İYİLİK ORGANİZASYONUN SESİ: MEDYA

“Organize bir kötülükle ancak organize bir iyilik mücadele edebilir”

Yazar Hizmetten
web

İyiliği yapmak yetmiyor; organize olup onu duyurmak gerekiyor. Çünkü bu çağda iyilik, sesini bulamazsa siliniyor; kötülük ise planlı bir gürültüyle her boşluğu dolduruyor. Organize bir kötülüğün karşısında, dağınık bir iyilik ayakta kalamıyor. İyilik, bugün ancak organize edildiğinde ve doğru biçimde duyurulduğunda mücadele edebiliyor.

Bir zamanlar hakikat, bir evin kapısında fısıldanırdı. Bir mescidin gölgesinde, bir şiirin mısrasında, bir yürüyüşün izinde yayılırdı. Bugün ise hakikat, ekranın camına çarpıyor. Eğer medya alanında yoksanız yok oluyorsunuz.

İşte tam bu noktada, Hizmet’in yaşadığı imtihan daha da derinleşiyor.

Hizmet, uzun yıllar kelimeyi emekle yoğurdu. Dergiler bastı, gazeteler çıkardı, televizyonlar kurdu. Sözün ahlakına güvendi. Ama dünya, kelimenin yerini görüntüye; görüntünün yerini algıya bıraktı. Artık bir cümle değil, bir saniyelik sessizlik bile anlam üretiyor. Ve bu asırda kötülük bu dili çabuk öğrendi.

Bugün organize kötülük, yalnızca silahla değil; hikâyeyle saldırıyor. Yalanı bir masal gibi anlatıyor, zulmü bir başarı öyküsü gibi pazarlıyor. Eğer iyilik susarsa, kötülük konuşmakla kalmıyor; tarihi de yazıyor. İşte bu noktada defalarca vurgulanan gerçek tam da bu: Organize kötülüğe karşı dağınık bir iyilik mücadele edemez…

Urve b. Mesud, Hudeybiye’den döndüğünde Kureyş’e gördüğünü saklamadan anlatmıştı:
“Vallahi ben Kisrâ’nın, Kayser’in, Necaşî’nin huzuruna girdim; ama Muhammed’in ashabının ona gösterdiği saygı ve bağlılık gibisini hiçbir hükümdarın etrafında görmedim. Uğraşmayın; bunları yenemezsiniz. Ben, kalpleri tek bir kalp gibi atan bir topluluk gördüm.

Asr-ı Saadet’te şiir vardı. Çünkü o günün medyası oydu. Bir kaside, bir kılıçtan daha derin yara açabiliyordu. Uhud’dan sonra yakılan ateşler, yalnızca ısınmak için değildi; “Biz buradayız” demenin görsel diliydi. Bugün o ateşler yok. Ama ekranlar var. Algı var. Hız var. Ve eğer bu alan boş bırakılırsa, boşluğu başkaları dolduruyor.

Hizmet bugün tam da burada sınanıyor. Sessizliğin erdem olduğu bir gelenekten gelerek, gürültünün hâkim olduğu bir çağda yaşıyor. Görünmez olan ise ya yok sayılıyor ya da başkalarının çizdiği karikatüre dönüşüyor.

Medya, sadece bir savunma hattı olmasının yanında; bir topluluğun damarlarına moral pompalayan sistem. Uhud sonrası Medine’nin en zor gecesinde yapılan şey buydu: Moral üretmek, umudu hızla yaymak, kalbi ayakta tutmak. Bugün de dünyanın dört bir yanındaki insanların birbirinden haberdar olması, “yalnız değilim” diyebilmesi, bir cümleyle ayağa kalkabilmesi için bu damar açık tutulmak zorunda

Medya, sadece bir mücadele alanı değildir; aynı zamanda bir umut hattıdır. Uzakta olanın yakında hissedilmesini sağlar. Yorgun kalplere “yalnız değilsin” der. Bir doğru cümle, karanlık bir gecede yakılan küçük bir ateş gibidir; ısıtır, yön gösterir, cesaret verir. Bazen bir satır, bir kalbi ayağa kaldırır. Bazen bir görüntü, bir topluluğu hayatta tutar.

 

ISMET MACIT

Diğer Yazılar

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy