Yazarlar

Dini kim istismar ediyor? – 1 | Yüksel Çayıroğlu

Daha önceki bir yazımızda Diyanet’in Hizmet hareketi aleyhine yaptığı çalışmalar hakkında kısa bir bilgi vermiştik. Diyanet, kontrollü 15 Temmuz darbesinden iki hafta sonra gerçekleştirdiği din şurası kararlarını  Fetö: Örgütlü Bir Din İstismarı (2016) ismiyle neşretti. Bundan bir yıl sonra Hizmet hakkında hazırladığı rapora, Kendi Dilinden FETÖ: Örgütlü Bir Din İstismarı ismini verdi. Aynı yıl kolektif bir çalışmanın ürünü olarak neşrettiği diğer bir çalışmanın adı da Fetö: Örgütlenmiş Din İstismarının Tahlili idi. 2018 yılında hazırladığı başka bir kitapçığı ise etöDin İstismarının Arkasına Gizlenen Terör Örgütü ismiyle yayınladı. Aynı şekilde Diyanet aylık dergisinin Eylül 2016 sayısını da Din İstismarı başlığıyla dosya çalışması olarak neşretti.

Kitap içerikleri hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir insan bile, sadece kitap isimlerinden hareketle Diyanetin, Hizmet hareketine yönelttiği en önemli suçlama hakkında doğru bir tahmin yürütebilir. Hiç şüphesiz Diyanet nazarında Hizmet, dini istismar eden bir harekettir. Elbette bu, Diyanet’in Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ve Hizmet hareketine yönelttiği tek suçlama değildir. Diyanet, son 5-6 yıllık süreçte siyasî iradenin talepleri doğrultusunda Hizmet hareketini karalamayı kendisine temel bir vazife edindi. Hem Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerinin desteği hem de ilahiyat fakültelerindeki bazı hocaların katkılarıyla sistematik bir karalama kampanyası başlattı ve Hizmet hareketi hakkında akıl almaz iddia ve iftiraları ortalığa saçtı.

Biz, konunun doğru anlaşılabilmesi ve meselenin bütün derinliğiyle görülebilmesi adına burada ve bundan sonraki yazılarımızda öncelikle farklı yönleriyle din istismarı üzerinde duracak, sonrasında Diyanet’in, Hizmet hareketine yönelttiği temel suçlamaları verecek, ardından Diyanet’in böylesi bir karalama kampanyasına dahil olmasının sebeplerini analiz edecek ve son olarak da iktidar erkinin taleplerini karşılama adına din istismarının nasıl istismar edildiğini ortaya koymaya çalışacağız.

Din İstismarı

Arapça bir kelime olan ve istismarla aynı kökten gelen semere, meyve, ürün, mal gibi anlamlara gelir. İstismar da bu meyve ve ürünlerin devşirilmesi ve onlardan istifade edilmesi demektir. İstismar, daha genel anlamıyla bir şeyden fayda ve menfaat sağlama anlamında kullanılır. Fakat dilimizdeki anlamı bundan farklıdır. İstismarın Türkçedeki kullanımı tamamıyla olumsuz anlamdadır. Bir şeyi haksız yere şahsî çıkarları için kullanma, sömürme ve suiistimal etme anlamlarına gelir.

a) Din istismarı ne demektir?

Din istismarı denildiğinde, dinin vaz olunuş maksadının dışında şahsî hesaplar adına kullanılması, maddî ve dünyevî çıkarlara alet edilmesi anlaşılır. Bir yönüyle din istismarı, insanların dinle, mukaddesatla ve Allah’la aldatılması demektir.

Sırf dünyevî ve maddî menfaatler uğruna hadis uydurmanın, bâtınî yorumlara başvurmanın, muhtemel yorumlardan birini mutlaklaştırmanın, ayet ve hadisleri bağlamından kopararak yorumlamanın da bir çeşit din istismarı olduğunda şüphe yoktur. Aynı şekilde dikkat çekebilme adına marjinal görüşler ortaya atma, eleştiri ve muhalefetin yıkıcı etkisinden faydalanarak meşhur olmaya çalışma gibi faaliyetler de din istismarının farklı çeşitleridir.

Din istismarı denildiğinde öncelikle anlaşılan mana, dinin siyasal istismarıdır. Siyasiler ya iktidar gücünü ele geçirme ya da devam ettirme adına öteden beri dini istismar edegelmişlerdir. Zira siyasiler açısından meşruiyet sorununu çözebilecek en güçlü değer, dindir. Fakat şunun da hatırdan çıkarılmaması gerekir ki, dinin siyasal istismarının temelinde de bireysel istismar yatar. Çünkü din gücünü arkasına alarak iktidarını pekiştirmek isteyen kimselere bakıldığında, bunların genel itibarıyla hırslarının kurbanı olmuş iktidar delisi insanlar olduğu görülür. Dolayısıyla dinin; kurumlar, gruplar veya devlet tarafından istismar edildiği durumlarda da psikolojik faktörlerin göz ardı edilmemesi gerekir. Neticede din istismarının temelinde, insanın aşırı bencilliği ve kendi çıkarlarına düşkünlüğü yatar.

Din istismarcıları dini; şahsî, iktisadî, siyasî hedefleri uğruna araçsallaştırdıkları ve bundan menfaat elde ettikleri için, bu tür kişiler için “din tacirleri” veya “din bezirganları” gibi isimler kullanılır. Din istismarının şer’î ıstılahtaki karşılığı ise riyakârlık, münafıklık ve sahtekârlıktır. Din istismarının karşıt anlamı olarak da içtenlik, samimiyet ve ihlâs gibi kavramlar kullanılır.

b) Din İstismarının Sebepleri

İnsanlar, dindar görünmenin kendilerine sağlayacağı bir kısım imtiyazlardan, maddî veya manevî getirilerden faydalanma adına din istismarına başvururlar. Bunu da ya dindar olmadıkları halde dindarmış gibi görünerek ya kendilerini olduklarından daha fazla dindar göstererek ya da dindarlıklarını görünür kılarak yaparlar. Gerek olmadığı halde ibadetlerini izhar etme, ağzından dinî kavramları düşürmeme, dinî kisvelere bürünme ve dindarlığını başkalarının gözüne sokma din istismarcılarının sıkça başvurduğu davranışlardır.

Farklı bir ifadeyle insanları din istismarına sevk eden faktör, dindar olmanın halk nazarındaki itibar ve güveninden faydalanmaktır. Yani dindarlıklarını başkalarına satarak bunun ekmeğini yemektir. Kişi veya gruplar, davranışlarının toplumsal onay görmesi, gayrimeşru davranışlarını meşru gibi gösterme, ekonomik çıkarlar elde etme, siyasî nüfuz kazanma, makam ve payeler elde etme, toplumsal bir kısım imtiyaz ve ayrıcalıklara kavuşma, şahsî emel ve arzularına ulaşma gibi sebeplerle de dinin gücünden veya halk nazarındaki kredisinden istifade etmek isteyebilirler.

c) Din İstismarının Ölçütü

Dinî mükellefiyetleri ihlâsla yerine getirmek de insana, dolaylı yoldan da olsa, bazen maddî faydalar sağlayabilir. İlim ve irfan sahibi olmanın, dindar ve müttaki bir hayat yaşamanın dünyada da getirileri olabilir. Sırf neticelerden yola çıkarak bu tür şahısların “din taciri” ilan edilmesi, büyük bir kul hakkı ve ağır bir vebal olur.

Din istismarı yapanlarla yapmayanları birbirinden ayırmanın temel ölçütü, niyettir, samimiyettir. Niyet ve maksatlar bilinmeksizin sadece davranışların sonuçlarına bakarak önüne geleni din istismarıyla suçlamak, en az din istismarı kadar yıkıcı ve tahrip edicidir. Bizzat din istismarı suçlamasının kendisi de; dindar insanlar üzerinde baskı oluşturma, dinlerini özgürce yaşamalarına engel olma veya belirli şahıs ve grupları itibarsızlaştırma adına istismar edilebilir.

Biraz daha açacak olursak, din istismarının rasyonel ve objektif bir kriterini vaz etmek çok zordur. Söz konusu kavram oldukça muğlak ve göreceli bir anlam içeriğine sahiptir. Bu sebeple din istismarı suçlamasının bizzat kendisi de her an istismara dönüşebilir. Bazıları din istismarı kavramının arkasına gizlenerek samimi mü’minlere zarar verebilir, onların samimi niyetlerle yaptıkları hayır faaliyetlerine değişik kulplar takabilir. Bazıları da başka mezhep ve meşrepleri din istismarcısı gibi göstererek, bununla kendi görüşlerini öne çıkarmak, kendilerini dinin tek temsilcisi gibi göstermek isteyebilir. Kimsenin kalbini, niyetini ve maksadını bilemeyeceğimize göre asıl olan, ortada somut deliller olmadığı sürece kimsenin din istismarıyla suçlanmamasıdır.

Bununla birlikte miting meydanlarında Kur’ân sallama, sürekli siyasal içerikli hutbeler okuma, demokratik bir sistemde belirli bir partiye oy vermeyi dinî hükümlere bağlama, haramlığında şüphe bulunmayan yolsuzluklara dinî kılıflar bulmaya çalışma gibi her tarafından tekellüf ve tarafgirlik dökülen davranışların din istismarı olarak görülmesinin, niyet okumayla bir alakası olmadığını da ifade etmek gerekir. Burada önemli olan nokta, kimin din istismarı yapıp yapmadığıyla ilgili değerlendirmenin, suizan ve niyet okumaya değil, bizatihi ortaya konulan fiil ve davranışların niteliğine bağlanmasıdır.

d) Din İstismarının Zararları

Din kim tarafından istismar edilirse edilsin, bu hem din istismarcılarına hem istismar edilen şahıslara hem toplumun geneline hem de bizzat dine zarar verir. Din istismarcıları, ibadet ü taatlerinde sadece Allah rızasını gözetmek yerine insanların rızasını gözettikleri için, yaptıkları salih ameller boşa gider, hatta onlar için bir günah yüküne dönüşür. Er-geç din istismarcılarının maskesi düşer, şahsî hesapları adına dinî değerleri bile sömürebilen nasıl bencil ve ahlaksız insanlar olduğu anlaşılır, itibar ve güvenilirliklerini kaybederler.

İstismara maruz kalan, daha doğrusu dinle, Allah’la aldatılanlar açısından da maddî manevî pek çok zarar ortaya çıkar. Onlar, dindar olduklarını ve dini temsil ettiklerini düşündükleri kişiler tarafından sömürüldüklerini fark ettiklerinde, bütün Müslümanlara şüpheyle bakmaya başlar, iyi niyet duygularını kaybederler.

Ayrıca dindarlığın prim yaptığını ve amaca ulaşma adına nasıl kullanışlı bir araç olduğunu gören başkaları da buna tevessül eder. Bu da toplumda nifak, yalan, ikiyüzlülük ve sahtekarlığın yayılmasına sebep olur. Neticede değerler aşınır, toplumda güven bunalımı ortaya çıkar, huzur ve iç barış yara alır ve insanlar dinden soğurlar.

Bu sebeple Kur’an, bir çok ayetiyle mü’minleri din istismarına karşı uyarır. Mesela bir âyet-i kerimede şöyle buyrulur: “Çok hilekâr ve aldatıcı (şeytan ve din istismarcıları) sizi Allah ile aldatmasın.” (Lokman, 31/33; el-Fâtır, 35/5; el-Hadîd, 57/14) Ayrıca Cenab-ı Hak, bir çok âyet-i kerimede, “Âyetlerimi az bir fiyatla, yani dünya menfaati karşılığında satmayın.” (el-Bakara, 2/41) buyurarak, dinin istismar edilmesini şiddetle men eder.

Diğer bir âyette din istismarcılığının nasıl bir uhrevî kayba sebebiyet vereceği şöyle anlatılır: “Allah’ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyip onu birkaç paraya satanlar var ya, işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmazlar. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz ve onları temize çıkarmaz. Onlara son derece acı bir azap vardır.” (el-Bakara, 2/174. Ayrıca bkz. el-Bakara, 2/79; Âl-i İmrân, 3/77, 187, 199; el-Mâide, 4/44, 106; et-Tevbe, 9/9; en-Nahl, 16/95)

Allah, zikredilen âyetlerde din istismarını yasakladığı gibi, birçok ayet-i kerimede ise dinin yalnızca Allah’a has kılınmasını, yalnız O’na ibadet edilmesini ve dinî yaşantıda ihlâslı olunmasını emretmiştir. (Bkz. el-Beyyine, 98/5; ez-Zümer, 39/2, 11, 14; el-A’raf, 7/29)

Devam edecek…

Kaynak: Tr724.com | Yüksel Çayıroğlu

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı