Asla unutma unutturma… | Adem Dumlu’nun kaleminden Tenkil izlenimleri

Yazar Hizmetten

Belki affedebilirsin ama asla unutma unutturma…

Tenkil Müzesi Hizmet Hareketine yapılan zulmün ete kemiğe bürünmüş bir hali diyebiliriz. Tenkil kelimesi anlam olarak; uzaklaştırmak,kökünü kazımak, tamamen ortadan kaldırmak için her türlü baskıyı uygulamak anlamına gelmekte olan bir kelime. Tenkil Müzesi projesinde aldığımız en fazla eleştirilerden biriside neden Tenkil kelimesinin kullanıldığıydı. Neden bütün dünyanın anlayabileceği bir İngilizce kelime değilde, insanlara anlatmakta zorlanacağımız bir kelime kullanıldı?

Bunun cevabı aslında çok basit; Holokost kelimesi nasıl Yahudi soykırımıyla özdeşleşmiş bir kelime ise, bizde hizmete yapılan bu soykırımın kavramsallaştırılmasını istiyoruz. Şuan yaşanılan süreç Yahudi Soykırımıyla kıyaslanabilecek bir durumda değil tabiki; ama emin olun şuan Türkiye’de ki mevcut iktidara bu imkanı verseniz soykırımdan daha beterini yapacağına adım gibi eminim.

Almanya’nın Kassel şehrinde 13-15 Aralık tarihlerinde Tenkil Müzesi projesini hayata geçirmek için yaklaşık 5 aydır hummalı bir çalışma vardı. Elhamdülillah müzemizi en güzel şekilde yaptık ve bitirdik. Hem projenin arka planında yaşananlar hemde bundan sonrasında yapılacak olan yerler adına da yardımcı olacağı kanaati ile böyle bir yazı yazmayı düşündüm.

Müzeyi Kassel şehrinde yapmadan önce kendimize yerel bir partner arayışına girdik. Amacımız kendi kendimize bir iş yapmak değildi. Yerel insanlara ulaşabilmek, onlara yaşanılan mağduriyetleri anlatabilmek adına mutlaka yerelden insanlarla birlikte bu projenin yapılması gerektiğine inanıyorduk. Ve yaklaşık 2 yıldır tanıdığımız, İnsan Hakları üzerine tanınan bir bilim adamı ve aynı zamanda aktivist olan Dr. Theodor Rahtgeber ile görüştük. Kendisi seve seve bu projeye danışmanlık ve hamilik yapabileceğini söyleyince gerçekten çok mutlu olduk. Bu proje için ayda en az iki kez buluşup onun fikirlerini ve değerlendirmelerini alıyorduk. Bu arada büyün hikayeler ve yazılar Almancaya çevrildi. Çeviri noktasında yardımcı olan işin yükünü çeken bütün herkese buradan tekrar bir teşekkürü borç biliyorum. Yaklaşık 120 sayfaya yakın çeviri yapıldı.

Müzenin yapılacağı salonla alakalı arayışa girdiğimizde karşımıza iki ihtimal çıktı. Birincisi normal bir belediye salonunda programı yapmak ya da Kassel’de bu tür sanatsal ve kültürel sergilerin yapıldığı bir salonu tercih etmekti. Zaman olarak vaktin az olması ve içerik olarak kısmende politik konu olması salon bulmakta bizi zorladı. Kassel’in en önemli sergi salonu olan Südflügel salonunu tutmak istedik fakat ısrarcı isteklerimize rağmen maalesef bize olumlu cevap ilk etapta verilmedi. Tam bu vakitte Dr. Rathgeber bizzat araya girerek bize salonu tutmamızda yardımcı oldu. Bu olayla birlikte yerel bir partner ile program yapmanın önemine bir kere daha şahit olduk. Program salonu da belli olduktan sonra bir çok milletvekili, yerel veya ulusal gazeteci ve yerel derneklere davetiyeler gönderildi. Bu davetiyelere çok güzel geri dönüşümler oldu.

Programın açılış gününde salonda bir hayli yerel katılımcı vardı. Açılışta konuşma yapan; Yunanistan’da vefat eden Esma Uludağ’ın eşi Mehmet Ali Uludağ, Meriç’te ailesi şehit olan Murat Akçabay ve gazeteci Yüksel Durgut beye buradan tekrar teşekkür ediyorum. Program gerçekten çok hüzünlü ve insanların bam teline dokunan şekilde oldu. Yaşanılanları duymak o anları tekrar yaşamak her ne kadar zor olsa da insanların mağduriyetleri birinci ağızdan duymaları gerçekten zulmün anlaşılması  ve anlatılması açısından çok önemliydi. Konuşmasını yarıda bitirmek zorunda kalan Mehmet Ali Uludağ’ın yerine geçtiğinde kızının babasına sarılarak döktüğü yaşlar bütün salondakileri göz yaşlarına boğdu. Program sonunda konuştuğum bir yerli Alman dostum bana şu cümleyi kurdu; “O küçük kız çocuğunun döktüğü gözyaşlarına mı yoksa yanında sarılacak bir evladı dahi kalmayan diğer babanın bakışlarına mı ağlayayım, bilemedim.”  Evet bir tarafta kızına sarılarak ağlayan Mehmet Ali Uludağ diğer tarafta sarılacak bir evladı dahi kalmayan Murat Akçabay. O gece o salonda olan herkesin hayatta görecekleri en acıklı sahne ve gözyaşlarının sel olup akması.

Açılış programının son konuşmacısı Dr. Teheodor Rathgeberdi. Konuşmasında; “Türkiye’de yaşanılan insan hakları ihlalleri ve diktatörlüğün en çarpıcı en acı bir örneğidir Tenkil Müzesi.” sözlerine yer verdi. Ve zulmün bu şekilde devam edemeyeceğini bir gün bu günlerinde geçeceğini bize bu sefer bir Alman dostumuz söylüyordu. Program sonunda vermiş oldukları röportajlarda hepsinin düşüncesinin aynı olduğunu görmek bize güç ve kuvvet verdi.

Müzede sergilenen eşyalar arasında Gökhan Açıkkollu’nun işkencede kırılan gözlüğünden, 3 yıldır hapishanede kalan ve beton zeminde emeklemekten küçük pantolonları yırtılan Asım bebeğin eşyalarına kadar, bir hayli farklı hikayesi olan eşya vardı. 3 gün boyunca Kassel şehrinde bu müzeyi yüzlerce insan ziyaret ederek yaşanılan mağduriyetin boyutlarına somut bir şekilde şahit oldular.

Ümidimiz; yaşanılan bu kadar mağduriyetin çabucak bitmesi ve daha başka hikayelerin bu müzeye eklenmemesi…

Niyetimiz; belki affedebilirsiniz ama asla unutmayın unutturmayın…

Adem Dumlu | Hizmetten

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...