Haber

Safiye – Mücahit çiftinin başarı öyküsü… Sıfır Almanca’dan 3 yılda öğretmenliğe…

Sosyal medya platformu Twitter’dan yapılan bir paylaşım dikkat çekiciydi. 3 yıl önce ‘sıfır Almanca’ ile Almanya’ya geldiğini belirtip, Bamf’ın (Göçmenler Bürosu) entegrasyon kursu öğretmenliği için tam denklik verdiğini yazıyordu. Twit sadece benim değil, bir çok kişinin dikkatini çekiyordu. Twitin sahibine ulaşıp, hikayesini dinlediğimde başarı öyküsü kahramanlarının bir değil iki kişi olduğunu öğreniyordum.

Safiye Hanım hayata Edirne, Mücahit Bey Çanakkale’de başlamış. Mücahit Bey, ailesinin Hizmet içinde sonradan öğrenecektir. Sonra dedimse, ortaokulda. Daha ilkokula giderken, babasıyla beraber ‘abilerin’ kaldığı evlere gidip, sohbetlere katılmış. Ortaokulla birlikte yurt hayatıyla fiili Hizmet yılları başlamış. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi sınıf öğretmenliği mezuniyeti sonrası Bilecik, Adapazarı ve son olarak İstanbul’da öğretmenlik yılları takip etmiş.

15 Temmuz’a kadar Türkiye’nin en iyi okullarında öğretnenlik yaparlar

Ablaların fedakarlığına vurulur: Bu kişilerden biri olmalıyım

Safiye Hanım’ın Hizmet’le tanışması üniversite yıllarında olmuş. Seküler bir ortamda doğan Safiye Hanım, hayatının Trakya Üniversitesi İngilizce öğretmenliğini kazanmasıyla değişeceğinden habersizdir. Devlet yurdunda kalan Safiye Hanım’ın arkadaşları arasında Hizmet’ten olanlar da vardır. Ancak ne Hizmet ne de Fethullah Gülen Hocaefendi adını duymuştur. Annesinin beyin kanaması geçirmesi, hayatının dönüm noktası olur. Annesi yoğun bakımda yatarken, yanından hiç ayrılmayan arkadaşları vardır. Her gün ziyarete gelip, kol kanat gererler. Hatta devletten aldıkları bursun bir kısmını hastane masrafları için bile verirler. Annesi vefat ettiğinde de yanında yine ‘ablaları’ vardır. Fedekarlıkları dikkatini çeker. Kendilerini hiç anlatmazlar. Davranışlarıyla Safiye Hanım’ın gönlünü kazanırlar. Kim olduklarını araştırdıklarında ilk kez Hizmet’in ne olduğunu öğrenir ve kararını verir; ‘’Bu kişilerden biri olmalıyım.’’

Başını örten Safiye Hanım’a ailesi önce tepki gösterir. Ailesi için kızları ‘huculara’ karışmıştır. Yetişkin bir birey olarak geri adım atmayınca, ailesi durumu kabullenir. Üniversite sonrası Çorlu Zafer Koleji’nde başlayan öğretmenlik yılları, İstanbul’da devam eder. Zaten üniversite yıllarında Hizmet okullarında çalışma kararı almıştır. En kaliteli okullarda öğretmenlik yapma imkanı bulur. İstanbul yılları Safiye Hanım’la, Mücahit Bey’i aynı çatı altında buluşturur. Tanıdıklarınm tavsiyesiyle evlenirler. Hizmet arkadaşlığına, hayat arkadaşlığı da eklenir.

Bir gecede hayatları 180 derece değişir

Hayatlarını 180 derece değiştirecek 15 Temmuz akşamı, akrabalarında bayram ziyaretindedirler. Televizyondan öğrenirler darbe girişimini. Bir anlam veremezler. İlerleyen saatlerde bunun bir darbe değil, kumpas olduğunu anlayacaklardır. Fail olarak Hizmet’in gösterilmesi, artık hiçbir şeyin eskisi olmayacağı anlamına gelir. Derhal İstanbul’a evlerine dönerler. 16 Temmuz sabahı artık eski hayatlarından eser yoktur. AKP’nin kalesi Ümraniye’de oturmanın zorluğunu yaşarlar. Hizmet’e ait bir dershanenin camlarının kırıldığını görünce ürperir. Doğal olarak tüm komşuları sırt çevirir. KHK ile kurumları kapatılır, öğretmenlik lisansları iptal olur. Çare İstanbul’u terketmektir. Ablasının yaşadığı Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesine taşınırlar. Aldıkları işsizlik parasıyla 7 ay idare ederler. Bu süreçte kendilerini inzivaya çekerler. Tavırları kim olduklarını ele vermektedir. Ablasının varlığı rahatlatır.

7 ayın sonunda Mücahit Bey bir fabrikada iş bulur. İş başvurusu yaparken, üniversite mezunu olduğunu söylemez. Zira, başvurduğu yerler üniversite değil lise mezunu olmasını isterler. Zor da olsa bir tekstil fabrikasında asgari ücretle iş bulur. Ancak kısa sürede fabrika sahibi kim olduğunu anlar ama kimseye belli etmez. Bu süreçte çift, gerçek hayatla tanışır. Hizmet ortamı bir fanus gibi, sterildir. İşyerinde ilk kez argo ve küfür duyar. 1,5 yıl 12 saat çalışır. Mücahit bey fabrikada çalışır. Safiye Hanım, özel ders verir.

Polis parçalanmış kitaplardan adına ulaşır

Kapaklı’da gözden uzakta yaşarlar ama tedirgindirler. AKP’nin ucube ‘terör örgütü üyeliği’ kavramındaki 7 kriterlere de sahiptirler. Bankasya, KYM yardım, Hizmet okulunca çalışma gibi kriterlerin hepsi vardır. Üstüne bir de ‘yasaklı kitaplardan’ karakolluk olurlar. Hizmet ve Hocaefendi’ye ait kitapları 15 Temmuz’a kadar evlerinde tutarlar. 15 Temmuz sonrası kitapları ormanlık bir alana götürüp, parçalayıp gömerler. Nasıl olduysa kitaplar bulunur. Kitapların arasında bulunan parçalanmış bir notu bulan polisler, büyük bir titizlikle bir araya getirmeyi başarır(!) Kitaptan suçlu çıkaran polis, birleştirdiği kağıtta Safiye Hanım’ın adına ulaşır. Bir kaç kez ifadeye çaprılır. Her sabah korkuyla uyunmaktadırlar. Bir kaç aya düzelir, halk gerçekleri görür beklentileri aylar geçtikçe yerini karamsarlığa bırakır. Tünelin ucunda ışık görünmüyordur.

Evde eli kolu bağlı oturmak zor gelir. Gaye-i hayalimiz bu değil derler. Toplumdan dışlandıkça kendini Hz Ayşe ile özdeşleştirir. Vefasızlık, duygusal kopmayı beraberinde getirir. Farklı kesimlerin daha önce yaşadıkları acıları daha iyi anlarlar. Empati yaparlar. Geriye tek çare hicret kalır. Ceplerinde paraları yoktur ama ‘Rabbimiz bizim vekilimiz’ deyip kararlarını verirler. Mücahit Bey, çalıştığı için Yunanistan’a vize almaları kolay olur. 45 günlük vizeyi alırlar ama içleri rahat değildir. Ya pasaportları iptal olduysa?

Çözüm bulmak zor olmaz. Kimlikle gidilen KKTC ve Gürcistan’a bir kaç kez çıkış denemesi yaparlar. Polis kontrolünü geçtikten sonra ‘işimiz çıktı’ deyip, uçuşu iptal ederler. Artık pasaportlarının iptal olmadığından emindirler. Ancak yine de uçağa binip, havalanana kadar içlerinde korku vardır.

Artık hicret vaktidir, istikamet Almanya

Artık hicret vaktidir, istikamet Almanya

2 Temmuz 2018’de Sabiha Gökçen’den kalkan uçak ile Berlin Schönefeld havaalanına inerler. Polis kontrolünden Mücahit Bey geçer, Safiye Hanım takılır. Çünkü Yunanistan vizesiyle Almanya’ya giriş yapmışlardır. Schengen kurallarına göre, ilk olarak vizenin alındığı ülkeye gidilmesi gerekiyor. Mücahit Bey’in pasaportunda değişik ülke vizeleri olması polis kontrolünden geçmesini sağlar. Safiye Hanım, polis engeline takılınca mecburen havaalanında iltica talebinde bulunurlar. Bir de küçük hesap hatası yaparlar. Havaalanı Bradenburg eyaleti sınırları içindedir. Turist vizesiyle geldikleri Almanya’da 4 ay Dublin sürecini bekledikten sonra, 8 ay sonra kabul alırlar.

Mücahit Bey fabrikada çalışırken, Safiye Hanım iltica şartlarını araştırır. Sağlam bir dosya hazırlar. Hapis yatmazlar ama kurumları KHK ile kapatılmıştır. İhbar edilme  ve can korkusu ile  yaşamak, mesleğinden haksız biçimde men edilmek, toplumdan ve en yakın akrabalari tarafindan  dahi dışlanmak, istediği TV’yi seyredememek, gazete ve kitapları okuyamamak, sosyal medya hesaplarını kapatmak zorunda kalmayı insan hakları ihlali olarak Alman yetkililere anlatır.

Bir odaya sığan kamp günleri

Kurs için 4 saat yol giderler

İltica günlerine takip eden 2-3 haftayı toplama merkezinde, Dublin sürecini ise kampta geçirirler. Gelir gelmez dil öğrenmeye odaklanırlar. Berlin’de AB proje destekli kurslara giderler. 5 saatlik kurs için 4 saat yol giderler. Dil öğrendikçe işleri daha kolaylaşır.

Safiye Hanım, İngilizce öğretmeni olmanın avantajını kullanır. Dil öğrenme tekniklerine hakimdir. A1 seviyesiyla başlayan Almanca sürecinde merdivenleri adım adım ama oldukça seri şekilde çıkar. Devamlı kurslara gider. Devletin verdiği cep harçlığının bir kısmını bile kitaplara harcar. Kamp sürecinde Almanlar’la irtibatı olmaz ancak eve çıktıklarında komşularıyla yakın dostluklar kurarlar.

‘Sen öğretmensin, mesleğini burada da yapabilirsin’

Safiye Hanım, B1 seviyesine geldiğinde iş teklifi alır. Göçmenlere danışmanlık yapan bir firmadan gelen maaşı da iyi olan bu  teklifi, Jobcenter (İşçi Bulma Kurumu) kabul etmemesini ister. Normalde tam tersi olmalıdır. Ancak Jobcenter’deki görevli, ‘Sen öğretmensin, neden mesleğini burada yapmıyorsun?’ deyip, yoluna devam etmesini ister. C1 seviyesinde dil öğrendiğinde, sertifikalarını Göçmenler Bürosu’na (Bamf) gönderir. Entegrasyon kurslarında öğretmenlik denkliğini alır. A1’den B1 seviyesine kadar Almanca dersi verebilecek seviyededir. İngilizce ve Almanca öğretmenliğinin yanı sıra yeni bir branş için üniversiyete müracaat eder. Üç üniversiteden kabul alır. Tam zamanlı öğretmenlik için Değerler Eğitimi dersini alacak. Bir taraftanda C2 seviyesinde dil öğrenmeye devam ediyor. Yine bulunduğu yerdeki dil kursları ile Türkçe öğretmenliği için anlaşma imzaladı. Yakında Türkçe öğrenmek isteyen Almanlar’a dilimizi öğretecek. Safiye Hanım, sadece dil öğretmekle yetinmeyeceğini, gelenek, kültür ve değerlerimizi de öğretmeyi hedefliyor. Türkçe, Almanca ve İngilizce öğretmenliği gibi kolunda üç altın bilezik taşıyor.

Kamp odasının penceresinden…

Tabi yaptıkları sadece bunlarla sınırlı değil Safiye Hanım’ın. 1,5 yıldır gönüllü tercümanlık yapıyor. Alman dostu Emma`ya  Türkçe öğretiyor. Kamplarda kalan çocuklara haftada bir gün İngilizce dersi veriyor. Entegrasyon kurslarında öğretmenlik hakkını cebine koyan Safiye Hanım, kısa sürede çok çalışıp başarıya ulaşmanın mutluluğunu yaşıyor. Araştırmacı kişiliği sayesinde çevresindeki arkadaşlarına kurs ve entegrasyon sürecinde yaşadığı zorluklarda bir danışman gibi elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor.

Mücahit Bey de aynı başarı yolundan ilerlemiş. İngilizce temeli olduğundan Almanca’da zorlanmaz. C1 seviyesinde dil öğrenen Mücahit Bey, 0-24 yaş arasında hizmet veren eğitim kurumlarında çalışma sertifikası almak için eğitim görmektedir. Bu eğitimin bir parçası olan 4 aylık stajını başarıyla tamamlar. Sıkı dostluklar kurar. Öğrenciler ile olumlu ilişkisi ve zor durumlarda problem çözme yeteneği staj yaptığı kurumdaki diğer ögretmenlerin dikkatini çeker.  Hatta staj sırasında Alman arkadaşları, ‘Seni çok sevdik, acaba kötü not versek de senin burada biraz daha fazla kalmanı sağlasak mı?’ diye takılırlar. İki yıllık eğitimin bir yılını bitiren Mücahit Bey, bir yıl sonra tam zamanlı öğretmenlik yıllarına yeniden dönmenin heyacanını şimdiden yaşıyor.

Bir bisiklet için giderler, iki bisikletle dönerler

Taşındıkları apartmanda ilk yabancı ve başörtülü olmanın sıkıntısını ilk başlarda yaşarlar. Ancak yılbaşı mesajları, hediyeler ve yemeklerle komşularıyla zamanla sıkı diyaloglar kurarlar. Karşılıklı diyaloglarla önyargılar yıkılır. Almanlar’ın disiplin ve iş ahlakına hayran kalırlar.

Almanya’da 3 yılı geride bırakan Safiye – Mücahit çiftinin başına ilginç olaylarda gelir. Kampta kalırken Safiye Hanım’ın bisikleti çalınır. Kamptan, istasyona bisikletle gitmektedirler. Komşuluk sitesine durumu yazıp, ‘fazla bisikleti olan var mı?’ derler. Bir Alman aile mesaj atar, ‘Bizim iki bisikletimiz var, birini alabilirsiniz.’ Çiçek ve çikolata alıp, Alman ailenin kapısını çalarlar. Eski bir bisiklet beklerken, karşılarında yep yeni iki adet  bisiklet bulurlar. İkisini de alın diyen Alman ailenin tavrı daha da şaşırtıcıdır. Bunu söylerken ‘üstenci’ değil, yüzlerinde yardımcı olmanın mutluluğu ve minnettarlığı vardır. Teşekkür edip bisikletlerle  ayrılırlar. İrtibatı koparmazlar. Yılbaşlarında vefalarını göstermek için kart atarlar.

Yılbaşlarında Alman dostlarına hazırladıkları hediyeler

Safiye Hanım, 4 ay staj yaparken yaklaşık 50 okul personeli içinde tek yabancı ve müslümandır. Müdirenin yakından ilgisi ve diger Alman çalışanların sevgi ile yaklaşmaları yabancılık duygusu yaşatmaz. Yeni ülkede yeni hayatlarında başarı merdivenlerini koşar adım çıkıyorlar.

 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu