Yazarlar

Hizmet’in Kervancı Abisi, Güney Afrika’nın ‘Uncle Ali’si | RECEP ATICI

O, Hizmet’in ‘Kervancı abisi’ olup Güney Afrika’nın da Uncle Ali’sidir. Hizmet kervanına ilk olarak bir camiyle dahil olur. Bugün İstanbul Çamlıca’da Kur’an Kursu da olan cami onun vesilesiyle yapılır. O günkü düşüncesi itibariyle Şişli Cami’sindeki gibi imam ve müezzin lojmanı da olan, gasilhanesi vs. bulunan bir cami planlar. Fakat saygı duyduğu bir gönül dostu, inşaatı gezip projeyi inceleyince şöyle der: ‘Hacı Abi, bu kadar diri ölü varken, el alemin ölüsü senden mi sorulur, herkes ölüsünü nereden kaldırırsa kaldırsın. Gel buraya bir kurs yapalım, talebe okutalım’ der. Bu düşünce üzerine planda değişiklik yapılır.

Bu Cami’nin hususiyeti ise Hocaefendi, 1980 ihtilalinden sonra altı yıl arama süresi sona erdiğinde ilk vaazını (1986) Miraç vesilesiyle bu camide vermiş olmasıdır.

Hocaefendi, onun vefatı dolaysıyla verdiği taziye mesajındaki hüsnü zannı şöyledir: “Hamiyetperver, vefâkar ve fedakâr kadim dost.” Bu vasıflar, iman ve Kur’an davasında pek az insana nasip olabilecek hususiyetlerdir. Özellikle “kadim dost” ifadesi çok özel insanlar için söylenir.

Taziyenin devamında yer alan şu ifadeler de çok hoş: “Tanıdığım günden beri Hazreti Osman’ı (r.a.) hatırlatan sehâvetine, vefasına, samimiyetine ve hiç tükenmeyen hizmet aşkına şahit olduğum bu kıymetli insan, yürüdüğü yoldan milim sapmadan istikametini hep korudu.”

Evet, istikameti koruma çok önemlidir ki bu yüzden her gün eda ettiğimiz kırk rekât namazda Fatiha’yı okurken Rabbimizden ısrarla istikameti istiyoruz. Lisanımız bunu isterken hal dilimiz ile onu temsil etmek her zaman mümkün olmayabiliyor. Sanırım Kervancı abimiz bunu hal diliyle de temsil edebilen nadir insanlardan olmalı ki Hocaefendi, “yürüdüğü yoldan milim sapmadan istikametini hep korudu” diyor.

Ayrıca Hocaefendi, Kervancı abinin gıyabi cenaze namazını eda ettiği yerde onun hakkında şöyle diyor: “Onun yaptığı şeyler, otağını Firdevs cennetine kurması için yeterliydi”. Bu ifadenin cenaze dolayısıyla teselli babında söylenmiş bir söz olmadığını hepimiz biliriz. Zira, Hocaefendi teselli babından da olsa böyle bir beyanı söylemez. Onun söylediği bu sözün mesnedi Kur’an’a dayanmaktadır. Mü’minun suresinin başında geçen bu ayetlerin kısa anlamları ise şöyledir:

Şu mü’minler, kat’iyyen kurtuluşa erişmişlerdir ki, onlar, namazlarında huzurda olmanın şuuru içinde huşu ile eda ederler. Her türlü malayani söz ve fiillerden uzak dururlar. Bedenî ve mâlî infakta bulunabilmek için sürekli gayret gösterirler. Nikahlı eşleri dışında iffetlerini titizlikle korur, harama el uzatmazlar. Üzerlerindeki gerek Hak, gerek halk cihetinden kendilerine tevdi edilen emanetleri muhafaza ederler ve verdikleri sözleri de tastamam yerine getirirler. Son olarak, namazlarını kusursuz olarak eda eder ve hiçbir vakti aksatmadan muhafaza ederler. İşte bu vasıfları haiz olan Mü’minler, Firdevs Cennetine vâris olacaklar ve orada sonsuza dek kalacaklardır.” (Mü’minun, 23/ 1-11)

Yazıyı müsaadenizle yaptırdığı Nizamiye Külliyesiyle devam edeyim. Onun hikayesi de şöyle. Bir vesileyle Hocaefendi’ye ziyarete gider. Bir fırsatını bulup cami yaptırma fikrini şu şekilde arz eder: “Efendim, ecdadımız dünyanın bazı coğrafyalarına gidemedikleri için oralara inancımızın ve kültürümüzün sembolü olan camileri de götürememiştir. Sizin tensip buyuracağınız bir coğrafyaya bu maksatla Edirne’deki Selimiye Caminin bir benzerini yapmak istiyorum.” Hocaefendi, “ABD’de yapabilirsin” der. Üç yıl uğraşmasına rağmen ABD’den netice alamaz. Hocaefendi bu sefer, “Güney Afrika’da yapsanız” der. Bu tavsiyeden sonra Güney Afrika’ya giden Kervancı abi ilk olarak kara kıtanın efsanevi lideri Mandela’dan randevu talep eder. 24 saat geçmeden kendisine randevu verilir. Yanına gitmeden önce bazı protokol kuralları hatırlatılırsa da Kervancı abi, odaya girince “No protokol” diyerek onu kucaklar. Görüşme sırasında Kervancı’nın elini bırakmayan Mandela, külliyenin maketini inceleyip tebrik ettikten sonra, “Halkın sağlık problemleri var. Keşke bir köşesine klinik açsanız” der. Bunun üzerine proje güncellenerek bir de klinik ilave edilir.

Güney Afrika’nın Johannesburg şehrindeki Nizamiye Külliyesi bu ziyaretten sonra start alır ve üç yıl gibi kısa bir sürede inşa edilir. Ancak bu arada yaşanan bu ifritten süreç birçokları gibi onu da mağdur eder ve malını mülkünü gasp eder. Kendisine ait Çamlıca’daki evi de gasp edilince o da mecburi hicretle Johannesburg şehrine gider. Bir vesileyle tekrar Hocaefendi’ye ziyarete gittiğinde gasp edilen serveti için şöyle der: “Ben zaten gariban bir insandım, her şeyimi Allah vermişti, şimdi yine O aldı. Beni malın mülkün sorumluluğundan kurtardı.” Bunu söylemek her babayiğidin kârı değildir.

Evet, Kervancı abi ile ilgili yazılacak çok şey var. O bu Hizmet kervanına dahil olurken bir camiyle yola çıkmıştı. İşin sonunu da Nizamiye adını verdiği bir külliye ile noktaladı. Bundan üç ay kadar önce yarım asırdan fazla beraber olduğu eşi Necla Hanımefendi’yi kaybetmişti. ‘Ölüm Allah’ın emriydi ama ayrılık olmasaydı’ ifadesinde olduğu gibi bu ayrılık ona zor gelmiş olmalı ki eşinin ardından 15 Eylül 2022 tarihinde o da Hakk’ın rahmetine kavuştu. Biz de Cenab-ı Hakk’ın kendisini rahmet ve mağfiretiyle kuşatıp Firdevs’i ile şereflendirmesini diliyoruz. Başta Hocaefendi olmak üzere, evlatları ve torunlarıyla beraber tüm sevenlerine sabr-ı cemîl niyaz ediyoruz.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu