p><strong>“Şu bir gerçek ki, her şey olmaya müsait ve müstait dünyaya getirdiğimiz çocuklarımızı, kendi ruh ve mânâ köklerimize göre şekillendirmezsek ayrı bir kalıbın insanı olarak yetişmeleri kaçınılmazdır. Dolayısıyla da hiç farkına varmadan mürted babası olabilirsiniz. Öyle ise mevsiminde onlara mutlaka kendi ruhumuzun özünü, usâresini aşılayarak onların yabancılaşmalarını önlemeliyiz. Bağ ve bahçenizdeki ağaçlara aşı yapıyor, ilmin ve tekniğin gereklerine göre varlığa müdahale hakkımızı kullanarak daha iyi semere almaya çalışıyoruz. Odundan, taştan, ağaçtan, topraktan daha aşağı olmayan çocuklarımıza bu kadar olsun, kendi esaslarımız çerçevesinde ihtimam göstermemiz gerekmez mi? Onlar, alâkasızlığın bodurlaştırması ve bozma gayretlerinin azgınlaştırması gibi iki dezavantaja karşılık, ebeveynin vereceği iyi şeyler gibi tek avantaja sahip bulunuyorlar. Evet, olumlu müdahale olmazsa kokuşurlar, başkalarının elinde de fesada uğrarlar. Her iki hâlde de bize rağmen bir çizgi takip ederler. Hususiyle günümüzde anne-baba bütünüyle dünya işlerine daldıklarından evlatlarını tamamen ihmal etmişlerdir. Hatta bu asır ölçüsünde çocukların ihmal edildiği ikinci bir asır göstermek mümkün değildir.</strong></p>
<p><strong>Yine İmamiye menşeli bir hadiste, 17 Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle ferman ediyor: “Ahir zamanda babalarından ötürü evlatların vay hâline!” Bu söz üzerine sahabe şaşkınlık içinde sorar: </strong></p>
<p><strong>– Müşrik babalardan ötürü mü onlara kıyıldı da heder oldular?</strong></p>
<p><strong>– Hayır mü’min babaları onlara kıydı.</strong></p>
<p><strong>– Nasıl oldu ya Resûlallah?</strong></p>
<p><strong>– Babaları onlara ferâiz-i dini, yani dinin temel rükünlerini öğretmediler.</strong></p>
<p><strong>Bu hadis-i şerifi biraz tasarrufla şöyle açabiliriz: Şu küçük dünya hayatı adına ferâiz-i din terk edildi. Sorumlular, din eğitim ve öğretimini bütün bütün ihmal edip sadece maddî hayatı nazara verip himmetlerini o noktada yoğunlaştırdılar. Küçük bir dünya menfaati uğrunda kalbî ve ruhî hayatlarını ihmal ettiler. Kur’ân okutmak, onun ruhunu öğretmek, din ve diyaneti talim etmek vaktini alır diye, dinî bilgileri öğretmeyi önemsemediler. Yukarıdaki hadisin mânâsı şu âyetle de tam bir uyum arz etmektedir: “Yoo yoo siz ücreti ve lezzeti peşin olanı çok seviyor, ahiret (veya neticeyi) umursamıyor (görmezlikten geliyor)sunuz.” Allah Resûlü sözlerini şöyle devam ettiriyor: “Ben onlardan berîyim, onlar da benden berî olsunlar.” Yani, “Evladını ihmal eden, çocuğunun heder olup gitmesine göz yuman, dahası bir neslin mahvolması karşısında titremeyen anne-babalardan ben uzağım; onlar da benden uzak olsunlar.” Ruhen ölmemiş bütün babalar zannediyorum bu sert uyarı ve tembih karşısında ürperir ve tir tir titrerler; titremelidirler de. Böyle önemli ve hayatî bir sorumluluk kendisine anlatıldığında Halife Ömer bin Abdülaziz bayılıyor ve yirmi dört saat kendine gelemiyordu. Hatta vefat edecek diye oturup başında Kur’ân okuyorlardı.</strong></p>
<p><strong>Kendine geldiğinde de hıçkırarak Allah’tan korktuğunu söylüyordu. Evet o, elinin altında bulunanların mesuliyetini omuzlarında hissediyor ve hukuklarına tecavüz ettim endişesiyle sarsılıyordu.”</strong></p>
<p>Yazarımıza, “<strong>sebil63@gmail.com</strong>” mail adresinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/author/orhankeskin/">YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dogru-egitimde-ailenin-onemi/">Doğru Eğitimde Ailenin Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Acaba, kıyamet günü ailenizi hatırlar mısınız?” &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/acaba-kiyamet-gunu-ailenizi-hatirlar-misiniz-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jul 2022 04:30:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[kiyamet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26684</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tâbiînin büyüklerinden, meşhûr tefsîr ve hadîs âlimi Şu’be bin Haccâc bin el-Verd o ibadet âşıklarından biriydi. Kütüb-i Sitte’de yüzlerce rivayeti bulunan Hazreti Şu’be, Basra’da sistemli hadis tasnifini ve ricâl tenkidine&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/acaba-kiyamet-gunu-ailenizi-hatirlar-misiniz-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">“Acaba, kıyamet günü ailenizi hatırlar mısınız?” | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tâbiînin büyüklerinden, meşhûr tefsîr ve hadîs âlimi Şu’be bin Haccâc bin el-Verd o ibadet âşıklarından biriydi. Kütüb-i Sitte’de yüzlerce rivayeti bulunan Hazreti Şu’be, Basra’da sistemli hadis tasnifini ve ricâl tenkidine dair bilgi toplayıp değerlendirme faaliyetini başlatmıştı. Kendinden sonra gelen, hadis metin ve senet nakkâdı olan büyük âlimlerin kullanacağı sistemi o kurmuştu. Şayet Batı’da o düşünce ve o seviyede bir insan bulunsaydı, büyük filozof olarak kabul edilirdi. İlim, duygu ve düşünce itibariyle o kadar derindi; diğer taraftan ibadet ü tâatte de o ölçüde engindi. Hadisle iştigal etmediği vakitlerde sürekli namaz kılardı.</p>
<p>*Hazreti Şu’be bin Haccâc’ın rivayet ettiği binlerce hadis ve yetiştirdiği binlerce talebe var. O insanlar nasıl bir bast-ı zaman yaşıyorlar anlamak mümkün değil. Adeta onlar için dakika saat oluyor, saat günler oluyor, günler de haftalar oluyor. Bast-ı zaman hakikati sofilerce çok malum bir hakikattir. Bize gelince, biz bir kabz-ı zaman yaşıyoruz. Yirmi dört saati 24 saat kadar bile değerlendiremiyoruz. Yirmi dört saati 24 gün gibi değerlendirmişler adamlar ve mübarek bir miras bırakmışlar arkadan gelenlere. Her şeyi hazırlamışlar, paketlemişler; zümrüt, zebercet ve yakutla süslü ambalajlarla ambalajlamışlar. Tepkiye, reaksiyona sebebiyet vermeyecek şekilde arkadan gelen nesillere bırakmışlar; “Alın bunu, biraz daha öteye götürün; biz bir yere kadar getirdik, öteye siz götürün.” demişler.</p>
<p>*Bir örnek olması için Şu’be bin Haccac’ı söyledim. Bu konuda yüzlerce binlerce misal göstermek mümkündür. İbadet ve ubudiyette fani olmuş kulların başında da Ashab-ı Kiram gelir. Onlardan da bir örnek vermek istiyorum ama önce hadiseyi nakleden Urve bin Zübeyr’den (radıyallahu anh) bahsedeyim. Kesilen Bacağına “Allah’a yemin ederim ki seninle hiç harama yürümedim!” Diyebilen Kahraman</p>
<p>*Büyük sahabi Hazreti Zübeyr’in oğlu olan Urve’nin annesi, mü’minlerin anası Hazreti Aişe validemizin kız kardeşi, yani Hazreti Ebu Bekir’in diğer kızı Esma’dır. Gerek baba, gerekse ana tarafından iman abidesi bir ailenin çocuğu olan Hazreti Urve, teyzesi Hazreti Aişe validemizin terbiyesiyle büyümüştür.</p>
<p>*Urve bin Zübeyr, o seferden sonra hep şöyle hamd edermiş: “Allahım! Sen bana yedi oğul verdin, birisini alsan da altısını bana bıraktın; bana dört âzâ verdin birisini aldın ama üçünü bana bıraktın. Sana hamd ü sena ederim!” “Acaba, kıyamet günü ailenizi hatırlar mısınız?”</p>
<p>*İşte bu büyük insan, Urve hazretleri anlatıyor: “Sabahları evden çıkınca teyzem Hazreti Aişe’nin evine uğrar ve ona selam verirdim. Yine bir gün erkenden ona uğradım. Baktım ki, namaz kılıyor, Cenâb-ı Hakk’ı tesbîh u tazimde bulunuyor; sürekli “Biz dünyada, ailemiz içinde iken sonumuzdan endişe ederdik. Ama şükürler olsun ki Allah bize lutfetti ve bizi, o kavuran ateşten korudu” (Tur, 52/26-27) mealindeki ayetleri okuyor (bazı rivayetlerde ve belki başka zamanlarda farklı ayetleri sürekli okuduğu da nakledilir); bu ayetleri durmadan tekrar ediyor, Rabbine dua dua yalvarıyor, ağlıyor ve adeta gözyaşlarıyla yüzünü yıkıyor. Onu o halde görünce, ben de kalkıp namaza durdum. Fakat o okumasını bir türlü bitirmeyince daha fazla dayanamayıp bir ihtiyacımı görmek için çarşıya gittim. Döndüğümde ne göreyim; Hazreti Aişe yine namazda ve kıyamdaydı; aynı ayetleri tekrar ediyor, ağlıyor ağlıyordu.”</p>
<p>*Günah, Hazreti Aişe validemizin rüyasına bile girmemiştir. Bir kadın olduğunu hissettiği an İnsanların En Şirini’yle yüz yüze gelmiştir. Vahy-i semavî sağanağı altında ömrünü geçirmiştir. Hicreti müteakip Efendimiz’le (aleyhissalatü vesselam) on sene beraber kalmıştır. Sahabe-i kiram arasında en çok hadis rivayet edenlerden olmuş; hususiyle kadınlık âlemine ait, aşağı yukarı beş bin kadar hadis rivayet etmiştir. Din-i İslam adına yaptığı budur, fakat annemiz, bunları hiç kıymetli görmemiş; kulluğunu çok yetersiz bulmuş ve hep haşyetle gözyaşı dökmüştür.</p>
<p>*Hazreti Âişe Validemiz, yine bir gün Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanında hıçkıra hıçkıra ağlar. Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendisine niye ağladığını sorduğunda da “Cehennem’i hatırladım da onun için ağladım! Acaba, kıyamet günü ailenizi hatırlar mısınız?” der. Onun bu sorusuna karşılık, o sevgi ve şefkat insanı Nebiler Serveri (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu cevabı verir: “(Yâ Âişe!) Üç yerde kimse kimseyi hatırlayamaz: 1) Mizan esnasında, tartının ağır mı hafif mi geldiğini öğreninceye kadar. 2) Amel defterlerinin tevzî edildiği zaman, defterin sağdan mı soldan mı yoksa arkadan mı geleceğini göreceği âna kadar. 3) Sırat’ı geçme esnasında ve geçinceye kadar.”</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/acaba-kiyamet-gunu-ailenizi-hatirlar-misiniz-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">“Acaba, kıyamet günü ailenizi hatırlar mısınız?” | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yuva Kurmak Emek İster &#124; MEHMET YILDIZ</title>
		<link>https://hizmetten.com/yuva-kurmak-emek-ister-mehmet-yildiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2022 08:12:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Yuva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26642</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Gidemediğin yer senin değildir.” Halil Rıfat Paşa En uzun yolculuklar bile tek adımla başlar. İnsanoğlunun kaderidir yolculuk. İnsan ruhlar âleminden yola çıkıp, ana rahminde biraz misafir kaldıktan sonra, çocukluktan, gençlikten,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yuva-kurmak-emek-ister-mehmet-yildiz/">Yuva Kurmak Emek İster | MEHMET YILDIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>“Gidemediğin yer senin değildir.” </em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Halil Rıfat Paşa</em></p>
<p>En uzun yolculuklar bile tek adımla başlar. İnsanoğlunun kaderidir yolculuk. İnsan ruhlar âleminden yola çıkıp, ana rahminde biraz misafir kaldıktan sonra, çocukluktan, gençlikten, olgunluktan ve yaşlılıktan ebedi hayata açılan bir çileli ama kıymetli bir yolun yolcusudur.</p>
<p>Bu yolculukta hatıralarla dolu pek çok durak vardır. Onlar insanın hayatını şekillendirir, insanın hayata bakışını değiştirir ve geliştirir.</p>
<p>Geriye dönüp dönüp baktığımız anılardır onlar. Dünyaya teşrif ettiğimiz günün etrafa saldığı heyecan, yürümeye ve konuşmaya başladığımız günler, aylardaki tatlı helecan. Okulla, arkadaşlarımızla, öğretmenimizle ilk buluştuğumuz anlar, doğum günlerimiz, bayramlarımız, mezuniyetlerimiz, nişan ve düğün günleri. Hepsi bizden birer kare geçmiş zaman dilimlerinde ve hepsinde biz varız onların.</p>
<p>Sonra? Sonra neler oldu? Okumak için, iş için, inandığımız değerlerin, yaşamaya çalıştığımız güzelliklerin başka insanlara da ulaşması, başkalarının da o güzelliklerden haberdar olması için ailemizden, doğup büyüdüğümüz yerden ayrıldığımız, özlemle yer yer burnumuzun kemiklerini sızladığı günler. Gurbet kelimesini içimizde yaşadığımız, özlemi, hasreti bir yana bırakıp yapacak çok iş var deyip günlerin nasıl geçtiğini dahi bilmediğimiz günler.</p>
<p>Bu günlerin arkasında başka günler bekliyordu bizleri. Hayata birlikte yürümenin gerektiği günlerdi o günler. Tek başına yaşamanın uçarı yalnızlığının sona erdiği günler olacaktı. İşte bu günler bir yuva kurma günleri idi. Bu insanlığın içinde var olan sevginin, bir arada olmanın ve el ele gönül gönüle vererek yaşamanın adı idi. İki gözle değil dört gözle, iki elle değil dört elle hayata atılmanın heyecan verici süreci idi bu aslında. Gerçekte bu bir inşa idi hayat adına, varlık adına ve insan olmanın onurunu bir yuva atmosferinde yaşatma adına.</p>
<p>Evlilik, duygu ile birlikte akıl ve mantığın, sevgi ile beraber saygı ve sorumluluğun, etik değerlerle birlikte eğitim ve çevrenin, beraberce düşünülüp değerlendirildiği bir atmosferdir. Bu atmosferde aileler yeni filizlerle birlikte ortak hedeflere kilitlenerek, tecrübelerle, dualarla ben yerine ‘biz’in hâkim olduğu, bencilliğin değil yaşatma duygusunun kendisini hissettirdiği, sürekli huzur ikliminin tatlı tatlı estiği, içinde lâhûtiliğin, sanatın estetiğin, bilginin, sevginin, sabrın ve anlayışın mayalandığı, meleklerin de imrendiği bir yuva haline gelmiş şekli olmalıdır.</p>
<p>Yuva kurmak emek ister. Emekler boşa gitmesin diye de yuva korunmak ister. Bu da yetmez o yuvalarda gece gündüz tüten bilgi, ilgi, sabır, anlayış, sevgi, saygı ve sorumluluk ister. Her şeyden önemlisi beşerî zaaflara, hatalara karşı karşılıklı fedakârlık ister.</p>
<p>Anne babalar için evlatlar servettir, hazinedir.</p>
<p>Bu yuvada evlatlar için anne babalar, limandır, rehberdir, bir bakıma öğretmendir, dayanak ve sığınaktır. Herkesin rolü kader tarafından biçilmiştir. Her şey fıtrat cetveli ile çizilmiştir.</p>
<p>Eşler, birbirlerinin kanatlarıdır, sırdaşıdır, gecesidir, gündüzüdür. Hedefe birlikte yürüdükleri ayaklarıdır. Sevgiyle, hayranlıkla birbirine bakan ve bakarken de geleceğe akan gözleridir. Onlar yuvanın vazgeçilmez muallimleridir.</p>
<p>Yuva etik ve ahlaki değerlerin mayalandığı sırlı bir mekandır. Eşler dilerse o mekânı bir cennet bahçesi haline getirebilirler. O yuva kimi zaman bir okul olur, geleceğe pek kıymetli insanlar yetiştirir. Kimi zaman sonsuzluğa açılan bir kapı olur ve insanlığa ahiret yolunda rehberlik edecek nice güzel insanların yetişmesine vesile olur.  Böylece yuva o güzel eşler sayesinde, maddi manevi güzel bir ziyafetgâh ve ziyaretgâh olur.</p>
<p>Sevgi, saygı ve sorumluluk temeline oturtulan bir yuva, samimiyetin, hoşgörünün, paylaşmanın, empatinin, fedakarlığın, mütevaziliğin ve diğer bütün güzel değerlerin yaşandığı bir yerdir artık.</p>
<p>Yer yer yaşanan bu güzellikleri bir de cennet misal bir hayal ile süslemeye ne dersiniz?</p>
<p>Bireysel bir hayat yaşamaktan ziyade başkaları ile ve başkalarını yaşatma duygusuyla kalpler çarpıverse, eşimizi, çocuklarımızı öyle sevsek ki, istekleri karşısında akan sular duruverse, muhabbetler hep sevgi üzerine ve sohbeti canan üzerine kuruluverse ve bu sayede gönüller sükûnete erse ve huzur bulsa.</p>
<p>“Ama elimizde değil çok şey” dediğinizi duyar gibiyim. Evet çok haklısınız. İşte bu yüzden başta sabır dedik, fedakârlık dedik, Allah için yaşama dedik. “Ben” demeden yaşayabilene ne mutlu. Aksini ne siz söyleyin ne ben yazayım.</p>
<p>Yuvayı sağa sola çekmeye gerek yok. Kırılgandır yuva, dayanmaz. Onu sağlam bir zemine oturtmak gerek. Öyle olunca ancak yeni fidanlar emniyet ve sağlık içinde büyürler.</p>
<p>İnsan empatik olmalı. Kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa başkasına, hatta en yakınlarına, eşine, çocuklarına, anne babasına öyle davranmalı.</p>
<p>Değer vermeden, değerli şeyleri veremeyiz. Çocuklarımızın kalpleri, sevgi tohumlarının ekileceği en mümbit topraklardır. Onlar sevgi ile sulanır, sağlam davranışlarla dallanır budaklanır.</p>
<p>Gözler arasında yollar oluşmadan, gönüller arası ulaşım sağlanamaz. Beslemek için, her zaman beslenmek gerek. Yediklerimiz vücudumuzu, okuduklarımız, dinlediklerimiz, seyrettiklerimiz ruhumuzu şekillendirir.</p>
<p>Kulaklar doygun ama, gözler çok aç. Dilerim insanların gönülleri tok olsun.</p>
<p>Samimiyet gönüllerin ilacıdır. Dilerim samimi gönüllerin sıcaklığı bütün gönülleri sarmış olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yuva-kurmak-emek-ister-mehmet-yildiz/">Yuva Kurmak Emek İster | MEHMET YILDIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yuvanızda huzur soluklatacak değerler &#124; Psikolojik Danışman Kerem Şahin</title>
		<link>https://hizmetten.com/yuvanizda-huzur-soluklatacak-degerler-psikolojik-danisman-kerem-sahin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2020 11:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Kerem Şahin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlilik, iki karşıt cinsin bir araya gelmesi değildir sadece. Bizim kültürümüzde evlilik, bir ömür boyu sürecek, hatta öldükten sonra da devam edecek bir birlikteliğin başlangıcıdır. Evliliğin temelinde; sevgi, saygı, sadâkat,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yuvanizda-huzur-soluklatacak-degerler-psikolojik-danisman-kerem-sahin/">Yuvanızda huzur soluklatacak değerler | Psikolojik Danışman Kerem Şahin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evlilik, iki karşıt cinsin bir araya gelmesi değildir sadece. Bizim kültürümüzde evlilik, bir ömür boyu sürecek, hatta öldükten sonra da devam edecek bir birlikteliğin başlangıcıdır.</p>
<p>Evliliğin temelinde; sevgi, saygı, sadâkat, hoşgörü, merhamet, fedakârlık, güven, sorumluluk… gibi çok önemli değerler vardır. Aile içi şiddetin ve boşanma olaylarının ciddi manada arttığı günümüzde, bu değerler üzerine inşa edilen ve bu değerler ekseninde devam ettirilen evlilik, “ideal bir evliliktir”. <strong>Aynı zamanda ideal evlilik; neslin biyolojik, psikolojik ve sosyolojik açıdan sağlıklı bir şekilde devamı, ailenin tatlı bir meyvesi olan çocukların en güzel şekilde yetiştirilmesi ve yine her açıdan mutlu ve huzurlu bir toplumun inşası bakımından da oldukça önemlidir. </strong>Bundan dolayıdır ki; eşler arasında sağlıklı bir iletişimin kurularak mutlu ve huzurlu bir yuvanın tesisi, yukarıda zikredilen değerleri aile hayatının her alanına yaymakla mümkündür.</p>
<p>Bahsi geçen değerlerden yoksun bir evlilik; eşlerin her ikisine, varsa çocuklara ve hatta eşlerin ailelerine de zulümdür. Bu değerlerden mahrum evliliklerde kavga gürültü eksik olmaz, eşler bedensel ve ruhsal açıdan yıpranır ve en önemlisi de olup bitenlere hiçbir anlam veremeyen çocuklar psikolojik(kimi zaman da fiziksel) olarak ciddi manada zarar görürler.</p>
<p>İnsanoğlunun hata yapması kadar doğal bir şey yoktur ve hataları düzeltmek için de hiçbir zaman geç değildir. Şimdi, şu andan itibaren evliliğimizi daha da güzelleştirmek, ailemizi çok daha sıcak bir yuva haline getirmek, eşimizin huzuru ancak bizde bulabileceği bir eş olmak, maddi-manevi her açıdan ideal bir çocuk yetiştirmek ve mutlu bir toplum inşa etmek için yukarıdaki değerlere sahip olmak adına ilk adımı atabiliriz.</p>
<p><strong>Peki bu değerleri hayatımıza nasıl tatbik edebiliriz?</strong></p>
<p>İnsan, iradesiyle hareket eden bir varlıktır. Bahsi geçen değerlerin bazıları iradî(sadâkat, fedakarlık, hoşgörü, sorumluluk, güven), bazıları ise gayriiradîdir(sevgi, saygı). Fakat eşler arasında evlenmeden önce birbirlerine karşı gayriiradî bir sevgi hissedilir ve sonra aralarında duygusal bir bağ oluşur. <strong>Bundan sonra, aradaki bu sevgiyi beslemek, büyütmek, çoğaltmak iradî bir meseledir.</strong></p>
<p><strong>Aile içinde doğru iletişim kurmak, çatışma durumunda kişiliğe değil davranışa odaklanmak, sadece sözle değil davranışla da sevgiyi hissettirmek, doğru sevgi diliyle hitap edebilmek&#8230; sevgiyi beslemek ve çoğaltmak adına çok önemlidir.</strong></p>
<p>Eşlerden sadece birinin bu değerleri beslemeye çalışması ilişkiyi sağlıklı bir şekilde devam ettirmeye yetmeyebilir. Hem erkeğin hem de kadının aynı derecede gayret sarfetmesi lazımdır.</p>
<p><strong>Özellikle, erkekten kadına akacak sevgi ve şefkat, kadından da erkeğe sevgi ve saygının akmasına sebep olur.</strong> (Detay için bakınız: Şualar, 9. Şua)</p>
<p>Evlilikte huzuru soluklatacak önemli bir değer de sadâkattir. <strong><em>&#8220;Hem refika-i hayatını, rahmet-i İlahiyenin mûnis, latif bir hediyesi olduğu cihetiyle sev ve muhabbet et. Fakat çabuk bozulan hüsn-ü suretine muhabbetini bağlama.&#8221;</em></strong> (Sözler, 32. Söz, 3. Mevkıf) Eşler birbirlerini, Allah&#8217;ın bir hediyesi ve emaneti olduğunu bilerek sevmelidirler. Dış güzelliğe aşık olmak, insanı sadakatsizliğe götürebilir. Halbuki insanı insan yapan iç güzelliğidir, sahip olduğu ve yaşadığı değerleridir.</p>
<p>Aynı zamanda bu değerler birbirlerinin lâzımı gibidir. Evlilik bir çarksa, bu değerler de o çarkın dişlileridir. Dişlinin biri yerinde olmazsa ya da kırılırsa çark sağlıklı bir şekilde işlemez. Sürekli olarak sorumluluğunu yerine getirmeyen birine güvenmek zorlaşır. İnsan güvenmediği kişi için fedakarlık yapmak istemeyebilir. Sorumsuz ve güven vermeyen birine hoşgörü göstermek de zor olabilir&#8230;</p>
<p>Hoşgörülü olmaktan, her şeyi sineye çekip pasif konumda beklemeyi kastetmiyoruz. Hoşgörmek, göz yummak değildir. <strong>Bir insan aynı hataları tekrar tekrar yapıyorsa, bilerek veya bilmeyerek karşısındakine zarar veriyorsa burada acilen çözülmesi gereken bir problem vardır.</strong></p>
<p>Ancak her şeyde olduğu gibi burada da dengeyi kurmak gerekiyor. Kişinin, yaptığı ufak bir hatada agresif tepki verilmemeli, önce kulakverilip dinlenmeli, açıklama yapmasına müsaade edilmelidir. Olaya toptancı bir yaklaşımla bakılmamalı ve bir hata dokuz doğruyu götürmemelidir. Hele bir de muhatap eşinizse, daha bir hoşgörülü olmalısınız. Unutmayın, eşinizin bir kötü huyu varsa, dokuz tane de güzel huyu vardır. Pire için yorgan yakılmamalı ve dokuz bire feda edilmemelidir.</p>
<p>Özellikle aile içinde sorumluluğu kolayca yerine getirmenin formülünü de şöyle açıklayabiliriz: &#8220;<strong><em>A&#8217;malin taksimi, mesainin tanzimi ve teavün düsturunun teshili.&#8221;</em></strong> (Risale-i Nur)</p>
<p><strong>Evde hangi işi kim yapacak(a&#8217;malin taksimi), ne zaman yapacak(mesainin tanzimi) belirlenirse ve gerektiğinde eşler birbirine yardımcı olursa(teavün düsturunun teshili) herkes sorumluluğunu bilir ve kolayca yapar.</strong></p>
<p>Olumlu yönde bir değişime açık olun. &#8220;Ben buyum, ben böyleyim!&#8221; demeyin. Alternatif yollar her zaman vardır. Bu değerleri hayatımıza hayat kılmak, yuvamızda her daim huzur soluklamak, ideal bir nesil ve ideal bir toplum meydana getirmek bizim elimizde. Sorumluluğumuz büyük ve hele bir de anne-baba isek daha da büyük. Bu sorumluluğun altından kalkabilmek için okumalı, araştırmalı, uygulamalı ve ihtiyaç duyduğumuz anda da profesyonel yardım almalıyız.</p>
<p><strong>Hizmetten |  Psikolojik Danışman Kerem Şahin</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yuvanizda-huzur-soluklatacak-degerler-psikolojik-danisman-kerem-sahin/">Yuvanızda huzur soluklatacak değerler | Psikolojik Danışman Kerem Şahin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asıl sebebi farklı olabilir mi? &#124; Psikolojik Danışman Kerem Şahin</title>
		<link>https://hizmetten.com/asil-sebebi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2020 10:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Kerem Şahin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14294</guid>

					<description><![CDATA[<p>             ASIL SEBEP FARKLI OLABİLİR Mİ?             Herkesin evlilik hayatında ufak tefek sorunlar yaşanabilir. Bu gayet doğal bir durumdur. Bu sorunlar, evliliğin sadece tuzu biberi&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/asil-sebebi/">Asıl sebebi farklı olabilir mi? | Psikolojik Danışman Kerem Şahin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>         </strong><strong>    ASIL SEBEP FARKLI OLABİLİR Mİ?</strong></p>
<p><strong>            </strong>Herkesin evlilik hayatında ufak tefek sorunlar yaşanabilir. Bu gayet doğal bir durumdur. Bu sorunlar, evliliğin sadece tuzu biberi olarak algılandığı, daha büyük problemlere neden olmadığı ve eşler arasında kolayca halledilebildiği sürece zarar verici değildir.</p>
<p>Ancak öyle zamalar olur ki; ilişkide bir şeyler ters gitmeye başlar. Eşler arasında iletişim problemleri baş gösterir. Aile içinde öfke patlamalarına şahit olunur. Eşlerden biri diğeri için; &#8220;Artık bu adamı/kadını tanıyamıyorum. Sanki o gitti yerine başkası geldi. Eskisi gibi değil. Çok tahammülsüz. Bana, çocuklara en ufak şeyde kızıyor, bağırıyor çağırıyor&#8230;&#8221; veya &#8220;Bu adama/kadına ne oldu bilmiyorum. Artık benimle hiçbir şey konuşmuyor. İyice içne kapandı. Artık beni sevmiyor&#8230;&#8221; diyebilir. Ailede huzur kalmayabilir. Tüm bunların sonunda iletişim ağır bir darbe alır ve kadının veya erkeğin kafasında boşanma düşünceleri belirebilir.</p>
<p>Sizce bu gibi durumlarda evliliğin kötüye gitmesinin sebebini, sadece iletişim problemlerinden kaynaklı bir geçimsizlik olarak tanımlayabilir miyiz? Eşlere sadece nasihat ederek, iletişimle ilgili kitap okumasını tavsiye ederek evliliği kurtarabilir miyiz? Çocuklarına nasıl davranması gerektiğini anlatan kaynaklardan faydalanmasını öğütlemek, tek başına yararlı olur mu? Cevap; olmayabilir. Eşler arasında sorunlar çıkmasının, ailede huzursuzluk yaşanmasının, evliliğin sarsılmaya başlamasının <strong>asıl sebebi farklı olabilir.</strong> Bizim, bu <strong>asıl sebebi bulup onu ortadan kaldırmadıkça </strong>evliliği kurtarmamız mümkün olmayabilir.</p>
<p>Hatırlarsanız, daha önceki bir yazıda <em>&#8221; Hizmet Hareketi gönüllüleri olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Yaşanan ve yaşanmakta olan bunca travmaların(mağduriyet, mahkumiyet, göç, ölüm&#8230;) hepimizde farklı farklı maddi, manevi ve psikolojik etkileri oldu. Bu travmalar, biz fark etsek de fark etmesek de çoğumuzda kalıcı hasarlar bıraktı. Bu hasarları onarmak epey bir gayret ve zaman alacak.&#8221;</em> diye birkaç cümle kurmuştuk. Bu cümleler rastgele yazılmamıştı. Aksine üzerinde düşünülerek, bilerek ve bir şeylere işaret etmek için yazılmıştı.</p>
<p>Bu cümlelerde geçen bir kelime var: &#8220;travma&#8221;. Bu basit bir kelime değil. Yaşanıldığında, insanın hayatını, olumsuz yönde bir anda değiştirebilecek, ilişkilerini darmadağın edebilecek, psikolojik ve hatta fiziksel rahatsızlıklara sebep olabilecek bir durumdur. Travma; &#8220;günlük rutini bozan, ani ve beklenmedik bir şekilde gelişen, dehşet, kaygı ve panik meydana getiren, kişinin anlamlandırma süreçlerini bozan olaylar olarak tanımlanabilmektedir&#8221;.[1] Bu durumda, bir trafik kazasını, sözlü veya fiziksel tacize maruz kalmayı, doğal afet yaşamayı, kendimizin ya da bir yakınımızın kötü bir hastalığa yakalanmasını, bir yakınımızın vefat etmesini, işimizi kaybetmeyi, hürriyetimizin elimizden alınmasını, şiddet veya işkence görmeyi, zorunlu göçe maruz kalmayı, tüm mal varlığımızı kaybetmeyi travmatik yaşantılara örnek verebiliriz.</p>
<p>&#8220;Kişi gerçek bir tehditle karşılaştığını algılamış, fiziksel zarara maruz kalmış veya buna tanık olmuş, bu esnada da aşırı derecede korku, çaresizlik ve dehşet hissetmişse, durum kişi için travmatik bir yaşantı olarak tanımlanabilmektedir.</p>
<p>Diğer bir deyişle bir olayda;</p>
<ul>
<li>Yaşama karşı tehdit algılama</li>
<li>Vücudun bütünlüğüne karşı tehdit algılama</li>
<li>Sevdiklerimize karşı tehdit algılama</li>
<li>İnanç sistemlerimize karşı tehdit algılama söz konusu ise bu olay kişi için travmatik bir yaşantıdır.&#8221; [2]</li>
</ul>
<p>Aynı travmatik olayı yaşayan herkes aynı tepkileri vermeyebilir. Yani yaşanılan her olay herkeste  travma etkisi meydana getirmeyebilir. Bir olayın, kişi için travma olup olmadığına kişinin kendisi karar vermelidir.</p>
<p>Evliliğin kötüye gitmesiyle travmanın ne alakası var diyebilirsiniz. 15 Temmuz 2016 ve sonrasında yaşanılan ve şu anda da yaşanmakta olan bazı olaylar fazlasıyla travmatik olaylardır. Bu hadislere maruz kalanların hayatında çok şey değişti ve değişiyor. Maalesef bir çoğumuzda da, bu hadiseler travmatik bir etki meydana getirdi. Şu anda kimimiz <strong>&#8220;Travma Sonrası Stres Bozukluğu&#8221;</strong>, kimimiz <strong>&#8220;Depresyon&#8221;</strong>, kimimiz <strong>&#8220;Kaygı Bozukluğu&#8221;</strong>, kimimiz <strong>&#8220;Aşırı Tepkisellik&#8221;</strong> ve daha farklı bir takım psikolojik sorunlar yaşıyoruz. Bu sorunların ortak sonucu olarak da; <em>panik ataklar, öfke nöbetleri, aşırı gerginlik, aşırı tedirginlik, hayatı durduran derecede endişe duymak, aşırı çaresizlik hissi, düşünce veya davranışlardaki takıntılar. umudun, kendilik değerinin, motivasyon ya da hayatın anlamının tamamen yitirilmesi </em>gibi belirtilerden bazılarını yaşıyoruz.[3] Bu sorunları yaşayan evli bireylerin evlilik hayatı da haliyle kötüye gidebiliyor. İşte bu <strong>&#8220;asıl sebepleri&#8221;</strong> bulup tedavi etmeye çalışmanın evliliği kurtarmak için çok önemli olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Bu asıl sebepleri keşfedip tedavi ettirmek için bir ruh sağlığı uzmanıyla(psikiyatrist, psikolog, psikolojik danışman) görüşmekte fayda var. Sadece evli bireyler değil; travmaya maruz kalmış ve psikolojik sorun yaşayan çocuklar, ergenler ve bekar bireyler de psikolojik destek almalı. Şu anda online psikoterapi hizmetleri de mevcut. Biraz araştırınca gönüllü olarak psikolojik destek veren uzmanlara da ulaşmak mümkün. Fiziki bir rahatsızlığımızda doktora gitmeyi ihmal etmeyen bizler; kendimize, ailemize, evliliğimize ve neslimize çok büyük olumsuz etkisi olan psikolojik sorunlarımızda da bir uzmana başvurmayı ihmal etmemeliyiz. Unutmayın; bunlar bir uzman yardımıyla çözülebilecek sorunlardır.</p>
<p>Hepimize sağlıklı, mutlu, huzurlu bir hayat diliyorum&#8230;</p>
<p><strong>KAYNAKLAR:</strong></p>
<p><strong> </strong>[1] https://www.dbe.com.tr/Cocukvegenc/tr/psikolojik-travma-ve-emdr/travma-nedir/</p>
<p>[2] https://www.dbe.com.tr/Cocukvegenc/tr/psikolojik-travma-ve-emdr/travma-nedir/</p>
<p>[3] https://www.dbe.com.tr/Cocukvegenc/tr/psikolojik-travma-ve-emdr/travma-sonrasi-stres-bozuklugu-tssb-nedir/</p>
<p><strong> Hizmetten | Psikolojik Danışman Kerem Şahin</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/asil-sebebi/">Asıl sebebi farklı olabilir mi? | Psikolojik Danışman Kerem Şahin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile içi ilişkilerde mükemmeliyetçilik sorunu &#124; Kerem Şahin</title>
		<link>https://hizmetten.com/13947-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 10:00:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Kerem Şahin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13947</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Hatasız dost arayan dosttan da olur.&#8221; (Mevlana) &#160; &#8220;Sen benden her şeyi düzgün yapmamı istiyorsun Baba. Çocuğum ben daha, küçük bir çocuk!&#8221; (6 yaşında bir kız) &#8220;Her yaptığıma bir bahane&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/13947-2/">Aile içi ilişkilerde mükemmeliyetçilik sorunu | Kerem Şahin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4 style="text-align: right;"><em>&#8220;Hatasız dost arayan dosttan da olur.&#8221;<br />
</em><em>(</em><em>Mevlana)</em></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Sen benden her şeyi düzgün yapmamı istiyorsun Baba. Çocuğum ben daha, küçük bir çocuk!&#8221; (6 yaşında bir kız)</p>
<p>&#8220;Her yaptığıma bir bahane buluyorsun. Hep daha iyisini istiyorsun. Bir kere de takdir etsen, teşekkür etsen!&#8221;</p>
<p>&#8220;Hayır, hiç iyi bir seviyede değilim. Bu bana kesinlikle yakışmadı. Bu iş çok daha iyi olmalı&#8230;&#8221;</p>
<p>Bu cümleler bir şekilde tanıdık geliyordur hepimize. Bazen bunlara benzer cümleler kurmuşuzdur ya da bu tarz cümlelere muhatap olmuşuzdur. Kişiye bu cümleleri sık sık kurduran şey, söyleyenin ya da muhatabın, hayatının her alanında &#8220;mükemmel olma&#8221; isteğidir.</p>
<p>Mükemmeliyetçiliği; kişinin hayatının her alanında kusursuz, en iyi ya da mükemmel olma arzusu, buna bağlı olarak kendisinden ve etrafındakilerden hep en iyi olanı talep ederek &#8220;beklentiye&#8221; girmesi ve hedefine ulaşamadığında kendini ya da beklentiye girdiği kişileri eleştirmesi olarak tanımlayabiliriz.</p>
<p>Mükemmeliyetçilik de, çoğu şeyde olduğu gibi, &#8220;azı karar, çoğu zarar&#8221; cinsinden bir özelliktir. Mükemmel olma, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmaksa sorun değildir. Çünkü elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan bir insan hayatından lezzet alır. Planlı, programlı ve düzenli yaşar.</p>
<p>Fakat her şeyin en iyisini yapma çabasında olan kişi ise, hiç bir şekilde yaptığından tatmin olmaz, bir şeylerin hep eksik olduğunu düşünür ve kendini ya da beklentiye girdiği insanları bazen acımasızca eleştirir. Hatta daha da ileriye giderek, özellikle aile içindeki diğer bireylere karşı &#8220;öfke patlamaları&#8221; yaşayabilir. Onlardan çok yüksek bir beklenti içinde olduğundan, bu beklentilerinin tam olarak karşılandığına inanmadığından ve niçin daha iyisini yapmadıklarından dolayı onlara kızabilir, sözel ve hatta daha da ileriye giderek fiziksel tepkiler verebilir.</p>
<p>Haliyle, bu tarz bir özelliğe sahip bir bireyin olduğu bir evde huzur olmayabilir. Aile içi çatışmalar yaşanabilir. Özellikle ebeveyninden biri mükemmeliyetçi olan çocuklar ile ebeveyn arasında sorunlar ortaya çıkar. Hele bir de çocuk ergen ise, sorunlar daha da derinleşerek artabilir. Bunun yanında, mükemmeliyetçi bir ebeveyne sahip bir çocuk da, ileride aynı şekilde mükemmeliyetçi bir kişilik geliştirebilir.</p>
<p>Eşlerden biri mükemmeliyetçi ise, eşler arası problemler de yaşanabilir. Eşi tarafından sürekli eleştirilen bir kadının ya da erkeğin mutlu olması beklenemez. Eşinin, kendi istediği şekilde olmasını bekleyen, her alanda kendi kriterlerini karşılayamadığı için eşini eleştiren hatta ona öfkelenen ve tepki veren bir kişi ile hayatı paylaşmak çok zor olabilir.</p>
<p>Mükemmeliyetçi kişiler başarısız olmaktan, hata yapmaktan, başkaları tarafından onaylanmamaktan korkarlar. Hayatlarında gri yoktur; her şey ya siyahtır ya da beyaz. Esnek davranamazlar.</p>
<p><strong>            Mükemmeliyetçilikle Baş Etmek İçin Ne Yapılabilir?</strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle cesur davranıp, mükemmeliyetçi bir kişi olduğunuzu kabul etmelisiniz. Bu zor olabilir ama nasıl ki; hasta birisi hasta olduğunu kabul etmeden tedavi olmak istemezse, siz de mükemmeliyetçi olduğunuzu kabul etmeden, bununla başa çıkmak istemezsiniz. Çünkü siz, size göre olması gerekeni yapıyorsunuzdur.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Mükemmeliyetçi olmanın size avantajlarını ve dezavantajlarını düşünün ve hatta yazın. Bu şekilde davranmak size ne kazandırıyor ve ne kaybettiriyor. Kaybettiklerinizin kazandıklarınızdan daha çok olduğunu göreceksiniz. Hayatı kendinize, evliyseniz eşinize, varsa çocuklarınıza ne kadar zorlaştırdığınızı ve ilişkilerinizin sağlıklı olmadığını fark edeceksiniz.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Kendinizi iyi tanımaya çalışın. Neleri yapabilirsiniz, nelere gücünüz yeter, eksik yönleriniz nelerdir&#8230;? Bu soruları özellikle kendisinden beklenti içinde olduğunuz ailenin diğer bireyleri için de sorun. Bunları bilirseniz, kendinizle, çocuklarınızla ve eşinizle ilgili her alanda gerçekçi beklentiler içinde olursunuz. Mükemmel hedeflerinize ulaşamadığınızda kaygılanmaz, hayal kırıklığı yaşamazsınız. Tam aksine kendinizin ya da diğerlerinin elinden geleni yapmaya gayret ettiğini görür, sonucu kabullenir ve rahatlarsınız.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>&#8220;Olacaksa en iyisi olmalı, yoksa olmamalı&#8221; tarzındaki düşüncelerinizden vazgeçin. Olanların iyi taraflarını, olumlu yönlerini görmeye çalışın. Bunları gördüğünüzde kendinize, &#8220;Bu sonuçlar gerçekten de kötü mü? Benim yerime bir başkası olsa bunu nasıl değerlendirirdi?&#8221; diye sorun.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Herkesin olduğu gibi, sizin de hata yapma hakkınızın olduğunu unutmayın. Kendinizi bu haktan mahrum ederek, kendinize haksızlık etmeyin. Aynı şekilde beklenti içinde olduğunuz diğer aile üyelerin de hata yapabileceklerini kabul edin. &#8220;Nasıl olur da ben hata yaparım?/ Nasıl olur da sen böyle bir hata yaparsın?&#8221; demek yerine, kendisinden ders çıkarılabilecek bir hatanın kötü bir şey olmadığını, tam aksine öğrenme sürecimize katkı sağladığını unutmayın.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Tüm bunları rağmen hala mükemmeliyetçiliğinizle baş edemiyorsanız bir uzmandan profesyonel destek almaktan kaçınmayın.</li>
</ul>
<p><em>Yararlanılan Kaynak: https://burem.boun.edu.tr/node/55</em></p>
<p><strong>     Hizmetten | Psikolojik Danışman Kerem Şahin</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/13947-2/">Aile içi ilişkilerde mükemmeliyetçilik sorunu | Kerem Şahin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
