Kırmızı bisikletle başlayıp, mezara kadar süren duygu dolu bir dostluk hikayesi

Yazar Hizmetten
web

BASRİ DOĞAN | AMSTERDAM

‘Biz gelmedik kavga için, bizim işimiz sevgi için… Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik.’ düşüncesi ile dünyanın dört bir yanına dağılan Hizmet insanları gittikleri ülkelerde kalıcı dostluklar kurmaya devam ediyor. Hollanda’ya iltica eden Nigar Kasap, ‘kırmızı bisiklet’ ile başlayan dostluk hikayesini anlattı.

Nigar Hanım, iltica başvurusu sonrası Assen şehrine transfer olduklarında hikayenin başladığını belirtiyor: “Assen kampına 4 aile olarak gelmiştik. Herkesin kafasında benzer sorular vardı; ‘burada ne kadar kalacağız, alışmak zor olacak mı? Kızımız uyum sağlayabilecek mi? Hollanda kültürüne uyum sağlamak ve işlerimizi kolayca halletmek için bisiklet aramaya koyulduk. Marktplaats (ikinci el mağazası) uygulamasından kırmızı bir bisiklet hoşumuza gitti. Eşim kırmızı bisikletin sahibiyle işte ilk o zaman tanışmış oldu. Wim (Haeke) amca hobi olarak bisiklet tamir edip satan emekli biriydi. Assen’e gelmiş mülteci bu aileyi ve ardındaki hikayeyi merak etmiş olacak ki bizimle daha çok yazışmaya başladı. Eşim Burhan Bey, Sandra Haeke teyzeyi pencereden baktığında içeride otururken görmüş. Bana ‘dışarı yanımıza çıkmadı’ dediğinde eşime şunu söylemiştim; ‘Sen bir yabacısın çıkıp da hoş geldiniz’ deyip sarılamaz ki?’

Bisikleti almaya beraber gittik. Bisiklet benim için lazımdı ve bir bisikletim olacağı için çok mutluydum. Bisikleti görür görmez çok sevdim. Derken Sandra Teyze içeriden çıktı geldi. Wim Amca bizi tek tek tanıştırdı. Bana ve kızımıza, Sandra Teyze özellikle öyle sımsıkı sarıldı ki, ben böyle bir kucaklanmayı ve iltifatı hiç beklemiyordum. Ben de ona sımsıkı sarıldım. Sandra Teyzeye, Türkiye’de kurgu darbe sonrası ülkeden ayrılışımız ve Hollanda’ya iltica etmememizi ayaküstü başımıza gelenleri anlatmış olduk Anlattıklarımız çok etkilemiş olacak ki gözleri dolu dolu dinledi. Sonra bize anne- baba gibi sahip çıkmaya başladılar. Assen’den ayrılırken bizi evlatlarını uğurlar gibi kampın bahçesine gelip, araba gözden kayboluncaya kadar el salladılar. Her transfer oluşumuzda gittiğimiz kampta bizi ziyaret ettiler. Koronaya rağmen bebeğimiz olduğunda ve evimiz çıktığında o kadar uzun yolu aşıp bizi ziyarete geldiler. En son ziyaretlerinde annem de vize alarak Hollanda’ya gelebilmişti.

O sadece iki evladının annesi, 5 torunun nenesi değildi. Bu asırda gariban Hizmet gönüllülerine annelik, anneannelik yapmış kıymetli bir insandı. Kırmızı bisikletim hala evimizin deposunda duruyor. Bisiklete her bindiğimde hâlâ o güzel günleri yad ederim. Güleri sevdiğini biliyordum. Allah’tan niyazımız onu sevdiği ve razı olduğu kullarıyla güller içinde cennet bahçesine alsın. Sandra Teyzeyi kısa zamanda tanıdım. Kalıcı bir dostluk kurduk. Eşi Wim Amca ile mesajlaşarak o günleri yad ediyoruz. Kalıcı dostluklarımızı Hollanda’da da sürdürüyoruz. Bu ülke bize kucak açtı. Biz de bu ülkenin insanlarına kucak açtık. Mezara kadar süren bir dostluk kurduk ve kurmaya da devam edeceğiz.”

Kırmızı bisiklet ile başlayan mezara kadar süren dostluğun hikayesini anlatan Sandra Teyzenin eşi Wim Haeke ise şunları paylaştı: “Yaklaşık 4 yıl önce Burhan Kasap sattığım bir bisikleti almak istediğini yazdı. Bu başlangıçtı. Burhan’dan sonra çok sayıda Türkiye kökenli Hizmet gönüllülerine bisiklet satmaya başladım. Burhan’dan, Türkiye’deki zulümden neden çıktığını öğrenmiştim. Sonradan dostumuz olan diğer Türkler de aynı nedenle zulümden kaçarak ülkemize iltica etmişlerdi. Eşim Sandra, Polonyalı baba ve Alman annenin çocuğu olarak, savaş sonrası dönemde bir apartman dairesinde yaşadıkları için 1950’lerden beri kendisine sığınmacı diyordu. “Bizim” sığınmacılar yakınlık hissetmememizin nedeni buydu. Sandra, kadınları kızları olarak görüyordu ve ona  “Mamma Sandra” deniyordu. Bu onun için onursal bir unvandı. Arkadaşlarımızı ziyaret etmeyi ve çayla sunulan tüm güzellikleri içmeyi severdi. Ziyaretlerde kendi evimizde gibi hissederdik. 2019’da Sandra’nın doğum gününde iltica merkezinin bahçesinde sürpriz bir parti düzenlediler.

2020 yılına doğru Sandra’nın sağlığı kötüleşti. Merdiven çıkması bile zorlaşmıştı. Şubat 2021’de kendisine “pulmoner hipertansiyon” hastalığı teşhisi kondu. Günde 24 saat oksijen verilmesi gerekiyordu. Bu hastalıkta yaşam beklentisi ortalama 1 ila 3 yıldır. Bunu duymak istemiyordu ve daha uzun süre dayanmaya kararlıydı. Bu yılın başında sağlığı bozulmaya devam etti. Bunun son kez olabileceğini bilerek arkadaşlarımızı tekrar ziyaret etmeye can atıyordu. 10 Eylül’de şiddetli bir beyin enfarktüsü geçirdi. 12 Eylül’de benim ve iki çocuğumuzun gözü önünde vefat etti. Vefatı ile bizleri yalnız bırakmayan onlarca Hizmet’ten dost bıraktı.”

Diğer Yazılar

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy