Soru: İslâm’da istişarenin usûl ve adabı nedir? Cevap: Kur’ân-ı Kerim, herhangi bir tevil ve yoruma ihtiyaç bırakmayacak şekilde, açık ve net olarak, istişareyi Müslümanların zarurî vasfı olarak zikretmiş ve onun, …
Kürsü
-
-
Geceler, o tertemiz siyah örtüsüyle bütün bir varlığı sarınca, bir kısım karanlık ruhlar kendilerini her şeyden kopmuş, yalnız ve garip hissederler. Oysa ki, en karanlık anlarda, en tenha yerlerde, en …
-
Şanlı devirlerimizi bütün ihtişamıyla ihya edip geriye getirmek, “dünü” bir kere daha yaşamak gibi imkânsızdır. Ne var ki, milletçe varlık ve bekâmız, bu muhteşem devirlerle çok alâkalı ve içli-dışlıdır. Bizim …
-
Başını kaldır çevrene bak ve dünü-bugünü birarada görmeye çalış! Herşeyin muntazam bir tempoyla değişip gelişmekte olduğunu; dün minik bir tomurcuk, kuru bir tohumcuktan ibaret olan filizlerin, dânelerin boy atıp başak …
-
Asırlar var ki, mazlumlardan daha mazlum, mağdurlardan daha mağdur şu bizim dünyâmızın insanı, değişik buuttaki baskılarla gerildikçe gerildi; maruz kaldığı zulümlerle her gün biraz daha sertleşti ve ardı arkası kesilmeyen …
-
Tarihin belli bir döneminde başlayıp, bugünlere kadar uzayıp gelen bir mizaç inhirâfıyla, bize ait değerler hep horlandı, hep hakir görüldü. Bu dönemde, gönlünü bir kısım fantezilere kaptırmış, ruh dünyâsıyla lime …
-
Arkadaş, varolduğun sürece her türlü kötülüğe karşı duygu, düşünce ve gönlünün kapılarını kapa! Her zaman Hakk ölçüleri içinde en iyiyi, en güzeli ve en doğruyu ara! Bütün kinleri, nefretleri, bencillikleri …
-
‘Muhabbet bir Süleymandır Gönül taht-ı revân olmuş.’ (M. Lütfi) Gönül; insanoğlunun, en önemli, en ciddî yanı; onun mânevî varlığının ifâdesi, his ve inançlarının kaynağı ve insan derinliklerine açılan yolların hem …
-
“Gevşeklik göstermeyin, tasalanmayın; Eğer iman ediyorsanız üstünsünüz.” (Âl-i İmrân, 3/139) Hâlihazırdaki tablo oldukça ürpertici; ancak iman, ümit ve Allah’a teveccüh sayesinde aşılmayacak gibi de değil. Eğer insan, güneşe doğru yürür …
-
Ey Merhametlilerin En Merhametlisi! Bu koskoca kâinatları bir kitap gibi önümüze seren Sen; onun esrarını vicdanlarımıza duyuran Sen ve vicdanlarımızı lâhûtî esrarının mevcelenip geldiği iklime bir sahil yapan yine Sensin! …