<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali Osman Bozkuş, Hizmetten sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/author/aliosmanbozkus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/author/aliosmanbozkus/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Dec 2024 06:51:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Ali Osman Bozkuş, Hizmetten sitesinin yazarı</title>
	<link>https://hizmetten.com/author/aliosmanbozkus/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Edebi Yönü ve Şiirle Kurduğu Derin Bağ</title>
		<link>https://hizmetten.com/fethullah-gulen-hocaefendinin-edebi-yonu-ve-siirle-kurdugu-derin-bag-gokhan-bozkus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Osman Bozkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Dec 2024 20:19:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=40798</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edebiyat, insanoğlunun duygularını, düşüncelerini ve değerlerini en saf, en duru haliyle ifade ettiği bir sanat dalıdır. Bu sanat dalı, yalnızca bireysel hissiyatın ifadesi değil aynı zamanda toplumsal değişimlerin ve manevi&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/fethullah-gulen-hocaefendinin-edebi-yonu-ve-siirle-kurdugu-derin-bag-gokhan-bozkus/">Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Edebi Yönü ve Şiirle Kurduğu Derin Bağ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Edebiyat, insanoğlunun duygularını, düşüncelerini ve değerlerini en saf, en duru haliyle ifade ettiği bir sanat dalıdır. Bu sanat dalı, yalnızca bireysel hissiyatın ifadesi değil aynı zamanda toplumsal değişimlerin ve manevi arayışların da bir yansımasıdır. Fethullah Gülen Hocaefendi hayatını insanlığa hizmet etmeye ve evrensel değerleri yaymaya adayan bir mütefekkir olarak, bu derin edebi kaynaktan hem ilham almış hem de onu eserleriyle zenginleştirmiştir. O’nun edebi hayatı, sadece dinî ve toplumsal meselelerle sınırlı kalmamış, aynı zamanda şiir ve edebiyat gibi estetik alanlarda da kendini göstermiştir.</p>
<p>Özellikle Kırık Mızrap, Kırık Testi Kitap Serisi ve Ölçü ve Yoldaki Işıklar; iç dünyasını, manevi yolculuğunu ve edebiyatla olan güçlü bağını anlamak için önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Şiirlerinde kullandığı dil, tasvir ettiği manevi derinlik ve Türk edebiyatının köklü geleneklerinden beslenmesi, onun sadece bir düşünce insanı değil, aynı zamanda estetik bir duyuşa sahip bir şair olduğunu da gözler önüne sermektedir. Ruhunun ufkuna yürüdükten sonra onun son yolculuğunun bütün safhalarında bulunan şair bir dostum bir akşam beni arayarak şöyle demişti. “Edebiyat dünyasının, şairlerin başı sağ olsun Hocam.”</p>
<p>Bu yazı serisinde  Fethullah Gülen Hocaefendi’nin edebi kimliğini ve şiirle kurduğu derin bağı, eserlerinde iktibas ettiği şairleri, yazarları, kendine özgü tamlamları, şiirlerindeki metinler arası yolculuğu incelemeyi amaçlıyoruz. Şiirlerinin tematik ve dilsel özelliklerini de ele alarak, onun edebiyat dünyasına kattığı değeri ve bu yolla okuyucularında oluşturduğu etkiyi irdeleyemeye çalışacağız. Aynı zamanda Hocaefendi’nin, şiirle nasıl bir manevi köprü kurduğunu ve bu sanatı insan ruhunun özünü bulmasına yönelik bir araç olarak nasıl kullandığını da gözler önüne sermeye gayret edeceğiz.</p>
<p>Fethullah Gülen Hocaefendi eserlerinde <strong>edebiyata , şiire</strong> nasıl değinmiş, bu kavramları nasıl açıklamış?</p>
<p>“<strong>Edepten Edebiyata İnce Bir Çizgi</strong>” başlıklı makalesinde edebiyat ile edep arasında şöyle bir ilişki kurar:</p>
<p>“Edep; nezaket, zarâfet, hayâ, iffet ve saygı… gibi hususların umumi nâmı; iyi-kötü, acı-tatlı her hâdise karşısında kibar ve nazik davranmanın, içtimaî münasebetlerde herkese karşı yumuşak ve sıcak tavırlar sergilemenin, elden geldiğince kırıcı, incitici olmamaya çalışmanın; ifade ve üslûpta şartları, konjonktürü nazar-ı itibara almanın; muhatabın/muhatap–ların seviye, konum, pâye ve mansıplarına göre hitap etmenin farklı bir unvanıdır.</p>
<p>İnsanın, bütün rezîlelerden uzak durması ve hayatını faziletlere bağlı sürdürmesi, edep adına ayrı bir yorum.. tabiîliğin korunması şartıyla söz, tavır ve davranışların inceliği, sıcaklığı ve yumuşaklığı, edep mülâhazasının ayrı bir açılımı.. neyin, nerede, kimden kime karşı olunca nasıl bir üslûpla ifade edileceği de edebin, aynı zamanda <strong>edebiyata</strong> açık menfezi de diyebileceğimiz ayrı bir buudu.</p>
<p>Bizim dünyamızda <strong>edebiyat</strong>, bütün bu güzelliklerin sözle ve yazıyla ifade edilmesi şeklinde algılanmıştır. Uzun zaman destanlar bu desene göre örgülenmiş; masallar bu anlayışa bağlı hülyaların bağrında boy atıp gelişmiş<strong>; hikâye ve roman</strong> türü şeyler hakikatle şöyle-böyle irtibatlarını koruyarak gün yüzüne çıkmış ve gelişmiş; ister halk ifade tarzı ister elit üslûbuyla olsun asırlar ve asırlar boyu geçmiş nesillerin müktesebâtı arkadan gelenlere intikal ettirilerek hafife alınamayacak hatta dahîl şeylerden bizleri müstağni kılacak bir zenginlik oluşturulmuştur.</p>
<p>Şimdi bilmem ki bizler, o zenginliğin farkında mıyız ve kaynağı edep olan bugünkü <strong>edebiyatımızla</strong> nasıl bir durumdayız? ”</p>
<p>2 Mayıs 2005 tarihinde yaptığı bir sohbette yine edebiyat ve edep ilişkisine dikkat çeker:</p>
<p>“Bildiğiniz gibi, rasyonalizm, realizm, sürrealizm, romantizm gibi farklı farklı edebiyat ekolleri vardır. Bunlar asıl itibarıyla felsefi cereyanlar olup zamanla birer edebiyat ekolü şeklinde seslendirilegelmiştir. Bunların kimisi sadece akıla, bazısı aklın hiçbir denetlemesini kabul etmemek ve hiçbir töre, ahlak ve estetik anlayışının tesirinde kalmamak kaydıyla insan benliğinin kendi yorumuna, bir kısmı da aşka ve romantik konulara bağlanmıştır. Ne var ki, bu akımların büyük çoğunluğu edebiyat adına işlenen cinayetlerin vesilesi olagelmiştir. Çünkü, edebiyatın aslı edeptir; bunlarda ise, öze karşı bir muhalefet, kökü tahrip ve asılla dal arasındaki bağı koparma vardır.</p>
<p>Mesela, edepten mahrum bir edebiyat, dostların bulunmayışından ve sahipsizlikten kaynaklanan gamlı bir hüzün verir. Çünkü, onun talebesi, alemi bir vahşetzâr olarak görür; insanı, sahipsiz ve kimsesiz bir şekilde yabanîler içinde kalmış gösterir, geride hiçbir ümit ışığı bırakmaz. İslam ahlakıyla donanmış bir gazeteci veya yazarın ifadeleri de bir nevi hüzün verebilir. Fakat, onun hüznü yetimâne değildir, âşıkanedir; dostsuzluktan değil, bir süreliğine dostlardan ayrılmış olmaktan kaynaklanır.</p>
<p>Hâsılı, edipler, bütün söz söyleme yeteneklerini ve sanat kabiliyetlerini her zaman hakkın, iyinin ve güzelin emrine vermeli; temiz kalbleri bâtıl tasvirlerle yaralamamalı, insanların saf düşüncelerini çirkin hayallerle kirletmemeli ve nefsanîlikleri resmederek onları cismâniyetin köleleri hâline getirmemelidirler.”</p>
<p>Yazı serimizin ilerleyen dönemlerinde Fethullah Gülen Hocaefendi’nin <strong>Sözlüğ</strong>ü alt başlığı ile irdelemeye çalışacağımız kavramlardan birisi olan “<strong>Sükutîler” </strong>i anlattığı 21 Kasım 2004 tarihli sohbetinde de edep-edebiyat ilişiki üzerinde durmakta:</p>
<p>“Edebin –edebiyat kelimesiyle aynı kökten gelmesine bağlı olarak– bir diğer manası da, hitabet sanatını bilme, sözün hakkını verme, üsluplu ve güzel konuşma demektir. Hazreti Ebu Bekir’in sorusu da bu ikinci mânâ istikametindeydi; “Sana bu kadar güzel konuşmayı kim öğretti?” diyordu. Demek ki, sözden anlıyor, bir mücevherci gibi söz inci-mercanlarını fark ediyor ve hayranlığını dışa vuruyordu. İşte, böyle bir insanın, bütün hayatı boyunca Efendimiz’in huzurunda konuştuğu sözlerin tamamı yüz cümleyi geçmez. Hatta bir yönüyle konuşmayı seven ve konuşmadan çok çok iyi anlayan, “Ben hiç durmadan İbnu Ebî Salt’ın şiirlerinden bin tanesini peşi peşine okurum” diyebilen, zamanında edebiyatla da meşgul olan ve bu konuda, İmru-ül Kays, Nabigatü’z Zebyani, Züheyr ibni Ebi Sülma, Tarfete ibni Abd, Lebid ibni Rebia… gibi cahiliye şairlerini birkaç mısralarından tanıyıp ayırdedebilecek kadar engin bir malumata sahip bulunan Hazreti Ömer’in, Efendimiz’in huzurundaki bütün konuşmalarını da sayabilirsiniz. Peygamberimizin yanında senelerce bulunmasına rağmen ona söylediği sözlerin sayılabilecek kadar az olduğunu göreceksiniz. Nedendir acaba? Çünkü, bu insanlar, konuşmasını bilen ve her sözü faydalı olan bir insanı dinleyip ondan istifade etmek için sükut duruyor; böylece hem söz ve vakit israfından uzak kalmış hem de sözlerinden herkesin istifade edebileceği O Söz Sultanına konuşma imkanı vererek herkesin nasiplenmesini sağlamış oluyorlardı.”</p>
<p>4 Aralık 2024 tarihinde Herkulnağme sitesinde  “Muhterem Hocaefendi bazı günler bir şiir okur bazen de bir türküden bir iki mısrayı terennüm ederlerdi. Hatta kendilerinin “Bugün dilime sürekli şu mısralar takıldı!” minvalinde sözlerine çok şahit olmuşuzdur.Bizler de arzu ederlerse şiiri ya da o türküyü dinlemeleri için bir fasıl bulmaya gayret ederdik.” açıklaması ile gösterilen videoda da görüleceği gibi Hocaefendi’nin hayatında şiirin çok derin bir yeri var. O videoda dinlediği şiir Türk halk edebiyatının önemli temsilcilerinden biri olan halk ozanı Aşık Reyhani’ye (Yaşar Yılmaz)  aittir. Bir sonraki yazımızda Hocaefendi’nin eserlerinden, sohbetlerinden yola çıkarak ona göre şiir nedir ve nasıl olmalıdır sorularının peşine düşecek şiirle kurduğu derin bağı aktarmaya çalışacağız.</p>
<p>Öz canımdan çok sevdiğim Erzurum<br />
Çaresiz dişimi sıktım gidirem<br />
Gafillerden darbe yedi gururum<br />
Kaderime boyun büktüm gidirem</p>
<p>Selam olsun ecdâd ile ebâya<br />
Abdurrahman Gazi, Habip Baba&#8217;ya<br />
Tuz ektiler çalıştığım çabaya<br />
Emeğimi suya kattım gidirem</p>
<p>Kırılmış sazımı astım tavana<br />
Çevirdim yönümü döndüm divâna<br />
Gurbet kelepçedir yurdu sevene<br />
Bilerek koluma taktım gidirem</p>
<p>Palandökenlerin sisli dumanı<br />
Engininde bulamadım gümanı<br />
Ezanlar okundu seher zamanı<br />
Üç kez geri döndüm baktım gidirem</p>
<p>Benim canım feda bin cana<br />
Bin can az gelirse ikibin cana<br />
Kırk sene gözyaşı döktüm fincana<br />
Kattım Karasu&#8217;ya aktım gidirem</p>
<p>Yel devirsin sebeplerin kökünü<br />
Sırtıma verdiler sitem yükünü<br />
Kırk senedir beklediğim ekini<br />
Harmana dökmeden yaktım gidirem</p>
<p>Alnımız apaçık yüzüm karasız<br />
Buna rağmen bırakmadılar yarasız<br />
Tambura köyünden Emrah çaresiz<br />
Ben de Erzurum&#8217;dan çektim gidirem</p>
<p>Reyhani&#8217;yim derdim gamım dinmedi<br />
İftira darbesi cana sinmedi<br />
Zeynel, Horasan&#8217;a gitti dönmedi<br />
Bu da benim karabahtım gidirem.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/fethullah-gulen-hocaefendinin-edebi-yonu-ve-siirle-kurdugu-derin-bag-gokhan-bozkus/">Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Edebi Yönü ve Şiirle Kurduğu Derin Bağ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
