Yazarlar

Ramazanı Karşılarken | Salih Çınar

Ramazan ayı henüz gelmeden evvel hazırlık yapılması,önemine ve hususiyetine yaraşır şekilde karşılanması gereken diğer aylara sultanlık eden bir aydır.İşte bu yüzden ‘karşılarken’ dedim başlıkta.Ramazan ayı geldiğinde değil,gelmeden önce hazırlık yapılması gereken bir aydır.Nasıl ki düğünü olan bir çift düğün hazırlıklarına aylar öncesinden başlar,madden,manen ve psikolojik olarak hazırlar kendini,davetiyeleri önceden gönderir konuklarına.O gün gelip çattığında hâzır ve nâzır şekilde karşılar değerli konuklarını.Aynen öyle de her Ramazan,hatta Ramazanın her günü, her dakikası, ahirete aşkla bağlı olan mü’mine Rıza-i İlâhinin en kıymetli davetiyesidir.Mü’min bu kutsî davete Recep ayı,Şaban ayı gibi değerli aylardan başlar hazırlıklarına,adeta o günlerde yunup yıkanıp,temizlenme kurnasında arınarak mertebe mertebe yükselerek Rabb’e kulluğuyla yakınlık kesbeder.Ta ki hiçbir ayda olmayan o yümün,bereket ve kurbiyete mazhar olsun.Evet Recep ayı ve Şaban ayının çoğu geçti ama daha önümüzde birkaç gün var, bu günlerde her yönüyle hazırlık içinde olmalıyız.Geçmiş yılın/yılların muhasebesi yapılıp, varsa hata,kusur ve günahlar; bu ramazanda o yükleri dökmenin ızdırabını duyma ve gelecek yıl adına da Rabb’in rızasına giden yolda marifet ve muhabbet yollarının haritasını belirlemeliyiz.Ramazan boyunca bunun meleke halini alması ve önümüzdeki aylarda da bu alışkanlığı devam ettirme cehdi içinde olabilirsek Ramazanı ulvîliğine yaraşır ölçüde karşılamış ve değerlendirmiş oluruz.Zira İmam-ı Rabbâni bunu teyit sadedinde şöyle der:Bir kimse Ramazan ayında; hayırlı işlerde ve yararlı amellerde muvaffak olursa, sene boyu bu amellerde başarılı olur. Bu Ramazan ayı dağınık ve perişan bir halde geçerse sene boyunca dağınıklık ve perişâniyetlik sürer’’.1

Bir kudsî hadiste bu ulvî ayın hakkıyla karşılanıp eda edilmesini; Allah(c.c) şöyle müjde verir: ’’Oruçlu kimse yemesini, içmesini ve şehevî arzularını sırf Benim için terk eder. Oruç halisane Benim rızam için tutulur; onun sevabını da bizzat Ben veririm.Her iyiliğin karşılığını on misli takdir edeceğimi bildirdiğim halde orucun mükâfatını (sürpriz bir şekilde) bizzat Ben dilediğim şekilde vereceğim’’ .Rabbimizin vaâdi bu kadar kesin iken böyle fırsatlarla dolu olan bu Rahmet ayının her anını dopdolu geçirme gayretinde olmalı değil mi insan?

Üstad hazretleri Ramazandaki ‘an’ların dahi ne kadar kıymettar olduğu hakikatini ayet ve hadisin şuâları altında şöyle dile getirir: ’Ramazan-ı Şerif, bu fâni dünyada ,fâni ömür içinde ve kısa bir hayatta, bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi tazammun eder, kazandırır.Evet, bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, nass-ı Kur’ân ile, bin aydan daha hayırlı olduğu, bu sırra bir hüccet-i kâtıadır. 2

Her dakikası bire bin verilen bu günlerde kul nefis terbiyesi ile kalp ve ruhun derece-i hayatına yükselebilir.Hele ki içinden geçtimiz bu karantina günlerinde bu can sıkıcı hâli,tam ya da sınırlı bir şekilde mecburî evde duruşları hayra dönüştürme adına itikâf sünneti ile taçlandırma büyük önem arz ediyor.Efendimiz (s.a.s) hicretin 2.yılında orucun farz kılınmasından vefatına kadar Ramazanda itikâfı hep yapagelmiştir.İtikâfta bulunduğunda zarurî olmadıkça dışarı çıkmamıştır.Bu tam da bugünlerde sebeplere riayet noktasında hem virüsden korunma, hem -Allah korusun- taşıyıcı olarak başkalarına bulaştırma vebalinden sakınma adına, hem itikâfta topyekün yapılacak dua ile mahkum,mağdur,gaybubette ve hicrette olan kardeşlerimizin içinde bulunduğu hâlden daha hayırlı bir hâle inkılâp etmesi adına Rabbin icabetini celbedecek büyük bir vesile olabilir.

Hz.Âişe (r.a) validemiz Efendimizin(s.a.s) ramazanını şöyle anlatır: Resûlallah(s.a.s) Ramazan ayında diğer aylardan daha fazla ibadet yapmaya çalışırdı.Ramazanın son on gecesini sair gecelere nispetle daha ciddi ihyâ ederdi.Bu geceleri ihyâ etmeleri için hususiyle aile fertlerini de uyandırırdı.Ciddiyetle ibadete yönelir ve eşleriyle ilişkiyi keserdi.3

Efendimiz(s.a.v)’in böylesine önem verdiği bir ayı Rabbim ulviliğine yakışır şekilde karşılamayı, hakikî manada idrak edebilmeyi nasip eylesin.Yazımı, bu Rahmet günlerinden hakiki manada istifadeyi enfes bir şekilde özetleyen Yunus’un şu dizeleri ile bitirmek istiyorum ‘’Gündüz olalım sâim (oruçlu),gece olalım kâim (namaz kılıp,kurân okuma),Allah diyelim dâim’’.

Dipnotlar:

1)Mektubât-ı Rabbâni.

2) Mektubât,29.Mektup,2.kısım.

3)Buhârî-Müslim.

Yazar: Salih Çınar 

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı