Bayram Hutbesi | Bayramları Değerlendirme

Yazar hizmetten
web

DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ

 إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

“Rabbimiz Allah’tır deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir” (Ahkâf 46/13)

  لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ أُمَّتِي ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ لَا يَضُرُّهُمُ مَنْ خَذَلَهُمْ حَتَّى يَأْتِيَ أَمْرُ اللهِ، وَهُمْ كَذَلِكَ

“Ümmetimden bir grup her zaman hak üzerine kâim ve sâbit olacak; başkalarının kendilerini yüzüstü bırakmaları onlara asla zarar vermeyecek ve onları sarsmayacak; onlar, Allah’ın emri gelinceye, kıyâmet kopuncaya kadar bildikleri yolda istikamet üzere devam edecekler ve hallerini bozmayacaklar.” (Buhari, İ’tisam: 10; Müslim, İman: 247)

Muhterem Müslümanlar!

Ramazan gelirken bin nazla gelir. Gece gündüz hep gufranla, tüllenir durur ve insanların günahlarını siler götürür. Süresi dolunca da kendini duyura duyura gider, Ramazanlaşan ruhlara tam bir boşluk yaşatmamak için; hayrı, bereketi, neş’esi sıkıştırılmış bir gün diyebileceğimiz, bayrama bizi emanet eder.

Bayramlar kısalığına rağmen haftaların, hatta ayların vâridâtını, hayrını, bereketini ve neşesini bağrında saklayan zaman dilimleridir. Bayramlarda Cenâb-ı Hakk’ın öyle ekstradan teveccühleri ve sürpriz ihsanları vardır ki onlara bayram olmayan on ayda, belki birkaç senede ulaşılamaz.Yapılan bütün hayır hasenat ve ibadetü taat ancak Cenâb-ı Hakk’ın teveccühüyle değer kazanır. Bayramlar işte böyle bir ilâhî teveccühün en önemli vesilelerindendir; âdeta bir ömrü tatlandıracak kadar ilâhî lütuflara mazhar olma vaktidir.

Bizim bayramımız; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da Cehennem ateşinden kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif’i tam değerlendirip, ateşten âzâd olma ümidimiz üzerine kurduğumuz bir bayramdır. Biz, Ramazan’ı ve oruç günlerini arkada bırakmanın değil, hata ve günahların ağırlığından kurtulmuş olmanın bayramını yaparız.

Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor: “Ramazan Bayramı sabahı, melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler: “Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O (Celle Celâluh), bayram gününde kuluna çokça iyilik ve ihsanda bulunur, bolca mükâfat verir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve bu emri yerine getirdiniz. Gündüz ise oruç tutmakla emrolundunuz, orucu da tuttunuz. Bayram namazını kıldıktan sonra da bir münadi şöyle seslenir: Müjdeler olsun size! Rabbiniz sizi bağışladı. (Münzirî, et-Terğîb, I, 465, h. no: 671-1588)

Bayram günleri, yapılan amellerin katbekat karşılığının verildiği mübarek bir zaman dilimidir.

Allah Rasulü (s.a.s), bayram namazına giderken ve gelirken yollara dizilenlerin bayramlarını kutlar, (Dihlevî, 2/92) bayram namazları sonunda sadaka ve hediyeler verir, vermeye de teşvik ederdi. Bu verilenlerin günahların bağışlanmasına vesile olacağını bildirirdi. (Müslim, Salâtü’l-Iydeyn 9)

Peygamber Efendimiz (sallallahualeyhi ve sellem), bayramlık elbiseler giymiş çocukların, neşe ve sevinç içinde oynadıklarını görmüştü. Onların yanından geçerken, yırtık elbiseli bir çocuğun kenarda oturup diğerlerini hüzünle seyrettiğini gördü. Rahmet Peygamberi hemen onun yanına vardı; halini hatırını sorup gönlünü almak istedi. Çocuk, ağlayarak babasının şehit olduğunu ve kimsesiz kaldığını söyledi. Peygamber Efendimiz, çocuğun ellerinden şefkatle tuttu, saçlarını sevgiyle okşadı; “Yavrucuğum, Allah’ın Rasûlü baban, Âişe annen, Fatıma ablan, Hasan ile Hüseyin de kardeşlerin olsun ister misin?” dedi. Sonra  onu alıp cennetlere değişilmeyecek mübarek evlerine götürdü; yedirdi içirdi ve güzelce giydirdi . Daha sonrada manası iyi olmayan Büceyr ismini,  “Artık senin adın Büceyr değil, müjdeci anlamına gelen  “Beşir” olsun” diyerek değiştirdi ve adeta ona yeni bir doğum yaşattı. Beşir, oynayan çocukların yanına gülerek döndü ve bayramını sevinerek geçirdi. Böylece Şefkat Peygamberi, önce ağlayan bir yetimin yüzünü güldürmüş, sonra bayram yapmıştı.

Aziz Müminler!

Hakiki manada değerlendirilebilen bayramlar, ekilen fitne tohumlarıyla birbirinden uzaklaşmış ve âdeta vahşileşmiş insanların yeniden toparlanmasına ve birbirleriyle kucaklaşmalarına vesile olabilir.  Bayramların bereketinden istifade için her anının sevgi, dostluk, kardeşlik ve hayrı hasenat adına dolu dolu geçirilmesi gerekir. Bayramlarda insanların gurbet ve yalnızlıkları paylaşılmalı, bütün kırık gönüllerin sıkıntıları giderilmeye, üzgün yüzler güldürülmeye çalışılmalıdır. Allah Rasulü (s.a.s) buyuruyorlar ki: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim; sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız!” Öyleyse Efendimizin tavsiyesine kulak verip akrabalarımıza, yakınlarımıza, dostlarımıza, zor durumdaki kardeşlerimize, sevginin ilk adımını, onları arayıp bayramlarını kutlayarak atalım. Bayramları neşe ve sevinç günleri olarak niteleyen Peygamber Efendimiz’in irşadını dikkate alalım. Aktüalitenin bizleri boğmasına izin vermeyelim. Bayramlarımızı, yaralarımızı sarma adına bir hamleye dönüştürelim.

Bayramların herkesi kucaklayan, herkese açık o yumuşak ve müsamahalı atmosferi içinde küskünlükler giderilebilir, insanlar arasında kaynaşma sağlayacak faaliyetlerde bulunulabilir, gerçekleştirilen ziyaretlerle büyüklerin gönülleri alınabilir, iltifat ve hediyelerle küçüklerin gönülleri sevinçlere gark edilebilir ve hatta Müslüman olmayan insanlarla bile değişik diyalog köprüleri temin edilerek, bir sulh atmosferi oluşturulup onlara karşı önyargıya sahip bulunmadığımız ortaya konabilir.

Özellikle vahşetin katlanarak cereyan ettiği, çeşit çeşit bombaların kullanıldığı bir dönemde, dünyanın böyle umumî bir sulhe çok ihtiyacı vardır. Bayramı sadece kendi adımıza değil, kardeşlerimiz adına hatta tüm insanlık adına yaşayalım. Bayramımız yeni bayramlar doğursun. Sevincimiz yeni sevinçlerin başlangıcı, huzurumuz nice huzursuzlukların çaresi olsun. Mutluluğumuz dünyanın dört bir yanındaki acılara teselliler sunsun

Hâsılı: Dünyadaki bayramları Allah’a şükrederek ve zikrederek değerlendirenler, vicdanında imanın zevkine uyananlar, İslamî aşk ve heyecanını hayatının sonuna kadar koruyanlar, bir ömür kulluk orucuna devam edip Hazreti Azrail’in “gel” demesini iftar vakti sayanlar hem dünyada hem ahirette peşi peşine o harika bayramlara kavuşacaklardır. Evet, ömrü Ramazan olanın ahireti bayram olur. 

Bu duygularla, mübarek Ramazan Bayramı’nızı kutlar, bütün insanlığa hayırlar getirmesini dilerim.

Cuma Hutbesi | Bayramları Değerlendirme   WORD

Cuma Hutbesi | Bayramları Değerlendirme    PDF

 

Diğer Yazılar

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy