“Ne yapsam da hizmet etsem?”

Yazar Hizmetten

Hocaefendi, Çağlayan dergisinin yeni sayısındaki başyazısında yaşatma mefkûresi üzerinde duruyor.


Mefkûre dava, ideal, gaye gibi anlamlara geliyor. Bu aziz yolun yolcuları, davasının mecnunudur. Aşkı için dağı delen Ferhat misali o, zorlukların adamıdır. Mum gibi yanar ama başkalarını aydınlatır. 


Gözleri projektör gibi daima öteleri tarar. Göz kapaklarının arkasında umudun rüyaları vardır. Azmin kalesinde rüzgârlara vermiştir göğsünü. Hayat denizinin dalgaları arasında yolculuğuna devam eder. İmtihanlar ve sarsıntılar karşısında asla endişe ve paniğe kapılmaz


Kendisini bu yola adamış adanmış bir ruhun omzunda toplumun özlemleri vardır. Ebedî hayat boyutlu bir hayat inşasının yorulmaz işçisidir. Hakkın, hakkaniyetin savunucusudur. Hak için yürür, ardında destanlar bırakır. O, Mevlana’nın, “Koşmak dinlenmek, oturmak, yorulmaktır.” sözünü düstur edinmiştir.


Hayat, onun yoluna çile barikatları kursa da o, yoluna devam eder. Toplumun dertleriyle sancılanır. Istırap insanıdır ama eziyetler, ıstıraplar onu yoldan alıkoyamaz. Çile ve ıstırabı yolunun, yolculuğunun gereği bilir.


İnsanı büyük eden mefkûresinin büyük olmasıdır. Daha doğrusu, bir insanın büyüklüğü davasının büyüklüğü ile anlaşılır. Zira mefkûresi küçük insan büyük olamaz.  İnsandaki mefkûre şuuru, davasını hayat gayesi yapmayı gerektirir. Davaya hizmet etme, davayı yüceltme aşkıyla dolu olmaktır. 


Mefkûresini bir dava olarak kabul eden insan, günlük hayatında giderken, gelirken davasına uygun yaşar. Hep o iklimi teneffüs eder. Bütün fırsatları davası adına değerlendirir. “Ne yapsam da davama hizmet etsem.” anlayışındadır.


Peki yaşatma mefkûresini kendine rehber edinen bir dava erinin vasıfları nelerdir?


Hocaefendi, yazısında bu vasıfların bazılarını şöyle sıralıyor:
1. Mefkûre insanı, çıktığı güzergahta yol-yöntem bilmeyenlere rehberlik yapar. Yürüme yorgunluğu yaşayanlara enerji üfler. 
2. Hedefsiz yığınlara pusula olur. Güneşe sırt dönüp gölgesine takılıp gidenlere hep o ziya kaynağına dönmelerini fısıldar. 
3. Devrilme zaafı gösterenlere destek ve dayanak olur. 
4. Dört bir yanda yankılanıp duran ağlamalarıdindirmeye çalışır. 
5. Çekilen acı ve ızdıraplarla bîtâp düşmüş olanlarla dert paylaşımına gider. 
6. Zalimlerin hay-huyuyla mazlum iniltileri arasına girer ve tulumbası elinde, sürekli yangın söndürmeden yangın söndürmeye koşar. 
7. Vicdanının derinliklerinde duyarak sergilediği bu yaşatma hissini, îsâr ruhunu, hep ihlas-rıza yörüngeli götürme gayreti içinde olur ve her zaman bir ruhânîlik tavrı ortaya koymaya çalışır.
Bilimden edebiyata, kültürden tarihe, astronomiden tasavvufa, eğitimden sanata uzanan geniş yayın yelpazesiyle Çağlayan dergisi, yeni sayısıyla yine dopdolu. 
Çağlayan, bitmeyen enerjisiyle düşünce dünyasındaki akışına devam ediyor. Çünkü hayat hâlâ keşfedilmeyi bekliyor…

Kaynak:Ali Demirel-Shaber

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy