<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Adem Dumlu arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/adem-dumlu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/adem-dumlu/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:26:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Adem Dumlu arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/adem-dumlu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ne çok ağladık! &#124; Adem Dumlu</title>
		<link>https://hizmetten.com/8921-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2020 09:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Adem Dumlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ne çok ağladık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=8921</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ne çok ezildik&#8230; Ne çok üzüldük&#8230; Ne çok tükendik&#8230; Ne çok ümitlendik… Bu dizeleri söylemişti bir gün bir dost. Ne kadar da haklıydı. İnsan dediğin varlık ne kadar da zalimdi&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/8921-2/">Ne çok ağladık! | Adem Dumlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Ne çok ezildik&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne çok üzüldük&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne çok tükendik&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne çok ümitlendik…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dizeleri söylemişti bir gün bir dost. Ne kadar da haklıydı. İnsan dediğin varlık ne kadar da zalimdi kendi hemcinsine. Zaman geçtikçe olgunlaşması gereken insanlık nedense hep kötülükte geliştirmişti kendisini. Ve insanlık hep çocukken saf ve temizdi, büyüdükçe zalimleşeceğini bilmeden. Çocuklar hep aynı şekilde ağladı bu topraklarda nedense. Ezilerek, üzülerek, tükenerek ve ümitlenerek…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hangi ırktan, hangi dilden, hangi milletten olduğunu bile bilmeyen çocuklar hep ağlatıldılar hem de bilmedikleri bu sebeplerden dolayı. Ve ne enteresandı ki, aynı çocuklar büyüdüklerinde de ağladılar hayatları boyunca, tek farkları bu sefer sebeplerin farkına varmalarıydı…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukluğumuzda biz de  bu sebebini bilmediğimiz şeylerden dolayı çok ağlatıldık. Sırf farklı dil konuştuğumuz için sebebini bilmeden ağlatıldık. Aynı ağlamalarımız, yine aynı sebep olan aynı dil ile susturdu bizi.  Anne kucağında dinlediğimiz ninni ile gözyaşı dökmeden ağlamanın nasıl olduğunu öğrendik zamanla. Ve büyüdükçe anladık bu sebeplerin ne kadar saçma olduğunu…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ve yine ağladık bilmediğimiz bir dinin müntesibi olduğumuz için. Din denen olgunun ne olduğunu bile bilmeden, yine aynı dinin taraftarları tarafından ağlatıldık. Sürgünlere gönderildik o küçük ve savunmasız halimizle. Sorduk kendimize; “Neden!” diye…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine bir gün ailemizin düşünceleri ve hareketleri ağlamamıza sebep oldu. Babası falancı, annesi filancı diyerek ağlattılar bu sefer bizi. Bizim çocuksu olduğumuzu bile bilmeden&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Renkler için ağlatıldı çocuklar. Hangi beyazın gözyaşı siyahınkinden farklıydı acaba. Hangi insan rengini belirliyordu doğmadan, bilmeden ve görmeden. Nasıl oluyordu da siyah, beyazın bu karartısını örtemiyordu diye sorduk kendi kendimize&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaman geçti insanlık gelişti dünya değişti ama çocukların ağlamaları hiç değişmedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir zamanlar dili farklı olduğu için, dini farklı olduğu için, rengi farklı olduğu için ağlatılan çocuklar bugün yirmi birinci yüzyılda annesiz veya babasız ağlıyorlar artık. Kimisi cezaevinde annesinin kucağında, kimisi dışarıda anne kucağında olmadan ağlıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ve yine aynı çocuklar bir gün bu ağlamaları bitirecekler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki ya sen, </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sen hangi dilde ağlıyorsun…</span></p>
<p><strong>Adem Dumlu</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/8921-2/">Ne çok ağladık! | Adem Dumlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asla unutma unutturma&#8230; &#124; Adem Dumlu&#8217;nun kaleminden Tenkil izlenimleri</title>
		<link>https://hizmetten.com/asla-unutma-unutturma-adem-dumlunun-kaleminden-tenkil-izlenimleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Dec 2019 19:00:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adem Dumlu]]></category>
		<category><![CDATA[Tenkil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=6256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya’nın Kassel şehrinde 13-15 Aralık tarihlerinde Tenkil Müzesi projesini hayata geçirmek için yaklaşık 5 aydır hummalı bir çalışma vardı</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/asla-unutma-unutturma-adem-dumlunun-kaleminden-tenkil-izlenimleri/">Asla unutma unutturma&#8230; | Adem Dumlu&#8217;nun kaleminden Tenkil izlenimleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><strong>Belki affedebilirsin ama asla unutma unutturma&#8230;</strong></h4>
<p>Tenkil Müzesi Hizmet Hareketine yapılan zulmün ete kemiğe bürünmüş bir hali diyebiliriz. Tenkil kelimesi anlam olarak; uzaklaştırmak,kökünü kazımak, tamamen ortadan kaldırmak için her türlü baskıyı uygulamak anlamına gelmekte olan bir kelime. Tenkil Müzesi projesinde aldığımız en fazla eleştirilerden biriside neden Tenkil kelimesinin kullanıldığıydı. Neden bütün dünyanın anlayabileceği bir İngilizce kelime değilde, insanlara anlatmakta zorlanacağımız bir kelime kullanıldı?</p>
<p>Bunun cevabı aslında çok basit; Holokost kelimesi nasıl Yahudi soykırımıyla özdeşleşmiş bir kelime ise, bizde hizmete yapılan bu soykırımın kavramsallaştırılmasını istiyoruz. Şuan yaşanılan süreç Yahudi Soykırımıyla kıyaslanabilecek bir durumda değil tabiki; ama emin olun şuan Türkiye’de ki mevcut iktidara bu imkanı verseniz soykırımdan daha beterini yapacağına adım gibi eminim.</p>
<p>Almanya’nın Kassel şehrinde 13-15 Aralık tarihlerinde Tenkil Müzesi projesini hayata geçirmek için yaklaşık 5 aydır hummalı bir çalışma vardı. Elhamdülillah müzemizi en güzel şekilde yaptık ve bitirdik. Hem projenin arka planında yaşananlar hemde bundan sonrasında yapılacak olan yerler adına da yardımcı olacağı kanaati ile böyle bir yazı yazmayı düşündüm.</p>
<p>Müzeyi Kassel şehrinde yapmadan önce kendimize yerel bir partner arayışına girdik. Amacımız kendi kendimize bir iş yapmak değildi. Yerel insanlara ulaşabilmek, onlara yaşanılan mağduriyetleri anlatabilmek adına mutlaka yerelden insanlarla birlikte bu projenin yapılması gerektiğine inanıyorduk. Ve yaklaşık 2 yıldır tanıdığımız, İnsan Hakları üzerine tanınan bir bilim adamı ve aynı zamanda aktivist olan Dr. Theodor Rahtgeber ile görüştük. Kendisi seve seve bu projeye danışmanlık ve hamilik yapabileceğini söyleyince gerçekten çok mutlu olduk. Bu proje için ayda en az iki kez buluşup onun fikirlerini ve değerlendirmelerini alıyorduk. Bu arada büyün hikayeler ve yazılar Almancaya çevrildi. Çeviri noktasında yardımcı olan işin yükünü çeken bütün herkese buradan tekrar bir teşekkürü borç biliyorum. Yaklaşık 120 sayfaya yakın çeviri yapıldı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6019" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7836-700x467.jpg" alt="" width="700" height="467" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7836-700x467.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7836-1200x800.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7836-768x512.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7836-1536x1024.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7836-2048x1365.jpg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Müzenin yapılacağı salonla alakalı arayışa girdiğimizde karşımıza iki ihtimal çıktı. Birincisi normal bir belediye salonunda programı yapmak ya da Kassel&#8217;de bu tür sanatsal ve kültürel sergilerin yapıldığı bir salonu tercih etmekti. Zaman olarak vaktin az olması ve içerik olarak kısmende politik konu olması salon bulmakta bizi zorladı. Kassel&#8217;in en önemli sergi salonu olan Südflügel salonunu tutmak istedik fakat ısrarcı isteklerimize rağmen maalesef bize olumlu cevap ilk etapta verilmedi. Tam bu vakitte Dr. Rathgeber bizzat araya girerek bize salonu tutmamızda yardımcı oldu. Bu olayla birlikte yerel bir partner ile program yapmanın önemine bir kere daha şahit olduk. Program salonu da belli olduktan sonra bir çok milletvekili, yerel veya ulusal gazeteci ve yerel derneklere davetiyeler gönderildi. Bu davetiyelere çok güzel geri dönüşümler oldu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6129" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/gökhan-açıkollu-700x466.jpeg" alt="" width="700" height="466" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/gökhan-açıkollu-700x466.jpeg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/gökhan-açıkollu-1200x800.jpeg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/gökhan-açıkollu-768x512.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/gökhan-açıkollu-1536x1023.jpeg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/gökhan-açıkollu.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Programın açılış gününde salonda bir hayli yerel katılımcı vardı. Açılışta konuşma yapan; Yunanistan’da vefat eden Esma Uludağ’ın eşi Mehmet Ali Uludağ, Meriç&#8217;te ailesi şehit olan Murat Akçabay ve gazeteci Yüksel Durgut beye buradan tekrar teşekkür ediyorum. Program gerçekten çok hüzünlü ve insanların bam teline dokunan şekilde oldu. Yaşanılanları duymak o anları tekrar yaşamak her ne kadar zor olsa da insanların mağduriyetleri birinci ağızdan duymaları gerçekten zulmün anlaşılması  ve anlatılması açısından çok önemliydi. Konuşmasını yarıda bitirmek zorunda kalan Mehmet Ali Uludağ’ın yerine geçtiğinde kızının babasına sarılarak döktüğü yaşlar bütün salondakileri göz yaşlarına boğdu. Program sonunda konuştuğum bir yerli Alman dostum bana şu cümleyi kurdu; “O küçük kız çocuğunun döktüğü gözyaşlarına mı yoksa yanında sarılacak bir evladı dahi kalmayan diğer babanın bakışlarına mı ağlayayım, bilemedim.”  Evet bir tarafta kızına sarılarak ağlayan Mehmet Ali Uludağ diğer tarafta sarılacak bir evladı dahi kalmayan Murat Akçabay. O gece o salonda olan herkesin hayatta görecekleri en acıklı sahne ve gözyaşlarının sel olup akması.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6025" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7788-700x467.jpg" alt="" width="700" height="467" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7788-700x467.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7788-1200x800.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7788-768x512.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7788-1536x1024.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_7788-2048x1365.jpg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Açılış programının son konuşmacısı Dr. Teheodor Rathgeberdi. Konuşmasında; “Türkiye’de yaşanılan insan hakları ihlalleri ve diktatörlüğün en çarpıcı en acı bir örneğidir Tenkil Müzesi.” sözlerine yer verdi. Ve zulmün bu şekilde devam edemeyeceğini bir gün bu günlerinde geçeceğini bize bu sefer bir Alman dostumuz söylüyordu. Program sonunda vermiş oldukları röportajlarda hepsinin düşüncesinin aynı olduğunu görmek bize güç ve kuvvet verdi.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_32193"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/DtMOz0CmDH8?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Müzede sergilenen eşyalar arasında Gökhan Açıkkollu’nun işkencede kırılan gözlüğünden, 3 yıldır hapishanede kalan ve beton zeminde emeklemekten küçük pantolonları yırtılan Asım bebeğin eşyalarına kadar, bir hayli farklı hikayesi olan eşya vardı. 3 gün boyunca Kassel şehrinde bu müzeyi yüzlerce insan ziyaret ederek yaşanılan mağduriyetin boyutlarına somut bir şekilde şahit oldular.</p>
<p>Ümidimiz; yaşanılan bu kadar mağduriyetin çabucak bitmesi ve daha başka hikayelerin bu müzeye eklenmemesi&#8230;</p>
<p>Niyetimiz; belki affedebilirsiniz ama asla unutmayın unutturmayın&#8230;</p>
<p><strong>Adem Dumlu | Hizmetten</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/asla-unutma-unutturma-adem-dumlunun-kaleminden-tenkil-izlenimleri/">Asla unutma unutturma&#8230; | Adem Dumlu&#8217;nun kaleminden Tenkil izlenimleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Âhir zaman yiğitlerinden bir yiğit: Birol Dikyurt</title>
		<link>https://hizmetten.com/ahirzaman-yigitlerinden-bir-yigit-birol-dikyurt/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Sep 2019 06:00:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Adem Dumlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Yiğit Vardı]]></category>
		<category><![CDATA[Birol Dikyurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4318</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Hicret’e gidenler geri dönmemek için gittiler. Biz de buraya geri dönmemek için geldik. Ölürsem beni buraya gömün. Dirimi istemeyenlere ölümü vermeyin.” demişti bir kahvaltı sofrasında.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ahirzaman-yigitlerinden-bir-yigit-birol-dikyurt/">Âhir zaman yiğitlerinden bir yiğit: Birol Dikyurt</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4 class="wp-block-heading"><em>“Hicret’e gidenler geri dönmemek için gittiler. Biz de buraya geri dönmemek için geldik. Ölürsem beni buraya gömün. Dirimi istemeyenlere ölümü de vermeyin.” demişti bir kahvaltı sofrasında.</em></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Tam iki yıl oldu bugün,
bir yiğit daha göçeli şu üç günlük dünyadan. </p>



<p class="wp-block-paragraph">O yiğidin adı Birol Dikyurt’tu. İki sene önce hasta yatağında “Hizmet Hizmet” diyerek ruhunun ufkuna yürümüştü. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Dokuz aylık bir birlikteliğimiz olmuştu ama sanki yıllardır tanıyordum onu. Derin izler bırakmıştı bende. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Hizmet insanı nasıl olmalı diye sorulsa, sorunun karşılığı muhakkak ki Birol Dikyurt olurdu. İşte böyle bir yiğit geldi geçti hayatımdan. </p>



<p class="wp-block-paragraph">8 Eylül 2017 tarihinde bir hastane odasında kansere yenik düşmüş olsa da geride adını tarihe belki altın harflerle geçecek bir hizmet insanı olarak yazdırdı. Bu satırları da bir vefa olsun diye yazmak geçti içimden.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_31871"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/_ZK0_GNCGBc?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
</div><figcaption> Gurbette Hakka Yürüyen Bir Yiğit: Birol Dikyurt </figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de yaşanan o sıkıntılı süreçten ilk etkilenenlerin başında geliyordu. Birol abi. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakir bir ailede
yetişmişti.Bir yandan yıllarca esnaflık yapmış, bir yandan da talebe okutmuş
yüce yaratıcının rızasını kazanmak için hep hizmet etmişti. Sahabenin yolunda
gitmenin bir bedeli olacaktı elbette.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün mal varlığına daha darbeden önce el konulmuştu. Kendisine teklif edilen milletvekilliği makamını bile hizmetine engel olmaması için elinin tersiyle itmişti. Bu yiğit adam, bir gece canından çok sevdiği ülkesinden çıkmak zorunda kalmıştı. Zaten kader hep böyle tekrarlamıyor mu sanki yaşananları.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="774" height="1032" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/09/98957235.jpg" alt="" class="wp-image-4330" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/09/98957235.jpg 774w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/09/98957235-525x700.jpg 525w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/09/98957235-768x1024.jpg 768w" sizes="(max-width: 774px) 100vw, 774px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">İlk durak olarak
Afrika’nın incilerinden Ruanda’ya hicret eden Birol abi çok geçmeden orda çok
güzel dostluklar edinir. Hatta o kadar güzel bir temsil örneği sergiler ki, kısa
süre de yetkili makamlar tarafından en başarılı yabancı işadamı olarak seçilir
ve hediyesini alır. Bir gün beraber otururken bana; “Orada inci gibi değerli
kardeşlerimiz vardı. Hepsini bırakıp gelmek zorunda kaldım buraya” demişti. Bu
aslında öylesine söylenen bir cümle değildi.O kadar samimiyet, o kadar
içtenlikle söylemişti ki hayretimi gizleyememiştim.Hastalığını öğrenmesiyle
tedavi imkanı olmadığı için Ruanda’dan Almanya’ya gelmişti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya’ya geldiği ilk
günden, ebedi istirahat edeceği kabrine indirildiği ana kadar hep beraber
olmamız bana yeryüzünde belki de verilen en büyük nimetlerden biriydi. </p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk tetkikler ve teşhisler yapılmıştı hastanede…Doktorlar türünün en kötü huylu tümörüne yakalandığını söylemişti yüzüne…Onun ise ilk söylediği cümlenin “Elhamdulillah” olduğunu hiç unutamıyorum ve unutacağımı da sanmıyorum. İnsan biraz olsa dahi üzülmez mi be abi biraz olsun ; “Ne yapacaz” demez mi? Demedi; ne o gün ne de daha sonra…&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_92150"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/4PfFCTDdNZg?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı odada beraber
kaldıkları 80 yaşında Rabenau isminde bir Alman arkadaş edinmişti hemen. Sanki yıllardır
varolan bir dostlukları var gibiydi. Halbuki tanışalı daha bir hafta olmamıştı.
O kadar samimi olmuşlardı ki Rabenau amca taburcu olduktan sonra bile devamlı
ziyaretine geliyordu. Birgün Rabenau amcaya nasıl anlaşıyorsunuz diye
sorduğumda bana; “Birol ile aramızda bir gönül dili var.” demişti. Demek ki o
gönüle ben sahip değildim be Birol abi. O gönül değil miydi sana o tevekkülü, o
ihlası veren. O gönül değilmiydi sana; “Ya rabbi şu millete iman nasip et.”
diye geceler boyu dua dua yalvartan.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ameliyat kararı
çıkmıştı.Doktorlar kendisine masadan kalkma ihtimalinin çok az olduğunu kalksa
bile eskisi gibi yürüyemeyeceğini söylediklerinde yüzüme bakmış; “Kader be Adem
hoca vuslat bu şekilde ise biz razıyız.” dediğinde kalkıp odadan çıkmak, avazım
çıktığım kadar bağırmak geldi içimden. Bu nasıl bir tevekküldü, bu nasıl bir
samimiyetti, bu nasıl bir bağlılıktı, inanın anlamak mümkün değil. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ameliyat saati gelip
çatmıştı. Birol abi iki rekat namazını kıldı ve uğruna hayatını feda
edebileceği İlahi Kelamı okuyarak gitti ameliyata. Yaklaşık 7 saat süren
ameliyat ve 4 günlük yoğun bakımın ardından karşılaştık kendisiyle…Hâla
dudaklarından aynı İlahi Kelam dökülüyordu.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ameliyattan sonra bütün doktorları bile şaşırtan bir hale geldi. 4 gün sonra ayaklandı ve yürümeye başladı Birol abi. “Hizmet beklemez Adem hoca. Hadi Rabenauya ziyarete gidelim.” dediğinde nasılda gülüyordu gözlerinin içi anlatamam. Bir ay sonra hastaneden taburcu oldu ve evimizi şereflendirdi. Geceler boyunca teheccütte döktüğün gözyaşlarını unutamıyorum hiç. Sana bu zulmü reva görenlere bile dua edişini kim, nasıl, ne ile izah edebilir. Kim hangi sönük cümlelerle ifade edebilir.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="675" height="1200" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/09/15092698-675x1200.jpg" alt="" class="wp-image-4329" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/09/15092698-675x1200.jpg 675w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/09/15092698-394x700.jpg 394w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/09/15092698.jpg 720w" sizes="(max-width: 675px) 100vw, 675px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Çok geçmeden nükseden
tümör ile bir gece tekrar hastaneye kaldırmıştık. Bu sefer hastane odasında
kendisi de biliyordu vuslata az kaldığını. Ziyaretine gelenlere her cümlesinde
aynı şeyi tekrarlıyordu. “Abilerimiz hizmetten dur olmasınlar.” Kendine
ziyarete gelinmesini bile hizmete engel olarak gören bir kahramandın sen Birol
abi. O kadar beklentisiz ve bir o kadarda adanmıştın sen. Ve dokuz ayın sonunda
dudaklarında dua dua yalvarırken teslim etti ruhunu Rahman’a. Bir abide
şahsiyet gibi yürümüştü ruhunun ufkuna.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hicret’e gidenler geri dönmemek için gittiler. Biz de buraya geri dönmemek için geldik. Ölürsem beni buraya gömün. Dirimi istemeyenlere ölümü de vermeyin.” demişti bir kahvaltı sofrasında. Ve öyle de oldu Almanya’ya bir Hicret kahramanı olarak defnedildi. Camide cenazesini yıkamaya bile izin vermeyen bir zihniyet vardı karşımızda. Cenaze namazını bile kıldıramayız dediler o talihsizler. Rabenau amcanın referansıyla bir kilisede kılındı Cenaze Namazı ve kilisenin müslüman mezarlığına defnedildi. Kader bu şerefi bile nasip etmemişti o talihsizlere. Elbet bir gün hesabının verileceğini bilerek sabrediyoruz bunlara.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayatının sonunda bile “Bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra&#8230;” diyen asrın sahibinin sözüne sadık kalarak gömüldü Birol abi. Ve geride sahabe misali yaşanılan bir hayat bıraktı. Ruhun şad olsun güzel insan&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yazar: Adem Dumlu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ahirzaman-yigitlerinden-bir-yigit-birol-dikyurt/">Âhir zaman yiğitlerinden bir yiğit: Birol Dikyurt</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Hüseyin’in emanetine sahip çıkan kutlular</title>
		<link>https://hizmetten.com/imam-huseyinin-emanetine-sahip-cikan-kutlular/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Aug 2019 06:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Adem Dumlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4197</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanın hayatında unutamadığı, unutmak istemediği zamanlar ve mekanlar vardır. Kimi hatıra der unutmak istemez, kimi özlem, kimi de hicran… Muharrem ayı aslında sadece İslam toplumu için değil bütün insanlık adına,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/imam-huseyinin-emanetine-sahip-cikan-kutlular/">İmam Hüseyin’in emanetine sahip çıkan kutlular</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İnsanın hayatında
unutamadığı, unutmak istemediği zamanlar ve mekanlar vardır. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimi hatıra der unutmak
istemez, kimi özlem, kimi de hicran…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muharrem ayı aslında sadece İslam toplumu için değil bütün insanlık adına, içinde önemli olayları barındırır. Zamanların ve mekanların öneminin dille getirildiği bir dönem bu dönem. İnsanlık tarihini, Muharrem ayı özelinde bir bakışla bakılıp okunması gerektiğine inananlardanım. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Hz. Adem’i yakıp kavuran
pişmanlık duygularıyla başladı insanlık. “Keşke bütün insanlık bu duygu ve
düşünce ile hayatına devam edebilseydi de bu kadar zulüm ve acı yaşanmasaydı”
diyesi geliyor insanın. Muharrem ayında bu pişmanlığa karşı beraat ihsan
edildi. İnsanlık, pişmanlığını devam ettiremeden kardeşinin kanını yine aynı ay
içinde döktü…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Acıların, ve nefretin
sel gibi aktığı bir dönemde Hz. Nuh’un gemisi belirdi insanlığın üzerinde. Ve derken
yine bir Muharrem günü, insanlık ikinci kez beratını aldı , tarih tekerrür
etti…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün dinlerin babası
olarak anılan Hz. İbrahim değil miydi evlat hasreti ile yanıp tutuşan. Ve
yaratan yine bir Muharrem günü kavuşturdu İsmail’i babası Halilullaha…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine bir Muharrem günü
hırs ve hazımsızlıkla gözleri dönen kardeşleri atmışlardı Hz. Yusuf’u kuyuya.
Fakat ilahi kanaviçe yine bir Muharrem günü O’nu kurtarmıştı o kuyudan.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oğlunun kanlı gömleği
ile gözleri kapanan Hz. Yakub’un gözleri, yıllar sonra yine bir Muharrem günü
açılmıştı aynı gömleği hasretle koklarken.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“La ilahe ille ente
Subhaneke inni küntü minezzalimin” diyerek bize pişmanlığı dile getirmenin
üslubunu öğreten Hz. Yunus’ta bir Muharrem günü çıkmıştı şecere-i yaktinin
gölgesine…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve yine bir Muharrem
günüydü. Hz. Meryem anamızın kucağına verilmişti Hz. İsa gibi bir insanlık
kahramanı. Fakat öfke ve hırs ile gözleri dönenler yine bir Muharrem günü
canına kastetmek istemişlerdi Ruhullah’ın…</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlığın iftihar
tablosu bir Muharrem günü Yesrib’i Medineye çevirecek yola çıkmıştı. Ve islam tarihi
aynı günle başlamıştı Hicri Takvime. Hicret ile başlayan kutlu yol asırlardır
devam edegeldi bugünlere kadar.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar sonra yine bir
Muharrem günü gündüzümüz geceye döndü. Kerbela denilen yerde. Kerbela, iyi ile
kötünün, zalimle mazlumun, lanetli ile kutsalın, karanlık ile aydınlığın
hesaplaşmasıydı. Asrın Yezid’inin zulmü, hırsı ve nefretine karşı İmam
Hüseyin&#8217;in cesareti ve mertliğiydi. O gün insanlık, zulmün ve haksızlığın
karşısında nasıl durulması gerektiğini öğrendi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve
günümüzde kendini insanlığa adayan kutlular her gün bir Muharrem yaşıyorlar
Kerbelavari bu dünyada. İmam Hüseyin’in emanetine sahip çıkan bu kutlular asrın
Yezidine karşı mazlum olarak duruyorlar mazlumların yanında. Mazlumiyetin
vermiş olduğu mahsuniyet görünüyor her hallerinde. Ama dayandıkları noktai
istinad Kimsesizler Kimsesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muharrem
ayının yaklaştığı şu günlerde yıllardır yapılagelen ama kimsenin çok farkına
varamadığı bir hataya temas etmeden de geçemeyeceğim; Kerbela hadisesi
Muharremin 10. gününe rast gelmiştir. Daha öncede dediğimiz gibi insanlık
tarihi acı ve sevinci, nefret ile sevgiyi hep birlikte görmüştür. Aşure günü de
bu günlerden birisidir. Bir tarafta Aşure gününde olan sevinçli olaylar. diğer
tarafta ise hüzünlü bir matem günü. O gün aslında yas ile geçirilmesi gereken
bir gündür. Çünkü o günde 70 tane Ehli Beyt kahramanı şehit edilmiştir. Bundan
dolayı toplumumuzda Aşure günü yapılan tatlı ve tatlının dağıtılması bu manada
çok uygun değildir. Mümkünse Aşure gününden bir iki gün önce ya da bir iki gün
sonra yapılırsa Kerbela matemine hürmetsizlik edilmemiş olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dileğimiz ve temennimiz her ayımızın Muharrem, her yerimizin Kerbela olduğu bu günlerin çabucak son bulup mazlumların ahının bitmesidir…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Yazar: Adem Dumlu</em></strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/imam-huseyinin-emanetine-sahip-cikan-kutlular/">İmam Hüseyin’in emanetine sahip çıkan kutlular</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
